Kitap Alıntıları


#1

okuduğumuz kitaplardan hoşumuza giden kısımları burada paylaşalım dedim. ama LÜTFEN buz ve ateşin şarkısı serisinden alıntılar paylaşmayın onun ayrı başlığı zaten var.

[i]’’ - Hadi canım! Niye bu kadar sıkıyorsun kendini? Yeni tanıştığın birine her şeyini anlatmaz mısın? Ben karşıma çıkan ilk insana, bütün hayatımı anlatabilirim.

  • Neden?
  • Nedeni yok. Yani bence yok. Doktora sorarsan, manik döneminde olduğu için der ama palavra. Ben her zaman böyleyim. Bizi samimiyetin hastalık olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. İnanınca, herkes gibi olunca, aptallaşınca iyileşiyoruz.’’[/i]

Her Temas İz Bırakır - Emrah Serbes


''Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler. ‘’

George Orwell - 1984


#2

Faydalı olur sabite alalım bunu da…=)


#3

"ben dahi değilim, sadece önyargısız bir şekilde gerçeklerin beni götürdüğü yere gitmeyi öğrendim"
Sherlock Holmes


#4

‘Özgürlük,iki kere iki dört eder diyebilmektir.Buna izin verilirse,arkası gelir.’

-George Orwell-1984

‘Kim ki bir ömür boyu karanlığa bakacak kadar cesur ve kararlıysa, orada ilk umut ışığını o görecektir.’

-Dmitry Glukhovsky- Metro 2033


#5

"Herşeyin birbiriyle bağlı olduğuna inanmak sonradan yanlış çıksa bile bunu göz ardı edip sonradan bu bağlantının olduğunu keşfetmekten iyidir"
David Gurney - Aklından Bir Sayı Tut

“Tuhaf tesadüflerin genelde çok basit açıklamaları vardır.”

David Gurney - Şeytanı Uyandırma …


#6

Yüzümün yansısı bu. Yapacak işim olmadığı günlerde onu seyreder dururum. Gördüğüm bu yüzden, hiçbir şey anlamıyorum. Başkalarının yüzleri bir anlam taşıyor. Benimki öyle değil. Güzel mi yoksa çirkin mi, bunu bile söyleyemem. Çirkin galiba. Çünkü böyle olduğunu söylediler. Bana dokunan bu değil. Yüzüme böyle nitelikler verilebilmesine şaşırıyorum aslında. Bir toprak parçasına ya da bir kayaya güzel ya da çirkin demek gibi bir şey bu.

Bulantı - Sf.30


#7

“Tek bir şey ile ilgili on bin şey bilin.”

  • Miyamoto Musashi - Beş Çember Kitabı

“Eğer Tanrı var olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi.”

  • Voltaire - Épître à l’Auteur du Livre des Trois Imposteurs

Eğer hayvanlar konuşabilseydi, onları kesip yemeye cesaret eder miydik?

  • Voltaire - Brutus

#8

Korku en büyük hazdır.

Clive Barker


#9

Zihnimizin sahip olduğu en büyük beceri belki de acıyla başa çıkmak. Klasik yaklaşım bize herkesin ihtiyacı doğrultusunda geçtiği dört kapı olduğunu gösterir.

Birinci kapı uykudur. Uyku bize dünyadan ve onu dolduran tüm acılardan kaçabileceğimiz bir sığınak sağlar. Bir insan ağır yaralandığı zaman genellikle kendinden geçer. Aynı şekilde travmatik haberler alan birinin bayıldığı olur. Zihin ilk kapıdan işte böyle geçerek kendini acıdan korur.

İkinci kapı unutmaktır. Bazı yaralar kısa zamanda kapanamayacak, hatta belki de asla iyileşemeyecek kadar derindir. Ayrıca bazı anılar o kadar azap vericidir ki, onlara alışmak mümkün değildir. “Zaman tüm yaraları iyileştirir” sözü yanlıştır. Zaman çoğu yarayı iyileştirir. Geri kalanlar bu kapının ardında saklıdır.

Üçüncü kapı deliliktir. Bazen insanın aklı öyle bir darbe alır ki kendini delilikte saklar. Bu ilk bakışta faydalı gözükmese bile öyledir. Gerçekliğin acıdan başka bir şey getirmediği zamanlar vardır ve bu acılardan sakınmak için zihnin gerçekliği geride bırakması gerekebilir.

Dördüncü kapı ölümdür. Son sığınak. Öldükten sonra bizi hiçbir şey incitemez. Ya da en azından bize öyle söylenir.

Rüzgarın Adı - Patrick Rothfuss


#10

“Tanrı biliyor ya, çoğunlukla bir daha uyanmama arzusu, hatta ümidiyle yatağa giriyorum: Ve sabahleyin gözümü açıp yine güneşi görünce neşem kaçıyor. Ah keşke huysuz biri olabilsem, suçu havaya, üçüncü bir şahsa, başarısız bir girişime yükleyebilsem, o zaman keyifsizliğimin katlanılmaz sıkıntısı yarı yarıya azalırdı. Vay halime, tüm suçun yalnızca kendimde olduğunu biliyorum -aslında suç demek doğru değil! Kısaca, nasıl ki eskiden tüm mutlulukların kaynağı bendeyse, şimdi de tüm üzüntülerin kaynağı içimde saklı. Eskiden tüm dünyayı sevgiyle kucaklayacak yüreğe sahip, her adımda cenneti ayağının dibinde gören, zengin duygularla dolaşıp duran ben, artık aynı kişi değil miyim? Bu yürek şimdi ölmüş durumda, artık ondan dışarıya yansıyan hiçbir coşku yok, gözyaşlarım kurudu, artık beni canlandıran gözyaşlarımın ferahlatamadığı düşüncelerim kaşlarımın endişeyle çatılmasına neden oluyor. Çok acı çekiyorum, yaşamımın tek neşesini, içinde bulunduğum ortamda dünyalar kuran canlı gücü kaybettim; o yok artık!”

-Goethe, Genç Werter’in Acıları


#11

@aviendha ilk cümle bitmeden anladım o kitap olduğunu :slight_smile: harika bir kitaptı :slight_smile: benden de birtane gelsin o zaman …

[i]“Rüzgarı yeniden çağırdım,” dedim, bunu ona henüz söylemediğimi hatırlayarak.“Tarbean’dayken.”

Elodin hemen dikkat kesildi.“Demek öyle?” dedi ve şevkle bana doğru döndü.“Anlat bakalım.Bütün ayrıntılarıyla.”

Elodin bir dinleyicide bulmayı umacağınız tüm dikkati ve hevesi sergiledi.Bazı dramatik süslemelerde ekleyerek hikayeyi baştan sona anlattım.Bittiği zaman moralimin epey düzelmiş olduğunu farkettim.

“Aynı dönemde üçüncü kez yapıyorsun,” dedi Elodin beğeniyle."Onu tam ihtiyaç duyduğun bir anda buldun üstelik bir esinti değil nefes olarak.İşte bu ince bir iş."Bana göz ucuyla bakarak muzip bir tebessüm etti.“Sence kendine ne zaman havadan bir yüzük yapabilirsin?”

Parmaklarımı açarak çıplak elimi kaldırdım.“Öyle bir yüzük takmadığımı nerden biliyorsunuz?”

Elodin vücudu kahkalarla sarsıldı, ama yüz ifadem değişmeyince durdu.Bana kuşkulu bir bakış atarken alnı karıştı.Gözleri önce elime sonra yine suratıma çevrildi.“Şaka mı yapıyorsun?”

“İyi bir soru,” dedim, soğukkanlılıkla gözlerinin içine bakarak.“Yapıyor muyum?”[/i]

Bilge Adamın Korkusu - Patrick Rothfuss


#12

@“Arstan” elodin çok harika bir karakter değil mi? :smiley:


#13

kesinlikle kvothe zeki ama kalın kafalı adamın anlatmak istediği şeyleri anlamıyor ama yazdığım alıntıda da elodin e kendi yönetiyle “iyi bir soru” diyerek harika bir ayar verdi :slight_smile:


#14

Eros, ölümlü insanın duyumsal dünyanın sınırlarını aşıp zihinsel dünyaya, ölümsüzlüğe çıkma ve bu dürtüyü başkalarının içinde uyanık tutma itkisidir.Güzel bir bedene duyulan haz "eros"un en alt düzeydeki tezahürüdür.Güzel ile kurulan bütün ilişkiler bizi "eros"a yaklaştırır.
Platon-Şölen


#15

Bazen etrafımızda o kadar esrarlı bir hadise olur ki ince teferruatına kadar bunu sezeriz, fakat hiçbir şey idrak etmeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh her şeyi anlar, fakat bize anlatmaz, böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar.

Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Sayfa 47


#16

Sabah yatağımdan kalktım . Günlük işler beni bekliyor,ve hayat tekrar kendini başa sarıyordu.Ailemin dediğine
göre iflah olmaz bir asosyaldim.Ailem bile bunu derken okumanın ne anlamı var diyip,okulu terkettim . Lise
zaten nedir ki,kendini ergen sanmayan insanların ergence davrandıkları yer. Ego yuvası . Büyük balığın,küçük
balığı yediği yer . Kızların her zaman ama her zaman güçlünün yanında olduğu yer . Bu yeri terkedip yeni bir eve
yerleştim herkesten uzak bir yere . Ailem yanımda değil arkadaşlarım da yanımda değil . Olmayan arkadaşlarım desem
daha iyi olur .

                                     - Umut Z S ( Kısa film için yazdığım senaryodan bir kesit )

#17

Şu George amca yok mu ? Ruhun şad ola George Orwell…

‘Bütün hayvanlar eşittir. Ama bazıları öbürlerinden daha eşittir.’ -George Orwell-Hayvan Çiftlği


#18

nineteen eightyfour :frowning:

forever…


#19

Buradan çıkmak, dışarıda ölmek istiyorum. Ljubljana Kalesi’ni ziyaret etmem gerek. Yüzyıllardır orada durup duruyor, ama ben bir kez olsun yakından bakmaya zahmet etmemiştim. Kışları kestane, yazları da çiçek satan kadıncağızla konuşmam gerek. O kadar sık karşılaşırdık sokakta, ama bir kez olsun hatırını sormak aklıma gelmemiş. Mantosuz sokağa çıkıp karda yürümek istiyorum, çok çok üşümenin nasıl bir duygu olduğunu öğreneyim, değil mi? Hayatım boyunca hep sıkı sıkı giyinmişim, soğuk alma korkusuyla.
Kısacası Dr. İgor, yüzümde yağmuru hissedeyim, hoşuma giden herhangi bir erkeğe gülümseyeyim, bir kahve ısmarlamak isteyen herkesin önerisini kabul edeyim istiyorum. Sonra annemi öpmek, onu sevdiğimi söylemek, duygularımı açık etmekten utanmaksızın dizinin dibinde ağlamak… Duygular hep vardı, ama hep gizlenmek zorundaydı.
Belki de bir kiliseye girerim, bana hiçbir zaman hiçbir şey ifade etmemiş imgelere bakarım, belki bu kez söyleyecek bir şeyler olur. İlginç bir adam beni bir kulübe falan davet ederse giderim, ayakta duramayacak hale gelinceye kadar dans ederim. Sonra da yatarım onunla, ama şimdiye dek birlikte olduğum erkeklerle yattığım gibi değil: kontrolü elimde tutma kaygısını bir yana atarak, yalandan numara yapmadan. Kendimi bir erkeğe gerçekten vermek istiyorum, sonra da yaşadığım kente, hayata ve en son da ölüme. (Sayfa 27)

Paulo Coelho, Veronika Ölmek İstiyor


#20

Nakarat birazdan başlayacak. Bu nakaratı ve dik kayalıkların denize uzanışı gibi ansızın ortaya çıkışını seviyorum asıl. Henüz sıra cazın; melodi yok, notalar var yalnız; binlerce küçük titreyiş. Durup dinlenmiyorlar; eğilip bükülmez bir düzen onları ortaya çıkarıyor ve yok ediyor. Toparlanmalarına, kendileri için varoluşmalarına zaman bırakmıyor. Onları durdurmak isterdim. Ama birini durdursam, elimde yavaş ve kötü bir sesten başka bir şey kalmayacağını biliyorum. Ölümlerine katlanmam gerek, hatta istemem gerekiyor bunu… Birkaç saniye kaldı, zenci kadın şarkıya başlayacak… Bir yığın notanın önceden ölerek onun ortaya çıkışını hazırlaması hoşuma gidiyor… Sonuncu akor bitti. Ardından gelen sessizlik boyunca bir şeyin gerçekleştiğini, bir şeylerin olduğunu iyiden iyiye duyuyorum. Sessizlik…

Jean Paul Sartre, Bulantı
Sayfa: 36