Galatasaray FAN


#601

Galatasaray Odeabank,Fenerbahçe Ülker’i 73-54 yenerek Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi Şampiyonu oldu. :slight_smile:


#602

UEFA Kupası Zaferinin 14. Yılı
Galatasaray Futbol Takımı, 1999-2000 sezonunda Şampiyonlar Ligi grubunu üçüncü olarak tamamlıyor ve Avrupa’daki mücadelesine UEFA Kupası ile devam ediyordu. 17 Mayıs 2000 tarihine kadar Bologna, Borussia Dortmund, Real Mallorca, Leeds United gibi Avrupa futbolunun önemli takımlarını eleyen Galatasaray, finalde ise İngiltere’nin en önemli geçmişe sahip kulüplerinden Arsenal ile karşılaştı.
17 Mayıs 2000 tarihinde Galatasaray, Kopenhag Parken Stadı’ndan zaferle ayrılarak Türk futbol tarihinin en büyük başarısına imza atıyordu.
UEFA Kupası’nın zaferinin 14. yılında bizlere bu zaferi yaşatan yöneticilerimize, teknik heyetimize ve sporcularımıza bir kez daha gönülden teşekkür ediyoruz.


#603

Arsenal-Dortmund-Anderlecht zor bir grup ama hiç olmazsa UEFA’ya gitmek garanti. Takım form tutarsa Arena’da Arsenal ve Dortmund’u da yenebiliriz. Anderlecht’ten 4, Arsenal ve Dortmund’dan 3 puan alsak 10 puanla 2. olabiliriz. Gruptaki her maç her sonuca açık. Almanya’da taraftar desteğini arkamıza alıp puan kopartabiliriz. Arsenal, Beşiktaş’a karşı oynadığı gibi oynarsa İngiltere’de kazanabiliriz. Çok değişik bir grup oldu 3. de olabiliriz 1. de.


#604


#605

Burak Yılmaz ve Selçuk İnan ilk 11 başladığı sürece 9 kişi oynuyoruz. Adamlar da her maç 11’de başlıyorlar. Bunlarda Ünal Aysal’ın kaseti mi var lan?

Burak’ın maçı 1-1’e getirmemesine aldanmamak lazım. Maç boyu çok kötüydü. Veysel Sarı’yı kim futbolcu yapım zaten amk? Selçuk İnan arada bir iyi işler yapsa da genellikle ayağına aldığı topu ezdi. Orta sahamız hiç bir şey yapamadı. Zaten sonunda Chedjou dayamadı, attırdı bir tane :smiley:


#606

tüm takım formsuz baska bir şey demiyorum.


#607

Genelde son zamanlarda Rakip Takım- Muslera oynuyorduk ama dün gol de atmışız


#608

Ünal Aysal’ın aday olmayacak olmasına o kadar sevindim ki. Bugün Fatih Altaylı’nın yazısı:

“Aysal kaçarken Galatasaraylılar ne yapacak”

GALATASARAY yine karıştı.
Her tarafta türlü haber.
Yok şu şunla görüştü, yok bu bunla görüştü gibi sallamalar. Söyleyeyim, çoğu uydurma, çoğu palavra.
Gelin size işin doğrusunu en başından anlatayım.
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal zaten “kaçmak” istiyordu.
Bunun sinyalini Mali Genel Kurul’da vermişti, ama Genel Kurul tuzağa düşmeyince devam etmek zorunda kalmıştı.
Ama niyeti “kaçmak” olduğu için Divan Kurulu toplantısını bahane ederek “kaçtı”.
Yoksa Divan Kurulu’nda istifasını gerektirecek bir durum ortaya çıkmamıştı.
Divan Kurulu’ndaki mesele şuydu.

DİVAN NETLİK İSTEDİ
Ünal Aysal, Galatasaray’ın gayrimenkullerini satmak ya da bir gayrimenkul yatırım ortaklığı çatısı altında toplama izni almak için Genel Kurul’a gitmek istiyordu. Bunu da önce Divan’a anlattı.
Divan ise tepki gösterdi.
Tepkinin nedeni şuydu:
Aysal bunu nasıl yapacağını anlatmadı. Yöntemini, hangi yolla yapacağını söylemedi. Usulünce bir şeyler anlattı. Divan da “haklı olarak” detaylı bilgi istedi.
Bunun üzerine bir de kulübün şirketlerde sahip olduğu altın hisseyi satmak istemesi iyice ortalığı karıştırdı.
Çünkü bu “altın hisse” kulübün, sahip olduğu şirketlerdeki kontrolünü sağlıyordu. Bunu satmak, eski bir başkanın deyişiyle “ya cehalet ya da aptallık” olurdu ve sonuç olarak ikisi de aynı kapıya çıkardı.
Işın Çelebi’nin haklı uyarısıyla Divan bunu da eleştirince Aysal’a kaçmak için bahane doğdu.

HER ŞEY YANLIŞ SEÇİMLE BAŞLADI
Aslında her şeyin başı Aysal’ın 2. şampiyonluktan sonra egosuna ve yönetimdeki “komplekslilere” yenik düşüp üst üste iki şampiyonluğu getiren yönetimi dağıtmasıyla başladı.
O zaman biz kendisine bunun yanlışlığını anlattık ama anlamadı.
Seçime gitti.
Bu kez, bu köşeden de yazdığım gibi “Kurulan yönetim, eski yönetimin süresini tamamlar ve Mayıs 2014’te seçime gidilir” dedik.
Başkan ise “Hayır, 3 yıl için seçildik” diyerek tüzüğü de çiğnedi.
Ve şimdi 2014 Ekim’inde seçime gidiyor.
İstifa ettiği için seçim kaçınılmaz. Dönüşü yok.

‘ADAY OLMAYACAĞIM’
Herkesin kafasındaki soru: “Yeniden aday olacak mı?”
Ben bu satırları yazarken Aysal TRT ekranına çıkıp ne yapacağını açıklamamıştı.
Ancak salı akşamı Ali Dürüst’le yaptığı görüşmede, “Kesinlikle yokum” demişti bile.
Bu görüşmede Başkan Ünal Aysal yaptığı hataları, erken seçime gitmekle ne büyük yanlış yaptığını da anlatıp Dürüst’e, “Kim başkan olursa ben elimden gelen yardımı yaparım” mesajını verdi, ama bu “beylik” laftır ve hikâyedir, herkes bilir.
Başkan istifasına neden olarak da Divan’ın kendisine haksızlık etmesini göstermiş.
Ali Dürüst ise başkana zamanlamanın yanlışlığını, 1 ay içinde doğru düzgün bir yönetimi kimsenin oluşturamayacağını anlattı.
Ancak Başkan Aysal kesinlikle kararlıydı ve “girmeyecekti”.

‘FARUK BEY, SİZ OLUN’
Bu arada Ünal Aysal’ı telefonla arayan efsanevi Başkan Faruk Süren de seçim kararının ve zamanının çok yanlış olduğunu söyledi.
Buna karşılık Aysal’ın önerisi, “Siz başkan olun” oldu.
Süren’in bu öneriye güldüğünü söylemem yeterli olur zannederim.

YALMAN, AYSAL’I KURTARDI
Aysal’ın bu ani “kaçışıyla” Galatasaray ciddi bir kaosun ortasına düşmüşken Aysal’ı kurtaran hamle eski Başkan Alp Yalman’dan geldi.
Yalman adaylığını açıklayarak Ünal Aysal’ı bir anlamda kurtardı.
Böylece “adaysızlık” durumu ortadan kalktı.
Ne de olsa Yalman, 20 yıl önce başkanlık yapmış, camianın saygın bir ismiydi.
Aysal’ın, “Bakın aday da var” deme imkânı doğdu.
Oysa Yalman, “Galatasaray sahipsiz değildir” mesajı vermek istiyordu.
Şimdi camianın önde gelenleri çeşitli formüller üreterek bu zor dönemi aşmaya çalışıyorlar.
Çünkü herkes biliyor ki, Alp Yalman da bu kısa sürede “iyi bir yönetim” ya da “sorunları çözebilecek” bir yönetim kuramaz.

BEKLEYEN SORUNLAR
Galatasaray’ın Ünal Aysal’ın ani kaçışıyla karşı karşıya kaldığı sorunlar ise şöyle:

  • Kısa vadeli nakit açığı 60 milyon dolar. Bu parayı acilen temin etmek lazım. Bunun formülleri var ama yeni oluşacak bir yönetim kısa süre içinde bu adımları atamaz.
  • Yılbaşına kadar 110 milyon dolarlık bir nakit girişi gerekiyor. Hadi 110 değil de 80 olsun. Bu parayı bulmak, yeni yönetim için çok hızlı bir hamle yapmak demek. Bu hamleyi yapabilecek kalitede bir yönetim 15 gün içinde kurulamaz.
  • Çok güvenilir isimlerden kurulacak bir yönetim kan ve gözyaşı vaat ederek bu işin içinden çıkabilir ama başkanlık adayı isimlerin hiçbiri böyle bir dönemde kendini yıpratmak istemiyor.
  • Kulübün içini bilmeyen yeni yönetim göreve gelirse kulüpteki profesyonellerin oyuncağı olur. Ki o profesyonellerin ne kadar beceriksiz olduğu zaten kanıtlanmış durumda.

AYSAL’A SON ÖNERİ
Dün öğleden sonra Galatasaray’ın önemli isimlerinden biri, Başkan Ünal Aysal’la buluştu ve kendisine, “Aday ol. Bu dönemi tamamla. Ama yanına 2. başkan olarak Ali Dürüst’ü al. Yönetim kurulunu Ali kursun. Sen hiçbir şeye karışma. Ali kulübü bu durumdan çıkarır. 20 ay sonra da seçim geldiğinde çekilirsin ve Ali devam eder” dedi.
Başkan Aysal bunu kabul etti mi, edecek mi bilmiyorum.
Bu formüle Ali Dürüst’ün çok sıcak bakmadığını ve bir kez daha Ünal Aysal’la çalışmak istemediğini biliyorum, ama Dürüst Galatasaray için görevden kaçmayacak kadar Galatasaraylıdır ve istemeye istemeye de olsa bu formülü kabul edebilir.
Galatasaray’da bu kazan daha kaynar.
Sonunda bir çıkış bulunur.
Galatasaraylılar müsterih olsunlar.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kurt görünce kaçan adamdan çoban olmayacağını anladığımız zaman.


#609

Bunu yazan adam olmayan fatih altaylı değil mi? Çok güldüm, Galatasarayın tek ihtiyacı olan şey istikrar bırakın Aysal kalsın, Prandelli TD olarak devam etsin. 2 sene üst üste şampiyon olunca kimse ses etmedi. Şimdi ne oldu da millet konuşmaya başladı? Bize gereken tek şey istikrar başka bir şeye gerek yok.

Edit: Yalman kim biliyor musun? Fenerbahçe şampiyon olunca şirket binasına fener bayrağı asılan adam hiç konuşmaya bile gerek yok onu


#610

Sivasspor galibiyeti falan içimi hiç rahatlatmadı hala kızgınım takıma bakalım arsenal karşısında ne yapacağız…


#611

2 sene üst üste şampiyon olurken yönetimde doğru dürüst adamlar vardı, TD ligimizi çok iyi bilen Fatih Terim’di. Sonrasında ise önce yönetim değişti, sonra Fatih Terim gönderildi ve başarısızlık geldi.


#612

Önce yönetimdeki işini düzgün yapan insanları yollandı. Sonra da saçma bir güç mücadelesine girişilmesi sonucu Terim daha fazla duramazdı öyle de oldu hem de yanlış hatırlamıyorsam yönetimin kararını antrenmanda öğrendi. Takımın da kimyası bozuldu. Mancini ile maya tutmadı. Prandelli ile de tutacak gibi değil. Vakti ve parayı çarçur ediyoruz yine. Sonumuz hayrolsun.


#613

@andallar @“Ser Robert Strong” hiç bir şey demiyorum ikiniz de terimcisiniz boşuna bıdı bıdı ediyorsunuz terim ayrılmadan önce gerçekleri söyleceğim diyordu tff için ne oldu da sustu o kadar galatasaraylı da niye ortada bıraktı takımı? Başkan Aysal trt 1 de hep açıkladı durumları niye konuşmadı istediğiniz de oldu Aysal başkan adayı da değil


#614

“Bıdı bıdı” hoş bir tabir değil öncelikle. Tartışma üslubunu bilmeyen biriyle ne konuşulur ki bundan gayrı kişisel de ‘tartışmayalım’ bence.

Şunu da söyleyeyim şahsen terimci ocu bucu bir şeyci falan değilim ben Galatasaray’lıyım şahıslar üzerinden ne kin beslerim kimileri gibi ne de fanatizm yaparım.

Gelen gideni aratır mı bilinmez ama yeni yönetim şimdiden hayırlı uğurlu olsun hepimize diyip geçelim.


#615


#616

Veysel bu takımın oyuncusu değil kanımca.
Ve bence kötü oynamasına rağmen selçuk olmalıydı. Melo defansif oyun kurucu olmayınca nejder geri geliyor topu almaya. Bundan dolayı ileriye topu taşımak da zorlaşıyor.
Herşeyin üstüne bir de ingilizlerin o sıkı presi ve hareketliliği de eklenince 3 oluyor işte. İşimiz zor.

Her büyük takımla oynayınca illa sahaya meşale atma zorunluluğum var sanırım.


#617

Aynen öyle. Ama yo. Şimdi yine Prandelli’nin zamana ihtiyacı var değil mi.


#618

Aslan bitti demeden bitmez gençler :dddd


#619

Ben küçük bir kızım kafam bu tür işlere çok ermez ama… (:)) abi bu teknik direktör 1 yılda takıma iyice uyum sağlıyor. Gelen gidenden farklı değil bıraksaydın Mancini yi daha az para verirdin…


#620