Favori şiirleriniz, dörtlükleriniz vs


#1

Amatör şiir denemeleri için konu vardı bunu da açalım bari. İlk şiirlerim Çınaraltı ve Beyoğlu’nun en güzel insanı Hüseyin Avni Dede’den, tanıyanlar bilir Dede’mizi :slight_smile:

Şimdi görsen tanıyamazsın,
Beni birkaç serseri karanlıkta kurşunladı;
En berbat sokaklarda yalnızlığa karıştım.
Bütün insanlar düşmanımdı,
Bir sabah uykusunda herkesle barıştım.

Yaşamak;
iyileri ve kötüleri,
ikiye bölmemektir.
Ölüme çare buldum,
insanları sevmek hiç ölmemektir…


#2

Edebiyat’a ilgim Mükremin Yılmaz’ın SENİ adlı şiiri ile başladı.

Uzunca zamandır görmeyeli seni
Bir başka kadın, bir hoş olmuşsun
Kollarıma alıp da sarmayalı seni
Beyaz peynir gibiydin kaşar olmuşsun


#3

Beklenen
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?

Necip Fazıl Kısakürek

Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum…

Orhan Veli

Kız Çocuğu
Kapıları çalan benim
Kapıları birer birer
Gözünüze görünemem
Göze görünmez ölüler

Hiroşima’da öleli
Oluyor bir on yıl kadar
Yedi yaşında bir kızım
Büyümez ölü çocuklar

Saçlarım tutuştu önce
Gözlerim yandı kavruldu
Bir avuç kül oluverdim
külüm havaya savruldu

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok
Şeker bile yiyemez ki, kağıt gibi yanan çocuk

Çalıyorum kapınızı…
Teyze, Amca, bir imza ver…
Çocuklar öldürülmesin
Şeker de yiyebilsinler

Nazım Hikmet Ran


#4

Off çok iyi lan bu konu akarım buradan.

bakışlarda küçümseyiş okuyorum
yalnızım, bedbahtım, tesellisizim.
gökler sağır, sesim boğuk
ve lanet okuyorum talihime
kıskançlıktan kuduruyorum
kiminin ikbalini
aczimden utanıyorum.
hazlarım iğrendiriyor beni.
o zaman sen geliyorsun aklıma,
ve birden bire kanatlanıyorum, bir tarla kuşu gibi, mest
içim aydınlıkla doluyor, yükseliyorum yükseliyorum
neşideler söylüyorum hayata,
göklerin eşiğinden
bana ne toprağın çirkinliğinden
insanların zilletinden bana ne?
hatıran öyle sonsuz bir hazine
ve sevgin öyle büyük mutluluk ki dostum!
en mağrur hakanların tacını
hor görüyorum


#5

Sana çirkin dediler düşmanı oldum güzelin
Sana kafir dediler diş biledim Hak’ka bile
Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin
Kahpelendinde garez bağladım ahlaka bile

Faruk Nafız Çamlıbel


#6

bugün pazar.
bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
toprak, güneş ve ben…
bahtiyarım.

nazım hikmet ran


#7

Tabut
Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.

Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış kalmış.

Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.

Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?

Necip Fazıl Kısakürek


#8

Bana yakın geldin dedi,
Sevdi.

Bana yakın geldin dedi,
Vurdu.

Adlarını sordum
İnsan dediler.

Benmişim / Özdemir Asaf


#9

Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,
Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene
Ak düşünce saçların kumral rengine
Kollarında son aşıkın ben olacağım.

Faruk Nafız Çamlıbel

Tanrının bu adamdan başka şair yaratmasına gerek yokmuş :smiley:

Adnan Bey

Tarlalarımıza girmiş değil sizin gibisi yaban domuzunun.
Şehrimiz görmüş değil yangının sizden kanlısını.
Bir adınız var, Adnan Bey, adımıza benzeyen.
Dilimiz kuruyor dilimizi konuştuğunuz için.
Bitten, açlıktan, sıtmadan betersiniz.
Yüz Türkiye olsa
elinizden de gelse
yüzünü de zincire vurur
yüz kere satarsınız.
Milletimin en talihsiz gecesi
ana rahmine düştüğünüz gecedir.

Nazım Hikmet

Bunu da 27 mayıs anısına yazayım :slight_smile:


#10

BİR FOTOĞRAFA…

Karşımdasın işte…
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi…
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan:
"Önemli olan
’zamana bırakmak’ değil,
'zamanla bırakmamak’tır…"
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır.
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim…

Nazım Hikmet


#11

Hem hikaye hem şiir, Türk edebiyatına yeni bi soluk getirmiş dayı

işin gerçeğini isterseniz bu dizeler çok iyi :slight_smile:

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi


#12

Addsddaswweqqqeeqss yere düştüm asdewqea


#13

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclise kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhowerin,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Üniversiteli yedek subayı,
Korede harcadınız, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.

Nazım Hikmet

Yine adnana giydirmeler falan


#14

Nef’i’den,
tahir efendi bana kelp demiş
iltifatı bu sözde zahirdir,
maliki mezhebim benim zira,
itikadımca kelp tahirdir.

Gelmiş geçmiş en iyi ayar.


#15

Şair Nef’i çok kral adam be :slight_smile:


#16

En güzel günlerimin
üç mel’un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel’un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını…
En güzel günlerimin
üç mel’un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi…
Düşmanımdır ikisi…
Sana gelince…
Yazıyorsun…
Okuyorum…
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum…
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz…
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri…
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için…
En güzel günlerimin
üç mel’un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi…
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi…
Sana gelince…
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün…
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün…
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz…

Nazım Hikmet RAN - Sen


#17

Ben de bunu yazmayı düşünüyordum. Muhteşemdir bu dörtlük. :slight_smile:

Güzelsin pak bir aşkın tecella-yı cemalinden
Güzelsin kainatın bir kız olmak ihtimalinden

Güzelsin tavr-ı masumane-i sevda-nevazınla
Hayatın şiire benzer her safasından melalinden

Güzel alemlerin hayret-feza bin ihtiramından
Güzel şairlerin vicdan-ruba bin makalinden

Güzelsin bunların hepsinden elbet belki ey canan
Güzelsin hüsnünün gönlümde nakşolmuş hayalinden

Tevfik Fikret


#18

Kesinlikle en beğendiğim dörtlük yeri çok başka :slight_smile:


#19

Demirden sagnaklar altinda uyur sevdigim
gögsünde hazin ayak izleri eski subatlarin
onu yaralar kipirdatiyor
ve o sertelmektedir yaralardan
kasiklarina bosalmaktadir nal sesleri.
Keserle yontulmus bir agzi var sabahiin
varinca bayraklari, marslari duyuyorum
basim çilginca sarsilan dallarla ugrasiyor
durup dineliyorum bütün taframla
bütün taframla, bütün yumruklarim, bütün
hantal yüreklerin oldugu orda.
Kesik kollari var askin
döl ve inat barindiran.
Hirpani bir oksayisla aksam
yanasinca çocuklara
ben karakavruk yüzümün arkasinda
kirbaçlayarak büyüttügüm agriyi birakiyorum
bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan
halksa kal’am onu kal’a kilan benim
bosanir damarlarima yillarin kahraman gürültüsü
çünkü kavganin göbegidir benim yerim.
Ay vurunca çatlatir gögsümdeki mahseri
çünkü kavganin göbegidir benim yerim
canlarim, kollarinda Parti pazubentleri
dik baslar, erkek haykirislarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatliycak kadar aski yüreklerini.
yillardir çocuk baslari akiyor yamacimizdan
yillardir balçikli bir hayvan çeperlerimizde
kentlimiz cebinde cinayet fotograflariyla sofraya oturuyor
köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime?
Asfalt yakiyor genzimi
asfalt adamlarini topluyor aramizdan
yikilip omuzdaslarinin seslerine
yikilip bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.
Ben merd-i meydan
yani topragin ve kanin gürzü
güllerin bin yillik mezari bendedir
yukardan bakarim efendilerin pusatlarina
insanlarin bütün sabahlarini merak ederim
gök hirpalanmaktadir merakimdan
itir kokan benim yumruklarimdir
benim kavgamdir o, ask diye taninan.

Alanlara çok bilenmis yüregim alanlara
vurulsun kösleri su gavur sevdamizin
vursun isyanin bacisi olan kanim karanliga
Zülkf de vursun.
Yüzüne ay kiriklari çarpip uyansin sevdigim.

İsmet Özel / Evet İsyan


#20

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

YAHYA KEMAL BEYATLI