Jon Snow'un Rüyası 'Buz ve Ateş'


#21

Ayrıca dur,

Kitabı kim yazdı?
GRRM

Yani orman GRRM

Ormanın çocuğu Jon olduğuna göre

Jpn’un babası da aslında Rheagar olduğuna göre

Rheagar=GRRM???


#22

Bence trolleri @svurgun a bırakalım


#23

Aynen hocam sana yakışmıyor sen trolleri ciddiye alan tip ol trollük biz de kalsın


#25

Hocam bu yorumları silme ihtimalin var mı?


#26

Yep.

0202020020202”2020


#27

SS alayım ozaman ilerde şantaj yaparım izin veriyor musun hocam ?


#28

Evet, Buz ve Ateş dediğimiz doğaüstü güçler kendi amaçları doğrultusunda dünyanın dengesini bozuyor, insan ve varlıkları amaçları doğrultusunda kullanıyorlar. Mevsimlerin dengesizliği de bu güçlerin faaliyetlerinden dolayı ortaya çıkıyor.

Benim fikrim ; Serinin sonunda Dünya’ ya dengeyi getirmek isteyen bir grup biraz da diplomatik bir yolla zaferi kazanacak, hatta ikna yöntemi ile Buz ve Ateşi insanların dünyasından uzaklaştıracak.

Buz ve Ateş insanların mücadele edemeyeceği kadar güçlüler aslında, onları ikna ancak bilgelik ve kararlılıkla olabilir. Bu bilgeliği Brann ve Jon’ dan bekliyorum açıkçası. Dany ne olur ? Belki kendni feda eder, belki buz ya da ateşten birinin şampiyonu olur.

Bir de ‘‘Üstatlar’’ konusu var, onlar hangi tarafta bilmiyorum. Ancak bildiğimiz kadarı ile üstatlar büyü ve doğaüstü konulara karşı sert tutum içinde. Üstatlar denge ve doğadan yana bir grup gibi görünse de yozlaşmış ve kalıplara sıkışmış, statükocu ve siyasete kendini kaptırmış bir durumda görünüyor.

Açıkçası serinin devamını merakla beklemekten başka yapılabilecek birşey yok elimizde.


#29

Al ama pek işe yaramaz. Doğrusunu söylemek gerekirse kitap forumundaki bir gecelik zararsız trollemenin çok önemi yok.


#30

Güzel çeviri olmus, emegine saglik :kissing_closed_eyes:

Azor Ahai konusunda söylenenler az biraz benim bakis açima uygun sanki :smiley:
Benim de en büyük AA adayim Dany, onun simdilik en uygun kisi oldugunu düsünüyorum. Ama hani hep diyorum ya, “Tek bir kahraman beklemeyelim. Bu savasta bence üç kilit isim olacak : Dany, Jon ve Bran”.
Jon savasçi, komutan. Dany güç, umut getiren kisi, ek olarak tabi ejderha sürücüsü, savasir da. Bran ise bilge (üç gözlü karga/kuzgun).


“Hiç bitmeyen yaz” bence biraz süslü anlatimdan ibaret.


AA’nin kötü kisi olmasina da pek ihtimal vermiyorum, kim olursa olsun.


#31

Hiç bitmeyen yazdan ziyade sürekli bir gündüz, sürekli aydınlık amacı olabilir. Çünkü R’hllor tayfası güneşin gelmesi için dua ediyor geceleri.


#32

Evet, çevirirken fark ettim, senin bakış açını görebildim bu kuramda. :slight_smile:

AA’nın kötü olmasından maksadın saf kötülükten ziyade var olma amacının iyi olmaması yönünde, diye algıladım aslında. Yani bir taraf bitmeyen kış, diğer taraf ise bitmeyen yaz getirmek istiyor… Şimdi bitmeyen yazı süslü anlatım olarak algılar isek bitmeyen kışı da süslü anlatım algılamak gerekmez mi? Ayrıca dikkatini çekerim kış dönümleri çok kısa sürüyor ve yaz dönümleri ise aksine çok daha uzun, son yaz da aşırı, olağandışı bir sıcaklıktı. Yani sandığın kadar süslü anlatım olmayabilir. Yaz ve Kış mevsimleri birbiri ile didişiyor gibi. Bir yandan ateş, yaz aşığı R’holler; diğer yandan buz, kış aşığı Büyük Öteki. Biri diğerinin tersi ama amaç aynı, yöntem farklı… Bir madalyonun iki yüzü gibiler. Ortada bir dengesizlik var ise ve buna bu ikisi ve yaptıkları sebep oluyor ise bu ikisinin şampiyonları ile denge gelmez, aksine dengesizlik daha da artar. Bu durumda gerçekten denge getirecek, orta yolu bulacak nihai bir kahraman gerekiyor; buz ve ateşi içinde barındıran, dengeyle doğmuş bir kişi; Jon Snow, kendisi arabulucu özelliği ile öne çıkan biri… Dengeli bir karakteri var. Kuram nispeten de olsa doğru çıkabilir yani, bilmiyorum.

