Jon ve Arya - İlişkilerine Dair İpuçları (Kitap)


#1

Öncelikle selamünaleyküm diyerek bir sizi selamlayım, konuya hızlı bir giriş yapıyoruz. Bu uzun soluklu bir ‘analiz’ ve ‘kuram’ paylaşımı olacak, sizlerin de fikir ve katkılarını beklerim. Toplamda 3 bölüm olarak yayınlayacağım ve bu biraz zaman alacak.

Belirtmem gerekir ki ben ÇEVİRİ kısmını üstlenen kişiyim, yani konunun ASIL SAHİBİ asoiaf sitesindeki Ice Turtle isimli kullanıcı. İçerik oldukça uzun olduğu için ben yer yer bahsedilen olayın ana özetini(yorumlayarak) geçeceğim yer yer de doğrudan birebir çevireceğim, inşallah memnun kalırsınız.

Başlıktan da anlayacağınız gibi Ice Turtle isimli arkadaş, kitaptaki ipuçlarına bakarak Jon ve Arya arasındaki mevcut ilişki seviyesine ve gideceği yöne dair bir çözümleme gerçekleştirmiş. Ona göre seri Jon ve Arya aşkına doğru ilerlemekte. Hatırlarsanız daha önceden de Jon ve Arya- Nihai Kaderi diye bir başlık açmıştım, oradaki konu da bunla bağlantılı aslında. Okumak isteyenler için; Arya’nın ve Jon’un Nihai Kaderi

Şimdi AGOT yani 1. kitaptan ipuçları ile başlıyoruz. Yazının gerçek metnini de 1. bölüm yazısı ile bağlantılı bir şekilde paylaştım, asıl diliyle okumak isteyenler olursa diye… Parantez içindeki yazanlar benim yorumum/görüşüm

1. BÖLÜM

“Arya çoktan aşık olmuştu, Sansa cazibesine kapılmıştı ama Rickon hala alışamamıştı.”

Bu kısım 1. kitabın Arya’dan ilk bahsedildiği yer ve onun için ‘aşık olmak’ ifadesi (her ne kadar ulu kurtlar için söylenmiş bir söz olsa da) kullanılması oldukça ilginç bulduğum bir ayrıntı.

“Arya, ona; halkını dar denizin ötesine geçiren Rhoyna’nın savaşçı kraliçesinin ismini vermişti.”

Burada savaşçı kraliçe Nymeria’nın ismini kendi kurduna verişinden bahsediyor. Kendisi Dorne savaşı sonunda Mors Martell ile evlenmişti, zira Dorne hükümdarlığının sağlamlaşması için gerekli bir adımdı.

“Nymeria ihtiyatlı bir şekilde yaklaştı. Hayalet şimdiden küçük dostlarından(diğer kurtlardan) daha iriydi; onu kokladı, kulağına dikkatlice dokundu ve geri oturdu.”

“Jon yine saçını karıştırdı ve kalkarak ondan uzaklaştı; Hayalet sessizce onu takip etti. Nymeria da onu takip etmeye başladı ama sonra durdu ve Arya’nın gelmediğini görünce geri döndü.”

Kurtlar ve sahipleri arasındaki ilişki bağının gücünü göz önünde tutarak Nymeria’nın Hayalet’i şimdiden sürü lideri gibi takip etmeye yeltenmesinin ileride Arya ve Jon arasındaki ilişki için bir ipucu olarak değerlendirilebileceğini söylüyor yazan arkadaş.

“Jon sırıttı, uzandı ve saçını karıştırdı. Arya’nın yüzü kızardı. Onlar hep yakın olmuştu.”

(Bildiğiniz gibi kitabın ilerleyen bölümlerinde de birbirlerini delice özlediklerini, Arya ve Jon’un sık sık ‘saç karıştırma’ ve ‘küçük kardeşim’ diye seslenme özlemini görüyoruz. Bu cümleden başlayarak yazar, ikisinin ne denli yakın bir ilişki bağına sahip olduğunu imkan buldukça bize anlattı. Ayrıca Jon’un tensel teması sonrası Arya’nın yüzünün kızarması oldukça ilginç bir ayrıntı, zira şahsen 2 abim var ve asla böyle tepki vermedim. Benzer bir durum vedalaşma sahnelerinde de oluyor; nerdeyse utangaç bir şekilde Jon’u öpüyordu.) Yazan kişi, bu cümlenin ileride inşa edilecek ilişki için bir ilk adım işareti vb. bir şey olduğunu düşünüyor.

“Jon omuzunu silkti. ‘Kızlar, armaları alır ama kılıçları alamazlar. Piçler kılıcı alır ama armaları alamaz. Kuralları ben koymuyorum, küçük kardeşim.’”

Birkaç bölüm sonra Jon, Arya’ya bir kılıç veriyor ve inanıyorum ki bir gün o da ona 'kollarını/arma’yı verecek. Onu evlilikle Stark yapacak?

(Türkçe çeviride tam fark edilmiyor aslında ama İngilizce cümlede ‘arms’ olarak geçen kelime mevcut haliyle hem ‘kollar’ hem de ‘arma’ manasına gelmekte. Joff’un babasının arması dışında annesinin armasını da kullanması üzerine başlayan konu üzerine Jon bu sözleri söylüyor. Seride evlenmek için kullanılan cümlelerden biri de ‘elini vermek’ , ‘kolunu vermek’ gibi değimlerle de ifade edildiği için arms diyerek kelime oyunu olabileceğini düşündüm; çift mana yani.)

“Jon, onları terk ederken izledi ve Arya da Jon’u izledi. Yüzü, tanrıkorusundaki yürek ağacındaki havuz kadar büyüdü.”

Bu beş kitabın hepsinden en sevdiğim Jon & Arya alıntısı. Bir süreliğine, kitapların çoğundan bildiğimiz kızgın küçük kıza değinmiyoruz. Arya burada alışılmadık derecede huzurlu görünüyor, aşağıdaki çatışmaya odaklanmıyor; Jon gibi dünyayı sessizce bile izlemiyor, ONU (jon’u) izliyor.

"Arya gözleri genişledi. Koyu gözler, onun gibi. “Kılıç,” dedi küçük, sakin bir nefesle.

Koyuncu yumuşak gri deri, günah gibi esnekti. Jon bıçağı yavaşça dışarı çekti, böylece çeliğin derin mavi parlaklığını görebiliyordu."

Vedalaşma ve Arya’nın İğne ile olan sahnesi çok önemli. Jon ve Arya için, ben buna plan olduğuna inanıyorum. Bu bölüm Winterfell’de Jon’un hayatını sona erdiren elveda… Yine Arya için Jon’un ne kadar önemli olduğunu bize gösteriyor.

Jon, Arya İğneli’yi verir ve Arya ona onlarla birlikte gelmesini istediğini söyler. Bunu yapabilecek tek kişi o olabilir. Burada iki önemli cümlenin kullanıldığına inanıyorum ‘Düşmana sivri ucu sağla’ ve ‘Sansa’ya söyleme’.

İlginç olan, aynı zamanda kadın tıraşı hakkındaki kısa alış sohbetleri. Jon ve Arya’nın kötü şakalar ve derin kişisel ve garip konular da dahil olmak üzere ne kadar açık olduklarını gösterdiği bir yana, bunun için başka katmanları olduğuna inanıyorum. Arya’nın daha sonra başını tıraş etmesi başta gelen örnek olabilir, ancak hafif bir cinsel eğilim olarak da okunabilir. Tıraş, cinsel olgunluğa bağlıdır. Cersei’nin ikinci ADWD bölümünde Westerosi kadınları Westerosi kadınları neredeyse hiç bedenlerinin herhangi bir bölümünü tıraş etmiyor ancak kültürel olarak RW’de GRRM kadınların çoğundan geliyor ve Novrosi kadınları da öyle geliyor ve özellikle de bayanlar arasında Braavos’da bir durum olsaydı beni şaşırtmazdı .

Ayrıca “Farklı yollar bazen aynı kale’ye götürür” şeklinde bir olası öngörülebilirlik olabilir. Bu, yeniden birleşme için öngörülebilir olabilir, ancak aynı zamanda daha fazla bilgiye ima edebilir.

(Sonrasında Üç Dişli Mızrak’ta Rhaegar’ın Yakutları meselesinin konuşulduğu bir kaç cümleyi vermiş Arya’nın. Jon’un biyolojik babasına gönderme olarak.)

“Elinde İğne ile pencereye gitti ve dışarıyı izledi. Eğer Bran gibi tırmanabilseydim, diye düşündü; pencereden çıkıp tüm bu korkunç yerlerden geçip, Sansa’dan Rahibe Mordane ve Prens Joffrey’dan, hepsinden uzaklara gidebilirdi. Mutfaktan biraz yiyecek çalar, iyi botlarını ve sıcak pelerini giyer, yanına İğne’yi alırdı ve Nymeria’yı bulup, birlikte Winterfell’e dönebilirdi ya da Jon’un yanına kaçabilirdi. Kendini Jon’un şu anda yanında olmasını dilerken buldu. Belki o zaman bu kadar yalnız olmazdı.”

Bu kısım Arya’nın Jon’a ulaşma arzusunun ilk bahsedildiği yer ama sonuncu değil.

" 9 yaşındaki kızım kendi kılıcını kuşanmış ama ben hiçbir şey bilmiyorum. Kral Eli’nin 7 krallığa hükmetmesi bekleniyor ama görünüşe göre daha kendi aileme bile hükmedemiyorum. O kılıcı nereden buldun, Arya?"

“Arya yanaklarını çiğneyerek hiçbir şey demedi. Babası için bile olsa Jon’a ihanet etmeyecekti.”

Bu cümleden anlıyoruz ki hiç şüphe yok; Arya, Jon’a çok sevdiği babasına olduğundan daha sadık.

“Sen,” dedi, Ned, hafifçe kaşlarının üzerinden öperek, “bir gün bir kral ile evleneceksin ve onun kalesini yöneteceksin ve oğulların, şövalye, prens ve lord hatta evet, belki de Büyük Rahip olacak.”

Mevcut olan yegane kralın oğlunun Sansa ile nişanlı iken Arya’ya böyle bir söz söylenmesi bir foreshadowing gibi geliyor.

"Altın pelerinlilerden biri ona, “O, bu kalenin gerçek kralı.” dedi. “Günahtan daha yaşlı… Bir gün kral, kraliçenin babasına ziyafet vermişti. Ve bu SİYAH PİÇ masaya zıpladığı gibi kızarmış bıldırcını Lord Tywin’in parmaklarından kaptı. Robert öyle güldü ki patlayacak gibiydi. Ondan uzak durmalısın, çocuk.”

(Bu uyarı sonrasında Arya redderek kediyi anlının ortasından öpüp sarılıyor. Daha sonraki kitaplarda Braavos’ta iken bu kedi aklına geliyor ve onu özlüyordu. Bu kedinin Rhaegar’ın kızının Balerion isimli kedisi olma olasılığı da bir hayli yüksek.)

Arya, ‘kalenin gerçek kralı’ ve ‘siyah piç’ olarak tanımlanan bu kediyi yakalıyor ve öpüyor. Siyah Piç, Jon’un Black Castle’daki lakaplarından biri. (Hatta hatırlarsanız 5. kitapta Tormund sürekli olarak Jon için “siyah kalpli siyah piç” deyip durmuştu.)

