Kitap Alıntıları


#281

Bana gökkuşağından bahset içim olduğunca karanlık…


#282

Kurk Mantolu Madonna


#283

“…duygularıyla karar veren insanların çoğu sadece gördüklerine inanırlar ve teknesiyle kıyıdan kıyıya gidip gelen insanın kendini hareketsiz, kıyıyı ise yol alıyor sandığı gibi, gök kubbede yeryüzüyle birlikte dönen insanlar da aslında dönenin gökyüzünün ta kendisi olduğunu sanıyorlar. Bir de buna, insanoğlunun doğanın sanki sadece kendileri için yaratıldığına, ayrıca Güneş’in, Dünya’dan dört yüz otuz dört kere geniş bu koca kütlenin, sanki sadece onların muşmulalarını olgunlaştırmak ve lahanalarını dolgunlaştırmak için ateşlendiğine inandıran çekilmez gururlarını ekleyin. Bana gelince, bu hödüklerin küstahlıklarını kabule hiç yanaşmayarak gezegenlerin Güneş’in etrafındaki dünyalar, sabit yıldızların da, çevrelerinde, küçüklüklerinden ve emanet yansıma ışıklarını bize kadar yollayamadıklarından ötürü buradan göremediğim gezegenleri bulunan güneşler olduklarına inanıyorum. Nasıl olur da iyi niyetle bu koskocaman kürelerin bomboş kırlar olduklarını ve üstünde bir sürü anlı şanlı haylaz koşuşturan bizimkinin de diğer hepsine hükmetmek için yaratıldığını hayal edebiliriz? Ne yani! Güneş hep bizim günlerimizi ve aylarımızı ölçsün ve umutsuzluğa düşüp kafayı yemeyelim diye yaratılmıştır denebilir mi?”

Öteki Dünya / Cyrano de Bergerac


#284

“…Elden geldiğince susmam gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım. Ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni kendimi gölgeme tanıtma isteğidir. Duvardan doğru eğilmiş, yazdıklarımı oburca yutmak, yok etmek isteyen gölgeme…”

-Kör Baykuş


#285

“He has robbed me, yet he has given me something of greater value . . . he has given to me myself.”
― Hermann Hesse, Siddhartha


#286

“Ama bugünü, dünü unutmak için yaşamak hiçbir halta yaramadı. Aksine… Unutulması gerekip de unutulmayanlar, katlana katlana çoğaldı. Meğer önce yarını unutmak gerekiyormuş… Her doğanın yeni bir güneş olduğuna inanacak kadar unutmak… Her güneşi ilk ve son kez gördüğüne emin olacak kadar unutmak. ‘Bugünkü biraz daha geniş sanki!’ ya da ‘Dünkü güneş daha ovaldi, değil mi?’ diyecek kadar unutmak… Her günü ilk kez yaşıyormuş gibi hissedecek kadar unutmak gerekiyormuş… Ve de bağırmak: ‘Hangi dinde deja vu yok, ben ona inanacağım!’ Ve de susmak: Nerede diriliş yok, ben orada olacağım.”

-Daha / Hakan GÜNDAY


#287

"neymiş benim üstlenmem gereken o bir sürü mesele? öncelikle iyi meseleleri benimsemeliymişim, sonra tanrı meselesini, insanlık, hakikat, özgürlük, insaniyet, adalet meselelerini; dahası halkımın, hükümdarımın, vatanımın meselelerini, ayrıca tin meselesini ve daha binlerce başka meseleyi… bir tek benim kendi meselem hiçbir zaman benim meselem olmamalıymış! “tüh o egoiste! yazıklar olsun, yalnızca kendini düşünene!”

tanrısal şeyler tanrı’nın meselesidir; insani şeyler ise insanın… benim meselem ne tanrısaldır ne insani; hakikat, iyilik, adalet, özgürlük vs. de değildir, sadece ve sadece benim olandır ve genel olmayıp tıpkı benim biricik olduğum gibi o da biriciktir.

benim için benden daha önemlisi yoktur!"

max stirner ego and its own kitabından


#288

Bazı insanlar bulundukları devirden yüzyıllar sonrasında bile aramızda yaşayan bizden biriymiş gibi gözükebiliyorlar, ne kadar ilginç değil mi?

“Eşcinsellik, barbarlar tarafından ve aynen büyük fikirleri kölelerinin öğrenmesi açıkça liderin işine gelmediği için felsefeyi sevmedikleri gibi, eşcinselliğin yaratma eğiliminde olduğu güçlü dostlukların ve ateşli aşkların da liderin işine gelmediği despot hükümetlerin yönetimi altında yaşayan insanlar tarafından ayıp karşılanır.”

  • Eflâtun, Devlet

#289

Seyahat etmek her an doğup ölmek gibidir. Belki de yolcu bu değişen ufuklarla insan yaşamı arasında bir yakınlaşma yapıyordu. Hayatta birçok şey bizden kaçmaktadır. Gölgeler aydınlığı kovalar. İnsan bakar, koşar durmak ister, el uzatır ama gerçekleri yakalayamaz. Her olay bir yol kavşağı gibidir. Birden insan kendisini yaşlanmış bulur, her şey kararmıştır. Bizi sürükleyen hayatımızın, kara atı, birden durur ve peçeli ve bilinmeyen birinin atının gölgelerde süzülerek uzaklaştığını dehşetle görürüz.
Victor Hugo - Sefiller


#290

“Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!”

“Peki, sen ne görüyorsun bakalım?”

“İnsan, sadece insan. Seven, acı ceken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.”

  • Serenad, Zülfü Livaneli

#291

“Çirkin diyorsunuz, binaenaleyh bugünün telakkilerine göre sempatik demektir. Sesi kötü diyorsunuz, şu halde dokunaklı ve bazı havalara elverişli demektir. Kabiliyetsiz diyorsunuz, o halde muhakkak orjinaldir. Yarın baldızınızla meşgul olurum… Yarından itibaren baldızınız sahnededir, meşhurdur, gazetelerde ismi sık sık geçer…”

  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Handi Tanpınar

#292

lan dandik sidartayı kaç kişi beğendi bunu kendi ellerimle yazdım bi kişi bile beğenmemiş pühh


#293

“Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın, insan her zaman yeni dostlar edinir. Papaz okulunda olduğu gibi,insan her zaman aynı insanları görürse,bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. İyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini efili efiline bildiğine inanır.”

-Paulo Coelho, Simyacı.


#294

“Şu sonuca vardı Tomas: Bir kadınla sevişmek ve bir kadınla uyumak iki ayrı tutkudur, sadece farklı değil aynı zamanda da zıt tutkular. Aşk çiftleşme arzusunda (sonsuz sayıda kadına kadar uzanabilecek bir tutku) duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur (tek bir kadınla sınırlı olan bir arzu).”

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği-Milan Kundera


#295

“Ağlamak başımıza gelen felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, artık bizde o gücün de kalmadığı ve yerini derin bir sessizliğe bıraktığı anlardır. Böylesine bir sessizlik ise en şiddetli acılar için döktüğümüz gözyaşlarından çok daha gönül yakıcıdır.”

Sergüzeşt-Samipaşazade Sezai


#296

Sonunda Bast konuştu. "Bir soru sorabilir miyim, Reshi?"
Kote nazikçe gülümsedi. “Daima, Bast.”
“Kaygı verici bir soru?”
“Zaten sormaya değer sorular hep öyledir.”

Kralkatili günceleri-patrick rothfuss


#297

"Bir taksi çevirin! Öndeki TARDİS’i takip edin!"
Doctor Who kitaplarından birisi
=)


#298

“Ölü zamanlar, boş geçitler. Geçici ve yürek paralayıcı o arzu, artık bir şey duymama, bir şey görmeme, sessiz ve hareketsiz kalma arzusu. Saçma sapan yalnızlık düşleri. Körler Ülkesi’nde başıboş dolaşan, bellek kaybına uğramış biri: geniş ve boş sokaklar, soğuk ışıklar, bakışın şöyle bir değip geçeceği dilsiz yüzler. Sana ulaşılamazdı asla…”

“En yüksek tepelerin doruklarına ne diye tırmanasın ki, sonra inmek zorunda kalacak olduktan sonra; inince de yaşamını oraya nasıl çıktığını anlatarak geçirmemen mümkün mü? Ne diye yaşar gibi görünesin? Neden sürünesin? Başına gelecekleri şimdiden bilmiyor musun sanki? Olman gereken her şeyi daha önce olmadın mı…”

-Uyuyan Adam


#299

"Evet sözcükler güçlüdür.
Ve eğer kadınların kalbine giden bir yol varsa, inanın bana, sözcüklerden geçer. Hatta o yol sözcüklerle döşelidir. Başka hiçbir şey doğru bir sözdizimi kadar bir kadının başını döndüremez. Tıpkı tılsımlı sözcüklerin masalların kapısını açması gibi…”

Başucumda Müzik, Kürşat Başar.


#300

Efsanedir.

Bu adam harbiden deli
Rambo Jack:ya sen ne diyorsun sizi ölümden kurtardım.
Tekrar eğilin
Antony:hey Allahım yeniden mi!
-Rambo Jack roket atarını yeniden ateşledi ancak kimseyi hedef almamıştı.
Açılmış olan duvarın gediklerine nişan almıştı.
Kullandığı roketatar ile duvarın gediklerini kapatmış oldu.

Hattu Baba, Ryastryous