Ak Gezenlerin Arayışı 'Jon Snow'


#21

Bence o sadece Jon’da potansiyel gördüğünden. Aile kılıcı teorisi maalesef çok zayıf. Çünkü hangi ailenin hangi kılıcs sahip olduğu biliniyor. Aç Google’dan bak diyemeyiz ancsk öğrenmesi zor değil. Bunun yerine aksi kanıtlanması daha zor bir yalan atabilirdi.


#22

Tamam o zaman, onlar da ateş olarak nitelendirilebilir madem. :slight_smile:

Yok ya, vermem o parayı. Bir gün illa indirime girer. :smiley:

Şimdi ‘bağ’ derken sanırsam ‘aidiyet’ duygusundan bahsediyorsun? Jon bir Targaryen ama aidiyet duygusu ‘Stark’

Kan Kuzgun’u bir Targaryen (annesi ilk insan olan) ve aidiyet duygusu da hal, hareket ve eylemlerinden öyle görünüyor; Targ Hanesi içerisinde yaşıyor, onun için iyi kötü şeyler yapıyor ve onun adına krallığı kral eli olarak yönetiyor. Yani adamın aidiyetinin Targaryen olduğu aşikar.

Yani işe kültürel olarak yaklaşırsak bile adam Targ yani. Fakat Jon da Stark. Burada ‘aidiyet’ önemli ama ‘kan’ da önemli. Lakin aidiyet, kandan daha önemli. Kan kısmı ‘büyü’ ‘mistik gücü’ olması açısından değer taşıyor benim gözümde; warg/yeşilgören olması gibi. Yahut ejderhalara hükmedebilmesi gibi.

Kanıtın var ise onları da sırala kitaptan ama evet, motivesini sordum, doğru. Ötekileri boş ver, Kan Kuzgun’u bir Öteki değil, bir insan ve yeşilgören; Büvet Ağacı sayesinde hala hayatta olan son büyük yeşilgören.

Ölümsüzlük için Kankuzgun’u bir yol biliyordur, büyü ile; nasıl yani? Bu adamın ve üvey kız kardeşinin büyücü olduğu biliniyor; o kız kardeşin anasının olduğundan daha yaşlı olduğu da biliniyor(en azından söylentiler o yönde). Şu başlığı hatırlatmak isterim: Savaşın Sonsuza Kadar Sürecek; Jon Snow ve Gri Kral

Çok güçlü oldukları için pes etmek? Daha önce 2 kere Uzun Gece oldu ve ikisinde de yaşayanlar kazandı, 3. niye farklı olsun? Adam zaten ölüyor, ölmüş olması gerekiyor; oysa bu adam Bran gelecek de ben onu eğiteceğim diye bekliyor bunca zaman. Şu uygulama vardı ya, orada öyle yazıyormuş işte.

Karanlık meselesi ilgi çekici, kabul ediyorum ve beni de düşündüren konulardan biri; doğrusu sadece Kan Kuzgun’u değil; Arya meselesinde de işlenen bir şey bu. Hafızam yanıltmıyor ise Nazik Adam da “karanlıktan korkma” gibisinden şeyler söylüyordu. Ayrıca Arya’nın Gece Kurdu ve Karanlık Kalp; Jon’a sürekli söylenen ‘kara kalpli piç’ gibi sözler vs. dikkate değer şeyler. Seri boyunca karanlığın kötülük olduğunu vurgulayan hatırladığım tek kişi; Melisandre. O da zaten ateşe tapan biri olarak böyle görmesini olağan buluyorum.

Lakin karanlık ve onlarla ilişkili her şey ve herkes gerçekten kötü mü? Melisandre’nin bakış açısı da en az Sansa kadar sakat aslında ve Cersei kadar. Biliyorsun bu üçü bir garip.

Bran’a söylediği söz.

“Karanlıktan asla korkma Bran.” Lordun sözlerine, ağaçla yaprağın belli belirsiz hışırtısı ve adamın hafif baş bükmesi eşlik ediyordu. “En güçlü ağaçlar, dünyanın karanlık yerlerinde kök salanlardır. Karanlık senin pelerinin, kalkanın, anne sütün olacak. Karanlık seni güçlü kılacak.”