“Durma! Bana istediğin ismi tak!” dedi, Sana. Joffrey ile evlendiğimde cür’et edemeyeceksin.Önümde eğilmek ve bana majesteleri demek zorunda kalacaksın!" Arya masanın öbür ucunda portakalı fırlattı. Alnının ortasına geldi ve kırmızı sıvı alnının ortasından kucağına aktı. “Yüzünüzde portakal suyu var majesteleri!” dedi, Arya.

Arya ve Sansa’nın kraliçesi konuşması var. Şu ironilerden biri haline gelebilirdi. Şimdi okuduğumda, Janos Slynt’in Jon’u kendisine ‘lordum’ olarak adlandırarak konuşması (ya da kesin olması için) emrini verdiği sahneden hatırlatıldı ve Jon’un cevabı birkaç kez alaycı oldu, özellikle: "Kafanızın ne ile dolduruluğunu olduğunu bilmiyorum., Lordum. "… "Ve Jon’u Mance’i öldürmek için gönderdikleri sahneyi ve her cümleden sonra Janos’u ‘lordum’ olarak adlandırıyor.

"Syrio Forel’in şimdiye kadar öğrettiği her şey bir kalp atışı ile ortadan kayboldu. Ani terörün o anında, Arya’nın hatırlayabileceği tek ders Jon Snow’un kendisine verdiği ilk dersti.

Düşmana sivri ucunu sapla; bıçağı vahşi, histerik bir güçle yukarı doğru sürdü."

“Düşmana sivri ucunu sapla” İfadesi Jon’un Arya’ya İğne’yi verdiği zaman ilk olarak bir şaka gibi görünüyor ve sonraki kitaplarda yedi kez tekrarlanacak (bazen de açıklama yapılıyor). Arya’nın ilk öldürmesi veya Jon’un suikastı gibi önemli anlarda ortaya çıkıyor.

“Ve Arya… Onu Robb’dan bile daha çok özlemişti. Küçük sıska bedeni, yaralanmış dizleri, dağınık saçları ve yırtık elbiseleriyle çok azılı ve inatçı. Arya hiçbir zaman uyumlu değildi, Jon’un olduğundan daha fazla değil… Yine de Jon’u her daim güldürmeyi başarabiliyordu. Onunla yeniden olmak, saçlarını tekrar karıştırmak, komik yüz yapmasını izlemek ve aynı cümleyi birlikte bitirmek için her şeyi verirdi.”

“Jon’un saçını karıştırması ve ‘küçük kardeşim’ demesi için her şeyi verirdi.”

Jon ve Arya’nın birbirlerinin duygularını yansıttığını gösteren iki alıntı.

Söz etmediğim şeyler ama muhtemelen daha yakından bakmayı hak ediyor: Arya’nın Lyanna’ya bağlantısı ve onun ejderha kafataslarıyla iki karşılaşması. İlk kitapta bu, diğer dört kitap kaldı.

(Bu 1. bölümün sonu. Çevirmem gereken 2 bölüm daha var. Yukarıda belirttiğim gibi asıl metnin adresini verdim, okumak isteyenler için. Şimdiye kadar çok büyük ipuçları belirtilmedi, çünkü daha 1. kitaptayız. İkinci ve 3. bölümde de diğer 4 kitaptaki ipuçların değineceğiz. Bu yüzden çabuk karar vermeden diğer bölümleri de bekleyin. Yine 1.başlığa atacağım ve size haber vereceğim eklediğimde. Yine de şu ana kadar ki olan kısımlar hakkında fikrinizi belirtin lütfen.)

2. BÖLÜM

  1. ve 3. kitaptan ipuçları ile devam ediyoruz. :slight_smile: Yine 2. bölüm yazısı içerisine metnin aslının olduğu bağlantı adresini koydum, isteyen tıklayarak okuyabilir.

“Muhtemelen çalmıştır.” dedi.

“Hayır, çalmadım!” diye bağırdı. İğne’yi Jon Snow vermişti. Kendisine topkafa diye çağırmalarına izin verebilirdi ama Jon’a hırsız demelerine asla izin vermeyecekti.

“Çalmak mı? Ben asla…”
“Evet, çaldın.” dedi, Tormund. “Yanındaki iki adamı öldürdün ev onu aldın, sen buna ne diyorsun?”

"Ygritte ısrar etti. “Beni çaldın. Hırsız o gece parlaktı.”
“Seni çalmak istemedim.” dedi, Jon. “Bıçağımı boğazına dayayıncaya kadar senin bir kız olduğunu dahi bilmiyordum.”
“Bir adamı öldürürsen, niyetin o olmasa bile, adam hala ölüdür.” dedi, Ygritte inatla. Jon daha önce onun kadar inatçı biriyle tanışmamıştı, küçük kız kardeşi Arya dışında. O hala benim kardeşim mi? diye merak etti. Hiç kardeşim olmuş muydu? "

İlk cümlede Arya’nın Jon’u ‘hırsız’ olarak çağrılmasını düşünüyor olması garip. Daha sonra Jon, üç kere hırsız olmakla suçlanacak. Her defasında da kadın çalmakla suçlanıyor ki bu, yabanıllar için bir çeşit kur yapma meselesi… İlginç bir şekilde Arya, Jon’un Ygritte ile kadın çalma sohbetinin ortasında ortaya çıkıyor ve onun hala kız kardeşi olup olmadığını veya daha önceden olup olmadığını sorgulamaya başlıyor. (Burada Jon’un Arya ile olan kardeş bağını sorgulamasını ilginç buluyorum. Bu cümle biraz da “Jon, kardeşi olarak gördüğü birine asla aşk duymaz” diye argüman sunan arkadaşlar için cevap niteliği taşıyor diye inanıyorum.)

“Sonunda uyuduğu zaman rüyasında evini gördü. Kralyolu, Duvar’a giderken Kışyarı üzerinden geçiyordu ve Yoren, ona; onun kim olduğunu kimse anlamadan orada bırakacağına söz vermişti. Annesini çok özlemişti ve Robb’u Bran’ı ve Rickon’ı… Fakat en çok Jon Snow’u özlemişti. Bir şekilde Sur’un Kışyarından önce gelmesini diledi, böylece Jon yine saçlarını karıştırıp ona “küçük kız kardeşim” diye çağırırdı. O da ona “seni özledim” derdi, Jon ile aynı anda, daha önce yaptığı gibi. Bunu çok isterdi, her şeyden çok hem de.”

Robb ve Cat hala hayatta ama Arya, en çok Jon’a ulaşmayı istiyor.

“Jon atını sürerken eldivenin çıkardı ve yanmış elini havaya kaldırdı. Çirkin şey Birden bire Arya’nın saçlarını nasıl karıştırdığı hatırladı. His little stick of a sister. He wondered how she was faring. (bu cümleyi çeviremedim) Onun saçlarını yeniden karıştıramayacak olması onu biraz üzmüştü. Elini esnetti ve parmaklarını açıp kapamaya başladı. Kılıç elinin sertleşmesine ve hantallaşmasına izin verirse işi biterdi, biliyordu. Bir adamın duvarın ötesinde kılıcına ihtiyacı vardı.”

Bunun, Jon’un son ADWD bölümüne atıfta bulunup bulunmadığını merak ediyorum; eli sert gibi görünüyor. Arya her iki durumda da bir şekilde mevcut, Wun wun’un tuttuğu ölen şövalye adam sırasında onu hatırlatılıyor ve ölürken son düşüncesi ona söylediği kelimelerdir: “Düşmana sivri ucu sapla”

“Onu biraz üzdü”, aksine Jon’un Kör Beth’i tanımayacak olması da Arya’yı üzüyor. Bu düşüncelerin iki katı da (Jon’un davasında dolaylı olarak) görünüşlerinin fiziksel olarak değiştirilmesi ile ilgilidir. Jaime, AsoS başlangıcındaki görünümünü değiştirmeye karar verdikten sonra Cersei’nin hoşuna gitmeyeceklerini düşündüğü zaman benzer düşüncelere sahip.

“Diyor ki büyük bir sürü varmış, yüzlerce insan katili. Onlara 7 cehennemden çıkan sürtük bir dişi kurt liderlik ediyormuş.”

Nymarie’nın bir kurt sürüsüne liderlik ettiği, Arya’nın kurt rüyaları tarafından onaylanmıştı.

“Jon gözlerinde ateş ve korkuyu görebiliyordu. Tek bir hareket ve bitti. dedi kendine.Nefesindeki soğuğun kokusunu alacak kadar yakındı. Benim olduğumdan daha büyük değil. Ondaki bir şey ona Arya’yı anımsatmış, oysa görünüşleri hiç benzemiyordu.”

Ygritte izledi ve bir şey söylemedi. Yaşının sandığından daha fazla olduğunu fark etti; belki 20 yaşında… ama yaşına göre kısa, çarpık bacaklı, yuvarlak yüzlü, küçük elli ve yassı burunlu. Kabarık saçları her yönden çıkmıştı. Orada oturmuş ve çömelmişken tombul görünüyordu ama bu kadar yün ve deri tabakasının altında Arya kadar sıska olabilirdi.

İki alıntı da Jon’un Ygrittle ile ilk tanışması anındaki düşünceleri. Kız ona Arya’yı anımsatıyor ve hatta Arya ve Ygrittle’in vücutlarını karşılaştırıyor. (Şahsen kızıl saçlı bir kız görsem benim ilk aklıma gelecek kişi aynı saç rengine sahip kardeşim Sansa olurdu ama Arya ile hiç benzeşmemelerine rağmen Jon’un aklına ilk gelen isim Arya oluyor ve dahası kızın onun kadar ince olup olmadığını düşünüyor.

“Yalnız, Hayaletler Kulesi gölgesinden geçti. Korkusunun önüne geçmek için çabucak yürüdü ve Syrio Forel, Yoren ile Jaqen H’ghar ve Jon Snow’un yanına yürüdüğünü hissetti.”

Jon Snow, Arya’nın koruyucuları ve rehberleri için saydığı insanlar arasında bahsediliyor. Ayrıldıklarında Jon, Gendry’nin buluştuğu yıllarla aynı yaştaydı, ancak Arya’nın Gendry’i koruyucusu ya da öğretmeni olarak saydığını hiç hissetmedim. Gendry onun "ikinci komutanı " gibiydi, Davos ve Stannis gibi. (Gendry dahil birkaç kişiyi sürüsü yapmaya çalıştığını biliyoruz. Yalnız Gendry ile olan bazı anlarının Arya’ya Jon’u anımsatması da ilginç, aynı Ygritte’in Jon’a Arya’yı anımsatması gibi. Biliyoruz ki Jon yabanıl kızla bir ilişkiye başlıyor ve Arya, sanki Gendry den hoşlanmış gibi görünüyor ama daha fazlası değil. İkisinin de birbirlerini anımsatan kişilerle öyle veya böyle yakın bağ kurması ilginç.)

