• Genel Forum kurallarını mutlaka okuyun.
  • Lütfen mesajlarınızda yazım kurallarına uyun.
  • Çeviri ekibine üyeler arıyoruz.
  • Spoiler içeren mesajlarda spoiler butonunu kullanın.
Hoşgeldin, Ziyaretçi: Giriş Yap Üye Ol

Bildirimi Kapat
Game of Thrones Türkiye Discord kanalına katılın!


Zaman Tüneli ve Alpha Misyonları


#1
Bugün yazmak istediğim bir hikaye ilginç olabilir yazmanızı ve değerlendirmenizi cani gönülden dilerim...






Zaman Tüneli ve Alpha Misyonları (Bölüm1)


Her sene gizli bir yerde insanların akıl almayacak bir teknolojik kapasiteyle zaman yolculukları yapılıyor ve her defasında bu projede yer alan kişiler çok heyecanlı ve
mutlu çünkü insan ırkını gelecekte tehdit eden sorunları geçmişte yok edip değiştirmek
istiyorlar. Bu sorunlar genelikle söyasi veya cinayetleri bağlayan büyük exoduslarla
alakalı bir proje.
Projenin adı Alpha Misyon. Bu misyon büyük bir sır. Kimse bu duvarların arkasınan başka
bir yere gidememiş ve bu bilgileri dşarıya yansıtamamış yansıtmak isteyenler tarihte de
sürekli görüldüğü gibi öldürülmüş veya deli olarak karalanmış.
Bu sefer herşey farklı olacaktı alpha misyonu agant denilen 5 kişyle kadrolanacak ve
zaman tünelinde görevleri yerine getirilecekti.
Zaman tünelini açmak yıl 2100 hiç bir sorun oynamıyordu tam tersi zaman tüneline yakın araştırmalar diğer ülkelerde de baş almıştı ama açılışta farklı sorunlar çıkmıştı ve
her defasında buz üsütne konulmuştu.
Alpha Misyonu daha gelişmiş daha kadroluydu ve bilimin zirvesindeydi.
Bunların başı zengin iş adamı X di. Mister X gerçek adı yoktu sadece bilinmeyen bir adam olarak bu binaya girip çıkıyordu bugün bir dosya koymuştu admiralın odasına dosya
bir kitap kadar kalın yazısı klavyenin yazısından ince ve köçğkdü bunu okumak haftalar
belki bile aylar senler alırdı ama admiral mister x in işcisiydi ve bu
dosyaların incenilmesi için ve sadece en önemli kısımları yerine
getireceğine dair bir ekip organize etmşti.
Bu ekip bilim adamlarından tut orgeneralere kadar ulaşıyordu ve herbiri o kapalı odalardan
dosyanın her detayını her kısmını gönlerce aylarca senelrce değerlendirdikten sonra simulasyon şeklinde bilgisayarlara kayıt edilmiş ve filim gibi oynatılmıştı.
Bu proje oldukca zordu ama emir yukardan geldiği için her olanak araştırılıyordu ve
siöulasyonlar 3 sene sürdükten sonra dosya elerine geçtik geleli 5 sene
ara dan sonra zaman tüneline hazırdı Alpha Misyonu.

Alpha Misyonun kadrosu 3 erkek ve 2 bayan dan oluşan özel bir team di.
3 erkek 30 ve 45 yaş araları 2 kadın 23 ve 40 yaş aralarında büyüklerdi ve hepsi güzel
ve yakışıklıydı. Coğusu bğylu ve kuvetli görünüşüyle boy gösterirken bazıları cılıs ve tuhaf
bakışlarıyla admiralerin dikkatini çekiyordu.

''Bunları da kim buldu?'' diyordu admiral ve bir kağıdan arkasından dudağından dalgacı
gülümseler görünüyordu. Admiral ya bu işi hiç ciddiye almıyordu ya da bu misyon
için görevlendirilmiş kişiler.

''Buka bunları buldu.!'' diyordu yardımcı asistantı

''Buka da kendisi gibilerini bulmuş bunlar bir işe yaramaz hepsini
derhal imha edin.!'

diyordu admiral fısıldıyarak ve karşındaki görevli 5 kişi o cam pencereden bunları duymuyordu ama görevlerinden haberdarlardı.

''Olamaz bunlar herşeyi biliyor admiralım hem mister x dr. bukayla birlikte bunları
seçdiler gerisi bizi ilgilendirmez misyon zaten bir garip böyle garip insanlara ihtiyacımız olacak admiralim.'' cevaplıyordu asistant.


Admiral oldukca gergindi ''Bu bayanlar...birisi genç ve güzel kumral ve iri gözlü
diğeri ise tam bir facia çırkin yaşlı ve ... garip.'' diyordu ve elerindeki kağıdı sinirinden
yere savurmuştu.