O sözü nerede söylediğini bulabilir misin? Site vs.? Tüm cümleyi okumak isterim, belki arada kullandığı bir kelime ipucu veriyor olabilir.

Ötekileri biz kötü adamlar gibi görüyoruz; tüm o saldırılar ve ölülerin diriltilmesi ve anlatılan hikayeler; Melisandre’nin sözleri vs. Bunlar Ramsey ve Euron gibi tipler değil ise yarı iyi yarı kötü tipler olabilir mi diye bazen soruyorum kendime. Fakat hiçbir işaret göremedim daha.

Eski ilahlar hakkında bir şey bilmiyoruz ki yüzleri yok, isimleri yok, kaç tane oldukları belli değil… Ağaçlar aracılığı ile bağlantı kurdukları söylenen tipler. Bir de şu Yüce Yürek Hayaleti “hala buradalar, zayıflar vs. ama buradalar.” gibisinden bir şeyler söylemişti; demek güçleri ciddi oranda azalmış.

Kehanet daha gerçekleşmedi, evet. Daha bebeler ölecek, o kraliçe gelip tahtını vs. ne ise hepsini elinden alacak ve ölecek. Lakin o aşamaya gelene kadar yaşayacakları vs. şu anki konunun ilgi alanına girmiyor işte. :smiley:

Prens hakkında olumlu söylenen şeyler dışında bir tek kehanete takık olduğunu biliyoruz, o kadar. Robert’ın sözlerini kaile almıyoruz çünkü adam zaten yanlış, biliyoruz.

Şimdi karısını boşaması için geçerli bir sebep görmüyorum, o yüzden o başlıkta itiraz ettim. Ha şöyle bir olay olur; tek eş almak zorunda, 2. eşe izin verilmiyor dersen o zaman derim ki karısını boşamıştır, sevdiği ile evlenmek vs. için, eyvallah. Lakin bu evrende Targ Hanesi çok eşli olabiliyor, Jorah bile Dany’e 2 koca alabilirsin demişti(bu adam bir de kuzeyli ha :stuck_out_tongue: ). Bundan yola çıkar isek Elia’yı boşamak mana dışı ve amaçsız bir eylem olur, ayrıca Dorne’u kendine düşman eder ki aptal bir adam değil bu, bu kadar hassas bir siyasi çalkantıda düşmandan ziyade dosta ihtiyacı var. Senin iddia ettiğin gibi Lyanna’dan doğacak çocuğu veliaht yapmak istiyor iddiası ‘olasılık’ dahilinde olabilir ama benim gözümde çok düşük bir olasılık olurdu; çünkü amaç AA’yı bulmak, veliaht sahibi olmak vs. değil. Adamın derdi AA… Ayrıca öyle olmasını arzuladı diyelim, Aegon’un ileride tahtından feragat etmesini sağlayabileceği gibi yaşar iken veliaht olarak Jon’u da ilan edebilir. Meşru doğmuş çocuklarını da piçleştirme gibi bir gücü, imkanı vs. yok. Zaten bu kadarı da karakterin kendisine ters işte. Sonuçta Değersiz Aegon değil bu adam.


#23

Ben de getirebilirim. Ben de helal parayla alınmışı var :smiley:

Şimdi Jon Arryn bir ara Kral Eli oldu bu onu Barat yapar mı? Ya da Ned Stark Kral eli olmuşken Baratheon mu oluyor?

Ne alaka diyeceksin çok alaka. Kendisinin bir aileye sadık olması ayrı, aidiyet duyması ayrı. Kendisi Targaryenlere çok sadık ama ilk insanlara ve onların kültlerine daha fazla ait hissedebiliyor olabilir. Zaten bu abi Greenseer ve Mystery Knight’ta pek de ateşmiş gibi bir izlenim almadım.

Yav orada söylediğim şeyler örnek sadece daha zorlarsan onlarca örnek sayabilirim :smiley:. Yani tek tek çürütmeye çalışman anlamsız bin tane sebep bulabilirim. Ana mesajım bence gayet iyi anlaşıldı. Burada iki bilinmeyen var ve bu iki bilinmeyen bu bilinmeyen yerlerin birinde kesişebilirler. Bilmediğimiz için bir şey söyleyemeyiz amaç hakkında.

Evet zaten Akgezen Yüzsüz bağıntısına ve Arya ilişkisine dair onlarca teori var.

Bence bunun sebebi güneydeki ağaçların kesilmesi. Ağacın olmadığı yerde güçleri olmuyor. Ama gene de az da olsa büvet ağacı var. Yani burada genel bir güç düşüşü değil bölgesel güç düşüşünden bahsediliyor.

Euron’un yanındaki kadın Cersei olabilir teorisi


#24

Eyvallah :smiley:

Lord Kan Kuzgun’un hayat boyu yaptığı tüm eylemleri(Sur’a gönderilene kadar) Targaryen Hanesi lehine yapılmış eylemlerdir; zaten oğlan da bir Targaryen. Sarayda, babası ve kardeşleriyle büyüdü. Koca yazıda ‘kral eli’ olmasına takılarak hangi ailede, kültürde büyüdüğünü görmezden gelmen doğru değil. Jon da Targ ama Stark Hanesi ve kültüründe büyüdüğü için onun aidiyeti Stark, diyorum. Lakin Targaryen ailesi içinde büyüse; amcası ve halası ile kaçmış olsa, bir Targ aidiyeti ile büyümüş olacaktı. Annesinin ailesine bir sempati ve sevgi beslemesi olağan zaten, yeşil gören yeteneklerini keşfettiğini biliyoruz. Yayının Büvet Ağacından olduğunu da biliyoruz, bu yüzden inanç olarak eski ilahlara inanıyordur, diye tahmin ediyorum.

Lakin al Kan Kuzgun’u annesinin ailesi yanında büyüt, o zaman Targ olmaktan ziyade kendisi bir Blackwood gibi hissederdi(bu arada şimdi dikkatimi çekti; KARA TAHTA/AĞAÇ ya anasının kızlık soyismi :smiley:

Zorlarsak ben de çok şey uydururum, yukarıdaki yorumlarda bunu söyledim zaten, böyle şeylerin de tartışmaya açık yanları yok, çünkü nereden tutarsan tut elinde kalacak, zira 5 kitap içinde bir dayanak yok. Şimdi tahminler sıralarız, sen sıraladın misal; ben de 5 kitapta yazanlara vs. bakarak o sıraladıklarını irdeledim ve doğru olma ihtimalleri çok düşük geldi. Ha dediğim gibi son iki kitapta bir şeyler ekler, bu ve başka şeyleri destekleyecek, o zaman durum değişir. :smiley: Öbür türlü salla tutarsa tutsun gibi oluyor. Toto oynamayalım bence :smiley: Eskiden matematik testlerimi öyle yapardım, içinde sayılar olan bir kalem vardı, sallardım hangisi çıkıyor onu işaretlerdim, hiç işime yaramadı :smiley:

Öyle mi bilemiyoruz. Nehirova bölgesinde hala bir çok Büvet Ağacı var, en önemlisi Yüzler Adası var, orası Büvet Ağacı kaynıyor; bana hiç öyle bölgesel olarak gelmedi, genel olarak geldi, konuşması o şekildeydi ki o halde bile Thoros’un ateşler içerisinde bir şeyler görmesine engel oluyorlardı, çünkü ateşi sevmiyorlar. Rüyalar başlığında belirtmiştim.

Tarif daha çok Gecenin Kraliçesine uyuyordu; ww’ye dönüştüğünü farz etsek ki bunun olamayacağını biliyorsun, kabul et yani… bir ww ağalar mı ki? Kanından tut kalbine kadar buz tutmuş bir canavar…ağlamaz. Gözyaşı da sıcaktır.


#25

Şimdi Kuzeyle Güneyi aynı kefeye koyma. Birisi her yerden izole bir mekan ve öbürü ise koca krallığın başkenti, Lordların, leydilerin cirit attığı ve devlet kademelerindeki görevlilere göre kimi zaman farklı ailelerin ağırlıklarının hissedildiği bir mekan. Yani çocukları dünyadan soyutlayıp fire fire fire fire diye ayinle eğittikleri bir yer değil ve bir Greenseer olan ve zaten anası farklı hanedan olan birisi bu sırada farklı bir külte ilgi göstermiş olabilir.

