Kitap Alıntıları


#401

‘‘Yanılgılarımızın çoğu, düşüneceğimiz yerde duygulanmak ve duygulanacağımız yerde düşünmekten doğar.’’

Murat Menteş - Dublörün Dilemması


#402

‘’ Fiziksel güçle ve mülkiyetle olan bağlarımı niçin koparıyorum?’’ diye fısıldadı Tyler. ‘’ Çünkü ancak kendimi mahvederek ruhumun gerçek gücünü keşfedebilirim.’’

Chuck Palahniuk - Dövüş Kulübü


#403

Melik ağaçtan elma koparırsa teba gider ağacı devirir.Bu yağma kültürünün tavandan tabana nasıl yayıldığını gösterir.
İlber Ortaylı Türklerin Tarihi


#404

Çamur Kapısı açıktı ve altın renkli pelerinleri içindeki Şehir Muhafızları’ndan bir manga, mızraklarına dayanmış halde kapı kanatlarının altında bekliyordu. Batıdan sıra halinde gelen süvariler göründüğünde muhafızlar hareketlendi. Etrafa emirler yağdırarak caddedeki atlı arabaları ve yayaları ayak altından çekip, gelen şövalyenin geçmesi için yolu açtılar. Kapıdan giren ilk süvari uzun, siyah bir sancak taşıyordu. Esen rüzgârla canlıymış gibi hareket eden ipek sancağın üstünde, gece karanlığını kesen mor bir şimşek arması vardı. Lord Beric için yol açın! Lord Beric için yol açın! diye bağırdı süvari. Hemen arkasından lordun kendisi göründü. Siyah savaş atının üzerinde, yaldızlı siyah pelerini içinde son derece çarpıcı görünen kızıl altın rengi saçlı genç şövalye. “Kral Eli Turnuvası’na katılmak için mi buradasınız lordum?” diye sordu Şehir Muhafızları’ndan bir adam. “Kral Eli Turnuvası’nı kazanmak için buradayım,” diye bağırdı genç lord. Yolun kenarında birikmiş kalabalıktan tezahürat sesleri yükseldi.

  • Taht Oyunları’ndan.
    *Turnuvayı kazanamamışsa bile şehre görkemli bir giriş yapmış Beric Dondarrion. Ned’in Gendry’yi görmeye gittiği bölümde tesadüfen denk geldiği bir manzara bu. Yürüyen Dağ’ın infazı için Dondarrion’un seçilmesinin arkasında bu sahne yatıyor bana kalırsa. Hem Fırtına Burnu’na yeminli, Baratheon’a bağlı bir sancak beyi. Normalde gösterişe pek itibar etmese de Ned’in aklına kazımış kendi ismini.

#405

‘‘Ah Arkadi Nikolayeviç sen de aşkı günümüz gençleri gibi algılıyorsun,tavuğa geh bili bili diyorsun ama tavuk sana yaklaşınca arkana bakmadan kaçıyorsun!’’

‘‘Lütfen,geçen sefer sizi öpmemiştim titreyen sönmek üzere olan şu kandili üfleyin de sönsün.Anne Sergeyevna dudaklarını genç adamın anlına dokundurdu.İşte bu kadar şimdi her yer karanlık.’’

‘’-Ama onların bizim dediklerimiz anlamaya ihtiyaçları var mı?

-Kimlerin?

-Güzel kadınların.’’

Gerçekten dualarının boşa gitmesi olası mı?Büyük bir sevginin gücünün olmaması olası mı?Ah hayır,bir mezarda yatan kalp ne kadar günahkar olursa olsun,yine de mezarın üstünde ki çiçekler bize sakince bakarlar.Bu çiçekler bize sırf sonsuz bir durgunluğu anlatmazlar sonsuz bir sevgiyi ve yaşamı da anlatırlar.

‘‘Ölüm çok eski bir şey ama herkes için bir o kadar da yeni.’’

Babalar ve oğullar-Ivan Turgenyev


#406

Önemli olan, Tanrı’nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir.

Hakan Günday-Azil


#407

‘Bu robot çok kadin bir demokrasiden geliyor,anlarsın ya…’’
‘Yani demek istediğin,o bir kertenkeleler dünyasından mı geliyor?’’
’‘Hayır,’’ dedi Fırd,kendisine zorla bir parça kahve içirildikten sonra,artık başlangıçtaki halinden birazcık daha mantıklı ve anlaşılır hareket etmeye başlamıştı,’‘bu o kadar da basit bir şey değil.Hiçbie şey bu kadar açık değildir.Onun geldiği dünyada,halk halktır.Liderler ise kertenkele.Halk kertenkelelerden nefret eder ve kertenkeleler de halkı yönetirler.’’
’‘Garip,’’ dedi Arthur,’‘bunun bir demokrasi olduğunu söylememiş miydin’’
’‘Öyle dedim,’’ dedi Ford.’‘Bir demokrasi.’’

DOUGLAS ADAMS-ELVEDA VE BÜTÜN O BALIKLAR İÇİN TEŞEKKÜRLER


#408

Bir de kendim çıkıp urganı kendim geçireceğim boynuma.Bunu çok istiyorum.Cellat falan sokmayacağım yanıma.İğrenç bir şey.
Ve dönüp oradaki heriflere diyeceğim ki, “Burada ölen yalnızca benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü, ölecekti.Ama düşüncemi öldüremiyeceksiniz, ölmeyecek, yaşayacak,” diyeceğim.

Herhangi bir trafik kazasında ölmekten falan da güzeldir bu.

Abim Deniz - Can Dündar

Edit: Bu arada bu paylaştığım alıntı Abim Deniz’de geçiyor ama aslen Deniz Gezmiş’in idamı öncesinde yazdığı bir yazı.

#kullaniciadidegisikligigerigelsin

Dorne çölünün Prensesi Arianne Martell tarafından kuzgunla gönderildi.


#409

Eğer gerekirse,Demirdonanma’yı cehenneme yüzdürürüm. Victorian Greyjoy. Kargaların Ziyafeti kısım 2 sahife 130

Sent from my iPhone using Tapatalk


#410

Eğer kendimizi bağışlama kabiliyetimiz olmasaydı, varlığımızı sürdüremezdik.


#411

‘‘Tekdüzelik çağından, yalnızlık çağından, Büyük Birader çağından, çiftdüşün çağından selamlar!’’

George Orwell-1984


#412

Bir bedende yaşayan iki insanın verdiğinden daha büyük acı olamaz.

John Verdon - Aklından Bir Sayı Tut


#413

Sislerin,maskelerin ve fısıltıların şehri. Braavos.

Sent from my iPhone using Tapatalk


#414

Temel içgörü, bir adamın eziyetinin bir başka adamın sevinci olmasında yatar.

Jesse Andrews - Ben, Earl ve Ölen Kız


#415

Boynunda bir zincirin ucunda maşallahla birlikte bir haç, bir de yahudi yıldızı taşıyordu. Çok basit bir açıklaması vardı. Bütün insanları Tanrı yaratmıştı. İnsanlar Tanrıya yakarmak için değişik yollar bulmuş, değişik dinlerle etiketlemişlerdi bu yolları. Tanrı herkesin tanrısıydı.

Adı: Aylin - Ayşe Kulin


#416

“Usul usul yaklaş çocuk, kalbin kırılır.”

-Pucca / Allah Beni Böyle Yaratmış


#417

Asıl köleler, özgür olduğuna inananlardır. ‘Özgürüm’ dediğimiz an aslında başkalarına bağımlı duruma geliriz. Özgür olmadığımızı kabul ettiğimiz an gerçek özgürlüğü elde ederiz.

Johann Wolfgang von Goethe - Dünyanın Derdi Bitmez


#418

“Fabrika programlanmış bir felakettir, silahlar insan kanıyla beslenir, polis şiddeti bedavadır, kilise insanlığın içinde bulunduğu koşullardan daha çok parayla ilgilenir ve dinin artık masumların katledilişine bir yanıtı yoktur.”

Boris Vian - Günlerin Köpüğü


#419

Göründükleri gibi olmalıdır insanlar,
Eğer değillerse göründükleri gibi,
İnsan değil, şeytandırlar.

William Shakespeare - Othello


#420

Gizli boyutlardan yok oluşumu, varlığımın yalnız vücudum ve ondan kabarcıklar gibi yükselen sudan düşüncelerle sınırlı oluşunu, bugünkü kadar kuvvetle duyumsamamıştım hiç. Anılarımı şimdiden türetiyorum. Şimdinin içine fırlatılmış, orada bırakılmışım. Geçmişime dönmek istiyorum, ama tutsaklığımdan kurtulamıyorum.

Jean-Paul Sartre, Bulantı