''Fazla ciddiye almayın admiralım bunlar gelip geçici bunlar misyonda ölürse kendi
adamlarınızı toplayıp tünele girersiniz biraz sabredin birakın üstümüzdekiler ne hali varsa görsün biz görevimizi yapsak admiral.?''

cevaplıyordu asistant ve elinde bir hologram mesajı admirala açıyordu.

Karşısında uzun boylu ve mavi gözlü kalın sakalı bir duruyordu

''Emen , emen senin sorunun ne senin ne yaptığını , etiğini duyuyorum dikkatli ol , seni
bu projeden def edebilirim evet imha bilene ederim onların canlarına bilene dokunma.!''

Korkudan admiral kafasını salıyordu ve büyük tombul kafasından terler akıyordu ,
bu kadarını beklememişti her yerde kamera olması şartı bunların mister x duyması için.

'' Asistant derhal bu kişileri tünnele götür emir yerine geliyor bunları dünya senesi eksi
1279 yılına mısır yolayın ne haleri varsa görsünler.''

emrediyordu emen denilen o şişman ve son derce sinirli
admiral asistanına , moreli bozuktu
çünkü aklınca kendi listesi vardı ama bu liste dekiler bu proje için uyumlu görülmemişti.



Asistant Henry bu beş kişiden oluşan kadroyu yiyecek ve içeceklernen doldurmuştu ve eski tarihi
giyimlernen kuşatıp zaman tüneline yolayacaktı.
Çok heyecanlılardı hepsi bir takım karekterle ve yetkilere sahiptp bu misyonu ölmeden ve sonuna kadar
çeken kişi ödülendirilecekti.


''Arkadaşlar iyi dinleyin sizlere sadece 1 hafta müddet , ortalığı tarayın ve bizler için önemli olan ne
varsa bulun ve sizlere verdiğimiz nano kartlara kayıt edin ki hepsini dönüşünüzde değerlendirelim.!''

''Tammam yaparız.'' diyorlardı.

Ve zaman tünneli bir büyük çekirdek kabuğuna benzeyen bermuda üçgenin içine plaside edilmişti.
Uçakla için girilmez tehlikeli olabilirdi bir paraşütnen o çekirdek kabuğunun içine atlıyorlardı ve
oh siyay ve bembeyaz parlayan noktacıkların içine zıplıyorlardı.


İnanılmaz gibiydi mideleri boşanmıştı kusuyorlardı ve dönüyorlardı hepsi çığlklar atıyordu ve
ölmemek için dua ediyorlardı. Bir kiavuza dönüşmüştü bu misyon '' keşkem gönülü olarak katılmasaydım
birçoğunun aklından geçiyordu böyle birşeyle hayatta karşılaşmamışlardı.

Admiral ve takımı dışardan bu görünütüyü kameradan küçük bir cihaza kaydediyordu ve bu kayıdı
3 dakkika içinde mister x e yolamış olacaktı.





Tünnelin açılışı kapanışından zordu açıldığı vakit 2 sene de zor kapanan delik bermuda üçgenin hemen üstündeydi alan her normal insan için görmek izlemek yasaktı burası atom kiriliğinden dolayı blockade
edilimş bölge ! diye adlandırılıyordu.




Devam Edecek...

Devam Ediyor ...



Alpha Takım deliğin içinde uzun bir çizime benzeyen ve ayrı şekilde bir kayıncağı andıran
birşeyin üsütnden kayıyorlardı ve çevrelerinde yıldızlar parlıyordu çok az kalmıştı ama
bu yolculuğun kliması buz gibiydi vaktinde mısır uluşmak hayatları için çok önemliydi yoksa
bu eksi dereclerde ölebilirlerdi.
Mide bulantısı kesilmis kaydıkları alan yaprak gibi üstlerine çıkıyordu ve düşüyorlardı düşerkene birbirlerin elerinde tutuyorlardı paraşütler daha hasar görmemişti ve mısıra
girişlerinde avantajlı olacaktı.
''Az kaldı arkadaşlar biraz dişimizi sıkalım yanaşın vücüdumuz üşümemeli.!'' diyordu
35 yaşındaki haylaz birisine fakat sakin sesli bir adamın sesiydi , takımı o 1 haftalığına
yönetecekti.
Dünya da ona polis diye adlandırılıyordu mısırda adı şahin olacaktı.
''Anladık .'' diyorlardı diğerleri ve yan yana oturuyorlardı ve birden sakin geçen yolculuğu gözleriyle takip ediyorlardı.
''Burası ne kadar güzel böyle , hayatımda ne böyle birşey gördüm ne de her halde göreceğim..'' mırındanıyordu yaşlı kadın. Kafasındaki çarşaf havalanıyordu ve sanki rüzgar yüzünü okşuyordu. Yaşlı kadın dünya da bir oyuncuydu brodway de en önlü oyunlarda
oynamıştı ve harikka bir oyuncuydu. Mısır da adı lena olacaktı .
Diğer ik genç silahşördü , ikisi delikanlıydı çok cesur ve de çok da kuvetlilerdi birisi erkek
bir diğeride o genç kadındı.
''Bunları görüyoruz Evet ama dönersek bizleri bunları gördüğümizden kimseye söylememeliyiz yoksa burayı görmek isteyen birçok insan olur cinayetler coğalır.'' diyordu
genç bayan onu adı mısır da alexandra olacaktı ve dansöz hayat kadını gibi davranacaktı.
Düğer erkek ise ispiyonculuk yapacak ve gözli görevlerle ilgilenecekti onun kimliğe dışa doğru önemli olmayacaktı o kılık ve kıyafet değiştirme emri vardı.

