Jon ve Sansa 5x10 Konuşması (Kavalalı Çevirisi)


#1

Arkadaşlar ben bu konuşmayı daha önce bu forumda bir yerde paylaşmıştım. Ama bir arkadaşım ısrarla ayrı bir başlıkta açmam gerektiğini söylediği için şimdi buraya kopyala yapıştır yapıyorum. Umarım forumda bazı kişileri kızdırmayız :slight_smile:

Merak edenler için konuşma burada geçmişti.
http://forum.gameofthronestr.com/konu-kuzeyi-kim-yonetmeli-sansa-stark-vs-jon-snow.html?page=31

Jon’un, Sansa’yla şu konuşması çok hoşuma gitmişti. O vakte kadar Sansa’nın da artık Jon’a benzemeye başladığını anlayamamıştım.
Jon Sansa’nın zekasını test etmek istiyor.
“Lord Baelish’in seni Bolton’lara sattığını söylemiştin.”
“Sattı.” (Sansa’nın karakteri hayatın sillesini yemiş biri olarak iyice gerçekçi olmaya başlamış. Jon bunu iyice anladı.)
“Güveniyor musun ona?” (Sansa’nın zekasını test ediyor. Bide Petyr tehlikesinin boyutunu öğrenmek istiyor.) Sansa ne yapmaya çalıştığını anladı güldü ve:
“Serçeparmak’a sadece bir aptal güvenir.” ( Jon’a söylememişti. Bu onada güvenmediği anlamına geliyordu. )
“Sana ondan bahsetmeliydim. Vadi’nin şövalyelerinden de. Özür dilerim.”
(Söyledikleri yetersizdi ama birşeyler söylemeliydi.)
Jon karşıya baktı ve Sansa’ya doğru yürümeye başladı. Sansa gerildi, Jon’la arası bozulsun yada güven problemi olsun istemiyordu. Ama Jon, Sansa’yı bir çocuk olarak görüyordu hala. Zaten Arryn desteğinin geleceğini anlamıştı Jon. Bu yüzden:
“Birbirimize güvenmemiz lazım.” Bu cümleyi kurar kurmaz Sansa hala Jon’un kendini bir çocuk olarak gördüğünü anladı. Bu yüzden gör beni artık der gibi bir bakış atıyordu. Jon devam etti:
“Kendi aramızda bir savaş veremeyiz artık çok fazla düşmanımız var.” Bunu Sansa’ya kardeş kavgası olmaması için söylemişti. Zaten daha önce ona Ned’in giysisini dikmesinden ve Ramsay’in Kıştepesi Lordu olduğu için Jon’un da olabileceğini ima etmesinden bir şekilde Jon’u Stark ilan edeceğini biliyordu. Önemli olan sonrasıydı. Petyr’ın araya girmesine izin vermemeliydi Sansa. Ayrıca gerçek korkusunuda yansıtıyordu bu cümle. Artık Yedi Krallığın kalanıyla düşmanlardı. Tek umudu yakında Kışın gelmesi ve ülkesini koruma altına almasıydı. Sansa bunu anladı. Ama Jon daha Sansa’yı ciddiye almadığından Sansa’nın bunu anladığını anlamamıştı.
Ardından Jon, Sansa’yı daha iyi etkileyebilmek maksadıyla alnından öptü. Sansa niyetini ve korkularını anlamıştı. Artık büyümüştü çünkü. Bu yüzden manalı ve biraz sertimsi bir şekilde baktı Jon’a. Ama Jon daha net olarak Sansa’nın kendisiyle aynı frekanta olduğunu anlayamamıştı. Jon bıraktı arkasını döndü ve gitti. Sansa bir şey yapmak zorunda hissetti kendini. Jon Sansa’nın zeka olarak kendine denk olduğunu ve büyüdüğünü anlamalıydı artık.
“Jon. Hisardan bir kuzgun geldi. Beyaz bir kuzgun.” Nefes aldı ve
"Kış geldi." manalı bir bakış attı. Bu hem bir şakaydı. Hemde merak etme kış geldi. Artık Güney’den uzuncaa bir süre saldırı alamayız. Topraklarımız güvende demekti.
Jon hemen bamyayı çaktı ama emin olmak istedi. Biraz manalı birazda şakaya gülümseyen gözlerle Sansa’yı tarttı. Acaba gerçekten onu mu demek istemişti emin olmak istedi. Sansa biraz sertimsi gör beni artık bakışlarıyla Jon’u karşıladı ve gülümsedi.
Jon anladı ve bu Jon’un hoşuna gitti.Sansa artık büyümüştü ve Jon’la aynı frekansta konuşabilip anlaşabiliyordu. Gülüp gökyüzüne baktı. Biraz anın keyfini çıkardı.
Şakaya cevap vermeliydi.
“Babam gelecek demişti değil mi?” Sevecen gözlerle Sansa’ya baktı. Sansa’da aynı gözlerle Jon’u karşıladı. Jon mesajı almıştı başıyla selamlayıp oradan uzaklaştı. Bu durum Sansa’nın çok hoşuna gitti ve gülerek karşıya baktı.

Yakında benim bakış açıma çok itiraz olduğu için “Battle of Bastard” dada aynı şeyi yapmayı planlıyorum. :slight_smile:


#2

Düz Jon bu ya böyle derin anlamlı konuşabilecek karakterde değil. Varys mi bu adam? Kitapta olsa anlardım da senaristlerin bu kadar derin düşünebilecek kapasitede olduğunu sanmıyorum.

Sent from my iPhone using Tapatalk


#3

Çok iyi olmus kardeşim. Güven bana :slight_smile:


#4

Jon karşısındaki kişinin zekasını test edebileceği bir muhabbet başlatacak bir tip değil ki, Jon işte :slight_smile:
Bunun dışında bence genel olarak da çok büyük anlamlar çıkarmışsınız konuşmalardan


#5

Arkadaşlar dizideki karakterlerle kitaptaki karakterlerin iç dünyası aynı olacak diye bir şart yok.
Mesela; dizideki Margaery ile kitaptaki çok farklıydı. Dizideki Margaery çok güçlü bir kızdı ama kitaptaki öyle değildi. Dizideki Margaery kötülükten çok iyi anlardı ve çok zekiydi. Ama iyi kalpliydi. Bu özellikleri sayesinde Joffrey’le annesi bile anlaşamazken hatta suyuna bile gidemezken Margaery, Joffrey’i kısa sürede kontrol altına almayı başarmıştı. Ama annesi Joffrey o yaşına gelene kadar Joffrey üzerinde öyle bir etkide bulunamamamıştı. Ayrıca bu özellikleri sayesinde Margaery halkı çok iyi kontrol edebiliyordu. Bu yüzden Cersei kurtulmak için Margaery’i inanç militanlarının içine attı ama Margaery bu seferde militanlarla ittifak kurdu.
Ayrıca Cersei’nin septe bir şey yapacağını ssadece Margaery anlayabildi. Herkesi gitmesi konusunda uyardı soğukkanlılıkla ama başaramadı.

Ama kitaptaki Margaery sulugöz olan Cersei tarafından aşağılanan biriydi. Loras’ın yardımına muhtaçtı ve tek özelliği arada laf sokmasıydı. Dizideki ise bırak Loras’ın yardımına muhtaç olmayı Loras’a elinden geldiğince çeki düzen veren onu koruyan biriydi. Dikkat eden bu farkları görebilir.

Mesela kitaptaki Stannis huysuz denebilecek inatçı biriydi. Ama dizideki tüm inatçılığına rağmen belli ölçüde makul biriydi.
Kitaptaki Stannis, Jon ile iyi anlaşamazdı. Ama dizideki Jon ile gayet iyi anlaşmıştı.

Yani demek istediğim kitaptaki karakterler ile dizideki karakterlerin iç dünyasıda baya farkedebiliyor. Cersei hariç. Onu olduğu gibi göstermişler. Neyse dizide en çok Jon Snow ile Margaery karakterinin iç yapısı çok farklıydı.

Ben bu yüzden dizideki Jon’a Jon Snow, kitaptakinede Jon Kar diyorum.
Bu yüzden Jon Snow hiç zannettiğiniz gibi Jon Kar’la aynı karaktere sahip düz biri değil.

Ayrıca tüm dünyaya dizi çeken senaristler grubu neden bu kadar şeyi düşünecek kadar zeki olmasınlar ki?


#6

@Kavalalı Prensi Koskoca Dorne’da 8 piç kız(dizide hepsi de gösterilmedi sayıları daha azdı) ve anneleri devrim yapıp koskoca adamı çakıyla öldürdüklerinden beri senaristlerden şüphe ediyorum. Bu yüzden.

Sent from my iPhone using Tapatalk


#7

@Queen Arianne

:smiley: Sende haklısın. İyi bir noktaya değindin. Dizide bazı şeyleri hızlandırmak için öyle hareketlerde bulunabilirler. Seride pek önemli olmayan geleceği olmayan karakterleri böyle kolayca harcayabilirler yani. Ama bu zeki olmadıkları anlamına gelmez. Dizinin başrolü ve kız kardeşi için iyi ve etkileyici bir durum hazırlayacaklardır.

Mesela dizide diğer saçmalıklar şunlar. Tyrell soyu diziye göre tükendi ama Tyrell sancağı hala dalgalanmaya devam ediyor. Normalde Redwyne’lerin Menzil Azamı olması lazım ama hiç değinilmedi. Neyse bu önemli değil.
Horas Redwyne’nin azam lordu olması gerekiyor normalde Menzil’de. Margaery’nin babaannesi Olenna ise Horas’ın anne annesi. Tamam bu mantıkla Olenna Meznzil’de hala belli ölçüde hüküm sürüyor diyelim. Ama Tyrell sancağı neden kullanılmaya devam ediyor değil mi? Normalde o gemilerde Redwyne Sancağı olması lazım. Ama dizi yapımcıları bu konuya girmemişler. Çünkü Tyrell’lrerin soyunu olmaması gereken şekilde kuruttular. Birde öyle birşey yapsalar iyice saçmalarlardı.

Yani demek istediğim bazı şeyleri geleceği olmayan şeyleri hızlı bir şekilde senin örnek verdiğin gibi harcayabilirler. Çünkü senede 10 bölüm çekiyorlar. Ama başrolde ve kızkardeşinde ayrıcalıklı davranacaklardır. Zaten ben öyle davrandıklarını da gördüm.

Pardon şimdi farkına vardım. Muhtemelen Mina Tyrell yani Olenna’nın kızı hala hayatta Arbor leydisi olarak. Bu yüzden hala Tyrell sancağı kullanılabilir ve Mina Tyrell’de Menzil Azam Leydisi olur. Vay be Tyrell’ler yok olmamış yeni farkına vardım :smiley:
The Last Flowers Mina Tyrell


#8

Şimdi açıkçası Baelish’i hiç tanımayan Jon’un kalkıp Baelish’in yanında master yapan Sansa’nın zekasını test etmesi fikrini sadece tebrik edebilirim. :slight_smile:


#9

@Destina Şimdi söylemeyeyim dedim ama dayanamadım.
Zeka o kadar kolay artan bir şey mi? Misal biri Albert Einstein’ın yanında çok fazla takılınca zekası mı artar yoksa bilgisi, görgüsü, deneyemi mi artar?


#10

@Kavalalı Prensi

Şimdi açıkçası zeka testleri çeşitlilik gösterir. IQ dediğimiz zeka testlerinde sosyal ve duygusal zekadan çok mantıksal-matematiksel zeka seviyesi belirlenir. Öğrenciler ya da bireyler zeka düzeylerine göre uygun eğitsel programlara alınır. (Örnek verdiğin Einstein gibi bu tip zekası gelişmiş olan kişiler, sosyal öğrenme yönteminden çok bireysel öğrenme ile bilgi ve deneyim kazanır.)

İkinci olarak EQ dediğimiz Duygusal Zeka Testi ile öğrencinin daha çok duyusal ve duygusal zekası ölçülür.
Son olarak SQ dediğimiz zeka testleriyle spiritual zeka, yani ruhsal-psikolojik zeka ölçülür.

(Yaparak yaşayarak öğrenme, yapılandırmacı yaklaşım, eleştirel - yaratıcı düşünce, sosyal öğrenme ve altı şapkalı düşünme becerileri ile daha iyi öğrenirler bu zekaya sahip olan kişiler. Yani duygusal zeka olarak Sansa Jon’a göre daha gelişmiştir diyebiliriz. Benzer yöntemler SQ’da da kulanıldığı için yine Sansa’nın Jon’dan daha zeki olduğunu öngörebiliriz .)

Şimdi Jon’un hangi zeka testini uyguladığı asfkljds…

Ya tamam anlıyorum ama, Jon’un Sansa’nın zekasını tespit etmek için soru sorması açıklaması gerçekten öldürdü beni, çok güzel konu olmuş çok eğleniyorum, eline sağlık. Güzel yazı tebrik ederim ama zeka seviye tespit sınavından geçirtmişsin kızı resmen.

Bir kurgu yazıyorsunuz ve herkese sunuyorsunuz. Eleştiriye de açık olun ayrıca lütfen. Kötü birşey de demedik sonuçta. :slight_smile:


#11

@Destina Haklısın kusura bakma. :slight_smile:

Şimdi söylediklerinde haklısın. Ama benim yukarıda bahsettiğim zeka türü SQ zeka tipiyle alakalı. Sadece EQ değil. SQ hem IQ hemde EQ nun birleşimidir ve IQ sabittir. Ama EQ dediğin gibi zamana göre deneyimlerle değişiklik gösterebilir ama hiç bir zaman sabit değildir. Çünkü kişi unutmaya meyillidir. Bu yüzden EQ da zamanla yeni deneyimler kazanmadıkça kaybolur.

Diyelim ki Sansa EQ olarak daha zeki Jon’dan (Ki bundan şüpheliyim. Çünkü Jon’un hemen hemen bütün konuşmalarında ben böyle şeyler görebiliyorum. Sansa için yukarıda bahsettiğim konuşmasından anladım sadece bu tip konuşmalar yapabildiğini.)
Ama bi de burdan bak. Jon Sansa’dan 3 yaş büyük. Daha olgun yani. Bence bu EQ bakımından baya bi artıdır. Sansa daha yeni büyüdü hayatın başında sayılır.

Yani sadece EQ üzerinden zeka tahmininde SQ tahmininde bulunamazsın. Yukarıda bahsettiğim konuşmayı yapabilmek için aynı zamanda çıkarımda da bulunmak IQ nu kullanmak zorundasın. EQ ve IQ birlikte çalışmalı ve zaten EQ zamanla değişebilen bir şeydir.

Ama neyse kusura bakma. Boş bir anıma geldi. Haklısın sonuçta bu sadece bir eleştiri.


#12

Zeka sürekli değişen ve gelişen bir yapı olduğu için üstbilişsel açıdan Sansa Hem EQ hem SQ açısından daha gelişmiştir Jon’a göre. Ayrıca SQ’nun EQ ile IQ’yu da kapsadığını söylemen çok yanlış bir bilgi olmuş. Zeka tamamen bütünün parçalara ayrıldığı bir yapı tabiki değil ama bir matematik bilimi ile bir sosyal bilimi arasındaki ayırım nasıl belirginse bu zeka türlerinin ayırımları da belirgindir.

Eğer öğretmensen ve gerçekten bu konuyla ilgili bilgi ve tecrübe birikimin varsa konuşalım özelden konu sapmasın.


#13

Mesela şu sahne çok hoşuma gitmişti.
Tormund Jon’a dirildikten sonra.
“Senin bir Tanrı olduğunu söylüyorlar.” diyordu şakayla. Jon’da
"Ben bir Tanrı değilim." Haklıydı. O bir Tanrı değil tek Tanrı’ydı. Hatırlarsan Melisandre Stannis’e Tanrım senin içinde demişti. Kızıl Tanrı tek Tanrıdır. O hesap yani.
Ya bu dizi için bir foreshadowingdi yada Jon bilerek söyledi. Oradan emin değilim.


#14

Jon tanrı mı sana göre, anlamadım? :confused:


#15

Yok dedim ya orası kesin değil diyeyim. Ama sen yine de anla :smiley:
Melisandre Stannis’e demişti ya. Hani Stannis sormuştu “Tanrın nerede diye?” tam olarak hatırlamıyorum nerede dediğini. Mel’de “Senin içinde” demişti. Ben de Jon’un o cevabından sonra kıllandım. Malum Kzıl Tanrı dini. Zerdüştlükle çok benzer.


#16

Yeni sezon başlarken bu konuyu yeniden hortlatasım geldi. Jon’a benim bakış açımdan bakmak gerçekten eğlenceli bu arada :slight_smile:
Ya da ne biliyim kendim orada anlattığım Jon gibi olduğumdan görüyorumdur böyle şeyleri.


#17

Sadece Jona değil tüm olaylara senin bakış açından bakmak çok eğlenceli, zevkli. Bence bu yeteneğinin üzerinde çalış. Çok başarılı bir senaryo yazarı ola bilirsin.


#18

@argos teşekkür ederim argos. Cansın… :redface:


#19

Güzeldi… orada zeka sınamasından ziyade niyet sınaması görüyorum. :slight_smile:

Kitaptaki Jon’un da dizidekinden daha baskın karakterli olduğunu düşünüyorum, Stannis ile pazarlık edip istediğini alacak kadar da iyi. :stuck_out_tongue:


#20

Baelish in yanında staj yapmış fikrine katılmıyorum, her şeyden önce Sansa serinin başından beri çoğu kişinin aksine benim için sevilesi bir karakterdi…

Düştüğümüz en büyük yanılgı yazarın Sansa ya yüklediği/yükleyeceği misyonu yanlış anlamamızdır, zaten bu yanlış algımız cici kız Arya dönüp ablasına sarılınca ve ikisinin karşılıklı göz yaşları sonrasında düzelecektir.

Sansa’nın çektiği acılar,ailesine yaptığını düşündüğü yanlışlar bir teraziye koyulsa güya gelişen zekasına/görüsüne ağır basar. Serinin gidişatında göre Sansa’nın geleceği Oliver Twist’teki o yetimlere bakıp kollayan kız gibi anaç bir gelecek olmalıdır. Halihazırdaki Baelish etkisiyle farklı yöne kayacak bir Sansa ancak okucuya ve seyirciye ızdırap olacak yeni bir Queens Destiny hikayesi çıkarır ki bu da artık o Sansa’yı çok seven beni bile bayar.

Sansa ailesini toparlayan anaç bir rol üstlenecektir, son yaptığı savaş hamlesinden başka da bir hamlesi olmayacaktır. Hatta hiç istemesemde serinin sonunu göremeyecek karakterlerden olabilir. Kendi tabiriyle eteğinden döktüğü bilyeleri toparlamaya çalışan yazarın Sansa ya öngördüğü son budur, tabiri caizse " Sansa’nın yolu" da budur.
Yukarıdaki tartışma içinde, Duygusal Zeka = Liderlik ( üniversitedeki Liderlik derslerinden hatırladığım kadarıyla). Jon’un büründüğü liderlik ve geliştirdiği liderlik vasıflarıyla Sansa’nınkileri karşılaştırmak ayıp olur diye düşünüyorum.

Not: Sansa’ ya yüklenen bugüne kadarki misyon ve vizyonu onurlu babası ve dağ gibi ağabeyi öldüğünden seriyi daha yazar yazmaya başlamadan belirlediğini düşünüyorum ve bu misyonun çok değil bir tık ilerisi Cersei ve Dany olacağından bir kraliçe klişesi daha yaşamamak adına Sansa’nın hikayesi Arya’ya sarılınca bitecektir. (Kimilerinin burda asıl o an başlayacak dediğini duyar gibiyim.)