Kitap Alıntıları


#301

" Uyuz olunca ne yaparız? Banyoya girer,yıkanırız ve hastalığımız gider değil mi? Hastalık vücutta ise deriyi her ne olursa olsun çıkartmalı,temizlemeli ve yerine tekrar yerleştirmeli… Bu da doğru değil mi? Ama insan içini nasıl temizleyebilir ki? "
Maxim Gorki-Ana


#302

Sevginizi öyle çabucak önünüze gelene vermeyin. Gelecekte daha çok sevmekten korkuyormuş gibi, şimdi sevmekte acele etmeyin.

Doktor Jivago-BORİS PASTERNAK


#303

“Oyunmuş. Kıçımın kenarı. Oyun öyle mi? Tüm asların bulunduğu takımdaysan, oyun o zaman, tamam; kabul ederim. Ya öteki takımdaysan, as oyuncu filan yoksa, oyunla ilgisi kalır mı bunun? Hiç yani. Yok oyun moyun.”

  • Çavdar Tarlasında Çocuklar, J. D. Salinger

#304

Bir köpekle karşı karşıya yaşayamazsın, çünkü köpek, her an, senden onu yaşatmanı, beslemeni, okşamanı, ona uygun bir insan olmanı, efendisi olmanı, onu anında yere yatıracak o köpek ismini gürleyen tanrı olmanı isteyecektir. Oysa ağaç senden bir şey istemez. Köpeklerin tanrısı, kedilerin tanrısı, yoksulların tanrısı olabilirsin, elinde bir tasma, biraz ciğer, biraz servet olması bunun için yeterlidir, ama asla bir ağacın efendisi olmayacaksın. Kendin de bir ağaç olmayı istemekten başka bir şey yapamayacaksın.

-Uyuyan Adam

Neredeyse tüm mutsuzluklarımız odamızda kalmayı bilememiş olmamızdan geliyor başımıza.

-Paris Sıkıntısı


#305

Hayri Beyefendi,bizim Hayri,sizin Hayri,dalgın Hayri…Ne kadar çok Hayri var.Ne olur birkaçını yolda eksek.Herkes gibi ben de tek bir insan,kendim olsam

Saatleri Ayarlama Enstitüsü


#306

Aslında bir filmden alıntı ama kitap uyarlaması olduğu için burada paylaşmak istedim


#307

“Gene kilisede yattın, değil mi? Pire kapar gibi din kapmışsın.”
“Bak kafanı kırarım, ona göre.”
“Anan tek penilik bir fahişe.”
“Anama laf etme, Lin.”
“Hem de Demir penilik.”

Rüzgarın Adı - Patrick Rothfuss


#308

"Birbirimize hikayeler anlatıyoruz. Gerçek kanıtlarıysa kaçırıyoruz. Sorun bu. Zihnimiz böyle işliyor. Hikayelere çok düşkünüz. Onlara inanma ihtiyacı taşıyoruz. Ve ne oluyor biliyor musun? Bu inanma ihtiyacı seni bataklığa sürüklüyor."
Gözlerini Sımsıkı Kapat - John Verdon


#309

“…Zaten bütün yaşamınızı bir tek insana bağlamanızı, o size güldüğünde mutlu olmanızı, sizi görmezden geldiğinde kahrolmanızı da anlayabilmiş değilim. Yaşam o kadar zengin, o kadar güzel, o kadar fazla ilgi alanıyla dolu ki, bir insanın mutluluğunu, bir başka insanın davranışlarıyla sınırlaması bana çok saçma geliyor…”

Ahmet Ümit, Aşk Köpekliktir.


#310

“Çünkü hiçbir çocuk anasının rahminden konuşarak çıkmaz, nasıl kimse toprağın rahmine girdikten sonra artık konuşamazsa.”

“Hayat insanlar doğduğunda başlamaz, öyle olsa her gün kazanılmış bir gün olurdu, hayat çok daha sonra ve genellikle de çok geç başlar, başlar başlamaz biten hayatlardansa hiç bahsetmeyelim, ki bir şairi şunu söylemeye itmişlerdir, Ah, olma ihtimali olanların tarihini kim yazacak.”