Büyük Öteki’nin adamları; buz, soğuktan canavarlar, ölüler de buz büyüsü gibi bir şeyle diriliyor. Yemedikleri, içmedikleri vs. ortada; yahut uyumadıkları.

R’holler’ın adamları; ateş, Melisandre yemiyor, içmiyor ve bazen bir saat de olsa uyuyakalıyor ama onun dışında uyuma ihtiyacı hissetmiyor. Karanlıktan, geceden nefret ediyor. Thoros biraz daha farklı biri, gayet insan gibi yiyor içiyor; diğer kızıl rahibi daha tanımadığımız için Melisandre’ye mi yoksa Thoros’a mı daha çok benziyor, bilemiyorum.

Şafak. Bize bir gün daha bahşedildi, R’hollor’a şükürler olsun. Gecenin dehşetleri geri çekildi. Melisandre, sık sık yaptığı gibi, geceyi ateşin yanındaki sandalyenin üstünde geçirmişti. Stannis gittiğinden beri yatağını pek kullanmamıştı. Omuzlarında dünyanın ağırlığı varken uyumak için vakti yoktu. Ve rüya görmekten korkuyordu. Uyku, küçük ölüm. Rüyalar, hepimizi sonsuz geceye sürükleyecek olan Öteki’nin fısıltıları. Melisandre, bir âşığın öpücüklerine benzeyen ısı dalgaları sayesinde al al olmuş yanaklarıyla, tanrısının kutsal ateşlerinin yakutumsu pırıltıları içinde yıkanarak oturmayı tercih ederdi. Bazı geceler uyuyakalıyordu ama asla bir saatten fazla değil. Gün gelecek ve Melisandre bir daha asla uyumayacaktı, bunun için dua ediyordu. Gün gelecek ve Melisandre rüyalardan kurtulacaktı. Melony, diye düşündü. Sürü Yedi.

Karanlık yine geri çekiliyor… kısa bir süre için. Ama Sur’un ardında düşman güçleniyor. Ve düşman kazanırsa, şafak bir daha asla sökmeyecek.

Yiyecek. Evet, yemeliyim. Melisandre bazı günler yemek yemeyi unutuyordu. R’hllor, Melisandre’nin bedeninin bütün gıda ihtiyacını Yiyecek. Evet, yemeliyim. Melisandre bazı günler yemek yemeyi unutuyordu. R’hllor, Melisandre’nin bedeninin bütün gıda ihtiyacını karşılıyordu ama bu, ölümlü adamlardan saklanması gereken bir durumdu.

Bir de bu kadın alevlerde bir şey görmeye çalıştığında bedeli hoş olmuyor, orası burası kanıyor…Thoros’da görmedik bunu, Asshaili kızıllara has bir şey mi bu? Yoksa Melisandre çok güçlü bir seviyede, o yüzden mi?

WW’lerin Zırh Betimlemesi… Neden bilmem okuduğumda hep buzdan bir zırh gibi algılıyorum, bu yüzden de aklımda buz zırh kalmış; renk değiştirmesi vs… Güzel zırhmış ama. :smiley:

Ormanın karanlığından bir gölge çıkıp geldi. Royce’un tam önünde durdu. Uzundu. Eski kemikler gibi sert ve inceydi. Teni süt kadar beyazdı. Gölge hareket ettikçe zırhı renk değiştiriyor gibiydi. Önce yeni yağmış kar kadar beyaz, ardından gölgeler kadar kara, bazen ağaçların derin yeşil grisi üzerine damlamış gibi benekli. Gölge hareket ettikçe ay ışığı yakamoz gibi zırhın üstünde parlıyordu.

EKLEME: Bu karga ve kuzgun meselesi ile ilgili bir şey daha görmüştüm, Geek sayfasında idi galiba… Karga’ların Ötekiler ile ilgili olduğunu falan. Karga batı kültüründe ölümü temsil eden bir şeymiş(doğru aslında uğursuz görüyorlardı galiba, sevmiyorlar kargaları); yabanılların karga demesi de onlara ölüm getirdikleri için diyordu. Yaşlı Dadı da “kargalara güvenme, yalancıdır.” falan diyordu dizide(kitapta diyor muydu hatırlayamadım). Bran’a 3 gözlü karga görünüyor ve biz bunu hep eskiden karga olduğu için kan kuzgun’una bağlıyorduk ama adamın avatarı kuzgun, lakabı kuzgun… Ne alaka şimdi bu kuramla diyeceksiniz; Büvet Ağacı Net Ağına bağlanan kişi sadece yeşil görenler değil, öteki vs. de bağlanabiliyor vs. demiş ya Gray Area, olabilir mi acaba dedim.