Mesela Sansa, kız Kuzeyli ve Güneyli olarak sadece anası var. Ama bu kızın Starklarla hiçbir ilgisi yok :smiley:. Kendisini Güneyli tanrılara daha yakın hissediyor. Tam bir leydi.

Sıkıcı.

Kitaplarda defalarca ağacın olmadığı bir yerde gücün de olmadığından ve güneydeki büvet ağaçlarının çoğunun kesildiğinden ve bu yüzden tanrıların Güneyde etkisi olmadığından söz ediliyor.

Bilmiyoruz ağlar mı. WW farklı bir ırk. Belki de ağlar.


#26

Waymar’ ı ortaya aldıklarında alay edip gülebiliyorlarsa, çığlık atıp duygusal tepki gösterebiliyorlarsa, değer verdikleri bir kavramın ya da nesnenin zarar görmesi ya da kaybedilmesi durumunda ağlayabilirler de. Akgezenler buz ile ilişkili olabilir, ancak buz ile ilişkili olmak duygusal tepki vermeye engel değildir. Sinirlenen, alay eden, bağıran bir varlık aynı zamanda ağlama potansiyeli de taşır.


#27

Aidiyet duygusu dediğin şey yaşadığın coğrafyaya göre şekillenmez kardeşim, bu nasıl bir bakış açısıdır? Biz en basit şeyden bahsediyoruz; hangi aileye daha yakın? Basit. Hangi ailenin içinde büyürsen o aileye yakın olursun; ister anne ister baba tarafın. Elbette burada ebeveynlerin çocuklar üzerindeki etkisini de küçümsememek lazım; Joff hem Barth hem Lannister tarafını aynı şekilde kabullenmiş biriydi. Hatta Lannister tarafı daha ağır basıyordu, muhtemeldir ki Jon da anne ve babası ile büyüsü o da benzer şekilde iki aileye de aynı seviyede yaklaşabilirdi.

Şimdi Kan Kuzgun’un çocukluğuna baktım, sarayda doğmuş diğer iki kız kardeşiyle; bir zaman sonra annesi saraydan gönderilmiş, demek ki evine geri dönmüş ama annesi sarayda popüler olduğu için bizimki ilişkilerini sürdürmeye devam etmiş oradakilerle; belki bu sırada güçleri açığa çıkmış olabilir, çocuk yaşlarda açığa çıkıyor çünkü çoğu zaman malum. Ne zaman yazmıyor ama sonra saraya dönüp, Kral El’i olarak hizmet etmeye başlıyor. Gerisini zaten biliyoruz. Gençliğin önemli bir kısmını annesinin ailesi arasında geçirmiş ise iki ailesine de aynı derece bağlılığı olabilir ama yetişkinlik çağında Targ tarafına ağırlık verdiğini görüyoruz. İnanç konusu zaten fikir belirttim tekrarı gereksiz.

Sansa’ya gelecek olursak; o da iki inanca dua eden biri. Hem sept’e gidiyor hem Tanrı Korusuna gidiyor hatta KL’de iken ağırlıkta 2. yerde daha çok bulunuyor. Böyle bir olay da var bazı insanlarda, eski ve yeniye inanıyorlar aynı anda. Tam leydi olmasının da inanç ve kültürle ilgisi yok.

Sallama yaparken daha manyak şeyler üretebilirsin, bu yüzden belli bir temele bağlı kalmak sana sıkıcı gelebilir.

Güneyde hala Büvet Ağaçları var, tamamı yok edilmedi. Nehirova, güney bölgesi zaten ama orada eski ilahların gücü hala geçerli, Thoros ve Yüce Yürek Hayaleti örneğini boşa vermedim. Harrenhal sonrası söylediğin gibi olabilir ama yeşilgörenler için o ağaçların orada varlığını sürdürmesi demek, güçlerini kullanabileceklerini gösteriyor; madem bu eski ilahlar da bu ağaçlar aracılığıyla iletişim vs. neyse yapıyor, onların da -küçük de olsa- bir gücü olsa gerek diye tahmin ediyorum, nasıl olsa 7 inancındaki ilahların hepsi sahte. Şu ana kadar hiçbir güç, işaret vs. görmedik onlardan; hem Essos’tan geliyor bunlar zaten. Eskiler ise doğma büyüme westeroslu. :stuck_out_tongue:

Baştan aşağı buzsun; kanın akmıyor… neden? buz tutmuş. Gözyaşı nasıl akacak? Üzülmek? Ağlamak? Hiç hayal edemiyorum.

Bir insan olsa evet ama bunlar başka şeyler. Ağlamak için yumuşak bir kalp gerek; kalbi yumuşak olmayan bir canlı ağlamaz, bunların yumuşak kalpli olduğunu mu söylüyorsunuz? Ağlasalar erimeye başlarlar herhalde. :smiley:


#28

Ya Ayça çamura yatma :smiley: Ağlamak duygusal bir tepkidir, nefret geliştirebilen, kızabilen, gülebilen bir varlık aynı zamanda ağlayabilir. Ağlamayı nasıl diğer tepkilerden ayırabiliyorsun ki :smiley: Sabah sabah güldürdün, Allah da seni güldürsün :smiley:

‘Ötekiler ölü değil. Onlar güçlü, güzel, oh düşünüyorum, buzdan yapılan bir Sidhe, yaşamın farklı bir türü, insanlık dışı, zarif ve tehlikelidir.’


#29

Ayça bunu öne süren ben değilim sensin. Yani Blackwoodlarla birlikte yaşamadı dedin. Ben de kiminle yaşadığının çok da önemi olmadığını hatta kralın şehri gibi çok kültürlü bir yerin başka alanlara sapmasına yardımcı olabileceğini ve Kuzey gibi izole bir yerden bile Sansa gibi birinin çıkabileceğinden bahsettim.

İşte kendin ne güzel Joffreyden örnek verdin. Adamın Lannister tarafı daha ağır basıyordu. Kaldı ki bu Brynden Meşrulaştırılması kral öldüğünde oluyor. Jon’dan biliyoruz ki piç çocukların o aileden sayılmasına izin verilmiyor. Yani evet kendisi Targaryen arasında büyüdü ama aslında Saray’da yetiştirilen normal bir soylu çocuğundan fazla farklı değildi. Üstelik kapı gibi Sansa örneği var. Bu Kız kendi ailesine yakın ama kültürel olarak Güneyli.
Brynden Targaryenlere yakın sma kültürel olarak İlk İnsan

Yav Sansa kendi diyor ben annemin Tanrı’larına daha yakın hissediyorum diye, Tanrı korusuna gitmesinin sebebi Dantosla buluşması. Hem sonradan eski kültüre kayması çok normal çünkü Güneyliler mahvetti kızı. Ama omdan önce Yediye kendini daha yakın bulan birisiydi ve Güney’e daha yakındı. Sen fa Sansa’nın diğer Stark çocuklarından baştan aşağıya farklı olduğunu biliyorsundur İşte… İnat etmek kötü.

Ayrıca örneklerin fdışına çıkacak okursak bir ailede büyüyen çocuğun kendisini farklı bir akıma kaptırması çok olağan bir şey.[quote=“YeniAy_Ottoman, post:27, topic:10679”]
Sallama yaparken daha manyak şeyler üretebilirsin, bu yüzden belli bir temele bağlı kalmak sana sıkıcı gelebilir.
[/quote]

Şundan Eminim, eğer ilk kitapta olsaydık ve Ben bak Dany’nin görüsünde Kurt kafalı ve Taçlı bir kral var bu kesin Robb bence bir düğün gibi bit şeyde ihanetle ölecekler dersem sen beni sallamasyonla itham edecek, şunlar neden ihanet etsin Freylerin kızını kraliçe yapacak bir kere fakan diye paragraflarca yazı düzerdin. Beni temelsizlikle suçluyorsun ama aslında gösterilen ger şeyi görmezden geliyorsun. Hayır GRRM gibi foreshodowing manyağı olmayan adamların kitaplarını nasıl okuyorsun merak ediyorum. İşin garibi kendin de çok bağımşı değilsin işine gelmediği zaman kitapta açıkça yazan şeyleri reddetmeyi çok iyi biliyorsun. Bir ieylere şaplanıp kalıyprsun sabit fikirlisin. Yani karanlık güçlerden güç elde etmeye çalışan gri adamlar fantastik eserleri geçtim aşırı sık kullanılan bir tema. Bu yönde gerçekten işaretler varken biz Akgexenleri bilmiyoruz eki eki demenin mantıklı bir tarafı yok. Zaten Burada olamamış şeylerden bahsediyoruz. En kesin gibi görünen teori bile kesin değil. %0,5 bile olsa R+L=J bile doğru olmayabilir. Bu noktada doğru tartışma metodu kestirip atmak yerine olasılıklar üzerinden konuşmak ama sen her şeyi kestirip atıyorsun.

