Favori şiirleriniz, dörtlükleriniz vs


#141

Ellerin güneş dolu geldin
Eteğin güneş dolu
Kucak dolusu güneş
Dudaklarında göğüslerinde getirdin güneşi
Saçlarında gözlerinde güneş
Gülüşün güneş güneş
Güneşi öptüm sesinde
Yüreğim akkora döndü
Sapasaydam kesildim güneşinden

Sen gelmezsen kış geliyor
Soğuyup donuyor güneşim
Buz tutmuş içim dışım
Cam gözlerimde donuk gözyaşım
Buzul çağını getirir gidişin
Sesten sese koşsam da senin değil
Sesini gönder hiç olmazsa
Bende donan yokluğunu
Isıtsın sesindeki güneş

Aziz Nesin
-Aşk Şiirleri-


#142

1
hayvanat bahçesindeki bekçi,
ne bahtiyarsın!
kafeste hayvanların,
anahtarlar cebinde belki.
benimse, gezinir içimde bir canavar.
ne çevresinde parmaklık,
ne cebimde anahtar var.
2
takatakara mankara
velelulike kulike
yava yav puf
feseyeseyesnen fekkeadebekkey
tubukum ha
hu hu hu
maskitirana
ateşi tanim beyki tanim tava
hompada limpada limpampa
kubidipdibiya
Sebehattin teoman


#143

Babamın daha ben okuma yazma bilmeden ezberletmek için çok uğraştığı bir Ahmed Arif şiiriyle başlayayım. Kendisi o zamanlar, uzaklara dalmaktan bilmem ne zamandır içmeyi unuttuğum sigaram yavaş yavaş parmaklarımı yakarken aklıma bu şiirin gelebileceğini öngörememiş yüksek ihtimalle. Hiç bir fevkaledeliği olmasa dahi insanın yüreğinde yeri sebepsizce ayrı olan şiirler, şarkılar vardır. Bu da benim için onlardan biri. “Haberin var mı taş duvar?”

"Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…"

Ahmed Arif


#144

Cemal Süreya’nin Güzelleme şiiri var mesela. Sevgilime okurdum. Bir de üniversite de drama dersindeyken okumuştum bağir çağır. Çok severim.

Can Yücel’in Sevgi Duvarı şiirini Galata Köprüsünde sevgilimle martılara okumuştuk. Cihangir merdivenlerinde ve de Buyukada da. Onun tek ezberlediği şiirdir. Hala daha öyle. :slight_smile:

Bir Ahmed Arif var;
‘Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…’ der. Anneciğim gelir aklıma. Hasretinden prangalar eskittim. Cennet kuşum benim, hergün özlemle…

Bir de bu var. Anne gittiğinde çocukluk da bitiyor diye düşündüğüm bir sırada karşılaşmıştık. Ilk bir sene kaptana hak vermedim. Ama sonunda bahsi o kazandı.