“Qhorin geldi ve onun üzerine dikildi, ilk alev kabuğun ve ölü kuru çam iğnelerinin talaşları titriyordu. “Düğün gecesinde bir bakire gibi utangaç” dedi büyük korucu yumuşak bir sesle “ve makul seviyede yakında. Bazen bir adam ateşin ne kadar güzel olabileceğini unutuyor.” O bakireler ve düğün gecelerinden konuşmayı beklediğiniz bir adam değildi. Jon’un bildiği kadarıyla Qhorin hayatını Nöbette geçirmişti. Hiç bir bakireyi sevdi mi, evlendi mi? Soramadı. Bunun yerine ateşi körükledi. Ateşin tümü sımsıkı renkte olduğunda, ellerini ısıtmak için sert eldivenlerini soydu ve içini çekti; bir öpücük kadar iyi hissetmiş olup olmadığını merak etti. Isı eriyen tereyağı gibi parmaklarına yayıldı.”

“Sabahleyin, gece kurdu onu terk edip gözlerini açtığında, Bir mumun yanmadığı donuk bir mum gördü, önceki gece hiçbir mumun görmediği yerde; belirsiz alevi, Mutlu Liman’da bir fahişe gibi ileri geri sallandı. Daha önce hiç bu kadar güzel bir şey görmemişti. (ejderhaların dansı kitabı)”

(Yazan arkadaş, Korucu Qhorin’in ateşi utangaç bir bakire olarak tanımlamasını ve Arya’ya nın da alevi cinsel ilişkiye giren bir kadın olarak görmesini biraz ilginç ve eğlenceli bulmuş.Bilhassa bunu güzel bulması biraz garip kaçabilir. :stuck_out_tongue: Jon ise Arya’dan farklı olarak öpücükleri düşünürken buluyor kendini. İkisi farklı kitaplardan alıntılar.)

“Hayır!” Arya ve Gendry aynı anda söyledi… Benimle aynı anda söyledi, aynı Jon ile yaptığım gibi. Jon’u tüm erkek kardeşlerinden daha fazla özlemişti.

Arya burada (ve başka bir yerde daha) Gendry ile aynı anda cümleyi bitiyor (ve bu ona Jon’u anımsatıyor. Yukarıda da değinmiştim.).

“El’in kızı.” dedi Harwin ve diz çöktü. “Kışyarından Arya Stark.”

Olası bir foreshadowing, Harwin önünde diz çöküyor ama onu ‘lady’ unvanını kullanmıyor. (Sanırım yazan kişi burada Arya’nın ileride kral ile evlenmesi, kraliçe olması ile ilgili bir foreshadowing olacağını düşünmüş bunun. Bakınız; Arya’nın ve Jon’un Nihai Kaderi konusu.)

“Yabanıllar, Ygritte’i kızıl saçları yüzünden büyük bir güzellik olarak görüyor gibiydi çünkü kızıl saç, aralarında ender görünüyordu ve bunu ateş tarafından öpülmek olarak niteliyorlardı. Bu da onu şanslı olması gerektiğini işaret ediyordu. Şanslı olabilirdi ve kesinlikle kırmızıydı ama Ygritte’in saçları o kadar dağınıktı ki Jon, saçlarını sadece mevsim değişimlerinde mi fırçaladığını sormaya niyetlendi.”

"Diğer dağınık saçlı kız Arya idi, eskiden birlikte yaşarken elleriyle saçlarını karıştırırdı. "

"…Ygrittle, ona Arya’yı anımsattı, elbet Arya daha genç ve muhtemelen daha inceydi. Ygritte’in giydiği kürk ve derilerin altında ne kadar ince ya da tombul olduğunu söylemek zordu.

Başka cümlelerde Jon, yine Arya ve Ygritte’i karşılaştırıyor ve evet, hala onun (Arya’nın) vücudunu düşünüyor. (Sanırım sürekli vücutlarını karşılaştırma işini ilerideki bir romantik/cinsel çekim muhabbeti için temel atma girişimleri olarak görüyor.)

Kuştüyü yatağım derin ve yumuşak,

ve seni oraya yatıracağım,

Sarı ipekli elbiselerin hepsin sana i giydiririm

başında bir taç var.

Çünkü sen benim lady sevgilim olacaksın.

ve ben senin lordun olacağım.

Seni hep sıcak ve güvende tutacağım,

ve seni kılıcımla koruyacağım.

Ve nasıl gülümsediğini ve nasıl güldüğünü,

ağacın bakiresi.

Eğildi ve ona dedi ki:

Benim için kuş tüyü yok.

Altın yapraktan elbiseler giyeceğim,

ve saçımı çimenle bağlayacağım,

Ama sen benim orman aşkım olabilirsin

ve ben sana orman kızı.

“Güzel.” dedi, Kral Stannis. “Yeni bir ittifakın en emin yolu bir evliliktir. Kışyarı Lordumu bu yabanıl prensesle evlendirmek niyetindeyim.”

Belki Jon, özgür halka birlikte çok uzun süre at sürmüştü, gülmekten başka bir şey yapamadı. “Majesteleri,” dedi. “Tutsak olsun ya da olmasın, Val’ı bana öylece verebileceğinizi düşünüyorsanız, korkarım yabanıl kadınlarla nasıl baş edileceğini öğrenmeniz gerekiyor.”

Çoğu kişi bu şarkının Gendry ve Arya için olduğunu düşünüyor. Bu bir IMO şarkıcı, farklı dünyalardan iki kişi hakkında ama hayattan daha farklı şeyler isteyen… Arya bir lady olmak ya da şımartılmak istemiyor. Onu anlayabilen tek kişi ise Jon. (Sanırım yazan kişi Gendry ve Arya olmaz mı demeye getirmiş, nedir… neden bu alıntıları şey etmiş bilemedim.)

"Yumruk attı. ‘Bu iğrenç! Kız kardeşinle yatar mıydın?’

'Longspear senin erkek kardeşin değil."

Neden GGRM’in Jon’a bu soruyu sorması gerekiyor? Ve dahası Jon, “Elbette ki Hayır!” cevabını vermiyor? Onun yerine Longspear’ın Ygritte’nin kardeşi olmadığını iddia ediyor. Arya, “aynı yerde büyümüş olsalar bile” kız kardeşi değil.

“O kız kardeşim.” Gendry yaşlı adamın omzuna ağır bir el koyup sıktı. “Onu bırak”

Adam döndü, kavga çıkarmaya hazırdı, ama Gendry’nin büyüklüğünü görünce vazgeçti. “Kız kardeşin mi? Ne tür bir kardeşsin? Peach’e hiçbir zaman kız kardeşimi getiremezdim, yapmam.” Tezgahtan kalktı ve mutsuz bir hareketle yeni bir arkadaş bulmaya başladı.

“Neden böyle söyledin?” Arya ayağa fırladı. “Sen benim kardeşim değilsin.”

“Öyle,” dedi kızgın öfkeyle. “Yüksek kanla bir bağ bağ sahibi olmak için çok aşağı bir kanım var.”

Arya sesi öfkeden şaşkına çevrildi. “Demek istediğim bu değildi.”

Peach’te işler daha karışık, Gendry, Arya’nın abisi gibi davranıyor. (Yazan arkadaşın amacını anlamış değilim tam olarak. :stuck_out_tongue: )

“Lady’m.” dedi Ned sonunda. "Senin bir üvey kardeşin var. . . Jon Snow? "

“Duvar’da Gece Nöbetçisi.” _Belki Riverrun’un yerine Duvara gitmeliyim. Jon kimi öldürdüğümü umursamaz ya da saçımı fırçalayıp fırçalamadığımı. . . "Jon bana, piç doğmuş olmasına rağmen, benziyor. Saçlarımı karıştırıp bana ‘küçük kızkardeşim’ derdi. "Arya, en çok Jon’u özlemişti. Sadece ismini söylemek bile onu üzdü.

Ygritte, karışık saçları olan bir katil ama Jon, buna rağmen sonuna kadar onu sevdi. Arya’nın Jon’un onu sevdiğine dair hiçbir şüphesi yok. Evet, GRRM, bazen kaderle çirkin şeyler yapabiliyor.

Jon’un bir annesi var. Wylla, adı Wylla. Onu bir dahaki sefer gördüğünde hatırlamaya ihtiyacı vardı. Hâlâ onun “küçük kardeşi” deyip demeyeceğini düşünüyordu. _Artık o kadar da küçük değilim. Bana başka bir şey daha söylemek zorunda kalacak. Belki Riverrun’a vardığında Jon’a bir mektup yazıp ona Ned Dayne’nin anlatıklarını söyleyebilirdi.

Arya, (Robert ve Davos’la birlikte) Jon’un kökeni üzerine sahte hikaye anlatılan üç karakterden biri. Arya içinde en doğru olanı alır. Bence o doğru zamanda doğru yerde olduğu için daha büyük bir sebep değildi, ancak Ned Dayne ile olan tanışıklığı ilginçtir. Dayne’ler hakkında bir şeyler var.

Buraya hitap etmek istediğim bir başka şey de Jon’un Arya için kullandığı takma adı - “küçük kızkardeş”. Aslen Targaryen olan bir kişi, aslında kız kardeşi olmayan birini kız kardeşi olarak çağırıyor ve vurgulandığında ve tekrar edildiğinde, güçlü bir foreshadowing. Gerçekte Targaryenler kız kardeşleriyle evlenir.

“Ygritte… Saçlarının nasıl koktuğunu ve vücudunun sıcaklığını hatırladı… ve yaşlı adamın boğazını keserken yüzündeki bakış. Onu sevmekte hatalıydın, diye fısıldadı içindeki bir ses. Onu terk etmekte hatalıydın, dedi bir başka ses.”

"Ygritte’yi onlara nasıl açıklayabilirdi? O sıcak, akıllı ve eğlenceli; bir erkeği öpebilir veya boğazını kesebilir. "Styr ile beraber, ama değil. . . O genç, sadece bir kız, aslında, vahşi, ama o. . "Yaşlı bir adamı öldürdü. Dili kalın ve beceriksiz hissetti. Haşhaş sütü kendi düşüncelerini bulutluyordu. “Yeminlerimi onunla kırdım. Asla istemiyordum ama. . .” Bu yanlıştı. Onu sevmek yanlıştı, onu terk etmek yanlıştı… "

Jon’un bir katilin aşıkına asla kapılmayacağını sık sık söylemesine rağmen, metni okuyunca biraz zayıf kalıyor… Bilhassa korumalarından birini öldürmeye çalışan Val’ı çekici bulduğunu düşünürsek.(Malum bizim Arya da en son suikastçı bir katile dönüşmüştü.)

“En azından yüzüme bakıyorsun. Sana vereceğim, küçük dişi kurt. Nasıl hoşlanıyorsun?”

Sansa, Cat ve bilhassa Lyanna dişi kurt olarak anılıyor ama bir tek Arya, görünüşe göre sadece Stark arması yüzünden bu şekilde anılmıyor. Bu takma ismi Tazı, ona veriyor ama Sansa ile ilk etkileşimlerinde Sansa’ya “küçük kuş” demişti. (Yazan kardeş, Arya’nın gerçek bir dişi kurt olduğunu vurgulamak istemiş anlaşılan, gerçi ben Cat ve Sansa’yı hiç dişi kurt olarak görmedim, bilhassa Cat ne alaka? Hiç anıldı mı böyle? Kadın balık yav. Lakin Lyanna’ya laf yok, o da aynı Arya gibi gerçek bir dişi kurt.)

“At binmekte iyiydi ama Arya, Korkağı sevmedi. O Little Nimbo’yu sevdi, bir hırsız dahi olsa.”

En baştaki alıntılara geri döndük; bu kısım Arya’nın korkaklar ve hırsızlar hakkında duygularını anlatıyor. Her ne kadar yabanilerin geleneklerine tamamen katılacağından şüphe etsem de Arya’nın tercihleri biraz vahşileşmeye başlıyor gibi.

“Nereye gidebileceğimizi biliyorum.” dedi Arya. Hala bir erkek kardeşi vardı. Başka kimse istemese bile Jon, beni ister. Beni küçük kardeşim diye çağırır ve saçımı karıştırır. Uzun bir yoldu gerçi, tek başına başarabileceğini düşünmedi. Nehirovaya bile ulaşabileceğini düşünmedi. “Duvar’a gidebiliriz.” dedi.

  1. kitapta Brienne, Sansa’nın nereye gitmiş olabileceğini düşünürken Duvar’ı çabucak eledi; Arya için ise Sandor (Tazı) muhtemelen Arya’nın nereye gideceğini bilen tek yaşayan kişi (gerçi şu an ölü durumda gibi)

3. BÖLÜMÜ BURAYA EKLİYORUM, ÇÜNKÜ KARAKTER SINIRINI AŞMIŞIM. :smiley:


Akgezenler, Azor Ahai ve Uzun gece üzerine
Arya Stark ve İyi Kraliçe Alysanne
Arya ve İkizler
#2

Bu teoriyi 1 yada 2 yıl önce de dillendirdiler kimdi hatırlayamadım belki evet belki baştan pilanlandı Arya yı oynayan kız büyümüyor dizi buraya gitmeye bilir ama kitap gidebilir


#3

Öncelikle kitaplarda Stark özellikleri taşıyan 2 çocuk var. Robb, Sansa, Bran ve Rickon Tully’lere benziyorlar. Jon ve Arya bu nedenle biraz yakınlar. Ayrıca Arya asi. Ve asiliği Jon’un hoşuma gidiyor. Siz ne derseniz deyin ikisi sadece kardeş. Arya Gendry’den hoşlandığı mı, evet. Onu kıskanıyordu ve geneleve gittikleri zaman o kızın yanına gideceğini söylediğinde ondan uzaklaştı. Jon’sa Ygritte’e aşıktı ama o Sansa gibi kızıl saçlı ve Arya gibi asi ruhluydu. Ve Val’da aşı ruhlu. Söylemek istediğim Jon asi ruhluları seviyor ama Arya’yı sadece kardeşi olarak görüyor. Sansa’yla arasında bir duygu yok çünkü aralarında ilişki yok. Rickon daha küçük ve Jon gittiğinde Bran hastaydı. Yani Arya ile normal bir kardeş ilişkisi var. Robb’a olan sevgisi yüzünden nöbeti bırakmayı düşündü. Arya içinde adam gönderdi. Bran için yas tuttu ama Sansa için bir şey yapmadı. Çünkü kardeşlik hissettiği kişilere yaklaştı.

Velhasıl olarak Arya ve Jon kardeşten başka birşey olmaz


#4

2. BÖLÜM

  1. ve 3. kitaptan ipuçları ile devam ediyoruz. :slight_smile: Yine 2. bölüm yazısı içerisine metnin aslının olduğu bağlantı adresini koydum, isteyen tıklayarak okuyabilir.

“Muhtemelen çalmıştır.” dedi.

“Hayır, çalmadım!” diye bağırdı. İğne’yi Jon Snow vermişti. Kendisine topkafa diye çağırmalarına izin verebilirdi ama Jon’a hırsız demelerine asla izin vermeyecekti.

“Çalmak mı? Ben asla…”
“Evet, çaldın.” dedi, Tormund. “Yanındaki iki adamı öldürdün ev onu aldın, sen buna ne diyorsun?”

"Ygritte ısrar etti. “Beni çaldın. Hırsız o gece parlaktı.”
“Seni çalmak istemedim.” dedi, Jon. “Bıçağımı boğazına dayayıncaya kadar senin bir kız olduğunu dahi bilmiyordum.”
“Bir adamı öldürürsen, niyetin o olmasa bile, adam hala ölüdür.” dedi, Ygritte inatla. Jon daha önce onun kadar inatçı biriyle tanışmamıştı, küçük kız kardeşi Arya dışında. O hala benim kardeşim mi? diye merak etti. Hiç kardeşim olmuş muydu? "

İlk cümlede Arya’nın Jon’u ‘hırsız’ olarak çağrılmasını düşünüyor olması garip. Daha sonra Jon, üç kere hırsız olmakla suçlanacak. Her defasında da kadın çalmakla suçlanıyor ki bu, yabanıllar için bir çeşit kur yapma meselesi… İlginç bir şekilde Arya, Jon’un Ygritte ile kadın çalma sohbetinin ortasında ortaya çıkıyor ve onun hala kız kardeşi olup olmadığını veya daha önceden olup olmadığını sorgulamaya başlıyor. (Burada Jon’un Arya ile olan kardeş bağını sorgulamasını ilginç buluyorum. Bu cümle biraz da “Jon, kardeşi olarak gördüğü birine asla aşk duymaz” diye argüman sunan arkadaşlar için cevap niteliği taşıyor diye inanıyorum.)

“Sonunda uyuduğu zaman rüyasında evini gördü. Kralyolu, Duvar’a giderken Kışyarı üzerinden geçiyordu ve Yoren, ona; onun kim olduğunu kimse anlamadan orada bırakacağına söz vermişti. Annesini çok özlemişti ve Robb’u Bran’ı ve Rickon’ı… Fakat en çok Jon Snow’u özlemişti. Bir şekilde Sur’un Kışyarından önce gelmesini diledi, böylece Jon yine saçlarını karıştırıp ona “küçük kız kardeşim” diye çağırırdı. O da ona “seni özledim” derdi, Jon ile aynı anda, daha önce yaptığı gibi. Bunu çok isterdi, her şeyden çok hem de.”

Robb ve Cat hala hayatta ama Arya, en çok Jon’a ulaşmayı istiyor.

“Jon atını sürerken eldivenin çıkardı ve yanmış elini havaya kaldırdı. Çirkin şey Birden bire Arya’nın saçlarını nasıl karıştırdığı hatırladı. His little stick of a sister. He wondered how she was faring. (bu cümleyi çeviremedim) Onun saçlarını yeniden karıştıramayacak olması onu biraz üzmüştü. Elini esnetti ve parmaklarını açıp kapamaya başladı. Kılıç elinin sertleşmesine ve hantallaşmasına izin verirse işi biterdi, biliyordu. Bir adamın duvarın ötesinde kılıcına ihtiyacı vardı.”

Bunun, Jon’un son ADWD bölümüne atıfta bulunup bulunmadığını merak ediyorum; eli sert gibi görünüyor. Arya her iki durumda da bir şekilde mevcut, Wun wun’un tuttuğu ölen şövalye adam sırasında onu hatırlatılıyor ve ölürken son düşüncesi ona söylediği kelimelerdir: “Düşmana sivri ucu sapla”

“Onu biraz üzdü”, aksine Jon’un Kör Beth’i tanımayacak olması da Arya’yı üzüyor. Bu düşüncelerin iki katı da (Jon’un davasında dolaylı olarak) görünüşlerinin fiziksel olarak değiştirilmesi ile ilgilidir. Jaime, AsoS başlangıcındaki görünümünü değiştirmeye karar verdikten sonra Cersei’nin hoşuna gitmeyeceklerini düşündüğü zaman benzer düşüncelere sahip.

“Diyor ki büyük bir sürü varmış, yüzlerce insan katili. Onlara 7 cehennemden çıkan sürtük bir dişi kurt liderlik ediyormuş.”

Nymarie’nın bir kurt sürüsüne liderlik ettiği, Arya’nın kurt rüyaları tarafından onaylanmıştı.

“Jon gözlerinde ateş ve korkuyu görebiliyordu. Tek bir hareket ve bitti. dedi kendine.Nefesindeki soğuğun kokusunu alacak kadar yakındı. Benim olduğumdan daha büyük değil. Ondaki bir şey ona Arya’yı anımsatmış, oysa görünüşleri hiç benzemiyordu.”

Ygritte izledi ve bir şey söylemedi. Yaşının sandığından daha fazla olduğunu fark etti; belki 20 yaşında… ama yaşına göre kısa, çarpık bacaklı, yuvarlak yüzlü, küçük elli ve yassı burunlu. Kabarık saçları her yönden çıkmıştı. Orada oturmuş ve çömelmişken tombul görünüyordu ama bu kadar yün ve deri tabakasının altında Arya kadar sıska olabilirdi.

İki alıntı da Jon’un Ygrittle ile ilk tanışması anındaki düşünceleri. Kız ona Arya’yı anımsatıyor ve hatta Arya ve Ygrittle’in vücutlarını karşılaştırıyor. (Şahsen kızıl saçlı bir kız görsem benim ilk aklıma gelecek kişi aynı saç rengine sahip kardeşim Sansa olurdu ama Arya ile hiç benzeşmemelerine rağmen Jon’un aklına ilk gelen isim Arya oluyor ve dahası kızın onun kadar ince olup olmadığını düşünüyor.

“Yalnız, Hayaletler Kulesi gölgesinden geçti. Korkusunun önüne geçmek için çabucak yürüdü ve Syrio Forel, Yoren ile Jaqen H’ghar ve Jon Snow’un yanına yürüdüğünü hissetti.”

Jon Snow, Arya’nın koruyucuları ve rehberleri için saydığı insanlar arasında bahsediliyor. Ayrıldıklarında Jon, Gendry’nin buluştuğu yıllarla aynı yaştaydı, ancak Arya’nın Gendry’i koruyucusu ya da öğretmeni olarak saydığını hiç hissetmedim. Gendry onun "ikinci komutanı " gibiydi, Davos ve Stannis gibi. (Gendry dahil birkaç kişiyi sürüsü yapmaya çalıştığını biliyoruz. Yalnız Gendry ile olan bazı anlarının Arya’ya Jon’u anımsatması da ilginç, aynı Ygritte’in Jon’a Arya’yı anımsatması gibi. Biliyoruz ki Jon yabanıl kızla bir ilişkiye başlıyor ve Arya, sanki Gendry den hoşlanmış gibi görünüyor ama daha fazlası değil. İkisinin de birbirlerini anımsatan kişilerle öyle veya böyle yakın bağ kurması ilginç.)

“Qhorin geldi ve onun üzerine dikildi, ilk alev kabuğun ve ölü kuru çam iğnelerinin talaşları titriyordu. “Düğün gecesinde bir bakire gibi utangaç” dedi büyük korucu yumuşak bir sesle “ve makul seviyede yakında. Bazen bir adam ateşin ne kadar güzel olabileceğini unutuyor.” O bakireler ve düğün gecelerinden konuşmayı beklediğiniz bir adam değildi. Jon’un bildiği kadarıyla Qhorin hayatını Nöbette geçirmişti. Hiç bir bakireyi sevdi mi, evlendi mi? Soramadı. Bunun yerine ateşi körükledi. Ateşin tümü sımsıkı renkte olduğunda, ellerini ısıtmak için sert eldivenlerini soydu ve içini çekti; bir öpücük kadar iyi hissetmiş olup olmadığını merak etti. Isı eriyen tereyağı gibi parmaklarına yayıldı.”

