Akgezenler, Azor Ahai ve Uzun gece üzerine


#201

Bana sorarsan bu seriyle ilgili artık bişey çıkmaz. Serinin bundan sonraki ana hikayesinin çok büyük kısmının Westorosla ilgili olacağını düşünüyorum. Essosdaki kısımda Westorosa dönüş temalı olucak büyük ihtimalle. Ama eğer başka hikayeler yazılırsa belki o zaman ola bilir. Mesela Aryanın yapacağı seyahatlardan birinde Asshaiye gitmesi gibi ve ya Euronun Asshaiye yaptığı yolculuğu anlatan ek hikaye gibi ve ya tamamen başka hiç tanımadığımız Yi Ti’li birinin hikayesi.


#202

o manada demek istemedim mesela ordaki geçen ejderhalar taşlamış ejderhalar olabilir gibi bişey demek istedim yoksa kesinlikle esos kısmı azalacak artık birazcık Dany oyalanır orada azıcık finalde Westerosa doğru yola çıkar 6. kitap finalinde o kadar bende çok bişey beklemiyorum


#203

Evet, söylediğin mantıklı geliyor.

Essos’taki mitler ve ejderhalar meselesi bana göre olsa olsa bundan sonra şu aa meselesi ile ilgili bir bağ için kullanılırsa kullanılır. Ötesinde bence de ayrı bir hikaye görmek vb. şey artık mümkün değil gibi. Gerçi umarım şu maskeli kadın meselesi açığa kavuşur, gizem kalmasını sevmiyorum bir seri bittiğinde.


#204

Bana çok zorlama baglar gibi görünüyor, daha önce de açikladim.

Hisar’in yapildigi siyah kaya mi? Yoksa Hightower’in mi?
Hightower’in temelinde erimis siyah tas var. Valyrialilar yapti diye de bir sey yok ayrica. Öyle bir düsünce var, erimis siyah tastan dolayi ama sekillendirme konusuna gelince, Valyrialilarin tarzina çok ters düsüyor. Onlar tasi eritir, büker, sekil verirmis yapiyi güzellestirmek için, buna en iyi örnek Volantis’deki Kara Duvar. Neyse, eger bahsettigin Hightower ise, Aliüstat Quillion bu yapinin temelindeki siyah tasin Lorathli mazemaker’lar ile bagi olabilecegini söylemis, ki bu bana da daha olasi geliyor.

Dayne Hanesinin kurucusu, Torentine nehrine düsen bir yildiz veya büyülü bir tas görmüs, onun pesine düsmüs ve Safak bu yildizdan, büyülü tastan yapilmis.
Bunun proto valyrialilarla ne alakasi olabilir? Nasil? Bu proto Valyrialilarin kiliç dövmekte usta olduklari düsüncen neye dayaniyor? Valyrian çeligi ile karsilastirmissin, evet, Safak herhangi bir Valyria çeliginden yapilma kiliç kadar saglam ve keskin ama bundan neden ve nasil özel bir anlam çikarilabilir? Valyria çeliginin yapiminda ejderha atesi var ve ejderhalardan öncesine kadar öyle bir çelik yoktu, yani diyecegim o ki, bu proto Valyrialilar kiliç dövmeyi biliyorlarsa bile, Safak gibi bir kilici yapabilecek kapasitede insanlar oldugu düsüncen neye dayaniyor? Kurdugun baglantilar o kadar zorlama ki ! Valyrialilar, Valyria çeliginden kiliçlar yapiyordu, o zaman Safak’i da proto Valyrilarilar yapmistir diyorsun resmen. Ne alaka?

Bu mantikla gidersen, o halde dünyanin herhangi bir yerindeki, herhangi eski bir halk, Valyrialilarin atalari olabilir. Özellikle Great Empire of the Dawn’dakiler neden peki? Onu soruyorum ben. Hiç Azor Ahai, ates ve kan falan deme bana, biliyorsun ne düsündügümü.
Yaa bu Valyrialilar her zaman Valyria’da olmus olamazlar mi? Niye illa bir yerden göç etmis bir halk gibi düsünüyoruz?

Ciddi olamazsin :tired_face: Neyse tamam bir sey demeyecegim :smile:

Yaa ejderha kani diye bir sey yok aslinda. Yeni Azor Ahai, Aerys ve Rhaella Targaryen’in soyundan gelecek diye vadedilmis, olay bu. Ejderha kanindan ziyade Targaryen kani demek gerek. Ne yapacagiz simdi? Ilk Azor Ahai Targaryen’lerin atasi mi diyecegiz? Böyle sey olur mu Allah askina? AA’lik Targlarin kaninda mi var? Adamlar güzellikleriyle, ejderhalariyla yeterince özeller zaten, bir “Azor Ahai’ler Targaryen kanindandir” olayi eksik! Bir Targci olarak söylüyorum bak bunlari. Cok uçuk fikirler. Sirf yeni AA’nin Targ olacak olmasiyla, ates ve kanla, ilk AA’yi Targlara baglayamazsin.

Yaa valla aglayacagim simdi. Nereden çikariyorsun bunlari? Ne ejderhasi? Ne hükmetmesi?

Kim söyledi bunu? Ne zaman?

Targlar 300 yildir AA bilgisine sahip derken?? Nerede yaziyor bu?
Orman cadisina özellikle sordular diye bir sey de yok ayrica, kadin zaten kehanetlerde bulunan biri, Jaehaerys’e de öyle bir kehanette bulunmus. Bunun üzerine Vadedilmis Prens’in kendi soyundan olacagi bilgisine sahip olan Jaehaerys, Vadedilmis Prens arayisina giren ise Rhaegar’dir. Bunlardan baska kimse Vadedilmis Prens arayisina girmedi. VP diyorum dikkat edersen, AA degil; bizim için ikisi de ayni kisi ama eminim ki Jaehaerys, Rhaegar’in aksine, “Vadedilmis Prens, Azor Ahai” baglantisi kurmamistir bile.
Ve tekrar söylüyorum bak, özellikle ejderha kani degil, Targaryen soyundan biri olacak. Rhaella ve Aerys’den dogma. Ki bu durumda da ayrica Mel’in bu kehanetten haberi olmadigini da söyleyebilirim su an, Stannis sonuçta Aerys ve Rhaella’dan dogma degil.

Robert’in piç oglunun, Mance Rayder’in falan kanini kullanmak isteyen Mel’den mi bahsediyorsun?

YeniAy, sana ne oldu?? :pensive:

Son Kahraman, Ormanin Cocuklari, devler…

Böylesine önemli bir seyi belirtirdi. Tarihle ilgili gizli tutulacak seyler var, gizli tutulamayacak seyler var. Bir yazar olarak neden bahsettigimi eminim anlarsin.

Gölge Topraklardan gelen büyücüler olabilir mesela. Ki zaten ejderhalarin esasinda oradan geldigi söyleniyor. Tabi ki çobanlar yapmadi büyüyü. Ama belli ki ögrenmisler çünkü Valyriali büyücüler sonradan dünyanin en iyi büyücüleri arasinda yer almis. Ek olarak, Valyrialilarin büyülerinde ates ve kanin çok büyük yeri var ama ejderhalari bu sekilde, yani ates ve kan büyüleriyle kontrol ettiklerine dair bir bilgiye de denk gelmedim ben. Bu "ates ve kan"daki ates zaten ejderha atesi Valyrialilar söz konusu oldugunda. Neyse, ben sadece büyüyle kontrol ettiklerini biliyorum ama nasil bir büyü olduguna dair detay da yok. Büyü + ejderha borusu, sadece bu bilgiler var. Valyrialilarin kendi büyülerindeki ates ve kan’daki ates, dedigim gibi ejderha atesi.

Valla bilmiyorum. Valyrialilar, ejderhalarin 14 alev denilen volkan zincirinden firladigini söylemisler, yumurtadan bahsedilmiyor. Hee Asshai’lilere göre ise, ismi bile unutulmus çok eski bir halk, ejderhalari Gölge Topraklardan Valyria’ya götürmüs ve Valyrialilara onlari nasil kontrol edebileceklerini ögretmisler. Bu bana çok saçma geliyor, o yüzden Valyrialilarin versiyonuna inaniyorum.

Tam da bu aslinda. Targaryen hanesinin sözlerinin sahibi Fatih Aegon. Ondan öncesine kadar Targaryen hanesinin sözleri yoktu, hatta 3 basli ejderha sancagi da yoktu. Ejderha atesi ve dökülen düsman kani ile birlikte gelen fetihe ithafen bu sözler.

Ee tamam da ayni seye gelmiyor mu sonuçta? Valyrialilar ile Dayne’lerin atalari ayniysa eger, nihayetinde Valyrialilar ve Dayne’ler arasinda bir kan bag olmuyor mu? Martin yok demis iste. “Valyrialilar” demesine bakma, o durumda baska ne diyebilirdi bilemiyorum, çünkü bu sözde atalarin kim oldugu bilinmiyor, o yüzden adam Valyrialilar ile Dayne’ler arasinda kan bagi yok demis iste kisaca.


#205

He evet o kule, ben yanlış şey ettim. :slight_smile: O üstatlara göre Ormanın Çocukları da yok ya da onların ağaçlar aracılığı ile görme güçleri… :stuck_out_tongue: Ben zaten Valiryalılar yaptı demedim; en bilindik işlem onlarınki diye onların ismini verdim. Zaten hem Dayne hem de Hightower Hanesi Şafak Çağından beri varlığını sürdüren kadim bir aile, Starklardan bile eski. Ejderha/kan ve ateş büyüsü ile bağı olan/bilgisi olan kişilerle bağı olabilir hatta dediğim gibi onların soyundan geliyor olabilir. Seri tamamlandığı zaman belki bu kısımlar açığa çıkmış olur ya da çıkmaz, bilemiyorum elbet.

Bunları bilmiyorum, kim ne bunlar tam olarak?

Kılıçlar ilk başlarda bakır ve bronzlardan yapılırdı, sonra zamanla demirden yapmaya başladılar. Neden demir keşfedildiği için. Sonra çelik keşfedilince çelik kılıçlar yapıldı. Bizim evrende durum böyle, onlarda da aşağı yukarı aynıdır. Yani x malzemesini keşfedersin, sonra kılıcı döversin.

Ejderha Çeliği için malzemeler nelerdir, kimse bilmez; sadece ejderha ateşinin ana malzemelerden biri olduğu biliniyor. Ejderhaların çok öncesinde de var olduğunda anlaştığımıza göre… İlk AA’nın dövdüğü kılıcın basit bir bronz, bakır ya da demirden olduğunu düşünmüyorsundur? Sıradan bir kılıç bile değil. Kan ve ateş büyüsü ile dövülmüş sihirli bir kılıçtan bahsediyoruz. Bu kılıcı döverken ejderha alevi kullanıldı mı, bilmiyoruz ama kılıcın dövülme işleminin sıradan bir kılıç dövme işlemi olmadığı da aşikar; haftalarını aylarını harcamış; bilinçli bir şekilde bu kılıcı dövüyor, sadece soğutma işlemini bir türlü yapamıyordu ki onu da Nissa’nın kanıyla çözdü… Yani AA, ihtiyacı olan kılıcın nasıl dövülmesi gerektiğinin bilgisine sahip. Demek ki yaşadığı dönemde birileri bir şekilde bununla ilgili bazı bilgilere sahip. Yani demek istediğim şey olağandışı, sıradışı özellikleri olan kılıçların dövülme bilgisinin onun yaşadığı dönemde birilerince bilindiğini çıkartabiliriz. Bu tüm medeniyette yaygın bir bilgi demiyorum, Valirya gibi; az kişi tarafından biliniyor düşüncesine hakimim. Yoksa adama vahiy gelmedi herhalde…

Westeros’a dönelim; burada yaşayan insanların sahip oldukları kılıçlar bugün bizim bildiğimiz çelik kılıçlar gibi değil, diye biliyorum. Sonuçta 8-10 bin yıl öncesinden bahsediyoruz; teknoloji bilgisi kısıtlı, İlk İnsanlar vahşi ve barbar. Dayne’ler ise ejderha çeliği özelliği gösteren bir kılıcı dövmeyi başarmışlar? Kılıcın ana malzemesinin meteor (taşın büyülü olduğu nereden çıktı? Sonuçta her gök taşı büyülü mü?Öyle olduğunu farz edelim, sonuç değişmiyor.) olduğunu biliyorum, sonuçta yukarıda bahsettiğim x malzeme olmadan x silahını yapamazsın. Yani meteor taşının kendisini normal kılıç döver gibi kullanarak mı ejderha çeliği kılıcın özelliklerini almasını sağladılar? Bu durumda herkes aynı şeyi yaparak kılıç dövsün; valirya yok oldu kılıç bilgisi de yok oldu diye ağlamasın kimse… 8-10 bin yılda bu evrene başka meteor mu düşmemiş? Bilmem şimdi anlatabildim mi takıldığım noktayı? Şimdi ilkel insanların meteoru kullanarak böyle bir kılıcı dövmesini nasıl beklersin? Daha çakmak taşından silah yapan adamların bir anda çelik kılıç yaptığını iddia etmek gibi geliyor bana. Çakmak devrinde Sanayi devrimine atmışlar…

Eşyanın kanununa aykırı değil mi? Hiçbir insan topluluğu gökten zembiller belli başlı bölgelere indirilip, orada ayrı ayrı hayat kurup büyümez. Hiçbir yerde aynı anda tüm alanı kaplayan insan toplulukları olamaz. Kendi evreninden örnek al; yazar da zaten bizim dünyamızdan ve tarihimizden esinlenerek kurguladı bu evreni ve olayları. Hayat bir yerde başla, kolonileşmeye başlar ve zamanla da belli başlı sebeplerle göçmek zorunda kalırsın. Targ Hanesi bile bu sebeple göçmek zorunda kalmadı mı?

Tamam, proto-valiryalılar her daim valiryada yaşamaya devam etsin. Bahsettiğimiz imparatorlukta felaketler yaşanmış vs… Ortada felaketler yaşandığı zaman bazı insanlar kaçar, göçer… O insanlar gelir bu ileride valirya olacak topraklara ve oradaki insanlarla karışırlar; bunlardan bazıları bahsettiğim ejderha çıkarma ve hükmetme ve ejderha kılıç dövme bilgisine sahiptir; buradakilere öğretirler ve sonra bu güçle bunlar Valirya’yı kurarak malum hale gelirler. Oradan da Westeros’a gelirler. İmkansız mı? Hayır. Nitekim insanlık tarihinde bilgiler ve teknolojiler de aşağı yukarı bu şekilde dünyaya yayılmıştır. Misal Çinliler kağıdı buldu(senin dawn imparatorluk insanların :smiley: ); Müslüman Araplar ve Türkler ile savaşarak kaybetti(haydi bunlar da proto-valirya olsun :smiley: ); bir sürü Çinli esir alındı. Bu Çinlilerin bir kısmı kağıt yapma bilgisine sahipti, bu topraklarda kaldılar ve bu bilgiyi Müslümanlara öğrettiler; Müslümanlar da kağıt üretim fabrikaları vs. kurdu. Sonra da bu bilgi fetihlerle vs. şekilde batıya (westeros :stuck_out_tongue: ) yayıldı ve onlar da zamanla fabrika kurarak bu hale geldik. Böyle bir örnek daha idrak edici olur umarım. :slight_smile:

Senaryo dedim ya :smiley:

Niye onların soyundan geliyor ama? Onu sorguluyorum işte. ilk AA’nın kan ve ateş büyüsü yaptığını biliyoruz; o kılıcın aksi şekilde dövüldüğünü iddia edemez kimse. Valirya’da da büyüler kan ve ateş büyüsüne dayanıyor. R’holler ve takipçileri de aynı şekilde kan ve ateş büyüsü yapıyor. Targaryenlerin sözü “Kan ve Ateş” Ve deniyor ki AA, Targ hanesinden gelecek. Hatta yeni AA’nın eskisinin yeniden dünyaya gelişi olduğu söylenmiyor mu? Bir çeşit reenkarnosyan iddiasında Mel. Nasıl bu ikisi arasındaki bağa zorlama dersin ki? Ha illa ki öyle demiyorum elbette ama bana öyleymiş gibi geliyor.

Cidden bilmiyor musun? Cersei, Rheagar hakkında konuşurken buna değinmişti. Onun güzelliğine değinirken… Targların kökenlerinin ilahlara dayandığı vs. Onun ağzından okumadan önce de başka yerlerde (vikide falan olabilir hatırlamıyorum şimdi) okumuştum. 4. kitapta geçiyor. Baktım ama ha deyince bulamadım.

Ondan doğma değil elbette ama Mel. Stannis’in aa olduğuna bu yüzden inanmıyor mu? Ailesindeki targ kanı yüzünden? Bu bilgiye sahip olmaları benim çıkarımım, bilgi var diyemem.

Ne bileyim ne oldu, kafam allak bullak oldu ahhahahahah :smiley:

Bir dk. bir dk. :smiley: Robert’ın piç oğlu da targ kanı taşıyor az buçuk da olsa. :smiley: Ayrıca efem Mel’in Mance’nin çocuğunu yakma fikri de şövalyeler tarafından söylenmişti, kadın hiç böyle girişimde bulunmadı… Mance de asla yakılmadı. :stuck_out_tongue:

O zaman VP meselesini Targlar nasıl biliyor? Yani burada AA ve VP bilgisi yoksa?

Bilgiler vakti gelince paylaşılır ama… Daha bu Sur’un inşasına neden olan ww’ler ile ve Essos’daki ww’ler ve kaç tane uzun gece oldu olayına bile tam vakıf değiliz, bir sürü kafa karıştırıcı şey var.

awoif sitesinde “Ancient tales from Asshai claim that dragons first originated in the Shadow and were first tamed by a people so ancient they had no name.” yazıyor. Yargıç da ejderha yumurtalarını buradan almış, unutmuşum. Lakin buradan anladığım kadarıyla “Some areas of the Shadow Lands are populated, as the maroon emperors of Yi Ti kept their court in Jinqi to better guard the borders of the empire from reavers from the Shadow Lands. These people are known as Shadow Men, and are known for covering their bodies in tattoos and wearing red lacquered wooden masks” sınırlarını buradaki yağmacılara karşı vs. korumuş Şafak İmparatorluğu. Yanlış mı çevirdim? (Bu arada yüzüne maske takmaları o zaman bana şu Dany’e gelen maskeli kadını anımsattı :smiley: ) Bana paylaşmayı seven insanlardan ziyade başka şeyleri seven insanlar gibi geldiler haliyle ama evet, senin söylediğin gibi de mümkün olabilir. Benim dediğim gibi de mümkün olabilir. Tahminler ve olasılıklar…

Böyle bir bilgi hiçbir yerde yazmıyor, doğru. Lakin Sihirbaz Üstadın Valirya topraklarındaki büyünün kan ve ateşe dayandığını söylemesi bize buradaki büyünün bu iki malzeme ile yapıldığını gösteriyor. Tekrar ediyorum, Targların sözünün kan ve ateş olması tesadüf değil. Mel’in büyüleri de kan ve ateş üstüne ama ejderha ateşi kullanmadan da işini hallediyor. Haliyle ejderhaları kontrol etmek için kullanılan tılsım ve büyülerin de doğal olarak kan ve ateşe dayanıyor olması gerekiyor. Lakin Targların böyle bir şeye ihtiyaç duymamasını hala ilginç buluyorum. Zamanla Valirya halkı, büyü yapmadan hükmetmeyi mi öğrenmişler yoksa sadece bu haneye mi has bu durum, merak ediyorum.

HBO kendi totoşundan bilgi uydurdu ise bilemem. Misal 7. yılın videolarına baktım Sam, kehanetlerden vs. bahsetmiş; 2. Deamon Blackfyre, Targ hanesinin piç doğumlu tarafından hükmedileceğine dair bir kehanet şey etmiş. Var mı kitaplarda böyle bilgi? Yoksa HBO uydurması mı? (Doğrusu bunu izleyince acep Jon hayatta kalacak, tahta mı oturacak diye umutlandım. Dizi için elbet. :stuck_out_tongue: )


#206

Üstatlarin Ormanin Cocuklari ile ilgili düsüncelerini, bir kalenin yapimi ile ilgili düsünceleriyle bir tutamazsin.

Aslina bakarsan Hightower hanesinin atalarinin Westeros’daki varligi, Dayne hanesinden de eski. Üstat Yandel’e göre, Hightower hanesinin atalari denizci, tüccarmis ve daha Ilk Insanlar Westeros’a göç etmeden evvel gelmisler ve o bahsettigimiz siyah tastan yapilma bir kalede yasamislar. Sonradan Hightower kalesi onun üzerine insa edilmis. 12 bin yildan daha eski bir zamandan bahsediyoruz.
Dayne hanesi ise 10 bin yillik bir hane. Bu da demek oluyor ki, Dayne hanesi, Stark hanesinden 2 bin yil daha eski olmasina ragmen, Westeros’da, Ilk Insanlardan olan bir adam tarafindan kuruldu (Ilk Insanlar 12 bin yil önce gelmisler).
Dolayisiyla her iki hanenin de nasil ejderha/kan, ates büyüsü ile bagi olan kisilerle baglantisi olabilir bilemiyorum. Ben bagi kuramiyorum yani.

Antik çag’da yasiyormus bunlar. Tas bloklarindan yapilar insa ediyorlarmis, ve bu yapilar labirente benziyormus. Aliüstat Quillion’un, Hightower kalesinin temelindeki yapinin bu adamlarla bagi oldugunu düsünmesinin esas sebebi de bu zaten, temel kale bir labirente benziyormus ve yukarida da bahsettigim gibi, 12 bin yildan da eski bir yapi olabilir. Lorath sehri onlarin insa ettikleri labirentin üzerine kurulmus mesela ve Valyria Kiyametinden 1350 yil önce bile o labirent için “eski” deniyor. Neyse ama bu labirent yapilar konusunda oldukça usta adamlarmis anladigim kadariyla. Oldukça enteresan, gizemli yapilar. Niye bu sekilde insa ettikleri bilinmiyor bu arada, geride hiçbir iz, yaptiklari isi anlattiklari bir yazi falan birakmamislar. Braavos’da bir tapinak var mesela, labirent gibi, Patternmaker’s Maze; bu tapinagin da Mazemakerla bagi olabilecegi düsünülüyor, onlardan çikma bir yapi gibi çünkü. Neyse, bunlarin disinda, onlara ait kemikler bulunmus yanilmiyorsam ve oldukça büyük kemiklermis, buna birde büyük tas bloklar kullandiklari, sekillendirdikleri hesaba katilinca, bu Mazemaker’larin fiziken büyük olduklari düsünülüyor. Hatta disi dev ile erkek insanlardan olma bir irk olduklarina dair efsanevi bir düsünce de var.
Öztetle bu. Cok hakim oldugum bir konu degil, yanlislarim olabilir.

Ama Valyrialilar ejderhalari kesfetmeden ve onlarin alevlerinden Valyria çeligini yapmadan önce, çobanlik yapan insanlardi.
Bak simdi… Dayne hanesi ne zaman kuruldu? 10 bin yil önce. Dayne hanesinin kurucusu, Safak’in yapiminda kullanilan yildizi, meteoru, her neyse, kesfeden kisi. Yani Safak kilici da hemen hemen Dayne hanesi kadar eski.
Valyrialilar ne zaman ejderhalari kesfettiller ve dünyanin büyük bir bölümünün hakimi olmaya basladilar ve tabi Valyria çeligini “icat ettiler”? 5-6 bin yil önce. Ondan önce ne yapiyordu bu adamlar? Cobanlik. Ondan da önce ne yaptiklari bilinmiyor ama diyelim ki mesela zamanin baslangicindan beri kiliç dövme, çelik konusunda usta bu adamlar, niye çobanlik yaptilar?
Simdi bana söyle; neye dayanarak, Valyria çeligini temel aliyorsun ve Safak’in proto Valyrialilar tarafindan yapilmis olabilecegini söylüyorsun?

“Azor Ahai, otuz gün otuz gece hiç uyumadan tapınakta kaldı ve kutsal ateşte bir kılıç dövdü. Erit, döv, katla. Erit, döv, katla.”

Tapinak. Kutsal ates.
Ejderha alevi kullanilmadi, öyle bir sey olsa yazardi. Martin herhalde serinin sonunda “Hee Azor Ahai? Tapinakta kilici döverken kullandigi kutsal ates mi? Ejderha atesiydi yaww o evet, ehe ehe” mi diyecek?
Günlerini, hatta aylarini almasi farkli bir islemden geçtigi anlamina da gelmiyor, orada yaziyor bak, “Erit, döv, katla. Erit, döv, katla”… Defalarca yapmis bunu. Katmanlar olusturmus. Farkli maddeler bile kullanmis olabilir. Bir kilicin dayanikli olmasi için sadece çelik kullanilmaz mesela, demir de kullanilir en basta. Orta çag’da böyle yapilirmis. Demir, onun üzerine yumusak çelik, onun üzerine sertlestirilmis çelik. Bu sekilde kiliç daha dayanikli olurmus. Ama çok çelik kullanirsan mesela, karbon orani yüksek oldugundan dolayi sogutma islemi sirasinda kiliç parçalanirmis. Normal bir kiliç yapiminda bile birçok islem, zorluk var, ve bu adam yaratiklari öldürebilecek bir kiliç yapma ugrasinda. Ve bu adamin ne oldugunu da bilmiyoruz. Demirci miydi? Rahip miydi? Bir kiliç yapiyor ama onu bu kilici yapmaya iten sebep ne? (tamam, yaratiklar var, sebep bu ama “ben söyle bir kiliç yapmaliyim” inancinin sebebi ne?) Önce suda, sonra bir aslanin kalbinde, ve nihayetinde karisinin kalbinde sogutmasi fikri nasil olusmus? Hani bilinçli bir sekilde yapiyor diyorsun ya? Aslinda çokta bilinçli bir sekilde yapiyor gibi de görünmüyor bana.

“… veya büyü bir tas” demistim, öyle olduguna inanlar oldugu için, o yüzden bunu da ekledim.

Ben hiçbir zaman Safak kilici, ilkel Ilk Insanlar tarafindan yapildi demedim. Elbette kiliç yapimi konusunda usta olan, bilgili birilerinin emegi vardir. Ben sadece Valyrialilar veya proto Valyrialilarla bir alakasi yok dedim. Hele ki “ejderha çeligi” üzerinden böyle bir çikarim yapildiginda! Ejderha çeligi degil o bu arada, Valyria çeligi. Patenti Valyrialilarda yani :smile: Safak’in yapilmasindan 4-5 bin yil sonra kurulan o Valyria imparatorlugunda. Yukarida da anlattim zaten ben bunlari.

Hayir ama hikayenin baska bir versiyonunda. Alternatif bir Valyria tarihinde.
Senin bu söylediklerin, Martin’in yazdiklarina ters düsüyor. Valyria tarihini ve Valyrialilari ne kadar okudun bilmiyorum ama tekrar bir göz gezdirmen gerek bence çünkü belli bir tarihe yeni bir taih monte etmeye çalisiyorsun su an :smile:

Tanri tarafindan seçilmis kisi de, ne bileyim? Atiyorum, bir peygamber daha gelecek diye vaadedilmis olsaydi mesela, ve diyelim ki o kisi senin soyundan olacak, “niye?” diye sorabilir misin? Hayir, öyle iste. Ama tüm peygamberler senin soyundan olsa, bu sogulanir iste. Tüm Azor Ahai’ler Targaryen soyundandir diye bir sey olsa mesela ben bunu sorgularim, ve açikçasi, bir Targci olarak, hiç hosuma da gitmez bu durum.

Hayir, bilmiyoruz. Yani adamin yaptigina direkt “kan ve ates” büyüsü demek fazla. Bu resmen Azor Ahai’nin o yaptigini, Mirri Maz Duur veya Melisandre’in yaptiklari ates ve kan büyüleriyle bir tutmak olur. Kara büyü ile bir tutmak olur. Tamamen ayni tür olduguna dair bir bilgi yok. Adam tapinakta, kutsal atesle bir kiliç yapmis ve son çare, bir aydinlanma sonrasi hatta, kilici karisinin kalbinde sogutmus.

Evet ve ben sana buradaki "Kan ve Ates"in, kan ve atesle yapilan kara büyü ile alakasi olmadigini da söyledim. Fatih Aegon’un hane sözleri olarak seçtigi sözler bunlar.

Reenkarnasyon dedigimiz olay, kisinin ölüp, yeniden ayni ailenin üyesi olarak dogmasi anlamina gelmiyor. Senin söyledigine ters düsüyor bu da yani. Hani Targlar ilk AA’nin kanindan olabilir diyorsun ya hani? O bakimdan. Yeni AA, ilk AA’nin reenkarnasyonu ise eger, bu hiçbir sekilde ikisi arasinda kan bagi oldugu anlamina gelmez. Kan bagi durumu yok reenkarnasyonda. Ruhun yeni, baska bir bedende can bulmasidir çünkü. Bir ruhun kani, milleti yoktur. Eger yeni Azor Ahai, ilk Azor Ahai’nin reenkarnasyonu ise, bu, o ruhun özel oldugu anlamina gelir sadece, ilk AA’nin da Targ oldugu anlamina degil. Farki anliyorsun degil mi?

Bunu Targlar demiyor özellikle, onlari gören insanlar söylüyor. Cünkü Valyrialilar neredeyse dogaüstü bir güzellige sahipler. Güzellikleri onlari gören insanlari adeta “büyülüyor”. Tamamen bundan dolayi kökenlerinin ilahlara dayandigi düsüncesi var, gerçekten böyle bir durum var diye bir sey yok. O essiz güzellik için bulunmus bir açiklama gibi düsün.

Bundan emin degilim iste. Ilk basta VP kehanetinden de haberi vardir diyordum ama o kehanette VP’nin Aerys ve Rhaella soyundan gelecegi belirtiliyor. O yüzden Mel bilse bile, buna göre hareket etmiyordur diyorum simdi, çünkü öyle olsa “AA Stannis’dir” diye dolanmazdi. Direkt Dany’nin pesine düserdi herhalde :smile:

Yaww Targ kaninda, ejderhalarla olan bag disinda bir sey yok :smile: Mel zaten “onun kani, sunun kani” diye de ayrim yapmiyor, krallarin kaninda kudret olduguna inaniyor, hepsinin.
Mance’in kanini kullanmak istemedi evet, Mance’in oglunun kaninda gözü vardi. Jon da zaten bu yüzden çocugu Sebboy’un çocugu ile degistirip, Samwell ile gönderiyor.

???

Bak simdi… Jaehaerys II, henüz bir prens iken, Eskitasli Jenny saraya gelir, yaninda bir orman cadisi vardir. Cadi, Prens Jaehaerys’e, Vadedilen Prens’in oglu Aerys ve kizi Rhaella’nin soyundan gelecegini söyler. Jaehaerys için Vadedilen Prens ne anlama geliyor? Bunu bilmiyoruz. Cadi detayli bir açiklama yapti mi? Bilmiyoruz, ki sanmiyorum çünkü Martin’in eserinde kehanetçilerin nasil tipler oldugunu biliyorsun, ortaya bombayi birakip gidiyorlar. Belki de Jaehaerys için, Vadedilmis Prens, yillardir ugrastiklari ama basaramadiklari ejderha yumurtasindan ejderha çikarma isini basarabilecek kisidir.
Ama benim bildigim kadariyla, kesin olan su ki, bu olaydan öncesine kadar Targaryenlerin ismi, Azor Ahai ile, Uzun Gece ile veya bununla baglantili herhangi bir seyle ayni cümle içinde hiç geçmedi. Rhaegar’a kadar da zaten hiçbir Targaryen bu meseleyi arastirmadi, VP-AA baglantisini kurmadi.
Vadedilmis Prens’i bilen Targaryen’ler belli… Jaehaerys II, onun babasi Aegon (çünkü cadi kehanette bulunurken kral oydu ve Jaehaerys’in ne sebeple Aerys ve Rhaella’yi evlendirdigini biliyor), Aerys (muhtemelen), Rhaella (muhtemelen), Rhaegar.
Targlarin VP-AA ile bagi bundan ibaret.

O bahsettigimiz bilgiler, tarihte Valyrialilardan önce ejderhalara hükmetmis bir halk olup olmadigiyla alakali.
Bu tür bilgiler, sürpriz etkisi, merak etkisi, gizem gibi sebeplerden ötürü saklayabilecegin ve vakti geldiginde ortaya çikarababilecegin türden bilgiler degil. “Bilgiler vakti geldiginde paylasilir” kuralinin, taktiginin de bir siniri vardir. Eger Valyrialilardan önce ejderhalara hükmetmis bir millet varsa, hele ki Azor Ahai’nin yasadigi döneme denk geliyorsa, Martin’in bunu gizlemis olmasi bastan asagi kalitesizlik olur. Bu akillica bir sekilde tarihte bosluklar birakip gizem yaratmak degildir, bu resmen yarattigi hikayenin çikari için çok önemli bir olayi gizlemektir. Kalitesiz romanlarda olur bu, bir iki kez denk geldim. Yazar sürpriz olsun diye geçmiste yasanmis önemli bir olayi gizlemisti; ortaya çikardiginda hiç etkilenmedim, kitabi kapattim direkt.
Neyse yani, ben ejderhalarin önceden de var olduguna inaniyorum tabi ama onlara hükmedebilen bir halk oldugunu düsünmüyorum. Ejderhasi olan bir halk dünyayi fethetmeye çalisir çünkü, aksi düsünülemez. Öyle bir sey olsaydi, bu halk ejderhalariyla birlikte, tipki Valyrialilar gibi tarihte bir iz birakmis olurdu, belki Valyrialilar kadar degil ama yine de belli bir iz birakirlardi. Yani Martin’in burada bahsetmemis olacagi sey tarihte bir iz.
Senin bahsettigin Sur’un insaasi, Ötekiler, Uzun gece örnekleri zaten serinin hala devam eden gizemi, hikayenin temel konularindan biri ile ilgili meseleler, kesin bir sekilde. Bunlarin gizemini hikayenin çözümüne giden süreçle birlikte ortaya çikarabilirsin ama diger konu… O resmen “Aa evet bu arada önceden de ejderhalara hükmedebilen birileri vardi” demek gibi olur. Böyle bir sey varsa eger, ve bu insanlarin Uzun Gece ile ilgisi varsa mesela, gizemli tutmasi gereken nokta Uzun Gece ile olan bag olmaliydi, ejderhalara hükmetmis baska insanlar oldugu degil. “Valyrialilardan çok uzun yillar önce ejderhalari kontrol edebilmis bir halk vardi” falan derdi ve bu kadar, Essos’da, Gölge Topraklarin oralarda yasamis olduklarini belirtirdi o kadar! Fazlasina gerek olmazdi, ve ondan sonra yavasça bu halkin, Uzun Gece sirasinda yasamis halkla olan baglantisini çikarirdi ortaya. Ama su an, öyle bir durum oldugunu varsayalim, Martin’in yaptigi tarihten komple bir olayi kapatmaktir, bu adam ne zaman bunu yapti ki? En gizemli olaylarda bile bilgi kirintilari var.

Quaithe de oralardan geliyor zaten. Gölge insanlar, Gölge bagcilari iste bunlar. Dövmeli, maskeli kisiler. Mel de gölge bagcisi diyorlar mesela ama o makse takmiyor.

Dikkat ettim de, isine gelince üstatlarin sözlerini gerçek kabul ediyorsun ama isine gelmeyince “ayni üstatlar söyle böyle de söylüyor” deyip adamlari ciddiye almiyorsun :smile: Ne yapacagiz? :smile:
Tekrar söylüyorum, Valyrialilarin büyülerindeki ates, ejderha atesi. Ejderhalari kontrol ederken ne tür bir büyü yapildigi bilinmiyor tam olarak. Yine kan ve atese dayali kara büyüler ise eger, muhtemelen Gölge Topraklardan gelen büyücülerin isidir. Ama Valyrialilar ejderha atesi kullaniyordu, ve büyücülük sonradan ustalastiklari bir alan. Ejderhalari direkt kendi büyüleriyle kontrol ettiler diye bir bilgiye rastlamadim ben hiç.
Ve tekrar tekrar söylüyorum; Targaryen hanesinin sözleri olan “Ates ve Kan”'in, büyü meselesindeki ates ve kanla alakasi yok. Sen tipatip ayni kelimeler oldugu için bir bag kuruyorsun ama bunun hiçbir anlami yok esasinda. Ki zaten “Ates ve kan büyüsü” diye bir sey de yok, “Kara büyü” deniyor ona kisaca.

Görülmemis sey degil :smile:
Bu arada “Ötekiler, Ormanin Cocuklari tarafindan yaratildi” olayinin da totolarindan uydurduklari bir sey olmasi için dua ediyorum resmen :smile: Ki muhtemelen öyledir, çünkü Azor Ahai hikayesi remen güme gider eger kitapta da durum öyleyse. Dizide sorun olmaz, sonuçta Azor Ahai konusuna detayli bir sekilde girmediler hiç ama kitapta da böyleyse, cidden benim beynim çorba olur iyice.

Daemon II, kehanet olarak yorumlanabilecek rüyalar görüyormus, o yüzden dogru olabilir evet.

