Kitap Alıntıları


#361

“Ölüm güç bir şeydir. Ölümün son iyiliği bir daha ölümün olmamasıdır.”

  • Nietzsche Ağladığında, Irwin David Yalom

#362

Ahmet alevlerin arasından İzmir’e giren Türk atlısını gördü.Her nedense bir tek atlıyı,her nedense Adana köylüklerinden bir atlı.Niçin Adana köylüklerinden ? Bir elinde al sancak bir elinde yalın kılıç…1922 sıcakları İzmir’e ilk giren Adanalı atlı şimdi,1925’te nerelerdedi ? Ne yapıyor hangi beyin çiftliğinde ırgat? Yarıcı ? Ya Yunan komünistleri? Yunan ordusunu isyana çağırdıkları için kurşuna dizilenler değil;onlar Anadolu toprağında yatıyor,Mehmetçiklerle yan yana,ötekiler,hapse atılanlar ? Hala bir Yunan adasında,demirlerin arkasındalar mı ?

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim.
Nazım Hikmet


#363

“Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.”

“Lâkin tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan.”

“Hasta mıydı, yolunu mu kaybetmişti? Bir uyurgezer gibi, iradesiz gelmişti. O anda neler duyduğumu kimse tasarlayamaz. Acıya benzer bir şeydi duyduğum, enfes ve anlatılamaz. Hayır, yanılmamıştım, aynı kadındı, aynı kızdı. Hiç şaşkınlık göstermeden, tek söz söylemeden odama gelmişti. İlk karşılaşmamız böyle olacak diye tasarlamıştım hep. Sanki çok derin bir uykuya gömülmüştüm ve böyle bir rüya görebilmek için de gerçekten derin bir uykuya dalmış olmak gerekirdi ve o uykunun o sessizliği, benim için ebedi bir hayatıun işareti gibiydi, çünkü ezelde ve ebediyette konuşma yoktur.”

Kör Baykuş, Sadık Hidayet.

“‘Başkalarını inciten insanlar, hayal gücü en yüksek olanlardır,’ dedi Rebecka.”

“‘Bilmem gerek,’ dedi Augusta. 'Dünyanın doğası nedir?'
Cin dişlerinin iki sırasını da göstererek gülümsedi.
‘Hangisinin?’”

“‘Beni neden yaptın?’ dedin.
‘Seni sevebileyim diye,’ dedim.”

Zeplin, Karin Tidbeck.


#364

Kutsal Kent’e giderken yolumun üstünde bir hacıya rastlamıştım, sordum ona:
"Bu yol Kutsal Kent’e gider mi?"
Şöyle cevap verdi: "Beni izle, bir gün ve bir gecede oraya ulaşacaksın."
Onu izledim. Kente varmadan günlerce, gecelerce yürüdük.
Beni yanlış yöne sürüklediği için öfkesini bana püskürtmesine çok şaşırmıştım.


Hakikat, bilinmeli her zaman, ama arada bir dile getirilmeli.


Kendine av süsü veren bir avcı için ne söylenebilir ki?

-Kum ve Köpük, Halil Cibran


#365

Ne bilginler geldi,neler buldular!
Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar.
Hangisi yarıp geçti bu karanlığı!
Birer masal söyleyip uyuyakaldılar.
Ömer Hayyam


#366

“Fakat herkes bilir ki hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir. Aslında otuz ya da yetmiş yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değilim; çünkü her iki durumda da gayet doğal olarak başka erkeklerle başka kadınlar yine yaşayacaklar ve bu, binlerce yıl devam edecektir. Sözün kısası bundan daha açık bir şey yoktu. Şimdi ya da yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim.”

  • Yabancı, Albert Camus

#367

Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir
Hayvan Çiftliği George Orwell


#368

“Hiçbir şey sağlam kalmaz, hiçbir şey (bir ukalanın zihniyeti hariç) tastamam ve kesin değildir. Kusursuzluk, Varlığın en derinde yatan gizemli niteliğinin, o kaçınılmaz, marjinal kesinsizliğinin inkârıdır sadece.”

  • H. G. Wells, Modern Bir Ütopya

#369

"Bana yalan söylemeni isterdim aslında. Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler."
Masumiyet Müzesi, Orhan PAMUK.


#370

…Ve ben de, kendimi her şeyi yeniden yaşamaya hazır hissettim. Sanki bu büyük öfke içimdeki kötülükleri söküp atmış, ümitleri boşaltmış gibi, birtakım işaretler ve yıldızlarla dolu bu gecenin karşısında, içimi ilk defa olarak dünyanın tatlı kayıtsızlığına açıyordum. Onun bana bu kadar benzediğini, adeta bir kardeş gibi olduğunu hissedince, eskiden mutlu olduğumu, hatta şimdi de mutlu olmaya devam ettiğimi anladım. Her şeyin tamam olması ve kendimi daha az yalnız hissedebilmem için, idam günümde çok seyirci bulunmasından ve bunların beni hınç dolu haykırışlarla karşılamalarından başka isteyecek bir şeyim kalmamıştı.

Yabancı - Albert Camus


#371

Sterling Rombauer bir öğretmen olan annesinin sık sık tekrarladığı bir deyişi aklından hiç çıkarmazdı: şans hazırlıklı olan zihinleri yeğler.

Terminal-Robin Cook


#372

Toprak yolun bittiği noktada, önümde sarı bir deniz uzanıyor. Dizlerimin üzerine çöküp sudaki aksime bakıyorum. Bu yüz, benim yüzüm. Bu gözler, benim gözlerim. Ellerim, benim ellerim… Hep kendim kalacağımı idrak ediyorum o zaman. Tanrım, bu nasıl bir lanet? Derimi yırtmak, gözlerimi oymak, dişlerimi sökmek bir işe yaramaz. Kendime mahkumum. Ağlasam, gözyaşlarım benim gözyaşlarım. Ben cehennemde değilim, cehennem benim içimde…

Cehennem Çiçeği - Alper Canıgüz


#373

“İster kurbanı olsun ister faili, onun neleri yok ettiğini az ya da çok bir kez öğrenmiş olan herkes, gaddarlığı görünce tanır. Gaddarlığın hiçbir mazereti, hiçbir hafifletici nedeni yoktur. Gaddarlık geçmişi asla dengelemez ya da düzeltmez. Gaddarlık, sadece, geleceği daha fazla gaddarlıkla donatır. Kendi kendini ebedileştirir.”

“Geniş bir halk kitlesinin, küçük ama güçlü bir kuvvet tarafından kontrol edilmesi, evrenimizde oldukça sık rastlanan bir durumdur. Ve bu geniş halk kitlesinin, onu koruyanlara saldırmasına yol açabilecek başlıca şartları biliyoruz:
• Bir lider bulduklarında. Bu, güçlülere yönelik en geçici tehdittir; liderlerin kontrolünü ellerinde bulundurmaları şarttır.
• Halk kitlesi zincirlerini fark ettiğinde. Halkın kör ve sorgulamayan bir kitle olmasını sağla.
• Halk esaretten kurtulmak için bir umut gördüğünde. Onlar, böyle bir kurtuluşun mümkün olduğuna asla inanmamalıdırlar!”

-Dune Çocukları, Frank Herbert


#374

“Dünyayı çocukların güven içinde büyüyecekleri bir yer haline getirmek için pilotları bombardıman uçaklarının başına oturtup çoluk çocuk katletmeye gönderen politikacıların yönettiği bir ülkede büyümüştü ne de olsa.”

  • Rüyanın Öte Yakası, Ursula K. Le Guin

#375

“Tam yaşamaya başladığım bu andan itibaren beni öldü saysınlar…”

  • İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali.

#376

"Akıllılık,çoğunluğa bakılarak ölçülmez.’’

George Orwell 1984

‘‘Bir korkağın en çok korkması gereken an,kendisinin korkak olduğunu unuttuğu andır.’’

Uçurtma Avcısı


#377

Büyük üstat Lao Tzu nun uzun hayatı boyunca edindiği tecrübelerden birkaçına buradan bakın ve buda tarih boyunca akıllı insanlar için söylenmiş sözler :slight_smile:

Gerçekten sonuna kadar okuyun özellikle Lao Tzunun öğretilerini.Büyük ihtimal aradığınız tatmini yada huzuru bu kısa cümlelerde bulacaksınız.11. cümle bana ne kadar akılsız bir insan olduğumu gösterdi.

Buda eksta :
’‘Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur’'
Tecrübelerime dayanarak doğru bir söz :slight_smile:


#378

“Gerçek şu ki tekrar tekrar öksüz kalabilirsiniz.”

“Evcil hayvan satan dükkânda yüzlerce kanarya tıkış tıkış dolduruldukları pis kokulu bir kafesin içinde çırpınıp duruyor. Haftaya hepsi özgür olacak. Peki ya sonra? Onlara kafesinizde kalın demek istiyorum. Hayatta özgürlükten daha iyi şeyler vardır. Bir yabancının evinde uzun ve sıkıcı bir hayat geçirdikten sonra ölüp kanarya cennetine gitmekten daha beter şeyler var.”

“Mesela İsa Mesih, kendisini kimsenin izlemediği, kimsenin ona işkence etmediği ve başında ağlayıp sızlamadığı bir kodeste can verseydi, acaba bizi kurtarabilir miydi?”

“Çarmıha gerilme sırasında izleyici sayısı düşük olsaydı, olayı başka bir zamana ertelerler miydi, diye düşünmeden edemiyorum.
Menajerin haklı olduğunun farkına varıyorum. İsa’nın neredeyse çıplak olmadığı bir haç hiç görmedim. Hiç şişko bir İsa görmedim. Ya da vücudu kıllı bir İsa görmedim. Gördüğüm her haçta İsa, belinden yukarısı çıplak olarak bir kot markası veya erkek parfümü için modellik yapacak görünüşte.”

“Hayır, herkes hayatının en azından mastürbasyon kadar eğlenceli olmasını ister.”

“Menajere göre insanlar bir lider arayışı içindeler. Enerjik, kitlesel ve dinamik bir lider istiyorlar. Kimse çekimsiz bir tanrı istemiyor. Göğüs ve bel ölçüleri arasındaki farkın yetmiş beş santim olmasını istiyorlar. Büyük göğüs kasları, uzun bacaklar, çukur çene ve iri baldırlar istiyorlar.”

“Sıradan insanlarla aynı probleme sahipseniz, ağzınız aynı şekilde kokuyorsa ve saçlarınız karman çobansa, parmaklarınızda şeytan tırnakları varsa, hiç kimse size tapmak istemez. Sıradan insanların sahip olamadığı her şeye sahip olmak zorundasınız. Onların başarısız olduğu alanlarda, siz sonuna kadar gidebilmelisiniz. İnsanların olmaya korktukları şey olursanız, onların hayranlığını kazanırsınız.
Mesih arayan insanlar kalite istiyorlar. Hiç kimse bir zavallının peşine takılmıyor. Bir kurtarıcı seçmek gerektiğinde insanlar sıradan birini kabul etmiyorlar.”

““1960’lardaki kargaşanın sebebi Vietnam Savaşı değildi” diyor Adam. “Uyuşturucular da değildi. Doğum kontrol hapıydı. Tarihte ilk kez insanlar istedikleri kadar seks yapabiliyorlardı. Herkesin böyle bir gücü vardı.””

  • Gösteri Peygamberi, Chuck Palahniuk

#379

'Bir saate, bir dakikaya, bir saniyeye kadar, belki hemen şimdi, her şey yıkılabilirdi. Gene de mucize sürüyordu. Dünya sürüp gidiyordu, utangaç, alaylı ve saygılı. Bir denge sürüyordu, kendi sonunun tüm kuşkusuyla renkliydi gene de.'
Albert Camus- Tersi ve Yüzü

'Arkamızda bıraktığımızı sandığımız yalnızca günler değildir, bazen kendimiz de arkada kalırız, yoluna devam eden artık bir başkasıdır.'
Murathan Mungan- Yedi Kapılı Kırk Oda

'Gerçekten öyle her şey birdenbire oluyor. Küçük bir çocukken birdenbire, ilaçlarını plastik bir margarin kabında saklayan bir ihtiyar oluveriyorsun. Kendin için, çocukların için, ülken için güzel şeyler ümit ederken, seni biçimlendiren şeyin güzel bir gelecek hayali olduğunu düşünürken, birdenbire kaderinin güne ayak uyduramamak, gençliğini, geçmişini özlemek ve hızla dönen dünya tarafından hep kenara savrulmak olduğunu görüyorsun.'
Barış Bıçakçı- Bizim Büyük Çaresizliğimiz


#380

O zaman yine benden gelsin. Özellikle forumda son olanlardan sonra paylaşmak istedim ^^
'Çocukluğunu yaşamının altın çağı sayanlardan değilim. Türkiye’de çocuk olmak çünkü, yok sayılmak, anlaşılmamak, ezilmek, suçlanmak, örselenmektir çoğunlukla. Bir an önce büyümeyi nasıl da isterdim ve zaman hiç ilerlemiyor gibiydi. Oysa, yaşı benden çok da fazla olmayan insanların parçalanmış bedenlerinin fotoğraflarını çok sık görüp, uğradıkları işkenceleri duyup, okurken; idamın nasıl bir şey olduğunu, ipin ucunda insanın ne kadar sürede öldüğünü anlatılamaz bir isyan ve bulantıyla öğrenirken, yıllar geçiyordu ve cenazesi sloganlarla kaldırılanların yaşları giderek küçülürken ben büyüyordum. Çoktan öğrenmiştim tabii, iktidar her yerdeydi ve çocukluk eziyetleri büyüdükçe azalmıyordu; hele birileriyle güç bölüşmeyi reddediyorsan. Ne acılara ne de kahramanlık ve ölümün “edebiyatının” yapılmasına alışabildim.
Ölenler de kahramanlar da her zaman çıktı, çıkacak. Ama çığırtkanlar arasından değil.
Hayatı güzel kılmaya çalışırken ölmek başka, ölüm severlik başka. Ne uğruna olursa olsun savaşmak başka, savaş satıcılığı başka. Öldürülmüş çocuğunun ardından dimdik durmak başka, ona kutsal kurban gözüyle bakmak başka. Çocuklar çiftleşmelerden değil öpücüklerden yapılır ve her biri bir sayıdan ve addan fazla bir şeydir. Şiirim çocuğunun kanını hiç kimseye helal etmeyenlerden yana.'
Seval Esaslı- Kışkırtıcı Çekirdek