Akgezenler, Azor Ahai ve Uzun gece üzerine


#181

Bazen ben son iki üç yorumu okuyorum, bence sen de öyle yap. :smiley: Geçenlerde de baktım misal. hihihiih Bu aralar meşgulsün galiba? :slight_smile:


#182

Sen bu soruyu sorduğundan beri ara ara aklıma “bu bilgi nerede vardı?” şeklinde düşünüyorum; sonunda bilgiyi aktaran kişinin yanlış aktardığı sonucuna varmıştım. Lakin az önce; face’de birinin CAT POV’undan yaptığı alıntıyı okuyunca kafamda şimşekler çaktı. Aslında çok açık seçik bir bilgi değil, lakin satır arasını okuyunca anlam kazanıyor…

Buz tam dört yüz yaşındaydı ama dövüldüğü ilk günkü kadar keskindi. Taşıdığı isim kendisinden de eskiydi. Kahramanlar Çağı’ndan kalan bir mirastı adı. O zamanlar Starklar, Kuzey Krallarıydı…

İlk kitaptan bu bilgi, daha sonraki Buz konuları geçtiğinde benzer bir bilgi var mı, bilmiyorum. Kahramanlar Çağı, ‘anlaşma’ döneminde yaşandığı için 8 bin yıl önce yaşanmış bir dönem; tam da WW savaşının yaşandığı zamanlar. Buradan yazandan Ned’in elindeki kılıçtan önce de Buz isminde başka bir kılıcın varlığından söz edebiliriz gibime geliyor? Elbette ilk yazdığım; 300 yıl önce kayboldu ve Aegon ile bağı olabilir kısmı iddiamı geri çektiğimi söylememe gerek yok. :stuck_out_tongue: Artık bu kılıç ne zaman kayboldu etti, bilemiyoruz. Kılıcın çeliğinin de sıradan bir çelik mi yoksa ejderha çeliği mi bunu da bilmiyoruz. Lakin Stark Hanesinin aile yadirgarı kılıcına ‘buz’ ismini vermesini de manidar bulduğum kesin. Yaşadıkları coğrafyanın özellikleri düşünülürse ilk aşamada olağan geliyor ama Ice yerine Snow demek daha mantıklı olmaz mıydı? Sonuçta çevreleri kar ile kaplı buz ile değil ve buz, ww’ler ile ilişkili bir şey. Yazarın söylediğine göre onların tarafındaki ölüler ‘buz’ ile diriliyor ve serinin ismi de buz ve ateşin şarkısı…


#183

Catelyn’in POV’undaki o kismi biliyorum, hatta forumda birkaç kez kullandim, Stark hanesinin Buz adinda iki kilici oldugunu kanitlamak için. Biri eskiden sahip olduklari kiliç, digeriyse 400 yil önce yaptirdiklari/satin aldiklari Valyria çeliginden olan kiliç. Ve eski kiliçlarinin ismini bu yeni kilica vermisler; Buz. Yani Valyria çeliginden olan kilicin ismi bir miras. Ve eski kilicin, “orijinal” Buz’un kaybolduguna dair bir bilgi yok. Verilen bilgiden çikarilabilecek sonuçlardan biri, Stark Hanesinin kuruldugu Kahramanlar Cagi sirasinda, Mimar Brandon’un Buz ismini verdigi bir kilici oldugu ve bu kilicin nesilden nesile miras kaldigi olabilir. Benim aklima gelen en olasi durum bu. Ve dedigim gibi, eski kilicin kaybolduguna dair bir bilgi yok benim bildigim kadariyla. Iyi çelikten oldugunu tahmin ediyorum ama Valyria çeliginden oldugunu sanmiyorum.
Buz ismine gelirsek… Simdi buz da, kar da yasadiklari çografyanin özelliklerinden biri ile ilgili, ikisi de soguk ile ilgili. O yüzden kilica Kar degil de Buz ismini vermek öyle çokta yadirganacak bir durum degil. Birde kiliç ismi sonuçta, kabul edersin ki Buz (Ice), Kar’dan (Snow) daha iyi, daha uygun geliyor kulaga. Bence her seyden bir anlam çikarmamak gerek :smile: Biliyorum ben de, Martin bu tür seyleri seviyor ama bu, her zaman bu sekilde yazdigi anlamina da gelmiyor. Bazen olaylari, durumlar basitçe analiz etmekte, oldugu gibi görmekte, bazi seylerin sadece detaydan öteye gitmedigini düsünmekte fayda var.


#184

Öyle hale geldim ki adamın yaptığı her şeyden bir mana çıkarmaya çalışır oldum. :smiley:

Eski kılıç kayıp değilse nerede ki o zaman? Aslında 8 bin yıl önceki kılıç için Valirya çeliği demek zaten doğru olmaz, şimdi düşündüm de… Sonuçta o zamanlar öyle bir imparatorluk yoktu? Yine de bu bana göre ejderha çeliğinin olmadığını göstermez gibi… Azor Ahai hikayesindeki kahraman bir ejderha kanı değil mi? Sonuçta hep ejderha kanı olan kişilerde arandı bu figür… Bu yüzden onun kılıcının da ejderha ateşi ile dövüldüğünü düşünüyorum ama işte, büyüsü kaybolunca ve savaş bitince acaba Starkların eline geçip, Buz ismini almış olabilir mi diye olasılık geliyor.


#185

Onu bilemem tabi ama tahminde bulunmam gerekirse, Winterfell’deki anit mezarda olabilir belki. Valyria çeligi en iyi çelik, biliyorsun, ve Stark hanesi bu çelikten bir kilica sahip olunca onu kullanmaya baslamislardir dogal olarak, diger kiliç “rafa kaldirilmistir” ama onu bir nevi ölümsüzlestirmek için yeni kilica onun ismini vermislerdir. Bana bu kadar basit görünüyor aslinda.

Hayir Azor Ahai ejderha kanindan degil. Söyle düsünelim… Bu adam ejderha kanindan olsa, ejderhasi olur sonuçta. Ee ejderhasi varsa, neden bir kilica ihtiyaç duysun ve günlerce, gecelerce tekrar tekrar dogru kilici yapmak için o kadar ugrassin? O dönemle, yani Azor Ahai ve yasadigi zamanla, Great Empire Of The Dawn’in hüküm sürdügü zamanlarla ilgili her seyi okudum inan ve ejderhalarla ilgili tek bir bilgiye bile denk gelmedim. Yeni Azor Ahai’nin, Vadedilmis Prens’in ejderha kanindan olacagina dair bir kehanet var, ama hep söyledigim gibi, ilk Azor Ahai ile yeni Azor Ahai’yi birbirine karistirmamak gerek. Bu iki kahramanin misyonlari ayni olsa da, hikayeleri ve Azor Ahai olma süreçleri, silahlari birbirinden farkli. Yeni AA’yi, ilk AA üzerinden veya tam tersi, ilk AA’yi yeni AA üzerinden degerlendirmek bana göre çok yanlis olur.

Orjinal Buz’un esasinda Lightbringer olma ihtimali falan… Bu bana Martin gibi bir yazar için bile çok abartili geliyor. Bunu geçelim, pek mantikli da gelmiyor ve bu tamamen Great Empire of the Dawn’in hüküm sürdügü çag ile ilgili. GEOTD için sanirim Buz ve Atesin Sarkisi hikayesinde mitoloji diyebiliriz. Bu imparatorlugun ilk hükümdari Yeryüzündeki Tanri; on bin yil boyunca hüküm sürmüs. Sonra onun oglu basa geçmis, bin yil hüküm sürmüs. Sonra digerleri ve digerleri… Her birinin hükmü öncekinden kisa olmus. En sonunda bir kadin imparatorlugun basina geçmis ve bunun sonucunda erkek kardesi isyan etmis. Adam çok büyük kötülüklere, caniliklere imza atmis. Kara büyüler falan filan, Tanri tanimazlik, insan etinden beslenme… Ve hepsinin sonunda Ötekiler gelmis. Tanrinin laneti, cezasiymis bu. Iste tam bu noktada, insanlik için hiç umut yokken, karanlik ve soguk çökmüsken bir kahraman çikmis ortaya… Azor Ahai ! Sonrasinda insanlik kurtuluyor ama o büyük imparatorluk yok oluyor tabi; gerçi sonrasinda yerine yeni bir imparatorluk geliyor, Golden Empire of Yi Ti.
Neyse tabi bu hikaye çok efsanevi, çok mistik bir hikaye ama iste Azor Ahai’nin hikayesinin temelinde bu var. Cok baska bir çag, çok baska bir dünya gibi. O yüzden bilemiyorum ama ben bu çag ile, Westeros’daki Kahramlar Cagini birbirine hiçbir sekilde yakin tutamiyorum, her ne kadar AA’nin yasadigi söylenen çagin efsane olmasi ihtimali yüksek olsa da, ama kafamda bir imaj belirdi yani. Benzer ama çok uzak iki ayri dünya, iki ayri zaman gibi geliyor hep. Dolayiyla Azor Ahai’nin kilicinin Starklarin eline geçmis olmasi… Benim için “Yok daha neler!” durumu olur, saskinliktan degil, hosnutsuzluktan.

Her seyden mana çikarmayi seviyorsun biliyorum :smile: Ama unutmamak gerekir ki, edebiyatçilar, hele ki Martin gibi olanlar, bir kilicin isminin hikayesini bile kisaca da olsa anlatmayi severler. Detay, derinlik katar hikayeye. Mesela Starklarin Valyria çeliginden yapilma kiliçlarina Buz ismini vermeleri çünkü önceki, Kahramalar Cagindan kalma kiliçlarinin isminin Buz olmasi, bu ismin yeni kilica miras kalmasi… Derinlik bu. Starklarin bir kilica bile deger veren, saygi gösteren insanlar oldugu mesajini veriyor sana ve sen bu mesaji farkinda bile olmadan aliyorsun, olumlu bir Stark Hanesi imaji olusuyor kafanda. Daha da sonra, Valyria çeliginden olan Buz, Twyin tarafindan eritildiginde bu duruma sinir oluyorsun, üzülüyorsun! Bir kiliç için! Neden? Cünkü o özel bir kiliç, o Starklarin kilici, o ismini Kahraman Cagindan kalma bir kiliçtan miras alan kiliç!
:smile: Neyse yani illa bir mana, anlam ariyorsan, olay bence bu iste. Martin’in okuyucularin hikaye ile, karakterler ile duygusal anlamda bag kurmalarini saglamasi :smile:


#186

Bende katılmak istiyorum izniniz olursa bence kılıç gerçekten kayboldu yada 400 yıl öncesine kadar tüm Stark kralları kılıçlarına kahramanlar çağındaki kılıca ithafen Buz adını verdi. Sonra 400 yıl önce değerli Valeria çeliği kılıca da sahip olunca ona döndü bu isim ve artık her kılıcın adının ayrı ayrı bu olması hikayesi de bitti. Tabiki bu kısımda tahmin yorum teori ne derseniz o var
Böyle düşünüyorum çünkü 8000 yıllık aile tarhi, varlığıyla eş değer bir eşyanın daha iyisine sahibiz diye rafa kalkması bana saçma geldi


#187

Haklısın, bu kadar basit bir açıklaması olabilir. Mahzen mezarda olabileceği benim de aklıma geldi; eğer kaybolmadı ise. Aha dur! Aegon? Fatih Aegon geldiği zaman diz çöken ve yendiği tüm kralları taçlarını ve kılıçlarını almadı mı? O kılıçlarla Demir Tahtı inşa etmedi mi? O zaman hakiki Buz, Fetih sonrası Aegon’ın tahtında yerini almış olması gerekir? Sonuçta Valiyra çeliği kılıcı ona verecek hali yok ya? Vermemiş de zaten. :stuck_out_tongue:

Targaryenlerin Azor Ahai’nin peşinde olmasından ve Mel’in Targ kanı taşıyan Stannis’in AA olduğuna inanması gibi sebeplerle ilk AA ile sonraki AA’nın ejderha kanı taşıyan; en azından ejderha lordlarının atalarının kanını taşıyan biri olduğunu düşündüm. Diyoruz ya proto-Türkler falan… O şekilde. Yani bu durumda illa ki ortada ejderha olmasına gerek yok. Ejderha olsa bile bu yaratıkları öldüren şeyler arasında obsidiyen ve ateş var; kılıç, bence bu ww’lerin başındaki kişiyi öldürmek için dövüldü, ww’lerin kendisini öldürmek için değil… Belki Great Other dedikleri kişi; R’holler ile düşman sonuçta. AA figürü R’holler takipçileri tarafından aranan bir kişi; onun savaşçısı olarak görülüyor. Ateşle bağdaştırılmış bir ilah ve ateş/ejderha kanı taşıyan bir aile/ırk söz konusu burada. Targların sözünün “kan ve ateş” olmasının sebebi de büyülerinin kan ve ateşe dayanması; aynı R’holler’ın takipçilerinin büyüleri gibi; Valirya Çağında da bu böyleymiş; şu Sihirbaz üstat söylemişti, Sam’e… Bundan dolayı her birinin bir bağlantısı var gibi görünüyor.

Bahsettiğin mitin Türkçe kaynağı var mı internette okuyabileceğim?

(Yalnız konu gene aslı haline dönmüş, şimdi fark ettim. :smiley: )


#188

@fecr
Valyria çeliginin yaninda eski kilicin veya kiliçlarin hiçbir degeri yok evet, manevi bir deger disinda, ki bu degere de Valyria çeliginden olan yeni kilica Buz ismini vererek sahip çikmislar.

@YeniAy_Ottoman
Targaryenlerin ve Mel’in ejderha kani tasiyan birinin pesinde olmalarinin sebepleri Vadedilmis Prens ve Azor Ahai kehanetleri, ilk Azor Ahai’nin de öyle bir özellige sahip olmasi degil.

Ejderhasi olmayan ejderha lordu???

Azor Ahai’nin Great Other’i öldürdügüne dair bir bilgi olmadigini da hesaba katmak gerek yalniz. O savas insanlarin zaferiyle sonuçlandi, orasi kesin, ama detaylari bilmiyoruz. Fakat, Azor Ahai’nin yasadigi söylenen bölgede Five Fort oldugunu biliyoruz mesela. Bu kaleler asagida daha fazla detay verecegim Lion of Night’in yaratiklarindan korunmak için insa edilmis efsaneye göre, bir nevi Essos’un Sur’u gibi bir sey. Neyse Azor Ahai, Great Other’i öldürdü diye bir sey yok, sadece insanligi kurtardigini biliyoruz o kadar.

Ve ilk Azor Ahai’nin R’hllor ile de bir ilgisi yok gibi görünüyor. Cünkü yukarida bahsettigim gibi, efsaneye göre Great Empire of the Dawn döneminde yasamis bir kahraman söz konusu burada. O zamanda, o bölgede, o imparatorlukta inanilan tanri Lion of Night’mis, birde Tanriça var ama su an ismini hatirlayamadim. Ikisinin oglu zaten Great Empire of the Dawn’in imparatoru oluyor. Binlerce yil sonra, vahset, canilik artinca, Tanri Ötekileri salarak insanligi cezalandiriyor ama Tanriça hiçbir sey yapmiyor. Birde Lion of Night yanlis hatirlamiyorsam kötü tanri gibiydi, seytan gibi de diyebiliriz, iblisleri var falan, yani insanligin üzerine saldigi yaratiklari kendi yaratiklariydi falan… Böyle bir hikayeydi iste. Tam net hatirlamiyorum. Her neyse! Yani R’hllor takipçileri her ne kadar AA için atesin oglu, isigin savasçisi falan deseler de, R’hllor inanci net bir sekilde geçmiyor AA’nin hikayesinde. Öte yandan, kabul etmem gerekir ki Lion Of Night ile ismini hatirlayamadigim Tanriça bana hep Great Other ile R’hllor’u hatirlatmistir; bunu da eklemis olayim.

Ejderhalara gelirsek… Valyrialilardan önce de ejderhalar vardir, orasi kesin, aksini düsünmek mantiksiz ama burada, esas sorular sunlar : Valyrialilardan önce, biri veya bir halk ejderha kontrol edebildi mi? Etseydi neredeyse tüm dünyayi fethetmez miydi (Valyria gibi)? Fethetseydi, tarihte Valyrialilardan önce hüküm sürmüs ejderha sahibi insanlar olsaydi Martin bunu yazmaz miydi? Ee yazardi herhalde. Ama öyle bir sey yok. Dolayisiyla, ejderhalar hep vardi ama Valyrialilara kadar kimse onlari kontrol edemedi, süremedi diyebiliriz. Bu durumda, Valyrialilardan önce “ejderha kani tasiyan” bir irktan bahsetmek dogru olmaz.
Neyse bu konuda, tüm bu durumlar arasinda en büyük ortak nokta : Ates ve büyü.
R’hllor takipçileri iki tanri olduguna inaniyor. Karanligin ve buzun tanrisi Öteki; isigin, atesin tanrisi R’hllor. Bu takipçiler alevlerde imgeler görüyorlar, büyüler yapiyorlar.
Targaryenler veya genel olarak ejderha lordlari, ates üfleyen büyülü yaratiklara, yani ejderhalara hükmediyorlar.
Azor Ahai kilicini günlerce, gecelerce dövmüs ve bir ritüeli andiran bir olayla, karisini kurban vererek o kilicin asla sönmeyen alevli, büyülü bir kilica dönüsmesini saglamis.
Ates ve büyü…
Hepsinin ortak noktasi bu, ama hepsi birbirine bagli, yakin degil.

Demissin mesela… Great Empire of the Dawn, ondan sonra gelen Golden Empire falan, bunlar Yi Ti halkinin atalari. Yi Ti’li insanlar hakkinda çok detayli tasvirler yok ama elde olanlarla çikaracagimiz sonuç su : Yi Ti = Bizim dünyamizdaki Uzak Dogu… Su an aklinda bir çinli, bir japon imaji var degil mi? Internette de biraz arastirirsan zaten Yi Tilileri bizim dünyamizdaki eski çin imparatorlugundan insanlar gibi çiziyorlar. Yani diyecegim o ki… Yi Ti halki ile Valyria halki… Kafanda bir yan yana getir :smile:

Türkçe kaynak var mi bilmiyorum, viki’ye bir bak. Ben uzun zaman önce çesitli kaynaklardan bu bilgileri edinmistim, ingilizce wiki onlardan biriydi, digerlerini hatirlamiyorum.

Konu özüne döndü evet :smile:


#189

Ben olsam ben de ejderha çeliği varken eskisini sallarım bir kenara, salak mıyım son teknoloji fıstık gibi kılıç dururken eski teknoloji kullanacağım? Böyle düşünelim. Sonuçta tüm kılıçlar Şafak değil. :smiley:

“ilk AA ile sonraki AA’nın ejderha kanı taşıyan; en azından ejderha lordlarının atalarının kanını taşıyan biri olduğunu düşündüm. Diyoruz ya proto-Türkler falan… O şekilde.”

Proto-Valiryalılar gibi düşün, demek istedim. :slight_smile: Sonuçta ejderha lordu olmadan önce başka bir şeydirler, değil mi? :smiley:

Targaryenlerin AA peşinde olmasının sebebi kehanet değil diye biliyorum? Yüce Yürek Hayaleti gelmeden önce de AA’nın var olduğunu biliyorlardı; kadın, onlara söyleyince çocuklarını evlendirme meselesi oldu diye, aklımda kalmış. Yanlış mı hatırlıyorum yoksa?

Mel’in ise bu yaşlı kadının kehanetinden haberdar olduğundan da şüpheliyim.

Onu öldürmek için olduğu yazmıyor ama yazmıyor diye kesin onla ilgisi yoktur da denemez diye düşünüyorum; WW’ler geri döndüğüne göre de zaten bunların asıl kaynağını öldürmeyi başaramadığı kesin, her ne kadar Uzun Gece sonlanmış olsa da…

O mit, belki de R’holler ve Great Other’ın ilk ortaya çıkışının vs. hikayesidir? Sonuçta Essos’da AA; Westeros’da Vaat Edilmiş Prens ismiyle anılıyor; farklı kültür ve zamanlarda farklı isimler şaşırtıcı olmaz. Misal Roma ilahlarının Yunanlılardan; onların da Sümerlerden vs. alınmış ve isimlerinin değiştirilmiş olması gibi.

Şimdi bu AA konusunda miti vs. verince kafam karıştı… Uzun Gece için bahsettiğin kaleler, Essos’un tam neresinde yapıldı? Kanayan Denizi bulamadım haritada… Sur’daki Lord Kumandan/WW ve ww’lere kurban vermesini sağlayan gecenin kraliçesi olan kadın vs. meselesi var. WW’ler tüm essos ve westeros’damı gerçekleşti? Ya da birden fazla mı uzun gece oldu? Sur, ww’lerin geçmesini engellemek için ise essos’da nasıl uzun gece oldu, ww tehlikesi baş gösterdi?

Dany, ejderhaların tılsım ve büyülerle hükmedildiğini söylemişti son kitapta(fakat biz biliyoruz ki Targ hanesinin tılsım ve büyülere ihtiyacı yoktu.). Valiryalıların da ateş ve kan büyüsü ile ejderhaları kontrol ettiğine eminim çünkü Sihirbaz Üstat, Valirya büyülerinin kan ve ateşe dayandığını söyledi. Valirya Halkı toptan ejderhalara hükmedebiliyor, bir iki ailenin işi değil ama buna rağmen tüm Essos’u fethetmemişler, değil mi? Almak zorunda değiller, öyle bir amaçları olmak zorunda değil; her milletin öyle hayalleri olmaz, bazıları elindekiler ile yetinir bazıları fazlasını ister; senin hayat görüşün, hayat amacınla ilgili bir mesele sonuçta… Biz olsak alayını alırdık. Bu yüzden bazen çok gülüyorum minnacık kıtayı yönetecem diye uğraşıyor, kan döküyorlar; biz olsak orayı alır, sonra essos’a yelken açardık. :smiley:

Belki o eski zamanlarda tek tük insanlar bunu yapabiliyordu? Valiryalılar nereden öğrendi ejderha yumurtalarını çıkarıp, onlara hükmetmeyi? Deneme yanılma yöntemi değildir herhalde, bisiklet değil sonuçta bu. :smiley: Bu büyü meselesi her daim var; AA hikayesi ateş ve kan büyüsünün kanıtı zaten. Dayne Hanesinin kökenleri Şafak Çağına uzanıyordu, değil mi? Uzun Gece öncesine. Yani senin şu bahsettiğin mitin geçtiği zamanlar? Bu adamların daha önce ejderha lordlarının kanlarını taşıdığını konuşmuştuk; arada bir kendini gösteriyor ailede tek tük işaretlerle de olsa; Ashara’nın menekşe gözleri ve gerold dayne’in saçları gibi… Lakin dediğim gibi illa ki ejderhalara hükmeden bir ırk şeklinde görmen gerekmiyor meseleyi; bu valiryalıların ataları gökten zembille inmedi; öncesinde de yaşıyorlardı, sadece zamanın birinde ejderhalara hükmetmeyi öğrenip gidip valiryayı kurdular vs. öncesinde onlara ne isim veriliyordu, bilinmiyor. O yüzden yukarıda Proto-Valiryalılar dedim. Yi-Ti deyince evet aklıma onlar geliyor ama yazar, tasvirini yapmamış ise okuyucuların yakıştırmalarını resmi olarak kabul etmek doğru gelmiyor. :stuck_out_tongue:

@fecr belki kılıcı Aegon almıştır, demir taht için eğer kaybolmadı ise… Tahtı yendiği ve boyun eğdirdiği kral ve lordların kılıçlarından yaptı sonuçta. Torren Stark’ın taç ve kılıcını kardeşi ile gönderdiğini biliyoruz; sonrasında da bir daha taç görünmedi, yeri bilinmiyor.


#190

ben valeria çeliği değersiz demedim
ben olsam 8000 yıllık aile yadigarını iyisini buldum diye kenara koymam yapacağım şey ikisine de aynı özen ve değeri göstermek olurdu onu demek istedim
ikisi de başköşede yerini alırdı evimde yok olmazdı aile yadigarı


#191

Anladim. Neyse yani özetle Great Empire of the Dawn’da yasayan insanlar, Valyrialilarin atalari olabilir diyorsun. Hepsi degil tabi; ilk AA ile kan bagi olabilir diyorsun… Zor, cidden zor. Birde neden böyle düsündügünü merak ediyorum? Bu düsüncenin, fikrin temelinde ne var? Bir olay? Bir durum?
Yorumunun sonlarinda, fanlarin Yi Ti’lileri bizim dünyamizdaki eski çin imparatorlugundaki insanlar gibi tasvir etmelerini dogru bulmadigini söylemissin. Ama Martin’in verdigi her bilgi bizi bildigimiz uzak doguya yönlendiriyor. Mesela Yi Tililerin maymun kuyruklu sapkalar taktiklarini söylüyor, yani maymun kuyrugu degildir elbette ama hani çin imparatorlugunu anlatan filmler vardir, izlemissindir mutlaka, orada askerlerin egitim sürecinde taktiklari sapkalari getiriyor akillara bu. Sonra Yi Ti’deki sehirlerin isimleri de bizim dünyamizdaki uzak dogu sehirlerini hatirlatiyor (Yin, Jinqui). Hatta Yi Ti’nin hemen güney dogusunda Leng adasi var ve bu ada bizim dünyamizdaki Güney Kore/Kuzey Kore’yi getiriyor akillara. Hatta iki sehir var bu adada; kuzeyde Leng Yi, biraz daha güneyde, bati kiyisinda ise Leng Ma.
Cografi açidan bu bölgeler ile Valyria birbirine çok uzak. Ejderha kani tasiyacagi söylenen yeni Azor Ahai’nin, su an Yi Ti olarak bildigimiz bölgede yasamis olan ilk Azor Ahai ile kan baginin olmasi ihtimali çok ama çok düsük.
Daha iyi anlayabilmen için eski bir harita linki verecegim…

Ben toptan söyledim, tek bir cümlede anlattim, her birinin iki kehanetten de haberi vardi demek istemedim.
Jaehaerys II, oglu Aerys ve kizi Rhaella’yi, Vadedilmis Prens kehanetinden dolayi evlendirmis. Öte yandan, Targaryenlerde Rhaegar’in her iki kehanetten de (VP+AA) haberi oldugunu söyleyebiliriz.
Mel ise tabi ki AA kehanetindeki bilgilerle ilerliyor, fakat Vadedilmis Prens kehanetini de biliyor olabilir, belli olmaz.

Uzun Gece için yapildi diyemem tam olarak. Sadece Lion Of Night’in yaratiklarindan korunmak için yapildigi söyleniyor, detay yok. Her kale 300 metre uzunlugunda ve her biri 10 000 adam barindirabilir. Kalenin yapiminda siyah tas kullanilmis, “erimis siyah tas” yaziyor hatta çevirince. Bu yüzden bazilarinin aklina direkt Valyrialilar geliyor ama bu imkansiz çünkü o dönemde Valyria diye bir halk varsa bile eger, adamlar sadece çoban’di. Bizim bildigimiz sekilde “Valyrialilar!” degillerdi :smile:

Bu en büyük merak konularindan biri iste. Bana sorarsan, ben 2 uzun gece oldugunu düsünüyorum. Ya da 1 uzun gece ama ayni zamanlarda ve farkli bölgelerde. Essos’da alevli bir kiliçla karanlikta, sogukta yaratiklara karsi savasan bir kahraman oldugu biliniyor, Westeros’da ise benzer ama bir o kadar da bambaska bir hikaye var, ve tabi Westeros halki “alevli bir kilici olan kahraman” hikayesini bilmiyor.

Valla Valyrialilar ejderhalari yönetebildikleri andan itibaren fethedebildikleri her yeri fethetmisler, eger kiyamet kopmasaydi, devam da ederlerdi. Almak zorunda degiller, herkesin öyle hayalleri olmaz falan demek biraz romantiklik olur bence. Elinde büyük bir güç olan her millet topraklarini büyütmek ister, “Ayy yok sahip olduklarimiz bize yeter” diyebilecek tek bir millet bile yoktur. Farkli milletten olabilir ama insan insandir. Gerçekte de, hikayelerde de. Ne yazik ki açgözlü bir irkiz. Hayat görüsü falan hikaye! Elinde büyük bir güç olan herkes o gücü denemek ister ve denediginde, karsiligini aldiginda, o gücün getirdiklerinin esiri olur. Gerçek budur.
Neyse yani, Valyrialilardan önce ejderhalara hükmedebilmis birileri olsaydi, bunu bilirdik emin ol.

Aslinda Valyrialilar yanilmiyorsam ejderha yumurtalari bulmadilar, direkt ejderhalari kesfettiler Valyria’nin 14 Alevler bölgesinde. Bu adamlar çobanmis, dolayisiyla hayvanlar konusunda, evcillestirme konusunda bilgililer. Bu bilgiyi büyü ile harmanlayip o ejderhalari kontrol edebilmeyi basarmislar. Büyüyü elbette onlar yapmamistir diye tahmin ediyorum, bir çoban büyü yapmayi bilmez herhalde, o yüzden büyücüler getirmislerdir.

Ates ve kan… Buna çok takilma. Sonuçta Kirmizi rahipler/rahibelerin yaptiklarinda da ates ve kanin büyük bir yeri var. Ates ve kan ile ilgili olan her seyi, herkesi birbirine baglayacaksak ohooo.

Benim bahsettigim mitin geçtigi zaman tam olarak bilinmiyor. Ilk ekledigim harita mesela Fetihten önce 12 000 yil öncesini gösteriyor ama Great Empire of the Dawn’in son yillari mi, yoksa çok daha öncesi mi? Orasini bilmiyorum.
Dayne’lerin kökenini, Valyrialilar ile baglarini konusmustuk evet ve ben kesinlikle öyle bir bag olmadigini düsündügümü söylemistim. Ki geçenlerde denk geldim, Martin de bunu söylemis.

Valyrialilar Valyrialilardi iste. Valyria’da yasayan insanlar. Cobanlar. Ejderhalari kesfetmisler, kontrol etmisler ve o Valyriali çobanlar, Valyriali ejderha lordlari olmus. Gidip Valyria’yi kurdular diye bir sey yok, zaten yasadiklari yerde bir imaparatorluk kurdular.


#192

Kan bağı konusuna girmek istiyorum tam tarih bilinmese de en az 8000 yıl önce olmuş bir olaydan bahsediyoruz ve Ejderhaya hükmedebilmek için kan bağı şart değil yani öyle biliyoruz. Peki bu 8000 yıl önce herkesin aynı bölge ve aynı soydan olması mümkün değil mi ? O zaman yada arada bir zaman Targlar mesela bir şeyi farklı yapmış diğer soylardan ayrılmış o kadar… Ben bu konuyu böyle bağlıyorum ancak :smiley:
Bilmediğimiz topraklar ne kadar kurcalamazsak bir sonuca varamayız yada vardığımız sonucun doğruluğundan emin olamayız


#193

Konu sonunda benim istediğim yere geldi. Aslında bu konuyla ilgili iki teorim var. İlki 2 uzun gece ve iki büyük set, ikincisi ise tek bir uzun gece ve tek büyük medeniyyet.

1 ) İlk uzun gece GEOTD çağında Kemik dağlarının ardında gerçekleşmiş. İşte efsanede geçen gibi küçük erkek kardeşin yaptığı kötülükler sonucu(detayları bilmiyoruz) İlk Akgezenler ortaya çıkmış. Dünya büyük bir kaosun içinde kalmış, taa ki AA ortaya çıkıp insanları Akgezenlerden kurtarana kadar. Bununla ilgili bir şeyler okumuştum zamanında. Yazıya göre Kemik dağlarının batısında yaşayan tüm halklar aslında ilk uzun gecede Akgezenlerden kaçmış GEOTD’lularmış. Hatta göç haritaları bile verilmişdi. İlk uzun geceden önce aynı İlk İnsanların göçünden önce Westorosdaki gibi Batı Essosda hiç insan yaşamıyormuş. Haritayı şuan bulamadm tahminen şöyleydi:


Halkların yerleşiminde ufak tefek sapmalar yapmış olabilirim. Hightower ve Dayne kısımları benim eklemelerim. Çünki bu iki hanenin kökeninin ilk insanların gelişinden daha eski olduğunu düşünüyorum. Yani işin aslına gelirsek tüm halklar aynı kökden güliyorlar(aynı zamanda valyrialılar) bu yüzden hepsinin mitlerinde uzun gece ve benzeri hikayeler var. Ejderhalarla ilgili konuya gelirsek artık tek ejderhaların Valyrialılara ait ejderhalar olmadığı konusunda anlaşmamız gerek bence. Deniz ve Buz ejderhalarının geçmişde var olduğunu biliyoruz. Bunun dışında Ashaii’den doğudaki gölge topraklarda da hala ejderhaların var olduğunu Branın görülerinden öğrendik. İlk uzun gece de İlk akgezenlere karşı Ejderhaların kullanılması gayet mümkün bir ihtimal. Ama bence bu o kadar da önemli bir ayrıntı değil çünki eğer insanlarda Ejderha varsa Akgezenlerinde de ejderhalar vardır. İşte bu yüzen Işıkgetirene gerek duyuldu. İlk uzun geceyle ilgili söylenmesi gereken son ayrıntıysa İlk Akgezenlerle ilgili, benim düşünceme göre ilk akgezenler şuan ki akgezenlerlen daha farklılardı. Soğukdan çok Karanlıkla ilgiliydiler. İkinci uzun geceni anlatırken bu farkı daha iyi anlatıcam. AA akgezenleri yendikden sonra onların geri dönmesini önlemek için büyük bir set yaptırdı. Bu seddin yapılışında bu erimiş siyah taş kullanıldı. Bu siyah taşların ilk akgezenlerle savaşta aynı zamanda silah olarak kullanıldığını düşünüyorum(aynı şimdiki ejderhacamı gibi).
Gelelim ikinci uzun geceye - İlk İnsanlar Westorosa göç edib Ormanın Çocuklarıyla savaşmaya başladıklarında her ne kadar büyük kayıplar verseler de bi şekilde üstünlük sağlarlar. Çocuklar İnsanları yenmek için araştırma yapmaya başlarlar ve çok uzak geçmişdeki ilk akgezenlerle karşılaşırlar. Onlar hakkında yetince bilgiye ulaşdıklarında ise kendi akgezenlerini yaparlar. İşte ilk akgezenlerle ikinci akgezenlerin fizyolojik farklılıkları burada yatıyor. Çocuklar ikinci akgezenleri kontrol etmek ve insanlarla savaşmak için yaratmışlardı bu yüzden bazı değişiler yaptılar(farklı bir sürüm gibi düşünün :rofl:). Ama işler ters gitti İkinci akgezenler kendileriyle birlikte kışı da getirdi ve bir müddet sonra da kontrolden çıktılar. Böylelik ikinci uzun gece yaşandı. Bu uzun gece ise AA mitine değil, Yaşlı Dadının anlatdığı son kahraman hikayesine bağlanıyor. Çocuklar son kahramana yardım ederek İkinci akgezenleri yenmesinde yardım etmişler ve büyüler yardımıyla Sur inşa edilmiş. Böylelikle ikinci uzun gece de son bulmuş.

2 ) İkinci teoriye göre ise tek bir uzun gece yaşanmış ve tek bir AA olmuş. Bu durumda bazı zorlukları ele almamız lazım. Mesela Sur ve 5 kulenin bir-birinden olan uzaklığı, aynı anda iki bir-birinden çok uzakta diyarda iki farklı kahramanın akgezenleri yenmeyi nasıl başara bildiği gibi. Bu problemi Bilinen dünyanın neredeyse hepsine hükmeden bir medeniyyet fikri aradan kaldıra bilir. Bu fikri oluştura bilmek için her iki bölgedeki iki büyük hükmdarı birleştirmemiz gerek. Ben şöyle fikir ortaya atıyorum Yeryüzündeki Tanrı İmparator ile İlk insanların efsanevi kralı Garth Yeşilel aynı kişi ve bir zamanlar bu adam Ashaiiden gün batımı denizine kadar tüm topraklar hükmetmiş bir medeniyyetin başına geçmiş. Aslında ona tam olarak insan ve ya tanrı demek doğru olmaz. Yarı tanrı, yarı insan daha doğru olur(Durrandon hanesinin kökeni gibi). Hükmetdiği medeniyyet de çok gelişmiş aynı zamanda. Büyük ihtimal Ejderhaları da kontol edebiliyorlar. Bu kral öldükden sonra mitde anlatıldığı gibi zaman geçdikce işler kötüye gitmeye başladı. Tahta bir önceki kralın kızı geçince küçük kardeş buna isyan etdi. İsyancı Prens ilk savaşı kaybeder ve sürgün olarak kaçmak zorunda kalır. Bu noktada bi parantez açmak istiyorum. Akgezenler Garth Yeşilelden önce İnsanlarla Çocukların hala düşman olduğu vakitlerde Çocuklar tarafından yaratılmıştı. Ancak barış yapılınca Çocuklar ve İnsanlar onları kendilerin uzağa muhtamelen kuzeye gönderdiler. İnsanlardan çok uzağa kaçan Sürgün Prens bir gece ormanda masmavi gözleri olan çok güzel bir kadın görür ve ona aşık olur. Evet İsyancı küçük erkek kardeşle İlk Gece kralı aynı kişidir. Ormanda karşılaşdığı kadınla evlenen Prens Akgezenlerin arasına katılır ve onları kendi tarafına çeker. Böylelikle Gece Kralı olarak geri döner ve kendisiyle birlikte Uzun geceni de getirir. Büyük savaşlar olur, İnsanlar savaşı kaybeder taa ki AA ortaya çıkana kadar. Ben AAnın kesinlikle Dayne hanesinden olduğunu düşünüyorum, dolayısıyla LB de Şafak oluyor. Savaştan sonra Medeniyyet çöküyor. Özellikle Westoros ve Kemik dağlarından doğuda kalan topraklar büyük bir yıkıma uğruyor. Zaman geçdikce tarih hikayeye dönüşüyor hikayelerse her medeniyyete göre farklı bir şekil alıyor sonuç olarak şuanki efsaneler ortaya çıkıyor.


Gece'nin Kral'ı = Soğukel
#194

Öyle bir durum, olay veya söz üzerinden ziyade yukarıda da bahsettiğim ateş/kan büyüsü; ejderha; aa ve r’holler vb. şeyleri tek bir resimde birleştirince ister istemez karşımda benzer bir resim çıkıyor; o kadar uzun zaman var ki aralarında bu zaman aralığında ne şekilde ne nasıl bağlar oluşmuştur kim bilir. Biraz da his mi desek?

Hisar’ın yapıldığı siyah kaya bile Valiryalıların ejderha ateşi ile yaptıkları özel bir yapı ama kim, ne zaman ve nasıl yapılmış; bilen yok. Dayne ailesine karışan kandan bahsetmiştim; Şafak bile Şafak Çağında, Uzun Gece öncesinde dövülmüş bir kılıç ve ailenin kökleri bu döneme kadar gidiyor; Starklardan bile eskiler yani. Demek ki bu bahsettiğim proto-valiryalılar bir şekilde gerçekten var ve buraya gelmişler; Şafak gibi bir kılıcı dövebilmişler. Ejderha Çeliği kadar dayanıklı, keskin ve güçlü. Herhangi bir demirci, kayan yıldızdan böyle bir kılıç tekrar dövebilir mi acaba? Şüpheliyim. Ejderha çeliğinin özelliklerini gösteren bir kılıcı nasıl dövmüşler? Bunun gibi minik şeyleri yakalarsan ister istemez bir ucundan birbirleri ile bağlantılı olduğu hissi doluyor içine bana göre.

Ayrıca o imparatorlukta yaşayan insanların hepsinin -tasvirlerinin öyle olduğunu farz edelim- çinliler gibi olması gerekir mi? Farklı görünüşte insanlar da imparatorluğun parçası olamaz mı? Veyahut nasıl bizim atalar zamanında Anadolu’ya gelince evlilikler ve coğrafi etki ile gözlerimizdeki çekiklikte azalma oldu ise(kimi ailede yok olmuş bir özellik) onlar için de geçerli olabilir. O kadar uzun bir zaman söz konusu ki her şey mümkün.

Huu Assahi’nin dibinde mi? Yeminle ben bu imparatolruğu vs. bilmeden önce ne hayal ettim biliyor musun? Hani bazen kendim senaryo kuruyorum demiştim ya eğer hatırlarsan; bu proto-valiryalıların yaşadığı -ismi unutulmuş ya da az kişinin hatırladığı- bir medeniyette ateş gücüne sahip, ejderhların hepsine hükmedebilen bir oğlanın bunların başlarına kral olması, kimi kişinin güçleri vs. yüzünden ona ilah gibi tapmasını ve bir sebeple bu kişinin bu ülkeyi yok eden bir sürece soktuğu(daha çok ejderhalarla yok ettiği); kaçan kişilerin ileride valiryayı kuracak kişiler olacağı, bir kısmının westeros’a dayne hanesini kuracakları topraklara gitmesi vs. diye kendi kendime yazıverdim kafamda. Hatta Assahi’deki gölge topraklar, bu yıkım ve ölüm sonrası bu hale geliyor vs. :smiley: Yaklaşmışım sanki :smiley:

Sonuç olarak ikisi de ejderha kanı taşıyan birini arıyor, değil mi? Neden ejderha kanı? İlk aa o zaman neden bu kanı taşımasın? Ejderha Kanı deyince kafan gene valirya ve ejderhaa hükmetme meselesine gidebilir…Toparlamaya çalışır isem eğer ilk aa’nın kan ve ateş büyüsü ile ejderhalara hükmedebilen biri olduğunu ve zamanla o ve onun takipçisi ya da onun gibi bu büyü ile uğraşanların(?) ileride valirya’yı kuracak kişilerin atası olduğunu düşünüyorum. Yani ilk aa’nın bütün bunlarla hiçbir ilgilisi yoktu, bu ve olanlardan çok uzak çok başka ve farklı bir kişiydi dediğin zaman tüm bağlantı bende kopuyor; aynı işi yapacak bu iki kişinin birbirinden bu kadar alakasız ve bağlantısız olmasına aklım ermiyor. Sanki ilk aa’nın bizim evren ile hiç alakası yokmuş gibi… Kurgularda genelde böyle kahramanlar/kişiler vs. uzaktan da olsa bir bağlantı noktası taşırlar.