Delikten bir müzük sesi bir çalgı sesi duyluyordu sanki mağaradan geliyordu bu ses ,
sesi işitirken kayıncak daha hızlı bunları çekiyordu aşağıya o sese doğru '' her halde geliyoruz , paraşütlerini iyi tutun..!'' diyordu başları adı heldor du.
Paraşütler açılmıştı ve kara bulut bitiyor mavi karamsı gerçek bir bulutun üstünden piramitleri yukardan
izliyecek kadar yüksek mesafedelerdi.
''Alçak uçalım aşağıya aşağıya.!' diyordu heldor ve paraşütler aşağıya insanların yukardan hiç görünmediği bir yere iniyorlardı ve oh çalgı sesleri halla kulaklarını çınlatıyordu.
En sonunda aşağıya yeterince uçmuşlardı ve takla atarak inmişlerdi.
Bazıların bacakları koparcasına ağrıyordu tünnel onların vücüdlarını sanki geliremişti sanki yaşlanmışlardı
ve kemikleri düşüden değil sıcak sabah toprağına otururken ağrıyordu.
''Ölüyorum kalbim bacaklarım .'' feryat ediyordu yaşlı kadın ve elini bacağından çekemiyordu diğerleri de
perişandı herkesin bir ağrğsğ başlamıştı.

Admiral emen heldorya bir ilaç vermişti ve şunu demişti : '' atmosphire girdiğinizde zaman geçmiş olacak
vücudunuz cildiniz pürüşecek eskiyecek , mısıra düitüğünüzde bu ağrıları hisedeceksiniz çünkü toprak
insanı çeker belki da bazılarınıy ölür ama ilacımız var bu ilacı herkesin bacak kasına sık ! o sizin yaşlanmış
olduğunuz vücüda hemen sıkılma gerbermek istemiyorsanız anlaşıldı mı.!'' diyordu.

Heldor bu emri çok iyi anlamıştı ilk önce kendi sızlıyan yaşlı pürüşmüş bacağına sıktıktan sonra neticeyi
bekliyordu bu zehir de olabilirdi diye aklından geçiriyordu.
Ama aksine zehir değildi bu bir gençleşme formülüydü bacağı düzelmiş ve adeta güzeleşmişti bacağı
hatta hayattı boyunca bancaüındaki çiller bilene yok olmuştu.
''İnanılmaz , hemen yaklaşın bana hepinize ilaç sıkacağım vücüdunuz dinlenecek acılarınız gidecek.!''

Herkes sıraya geçmişti ve herkese heldor teker teker ilacı bacaklarına sıkmıştı .
''Vay beee ...'' ''Olacak gibi değil...'' ''...gençleştim.!''

Bu kadar güzel bir duygunun ardından misyonun ana bölümü '' mısıra düşmek ve memphis sarayına
girmelisiniz.''

''Memphise ne kadar kaldı yönümüz kuzeyde..''
''Az kaldı biraz sabredin ilaç tesirini tam göstermeden bir adım atamayız beklemeliyiz.!''
''Hayır tesirini gördük gitmeliyiz .'' diyordu genç erkek silahşör ve onu kimse tutamıyordu ilacın etkisinden
kendini 10 kat veya 100 kat daha güçlü ve dynamik hisediyordu.
''Otur kıçının üsütne laf dinlese...!!'' diye bağırışıyorlardı ama kimse oturduğu yerde onu sabtedemiyordu.
En sonunda gruptan ayrılmıştı ve hızlı bir koşuşla normal bir koşuşun 100 katını geçen bir hızla memphise
doğru koşuyordu ama ilacın tesiri vücüdüna tam dağılmadın kalp krizinden ölmek üzereydi bunu anlayınca
hızli bir şekilde grubuna geri dönüyordu koşuyordu ve heldornun ayağının dibine kadar gelmişti ve ufluyordu.
''Çok mu hızlıydım ben , ben çook..''
demeden gözlerinin etrafı mas mavi olmuştu ve ağzından burnundan kan damlıyordu.
''Ukala ben sana demiştim öleceksin dur gitme.!''
Heldor cebinden bir başka ilaç çıkarmıştı onunla genç silahşörün kalbini onarması için bir haptı
'' yut şunu manyak seni.!'' diyerek ağzına sokuyordu ve su küpünü ağzına dayıyordu.
Suyu içerken hapı yutmuştu ve şansına hayatta kalabilimişiti.
 
Cevap
  




Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi