(Çeviri Tamamlandı) Prenses ve Kraliçe


#1

Konunun ilgi görmesine bağlı olarak Prenses ve Kraliçe’yi yavaş yavaş çevireceğim. Bugün çok az bi kısmını çevirdim. 1.bölüm olarak yayınlıyorum.
Kitabın giriş kısmı önceden yayınlanmıştı. Orayı @“Rhaegar Targaryen” çevirmişti. O kısmı kopyala yapıştır yapıyorum bir daha çevirmemek için. Kendi çevirdiğim yerin başını 1.bölüm diye belirttim

Prenses ve Kraliçe
veya
Siyahlar ve Yeşiller

Eski Şehir, Hisar’dan Ali Üstad Gyldayn tarafından yazıya geçirilen ve Ejderhaların Dansı olarak bilinen tarihin en trajik katliamının nedenleri, tarafları, mücadeleleri ve ihanetleri.

Giriş

Ejderhaların Dansı, 129AL’den 131AL’e kadar süren, Westeros’un Demir Tahtı için Targaryen Hanesi’nin iki dalı arasında yaşanan iç mücadeleye verilen tozpembe isimdir. Böyle karanlık, kanlı ve karışık bir dönemi ‘’dans’’ olarak isimlendirmek aşırı şekilde uygunsuzdur. Şüphe yok ki bu ad, şarkıcıların işidir. ‘’Ejderhaların Ölümü’’ daha uygun bir isim olurdu, ancak gelenekler ve zaman daha şiirsel olan ‘’Ejderhaların Dansı’’ ismini kitap sayfalarına kazımıştır. Bu yüzden biz de geri kalan kısım gibi davranmalıyız.

Kral Viserys I, öldüğünde Demir Taht’ın iki talibi vardı. Rhaenyra, ilk evliliğinden sağ kalan tek çocuğu, ve Aegon; ikinci eşinden en büyük oğlu. İkilinin düşmanlığının yarattığı kaos ve karışıklık ortamından yararlanan bazıları da kendilerini kral ilan etmiş, ancak yükseldikleri gibi bir gecede veya bir ay dönümünde düşmüşlerdir.

Dans, Yedi Krallığı; lordları, şövalyeleri ve sıradan halkı ikiye bölmüş, ve bir tarafı seçerek diğer tarafa karşı silahlanmasına neden olmuştur. Targaryen Hanesi dahi bölünmüş; iddia sahiplerinin eşleri, akrabaları ve çocukları birbirleriyle savaşmıştır. 2 yıllık savaşın bedeli Westeros’un büyük lordlarına, sancaktarlarına, şövalyelerine ve halkına çok pahalıya mal olmuştur. Hanedan varlığını sürdürmesine rağmen, mücadele Targaryen gücünü önemli derecede yok etmiş ve Dünya’da kalan son ejderhaların sayısını da oldukça azaltmıştır.

Dans, Yedi Krallık’ta o güne kadar yaşanan savaşlardan oldukça farklıydı. Büyük ordular toplanmış ve kanlı savaşlarda birbirlerine girmiştir. Katliamın bir kısmı suda yaşanmış ancak en önemli kısım ejderha ejderhayla pençe, diş ve alev savaşı yaparken havada cereyan etmiştir. Savaş ayrıca bir ihanet, cinayet ve casusluk savaşı da olmuş; gölgelerde ve merdivenlerde; konsey odalarında ve kale avlularında bıçak ve zehir savaşı yaşanmıştır.

Uzun süren gerginlik, 129AL yılının 3. ayının 3. gecesinde hasta ve yatalak olan Kral Viserys I’in Kızıl Kale’de bir şekerleme için gözlerini kapatması ve bir daha açamamasıyla açık bir hal aldı. Cesedi, yarasa saatinde krala baharatlı şarap götürmekle görevli olan bir hizmetkar tarafından bulundu. Hizmetkar vakit kaybetmeden, dairesi kralın dairesinin bir kat aşağısında olan kraliçeyi bilgilendirmek için harekete geçti.
Hizmetkar, hızlı bir şekilde ve başka kimseye söylemeden kraliçeye bu korkunç haberi verdi. Kralın ölümü bir süredir beklenen bir şeydi ve kraliçe ve ‘‘yeşiller*’’, kralın muhafızlarını ve hizmetkarlarını bu konularda bilgilendirmişti.

*111AL yılında; Kralın, Kraliçe Alicent ile evliliğinin 5. yılı şerefine Kral Toprakları’da büyük bir turnuva düzenlendi. Açılış töreninine, Kraliçe Yeşil kıyafetler içerisinde katılırken, Prenses Targaryen kırmızısı ve siyahını giymişti. Bu farklılık göze çarpmış ve daha sonra Kraliçe’nin veya Prenses’in adamlarını tanımlamak için ‘‘yeşiller’’ ve ‘‘siyahlar’’ tabiri kullanılmaya başlanmıştır. Turnuva büyük ölçüde Siyahlar’ın yararına geçmiş ve Prenses Rhaenyra’nın ona verdiği bir nişanı taşıyan Sör Christian Cole’n kraliçenin iki kuzenini ve küçük kardeşi Sör Gwayne Hightower’ı atsız bırakmasıyla sonuçlanmıştır.

Kraliçe Alicent, ilk önce Kral Muhafızları Lord Kumandanı Sör Criston Cole ile birlikte kralın yatak odasına gitti. Kralın öldüğünden emin olduklarında, Majesteleri Kraliçe, Kral’ın odasının kilitlenmesini ve kapıya muhafızlar konulmasını emretti. Kral’ın ölüm haberini veren hizmetkar ise bu haberi yaymaması için gözetim altına alındı. Daha sonra Sör Christian Cole, Beyaz Kule’ye döndü ve yeminli kardeşlerini konsey üyelerini çağırmaları için görevlendirdi. O sırada vakit, baykuş saatiydi.

O zaman da, şimdi olduğu gibi, Kral Muhafızları sadakatleri ve güçlerini kanıtlamış, kralı ve akrabalarınu korumak için kutsal yeminler etmiş kişilerdi. Viserys öldüğünde Beyaz Pelerinliler’i sadece 5’i Kral Toprakları’ndaydı. Sör Criston, Sör Arryk Cargyll, Sör Rickard Thorne, Sör Steffon Darklyn, ve Sör Willis Fell. Kardeşlerinin gecenin bir yarısı konsey üyelerini uyandırmak için görevlendirildiğinden bihaber olan Sör Erryk Cargyll (Sör Arryk’in ikizi) ve Sör Lorent Marbrand, Ejderhakayası’nda Prenses Rhaenyra’nın yanındaydılar.

Kralın ölü vücudu dairesinde soğurken, hemen altındaki Kraliçe’nin dairesinde konsey üyeleri toplandı. Kraliçe Alicent; babası, Kral Eli Sör Otto Hightower; Kral Muhafızları Lord Kumandanı Sör Criston Cole; Yüce Üstad Orwyle; Hazine Başı, seksen yaşında bir adam olan Lord Lyman Beesbury; Casterly Kayası Lordu’nun kardeşi ve Donanma Başı Sör Tyland Lannister; Harrenhal Lordu ve Fısıltılar Efendisi Yumruayak Larys Strong; ve Kanun Başı Demirçubuk Lord Jasper Wylde kraliçenin odasındaki isimlerdi.

Yüce Üstad Orwyle, toplantıya genel konuları ve kralın ölümü sonucunda uygulanacak prosedürleri açıklayarak başladı. ‘‘Septon Eustace, kralın ruhu için yapılacak ayinler ve dualar için çağrılmalı. Ejderhakayasına bir kuzgun gönderip Prenses Rhaenyra’yı babasının ölümü hakkında bilgilendirmeliyiz. Belki Majesteleri Kraliçe mektubu kendisi yazmak ister? Yumuşak kelimeler kullanarak bu üzücü haberin etkisini azaltabilirsiniz; ve son olarak Prenses Rhaenyra’nın taht töreni için hazırlık–’‘
Sör Otto Hightower Üstad’ın sözünü kesti. ‘‘Bunlar bekleyebilir’’ dedi. ‘‘Ta ki varisin kim olacağına karar verilene kadar.’’ Kral Eli olarak Sör Otto’nun Kral adına konuşmaya, hatta yokluğunda Demir Taht’a oturma hakkı vardı. Kral Viserys, onu Yedi Krallık’ın yönetimi konusunda görevlendirmişti, ve ‘‘Yeni kralımızın kim olacağına karar verilene kadar’’ görevi devam edecekti.
’‘Yeni kraliçemizin kim olduğuna karar verilene kadar…’’ diye sertçe düzeltti Lord Beesbury.
’‘Kralımız.’’ diye ısrar etti Kraliçe Alicent. ‘‘Taç, yasalara göre kralın en büyük meşru oğluna geçmeli.’’

O gece tartışma sabaha kadar sürdü. Lord Beesbury, Prenses Rhaenyra lehine konuştu. Kral Viseys’in ve hatta onun babası Yaşlı Kral Jaehaerys’in krallığı boyunca hazine başı olarak hizmet vermiş olan yaşlı hizmetkar, Rhaenyra’nın kardeşlerinden daha büyük olduğunu ve daha fazla Targaryen kanı taşıdığını belirtti. Ayrıca kralın Prenses’i varisi olarak atadığını, Kraliçe Alicent’in ve 105AL yılında Prenses’i tüm haklarını savunacaklarına dair yemin eden ‘‘Yeşil’’ hane lordlarının ve şövalyelerin tüm ısrarlarına rağmen bu kararını değiştirmediğini de söyledi.
Ancak bu sözler taştan kulaklara çarpıp, geri döndü.


@“Rhaegar Targaryen” in çevirisinin sonu.


1.bölüm

Sör Tyland, Prenses Rhaenyra’nın tahta geçmesi için destekte bulunacağına yemin eden lordların çoğunun öldüğünü belirtti. “Yirmi dört yıl oldu,” dedi. “Şahsen ben hiçbir yeminde bulunmamıştım. O zamanlar daha çocuktum.” Kanun Başı Demirçubuk, Büyük Konsey 101’in önceki yıllarda aldığı bir karardan örnek verdi. 92 yılında Yaşlı Kral’ın kendi varisi olarak Rhaenys’in yerine Baelon’u seçtiğini söyledi. Daha sonra da uzunca Fatih Aegon ve kız kardeşlerinden ve meşru oğulun kız çocuktan her zaman daha önce geldiği kutsal Andal geleneğinden bahsetti. Sör Otto konseydekilere Prenses Rhaenyra’nın kocası Prens Daemon’ı hatırlattı. “O adamın mizacını hepimiz biliyoruz. Rhaenyra tahta geçerse hiç şüphe yok ki bizi asıl yöneten Daemon olur. Meagor kadar merhametsiz ve zalim bir eş. İlk benim kellemin gideceğinden eminim. Benden sonra sıra kraliçenize yani benim kızıma gelir.”

Kraliçe Alicent babasının dediklerine katıldı. “Çocuklarımın hayatlarını da bağışlamazlar. Aegon ve kardeşleri kralın meşru çocukları. Tahttaki hakları Rhaenyra’nın piçlerinden daha fazla. Daemon hepsini öldürmek için bir neden bulur. Hatta Helaena ve küçük çocuklarını da. Bu Strong piçlerinden birinin Aemond’un gözünü çıkarttığını unutmayın. O zamanlar daha çocuktu ancak bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur ve piçler doğası gereği canavar gibidirler.”

Daha sonra Sör Criston Cole konuştu. Prenses tahta geçerse ondan sonra Jacaerys Velaryon’un diyarı yöneteceğini hatırlattı. “Demir Taht’a bir piçin geçtiğini görürsek Yedi bizi kurtarsın.” Rhaenyra’nın ahlaksız yönlerinden ve kocasının kötü şöhretinden bahsetti. “Kızıl Kale’yi geneleve çevirirler. Kimsenin kızı ve karısı güvende olmaz. Hatta oğlanlar bile… Laenor’un ne olduğunu hepimiz biliyoruz.”

Bu tartışma boyunca Lord Larys Strong’un konuştuğu kayıtlarda geçmedi. Ancak bu olağandışı bir şey değildi. Gerektiğinde ağzı iyi laf yapmasına rağmen, Fısıltıların Efendisi cimri bir adamın paralarını saklaması gibi sözlerini saklıyordu. Konuşmaktansa dinlemeyi tercih ediyordu.
Yüce Üstat Orwyle konseyi “Eğer bunu yaparsak, kesin savaş çıkar. Prenses öyle usulca kenara çekilecek biri değil. Ve prensesin ejderhaları var,” diye uyardı.

Lord Beesbury “Dostları da var,” diye belirtti. "Onurlu adamlar prensese ve babasına verdiği sözleri unutmaz. Ben yaşlı bir adamım fakat siz burda oturmuş tahtı çalma planları yaparken usulca oturacak kadar da yaşlı değilim.” Bu sözü söyledikten sonra gitmek için ayağa kalktı.
Ancak Sör Criston Cole, Lord Beesbury’i yerine oturması için zorladı ve adamın boğazını hançerle yardı.

Böylece Ejderhaların Dansı’nda akan ilk kan Yedi Krallık’ın Hazine Başı olan Lord Lyman Beesbury’nin kanı oldu.
Bu olayın ardından başka bir muhalif ses duyulmadı. Gecenin kalanında kralın taç giyme töreni için yapılacak hazırlıklardan bahsedildi.(Herkes bir an önce tahta geçmesi yönünde hem fikirdi.) Prenses Rhaenyra, Aegon’un kral olmasını reddederse prensesin yanında yer alacak olası düşmanların ve olası müttefiklerin listesi hazırlandı. Prenses yapacağı doğum için Ejderhakaya’sındaydı. Bu yüzden Kraliçe Alicent ve yeşilleri avantajlı bir konuma sahiplerdi; Rhaenyra kralın ölümünü ne kadar geç öğrenirse o kadar geç harekete geçerdi. Kraliçe Alicent “Fahişe belki de doğum yaparken ölür,” dedi.

O gece ne bir kuzgun uçtu ne de çanlar çaldı. Kralın öldüğünden haberi olan hizmetçiler zindanlara atıldı. Sör Criston Cole’a sarayda kalan “siyahları” ve Prenses Rhaenyra’yı destekleyebilecek lordları ve şövalyeleri tutuklaması emri verildi. Sör Otto Hightower “Direnmedikçe onlara şiddet uygulamayın,” diye emretti. “Kral Aegon’a diz çöken ve ona bağlılığını bildirenlere bizden zarar gelmez.”

“Peki ya diz çökmeyenler?” diye sordu Yüce Üstat Orwyle.
“Diz çökmeyenler hainlerdir. Ve bir hainin hak ettiği şekilde öldürülmelidirler,” dedi Demirçubuk.

Fısıltıların Efendisi Lord Larys Strong ilk defa söz aldı. “Aramızdan da hainler çıkmasın diye ilk yemin eden biz olalım o zaman,” dedi. Hançerini çıkaran Demirçubuk avcunun içinde kesik açtı. “Hepimizi birden ölümüne bağlamak için kan yemini” diye belirtti. Böylece konseydeki herkes avcunu kesti ve birbirlerinin ellerini tutup yemin ettiler. Kadın olduğu için Kraliçe Alicent bundan muaf tutuldu.

Kraliçe Alicent çocuklarını konseye getirtmek için Kralmuhafızları’nı gönderdiğinde şafak söküyordu. Çocuklarından en uysal olanı Prens Daeron büyük babasının öldüğünü öğrendiğinde ağladı. On dokuz yaşındaki Tek Göz Aemond silahhanedeydi. Zırhını giyip sabah alıştırmasını yapmak için hazırlanıyordu. “Aegon mu kral oldu yoksa diz çöküp yaşlı fahişenin kukusunu mu öpmek zorundayız?” diye Sör Willis Fell’e sordu.

Kralmuhafızları geldiğinde Prenses Helaena çocuklarıyla birlikte kahvaltı yapıyordu. Helaena’nın hem erkek kardeşi hem de kocası olan Prens Aegon’un nerede olduğunu sorduklarında “Benim yatağımda olmadığından emin olabilirsiniz. Örtülerin altında aramaktan çekinmeyin,” dedi sadece.

Prens Aegon’u bulduklarında metresi ile birlikteydi. Prens ilkten annesinin planlarına alet olmak istemedi. “Varis olan kız kardeşim. Ben değilim. Ne tür bir kardeş diğer kardeşinin doğum hakkını çalar?” dedi. Criston Cole eğer prenses tahta geçerse Aegon ve kardeşlerini kesin öldüreceğinden bahsedince tereddüdü azaldı. “Meşru Targaryen’ler hayattayken hiçbir Strong tahta geçmeyi umamaz. Rhaenyra eğer ondan sonra piçlerinin tahta oturmasını istiyorsa sizi öldürmekten başka çaresi yok.”dedi Cole. Aegon, sadece ve sadece bu sözün üzerine kral olmaya ikna oldu.
Ölen Lord Beesbury’nin yerine Hazine Başı olan Sör Tyland Lannister kraliyet hazinesini kontrol altına almak için hemen harekete geçti. Kraliyet altınları dörde bölündü. İlk parçası Braavos’un Demir Bankası’nın himayesine gönderildi. Diğeri Casterly Kayası’na, üçüncüsü ise Eski Şehir’e gönderildi. Kalanıysa rüşvetler ve armağanlar için kullanılmak ya da ihtiyaç olursa paralı asker tutmak için şehirde bırakıldı. Sör Otto, Donanma Başı görevinden ayrılan Sör Tyland’ın yerine yenisini getirmek için arayışını Demir Adaları’a yöneltti. On altı yaşında gözüpek ve kana susamış olan Pyke’ın Lord Orak’ı Dalton Greyjoy’a bir kuzgun gönderdi. Sadakatini sunmasının karşılığında ona konseyde bir yer ve amirallik teklif etti.
Bir gün geçti, sonra bir gün daha geçti. Kral Viserys’in cesedinin çürüyen ve şişen odasına ne rahipler ne de sessiz kız kardeşler çağrıldı. Çanlar da çalmadı. Kuzgunlar uçtu. Ancak hiçbiri Ejderhakayası’na gitmedi. Onun yerine Eski Şehir’e, Casterly Kayası’na, Nehirova’ya ve Kraliçe Alicent’in oğluna bağlılık bildirebileceğini düşündüğü bir çok lorda ve şövalyeye gittiler.

Büyük Konsey 101’in yıllıkları getirildi ve incelendi. Hangi lordların Viserys, hangilerinin Rhaenys, Laena ve Laenor lehine konuştukları not edildi. Toplama göre erkek tarafını destekleyenlerin kız tarafını destekleyenlere göre yirmiye bir olduğu görüldü. Ancak muhalif olanlar da vardı ve bu haneler eğer savaş çıkarsa çok yüksek ihtimalle Prenses Rhaenyra’yı destekleyeceklerdi. Sör Otto’ya göre Deniz Yılanı ve donanması, ayrıca doğu kıyısındaki lordlar da prensesin destekçisi olacaktı: Lord Bar Emmon, Massey, Celtigar, Crabbs hatta belki de Evenstar’ın Tarth’ı.

Bunların hepsi Velaryon’lar hariç zayıf kuvvetlerdi. Kuzeyliler daha büyük sorun teşkil ediyordu. Zamanında Kışyarı’nın Lord Stark’ı, sancakları olan Dustinler ve Beyaz Liman’ın Manderly’leri ile birlikte Harrenhal’da Rhaenys’in lehine konuşmuşlardı. Arryn Hanesi’ne de bel bağlanamazdı. Çünkü Kartal Yuvası, Vadi’nin Bakiresi Leydi Jeyne tarafından yönetiliyordu ve Prenses Rhaenyra tahta geçemezse onun da Vadi’deki hakkı sorgulanabilirdi.

En büyük tehlike Fırtına Burnu olarak düşünüldü. Baratheon Hanesi, Prenses Rhaenys ve onun çocuklarının haklarına her zaman sadık olmuşlardı. Yaşlı Lord Boremund ölmüş olmasına rağmen oğlu Borros daha savaşçı bir yapıya sahipti. Daha düşük mevkili fırtına lordları o nereye yönlendirirse oraya giderlerdi. “O halde bizim kralımıza yönlendirilmeliler,” diye belirtti Kraliçe Alicent. Bunun üzerine ikinci oğlunu gönderdi.

O gün Fırtına Burnu’na kuzgun uçmadı ancak Westeros’un en büyük ve en yaşlı ejderhası Vhagar uçtu. Sırtında da çıkan gözü yerine safir yerleştiren Prens Aemond Targaryen vardı. Yola çıkmadan önce büyük babası Sör Otto “Amacın Lord Baratheon’un kızlarından biriyle evlenmek. Dördünden birini seç. Kızı etkilemeye çalış ve onla evlen. O zaman Lord Borros fırtına topraklarını kardeşinin hizmetine verir,” dedi. “Eğer başarısız olursan…”
Prens Aemond kendini beğenmiş bir şekilde “Başarısız olmayacağım,” dedi. “Aegon, Fırtına Burnu’nu alacak ben de kızı alacağım.”

1.Bölüm Sonu

2.Bölüm

3.Bölüm

4.Bölüm

5.Bölüm

6.Bölüm

7.Bölüm

8.Bölüm

9.Bölüm

10.Bölüm

11.Bölüm

12.Bölüm

PDF+EPUB+MOBİ FORMATLARINDA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ


#2

Vallahi büyük hizmet yaparsın. Teşekkürler şimdiden :slight_smile:


#3

Teşekkür edeyim şimdiden. Bir ara okumaya başlarız; rizörvıd.


#4

çeviri için teşekkürler


#5

Emeğine sağlık :slight_smile:


#6

çok güzel oldu bu ya süpersin :smiley:

keşke prequel dizi olarak bu hikayeyi çekseler :stuck_out_tongue:


#7

Game of Thrones’dan çoook daha fazla masraflı olur. Çok büyük savaşlar var kitapta. Üçleme şeklinde film olabilir. Yoksa bütçeleri yetmez :smiley:


#8

filmde olabilir yeter ki bir şekilde izleyelim. çok sağlam bir hikaye illa ki birilerinin dikkatini çekecektir :stuck_out_tongue:

peter jackson’ın çektiği bir üçleme olduğunu düşünsene :smiley:


#9

Hayali bile güzel ama Peter Jackson bunla uğraşır mı ki bilemedim :smiley:
Bu arada film çekilecekse her zaman önceliğim Robert’in İsyanı :smiley:


#10

zaten o prequel dizi olmayacak mıydı? gerçi lyanna faktörü yüzünden onu seri bitmeden yada lyanna’nın olayını tam olarak öğrenmeden izlememiz çok zor.

ben dunk ve egg’in hikayelerini de çok sevdim. güzel yan hikayeler var hepsini izlemek harika olurdu :stuck_out_tongue:


#11

Robert’in İsyanı’nın prequel olacak muhabbetini duymadım ama güzel olurdu tabi. Ama dediğin gibi seri tamamlanmadan da çekilmez.
Bu Ejderhaların Dansı’nda gizemli bişey yok. Keşke çekilse filmi falan ama zor gibi biraz :smiley:
Aynen Dunk ve Egg’in maceraları da çok güzel. Martin geçmiş olayları çok iyi düşünmüş. Filmi ya da dizisi yapılabilecek çok güzel oalylar var :smiley:
Bak şimdi aklıma geldi. Martin’e geçen panelde sormuşlar. Dizi kitapları yakalayacak bu gidişle, o zaman ne olacak denmiş. O da dunk ve egg gibi yan hikayeleri ekrana taşıyabiliriz demiş. Dunk ve Egg’i prequel olarak izleyebiliriz yani :smiley:


#12

eğer yeni kitapları beklemek için diziye ara verilirse yapılacak en akıllıca şey olur :slight_smile: tabi bunları görmek için uzuuun yıllar var gibi :stuck_out_tongue:


#13

Bu kısaltılmış, kesilmiş, budanmış hali. O 2014’de çıkacak olan dünya kitabında tam olarak başlangıcından bitişine kadar olucak.


#14

Konuya abone oldum bir kac bolum daha cevir hep birlikte okuycam :stuck_out_tongue:

SM-N9000Q cihazımdan gönderildi


#15

Çok iyi olmuş eline sağlık.


#16

Çok güzel olmuş, eline ve emeğine sağlık valla iyi olur azar azar çevirirsen biz ingilizce anlamayanlar için.
Takipteyiz :wink:


#17

abune oldum.


#18

dostum görünce heyecanlandım.yarından itibaren okumaya başlayacam


#19

ikinci bölüm ne zaman yayınlanırki


#20

2.bölüm

Prens Aemond ejderhası ile havalandığı sırada ölü kralın odasındaki iğrenç koku rüzgarla birlikte Maegor Kulesi’nin her bir köşesine dağıldı. Bunun üzerine sarayda ve kalede birçok dedikodu ve hikaye yayılmaya başladı. Kızıl Kale’nin altındaki zindanlar sadakatsizliğinden şüphe duyulan insanlarla dolup taşmıştı. Hatta Yüksek Rahip bile bu kayıplardan şüphelenmiş ve Eski Şehir’in Yıldızlı Sept’inden haber yollamıştı. Kral Eli olarak her zaman sistemli bir şekilde çalışan Sör Otto Hightower hazırlıkların yapılması için biraz daha zaman istedi ancak Kraliçe Alicent daha fazla erteleyemeyeceklerini biliyordu. Prens Aegon bu gizli tutulma çabalarından sıkılmıştı. Annesine, “Kral benim öyle değil mi?” dedi. “Kralsam tacımı takın artık.”

129 yılının üçüncü ayının onuncu gününde çanlar Kral Viserys’in saltanatının bittiğini haber vermek için çaldı. Sonunda Yüce Üstat Orwyle’e kuzgun göndermesi için izin verildi. Yüzlerce kuzgun yeni kralın Aegon olduğunu ilan etmek için diyarın dört bir köşesine gönderildi. Sessiz kız kardeşler çağrıldı, cesedi yakmak için hazırlıklar yapıldı ve atlılar Kral’ın Şehri’ndeki insanları bilgilendirmek için gönderildi. Onlara “Kral Viserys öldü. Yaşasın Kral Aegon!” diye haykırdılar. Bu haberi duyan insanların bazıları ağlarken bazıları sevinçle karşıladı ancak çoğu kafası karışmış bir şekilde ve ihtiyatlı davranarak sessiz kalmayı tercih etti. Aralarından birinin “Yaşasın Kraliçemiz!” dediği duyuldu.

Bu sırada taç takma töreni için aceleyle hazırlıklar yapıldı. Yer olarak Ejderha Çukuru seçildi. Devasa kubbesinin altındaki sıralar seksen bin kişiyi alacak kapasiteydi. Ayrıca hainler töreni bozmaya çalışacak olurlarsa çukurun kalın duvarları, sağlam çatısı ve yüksek bronz kapıları onlara koruma sağlayacaktı.

Sör Criston Cole belirlenen günde Kral Viserys ve Kraliçe Alicent’in en büyük oğullarının başına Fatih Aegon’un demir ve yakuttan oluşan tacını taktı ve onu Targaryen Hanesi’nden Aegon, İsminin İkincisi, Andallar’ın, Rhoynarlar’ın ve İlk İnsanlar’ın Kralı, Yedi Krallık’ın Lordu ve Diyar’ın Koruyucusu olarak ilan etti. Sıradan insanların sevgilisi Kraliçe Alicent kendi tacını kızı, aynı zamanda Aegon’un karısı olan Helaena’ya devretti. Yanaklarını öptükten sonra karşısında diz çöküp kafasını eğdi ve “Kraliçem” dedi.

Eski Şehir’in Yüksek Rahip’inin Kral’ın Şehri’ne yolculuk yapmak için çok zayıf ve yaşlı olmasından dolayı Kral Aegon’un alnını kutsal suyla yıkamak ve yedi tanrının isimleriyle kutsamak Rahip Eustace’e düştü. Kalabalığın içindeki çok az kişi yeni kralın taç giyme töreninde beş yerine dört tane beyaz pelerinli olduğunu fark etmiş olabilirdi. Önceki gece Aegon II ilk ihanetini yaşamıştı. KralMuhafızları’ndan Sör Steffon Darkyln, yaveriyle, iki kahyayla ve dört muhafızla birlikte şehirden kaçmıştı. Karanlıktan yararlanarak yan kapıdan çıkmış ve onları Ejderhakayası’na götürmek için bekleyen kayığa binmişlerdi. Yedi farklı renkli taşla bezenmiş altın şeritli tacı da çalmışlardı. Bu taç Kral Viserys’in ve ondan önce de Yaşlı Kral’ın taktığı taçtı. Prens Aegon aynı ismi taşıdığı Fatih Aegon’un tacını takmaya karar verdiğinde Kraliçe Alicent, Viserys’in tacının kilit altında tutulmasını emretmişti. Ancak bu görevi verdiği kahya tacı çalmıştı.

Törenden sonra Kralmuhafızları, Aegon’a ejderhasının yanına kadar eşlik ettiler. Altın renginde parıldayan pullarıyla ve kanatlarının altındaki pembe çizgilerle görkemli bir yaratıktı. Şafaktaki renginden dolayı bu ejderhaya Sunfyre adı verilmişti. Mumkun’un bize anlattığına göre kral ejderhasıyla Kızıl Kale’nin duvarlarının arasına iniş yapmadan önce şehrin etrafını üç kez dolaşmıştı. Sör Arryk Cargyll, Majesteleri’ni meşale ışıklarıyla aydınlanan taht odasına götürdü. Aegon II burada binlerce lordun ve şövalyenin karşısında Demir Taht’ın basamaklarını çıktı. Taht odasında haykırışlar yükseldi.

Ejderhakayası’nda hiçbir sevinç çığlığı duyulmadı. Onun yerine Deniz Ejderhası Kulesi’nde Rhaenyra Targaryen’in kaldığı odadan gelen çığlıklar salonlar ve merdivenlerde yankılandı. Rhaenyra Targaryen üç gündür ıkınıp titreyerek doğum sancısı çekiyordu. Bebeğin doğmasına daha bir ay vardı ancak Kral’ın Şehri’nden aldığı haberler prensesi çok sinirlendirmişti. Görünüşe göre prensesin öfkesi erken doğumu tetiklemişti ve sanki içindeki bebek de sinirliymiş de dışarı çıkmak için mücadele veriyormuş gibiydi. Prenses çektiği doğum acısına feryat edip lanetler yağdırdı ve üvey erkek kardeşleriyle kraliçe annesinin tanrıların gazabını çekmelerini diledi. Onları öldürmeden önce ne tür işkenceler edeceğini haykırdı. İçindeki bebeğe de lanet etti. “Çık dışarı,” diye çığlık attı. Şişik karnını tırmalarken üstat ve yanındaki ebe onu dizginlemeye çalıştı. “Canavar, canavar, canavar, çık dışarı, çık artık, ÇIK!”

Bebek doğduğunda gerçekten de canavar olduğu görüldü. Ölü doğan kız bebek eğri büğrü ve değişik bir görüntüye sahipti. Kalbinin olması gerektiği yerde bir boşluk vardı. Pullu ve kıllı bir kuyruğa sahipti. Prenses Rhaenyra ertesi gün haşhaş sütü ağrılarını dindirdikten sonra ölen kızının adının Visenya olduğunu duyurdu. “O benim tek kızımdı ve onu öldürdüler. Tacımı çaldılar ve kızımı katlettiler. Bunun hesabını verecekler.”

Prenses kendi konseyini çağırırken dans böylece başlamış oldu. Kral’ın Şehri’ndeki “yeşil konseye” karşılık “siyah konsey” oluşturdu. Rhaenyra konseyi hem amcası hem de kocası olan Prens Daemon ile birlikte yönetti. Prensesin üç oğlu da konseyde bulunuyordu ancak henüz hiç biri yetişkin değildi.(Jace 15, Luke 14, Joffrey 12 yaşındaydı.) Konseyde iki Kralmuhafızı bulunuyordu: Sör Arryk’in ikiz kardeşi Sör Erryk Cargyll ve batı topraklarından Sör Lorent Marbrand. Ayrıca otuz şövalye, yüz arbaletçi, üç yüz asker Ejderhakayası’nın garnizonunu oluşturuyordu. Bu sayıdaki bir kuvvet kale savunması için yeterliydi. Prens Daemon yüzünü ekşiterek, “Fetih yapmak için elimizdeki kuvvet oldukça yetersiz,” dedi.

Ejderhakayası’nda bulunan bir düzine düşük mevkili lord ve onlara bağlı sancaklar da konseyde bulunuyordu. Pençe Adası’nda Celtigar, Rook’s Rest’den Staunton, Stonedance’dan Massey ve Duskendale’den Darklyn aralarındaydı. Ancak prensese bağlılığını bildiren en güçlü lord Driftmark’dan Corlys Velaryon’du. Deniz Yılanı yaşlı olmasına rağmen “boğulan bir denizcinin batan bir geminin enkazına tutunması gibi” o da hayata tutunmayı sevdiğini söylüyordu. “Belki de Yedi beni bu son savaş için sakladı.” Lord Corlys ile birlikte karısı Prenses Rhaenys de gelmişti. Elli beş yaşındaki kadının yüzü ince ve buruşuktu. Gümüşi saçlarının arasında beyazlar vardı. Ancak bir zamanlar sıradan insanlar arasında “Hiç Olmayan Kraliçe” olarak da bilinen kadın yirmi iki yaşındaki hali kadar korkusuz ve sertti.

Siyah konseyde oturanlar kendilerine sadık kişiler olarak isimlendiriyorlardı ancak hepsi iyi biliyordu ki Kral Aegon II onları hain ilan etmişti. Her biri Kral’ın Şehri’ne çağrılmış ve hepsinden Kızıl Kale’ye gelip yeni krallarına bağlılık yemini etmesi istenmişti. Siyahların bütün ordularının toplamı Hightower’ların kuvvetine denk gelmiyordu. Aegon’un yeşilleri başka avantajlara da sahiplerdi. Eski Şehir, Kral’ın Şehri ve Lannis Limanı diyardaki en büyük ve en zengin şehirlerdi. Üçü de yeşillerin tarafındaydı. Mevcut her yasallık Aegon’a aitti. Demir Taht’ta oturuyordu, Kızıl Kale’de yaşıyordu. Fatih’in tacını takıyor ve onun kılıcını taşıyordu. Binlerce kişinin önünde İnanç’ın rahibi tarafından kutsal yağla kutsanmıştı. Yüce Üstat Orwyle onların konseyinde oturuyordu, Kralmuhafızları’nın Lord Kumandan’ı prensin başına tacı kendileri yerleştirmişti. Ayrıca Aegon erkekti. Birçok kişinin gözünde bu durum Aegon’u meşru kral, üvey kız kardeşi Rhaenyra’yı ise işgalci yapıyordu.

Tüm bunlara karşılık olarak Rhaenyra’nın avantajları çok azdı. Yaşlı bazı lordlar Rhaenyra’nın Ejderhakayası Prensesi ve babasının varisi olarak ilan edildiği zaman ettikleri yeminleri hala hatırlayabilirdi. Hem soylular hem de sıradan insanlar tarafından sevildiği günlerin üstünden bir hayli zaman geçmişti. O zamanlar ona Diyar’ın Lokumu diye tezahürat yaparlardı. Soylu birçok şövalye onun sevgisini kazanmaya çalışırdı. Artık evli bir kadın ve altı çocuk doğurduğundan dolayı yıpranmış ve kırışmış bir vücudu vardı. Tüm bunlara rağmen hangilerinin hala onun tarafında savaşacağı kimsenin veremeyeceği bir cevaptı. Üvey erkek kardeşi babalarının hazinesini dört bir yana dağıtmış olsa da Velaryon Hanesi’nin serveti prensesin tarafındaydı. Deniz Yılanı’nın donanması onlara denizlerde büyük üstünlük kazandırıyordu. Ayrıca Rhaenyra’nın kocası Daemon zamanında Basamaktaşları’nda savaşarak sınanmış ve sertleşmişti. Bütün düşmanlarının toplamından daha fazla savaş tecrübesine sahipti. Son olarak da Rhaenyra’nın ejderhaları vardı.

Lord Staunton, “Aegon’un da var,” diye belirtti.

Hepsinden daha uzun süredir ejderha sürücüsü niteliğine sahip Hiç Olmayan Kraliçe, Prenses Rhaenys “Bizde daha çok var,” dedi. “Bizim ejderhalarımız Vhagar hariç daha büyük ve daha güçlü. Ejderhalar en iyi Ejderhakayası’nda gelişiyorlar.” Konseye hepsini birer birer saydı. Kral Aegon’un ejderhası Sunfyre’dı. Görkemli bir ejderhaydı ancak gençti. Tek Göz Aemond Vhagar’ı sürüyordu. Bir zamanlar Kraliçe Visenya’nın olan Vhagar’ın tehlikesi inkar edilemezdi. Kraliçe Helaena’nın ejderhası Dreamfyre’dı. Eskiden Yaşlı Kral’ın kız kardeşi Rhaena’yı bulutların arasında gezdiren bir dişi ejderhaydı. Prens Daeron’un ejderhası Tessarion’du. Kanatları kobalt kadar kara, sırtı ve karnındaki pulları dövülmüş bakır kadar parlaktı.

“Savaşabilecek yeterlikte dört ejderha,” dedi Rhaenys. Kraliçe Helaena’nın ikizlerinin de ejderhaları vardı ancak daha yavrulardı; işgalcinin en küçük oğlu Maelor’un ise yumurtası vardı.

Bunlara karşılık Prens Daemon’un Caraxes’i ve Prenses Rhaenyra’nın Syrax’i vardı. İki ejderha da devasa ve korkunçtu. Özellikle Caraxes dehşetliydi, Basamaktaşları’ndan sonra ateşe ve kana yabancı değildi. Rhaenyra’nın Laenor Velaryon’dan sahip olduğu üç oğlu da ejderha sürücüsüydü; Vermax, Arrax ve Tyraxes her yıl daha da büyüyüp gelişiyorlardı. Rhaenyra’nın Prens Daemon’dan sahip olduğu iki erkek çocuktan büyüğü Genç Aegon’un ejderhası Fırtına Bulutu’ydu. Ancak henüz ejderhaya binmemişti; Genç Aegon’un küçük kardeşi Viserys hep yumurtasıyla geziyordu. Rhaenys’in dişi ejderhası Kırmızı Kraliçe Meleys biraz tembeldi ancak kızdırıldığı zaman korkunçtu. Prens Daemon’un ilk karısı Laena Velaryon’dan doğma ikizleri de ejderha sürücüsü olabilirlerdi. Baela’nın yeşil, ufak tefek ejderhası Ay Dansçısı yakında kızı sırtında taşıyabilecek kadar büyüyecekti. Ancak Baela’nın kardeşi Rhaena’nın yumurtasından eğri büğrü bir ejderha çıkmış ve doğduktan sonra birkaç saat içinde ölmüştü. Syrax son zamanlarda yeniden yumurtlamıştı ve yumurtalarından biri Rhaena’ya verilmişti. O zamandan beri kızın her gece yumurtayla birlikte uyuduğu ve kız kardeşinin ejderhası gibi bir ejderhaya sahip olmak için dua ettiği söylenir.

Bunlara ek olarak kalenin üstündeki Ejderdağı’nın dumanlı mağaralarına yuvasını yapan altı ejderha daha vardı. İyi Kraliçe Alysanne’nin yaşadığı yıllarda sürdüğü ejderhası Gümüşkanat; Sör Laenor Velaryon’un medar-ı iftiharı Seasmoke ve Kral Jaehaerys’in ölümünden beri kimsenin sürmediği yaşlı Vermithor. Ayrıca dağın arkasında yaşayan ve bu zamana kadar hiç kimse tarafından sürülmemiş olan üç ejderha daha vardı. O bölgede yaşayan insanlar bu ejderhalara Kuzu Hırsızı, Gri Hayalet ve Yamyam ismini vermişlerdi. “Gümüşkanat, Vermithor ve Seasmoke’u sürecek birilerini bulursak dört ejderhaya karşı dokuz ejderhamız olur. Diğer yaşlı ve vahşi ejderhalara da sürücü bulursak dörde karşı on iki oluruz. Hatta Fırtına Bulutu olmadan bile.” diye belirtti Prenses Rhaenys. “Savaşı işte bu şekilde kazanırız.”

Lord Celtigar ve Staunton bu fikre katıldılar. Orduların ve şövalyelerin ejderha ateşine dayanamayacağını Fatih Aegon ve kız kardeşleri kanıtlamıştı. Celtigar, prensesin bir an önce Kral’ın Şehri’ne gitmesi ve orayı yakıp yıkması konusunda ısrar etti. “Bu bizim ne işimize yarar, lordum?” dedi Deniz Yılanı. “Şehri kül etmek değil, yönetmek istiyoruz.”

“İşler o raddeye gelmez,” diye ısrar etti Celtigar. “İşgalcinin ejderhalarıyla birlikte bize karşı koymaktan başka çaresi yok. Kuşkusuz dokuz ejderha dördünü alt edebilir.”

“Bize bedeli ne olur?” diye sordu Prenses Rhaenyra. “Hatırlatmam gerekirse ordaki üç ejderhayı oğullarım sürüyor olacak. Ve dörde karşı dokuz olmayacak. Bir süre daha ejderha sürecek kadar güçlü olmayacağım. Gümüşkanat, Vermithor ve Seasmoke’u kim sürecek? Siz mi lordum? Hiç sanmıyorum. Dörde karşı beş ejderha olacak ve onlardan biri de Vhagar. Bir üstünlüğümüz yok.”

Şaşırtıcı bir şekilde Prens Daemon karısına katıldı. “Basamaktaşları’nda düşmanlarım Caraxes’in kükremesini duyduklarında ya da kanatlarını gördüklerinde kaçıp saklanmasını öğrendiler ancak onların ejderhası yoktu. Bir insan için ejderha katili olmak kolay değildir. Fakat ejderhalar birbirlerini öldürebilirler ve öldürdüler de. Valyria tarihi okumuş her üstat size bunu söyleyebilir. Başka seçeneğim kalmadıkça bizim ejderhalarımızı işgalcinin ejderhalarının karşısına sürmeyeceğim. Onları kullanmak için başka yollar da var, daha iyi yollar.” Bunun üzerine prens siyah konseye kendi stretejilerini sundu. Aegon’un taç giyme törenine karşılık Rhaenyra’a da bir taç giyme töreni yapılmalıydı. Daha sonra da kuzgunlar gönderip Yedi Krallık’taki lordlara gerçek kraliçelerine bağlılık bildirmeleri için çağrıda bulunacaklardı.

2.bölüm Sonu