Jon’un hayatta kalmasi ve sonunda tahta oturmasi falan zaten umut etmekten korkulacak bir durum degil ki, hele ki dizi için. Gayet mümkün. Hatta kitap için de gayet mümkün. Tabi “Lanet olsun size de, demir tahtiniza da! Allah hepinizin belasini versin!” modunda olabilir çocuk içten içe ama, olur yani, imkansiz degil ki zaten :smile:


#207

Kalenin yapımı değil ama bahsettiğimiz şey. Kalenin temelindeki taş, o kaleden çok önce vardı. Sıvı siyah taş meselesinin ancak ejderha ateşi ile şekillendiği bilindiği için burada da ejderha kullanıldığı görüşü hakim o evrende ama bazı üstatlar da aksi yönde görüş belirtmiş. Bu adamların büyü ve ejderha konusundaki bağnazlık derecesinde karşıtlıkları olduğunu iyi biliyorsun; Üstat Aemon’ın Hisar’a dönmesi halinde öldürüleceği vs. açıkça söylenmişti Sam POV’larında. Düşünsene yaşadığı bölge ve himayesinde bulunduğun hane; büyü, ejderha ve targ hanesine bağnaz bir şekilde karşıt; öldürmeye kadar gidebilecek bir nefret söz konusu; bilime kendini adamış ve bilim dışındaki her şeye; madde ötesi her şeyi yok sayan insanlar bunlar; şehrin ve hanenin temellerinin ejderha ve büyü ile atıldığı fikrine hiç de hoş gözle bakmazlar. Doğal olarak inkar için farklı bir yorum getirilir. Onların böyle bir yorum yapmış olması da sözlerinin doğru olduğunu göstermez ama evet, aksi olduğunu da göstermez. Mantıklı gelen bana üstadın söylediği diyorsun ama unutma ki büyü vs. zaten mantık dışı bir olay; üstatlar da mantık abidesi tipler olunca akla en yatkın yorumu kabul etmeyi tercih ediyorlar. GoT evreninde mantıkla açıklanabilen şeylerden ziyade aklının yatmadığı mantıklı açıklama yapamadığın şeyler oluyor; bunun üzerine kurulmuş bir çok şey. Bir yandan buz büyüsü gibi bir şeyle ölü diriltiliyor, diğer yandan ateşle ölü diriltiliyor; ejderha ve ulukurt gibi büyülü yaratıklar ve warg/yeşilgören insanlar vs. var.

Öyle mi?” Aliüstat Marwyn omuzlarını silkti. “Belki de Eski Şehir’e varamadan ölmesi iyi olmuş. Yoksa gri koyun onu öldürmek zorunda kalabilirdi, zavallı yaşlı azizler de buruşuk ellerini keyifle birbirine sürterdi.”
“Öldürmek mi?” dedi Sam şaşkınlıkla. “Neden?”
“Eğer söylersem, seni de öldürmeleri gerekir.” Marwyn ürkütücü bir şekilde gülümsedi, dişlerinin arasından ekşi yaprağın kırmızı suları akıyordu. “Sence son ejderhaları kim öldürdü? Kılıçlar kuşanmış cesur ejderha katilleri mi?” Tükürdü. “Ejderhalar şöyle dursun, Hisar’ın kurduğu dünyada büyücülüğe, kehanetlere ve cam mumlara bile yer yok. Kendine şunu sor; Aemon Targaryen’ı teamüllere göre aliüstatlığa yükseltmeleri gerekirken, neden hayatını Sur’da heba etmesine izin verdiler? Sebep Aemon’ın kanıydı. Aemon’a güvenilemezdi. Tıpkı bana güvenilemeyeceği gibi.”

Benim bildiğim Hightower ve Dayne Hanesi Şafak Çağı’nda kuruldu. İkisinin de İlk İnsanlar’dan geldiği görüşü olduğu gibi senin dediğin bilgi de görüşler arasında ama %100 kesin şu diyen yok. Dayne Hanesinin 2 bin yıl önce ya da sonra gelmesi köklerinin proto-valiryalılara dayanmasına engel olur mu? Sonuçta hepsi öyle ya da böyle Essos’dan gelmiş. Dediğim gibi illa bağları olacak demiyorum, olasılık ihtimal… Elimizde şu an bunlardan başka bir şey yok zaten. :slight_smile:

Kule meselesinde senin görüşün öne sürüldüğü gibi benim görüş de öne sürülmüş.

The foundation of the Hightower is a labyrinthine fortress of unadorned black stone of uncertain origin on Battle Isle. While some believe it to be Valyrian in origin, Archmaester Quillion suggests it was made by the mazemakers and Maester Theron suggests it was created by Deep Ones, citing its similarities to the Seastone Chair. Valyrian origin is supported by the claim of Maester Jellicoe that Oldtown began as a trading post for ships of Valyria, Old Ghis, and the Summer Isles, predating the arrival of the First Men to Westeros. Septon Barth also claimed Valyrians came to Westeros because their priests prophesied that the Doom of Man would come out of the land beyond the narrow sea

Sen beni yanlış anlamışsın. Ben zaten sana aynen bunu diyorum… Valirylılar bir zamanlar çoban idi; ne ejderhaya hükmedebiliyor ne de onlardan çelik yapmayı biliyor idi. Lakin birileri biliyordu ve gelip bu adamlara bu bilgileri aktarmış. Senin söylediğin gibi ne zaman? 5-6 bin yıl önce. Dayne Hanesi kaç yaşında? En az 10 bin yaşında. Şafak Çağı… Zaten hanesini de düşen yıldızın olduğu bölgeye kuruyor ve kılıcı yapıyorlar. Dayne Hanesi, Valiryalılardan en az 4-5 bin yıl önce ejderha çeliği özelliği gösterecek; meteor taşını ana malzeme yaparak; bu olağanüstü kılıcı nasıl dövmeyi başardı? Şafak’ı sıradan kılıç döver gibi yaptılar demiyorsundur? O zaman Valirya kılıcının bu kadar özel olması manasız olurdu; bir sürü gök taşı zamanla düşmüştür yer yüzüzüne, onları alır herkes kendi kılıcını döverdi. Lakin yapmadı/yapamadılar… Neden? Çünkü Şafak kılıcının dövülme bilgisi de aynen Valirya çeliğini dövme bilgisi gibi bir sır, bir özel uzmanlık vs. gerektiren özel bir teknik. İlk İnsanlar ise ilkel, bronz vs. ile kılıç yapan adamlar. Nasıl bir anda böyle bir kılıcı dövmeyi başarmış bu hane? Soru bu.

Bu bir çıkarım. Adam her daim her şey ilk seferde yazacak diye bir kaide vs. yok. Kutsal Su nasıl yapılıyor biliyor musun? Neyden yapıldığını yazmaz, kutsal su kullanıldı, kutsal su da şundan yapıldı diye belirtilmez roman yazarken(belki sonra bir şekilde kutsal suyun neyden imal edildiğini belirtirsin ama kehanet/efsane yazarken bu ayrıntıya girecek diye bir şey yok.) Haliyle o kutsal ateşin kaynağı ne? Lakin senin söylediğin gibi de olabilir, kullanılmamış da olabilir. Ben kesin kullanıldı vs. diye bir iddiada bulunmuyorum zaten. Benim işaret ettiğim nokta kılıcın sihirli olması ve bu bilgiye sahip olması aa’nın(rahipler evlenebiliyor mu? :stuck_out_tongue: Savaşçı/demirci gibi izlenim edinmişimdir onu hep :slight_smile: )… Sonuçta adam ben bir kılıç döveyim de belki ortaya bir şey çıkar diye bir şey demedi; üç kere inatla deniyor kılıç için. Sıradan bir kılıç peşinde olsa kendisi uğraşmazdı, gider usta bir demirciden kılıç yaptırırdı. Kendi yaptığına göre demek ki özel bir kılıç dövme peşinde. Hem de tapınakta… Ayrıca hangi sıradan işlemlerden geçen kılıç su ile soğumaz da kırılır? Adamın çeliğinin parçalanması senin söylediğin sebeplerle olamaz. 3 kere denemiş, besbelli ki soğutma işleminde sorun var. Yaptığı işlem/büyü nasıl bir şey ki sıradan bir su ya da aslanın kalbi(misal neden aslan kalbi? neden köpek değil, geyik vs. değil de aslan? Aslan cesur ve güçlü bir hayvan olarak bilinir… Karısının içindeki cesaret vs. kılıca geçti diye bir ifade vardı, yanlış bilmiyorsam.) yetmiyor da karısının kalbini kullanıyor; onun kanını kullanıyor. Başka kişiyi de kullanmıyor, sadece onu… Bu arada çelik zaten demirden üretilen bir alaşım, yani ana maddesi illa ki demir olacak; doğada tek başına kendiliğinden bulunmuyor. Bu yüzden bizim atalar çeliği bulduğunda baya üstünlük sağlamışlardır tarihte.

“Erit, döv, katla. Erit, döv, katla”… Defalarca yapmis bunu. Katmanlar olusturmus.

Valirya Çeliğinin tanımlamasına bakarsan aynen senin söylediğin gibi katmanlardan vs. bahsediliyor. Gerçi belki sıradan kılıçlar için de geçerli olabilir, bilmiyorum kaç kere şey edildiğini… :smiley:

Ejderha Çeliği diyorum çünkü onların ateşi ile dövüldüğü ve şahsi görüşüm bu adamlardan önce de bu çeliğin yapımı bilindiği için… Patenti onlar almış ama ilk üreten onlar olmasa gerek görüşündeyim hatırlarsan, yukarıda değindim zaten. Türk Kahvesi gibi düşün; patent bizde ama bizim ülkede kahve bile üretilmiyor, Yemenden gelmiş ilk. :smiley: Ya da Lale gibi düşün; anavatanı Türkler/Türkiye/Asya ama bugün Hollanda’ymış gibi tanıtılmış dünyaya.

http://awoiaf.westeros.org/index.php/Valyria şuradan baktım ve buraya; http://www.gameofthronestr.com/2012/05/12/valyrian-medeniyeti-ve-valyria-sehri/ Buradan baktığım şeye göre aykırı bir şey yok? Tarihleri ejderhaları keşfettiler ve büyüdüler diye başlamış. Ben öncesini ve keşfettikleri ejderhaları hükmetme bilgisini nasıl almış olabilecekleri ihtimalini yazdım.

Lakin bizim dünyamızdaki peygamberlerin büyük kısmı birbirinin soyunda gelir. :smiley: Arada da binlerce yıllık zaman dilimi bile var bazılarının; misal Hz.İbrahim Arap ve İbranilerin atasıdır ve onun oğulları ve sonrasında gelenlerde de bir sürü peygamber ve elçi çıkmıştır. :stuck_out_tongue:

Bu biraz hak etme meselesi; 1000 yıl boyunca neden İslam sancağını Türkler taşıdı? Sorgulanılacak bir şey değil, hak ettiğimiz için. Kendi dünyamızdan da örnekler veiryorum ki pekişsin diye.

Hem kaç tane AA var ki yav? Hepsi onların soyundan olsun. :stuck_out_tongue: Toplasan en fazla 2 bilemedin 3 tane anca çıkar. Bu da efsanelerdeki uzun gece meselesinin ne şekilde gerçekleştiğine göre değişir.

Kılıç sihirli mi? Evet. Demek ki büyülerle vs. yapılmış. Çelik dışında kutsal ateş, bu kılıcın yapımında kullanılan ana etken… Bir de büyüleri… (Sana da valirya çeliği betimlemesi gibi gelmiyor mu gerçekten? ) Sonra sıradan kılıçta yapıldığı gibi su ile çeliği soğutmaya kalkmış ama kırılmış. Sonra gene haftalarını harcamış yenisini yapmış; bu sefer aslan kanını kullanmış ama gene kırılmış. Üçüncüsünde de karısının kanı ile kılıcı soğutmayı başarmış. Ateş+kan+büyü= kan ve ateş büyüsü denemez de ne denir? Kan ve ateşi kullanarak kara büyü yapılmadığını düşündüren ne? Büyünün tek bir kaynağı olduğu görüşünde değilim. Hatta şu ana kadar 3 büyü tekniği mi kaynağı mı ne gördüm; ateş, kan(genelde ikisi aynı anda kullanılıyor gibi) ve buz. Mel’in doğurduğu gölge şeysi bile (her ne kadar mel inkar etse de) kara büyüyü anımsatan bir büyü tekniği… Fakat ona göre gölge olması için ışık(ateş) olması gerekir; R’holler’a ait bir güç gösterisi gibi lanse etmişti. Fakat bunun kara büyü olmadığını iddia edemeyiz bana kalırsa; gölge şeytanı bana gölge toprakları anımsattı; hani ejderhaların doğduğu topraklar; o kadın da(mirri) orada eğitim görmüştü sanırım?

O da doğru aslında; illa aynı ailede doğacaksın diye bir iddia yok burada.

Yani Cersei orada ‘yakıştırma’ mı yapıyor diyorsun? Bana sanki var olan bir bilgiyi aktarıyormuş gibi geldi.

Yani o kahinin kehanetinden bihaber olduğu kesin ama bir targ(ya da ejderha lordu kanı) peşinde olduğunu görebiliyoruz; yani Stannis’i ateşler içinde görüp bunlar da zaten targ kanına sahip deyip inanmış bir şekilde(başka neye dayanarak bu adamın peşinde düştü bilemiyoruz diye biliyorum)… Yani demek istediğim Mel de bu aileye ait bir kişide arıyor bu aa’yı; demek ki ona bu şekilde öğretmişler geldiği yerde. O zaman ister istemez bu öncesinde bilinen bir durumsa Targlar da bu bilgiye sahiptir diye çıkarım yaptım, ondan. Yani westeros’da savaşan bir aa vs. yok madem bilinen… sadece son kahraman vs. biliniyor… Targlar bir şekilde bu bilgiye sahip olmalı ki prens de takıntı yapsın kendine… Yoksa adamlara sormaz mı “kim o ya? bizle ne ilgisi var? çok da önemli değil.” der geçebilirlerdi de; duymadığı, bilmediği bir kehanet ve inanmıyor olmaları ihtimal bir ww meselesi… Lakin adam duyar duymaz çocuklarını evlendiriyor(yanlış mı hatırlıyorum, bu bir de aile içi evliliği istemeyen targ kralı mıydı?).

Ben de yukarıda dedim ki çocuğun peşinde olduğu söylentisi şövalyelerin kendi aralarında konuştukları bir mesele; Mel’in ağzından çıkmadı veya bir talepte bulunmadı. Jon bunu duyunca hemen Aemon ile çocuğu gönderiyor. Neyse :stuck_out_tongue:

Ama ben halk hükmediyordu demedim ki hiç; atıyorum bir elin parmağını geçmeyen insan bu bilgiye vakıftı… Aksi halde Valiryalılar ejderhaya hükmetmeyi vs. kimden nasıl öğrenebilir? Vahiy inecek hali yok.

Sıradan bir üstattan bahsetmiyoruz ama :smiley: Burada büyü ve ejderhaya bağnaz derecede kin duyan bir adamdan değil; aksine araştırmış, hatta belki de seven ve ilgiyle yaklaşan açık görüşlü bir adamdan bahsediyoruz. Diğer üstatlarca da pek sevilmiyor. Ayrıca “söylenti” ile “kesin bilgi” arasında bir ayrım var. Senin söylediğin bilgiler vikide yazıyor ama ona ek olarak benim söylediklerim ya da söylemediklerim de yazıyor; kesin bilgi olarak değil, söylenti olarak. Diğer söylentileri de görmezden gelip senin öne sürdüğün iddiaya nasıl %100 doğru diyebiliriz? Ki ben kesin benim iddiam da doğru demiyorum, bağ kuruyorum sadece; ihtimaller üzerinden gidiyorum. Biliyorsun bilgiler çok kısıtlı.

Ateş ve kan’daki ateşin ejderha ateşi olduğunu ve büyülerde bunun kullanıldığını düşünüyordum… Kan büyüsü de diğer bir büyü şekli ki ejderhaları kendilerine bu şekilde bağlıyor olabilirler. Dedim ya sana targlar neden tılsım vs. bir şey kullanmamış bunca zaman? Kullandıklarına dair hiçbir bilgi yok. Oysa Dany, “tılsım ve büyü” kullanıldığını söylemişti. Zamanla kanla yaptıkları büyüler bir şekilde ejderhaları onlara tamamen bağlayıp artık özel olarak büyü yapma gerekliliğini ortadan kaldırdı gibime geliyor… Bu kandaki büyünün de devamlılığı için birbirleriyle evlenip durmuşlar. Sırf hitler vari bir ırkçılık anlayışı için evlenmediler birbirleyle sonuçta değil mi?

“…obsidiyen,” dedi odadaki başka biri; hamur yüzlü, şişmanca, soluk benizli genç bir delikanlıydı. Düşük omuzları, birbirine yakın gözleri ve yumuşak elleri vardı, cübbesi yemek lekeleriyle kaplıydı.
“Ona ejderhacamı de.” Aliüstat Marwyn bir an için muma baktı. “Yanar ama tükenmez.”
“Alev neyle beslenir?”
“Bir ejderhanın alevi neyle beslenir?” Marwyn bir tabureye oturdu. “Bütün Valyria büyücülüğü ateşe ya da kana dayanırdı…." MEL’in büyüsü de kan ve ateşe dayanıyor.

Ben de öyle umut ederim ama Ormanın Çocuklarının son bir büyü yaptığından falan bahsediliyordu, lakin ne büyüsü bilinmiyor sanırım? Yanlış mı hatırlıyorum? Hani şu bataklığı oluşturan sel büyüsü işe yaramayınca vs. Sonrasında da bu ww tehlikesi ortaya çıkıyordu. Bağ varsa şaşmam.

Görüyor muymuş? Hmm o zaman olabilir… HBO videosunda gördüm işte… 7. yılda Sam’in kehanetler konusunu anlattığı… Gerçi gördüğünü kendi ailesine yontmuş ama piç olan babasıydı; gerisine piç denemez. Jon ise -ana babası evli dahi olsa- hayat boyu piç olarak bilindiği için ona işaret ediyor olabilir, diye düşündüm. Kitap ve dizi için de hayatta kalması benim mutlu sonum olur; tahta oturup oturmaması fazla önemli sayılmaz 2. derece önem arz en fazla. :stuck_out_tongue: Ben olsam o tahtı ejderha aleviyle yakarım :smiley:


#208

Şunu söylemek istiyorum ki, Andalların gelişinden önceki olayların kendileri ve tarihleriyle ilgili Üstatların ve Hanelerin söyledikleri şeyler tamamen güvensiz notlardır.
Mesela Hihgtower hanesini İlk İnsanlardan önce denizciler kurdu idiasını ele alırsak. Şimdi bu denizciler kimdi? Hangi medeniyyetdendi? Denizci olduklarına ve deniz yoluyla bu kadar uzun yolu(en yakın Münazaralı Topraklardan yola çıkmış olmalılar) göç edebilecekelerine göre en az Andallar kadar(belki ve büyük ihtimalle daha fazla) gelişmiş olmalılar. İlk İnsanların gelişinden önce bu kadar gelişmiş medeniyyet var mıydı? Rhoynar ve Ghiscari bile bu kadar eskiye danyamıyor.
Ve ya şu tarihler meselesine gelirsek, llk insanlar 12000, önce gelmiş diyorlar Starklar 8000, Dayne 10000 bu rakamların ne kadar güvenilmez olduğunu açıklamak için şu misalı vericem bu notların hepsi daha sonradan Andallar tarafından tutulmasına rağmen Andalların kendilerinin bile ne zaman geldiği tartışmalı bir konudur.
Hanelerin kuruluş hikayelerini bu sıraya dahil etmek gerek. Stark, Durrandon, Gardener, Lannister, Dayne hikayelerin içinde gerçeğin olduğu belli ama hepsinin değil. Çok büyük ihtimalle zaman geçdikce bu hikayeler farklı şekillerde evrilmişdir.

Essosdaki ulaşılması mümkün, bilinen en eski medeniyyetler Ghiscar ve Rhoynardır. Ama bu medeniyyetler Valyria tarafından yok edildi, binlerce yıllık bilgi birikimleri de onlarla birlikte yok edildi. Bu yüzden onlardan önceki medeniyyetlerin bilinmemesi normal.


#209

The foundation of the Hightower is a labyrinthine fortress of unadorned black stone of uncertain origin on Battle Isle.

Burada bahsedilen "black stone"u direkt ve sadece Valyrialilara baglamak yanlis.
Nedir bu black stone? Siyah ve yagli bir tas. Bu taslarin nereden geldigi bilinmiyor. Sadece Hightower kalesindeki temel kalede bulunmuyor bu tas, mesela Greyjoylarin kraken sekli verilmis tahtlarinin yapildigi tas da, Hightower’in temelindeki tas gibi. Dedigim gibi, siyah ve yagli bir tas bu; Valyrialilarin siyah tasi, bu black stone’a nazaran, daha kuru diye tanimlaniyor. Ve Valyrialilarin siyah tasina “dragonstone” diyorlar, evet, tipki onlara ait kalenin ismi gibi. Dragonstone’un çelikten ve elmastan daha sert oldugu söyleniyor, ve yapiminda büyü kullanildigina inaniliyor. Neyse yani, black stone var, ve dragonstone var.

Ne demistik? Hightower hanesi, Hightower kalesini, labirenti andiran ve siyah tastan yapilmis bir kalenin üzerine insa etmisler. Ve bu temel kale, daha Ilk Insanlar Westeros’a göç ettiginde oradaymis zaten. Yani tahminen, o temel kale en az 12 bin yillik. Valyrialilarin, ejderha atesiyle yaptiklari dragonstone’un o kadar eski olmadigini biliyoruz.

Temeldeki koyu renk kaleyi görüyorsun degil mi? O siyah tastan yapilma, labirenti andiran kale bu iste. Black Stone Fortress.
Umarim bu kez anlatabilmisimdir.

Bu bildigin düz mantikdir yani. Valyria çeligi çok özel bir çelik, Safak da meteordan yapilmis, çok özel bir kiliç… O halde bu ikisini de yapanlar ayni kisilerdir!
Ne alaka? :smile:
Birde Safak’in Dayne hanesi tarafindan yapildigini söylemissin… Meteoru Dayne hanesinin kurucusu buldu, orasi kesin, ama kilici yapan kim? Bu bilinmiyor ki. Nerede yaziyor kilici Dayne hanesinden biri yapti diye? Bilinmedigi için zaten bu kiliçla ilgili bir sürü teori var (Lightbringer mi? Starklarin ilk kilici Ice mi? Ötekilere mi ait?) Gerçi dedigim gibi, onlar yaptiysa ne olur? Evrende özel kiliç dövmeyi bilen tek bir millet mi var? Özel kiliçlari tek bir millete, tek bir irka mi baglamak gerek?

Aa bu arada, geçen gün “büyülü tas” yazmistim ve sen “Tasin büyülü oldugu nereden çikti? Sonuçta her gök tasi büyülü mü?” falan diye sormustun ya? Büyülü tas (magic stone) lafi, Buz ve Atesin Dünyasi kitabinda geçiyormus. Ayrica siradan bir gök tasi, meteor olmadigi olasiligini da bence aklimizin bir kösesinde tutalim. Öyle bir sey okumadim tabi ama sonuçta Martin’in yarattigi evren söz konusu oldugu için, ve bu göktasinin düstügü dönemde evrenin simdiki halinde daha da beter bir sekilde “normal”, “dogal” kelimelerinin tam aksi oldugu için, bence bu ihtimali de düsünmekte fayda var.
Birde unuttugum bir detay vardi bu konuda; Safak, o düsen yildizin, meteorun, her neyse, onun kalbinden yapilmis deniyor. Bu da ilginç. Belki büyülü tas dedikleri, o meteorun kalbindeki maddedir diyelim.

Ejderhadan bahsediyoruz bak. Ejderha. Martin’in bu detayi vermemis olabilecegini söylüyorsun. Koskoca EJDERHA ! :smile: Bir durup etraflica düsün bunu, bir yazar olarak düsün.

Azor Ahai, Lightbringer’in yapimi…
Ben de bunu diyorum iste, adam bilinçli bir sekilde yapiyor diyorsun ya, bana pek öyle görünmüyor. Yani belli ki aklinda bir sey var, bir fikir var, tabi bu fikir nasil olustu onu bilemiyoruz ama neyse, bir sey var aklinda adamin ama uygulama kisminda sorunlar yasiyor. Sadece sogutma isleminde sorun var diyorsun, hayir, sadece bunda degil. Ilk kiliç için 30 gün ve gece ugrasiyor, ikincisi için 50 gün ve gece, son kiliç için 100 gün ve gece. Yani demek ki kilici dövme süresi konusunda da hata yaptigini düsünüyor ve yeniden basladiginda bunu düzeltiyor.

Hayir, benim demek istedigim, Orta çag’da kiliçlarin daha saglam olmasi için yanilmiyorsam ilk katmanda sadece demir kullanilmis, onun üzerine yumusak çelik, onun üzerine sertlestirilmis çelik. Evet çelik, demir ve karbon karisimindan elde ediliyor, bunu biliyorum. Ama sadece demir ve karbon karisimindan elde ettigin çelikle kiliç yaparsan, o kiliç dayaniksiz olurmus. Ben bunu anlatmaya çalisiyordum.

Valyria çeliginden bahsediyoruz. Bu çelikten yapilan silahlarin essiz oldugu söylenir. Özellikleri nedir? Siyah olmalari, çok ama çok keskin olmalari, ve hafif olmalari. Ejderha atesinden yapilmis.
Sence Valyrialilardan önce, bu çelikten yapilma silahlar olsaydi, bilinmez miydi? Rastlanmaz miydi? Siradan bir çelikten bahsetmiyoruz bak, son teknoloji gibi bir sey bu. Sen bunu nasil Türk kahvesiyle, lale’nin anavatani ile bir tutarsin? :smile: Bu dogal yollarla elde edilen bir sey degil. Bu, ejderha atesinden yapilmis bir çelik ile bilgili insanlardan tarafindan yapilmis silahlar. Cok popüler silahlar. Cidden sence Valyrialilardan önce birileri bu essiz silahlari yapmis olsaydi, bu bilinmez miydi? Gayet ortada! Neden illa öncesinde de bunun yapimini bilen birileri oldugunu düsünüyorsun? Bu halki bu konularda ilk olamazlar mi? Valyrialilardan önce Valyria çeligi ile ayni özellikleri tasiyan bir çelikten yapilma silhalar yok; Valyrialilardan önce ejderhalari kontrol edebildikleri söylenen bir halk oldugu bilgisi yok… Neden sadece bütün bunlarin Valyrialilar tarafindan kesfedildigini, ilk olarak onlar tarafindan deneyimlendigini düsünmüyorsun? Bu daha olasi, bu daha mantikli ! 5-6 bin yil önce yasanmis olaylardan bahsediyoruz bak, yakin tarih falan da degil yani. Hani yakin tarih olsa “bunlardan öncesi vardi bence” diyebilirsin, ama degil.

O ihtimal ters düsüyor iste gerçeklere. Sen Valyria’da yasayan insanlara, imparatorluklari yikilan ve Valyria’ya göç eden insanlarin karistigini, ve yerli Valyrialilarin, ejderhalari kontrol etmeyi, kiliç dövmeyi bu insanlardan ögrendiklerini söylüyorsun… Iddia etmiyorsun, biliyorum, sadece ihtimal diyorsun. Bende ters düsüyor diyorum iste, uymuyor yani. Dedigim gibi, bu Valyria tarihine sonradan yeni bir tarih monte etmektir resmen. Dornelular ile Rhoynarlarin hikayesini biliyorsun degil mi? Biraz senin olasi Valyria tarihine benziyor. Bu hikayede Rhoynarlardan hiç bahsedilmedigini düsün, sanki hiç olmamislar gibi, ama sonradan “Aa bu arada, simdiki Dornelular aslinda Rhoynar halkindan geriye kalan insanlarla karismis Dornelulardan geliyor” açiklamasinin geldigini. Sanki bu kisim sonradan monte edilmis gibi olurdu. Anlatmak istedigim tam olarak bu aslinda. Eger Valyria tarihinde, ejderhalari kontrol etme konusunda bilge kisilerin Valyriaya göç ettigi ve oradaki halk ile karistigi durumu varsa, Martin bundan bahsetmemezlik etmezdi, edemezdi. Cünkü dedigim gibi, aksi halde, tarihe yeni bir tarih monte edilmis gibi görünür, kalitesiz olur. Birde ayrica, diyelim ki senin bu olasi hikayen dogru, cidden imparatorluklari yok olan, ejderhalar konusunda bilgili insanlar vardi ve bunlar Valyria’ya göç etti… Ve aaa tesadüfe bak ki, Valyrialilar da ejderhalar kesfettiler! Biraz abartili durmuyor mu sence de?

Din konusunda süper bilgili bir insan degilim ama birçok peygamberin ayni soydan geldigini biliyorum elbette, hepsinin ayni soydan gelmedigini bildigim kadar. Fakat sen burada benim, bizim dünyamizdaki bütün peygamberlerden bahsettigimi düsünerek birazcik yanlis anlamissin. Verdigim örnekte, peygamber derken aklimda 3 peygamber vardi : Hz.Musa; Hz.Isa ve Hz.Muhammed.

Bence bu konulara hiç girmeyelim, kavga ederiz :smile: Sen anladigim kadariyla milliyetçi birisin, ben de milletimi, ülkemi seviyorum, tarihimizle gurur duyuyorum elbette ama öyle milliyetçi oldugum falan da söylenemez. Bu tip konulari milliyetçi insanlarla ne zaman tartissam, sonu kötü bitti, o yüzden burada gereksiz yere gerginlik olsun istemiyorum.

Martin’in yazdigi 12-13 bin yillik tarihte 1 Azor Ahai var. Uzun Gece ise, bilemiyorum, bir veya iki. Daha fazlasi olsaydi, yazardi çünkü bunlar, kabul edersin ki, belirtilmeyecek konular degil.

Dogaüstü durumlar, olaylar konusunda ne düsündügümü biliyorsun. Iki kategoriye ayiriyorum; büyü ve mistisizm. Azor Ahai’nin yaptiklarini daha çok ikinci kategoriye koyuyorum. Daha önce peygamber örnegini de bu yüzden verdim zaten, Azor Ahai’yi seçilmis kisi olarak gördügüm için. Yaptiklarinin büyü/kara büyü oldugunu degil, ona bahsedilen bir özellik olduguna inaniyorum daha çok.

Aynen, yakistirma. Birde Cersei söylüyor yani orada! O kadin ciddi anlamda öyle düsünebilir mi sence?

Mel’in Stannis’in pesine düsmüs olmasinin en büyük nedeni adamin Ejderha Kayasinda yasiyor olmasi. Tuz ve dumanin ortasinda. Adami Azor Ahai’ye dönüstürmek için seremoni düzenliyor özellikle. Yedi inancinin tanrilarinin ahsap heykellerini yakiyor (duman), Ejderha Kayasi etrafi denizle çevrili bir ada (tuz), ve Stannis bütün bunlarin ortasinda çakma Lightbringeri eline aliyor. Yani Mel resmen adami zorla, çaresizce Azor Ahai’ye dönüstürme çabasinda :smile:
Aslinda Mel’in davranislarina, seçimlerine veya düsüncelerine çok takilmamak gerek. Bir dogrunun yaninda üç yanlis yapan biri diyebiliriz. Biraz sakin olsa, biraz düsünse, arastirsa, dedigim gibi direkt Dany’nin pesine düserdi. Hani Dany kesin Azor Ahai demiyorum, yanlis anlasilmasin, sadece eger Mel isaretleri takip ediyorsa ciddi bir sekilde, Dany’nin pesine düsmüs olmasi gerekirdi. Ama iste Melisandre biraz “Azor Ahai’yi ben yaratacagim” kafasinda gibi. Az çok uyan birini buluyor ve gerisini kendisi halletmeye çalisiyor.

Mel’in Vadedilmis Prens kehanetini bildigi ve buna göre de hareket ettigine dair bir sey yok. Yani Targaryen kanina sahip birinin arayisinda demek dogru olmaz. Hem daha önce de dedigim gibi, bilse zaten Stannis’in pesinde olmaz çünkü kehanet Aerys ve Rhaella’nin soyundan gelecek bir kisiden bahsediyor. Buna uyanlar (ölmüs olanlari dahi sayalim) : Rhaegar, Prens Aegon, Prenses Rhaenys, Jon, Viserys, Daenerys…

Prens Rhaegar’in bunu takinti haline getirmesinin temelinde okudugu bir kitap var. Simdi bu adamin kitap okumayi seven biri oldugunu biliyoruz, o yüzden kitap okumasi ilginç bir durum degil, yani o kitabi eline aldiginda özellikle bir bilginin pesinde olmadigi çikarimini yapabiliriz bu sayede. Söylenenlere göre, okudugu bir kitapta bir bilgiye denk gelmis ve ondan sonra zaten baslamis VP takintisi. Belki kendi tarihiyle ilgili bir seyler okuyordu, belki Eskitasli Jenny ve Orman cadisinin saray ziyaretini, kehaneti içeren bir kitap. Oradan merak etmis ve arastirmaya baslamis olabilir. Bilmiyoruz, detay yok, sorun bu. Ama dedigim gibi, bu olaylara kadar, daha öncesinde Targaryen ismi bu Azor Ahai konulariyla birlikte anilmadi hiç.

Targaryenleri biliyorsun… Bir Targaryen’e Vadedilmis Prens de, ve aninda aklina gelen ilk sey, ejderhalari uyandirmayi basarip hanesini eski sanli günlere döndürecek kisi… Cokta sasirtici bir çikarim olmaz yani, hele ki o dönemlerde umutsuzca ejderha yumurtalarindan ejderha çikarma denemelerinde bulunduklari düsünülürse. Zaten büyük ihtimalle Yaz Kalesi felaketinin, yani Jaehaerys’in öldügü olayin sebebi de yine bu denemeler.

Jaehaerys aile içi evlilige karsi degil, kendisi kiz kardesiyle evlenmis, her ne kadar babalari karsi çikmis olsa da. Biraz güldürüyor beni Jaehaerys ve Shaera’nin hikayesi. Babalari Kral Aegon V, ikisinin birbirine asik oldugunu anladigindan beri bunlari birbirinden uzaklastirmak için her seyi yapiyor, Jaehaerys’i baskasiyla nisanliyor falan. Kral Aegon V çok karsiymis aile içi evlilige. Neyse bunlar asla vazgeçmiyorlar tabi. Jaehaerys’in agabeyi Prens Duncan, baskasiyla nisanli oldugu halde, tahttaki hakkini kaybetmek ugruna asik oldugu Eskitasli Jenny ile evlenince, Jaehaerys ve Shaera’ya bir cesaret geliyor :smile: Kaçiyorlar, evleniyorlar, ve tabi hiç vakit kaybetmeden gerdege giriyorlar :smile: Yakalandiklarinda is isten geçmis oluyor, Kral Aegon V bir oglunun daha varisligini iptal etmek istemiyor tabi, o yüzden durumu oldugu gibi kabul ediyor. Daha da komik olan, Jaehaerys’in küçük kardesi Daeron da bu olaydan cesaret alip Olenna ile nisanini bozuyor :smile:
Neyse yani Jaehaerys aile içi evlilige karsi degil, ama bunu olmasi gereken gibi de görmüyor. Yanilmiyorsam, herkes sevdigi kisiyle olmalidir düsüncesini savunan biri. Ama iste o kehanet yüzünden birbirlerine asik olmayan oglu Aerys ve kizi Rhaella’yi evlendiriyor istemedikleri halde. Kral Aegon V’i canini sIkIyor bu durum ama karismiyor.
Bunlarin disinda, Jaehaerys’in Vadedilmis Prens konusunda ne kadar bilgi sahibi oldugunu bilmiyorum. Kendi yaptigi bir çikarima mi inandi? Yoksa arastirdi ve nihayetinde hemen hemen Rhaegar kadar bunu takinti haline mi getirdi?
Bu arada, yanilmiyorsam zaten Aerys ve Rhaella’yi aninda evlendirdi diye bir sey yok. Orman Cadisinin kehaneti söyledigi zaman ile Aerys ve Rhaella’nin evlenmesi arasinda yillar olabilir, hatta kehanetin söylendigi zaman ile Aerys’in dogumu arasinda bile yillar olabilir. Yani kisacasi, Jaehaerys eger bu konuyu arastirdiysa, bunun için yeterince zamani olmustur.

“Daha önce ejderhalara hükmeden yoktu” diyorsun ama ayni zamanda “Ejderhalara nasil hükmedilecegini bilen birileri vardi” diyorsun. Biraz çeliskili degil mi?
O bilgiye vakif olan insanlar, o bilginin dogrulugundan nasil emin? Nereden biliyorlar sahip olduklari bilginin ise yaradigini? Bu seyin dogru oldugunu, ise yaradigini, çalistigini bilmek için onu denemek, uygulamak gerek degil mi? Aksi halde, vakif olduklari bir bilgi degildir, bir tahmindir, bir fikirdir. Teoriktir yani.
Bu yüzden direkt “Ejderhalara hükmetme bilgisine vakif insanlar vardi, olabilir” demek yerine, ben “Kara büyüyle, baglama büyüleriyle bir sekilde bu isi basardilar” demeyi tercih ediyorum.

Hightower kalesinin temelindeki kalenin Mazemakerlar tarafindan yapildigini söyleyen, burun kivirdigin üstat da siradan bir üstat degil, Aliüstat idi :smile: Adam çok uçuk bir sey de söylemiyordu hani; “Hightower kalesinin temelinde bulunan ve labirenti andiran siyah tastan yapilma kale, Mazemarkerlarin tarzi ve çalisma sekilleri ile örtüsüyor. Bu yüzden bu yapinin da onlarin elinde çikma olasiligi yüksek” gibisinden gayet mantikli, destekli bir sey söylemis yani kisaca :smile:

Cünkü üstatlar esasinda bilim adamlaridir. Bilime inanirlar her seyden önce. Burada mesele hakli veya haksiz olmak degil. Simdiki bilim insanlari gibi düsün. Tamamen bakis açisiyla alakali bir durum.

Elbette yaziyor, viki sonuçta. Var olan tüm bilgilerin, kesin veya söylenti, orada olmasi gerek. Ama yorumlamak bize kalmis. Ben her bilgiyi dikkate aliyorum mesela, eger bir konuda 3 ayri düsünce varsa, o üç düsüncenin temellerini arastiriyorum ve nihayetinde bana en mantikli ve olasi geleni “dogru” kabul ediyorum. Mesela Higtower kalesinin temelindeki kale beni black stone’u, dragonstone’u, Battle Island’i, mazemakerlari, siyah tastan yapilmis yapilari ve ayrica ejderha tasindan yapilmis yapilari arastirmaya itti. Nihayetinde Aliüstat Quillion’un düsüncesi, diger iki üstadin düsüncesine göre bana daha mantikli göründü. Olay bu.

Ya da basitçe ejderhalar sonunda bir sekilde evcillestirilmistir. Düsünsene, zaman geçiyor, yumurtalardan yeni ejderhalar doguyor ve insanlarin onlari kontrol ettikleri bir dünyada büyüyorlar. Belki de dogal olarak bu sekilde insanlarla aralarinda bir bag olustu. Birde onlara hükmedenler baska insanlara benzemiyor mesela, gümüs saçlara ve mor gözlere sahip insanlar. Ejderhalar çok akilli hayvanlar, bundan dolayi, insanlari fiziksel görünüslerine göre kategorize etmis bile olabilirler. Sahiplerinin dostlarina da yakin davranabildikleri biliniyor.
Dany’nin ejderhalari mesela… Dünyaya geldikleri ilk andan itibaren Dany ile beraberler. Onun sütünü içtiler, onun elinden beslendiler, onun sevgisiyle büyüdüler. Belki olay sadece bundan ibarettir.
Ben “ejderhakani” inanisina hep biraz mesafeli oldum. Buna inandigim zamanlar da oldu, nasil mümkün olabilecegini anlamadigim zamanlar da. Simdiyse, yukarida anlattigim gibi, olayi biraz daha mantikli ve sade bir sekilde yorumluyorum.
Zamaninda ejderhalar ve Valyrialilar arasinda dogal bir bag gelistigine inaniyorum, ama Valyrialilarin kaninda onlari ejderhalara baglayan bir büyü olmasi… Bilemiyorum, gerçekten.
Aklima ne geldi… Dizinin 7.sezonundaki Jon-Drogon karsilasmasi… Drogon dikkat ettiysen Jon’a yaklasiyor ve onu kokluyor. Insanlar baska bir insanin kokusundan onun kökenini falan bilemez, bu zaten mümkün degildir, yani aslinda herkesin kendine has bir kokusu varmis ve kadin/erkek; bebek/ergen/yetiskin kokulari arasinda da ayrim varmis mesela ama neyse, demek istedigim, ya ejderhalar bunu yapabiliyorsa? Yani koku duyulari böyle bir ayrim yapabilecek kapasitedeyse? Bu durumda Jon’un kokusunda Dany’nin kokusunu andiran bir sey vardir.

Targlarin, düsüncelerine göre ejderha kontrol edebilme özelliklerini devam etmek adina birbirleriyle evlenmeleri durumu var evet ama bunu daha önce konusmustuk, hatirlarsin. Bu, Westeros’a geldiklerinde, ejderhakani inanislarina göre bulduklari bir çözüm mü? Yoksa Valyria’da aile içi evlilikler var miydi? Bundan tam olarak emin degiliz. O yüzden ejderhalarla bagi saglayalan ejderha kani, o özel kan, Targaryenlerin inandiklari ama esasinda çokta dogru olmayan bir sey olabilir.

O zaman Mel de Valyriali ! Ya da AA’nin soyundan mi? Targ mi yoksa? Neydi tam olarak? Karistirdim :smile:

Hatirlamiyorum valla oralari… Off yaa! Olmasin öyle bir sey, kafam çorba olacak yoksa harbiden :smile:

O tahti sonunda Kizil Kalenin en yüksek penceresinden asagi atsinlar! :smile: Jon Kral olacaksa zaten garibim sandalyede de oturur yani; Dany Kraliçe olacaksa… Ee o da Meereen’de resmen bankta oturuyordu :smile: Cok da gerek yok tahta. Ama mesela Sansa Kraliçe olacaksa tahti atmasinlar, o ister demir tahti :stuck_out_tongue: Lafimi da soktum gidiyorum! (birkaç saat önce 7.sezondaki bir bölümde, Sansa’nin Winterfell’de amaçsizca dolasmasini, sonra “en iyi ben yönetirim” tavirlarini izledim de, onun etkisindeyim hala, takilmayin.)


#210

GoT evrenindeki üstatlardan bazıları bu işi Valirya kökenli olmasına, bazıları ormanın çocuklarına ve bazıları da senin söylediğin şeye bağlamış. Hatta Demir Adalar’daki bir şeye de bağlamış; Derinler mi ne ise o.

Buranın 50.dakikasından sonra Oldtown’dan bahsediliyor(bu arada 7. yıl videolarında altın mürettebatın sayısı 20 bin verilmiş; kitapta 10 bin iken. Gene değiştirmiş HBO bilgileri, demek 8. yılda 20 bin adamı olacak Cerei’nin… ww savaşı sonrası son bir savaş olacak galiba.).

Bahsedilen temel kalenin taşı saf siyah taştan oluşmakta ve hiçbir şekilde birleşme noktası da bulunmamaktaymış. Ayrıca harç yok, iskarpela dedikleri bir şey de yokmuş ki nedir diye baktım, şekil vermek için kullanılan el aleti bu; sanırım bununla şekil verildiğine dair hiçbir iz yok demek istiyor. Yani taş, sanki bir kerede çıkmış gibi… Aynı siyah sıvı taşlarda yapıldığı gibi… Adanın en eski ismi Savaş Adası’ymış…Ne savaşı oldu ki burada vs. diye soruyor videoda. Kale neye karşı inşa edildi? gibi şeyler…

Benim burada kanıtlamaya çalıştığım bilgi; ejderha çeliği dövme sırrı veyahut özel kılıçlar/çelikler dövme sırrının Valirya’lılardan da önceye dayandığı bilgisi… Ne güzel demişsin, bir tek ırk mı biliyor böyle kılıçlar yapmayı? Bronz kılıçlar döven insanların yaşadığı yerde Şafak gibi bir kılıcın dövülme bilgisine nasıl sahip olabiliyorlar? İşte ben de sana bunu soruyorum kaçtır, sen de benim sorduğum şeyi farklı şekillerde tekrar ediyorsun. :smiley:

Kale, gök taşının kurulduğu yerde yapılmış ise demek ki kılıcın dövülmesi de aşağı yukarı o dönemlerde olmuştur; taşın kalbini saklayım, ileride lazım olur deyip atıyorum 1000-2000 yıl sonra dövmezler herhalde? :smiley: Yine de belli olmaz, öyle bile demiş olabilir. :stuck_out_tongue: Neyse, ister Dayne hanesinden biri dövsün isterse başka bir demirciye dövdürsünler kılıcı; sonuç olarak bu Valirya çeliğinin özelliklerine sahip bir kılıç ve böyle kılıçlar özel işlemlerden geçip, özel maddeler kullanılır. Demek ki Valirya ÖNCESİ DE bu bilgiye sahip insanlar var.

Evet, taşın kalbi büyülü olabilir. Zaten valirya çeliği de büyülerle dövülüyor, aynı özellikleri gösteriyor ise bir şekilde büyü olması gerek. Hatta biraz değişeyim olayı; Işıkgetiren, kutsal ateşten dövüldü(bu kutsal ateş ne bilmiyoruz); Valirya çelikleri ejderha ateşinden dövülüyordu ve Şafak da gök taşının kalbinden; sonuçta gökten düştü ve doğal olarak bir ateşle bağı olan bir madde bu; yanarak düşer (o şekilde de uzayda ilerler) çünkü o yüzden meteor adını alıyorlar. Gene bir ateş/büyü olayı söz konusu. Bu kılıçların dövmek için özel/büyü içeren bir ateş kullanılması gerekiyormuş demek… İlk ana madde bu, çelik dışında…

Ya dedim ya sen de haklı olabilirsin, kesin ejderha ateşi demiyorum; çok farklı özel bir ateş kullanmış da olabilir sade… Artık ateşi kutsayan güç neyse. :slight_smile:

Benim demek istediğim şey şu; AA, düşmanla savaşmak ve yenmek için özel bir kılıç ihtiyacı olduğunun bilincinde. Öyle ki bu kılıcı dövmek için kendini tapınağa kapatıp aylarını harcıyor ve sonunda fedakarlık bile yapıyor. Senin bahsettiğin ayırıntı bize; AA’nın ne yaptığını bilmediğini göstermekten ziyade(çünkü hasbelkader bir kılıç dövmek için çekiç sallıyormuş gibi bir izlenim çıkar bu sefer. Yani tesadüfen bir şey yapmış gibi.) kılıç dövme bilgisine teorik olarak sahip ama daha önce hiç yapmadığı için uygulamada sorunlar yaşıyor. Sıradan bir kılıç için ne gerek? Çelik, ateş ve su başta olmak üzere bazı alışımlar gerekir; örs ve çekiçle şekil verirsin vs. sonra suya basar soğutursun. Lakin AA, sıradan bir ateş yerine kutsal ateşi kullanıyor; sıradan bir kılıçta olduğu gibi suda soğutmaya çalışıyor ama kılıç, sıradan bir kılıç değil; parçalanıyor. Bu hatasını fark ediyor ve bu sefer daha güçlü bir çelik dövüyor ve su yerine kanda soğutmaya karar veriyor ama bunun için aslan kanı kullanıyor, başka bir hayvanın kanını da değil; yalnız bu da olmuyor.Üçüncüsü için daha uzun süre çeliği dövüyor, katmanlar bu şekilde oluşuyor muhtemelen(valirya çelikleri de yüzlerce binlerce katman şeklinde bahsediliyordu yanlışım yoksa) ve karısının kanını kullanıyor. Bu arada su yerine kanda soğutma fikri/bilgisini nereden ve kimden alıyor? Bu da sorgulanmsı gerek. Benim aklıma asla kan ile ya da eşimin kanı ile soğutmak gelmezdi, çeliği daha güçlü döver sonra gene su kullanırdım, sıradan ama güçlü bir kılıç yapıyorum ya sonuçta… sana göre? :smiley: Birileri bu adama akıl da vermiş…

Kağıt örneğini de verdim sana, teknolojinin yayılması için. :smiley: Yav sen de şimdi ha türk kahvesi ile lale, PATENT örneği içindi… Yani x kişi bunu sahiplenmiş olsa da kökeninde bu işi y kişisi yapıyorduya örnek. :slight_smile:

Şimdi, benim iddiamı niye anlamamak için uğraşıyon? :smiley: Ben sana bu özel kılıç dövme tekniğini tüm bir ırk, halk biliyor da toplu üretim yapıyor mu diyorum? Hayır. Özel bir bilgi bu, herkes tarafından bilinmeyen; sayılı kişilerin vakıf olduğu bir sır bu kılıç dövme tekniği besbelli ki diyorum; zira aksi olaydı, senin söylediğin gibi büyük olasılıkla ejderha çeliği(ya da özel çelik dövme tekniği) Valirya öncesinde de var olduğu kesinkes bilinir, hatta böyle kılıçlar vs. bulunurdu… Yüzsüz Adamların yüz değiştirme tekniklerini herkes mi biliyor? Hayır, o tarikattaki rahipleri biliyor. Özel bilgi, kendileri olanlar dışında kimse ile paylaşmıyorlar. Valiryalılar da öyleymiş ki yok olduğunda bilgi de yok oldu, yani Valirya’da yaşayan herkes biliyormuş diye bir olay olsaydı o zaman Targlar ve westereosa gelen diğer valirya kökenli aile hala biliyor olurdu. İlk AA’nın yaşadığı zamanlar en erken 12 bin yıl önce ve koca imparaotlruklar yok olmuş, uzun gece olmuş, ww saldırı olmuş vs… Haliyle zaten bir elin parmağı kadar kişi tarafından bilinen bilgi Valirya’da olduğu gibi yok olmuş olabilir ama Valirya’lı çobanlar ejderha meselesini vs. öğrendiğine göre tamamen de yok olmamışlar.

Şafak kılıcının özellikleri ile Valirya kılıcının özellikleri ve de AA’nın sihirli kılıcının var olduğu bilgisini (birbirinden çok farklı zamanlarda dövülmüş) göz önüne alınca özel çelik dövme sanatının Valirya’nın çok öncesine gittiğini düşünmem olağan. Aksi halde ne AA’nın kılıcının ne de Şafak kılıcının nasıl olur da Valirya öncesinde dövülebildiğini anlayamam, aklım yatmaz.

Ejderhalar zaten var diyorsun, neden ilk kez görmüş olmalarını bekliyorsun ki? Ejderhalar o dönemler belli bölgeye özel canlılar mıydı da Essos’un geri kalanı tarafından bilinmiyordu? 200 yıl öncesine kadar Essos ve Westeros’da uçuşan, herkesçe bilinen ama sonra soyu tükenmiş bir canlıdan bahsediyoruz. Dany’nin 3 ejderhası doğduktan sonra bu bilgi bir anda Essos’a yayılıyor ise o dönemlerde yetişkin ejderhaların varlığı da tüm essos halkı tarafından biliniyordur. Yani “anaam koca kanatları olan ateş saçan bir kuş! dur şuna bir bineyim” diye komik bir sahne olmamıştır bence.

Hal böyle iken çobanlık yapan, büyücülük ile ilgili olmayan bu adamlar ejderhayı kontrol etmeyi nasıl öğrendi? Bu büyü bilgisi aralarında nasıl yayıldı da valirya çeliği dövmeye kadar gitti? Vahiy inmediğine göre demek ki birileri öğretti. Sen Gölge Topraklardan gelen büyücüler olabilir, diyorsun. Zaten Yeşim Dönesi ötesindeki topraklarda yaşayan insanlardan az buz bir kaçının bu bilgilere sahip olduğunu ve zamanla felaketlerden vs. göç edenler olabileceğini söylüyorum ki felaket varsa bir yerde göç zaten %100 olacak bir şey, kimse ölmek için olduğu yerde kalmaz. Haliyle nasıl oluyor da monte edilmiş bir tarih oluyor ve olasılık düşük ya da hiç olmuyor, anlamıyorum. :smiley: Asıl abartı bu adamların bu bilgiyi kendi kendine öğrenmesi. Abartı bile olmaz düpedüz saçmalık olur. Ha ejderhalar o zamanlar konuşuyordu, onlara öğrettin dersen baya tolkien ejderhalarından bahsediyor oluruz. :smiley:

Bu üçünün de kökeni Hz. İbrahim’e dayanıyor ama işte; Hz. İsa ve Hz. Musa; Hz. İshak’ın kolundan; Hz. Muhammed ise Hz. İsmail’in kolundan. Hz. İshak ve Hz. İsmail’in babası da Hz. İbrahim olunca doğal olarak aynı soy oluyor. Bunu demek istedim.

GoT evreninki AA’yı elçilere benzeştirir isek de zaten yukarıda örnekle benzer bir durum ortaya çıkıyor ki abartı veya sorgulanacak bir durum yok ortada. Bu aile iyi kan sahibi ki bu işe layık insanlar çıkıyor deriz. :smiley: Stark Hanesinden olup da beş para etmez kaç Stark tanıyorsun? misal. :smiley:

Kavgalık bir şey yok canım benim, konumuz da bu değil zaten. Ben pekişmesi için kendi evrenimizden örnek veriyorum, doğal olarak kendi tarih ve kültürümden. :slight_smile:

Yav adam bir kitabı 10 yılda yazıyor, bütün tarihi bitirip tamamlaması kaç senesini alır acep. :smiley: Yani sence 12 bin yıllık tarih bitti mi onun için, her şeyi yazdı mı? Daha çok genel bir özet vermiş ve incik buncuk ayrıntılara girmemiş; gerçekçi olsun diye de efsaneler ve üstatlar vs. katmış araya.

Bak şimdi 1 AA varsa o zaman 2. AA’nın da aynı kandan gelmesi saçma abartı olmuyor gene. Hepsilik bir durum yok yani. Aslında şu uzun gece vs. meselesine bir açıklık getirse iyi oalcak, cidden kafa karıştırcı… 1 tane uzun gece varsa bu durumda Sur taraflarında savaşmış olmalı AA, çünkü o surun yapıldığını gördüğümüz gibi gece kralına kadar gördük bran sayesinde(geçmişteki). Yok, iki tane uzun gece var deniyor ise ve ilki şafak imparatorluğu taraflarında oldu ise o zaman kuzeydeki savaşta kim mücadele verdi ve nasıl yendiler de 8 bin uzak tuttular? AA olmadan yenebiliyorlar ise o zaman yeni bir AA’ya ne gerek var? Kafamda deli sorular. :smiley:

Mel. R’holler’ın savaşçısı olarak görüyordu; yani bir seçilmişlik durumu söz konusu, evet. Bu durumda kılıcı vahiyle mi dövdü diyorsun? :smiley:

Cersei(kitaptaki) işine geldiği sürece her şeye inanabilecek biri. :smiley:

Doğrusun aslında, az düşünse Dany peşine düşmeli; ejderhaları uyandıran o sonuçta ve ejderha kayasında doğmuş bir kız bu. Bu iki bilgiye sahip olması dahi yeterli bir sebep. Bu kadın biraz garip bir tip, hiç de lanse ettiği gibi becerikli vs. değil demek.

Yok ben, VP’yi bildiğini söylemediğim, büyük olasılıkla bilmiyor diye düşündüm yoksa söylediğin gibi Dany peşine düşer ama yine de bir ejderha kanı arıyor kadın. Demek ki geldiği yerde AA’nın bu kanı taşıyan birinden doğacağı öğretilmiş, demek istedim. Muhtemelen erkek beklediği için dany’nin o olmadığına ikna olmuş.

HALK hükmediyordu demiyorum, neden HALK kısmını görmüyorsun? :slight_smile: Valirya gibi hükmeden bir HALK YOKTU ama besbelli ki birkaç kişi bu bilgiye sahipti, diye tahmin yürütüyorum. Sebep? Yukarıda bahsettim, çoban Valiryalılar kimden nasıl öğrendi? Tamam, binsin etsin demiyorum; sonuçta bağlama olsun bilmem ne olsun teorik olsun pratik olsun bu bilgiye sahip biri/leri var. Gitmiş öğretmiş bunlara. Lakin bağlama büyüsü gibi bir şey varsa zamanında işe yaramış ki böyle bir büyü de var. Ha belki ejderha için kullanmamışlardır başka şeyler için kullanmışlardır; misal Starklar ile ulukurtlar arasındaki bu bağ nereden nasıl geliyor? gibi gibi…

Lakin ben onun öne sürdüğü bilgiyi toptan doğrudan ret etmiyorum, sadece olasılık diyorum. Diğer olasılıkları yok sayıp bu olasılığı kesin nasıl kabul edebiliriz? Ha senin mantığın bu olasılığı kabul eder, benimki diğerini, orası ayrı ama %100 şu diyebilen yok.

İşte bunu diyorum, büyülü ve ejderhaları şeyleri sevmeyen ve her şeyi bilimle açıklamaya çalışan insanlar, doğaüstü msitik şeyleri yok sayıp onlara bilim kılıfı uydurmak için çabalar. Günümüzde de böyle.

Bir aslanı vs. tamamen evcilleştirebilir misin? Bunlar köpek yavrusu değil. Dany bile üçünü kontrol edemediği için zincirlere bağladı büyüdü zaman, çünkü iç güdüleri devreye giriyor. Bazı hayvanlar asla evcilleştirilemez. Fakat elbette ki senin söylediğin şeyin hiç etkisi olmaması da olası değil; en vahşi hayvanlarda bile yavruyken insanlarla beraber iken büyüdüklerinde de kolay zarar vermiyor ama bu, asla zarar vermeyeceği manasına da gelmiyor elbette çünkü hala vahşi ve evcilleşmemiş ama o insan ile bir bağı var. Lakin bu şekilde ise bu halk dışında da başkaları yumurtada iken alıp pektabi büyütebilir böyle.

Yalnız görüntü meselesi ile de olacak bir şey değil bence, tipleri böyle bize sadece bunlar binsin diye bir anlayış biraz garip ve manasız kaçar bana.

Dizi meselesine yaklaşımımı bildiğin için onu örnek olmak kullanmak istemedim ama kitaplarda da benzer olacağını düşünüyorum; bunlar bebekken paralı asker vardı ya, ondan hoşlanmıştı; valirya kanı varmış adamda… Dany hemen anlamıştı(yalnız kitapta Jon’un da aynı anı taşıdığını anlayamaz ise ejderha böyle yaptığında, güler laf sokarım. :smiley: ). Şöyle düşün; ejderha dansı döneminde piç targların hepsi ejderhalara kontrol sağlayamadı, bazıları mideye indi; saç tipine de bakmadı bunlar; esmer piçler de bindi bunlara; demek sadece yumurtadan büyütme veya gümüş saçlı tiple olan bir şey değil.

Bu örneklere bakarsak mesele kanla ilgili ve bu kanı içlerinde tutmak için de evlilik yapmışlar.

Ben AA soyuna bağlamak için yapmadım yav :smiley: AA+R’holler+Targaryen Hanesinin arasındaki bağa değinmek adına şey ettim. :smiley:

En iyisi yakmak bence, o kılıçlarda valirya çeliği varsa bol bol kılıç da yaparız(hala keskinlermiş ya :smiley: )… Ahaha evet, onlar tahtada bankta da oturur, sorun yok. Ya dizideki Sansa’ya tam gıcığım gerçekten, laf sokmamak mümkün değil. Ağzımı açmayım yoksa baya dökülürüm şimdi :smiley: Kitaptaki kız biraz daha sempatik, şimdilik. :smiley:


#211

Buz ve ateşin Dünyasını okurken AA ve uzun gece üstüne Yi Ti efsane yada hikayesine dikkat
bilmiyorum burda bahsedildi mi?
Vahşi adamlar ve meşum yaratıklar Muazzam İmparatorluk sınırlarında cirit atarken, gururlu, ufak krallar asileşmiş ve sıradan halk açgözlülük, kıskançlık, şehvet, cinayet, ensest, oburluk ve tembellik batağına sürüklenmiştir.
Opal İmparatorun kızı, Ametist İmparator ismiyle tahta çıktığında, onun kıskanç genç erkek kardeşi onu devirip katletmiş ve Kantaşı İmparator ismi altında dehşet saçan hükmünü başlatmıştır. Karanlık sanatlara, işkenceye, ölüm büyülerine bulaşmış, halkını köleleştirmiş, bir kaplan-kadım eşi olarak almış, insan etiyle ziyafet çekmiş ve gökten düşen kara bir taşa tapınmak için esas tanrılarını yere çalmıştır.
(Birçok âlim Kantaşı İmparatoru, varlığını bilinen dünyanın birçok liman kentinde hâlen sürdürmekte olan meşum Yıldızlı Bilgelik Kilisesinin ilk Yüce Rahip’i kabul eder.)
Uzak Doğu yıllıklarında, Uzun Gece isimli karanlık çağı başlatanın, Kantaşı nın tahtı gasp’edişine verilen ismiyle Kanlı İhanet olduğu yazılıdır. Dünyaya salman onca kötülük yüzünden umutsuzluğa kapılan Işıktan Kadın dünyaya sırtını dönmüş ve Gecenin Aslanı insanoğlunun günahkârlığını cezalandırmak için bütün hiddetiyle ortaya atılmıştır.
Karanlığın ne kadar sürdüğünü kimse bilmese de, herkes muazzam bir savaşçının -çeşitli kaynaklarda Kahraman Hyrkoon, Azor Ahai, Yin Tar, Neferion ve Eldric Gölge Kovalayan ismiyle bilinir- insanoğluna cesaret vermek üzere yükselip elinde alevli kılıcı Işık Getirenle erdemlileri savaşa götürmesiyle karanlığın yok edildiğini ve ışık ile aşkın dünyaya bir kez daha geri döndüğünü kabul eder.
benim dikkatimi çeken noktalardan bir kaçı
1 gökten düşen kara taş
2 ışıktan kadın
3 gecenin Aslanı
4 muazzam savaşçı
Birde
Şu alıntı ya dikkat
Dothrakiler Vaes Dothrak’ı şehirlerin en kutsalı sayarlar. Biniciler burayı, bir gün bütün khalasarlann bir kez daha her yeri fetheden, “dünyaya binen aygır” denen muhteşem
Jchalm sancakları altında bir araya geleceği, barış ve güç dolu bir yer olarak gördükleri için burada kan dökmek yasaktır.
Bu Daenerys gibi ama yukardaki Alıntıda Daenerys olmadığı belli
sizin fikirleriniz nedir ?
konu mu açsaydım ki ? :thinking:


#212

Sen ayrı bir konu aç bence yi ti ile ilgili bende merak ediyorum burayı