Doğu Muhafızı [9.Bölüm]


#21

4.Bölüm

Doğan güneş vadi topraklarını aydınlatmaya başlamıştı; mavi gök, yeşil ormanlar ve beyaz bulutlar. Eddard pencereden manzarayı izliyordu. Biraz olsun huzur bulabildiğim tek yer. diye, düşündü. Kartal Yuvası’na varalı bir hafta olmuştu ve o bir hafta boyunca her gün erkenden kalkıp bu manzarayı seyretmeyi alışkanlık haline getirmişti. Soğuk Arbor Şarabından büyük bir yudum aldı ve derin düşüncelere daldı. İçinde fırtınalar kopuyordu, babasının cesedi gözünün önünden hiç ayrılmıyordu. Pencerenin önüne konan bir şahin onu kendine getirdi. Gözlerindeki yaşı silip ayağa kalktı. Şahin başlı kılıcını kemerine taktı ve taht odasına gitmek için kendi odasından çıktı. Taht odasına vardığında Ned’i Nestor Royce karşıladı.
“Günaydın lordum.”
“Size de günaydın Lord Royce, bu sabah kaç kişi sorunlarını dile getirmek için buraya geldi.”
“ Sadece çevre köylerden birkaç köylü geldi lordum.”
Ned büvet ağacından oyulmuş tahtına oturdu.
“İçeriye girmelerini söyle Lord Nestor.”

Nestor Royce kapıdaki muhafızlara eliyle adamları içeriye göndermelerini işaret etti. Altı kişilik bir köylü grubu içeriye girdi. Aralarından en yaşlısı kafasını kaldırıp konuşmaya başladı.
“Lordum izin verirseniz konuşmak istiyorum.”
“İzin veriyorum, derdinizi en ince ayrıntısına kadar anlatın.”
“Lordum son bir aydır Dağ Klanları köylerimize saldırıyor. Elimizden geldiğince direnmeye çalışıyoruz ama başarılı olamıyoruz. Geceleri baskın yapıyorlar ve geldiklerinde mallarımızı yağmalıyor ve eğlenmek için insanlarımızı öldürüyorlar.”
Dağ klanları asırlardır halkıma acı çektiriyor. diye, düşündü Eddard. “Yedi ölenlere merhamet etsin. Merak etmeyin, ölen insanlarınızın intikamını alacağım.”
“Teşekkür ederim lordum, Yedi sizi korusun.”

Köylüler mutlu bir şekilde taht odasından çıktılar, Ned bu sırada bir köşede konuşmaları dinleyen Üstat Colemon’a seslendi.
“Üstat Colemon kağıt ve mürekkep getirebilir misiniz ?”
“Emredersiniz lordum.”
Üstat kısa bir süre içerisinde kağıtları ve mürekkebi getirdi.
“Üstat bütün lordlarıma ve Geçit Lordu Sör Brynden’a kuzgun yollamanı istiyorum. Ordularını en kısa sürede toplayıp Kartal Yuvası’na gelsinler. Asırlar önce yapmamız gerekenleri yapacağız. Dağ Klanları ile savaşmanın vakti geldi.”
“ Emredersiniz Lord Eddard.”

Yaklaşık üç hafta içinde neredeyse bütün Vadi Lordları ordularını toplamış ve Kartal Yuvası’na varmışlardı. Ned taht odasını kısa süreliğine savaş kararlarını verebileceği bir karargâha çevirmiş, orada lordlarıyla savaş planları yapmaya başlamıştı. Odada çok sayıda meşale vardı ve her meşalenin altında lordların sancakları asılıydı; Belmore Hanesi’ne ait mor zeminde gümüş çanlar, Coldwater Hanesi’nin kırmızı üzerine beyaz kenarlı mavi şeritli sancağı, Arryn Hanesi’nin mavi zemin üzerine beyaz hilali ve beyaz şahini, Sör Brynden Tully’nin bordo ve lacivert zemin üzerine kara alabalıklı sancağı ve diğer lordlara ait birçok sancak duvarlara asılmıştı. Ned baharatlı Dorne Şarabından küçük bir yudum aldı ve konuşmaya başladı.
“Lordlarım asırlardır halkımızı öldüren, köylerimizi yakan Dağ Klanların’dan kurtulmamızın zamanı gelmiştir. Ordumuzu üçe böleceğiz. Lord Yohn Royce siz Kara Kulaklar’a ve Ay Kardeşler’e saldıran ordunun komutanı olacaksınız.”
Yohn Royce ayağa kalktı. Üzerinde tılsımlı yazılar bulunan bronz bir zırh giyiyordu.
“Bu görev benim için bir şereftir lordum.”
“Sör Brynden Tully siz de Süt Yılanları’na, Boyalı Köpekler’e ve Sisin Oğulları’na saldıran ordunun komutanı olacaksınız.”
“Size hayal kırıklığı yaşatmayacağım lordum.”
“Ben ise Yanık Adamlar’a ve Taş Kargalar’a saldıran orduya komuta edeceğim. Bu gece iyi bir uyku çekin lordlarım yarın güneş doğarken harekete geçeceğiz.

Ned kadehindeki şarabı tek seferde bitirdi ve odasına gitmek için ayağa kalkıp yürümeye başladı. Bana güveniyorlar ve saygı duyuyorlar. diye, düşündü. Babama layık bir evlat olup halkımı bu beladan kurtarmalıyım.


#22

harika umarım ters köşe yapmazsın

MID cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


#23

Yorumun için teşekkür ederim :slight_smile:


#24

Güzel gidiyor bakalım neler yapacak Vadi lordu ilerleyen bölümleri bekliyoruz.


#25

Teşekkür ederim :slight_smile:


#26

Hikayen güzel ve akıcı, hoşuma gitti. Ellerine sağlık devamını bekliyoruz[emoji2]


#27

Teşekkür ederim :slight_smile:


#28

hikaye çok iyi acaba devamı nasıl olur acaba

MID cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


#29

Teşekkür ederim :slight_smile:


#30

Yeni bölüm ne zaman gelcek? Bu arada hikayeyi çok beğendim, güzel yazıyorsun. :slight_smile:


#31

Yeni bölümü en kısa sürede yazmaya çalışacağım, son zamanlarda yazmak için fırsatım olmamıştı. Yorumun içinde teşekkür ederim. :slight_smile:


#32

5.Bölüm
Batmaya başlayan güneş ile yüzlerce savaşçının kanı savaş alanını kızıl renge boyamıştı. Gökyüzünde sabırsızca uçan kargalar karınlarını doyurmak savaşın bitmesini bekliyorlardı. Ned ordusunu yönettiği tepeden acı içinde ölmeyi bekleyen savaşçılarının çığlıklarını duyabiliyordu. Süvarileriyle düşmanlarına saldırmak için sabırsızlanıyordu ama sabretmeliydi, düşmanını en zayıf anında yakalayıp süvarileriyle onları bir böcek gibi ezecekti. Dün gece sancaktarlarıyla böyle plan yapmıştı çünkü.

Okçuların komutanı olan Lord Benedar Belmore’un sesiyle Ned kendine geldi.
"Okçular! Sol taraf. Ateş serbest.’’
Lord Benadar aceleyle bağırmıştı ama yinede sesini duyurabilmişti. Taş Kargalar sol taraftan Vadi Askerlerine sinsice ve hızlı bir şekilde saldırıya geçmişlerdi. Ormanın içine saklandıkları için onları hiç kimse fark edememişti. Lord Benedar’ın emrinden sonra yüzlerce ok Taş Kargaların üzerine yağmıştı. Dağ Adamları bu ok yağmuru karşısında şaşırmış ama geri çekilmemişlerdi. Okçular ateş etmeye devam ederken, Ned yedek kuvvetlerin komutanı olan Sör Harrold Hardyng’e seslendi.
‘’Harrold askerlerinle sol tarafa yardıma git ve sakın ölme.”
Harrold mavi renkteki miğferini taktıktan sonra sırtında asılı duran uzun kılıcını kınından çıkarttı ve Eddard’a doğru bağırdı.
“Emredersiniz lordum.”
Hardyng Hanesi’ne bağlı olan piyadeler Taş Kargalara doğru saldırıya geçmişti. Ned Lord Benedar’a seslendi.
“Lordum okçularınıza söyleyin ateş etmeyi kessinler, birazdan yedek kuvvetimiz orada olacak ve okçularımızın, piyadelerimizi vurmasını istemem.”

Lord Belmore askerlerine döndü ve gür bir sesle: ‘’Okçular! Ateş etmeyi kesin.’’,diye bağırdı.
Ned savaş alanına baktığında durumun eşitlendiğini gördü. En acımasız ve en güçlü Dağ Klanları sayılan Taş Kargalar ve Yanık Adamlar, Vadi Askerleri’ne karşı birlik olmuşlardı ve çok büyük bir ordu toplamışlardı. Ned şimdiye kadar Dağ Klanları’nın böyle güçlü bir ordu topladıklarını ne görmüştü ne de duymuştu. Vadi Askerleri disiplinleri sayesinde süvarilerin saldırması için uygun fırsatı neredeyse oluşturmuşlardı. Ned şahin başlı kılıcını kınından çekti ve Sör Marwyn Belmore’a süvari borusunu çalmasını söyledi. Boru çaldıktan sonra bütün süvariler aynı anda bağırmaya başladı.
"Ned. Ned. Ned. Ned.’’

Eddard, babasından miras kalan Dothraki Atını askerlerine doğru döndürdü ve kılıcını havaya doğru tutarak askerlerine seslendi.
"Halkımız için. İntikam için. Merhamet etmeyin. Sürün atlarınızı düşmana doğru.’’
Sör Marwyn süvari borusunu tekrardan çaldı. Süvariler ve Şövalyeler intikam için at sürüyorlardı. Ned en öndeydi. Katledilen masum halkı için Dağ adamlarının hepsini öldürmek istiyordu. Bu sırada süvarilerin saldırdığını gören Vadi Piyadeleri hızlı bir şekilde geri çekilmeye başladılar bu sayede süvariler düşmanlarına daha rahat saldırabileceklerdi. Dağ Adamları ise yeni bir savaş düzeni almaya çalışıyorlardı, mızraklılar en öne geçiyordu ama bu hiçbir işe yaramayacaktı çünkü karşılarında ağır zırhlı Vadi Süvarileri vardı.

Ned kılıcını ilk savuruşunda bir Yanık Adam’ın kafasını uçurdu. Bir diğer savuruşunda ise bir Taş Karga’nın göğsünü parçaladı. Kısa bir süre sonra Dağ Adamları ormana doğru kaçmaya başladılar, Ned: ‘’Hücüm! Kaçmalarına izin vermeyin.” diye bağırıyordu. Süvariler ise zafer şarkıları söylemeye başlamışlardı. Ned zafer sarhoşluğu sayesinde ormana giren ilk kişi oldu. Kılıcını tam, bir Taş Karga’nın kafasına savuracakken ağaçların birinden fırlatılan bir ok Eddard’ın göğsüne saplandı. Sör Marwyn bağırıyordu:
“Lordumuz vuruldu. Lordumuz vuruldu. Lordu savaş alanından çıkartın.”
Ned’in gözleri kapanmaya başlamıştı. Kafasını son gücüyle gökyüzüne doğru kaldırdı ve onlarca karganın arasında gururlu bir şekilde batan güneşe doğru uçan bir şahin gördü ve gözlerini kapattı.


#33

öldürdün mü nedi yoksa


#34

Ned ölürse hikaye biter ve hikayenin bitmesini istemiyorum. :slight_smile:


#35

ck2agottaki incapleı belli bir süre yaşatacan sonra uyanacak ha iyi not yazım hatası yapmış olabilirim


#36

Dostum dediklerinden hiçbir şey anlamadım. :smiley:


#37

oyunu oynamadıysan bilmeyebilirsin tabi bir yaralanma hali bitkisel hayat gibi öyle bir trait oyunda


#38

Tamam şimdi anladım dediğini. Bekleyelim görelim neler olacağını.


#39

Çok heyecanlı bi yerde bıraktın ya devamını bekliyorum bu bölüm de güzel olmuş[emoji2]


#40

bak yeni bölümü 2-3 hafta içinde yolla heycanlı yerde bitirdin