İşte Hisar’ın üstüne kurulduğunu söylediğim taş bu; bunlar ejderhalar ile yapılan yapılar, öyle insan eliyle iki kg odun ile yakılan ateşle yapılamıyor. Demek ki ejderhaları o dönem de kontrol edebilen birileri vardı; koca bir ırk vs. değil ama tarikat gibi bu kan ve ateş büyüleri ile uğraşan birileri; aa’nın da bunlardan biri olduğunu ve ileride targ hanesinin atası olabileceği üzerinde duruyorum. Targlar, köklerinin eski ilahlara vs. dayandığını söylüyordu. R’holler vs. de ismi o zamanlar farklı anılan ilahlardan biri mi acaba… Westeros, alevli kılıç kahramanı bilmiyor demişsin; Targlar ise 300 yıldır AA bilgisine sahip; demek ki geldikleri yerde bilinen bir şeydi ve unutmamışlar, üstüne kendi soylarında aramışlar. O yaşlı cadıya da bunu sormuşlar ki böyle bir cevap vermiş. Neden ejderha kanı taşıyan biri olmasını beklesinler eğer ilk aa da ejderha kanı taşımıyorsa? ya da ateş kanı mı deyim ne deyim? Tabirler de kafa karıştırabiliyor. :stuck_out_tongue: Mel’in yaptığı kan büyülerindeki “kral kanında güç vardır” olayının sıradan kral kanları olduğunu bile sanmam; ejderha kanı taşıyan veya belki Starklar gibi büyülü kanlara sahip insanlardan bahsediyor; böylesi daha uygun oldu galiba? İlk aa da büyülü kanı olan biri; damarlarında ateş büyüsü var? Çok karışık oldu biliyorum, kusuruma bakma. Konu karışık olunca toparlamam zor oluyor. :slight_smile:

Ben uzun gecenin bir kere olduğunu ve Sur’un olduğu yerde gerçekleştiğini; aa’nın da burada kılıcı dövüp, savaştığı ve ww’leri hezimete uğrattığını düşünmüştüm hep. Şimdi de bir sebeple 8 bin yol sonra tekrar dönüyorlar. Westeros hikayesi ne? Son Kahraman meselesi mi?

Yazar bunu belirtmedi ise bilemeyiz, hem ben dediğim gibi bir ırk vs. hükmedebiliyordu, sonra bunu şimdiki valiryalılara devretti diye söylemedim; tarikat gibi kısıtlı birkaç kişi ancak… Başka türlü sıvı siyah taşlar vs. nasıl açıklanır bilemiyorum. Çünkü ilk aa’nın kılıcı yapmak için kullandığı şeyler de kan ve ateş büyüsü; ejderhaları kontrol etmek için kullanılan tılsım ve büyüler de kan ve ateş büyüsü… bu biliniyor. Çobanlar dediğimiz adamlar nereden öğrendiler? Birileri önceden biliyordu, bilgiyi yumurtayı ilk çıkartan valiryalılara aktardı… Elin çobanı dediğimiz ilkel tipler büyüyü nereden öğrensin başka türlü. :smiley:

İzlediğim HBO videosunda yumurta buldular, çıkarttılar ama nasıl? bilinmiyor diye anlatmış, geçen izledim daha… Ateş ve Kan büyüsü, aslında tüm bunların kilit notası. Valirya’da büyüler bu ikisine dayanıyor; ilk aa’nın büyüsü buna dayanıyor; ejderhalar böyle kontrol edildi, bariz bence. Targların sözü ateş ve kan; ilk başta düşmanın kanı, ejderhamın ateşi gibi anlıyor insanlar ama ben hep farklı bakmıştım olaya; kanında akan ejderha ateşi ve büyüsü/gücü olarak yorumladım bu sözü; yani targların kendi özlerinden bahseden bir söz; Starkların “Kış Geliyor” sözünden kastın ww’ler geliyor, demesi gibi özel bir şeyi anlatıyor, hatırlatıyor. Bataklık İnsanların hala Buz ve Ateş üzerine yemin etmesinde de bir şey var misal; ilk aa’nın kuzeyde olduğunu düşündüğüm için ister istemez bu iki aile akrabalık bağı kurdu mu diye düşünürdüm; Nissa’nın stark olduğunu falan ama sen şimdi böyle bahsedince elbet baya farklı noktalara gidiyor ve işaret soruları böyle uçuşuyor. :smiley:

Adına Valiryalı diyen bir ırk değil de işte fiziksel özellik olarak öyle görünen, adı o zaman ne idi ise var olmuş bir toplumun mensupları için demiştim Dayne hanesi meselesini; zaten bu adamların hanesi şafak çağına uzanıyor, valirya çok daha sonra kuruldu. Martin doğru söylemiş yani, valiryalılara uzanmış olamaz.

Bunu nereden öğrendik? Gözümden kaçmış?

Sur’un Lord Kumandanı hikayesi değil mi bu? Kuzeyin Kralının erkek kardeşi…?

Kafamda kurguladığım senaryoda ben de Dayne ve Targ Hanesini uzaktan akraba yapmış; aa ve vaat edilmiş prensin bu ikisinden çıkarmıştım. :smiley: Lakin hayran kurgusu işte :smiley:

Dayne ve bu Şafak imparatolruğu ile ilgili bir kuram gibi bir şey var.

Burada yazan “proto-Valyrian origin” yazısını görünce bir gülümsedim falan, doğru yolda mıyım nedir? Böyle düşünen bir ben değilmişim. :smiley:

Özetlersek yazanları; Dayne Hanesinin köklerinin bu GEOTD’e dayandığı; Şafak kılıcının aslında ışıkgetiren olduğu (İmparatorluk ismi ile kılıcın isminin aynı olmasına dikkat çekilmiş); Uzun Gece sonrasından sabahın/şafağın geldiği için kılıcın da Şafak ismiyle anılmaya devam edip, ailede nesilden nesle aktarıldığı söylenmiş. Hatta kılıcın lord’dan lorda değil de onu hak eden bir savaşçının taşımasının da onun ilk kullanıcı olan efsanevi kahramana ithafen olabileceği vs. söylenmiş. Gerçekten de Dayne Hanesinin böyle bir kılıcı taşıma vazifesinin “hak eden” kişi sıfatı ile aile mensubu kişilere vermesi ve böyle biri yoksa el sürdürülmemesi oldukça ilginç bir gelenek.


#195

Taht Oyunları kitabında Branın gökyüzünden düşdüğünü gördüğü bir rüya vardı. O sırada Asshainin ötesindeki topraklarda Ejderhaların olduğunu görüyor. Rüyasında aynı zamanda Nehirovadaki Babası ve kız kardeşlerini, Isırıkda gemide giden Annesini, Surdaki Jonu ve Kışyarındaki Robbla Rickonu gerçek zamanlı olarak görüyor. Yani olaylar gerçekleştiği sırada hepsini canlı izliyor, işte o sırada görüyor ejderhaları. Ejderhaların Danynin ejderhaları olduğunu söylenilebilir ama bu pek doğru değil. İlk sebep zaman uymaması durumu. Dediğim gibi o görüde Bran olayları canlı izliyor ama Danynin ejderhaları o sırada daha yumurtadan çıkmamış. İkinci kanıt yer uyumsuzluğu, Danynin ejderhaları Kuzu İnsanların topraklarında doğuyor, Asshai ise neredeyse Kuzu İnsanların topraklarına Westeros kadar uzak bir yer.

Hayır, Kuzey Kralının erkek kardeşi demek istemedim. İki hikayeden de uygun parçaları alıp bileştirdim sadece. Surun 13. Lord Kumandanının hikayesini alıp İsyancı Prensin hikayesine katdım. Eğer teori doğruysa o dönemde daha Kuzey Krallığı diye bir kavram yoktu büyük ihtimalle. 13 Lord kumandan karakteri ise Sur inşa edildikden sonra hikayenin zamanla evrilmesiyle İsyancı Prensden türemiş olabilir.

Ben de senin gibi düşünüyorum Daynelerle ilgili. Hightowerları da Daynelerin yanına koyuyorum ben.
Çünki şuan nereden okuduğumu hatırlayamadım ama Hightowerların da zamanında ejderha sahip olduğunu okumuşdum. Dayneler kadar eski ve Daynelerle geçmişte bir çok kez savaşmışlar. Hatta biraz daha ileri gidib Demir Adaların Gri Kralının öldürdüğü Deniz ejderhası Nagga’nın Hightowerlara ait olduğunu iddia edebilirim. Zamanında Ejderhalar sayesinde Günbatımı denizine Hightowerlar hükmediyordu ama Gri Kraldan sonra Demir adalılar üstünlük sağladı.


#196

Gözlerini kaldırdı. Dar Deniz’in ötesi kristal kadar net görünüyordu. Özgür Şehirler, Dothrak denizi ve ötesi, bir dağın eteğindeki Vaes Dothrak, büyülü toprakların kıyısındaki Yeşim Denizi, ejderhaların güneş ışığı altında uyandığı, Gölge’nin yanındaki Asshai.

Şimdi burada ejderha mı var? Olsaydı Dany’nin ejderhasını haber aldıkları gibi Essos bilmez miydi? Bir de Asshai’den maskeli bir kadın gelmişti Dany’nin yanına; ejderhaları görmek için. Niye geldi?

(Bu arada bizim Bran’a hep uçacaksın diyorlar ya; bu uçma işinin hem maddesel olarak gerçekleşeceği veya işte ejderha ile olacağı tahmin ediliyor… Lakin şu yukarıdaki alıntıyı yaparken tekrar baktım bu rüyasına da bahsedilen uçma, tam da o rüyasında olduğu gibi olmasın? Ağaç ya da bir hayvana ihtiyacı yoktu tüm onları görmesi için.)

Anladım, mitleri sahiplenip kendi kültürlerine çevirmiş olabilirler, diyorsun? Kelt efsanesi olan Arthur Efsanesini İngilizlerin sahiplenmesi vs. gibi? Belki.

Bu hane ejderha ve büyülerden nefret ediyor, diye biliyorum? Ejderhası olduğu vs. nerede yazıyor? Gerçi ‘sıvı siyah taşı’ yapmak için ejderha ateşi gerek… Belki zamanla -geçmişin de verdiği tarihsel derslerle- büyü ve ejderha gibi şeylerden uzak durmanın daha iyi olacağına inanıp, sadece bilime yönelmişlerdir? O Gri Kral’ın da ölmeyen ve yaşlanmayan bir adam olduğu söyleniyormuş? Jon da öyle olacak falan diye makale yazmışlar.


#197

bence bu cümle için ingilizce metne bakmak lazım çünkü Türkçe de geçmişte olan diyede yorumlanabilir şuanda olan da
bende @argos gibi şuan yorumu yapıyorum açıkçası ama İngilizcedeki bir sürü geçmiş zamandan biri mi kullanılmış geniş zaman mı yada şimdiki zaman mı bize daha ayrıntılı bilgi verir bende

He lifted his eyes and saw clear across the narrow sea, to the Free Cities and the green Dothraki sea and beyond, to Vaes Dothrak under its
mountain, to the fabled lands of the Jade Sea, to Asshai by the Shadow, where dragons stirred beneath the sunrise.

orjinal metin
geçmiş zaman var gibi ama bu seferde Valeria değilde Asshai de ejderhalardan bahsedilmesi ilginç geldi hemde Bran ın Essos u bilmediği halde bilir gibi gezebilmesi
gezmesi değil gezdiği yerlerin nereleri olduğunu bilmesi


#198

Ben de senin gibi düşündüm; Türkçe bakınca emin olamıyorsun geçmiş mi geniş zaman mı vs. şeklinde bazen.

Cümle geçmiş zaman.

Bran’ın bu kısmı nasıl bildiği çok da önemli değil, bir şey çıkmaz bilip bilmemesinden bence. Sonuçta biz ne gördüğünü bilmek zorundayız, nerede gördüğünü… Bu yüzden bu şekilde belirtilmiş isimleriyle vs.


#199

Şöyle diyeyim o zaman, GRRM o kısma dikkat edersen Branı anlatırken geçmiş zaman kullanmış “Gözlerini kaldırdı … görünüyor idi” Bu durumda geçmiş ejderhanın uyanmasını da geçmişde zamanda belirtmiş olabilir. Ayrıca Asshai anlatıcak o kadar tasvir varken neden ejderhalardan yararlanıyor? Bran ne görüyorsa onu tasvir ediyor cümlede.

Ashaideki ejderhalarla dünyanın her hangi bir kısmındaki ejderhaları bir tutmamak gerek. Asshai ötesindeki gölgedeki olan şeylerin dünyanın geri kalanı ile çok az ilgisi var. Ordaki ejderhalar için Gölgeye gitmek pek mantıklı değil. Bi de şu var, bilinene göre Ejderhalar yok olunca dünyadaki büyü gücü çok azaldı ama Asshaide böyle bir sorun olmadı. Asshai valığını büyüye borçlu eğer büyü gücü orda da azalsaydı şehir yok olurdu. Büyünün Asshaide yok olmaması oradaki ejderhlardan kaynaklanıyor ama bunun dünyanın geri kalanıyla bir ilgisi yok çünki, Göldeki ejderhalarda, onların sağladığı büyü gücü de Gölge diyardaki diğer bir çok şey gibi dışarı çıkarılamıyor ve ya çok azı çıkarıla biliyor.


#200

Valeria değilde Asshai de ejderha denmesi bana da tuhaf geldi buradan bir şey çıkar ama ne bilmiyorum belki taşlaşmış ejderhalardır. Bu ejderhalar ben heykellerin ejderhaya döneceği gibi bir saçmalığa inanmıyorum
Dany nin yumurtalarının taşlamış ejderhalar olduğuna da inanmıyorum