Doğu Muhafızı [9.Bölüm]


#41

Yorumun için teşekkür ederim. :slight_smile:

  1. bölümü en kısa sürede paylaşacağım merak etme :slight_smile:

#42

6.Bölüm
Ned gözlerini çiçeklerle dolu mavi renkli bir odada açtığında güneş yeni doğuyordu. Vücudunun her tarafı sanki dağlanmış gibi acıyordu. Yataktan kalkmaya çalıştığında acı daha da artmıştı ve Ned bayılacak gibi olmuştu. Son kalan gücünü toparlayarak Üstat Colemon’a seslendi.
“Üstat! Nerdesin? Colemon!”
Üstat Colemon yan odadan koşarak geldi elinde bir bardak tutuyordu. Ned bardağın içindeki sıvının haşhaş sütü olduğunu düşündü.
“Yedilere şükürler olsun. Lordum sonunda uyandınız.”
“Üstat bana ne oldu? En son hatırladığım şey savaşı kazandığımızdı.”
“Lord Eddard, Sör Marwyn’in söylediğine göre ağaçlardan birine saklanmış olan bir Dağ Adamı size bir ok fırlatmış. Kartal Yuvasına geldiğinizde ölmek üzereydiniz. Oku göğsünüzden çıkardığımda zehirli olduğunu anlamıştım. Hazırladığım panzehirler ve ettiğim dualar sayesinde gözlerinizi açabildiniz lordum. Yedilerin merhameti sizi bize bağışladı.”

Üstat elindeki bardağı Ned’e doğru uzattı. “Sadece iki yudum için lordum, fazlası zararlı olur.” Eddard haşhaş sütünden iki yudum aldı ve bardağı üstada uzattı. Üstadın gözlerinden çok mutlu olduğu anlaşılıyordu. Bardağı yan tarafındaki masaya bıraktı ve Ned’e
“İstediğiniz herhangi bir şey var mı lordum?” diye sordu.
“Yedi Cehennem! Ne zamandır baygın yatıyorum?”
“İki haftadır lordum.”
“Bu iki hafta içinde olanları bana anlat üstat.”
“Emredersiniz lordum. Sör Brynden Tully’nin ve Lord Yohn Royce’un orduları da girdikleri savaşları kazandılar. Dağ kabileleri bir daha Vadi insanlarına saldırmayacaklarına dair yemin ettiler, zaten sayıları da iyice azaldı. Bu arada bir seferberlik durumunda Kartal Yuvası’na savaşçı göndereceklerine dair yemin ettiler. Lord Yohn yeminlerini tutmalarından emin olmak için her kabile reisinin bir çocuğunu Taş Yazı’ya rehin olarak götürdü.
Ned diğer ordularında girdikleri savaşları kazandıklarını duyunca çok mutlu oldu. Bunu kutlamak için Üstat Colemon’dan masada duran sürahideki Tatlı Arbor Şarabı’ndan bir kadeh istedi.
“İşte bunlar güzel haberler üstat. Başka neler var.”
Üstat kadehe doldurduğu Arbor Şarabı’nı Ned’e uzattı. Gözlerindeki mutluluk parıltısı artık yoktu.
“Lordum, Leydi Catelyn Stark yanında esir aldığı Tyrion Lannister ile buraya geldi. Yarım Adam’ın, oğlu Brandon Stark’ı öldürmek için suikastçı yolladığını söyledi. Kardeşiniz Robert Arryn, Tyrion’u Ay Kapısı’ndan uçurmak istedi ama Tyrion dövüşle yargılanmak istedi. Leydi Catelyn’e refakat eden paralı askerlerden biri Tyrion için dövüşmeyi kabul etti ve Sör Vardis Egen’ı öldürdü. Tyrion Lannister ve paralı askeri üç gün önce Kartal Yuvası’ndan ayrıldılar lordum.”

Ned elindeki şarap kadehini duvara fırlattı. Sinirinden yataktan çıkmak istiyordu ama duyduğu güçlü acı buna engel oluyordu.
“Üstat , Lysa Arryn’ı çabuk yanıma çağır.”
“Emredersiniz Lord Eddard.”
Üstat Colemon oturduğu sandalyeden bir anda fırladı ve koşar adımlarla odadan çıktı. Ned kendisinden habersiz iş yapılmasına sinir olmuştu. Leydi Lysa’nın kafasını bir kazığa geçirmek istiyordu. Bunları düşünürken odaya Leydi Lysa girdi. Tully mavisi ve kırmızısından oluşan uzun bir elbise giyiyordu. Saçlarını arkadan bağlamıştı. Ned bu durumdan rahatsız olmuştu çünkü bu saç şekli onun çirkin yüzünü daha çok ortaya çıkarmıştı. Lysa Ned’in yatağının yanındaki sandalyeye oturdu.
“Yediler merhametliymiş Eddard, beni çağırmışsın.”
“Lord Eddard. Ben artık senin lordunum.” diye bağırdı Ned.
Leydi Lysa Ned’e cevap vermedi.
“Benden habersiz nasıl birini yargılarsınız. Tyrion Lannister ben iyileşene kadar Kartal Yuvası’nda esir olarak kalmalıydı.”
“Senin yaşayıp yaşamayacağın belli değildi lordum.”

Ned o an yanında bir kılıç olması için sol kolunu feda edebilirdi. Tully kadınının zehirli dilini yerinden sökmek ve o iğrenç bedenini küçük parçalara ayırmak istiyordu. Duyduğu büyük acıya rağmen Ned ayağa kalktı.
“Leydi Lysa şu andan itibaren Vadi Topraklarından sürgün edildiniz. Nehirova’ya kadar size refaket etmesi için istediğiniz kadar asker alabilirsiniz.”
Ned konuştuktan sonra yatağa oturdu, kendini zorladığı için canı çok acımıştı. Leydi Lysa ise bu duruma çok şaşırmıştı. Gözlerinden yaşlar dökülürken Ned’e yalvarıyordu.
“Lütfen lordum oğlumda benle gelsin, size yalvarıyorum.”
“Robert bir Tully değil Leydi Lysa, o bir Arryn ve onun yeri Kartal Yuvası. Şimdi bu odadan lütfen çıkın yoksa muhafızları çağıracağım.”
Lysa Tully ağlayarak odadan çıkarken Ned şarap kadehini fırlattığı için pişman oldu. Tully kadınından kurtulduğu için bir kutlama yapmak istiyordu. Bu sırada odaya Lord Nestor Royce girdi.
“Yedi cennet! Ettiğim dualar kabul oldu Lord Eddard. Sizi sağlıklı görmek beni çok mutlu etti. Bir emriniz var mı?”
“Bana Sör Brynden Tully’i çağır Lord Nestor.”


#43

aha fırtınalar kopacak :stuck_out_tongue:


#44

Batuhan Wattpad adında bir hikaye sitesi var.Bence senin hikayen orada fazla okuyucu toplayabilir orada da paylaşmanı tavsiye ederim.


#45

Tavsiyen için teşekkür ederim dostum. Birkaç bölüm daha yazdıktan sonra yani hikayeyi biraz ilerlettikten sonra orada paylaşabilirim :slight_smile:


#46

bence hızlıca devam et bekliyoruz yeni bölümü heycanlandırıyon yeni bölüm gelmeyincede kıriz geçiriyoruz


#47

Mübarek bana senin gibi okuyucu lazım sen hiç benim hikayemi okudun mu :biggrin:


#48

doğru fantastikte iyi sayılırım bir bakayım hikayene adı ney abonede olucamda


#49

http://www.wattpad.com/story/21303641-dalgaların-şarkısı bu siteden takip edebilirsin forumda yeni bölüm paylaşmıyacağım artık… okuyan olmayınca :smiley:


#50

bölüm kaçıncı bölüm? 1 mi ?


#51

Bundan sonra yeni bölümleri hızlı yazacağım merak etme. :slight_smile:


#52

inşallah ama yeni bölüm de karabalık düşman kesmeyceksin dimi nedimize.Ayrıca bence hikayeyi biraz hızlandır 2. kitap başıyla 1. kitap sonu arasına getir yeni bölümü 1. kitapta çok oyalanabiliriz


#53

Planladığım hızla ilerliyorum dostum.
Kendi hikayemle ilgili spoiler vermek istemiyorum. Yeni bölümü bekle. :slight_smile:


#54

Öncelikle hikayemi yarım bıraktığım için hikayeyi takip eden kişilerden özür dilerim. Uzun bir süreden sonra tekrar yazmaya karar verdim. Eğer hikayem eskiden olduğu gibi takip edilirse yazmaya devam edeceğimi düşünüyorum. :slight_smile:

7.Bölüm

Karabalık odaya geldiğinde Ned ayağa kalkmaya çalıştı ama vücudunu ele geçiren acı buna izin vermedi. Yaşlı ve sadık bir adamdı Karabalık Brynden Tully. Dağ Klanları ile yapılan savaşta orduları iyi komuta etmişti. Bu yüzden Genç Arryn ona saygı duyuyordu. Lysa Tully ile aynı soydan geldiğine inanamıyordu. Ned konuşmak için ağzını açtığı sırada Sör Brynden ona buna bu fırsatı tanımadı.
"Yeğenim için verdiğiniz karar doğru bir karardı lordum. Sizin haberinizi almadan böyle bir şeyi yapmaması gerekirdi."
Ned yanındaki mavi renge boyanmış ahşap sehpada duran tatlı Arbor şarabı ile dolu kadehi acılarını biraz geçirmesi umuduyla eline alıp tatlı şaraptan koca bir yudum içti.
"Kararımı onaylamanız beni mutlu etti sör. Yeğeniniz artık bu topraklarda kalamaz, eğer isterseniz siz de onla gidebilirsiniz fakat ben…"
Karabalık lordunun sözünü bitirmesine izin vermeden konuşmaya başladı.
“Benim sadakatim bu topraklara ve sizedir lordum. Buradan gitmek gibi bir amacım yok.”
“Bu cevabı duymak beni gerçekten mutlu etti sör. Sizden bir şey istiyorum. Kardeşim Robert artık bir erkek sayılır ve bu topraklarda erkekliğe adım atan soylu çocuklar bir yaver olurlar. Robert’ın sizin yaveriniz olmasını istiyorum. O sizle aynı soydan geliyor. O yüzden bu topraklarda onu emanet edebileceğim en doğru kişi sizsiniz.”

Karabalık ellerini neredeyse beyazlamış olan sakallarına götürdü ve kafasını onayladığını belli etmek için salladı.
"Bence de en doğru karar bu olacak lordum. Kardeşinizi en iyi şekilde yetiştireceğim.
“Bu konuda hiç şüphem yok sör. Siz sadık ve güvenilir birisiniz.”
"Teşekkür ederim lordum, güveninizi boşa çıkarmayacağımdan emin olabilirsiniz."
Ned, Karabalık’ın Vadi topraklarını terk etmediği ve kardeşi Robert Arryn’i yanına yaver olarak aldığı için mutluydu. Bu mutluluk yüzündeki neredeyse belirsiz gülümsemeden zorlukla anlaşılabiliyordu. Ama tam bu sırada göğsüne saplanan bir acı o gülümsemeyi öldürmüştü. Zorlukla konuşmaya çalıştı.
"Sör, bana biraz müsade edin. Yaralarım daha tam iyileşmedi."
Karabalık hiçbir şey demeden başıyla selam vererek çiçeklerle kaplı mavi odadan ayrıldı.

Ned kendini biraz zorlayarak yanında bulunan Üstat Colemon’a seslendi ve kendisine haşhaş sütü getirmesini istedi. Bu acılarını hafifletecek ve eğer biraz şanslıysa uyumasını sağlayacaktı. Üstat elinde bir kadehle odaya girdi. O gün Ned şanslıydı haşhaş sütünün yardımıyla uyuyabilmişti. Ertesi gün uyandığında zor da olsa yataktan çıkabilmiş ve odanın içinde biraz yürüyebilmişti. Kapısında nöbet tutan muhafıza seslendi ve ona Üstat Colemon’u çağırmasını emretti. Kanatları olan bir miğfer takan mavi pelerinli asker lordunun emrini yerine getirmek için hızlı adımlarla görev yerini terk etmişti. Genç Arryn kendini biraz zorlayarak pencere kenarına yürüdü. Pencereden dışarıya baktığında Yedi Krallıkta herkesi kendine hayran bırakan, birçok şairin onun için şiirler yazdığı o büyüleyici vadi manzarası ile baş başa kalmıştı. Bir süre manzarayı izleyen Ned, gökyüzünde özgürce dolaşan bir şahin görmüştü. Güneye doğru ilerlerken yavaşça gözden kaybolan bu kuş onu büyülemişti. Bu sırada odaya giren Üstat Colemon, Ned’e seslenerek onu bu büyüden kurtarmıştı.
“Beni emretmişsiniz lordum.”
“Üstat, Ejderha Kayası’na bir kuzgun yollamanı istiyorum. Lord Stannis’in tavsiyelerine ihtiyacım var. Lord Eddard’ın oğluna yapılan başarısız suikast ve Leydi Stark’ın bir Lannister’ı suçlaması Yedi Krallık’a kışı getirecektir. Bunu hissediyorum Colemon, kendimizi yaklaşan tehlikelere hazırlamalıyız.”

Üstat odadan çıktığında Ned yatağına oturdu, acıları azaldığı için düzgünce düşünebiliyordu. Aklına bir an babası geldi. Söz vermişti kendine onu öldüreni bulacaktı. Lord Stannis’in dediklerini hatırladı. "Zehir; korkakların ve kadınların silahıdır."demişti Ejderha Kayası Lordu. Aklına gelen tek kişi Cersei’idi. İkizlerin büyük sırrını öğrendiği için kraliçe, babasını zehirlemişti. Ondan başkası olamazdı. Doğru fırsatı kollayacaktı Ned, sabredecekti. Her ne kadar intikam almak istese de bunu hemen yapamazdı. Doğru zamanda, hiç beklenmedik bir sırada intikamını alacaktı, kendine verdiği sözü tutacaktı.


#55

[color=#1e90ff]8.Bölüm
Güneşin ilk ışıkları Kartal Yuvası’nı yeni bir güne uyandırırken Üstat Colemon, odasında Westertos’ın tarihi ile alakalı birkaç eski kitabı inceliyordu. Ejderhaların Dansı’nı anlatan kalın bir kitabın kapağını açacaktı ki odasının penceresine konan bir kuzgunun iğrenç sesini duydu. Yerinden kalkıp kuzgunun getirdiği mektubu eline aldığında üstündeki taç giymiş geyik mührünü gördü ve hiç vakit kaybetmeden lordunun odasına doğru yürüdü. Ned üstündeki sabah sersemliğinin etkilerini yeni yeni atmaya çalışırken odasının kapısına vurulmasıyla kendine geldi. Kapının diğer tarafındaki Üstat, Kızıl Kale’den önemli bir mektup geldiğini söylüyordu. Ned, üstadın odaya girmesini ve mektubu kendisine okumasını istedi. Mektuba biraz göz gezdiren üstadın suratı düşmüştü bu durum genç lordun dikkatinden kaçmadı.
“Suratındaki ifadeden kötü bir haberin geldiği anlaşılıyor”
“Kara kanatlar kara haberler lordum. Kral Robert Baratheon ölmüş.”
Yedi cehennem işte kış şimdi geldi. “Okumaya devam et.”
“Lord Eddard Stark vatan hainliğinden suçlu bulunmuş, yakında yargılaması yapılacakmış. Ayrıca yeni kral Joffrey Baratheon kendisine bağlılığınızı sunmanızı istiyor.”
“O piçe bağlılık yemini etmeyeceğim. Bana, Lord Nestor Royce’ı bul ve ona büyük salona gelmesini söyle üstat.”
“Emredersiniz lordum.”

Üstat odadan çıktıktan sonra, Eddard Arryn sandalyesinde asılı duran kılıç kemerini beline taktı. Üstüne de yakasında mavi şahin işlemesi olan siyah bir ceket giydi ve büyük salona doğru yürürken düşünmeye başladı genç lord. Westeros’ta yaşanacak büyük bir yangının ilk kıvılcımıydı Kral Robert’ın ölmesi. Stannis Baratheon ve Kuzey bu yaşanan olaylara isyan edeceklerdi. Kafasındaki düşüncelerle sonunda büyük salona ulaşmıştı. Kendisini büvet ağacından yapılma tahtın yanında bekleyen Lord Nestor karşıladı.
“Lordum beni çağırmışsınız.”
Eddard kendisini karşılayan kişiyi biraz süzdü. Kalp tarafında hanesinin arması bulunan bir yelek giyen kel ve beyaz sakallı bir adamdı Lord Nestor.
“Kral Robert öldü Nestor.”
“Haberi biraz önce duydum lordum.”
“Piç Joffrey kendisine bağlılık yemini etmemi bekliyor ama bu olmayacak. Babamın intikamını almanın vakti gelmiştir Lord Nestor. Vadideki güvenilir lordlara haber sal özellikle de Yohn Royce’a, yaklaşan bir savaşa karşı hazırlanmalarını söyle.”
“Emredersiniz. Zaten Dağ Klanlarıyla yaptığımız savaştan dolayı tecrübeli bir ordumuz var. Kısa sürede dağıtılan askerleri tekrar toplarız. ”
“Bende buna güveniyorum. Bu gece Martı Kasabası’na geçmek için yola çıkacağım orada bana Ejderha Kayası’na giden bir ticaret gemisi ayarlamanı istiyorum. “
“Nasıl isterseniz lordum. Yedi sizinle olsun.”
“Teşekkür ederim Lord Nestor, ben gelene kadar Kartal Yuvasına göz kulak olmanızı istiyorum.”
Nestor Royce Büyük Salondan ayrıldıktan sonra Eddard Arryn’de odasına geçti. Yolculuğunda dikkat çekmek istemediğinden üstündeki kıyafetleri değiştirdi. Mavi ve beyaz yerini siyaha bırakmıştı. Ned duvarında asılı duran şahin başlı uzun kılıcını sırtındaki kınına soktuktan ve masasındaki şişede duran tatlı Arbor şarabını matarasına doldurduktan sonra odasından çıktı. Güneş batarken genç lord yanındaki birkaç muhafız ile beraber Kartal Yuvası’ndan Ay Kapıları’na doğru ilerliyordu.

Güneşin batmasından birkaç saat sonra dolunay gökteki yerini almış, kartallar göklerdeki hakimiyetlerini baykuşlara teslim ettikleri sırada Ay Kapıları’ndan tamamen siyah giyinmiş iki atlı yola çıktı.
“Seni Ay Kapıları’nda bulduğum için mutluyum Harrold, yoksa onca yolu benimle muhabbet etmeye çekinen muhafızlarla beraber gidecektim.”
“Bende seni gördüğüme sevindim kuzen. İyi ki o haydutları buraya kadar takip etmişim. Kellelerini almadan önce onlara bir teşekkür etmeliydim şimdi onların sayesinde Ejderha Kayası’na gideceğim artık Vadi’den çıkmanın zamanı gelmişti. Ejderha Kayası’ndaki kızların ejderhalar kadar ateşli olduğunu duymuştum.”
Ned, akrabası Harrold Hardyng’in dediklerine gülüyordu.
“Bence hemen bu kadar heveslenme oraya vardığında bulacağın tek şey Lord Stannis’in sıkıcı muhabbeti olacak ve o muhabbetten sonra vakit kaybetmeden geri döneceğiz.”
“İşte bunu duyduğuma üzüldüm kuzen.”

Yorumlarınızı bekliyorum. :slight_smile:


#56

Çok güzel.Devamı merakla bekleyeceğim.


#57

Yorumun için teşekkür ederim. Devamını en kısa sürede yazacağım.


#58

Hayallerimi gerçek yapmışsın resmen. Kartal Yuvasında aklı başında bir Arryn :smiley:
Genç Arryn’ ın Genç Kurt’ a katılmasını ve savaşın seyrini değiştirmesini dört gözle bekliyorum


#59

Yorumun için teşekkür ederim. :slight_smile:

Hiç merak etme Genç Arryn savaşın seyrini değiştirecek ama nasıl değiştireceğini söylemek istemiyorum. :slight_smile:


#60

Özlemişim bu hikayeyi devamını hızlıca yaz lütfen.

SM-N910C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi