Kitap Alıntıları


#341

“Eğer insanlar bu sözleri okursa, bilsinler ki güç ağır bir yük. Onun zincirleri tarafından bağlanmamayı arzulayın.
Terris kehanetleri diyorlar ki ben dünyayı kurtaracak güce sahip olacakmışım.
Ancak ima ediyorlar ki onu yok edecek güce de sahip olacakmışım.”

-Brandon Sanderson/Son İmparatorluk


#342

“İnsan arzusunu ümit zanneder.”

Bir Akşamdı - Peyami Safa


#343

Esrarlı ziya huzmeleri altında müphem bir rüya planı, sırtında kefen şeklinde bembeyaz bir örtü; çırılçıpak, vatan ve cemiyet fedaisi Namık Kemal, geniş hareketler ve cehennemi tavırlar içinde:

  • Bu güzellikte, hiç bu çağında,
    Yakışır mıydı boynuna o kefen?
    Cisminin her mesamı yare iken
    Tuttun evladını kucağında…
    Sen gidersin bizi kalır sanma;
    Şüpheden oldu mevt ile handan,
    Sağ kalanlar durur mu hiç giryan?
    Metinde yaştan ziyadedir al kan!
    Söyleyen söylesin, sen aldanma!
    Sen gidersen bütün helak olan,
    Koynuna can atar da hak oluruz…
    Gir vatan, kabede siyaha bürün!
    Bir kolunu ravza-i nebiye uzat!
    Birini Kerbela’da meşhede at,
    Kainata o heyetinle görün!

Vatan Şairi Namık Kemal - Necip Fazıl Kısakürek


#344

"101 Numaralı Oda’da ne var?"
O Brien’ın yüz ifadesinde hiçbir değişiklik olmadı.
Donuk bir sesle yanıtladı:
"101 Numaralı Oda’da ne olduğunu biliyorsun, Win
ston.101 Numaralı Oda’da ne olduğunu herkes bilir."
1984-George Orwell


#345

EY TÜRK FAŞİSTİ!
Birinci vazifen Türk matbaalarını yıkmak, makineleri ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara saldırmaktır. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip, üzerlerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinesidir…

Bir gün nümayiş yapmak için emir alırsan, bütün polisleri yanı başında bulacaksın.

Meydanlarda, kitaplarını yaktığın, namuslu insanlar, bütün dünyada eşi emsali görülmemiş şekilde işkenceye tabi tutulabilirler. Emniyet müdürlüğümüzde dövülebilir. Demir ahmet tarafından sövülebilir. Bütün malları mülkleri zaptedilmiş, matbaaları yakılmış, gazeteleri kapatılmış, evleri tarumar edilmiş , çoluk-çocuğu dağıtılmış , haneleri işgal, kendileri perişan edilmiş olabilir.

Bütün bu şartlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere, Amerika’dan borç dahi alınabilir. Hatta bu borç alınan paralar ziyafetlerde yenebilir.

Ey faşist yumurcakları! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi bütün bu yapılanları kafi görmeden, vazifen matbaaları yıkmak, makineleri ısırmak, namuslu vatanperverleri parçalamaktır. Muhtaç olduğun kazma, balta halk partisinin ambarlarında mevcuttur…’

  • Aziz Nesin, Zincirli Hürriyet Sayı-1, 5 Şubat 1948

#346

“Marla’nın hayat felsefesi, bana söylediğine göre ölmeye her an hazır oluşu. Marla’nın hayatındaki trajedi ise ölmüyor oluşu.”

-Dövüş Kulübü/ Chuck Palahnıuk

"

İçeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı.Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine bir insanların yüzlerine bakıyor;ama onları birbirinden ayırt edemiyorlardı."

-Hayvan Çiftliği/ George Orwell


#347

Babamız, Amerika’nın alçakların barınağı, fahişelerin sığınağı olduğunu söylemedi mi?
"Don Kişot sinirlenir: “Kes sesini dedim.”
"Hint Adaları’na doğru yola çıkan herkes vicdanını rıhtımda bırakır."
Dom Kişot-cervantes


#348

KOMÜNİST, YAHUDİ VE DALKAVUK

Türk milletinin dışarki düşmanları bütün dünyadır. Bunu tarih bize edebi bir öğüt halinde hikaye eder. İçerdeki düşmanları ise üç tanedir. Komünist, yahudi ve dalkavuk.
Komünist, vicdanını yahudi "Marks"a satmış olan vatansız serseri demektir. Amele diktatörlüğünün kurulduğu yerde cennete varılmış olduğunu zanneder. O, bazen bu zannında samimi olan bir aptaldır. Bazen de samimi değildir, aldatmak için böyle söyler. O zaman da kalleştir. Komünist, dünyada patronla işçi arasındaki hukuk nusavatsızlığını halletmek için ortaya atıldığını söyler. Bunun için de ilk yaptığı iş dinleri, milliyetleri, vatanları inkar etmektir.

Komünist, dünyadaki bütün meseleleri “mide” ile izah etmek gayretindedir. Ona göre “milliyet” midesi dolu olanların, midesi boş olanları kullanmak için vasıta ettiği bir tuzaktır. Milliyetler kalkarsa dünya cennet olucaktır. Türkiye’deki komünistlerin çoğu Türk değildir. Asıl milliyetlerini kaybederek Türkleşmiş melezler veya gayrı Türklerdir.

Türk milliyetini kökünden kıracak herhangi bir harekete bunların iştiraki, tahteşşuurlarında yaşıyan “Türk’e kin” ile izah olunabilir. Komünistlerin bir kısmı züğürtlerdir. Başkalarıyla musavi olmak için başka çıkar yol göremedikleri için bu dipsiz yola dalmışlardır. Bir kısmı da cinsi hayatlarında ihtibas yapa yapa tereddi etmiş aşağılıklardır. Komünist cemiyette kolayca kadın bulabilmek düşüncesi onları bu yola atmıştır. Bir kısmı, komünist merkezlerinden para ve rütbe alan kabadayılardır. Bir kısmı da budalalardır. Bilmeden, anlamadan, görmeden bu işe girişmişlerdir. Fakat her ne olursa olsun komünist vatan hainidir. Halkının ancak binde biri amele olan ve amelesinden çok başka sınıf halkları ezilmiş bulunan Türkiye’de amele sınıfının menfaatleri müdafaa için ortaya atılmak bahanesi gülünçtür. Onların hakiki maksadı bizi komünist merkezlerinde esir etmektir. Sistemli bir tarzda ırkımızı imha eden merkezlere…

Komünistlere verilecek cevap şudur: Türkiye’de servet haksızlığı ve gayrımeşru suretle kazanan zenginler varsa bunu düzeltmenin yolu komünizm değildir. Komünizm ileri bir hamle ise bu hamleye geri, kaba ve ahmak mujik kılavuzluk edemez. Beşeriyetin rehberliğini Almanlar ve İskandinavlar gibi en ileri milletler iddia ederlerse hak kazanabilirler. Fakat Ruslar, asla! 10.000.000 amelenin yaşadığı koca Almanya’da komünistler en çok 6.000.000 taraftar bulabilmişlerdi. Bugün ise milliyetçiliğin çelik yumruğu orada komünizmi ezmiştir.

İkinci düşman yahudidir. Onun Allahı paradır. O, cebine birkaç para koyabilmek için gölgesinde yaşadığı bayrağı satmaktan çekinmiyen namussuz bir bezirgandır. Hangi memlekette oturuyorsa oranın düşmanıdır. Fakat bu düşmanlığını açıkça değil yüze gülerek, tezellül ederek yapar. Yahudi mayi gibidir. Derhal bulunduğu kabın şeklini alır. Yer yer kurulan yahudileri Türkleştirme cemiyetleri bu zelil politikanın neticesidir. Bununla cihan savaşında düşmanlarımıza casusluk ettiklerini, mütarakede Türklüğü tahkir ettiklerini unutturmak isterler. Hatta daha ileri giderek kendilerine Türk adları takarlar. Yahudi iki türlüdür. Biri asıl Yahudidir, bu dilinden tanınır. Biri de Yahudi dönmesidir. Bu dilinden tanınmaz. Bunu tanımak için yüzünün mütereddi Yahudi hatlarına dikkatle bakmak lazımdır. Yahudiyle Yahudi dönmesinin hiçbir farkı yoktur. Biri “biz Yahudiler” derse öteki de “Siz Türkler” der.

Üçüncü düşman dalkavuktur. Bunlarda Yahudi gibi daima kuvvetli olan tarafı iltizam ederler. Hayatları “yaşasın” diye geçer. Türkiye’nin fertleri, hükümetin bütün icraatlarını beğenip alkışlamağa mecbur olmadıkları halde bunlar onu alkışlamayı “farzı aynı” haline getirirler. Vicdanı ve ilmi kanaatlerine göre yanlış gördükleri şeyi korku veya dalkavukluk saikasıyla doğru imiş gibi alkışlıyanlarla onları açıkça tenkit edenlerden hiç şüphesiz ikinciler doğru hareket ettikleri halde bunların hareketlerin inkılaba muhalefetle itham ederler. Onlara göre inkılabın öz çocuğu olmak için dalkavuk olmak lazımdır. Fakat işin en kötü ciheti kanaatlerini açıkca söyliyen vatandaşları kötülemek kabiliyetinde olmalıdır. Onlar düşünmezler ki, düşüncelerini apaçık söyliyen vatandaşlara kötü gözle bakılmaktan vazgeçilmezse artık Türkiye’de doğru sözlü ve cesur insan yetişmesine imkan kalmayacaktır. Bu dalkavuklar daima Türkiye’nin en hür memleket olduğunu söylerler. Fakat ufak bir tenkit üzerine bastıkları yaygara ile düştükleri gülünç tezatı göremezler. Bu dalkavukların yüzüne karşı dalkavukluklarını tenkit ederseniz alacağınız cevap şudur: “Ne yapayım ben dört çocuk babasıyım” veya “Ben başımdan korkarım, ne yapayım?”. Türkiye’de komünist en çok 10.000, Yahudi 100.000’dir. Dalkavuğun sayısını ise Tanrı bilir.

Hüseyin Nihal ATSIZ Orhun, 12 Mart 1934, Sayı: 5


#349

Var olan tüm dinsel, politik, ekonomik ve sosyal kurumlar yıkılmalı. Özgürlük, akıl, adalet ve emek temelinde evrensel toplum kurulmalı.

Tanrı ve Devlet


#350

“Bütün mutluluklar geçicidir; ister bir hafta sürsün, ister otuz yıl, son gün geldiğinde aynı gözyaşları dökülür ve bir gün daha sürsün diye cehennem ateşlerine razı olunur.”

  • Amin Maalouf, Tanios Kayası

#351

Papaz,
"Seni Seviyorum!"diye bağırdı.
Zavallı kız baştan aşağı titredi:
"Bu ne biçim sevgi?"
Papaz devam etti:
“Lanetlenmiş bir adamın sevgisi bu.”

Notre Dame’ın Kamburu/ Victor Hugo


#352

"Neriman düşündü ve bir anda şarklıların kedileri ve garblıların köpekleri niçin bu kadar sevdiğini anladı. Hristiyan evlerinde köpek ve Müslüman evlerinde kedi bolluğu şundandı:

Şarklılar kediye, garblılar köpeğe benziyorlar! Kedi yer, içer, yatar, uyur, doğurur; hayatı hep minder üstünde ve rüya içinde geçer; gözleri bazı uyanıkken bile rüya görüyormuş gibidir; lâpacı, tembel ve hayalperest mahlûk, çalışmayı hiç sevmez.

Köpek diri, çevik, atılgandır. İşe yarar; bir çok işlere yarar. Uyurken bile uyanıktır. En küçük sesleri bile duyar, sıçrar, bağırır."

Fatih Harbiye - Peyami Safa


#353

Belki yüz kez kendimi öldürmek istedim. Ama yaşamı hâlâ seviyordum. Bu gülünç zayıflığımız belki en vazgeçilmez düşkünlüklerimizden biridir. Çünkü her zaman yere çalmak istediğimiz bir yükü sürekli taşımaya çalışmaktan, varlığımızdan dehşete düştüğümüz halde ona bağlanmaktan, kısacası bizi kemiren yılanı kalbimizi yiyinceye kadar okşamaktan daha budalaca bir şey olur mu?

Candide - Voltaire


#354

"Bu, sonsuza dek mutlu yaşadılar demek değil.
Bu, ondan çok daha fazlası"
Sonsuza Dek/KIERA CASS


#355

Bir ara diziden kitaptan replikler vardı ona ne oldu?


#356

http://forum.gameofthronestr.com/konu-game-of-thrones-dizisi-ve-buz-ve-atesin-sarkisi-serisinden-replikler.html

GRRM yayınlamayınca yeni replik de gelmiyor ne yazık ki.


#357

“Aptalca bir yufka yüreklilik bu, her yanda şairler itilip kakılırken, yırtılıp gidecek kağıtlara kıyamamak…”

Iuvenalis - Yergiler


#358

Teşekkürler :slight_smile:


#359

Kaostan besleniyorsunuz

-Özlem Özden


#360

“Yürüyemeyeceğim,beni buraya bırak;şuraya düşmek kumlar üstünde ölmek istiyorum.” demek için bir ihtiyaç duyuyordu.Aman ya Rabbi Sevmek bu muydu ?.. insani güya bir mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altına ezik,bitik,can çekişerek atmak isteyen bir öldürücü şey,sevmek bu muydu?..
Mai ve Siyah