Akgezenler, Azor Ahai ve Uzun gece üzerine


#141

Yani dedigim gibi konumuz “mektubu kim yazdi” degildi ama bu konuda fikrimi söylemem gerekirse… Tam emin olamiyorum kimin yazdigina, daha önce de demistim, ama içten içe Ramsay oldugu fikrine daha yakinim da diyebilirim.


#142

Yeni kitabın artık bir an önce çıkması gerekiyor :confused:


#143

Bran niye geçti duvari? Valla onu Martin’e soracaksin :smile:

Kitapta da Bran’ın işaretlenmesi ve bu durumda Sur’u geçme durumu olursa, sorarım ama dizide olduğu için Martinlik bir durum yok, şimdilik. Biliyorsun ben Sur’un boru ile indirileceği görüşüne hakimim. :slight_smile: Yani dizide bu kısım biraz mantıksızlık olarak kalıyor. Daha kimse hazır ve nazır değil, oturduğu yerden ablasının tecavüzüne kadar gören adam bunu görmüyormuş gibi bile bile Sur’u geçiyor. Elbet bu izleyicilerin çıkarımı; yani Sur’un Bran yüzünden büyüsünün bozulması meselesi. Lakin şimdi yazarken aklıma takıldı da… Benjen aldı geldi bunları… (Bu arada geçen o sahneyi izledim de amma uzağa bırakmış herif, insan daha yakına bırakırdı. :smiley: ) “Sen de gel.” demelerine rağmen büyü yüzünden geçemeyeceğini söyledi. Bran burada bir sessiz takıldı… Haliyle insan merak ediyor; bilmiyor desek saçma olur, mağaranın büyüsü bozuldu çünkü, bu durumdan bahsedince o zaman “Sur’un da büyüsü bozulabilir.” diyebilmesi gerek. Burada gene mantıksızlık oluyor. Kısacası ortada açıklanmamış bir mantıksızlığı bir mantık ile doldurmaya çalışıyoruz ama o bile kendi içinde mantıksızlıklar barındırıyor.

Bran’a Üç Gözlü Karga diyeceklerini sanmıyorum kitapta, neden diye soracak olursan karga meselesi, Kanlı Kuzgun’un bir zamanlar Gece Nöbetçisi olmasından dolayıydı. Adamın da bir zamanlar iki gözü ve artı warg gözü olduğu için üç gözlü (gerçi ona 1000 + 1 gözü var, derlermiş gözünü kaybettikten sonra ama neyse)… Ah, bak buradan güzel bir şey çıkabilir. Yaşlı Dadı, 1. sezonda(kitapta da geçiyor mu? Geçiyordu herhalde, emin değilim.) “Kargaları dinleme, hepsi yalancı.” diyordu. Bu emminin de gençliğinde söz verip tutmadığını vs. bu yüzden nöbete gönderildiğini biliyoruz. Ormanın Çocuklarının kara büyüyle Yüzler Adasında bu ilk ww’yi yarattığı konuşuluyor; büyü yaptıkları kesin de bu büyünün ww olup olmadığı daha açıklanmadı kitapta… Euron ile ilgili vizyon meselesinde de bu bebeler görünüyordu… Mel. de bu adamı gördüğünde ww’ler ile işbirliği yapan biri olmadığını ama düşman olduğunu vs. düşünüyordu.

İş böyle ise; Kanlı Kuzgun’un tertibi çok başka bir olay ise Bran meselesi ve rolü çok başka boyutlara ulaşabilir. Dizide olduğu gibi güçlerini kullanmayı öğreten yaşlı dede pozisyonundan farklı bir şey bekliyorum kitapta; sen de söylemiştin, Martin neyi ne zaman basit ve düz tuttu ki? Bir videoda da Robert’ı öldüren aslen bu mu diye soran olmuştu; Robert, o domuzu tek gözüne bıçak sokarak ve “piç!” diyerek öldürmüştü. Bunun bir işaret olabileceğini söyleyenler vardı; adamın çok güçlü bir warg olduğu ortada. Hatta Siyah Piç denen kediyi bile zaman zaman wargladığı ve Arya’ya o gizli geçitlere soktuğunu düşünen var.

O ölü ejderden mavi alev çıktı gibime geliyor; hatta herkes alev diye konuşuyor yanlışım yoksa… Kimse de saçmalığından bahsetmiyor. Al sana bir mantıksızlık daha… Bran olmasa büyü bozulmayacak, Dany gelip yerde duran ejder yerine uçan ejderi öldürmese Sur’u geçmek için tırmanmak zorunda kalacaklardı. :smiley: Düşünsene ww’leri buz çapanlarıyla tırmanmaya çalışırken… :smiley: He yüzemeyen ölülerin dalgıç ekibi de varmış, suyun dibine batmış ejderhayı zincirleyip çıkardılar ki zinciri nereden bulduklarını sorgulamayacağım, sağda solda yabanıllardan o devasa boyutta bir zincir kalmıştır diyeceğim. :stuck_out_tongue: Görüyorsun ayrıntılara takılma diyon ama takılıyorum işte ya :smiley:

Yok, ben Mormont Hanesinin kendine özel bir kılıcı olduğunu (çünkü yanlışım yoksa Jorah bundan bahsetmişti Dany’e.) ve bu kılıcın hala Ayı Adasında bulunduğunu/bulunuyor olabileceğini düşünüyorum. Adı da gerçekten Uzunpençe; bu kısımda yalan söylemedi, eğer verdiği kılıç gerçekten Aegon’a aitse. Bu yüzden dedim eğer Mormont’un elindeki Blackfyre ise doğal olarak kabza başını değiştirecek ki sorgulanmasın. Ben de diyorum ki kılıcın kabzasını onun dışında kim görmüş ki bilsinler kılıcın gerçek kabza başını vs.

Blackfyre nasıl Mormont’un eline geçmiş olabilir? İşte en karanlık kısım da burası bence. Essos’ta kayıplara karışan bir kılıç… Bunun gene bir şekilde belki Kanlı Kuzgun ile bir ilgisi olabilir. Sonuçta Blackfyre Hanesi ile en çok ilgili kişi bu adam; bir şekilde eline geçirmeyi başarmış olmasın? Misal gelen Blackfyre varisinin elindeydi belki kılıç? Onu öldürünce almıştır? Fakat kimse görmediği için bilmiyordur ve nöbete giderken yanında götürmüştür Dark Sister ile birlikte. Mormont ve Kanlı Kuzgun’un bir ilişkisi olabilir gibime geliyor, Mormont’un Kuzgununu kontrol ettiğinden adım gibi eminim diyebilirim; bu adam insanlara rüya gönderip yönlendirebiliyor.

Bir video buldum, orada dediğine göre Martin iki kılıç aynısı değil, demiş aslında. Bu ister istemez tartışmayı sonlandıran bir şey ama yine de insanı düşündürüyor. :stuck_out_tongue: Burada kuram içeriğinden çok bahsetmiyor aslında ve bilmiyorum yazar, gerçekten böyle bir cevap vermiş mi… Vermişse acaba dizi için demiş olabilir mi? Biliyorsun daha basit ve yalın tutuyorlar olayları dizide.

Şöyle bir alıntı var. Kuram burada; https://www.reddit.com/r/asoiaf/comments/388feg/spoilers_all_with_renewed_longclaw_hype_i_present/

“Young Aemon took up Blackfyre when the blade slipped from his dying father’s fingers, so Bloodraven slew him, too, the younger of the twins. Thus perished the black dragon and his sons. "There was much and more afterward, I know. I saw a bit of it myself . . . the rebels running, Bittersteel turning the rout and leading his mad charge . . . his battle with Bloodraven, second only to the one Daemon fought with Gwayne Corbray . . . Prince Baelor’s hammerblow against the rebel rear, the Dornishmen all screaming as they filled the air with spears . . . but at the end of the day, it made no matter. The war was done when Daemon died.”
-Ser Eustace, The Sworn Sword.

“This was followed by Bittersteel’s mad charge, with Blackfyre in his hand, as he attempted to rally Daemon’s forces. Meeting with Bloodraven in the midst of the charge, a mighty duel ensued, which left Bloodraven blinded in one eye and sent Bittersteel fleeing.”

Burada Kanlı Kuzgun’un kılıçla yan yana geldiğini vs. görüyoruz ama aldığını ya da almadığını anlatmıyor(Hatta Acıçelik Essos’a kaçmadan önce KanlıKuzgun tarafından yakalanmamış mıydı? Yanlış mıyım?). Bilgiler Acıçelik ile birlikte Essos’a gittiği yönünde ama bilgi, yanlış da aktarılmış olabilir. Çok hakim değilim doğrusu bu isyan meselesine. diye yazmıştım ki kuramı okurken gerçekten de dediğim gibi olabileceğine dair bir yorum da yapmış arkadaş. Bu son alıntının olduğu yer Buz ve Ateşin Dünyası kitabındanmış ve Maester Yandel isminde biri tarafından yazılmış. Bu dede böyle yazdı diye biz bunu gerçekten %100 doğru bilgi kabul edeceğiz diye bir şey yok, çünkü 3. şahıs tarafından aktarılan bir olay.

Bu da çok ilginç ve dikkate değer bir alıntı.

“He does not bear the sword! If he were his father’s son, Bittersteel would have armed him with Blackfyre.”
Lord Butterwell, The Mystery Knight, talking about the alleged Daemon II Blackfyre at the tourney at Whitewalls

Neden kılıcı vermemiş ona? Sanırım birebir bir dövüş varmış ve Acıçelik, Deamon’ın oğluna kılıcı vermemiş zira aslında kılıç onlarda değil? Hatta kuramda yazana göre Acıçelik’in isyanları sırasında da kılıç görünmemiş.

Kuramı yazan da sormuş; Mormont gibi kuzeyin en fakir hanesinin sancaktarı olduğu Stark’lardan 100 yıl önce nasıl bir Valirya çeliği kılıca sahip olmuş? (Malum Mormont’un deyişine göre kılıç 400 yıldır hanesinde, Starkların kılıcı 300 yıl. Garip şekilde Valirya Felaketine de denk geliyor galiba?)

Bunlar da iki kılıcın tasviri…

“Jon unsheathed Longclaw and showed it to them, turning it this way and that so they could admire it. The bastard blade glittered in the pale sunlight, dark and deadly.”
-Jon VIII, AGOT
“Jon had pressed Longclaw into Sam’s hand. He let him feel the lightness, the balance, had him turn the blade so that ripples gleamed in the smoke-dark metal. “Valyrian steel,” he said, "spell-forged and razor-sharp, nigh on indestructible.”
-Samwell I, AFFC

Öncelikle ikisi de PİÇ kılıcı (ve iki piç tarafından kullanılmış/kullanılıyor)
Uzunpençe; “Ölümcül ve karanlık”, “koyu renk duman” buna rağmen “parlak ve pırıl pırıl”

“Blackfyre should be somewhat larger and darker than the other two, and its design needs to suggest flames.” -SSM 04/06/04

Bir de burada Martin kelime oyunu yapmış diyor…

“Longclaw was slung to his saddle, the carved stone wolf’s-head pommel and soft leather grip o**f the great bastard sword** within easy reach.”
-Jon II, ASOS

Büyük Piç Kılıcı diyerek Deamon’a gönderme var, diye… Yani kılıcın ona ait olduğuna dair. Sonuç olarak mevcut kılıç, Aegon’a ait ve Deamon’a kadar Targ Krallarının kullanımındaydı… Deamon da kılıcı kullanarak tahttaki hakkını güçlendirmeye çalışmıştı ki sonrasında Acıçelik tarafından kılıcın ortaya çıkartılmaması gibi şeyler gerçekten düşündürücü… Bu arada Jorah’ın ailesine ait bir kılıç bahsinde bulunup bulunmadığını hatırlıyor musun? Ben bu kısmı hatırlar gibiyim ama emin de değilim.

Daairo dizide hiç önemi olmayan bir karakter ama kitapta düşündüğüm kişi çıkarsa baya önemli bir karakter olacak. :stuck_out_tongue: Jorah da aşık kadına ama işte yani mevcut dizide hala :smiley:

Bak ben hep Dany ve Robb’u; Sansa ve Gendry’i ve de Jon ile Arya’yı yakıştırmışımdır. :slight_smile: Hatta gerçek Aegon yaşasa Sansa’yı ona verirdim, gerçi sahtesi de iş görebilir. Ejderha sonuçta. :stuck_out_tongue: Eğer Lady Ashford kuramı doğru ise Sansa’yı Aegon ile bir iletişim/ilişki vb. bir şeyin içinde görebiliriz. :slight_smile: :slight_smile: :slight_smile:

Videoda gezdiği ve gelip haritayı yaptığı yazıyor. Sonuçta iki yer görerek bunu yapamaz. Şimdi senin söylediklerin de bir yerde doğru ve haklı görüşler. Dany açısından bakınca aynen senin söylediğin durum var ama ben bir de olaya karşı taraftan bakıyorum, anlatabildim mi? Sen Dany tarafından bakarak yazıyorsun. Şimdi ben lordlardan biriyim; Targları biliyorum, belki isyanına da katıldım Robert’ın… Deli Kral’ın kızı geliyor ve de torunu ve diyor ki “Bana diz çökün.” Şimdi haneyi biliyoruz, isyan olayını ve sebeplerini biliyoruz ve de Targların delilik meselesine de vakıfız, sonuçta bu kız da ensest (hatta maalesef tecavüz ama Jaimie dışında bilen yok neyse) ürünü; bir lord olarak tüm hepsi aklıma gelir. Ben neden diz çökeyim? Onu de bana… Elbette ki kapı kapı gezip kendini tanıtmasını bekleyemem ama gelir gelmez de “önümde diz çök, bağlılık yemini et.” diyen birine de siye çekerim. Hele ki 5 Kralın Savaşından çıkmış bir diyarda lordum; yani zaten önüne gelen bana diz çök demiş, kafayı yemişim kral göre göre baymışım artık(şahsen önüme gelen kral/kraliçeyi öldürmek isteyebilirim o evrende yaşasam :smiley: ). Anlatabildim mi meramımı? Bunu görünce aha bir deli daha çıktı, derim. Hatta benim açımdan daha vasıfsız olur, neden? Burada büyümemiş, diyarı ve halkı tanımıyor ve üstüne vahşilerle geliyor. Ha üç ejderha gözümü korkutur, eyvallah. Yalnız korku diz çökmeye yeter mi her daim? Aegon zamanında öyle olmadı.

Şimdi Dany/Aegon, böyle bir durumun içine girince bağlılık talep edince… Doğal olarak Dorne dışında kimseden destek gelmeyecektir ki onlar da Elia Martell meselesi yüzünden destekleyecekler. Yoksa bu adamlara ejderha da sökmüyor, biliyoruz öncesinde. “He kimse diz çökmedi, Dracarys!” derse zaten en baştan lordların şüphelerini pekiştirmekten başka işe yaramaz ve direnç sağlar. Adamlar da savaş göre göre alışmışlar zaten, bunla da savaşırız ya da ölürüz derler ki dizide diyen dedi. Yaka yaka da fethedebilir ama ona da fetih denmez işgal denir benim açımdan çünkü düşünsene diyarın en az yarısını yakmış, haneleri yok etmişsin. Baya kanlı bir durum. Ben gene halk/lord açısından konuşuyorum bak, dany vs. kazanan açısından değil. He Aegon da çok farklı davranmış mı? Dorne’u alalamış, Vadi ve Kuzeyi kansız ele geçirmiş; Menzil ve Harrenhal’un canına ot tıkamış sadece. Fırtına Burnu da piç kardeşi olduğu söylenen Barth tarafından birebir dövüş ve evlilik ile ele geçirilmiş. Yani çok da fazla kan dökerek ele geçirmiş sayılmaz. Kitapta Dany ve Aegon (ister beraber ister ayrı ayrı) ne kadar fetih hareketinde bulunabilirler bilmiyorum ww savaşına kadar ama durum aşağı yukarı iki farklı açıdan böyle görülüyor… Benim mantığım en az kanlı yolla işi sağlama bağlamak olduğu için bendeniz işe önce diplomasiyle halletmeyi tercih ederim; taraftar toplarım. Dorne cebimde, Menzil tarafıma çekmek isteyeceğim 2. kişi olur öncesinde desteklediği için ki Marg. meselesi sorun yaratabilir… Bunun için diplomasi şart. Barthlar zaten yok oldu gibi bir şey, Aegon alır o kaleyi… Zaten asla katılmazlar, diplomasiye bile gerek yok bunlarla. Kan şart. Nehirova vs. Freylerin elinde; onlar ödlek tipler olduğu için ejderhayı üzerinde uçursan yeter de artar bile… Lakin Edmure kurtulur da evine dönerse bu durumda diplomasi şart olur. Vadi’nin mevcut durumu çok hassas zira hastalıklı bir çocuğun yönetiminde ve Varys Lf’nin orada olduğunu biliyordur… Ejderha ile bir uçuş ve güzel birkaç sohbet ile onu da ele geçirme şansı var bunların. Aslında görüyorsun bazı yerlere illa ki kapı kapı gitmek zorunda, yok etmek için bile :slight_smile: Bir tek kuzeyi ele geçirmesi zor, onda da kuzey insanları direnç bakımından biraz Dorne insanlarına benzemesi yüzünden; inatçı ve kalın kafalı oldukları da bariz. Torren Stark diz çökmeyi seçmiş olabilir ama bu Jon’un da aynı şeyi yapacağını göstermiyor; hele ki warg yetenekleri ile Stark çocukları ejderhaları kontrol edebileceklerse. Tek güçlük ejderhalar olur ama Jon’un Targ kanı taşıması yüzünden bile en az bir tanesini kendi tarafına rahatça geçirebilme ihtimali var. He bunu biz biliyoruz onlar bilmiyor, orası ayrı. Zaten orduları sıcak yerlerde dövüşmeye alışık olduğu için kuzey gibi buz gibi bir yerde (bir de bilmedikleri bir coğrafya) savaşmaları çok güç.

Oğuz Kağan meselesinde söylemiştim. Efsaneye bakarsak herkese mektup gönderip itaat istiyor ve birkaçı itaatı kabul ediyor. Lakin buradaki ana hat Oğuz Kağan’ın yüz yüze olmasa bile genel olarak kim olduğunu biliyor olmaları… Mesele insanların seninle yüz yüze tanış olmaları değil, seni tanımaları… Türklerin savaş olayları da bu şekildedir aslında hatta bizimkilerin İslam sonrası olayı biraz daha geliştirmişler; alperen dedikleri bir takım gönül elçileri gibi bir şey yolluyorlar, onlar birkaç sene orada kalıp halkı Türklere/Müslümanlara karşı sevdiriyor hatta kimi İslam’a geçiyor. Doğal olarak x hakanın kim olduğu vs. o dönem bilinen şeyler, yani biri cihanı fethetmeye ve sana doğru geliyor ise bilirsin kimin kim olduğunu… Bizimkiler sonrasında ufak tefek öncüler yollar bu sefer silahlı, amaç göz dağı vermek ve gücünün bir kısmını göstermek yağma yaparlar sınır boylarında; iki yönlü geliyorlar bak hem kültürel hem askeri gücünü tanıtıyorsun. Bir de namın gelmiş senden önce elbette. Ondan sonra gelenek/yasa gereği teslim olunması emredilir kral/lordlara… Kimisi teslim olur kimisi olmaz, olmayınca Allah ne verdiyse artık. :smiley: Yani aslında ilk aşama diplomasidir, sonraki aşama silahlı güçtür. Savaş ve fetih politikası böyle yürür. İşgal mi etmek istiyorsun? O zaman dal babam önüne ne gelirse. İşgal ve fetih çok farklı iki şeydir, herkes farkı bilmiyor maalesef. Misal fetih “kapıları açmak” demektir, kelime manası ile. Fatih de “kapıları açan.” D

Dany. Essos’da iken bu tanımlamalara uyan bir şekilde hareket ediyor aslında büyük çoğunlukla. Diplomasi ile şehir efendileri ile görüşüyor, onları iknaya çalışıyor; ejderhaları ve askeri gücü ile göz dağı veriyor ama onlar ikna olmayınca saldırıyor. Halkın da (kölelerin) kalplerini kazanıyor, özgürlüklerini vererek ve bir nam yapıp adı Essos’a yayılıyor ki köle tüccarları her bir yandan ona karşı birleşmeye başlıyor, köleler ise umutlanıyor. Fakat Westoras’a gelip de dizideki gibi yaparsa Essos’daki Dany’e çok ters bir karakter portresi çizmiş olacak. Bunu da dizide olduğu gibi hırslanmış olmasına bağlarım. Bir Cersei değil elbette ama ortada bir hırs olduğu konusunda sanırım senle daha önce anlaşmıştık.

Ned’in bu sözünü doğru buluyorum. Aslında benim söylediklerimin özeti gibi.

“Seni takip eden adamları tanımalısın ve onların da seni tanımasına izin vermelisin,” demişti bir seferinde Robb’a. “Adamlarından bir yabancı uğruna ölmelerini isteyemezsin.”

Biz sürekli dizide olduğu gibi Jon’un ww meselesi için kafadan diyar lordlarını uyandırmaya çalışacağını ve sanki bunun için kapı kapı gezeceğini var sayıyoruz(dizide zaman kısıtlı diye hemen işe giriştirdiler, kitapta daha rahat olacak yazar; arada çok başka meseleler ve amaçları olabilir Jon’un; misal Jon son kitapta Lannisterlara yıkım götürmek istediğinden bahsediyordu yani çok işlenmese bile intikam arzusu var) da Jon, daha hiçbir ww ile karşılaşmadı bile; sadece ölülerle. Onlarla sadece Tormund karşılaştı “efendileri” diye tabir etmişti Jon’a. Öyle ölü ordusuyla da karşılaşmadı Jon, gene dizide olduğu gibi. Sadece birkaç tane gördü, o kadar. Yani kalenin içindeki dışında Sur ötesine kaç tane ölü ile yüz yüze geldi ki? Sam ve birkaç arkadaşı Jon’dan daha fazlasını gördü hatta ww’lerin kendisini de gördü ama Jon görmedi. Jon bir kaç ölü görünce durumun ciddiyetini anlıyor da Dany, iki tanesini görünce anlayamayacak kapasitede mi diyorsun?

Yalan yok dizide o sahneyi gördüğümde Jon açısından fazla üzerinde durmadım; kadına bak, hala diz çök öyle yardım ederim… diyor diye Dany’e laf soktum. Lakin benim Dany’e burada kızma sebebim; biliyorsun ve hala şart koşuyorsun… olayıydı. Gerçi inandı mı bilmiyorum o çizimleri görünce, inanmışa benzer gibi bir ifadesi vardı ama hala inanmıyor da olabilir… bu yüzden öyle demiş olabilir… Öyle ise eyvallah, karşımdaki yarı deli diye düşünmüş olabilir. Gözleriyle görünce de zaten “birlikte yok edeceğiz onları” dedi ve şart koşma durumunu ortadan kaldırdı ama bizimki aşık oldu malum, aşık olunca herkesin kalbi güzeldir :smiley: Sonuçta diz çökmeyi kabul etti… Jon açısından bakarsak senin söylediğin de haklı bir yorum; ölüler geliyor, biliyorsun ve bu kızı ikna etmen gerek. Diz çök yardım edeyim diyor… Diz çök, halkın kurtulsun. Onlar da zaten o an bunu düşünemez herhalde? diye düşünebilirdi… LAKİNNNNN bak burada koca bir lakin da giriyor… Dany, bu ölü ordusunun varlığına tam olarak inanmıyor ya da senin söylediğin şekilde adam akıllı idrak edememiş ve doğal olarak önceliği hala taht savaşı… 5. bölümde bile “Ordumu çektiğim anda Cersei her yeri alır.” diyor(Gene burada eleştiri yapcam bak; sanki diyarın her yerini fethetmiş de cersei’de de dünyanın ordusu var da hepsini ele geçirecekmiş Cersei. Dizi mantıksızlığı bence). Ya hu ww geliyor, ölüler geliyor… Sen hala Cersei ve taht diyorsun… Neyin var ki alsın? Kale mi? Alsın yav, otursun biraz daha tahtta… WW’leri yok et, kuzey zaten cepte artık savaşta… Onu yanına çeken savaşı kazanır… Ondan sonra dalıver Kralın Şehrine, al tahtını… Yok, önce Cersei… Şimdi sen söyle bu mantıkı mı? Bak oğlan diz çökmem dediği halde ölüler konusunda konuşuyorlar ve kanıt getirelim Cersei’ye ateşkes yapsın(çok güvenilir bir kadınmış gibi) sohbetine girdiler. Yani öncesinde diz çökse de çökmese de Dany’nin önceliği hala taht meselesi… Bu yüzden önceki yorumlarımda hırslandı bu konuda demiştim. Kitapta da böyle olur mu acaba diye sormuştum… Yani Jon’un diz çökmesi Dany’nin öncelikleri konusunda hiçbir şeyi değiştirmiyor, diz çökmenin de manası ortada kalmıyor. Kadına bir kere bağlılık yemini ettikten sonra da zaten emirlerine karşı çıkamazsın ki! Hele Jon ve kuzey onuru meselesi sonuna kadar devam ettirme derdinde olur yeminini. Dizideki Dany’nin tavrını bu yüzden eleştiriyorum, normalde biliyorsun sevdiğim karakterler arasında ama bu son yılda davranışlarına gıcık kapmaya başladım. Gerçi dizi kurgusu, heyecan yaptırıyorlar vs. de kurgu diyerek yaklaşsak zaten tartışmamızın da manası olmaz bütün bunları. Bilmiyorum ben kendimi anlatabildim mi?

Rickard ile ilgili nerede bilgi veriliyor işte, bunu hatırlamıyorum. Ned’in babası olması onun da oğlu gibi olmasını gerektirmediği gibi elbette ki böyle şereften nasibini almamış bir adam muamelesi de çekmiyorum. Öyle demek istemiyorum. Yalnız net açıkladım zaten; bunda çirkin, iğrenç hatta onursuz bir şey yok bana kalırsa.

Rickard ama kuzey krallığı için olsun ama deli kral gibi bir adamın zulmüne son vermek için olsun bir isyanın içine girdi… Kızının veliaht prens ile kaçması, bu isyanı kuzeyliler açısından sekteye uğratacak bir olay, değil midir? Sonuçta kız isteyerek kaçmış olacak, niye sevdiğine kaçtı diye Targları suçlasınlar? Kız kaçmış… Diğer yandan Barth ile nişanlı… Kaçması hem isyan açısından kötü hem de bizim namus, onların onur dedikleri açıdan kötü bir görüntü çiziyor.Hal böyle olunca “kaçırıldı” demiş olması çok olağan bir durum eğer kaçtığını biliyor ise… bilmiyor ise zaten kaçırıldı diye aklına gelmesi olağan da işte gene nereden biliyor, kim söyledi olayına geliyor ve cevap bulamıyoruz.

Sonrasında zaten kısa sürede baba-oğul ölüyor. Tecavüz meselesi de sonradan dahil olmuştur, daha yeni kaçırılmışken hemen tecavüz diye bir iddiayı da istese bile ortaya koyamazdı zaten.

POV’a yeniden baktım ama adamı kimin bulduğuna dair bir şey yok; lakin Arya’yı adamın yanına gönderen Vayon Poole. Braavos gemisini de bu kiralıyor. Adamın katliam sırasında ölmüş olduğu farz ediliyor ama Sansa pov’una baktığımda o kadar sormasına rağmen kimse “öldü” ya da “yaşıyor” demiyor.

Bu arada şimdi gördüm aynı povda da bu adamın kızını Petry himaye etmiş bir süre, ondan sonra Tywin’in emri ile Boltonlara gönderilmiş. LF’nin bu sahte Arya planında payı var gibi? :stuck_out_tongue:

Teşekkürler, bugün daha iyiyim ve döndüm! Sanırım 3 günün ardından hak edilen bir uzunlukta yorum yapmışım. Çarşaf gibi şuna bak. :smiley:


#144

Ben orada biraz konudan kopmusum galiba, neden “Martin’e sormalisin” dedigimi unuttum, yanlis anlasilma sonucu yazdim muhtemelen, ben bile emin degilim yani.
Bran duvar’i astiginda isaretlenmesi yüzünden oradaki büyülerin de bozulacagini o an düsünebildi mi, düsünemedi mi onu bilemeyiz. Benjen ile olan sahneyi tekrar izledim simdi, Bran sessiz kalmis evet ama yüzü ifadesiz yani, belli ki geçtiginde büyülerin bozulacagini akil edemiyor ya da Sur’un magaradan çok daha güçlü, bozulmasi güç büyülerle oldugunu düsünüyor. Her sey olabilir. Senaristlerin bu konuda yazdiklarini unuttuklarini sanmiyorum ben yani, dedigim gibi bu isaretlenmenin üzerine kurdular olayi ve baglantiyi kurmayi izleyiciye biraktilar. Adamlarin Martin gibi detayli yazma lüksleri yok, zamanlari da yok, böyle üstü kapali bir sekilde anlatiyorlar iste. Direkt sonuca gitmeye mecburlar. Detayina girersen mantiksizlik bulursun elbette. Kitaplardaki mantigi, kusursuzlugu dizide arama. Dizide soru isaretleri herp vardi ve olacak. Takilma bunlara, genel bak. Bran isaretlendi, kaldigi magaranin büyüleri bozuldu; Bran isaretlendi, Sur’un büyüleri bozuldu… Bu kadar. “Ama söyle”, “ama böyle”, “akil edemedi mi”, “ne düsündü”… Bunlari D&D de biliyor, ama üzerinde dururlarsa fazladan bir iki bölüm yazmalilar; öyle bir sanslari yok ne yazik ki. O yüzden genel bak diyorum. Genel bakinca mantikli çünkü, ama detaya girersen kafani cevapsiz sorularla doldurup dizi keyfini kaçirirsin. Takilma yani cidden, Martin istemedigin kadar detaya bogacak seni son iki kitapla. Diziyi böyle kabul et. Ben ettim ve kafam rahat.

Evet Üç Gözlü Karga demeyebilirler, bu senin de anlattigin gibi daha çok Kanlikuzgun’un lakabi gibi görünüyor. Ama Bran bu adamin görevini devralacak yani, o yüzden çokta önemi yok, Bran’a Üç Gözlü Kurt deriz :grinning:
Yasli Dadi’nin o sözünü ÜGK’ye baglamamak gerek bence, bilemiyorum. Kargalar ugursuz hayvanlar olarak biliniyorlar, belki tamamen bu inanisa baglidir o söz.
Brynden’in Nöbete gönderilmesi… Evet tutulmamis bir yemin ile ilgili. Büyük Konseye katilmak isteyen bir Blackfyre’in istegini kabul ediyor ve güvende olacagina dair yemin ediyor. Ama adam geldiginde onu yakalatip idam ediyor. Yeni kral Aegon’a (Egg) bunu diyarin iyiligi için yaptigini söylese de ama nihayetinde “güvende olacaksin” dedigi adami öldürdügü gerçegi degismiyor; yaptigi onursuzluk, cinayet gibi görülüyor. Üstat Aemon araya girmese direkt idam edilecekti galiba ama onun sayesinde zindalara atiliyor önce, sonra da Nöbete katiliyor iste.
Neyse yani bir terslik çikar mi ondan bilmiyorum. Gizemli adam, hep öyle olmus. Ama Bran’a bir zarari falan olacagini sanmiyorum, dizideki gibi ona bildiklerini ögretecegini saniyorum. Bu Dany’nin tüm Dothraklarin basina geçmesiyle sonuçlanak bir olayin basitçe yazilamamasi gibi degil ki ama. Bran ilk kitaptan beri ÜGK tarafindan çagiriliyor, ve o zamandan magaraya ulasana kadar türlü türlü zorluklardan geçti. Bran’in oraya ulasmasiydi aslinda esas olay, Martin bu süreci mümkün oldugu kadar karmasik, zorlu sekilde yazdi. Bundan sonrasi bence olayin durulma süreci baslar; ve bu süreçte Bran sahip oldugu güçleri ve daha fazlasini kullanabilmek için ÜGK tarafindan egitilir. Ben baska bir alternatif görmüyorum yani. Bu olmayacaksa Bran neden oraya gidiyor? Ne yapacak?
Robert’i öldüren domuzu ve Arya’ya Kizil Kale’nin gizli geçitlerini ögretmek için kediyi warglayan Brynden… Ilk defa duyuyorum bu teorileri. Ilginç ama, cidden. Fakat, “Yok artik!” diyesim geliyor. Göz, “piç” gibi detaylar falan cidden iyi baglanmis ama ben bazen Martin’in bunlari bilerek, kafa karistirmak için yazdigini düsünüyorum. Yani ortada bir sey yokken varmis gibi göstermeye çalistigini. Adam bizimle egleniyor :smile: Neyse; yok yaa sanmam. Amaç ne? Niye yapiyor bunlari? Birde istedigi seye müdahale edebilmesi falan… Umarim öyle bir sey yoktur.

“O olmasaydi su olmayacakti, bu olmasaydi böyle olmayacakti” mantigiyla gidersek, bunu her olay için söyleyebiliriz. Gerçeklesen her seyin temelinde bir düsünce, bir karar, bir hareket, bir söz vs. vardir. Bu dizide de böyle, kitapta da, gerçek hayatta da. Senaristler bir olay örgüsü yaratmis, ve o olay örgüsünde Bran’in sabirsizligi, laf dinlememesi sonucu Gece Krali tarafindan isaretlenmesi, bu yüzden magaradaki ve dedigim gibi duvardaki büyülerin bozulmasi var. Sonra çaresizlik sonucu çok tehlikeli olduklarini bildigi “Cersei’nin inanmasi için Sur’un Ötesinden bir Wight getirelim” fikri var, ve bu fikrin devaminda gelisenler var. Gece Kralinin Drogon daha kolay bir hedefken uçan Viserion’u vurma karari var… Hareketler, kararlar, düsünceler… Bana söyler misin? Hayatta aldigin her kararda, attigin her adimda, tüm düsüncelerinde mantik var mi? Yaptigin her seyin bir açiklamasi var mi? Valla benim yok. Cok mantiksiz seyler yaptigim oluyor, neden yaptigimi anlayamadigim, “sadece öyle yaptim iste!” dedigim seyler oluyor. Bu tip mantiksizliklar oluyor iste, hayatin bir parçasi bunlar. Hikayelerde de böyle. Karakterler mantiksiz kararlar aliyor, yanlis adimlar atiyorlar veya kolayi seçmek yerine zoru seçiyorlar. Bunu böyle görmek gerek. Karakterlerin mantiksizligi sonucu dizi mantiksiz olmaz.
He ama bak bu zincir meselesi kesinlikle dizinin mantiksizligiydi, ona diyecek laf yok.

Blackfyre ile ilgili dediklerin…
Merakla, dikkatle okudum yazdiklarini ve alintilari ama söyleyecek bir sey bulamiyorum. Kafamda sanki kocaman bir soru isareti var :smile:
Sadece sunlari söyleyebilirim… Daemon’un ölümünden sonra Aciçelik kilici aldi ve Essos’a kaçti. Altin Mürettebat neredeyse, kiliç da oradaydi. Kilicin son sahibi Canavar Maelys’di. Son isyanda Maelys öldü ve ondan sonra kiliç bir daha görülmedi. Iki ihtimal var. Kiliç ya Altin Mürettebatin sag kalan ve tekrar Essos’a kaçabilen askerleri tarafindan götürüldü ve hala Altin Mürettebat’da. Ya da 7 Krallikta kaldi… Savas Basamaktasi’nda gerçeklesmisti. Basamaktasi, Dorne ve Essos’un Tyrosh sehri arasindaki adalarin oldugu yere verilen isim. Maelys’i öldüren Barristan Selmy… Blackfyre Uzunpençe ise eger, Basamaktasi adalarindan, ta Kuzey’deki Ayi Adasina nasil ulasti? :grin: Dark Sister’in bile Uzunpençe çikma sansi daha yüksek sanki :smile:

Diziden çikarilan Daario dizideki Daario, bir önemi kalmayan Daario. Kitaptaki Daario’yu çikarmadilar diziden :smile:
Jorah ile Daario’yu bir mi tutuyorsun? Cidden mi? Jorah askini sessizce yasayan, sorun çikarmayan ve çikarmayacak biri. Daario için aynisi söylenemez.

Lady Ashford teorisini bilmiyorum ama Sansa ve Genç Griff ne zaman ve nasil bir araya gelecekler ki? Üstelik Genç Griff ile Arianne’i evlendirme plani da var. Bunun üzerine Dany’nin gelisi ve gerçeklesecegini düsündügüm olaylar var…

Yaa tamam Fatih Aegon gezmis olsun Batidiyar’i, bu neyi degistirir?
Ben zaten hiçbir zaman 7 Krallik lordlarinin Dany’nin baglilik yemini talebine ne tepki verecekleri üzerinden bir degerlendirme yapmadim. Ben basindan beri baglilik talebinin gayet normal bir sey oldugunu anlatmaya çalisiyorum sadece. Mesele bu talebe nasil karsilik verilecegi ve bu karsiligin dogrulugu veya yanlisligi degil. Mesele, aklinda fetih olan birinin bunu yapmasinin gayet normal oldugu. Yani Dany tarafindan bakmiyorum; Dany’nin yerinde olan, aklinda fetih olan herhangi birinin de bunu yapmasi sonucu ayni sekilde düsünürdüm. Dedim ya, bu is böyledir. Deli Kral’in kizi olmak Dany’ye baglilik yemini talep etme yasagini falan getirmiyor. Bunu yapacaktir, ve yapmalidir da.
Meramini anlatabildin, ama benim karsi çiktigim sey bu düsüncelerin degildi. Dedigim gibi, benim basindan beri anlatmaya çalistigim sey, fetih öncesi baglilik talebinde bulunmanin gereken sey olduguydu. Dany “Beni tanimiyorlar, Deli Kral’in kizi olarak biliyorlar, yabanci bir isgalci olacagimi düsünecekler” diyerek baglilik yemini talep etmekten vazgeçip direkt saldiriya geçecek degil. Yaa birde Dany zaten bunu talep ederken “Kesin hepsi kabul edecek” diye de düsünmeyecek, çogunun kabul etmeyecegini bilecek. Bu yapilmasi gereken sey sadece. Bir diyari fethetmek mi istiyorsun? Gidersin, niyetini bildirirsin, baglilik yemini istersin, yemin etmeyenlerle savasirsin. Bu is böyle yürür, kim olursan ol, nasil gelirsen gel.
Ne yapsin yani Dany? “Bunlar zaten diz çökmez, ne ugrasacagim güzellikle baglilik yemini istemeye?” diyerek direkt her yere atese mi versin?
Sen de zaten bir sonraki paragrafinda biraz buna deginmissin iste.
Önce konusursun, “Bak benim böyle bir niyetim var, zorluk çikarma, kan dökülmesin” dersin, karsindaki buna karsilik kilicini çekerse, sen de çekersin. Gerçek budur.
Dany “Tüh, kimse de baglilik yemini etmedi. Simdi ejderhalarimi, Lekesizleri ve Dothraklari salsam iyice yabanci bir isgalci gibi görünecegim, babasinin kizi falan da diyecekler. Ne yapsam acaba? Ejderhamla misafirlige gidip kendimi sevdirmeye mi çalissam?” diyecek de degil. Yani illa ki Dany birilerine “Biz demistik, babasinin kizi” dedirtecek, bundan kurtulus yok. Ama bunun tam tersi sürprizler de olabilir.
Ben sana bir sey diyeyim mi? Kuzey Dany’ye hiçbir zorluk çikarmayacak. Dany zaten gözünü oraya çevirmeden önce Akgezenler sorunu çikacak ortaya. Bu yüzden Kuzey Krali ve Lordlari bence hiç Dany ile karsi karsiya gelmeyecekler. Omuz omuza, gerçek düsmana karsi savasacaklar. O yüzden yani Bran ejderha warglarmis, Jon Targaryen kani sayesinde bir tanesini Dany’nin elinden alirmis, Dany’nin ordusu Kuzey’in sogugunda zorlanirmis falan filan, bunlari düsünmeye gerek yok. Kit’in de dedigi gibi, Dany ile Jon için iki ihtimal var; ya sevisirler, ya savasirlar. Kitapta da bundan fazla ihtimal yok. Ve Akgezenleri hesaba katarsak, yine savasmayacaklari kesin.

Sadece seni taniyan insanlardan baglilik yemini talep edebilirsin diye de bir sey yok benim bildigim kadariyla.
He bak sen diyorsun iste! “Ilk asama diplomasidir, sonraki asama silahli güçtür.” Dany için niye geçerli olmasin bu? Cünkü insanlar onu tanimiyor, Deli Kralin kizi olarak biliyor diye mi? Öyle sey mi olur Allah askina? :smile: Dany’nin aklinda fetih var ve buna uygun davranacak. Baglilik yemini isterken “Kapilari açin” diyecek yani, senin de söyledigine uygun olarak. Kimse kapiyi açmazsa eger, mecburen ikinci asamaya geçerek kendisi açacak o kapilari.

Anlamiyorum cidden. Diyorsun ki, Dany Essos’da bir fatih gibi hareket ediyor, önce diplomasiyle isini halletmeye çalisiyor. Ve bunun üzerine diyorsun ki, Westeros’da baglilik talep edip meseleyi yine önce diplomasiyle halletmeye çalisacak olmasi Dany karakterine çok ters olur… ???

Ned’in o sözü güzel de, pek alakali degil sanki. “Seni takip eden adamlar” diyor, yani o adamlar zaten bagli sana. Seninle savasa gidiyorlar, ve çogu ölecek. “Onlari tani, seni tanimalarina da izin ver” diyor, “Sana yürekten bagli olsunlar, inansinlar. Ugruna ölmeye deger biri ol” demek istiyor.
Zaten bagli olan askerler ve lordlardan bahsediliyor yani burada. Bunu Dany için düsüneceksek, o adamlar Dany’nin durumunda Lekesizler olur. Ve Ned yasayip görseydi, sanirim bu sözünün örnegi olarak Dany’yi gösterirdi, “Iste aynen bu kizin yaptigi gibi” diyerek :slightly_smiling_face:

Jon kitapta sadece iki tane ölü görmüs olsa da, uzun zamandir Sur’daydi ve birçok baska seye sahit oldu, birçok sey duydu. Karsi karsiya gelmemis olsa da, Jon uzun zamandir bu sorunu ve bu sorunun yarattiklariyla karsi karsiya geliyor. Tehlikeyi çok iyi biliyor. Iki ölü gören Dany’nin bir anda tehlikeyi Jon kadar kavrayabilecegini mi düsünüyorsun?
Dizideki gibi tehlikenin tam ortasina düsmemis olabilir, ama uzun zaman bu tehlikenin sebep olduklarini gördü, duydu. Kavradi, sindirdi. Dany iki dakikada o noktaya ulasamaz. Anlar, ama hep dedigim gibi, tam kavrayamaz. Inanamama, inanmak istememe süreci olur ya? Bunu da yasar Dany. Düsünsene; yillardir ailene ait olan tahti geri almayi istiyorsun; bunu yapabilecek güce sahip olmak için çabalamissin, olumsuzluklari çikmis ve bu istegini geri plana atmissin, bir sürü sey yasamissin yani. Ve simdi oradasin, gelmissin nihayet Westeros’a… Ama adamin biri çikiyor, “Ölüler” diyor, “Geliyorlar” diyor… Bir bu eksikti, tam zamani diye düsünürsün yani, kabus gibi yaa :smile:

Dany orada “Sur’un ötesinde gördüklerimi unutamam. Ama ordumu çektigim an Cersei’nin ülkenin yarisini almayacagindan da emin olamam” diyor. Menzil’i aldi Dany bu “ikinci ates tarlasi” diyebilecegimiz savasta. Orayi yakip gitmedi sonuçta, orasi onun, bunu göstermelerine gerek yok, kendimiz de anlayabiliriz. Dorne da hala Dany’nin. Kum Yilanlari ölmüs olabilir ama Cersei bildigim kadariyla Dorne’a ordusunu göndermedi, orayi almadi. Yani Kum Yilanlari olmasa da, Dorne hala Dany’nin. Birde Ejderha Kayasi var.
Menzil, Dorne, Ejderha Kayasi… Ne kaliyor Cersei’ye? Bati Topraklari, Nehir Topraklari, Kral Topraklari ve Firtina Topraklari. Haritadan bakarsak, evet ülkenin yarisi Dany’nin oluyor. Kuzey’i saymiyoruz tabi bu hesaplamada.
Neyse, esas konuya dönelim. Dany niye öyle diyor? Cersei’yi ikna edemedikleri için Jon “Ne yapacagiz simdi?” diye soruyor ve bunun üzerine Dany tereddütünden bahsediyor. “Yok ben vazgeçtim, gelmiyorum Kuzeye” demiyor ki. Endiselerinden bahsediyor. Ne desin yani? “Ne mi yapacagiz? Kuzey’e gidecegiz tabi. Cersei kesin bana ait olan yerleri alacak ama ne yapalim yani?” gibi bir sey mi desin? :smile: Endiseli, kafasi karisik, artik Akgezenler tehlikesini Jon kadar iyi bilse de içine sinmiyor Cersei’nin o gittikten sonra her yeri alacagi düsüncesi. Dany de bir insan yani. Elindeki altin tepsiyle düsmanina sunmak, durum ne olursa olsun, herkesi rahatsiz eder diye düsünüyorum. Dany’nin bunu umursamamasi resmen “Ölüler zaman bizi mahvedecek, o yüzden bana ne yani? Istedigi yeri alsin Cersei, ölüler onun için de gelir” diye düsündügü anlamina gelirdi bence. Birde öyle bir düsüncesi olsa zaten Jon’a yardim etmeyecegini, zaten islerinin bittigini söylemesi gerekirdi, mantikli olan bu çünkü. Ama Dany bu endisesinden bahsederken Akgezenleri ve ölüler ordusunu görmüs, öfkeli, onlari yenmek isteyen ve yeneceklerine inanan biriydi. Kiz inaniyor yani anliyor musun? Ve inanmasi “Ben Kuzeyden geri dönecegim, çok güç kaybetmis olacagim, belki ejderhalarimdan biri daha ya da ikisi de ölmüs olacak. Cersei her seyimi elimden almis olacak. Nasil yenecegim onu? Bana ait olani nasil geri alacagim?” diye düsünüyor bence. Karakterlere düz bakmamak, elestirmeden önce anlamak gerek.
Dany’nin bu endiseni, içinin rahat olmamasina takiliyorsun, elestiriyorsun ama bundan önce söyledigi seyin bir anlami yok mu? Onu da merak ediyorum. “Basindan beri hakliydin. Eger sana inansaydim, bunlarin hiçbiri olmazdi” diyor Jon’a. Kendini suçluyor resmen, sanki inanmasi gerektigi seye inanmak, bir yabancinin sözlerine güvenmek kolaymis gibi. Bunun disinda, Dany hala tam olarak durumu kavrayamisken 3 ejderhasiyla birlikte Jon ve digerlerini kurtarmaya gitti. Böyle seyler de var yani, bunlardan da bahsetmek gerek. Yani bunlar var, birde bunlara ek endiseleri var. Bu sekilde bile Dany’nin kararli ama ayni zaman endiseli, kafasinin karisik oldugunu anlayabiliriz bu meselede. O orada Akgezenlerle savasirken, Cersei ona ait olanlari alacak. Akgezenleri yendikleri takdirde ne yapacak Dany? Ne olacak? Bunlari düsündügünü anlamak ve bu endiselerini anlasilir bulmak çok zor degil yaa, gerçekten. Biraz empati, azicik.

Vayon Poole’dan bir sey çikmaz. Ned’le birlikte Kizil Kale’ye gelen Winterfell’in kahyasi bu adam. Kahya iste.

Evet Petyr de isin içinde bildigim kadariyla. Dizide de bu yüzden Jeyne’in yerine Sansa’yi koyabildiler, ortak nokta Petyr’di. Kitapta Lannisterlarin çikarlari ve Bolton’larin Kuzey hakimiyetini saglamlastirmak içindi; dizideyse çikar saglamayi düsünen Baelish oldu.

Valla epey uzun yazmissin evet, sayfayi indiriyorum indiriyorum bitmiyor. “Paragrafçi” ünvanima göz mü koydun nedir? :smile:


#145

Sur meselesine kimsenin ağzını açmadan, itiraz etmeden çok kolay bir şekilde çare üretilebilirdi. Ne şekilde? Kış Borusu ile! :stuck_out_tongue: Bir iki boş sahne göstereceklerine WW’ler ile ilgili; o gösterdikleri sahnelerde etrafları kazınmış bir şekilde olsa ve en sonunda gelirken yanlarında boruyu getirip, üfürseydi, al sana kimsenin karşı çıkıp, mantıksızdı vs. ama ama ama diyemeyeceği bir sahne… Yalan ise yalan de… Alev üfüren bir ölü ejderhadan ve acaba Bran’ın işaretlenmesi yüzünden mi? sorusundan daha mantıklı ve iyi olurdu… Şimdi Gece Kralından bahsediyoruz, sen ben mantıksızlık yaparız da o nasıl yapabilir? Sonuçta bu adam teknik olarak yaşayan bir insan bile değil. Bak gene diyorum, mantıksızlığa mantık üretmeye çalışmaktan başka bir şey değil bu konuşmalarımız. :smiley:

Yapılan çalışmalara göre insanların aldığı kararların %6’sı mantık içerikli, gerizi bilinçaltı ve duygusalmış. Şahsi fikrim bu oranın; milletten millete ve eğitim durumuna göre bir iki numara aşağı ve yukarı oynadığı yönünde ama senin de dediğin gibi çoğu kararlarımız mantık dışı(bir de insanlara mantıklı yaratıklar denir, yalan. :smiley: ) ama NK için geçerli olamaz bu! :smiley:

Yaşlı Dadı’nın söylediği her şey bir bir çıkıyor diye “Kargalara Güvenme” meselesine de mana yüklemiş bazı kişiler. Gerçi ona bakarsak bir mavi gözlü devin gözünde de yaşıyor olabiliriz. :stuck_out_tongue: Yine de tamamen görmezden gelmemek gerek. Mel. povunu yanlış hatırlamışım. :smiley:

Stannis? diye düşündü… ama hayır, bunlar Stannis’in yüz hatları değildi. Ceset kadar beyaz, ahşap bir surat. Bu düşman mıydı? Yükselen alevlerin içinde binlerce kırmızı göz yüzüyordu. Beni görüyor. Ahşap yüzün yanındaki kurt suratlı çocuk başını geriye atıp uludu.

Sorgulamış sadece, özür dilerim. :slight_smile:

Brynden kuramları için “yok artık” deme ya; sonuçta bu adamın seride adam akıllı kaç kere gördük bir şey yaparken? Bunca yıl, o ağaçlara bağlı şekilde, hiçbir şey yapmadan oturmasını mı bekliyorsun? Targ hanesine bağlılığı ile ünlü biri Brynden. Ailesine karşı tehdit olan her şeyi yok etmek adına yemin edip bozmaktan çekinmeyen biri. Vakti zamanı gelince de ailesinin düşüşünden sorumlu olan adamdan intikam almak istemiş olabilir, eğer gözleri oraya kadar gidiyorsa ki bildiğim kadarıyla El iken bu yetenekleri de baya iş tutmuştu. Onu tehlikeli yapan şeylerin başında bu yetenekleri geliyordu. Ayrıntılı bir kuram var mı bilmem ama Geek Teori’de karakter tanıtımı yaparken kısaca bahsi geçmişti bu dediğim şeylerin. Bu arada senin Genç Griff’inin foyasını belki bu ortaya çıkartır? Blackfyre ile bu kadar içli dışlı olan bir adam ve arzu ettiği takdir de geçmişe gidip olan biteni görebiliyor. Ha nasıl ortaya çıkartır? Bran’ı bilgilendirmek dışında bir şey yapamaz gibi ama rüyalar göstermeyi becerdiğine göre belki Dany’e rüyasında gösterir vs. :stuck_out_tongue:

Sen beni hala anlamamışsın. :smiley: Blackfyre taaaa Ayı Adasına gitti demiyorum. :smiley: Blackfyre, KanKuzgun’u ile birlikte(çünkü Deamon’ı ve oğlunu öldüren, sonra Acıçelik ile savaşmış ve esir almış adam kendisi, Dark Sister’ı alıyor da onu niye fırsatı varken almasın, bıraksın? Çok kez yan yana gelme şansı olmuş.) Sur’a gitti ve onu orada bir şekilde bırakmış olabilir, gizlemiş olabilir. Mormont ne sebeple haneyi bırakıp Sur’a gitti ve bu garip kuzgunu buldu, yetiştirdi ve yanından bir türlü ayırmadı? Bunlar da merak ettiğim sorular. Kuzgun’a hükmedenin Brynden olduğuna emimin gibi bir şey demiştim. Brynden insanlara rüyalar gösterebiliyor da… Bu yüzden bir şekilde bağlantısı olabilir bu ikisinin… Atıyorum rüyasında kılıcı, Jon’a vermesini söylemiş olabilir…

Bu kısım merak uyandırıcı ama? Kılıcı vermemiş Acıçelik? Gerçi burada bahsi geçen oğlu kim, bilmiyorum. Deamon’un hangi bebesi hayatta kaldı ise işte…

“He does not bear the sword! If he were his father’s son, Bittersteel would have armed him with Blackfyre.”
Lord Butterwell, The Mystery Knight, talking about the alleged Daemon II Blackfyre at the tourney at Whitewalls

Şimdi şu yazdığın bilgiler; o bilgiler kitaplarda falanca üstat tarafından aktarıldı denen bilgiler mi? Canavar Maelys’in bu kılıcı kullandığı görüldü mü? Ya da ondan öncekilerin?

Yalnız benim bildiğim kılıç, tamamen kayıplara karışmış olarak biliniyor, yani belirli bir yeri ve sahibi şudur denebilecek birileri yoktu? Eğer Altınlarda ise o zaman 6. ve sonraki kitapta görürüz.

Daario, Dany evlenirken sorun yaşatmamıştı. :stuck_out_tongue: Gerçi dediğin gibi dizi ve kitaptaki Daario da farklı. :smiley:

Aaa bilmiyor musun? Ben de kaç sene önce okumuş ve unutmuştum da geçen haftalarda yeniden denk gelmiştim.

Lady Ashford’ın 5 eşlikçisi olmuş. Bunlar;
Lyonel Baratheon
Leo Tyrell
Tybolt Lannister
Humfrey Hardyng
Prince Valarr Targaryen

Sansa STARK
Sansa’nın ilk nişanlısı Joffrey Baratheon
Sansa’nın sonraki evlilik planı; Willas Tyrell
Sansa, Tyrion Lannister ile evlendi ve
Sansa, şimdi Harry Hardyng ile nişanlı ya da nişanlandırılmaya çalışıyor. Geriye bir Targ kaldı; Aegon ya da Jon deniyor ama görüşler ağırlıkta Aegon olduğu yönünde.

Kuram burada; https://www.reddit.com/r/asoiaf/comments/1vsuxb/spoilers_all_the_tourney_at_ashford_and_sansas/

İlla bir evlenme/nişan/söz gerçekleşmek zorunda değil aslında niyet de olabilir. Belki Aegon, kuzey desteğini almak arzusu ile Sansa’yı kendine eş almak isteyebilir. Arianne’i ile evlendirme olayı kesinkes geçti mi kitaplarda? En son Viserys ile nişanlıydı ama sonuç ortada; kızı da en son, Aegon bizim Aegon mu yoksa sahte mi diye göndermişti babası 6. kitapta. Gerçek ise evlendirelim seni mi dedi? Kuzen zaten bunlar(gerçek Aegon ise), bunların desteğini almak için evlenmek zorunda değil ki… Yarı Dornelu olarak kafadan destek alır, evlilik hakkını yeni bir ittifak bulmak amacı ile kullanması daha akıllı.

Amanın LF’nin Aegon’un gelişini öğrenmesi ile ne gibi bir plan değişikliği yapabileceği üzerine hiç düşünmedik, değil mi? :wink:

Deli Kral’in kizi olmak Dany’ye baglilik yemini talep etme yasagini falan getirmiyor.

Ben bir yasaktan vs. bahsetmedim ki. Veyahut bu yüzden kesinkes reddedilir gibi bir şey de demeye çalışmadım, sadece olaya Dany’nin ve Aegon’un Dorne dışında bir müttefik bulması için DOĞRU ADIM ATMASINDAN bahsediyorum. Doğru adım atmak için de doğru giriş yapmaları gerekiyor.

Sadece seni taniyan insanlardan baglilik yemini talep edebilirsin diye de bir sey yok benim bildigim kadariyla.
He bak sen diyorsun iste! “Ilk asama diplomasidir, sonraki asama silahli güçtür.” Dany için niye geçerli olmasin bu? Cünkü insanlar onu tanimiyor, Deli Kralin kizi olarak biliyor diye mi? Öyle sey mi olur Allah askina? :smile: Dany’nin aklinda fetih var ve buna uygun davranacak. Baglilik yemini isterken “Kapilari açin” diyecek yani, senin de söyledigine uygun olarak. Kimse kapiyi açmazsa eger, mecburen ikinci asamaya geçerek kendisi açacak o kapilari.

Anlamiyorum cidden. Diyorsun ki, Dany Essos’da bir fatih gibi hareket ediyor, önce diplomasiyle isini halletmeye çalisiyor. Ve bunun üzerine diyorsun ki, Westeros’da baglilik talep edip meseleyi yine önce diplomasiyle halletmeye çalisacak olmasi Dany karakterine çok ters olur… ???

Canım ben uzun yazdığım için mi okurken kafan karışıyor yoksa uykusuz iken falan mı okuyorsun da kafan karışıyor, anlayamadım ama ben bunları yazmadım ki! :smiley:

Ben en başından beri diyorum ki Dany. gelir gelmez, herkese kuzgun gönderip “diz çökün, ben geldim.” derse müttefik falan bulamaz Dorne dışında ki o da muhtemelen yeğen sıfatıyla Aegon’u destekler… dedim. Bu yüzden önce ‘diplomasi’ işine girişmesi gerekiyor dedim. Yani bu insanlarla görüşmesi vs. lazım. Diplomasi de “diz çök bana” demekle gerçekleşmez; hem askeri gücünü gösterip göz dağı vererek hem de konuşup, görüşerek(elçiler vs. gönderilerek) yapılır. Kapı kapı gezmek diyorsan buna, kusura bakma da kapı kapı gezecek elbette. Fethe gelmiş, işgal etmeye değil. Essos’da nasıl diplomasi sonra savaş olayına geçti, burada da öyle yapmalı diye savunuyorum ama sanki öyle bir anlamışsın ki en son yazdıklarımı tersini savunuyorum ya da bunu yaparsa saçma olur, demişim gibi; şaştım kaldım tepkine :smiley:

Ha galiba neyin diplomasiye girdiğine karar veremedik? Sen gelir gelmez diz çökün demesine diplomasi diyorsan, ben işte bu diplomasi değil diyorum. Essos’da her biri ile yüz yüze görüşüp meramını anlattı, ordusunu ve ejderhalarını gösterip gücünü de gösterdi; reddenleri de öptü sonradan. Essos’da yaptığının aynısını westeros’da yapması gerek diyorum. Lakin kafadan mektup gönderip yüzünü bile görmedikleri biri için diz çökün talebinde bulunmak müttefik bulmanı sağlamayacağı gibi siye çekmelerine neden olur ve diplomasi değildir bu. Bak Varys’e dizide; müttefik bulmak için gitti; dorne ve menzili yanına çekti; misal diplomasi budur.

Ned’in sözü meselesine gelirsek… Dany, insanlardan kendisini takip etmesini istiyor(diz çök ne demek? Sonra gel benimle beraber savaş demek) ama sonuç olarak kimdir necidir bilmediğin bir kişiye neden bağlılık yemini edesin? Ben bunu soguluyorum. Bu akıllıca değil, doğru değil; Dany müttefik kazanmak için yukarıda söylediğim şeyleri yapması gerek diyorum. Var ya ikimiz bu kızın danışmanı olsak; seni dinlese müttefik kazanamayacak ha :smiley:

Ve simdi oradasin, gelmissin nihayet Westeros’a… Ama adamin biri çikiyor, “Ölüler” diyor, “Geliyorlar” diyor… Bir bu eksikti, tam zamani diye düsünürsün yani, kabus gibi yaa :smile:

Bunu ben de düşünmüştüm. Zamanlamaya bak laa diye :smiley:

Jon’un bu mesele ile ilgili gördüğü tek sorun Yabanılların deli gibi Sur’un ötesine geçme arzusu yüzünden onlarla savaşmasıydı ki zaten genel bir olay bu da orada. Jon ile ilgili karakter betimlemelerinde güzel bir şey vardı 1. kitapta; “Gerçekleri kolayca kabullenebiliyorsun.” Tyrion ile yolculuğu sırasında Sur’un aslında nasıl bir yer olduğunu anladığında verdiği tepki üzerine Tyrion diyordu. İlk başta kızmış sonra kabullenmişti. Dany, gerçekleri kolayca kabullenemeyen biri olarak sorun yaşatacak o zaman kitapta da… Diz çökmenin bir getirisi yine yok, hala taht diyor. Bunu ben algılamışsam Jon’un algılamaması olamaz herhalde; en azından onun yerinde olsam bunu da düşünürdüm senin Jon konusunda söylediğin şeylerin yanında.

Dany orada “Sur’un ötesinde gördüklerimi unutamam. Ama ordumu çektigim an Cersei’nin ülkenin yarisini almayacagindan da emin olamam” diyor.

Sur ötesi operasyon öncesi konuşmalarında Cersei meselesini konuşuyorlardı ve onu ikna etmek adına Sur operasyonu ortaya çıkıyordu. Onları görünce de zaten diz çök bana meselesini daha kafadan sallayıp “beraber savaşıp onları yok edeceğiz” dedi, Jon’a gemide. Malum bebesi de ölünce iyice hırslandı.

Dorne ve Menzil olayları sonrası “Savaşı kaybediyorum, müttefiklerimi kaybettim.” diye sızlanıyordu. Bu bölgeleri yöneten biri yoksa eğer senin adına, o zaman buralar senin değildir. Müttefik yoksa orası senin değildir. Ordun orada değilse orası senin değildir. Benim demekle orası senin olmaz… Dorne, Kum Yılanları aracılığıyla; Menzil de Oleyna aracılığı ile Dany’e yardım sözü verdi ama bunların hepsi öldü ve Menzil yerle bir ediliği gibi bütün altınları ve yiyecekleri ellerinden alındı… Dorne ise karanlık bir bölge dizide maalesef ama kum yılanları esir alındı diye onlar da denklemden çıktı; kim yönetiyor da dany ile anlaşma yaptı da asker gönderiyor dany’e? Yok ortada böyle bir şey işte… Castery Kayasını da aldılar misal ama Cersei onu seve seve verdi, Menzil’i almak için. Ki zaten bu kısımların ayrıntısına hiç girmeyelim başka başka saçmalıklar çıkıyor dizide… Kum Yılanları yakalandı diye Dorne’u kaybetmesi falan; sanki adam yok Dorne’da yönetecek hane falan… Asker ölmemiş daha Dornelu ve müttefikliğini yitiriyor… Neyse. Dany’e ait sadece Castery Kayası ve Ejderha Kayasi var ki burası da küçük bir ada, bölge değil. Askeri üs gibi bir yer burası. 7 krallık değil. Yani sadece 1 bölgenin kontrolüne sahip. 7 krallığın sadece 1 tanesine sahip. Cersei ise kalan kısımları yönetiyor(Fırtına Burnu hariç). Ha dizinin başında 3 yere ancak hakimdi. Nehirova şu an ne durumda merak ediyorum, bahsi geçmedi bile…

Neyse, esas konuya dönelim. Dany niye öyle diyor? Cersei’yi ikna edemedikleri için Jon “Ne yapacagiz simdi?” diye soruyor ve bunun üzerine Dany tereddütünden bahsediyor.

Kafam karıştı, “Ne yapacağız şimdi?” meselesi ne? :stuck_out_tongue:

Akgezenleri yendikleri takdirde ne yapacak Dany? Ne olacak? Bunlari düsündügünü anlamak ve bu endiselerini anlasilir bulmak çok zor degil yaa, gerçekten. Biraz empati, azicik.

Ya hu ben de bunu diyorum, elinde Castery Kayasu ve Ejderhakayası dışında bir şey yok ki! :smiley: Yani Lannister ordularının büyük kısmını yakmış kadın; elinde savaştıracak ordu kalmamış gibi bir şey… Parayla asker kiralamaya çalışıyor… Yine de resmi olarak krallığın en az 7’de 4’ünü yönetiyor; Fırtına toprakları bağımsız, kuzey de öyle… Kayasını kendi eliyle verdi şu an işime yaramaz diye(o da nasıl mantık bilemedim)… Ben bunu diyorum. :stuck_out_tongue: Hal böyle iken neyin derdindesin sen Dany? :smiley:

Bu durumda Poole ailesini görmezden geliyor ama Jaqen meselesi de elimizde hiçbir işaret olmadığı için karanlık bölge kalmayı sürdürüyor? :slight_smile:

Valla epey uzun yazmissin evet, sayfayi indiriyorum indiriyorum bitmiyor. “Paragrafçi” ünvanima göz mü koydun nedir? :smile:

Böyle bir unvanın mı var? :smiley: Ben de yazdım mı uzun yazarım, rakibin olabilirim. :smiley:


#146

Borular hakkinda ne düsündügümü biliyorsun, o yüzden iyi ki öyle olmadi diyorum.
Ben mantiksizliga mantik üretmiyorum, isaretlenme sonucu bunlarin gerçeklesmis olmasi fikri bana mantikli geliyor. Durup dururken olmadi, magara meselesi var. O olmasaydi tamam derdim ama öyle bir sey var iste. Bran’in isareti duvardaki büyüleri bozdu tahmini, açiklamasi zorlama da degil, yani bunu akil edebilmek için uzun uzun düsünmeye gerek yok, gayet ortada. Bu isaretlenme meselesiyle adamlar 6.sezonda duvarin yikilisinin zeminini hazirlamislar. “Duvarin yikilisi Kis Borusu ile olacak” diye karar verdiklerini hayal etsene… 6.sezonda boru ortaya çiksa, “Ee? Niye kullanmadi boruyu simdi Gece Krali?” derdik. Mantiksiz olurdu. Borunun 7.sezonda ortaya çiksa, o zaman da “Birden bire nereden çikti simdi bu boru? Cok basit. Senaristlerin aklina bir sey gelmemis belli, 'kitapta bir borudan bahsediliyordu zaten, onunla halledelim iste” demisler resmen" diye düsünürdük. Yani bu isaretlenme olayi senin aklina yatmayabilir ama boru çözümünden kat kat daha mantikli oldugu ortada.

NK için niye geçerli olmasin? Hakkinda ne biliyoruz ki tam olarak? Mesela nasil düsünüyor? Bir karar almasiyla sonuçlanacak süreç nasil isliyor? NK özel güçlere sahip bir adam. Dizide gördügümüz dönüsüm sekli sonucu, yasayan ölü diyemiyorum ben mesela tam olarak. Bir çesit ayinle, büyülerle, Ormanin Cocuklari tarafindan kalbine ejderha cami saplanmis bir adam. Ölüm yok, ölüp dirilme yok. Neyse yani cidden, NK’nin aldigi her karar onu amacina ulastiran bir karardir diyebilir misin?

Niye özür diliyorsun? Hiçbirimiz detaylariyla veya dogru hatirlamiyoruz her seyi. Ayrica yanlis hatirladigini da hiç farketmemistim :smile:

Brynden konusunda; olamaz demedim, sadece “Yok artik” dedim :smile: Bu kadari da olmasin yani. Hani asiri güçlü karakterler var, büyüler yapan karakterler var, alevlerin içinde gelecekle ilgili imgeler gören karakterler var, warglar var falan filan, bunlar tamam, hiç sorun yok, acayip hosuma da gidiyor. Ama istedigi zaman olaylarin akisina müdahale edebilen biri olmasin, bu fazla.
Aaa bak bu dogru! Cidden Genç Griff Blackfyre soyundan geliyorsa, Brynden bunu ortaya çikabilir. Hiç aklima gelmemisti. Bran’i bilgilendirmesi daha iyi olur ama. Dany “Rüyamda gördüm” derse çokta inandirici olmaz sanki :smile: Gerçi Bran nasil kanitlayabilir? Onu da bilemiyorum. “Geçmiste yolculuk yaptim” açiklamasi, rüya açiklamasindan daha da fazla tuhaf görünüyor. Ama neyse, fikri sevdim, gerçekten.

Ama Brynden FS 233 tarihinde Nöbete katilmis. Blackfyre ise FS 260’da, Basamaktasi’ndaki mücadelede Maelys Blackfyre’daymis, o öldükten sonra kilica ne oldugu bilinmiyor. Brynden’in almis olmasi imkansiz. Kiliç son kez göründügü adam zaten yaklasik 30 yildir Nöbetteydi.

Kilicin en son Maelys’de oldugunu bir üstadin “yazdigi” kitaptan ögrenmedim, bizim vikide yaziyor, birde bir iki ingilizce kaynakta da yaziyor. Hatta ingilizce vikide de yaziyordu, daha dün baktim ama simdi Blackfyre sayfasini açtigimda, sayfa farkli, yani dün okudugum sayfa degil ve orada yazmiyor. Kilicin Aciçelik’de oldugu, Daemon II’ye vermek istemedigi bilgisi var, ondan sonra kilicin nerede oldugu bilinmiyor diyor direkt.

Daario, Dany Hizdahr ile evlenme karari aldiginda sorun çikarmadi mi? Dizide yanilmiyorsam “Onunla evlenme, benimle evlen”, “Sen Kraliçesin ejderhalarin anasisin, boyun egme. Karsinda olanlara hakettikleri cezayi ver falan” diyordu, Dany de tam o sirada yanilmiyorsam “Ben Kraliçeyim, kasap degil” demisti. Dir dir ediyordu resmen. Dany bunlarla mi ugrasacak Westeros’da? Birde bir ittifak için evlilik yapma durumu olsaydi mesela, Daario ile iliskisi ortaya çiksaydi o ittifaktan bile olurdu yani. Ki Dany’nin onu geride birakmasinin sebebi de buydu.
Kitapta da bildigin kiskanç sevgili gibi davrandi, atar yapti. Hatta resmen dügünü mahvetmek için Dany’ye öncesinde “Dügünde sana olan bagliliklarindan emin olmadigin adamlari öldürelim” falan demisti, Dany bu fikirden hiç hoslanmamisti.
Yani dizideki Daario’nun kitaptaki kadar derinligi olmasa da, nihayetinde ayni kisilige sahip.

Hee tamam, su teori! Biliyorum bunu.
Oldukça ilginç evet. Ama iste gerçekten bir gönderme, bir isaret mi? Yoksa Martin bizimle eglenmesi mi? :smile:
Bir anlami oldugunu düsünelim… Genç Griff’in agirlikta oldugunu da düsünme valla. Sen kitapta Arya/Jon olacak diye bekliyorsun, ben Dany/Jon olacagindan neredeyse eminim… Ama bir bakmisiz, sürpriz! Sansa/Jon !

Genç Griff’i Arianne ile evlendirmek gibi bir plandan net bir sekilde bahsedildi mi hatirlamiyorum. Bahsedilmediyse bile Doran’in aklinda böyle bir sey olmasi sasirtici olmaz. Sinsi adam, her seyi pat diye açiklamiyor. Arianne’i Viserys ile evlendirmek gibi bir plani vardi biliyorsun, olmadi, simdi Genç Griff çikti ortaya, düsünebilir yani bunu. Bilmiyorum, cidden emin degilim.

LF’in Genç Griffin gelisi haberleri üzerine ne yapabilecegini hiç bilemiyorum. Bir sey yapar mi? Ondan da emin degilim.

Sen direkt bir yasaktan bahsetmedin ama söylediklerinden öyle bir sonuç çikiyor resmen.
Dogru adim atmasi… Dogru giris yapmasi… Bu nasil olacak? Lordlarin Dany’yi tanimasindan mi bahsediyorsun yine? Anlattim ben sana bunlari.

Ben hem sana cevap veriyorum, hemde konuyu daha genis bir biçimde ele aliyorum, degerlendiriyorum her alternatifi, olasiligi. Yazdigim her seyin senin yazdiklarina bir cevap oldugunu düsünme.
Ama öte yandan cidden Dany’nin karakterine çok ters olur dedigin paragrafi tekrar oku, çok çeliskili.

Kiz fethetmeye gelmis. Üç ejderhasi var. Lekesizleri var. Dothrakileri var… Ve sen diyorsun ki, kapi kapi gezip kendine destekçi aramali. Ben sana daha önce de dedim, Dany bir Kraliçe; oy toplamak için kapi kapi gezmesi gereken, destek isteyen, cumhurbaskani olmaya aday bir parti baskani degil. Kapi kapi dolasacakmis… :smile: Lannister ve Stark’lara da elçiler gönderecek mi? :smile:
Bak herkese ayni mektuptan gönderecek ve Aegon’un Fetih öncesi gönderdigi mektuba benzer olur. Dany mektup gönderip baglilik yemini isterse isgalci olur diyorsun; Aegon senin gözünde bir isgalci mi?
Yazdiklarini tekrar oku, rica ediyorum.
Essos’da yaptigi neydi Dany’nin? “Bundan sonra kölelik yok, ya bunu kabul eder ve benim yeni dünyamda yasarsiniz; ya da reddeder ve eski dünyanizda ölürsünüz” dedi. Bununla, “Bugünden itibaren 7 Krallik’in gerçek Kraliçesi Targaryen hanedanindan Daenerys Firtinadadogandir. Onun önünde diz çöküp baglilik yemini edenler, sahip olduklari topraklari ve ünvanlari muhafaza edeceklerdir. Kim ki Daenerys’e karsi silahlanir ise, yakalanacak ve yok edilecektir” yazili mektuplar göndermesinin arasindaki farki anlat bana.

Yaa Dany zaten o mektuplari öncelikle müttefik bulmak amaciyla göndermeyecek. Bu her seyden önce niyetini açiklamaktir, amacini bildirmektir, kabul edenlere ve karsi çikanlara neler olacagini belirtmektir. Öncelikle müttefik kazanmak amaci ile yapilmiyor zaten bu. He bunun sonucunda birileri çikar, sana diz çöker, o da olabilir. Ama müttefik istiyorsan esas yapman gereken sey, sana destek olabileceklerini düsündügün kisilere elçi göndermektir. Bu ayri bir sey. Diyelim ki Dany Dorne’a, Menzil’e elçi ittifak için elçi gönderdi; o mektuplar yine de gidecek. Bu ikisi farkli meseleler.

Sen benim yazdiklarimi okuyor musun cidden? :smile:
Ned o sözü söylerken, orada bahsettigi adamlar, zaten baglilik yemini etmis adamlar. Sancaktarlar yani. Kuzeyliler. Lordlar. Askerler… Anlatabiliyor muyum? Zaten bagli olan adamlar. Ned ettikleri baglilik yemininden öte bir bag olmali diyor, seni tanimalilar, sevmeliler diyor. Sen onlari savasa çagirdiginda, sadece yeminlerini onurlandirmak için degil, sana inandiklari için de senin pesinden gelmeliler diyor. Bu yüzden onlari tani, yakinlik kur, seni tanimalarina izin ver diyor.
Sen bu söz üzerine; Dany ile ilgili “Kendisini takip etmesini istedigi insanlara diz çök diyecek! Sonra gel benimle savas diyecek! Bu nedir?” sonucunu çikariyorsan, valla ben WTF?? derim. Ne alaka derim? Cünkü :
O sözde bahsedilen “Sen” ve "adamlar = Robb ve ona zaten bagli sancaktarlar, askerler.
Bunu Dany için düsünürsen, ne olur? Dany ve Lekesizler! Basit yani!
Sen Ned’in o sözlerini örnek gösterip Dany’nin Westeroslu lordlar ile ilgili davranisinin yanlis oldugunu anlatmaya çalisiyorsan, o sözleri hiç anlamamissin demektir.

Benim söylemek istedigim; Jon uzun zamandir Akgezenlerin varligindan, gelisinden artik süphe edilmeyen bir ortamda yasiyor. Evet gerçekleri kolay kabullenen biri, ama olmasaydi bile, bu gerçegi anlayacak ve sindirecek kadar vakti olmus olurdu. Gerçi gerçekleri kolayca kabul eden biri olmak bu konuda ne ise yarar ki? Gerçekleri kabul etmekte çok zorlanan birinin karsisinda bir Wight gördügünü düsün… “Hayir hayir, buna inanmiyorum, gerçek olamaz. Kostümdür, makyajdir. Efekt, CGI !” demez yani :smile: Kabul edilemeyecek gerçekler var, birde kabul etmekten baska sansin olmayan gerçekler.
Dany’nin bunu kabullenememesi ise bu yukarida anlattigim sekilde olmaz elbette, hele ki karsisina Wight getirilirse. Dany dedigim gibi, yillardir ulasmak istedigi amaca artik çok yakin oldugunu düsünürken böyle bir sorun çikmasina inanamayacak. Onun kabullenemeyisi biraz isyan gibi. Farkli. Yoksa, bak buraya yaziyorum, Dany dizide oldugu gibi, Akgezenler meselesinde Jon’un en büyük destekçisi olacak. Diz çökmesini istemesinin sebebini sanirim iki üç kez anlattim, tekrar ayni seyleri yazmak istemiyorum.

Yaa müttefiklerim derken iste bana bagli bölgelerin basindakiler, savas konseyimde yer alanlar, o bölgelerle benim aramda köprü olan kisiler falan demek istiyor. Yoksa Dorne halki Dany’nin tarafinda olduklarini biliyorlar mi? Evet. Dorne askerleri onun için savasacak miydi? Evet (Dany Kum Yilanlari ile Yara’yi Dorne ordusunu almak, ve Kral Sehrini kusatmaya gitmek üzere görevlendirmisti. Dorne yolunda Euron tarafindan saldiriya ugradilar. Dorne askeri duruyor yani hala, ama göremedik ne yazik. Bak bu elestirilir. Kral Sehrindeki görüsmede Dorne askerleri de olmaliydi, fazladan birkaç figüran + CGI ile halledilirdi. Bunlara kiziyorum ben de). Kum Yilanlarinin ölmüs olmasi Dorne’un hala Dany’ye bagli oldugu gerçegini degistirmez. Savas döneminde bagimsiz takilacak da degiller, hele ki basindan beri isin içinde olduklarini düsünürsek, Dorne halki “Bizim kizlar öldü, artik kimsenin tarafinda degiliz” diyemezler. Karmasik, zor bir süreçten geçiliyor ama Dorne hala Dany’nin. Cersei ne zaman ordusunu oraya gönderir ve Günes Mizraginin tepesine Lannister sancagini diker, Dorne o zaman Cersei’nin olur yeniden. Menzil’e de tekrar gelir, sancagini dikerse, bir kez daha onun olmus olur.
Menzil’e gelirsek… Dany Olenna’ya sirtini çevirip Cersei’ye destek olanlari öldürdü. Mücadeleyi kazandi. Ve orasi Dany’nin. Dizide göstermediler diye “Savastilar, yakip yiktilar ve gittiler” sonucu çikmaz ortaya. Orada üstünlük saglayan Dany oldu. Sen Dany’nin degil diyorsun, ee Cersei’nin de degil… Ne o zaman? Kimin?
Bu arada, sanki sadece Dany böyle düsünüyormus gibi konusuyorsun ama Cersei de ayni sekilde düsünüyor. “Onlar Kuzeyde ölülerle savasirken, biz de burada bize ait olanlari geri alacagiz” diyor Jaime’ye.
Aa evet dogru ya, Casterly Kayasi da öyle ya da böyle Dany’nin su an.
Bak dedigim gibi, göstermeseler bile, Dorne Dany’nin. Menzil de öyle; Dany savastan sonra adamlarinin bir kismini birakmistir orada. Aldigi yerlerde hakimiyetini sürdürmek için önlemler almistir. Sonrasinda tabi hepsini Kral Sehrindeki görüsmeye getirdi, o ayri. Neyse yani Dany akil edemiyorsa, Tyrion düsünür, Varys düsünür. 10 bölüm olsaydi bu detaylari görürdük, ama 7 bölümlük sezondu iste, zaten yeterince oldu bittiye getirdiler, birde bu meseleleri dahil ettiklerini düsünsene. O yüzden bazi bosluklari biz dolduracagiz.

Dany “En basinda sana inansaydim, bu durumda olmazdik” diyor, Jon da “Ne yapacagiz simdi?” diye soruyor. Cersei resmen “Ne haliniz varsa görün” diye çekip gittikten sonra oluyor bu konusma.

Dany neyin derdinde acaba?
Su olabilir mi : Bu kiz Akgezenleri ve devasa ölüler ordusunu gördü. NK’in ejderhasini nasil zorlamadan, buzdan bir mizrakla öldürdügüne sahit oldu. Dolayisiyla savasi kazansalar bile hem Jon’un hem kendisinin çok güç kaybedecegini biliyor. Belki ejderhalarindan biri daha veya her ikisi birden gidecek. Cersei ne yapacak peki o sirada? Güçlenecek. Ülkenin yarisini alacak. Aldigi yerlerde yasayan insanlar ona diz çökecek. Yeni bir ordu kuracak.
Yeterli degil mi?

Öyle bir ünvanim var tabi, sadece benim degil ama, Queen Arianne da Paragrafçi :blush: Zaten Arianne ile bizim bitmek bilmeyen, paragraflarla dolu uzun yorumlardan olusan tartismalarimiz sonucu arkadaslar öyle bir ünvan vermisti bize. Simdi hepsi banli, o gruptan sadece Ichigo ve Ulu Kurt burada sanirim. Neyse, Arianne burada olsaydi, o da yazardi bir seyler :blush:


#147

Bran konusundaki sorularım yüzünden de kafama çok oturmuyor bu mesele maalesef işte… Bu duvarın yıkılacağı evvelden belli zaten. Ha deyince boru çıkarmak gibi bir şeye gerek de yok. Biz bu adamları çok kez boş boş etrafta dururken ya da yürürken gördük mü? Evet. Hele Bran’ı mimlediği sahnede her biri öyle durmuş, öküzün trene baktığı gibi bakıyorlardı. Bir iki sahne bile yeterdi; sağı solu kazınmış gösterebilirlerdi bu sahnelerden birinden; bu da bize “Bunlar bir şey arıyor.” düşüncesini verirdi. Sonra da işte 7. yılın ilk bölümünde Sur’a gelirken boruyu da görürdük ve o zaman “Demek boruyu arıyorlarmış!” derdik… Sonuçta kitabı okuyanlar biliyor ki Mance, borunun bir yerde gömülü olduğunu biliyor ve mezarları vs. kazdırarak arıyordu. Onun yerine sahte bir boru buldu ve kullandı. Gece Kralı da aynı şeyi yapıp, arar(ki şahsen kitapta aradığını düşünüyorum.). Asıl bunca zaman niye saldırmadı bu adamlar? diye soruyorum ben. Hasbelkader Bran gelsin, ben onu mimleyim sonra da Dany’nin ejderhasını öldürüp mavi alev saçan ejdere çevirip, duvarı yıkayım diye mi beklemişler? Ejderha yoksa da önemli değil, büyüsü bozulsun da ben buz çapanları ile tırmanırım duvarı…

Şahsi fikrim boru olaydı, kimsenin aklında soru işareti olmazdı. Hem Sam ve Jon’un bulduğu ve sonradan sırra kadem basan boru sonrası da güzel bir telafi olurdu.

İlk sahnede görülen adam ile şimdiki adam aynı adam olsa da yazar, iki gece kralının farklı kişiler olduğunu söylemişti yanılmıyorsam? Gerçi ne için konuştuğu da belli değil herifin, neyse. Alınan her karar bir amaca ulaşmak içindir ama bu, amaca ulaşabileceğin manasına gelmediği gibi konumuz ile de alakası yok yav :smiley: Bir amacın varsa bir mantık yürütüyorsun demektir; oturan ejderha yerine uçan ejderhayı öldürmeye çalışmak kadar mantık dışı bir kararı ben almıyorsam o heriften daha azını beklemem. O zaman bizimkilerin işi kolay, herif salak çünkü… Ya da acayip kumar seven biri ki bu da salaklıkla eşdeğer bana göre, zira zayıflıktır. Bir şey bilmiyor isek kendisi hakkında insan gibi mantıksız kararlar alabileceğini de bilemeyiz, demektir. Mantıksızlığa mantık uydurmuyorum diyon ama resmen bu konuda uyduruyorsun işte. :smiley:

Ama istedigi zaman olaylarin akisina müdahale edebilen biri olmasin, bu fazla.

Adam, olay akışının dışında biri değil ki ama… Sonuçta o da olayların içinde bir rol üstlenmiş. Kendince tertipleri ve yöntemleri var. Bazı şeyler biliyor ve görüyor… Robert’ın öldürülmesi meselesi vs. de pektabi intikam ve bazı şeyleri tetikleme amacı olabilir. Hatta ve hatta son zamanlarda aklıma başka bir şey geldi benim. Asıl buna “yok artık!” diyebilirsin. :smiley:

Wick Yontmaçubuk hançerini Jon’un boğazına doğru savurduğunda, kelime bir hırıltıya dönüştü. Jon kıvrılarak bıçaktan uzaklaştı ama teninde ince bir sıyrık oluştu.
> Beni kesti.
Jon elini boynuna götürdü, parmaklarının arası kanla doldu.
“Neden?”
“Nöbet için.” Wick tekrar saldırdı. Jon bu sefer Wick’in bileğini yakaladı ve adamın kolunu geri büküp hançerini yere düşürmesini sağladı. Uzun boylu kâhya geriledi, ellerini havaya kaldırdı;
ben değildim, ben değildim, der gibiydi. Jon, Uzunpençe’ye uzandı ama parmakları sertleşmiş ve sakarlaşmıştı, kılıcı kınından çekmeyi başaramadı.
Sonra Bowen Marsh, Jon’un önüne dikildi, yanaklarına göz yaşlan akıyordu. “Nöbet için.”

Şimdi bu “ben değildim” ve “göz yaşı” akıtma meselesi, bazı kişilerin (ben de dahilim) bu kişiler warglanarak mı bu iş yaptırıldı acaba? diye düşünmesine neden oldu. Gerçi aynen görülen sebeplerle görüldüğü şekilde olması daha yüksek ihtimal olsa da burası GoT evreni, her şey mümkündür… Orada bir başka warg vardı, falan dendi. Yabanıl bir herif, dev bir domuza biniyordu. Fakat insan warglayacak kadar güçlü bildiğim yegane warglar; Gece’nin Kralı ve Bran. Büyük ihtimalle de KanKuzgun’u bu yeteneğe sahip(Bran’ın sahip olduğu güçlerin aynısına sahip çünkü). Belli bir amaç için Jon’un ölümünden sorumlu kişi olabilir mi? Bu adamın dizide Jon’un gerçek kimliğini bildiğini çıkarmak güç olmaz, kitapta neden farklı olsun? Zaten kuzgun vasıtası vs. ile rüyalar falan da gösteriyor Jon’a… Acep dedim işte. :stuck_out_tongue:

Aaa bak bu dogru! Cidden Genç Griff Blackfyre soyundan geliyorsa, Brynden bunu ortaya çikabilir. Hiç aklima gelmemisti. Bran’i bilgilendirmesi daha iyi olur ama. Dany “Rüyamda gördüm” derse çokta inandirici olmaz sanki :smile: Gerçi Bran nasil kanitlayabilir? Onu da bilemiyorum. “Geçmiste yolculuk yaptim” açiklamasi, rüya açiklamasindan daha da fazla tuhaf görünüyor. Ama neyse, fikri sevdim, gerçekten.

Dany’in şüphelenmesi yeter rüyalar vasıtasıyla bence ama Bran’ın Aegon ile karşılaşma ihtimalini bile düşük gördüğümden, Bran vasıtası ihtimalini 2. sıraya koydum. Sonuçta Dany, rüyalar gören ve bu gördükleri nispeten gerçek olan biri. Bu adam da rüyalarla kıza bazı şeyleri gösterip, şüphelenmesine hatta inanmasına neden olabilir. Dany’nin birilerini -ilk aşamada- inandırma ihtiyacı yok. İlk kendisi farkına vardığı zaman zaten kazmaya başlar meseleleri. Kurcaladıkça, derinlere indikçe de bazı şeyler illa ki ortaya çıkacaktır; mükemmel plan diye bir şey yoktur, illa açık bırakmışlardır.

Ama Brynden FS 233 tarihinde Nöbete katilmis. Blackfyre ise FS 260’da, Basamaktasi’ndaki mücadelede Maelys Blackfyre’daymis, o öldükten sonra kilica ne oldugu bilinmiyor. Brynden’in almis olmasi imkansiz. Kiliç son kez göründügü adam zaten yaklasik 30 yildir Nöbetteydi.

Kilicin en son Maelys’de oldugunu bir üstadin “yazdigi” kitaptan ögrenmedim, bizim vikide yaziyor, birde bir iki ingilizce kaynakta da yaziyor. Hatta ingilizce vikide de yaziyordu, daha dün baktim ama simdi Blackfyre sayfasini açtigimda, sayfa farkli, yani dün okudugum sayfa degil ve orada yazmiyor. Kilicin Aciçelik’de oldugu, Daemon II’ye vermek istemedigi bilgisi var, ondan sonra kilicin nerede oldugu bilinmiyor diyor direkt.

Adamın sayfalarına baktım ben de şimdi; ing ve tr ama hiçbirinde kılıçtan bahsetmiyor. Bence bahsi geçen söylenmiş şeyler yaygın görüş, inanç ve anlatılan şeyler… Tarihin aslını ifade etmiyor; yanlış aktarım. Kılıcın Deamon zamanında ya da Acıçeliğin kardeşiyle yaptığı savaşta, kuzguna geçmiş olma ihtimali bir hayli yüksek.

Oldukça ilginç evet. Ama iste gerçekten bir gönderme, bir isaret mi? Yoksa Martin bizimle eglenmesi mi? :smile:
Bir anlami oldugunu düsünelim… Genç Griff’in agirlikta oldugunu da düsünme valla. Sen kitapta Arya/Jon olacak diye bekliyorsun, ben Dany/Jon olacagindan neredeyse eminim… Ama bir bakmisiz, sürpriz! Sansa/Jon

Şimdi aşık olma ve birlikte olma meselesi başka; evlilik niyeti (politik vs.) başka. Yalnız Jon/Sansa olursa deliririm; yani sanırım Dany kadar gıcık olurum olaya hatta daha fazla bile olabilir. O kadar oğlana piç diye atar yap, kötü davran sonra evlenmeye kalk ya da birlikte olmaya haydi oradan derim :smiley: (Yalnız asıl Sansa/Dany olursa gülerim :smiley: )

Şimdi 5’de 4’ü oldu ise kalan 5. neden olmasın? Neden eğlensin ki? Toto oynayıp son sayı hariç hepsini tutturmaya benzer ama hoş olmaz ya :smiley:

Biz kuramın doğru çıkma ihtimalini yüksek tutalım 5’de 4’ü meselesi yüzünden. Bu durumda LF devreye girebilir. Rhaegar’ın oğlunun ortaya çıkıp Fırtına Topraklarını Jon Con. ile ele geçirmesi ve hak iddia etmesi sonucu LF’nin buna kayıtsız kalıp, hiçbir şey yapmayacağını düşünmek doğru olmaz. LF, şimdilik “Kraliçelerin Savaşına” odaklanmıştı. Zira görünürde Cersei, Marg. ve her an gelmek üzere beklediği Dany var. Kuzey zaten ortada… Aegon hesapta yok, onun gelişi tüm hesapları değiştirir. İlk başta bir izler, sonra tertibini duruma göre değiştirir, geliştirir vs. Lakin ne yapar? Nasıl yapar? işte mesele bu. :smiley:

Doran’ın kızını Aegon ile evlendirme düşüncesi şu ana kadar açıklanmadı, oğlanın var olduğunu Jon’un mektubu ile öğrendi (adam kral eli diye imza atmış, demek ki Aegon kendine artık ‘kral’ diyor. Jon da katılınca işin için Westeros’da 4 kral ve Dany ile birlikte 3 kraliçe olacak. :smiley: ). Gerçek olup olmadığını öğrenmesi için de kızını gönderdi. Düşünebilir, neden olmasın ki? Yine de düşünmesi Aegon’un bu olaya sıcak bakacağını göstermez, sonuçta Dany ile evlenmeyi düşünüyordu. Fakat kuzey desteğini kazanmak için Sansa’ya yazılabilir ki hala evli olma sorunu varsa da çözmesi imkansız değil herhalde.

Yaa Dany zaten o mektuplari öncelikle müttefik bulmak amaciyla göndermeyecek. Bu her seyden önce niyetini açiklamaktir, amacini bildirmektir, kabul edenlere ve karsi çikanlara neler olacagini belirtmektir. Öncelikle müttefik kazanmak amaci ile yapilmiyor zaten bu. He bunun sonucunda birileri çikar, sana diz çöker, o da olabilir. Ama müttefik istiyorsan esas yapman gereken sey, sana destek olabileceklerini düsündügün kisilere elçi göndermektir. Bu ayri bir sey. Diyelim ki Dany Dorne’a, Menzil’e elçi ittifak için elçi gönderdi; o mektuplar yine de gidecek. Bu ikisi farkli meseleler.

He kızın müttefik bulma derdi yok, diyorsun? O zaman durum başka. Dizide öyle bir laf geçti Essos da iken de ondan dedim dizide gelir gelmez diz çök diye… Müttefik böyle mi bulunur? diyorum ben de :smiley:

Tamam, niyetini belli ettikten sonra(mektuplarıyla) müttefik meselesinde yakın gördüklerine elçi gönderilmesi olacaktır diyorsun, katılıyorum bu görüşüne o zaman. Yalnız yukarıda değindim ya Aegon galiba kendini kral olarak lanse ediyor artık, Jon “kral eli” olarak imzalamış Doran’a gönderdiği mektubu. Sen galiba haklısın bu oğlan ile Dany’nin karşı karşıya gelme ihtimali konusunda. :stuck_out_tongue:

Gerçi Varys vs. bu ihtimali öngörmüş olmalı ki ikisini evlendirmek istiyordu bir an önce.

Dizideki haliyle Menzil ve Dorne hatta Fırtına Toprakları ve de Nehir Toprakları resmen şu an başsız ve evet, mal gibi tek başına bağımsız takılıyorlar hatta Dorne’u yöneten kimse yok. Kimse seni yönetmiyor ise(Nehir ve Menzil buna dahil) sen kimin emriyle hareket edeceksin? Kimin emriyle adam toplayacaksın? Başta adam yok bir şey yok(illa lord manasında da demiyorum) ama ben Targ destekçisiyim? demesini mi bekliyorsun? Anlaşmayı baştakiler yaptı, halk da baştakilere bağlı olduğu için itaat etti; baştakiler şimdi yok, o zaman öküz öldü ortaklık bitti. “Yok bizim lordlar ladyler söz verdi bir kere, biz kendi aramızda toplanalım ve asker gönderelim, bir şey yapalım, itaat edelim ölülere” gibi bir mantık olmaz. Baş yoksa dağılır gider herkes, bu yüzden savaş alanında en başta komutanlar/krallar öldürülür. Dizinin bir diğer mantıksızlığı işte bu da; karakterlerin mantıksızlığı değil aslında. Saçma bir kurgu ile taht oyununu bu hale soktular. Hatta Fırtına topraklarına ne oldu onu dahi bilmiyoruz. O yüzden cersei diye diretmesi, onunla görüşüp ikna etmeye çalışması saçmalığın danikası oluyor… Ejderçukuru Buluşmasını ilk okuduğumda aklımda bütün diyar lordlarının ya da temsilcilerinin orada buluşacağına dair bir sahne canlanmıştı( Sansa’ya mektup gelmişti de Brienne gitmişti ya, kuzeyin kralı zaten gidiyorken ona niye mektup geldi orası da tartışılır.) ama bir tek Cersei; tüm millet bu kadını ikna için uğraştı oysa elinin altında ordu namına bir şey kalmadı, Kral’ın Şehrini savunmaya ancak yeter yani… Ayrıntılara takılma diyorsun ediyorsun ama işte böyle böyle birikiyor birikiyor sonra deliriyorum :smiley: Minik mantıksızlıklar zamanla büyümeye başlıyor… Ha Dany, “Bunlar benim müttefikim idi! Öldüler. Yine de bu toprakların bağlılığı bana, bunlara lord atıyorum!” dese durum değişirdi; şimdiki durumda bu bahsettiğim yerler hem başsız hem de tekil hayat yaşıyorlar(yapmıştır etmişti demekle olmuyor; olması gerekeni söylüyoruz ama öyle olduğunu göstermiyor bunu dememiz. 8. yılda göreceğiz bakalım inşallah, bir şekilde toparlamaları lazım bu kısmı) ki Cersei açısından buralar “onun” çünkü Dany tarafına asker vb. yardım göndermedikleri için onun da faydasına değil. Nereden tutarsan tut elinde kalıyor. Bu yüzden aslında dizi üzerinden konuşmayı pek sevmiyorum. İlk yıllar neyse de sonrası sadece izlenir, ötesi olmaz.

İşe yaradı mı? Yaramadı ama değil mi? Cersei gibi deli bir kadının lafına güven duyulmayacağını çok iyi bilmesi gereken bir adam var; Tyrion hatta yıllarca onunla yaşamış olan ve sözde herkesin her şeyini bilen Varys gibi bir adam da var! Tapınağı patlatıp kendi akrabasını öldürecek kadar gözü dönmüş bir kadının sözüne çok güven duyulmayacağı ve bir ölü gördü diye kahramanlığı tutmayacağını akıl erdirmesi gereken kişiler ikna için yalvar yakar diz çökmedikleri kaldı. Gerçi görmedik, Tyrion onu da yapmış olabilir. :smiley: Şöyle diyelim Dany’nin idrak etmesi için orduyu görmesi gerekti, lakin Cersei’yi bir tanesi ile ikna edebileceklerine inandılar. Saf mı nedir bunlar, tahta talipler bir de; Cersei oturmaya devam etsin o zaman. :slight_smile:

Bir de ilk başta “yardım etmiyorum” deyin de karalar bağladı bunları. Karadenizde gemileri battı, bu kadın olmasa savaş kazanılmayacak sanki… Ya hu en az yarısını yaktın ordunun, ne yardımı talep ediyorsun? Ordu yok ortada… Altın Mürettabat da toplasan 10 bin adam. Robb 20 bin adamla canlarına ot tıkadı Tywin’in; Dany de savaş sonrası herhalde bir o kadarcık adam çıkartabilir. Ejderlerden birinin de hayatta kalacağını umalım. Tek başına yetiyor. Cersei de istediği kadar topladığı 10 bin adamlık ordusunu diyara dağıtsın, hiç önemli değil. En başta yapması gerekeni yapıp kralın şehrine daldığı zaman iş biter. Sanki Robert diyar diyar toprak fethetti, gitti prensi öldürdü; diğer yandan deli kral öldürüldü, gitti oturdu üstüne tahtın.

Biz dizi üzerinden konuşmaya ne zaman başladık ya? :smiley: Kitap üzerinden konuşurken, Jon konusunda bir şey dedim(he şu 2 ölüyü tutar getirir, gösterir dany’e ikna olur illa ki dedim. Sonra şakayla karışık sen de diz çök demesini bekle falan demiştim ki bunları görünce böyle bir talebi olmaz demeye getirmiştim, bu ikisinin ilk buluşması nasıl olur acaba diye başladık konuya.) ve geldik buralara. Dizi üzerinden konuşmayı sonlandıralım bence? Olur? Sevmiyorum çünkü. Yine de sen son söylemek istedikleri söyle elbette, kitaba bağlayalım biz olayları. :smiley:

Queen Arianne’ni hatırlıyorum, bayadır görmedim sen söyleyince. Niye engellendiler ki? Neyse, hayırlısı olsun. O zaman yeni bir paragrafçı arkadaşın oldu. :smiley:


#148

beni unutmuşsun:( Ne zamandan beri grubun dışına itildim


#149

Baska nasil baksinlar, bildigin zombi iste bunlar :smile:
Yok yaa valla ben bu boru olayini sevmiyorum, iyi ki öyle olmamis. Umarim kitapta da efsaneden ibarettir o boru. Bana çok ucuz geliyor yaa bu olay. Martin böyle bir sey yaparsa da söylerim bunu yani, çok basit, ucuz bir çözüm.
Dizide olusturulan kurgu iyi. Detaylara girmedigin sürece mantikli da.
Bunca zaman niye saldirmadi? Ee aslinda kitap için de sorabiliriz bu soruyu. Belli ki bekledigi bir sey var. NK’yi daha önce de dedigim gibi, çok az biliyoruz. Adamin özel güçleri var ama tam olarak neler yapabildigini bilmiyoruz. Belki de o da bir çesit görüye sahip, imgeler görüyor. Kitapta da mesela Bran ve digerleri magaraya vardiklarinda Wight saldirisina ugradilar, orada pusuya yatmis bekliyorlardi resmen. Wightlari yönlendiren kim? NK. Akillara su soru geliyor; “Bran NK için neden önemli?”. Birde su ihtimal geliyor aklima… “Ya NK’nin orada amaci Bran’i öldürmek degilse? Ya Bran’i istiyorsa?”.

Gecenin Krali var, birde Gece Krali var.
Birincisi su meshur Gece Nöbetinin lord kumandani, Öteki gibi tasvir edilen bir kadina asik olan.
Digeri Akgezen olan iste.

Sen dedin, alinan kararlarin %6’si mantik içerikli.
NK’yi da dedigim gibi tanimiyoruz, belki adam zoru seviyor, ne biliyorsun? :smile: O mizragi alirken nasil rahatti hatirla, gözü hep Viserion’daydi, agir agir hareket etti, resmen oyalaniyordu sanki; ve emindi, biliyordu vuracagini. Aa dur bak aklima bir açiklama geldi. Drogon orada yerdeyken, bizim Sandor, Jorah falan onun sirtina biniyordu. Jon ise bu esnada Wightlari uzak tutuyordu, sonradan o da geri dönüp binecekti ama saf iste, yerinde durmak yerine daldi. Neyse. Bence NK Jon’un binmesini bekliyordu. Drogon havalandiktan sonra vurmayi planliyordu. Tek vurusla hepsini bir aradayken indirecekti, kesin çözüm. Kaçan yok, kurtulan yok. Jon’un geri dönemeyecegi belli olunca da, hop yeni mizragi istedi ve planini (eger gerçekten öyle bir plani varsa) gerçeklestirdi ama neyse ki Dany son anda Drogonu sola yönlendirip bunu önledi.
Tamamdir, ben bunu bu sekilde kabul edecegim :smile:

Hayir konu olayin akisinin içinde olup olmamasi degil. Bir parçasi olsa da, olmasa da, böyle bir güce sahip biri olmasin. Onu diyorum ben. Bu fazla.

“Ben degildim” detayi harbiden ilginç olsa da… Cidden yok artik! :smile:
Su an yorum veya tahmin yapamam; Wick karakterini ve olayin nasil o noktaya geldigini komple incelemem gerek. Bazen bir detay veya cümle tek basina çok ilginç dursa da, sonradan genel bakinca bir anlami oldugu görülüyor.
Göz yasinda bir sey yok ama. Bowen Marsh Jon’la hep iyi anlasan, hatta ona yardimci olmus biriydi ama Jon’un Yabanillar konusunda aldigi kararlar, Nöbeti düsürdügü durum sonucu Bowen da karsi tarafa geçti. O göz yaslarinin sebebi geçmiste sevdigi, saygi duydugu bir genci öldürmektir iste.

Dogru diyorsun; Dany öyle bir rüya görürse zaten üzerinde durur, kurcalar. Birilerini inandirmaya da ugrasmaz. Olabilir valla.

Maelys’in sayfasina bakma, Blackfyre sayfasina bak, orada yaziyor.

Birliktelik iste, ask veya mantik, nasil oldugunun önemi yok su noktada.
Sansa/Dany derken? :joy: Arya/Dany olsun bence, ikimiz de mosmor olalim :smile:
Bir sey soracagim… Dany/Jon fikrine neden bu kadar karsisin? Mantikli bir açiklaman var mi? :smile: Benim Arya/Jon için var mesela… O abi-kardes iliskisini okudugum için baska türlüsünü hayal edemiyorum. Aralarindaki o saf sevgi, o bag… Degismesin bu, böyle kalsin, böyle güzel.

LF konusunda… Ben Sansa’nin Kuzeydeki olaylara dahil olacagini düsündügüm için o yazdiklarinin gerçeklesmesi zor görünüyor. Benim kafamda Kuzey olaylari bittiginde, Genç Griff’in mefta olmus veya hakkindaki gerçegin ortaya çikmis olacagi var. O yüzden yani. Ama hakli da olabilirsin tabi.

Hani Sansa bir Lannister’di artik, Kuzey için o kadar da önemli degildi? Genç Griff’e Kuzey destegini nasil verecek? Evlil oldugu gerçegi, mesele Genç Griff olunca birden “pff çözülür” mü oldu? Ben Kuzeyliler biliyor zorla evlendirildigini, evlilik iptal edilir olur biter, Sansa dahil olur olaylara derken “yine de”, “ama” deyip duruyordun? Sen iki dakikada Genç Griff ile Sansa’yi evlendirip Kuzey destegini verdin :smile: Tamam sustum :smile:

Dany’nin müttefik bulma derdi yok demiyorum, öyle bir girisimde bulunacaktir elbette ama bunun için elçiler gönderir, teklifini kabul edecegine inandigi hanelere sadece (Duruma göre Tyrell. Martell). Ama bu ayri bir mesele. O bahsettigimiz mektup müteffik bulma amaciyla degil, niyetini bildirme, baglilik talebinde bulunma, karsi çikanlara ve kabul edenlere ne olacagini belirtme amaciyla gönderilir. O mektup hem baris, hemde savas çagirisidir diyebiliriz. Ne olacagina mektubu alanlar karar veriyor.

Yaa belki de Dany hiç mektup göndermeyecek, bos bos konusuyoruz burada :smile: Ama ben bekliyorum böyle bir sey ve istiyorum. Dany Rhaegar’a benzetildigi kadar, Fatih Aegon’a da benzetiliyor. Fetih öncesi atasinin yaptigini yapmasi çok hos olur.

Yok bence birilerine elçi gönderecekse, bunu o mektuplardan önce halleder. Sonuçta müttefik arama fetih hazirligi sirasinda yapilir, niyetini bildirmen ise (mektuplar) fethin resmen baslangicini isaret eder. Fetih süreci sirasinda da tabi yeni müttefikler kazanirsin, o baska.

Jon ve Dany için iki ihtimal var ya hani? Jon ve Genç Griff için ben tek bir ihtimal görüyorum : Savasacaklar :smile:
Jon Connigton Kral eli, Genç Griff Kral; ilan ettiler bunu. Sinir oluyorum Genç Griff’e ama bu yaptigini elestiremem. Henüz o tahti almamis olsa bile kendini Kral ilan etmelidir. Sonuçta hem Targ oldugunu sandigi için o da Dany gibi hakki oldugunu düsünüyor; hemde bu… Nasil desem? Yani resmi olarak diyarin hükümdari olmamissa bile, gerçeklesecegine inandigi böyle bir amaca sahip, ve bu inanisi vurgulamak gibi bir sey bu. Yani bunu yapmasa kral olduguna kendisini bile ikna edememis gibi bir durum olusur. Renly de yapti aynisini, Dany de yapiyor. Fetih, tahti alma niyetlerinin olmasi yeterli bunu için.
Gerçi Dany’nin “7 Kralligin Kraliçesi” ünvani da hiç hosuma gitmiyor, yani Genç Griff’i elestirebilirim aslinda :smile: Ama neyse, dedigim gibi, anlasilir bir durum.

Varys ve Illyrio’nun Dany plani çok fena patladi. Dany’yi Drogo ile evlendirerek onu ve tabi sonunda illa kendini öldürtecegini tahmin ettikleri Viserys’i Genç Griff’in önünden çekmeyi amaçladilar esasinda ama Dany oradan bi yürüdü :smile: Simdi de Dany’nin gücünden faydalanmayi amaçliyorlar tabi ama bu plan da patlayacak gibi.

Bagimsiz falan takilmiyorlar.
Dany “Gittigimde Cersei’nin ülkenin yarisini geri almayacagindan emin deglim” diyorsa, Cersei de “Onlar Kuzey’de savasirken, biz burada, bize ait olanlari geri alacagiz” diyorsa, al iste sana neyin ne olduguna dair bir bilgi.
Nehir Topraklari da bassiz degil. Freyler öldükten sonra Cersei oraya bir grup asker gönderiyor ne oldugunu anlamak için, bu ufacik bilgi de bize oranin da bassiz olmadigini gösteriyor.
Sana dedim, her seyi göstermiyorlar ama böyle ufak tefek bilgiler veriyorlar, neyin ne oldugunu anlamaya yetiyor.
Firtina Topraklari zaten basindan beri tam olarak dahil edilmedi diziye. Baratheonlarin evi Kral Sehri gibi gösterildi daha çok.
O mektup Kral Sehrinden Sansa’ya geldi çünkü Cersei öncelikle Kuzey’in bagimsizligini, ve bir piç olan Jon’un Kral olmasini kabul etmiyor, bir piçi huzuruna çagirmaya bile tenezzül etmiyor. Bunun anlami açikça bu. O görüsmede Kuzeyi temsil etmesi için bir Stark çagiriliyor, ve bu kisi de Sansa.
“Yapmistir, etmistir” demekle olmuyor diyorsun, ben buna karsilik sana diziden bilgi/kanit sunuyorum. Senin o bahsettigin topraklarin artik bassiz olduguna dair diziden bir bilgin, kanitin var mi? Yoksa, o halde sen de, sirf göstermedikleri için, “Söyledir, böyledir” diye tahminlerde bulunmaktan öteye gitmiyorsun.

Cersei’nin artik hayatta önemsedigi tek kisiler; Jaime ve kendisi. Yani Tyrion’un bildigi bu. Dolayisiyla Cersei’nin yardim edebilecegini, çünkü kimseyi olmasa da, kendi hayatini ve Jaime’nin hayatini önemseyecegini bilen biri Tyrion. Geriye kalan tek ve en baslica zor sey, Cersei’yi inandirmak. O noktada da baska çare olmadigi için Wight getirme fikrini öne sürüyor. Yani diyecegim o ki, bu fikrin Tyrion’dan çikmasi çok mu sasirtici, çok mu mantiksiz? Hayir. Karakteri anlamak; diger karakterlere olan bakis açisina, onlar hakkinda bildiklerine, düsündüklerine bakmak gerek. Cersei’nin yardim edebilecegini düsünmek (inanmak degil), o noktada Tyrion’a uygun bir davranis. Sunu da unutmayalim, Tyrion uzun zamandir Cersei’den ayri; yaptiklariyla ilgili duyumlar aldiysa bile, Septi patlattiktan sonra neredeyse “Kaybedecek hiçbir seyim kalmadi” kafasinda olan gözü kararmis Cersei’yi bilmiyor. Bunu biz biliyoruz.
Varys’e gelirsek; onun ördügü aglarin sahibi artik Qyburn. “Kuslar” artik onun.
Cersei de inandi ve tehlikenin farkinda, orasi kesin, baslica amaç buydu ve bunda sorun yok. Ama buna ragmen “ne halini varsa görün” diyecegini, yani ikna olmayacagini tahmin edemediler. Cünkü yeni Cersei’yi bilmiyor hiçbiri. Tamam Cersei hep tehlikeli, güvenilmez, manyakti, ama simdi ayni zamanda buz gibi bir kadina dönüstü. Donuk. Demir taht ve tabi bebegi disinda hiçbir sey umrunda degil, ölüler bile; neden? Cünkü hikayenin basindan, o tahta oturmasiyla biten süreç boyunca bir annenin, bir kadinin yasayabilecegi en agir seyleri yasadi. Simdi muhtemelen, psikolojisini düsününce, o tahti ne pahasina olursa olsun birakmak isteyemen biri. Esasinda taht degil umrunda olan, yani gerçek bir degeri yok; tahti bence daha çok çektigi acilarin, ugradigi asagilanmanin ödülü gibi görüyor. Kaybedebilecegi tek sey artik bebegi ve o taht. Jaime bile umrunda degil eskisi kadar, onu elinde tutmak istemesi de hirsla alakali; asla özgürce yasayamadigi bir ask’ti Jaime. Simdi o taht, o ünvan ona Jaime’yi de verdi ama iste eski bagliliklarini yitirmisler.
Neyse, dedigim gibi, bu Cersei’yi biz biliyor, onlar bilmiyor. Bir insani, bir durumu gerçekten anlamak, bilmek, kavramak için duyumlar yeterli degildir. Sahit olacaksin, göreceksin.

Dany’nin yaktigi ordu Lannister gücünün yarisi degildi ki. Jaime bir kismini önceden gönderdi Kral Sehrine altinlarla birlikte. Geriye kalan yiyecek arabalarina eslik eden askerlerdi.
Cersei’nin su an ordusu Dany’nin ordusundan çok küçük. Ama Dany Kuzey’e gittiginde, ve Cersei Dany’ye ait olan yerleri tekrar aldiginda, oradaki haneleri de kendine yeniden baglamis olacak. Bunu Altin Mürettebatla yapmayi planliyor. Yani basta 20 bin adami olacaksa, sonunda bu sayiyi 50 bin’e kadar bile çikarabilir.
O sirada Dany ve Jon hem çok sayida asker kaybedecekler, hemde savas sonunda, kazanirlarsa eger, çok fazla yarali da olacak. Yeni bir savasa çikacak halde olmayacaklar. Cersei’in tam o anda saldirdigini düsünsene.
Olay buralara kadar gelmez diye de düsünüyorum tabi ama o ayri konu, bizim konumuz Dany’nin endiseleriydi ve yersiz olmadiklarini anlatmaya çalistim.

Biz daldan dala atliyoruz basindan beri. kitaptan diziye geçmisiz, çok mu? :smile:
Olmaz, ben seviyorum diziyi ve bize sundugu alternatifleri. Takilmasan bu kadar sorun olmayacak, kendi keyfinizin içine ediyorsunuz resmen :smile:

Zaten banliydi, sonra sistem degisince bani kaldirdi yönetim, hatta diger banli arkadaslar falan da hepsi geldiler. Ama sonra bir baktim yine neredeyse herkes gitmis, ne oldu bilmiyorum.
Öyle oldu evet, yeni paragafçi arkadasim. Ama dürüst olayim, Kraliçem Arianne’in yeri dolmaz :relaxed: (Olur da okursa buralari diye fena tirsiyorum :smile: )


#150

Kitap için işte Sur’u geçmesinin önünde büyü engeli olması, şimdilik, saldırıya engel. Ben kesinkes bunu geçmek için bir şeyler aradığını düşünüyorum; bir çözümü var ama elinde değil, halihazır elinde olsa çoktan saldırırdı bence.

Diziyi bilmem ama kitapta NK diye bir şahıs yok, şimdilik… Lakin bu WW’lerin özel birini aradıkları ve bunun için tuzak kurduklarını biliyoruz; 1. kitap açılış pov’u… Craster’ın Jon’u görünce onun Stark olduğunu anlayıp, ilgisini çekmesi ve hemen ardından bunların ekibinin saldırıya uğraması ww’ler tarafından hep bu özel aranan kişi yüzünden. Benjin de kayıplara karıştı; onu görmediğini söyledi Craster ama yalan da söylüyor olabilir, gerçi açılıştaki oğlanı gördüğünü itiraf ettikten sonra Benjen’i gördüğünü inkar etmesinin bir manası da yok.

Mağara önünde pusuya yatmış olmaları ölülerin, çok doğal çünkü mağarada güçleri olan bir adam ve ormanın çocukları var; ww’ler için tehditler, çıkınca öldürmek veya yakalamak istemeleri olağan. Bunlara hükmeden kişi Mel’e göre R’holler’ın düşmanı olan Büyük Öteki ama onun komutanı kim? R’holların şampiyonu varsa karşı tarafın da vardır.

Gece’nin Kralı, o kadınla yatınca WW’ye dönüşmüyor muydu? Yaşlı Dadı o şekilde anlatıyordu.

ahahaa yatan ejderha için açıklaman da çok şirin ama kabul ediyorum, bir yerde mantıklı olabilir. :smiley: Helal olsun sana ne deyim, D&D seni işe almalı. :smiley:

Hayir konu olayin akisinin içinde olup olmamasi degil. Bir parçasi olsa da, olmasa da, böyle bir güce sahip biri olmasin. Onu diyorum ben. Bu fazla.

Böyle bir gücü var zaten adamın ya hu! Adam yaşayan en güçlü warglardan biri; domuzu warglamak ne kadar zor olabilir ki? :smiley:

Ben degildim” detayi harbiden ilginç olsa da… Cidden yok artik! :smile:
Su an yorum veya tahmin yapamam; Wick karakterini ve olayin nasil o noktaya geldigini komple incelemem gerek. Bazen bir detay veya cümle tek basina çok ilginç dursa da, sonradan genel bakinca bir anlami oldugu görülüyor.
Göz yasinda bir sey yok ama. Bowen Marsh Jon’la hep iyi anlasan, hatta ona yardimci olmus biriydi ama Jon’un Yabanillar konusunda aldigi kararlar, Nöbeti düsürdügü durum sonucu Bowen da karsi tarafa geçti. O göz yaslarinin sebebi geçmiste sevdigi, saygi duydugu bir genci öldürmektir iste.

Wick karakteri konusunda ilgimi çeken bir sahne hiç olmadı benim açıkçası, hatta adamı okumuş geçmiş ve unutmuşum, hangi sahnelerde karşıma çıktı onu dahi bilmiyorum. :stuck_out_tongue: Karşı tarafa geçti demeyelim de olayın çıban başı demek daha doğru olur, adam başkahya :stuck_out_tongue:

Sen bir bak bu Wick meselesine, olabilir de yani aklıma gelen. :slight_smile:

Dogru diyorsun; Dany öyle bir rüya görürse zaten üzerinde durur, kurcalar. Birilerini inandirmaya da ugrasmaz. Olabilir valla.

Olabilir? Olmasın yaaa, KanKuzgun’un böyle gücü olmamalı! Çok fazla! :joy::joy::joy:

Yaz bir kenara bu söylediğimi; aksi durumda bu kızın durduk yere oğlandan şüphelenmesi bence zor, senin daha önceki açıklamalarını da hatırlıyorum ama kafama yatmadı işte. En azından elle tutulur bir şey olur şüphe etmesi ve kazması için; rüyalarına güvenen biri zaten.

Blackfyre kılıcının son durumu hakkındaki fikrimi ortada; ben yanlış aktarım olduğuna inanıyorum; herkes öyle sanıyor ama değil. Çünkü Deamon’dan sonra bir daha kılıç savaş alanında görünmemiş iken anlatılan “şunda ve bunda” aktarımları sadece aktaran kişinin çıkarımları olabilir. Yine de belli olmaz elbette, kılıç dediğim gibi çıkarsa çok hoş olur amaaa yaaaa :smiley:

Birliktelik iste, ask veya mantik, nasil oldugunun önemi yok su noktada.
Sansa/Dany derken? :joy: Arya/Dany olsun bence, ikimiz de mosmor olalim :smile:
Bir sey soracagim… Dany/Jon fikrine neden bu kadar karsisin? Mantikli bir açiklaman var mi? :smile: Benim Arya/Jon için var mesela… O abi-kardes iliskisini okudugum için baska türlüsünü hayal edemiyorum. Aralarindaki o saf sevgi, o bag… Degismesin bu, böyle kalsin, böyle güzel.

Arya/Dany? ahahahah kusarım :smiley:

Ensest :smiley: Açıklamam bu; targ meselesi vs. deme; iğrenç geliyor. Onların açısından diye bir şey olamaz benim için; benim açımdan iğrenç ise kurgu da olsa gerçek hayat da olsa iğrençtir. Kuzen vs. bir şey olsalar bak o zaman karşı çıkmam; Jon oğlum al Arya ve Dany’yi yanına; iki kuzenle devam et, derim. :smiley:

Ayy neye gülerim biliyor musun? Şu Braavos ve limon meselesi yüzünden Dany’nin aslen Dorne’da bir süre kaldığı vs. konuşuluyor ya; bu görüş üzerinden bir de aynı gözlere sahip diye Dany aslen Ashara’nın kızı, babası da Ned diyenler var. Bu şekilde çıkarsa huhaaaaa olurum :smiley:

Ben de LF ve Sansa’nın Jon, kaleyi geri alana kadar(en erken) kuzey ile işi olmayacağı yönündeyim. Daha Vadi oyunları devam ediyor ve LF, Sansa’dan Harry’yi kendisine bağlayıp burada tutmasını istiyor 6. kitap povunda(tutup ne yapacak? nişan olduktan sonra ister evine dönsün ister kalsın, ne fark edecek lf için? demek oğlanın mevcut varlığı üzerinden oyun oynayacak; anam şimdi aklma geldi robin’i öldürüp suçlu olarak oğlanı göstermesin? anasını öldürdüğünde ozanı gösterdiği gibi?). Dany’nin savaş sonrası dönüşü için kitap sonları diye tahmin yürüttün; yapacağı çok şey var sana göre daha meeren’de; Vadi oyunları ne ise lf’nin aklındaki onun bir iki pov ile biteceğini sanmıyorum. Zaten Sansa’nın öyle çok fazla pov’u da olmuyor, biliyorsun. Bu yüzden güney ile işi olur bunların daha çok. Lakin biraz üzerinde düşününce Aegon ve Sansa konusunun 6. kitapta işlenmeyip 7. kitaba kalma şansı da olur mu diye şüphem oluştu ama 7. kitap sırf ww savaşı odaklı olacaksa o zaman 6. kitapta olur biter.

Hani Sansa bir Lannister’di artik, Kuzey için o kadar da önemli degildi? Genç Griff’e Kuzey destegini nasil verecek? Evlil oldugu gerçegi, mesele Genç Griff olunca birden “pff çözülür” mü oldu? Ben Kuzeyliler biliyor zorla evlendirildigini, evlilik iptal edilir olur biter, Sansa dahil olur olaylara derken “yine de”, “ama” deyip duruyordun? Sen iki dakikada Genç Griff ile Sansa’yi evlendirip Kuzey destegini verdin :smile: Tamam sustum :smile:

Sansa şu an bir Lannister ve kuzey için bir ehemmiyeti elbette yok, aksine Kışyarı’nın başına geçmesi durumunda tehdit görülür Stark Hanesine ve kuzeylilere çünkü orası ve kuzey, Lannister Hanesinin eline geçmiş olur her ne kadar Tyrion şu an hain vs. görülse de Cersei bu durumdan faydalanmasını bilir. Başa geçme iddiası olmadığı sürece Lannister da olsa bir ehemmiyeti yok kuzey lordları için. Neye ama vs. dediğime dikkat etmen gerek. :slight_smile:

Lakin boşanma durumunda kız yeniden bir Stark olacak. Tehdit vs. olmayacak hiçbir şekilde. Ned nasıl Cat ile evlendi, nehir topraklarının desteğini/gücünü aldı; Arryn nasıl evlendi Lysa ile de gene nehir topraklarının desteğini/gücünü aldı… Aynı mantık. Aegon, evlilik yoluyla, kuzeyin taht hakkını desteklemesini sağlar. Başka ne işe yarıyor kızlar bu seride? En çok böyle evlilikler ile ittifak kurmak için kullanılıyorlar.

Yaa belki de Dany hiç mektup göndermeyecek, bos bos konusuyoruz burada :smile: Ama ben bekliyorum böyle bir sey ve istiyorum. Dany Rhaegar’a benzetildigi kadar, Fatih Aegon’a da benzetiliyor. Fetih öncesi atasinin yaptigini yapmasi çok hos olur.

Dizi etkisinde kalıp da başladık konuşmaya buna, haklısın. Belki de öyle bir durumun içine düşecek ki böyle bir şeye dahi fırsatı olmayacak?

Zaten dedim elçiler kime gider? Martellere ve Tyrellere ilk aşama. Barthlara asla gitmez, ya da Lannisterlara zira kafadan kanla alman gereken bir yer. Hatta kuzeye bile gönderilmez, onlar da farklı değil malum sebeplerle. Stark, Lannister ve Barth… İsyan sırasında Targ Hanesine en çok zararı öyle ya da böyle vermiş üç hane ve dahası Targlara en çok diş bileyen iki hane; stark ve barth. Hele Starklar zaten 3 aile üyesi kaybetti. Bundandır elçi göndermezler ama belki Jon’un başa geçtiğini öğrenince Tyrion, göndermek ister. Oğlanı sevmişti ve iyi kötü tanıyor. Belki de elçiden daha öte -daha önce söylemiştim- Dany, Aegon ve Jon’u ortak bir yerde yüz yüze buluşturmak, tanıştırmak ister. Çünkü kuzey müttefikliği diğerlerinden daha önemli bana kalırsa; krallığın yarısı demek çünkü. Tyrion bu müttefiği kazanmak isteyecektir. Onun ötesinde Jon da zaten ww meselesi yüzünden yüz yüze görüşmeye olumlu bakar.

Jon ve Dany için iki ihtimal var ya hani? Jon ve Genç Griff için ben tek bir ihtimal görüyorum : Savasacaklar :smile:
Jon Connigton Kral eli, Genç Griff Kral; ilan ettiler bunu. Sinir oluyorum Genç Griff’e ama bu yaptigini elestiremem. Henüz o tahti almamis olsa bile kendini Kral ilan etmelidir. Sonuçta hem Targ oldugunu sandigi için o da Dany gibi hakki oldugunu düsünüyor; hemde bu… Nasil desem? Yani resmi olarak diyarin hükümdari olmamissa bile, gerçeklesecegine inandigi böyle bir amaca sahip, ve bu inanisi vurgulamak gibi bir sey bu. Yani bunu yapmasa kral olduguna kendisini bile ikna edememis gibi bir durum olusur. Renly de yapti aynisini, Dany de > yapiyor. Fetih, tahti alma niyetlerinin olmasi yeterli bunu için.
Gerçi Dany’nin “7 Kralligin Kraliçesi” ünvani da hiç hosuma gitmiyor, yani Genç Griff’i elestirebilirim aslinda :smile: Ama neyse, dedigim gibi, anlasilir bir durum.

Aslında, gerçek Aegon olması durumunda büyük oğlun büyük evladı sıfatı ile yasalara göre Aegon Targ. şu an 7 krallığın gerçek kralı sıfatını taşıyor(en azından barthları defettikten sonra bu hakkını kullanma hakkı var diyelim). Dany de abisi Viserys için hiç yönetme imkanı olamasa da o da 7 krallığın kralıydı demişti kitapta. Yani olması gereken bir şey bu. Bu yüzden işte Varys’in Dany ile bir an önce evlendirme derdi olduğuna inanıyorum; sorun çıkmasın ikisi arasında diye. Çünkü sen de demiştin Dany bunca zaman acı çekmiş, çabalamış, ordu kurmuş gelmiş ve şimdi yeğeni olduğunu söyleyen biri “taht benim hakkım” derse buna burun kıvarabilme ihtimali yabana atılacak cinsten değil.

Viserys’in kendini öldürteceği ihtimali fazla büyük kumar olur; Varys gibi bir adamın böyle bir kumar oynayarak bu kadar yıl yaşayıp, kendini korumayı başardığını iddia edemeyiz; adam hasbelkader yaşamış, başarmış her şeyi derim o zaman. Dany meselesi ne biliyor musun bence? Daha önce de duymuştum kafama yattı.

Şimdi; Varys ve Yargıç bir şekilde Aegon’ı tahta geçirmek istiyor ama “ben geldim” demekle olmadığının gayet farkındalar; oğlanın orduya ihtiyacı var. 10 bin kişilik altın ordunun yeterli olmayacağı aşikar; bir iki haneyle savaşmayacak, 7 krallıkla savaşacak ve dahası karşısında en güçlü üç hane; Stark, Lannister ve Barth olacak… Bu ikisi, Dany’nin hamile şekilde ölmesiyle Dothrakları gaza getirip, diyara gelmelerini sağlayacaktı. Zaten diyarda da kaos ortamı hazırlıyorlardı. Viserys ise çok minik bir mesele olurdu, o kadar. Bunlar gelince Aegon da gelecekti ama her şey altüst oldu ve planlar değişti. Yaptıkları planlar bozulduğu için bu da bozulur gibime geliyor benim de; hiç evlenebileceklerine ihtimal vermiyorum. Yine de belli olmaz, 3. evlilik bunla da olabilir. :stuck_out_tongue:

Cersei konusunu anladım, nehir topraklarına adam gönderdiğini bilmiyordum, ilginç gözümden kaçmış. Dany ne diye o zaman müttefiklerim öldü, kaybediyorum diye sızlanıyor ki? Sadece Menzil askerlerini kaybetmiş. :stuck_out_tongue:

ahaaa okuyabilir, bilmem. :smiley: Ben yeni sistemle birlikte gördüm kendisinin yazdığını ama sonra ben de görmedim, girmeyi bırakmışlardır belki. Malum dizi bitti, kitabın çıkacağı yok… Sıkılmışlardır doğal olarak. Şahsen kitapları okuyana kadar ben de foruma şöyle bir bakıp çıkan biriydim. :smiley:


#151

Dizide de aslinda NK sonradan dahil oldu, 4.sezonda. Dizi biraz daha hizli ve bazi konularda kitabin önünden gitti (ki bu yüzden zaten dizi yüzünden epey spoiler yedik). Demek istedigim, kitapta da NK çikacak ortaya tabi, hatta belki de görünmüstür ama direkt NK denmedi su an, o yüzden bilmiyoruz. Neyse yani iste Martin NK’yi kesin bir sekilde gelecek kitapta ortaya çikarirsa, dizi bunu çok önceden yapmis oldu. Dizi bazi konularda kitabin önünde gitti derken bu konudan bahsediyorsum yani, baska seyler de var. Sezon sayisinin kitap sayisini geçmesine bagli olan durumu kastetmiyorum. Öff yazarken yoruldum be :smile: Bugün kendimi ifade edememe sorunum var :smile:
Evet kesinlikle birini ariyorlar. Iste belki de Bran’in aradiklari kisi olduklarini düsündüler, onu demek istiyorum.
Hayir öylesine o magaranin önünde degillerdi bence, oraya özellikle yönlendirildiler diye düsünüyorum. Bran’la ilgisi olduguna inaniyorum. Ormanin çocuklarinin sayilari parmakla sayilacak kadar az, ne kadar ciddi bir tehdit olabilirler? Üç Gözlü Kuzgun magarasindan çikmiyor; millete rüyalarla mesajlar iletiyor, warglik falan filan. Yani Ormanin Cocuklarini öldürseler bile magaraya girmeyecekler zaten. Bence NK oraya Wight göndermeye falan ugrasmaz. Wightlarin orada olmasinin bir sebebi vardi yani bence.

Gece Krali, Öteki gibi tasvir edilen kadinla birlikte oldugunda ona ruhunu teslim ettigi de söyleniyor efsanede, ama WW dönüsmesi gibi bir durum yok. Belki bu “ruhunu teslim etti” lafi da sadece efsanenin anlatimiyla ilgilidir. Neyse, adam Nöbete ait kalelerden birine yerlesmis ve kendini kral ilan etmis, bir WW bunu yapmaz. Daha da önemlisi, sonradan Ötekilere kurbanlar verdigi çikmis ortaya.

Zor olmasindan bahsetmiyordum zaten. “böyle bir güce sahip biri olmasin” demem yanlis olmus, aklimdaki bu degildi aslinda, nasil desem? “Böyle bir özellige…”?? Bu da pek olmadi. Bunu yapabilen biri olmasin da diyemem, ayni kapiya çikar. Neyse yani, istedigi zaman olaylara müdahale eden biri olsun istemem ben. Brynden bunu yapabilir tabi ama Martin öyle bir sey yazmamis olsun, lütfen. Robert’in bir domuz tarafindan öldürülmesi bir kaza olsun sadece, onun sarhos olmasina bagli olsun, o kadar. Yaa yoksa gerçekten çok asiri olur ya. Fantastik roman yaziyorsun, bilirsin; fantastik dünyada her sey mümkündür ama sinirlari da bilmelisin, yoksa hikaye basit olur, ucuz olur. Öyle bir dünyada da hatalar, kazalar, kendiliginden gelisen olaylar olmali ki o dogaüstü dünyaya bir parça gerçeklik, dogallik katasin.

Bowen karsi tarafa geçti derken… Zaten o aralarinda yokken bile, halihazirda Jon’dan hoslanmayan bir grup vardi. Yani onlarin tarafina geçti iste, Jon’un karsisinda duranlardan oldu.
Baskahya Lord Kumandan’in kahyasi oluyordu degil mi? Öyleyse eger Bowen baskahya degil; Jon onun yerine baska birini seçmisti, ve zaten Bowen’in Jon’a tavir almasinin ilk sebebi de buydu galiba.

Dany’ye bir rüya vasitasiyla bilgi vermesi ile, domuz warglayip koskoca krali öldürmesi ayni sey mi simdi? :joy: Rüya göstermesine bir sey demiyorum ki ben, o olur, asiri degil. Hem o rüyayi gösterir, gerisi rüyayi gören kisinin ne yapacagina baglidir. Direkt adam öldürmek ise… Buna yok artik diyorum ben :smile:
Yazdim zaten, aklimda! Ve umarim böyle olur, gerçekten iyi düsünmüssün.

Ben de diyorum, harbiden Uzunpençe Blackfyre ise eger, o kilicin Jon’un eline geçmis olmasi çok ama çok hos olur.

Sansa/Dany’nin oldugu bir dünyada, Arya/Dany de olabilir yani, sen baslattin! Hiç kusarim falan deme yani! :joy:

Yok Targ meselesi falan demem. Hala-yegen tabi, tuhaf, gerçek hayatta olsa bana da igrenç gelir ama benASOIAF söz konusu oldugunda buna takilmiyorum, hiç takilmadim (Cersei/Jaime’de bile). Martin’in yarattigi dünyayi, Martin’in yarattigi sekilde kabul ediyorum, sorunsuzca!
Ayrica, onlar açisindan sorun olmaz da diyemem çünkü Jon bir Targ gibi yetismedi, bunu sorun etmeyecegini söylemek çok yanlis olur.
Bunun disinda, kendi hissettiklerimizi bir kenara birakirsak…
Jon ve Dany, kitapta da asik olurlar ise, bu Jon’un kimligi açiga çikmadan önce gerçeklesir. Yani birbirleriyle baglantilari olmayan iki yabanci olacaklar. Dany’nin güzelligi dillere destan; Jon ise yakisikli oldugu söylenmiyor galiba ama ince, zarif bir görünüsü ve güzel bir yüzü var deniyor sanirim (ayni babasi :heart_eyes:)… Yani birbirlerinden etkilenmelerinin, hoslanmalarinin, ve asik olmalarinin önünde bir engel olmayacak o süreçte. Bir seyler hissetmekte özgür olacaklar.
Arya/Jon durumunda ise tam tersi olur. Kendine bile itiraf edememek, inkar etmek, kabul edildiginde bile itiraf etmekte zorlanmak… Sonra Jon’un kim oldugu çikar ortaya ama, o saatten sonra neye yarar?
Ve iste bu yüzden ben Arya/Jon zor diyorum. Martin bunu yaparak hiçbir sey elde edemez. Caresiz asiklar gibi takilirlar Jon ve Arya; Jon’un gerçek kimligi açiga çiktiginda ise is isten geçmis olur, Akgezenler meselesi ön planda olur. Bu askin hikayeye hiçbir katkisi yok. Bu askin hikayede hiçbir anlami yok. Dany ve Jon aski’nin hikayeye katacaklari ise… Ohooo!! :wink:

Bu imkansiz iste. Kahverengi veya siyah saçli Ned ile siyah saçli Ashara’dan nasil gümüs saçli bir bebek dogar, bunun açiklanmasi gerek öyle bir durumda.

Sansa’nin gelecek kitaptaki rolü konusunda çok farkli düsüncelere sahip oldugumuz için, bu konuyu tartismamiz imkansiz. Benim fikrim belli, o yüzden LF/Sansa/Genç Griff ile alakali öne sürdügün ihtimalleri degerlendiremem bile.
Yok canim, öyle sey olmaz. Lysa’yi öldürdügünde, suçu ozanin üzerine atti çünkü sonuçta “Lord Baelish’in sözüne karsilik bir ozanin sözü” durumu vardi. Robin’i öldürüp suçu Harry’nin üzerine atabilir demek, Varis Harry’yi bir ozanla bir tutmak demektir. Baelish’in sözü karsisinda ozanin sözünün bir degeri yoktu, ama Varis Harry için ayni sey söz konusu olmaz.

Son düsüncem, Dany’nin ya gelecek kitabin yarisinda (daha çok yarisindan biraz daha ileride) ya da sonlarina dogru yola çikacagiydi. Yani diyelim ki Kis Rüzgarlari 1000 sayfa… Dany ya 500’le 600 sayfalari arasi yola çikar, ya da meseleler uzar ve 800’lere sarkar yola çikmasi (ki umarim böyle olmaz)…
Baelish’in güneyle ilgili daha çok “yesin birbirlerini” kafasinda olacagini düsünüyorum. Baelish’i biliyorsun, bir sey yapiyorsa, çikar elde etmek için yapiyordur. Genç Griff’den ne elde edebilir ki? Genç Griff’in çok büyük bir gücü olsa, neyse derim ama yok. Yillar sonra ortaya çikan, ne oldugu belirsiz birine yatirim yapmaz. Kuzey’deki olaylara bulasip çikar elde etmesi bunun yaninda çok daha olasi.

Ben Sansa’nin Kisyari’nin basina geçecegini söylemedim hiçbir zaman. Olaylarda yer alir, Jon’un yaninda olur gibi bir düsüncem oldu benim hep. Dolayisiyla benim kafamdaki senaryoda bir Lannister’la evli olmasi, Kuzey için hiçbir tehlike olusturmuyor. Bir Lannister’la evli olmasi, uzun zaman onlarla kalmis olmasi tereddüte falan yol açar önce, hele birde yaninda Baelish varken iyice diken üstünde olurlar ama öte yandan Sansa’nin zorla tutuldugunu ve zorla evlendirildigi gerçegi de var, bunu biliyorlar. Bir evlilik iptali, bir güvenme süreci, ve sorun hallolur. Benim düsüncelerim bu sekildeydi.
Dolayisiyla yukarida yaptigin açiklamanin bir anlami yok çünkü benim esas tahminlerim ve düsüncelerimle karsilik yazilmis degiller.

Dogru, Ned Cat ile evlendi, Lysa Jon Arryn ile ve evlilik güçlü ittifaklarin saglanmasina sebep oldu. Ama o evlilik anlasmalarini yapan Rickard Stark, Hoster Tully, Jon Arryn’di… Kendi bölgelerinin Lordlari.
Kuzey neden, Baelish’in ayarladigi bir evlilik sonucu, gücünü Genç Griff’e katsin? Hem Kuzey Boltonlardan ve Stannisten kurtulunca bagimsiz bir Krallik olmak istiyor; neden 7 Kralligin Krali olmak için savasan, onlarin bagimsizligini kabul edip etmeyeceginden emin olmadiklari bir çocuga destek olsunlar?
Neresinden tutarsan tut, elinde kaliyor.

Evet iste ben de onu diyorum, müttefik istiyorsa bunu zaten ayri bir sekilde halleder. Bir düsmanligi olmayan hanelere elçiler gönderir. O gönderip göndermeyeceginden emin olmadigimiz mektup ise, dedigim gibi, o baska bir olay.
Haklisin, Jon Kral olursa kitapta da, Tyrion Dany’nin Starklar konusunda yeni bir sayfa açmasini saglayabilir. Dizideki gibi mektup gönderilir, davet edilir falan. Olur yani.
Bence en önemli müttefik Kuzey degil, Menzil. Sadece orduyla degil, tüm zenginlikleriyle, yiyecek stoklariyla geliyorlar. Büyük bir ordu iyi ama en iyi sekilde ayakta, güçlü tutmak da gerek. BirdeWesteros’un en büyük donanmalarindan birine sahipler (Redwyne donanmasi).

Evet, Genç Griff eger gerçekten Aegon Targaryen ise, siralamada Dany’nin önünde. Ama iste Targlar o haklarini kaybettiler. Robert’in tahta çikisi çok çirkin bir sekilde oldu (Elia ve çocuklarin Lannisterlar tarafindan katledilmesi, Robert’in bunu affetmesi) ama çikti iste o tahta. Diger Targcilar isgalci diyor mesela, ama ben tam olarak öyle diyemiyorum. Barthcilar arasinda fethetti diyenler var, ona da karsiyim. Aradayim ben bu konuda, o yüzden mesela Dany’nin ve Genç Griff’in “Taht benim hakkim” demelerini anlasam da, bu lafin dogru oldugunu da söyleyemiyorum, yanlis oldugunu da. Cok karisik meseleler. Ve tüm karmasanin sebebi Lannister’larin yaptiklari ve Robert’in bunu affetmesi, birde yetmezmis gibi, Cersei ile evlenip resmen ödüllendirmesi. Robert’in kralliginin mesruluguna bu olay gölge düsürüyor.
Konudan saptim sanki.
Neyse yani evet, Genç Griff de, Dany de çok hirslilar bu taht konusunda. Genç Griff çocuklugundan beri 7 Kralligin Krali olmak için egitilmis. Dany ise ayni amaca giden çok daha zorlu bir süreçten geçmis. Dany yasadigi onca zorluktan sonra, o güne dek varligindan bile haberdar olmadigi, tanimadigi, ona en azinda son zamanlarda haber bile göndermemis sözde yegenine boyun egmeyi kabul etmez, yediremez kendine. Genç Griff ise Dany’den önce geldigini düsünecegi için asla
boyun egmez.
Ikisinin birlikte hareket etmesi, atiyorum, Dany’nin Meereen’deki piramidinin balkonundan sarkip düsmesi kadar saçma, anlamsiz, imkansiz görünüyor :smile:

Viserys’in kendini direkt öldürtecegini düsünmemislerdir tabi, ama Dothraklarin onun için denizi geçmeyecegini ve bu yüzden Viserys gibi birinin sorun çikardikça çikaracagini ve nihayetinde basini belaya sokacagini düsünmüslerdir. Sonuçta Viserys’in nasil, Dothraklarin nasil oldugu belli. Emin olduklari sey, Viserys’in asla Dothraklari ikna edip Westeros’a gelemeyecegidir. Önemli olan da bu zaten; Dothraklar Viserys’in son umuduydu sonuçta.

Yok o kadar detayli düsünmediler benim bildigim kadariyla; yani Dany hamile kalacak, Robert ögrenince adam gönderecek öldürtülmesi için, sorun olmayacak, sonra söyle böyle… Biraz detayli bu, riskli. Plan bundan daha basitti. $öyle :
Dany Dothraklarin hayatina uyum saglayamayacak, belki hayatta kalmayi bile basaramaz. Hayatta kalsa bile 7 Kralligi falan düsünemez, düsünse bile Dothraklar 7 Kralligi umursamaz. Ee tabi Dothraklar umursamayinca, denizi geçmeyince Viserys iyice kafayi yer. Hop ikisi de devre disi. Genç Griff’i de zaten Westeros’a getirmek için en dogru zamani bekliyorlar, yani diyarin hiç olmadigi kadar kaos içinde oldugu bir zaman. Birde açik açik bahsedilmiyor sanirim ama eminim akillarinda Dorne’u kendi taraflarina çekmek de vardir, sonuçta “Aegon” Doran’in yegeni.
Viserys ile ilgili düsünceleri gerçeklesti. Ama iste Dany planladiklarinin aksine Dothraklarin hayatina uyum sagladi, hayatta kaldi. Birde üzerine Illyrio’nun taslasmis, cansiz gördügü ejderha yumurtalarindan ejderha çikarmayi basardi (bunun gerçeklesecegini kirk yil düsünseler tahmin edemezlerdi :smile:), yetmedi sehirler fetheti, Lekesizleri aldi, parali asker birlikleri ona katildi ve 7 Kralligi fethetme niyeti var. O yüzden simdi onun gücünden faydalanmak istiyorlar, hesapta olmayan bir seydi ama oldu, ve onlar için çok da iyi oldu yani.

Ed Sheeran askerlerin arasindaydi ya hani? Hatirlamiyor musun bunu? :smile: Arya sahnesi birde!
Askerlerden biri “Ikizlerde Freylerle alakali bir sorun çikmis. Huzuru saglamak için gönderildik” diyor.
Pollyanalik mi yapsin Dany? “Olsun, Menzil gitti ama digerleri hala duruyor” mu desin :smile: Savas dönemindeler; kocaman ordusu var, ejderhalari var ama üst üste iki yenilgi aldi ve büyük zarara ugradi.

Yok yok engellendiler. Baska bir platformdalar diyeyim simdi, ben de oradayim ama uzun zamandir ugramadim. Gerçi onlar gündüz muhabbet ediyor, ben gördügün gibi geceleri daha çok pc basindayim, gece kimse olmuyor :confused:


#152

Kitapta pek WW görmediğimiz için gördüğümüzü sanmıyorum. Lakin evet, kitapta da bir komutan illa çıkacaktır ama ona NK denir mi? Sonuçta NK, gece nöbetçilerinden gelen bir isim, geceden değil. Ortaya çıkar ise ben Çetinocak vakasında olacağını tahmin ediyorum; Jon giderse elbette.

Mağaranın önünde öylesine olduklarını söylemedim zaten, hususi pusudalar; o mağara önemli kişi/ler var. Çıkmalarını kolluyorlar.

Bran mı acaba diye düşündüm ama pek ihtimal veremedim, neden?

Sör Waymar cesurca meydan okudu. “Haydi dans et benimle öyleyse.” Kılıcını küstahça başının üzerine kaldırdı. Elleri kılıcın ağırlığıyla titredi. Belki de soğuktu onu titreten. Ama tam o anda, Will bu genç soylunun artık bir çocuk olmadığını biliyordu. O, Gece Nöbetçileri’ndeki erkeklerden biriydi şimdi.

Öteki duraksadı. Will onun gözlerini görebiliyordu. Mavi. Hiçbir insan evladının sahip olmadığı kadar derin, başka bir mavi. Buz gibi yakan bir mavi. O mavi gözler yüksekte titreyen uzun kılıca sabitlenmişti; metalin üzerinden akan ay ışığına bakıyordu. Will sadece bir kalp atışı süresince umutlanmaya cesaret etti.
Gölgelerin arasından sessizce çıktılar. İlkinin ikiziydi sanki hepsi de. Üç tane… dört… beş…

Sör Waymar solgun kılıcı çeliğiyle karşıladı. İki kılıç birbirine değdiği anda metalin metale çarpışında çıkan o tanıdık ses duyulmadı. İnsan kulağının zar zor duyabileceği, yüksek perdeden tiz bir ses yankılandı. Acı içinde kıvranan bir hayvanın çığlığına benziyordu. Royce ikinci darbeyi karşıladı, ardından üçüncüsünü ve bir adım geri çekildi. Yeni bir hamleyi savuşturdu ve sonra yine geri çekildi.

Sağında, solunda, arkasında, Ötekiler’den oluşan bir izleyici grubu sessizce, sabırla, ifadesiz duruyordu. Eşsiz zırhlarının değişen renkleri onları ormanın içinde neredeyse görünmez kılıyordu ama dövüşe müdahale etmek için kıpırdamıyorlardı bile.

Öteki, Will’in bilmediği bir dilde konuşmaya başladı. Sesi kış soğuğunda donmuş bir göl yüzeyinin çatlaması gibiydi ve ağzından çıkan kelimelerin alay yüklü olduğu anlaşılıyordu.

İzleyiciler gizli bir işaret almışçasına aynı anda yavaşça ileri doğru hareketlendi. Ellerindeki kılıçlar ölüm gibi, sessiz inip kalkıyordu. Merhametsiz ve soğuk bir kıyımdı. Solgun kılıçlar soylunun zırhını ipekmişçesine kesiyordu. Will gözlerini kapattı ama saçaklardan aşağı sarkan buzlar kadar delici kahkahaları duyabiliyordu.

Bu kısımları okuyunca WW’lerin kılıca karşı bir tedbire giriştiğini falan görüyoruz, hemen arkasından başkaları geliyor ama sonra rahatlamış olacaklar ki birbirleriyle konuşup oğlanı dalgaya alıyorlar ve sonra öldürüyorlar. AA beklediklerini düşünmeme sebep oldu ya da ona benzer birini bekliyorlarsa… Kılıç meselesi olunca ister istemez bu fikri edindim; Jon ve oğlanın fiziksel tanımları da aynı. Şimdi Jon, AA mı tarzı bir tartışma değil niyetim; aa ya da benzer birini bekliyorlar diyelim, dedim bu yüzden. Bran için olsa mağaraya da pusu atarlardı ve bunu ölülerle değil ww’ler ile yaparlardı; oysa giriş kısmına bakıyoruz ki bizzat ww’lerin kendisi gelmiş; Jon’un ardından da ww’ler gelmişti. Yani mağara bran için ölü göndermiş olabilirler ama seri başında aradıkları ile bran aynı kişi değil diye sonuca ulaşıyorum. İlkinde ww gönder, ordu gönder, bir sürü tuzak kur ama sonra git mağaranın önüne üç beş ölü göm? :smiley:

Baskahya Lord Kumandan’in kahyasi oluyordu degil mi? Öyleyse eger Bowen baskahya degil; Jon onun yerine baska birini seçmisti, ve zaten Bowen’in Jon’a tavir almasinin ilk sebebi de buydu galiba.

KanKuzgun’u meselesini anladım, evet. Tamamdır. :slight_smile:

Bowen, başkahya canım. Bir de bunun altında çalışan kahyalar var. Aynı şekilde Başkorucu ve onun altında çalışan korucular olması gibi. Kalenin yemesi içmesi gibi lojistik düzenleri bu başkahya bowen’ın işi. Sık sık da Jon ile yabanıl meselesini görüştü, Jon ona meramını o da kendi meramını anlattı; açıkça hoşnutsuzluğunu söyledi yani. Lakin itaat da etti. Sonra işe mektup meselesi sonrası “yeter ulen” dedi pıçakladı :smiley:

Dany’ye bir rüya vasitasiyla bilgi vermesi ile, domuz warglayip koskoca krali öldürmesi ayni sey mi simdi? :joy: Rüya göstermesine bir sey demiyorum ki ben, o olur, asiri degil. Hem o rüyayi gösterir, gerisi rüyayi gören kisinin ne yapacagina baglidir. Direkt adam öldürmek ise… Buna yok artik diyorum ben :smile:
Yazdim zaten, aklimda! Ve umarim böyle olur, gerçekten iyi düsünmüssün.

Ben de diyorum, harbiden Uzunpençe Blackfyre ise eger, o kilicin Jon’un eline geçmis olmasi çok ama çok hos olur.

Şimdi senin kullandığın kelimeye göre mana yükleyip yorum yaptım, hak verirsen o cümleye göre gayet uygun kaçan bir yorum oldu benim ki :smiley: Fakat sonraki açıklamana göre bakarsak, başka. :stuck_out_tongue:

Oğlanın taht iddiasını desteklemek için silahı da olur, ohh mis :stuck_out_tongue:

Sansa/Dany’nin oldugu bir dünyada, Arya/Dany de olabilir yani, sen baslattin! Hiç kusarim falan deme yani! :joy:

Yorum yok, tamam. Ben kaşındım. :joy::joy::joy::joy:

Arya/Jon durumunda ise tam tersi olur. Kendine bile itiraf edememek, inkar etmek, kabul edildiginde bile itiraf etmekte zorlanmak… Sonra Jon’un kim oldugu çikar ortaya ama, o saatten sonra neye yarar?

Arya ve Jon olur ise 2 kitap kaldığı için öyle uzadı uzadıya olmaz bence bu meseleler; zaten Jon’un dirilişi sonrası beklediğim şekilde bir değişim gerçekleşirse biraz daha kolay olabilir benim kafama göre yani… Zaten aşk kitabı da değil bu, ilişkiler üzerine povlar olmuyor, yan mesele olarak duruyor. Atıyorum 6. kitap boyunca senin dediğin aşklarını yaşayamama/utanma durumu ızdırap olur, 7. kitapta ortaya çıkınca özgürleşirler vs. ki mektup da aslen bu şekildeydi; tekrar ediyorum yazar, iptal ettim, fikrim değişti diye bir açıklama da yapmadı. Jon ve Arya meselesinin cersei ve jaimie olarak görmem; zira onlar aşklarını kabul edip, yaşıyorlardı; sadece gizleme durumları vardı. Arya ve Jon için ortada kabul etmekte zorlanıp ızdırabını yaşayacakları bir durum var. Hangi aşkın hikayeye ne katacağı üzerine uzun uzun konuştuğumuz için tekrara gerek yok :smiley:

Bu imkansiz iste. Kahverengi veya siyah saçli Ned ile siyah saçli Ashara’dan nasil gümüs saçli bir bebek dogar, bunun açiklanmasi gerek öyle bir durumda.

Kızın kanında Valirya tarzı saçlar da var ama; abisi öyle diye biliyorum ve kuzenleri olan şu akşam kılıcı mı ne o da… kızın gözü de valirya’ya özgü renkte. Ha kuram gerçek çıkar ihtimal yüksek manasında demiyorum elbette de öne sürdüğün kısım tamamen önünü tıkamaya yetmiyor, onun için.

Aegon meselesinde neden yatırım yapmaya kalkar bilmem; sonuçta bu adam herkesle arasını düzgün tutma derdinde, LF’nin gerçek manada düşman olduğu bir kral/prens/lord biliyor musun? Bu meseleyi illa LF de yapmak zorunda değil aslında, bakarsın Tyrioın kavatlığa soyunur. :smiley:

Kuzey böyle bir evliliği kabul eder ya da edebilir düşüncesiyle yola çıkmadım, sıcak bakmasına gerek yok. Ben bu ikisi evlenir kesin şeklinde de demedim zaten, kuram doğru ise bu kişi Aegon olur(5. kişi), çünkü kuzeyin gücü sırtına almak arzusu ile yanıp tutuşur, diye çıkarım yaptım. Jon bile evliliğe sıcak bakabilir, ww meselesinde Targ desteğini sağlamlaştırmak isteyebilir vs. bu evrende her ittifakı evlilikle güçlendirmeye kurmaya çalışıyorlar çünkü.

Niyetleri Targ kardeşleri devre dışı bırakmak olsaydı, bunu yıllar evvel çok kolay bir şekilde halledebilirlerdi. Her şeyden önce Yargıç ile birlikte kaldıkları zaman süresince bile öldürülebilirlerdi; mesele bu ikisini öldürmek olmadı asla. Klhal’ın 50 bin Kalasarı vardı; bu sayı, fetih için yeterli bir sayı hele altın orduyla birlikte 60 bine çıkar. Ben en başından beri o orduyu almak için Dany ve Viserys kullandıklarından eminim. Dany hamile kalmadan ölse, Drogo denizi geçecek kadar öfkelenmeyebilirdi ama bebeği ile birlikte öldürülseydi; Viserys’in de gazıyla birlikte geçerdi, düşündükleri kesin buydu. Bu bir kere olduğu zaman deli viserys’a gerek kalmazdı zaten, vazifesi sona ermiş olurdu. Sonrasında da Aegon’a karşı tutumuna göre ölüp ölmeme kararı verilirdi muhtemelen.

Başka bir GoT forumu mu? Özelden yollasana bana, bakayım bir. :stuck_out_tongue:


#153

Demek istedigim; ilk kitabin ilk POV’unda Waymar Royce ve diger iki Nöbetçiye saldiranlar var ya hani? Belki NK onlarin arasindaydi, bilmiyoruz ki.
O Gece Nöbetçilerinden gelen Night’s King. 13 yil boyunca caniliklerle dolu bir saltanati olmus, sonra Sur’un Ötesindeki Kral Joramun ve Kis Krali Brandon Stark (Kirici) ittifak yapip onu öldürmüsler.
Dizideki Night King, bir Öteki, ve diger Ötekiler ile Wight’larin lideri. Bu karakter kitapta da ortaya çikabilir (ki ben çikacaktir diyorum çünkü belirli bir liderlerinin olmayacagi fikri bana mümkün görünmüyor), ya da dedigim gibi belki de zaten görünmüstür (ilk POV’da) ama biz bu detayi bilmiyoruzdur. Kitapta ortaya çiktiginda veya tekrar göründügünde ve Martin onu isimlendirdiginde, Night King diyebilir ('s) olmadan, ya da bambaska bir isim de verebilir ama nihayetinde dizideki Night King olur yani.

Bende diyorum ki, o magaradan çiksa çiksa Ormanin Cocuklari çikar, onlarin da sayisi belli yani. Büyük bir tehdit olmalari zor. Hem öldürülseler bile, Wightlar yine magaraya giremez. Anlamsiz görünüyor yani bana, o yüzden onlarin özellikle orada, Bran ve digerlerini beklediklerini düsünüyorum.

Hmm evet bu durumda, eger Ötekiler gerçekten tahmin ettigimiz gibi belirli bir tipi olan, ve AA oldugunu düsündükleri birini ariyorlar ise, Bran bu tanima uymuyor. Ama yine de özellikle onun için Wightlari göndermis olabilecekleri ihtimali var hala bana göre. Bran’i AA olarak görmüyorlardir, AA kadar önemli degildir ama belli bir önemi de vardir. Ki öyle yani, bu meselelerinin tam ortasinda, özel güçlere sahip, ne yapabilecegini tam kestiremedigimiz bir çocuk.

Aa tamam, o yüzden sordum zaten Baskahya Lord Kumandanin kahyasi mi diye. Baskahya deyince, benim aklima ilk Lord Kumandanin kendi kahyasi, bas danismani gibi bir sey geldi; Gece Nöbetçilerindeki düzen pek bilgili oldugum bir konu degil :grin:
Bu adamin Jon’a kesin olarak sirt çevirmesi, Jon’un kendine basit dogumlu Satin’i kahya olarak seçmesiyle, birde bir yabanili silah ustasi olarak atamasiyla gerçeklesmis. Ben bunu okuyunca ister istemez, Jon’un kendisi yerine Satin’i seçtigini ve bardagi tasiran son damlanin bu oldugunu düsündüm. Baskahya Lord kumandanin kahyasi ve diger tüm kahyalarin basi sandim. Ikincisi dogruymus, birincisi yanlis. Baskahya kalenin kahyasiymis. Aslinda gayet basit yani, salak bir anima denk geldi demek ki :smile: Bilgilendirme için tesekkürler.

Arya/Jon hakkinda…
Uzun uzadiya olmasa bile, bu meselelerin hikayaye ne gibi bir faydasi olacagini ben çözemiyorum.
Ask kitabi degil, aynen! Bu hikayede iki önemli karakterin birbirine asik olmasi, esas hikayeye büyük etki etmesiyle sonuçlanir. Rhaegar-Lyanna; Jaime-Cersei en iyi örnekler sanirim.
Tabi ask, yan mesele olarak da kullaniliyor ve bu durumda etki esas hikayeye degil, bu aski yasayan önemli karakterin psikolojisi, kendi hikayesi üzerinde bir etki birakiyor. Ygritte-Jon; Drogo-Dany; Tyrion-Shae, hatta Tyrion-Tysha; Jorah-Lynesse de buna en iyi örnekler.
Simdi Arya ve Jon asik olurlarsa, hele ki hikayenin çözümüne giden yola adim atilan 6.kitapta, ben o noktada bu askin bir yan meselenin etki edecegi karakter psikolojisi veya hikayesinden çok daha büyük, esas hikayeye bir etkisi olacak bir mesele olmasini beklerim. Olmayacaksa eger, Martin son iki kitapta bize anlamsiz, gereksiz bir ask hikayesi okutmaktan baska bir sey yapmamis olur.
Yani Arya/Jon olursa, ben bu durumdan önemli bir sonuç beklerim. Ama düsününce, “Bundan nasil bir sonuç çikar?”, “Cözüme giden bir hikayeye nasil bir katkisi olur?” diye soruyorum kendime ve… :no_mouth: yani!
Ben gelecek kitapta Arya ve Jon’un anlamsiz ask izdirabini okumak istemiyorum.
Martin 3 kitaplik seriyi, 7 kitaba çikardiginda, durum onun baslangiçtaki fikirlerini asmis oldu. Kitap sayisini artirmak sadece hikayeye etki etmedi, bu durum karakterlerin hayatini da büyük ölçüde degistirdi, ve kisiliklerinin daha da gelismesini sagladi. Eger baslangiçtaki fikrin hikayenin yeni versiyonuna uygunsa, bir faydasi varsa onu degistirmezsin, dahil edersin ama bu yeni versiyona uygun degilse o fikir, çok hosuna gitse de eklemezsin.

Dayne hanesinde gümüs saç var ama bu çok ön planda olan bir özellik degil. Dayne hanesinde ayrica belirli bir saç rengi de yok; siyah saç, sari saç, gümüs saç var. Mesela biraz baktim ve gümüs saçli olan tek bir kisi buldum, o da Gerold Dayne, ki ayrica siyah renkte bir saç seridi var. Arthur Dayne’in ise sarisin oldugu söyleniyor.
Yani cidden, Dany’nin Ashara ve Ned’in kizi olmasi ihtimali ne kadardir? Yaa birde tam Targlarin tahttan indirildigi bir tarihte tesadüfe bak ki Ashara tam Targaryen görünüme sahip bir kiz doguruyor! Bizim yerli dizilerde bu kadar zorlama yok :smile: Ayrica Ashara’nin hamile olduguna dair net bir bilgi de yok aslinda.
Ama hadi hepsine tamam, oldu diyelim… O bebek kendini nasil Ejderha Kayasinda buldu? Hatta öncesinde… Ashara’nin intihar ettigi söyleniyor, ki bu biri tarafindan öldürülmüs olma ihtimalinden oldukça yüksek olmasindan dolayi, dogru kabul edilir. Neyse, Ashara anne olmusken neden intihar etsin? Ned, Nese Kulesinden sonra gitmis oraya, Arthur’un kilicini teslim etmis. Ashara’nin zaten o sirada kendini bir kuleden denize attigi söyleniyor. Yani bir bebek dogurmus olsaydi, Ned’in bundan haberi olurdu herhalde o an. Jon’a sahip çikmisken, kendi çocuguna neden bir sekilde sahip çikmadi?(Hani gümüs saç, mor gözlerden dolayi Jon’a sahip çiktigi gibi sahip çikamaz ama bir sey yapar yani) O bebek nasil ve neden Ejderha Kayasina gönderildi? Ned buna neden izin verdi? Hadi diyelim ki çocuktan haberi olmadi; yine de o çocugun nasil ve neden Ejderha Kayasina gönderilip, Rhaella ile Aerys’in çocugunun yerine geçirildigi sorusu var.
Bunlari da geçelim… Ashara, Rhaella’nin dogum yapmasindan yaklasik 9 ay önce öldü. Bu da demek oluyor ki, Ashara’nin bebegi ile Rhaella’nin bebegi arasinda en az 9 ay fark var.
Rhaella’nin bebegine ne oldu? Öldü mü? Willem nasil bundan haberi olmaz?
Ashara’nin bebegini Rhaella’nin bebegiyle mi degistirdiler? Willem yeni dogmus bir bebek ile 9 aylik bir bebegi nasil ayirt edemez? Her seyden haberi var diyelim, Nehir Topraklarindan olan Willem Darry, neden Dorne’dan olan bir hanenin üyesinin bebegini ölmüs gerçek prensesin yerine geçirsin?
Hadi bunlari da geçelim…
Daenerys dogdugunda ve tabi Rhaella hayatini kaybettiginde, Targaryenler tahttan indireli 9 ay olmustu zaten. Robert neden o 9 ay içinde saldirmadi diye sorarsan? Ejderha Kayasi Targaryen Kraliyet donanmasi tarafindan korunuyormus. Robert Ejderha Kayasini alabilmek için Stannis’e yeni gemiler insa etmesini söylemis. Tabi bu arada Dany’nin dogdugu gece çikan firtinada o Targaryen donanmasi mahvolmus. Ve Kraliyet gidince, ee donanma da gidince, Ejderha Kayasindaki askerler iyice Robert’a karsi koyamacaklarini anlamis ve Dany ile Viserys’i Robert’a teslim etmeyi planlamaya baslamislar. Onlar planlarini uygulayamadan Willem Darry ve birkaç sadik adam, Viserys ve Dany’yi, Braavos’a kaçirmislar.
Dayne’ler isinlanmayi bulmadiysa, Ashara’nin çocugu kisa sürede Ejderha Kayasina nasil ulastirildi?

Bu teoriyi ortaya atan kisi ne düsündü bilmiyorum ama nereden tutarsan tut elinde kaliyor. Bu arada uzun zamandir bu teori için düsüncelerimi yazmak istiyordum; konuyu açman iyi oldu :smile:

LF herkesle arasini düzgün tutma derdinde degil, bunu sadece çikar saglayabilecegi veya gözünden ayirmamasi gerektigi kisilerle yapiyor. Ve Genç Griff kim ki yani? Öff, hiç sevmiyorum çocugu yaa :smile:

Jon’un Akgezenlerden dolayi ittifak saglamak istedigi için bu evlilige sicak bakmasi… Aegon diz çökmesini isteyecektir, 7 Kralligi oldugu gibi isteyen biri sonuçta ve Kuzey… malum yani. Orada bir anlasmazlik olur. Jon diz çöktü diyelim, Kuzeyliler delirir, ve Jon “Ama 10 bin adami var! Ve ayrica filleri!” diyemez. Komik olur. “Sen bizi kimlere muhtaç ettin lan gerizekali?” derler adama. Dizide mesela, en azinda çok büyük bir gücü, ejderhalari olan Dany’ye diz çöküyor, ama daha da önemlisi, Dany’nin bunu hakkettigini düsündügü için, iyi bir Kraliçe olacagina inandigi için yapiyor. Belirli ve geçerli sebepler var. Aegon’la ayni durum söz konusu olamaz. Jon durumu Genç Griff’e bildirip “yardim” isteyebilir, ki isin oraya varacagini düsünmüyorum çünkü biliyorsun, benim aklimda Dany’nin gelisi = Genç Griff’in sonu, ama hadi oldu diyelim… Cidden yani Jon 10 bin parali askere sahip, ve muhtemelen tanima firsati olmayacak bir adam için diz çökmez. Genç Griff ise “Akgezenler mi? Diz çökmene gerek yok kardesim (:stuck_out_tongue_winking_eye:), adamlari toplar gelirim, gerisini sonra hallederiz” demez :smile:
Leydi Ashford benzetmesi gerçekten ilginç ama, Genç Griff sorun yaa. O benzerlikten bir sey çikacaksa, bir göndermeyse gerçekten… Jon ve Sansa’ya simdiden mutluluklar dileyelim bence :smile:

Öldürülmeleri?? Hele mesela Illyrio’nun yaninda kaldiklari sirada öldürülmeleri??
Kimsenin destek olmadigi, umursamadigi iki evsiz, bes kurussuz çocugu tehlikeli bir dünyada kaderlerine terk etmek varken, neden ellerini direkt kana bulasinlar?
Genç Griff için ellerini sadece iki kere kana buladilar diye biliyorum ben. Varys yapti onu da. Pycelle’i öldürdü, ardindan Kevan Lannister’i.
Pycelle… Pycelle iste, Cersei’nin köpegi resmen, ne derse yapar; yasli ama tehlikeli adam.
Kevan ise Cersei’nin çilginliklarina engel olabilecek, ama daha da önemlisi Tyrell-Lannister ittifakini ayakta tutan adam.
Genç Griff’in saltanatina ciddi bir engel olusturabilecek, sorun yaratacak iki kisi yani. Dany ve Viserys öyle degillerdi, iki sefil, yapayalniz çocuklardi sadece. Varys ve Illyrio çakal insanlar ama cani degiller. Hatta Varys gerçekten hassas bir adam, mesela LF gibi degil o; Kevan’i arbaletle vurdugunda özür diliyor, bunu mecbur oldugu için yaptigina inaniyor, birde sonra adamin can çekismesine dayanamayip, “kuslarindan” Kevan’in izdirabina son vermelerini istiyor.
Neyse yani zaten neredeyse bitmis tükenmis iki çocugun canini alacak kisiler degiller. Iste böyle en fazla onlari “neredeyse tükenmislik”'den “tamamen tükenmislik”'e daha hizli götürecek bir yola sokarlar.
Ama iste Varys tahminlerle, varsayimlarla plan yapmiyor. “Dany hamile kalacak; Robert bunu ögrenince Dany’yi öldürmesi için adam göndermemi isteyecek, bunu yapacagim, adam Dany’yi öldürecek, Drogo öfkelenip intikam almak isteyecek ve Viserys’e destek olacak…”… Kulaga gerçekten gerçeklesmesi mümkün seyler gibi geliyor, ama bir terslikle her sey altüst olabilir de. Varys bu planda bir terslik çikmayacagindan emin olabilir mi? Olamaz. LF’den farkli oldugu konulardan biri de bu; LF’in risk aldigi, kumar oynadigi zamanlar oluyor ama Varys hep emin adimlarla, kesin bilgilerle ilerliyor.

Baska bir forum degil. Bir chat uygulamasi gibi bir sey. Uygulamayi indirmen ve ardindan davetiye alman falan gerekiyor.


#154

Sanmam, sebep?

Gölgelerin arasından sessizce çıktılar. İlkinin ikiziydi sanki hepsi de. Üç tane… dört… beş…

Komutan ise belirli bir fiziksek farklılığı olur herhalde, bence daha görmedik arkadaşı; ayak işine kendi gitmez herhalde. :stuck_out_tongue:

Bir de bunlar Targlar gibi güzel mi betimleniyordu? Dizideki kadar çirkin değiller diye biliyorum? Sonuçta adamın biri zamanında aşık olmuş bunlardan birine… Euron vizyonu var ya Buharsaçlı’nın 6. kitapta gördüğü; beyaz tenli kadın imgesi… O kadın bunların asıl başı da olabilir; hiç ölmemiş ve bunca yıl dönmeyi beklemiş olabilir? Kendine yeni kral arıyordur belki. :stuck_out_tongue:

O Kış Kralı’nı anlatırken Yaşlı Dadı isim vermemişti diye biliyorum? Kırıcı Brandon olduğu nerede yazıyor?

Peki, onlar nereden biliyorlar Bran’ın geleceğini? Gerçi bunca zaman özel birini aradıklarına göre bir şekilde bir şeyleri görme, haberdar olma durumları var… Yoksa boşa aramazlardı aa ya da ne arıyorlar ise… Bu durumda Bran’ı da biliyor olmaları imkansız olmaz.

Rica ederim. Satin eski fahişe diye uygun değil diyor adam ama Jon da ondan daha uygunsuz kişiler var kalede deyip, birkaç kişi sayıyordu yaptıklarıyla beraber, o zaman susuyordu. Bu adam da ne saçma bir tip; katili, tecavüzcüsü var yanında ama eski fahişe diye burun kıvırıyor Satin’e. :smiley:

Akşam Kılıcı dediğim adam o işte, Gerold. Cersei’nin kızının kulağını kesen… Arthur’un kuzeniymiş. Aslında Deli Kral’ın Ashara’ya tecavüz etmiş olabileceğini düşünenler de var; kız doğurduğu ve öldüğü konuşuluyordu galiba? O zaman Aegon yaşında olmalıydı Dany ama 13 iken 15 yaşında gibi görünmüyordu ilk kitapta, bu düşüncenin de doğru olma olasılığı düşük gibi. :stuck_out_tongue: Yine de Ashara-bebek-baba olayını merak ediyorum. Acaba cidden Ned’in bebesini mi doğurdu etti. :slight_smile:

Ashara’nın bebeği doğurduğu ve bebeğin öldüğü söyleniyor; Cersei ise Jon’un annesinin(Cat de) Ashara olduğunu düşünüyor. Bu ilk zamanlar Kışyarı’nda dedikodu meselesi olmuş ama Ned, hepsini susturmuş… Bebeğin ölümü, Ned’in ihaneti ve abisini öldürmüş olmasına daha fazla dayanamayıp kendini öldürmüş. Bebek yaşasa idi ve Ned’e ait olsa idi zaten onu yanına alma olasılığı biraz sıkıntılı olmaz mıydı? Jon’u piçi diye getiriyor üstüne bir de diğer çocuğu alıp getirecek vs… Cat için de fazla olurdu iki piç. Seçim yapmak zorunda kalırdı da kuramı benle tartışma yav, ben de gerçek olduğunu düşünmüyorum. :smiley: Çok fazla açığı var sonuçta. Ne demek, içini döktüğün iyi oldu. :slight_smile:

Zaten inatla Aegon yerine o ismi kullanmandan belli kıl kaptığın oğlana, gözümden kaçmadı yani. :stuck_out_tongue: Niye sevmiyorsun ki oğlanı? Dany’e köstek olacak diye mi? :stuck_out_tongue:

Yaaa Jon/Sansa deme… Benim için Dany kadar kötü bir eşleşme :stuck_out_tongue: Kuram doğru ise asıl Jon ile asla olmaz, araları yok zati… :smiley: Zaten bir evlilik olur vs. nişan olur şeklinde hiç düşünmedim, bir niyet, girişim veya belki bir etkileşim. Sonuçta bu kız 5 kişinin 4 ile de aşk meşk yaşamadı ya da her biriyle evlenmedi; biriyle evlendi diğeri ile nişanlandı vs. şeklinde gidiyor. Ben bu Sansa’nın mutlu olacağını da sanmam, yazık kıza bir yerde.

Aradan çıkartmak istiyorlar tarzında düşünen sen değil misin? Öldürülmek istense kendileri rahatça yapar, yapmak istediklerinde yapmaktan çekinmeyeceklerini de Kevan ve üstat ile gördük, kim bilir bizim bilmediğimiz daha neler yaptılar… Aegon tahta geçsin diye bu kadar uğraşan, dolap çeviren, kaos çıkartan iki kişinin yeri geldiğinde kendi ellerini pisletmeyeceğini(ya da pisletmediğini) nasıl düşünebiliriz ki? “Ya Aegon kral olsun ama biz elimizi kirletmeden yapalım.” demezler.

Böyle bir planda nasıl bir terslik çıkabilir ki? Görünürde her şey kusursuz duruyor. Kimin aklına gelebilirdi ki Viserys’in kendini öldürteceği? Jorah’ın kıza aşık olup, ölümden kurtaracağı? LF’nin güzel bir sözü var; “Piyonların bile kendi iradeleri vardır, bazen kendi başlarına hareket ederler. Cersei’nin asla öğrenemediği bir ders bu.” demişti, Sansa’ya. Targ kardeşler, Jorah hatta Drogon vs. her biri Varys ve Yargıç için birer piyon; piyonların da kendi başlarına hareket etme ihtimali her daim vardır, bu risk asla ortadan kaldırılamaz.

Görüyoruz ki LF gayet haklı; plan kusursuz görünüyordu ama en mükemmel planın bile ‘irade’ kusurunu içinde barındırıyor. Nitekim yaptıkları plan bozuldu. Viserys öldü, Drago öldü ve Dany, 3 ejderha ve Jorah ile birlikte büyüdükçe büyüdü… Bu durumda sıra yeni planda; daha düne kadar öldürmeye çalıştıkları kızın gücünü Aegon ile birleştirmek, böylece hem Aegon’ın taht için gücü büyeyecek hem de Dany’nin oğlanın önünü tıkaması engellenecek. Lakin bak burada da piyon/irade meselesi araya girdi; Tyrion oğlanı bir gaza getirdi, bıraktı Essos’u Fırtına Topraklarına gitti. Plan sekteye uğradı…

Anladım, boş vereyim o zaman. :stuck_out_tongue:


#155

Cünkü o giris bölümü Will POV’uydu.
Ötekiler tarafindan saldiriya ugradiklarinda, eger Night King de oradaysa, Will onu tanimadigi, bilmedigi için, Martin bunu belirtemezdi. Sonuçta Will’in bakis açisindan yaziyor. POV karakter karsisina çikan kisiyi tanimiyorsa, yazar o kisiyi isimlendiremez, sadece tarif edebilir.

Niye fiziksel bir farkliligi olsun ki? O da nihayetinde Akgezen, digerleri de.
Dizide Night King digerlerinden farkli görünüyor, basinda dogal bir taç var gibi, ama dizi dedigimiz seyde görsellik vardir. Birinin farkli oldugunu, lider oldugunu belirtmek istiyorsan, bunu göstererek anlatirsin. Izleyen der ki, “Hepsi birbirine benziyor ama belli ki $u kafasinda dogal bir taç gibi bir sey olan bir baska”. Aninda tak diye anlarsin.
Dizi kitap gibi degil yani. Martin’in kitapta Night King’e farkli bir görünüs vermek gibi bir zorunlulugu yok; onun bunu olaylarla anlatabilme, ve Night King’i fizigiyle degil, olaylardaki rolüyle farkli gösterme sansi var. Tabi eger NK o ilk POV’da varsa, Martin bu bahsettigim seyi yapmamis. Ama bence bunun sebebi öncelikle Will ile ilgili. O anki psikolojisi, yasadigi saskinlik, korku yüzünden, hepsinin birbirine benzedigini düsünmekten öteye gitmez. Yani o anki durumda, Ötekileri, aralarinda bir lider oldugunu farkedecek kadar analiz edecek halde degil Will.

Ötekiler Targlar gibi güzel mi betimleniyordu, hatirlamiyorum.
Aaa evet olabilir bak, o kadin liderleri olabilir, ki bu ayni zamanda bu kadinin 13.Lord Kumandan ile birlikte olan, Öteki gibi tasvir edilen kadin oldugu anlamina da gelebilir.
Martin’in böyle bir “degisiklik” yapmasini isterim. Ötekilerin liderinin dizideki gibi bir erkek degil, kadin olmasini. Night King degil, Night Queen… Veya Night’s Queen, böylece o Lord Kumandanin kendine Night’s King demis olmasinin ayrica bir özelligi olur. Bayildim bu fikre, efsane! Böyle bir sey olursa, o lider daha önce hiç görülmemis demek olur ayrica, yukarida bahsettigim ihtimal ortadan kalkar.

Kirici Brandon oldugu Buz ve Atesin Dünyasi kitabinda yaziyor.

Evet, Deli Kral’in Ashara’ya tecavüz ettigi teorisiyle en azindan Dany’nin Targ görünümü sorunu olmuyor. Ama geriye yine, o çocugun nasil Ejderha Kayasi’na gittigi sorusu gibi, yukarida yazdigim bir sürü soru çikiyor ortaya.

Dedigim gibi, Ashara’nin hamile olduguna dair kesin bir bilgi de yok benim bildigim kadariyla. Bu yine fanlarin düsündügü, yarattigi bir ihtimaldi ve zamanla gerçekten öyle bir durum varmis gibi bir algi olustu diye biliyorum ben.
Sanki Kisyarinda yapilan o dedikodu üzerinden öyle bir teori üretildi zaten. Yani insanlar (Kisyari halki) yakin tarihte Ned ve Ashara arasinda bir hoslanma, yakinlasma oldugunu biliyordu. Ee Ned kucaginda Jon’la birlikte gelince, sonrasinda da Ashara’nin öldügü haberi çikinca ortaya, Kisyarindaki insanlar bu iki olay arasinda baglanti kurdu. Fanlar da bu baglanti, dedikodu üzerine teori üretti :smile:
He onu dedim ben de zaten, bu teori gerçek olsa bile, Dany’nin görünümü ortada, Ned Jon’a sahip çiktigi gibi sahip çikamazdi ona. Gümüs saçli, mor gözlü bir çocugun Targ olmadigina kimi inandirabilirdi? Ki gerçekten Dany o teoride Targ degil. Neyse yani alip yaninda da götüremezdi, olacaklari bilirdi, ama en azinda çocugun güvende olmasini da saglardi. Ama bu hiçbir sekilde çocugu Ejderha Kayasina göndermek olmazdi tabi :smile: Neyse yani gerçekten çok saçma bir teori.
Yok senle tartismiyorum; teoriyi degerlendiriyoruz, yorumluyoruz sadece :slight_smile:

Dikkatlisin :wink: Aegon diyemiyorum evet yaa, mesela diger baslikta birkaç Aegon dedim ama hiç içime sinmedi :smile:
Ne köstek olacak yaa o Dany’ye? :smile: Ben Genç Griff’in Aegon oldugu (!) kafama dank etmeden ve bundan tam emin olmadan önce de sevmiyordum. Birde Ejderhalarin Dansi’nda ortaya çikan, yeni karakterle dolu yeni bir hikayeydi ve ilk okudugumda bunun amacini anlayamiyordum, anlamsiz buluyordum, artik olaya öyle bakmiyorum tabi ama sanirim o ilk etkiyi, antipatiyi üzerimden atamadim. Jon Con’u ve digerlerini de pek sevmem mesela.

Dany ve Jon senin için kötü bir eslesme iste, ama hikaye için çok iyi :grin:
Sansa ve Jon pek yakin degiller evet ama bunun baslica sebebi Sansa’nin, Jon’un piç olmasindan dolayi mesafe koymasina bagli. Annesinin tavrindan da etkilenmis galiba. Yani aralarinda aslinda bir sevgi var, ama Sansa kendini galiba Jon’dan üstün görüyor, ve varligiyla annesinin canini yakan Jon’a onu dislayarak kendince tepki koyuyor. Jon’un kimligi açiga çiktiginda bir seyler degisebilir, hiç belli olmaz. Ama Jon ve Sansa diye bir sey olursa da hikayenin sonunda olur bence; ikisi de sag kalmis olur, Jon 7 Krallik Krali, Sansa Winterfell leydisi olur, birlikteliklerinin sebebi asik olmalari degil, daha çok diyarin iyiligi içindir falan filan… Bir evlilik olsa da yani yine Sansa’nin hep hayal ettigi sekilde olmaz. Lanetli kiz valla, ben de aciyorum ona.

Aradan çikarmak istiyorlardi tarzinda bir düsüncem yok aslinda, “Viserys ve Dany’yi, Genç Griff’in yolundan çekmek istediler” dedim. Bu ikisi arasinda fark var, en azindan benim kafamda :smile:
Ama Kevan ve Pycelle farkli. Onlari hikayenin basindaki Dany ve Viserys ile bir tutabilir misin? Dany ve Viserys tek baslarina biraksan, karinlarini bile zor doyuracak bir durumdaydilar. Hiçbir yerde destekçileri yoktu ve olmasi da imkansizdi, onlari koruyacak kimse de yoktu. Yani kaderlerine terk etsen de zaten uzun bir ömürleri olmazdi, o yüzden niye öldüreceksin ki? Zaten ciddi bir tehlike degillerdi. Ama Varys ve Illyrio yine de süreci hizlandirmak, isi garantiye almak istediler ve o ikisini resmen Dothraklarin önüne attilar.
Kevan ve Pycelle, Genç Griff’in artik Westeros’a adim attigi bir zamanda öldürüldü, her sey daha da ciddiydi ve bir an önce ilgilenilmesi gereken sorunlardi bu adamlar. Onlari yoldan çekemezsin, onlar ciddi bir tehdittir çünkü senin amacin için; direkt aradan çikarirsin, ortadan kaldirirsin. Ki Kevan’in ölümü, zaten zar zor ayakta duran Tyrell-Lannister ittifakini, Cersei’nin de katkilariyla tabi, yerle bir eder ve devaminda Tyrell’lerin Genç Griff’in yaninda olmasi resmen kaçinilmaz!
Ellerini kirletecekler tabi ama dedigim gibi zaten kendi hallerine biraksalar uzun süre hayatta kalamayacak iki çocugun kaniyla kirletmezler ellerini. Varys ve Illyrio her sey olabilirler ama o sekilde cani adamlar da degiller. Viserys ve Dany’nin ne durumda olduklari belli, birak ordu bulup Westeros’a gelmeyi, yiyecek bulmakta bile zorlaniyorlardi. Tabi ironik olan, Varys ve Illyrio’nun onlari Genç Griff’in yolundan çekmek isterken, esasinda Dany’nin yükselisine vesile olmus olmalari :smile:

Nasil bir terslik çikabilir?.. Mesela Dany’yi öldüren kisiye ödüller ve kale verilecegini ögrenen adamlardan biri, ilk girisimde bulunan kisi, görevini basariyla tamamlamaz. Yakalanir. Ondan sonra ne olur? Dany iki kat daha fazla kansüvari ile gezer, kimse yaklasamaz bile. Hee tabi sonra Kral Drogo öfkelenip 7 Kralliga gitme karari alir, zaten aynen böyle oldu, ama yaninda Dany olur. Dany’ye istedigini vermek için gider. Sonunda aradan çikarilmasi daha kolay olacak Viserys ile degil. Ki zaten Dany saldiriya ugradiginda, Viserys ölmüstü zaten. Al iste bir terslik daha! Hiç beklenmedik, gerçeklesmesi zor bir terslik de diyemeyiz yani, malum Viserys… Varys tam kontrol saglayamayagi insanlar üzerine uzun vadeli, taht oyunlari içerikli planlar yapmayi tercih eden biri degil, hele ki Viserys gibi insanlar söz konusuysa.
Neyse iste olabilecek birkaç terslik yazmissin sen de; Varys elbette o terslikleri net bir sekilde tahmin edemezdi, özellikle de Jorah’nin Dany’ye asik olup ona sadik olacagini. “Söyle bir terslik olabilir…” diyemezdi, bu imkansiz, hem dedigim gibi, senin anlattigin o plan gerçeklesmesi mümkün bir plan gibi görünüyor. Teoride ama! Pratikte tahmin edilen sekilde ilerleyemeyebilir o süreç. Hiç terslik olmamali, herhangi bir terslik, ne oldugu önemli degil. Her sey bastan sona kadar olmasi beklendigi gibi tikir tikir gitmeli. Plan iyi, mümkün görünebilir, ama herhangi bir terslik yasanmayacaginin garantisi var mi? Olamaz, imkansiz bu. Varys gibi bir adam, tahminlere dayali, düsüncelere dayali bir plan, hele ki böyle uzun vadeli bir plan, yapmaz. Onun karakterine ters bu.
Aynen iste! Piyonlarin bile kendi iradeleri vardir… Bu piyon benzetmesi yapilan kisilerin nasil hareket edecegi, nasil tepki verecegi sadece tahmin edilebilir ama hiç tahmin edilmeyecek bir sekilde hareket edip, tepki vermesi de mümkündür. Varys’in bunu bilmemesi, ya da bilip de risk almasi bence imkansiz gibi bir sey.
Evet sonrasinda yeni bir plan devreye soktular. Ama bu plani son zamanlarda uygulamaya karar verdiler. Dany’nin ejderhalara sahip olmasindan, sehirler fethedip güçlenmesinden sonra yeni planlari düsünmüs olsalar bile, uygulamamislar, belli ki bekleme karari almislar. Hemen bir seyler yapmis olsalardi, Genç Griff çok daha önce hikayeye dahil edilmis olurdu.
Tyrion’un yaptigina gelirsek… Tyrion aslinda hiçbir zaman bir piyon durumunda olmadi. Yani belirli ve önemli bir planin gerçeklesmesi için yönlendirilmemisti Genç Griff ve digerlerinin yaninda oldugu süreç boyunca. Hatta benim hatirladigim kadariyla, Illyrio’nun malikanesinde sürekli Westeros’da olup bitenleri düsündügü ve sürekli içtigi için, Illyrio öncelikle onu digerlerinin yapacaga yolculuga dahil etti, kafasinin baska seylerle mesgul olmasini istedi. Yani eger Tyrion üzerinden bir planlari varsa bile, bu ortaya çikmadi, gündeme gelmedi o süreçte.
Bence Tyrion gibi zeki bir adamin baglantiyi kuracagi ihtimalini de akil etmislerdi, ama tabi bunun üzerine Genç Griff’i gaza getiririp bir piyon haline getirmesi asla tahmin edilebilir bir terslik olamazdi. Genç Griff resmen Tyrion’un piyonu oldu, ve kafasinda ne gibi bir plan oldugunu çok merak ediyorum.
Bunun disinda Tyrion’un hareketi Daenerys’in gücünü Genç Griff’e katma planini sekteye ugratsa da, bu planin gerçeklesmesi Varys’in gözünde hala mümkündür. Bu esas planin tamamen bozuldugunu düsünmez herhalde su an. Sadece baska bir ara plan yapmasi gerek gibi görünüyor.


#156

Evet, bu da olabilir. Uzak doğuluların hepsini ilk bakışta birbirine benzetmemiz gibi de algılamış olabilir.

Euron imgesinden sonra bir WW kadın bekliyorum doğrusu, şu ana kadar hep erkekler gördük ama onların başı ya da ilahı olmasını bekliyorum ki ikisi de aynı aslında ama ilahı gibi bir şey ise o zaman gene bir başkomutan falan olabilir ama ona işte NK denemez. Euron, kadının kralı ise kendisi kraliçe sonuçta… Bir sürü güçlü kadın karakter var dizide; kötü ve iyi; ww kadın da olabilir. Açıkçası nedense Great Other’ı hep kadın olarak kafamda canlandırıyorum.

Tüh, ben hep Jon Stark diye düşünmüştüm ismini; sonuçta günümüzde de Jon uğraşıyor bunlarla, güzel bir tekerrür olurdu.

Sonuç olarak Ashara’dan doğma ise Dayne ailesi ya da Marteller, bir şekilde bu işi halledebilirler herhalde… İmkansız diye bir şey yok sonuçta. Sen deyince tekrar baktım; Ashara’nın ölüm sebepleri arasında bebek doğurdu, öldü, bu yüzden kendini öldürdü diye tahminler yürüten varmış; Cersei de bunlardan biri misal. Gerçekten hamileliği konusunda kesin bir şey yok. http://awoiaf.westeros.org/index.php/Ashara_Dayne

Lakin Elia’nın nedimesi olan bir kadın, neden Dorne’a gönderilir? Savaş yüzünden mi acaba? Kral göndermeyince Elia’yı, güvende olsun diye kızı mı gönderiyor? Niye o zaman? Kimse bir nedime ile ilgilenmez; tehlikede olan prenses ve çocukları sonuçta, nedimeleri vs. değil.

Ben sevdim hepsini; yani ilk izlenim fena değil. Hikayeye hoş bir hava kattıklarını düşünüyorum. Güzel şeyler de yapacaklardır, her şey bizim için! :smiley: Oğlanın ismi Targ da olsa Blackfyre da olsa Aegon ama, ona göre. Genç Griff sadece takma bir isim. :stuck_out_tongue:

‘sevgi’ var da diyemem doğrusu, hiç sezmedim bunu. Dikkat et; kral geldiğinde ve ziyafet sırası dışında hiç aynı mekanda olmadıkları gibi iki kelam da etmediler. Veda POV’unda Sansa ile vedalaşma ya da onu anma gibi bir şey de yoktu; Ned meselesi patlak verdiğinde de pek endişelenmediği gibi Tyrion ile olan evliliğini de kafaya takmadı. Aralarında zar zor bir ilişki var gibime geliyor. Sansa tam anasını kızı olduğu için Jon’a o şekilde davranıyor, haz etmiyor onun piç olmasını. Gerçek kimliği açığa çıksa bile çok büyük değişim olacağından şüpheliyim; onca geçmiş yılda kötü gözle bak, öyle davran ama sonra bir anda düzelmek mi? Alışmış kudurmuştan beter der, eskiler. Boşa söylenmez bu söz.

Dizideki Sansa’ya tam gıcığım da kitaptakine nötr ila sempati arasında gidip geliyorum; elbette 1. kitapta tam kıldım yaptıkları yüzünden. :stuck_out_tongue:

O nasıl bir fark ayıptır sorması? :smiley:

Tamam zaten, bana göre zaten niyetleri Drogo’nu kalasarı ile dar denizi geçirmeleriydi… En başta o orduyu istiyorlardı, 10 bin ordu ile Aegon nasıl fetih yapıp düşmanları ile mücadele etsin ki? Dorne dışında %100 bir müttefiklik teminatı da yok; karşısında Barth, Stark ve Lannister orduları olacak. Üstüne evlilik meselesi yüzünden Vadi ve Nehirova orduları da… Menzil’i dahi yanına çekse beceremezdi kazanmayı. Bu yüzden Dothrak ordusu şarttı ve onları çekmenin en iyi yolu da Drogo’yu tahrik etmekti. Senin dediğin şekilde de olsa onların planladığı şekilde de… tahrik olup denizi geçecekti.

Planların çoğu kuramsal olarak uygulanabilirler zaten ama iş gerçekten uygulamaya gelince çoğu zaman da kusur söz konusu olur; Varys gibi adamların işi de -düşük de olsa- ihtimal yok gibi bir şey ama şöyle böyle bir şey olursa şunu yaparım diye tahmin edip olası önlemler almaktır. Yani hep en kötü senaryoyu düşünüp bir b planı yapmaları gerek. Yapmışlardır da kendilerince zaten. A planı tutmadı ama sandıkları kadar kötü bir sonuç da olmadı; b planına geçtiler. Lakin o da olmadı, diğer planları uyguluyorlar şimdi.

Tyrion “yemi yuttuğuna inanamıyorum” demişti, oğlanın gittiğini öğrenince. :smiley: Açıkçası özel bir plan yapmış gibime gelmemişti hiç.

Plan yaparsın; birebir olmaz; artısı eksisi olur sonuçların, eksilere bakarak planı düzenler ya da değiştirirsin. İnan bana gerçekten planların neredeyse hiçbiri kafandaki gibi birebir gerçekleşmez. “Evdeki hesap çarşıya uymadı.” deriz ya; bu da boşa söylenmiyor. Çoğu kez böyle olduğu için bu sözü söylemiş eskiler. :slight_smile:

Haydi sana yeni bir soru; bu Lord Hightower son 10 yılını kulede geçirmiş galiba? Sence sebep? :stuck_out_tongue:


#157

NK denmez ama nihayetinde bu karakterin dizideki karsiligi NK olur yani, ben bunu demek istiyorum.

:joy:

Halledebilirler tabi ama çocugu Ejderha Kayasina göndererek degil. Yani cidden bunu neden yapsinlar? Cok saçma. Targlar tahttan indirilmis. Ejderha Kayasinda sadece hamile Rhaella ve Viserys var askerlerle birlikte. Onlarin da yakinda yakalanip öldürülecegi tahmin ediliyordur o sirada. Ashara’nin bebegini korumak için tehlikenin ortasina göndermek, ne kadar mantikli olabilir? Hee birde Martell’ler niye bu ise karissin? Tamam Dayne hanesi onlarin sancaktari ama yani… O çocuk onlarin gözünde çok mu önemli bir konumda?
Hem dedim ya, Dany dogduktan neredeyse hemen sonra, Ejderha Kayasindaki askerler ayaklanip onu ve Viserys’i Robert’a teslim etmeye kalkismadan önce Braavos’a kaçirdi Willem Darry onlari. Ashara’nin çocugu önceden geldiyse, Willem onu neden umursasin? Rhaella’nin dogurdugu çocuga ne oldu? Öldü mü? Ölmediyse Ashara’nin çocuguna ne oldu peki?
Cok fazla zorlama, çok fazla varsayim…
Ben Ashara’nin hamile olduguna bile inanmiyorum. Winterfell’deki insanlarin iki olayi birbirine baglayarak ortaya çikardiklari dedikodu yüzünden fanlarin aklina gelen bir ihtimal bu sadece.

Cünkü Deli Kral için Ashara Dayne’in bir önemi yok.
Dorne’un yönetici hanesi Martell hanesi, Dayne degil. Dayne’leri sadakatini garantiye almak istiyorsan, önce Martell’leri hizada tutmalisin. Bunu yaparsan zaten otomatikman Dayne hanesi de ceptedir. Önemli olan Martell.
Deli Kral Ashara’yi elinde tutarak Martell hanesine bir baski yapamaz, Elia’yi elinde tutarak yapabilir bunu.
Hem Ashara’nin tam olarak ne zaman evine döndügü de bilinmiyor sanirim. Harrenhal Turuvasinin sonundan, intihar ettigini zamana kadarki süreç ile ilgili bir bilgi bulamadim ben. Sadece, Barristan Selmy’ye göre, biri Harrenhal turnuvasinda Ashara’nin onuruna leke sürmüs. Ki kizin en son da intihar ettigini biliyoruz. Dolayisiyla hayatinin yaklasik son iki yilinda çok bozuk bir psikolojiye sahip oldugu çikarimini yapabiliriz. Ve böyle bir durumda, evine Harrenhal turnuvasindan hemen sonra veya bir süre sonra dönmüs oldugu ihtimali de var. Öyle bir arzusu olduysa, Elia izin vermistir.

Evet dogru, nihayetinde Targ da olsa, Blackfyre da olsa ismi Aegon. Ama Rhaegar’in oglu Aegon seklinde söyleniyor ya? Ben o yüzden Genç Griff diyorum :smile: Aegon Blackfyre mi desem? Gerçi onu söylemek için de çok erken. Bu çocugun Rhaegar’in oglu çikmasi bana yüzde 10 ihtimal gibi görünse de… Martin beni çok korkutuyor diyeyim iste, sen anla :smile:

Sansa ve Jon arasinda sevgi var derken… Kardesler arasindaki o dogal, “atsan atilmaz, satsan satilmaz” sevgisi :smile:
Mesafeliler, konusmuyorlar, hoslanmiyorlar falan filan ama hepsinin bir sebebi var. Sansa’nin Jon ile arasina mesafe koyup kendini ondan üstün görmesi “piç” kelimesinin anlamini ögrendiginde ortaya çikmis, bundan bahseden de Arya’ydi sanirim.
Ben Jon’un Sansa’ya, Sansa’nin Jon’a içten içe sevgi besledigine inaniyorum. Sadece ikisine ait ortak, güzel bir hatira yok mesela, hos anilar yok, baglilik yok. Sadece kirginlik, kizginlik, küskünlük. Ve bence gurur da var, özellikle de Jon’da. Umursamiyorlar yani birbirlerini. Ama temelde bir sevgi var, ve yollari kesisirse eger, bu sevgi o gizlendigi yerden ortaya çikar. Eskiden birbirlerine olan davranislarinin ne kadar çocuksu oldugunu görürler. Hele yasanmis onca seyden sonra, aile diye bir sey kalmamisken. Aralarinda önemli bir sorun da yok ki yani.
Her sey Sansa’nin tavri ile baslamis, ama bir yandan anlasilir bir tavir tabi. Sebeplerden biri annesi ile, digeri ise hayata bakis açisi ve babasiyla alakali bence. (Yazacaklarim tamamen Sansa’nin o dönem içinde bulundugu psikolojik durum üzerine tahminler olacak)
Piç kelimesinin ne anlama geldigini ögrenince, annesinin Jon’a karsi neden tepkili oldugunu da anliyor. Eskiden tam olarak anlam veremedigi annesinin o öfkesi, o hüznü birden anlasilir bir durum haline geliyor.
Ve bu piç kelimesinin anlamini ögrenmek ayni zamanda birden babasina olan bakisini degistiyor. Babasinin, annesi varken baska bir kadinla birlikte oldugu düsüncesi… Ama yine de konduramiyor bunu babasina, ona tepki gösteremiyor. Ve tabi birde Sansa’nin küçücük yastan beri ask hikayelerine büyük bir hayranlik duydugu gerçegi var; bir gün bir adamin onu bu hikayelerde anlatildigi gibi sevecegini, ona sadik olacagini hayal ediyor; ask’a inaniyor. Ve babasi Sansa’nin bu inancina gölge düsüren ilk erkek. Ve iste bu yüzden Sansa babasina duydugu kizginligin, babasinin sebep oldugu o hayal kirikliginin acisini da Jon’dan çikariyor, ona tavir yapiyor.
Karakter analizi yapmaya bayiliyorum :smile:

Yaa buradaki farki anlamak için benim kullandigim kelimelere takilmamalisin, daha çok anlatmaya çalistigim farkliliga odaklanmalisin. Bu yüzden orada “En azindan benim kafamda” diye belirttim çünkü ben de farkindaydim “Dany ve Viserys’i GG’nin yolundan çekmek istediler” ile “Dany ve Viserys’i aradan çikarmak” sana tamamen ayni görünecegini, herkese öyle görünecegini de biliyorum. Ama iste bu konudaki bakis açim bu kelimelerden öteye gidiyor, dogru kelimeleri bulamiyorum ve yanlis ifade ediyorum. Olur ya hani böyle durumlar? Düsüncelerini bir kagida yazarsin, ve kagittaki hali tam olarak kafamdaki haline benzemez, ama sen yine de o kelimelerin ardindaki anlami da bilirsin. Öyle bir sey.
Yani birde söyle deneyeyim…
Varys, kurdugu plani bozma ihtimalleri çok ama çok düsük olan Dany ve Viserys’i öldürmek yerine, onlari uyum saglanmasi zor, barbar diye bilinen bir halkin ortasina atip kaderlerine terk etme karari aldi.
Iste Varys’in bu yaptigina ben “yoldan çekmek” diyorum.
Yoldan çekmek, Dany ve Viserys’i çok baska, senin yolunun aksi yönünde ilerleyen ve onlaru zorlu bir kadere götürecek bir yola koymak.
Aradan çikarmak iste… Yok etmek iste. Puf! Gitti! Mort! Bu yani :smile:

Ama neyse, bütün bunlarin bir anlami yok çünkü sen haklisin :smile: Büyük ölçüde en azindan.
Hala Varys’in varsayimlar, tahminler üzerine plan yapmis olmasi bana tuhaf gelse de, Dany ve Viserys, Dothraklarin Westeros’a gelmesini saglamak için bir araç gibi kullanilmislar. Ama planda Dany’nin ölmesi yok, hatta sanirim Dany’nin olasi hamileligi de yok.
Sen bu konu üzerinde israr edince, 1.kitapta Arya’nin kulak misafiri oldugu Varys-Illyrio konusmasini tekrar okumak iyi olur diye düsündüm ve oldu :smile:
Illyrio, “Her halükarda zamana ihtiyacimiz var. Prenses hamile. Khal oglunun dogumunu beklemeden harekete geçmeyecektir. Su vahsilerin nasil adamlar oldugunu bilirsin” diyor.
Sanki Dany’nin hamileligi çok ters bir durum olmus gibi konusmuyor mu sence de? Ki zaten Varys’e ertele diye israr ediyor, Varys ise acele etmeleri gerektigini düsünüyor. Bu hamileligin yarattigi durum sonucu, fikir ayriligina düsüyorlarsa, ne yapacaklarini tam olarak bilemiyorlarsa, demek ki planda Dany’nin olasi hamileligi yoktu. Böyle bir durum söz konusu oldugunu ne yapacaklarini planlamadilar??
Yani bunlar simdi ciddi ciddi Khal Drogo’nun Viserys’in veya Dany’nin istegi üzerine, Dothraklarin zehirli olarak gördükleri deniz suyunu geçecegine inandilar mi? Koskoca plani bunun üzerine mi insa ettiler? Yani Dany-Drogo evliligi bu anlasma üzerine yapildi tamam ama, Dothraklarin yeminlerini onurlandiracaklarina nasil bu kadar emin oldular? Dothraklarin??
Neyse ama kitapta yazili olanlara göre durum bu, o yüzden inkar edilemez elbette ama harbiden bana bastan sona biraz mantiksiz geldi bu olay. Olmamislik var.
Sen benim göremedigim noktalar görüyorsan, aydinlat beni.

Öylesine “Dur bir sunu gaza getireyim, bakalim ne yapacak” gibi mi düsündü yani? Oyun mu oynadi çocukla? Ya da ne bileyim, test mi etti? Yani sonuçta Rhaegar’in oglu oldugunu düsündügün bir çocugu, halasina giden yoldan çevirip ters istikamete, Westeros’a savasa gönderdi :smile:
Yok yaa, ya bence aklina bir sey vardi, ya da öylesine akil verdi veya sadece fikrini söyledi ve Genç Griff’in bunu dikkate alacagi tuttu ama bir yandan da, senin de söyledigin gibi, Tyrion’un “yemi yuttuguna inanamiyorum” demesi var… Aklinda bir sey olmasi gerek yem attigina göre… ???
Tyrion Genç Griff’in taht sirasinda Daenerys’den önce geldigi, ama Daenerys’in ondan çok daha büyük bir güce sahip oldugu düsüncesiyle bu sohbeti baslatmisti galiba. Bunun bir önemi varsa tabi bu konuda. Bilemiyorum. Amaaan! :smile:

Hifghtower’lar hakkinda pek bilgiye sahip degilim, hele Lord Leyton Hightower hakkinda, hiç!
Ama sen sorunca biraz arastirdim.
Adam 10 yildir, hatta sanirim daha üzün süre kalesinden ayrilmamis ama olaylarin disinda da kalmamis. Tabi kalesinden ayrilmamasi, hemde bu kadar uzun zamandir, sebepsiz olamaz.
En büyük kizi Malora ile sihirle ilgili kitaplar okudugu ve kalenin tüm islerini ogullarina biraktigi yaziyor. Bu yanlis anlamadiysam Demirdogumlularin, Kargalarin Ziyafeti kitabinda, Menzil’e saldirmalarindan sonra olmus. Yani o zamandan beri kiziyla sihirle ilgili itaplar okumaya baslamis.
Benim asil ilgimi çeken bu oldu. Bence esas üzerinde durulmasi gereken konu bu.
Malora’yi arastirdim ama hakkinda pek bir sey yok, Mad Maid diye bir lakabi olmasi disinda. Kitaplarda türkçeye “Deli Bakire” seklinde çevrilmis. Ve ben Deli Bakire diye bir sey hatirlamiyorum bu arada :joy: Daha kaç kere okumam gerek bu kitaplari? :smile: Martin’de nasil bir beyin var anlayamiyorum yemin ederim :no_mouth:
Kargalarin Ziyafeti - 5.Samwell POV’unda Malora’dan bahsedilmis ama bakmaya üseniyorum simdi, sanmiyorum ama belki fazladan bilgi vardir orada. Sen bak istersen, ya da ben bir ara bakarim.


#158

Sadece, Barristan Selmy’ye göre, biri Harrenhal turnuvasinda Ashara’nin onuruna leke sürmüs. Ki kizin en son da intihar ettigini biliyoruz. Dolayisiyla hayatinin yaklasik son iki yilinda çok bozuk bir psikolojiye sahip oldugu çikarimini yapabiliriz. Ve böyle bir durumda, evine Harrenhal turnuvasindan hemen sonra veya bir süre sonra dönmüs oldugu ihtimali de var. Öyle bir arzusu olduysa, Elia izin vermistir.

Bu kızın Ned ile bir gönül işi olduğundan eminiz; lakin onuruna gerçekten leke sürülmüşse bu, ondan kaynaklı olamaz diye düşünüyorum. Sonuçta onuruna düşkün bir adamdan bahsediyoruz. Abisinin de bunu yapacak kadar kavat olmadığını (sonuçta kardeşinin sevdiği kadın) düşünürsek biri kıza tecavüz falan mı etti? sorusunu sordum kafamda. Aklıma ilk gelen Deli Kral oluyor, doğal olarak… Karısına bile tecavüz eden biri ne de olsa… Elbette Selmy’nin söyledikleri doğru ise, sonuçta Ned ve Ashara/Piç meselesini o da duymuştur; Cersei duyup, Ned’e bunu sorduğuna göre… Haliyle kadının ölüm haberi ile Ned ve bebek üzerinde bağlantı kurmuştur o da… Bu kadar muammalar ile dolu bir kadının gerçekten ölüp ölmediğini, ölmedi ise nerede olduğunu gerçekten merak ediyorum; cesedi hiç bulunamamış. Bahsedilen ‘onuruna leke sürme’ meselesi gerçekleşmiş ise Elia’nın kızı evine göndermesi olağan bir durum ama ortada böyle bir durum yoksa? O zaman niye gider?

Ned’in zindanda ‘tutulmamış sözler’ ile ilgili bir düşüncesi varmış galiba??? Bu kısmı Ashara’ya yoranlar var. Acaba kızla evlenme sözü verdi, kız bunun için evine falan mı gitti? Bu Dayne’lerin babası kim ya? Adam ne ara öldü? Neden yegane erkek torununa ‘Ned’ ismi verildi? Yaşı tutsa Ned’in asıl piçi bu mu diyeceğim. :smiley: Wylla nerede? Oğlana süt annelik yaptığına göre en az 2 bebesi olması lazım; ilkinde Jon’un anası olduğu iddia etti(ben bu kadının Jon’un da süt annesi olabileceğini düşünüyorum, Ned gelirken Dorne’dan süt anası getirmedi mi? Dayne ailesinden daha iyi sır tutacak kim var Rhaegar’ın oğlu konusunda? Yani bence baba Dayne olan bitenden haberdar idi. Doğal olarak Ashara da biliyor olsa gerek.) Bu küçük Ned ise Arya yaşlarında olduğuna göre bir çocuğu daha var, kadını görebiliriz seride; en az iki kere falan ismi geçiyor.

Martin bu… Blackfyre olarak tasarlar ama kafasına eser hakiki Targ yapar. :smiley:

Anladım, ‘kan bağı’, ‘kardeşlik bağı’ meselesi. İçten içe bu sevginin var olduğuna ben de inanıyorum; zaten Sansa’nın Vadi POV’larından birinde (fecr o kısmı özelden gönderdi sağ olsun, bulamamıştım :smiley: ) “Ben de Jon gibi bir piçim, kardeşleri ölmüşken elinde kalan son kardeşti. Onu yeniden görmek güzel olurdu.” diye bir düşünce geçiriyor. Elinde tek kalan aileye karşı doğal olarak bir ‘olumlu’ duygu besliyor. Tekrar karşılaşınca bunu göstereceğinden eminim. Elbette Arya, Bran ve Rickon tekrar ortaya çıkıp; hepsi bir araya gelip, araya artık Kuzey Tahtı vb. meseleler girince Sansa’dan gene anasının kızı olmasını bekliyorum. LF zaten onu fişekler, eğer Cat da Kışyarı’na dönerse onun da tavrı zaten belli Jon’a karşı. Yani bu üçlüden bir şeyler bekliyorum. Geçenlerde Jon POV’unda denk geldim de oğlana üzüldüm ya, pis karı bebişimi ezdikçe ezmiş.

Demir Emmett hurdaya dönmüş miğferini çıkardı. “Teslim olmakta anlayamadığın bir taraf mı vardı Lord Kar?” Bunlar dostça söylenmişti. Emmett dost canlısı bir adamdı ve kılıçların şarkısını seviyordu. “Savaşçı beni koru,” diye inledi, “Qhorin Yarımel’in nasıl hissetttiğini şimdi biliyorum.”

Bu çok fazlaydı. Jon arkadaşlarının elinden kurtuldu ve tek başına silahhaneye gitti. Kulakları hâlâ Emmett’in indirdiği darbe yüzünden çınlıyordu. Jon sıraya oturdu ve başını ellerine gömdü. Neden bu kadar öfkeliyim? diye sordu kendine ama bu aptalca bir soruydu. Kışyarı Lordu. Kışyarı Lordu olabilirim. Babamın vârisi.

Fakat Jon’un gözlerinin önünde canlanan yüz Lord Eddard’ın yüzü değildi; Leydi Catelyn’in yüzüydü. Koyu mavi gözleri ve sert, soğuk ağzıyla bir parça Stannis’e benziyordu kadın. Demir, diye düşündü Jon, ama kırılgan. Leydi, eskiden Kışyarı’nda baktığı gibi bakıyordu Jon’a; onun Robb’u kılıçta, hesapta ya da herhangi bir şeyde geçtiği zaman baktığı gibi. Sen kimsin? diye soruyordu o bakış. Sen buraya ait değilsin. Neden buradasın?

Jon’un hayat boyu böyle muamele maruz kalmasına bakınca Sur’a gitmek istemesi çok doğal.

İşin ters yanı ise bir halt yemiş ise bunu Ned yapmış; Jon ise sadece bir sonuç ve onun seçimi değil. Bunu gayet iyi bildikleri halde Ned yerine Jon’a nefret kusuyorlar. Ned affediliyor ama Jon, doğduğu için ve olayı hatırlattığı için nefret ediliyor. İnsanların aslen çoğu zaman mantık dışı kararlar aldığını söylemiştim. :slight_smile:

Canım benim, bu iki kardeşe sahip çıkmayıp ortada bıraksalar zaten yine aynı şeye denk gelirdi, yani senin iddia ettiğin gibi kaderlerine terk edilmiş olurlardı. Yollarında olmazlardı. Sen de dedin insanların bunlara ilgisi azaldı, hoş karşılamaz oldu vs. Birileri bunlara yemek vermese aç kalacak, yatak vermese sokakta yaşayacak durumdalar. Kendi hallerine bıraksan zaten ser sefil bir şekilde Essos’un çöllerinde zamanla unutulur giderler, Robert’ın da çok üzerilerinde durmama sebebi bu sefil halleri idi; tehdit değildi çok fazla. Daha kendi yaşamlarını idame ettiremeyen iki bebeden niye çekinsin ki?

Lakin Dothrak efendisi ile evlendirilmesi haberi üzerine dikkatini tekrar bu iki Targ kardeşe çeviriyor. Daha kafadan öldürme arzusu yeniden tutuşuyor, hamile olma haberi ise bu işi körüklüyor. Bir de bu Dothrakların khalların khalı efsanesi vs. Drogo’nun bebeğine ilgili artırıyor; öyle ya da böyle Drogo bir şekilde bu sözü vermemiş mi Viserys’e? O taht için sana yardım edeceğim? Bu yüzden peşlerine takılıp gitmedi mi? Sözünde durduğundan emin olmak için? Sonrasında zıvanadan çıktı işte. Yargıç bile en başta kendisi ile beraber kalmasını tembihlemişti. Lakin gitmeyi tercih etti. Yolundan çekmek istediğin insanlara ev, barınak, korunak ve potansiyel bir ordu vermezsin. Varys ve arkadaşı, Dothraklar ile hepsini bunlara verdi. :slight_smile:

Bebek doğmadan harekete geçmez meselesinin planlanmayan bir şey olduğunu ihtimal vermem. Sonuçta aksine kızın hamile kalamaması onu değersiz bir kadın yapar ve değersiz bir kadın için Drogo niye ordusu ile tuzlu denizi geçsin? Neden Viserys’e verdiği sözü tutsun? Kadınla sadece güzelliği için evlenmedi sonuçta, varis, bebek istedi. Yani hamile kalacağı ta en başta tahmin edilen bir şey, hatta olması gereken bir şey. Bebek sağ salim doğup, babasının eline verilmeden de anlaşmanın ilk şartı tam yerine getirilmiş sayılmaz sonuçta, değil mi? Bana kadını verdin, tamam ama o sağlıklı erkek bebeğimi de, varisimi de istiyorum; sonra bana düşen kısmı yaparım…. düşüncesi var, bana göre ortada. Zaten "Khal oglunun dogumunu beklemeden harekete geçmeyecektir. " sözü, bu anlaşmaya işaret bence; çok iddialı bir şekilde bunun olacağını söylüyor ama önce bebek doğmalı, oğlunu kucağına almalı diyor… Mantıklı olanı da bu bence. Sonuçta anlaşmalı bir evlilik bu ve böyle evliliklerin temeli çıkar üzerinedir. Drogo’nun çıkarı doğurgan bir kadın, Viserys’in çıkarı ise Drogo’nun ordusu. Dahası belki de oğlunu tahta geçirmeyi bile düşünmüş olabilir Drogo, bilemiyoruz iç düşüncelerini… İsyan sırasında yapılan evlilikler de bunu sağlamadı mı? Kılıç?

Varys ve Yargıç da daha kız doğum yapıp, oğlunu kucağına almadan diyarda savaş çıkmasını istemiyorlar besbelli ki… Niye? O kısmı bilemedim. Önceden herkes birbirine girip, kaos ile parçalasa ve kalanları gelip süpürseler -şimdiki gibi- daha kolay ve mantıklı olmaz mı? O an ne düşünüyorlardı acaba? Varys ise engelleyemediğinden bahsediyor, gücünün yetmeyeceğinden, bu yüzden hızlanmaları gerektiğini söylüyor; belki de Dany’nin ve bebeğin suikast meselesinin nedeni budur? İşleri hızlandırmak? Neticede Drogo bu olay üzerine öfkeleniyor ve harekete geçme kararı alıyor. Lakin elbette beklenmedik bir şey oluyor ve adam ölüyor. :smiley:

Dothraklar şeref anlayışı olan, geleneklerine vs. bağlı insanlar; bunu sen de söylememiş miydin önceki yorumlarında? Batılılar gözünde ‘vahşi’ olmaları, onların şerefsiz vs. katiller olduğunu göstermez. Ayrıca Yargıç da bir iş adamı; iş yapacağı adam/ları iyi tanımadan işe kalkışmaz. Böyle adamlar işlerini teminata almayı ister.

Tyrion meselesini inan bilemiyorum; öylesine-ibişlik olsun diye- de yapmış olabilir, Tyrion’dan bahsediyoruz sonuçta. Oyunları seven biri… Oğlanın Aegon olduğunu öğreneli şunun şurasında ne kadar zaman geçti ki iki dakikada plan yapacak edecek… Bir planı vardı ise üstün körü -belki?- şeklinde bir şey yapmış olabilir. Kafasında sürekli bir şeyler gezindiği kesin bunun da… Lakin uzun soluklu planlar olduğunu düşünmüyorum; işte Tyrion, ciddi kumar oynayarak plan yapan bir karakter. Zaten mevcut şartları başka çıkar yol da sağlamıyor, her yere yem atıyor, hangisi tutarsa oradan tutunup ilerliyor. Aegon’un Dany’den uzaklaşmasını sağlayarak ne sağlamış olabilir, bilemiyorum? Ablasına karşı bir çomak mı sokmak istedi? Başı ağrısın falan diye… Mevcut haliyle Cersei’nin Tyreller dışında gerginlik yaşadığı birileri vs. yok çünkü. İnanç olayını bilmiyor kendisi. Haliyle rahat oturamasın orada diyerek Aegon’ı gaza getirmek istemiş olabilir, o da gaza geldi elbette. :smiley:

Bahsettiğin şeyi buldum. İsmi bir ya da iki kere -öylesine- geçmiş birini hatırlamamak olağan, ben de hatırlayamadım işte. Sen demesen yerini, bulamazdım. Son POV’unda geçiyor.

“Hightower bir şeyler yapmalı.”
“Elbette. Lord Leyton, Çılgın Bakire’yle birlikte kulesinin tepesinde, büyü kitaplarına başvuruyor. Belki de derinlerden bir ordu çıkarır. Belki de çıkaramaz. Baelor kadırgalar inşa ediyor, limanın sorumluluğu Gunthor’da, Garth yeni askerler yetiştiriyor ve Humfrey kiralık yelkenler bulmak için Lys’e gitti. Eğer Humfrey, o fahişe kız kardeşinden adamakıllı bir donanma almayı başarırsa, demiradamlara olan borcumuzu onların sikkeleriyle ödemeye başlayabiliriz. O vakte kadar, yapabileceğimiz en iyi şey Ses’i korumak ve Kral Toprakları’ndaki kancık kraliçenin, Lord Paxter’in tasmasını çözmesini beklemek.”
Kaptanın son sözlerindeki acılık, Sam’i en az adamın söylediği şeyler kadar şaşırtmıştı.

Büyüden nefret eden ve büyük olasılıkla da onu ve onları temsil eden Targları/ejderhaları yok etmek isteyen bir adam ve çocukları, neden büyü kitapları okur? Belki de bu şekilde ejderhaları durdurmayı, yok etmeyi düşünüyordur? Doğal olarak büyüyü? Ateşe ateşle karışık vermek? Ya da ateşin zaaflarını tespit edip, karşı önlem alabilmek, savunma amaçlı? Sence 6. kitaptan itibaren bu haneyi görmeyi başarabilir miyiz?

Bu adamın kendini kuleye kapatmasını ilginç görüyorum, bir insan korktuğu için kendini bir yere kapatmaz mı? O zaman ne için korkmuş olabilir? Prens zamanında kapatmış olsa kendini, Rhaegar bir şekilde gözünü korkuttu diyeceğim ama onun ölümü sonrası kapatıyor kendini.


#159

bu konuya bende dahil olmak istiyorum
Ned Neşe kulesinde Lynna öldükten sonra daha doğrusu Arthur Dayne öldükten sonra kılıcını Ashara ya getiriyor sonra kuzeye doğru yola çıkıyor. Kılıç geldikten birkaç gün sonra intihar ediyor İlk kitaplardan hatta Taht Oyunlarında anlatılan hikaye
Leke kısmını bilmiyorum olmuşsa da Starklardan yana olduğunu sanmıyorum öyle olsa Ned kılıcı getirdiğinde gitmesine izin vermek bir yana (hem onura leke, hem ailenin oğlunu öldürme ) eve bile kabul etmezlerdi diyorum

Ashara gibi bir Lady. Deli kral gibi bir onursuzun saygısızlık etmeside gayet makul bir tahmin gibi. Saygısızlığı yapan herhangi bir aile olsaydı bu konunun dedikodu malzemesi olması içten bile değildi. Belki oldu henüz işlenmedi kitapta bilmiyoruz.
2. olarakta Ashara ve Willa, Elia vasitası ilede Reagar ve Lynna ya gitmiş olabilir biliyorum bu fazla bir itham hangi kadın kocasının sevgilisi, metresi, yeni karısı, şusu busu için bunu yapar diyorsunuz? Bende diyorum. Fakat Baristan Selmy Reagar ve Elia ilişkisi için karışık sözcüğünü kullanmıştı. Elia Dornlu ve Dorn da cinsellik ve aşk suç yada ayıp değil. Kendisi çocuk doğuramayacağı için kocasının 3. ejder takıntısını paylaşmış olabilir. Bu sebeple bu ilişkiyi destekleyip her tür yardımı yaptığını düşünüyorum da (biliyorum zayıf bir ihtimal )
Willa Jon un kimliğini bilenlerden biri bence (ilk süt anne ) ve o Ned şuan Lady Taşkalp’in yanında olmalı yani o da öğrenmiş olabilir Willa’yı belki araştırıyor bile


#160

Willa değil kız, Wylla.

Edric ‘Ned’ Dayne’in verdiği bilgiye göre kadın, yıllarca Dayne Hanesine hizmet etmiş bir sütanne. Edric’in de süt anneliğini yapmış. 287 yılında doğmuş; Jon ise 283 yılında. Aralarında 4 yıl falan var(Aslında GoT wiki sitesinde baktım bunun için, tarihlerden şüpheleniyorum. Arya’dan 2 yaş büyük ise Jon ile arasında 3 yaş olması gerek, bakıyorum Sansa ile arasında 1 yaş var görünüyor ama aynı yaşta olması gerek. Hata var galiba. Yani Jon ile arsında 3 ila 4 yaş fark var diyelim.). Bu kadını hatırladığına göre en az üç yaşına kadar oğlanın yanında kaldığını farz edebiliriz? Dahası “yıllarca hizmet etti” dediğine göre zaten bir iki senelik geçici hizmetten fazlası var, demektir.

Ned Stark, Jon’un doğum gerçeğini saklamak adına, Arthur’u Starfall Kalesine getirip, kılıcı teslim ettiğinde Lord Dayne’in hizmetkarlarından birini(belki de Joy kulesindeydi kadın) sütanne olarak alması olası geliyor. Sonuçta yoldan geçerken herhangi birini sütanne diye alıp Kışyarı’na götürmesinden daha mantıklı ve güvenilir olacaktır. Bu kadının da Wylla olduğunu düşünüyorum ama elbette bu sadece tahmin. Böyle düşünmeme iten şey; ismi bu kadar geçen bir kadının doğum konusunda ciddi bir kilit noktası olduğunu düşünmem; kendisini görebiliriz bile yeni kitaplarda, bekliyorum da görmeyi açıkçası ya da onun çocuklarından birini en azından(Jon’u da emziren buysa o zaman en az 2 çocuğu olduğunu farz edebiliriz.).

Sütanne olduğu nereden çıktı? Çünkü Ned bu kadının ismini kullandı, Edric de aynı şekilde… İkisinin ortak tanıdığı ve kadının işi sütannelik imiş. Yukarıda da değindiğim gibi Ned, sütanne ihtiyacı duyuyor ise bunu Dayne Hanesinden temin etmesi daha mantıklı. Robert’a demek ki çok önceden sorulduğunda bu ismi vermiş, 1. kitapta da tekrar sorduğunu gördük. Cat’e sorsak belki sütanne ismi olarak bunu söylerdi ama küçük Ned’in -hala kardeşlikte olduğunu farz edersek- Cat ile bu konuyu konuşacağını hiç sanmam, neden konuşsun ki? Eski Cat ile bile konuşmak güç iken Taşkalp ismini almış yürüyen bir ölü ile konuşmak, anlatmak daha güçtür ve dahası gereksiz bir sohbet. Cat. ismini öğrense bile onu niye araştırsın ki? Olsa olsa öldürmek için olur. Kadın tam intikam alma havasında. Ned, buna sebebiyet verir mi? Salak değil o çocuk. :smiley:

Kaldı ki Edric Ned’in Beric’in ölümünden sonra kardeşlikte kaldığını da sanmıyorum; dikkat ederseniz yaveri ve gelecekteki eniştesi sıfatıyla Beric’in yanında geziyordu, başka yerlerde değil; Thoros’u gördüğümüzde oğlandan bahsetmediler, göremedik de onu; demek ki Dorne’a dönmüş bile.

Ned, Arthur’u ve kılıcını Ashara’ya getirmiyor, babasına getiriyor. Ashara kendini o sırada bir yere kapatmış deniyor, görüşmemişler yani. Gittikten bir süre sonra da (artık saatler mi günler mi, bilmiyoruz.) kendini uçurumdan denize atıyormuş ve cesedi de bulunmuyormuş.

Onuruna leke sürme meselesi Selmy’nin değişi ama ben, bu meselenin Ned/Jon ve Ashara üçlemesi yüzünden onun bir varsayımı olduğunu düşünüyorum. Cersei de buna inanıyordu, Cat bile duymuştu… Demek ki diyarda konuşulan bir olaydı ve bir şeyi ne kadar çok konuşursan o kadar çok inanmaya başlarsın. Sorgulamazsın bile bir zaman sonra. Lakin böyle bir mesele olmuşsa bile ben de Stark tarafından olduğuna inanmıyorum; kızın Ned’e aşık olduğunu düşünürsek bile isteye biri ile yatacağını da sanmadığımdan olsa olsa tecavüze uğramıştır, diyorum. En büyük aday da kendi karısına da tecavüz eden Deli Kral. Şimdilik başka bir adayımız yok, olay doğru ise.

Elia ve Rhaegar’ın Lyanna meselesi üzerine konuşup konuşmadığını ben de merak ediyorum aslında. Turnuva sonrası Elia, bu olay üzerine konuşmak istemez mi? İstemiştir. Prens, bir açıklama yapmayı kendine borç bilecek kadar nazik bir kişi(en azından onun hakkında anlatıla gelenlerden bunu çıkardım.); belki 2. eş almasına razı gelmiş olabilir Elia. İmkansız değil, hele ki Dorne’lu bir kadın için ama sonuçta her Dorne kadını da Arrienne ve Elleria gibi değil.