Evet ama o kesilmedi dediklerin büyük kalelerin mevcut olduğu yerlerde. Gene de çoğu kesildi zayıf da olsa bir güç var. Ama kuzeyde bu durum böyle olmadığı için eskiler daha güçlü.

Belki akar bilmiyoruz.


#30

Kardeş, Allah seni de hep güldürsün de… katı kalp ağlar mı? Bazı insanlar vardır, o kadar katılaşmıştır ki kalbi ağlamaz. Kaybetmiştir o yeteneği. Hatta gariptir öyle çok katı olmamasına rağmen de ağlayamayanlar varmış ama bu, konumuz değil.

Kitaptaki ww’lere yakın bir betimleme, gözleri mavi hayal edersin. Bu mu ağlayacak? Dizideki ww’lere değinmiyorum bile.

image


#31

Kardeş, ne dedim ben sana sürekli? Yeni bilgiler ışığında çıkarımlar da değişir… Ben Bloodraven’in sürekli olarak sarayda kaldığını sanıyordum, sen de bana demedin ki(o kadar okudum şu kitabı bir de :smiley: ) hep yaşamadı vs. diye…

Şimdi KL gibi kozmopolit olarak nitelendirebileceğimiz bir yerde, Kan Kuzgun’u çevreden etkilenmiş olabilir mi dedin? Kötü yola mı sapmış? :smiley: Senin Ötekiler bağlantın için diyorum… Aile bağı kısmının ise aile dışı çevrelerin alakası yoktur, olamaz.

Jon da piç ve bu sürekli ona hatırlatılıyor ama gel gör ki Stark kültürünün parçası, öyle hissediyor.

Sansa ise tam olarak ebeveyn etkisi dediğim şeye örnek; anasının kızı. :smiley: Lakin o kendini bir Stark olarak görüyor, Tully olarak değil, farkında mısınız bilemedim.

Kan Kuzgun’u anne tarafıyla da yaşadığını öğrendiğim için onun iki haneye de yakın olduğunu düşünüyorum şimdi. Çünkü ister istemez etkilenirsin büyürken aksi olamaz.

Sansa’nın annesinin inancına yakın hissettiğini söylediğini hatırlamıyorum ama şaşırtıcı olmaz, dedim ya; annesinin kızı. Sansa’ya aşık mıyım da onun ne olduğunu inkar edeceğim? Sansa severler kızı kötülediğimi söylüyor, sen de onu aklamaya çalışıyor muşum gibi konuşuyon; kimseye yaranamıyorum bu Sansa konusunda. :smiley: Stark hanesinde sevmediğim tek kişi kendisidir oysa. :stuck_out_tongue:

Sansa anasının kızıdır, diğer Stark çocukları ile karşılaştırıldığında ne olduğu ortadadır ama sonuç olarak “Ben Tully’im!” diye ortada gezmiyor; “Ben Stark’ım!” diye ortada geziyor, yani aidiyet duygusu Stark hanesine, Tully’e değil, bunu diyorum sana. Kan Kuzgun’u da böyle diyorum işte… Benim bir ana bir de baba tarafım var ama ben babamın soyismini taşıyorum ve kabul ediyorum, anamın kızlık soyismini vs. değil; onlar da ailem ama onlarla aidiyet duygum yok. Ha bir kuzenim var, babasının soyismini reddediyor, kendi anasının soyismini gayriresmi de olsa taşıyor, kabul ediyor. He işte güzel iki örnek.

Böyle itham, suçlama vb. şeyler ile devam edeceksen kes benle tartışmayı, bokunu çıkartıyorsun. Sen böyle yazarsan ben sana 10 katını yazarım. Sinirlendirdin şu an beni. Tamam, sus bundan sonra. Yazmayacağım senle bir süre. Tartışma usullerini öğrenin önce.


#32

Valla ben elimden geldiği kadar sabırlı olmaya çalışıyorum. Ama burada düz mantıkla, mantıksızlıkla itham eden sensin. Pek çok kere güldüm geçtim. Ama sabrın da bir sınırı var. Başka insanları bir şeylerle itham edebilirsin ama aynısı sana yapılınca laf edince komik oluyor. Sen düz mantık deyince çok iyi ben sabit fikirli deyince auuu.


#33

Öncelikle düz mantık lafını mantıksızlık olarak algıladın, rahatsız oldun; mantıksızlık kabul eden sendin, manası ise senin anladığın gibi değil. Çok başka bir şey ki örnek bir cümle de vermiştim geçen haftalarda. Kaldı ki ben sana takılmasına yazmaya başladım sonrasında ama sen kızıyorum demeye başladığın yerde kestim yazmayı. Sonuçta şaka yapacak isek karşılıklı gülmeli.

Ben inatçı biriyimdir ama sabit fikirli değilimdir, aksine görüşlerim, düşüncelerim bilgi edindikçe değişmeye ya da gelişmek başlar; kan kuzgun’u sırf Targ’a aidiyet hissediyordan; iki haneye de aidiyet hissediyor olabilire geldim, lakin sen sabit fikirli demeye devam etsen bile buna tepki gösterecek değilim. Kızdığım nokta birkaç şeyde bir ithamlar yazmaya başlıyorsun; bitiyorum seni şu kestirip atmana, takılıyorsun kalıyorsun bir yerde, sabitsin… gibi gibi paragraflara geçiyorsun. Ben insanlar ile bir konu yazarken böyle şeyler söylemem eğer karşımdaki bana böyle şeyler yazmaya başlamadı ise. Çünkü tartışma üslubu yanlış. “Madem böyle biriyim ne diye benle tartışıyorsun?” sorusu sorulmaya başlanır iki taraf için de.

Niye böyle bir çıkarım yapıyorsun yahut çıkarım yapma mantığın nedir? Diye tartışırsın ama şusun busun denirse işin tadı kaçar. İnsan sinirlenir. Sabretmeye çalışan bir sen değilsin yani; bilmem kaçıncı yazışın böyle şeyleri. Ben de sana yaklaşımımı anlatmaya çalışarak meramımı anlatmaya çalışıyorum boş yere.


#34

Bana kalırsa düz mantık demekle sabit fikirli demek aynı ağırlıkta.

Doğrusunu söylemek gerekirse sabit fikirli değilin demek de sabit fikirliliğin bir göstergesi olabilir :D. Yani gerçekten çok mu abartıyorum bazı şeyleri diye bir düşünmeni tavsiye ederim aynı şey benim için de geçerli.

Aslında itham değiş tahmin sadece.

Aslında aynı konuda Starktargaryenle de takışmıştım. İtham konusunda haklı olabilirsin :).


#35

Düz mantık demek kardeş, örnek şu; gercekler acidir,biber de acidir,o halde gercek biber midir?

Salak vs. ile açıklanmaz; Aristo mantıcının düz mantık olup olmadığı tartışılır misal… misal genelde de Nörolglar, erkeklerin düz mantık; kadınların ise karmaşık mantığa sahip olduğunu söyler. Betin yapısı yüzünden. Bunu da bir erkek diyordu yani. Bilimsel bir olaydan bahsediyoruz :joy:

Sabit fikir ise hiç fikir değişmemelidir, 7 yaşında ne isen 90 yaşında da aynısını demektir. Şu yaşa kadar çok fikrim değişmiştir :slight_smile:

Sabit fikirli değilim demek sabit fikir göstergesi olabilir ise salak değilim demek de salaklık göstergesi mi? Yahut düz mantık değilim deyince düz mantık olduğunu mu söylüyorsun? :stuck_out_tongue_winking_eye:

Ben kendimi sorgularım, sorun yok; sen de yap ama :slight_smile: