• Genel Forum kurallarını mutlaka okuyun.
  • Lütfen mesajlarınızda yazım kurallarına uyun.
  • Çeviri ekibine üyeler arıyoruz.
  • Spoiler içeren mesajlarda spoiler butonunu kullanın.
Hoşgeldin, Ziyaretçi: Giriş Yap Üye Ol

Bildirimi Kapat


Nazım Hikmet Oratoryosu


#1
fft5_mf451856.Jpeg

Şef: İbrahim YAZICI
Şiirler: Genco ERKAL
Piyano: Fazıl SAY
Bariton: Güvenç DAĞÜSTÜN
Şarkılar: Zuhal OLCAY
Çocuk Vokal: Kansu TANCA
Glockenspiel: Sezer YILMAZER
Blokflüt: Dersu TANCA
Bilkent Senfoni Orkestrası
Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Devlet Çoksesli Korosu


Fazıl Say "NAZIM"

1.Bölüm " Gençlikte "
Üç Selvi
Açların Gözbebekleri
Kerem Gibi


2.Bölüm " Hapishanede "
Dizboyu Karlı Bir Gece
Pazar
Ben İçeri Düştüğümden Beri
Yatar Bursa Kalesinde


3.Bölüm " İnsan Üzre "
Hapisten Çıktıktan Sonra
Kız Çocuğu
Hiroşima
Nereden Gelip Nereye Gidiyoruz?


4.Bölüm " Memleket Üzre "
Vatan Haini
Şehitler
Davet
Memleketim


Final
Yaşamaya Dair


Eser Hakkında
Fazıl Say'ın "Nazım" başlığı altında bestelediği eser, şarkıcıların ve şiir sunucusunun yanı sıra, geniş bir karma koronun ve senfonik orkestranın ifade olanaklarını kullanırken, kimi yerde usulca duyurulan lirik bir havayı, kimi yerde yüksek ses gürlüğüyle haykıran bir tok sözlülüğü içerir. Müzik, hem şiirlerin yoğun anlatım gücünü vurgulamayı üstlenmiş, hem de başlı başına duygusal yükselişi temsil etmiştir. "Nâzım", opera, oratoryo gibi sahne müziklerine yakınlık göstermekte, ancak kuruluşu ve içeriğiyle onlardan ayrılmaktadır. Birbirine bağlı beş bölümden oluşan ve "özgür form" yapısıyla yaklaşık 70 dakika süren eser, makamsal, tonal ve atonal tekniklerle genelde halk müziğimizin renklerinden yararlanmakta, şiirle müziğin görkemli bileşimini yansıtmaktadır.

Besteciye göre, şair olarak "Nâzım Hikmet" atmosferinin yaratılması ve onun müzikle bir portresinin çizilmesi, şiirlerdeki ifade derinliğini müzik diliyle anlatmaya bağlıdır. Şiirle müziğin sarmallığından kaynaklanacak atmosfer, yorumcuların içtenliğiyle yaratılabilir. Şiirlerdeki güçlü ifade özelliklerini duyarlıkla dile getiren Genco Erkal, arkasında her an müziğin esintisini duyumsayacak, söylediği şarkılarla şiir ile melodiyi kaynaştıran Zuhal Olcay ise Fazıl Say'ın piyano eşliğiyle bütünleşecektir. Karma koronun ve senfonik orkestranın zengin ses rengi olanakları ise şiirsel ve müzikal anlamı bütünüyle birleştirecektir. Tıpkı Nâzım'ın mısralarındaki iç sesler ve yarım kafiye mayasının şiiri bütünlemesi gibi... Tıpkı coşkuyla kabaran ve gürül gürül akan bir şiirin sizi alıp sürüklemesi gibi...

Eserde seslendiricilerin anlatım olanakları, şiirlerin içerdiği anlam akışına göre değişik derecelerde kullanılmıştır. Kimi yerde bir kız çocuğu tek başına çıkıp bütün saflığı ve doğallığıyla seslenerek "Hiroşima" trajedisini anlatmakta, kimi yerde karma koro ve orkestra kadroları, görkemli ses gürlüğüyle hayatın çoksesliliğini dile getirmektedir. Bütün bu sesler içinde başrol, şiirleri sunan Genco Erkal'a verilmiştir. Çünkü bu tür müzik formlarında "söz", eserin belkemiğidir.

"Nâzım" oratoryosu Türkiye'nin çeşitli kentlerinde birçok kez seslendirildi. Dinleyici, her seferinde eseri severek izliyor, seslendirme bittikten sonra ayağa kalkarak görülmemiş bir coşkuyla dakikalarca alkış tutuyordu. Bu konserlerde on binlerce dinleyicinin ilgisine cevap verebilmek için, Anadolu'daki görkemli antik tiyatrolar, büyük kentlerin spor salonları gibi kitlesel mekanlar kullanıldı. Söz konusu coşku, yurt dışında da yankısını bulmuş, Avrupa ülkelerinden öneriler gelmişti. Bu önerileri hayata geçirmek ilk bakışta kolay değildi: Koro, orkestra ve solocuların görev yaptığı 200 sanatçıdan oluşan geniş bir seslendiriciler kadrosunun dış ülkelere taşınmasındaki külfet kadar, Türkçe şiirler üzerine bestelenmiş müziklerin yarattığı prozodi dokunulmazlığı da aşılması gereken sorunlardandı. Şimdi görüyoruz ki, halklar arası dostluk, kültürler arası diyalog ve kalıcı barış özlemi gibi insanlık idealleri yanında bu tür teknik ayrıntılar kolaylıkla aşılabiliyor.




Kapıları çalan benim, kapıları birer birer
Gözünüze görünemem, göze görünmez ölüler
Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar
Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar
Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu
Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu




 
Cevap
#2
Solcu sosyalist falan değilim ama mükemmel şiirler


 
Cevap
#3
Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç küğl oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemeyiz ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

1956 yılından gelmiş mükemmel bir Nazım şiiri.(kız çocuğu)
çok seviyorum seni mavi gözlü dev.
 
Cevap
#4
Nazım Hikmeti pek sevmediğimden oratoryosunu yanlışlıkla başka türlü okudum sonra koptum :D
 
Cevap
  




Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi