Favori şiirleriniz, dörtlükleriniz vs


#21

Gönlüm ne dertlidir ne de bahtiyar
Ne kendine yar ne kimseye yar
Bir rüya uğrunda ben diyar diyar
Gölgemin peşinden yürür giderim

Bir kalbim var ki benim ,
Sevdiğinden burkulur:
Kahredenden ziyade,
Sevilenden korkulur…

N. FAZIL KISAKÜREK


#22

uzunca zamandır görmeyeli seni
bir başka kadın, bir hoş olmuşsun
kollarıma alıp sarmayalı seni
beyaz peynir gibiydin kaşar olmuşsun.

kayserili mükremin yılmaz


#23

Nihbinlik
Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler göreceğiz…
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere süreceğiz…
Açtık mıydı hele bir son vitesi,
adedi devir.
motorun sesi.

Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir
ne harikûlâdedir.
160 kilometre giderken öpüşmesi…

Hani şimdi bize
cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
yalnız cumaları
yalnız pazarları…
Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
Cevap:
açılır kara kaplı kitap:
zindan…
Kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik…kan.
Hani şimdi bizim soframıza
haftada bir et gelir.
Ve çocuklarımız işten eve
sapsarı iskelet gelir…
Hani şimdi biz…
İnanın: güzel günler göreceğiz çocuklar
Güneşli günler göreceğiz.
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere süreceğiz…

Nazım Hikmet Ran


#24

Düelloda en büyük kozumuzdun
Kralın şehrinde onur konuğumuzdun
Masumlara açılan adalet yolumuzdun
Tyrion Lannister’e cok ayıp oldu

Yenge de senin gibi pek sevecen
Gözlerimizi kaçırdık siz yiyişirken
Inanamadik duelloda savasacam derken
Tyrion lannister’e ayıp oldu

Baba lannister durumdan pek memnun
Abla desen eteklere zil takacak merun
O son artistliği yapmayacaktin oberyn
Tyrion lannister’e ayıp oldu.

LG-P880 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


#25

Sakın bir söz söyleme…Yüzüme bakma sakın!
Sesini duyan olur,sana göz koyan olur.
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın,
Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur…

Dilerim Tanrı’dan ki,sana açık kucaklar
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun,
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar,
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!

Faruk Nafız Çamlıbel


#26

Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın…

Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki…
Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…

Kalbin benim olsun diyorum,çünkü mukadder…
Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök,ver!
Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın…

Ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin…
Yazmış kaderin:Aşkıma ömrünce esirsin!
Aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin.
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın…

Hüseyin Nihal Atsız


#27

ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

mavi gözlü dev


#28

sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.

sana gitme demeyeceğim.
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.

sana gitme demeyeceğim.
ama gitme Lavinia.
adını gizleyeceğim,
sen de bilme Lavinia

özdemir asaf


#29

mutlu hayatın yolu bunlardan geçer:
çok sevgili Martialis: uğraşa didine
zenginler yok olur, acı kalmaz arkalarında;
bereketli topraklar üzerinde, sakin bir kafa;
eşit dostlar, ne haset var ne de kavga;
ne hüküm var ne de hükümdar;
sağlıklı bir beden, sakınımlı bir içtenlik;
irfan, sadelikle birleşir;
geceler sessiz, karmaşasız,
sade bir sofrada esrik değil dertsiz geceler;
sadık bir eş, tartışma olmadan;
karanlık geceleri kısaltacak bir uyku:
kendi mülkünden hoşnut, yeğlemeden daha fazlasını;
ne ölümün dileği ne de onun korkusu olmadan bir yaşam.

Marcus Valerius Martialis

Roma edebiyatından aldığım tadı hiç bi şeyden almadım…


#30

Şarkı

Kalbim yine üzgün seni andım da derinden,
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
Üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden,
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!

Senden boşalan bağrıma göz yaşları dolmuş!
Gördüm ki, yazın bastığımız otları solmuş.
Son demde bu mevsim gibi benzim de kül olmuş
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

İstanbul - 1962
Kaynak: Eski Şiirin RüzgârlarıylaYahya Kemal Beyatlı
Sent from my RM-976_1076 using Tapatalk

Forumda bu kadar az şiir sevenin olması üzücü [DISAPPOINTED FACE]
Sent from my RM-976_1076 using Tapatalk


#31

Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki
Çok sevdiğim başına yemin ediyorum ben
Koyu bir çiçek gibi gözlerin kapanırken
Bir dakika göğsünün üstünde olsa yerim
Ömrümü bir yudumda ellerinden içerim
Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki. Nazim Hikmet Ran

Sent from my iPhone using Tapatalk


#32

Karşı konulmaz güçlerin buyruğu üzre, Ozan
Geldiğinde bu tatsız, can sıkıcı dünyaya
Yumruğunu dehşetle, lanetlerle kaldıran
Annesi kafa tutar rahmeti bol Tanrıya:

-"Nasıl düştü rahmime bu garip varlık benim,
Lanet olsun bir anlık arzu gecelerine!
Nasıl beslerim onu, nasıl emzireceğim?
Engerek doğursaydım bu gudubet yerine!

Madem hazin kocamın çöplüğü olmam için
Onca kadın içinden beni seçmişsin, tamam,
Madem ki bu çelimsiz, cılız canavarı ben
Bir aşk mektubu gibi alevlere atamam,

Öyle buracağım ki bu pis, sefil ağacı
Vebalı goncaları asla açılmayacak!
Yanına kalmayacak bana verdiğin acı,
Lanetli eserinin üstüne fışkıracak!"

Feleğin oyununa gelip kadın, böylece
Köpük köpük hıncını, bütün kinini kusar,
Eliyle, Cehennemin yoğun derinliğinde
Suçlu anneler için darağacı hazırlar.

İstenmeyen Çocuğu bir iyilik Meleği
Gözetir, koruyucu kanatlarına alır,
Gün ışığıyla esrik, her şey, yeyip içtiği,
Tanrıların besini, tanrısal içki olur.

Rüzgarlar ile oynar, konuşur bulutlarla,
Kendinden geçer göksel şarkılar söyleyerek,
Onu böyle kimsesiz, kutsal yolculuğunda,
Kuşlar gibi neşeli gördükçe ağlar Melek.

Korkuyla bakar ona sevmek istedikleri,
Durgun, sessiz halinden cesaret alıp ya da,
Üzerine salarlar her gün birilerini
Denerler acımasız vahşetlerini onda.

Ayak basmazlar onun ayak bastığı yere,
Dokunduğu her şeyi, iki yüzlü, atarlar
İçeceği şaraba, yiyeceği ekmeğe
İğrenç tükürükleriyle yoğrulmuş kül katarlar.

Evlenir. Meydanlarda karısı çığlık atıp
Der ki: "Madem tapıyor, madem seviyor beni,
Tanrılar, putlar gibi adaklarla donatıp
Şölenler sunsun bana, göstersin sevgisini.

Günnük, misk, ıtırlarla, etlerle, şaraplarla
Yanıp yakarışlarla kendimden geçeceğim,
Kocam olan aşığın indinde, nazarında
Bilmek için ne kadar değerli, çekiciyim.

Bu zındık tutkulardan bir gün usanacağım,
Narin, güçlü parmaklarım göğsüne konacak
Ve kartal cırnakları gibi şu tırnaklarım
Onun kalbine doğru kendine yol açacak.

Titreyen, çırpınan, küçük yavru bir kuş gibi
O kıpkırmızı kalbi sökeceğim göğsünden
Sonra doyurmak için değerli hayvanımı
Gülerek fırlatıp önüne atacağım ben!"

Duru, aydın usunun geniş şimşeklerinde
Öfkeli ulusların o yaban hali saklı,
Görkemli, yüce tahtı gördüğü Göğe doğru
Kaldırır dingin Ozan inançlı kollarını:

"İffetsizliğe karşı, şükürler olsun Tanrım,
Acıyı verdin bize, en iyi ilaç olan,
O acı ki en güzel cevherdir, inanırım,
Güçleri kutsal şehvetlere hazırlayan!

"Bilirim, Ozana da ayırdığın bir yer var,
Mutlu sıralarında o kutsal Birliklerin,
Çağırıyorsun onu ebedi şölenine
Tahtların, Erdemlerin ve Egemenliklerin.

"Toprağın, cehennemlerin ısırmayacağı
Tek soyluluğumuzdur acı, biliyorum, tek,
Ve örmek için başımdaki çelengi, tacı,
Çağları, evrenleri vergilendirmek gerek.

"Yine de, ne Palmyre’in yitik mücevherleri,
Ne deniz incileri, bilinmedik madenler,
Ozanın başındaki bu gözler kamaştıran,
Bu göz alıcı, parlak tacı yapmaya yeter;

“İlk ışınların kutsal ocağından alınmış
Katıksız, som ateşten yapılacaktır Ozan,
Ki ölümsüz gözleri, tüm görkemine karşın,
Aynalardır, karanlık aynalardır yakınan!”

(Charles BAUDELAIRE)


#33

Ürkek bir serçe gibi eğme başını,
Kaldır başını ve dimdik dur
Bu senin değil, ülkemin ayıbı,
Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk.

NAZIM HİKMET


#34

Öptü beni : «— Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır,» — dedi.
«Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,» — dedi.
«İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
«körler onları görmese de, yıldızlar vardır,» — dedi…

Nazim Hikmet

Sent from my iPhone using Tapatalk


#35

Ağlayan gökyüzü beni mi çağırıyorsun yanına
Bu ölü bedenlerin yattığı topraktan kara bulutlara
Parlayan güneşi benim lanetli ruhumdan saklayıp
Hapis mi edeceksin ebedi karanlığa

Yalnız gökyüzü beni mi çağırıyorsun yanına
Dostum mu olacaksın sanki elveda dediğimden beri hayata
Çürüyen cesetlerin huzur aradığı toprakta
Bırak git beni yatayım şu yaşlı mezarımda


#36

Senin için o ne dediler
Hayattaki gülen yüzüm dedim.
Ona öyle nasıl bağlandın dediler
Ben değil o bağladı dedim.
O da senin gibi sevdi mi dediler
İşte cevap veremediğim tek şey buydu.
Eğer bunu bilmiyorsan vazgeç dediler
Vazgeçecek olsaydım sevmezdim dedim

Can Yücel

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim

Can Yücel


#37

Alp er tunga öldü mü?
vs
vs
vs


#38

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?

Atilla İlhan


#39

Seni düşünüyorum, güneşin ışıkları denizden aksedince

Seni düşünüyorum, ayın pırıltıları kaynaklara vurunca.

Seni düşünüyorum, uzak bir yol üstünde tozlar havalanırken,

Karanlık bir gecede, dar bir tahta köprüde bir yolcu ürperirken.

Seni düşünüyorum, boğuk uğultularla orda yükselirken dalgalar.

Kulak kesilmek için koruluktayım, sık sık her şeyin sustuğu anlar.

Uzakta olsan bile ben senin yanındayım, sende yakınımdasın.

Güneş batıyor, biraz sonra, beni ışıtacak yıldızlar ne olurdu burda

Yanımda olsaydın


#40

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?

Yazan : Necip Fazıl Kısakürek