“Diğerleri uzaktan bakmışlardı, evlerinde küçük sahnelerinin, televizyonlarının, o küçük camdan dikdörtgenin, bir görüntünün öncekini iz bırakmadan sildiği, her şeyin, duyguların bile küçüktülüp sunulduğu o mucizeler avlusunun önünde otururken. Ve o duyarlı izleyiciler, ne de olsa hâlâ varlar, en küçük vesilede gözyaşı döken ve boğazlarındaki yumruyu gizleyen o izleyiciler artık dayanamadıklarında, Afrika’daki açlıkla ve benzeri felaketlerle yüzleştirildiklerinde genellikle yaptıkları şeyi yaptılar, bakışlarını başka yöne çevirdiler.”

“Göğün yarısı hâlâ aydınlık, diğer yarısıysa henüz tamamen kararmadı, gökyüzü sanki şafak sökmek üzereymişçesine mavi. Ama evlerin içlerinde ışıklar yakıldı bile, bezgin insanların hafif sesleri işitilebiliyor, bir beşikten usulca gelen hıçkırıklar, insanların farkındalıkları gerçekten öyle az ki, onları bir salın üstünde denize salıveriyorsunuz ve sanki sonsuza dek karadaymışçasına hayatlarını yaşamayı sürdürüyorlar, sazlardan yapılma küçük bir sepetin içinde Nil’in aşağı kısmına inen, kelebeklerle oynayan, çok kutsal olduğu için timsahların bile kendisine zarar vermediği Musa gibi çocuksu sesler çıkarıyorlar.”

“Herkes şair olsaydı kimse şiir yazmazdı.”

"Ama dünyaların birbirinden farklı oldukları doğru, herkes Mars sakinlerinin ten renklerinin yeşil olduğunu bilir, burada, dünyadaysa tenler yeşil dışında her renktir.

“Kötü örnek her zaman iyi tavsiyeden daha başarılı olmuş ve daha çok sonuç getirmiştir.”

“Korkaklık bir ahtapottan daha kötüdür, ahtapot kollarını hem kavuşturup hem açabilir, korkaklıksa onları yalnızca kavuşturabilir.”

“Rastlantılara inanmayan insanların var olduğunu düşünüyorum da, insan dünyada sürekli rastlantılar keşfederken ve rastlantıların bu dünyanın temel mantığı olup olmadığından şüphelenmeye başlarken.”

“Bu anarşistler deli, hep aynı şey, anarşistler her şey için suçlanır.”

“İnsanın sevecek kimsesi yoksa, bu durumda doğanın aşikâr engelleri yüzünden, dostluk ondan sonraki en iyi şeydir.”

"Onu içeri aldım, temizledim, ona baktım, başıboş bir hayvan değil, postuna bakılınca bu anlaşılıyor, belli ki sahipleri onu iyi beslemiş, ona sevgi ve şefkat göstermişler, aradaki farkı görmek isterseniz onu Galicia köpekleriyle karşılaştırmanız yeterli, onlar aç doğar ve yaşamlarını her şeyden mahrum bırakılarak, dövülerek ve taşlanarak geçirdikten sonra açlıktan ölürler, Galicia köpekleri bu yüzden kuyruklarını kaldıramaz, fark edilmemek umuduyla bacaklarının arasına sıkıştırırlar, intikamlarını fırsat bulunca ısırarak alırlar.

“Ama bu şehirde, caddelerde, sokaklarda ve meydanlarda, mahallelerde ve parklarda artık canlı kimse yok, artık pencerelerde yüzler belirmez olduğunda, açlıktan ve susuzluktan ölmemiş olan kanaryalar evlerin ya da boş avlulara bakan verandaların ölümcül sessizliğinde şakıdığında, pınarlar ve dereler gün ışığında ışıldarken hiçbir el ıslanmadığında, heykellerin boş boş bakan gözleri kendilerine bakacak gözler aradığında, mezarlıkların açık kapıları bir yoklukla bir başkası arasında hiçbir fark olmadığını gösterdiğinde, şehir denizden çıkıp gelecek ve kendisini yok edecek olan adayı beklerken en sonunda o acılı ânın eşiğindeyken, işte o zaman yalnız gemicinin olağanüstü öyküsü ve mucizevi kurtuluşu ifşa edilecektir.”

“Umutsuzluk bildiğimiz kadarıyla insanlara özgüdür, doğal tarihte hayvanların umutsuzluğa kapıldığı yolunda bir kanıt yoktur. Ancak umutsuzluktan kopamayan insan onunla yaşamaya alışır, ona en son sınırlarına gelene dek katlanır ve denizcinin saçını başını yolmaya başlaması, gökyüzüne yakarışlar ve küfürlerle seslenmesi için, ki ikisi de faydasızdır, okyanusun ortasında bir motorun bozulması yeterlidir, çözüm beklemektir, rüzgarı kim alıp götürmüşse geri getirecektir.”

  • Yitik Adanın Öyküsü, José Saramago

#311

“Saatler sonra önümdeki sayfa hala boştu. Hiddet ve hüsranla yumruğumu masaya öyle sert vurdum ki elim kanadi. İşte bir sır bu kadar ağirlaşabilir. Kanın mürekkepten daha kolay akmasını sağlayabilir.”

“… Hareketleri saygın çevrelerde zarafet yerine geçen katılığa değil, doğal bir tenhalığa sahipti. Bir kedi gerineyim mi diye düşünmez; gerinir. Ama bir ağaç onu bile yapmaz. Bir ağaç kendini hareket ettirme zahmetine girmeden salınır. İşte, Denna öyle yürüyordu.”

Bilge Adamın korkusu - patrick rothfuss

iPhone 'den Tapatalk aracılığı ile gönderildi


#312

“İşte böyle, bir haksızlığa uğrayınca, ben de bir başkasına, bu dünyada hep olduğu gibi, suçluya değil bir başkasına haksızlık ederek karşılık veriyordum.”

Murathan Mungan, Erkek Hikayeleri.


#313

“Biz, sıradan insanlar, yalnız bir sefer ölürüz. Ama büyük adamlar iki sefer ölürler. Birinci sefer bu dünyayı bırakıp gittikleri, ikinci sefer de bıraktıkları eserler, yıkılıp kaybolduğu zaman.”

İvo Andriç, Drina Köprüsü


#314

“Uyuyanlar ve ölüler birer resimdir sadece! Böyle resimler çocukları korkutur ancak.” William Shakespeare-Macbeth


#315

“Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın arkadaşım olsaydı da canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.”

J.D. Salinger - Çavdar Tarlasında Çocuklar


#316

"Kendini kandırmaca, en sevdiğim oyun."
Erken Kaybedenler, Emrah Serbes.


#317

Nefret ediyorum yalnız ve sarhoş olmaktan. Hiç kimse yalnızken tam anlamıyla sarhoş olamaz, şahit gerekir sarhoşluk için. O zaman gel onu arayalım diyor. Benim hiç gururum yok mu, nasıl istersin böyle bir şeyi benden diyorum. Seni sevmeyen birini sarhoşken arayamazsın. Seni sevmeyen birini gece yarısından sonra arayamazsın. Seni sevmeyen birini öğleden sonra bile arayamazsın. Belki akşamüstü mesaj çekersin.

Emrah Serbes - madde 65: hüzünlü piç


#318

“Bazen konuşurken birbirimize dokunuyormuşuz gibi hissediyorum,” demişti bir ara. “Sanki konuşmuyoruz da sarılıyoruz.”

Emrah Serbes / Madde 82 : Mütevazi Hakikatler.


#319

“Çok sonraları, dört yıl önce, yine böyle bi yaz, mühendisliği anlamsız bir şekilde, ortada hiçbir neden yokken bırakıp zağar gibi sokaklarda gezdiğim sıralarda aynı duyguyu yine hissettim. Kız arkadaşımla Beşiktaş’taki çay bahçesinde oturuyorduk. Namık ciddiyeti vardı suratında. Ben “Bi çay daha içer misin?” diyecekken söze girdi ve “Ben geleceğimi düşünmek zorundayım Umut. Kusura bakma” dedi. “İyiydik lan” demek istedim, diyemedim. Gidişini izledim.”

İşimdeyim Gücümdeyim - Umut Sarıkaya


#320

@“Game Of Blood” devamını da ben getireyim bari, bu yazı baya güzeldi çünkü -

“Artık kaşar oldum, bir daha hissetmem” derken bu sefer asker ocağında sigarayı bırakmaya çalıştığım sıralarda yakaladı beni bu duygu. Telefondaki ses çok ciddiydi bu sefer. “İyiydik lan” diyebildim ama bu sefer. Telefonu kapattım. Ağladım, çok ağladım. Ağlarken sakızım ağzımdan düştü. Ben hiç çok ciddi kararlar alamadım, karar alanlara arkadan baktım.