Kitap Alıntıları


#201

Bilgeliği gerçekten de arayanlar, muhaliflerdeki erdemleri kabul edenler ve kendilerindeki hatalara işaret edenlerden ders alan kişilerdir.

  • Kralların yolu, Brandon Sanderson

#202

Belki de haklıdır. İnsana mucizevi bir kalp verip, sonra da onu milyonlarca ufak parçaya ayıran bu şey, hayat mı?
Beklemeniz söylenen hiçbir şeyin gerçekleşmemesi?
Eğer hayat buysa, yataktan çıkmaya değer mi?

Yatak - David Whitehouse


#203

Gün be gün eksiliyor, gün be gün azalıyorlardı. İkimizi topla, sonra bizden çıkart, diyordu kuş, geriye ne kaldı? Bir şey kalmadığı gün terk edeceğim seni.

Kuşla Kediye Ağıt - Fırat Caner


#204

…Dünyanın sonuna varınca hangi yoldan geldiğiniz pek fark etmiyor.

…Göğüs kafeslerimizin çatlayıp açılmasını ve kalplerimizin birbiriyle kaynaşmasını istiyorum. Hücrelerimizin canlı kurdeleler gibi birbirlerine dolaşmasını istiyorum.

Yine sen oldun. Hiç kimsesin.
Geri geldin hoş geldin.

Sıcak Bedenler - Isaac Marion


#205

Sustu konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.

-Yusuf Atılgan/ Aylak Adam.


#206

Derler ya, “İnsanlar ya yolculukta ya sarhoşken kendilerini açığa vururlar”

Aramızdaki Şey-Tomris UYAR.


#207

Mesele şu ki yarın gene yaşamak gerekecek.

İntihar Dükkanı - Jean Teulé


#208

Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.

Murat Uyurkulak - Tol
Kitabın ilk cümlesi


#209

‘‘Okulda
Büyüyünce ne olmak istiyorsun?
diye sordular
Bende ‘‘Mutlu’’ yazdım.
Bana ‘‘Ödevini anlamamıssın’’ dediler.
Ben de onlara
’‘Siz hayatı anlamamışsınız’’ dedim.
-Papatya

[i]
Karga ile kelebeğin aşkı olur mu ?

Kargaya 150 yıl hüzün bu…[/i] -Ceyhun Yılmaz

‘‘Ve yüzlerce yıl sonra, ilk defa gece ejderha şarkılarıyla can buldu’’ -Game of Thrones


#210

Hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu -Tutunamayanlar

‘‘Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi, boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna…’’ -Tutunamayanlar


#211

“Doğal bir sondur ölüm. Ama insan, doğası açısından, doğal olmayan bir hayvandır.”

  • Parfümün Dansı, Tom Robbins

#212

Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kim zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine; sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi , pırıl pırıldı. Herkesin, “- Veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur, ” demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!

Aylak Adam - Yusuf Atılgan


#213

“Seni anlıyorum.” Demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada… Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa odur. Koridorlarında birikenlerin kokusunu bile yaymaz dışarıya. Deliliğin kokusunu, anormalliğin kokusunu duyamazsın yanında gazete okuyan adamın, otobüs durağında. Sadece gördüklerin vardır. beş duyunun algıladığı kadar anlarsın aileni, sevgilini, çocuğunu. Dolayısıyla herhangi bir şeyi, birini anladığına, ama gerçekten anladığına emin olmak, sarıldığında arkasında ellerini kavuşturabilecek kadar o şeyi ya da kimseyi anlamak olağanüstü bir durumdur. Ve çok zaman isteyen söz konusu olağanüstü ilişki için olağanüstü bir insan olmak gerekir.

  • Gelip sağ yanağımdan öptü. Dindar değildim ama sol yanağımı da çevirmek istedim o an.

"ve en büyük acının kendininki olduğunu düşünüyorsun. dünyadan haberi olmayan tüm geri zekalılar gibi."
Kinyas ve Kayra


#214

Bir katilin beyaz giyinmesi Parshendiler arasında bir adetti. Her ne kadar Szeth sormamış olsa da, efendileri neden olduğunu açıklamışlardı.
Beyaz cesur olmak içindi. Beyaz geceye karışmamak içindi. Beyaz uyarmak içindi.
Çünkü eğer bir adamı öldüreceksen, geldiğini görmeye hakkı vardı.

Kralların Yolu - Brandon Sanderson


#215

Squealer,pazar sabahları,ayağıyla tuttuğu uzun bir kağıt parçasından bir takım rakamlar okuyarak,çeşitli gıda maddelerinin üretiminin yüzde iki yüz,yüzde üç yüz,yüzde beş yüz arttığını açıklıyordu.Hayvanlar,Ayaklanma’dan önceki koşulları artık doğru dürüst anımsamadıklarından,ona inanmamak için bir neden göremiyorlardı.

Artık kimse Napoleon’dan yalnızca "Napoleon"diye söz edemiyordu;resmi bir ağızla “Önderimiz Napoleon Yoldaş” denmesi gerekiyordu.Domuzlar ise ona Tüm Hayvanların Babası,İnsanların Korkulu Rüyası,Koyunların Koruyucu meleği,Yavru ördeklerin Can Dostu gibi unvanlar bulmakta birbirleriyle yarışıyordu.Kazanılan her başarının, her sevindirici olayın Napoleon’a mal edilmesi artık bir alışkanlık olmuştu.Bir tavuğun başka bir tavuğa,“Önderimiz Napoleon Yoldaş olmasaydı,altı günde beş yumurta yumurtlayamazdım” dediği;gölden su içmekte olan iki ineğin."Napoleon Yoldaş’ın önderliği olmasaydı,gölün suyu bu kadar tatlı olur muyd ? diye bağırdığı bile duyulmuştu.

Hayvan Çiftliği


#216

Ve Gölge Toprak’ın üzerine düştü ve Dünya taştan taşa yaralandı.Okyanuslar kaçtı,dağlar yutuldu,uluslar dünyanın sekiz köşesine dağıldı.Ay kan,güneş kül gibiydi.Denizler kaynadı ve canlılar ölülere imrenir oldu.

Zaman Çarkı-Dünyanın Gözü


#217

Galip ellerini omzuma koydu, alnını alnıma yasladı, bir süre öyle kaldık. Sonra beni birden itip “Babam teyzemi skiyor!" diye bağırmaya başladı. "Babam teyzemi skiyor!” Herkes balkonlara çıktı. Galip’in ağzını kapatmaya çalıştım, kapatamadım. Bir ağaçtan elma koparmaya çalışır gibi zıplayıp duruyordu.
"Madem teyzemi skecektin annemle niye evlendin o**spu çocuğu! Teyzemle evlenip annemi skseydin ya! Ben de hiç olmasaydım bu hikayede olmaz mıydı?"
Sustalısını çekip apartmana yürüdü, “Öldüreceğim onu,” diye bağırmaya başladı. Önüne geçip apartmandan içeri girmesini engelledim, “Galip o bıçağı bırak!” dedim.

Farkında olmadan bir iki damla yaş gelmişti gözümden. Arkamı dönüp elimde yanağımdaki yaşları sildim. Ona tekrar bakmadan önce gülümsemeye çalıştım. “Galip bana bunu da yaptın lan,” dedim.
“Özür dilerim kardeşim,” dedi.
“Kapat şu bıçağı da gidelim o zaman,” dedim. “Dörtyolun köşedeki açık tekele uğrarız, Tuborg’la leblebi alırız. Sonra da Kartal’ı çekeriz mendireğin karşısına, gün ağarana kadar aynı şarkıyı dinleriz. Bu geceyi de atlatırız bir şekilde. Bu geceyi atlatalım yeter Galip. Günler bizi yıkamaz. Yıksa bugüne kadar yıkardı çoktan.”

Emrah Serbes - Hikayem Paramparça/Galip İşhanı s168-169


#218

“Eğer yaşam, Victor dayımın dilinden düşürmediği gibi, bir öyküyse ve herkes kendi öyküsünün yazarıysa, ben rasgele yazıyordum. Belirli bir konu olmadan çalakalem yazıyor, her cümleyi geldiğince karalayıp bir sonrakini düşünmeyi reddediyordum. Bunların hepsi iyiydi, hoştu belki, ama sorun öyküyü aklıma estiği gibi yazmak sorunu değildi. Bunu zaten yapmıştım. Sorun, kalemin mürekkebi bitince ne yapacağımdı.”

  • Ay Sarayı, Paul Auster

#219

"hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. insanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. "


#220

"Bilginin sahibi yoktur. tapusu,efendisi yoktur.Emanettir bilgi,kendinden öncekilerden alır; çoğalır,sağaltır ve kendinden sonrakilere verirsin."
Elif Şafak / Siyah Süt