“Sabahleyin, gece kurdu onu terk edip gözlerini açtığında, Bir mumun yanmadığı donuk bir mum gördü, önceki gece hiçbir mumun görmediği yerde; belirsiz alevi, Mutlu Liman’da bir fahişe gibi ileri geri sallandı. Daha önce hiç bu kadar güzel bir şey görmemişti. (ejderhaların dansı kitabı)”

(Yazan arkadaş, Korucu Qhorin’in ateşi utangaç bir bakire olarak tanımlamasını ve Arya’ya nın da alevi cinsel ilişkiye giren bir kadın olarak görmesini biraz ilginç ve eğlenceli bulmuş.Bilhassa bunu güzel bulması biraz garip kaçabilir. :stuck_out_tongue: Jon ise Arya’dan farklı olarak öpücükleri düşünürken buluyor kendini. İkisi farklı kitaplardan alıntılar.)

“Hayır!” Arya ve Gendry aynı anda söyledi… Benimle aynı anda söyledi, aynı Jon ile yaptığım gibi. Jon’u tüm erkek kardeşlerinden daha fazla özlemişti.

Arya burada (ve başka bir yerde daha) Gendry ile aynı anda cümleyi bitiyor (ve bu ona Jon’u anımsatıyor. Yukarıda da değinmiştim.).

“El’in kızı.” dedi Harwin ve diz çöktü. “Kışyarından Arya Stark.”

Olası bir foreshadowing, Harwin önünde diz çöküyor ama onu ‘lady’ unvanını kullanmıyor. (Sanırım yazan kişi burada Arya’nın ileride kral ile evlenmesi, kraliçe olması ile ilgili bir foreshadowing olacağını düşünmüş bunun. Bakınız; Arya’nın ve Jon’un Nihai Kaderi konusu.)

“Yabanıllar, Ygritte’i kızıl saçları yüzünden büyük bir güzellik olarak görüyor gibiydi çünkü kızıl saç, aralarında ender görünüyordu ve bunu ateş tarafından öpülmek olarak niteliyorlardı. Bu da onu şanslı olması gerektiğini işaret ediyordu. Şanslı olabilirdi ve kesinlikle kırmızıydı ama Ygritte’in saçları o kadar dağınıktı ki Jon, saçlarını sadece mevsim değişimlerinde mi fırçaladığını sormaya niyetlendi.”

"Diğer dağınık saçlı kız Arya idi, eskiden birlikte yaşarken elleriyle saçlarını karıştırırdı. "

"…Ygrittle, ona Arya’yı anımsattı, elbet Arya daha genç ve muhtemelen daha inceydi. Ygritte’in giydiği kürk ve derilerin altında ne kadar ince ya da tombul olduğunu söylemek zordu.

Başka cümlelerde Jon, yine Arya ve Ygritte’i karşılaştırıyor ve evet, hala onun (Arya’nın) vücudunu düşünüyor. (Sanırım sürekli vücutlarını karşılaştırma işini ilerideki bir romantik/cinsel çekim muhabbeti için temel atma girişimleri olarak görüyor.)

Kuştüyü yatağım derin ve yumuşak,

ve seni oraya yatıracağım,

Sarı ipekli elbiselerin hepsin sana i giydiririm

başında bir taç var.

Çünkü sen benim lady sevgilim olacaksın.

ve ben senin lordun olacağım.

Seni hep sıcak ve güvende tutacağım,

ve seni kılıcımla koruyacağım.

Ve nasıl gülümsediğini ve nasıl güldüğünü,

ağacın bakiresi.

Eğildi ve ona dedi ki:

Benim için kuş tüyü yok.

Altın yapraktan elbiseler giyeceğim,

ve saçımı çimenle bağlayacağım,

Ama sen benim orman aşkım olabilirsin

ve ben sana orman kızı.

“Güzel.” dedi, Kral Stannis. “Yeni bir ittifakın en emin yolu bir evliliktir. Kışyarı Lordumu bu yabanıl prensesle evlendirmek niyetindeyim.”

Belki Jon, özgür halka birlikte çok uzun süre at sürmüştü, gülmekten başka bir şey yapamadı. “Majesteleri,” dedi. “Tutsak olsun ya da olmasın, Val’ı bana öylece verebileceğinizi düşünüyorsanız, korkarım yabanıl kadınlarla nasıl baş edileceğini öğrenmeniz gerekiyor.”

Çoğu kişi bu şarkının Gendry ve Arya için olduğunu düşünüyor. Bu bir IMO şarkıcı, farklı dünyalardan iki kişi hakkında ama hayattan daha farklı şeyler isteyen… Arya bir lady olmak ya da şımartılmak istemiyor. Onu anlayabilen tek kişi ise Jon. (Sanırım yazan kişi Gendry ve Arya olmaz mı demeye getirmiş, nedir… neden bu alıntıları şey etmiş bilemedim.)

"Yumruk attı. ‘Bu iğrenç! Kız kardeşinle yatar mıydın?’

'Longspear senin erkek kardeşin değil."

Neden GGRM’in Jon’a bu soruyu sorması gerekiyor? Ve dahası Jon, “Elbette ki Hayır!” cevabını vermiyor? Onun yerine Longspear’ın Ygritte’nin kardeşi olmadığını iddia ediyor. Arya, “aynı yerde büyümüş olsalar bile” kız kardeşi değil.

“O kız kardeşim.” Gendry yaşlı adamın omzuna ağır bir el koyup sıktı. “Onu bırak”

Adam döndü, kavga çıkarmaya hazırdı, ama Gendry’nin büyüklüğünü görünce vazgeçti. “Kız kardeşin mi? Ne tür bir kardeşsin? Peach’e hiçbir zaman kız kardeşimi getiremezdim, yapmam.” Tezgahtan kalktı ve mutsuz bir hareketle yeni bir arkadaş bulmaya başladı.

“Neden böyle söyledin?” Arya ayağa fırladı. “Sen benim kardeşim değilsin.”

“Öyle,” dedi kızgın öfkeyle. “Yüksek kanla bir bağ bağ sahibi olmak için çok aşağı bir kanım var.”

Arya sesi öfkeden şaşkına çevrildi. “Demek istediğim bu değildi.”

Peach’te işler daha karışık, Gendry, Arya’nın abisi gibi davranıyor. (Yazan arkadaşın amacını anlamış değilim tam olarak. :stuck_out_tongue: )

“Lady’m.” dedi Ned sonunda. "Senin bir üvey kardeşin var. . . Jon Snow? "

“Duvar’da Gece Nöbetçisi.” _Belki Riverrun’un yerine Duvara gitmeliyim. Jon kimi öldürdüğümü umursamaz ya da saçımı fırçalayıp fırçalamadığımı. . . "Jon bana, piç doğmuş olmasına rağmen, benziyor. Saçlarımı karıştırıp bana ‘küçük kızkardeşim’ derdi. "Arya, en çok Jon’u özlemişti. Sadece ismini söylemek bile onu üzdü.

Ygritte, karışık saçları olan bir katil ama Jon, buna rağmen sonuna kadar onu sevdi. Arya’nın Jon’un onu sevdiğine dair hiçbir şüphesi yok. Evet, GRRM, bazen kaderle çirkin şeyler yapabiliyor.

Jon’un bir annesi var. Wylla, adı Wylla. Onu bir dahaki sefer gördüğünde hatırlamaya ihtiyacı vardı. Hâlâ onun “küçük kardeşi” deyip demeyeceğini düşünüyordu. _Artık o kadar da küçük değilim. Bana başka bir şey daha söylemek zorunda kalacak. Belki Riverrun’a vardığında Jon’a bir mektup yazıp ona Ned Dayne’nin anlatıklarını söyleyebilirdi.

Arya, (Robert ve Davos’la birlikte) Jon’un kökeni üzerine sahte hikaye anlatılan üç karakterden biri. Arya içinde en doğru olanı alır. Bence o doğru zamanda doğru yerde olduğu için daha büyük bir sebep değildi, ancak Ned Dayne ile olan tanışıklığı ilginçtir. Dayne’ler hakkında bir şeyler var.

Buraya hitap etmek istediğim bir başka şey de Jon’un Arya için kullandığı takma adı - “küçük kızkardeş”. Aslen Targaryen olan bir kişi, aslında kız kardeşi olmayan birini kız kardeşi olarak çağırıyor ve vurgulandığında ve tekrar edildiğinde, güçlü bir foreshadowing. Gerçekte Targaryenler kız kardeşleriyle evlenir.

“Ygritte… Saçlarının nasıl koktuğunu ve vücudunun sıcaklığını hatırladı… ve yaşlı adamın boğazını keserken yüzündeki bakış. Onu sevmekte hatalıydın, diye fısıldadı içindeki bir ses. Onu terk etmekte hatalıydın, dedi bir başka ses.”

"Ygritte’yi onlara nasıl açıklayabilirdi? O sıcak, akıllı ve eğlenceli; bir erkeği öpebilir veya boğazını kesebilir. "Styr ile beraber, ama değil. . . O genç, sadece bir kız, aslında, vahşi, ama o. . "Yaşlı bir adamı öldürdü. Dili kalın ve beceriksiz hissetti. Haşhaş sütü kendi düşüncelerini bulutluyordu. “Yeminlerimi onunla kırdım. Asla istemiyordum ama. . .” Bu yanlıştı. Onu sevmek yanlıştı, onu terk etmek yanlıştı… "

Jon’un bir katilin aşıkına asla kapılmayacağını sık sık söylemesine rağmen, metni okuyunca biraz zayıf kalıyor… Bilhassa korumalarından birini öldürmeye çalışan Val’ı çekici bulduğunu düşünürsek.(Malum bizim Arya da en son suikastçı bir katile dönüşmüştü.)

“En azından yüzüme bakıyorsun. Sana vereceğim, küçük dişi kurt. Nasıl hoşlanıyorsun?”

Sansa, Cat ve bilhassa Lyanna dişi kurt olarak anılıyor ama bir tek Arya, görünüşe göre sadece Stark arması yüzünden bu şekilde anılmıyor. Bu takma ismi Tazı, ona veriyor ama Sansa ile ilk etkileşimlerinde Sansa’ya “küçük kuş” demişti. (Yazan kardeş, Arya’nın gerçek bir dişi kurt olduğunu vurgulamak istemiş anlaşılan, gerçi ben Cat ve Sansa’yı hiç dişi kurt olarak görmedim, bilhassa Cat ne alaka? Hiç anıldı mı böyle? Kadın balık yav. Lakin Lyanna’ya laf yok, o da aynı Arya gibi gerçek bir dişi kurt.)

“At binmekte iyiydi ama Arya, Korkağı sevmedi. O Little Nimbo’yu sevdi, bir hırsız dahi olsa.”

En baştaki alıntılara geri döndük; bu kısım Arya’nın korkaklar ve hırsızlar hakkında duygularını anlatıyor. Her ne kadar yabanilerin geleneklerine tamamen katılacağından şüphe etsem de Arya’nın tercihleri biraz vahşileşmeye başlıyor gibi.

“Nereye gidebileceğimizi biliyorum.” dedi Arya. Hala bir erkek kardeşi vardı. Başka kimse istemese bile Jon, beni ister. Beni küçük kardeşim diye çağırır ve saçımı karıştırır. Uzun bir yoldu gerçi, tek başına başarabileceğini düşünmedi. Nehirovaya bile ulaşabileceğini düşünmedi. “Duvar’a gidebiliriz.” dedi.