#33

Hayir gerekmez bence. Ötekilerin benzersiz bir soguk getirdigi biliniyor, daha ilk kitabin ilk povunda görüyoruz bunu.
Azor Ahai Ötekileri yendiginde, veya Ilk Insanlar ile Ormanin çocuklari bunu yaptiklarinda hiç bitmeyen bir yaz gelmedi. Mevsimlerde dengesizlik oldu, yazlar daha uzun sürdü, orasi kesin ama hiç sürekli yaz da olmadi yani. Belki bu sefer, insanlar tamamen yok eder Ötekileri ve belki bu sayede mevsimler normale döner, o dengesizlik ortadan kalkar. Hem su da var; eger insanlar Ötekileri yendiginde bu sefer hiç bitmeyen bir yaz gelirse, ki bu kötü bir sey, hikayenin pek bir anlami kalmaz bence. Saçma olur, mantiksiz olur.

R’hllorcular yaz asigi mi? Yani tamam, ates ile yakin bir iliski var bu inanista ama yaz asigi demek ne kadar dogru? Ates > Sicak > Yaz… Bu sekilde mi bagliyorsun?
Ötekiler için de ben ki$ asigi demem mesela. Yazi, sicagi sevmedikleri kesin ama kis ve soguk onlar için bir tercih de degil mesela. Soguk onlari varoluslarinin bir parçasi daha çok. Kis, soguk asigindan ziyade, ben onlarin neredeyse bizzat ki$in, sogugun kendisi oldugunu söylerim.

Evet Jon içinde hem buz, hem ates barindiran biri ve kendisi tüm sorularin çözümü olabilir fakat Jon’un içindeki ates ve buz’u, esas ates ve buz ile de karistirmamak gerekir. Jon’daki ates bir yandan Targaryen olmasindan, buz ise diger yandan Stark olmasindan kaynaklaniyor. Biraz temsili aslinda. Targaryenleri ates ile bagdastiriyoruz çünkü ejderhalar ile baglari var, sicaga normal bir insandan daha fazla dayaniklilik gösteriyorlar (bir kismi en azindan) falan filan. Starklari buz ile bagdastiriyoruz çünkü soguk Kuzey topraklarinda yasiyorlar falan filan… Cidden düsününce aslinda biraz temsili bir durum.
R’hllorun atesi ve Ötekinin buz’u gibi degil Jon’un atesi ve buzu.
Jon’un bir denge saglayacagina inaniyorum ben ama bu, iki hanenin bir parçasi olarak temsil ettigi ates ve buz olarak degil, direkt o iki hanenin bir parçasi olarak esasinda kim oldugu ile saglanacak bir denge bence.
Yani demek istedigim, Jon’un Targaryen (ates), ve Stark (buz) olmasinin bence aslinda R’hllor ve Öteki’nin yarattigi, yaratacagi dengesizligin çözümü olamaz, bu biraz basit kaçar, alakasiz olur.
Öte yandan, Targaryen ve Stark kani gerçekten özel, o da var tabi. Jon bu iki kana sahip oldugu için de çok özel biri elbette ama bu yine de R’hllor’un ve Öteki’nin (yani Tanrilarin) yarattigi dengesizlige son verebilecek bir sey degil. Azor Ahai olmak, veya isim vermeyelim, farketmez zaten, Ötekileri yenecek, evrene denge getirecek kisi olmak tamamen bir seçilmislik ile alakali bence, kisinin kimlerden oldugu, damarlarinda akan ile degil.
Özetle… Sen diyorsun ki “Öteki ve R’hllor’un yarattigi dengesizlik onlarin sampiyonlari ile son bulmaz, gerçekten denge getirecek biri gerek, buz ve atesi içinde barindiran Jon Snow gerek”…
Bu biraz basit kaçiyor bence. R’hllor resmen atesin ta kendisi, atesin tanrisi. Öteki ise resmen buz’un ta kendisi. Siradan ates, siradan buz da degil tabi. Targaryen ve Stark ise sadece ates ve buz ile bagdastirilan, ates ve buz’u temsil eden haneler. Cok özel haneler, kanlari çok özel falan filan ama bir yere kadar. “Targaryen ve Stark kani tasiyan, içinde ates ve buzu barindiran kisi, atesin tanrisi R’hllor ile buzun tanrisi Ötekinin yarattigi dengesizligi yok edebilir, bir denge getirebilir” demek bence biraz fazla olur. Hee ama dedigim gibi, Jon’un bir denge saglayayacagina inaniyorum genel olarak, ama damarlarinda akan kan, ait oldugu hanelerin temsil ettigi ates ve buzdan dolayi degil.

Melisandre çok baska, bu belli zaten. Dizide hani aslinda çok ama çok yasli biri oldugu gösterildi ya? Bence bu kitapta da olacak. Mel siradan bir R’hllor rahibesi degil kesinlikle.


#34

Bana kalırsa kaçırılan önemli bir nokta var, R’hollor ve Öteki gerçekten varlar ve her şeyin temeli bunlarmış gibi davranılıyor ancak bu R’hollor sadece ellibin dinden birisi. Yani ben bu işe hep şöyle bakıyorum, ne idüğü belirsiz güçler var ve evrendeki farklı dinler de bunların farklı şekillerde yorumlanmasıyla ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bence hiçbir din tamamen doğru olmadığı gibi tamamen yanlış da değil. Aslında öteki ve r’hollor Diye bir şey olmayabilir.

Daha önce de bir yerlerde söylediğime Emin’im aöa bence Melisandre yeşilgören olduğunu bilmeyen bir yeşilgören. Gerek gözlerinin kırmızı olması, gerek kuzeyde gücünün doruk noktasına çıkması. Şimdi bu kadın o görülerin yıllarca Ateş lordu tarafından gönderildiğini zannetti ama aslında alakası bile yok :D.

Öte yandan bence sadece sembolik olmayabilir. Starkların ve Targaryenlerin özel bazı ırklarla akrabalığı olduğunu düşünüyorum. Bunlardan birisi ötekiler diğerleri Targaryenlere Ejder kanı veren karanlık ırk olabilir.


#35

Fakat söyle bir durum var; Melisandre atese bakarak bir seyler görüyor, Yesilgörenler ise Eski Tanrilarla baglantili, görü yetenekleri büvet agaçlarindan geliyor. Ek olarak Yesilgörenlerin hayvanlar ve doga üzerinde de bir hakimiyetleri söz konusu.
Simdi biz Melisandre’in esasinda Yesilgören oldugunu bilmeyen bir Yesilgören oldugunu söylersek, gördügü imgelerin esasinda R’hllor tarafindan gönderilmedigini düsünürsek, Thoros’un durumunu da hesaba katmaliyiz. Thoros da bir kirmizi rahip ve o da atese bakarak bir seyler görüyor, hatta R’hllor inanisina özgü “Son Öpücük” denen ölü diriltme “ritüelini” gerçeklestiriyor. Bu durumda Thoros ne? Thoros kim? O da mi bir Yesilgören? Yetenegi, gücü, her neyse, nereden geliyor? R’hllor ile iliskili tek kisi Melisandre olsa, hadi neyse ama Thoros var, Benerro var, Moqorro var… Hepsi R’hllor rahipleri ve hepsi atese bakarak gelecekle ilgili imgeler görüyor.

Kesinlikle. Starklar ve Targaryenlerde bir özellik var. Benim demek istedigim sey baska, yani nasil anlatsam onu da bilmiyorum ama… Söyle diyeyim… Bu iki hanenin özellikleri, kanlarindaki güç bazi durumlarda çok etkili, belirleyici olabilir ama bazen aslinda sadece sembolik de kalabilir. Mesela R’hllor ve Öteki konusunda. Onlarin gerçek oldugunu, birer Tanri olduklarini varsayalim; biri Ates, digeri Buz ama Jon’un Targaryen ve Stark olmasindan gelen Ates ve Buz bundan farklidir. Yani bu iki Tanrinin yarattigi dengesizlige son verecek kisi, Targaryen ve Stark hanesinden gelen ve bu iki hanenin temsil ettigi ates ve buzu içinde barindiran Jon Snow olacaksa, bu sebepten dolayi Jon Snow olacaksa yani, bu biraz basit ve desteksiz olur bence.
Bu seride, bana göre, Buz ve Ates birçok sey ve kisi tarafindan temsil ediliyor ve hepsini birbirine karistirmak, aralarinda bag kurmak her seferinde dogru olmaz.
Denge getirecek kisi Jon ise eger, bu durum hem Targaryen, hem Stark olarak ates ve buzu içinde barindirdigi için gerçeklesmez, bu durum tamamen Jon’un bir nevi seçilmis kisi olmasindan kaynaklanir. Veya dogru zamanda dogru yerdedir, hamurunda kahramanlik vardir, kaderidir, ne derseniz deyin! Ama bence “Targaryen ve Stark oldugu için, ates ve buz oldugu için” gibi bir durum olamaz, bu bana basit ve desteksiz görünüyor dedigim gibi. Tipki mesela Daenerys’in Azor Ahai olmasi durumunda, bunun Targaryen olmasiyla alakasi olamayacagi gibi. Bu tür seyleri eger kisilerin damarlarinda akan kana baglarsak, geçmisteki kahramanlarda bunu aramaliyiz.
Tekar belirteyim; Jon çok özel biri. Ilk Insanlarin kanini ve ejderha kani tasiyor. Fakat tanri olarak lanse edilen, ve bu zamana kadar gerçekten de büyük bir güce sahip olduklarini gördügümüz (en azindan benim gördügüm) R’hllor ve Öteki’nin yarattigi dengesizlige son vermek çok ayri bir mesele. Bu ikisi gerçekten Tanri ise, üstün varlik ise, Stark ve Targaryen kanlarinin karisimi bu Tanrilarin savasina, oyununa son verebilir mi? Yeterli midir? Nasil?
Bence bu seride kan, soy gerçekten önemli ama esas mesele, seçilmis kisi olmak. Ve bu kisi herhangi biri olabilir. Soylu veya degil, rahip, inançsiz, kadin, erkek…
Azor Ahai ve Vadedilmis Prens kehanetleri olmasa, seride tüm karakterler seçilmis kisi olmaya aday olurdu. Ama yazar kehanetlerle belli bir profil çizdigi için, belli kriterler yarattigi için biz Jon diyoruz, Dany diyoruz. Ve bu seçilmisligi onlarin kanina baglarsak, ki burada Targaryen kani ön planda oluyor, bu gerçekten hem çok basit, hem biraz karmasik olur. Bu durumu ta ilk Azor Ahai’ye bile baglamak zorunda kaliriz, ve ortaya çikan tablo cidden bana imkansiz geliyor. Bir Targaryenci olarak, ben Targlarin bu kadar da özel olmasini istemem, gerçekten kalitesiz bir durum olur bu seride. “Kahramanlarin soyu!”… Yok deve!
Nasil oldugunu tam bilmiyoruz ama bunlarin kaninda özel bir sey var, tamam, fakat bu adamlar ejderhalari kesfetmeden önce sadece çobandi yani, bunu da unutmamak gerek. Ne olduysa ejderhalardan sonra oldu. Bazi insanlar ilk Azor Ahai’nin Targaryen oldugunu, yani Targaryenlerin atasi oldugunu düsünüyor, iste bu hep Azor Ahai ve Vadedilmis Prens kehanetleri yüzünden, temelde bu var, gerisi hep varsayim ve zorlama. Yeni Azor Ahai, Vadedilmis Prens profili ister istenmez ilk Azor Ahai’ye baglanmaya, bir sekilde uydurulmaya çalisiliyor. Kehanetler böyle bir algi yaratiyor gerçekten.
Konudan konuya atladim biraz… Azor Ahai, kehanet falan deyince bana bir seyler oluyor :smile:

(Yanlis anlamadiysam…) Starklari nasil ve neden Ötekilere bagladin??


#36

Ama gene de şöyle bir durum var, Melisandre ana akıma bağlı bir rahibe değil. Yanisi kendisi bağımsız takılıyor. Öte yandan şimdiye kadar gördüğümüz kadarıyla Evren’de tek bir büyü var ancak büyüye ulaşma yolları farklı. Yani Melisandre farkında olmadan greenseer yeteneklerini konuşturuyor olabilir. Çünkü kırmızı gözlü olması ve kuzeye geldiği zaman daha güçlü olması buraya çıkıyor. Düşün normalde soğuğun, ötekinin kol gezdiği yerde ateşin gücünün çok az olması gerekir. Öte yandan Azor Ahai’yi göster dediği zaman Jon’un suratını görmesi de garip. Bu kadın Stannis olduğundan emindi ve muhtemelen ellibin tane işaret gördü bununla ilgili(tabi yanlış yorumladığı). Ama ne hikmetse kuzeyde melisandre Jon’u görüyor net bir biçimde. Bunjn Jon’un ağaçlı arkadaşlarla olan bağından kaynaklanma ihtimali Yüksek bence.

İkinci paragrafa nerdeyse tamamen katılıyorum. Buz ve ateşle ilgili ama tamamen bunların sembolü değil. Evren’de boğulmuş Tanrı, yok yeşil adamlar falan varken her şeyi buna indirgemek mantıklı değil.

Şimdi çoğumuz diziyi önce izlediği için ötekileri zombimsi eciş bücüş yaratıklar olarak düşünüyoruz. Ama aslında kitapta Ne oldukları belli değil. Beyaz buz çatırdamasına benzeten bir ırk. Starkların kanında bunlardan olabilir.


#37

Biraz daha irdeleyelim bence… Bu mevsim dengesizliği ve buna sebeplerin ne ve nasıl olduğunu iyi kestirmek gerek. Yazlar çok uzun, kışlar çok kısa…Çünkü Jon tek bir kış görmüş, öyle hatırlıyorum. Yani 16 yıllık ömründe tek bir kere kış olmuş, gerisi bahar-sonbahar ve yaz…Nereden bakarsan bak bir ‘ateş’ hakimiyeti söz konusu. Tyrion birkaç tane ve çok kısa… Ötekilerin bir hakimiyetinde veyahut işte güçlenmesinden bahsetmemiz halinde; onların varlığından bahsetmemiz halinde, mantıken kışların daha sık görülmesi(kısa da sürse) gerekmez miydi? Lakin Ötekiler gelmeden, harekete geçmeden önce bu mevsimsel dengesizliği görüyoruz gibi… Burada sanki ateş lehine bir mevsimsel dengesizlik söz konusu gibi…? Ötekileri belki de harekete geçiren sebeplerden biri de budur? Her geçen gün kışın etkisini yitirmesi, yok olmanın eşiğine gelmesi? Sonuçta adamlar “herkesi öldürelim ve dünyayı fethedelim, tahta oturalım” arzusu ile harekete geçmemiştir, onlar için hayat memat meselesi bir şey olabilir.

İlk AA geldiğinde var olan ortam uzun gece diye biliyoruz; yendikten sonra uzun gece bitiyor ama mevsimsel vb. durum hakkında çok bilgi sahibi değiliz. Hatta hiç değiliz. Essos tarafına baktığımız zaman kış namına bir şey gördüğünü söyleyebilir misin? Ağırlıkta sıcak ve yakıcı bir güneşten bahsetmek mümkün, Westeros’a yaklaştıkça biraz daha yumuşuyor gibi hava…Dany bile dizide tüm Essos sahneleri boyunca yarı çıplak gezdi hava sıcak diye… Essos halkının kar gördüğünden şüpheliyim. Bu yüzden hiç bitmeyen yaz gelmedi oraya da diyemeyiz, zaten kış görmüyoruz ki… “Hiç bitmeyen yaz” deyince şöyle düşün; “Hiç kış olmaması.” Kış mevsiminde güneş genelde kendini kolayca göstermez, kar ve yağmur sık sık yağar, haliyle ateşe tapanlar için pek hoş ve sevilen bir mevsim olmasa gerek. R’holler’da gücünü güneş/ateşten alıyor ise onun hoşuna gidecek bir şey değil; Melisandre hoşlanmıyor en azından, görüyoruz.

Ormanın Çocukları ve İlk İnsanların mücadelesini AA’nın mücadelesi ile bir tutma… Onlar AA’nın/Rh’ollerın temsilcisi vs. değil, yahut ateş sevici canlılar değil. Daha önce de konuşmuştuk; ilk AA’nın zamanında Uzun Geceye sebep olan kim yahut ne ise muhtemelen yenilginin ardından Westeros’a kuzeye kaçmış ve 2. Uzun Gece’ye sebep olmuş ama yine yenilmesine rağmen tamamen yok edilemediği ve gücünü sınırlamak ve insanların tarafından uzak tutmak için Sur’un inşa edildiğini görüyoruz, yani onlar bile tamamen yok edemediklerini ve ileride yeniden gelebileceklerini hatta belki de geleceklerini biliyor; Kış Geliyor sözünün bunu hatırlatmak için olduğunu düşündüğümü daha önceki sohbetlerimizde belirtmiştim.

  1. Uzun Gece’de ise Melisandre için AA’nın gelişi Büyük Ötekinin yenilişi vs. demek ve dahası bitmeyen yazın dönüşü… Tamam. Mel ve onun gibi ateş seviciler zaten kış mevsimini hatta geceleri dahi sevmiyor; uyumak dahi istemiyorlar. Demek ki onlar için bitmeyen yaz güzel bir şey ve hep gündüz olsa mutlu olacaklar. Lakin senin de söylediğin gibi ikisi de kötü bir şey.

Kuram ne diyor? İki tarafın şampiyonunun da amacı iyi değil, sonuç kötü olacak… Bu durumda bizim bu hikayedeki asıl kahraman Buz ve Ateş arasındaki dengeyi sağlayacak bir kahraman; bu kişi ne AA ne de NK. Yani ne bitmeyen yaz ne de bitmeyen kış olmayacak, mevsimler arası dengeyi bulacak biri…Kurama göre bu kişi Jon. Niye? Hem buz hem ateşi içinde barındırdığı için. Ayrıca birileri sürekli olarak onu rüyalarla vs. hazırlamaya yahut uyandırmaya çalışıyor…

“Bitmeyen Yaz” diye söylem üretiyorlarsa ben bundan “yaz aşığı” sonucunu çıkartırım, elbette mübalağalı bir söylem kabul edebilirsin ama buradaki asıl mesele “kış olmaması” ve gecelere karşı gösterdikleri tutum meselesi… Melisandre Pov’u güzel bir bakış açısı sağlıyor bize.

Ötekiler için kış aşığı dememek baya ters bir söylem olur, kabul edelim. Sonuç olarak elbette bir tercih meselesinden bahsetmiyoruz; yaratılış meselesi. Yaratılışın yüzünden kışı seversin, yartılışın yüzünden yazı seversin; yağmurdan nefret edersin, karı seversin… Mesele bu zaten “doğan”… R’holler tarafı sıcağa ve ateşe karşı bir eğilimi var(bu biraz tercih meselsi aslında, insanlar çünkü tercih yapabiliyorlar, inançları yüzünden, o şekilde yetiştirildikleri için); Büyük Öteki tarafı ise tercih meselesi olmadan doğaları gereği kış ve gece seviyorlar… Yine de sonuç değişmiyor; biri geceyi diğeri gündüzü; biri ateşi diğeri buzu tercih ediyor, seviyor ve istiyor… Sebepler önemli değil, sonuç önemli bence bu noktada. Mel’e kalsa gece bir daha olmasın, uyumasın ister; çünkü gece düşmanın hükmünde… gündüz ise efendisinin hükmünde; mantıken bitmeyen yaz yahut şöyle diyelim bitmeyen gündüz istemeleri olağan olur, olağan da.

Ben demiyorum kız, kuramı yazan abla diyor; sonuç olarak ben bu kuramı(en başta yazdığım gibi) tutuyorum, kesinlikle destekliyorum demiyorum. Sadece o bakış açısından yaklaşarak olayları irdelemek istedim, bu şekilde bir cevap bulabileceğimiz gibi başka bir soruya da cevap bulunabilir belki… Sonuçta kuramı ortaya atan buraya gelip cevap veremeyeceği için illegal olarak sözcülüğünü üstlenmiş haldeyim. :smiley:

R’hllor takipçileri bir AA gelecek diyor ve bunun için de ejderha kanı taşıyan birini arıyorlar; bu adamların kanlarındaki bir şey (zaman zaman) ateşe karşı dayanıklılık sağladığı gibi ejderhaları kontrol etmelerini de sağlıyor. Senin de söylediğin gibi özel bir kan ama sonuç olarak ateşin ta kendisi değil ama temsilcisi olmayı sonuna kadar hak eden bir ırk diyelim. Bu yüzden Melisandre’nin sözleriyle AA, R’hllor’un şampiyonu; onun temsilcisi. Muhtemelen benzer biri de karşı tarafta var; ama NK ama NQ… O kişinin de buzun ta kendisi olmadığı ama kanında ya da neyi varsa artık, onda buz ile örtüşen bir şey olduğu ve Büyük Ötekinin haliyle buzun şampiyonu olduğunu ve hak ettiğini söyleyebiliriz.

Melisandre, alevlerin içinden bakan yüzün, düşmanın yüzü olup olmadığı merak etti. Hayır. O değildi. Onun çehresi daha ürkütücü olurdu; soğuk ve siyah, bir insanın bakıp da sağ kalamayacağı kadar korkunç. Ama rahibenin gördüğü ahşap surat ve kurt yüzlü çocuk… onlar kesinlikle düşmanın hizmetkârlarıydı… onun müdafileriydi, tıpkı Stannis’in, Melisandre’nin müdafisi olduğu gibi.

Şimdi bu kuramdan benim çıkardığım sonuç: mevsim değişikliğine bu ikisinin savaşı sebep oluyor ise o zaman nasıl olur da iki taraftan birinin(yahut sadece AA’nın diyelim, kahraman olarak yansıtılan o) dengeyi sağlayacağından emin olabiliriz? Hem de sırf Ötekileri yok ederek? Yahut yok edilmesinde yardım ederek? Çünkü yukarıda da söylediğim gibi bunlar gelmeden önce de zaten görünürde kışın hakimiyeti(kuzey dışında) çok güçlü değil, hatta sanki yok olmanın eşiğinde(belki biraz abartılı oldu), yazlar ise çok daha uzun ve sık; Stark çocukların hepsi yaz mevsiminde doğmuş, kimisi hiç kış dahi görmemiş, bir tek Jon ve Robb gördü, o da küçük çocukken. Yani kış zaten hakim değil, yaz hakim… Ötekileri yok etmekle nasıl olacak, bilemiyorum şimdi. Lakin üstüne basıyorum mevsimsel dengesizliğin sebebi bu iki tarafın savaşı ise…

Jon’un kanına gelirsek… Melisandre’ye göre Jon’da ve kurdunda güç var… Biliyoruz bunu zaten. Hayaleti de çok ilginç görmüşümdür hep; beyaz tüyleri bana buz ve karı anımsatır iken kırmızı gözleri kan ve ateşi anımsatıyor; yaz ve kış. Hayvanın kendisi buz ve ateşi içinden barındırıyor gibi dolanıyor. Bu da Jon’un kurdu yani… :slight_smile: Jon’un buz tarafını temsil eden tarafında warg güçleri olduğunu gördük ama ateş tarafını temsil eden tarafta daha bir şey görmedik, görür müyüz? Ejderhalar ile bağ kuracaktır diye düşündüğümden bir tek o kısım var en kötü ihtimal ile ama ejderha dışında bir şey var mı? Bilemiyoruz, görür müyüz belki… Misal ben çok merak ediyorum Jon hiç hasta oldu mu? Targlar diğer insanlara bulaşan; bulaşıcı hastalıklara yakalanmıyorlar; grip, veba vb. şeyler. Starkların ulu kurtlar ile olan bağları ve soğuğa karşı hoş görülü olup, çok sıcağı sevmemeleri ve warg kanı dışında buzu temsil etmeleri var. Atalarından birinin bir WW’ye aşık olması vs. var.

Jon’un ikisinin temsili olmasını kanını akıtıp bir büyü ile bir denge getirecek manasında algılamadım zaten, fakat iki tarafı kendi içinde barındırması açısından senin ‘temsili’ dediğin bir durumla ‘arabulucu’ özelliği ile bir şey halledebilir mi? Çünkü kurama göre konuşuyoruz elbette; doğru ise eğer… Yine Ötekileri yok etmesi ile denge gelmez, R’holler tarafına yarar bu hareket (kış hakimiyetinin olmaması açısından). Bu durumda kuram çöp… Ha hem sağa hem sola geçirecek ise bu durumda olay başka ama o da biraz afaki ve yokunuz artıkınız dedirtiyor… Öbür taraftan kimi öldürebilir ki? Kızıcıkları mı? Bu kısım kuramın biraz zayıf noktası gibi duruyor; o denge nasıl gelecek? sorusuna cevap net değil çünkü…

Jon ile görüler hakkında konuşur iken “ölümlüyüz, görüleri yorumlarlar hata yapılabilir” derken kendi POV’unda yemek yeme ihtiyacının olmaması gibi şeyleri “bunu ölümlülerin bilmemesi gerek” şeklinde ifade ediyor. Onun olduğundan yaşlı olduğu konusunda hemfikirim ama bu ne kadar yaşlı? Hatırlar isen eğer bir başlık açmıştım kuramdı; Asshai halkının ve Ölümsüzlerin kendilerini öldürüp yeniden dirilterek sonsuz gençlik sağladıkları yönünde… Başka türlü ne tür bir insan yemez içmez ve 1 saatten fazla uyuma gereği duymaz? Bir gün o da olmayacakmış, öyle diyor Mel. Orası burası da kanıyor, sürekli ateşlere bakıyor bu demek sürekli kanıyor, sıradan bir insan olsa dayanması güç bir şey. Zaten bu büyüleri ateş görüleri vs. şey için bedeller ödediğinden bahsediyordu, acı vs. Kendine de güveni hat safhada; AA’yı arayışı bile tapınağının ona verdiği bir vazife değilmiş; Martin söyledi; Stannis’e kendisi gidiyor, kendi gündemi var, demiş.


#38

Bencede Jon bir arabulucu rolü üstlenecek. Azor Ahai’nin kim olduğunu bilmem ama. Jon değil ben böyle düşünüyorum. Ötekinin şampiyonu da İşte Night King tabi kitapta böyle bir Night King görmedik ama büyük ihtimalle öyle birisi çıkacak. Azor Ahai Dany olabilir. Yazarın amacı Ötekileri kötü İnsanları iyi göstermek değil bence. Dany ‘de ateşin en güçlüsü ve gittiği yere hep kan götürdü. O ateşin Ötekilerin lideri buzun temsilcisi ve Jon arabulucu olabilir. Azor Ahai başka biri de olabilir. Ama ben Jon’a arabulucu görevini verdim


#39

Dany için ölüm için yakılan ateş ve azaba sürülen at kehaneti var… Bu da kuramı -belki- destekleyen bir şey olabilir.