  1. kitapta Brienne, Sansa’nın nereye gitmiş olabileceğini düşünürken Duvar’ı çabucak eledi; Arya için ise Sandor (Tazı) muhtemelen Arya’nın nereye gideceğini bilen tek yaşayan kişi (gerçi şu an ölü durumda gibi)

#5

3. BÖLÜM

Evet, 4. ve 5. kitaptan ipuçları ile devam edip, derlemenin sonuna geliyoruz. Üç bölümü de okuduktan sonra lütfen fikirlerini belirtin. :slight_smile:

“Evi yok olmuştu, tüm ailesi ölmüştü, kardeşleri katledilmişti ama Duvar’daki Jon Snow hariç. Gitmek istediği yer orasıydı. Kaptana da bunu söylemişti ama demir paraya rağmen tesirli olmamıştı. Arya arzu ettiği yerlere hiç ulaşamıyor gibiydi.”

Arya 1. kitaptan bu yana hala Jon’a ulaşma çabası içerisinde.

“Başka bir yerde, küçük kız kardeşi aya şarkı söylemek için başını kaldırdı ve yüz küçük gri kuzeni avı bırakıp onunla şarkı söyledi. Oldukları yerde tepeler daha sıcaktı ve yiyecek doluydu. Kardeşinin sürüsü, koyun, inek ve atların, insanların avının etiyle ve bazen de taze insan etiyle besleniyordu.”

(Jon, 5. kitapta Hayalet’in tüm kardeşlerini rüyasında görmeye başlıyor ve bunlardan biri de Nymeria. Aslında bunu ilginç buldum, Arya hala sadece kendi kurdunu görebiliyor ve Bran POV’larının hiçbirinde onun da diğer kurtları görebildiğini hatırlayamıyorum. Rickon ortalıkta görünmediği için onu bilemiyoruz.Lakin Jon, diğer kurtlarla da bağlantı kurmayı başarmış. )

"Yalnız görünüyor, diye düşündü. Yalnız ve güzel. Ygrittle kendince güzeldi; ateşle öpülmüş kızıl saçlarıyla ama ona hayat veren gülümsemesiydi. Val’ın gülümsemeye ihtiyacı yoktu. Dünya’daki herhangi bir erkeğin başını kendisine çevirebilirdi.

Yine de vahşi prenses, gardiyanları tarafından sevilmiyordu. Hepsini ‘diz çökenler’ diye küçümsedi ve en az üç kere kaçma girişiminde bulundu. Silahlı bir adamın dalgınlığına denk geldiğinde hançeri kapmış ve boynunu bıçaklamıştı, birkaç santim daha yana kaysaydı adam ölmüş olabilirdi.

Yalnız, güzel ve ölümcül. Jon düşündü. Ve ona sahip olmuş olabilirdim. Onun yerine siyah pelerini ve buzdan duvarı seçmişti. Onun yerine şerefi seçmişti. Bir Piç’in şerefini."

(Burada Jon’un ölümcül kadınlara olan düşkünlüğü/onları çekici bulmasını anlatan alıntılar yapmış.Doğru, tipik Lady’leri çok sıkıcı hatta aptal bulduğunu 1. kitaptan bile söyleyebiliriz. Cersei’nin kızını sıkıcı ve aptal diye tanımıyordu yanlış hatırlamıyorsam ziyafette gördüğünde.)

"Elindeki İğne, Düşmana sivri ucu sapla diye fısıldadı. Ve Sansa’ya söyleme! Mikken’nin işareti kılıcın üzerindeydi. Sadece bir kılıç. Eğer bir kılıca ihtiyacı olursa tapınağın altında yüzlercesi vardı. İğne uygun bir kılıç olmak için çok küçüktü, neredeyse bir oyuncak. Jon, bunu onun için yaptırdığında küçük aptal bir kız çocuğuydu. ‘Sadece bir kılıç’ dedi…

…ama değildi.

İğne, Robb, Bran ve Rickon idi; annesi, babası ve hatta Sansa idi. İğne, Kışyarı’nın gri duvarlarıydı, ve insanlarının kahkahası. İğne yaz karıydı, Yaşlı Dadı’nın hikayeleri, kırmızı yapraklı ürkütücü yüzlü yürek ağacıydı; Odasına dolan kuzey rüzgarıydı. İğne, Jon Snow’un gülümsemesiydi. Eskiden saçımı karıştırır ve bana ‘küçük kardeşim’ diye seslenirdi. diye hatırladı ve aniden gözlerinde yaşlar vardı.

Arya, iğne’den ya da Jon’dan vazgeçemiyor. Jon’u düşünmek bile onu ağlatıyor ve ağlamak, artık Arya’nın kolayca yaptığı bir şey de değil. (Doğru, Arya bilhassa annesi ve Robb’un ölümünden sonra kalbinde bir boşluk olduğunu söylüyor ve duygusuz bir insan haline geliyordu. Bir noktadan sonra artık ağladığını görmüyoruz ama ne zaman Jon’u düşünse ya buradaki gibi ağlıyor ya da kalbi acıyor, üzülüyor.)

“Ya kızlar?” diye sordu kız. Kız, Arya’yı en son gördüğündeki kadar genç görünüyordu.

“16 ve üstü.”

“12 yaşından büyük erkekleri alıyorsun.”

Yedi Krallıkta 12 yaşındaki oğlanlar yaver oluyordu; bir çoğu yıllarca eğitim alıyordu. 12 yaşındaki kızlar çocuktu. Bunlar yabani diye düşündü. “Dediğin gibi olsun, 12 yaş ve üstü tüm erkek ve kızlar.”

(Buradaki alıntıdaki amaç, Jon’un 12 yaşındaki bir kızın 7 krallıkta çocuk olarak görüldüğü ama yabani bir kızın bu yaşta duvarın ötesinde daha olgun olduğunu fark etmesi… Arya’yı da en son çocuk olarak bırakmıştı ve doğal olarak aklında hala o küçük kız çocuğu var ama yazar, Arya’nın 40 yaşındaki bir insanın zihinsel olgunluğuna sahip olduğunu ve Afrika’daki savaşçı çocuklar gibi olduğunu açıklamıştı. Benzer bir 12 yaş muhabbeti de Prens Doran’ın en büyük oğlunun Dany’ye gitmesi görevi verilmeden önce 12 yaşındaki bir kızın onun etrafında dolanması ve evlenmek için çiçek açmasını beklemesi ile görüyoruz. Arya da seride şu an 12 yaşında. Anladığım kadarıyla yazar burada Arya’nın Jon ile olası bir ilişki yaşamasını garipsemememiz için yine yol yapıyor.)

“Dareon ilk Mutlu Liman’da göründü. Arya neredeyse onu da Doğu Gözcüsüne götürüp götürmeyeceğini soracaktı. Fakat Bethany’e asla geri dönmeyeceğini söylediğini işitti.”

Arya, hala Jon’a ulaşma çabası içerisinde. (Dareon, Jon’un Sam ve Aemon ile birlikte Hisar’a gönderdiği ozan gece nöbetçisi. Şarkıları ve hikayeleri ile nöbete adam bulur umuduyla göndermişti ama Braavos’a gelince firar etmişti. Arya da adamı öldürmüştü.)

“Roose Bolton, oğlunun düğününü kutlamak ve demir tahta sadakat yemini için tüm lordları çağrıyor…” Kalbi bir an duracak gibi oldu. Hayır, bu mümkün değildi. O, Kral’ın Şehrinde babasıyla beraber ölmüştü.

“Lord Snow? İyi misiniz? Biraz…”

“Arya Stark ile evlenecek, kız kardeşimle.” Jon, neredeyse o an onu görebiliyordu; uzun ve utangaç yüzü, yumrulu dizleri ve keskin dirsekleri, kirli yüzü ve dağınık saçıyla. Arya’yı gelinlikle Ramsey Bolton’un yatağında hayal edemiyordu. Ne kadar korkarsa korsun, bunu göstermeyecektir. Eğer elini uzatıp ona dokunmaya çalışırsa onunla savaşır.

“Kız kardeşin…” dedi Demir Emmet," O kaç yaşında…"

Şimdiye dek 11 olması lazım, diye düşündü Jon. Hala bir çocuk. “Kız kardeşim yok. Sadece erkek kardeşlerim var. Sadece siz varsınız.” Lady Cataleyn bunu duyduğuna memnun olurdu, biliyordu. Yine de söylemesi kolay değildi. Parmakları parşömenin çevresini kavradı. Ramsay Bolton’un boğazını da böyle kolayca ezmek mümkünmüydü."

Jon, Arya’nın evleneceğini öğreniyor. Ayrıca onu bir çocuk olarak hatırlıyor. Bu artık doğru değil ama onu ayrıca bir savaşçı olarak da hatırlıyor. Son bölüm Ramsey hakkında ölümcül düşüncelerle sona eriyor. Arya daha genç ve Ramsey, Tyrion’dan daha uğursuz biri ama Sansa’nın evliliğine verdiği tepki ile karşılaştırın. Stannis, Lady Lannister yorumunda bulunduğunda bile Jon bu konuda hiçbir tepki vermiyor hatta düşüncede bulunmuyor. Sadece Tyrion’un Tywin’i öldürmesi üzerine düşünüyor. (Jon’un Arya ve Sansa’nın evlilikleri hakkında tepkisi oldukça ilginç ve göz önünde bulundurulması gereken bir şey diye düşünüyorum. Tamam, Sansa ile asla yakın olmadı ama Jon’dan bahsediyoruz, kardeşlerine sevgisi var. Ramsey ile ilgili son bölümdeki tepkisi de kıskançlığın verdiği bir öfke; kimi kişi bunun bir abinin kardeşini koruma güdüsünden kaynaklı olduğu görüşünde olabilir ama o güdü, neden Sansa’da işlemiyor?)

“Benim kız kardeşim yok.” Sözler bıçak gibiydi. Kalbim hakkında ne biliyorsun, rahibe? Kız kardeşim hakkında ne biliyorsun?

Mel.'in erkeklerin(insanların) yüreklerini ve zihinlerini görmek için büyülü bir yöntemi var gibi görünüyor ve ateş görülerinin doğruluğu şu ana kadar kanıtlandı. Belki Arya ya da Jon’un olası duygularını görmesine izin verir. (Ben Jon’un içinden söylediği sözleri neden bilmem ama biraz romantik buluyorum; kalbim hakkında ne biliyorsun? Kardeşim hakkında ne biliyorsun? Burada açıkça Arya’nın kalbindeki yerine vurgu yapılıyor ki zaten bu konuşmaların geçtiği anlarda kafası sürekli Arya’da.

“Mektuba tekrar baktı.Yapabilirsem kız kardeşini kurtaracağım… Ona Ramsey Boltan’dan daha iyi bir eş bulacağım. Ya Arya kurtarılmak için orada değilse? Ya Lady Mel.'nin alevleri doğruyu söylediyse? Ya kardeşi tutsaklıktan bir şekilde kaçabildiyse? Bunu nasıl yapabilirdi ki? Arya her zaman hızlı ve zekiydi ama eninde sonunda o küçük bir kızdı ve Roose Bolton böyle bir ödüle karşı dikkatsiz davranacak biri değildi.”

Jon’un Arya’yı Cat’den daha fazla takdir ettiğini hissediyorum. Aslında burada biraz da ironi var, çünkü Roose Bolton ödülüne karşı gerçekten dikkatsizdi. Ayrıca küçük kız betimlemesi Arya’ya artık hiç uymuyor. (Stannis’in Arya’yı yeniden evlendirmeyi düşünmesi gerçeğine karşı Jon, Arya’yı tüm bunlardan uzak tutmak için planlar yapmaya başlıyor. Onu Stannis ve Mel.'den uzak tutmak istiyor. Bu da 5. kitabın ilerleyen bölümlerinde değinilen şeylerden biri.)

“Aptal Arya Stark iken bile güzel olmayı asla umursamadı. Sadece babası onu ‘güzel’ olarak çağırmıştı. O ve bazen Jon Snow. Annesi ona, ablası gibi kıyafetlerine dikkat ederse, saçlarını tarayıp yüzünü yıkarsa güzel olabileceğini söylerdi. Ablası ve ablasının arkadaşları için , Arya Atsurat idi.Fakat şimdi hepsi ölmüştü, Arya bile, üvey abisi Jon hariç. Bazı geceler Ragman’s Harbor’daki taverna ve genelevlerde onun hakkında konuşulduğunu duyuyordu. Bir adam ona, Sur’daki Siyah Piç demişti. Bahse girerim Jon bile Kör Beth’i tanıyamazdı. Bu onu hüzünlendirdi.”

Jon, onu güzel olarak nitelendiriyor -babası da- ama tüm bu ufak taşlar birlikte mozaik oluşturuyor. Bence bu bir ayna (paralel) sahne; Jon’un yanmış elini çirkin olarak nitelendirip Arya’yı düşünmesi ve Arya’nın tıraşlanmış saçı vs. ile Jon’u düşünmesi, onu tanımayacak olması (ve şu güzellik meselesi. Şunu anlamış olduk ki Arya, tüm o pasaklı halleriyle bile 9 yaşında iken Jon için güzel bir kız.)…

“Jon, kızın Arya olduğuna inanmak istiyordu. Onun yüzünü tekrar görmek, saçlarını karıştırmak, ona gülümsemek,güvende olduğunu söylemek istiyordu. Ama güvende olmayacak. Kışyarı yandı, çöktü ve artık güvenli bir yer yok.”

Jon, ne kadar isterse istesin onu burada tutamazdı. Sur, kadınlara uygun bir yer değildi; hele ki soylu küçük kızlara uygun bir yer hiç değildi. Jon kardeşini Stannis’e ya da Melisandre’ye de teslim etmeyecekti. Kral, onu kendi adamlarından biriyle evlendirmek isterdi; Horpe, Massey’le ya da Dev Katili’yle. Ve kırmızı kadının Arya’ya neler yapmak isteyebileceğini yalnızca tanrılar bilirdi.

Jon’un görebildiği en iyi çözüm, Arya’yı Doğugçzcüsü’ne göndermek ve Cotter Pyke’tan kızı bir gemiye bindirip denizin karşısına, bütün kavgacı kralların ulaşamayacağı bir yere göndermesini istemekti. Gemiler Çetinocak’tan dönene kadar beklemek gerekecekti elbette. Arya, Tycho Nestoris’le birlikte Braavos’a da gidebilirdi. Belki de Demir Bankası, Arya’yı himaye edecek soylu bir aile bulabilirdi. Braavos, Dokuz Özgür Şehir’in en yakın olanıydı ki bu durum şehri hem en iyi hem de en kötü seçenek yapıyordu. Lorath ya da Ibben Limanı daha güvenli olabilirdi ama Jon, nereye gönderirse göndersin Arya’nın yaşamak için gümüşe, başının üstünde bir çatıya ve onu koruyacak birine ihtiyacı olacaktı. O daha çocuktu."

Jon, Arya’nın politik malzemeler için kullanılmasını istemiyor. Teknik olarak bir piç ve Gece Nöbetinin adamı olarak onun üzerinde bir otoritesi yok ama bu durum, onu Alys Karstark meselesinde durdurmadı. Burada bir de ironi var ki Arya, şu anda gerçekten de Braavos’da.

"Kızın gülümsemesi ona küçük kız kardeşini anımsattı, neredeyse kalbi kırılacaktı. ‘Bırak benden korksunlar’. Yanaklarında kar taneleri eriyordu, saçları saten bir yerde bulduğu dantelli bir sarmalla sarılmıştı ve kar orada buz gibi bir taç yaparak toplanmaya başlamıştı. Yanakları kızardı ve kızarmıştı ve gözleri parlıyordu.

“Kış Lady’si.” Jon elini sıktı. "

Ygritte kadar olmasa da Alys de zaman zaman Jon’a Arya’yı anımsatıyor. (Ayrıca Kış Lady’si meselesi ve karın kızın kafasında taç şeklini almasının ‘Winter’s Lady’'nin Kış Kraliçesi olarak Stark hanesini bir dişi Stark tarafından mı yönetileceğine ya da Gece Kralının kraliçesine mi işaret edip etmediğini sorgulamış yazan arkadaş.)

Mance’in şu an nerede olduğunu merak etti. Seni bulabildi mi küçük kardeşim? Yoksa onu serbest bırakmam için oyun mu oynadı?"

“Onu en son görmesinin üzerinden uzun zaman geçmişti. Şimdi nasıl görünüyordu? Onu tanıyabilir miydi? Arya Ayakaltı. Yüzü her zaman kirliydi. Mikken’in onun için dövdüğü kılıç hala onda mıydı? Ona ‘düşmana sivri ucu sapla’ demişti. Ramsey Bolton hakkında söylenenler doğru ise ihtiyacı olacaktı. Onu eve getir, Mance. Oğlunu, Melisandre’den kurtardım ve Özür Halktan binlercesini kurtarmak üzereyim. Bana bu küçük kızı borçlusun.

Jon, Arya’yı hala tanıyıp tanımayacağını merak ediyor ve okuyucular Arya’nın görünümünü değiştirmeyi öğrenip öğrenmediğini merak ediyorlar. Göz önüne almanız gereken iki faktör daha var olsa da, bir derideğiştiren bir diğer derideğiştireni tanıyabiliyor ve Jon, Melisandre sayesinde sihirlerin farkındadır. Bir diğer ayrıntı ise Jon, Arya’nın evi olarak Kışyarı’nı değil kendi yanı olduğunu düşünüyor. (Bu oldukça hoşuma giden bir ayrıntı aslında; Kışyarı, mantıken Arya’nın evi olması gerekiyor ama belli ki Jon için öyle değil, ona göre Arya’nın evi kendisinin olduğu yer.)

"Jon kılıç elinin parmaklarını esnetti. Gece Nöbetçileri taraf tutmaz. Elini açıp kapadı. Önerdiğiniz şeyin adı ihanet. Saçlarında karlar eriyen Robb’u düşündü. Çocuğu öldür ve erkeğin doğmasına izin ver. Bir maymun kadar çevik bir şekilde kule duvarlarına tırmanan Bran’ı düşündü. Rickon’un soluksuz kahkahalarını düşündü. Leydi’nin tüylerini tarayıp kendi kendine şarkı söyleyen Sansa’yı düşündü. Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow. Saçları kuş yuvasına benzeyen Arya’yı düşündü. Mance için, onuna birlikte Kışyarı’na gelen altı fahişenin derilerinden sıcak bir pelerin yaptım. Karımı geri istiyorum… karımı geri istiyorum… karımı geri istiyorum…

'Planı değiştirsek iyi oalcak sanırım," dedi, Jon Snow."

Robb, Gece Nöbetçileri taraf tutmaz.

Bran, Rickon ve Sansa, Çocuğu öldür ve erkeğin doğmasına izin ver.

Arya, Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow.

(Arya’ya yardım edebilecek tek kişinin Jon olduğunu ve bildiğiniz gibi şu ana kadar Stannis’in tekliflerini vs. hep reddetmiş biri olarak Arya için fikrini değiştirdiğini görüyoruz, hatta sadece Arya için. İlk dönemlerinde bir ara Robb için kaçmaya yeltenmiş olsa da arkadaşları tarafından geri döndürülmüş ve bir daha teşebbüs etmemişti, olan biten her şeyi duyduktan sonra bile, fakat Arya ile ilgili mektup geldikten sonra Jon, o kadar hızlı karar alıp yönünü değiştiriyor ki[öncesinde çetinocak’a gidecekti, son anda geldi mektup] öyle üzerinde uzun uzaya düşünmüyor bile. Ayrıca ‘karımı geri istiyorum’ sözünü üç kere zihninde tekrarlaması ilginç; ben evlendiğini duyduğunda Ramsey’i öldürme arzusundaki gibi bir çeşit kıskançlık olduğunu sezinledim.)

Jon dizlerinin üstüne düştü. Hançerin kabzasını buldu ve bıçağı saplandığı yerden çıkardı. Yara, soğuk gece havasında tütüyordu. “Hayalet, diye fısıldadı Jon. Acıyla sarsıldı. Düşmana sivri ucu sapla. Kürek kemiklerinin arasına üçüncü hançer saplandığında, Jon inledi ve yüzüstü karın içine düştü. Dördüncü hançeri hissetmedi. Sadece soğuk vardı.”

Jon, ölürken bile “Düşmana sivri ucu sapla”. cümlesini aklında geçirerek Arya’yı düşünüyor.

"Ölümlerin gelişi uzun sürebilir. Jon Snow karda diz çöktü. Babamın tanrıları, bu adamları koruyun. Ve Arya’yı da, kız kardeşim; nerede olursa olsun. Dua ediyorum, Mance onu bulup güven içinde bana getirsin.

Ölen bir atın üzerinde gri bir kız, evliliğinden kaçıyor. Bu sözlerin gücüyle Mance Rayder ve kuzeydeki altı mızrak avcısı kaybetti.

Arya diye düşündü. “Küller ve cüruflar.”

“Krallar ve ejderhalar.”

"Hançerler karanlıkta. Biliyorum. Benim şüphelerimi affedeceğim ladyim. Ölen bir atın üzerinde gri bir kız, evlilikten kaçıyor, dediğin şey buydu. "

“Yanılmış değilim.”

"Haklı değildin. Alys, Arya değil. "

“Ölen bir atın üzerinde gri bir kız.” Hançerler karanlıkta. Duman ve tuzda doğan bir vaat prensi. Öyle görünüyor ki, yanılıyorsun ladym. Stannis nerede? Rattleshirt ve mızrak karıları nerede? Kardeşim nerede? "

Jon dua edip, Arya’nın dönmesi için dileklerde bulunuyor.

(Ice Turtle, ayrıca Arya ile ilgili birkaç alıntı daha paylaşarak onun cinsel şeyleri bildiğinden, olağan geldiğinden, o olgunluğa erdiğinden bahsediyor. 4. kitabı bilhassa 6. kitaptan yayınlanan Mercy bölümünü okuyanlar, bu kısmı çok açık seçik göreceklerdir.

DİPÇE: Forumlardan birinde gördüğüm bir bilgiyi de ekleyim; 5 kitap boyunca Arya, Jon’u en az 42 kez; Jon ise Arya’yı en az 48 defa düşünüyormuş. Adam üşenmeyip saymış. :smiley:

Ayrıca Jon, 1. kitapta iken Sur’a giden yol boyunca Arya’nın gülüşünü hatırlayarak içini ısıttığından bahsediyordu. Bu kadar uzun yol boyunca durmaksızın Arya’yı ve kahkahasını düşünmek garip bence. Diğer yandan bazı yorumlarda Jaimie’nin de Cersei’yi sürekli olarak “kız kardeşim” olarak çağırdığını hatırlatarak, Jon’un Arya’ya sesleniş şeklini manidar bulduğunu belirtmiş.

Ek olarak; Lyanna ve Rheagar ile Jon ve Arya arasında 5 yaş fark var. :slight_smile:

  1. bölümle birlikte derleme de bitti. Fikirleriniz belirtin arkadaşlar. Aklıma gelen bir şey olur ya da yeni bir şeyler görürsem ekleme yaparım.

#6

Zaten başlıkta da belirttiğim gibi KİTAP için konuşuyorum. :slight_smile:


#7

Kitapları bu yıl büyük bir açlıkla üstünkörü bitirebildiğim için her şey uçup gitmişti aklımdan. Son 2 haftadır ikinci kez seriye başladım şu an Kralların Çarpışmasındayım. Dolayısıyla bazı noktaları daha iyi keşfettim. Bunlardan birisi de Arya ve Jon arasındaki ilişki. Ben George Martin’in bu konuda 1993 yılında yazdığı mektupların tesiri altında olduğunu düşünüyorum. Arya ve Jon arasında sadece bir kardeşlik durumu yoktu, çok farklı bir bağ var aralarında.

Sizin yaptığınız çeviride de belirtilmiş. Kitabı okurken benim de aklıma takılmıştı. Jon, Arya’nın saçlarını karıştırırken Arya çoğunlukla utangaç tepkiler veriyordu. Ağabeyine karşı müthiş bir hayranlık duyuyor bu doğru ancak George Martin evreninde bu hayranlığın çok farklı boyutları var.

Arya’nın Gendry’i Jonla, Jon’un Ygritte’yi Arya ile kıyaslaması kafa karıştırıcı noktalar. Hatta ben biraz daha ileri gideyim, Arya ve Jon arasındaki ilişki aslında bir nevi Cersei-Jaime ilişkisine benzer. Cersei de Jaime de aşklarının yanı sıra birbirlerine ikiz kardeş olarak tutunmuşlardı. Son düzlükte yol ayrımlarını saymazsak aralarında tutkudan daha çok aynı kanı paylaşmanın verdiği bir ortaklık vardı. Gerçek bir stark gibi görünen Arya ve Jon’u da bu tutkudan ayrı tutamayabiliriz.

Tabii bunun net bir şekilde açık bir işareti henüz verilmemiş olduğundan kesin bir yorum yapamıyoruz ama sizin de paylaştığınız ipuçları heyecanlandırmaya yetiyor. Kesin bir dille reddedilebilecek bir ihtimal değil. Hatta kendi fikrimce olaylar bu seyirde ilerlerse gayet etkileyici olur.

Çeviri için çok teşekkürler YeniAy_Ottoman


#8

Rica ederim, okuyup yorum yaptığınız için ben teşekkür ederim.

Artık dört gözle 6. kitabı bekliyoruz; Arya’nın dönüşü, Jon’un dirilişi ve buluşmaları ile bazı şeyleri anlayacağız(buluşmanın 6. kitapta olmasını ümit ediyorum en azından. :smiley: ).


#9

Dedimya kitap bu seyirde gidebilir diye ama giderse kinali yapincak mevsuzuna doner diyede dusunuyorum


#10

O kadar da değil, aksine serinin genel ruhuna uyan bir ilişki olurdu. Hele ki Jon’un babasının annesine olan aşkından sonra oğlunun da Lyanna’ya her açıdan benzeyen bir başka Stark kızına aşık olması vs. ironik olur ki bu seride ironiden bol ne var? Dikkat ettim de Lyanna ve Rheagar ile Jon ve Arya arasında 5 yaş fark var. :slight_smile:


#11

Mantıklı kanıtlar var ama artık şu seride birbirine aşık olmayıp çok yakın olan kardeş göremeyecek miyiz ya (Elia ve Oberyn var ama birden fazla da olmalı sonuçta bu tarz kardeş ilşkileri skxkdkg)
Bi de yaş konusunda Rhaegar Lyanna arasında 8 , Jon Arya arasında 6 yaş var diye biliyodum
Ben Jon ve Arya’nın kardeş hallerini seviyorum böyle kalsınlar skdkgk


#12

Topu toplam bir Cersei ile Jaimie var, garip kardeş ilişkisi olan seride. Diğer kardeşler hep olağan. :slight_smile: Jon ve Arya da kuzen zaten, kardeş değil. Ana tema zaten; ikisi kardeş ilişkisinin ötesinde duygulara sahip…

“Jon sırıttı, uzandı ve saçını karıştırdı. Arya’nın YÜZÜ KIZARDI. Onlar hep yakın olmuştu.”

Daha önce de utangaç şekilde öpüyordu Jon’u(iğneyi verdiği sahne). Yani kardeş sevgisi besleyen biri böyle yüz kızarmaları ve utangaçlık hissetmez; bende 2 abi var, ben hiç böyle olmadım yani. Soğuk vs. bir ilişkimiz de yok, yakınımdır, bilhassa benim 2 numara ile aramda 5 yaş var. Abisi olan daha rahat anlar bence… Bu kız bu gözle bakmıyor aslında ama daha çocuk bunlar, aşk meşk nedir bilmiyorlar; haliyle birbirlerine olağan yoğun duyguları ‘çok yakın bağ’ olarak adlandırıyorlar ki aslında bu ‘hep yakın olmuşlardı’ sözü bile manidar; nasıl yakın bir bağ, duygu, ilişki yani?

Yok, annesi 16 yaşında öldü, babası 21… Arya 9 yaşındaydı seri başladığında Jon ise 14.


#13

Ne biliyim olabilir de olmayabilir de Grrm bu. Tuhaf kardeş ilişkisinden kastım sırf seride ensest var diye çoğu kişinin her kardeşi bi yakıştırması felan var skwkfk Serinin ilk halinde ki Tyrion-Arya-Jon üçgeni Sansa için geçerli olcak gibi hissediyorum ama yine de Arya olabilir bu. Biraz zaman geçmesi lazım sanırım Arya son kitapta 11 yaşına geldi heralde ama Arya bu tür duyguları kabullenmekte zorlanacağı için 2-3 yıl daha veriyorum ben. Birbirlerini seviyo olsalar bile ben seri sonunda birlikte olamayacaklarını veya birisinin ölceğini düşünüyorum
Yok ben vikiden kontrol ettim yaşları şimdi dediğim gibi 8 ve 6


#14

Rheagar öldüğünde 21 yaşında diye bildiğim için, arasında 5 yaş var Lyanna ile… Kitap başladığında Arya 9. Jon 14 yaşında. Kitap bilgisi veriyorum, viki bilgisi değil. Fakat prensin ölüm yaşından emin değilim, o yazmıyordu kitapta bildiğim kadarı ile ama Lyanna’nın yazıyordu.

Ensest olmuyor işte, kuzen oldukları için. :stuck_out_tongue: Sansa? Minnacık bir işaret bile yok Jon ile aşk meselesi için bana göre. Tyrion, şu sıralar ilk karısına takıntılı gezdiği için onu bir aşk üçgenine dahil ederler mi emin değilim ama Gendry’i Robert’ın gençliğine benzettiği için yazar; Arya-Jon-Gendry üçgeni yaparlarsa 2. ironi olurdu. :smiley: Yalnız Aegon da girerse araya iyi çorba olur. :smiley: Fakat o kadar da olmaz elbette, aşk serisi değil bu sonuçta.


#15

Çoğu kişi şu Robert-Lyanna-Rhaegar olayının tekrarlanacağını düşünüyo zaten beklenilen bir şey olduğu için olmayabilir
Ensest olmaz zaten eğer Jon kitapta da Targaryen çıkacaksa ama aşık kardeşler draması da yapabilir eski planlarındaki gibi bilemeyiz
Sansa dememin sebebi hiç kardeş ilişkileri olmaması ve Sansa-Lady Ashford teorisini biliyosan Aegon ve Sansa arasında bir şeyler olabilir eğer Jon yine Targaryen çıkarsa bu kişi Jon da olabilir
Lyanna öldüğünde 16 ydı Rhaegarın 20lerinin ortasında olması lazımdı sanki
Ne biliyim ben bunun güzel bi kardeş ilişkisi olarak kalmasını istiyorum ama belli olmaz hiç ksxkfkg


#16

Heee Aegon-Sansa? Aslında hep Rheagar’ın Aegon’ı Sansa2ya; Jon’u Arya’ya ve Dany’, de Robb’a yakıştırmışımdır. :slight_smile:


#17

Sansa şu varis Harry’le evlenemeyecek bence ya Jon ya Aegon (onlarla arasında bir şey olsa bile evlenemez yine bi şeyler çıkar)
Jon Val olsun isterim ben aslında ama olmaz gibime geliyo
Dany Robb da ilginçmiş ama Robb için Margaery daha iyi olurdu bence dkdjekg


#18

Dizinin ilk iki sezonunda Dany ve Robb’u ben de yakistirmistim :grin:

Rhaegar öldügünde 24 yasindaydi, Lyanna ise 16.

Martin basta Jon-Arya arasinda “kardeslikten öte” bir seyler düsünmüs ama sonradan bundan vazgeçmis. Fakat kitap yine de Martin’in bu düsüncesinden izler tasiyor olabilir ama ben yukaridaki ipuçlarini okurken hiç “acaba?” dememistim. Bana hep “agabeyine hayranlik duyan küçük kiz” gibi yansidi Arya. Jon ise Arya’nin o hayranligini, sevgisinin samimiyetini görüyor ve dolayisiyla Arya’nin yeri ayri oluyor onun için. Hele ki üvey kardes olarak bildigi digerleri onunla pek yakin degilken, Jon’un Stark ailesine ait olma istegi varken, Arya’nin bu yaklasimi onu o zamanlar en çok mutlu eden, yasadigi yere biraz olsun ait oldugunu hissettiren olaylardan biri olmali. Jon bu yüzden Arya’yi çok sevmekle birlikte, ona bir sekilde minettar gibi. Bu yüzden daha sonradan yollari ayrildiginda ne zaman yalnizlik hissetse aklina Arya geliyor direkt. Ya da kafasi karisik oldugunda, zor durumda kaldiginda Arya’yi düsünüyor, onun hatirasina sariliyor, ondan güç aliyor. Bana böyle yansidi.


#19

Marg.? Robb’a garezin mi var? :smiley: Bu kız Cersei’den sonra krallıktaki en kaşar karı. :smiley:


#20

Bu da bir bakış açısı elbette ama ben yine de hayranlık dahi olsa sırf fiziksel temasta bulundu diye kızarıp bozarmam. :stuck_out_tongue:

Yazar, en güzel eşleştirmelerden birini hiç etti bence; Robb ve Dany harika olurdu. Jon ve Arya da katılınca, al sana Targ ve Stark akrabalığının tekrar ve tekrar pekişmesi. :slight_smile: