Kralların Laneti / The Curse of Kings [ 2.Bölüm ]


#1

[align=center][color=#ffffff][size=medium] KRALLARIN LANETİ // THE CURSE OF KINGS[/size][/color][/align]

[align=left]TANITIM BÜLTENİ[/align]

[align=left]Yedi krallık en sakin ve huzurlu zamanlarını yaşamaktadır. Baratheon Kralları ,Targaryenlerle yaptıkları Kızılejder Antlaşması’ndan sonra diyarda yüz yirmi yıllık bir sürekli barış dönemi başladı. Hisarın üstatları bu bolluk ve huzur dönemine ‘‘Fırtına Barışı’’ adını verdiler.[/align]
[align=left]Tarlalar bol hasat vermekte, üstatlar yepyeni bilgiler keşfetmekte ve Dar Deniz’in Ötesindeki tüccarlar Kral Topraklarını mesken tutup zenginleştirmekte. Neredeyse her on yılda bir düzenlenen turnuvalar, aşkları uğruna mızrak sallayan şövalyeler, kur yapmaktan çekinmeyen kadirşinas leydiler ile her şey yolunda gitmekte. Fırtına Barışı, Yüce Septon’a göre Yedi’ye inananların her zamankinden daha fazla olmasından, Alev üstatlarına göre ejderha ailesi ile yapılan barış bozulana dek sürecek olan mistik bir uğur, Kuzeylilere göre durdurulan Demiradam akınları bunun en büyük sebebi, Vadi’ye göre doğuyla yapılan ticaret anlaşmaları ancak yirmi beş yaşındaki genç Sör Cleos Baratheon’a göre ise bu sadece bir lanet. Baratheonların hükmü savaşla başladı ve savaşla sürmeliydi. Fırtına Barışı yoksa aslında büyük bir fırtına öncesi sessizlik miydi? Batıdiyar’ın üstüne fırtına bulutları çökmek üzere. Büyük bolluk, büyük savaşı çağırıyor. Fırtınanın öncüsü bütün olaylar bir bir gerçekleşmeye başlarken, kopmak üzere olan fırtınadan etkilenen; bu kez sadece kralların taçları olmayacak.[/align]

[align=left]ÖN BİLGİ[/align]

Beş Kralın Savaşı, Stannis Baratheon’un Karasu Savaşındaki galibiyetiyle sona ermişti. Yedi krallık tekrar Baratheon hükmünde birleşti. Yönetici hanelerden değişen olmadı. Yıllar içinde Baratheonların tahttaki yerleri sağlamlaştı.
Sürgün Targaryen Hanesi, Daenerys Targaryen’den sonra Köle Körfezini ve körfezdeki üç büyük şehri kapsayan Körfez İmparatorluğu’nu kurdular.
I. Robert’tan sonraki krallar: Beş Kralın Savaşı, İkinci Greyjoy İsyanı, İkizlerin Savaşı, Kraliçe Reformları, Ağlayan Şehrin kuruluşu, Kızılejder Antlaşması, Fırtına Barışı gibi önemli olaylara tanıklık ettiler.

Seri Fetihten Sonra 526 senesinde geçmektedir.

KAVRAM SÖZLÜĞÜ

[list]
[]Kızılejder Savaşı: FS 405 yılında Targaryen Hanesi, Köle Körfezi’nden Aenys Targaryen komutasında Kızıl Donanmayla ayrıldılar. Rotası Batıdiyar olan Kızıl Donanma, Westeros’a asker çıkarmadan önce Vadiyi ve Fırtına Topraklarındaki uç kaleleri yağmaladılar. Bu ganimetle daha çok paralı asker kiralayıp, Ejderhakayasını fethettiler. Adadaki kraliyet donanmasının gemilerini ele geçirdiler. Kral II. Robar Baratheon, Lord Tymenic Greyjoy’u Kral Eli ilan etti. Demir Donanma ve Kızıl Donanma arasında Dar Denizde bir düzine şiddetli deniz savaşı meydana geldi. İki tarafta bir yılın sonunda bariz bir üstünlük sağlayamayınca Kral II. Robar Baratheon ile Aenys Targaryen arasında Kızılejder Antlaşması imzalandı.
[
]Kızılejder Antlaşması: Antlaşmaya göre Ejderha Kayası Targaryenlere verildi. Karasu Koyu’ndaki adaların lordları Targaryenlere bağlandı. Targaryenler, Ejderhakayası’nda, kraliyet donanmasının dörtte birini geçmeyecek şekilde donanma bulundurulabilecek. Buna karşın her yıl Ejderha Kayası, Baratheon Kralları’na Küçük Konsey’in belirttiği miktarda altın ödeyecek. Ünlü Kara Kız Kardeş kılıcı kraliyete tazminat olarak verilecek. (Bu kılıç sonradan yeniden dövülerek Baratheon Hanesi’ne ait Fırtınagetiren’e dönüştü) Ve barış adına Veliaht Prens Raymound Baratheon ile Daena Targaryen evlenecek.
[]Fırtına Barışı: Antlaşmadan sonraki FS 406 ile FS 526 tarihleri arasındaki uzun barış be bolluk dönemini ifade eder.
[
]İkinci Greyjoy İsyanı: FS 351 tarihinde, Demir Donanma’nın Menzil’e akınlar düzenlemesiyle başladı. Menzili yapı yıkan demiradamlar, Tarth’taki Fırtınadoğumlu Donanması’nın Gün Batımı Denizin’de; Demir Donanmayı imhası ve ardından anakarada kalan Demirdoğumlu akıncıların Tarly’ler tarafından '‘avlanması’'ndan sonra isyan bitti.
[]İkizlerin Savaşı: FS 386’da ikiz kardeşler Edric ve Edwin Baratheon arasındaki taht savaşıdır. Kısa zamanda büyük hanelerin taraf almasıyla iç savaşa dönüşür. Acı Köprü Savaşı’nda karşı karşıya gelen ikiz kardeşler, teke tek bir çarpışmada birbirlerini ağır yaralarlar ve son anlarındaki pişmanlık duygusuyla; zırhlarına saplanmış kılıçlar, kanlar içinde bir zırh ve iki mavi gözlü Baratheon Prensi yan yana can verirler. Halk arasında, bu savaşın gerçek sebebi, ikiz kardeşlerin aynı leydiye aşık olmasıdır. Savaşın ardından başka erkek çocuk bulunmadığından, tahta ikizlerin kız kardeşi Argella Baratheon geçer.
[
]Kraliçe Reformları: İkizlerin çıkardığı iç savaş sonunda yıpranan diyarı yeniden ayağa kaldıran yeniliklerdir. Ticari olanların dışında en önemlileri, başkentte düzenli kraliyet ordusunun kurulması, Fırtına Topraklarında bir şehrin (Ağlayan Şehir) kurulması, Baratheon soyundan gelen kralların Yaslınöbet adlı toplu mahzen mezara definleridir. Bu toplu mezara her kral - bir istisna hariç - kılıçları ve savaş zırhlarıyla defnedilir. O istisna ise: yan yana; kılıç ve zırhtan yoksun sadece en güzel giysilerle gömülen I. Robert Baratheon ve ebedi aşkı Lyanna Stark’tır.
[*]Ağlayan Şehir: Kraliçe Argella tarafından kurulan şehir, adını ikliminin sürekli yağmurlu olmasından alır. Şehir; Yaslınöbet, Robert Kışlası ve Avcılar Loncası gibi önemli kurum ve binalara ev sahipliği yapar. Fırtınadoğumlu Donanması’da şehir limanında demir atmış haldedir. Şehir, Kraliçe Argella’nın küçük oğlunun soyundan gelen Ağlayan Şehir-Baratheon Hanesi tarafından yönetilmektedir.
[/list]
BAŞ KARAKTERLER

[list]
[][color=#ff9933]Damon Lannister:[/color] Yirmi yaşında, eski ihtişamında uzak olan Lannister Hanesinin başı.
[
][color=#ff9933]Bethany Lannister:[/color] Kısaca Bethy, Tully hanesinden ve Damon Lannister ile yeni evliler. Kocasına aşık ancak Damon için aynı şeyi söyleyemeyiz.
[][color=#ff9933]Tyweld Lannister: [/color]Damon’un merhum babası, demirdoğumlularla iyi geçinmiş ve Greyjoylardan Ashales Greyjoy ile evlenmiştir. Çocukları Damon Lannister ve ablası Johanna Lannister’dır.
[
][color=#ff9933]Ashales Lannister: [/color]Damon ve Johanna’nın annesi. Gençliğinde Lannisport’taki turnuvalarda gizemli şovalye olarak katıldığı söylenir.
[][color=#ff9933]Johanna Lannister: [/color]Diyarın en güzel kadınlarındandır. Damon’dan iki yaş büyük ve bekardır. Erkek kardeşiyle araları çok iyidir ve Damon onun için doğru bir eş adayı aramaktadır.
[
][color=#ffcc33]Kral Harys Baratheon: [/color]Şen Kral diye bilinir, Orta yaşlı ve şişmandır. Turnuvalar ve ziyafetlerden hoşlanır. Sorumsuzluğu nedeniyle krallığı kardeşi Cleos Baratheon’un idare ettiği dedikoduları çıkmıştır.
[][color=#ffcc33]Sör Cleos Baratheon:[/color] Siyah uzun saçlı, mavi gözlü ve yakışıklıdır. Kralın yozlaştığının farkına varmış ve diyarı kurtarmaya çalışmaktadır. Fırtınagetiren’i taşımaktadır. Şarap içmeyi sever, ağabeyi kadar olmasa da.
[
][color=#ff3333]Daeron Targaryen:[/color] Ejderha Kayası Lordu, hakkında çok az şey bilinir, bunlardan biri de Boyalı Masa’da çok vakit geçirdiğidir.
[][color=#ff3333]Daerys Targaryen: [/color]Daeron’un kız kardeşidir. Mor gözleri ve gümüş saçlarının yanında naif tavırlarıyla diyarda aşık olunası bir kadın olarak bilinir. Romantizm ve tarihten hoşlanır.
[
][color=#cc6633]Preses Elleria Martell:[/color] Ölümcül bir güzelliğe sahip, çok kurnaz; aşka inanmadığı ve kendine bağlı bir suikastçı birliği olduğu söylenir. Quentan adında bir oğlu vardır.
[*][color=#cc6633]Prens Quentan Martell: [/color]On yedi yaşında büyük bir mızrak savaşçısı. Annesinin tek evladı. On beşinci yaş günü kutlamaları sırasında bir ticaret filosunda kaçak olarak Dar Denizin Ötesine geçti. Altın Mürettebat’ın kumandanlığını yaptı. Askerlerine paralarını ödemesi konusunda gecikince, bir gün çadırında öldürme girişimde bulunuldu. bu olaydan sonra alabildiği kadar altını çalıp Westeros’a kaçtı. Essos’a ayak bastığı an Mürettebat’ın yeni kaptanı onu ihbar edene büyük bir servet vaad ediyor. Quentan şimdilik annesinin yanında Dorne’da.
[/list]
[align=center][color=#ff3333]HİKAYENİN KISIMLARI[/color][/align]

[color=#ffffff]I.BÖLÜM ‘‘BAŞLANGIÇ’’[/color]

[color=#ff9933]DAMON LANNİSTER[/color]

Casterly Kayasının kasvetli uçurumlarını seyre dalmak ne büyüleyici bir uğraştı. Görkemli kale, Casterly Hanesinden beri; krallarına ve lordlarına her daim göz alıcı manzaralar bahşetmişti. Kaya Krallarının ve ardından uğursuz bir unvan olan Batı Muhafızlarının ebedi yerleşkesi…

Altın saçlı güzel ve zeki Lannisterlar Batıya kral olarak hükmederlerken; ejderhalara sahip, ensestin meşruluğunu savunan, bir kendini bilmez çıkıp Yedi Krallığa meydan okumuştu. O günden sonra batının kralları, batının muhafızlarına döndü. Kayanın aslanları yıllarca tahttaki Ejderha kanına sahip ya da Tanrı kanına sahip krallara sadakatle boyun eğdiler. Ancak bu sadakatin bir sınırı vardır.

Damon, lord kabul salonundaki masasında bilinen dünyanın haritasına bakıyordu. Sothoryos’un gizemli toprakları, Yaz Adaları’nın şarkıcıları ve Essos’un muhtemelen her şeyi varken Batıdiyarda biz; ne önemsiziz. Haritaya bakıyordu ama nedenini bilmiyordu. Şu sıralar unutkanlığı baş göstermeye başlamıştı. Hararetli bir şekilde haritada bir yerleri işaretlerken, öyle dalgın ve kendini işine vermişti ki. Öyle ya Yedi Krallığın en sinir bozucu sesini bile işitememişti: Üstat zincirleri. Kayanın üstadı ellerinde altın rengi kaplamalı kuvvetle muhtemel eski fakat tozlanmamış bir kitap ile kabul salonuna giriş yaptı. Damon, üstadın her adımında Hisarın nefret edilesi zincirlerinin sesine maruz kalıyor ve kaldıkça dikati dağılıyordu. Üstat, lordunun meşguliyetinin farkına vardı. Ancak yine de lorduna hizmet etmekten daha kutsal bir vazife olamazdı. Üstat usulca araya girdi:

  • Lord Damon, istediğiniz kitabı nihayet bulabildim. Kayadaki büyük kütüphanenin atalarınız tarafından önemle korunduğu aşikâr. Zira bu kitabı en özel rafta muhafaza ettiklerine rastladım. Şeyy,ıııı, gevezelik etmeme daha fazla lüzum yok sanırım. Buyurun lordum ihtiyacınız olan başka bir şey varsa söylemekten çekinmeyin.

  • Sana ihtiyacım kalmadı üstat bence çekilebilirsin. Yeni bir şeyler gerekirse haberdar olursun.

  • Tabi ki lordum.

Damon, altın kaplamalı ve kitabı eline aldığında şaşkınlığını aşikâr etti. Yıpranmayan kitap, hisarın zincirli kaçığı üstadın dediği kadar görkemliydi. Kitabı masasına koyduğunda masanın etrafının bir sürü kitapla çevrildiği gözünde kaçmadı. Sandalyesine yavaşça oturdu ve kitaba göz gezdirmeye başladı. Kitap altın kaplamalıydı ve kapağında kabartmalı şekilde kükreyen altın bir aslan vardı. Sayfaları çevirmeye başladı.

[align=center]ÜÇÜNCÜ ASRIN BAŞINDA LANNİSTER HANESİ[/align]
[align=center]Yazar: Yüce Üstat Pycelle[/align]

[align=center]Varsıl ve güçlü Lannister Hanesi, Beş Kralın Savaşının ardından ihtişamını büyük ölçüde kaybetti. [/align]
[align=center]Kral Stannis Baratheon, Karasu Savaşı’ndan galip ayrılıp başkenti ele geçirince. Şehirdeki tüm Lannister askerleri kılıçtan geçirildi. Şehrin vatandaşlarına dokunmayan Stannis, tüm diyarın öğrendiği Cersei-Jaime ilişkisine istinaden ve ağabeyi Robert’ı öldürüp Baratheon tahtını gasp eden Lannister’lara ise hiç acımadı. Hane üyelerinin ve hanenin Beş Kralın Savaşından sonraki vaziyeti aşağıdaki satırlarda bildirilmektedir.[/align]

[align=center]Lord Tywin Lannister, Kral Stannis’e diz çökmeyeceğini bildirdi. Kışın ardından baharın ilk günlerinde Kral Stannis ordusuyla batıya yol aldı. Lord Tywin, Kral Stannis’i kraliyet ordusundaki bir hain vasıtasıyla Nehir Toprakları’nda zehirledi. Kralları ölünce ordu başkente geri çekildi. Üç ay sonra da yaşlı Lord Tywin öldü. Soy kardeşi Kevan Lannister’dan devam etti. Ve Kevan Lannister, Baratheon krallarına diz çöktü. [/align]
[align=center]Sör Jaime Lannister, Duvar’a gönderildi. Gece Gözcüler Lord Kumandanlığına kadar yükseldi. [/align]
[align=center]Cersei Lannister, Kral Stannis şehri aldığında maiyeti ve oğlu Tommen ile birlikte zehir içmek vasıtasıyla intihar etti. Öldüğünde elinde aşığı Jaime’ye ulaşmasını vasiyet ettiği bir mektup bulundu. Lakin o mektup hiçbir zaman Jaime’ye ulaşamadı.[/align]
[align=center]Tyrion Lannister, Karasu Savaşı’ndan sağ kurtuldu. Ancak burnunu kaybedip büyük yaralar aldı. Kral tarafından affedildi. Ancak o Körfez İmparatorluğu tarafına geçti.[/align]
[align=center]Joffrey Baratheon, Karasu Savaşı’nda acemi bir asker tarafından öldürüldü.[/align]
[align=center]Tommen Baratheon, annesiyle birlikte zehir içerek intihar etti.[/align]
[align=center]Myrcella Baratheon, Soyadı Lannister ilan edildi. Dorne’da Trystane Martell ile evlendi. İlerleyen yıllarda yaşlandı ve eceliyle öldü.[/align]

Damon bunları okurken dehşete kapıldı. Baratheon hükmü, Lannisterların şanını kaybetmesine yol açmıştı. Bu şan, Fırtına Barışı döneminde küçük oranda yeniden tesis edilse de kayanın aslanları tarihte fırtına geyiklerine yenilmişlerdi. Yoksa tarih tekerrürden mi ibaretti? Hayır, yalnızca hatalar tekerrür ederdi.

[color=#ffcc33]CLEOS BARATHEON[/color]

Sör Cleos Baratheon, başkentin sokaklarında adamlarıyla birlikte geziyordu. Yirmili yaşlarının ortasındaki genç şövalye, sokak kadınlarının yoğun bakışlarına maruz kalıyordu. Sırtına asılı olan ata yadigârı çift el kılıcı Fırtınagetiren her adımında hafifçe sallanıyordu. Genç, korkusuz ve yakışıklı şövalye, ejderha hükmündeyken kokuşmuş Kral Topraklarını merak ediyordu. Baratheon soyunun yüz akı Kraliçe Argella’dan sonra Kral Toprakları, Dar Denizin Ötesinden getirilen heykeltıraş ve mimarlarla on bir yıl içerisinde adeta yeniden inşa edilmiş, Braavos’tan göçen tiyatro oyuncularıyla bir sanat merkezine dönüşmüştü. Hisarın engin bilgili üstatları bile artık Kral Toprakları’nın Eski Şehir’i geride bıraktığını kabul etmişlerdi. Kral Toprakları, Fırtına Barışı döneminde Dar Deniz’in iki yakasını bağlayan bir köprü vazifesindeydi.

Sör Cleos, başkentte bir geneleve girdi. Kapıda iki Kralmuhafızı vardı. Cleos’un kimi aradığı aşikârdı. Baelish Hanesine ait bu mülk Kral Harys’in mesken tuttuğu bir yerdi. Küçük Konseyin bu geneleve diyarın dört bir yanından en iyi kadınları getirmekle ilgili bir sorumluluğu vardı. Terler içindeki göbekli kral, kahkahalar eşliğinde bir odadan yanında üç kadınla birlikte çıktı.

  • Leydilerim, karşınızda küçük erkek kardeşim Sör Cleos! Korkmayın size doğru dikine duran şey onun kılıcı Fırıngetiren!

  • Hayır, majesteleri o kılıcın adı Fırıngetiren değil zaten yanınızdakiler de leydi değil. Bu Valyria harikası çelik yığının adı Fırtınagetiren, ve yanınızdakiler de diyarın en edepsiz kadınları. Sizin bunlarla yatacak ve hanenizin ata yadigârını tanımayacak kadar sarhoş olduğunuz görmek beni şaşırttı, Majesteleri.

  • Küçük kardeşim şakadan anlamaz hanımlar, kim bilir belki de sizinle biraz vakit geçirmesi gerekir.

Kral Harys bu sözden sonra hiç zaman geçirmeden kızıl saçlı olan kadının göğüslerini öpmeye başladı. Sabrı taşan Sör Cleos:

-Harys, yeter! diye bağırdı.

Kralın şaşkın bakışları kardeşineydi. Genelev çalışanı kızlara eliyle git işareti yaptı.

  • Karşında önce kralın sonra da ağabeyin sıfatıyla duruyorum. Sakın ha bir daha bana sesini yükseltme, kardeşim.

  • Ne yazık ki hanemiz tanrıların zalim bir şakasına maruz kaldı. O şaka senin taca sahip olman ve ağabeyimiz Robert’ın saydığın sıfatlarla anılacakken gizemli ölümüdür. Şen Kral Harys Baratheon, evet, sen tanrıların bize zalim bir şakasısın, kardeşim.

  • Ağabeyimizi bende en az senin kadar severdim Cleos… Her neyse neden buradasın?
    Sör Cleos, keçi sakallı Baelishlerin mekânından hoşnut değildi. Kralla birlikte genelevden ayrıldılar.

-Küçük Konsey’indeki hain için geldim. Kral Eli Lord Mathis Velaryon olduğu artık kesinleşti. Krallığa ve kralın sadakatine ihanet etti. Krallık Hazinesinden düzenli olarak birilerine para aktardığını öğrendik. Kim olduğu belli değil henüz. Ancak bulmaya çalışıyorum.

-Damon’a hizmet ediyor olabilir mi ?

-Vaktiyle atamız I. Robert döneminde Tywin Lannister adında bir lordları varmış. Eğer söz konusu Lord Damon değil de Lord Tywin olsaydı hak verebilirdim sana. Damon genç ve toy kraliyetten hoşlanmıyor ancak ciddiye alınacak bir tehdit teşkil etmez. Çünkü Lannisterlar artık borçlarını bile ödeyemiyorlar.
[align=center]
***[/align]

Kral Harys ve Sör Cleos başkentteki Kralmeydanı’na teşrif ettiler. Kalabalık adım adım açılırken, idam sehpasına başını koymuş Lord Velaryon krala yönelmiş yalvarıyordu. Kral Harys yaverinden bir bardak şarap aldı:

-Lord Mathis Velaryon! Krallığa ve krallığınıza ihanet ettiniz, yüce Fırtına Barışı’na uğursuzluk ettiniz. Ben ki Baratheon Hanedanı’ndan isminin birincisi Kral Harys, Yedi Krallık Lordu, İlk İnsanların, Andalların ve Rhoynar’ların Kralı ve Diyarın Koruyucusu sizi ölüme mahkum ediyorum. Son sözün var mı hain!

-Hain mi? O halde dinleyin beni! Fırtına geliyor majesteleri ve siz pencerelerinizi bilerek açık bırakıyorsunuz. Yap şunu cellât, bil ki bu aldığın son kelle olmayacak.
Harys Baratheon öfkesinden merhumun kopmuş kellesine bir tekme attı. Başkent vatandaşları şaşkındı. Sör Cleos da öyle, Lord Velaryon’un infazı fırtına bulutlarını toplayacaktı. Aniden kral genç şövalyenin yanında belirdi.

-Bunu al ve hanemizi onurlandır Cleos, beni nerede bulabileceğini biliyorsun.

Kral tabii ki genelevde olacaktı. Ama ya Cleos’a verdiği şey? Cleos avcunu açtığında bunun Kral Eli rozeti olduğunu anladı.

[b][color=#ff6633]ELLARİA MARTELL

[/color][/b]Dorne’un en ücra köşeleri bile her mevsim kavurucu sıcaklara tabiiydi. İşte Dorne’u diğer altı krallıktan ayıran bir özellik daha.

''Daha hızlı Quentan, daha hızlı! ‘’ diye bağırdı silah ustası. Çok çıkan sesinin Prenses Elleria’nın dikkatini çektiğini görünce ses tonunu derhal düşürdü.

  • Hadi ama prensim, Altın Mürettebat’a böyle öğrenmiş olamazsınız.

  • Ama altın mürettebatta hiç kadın yoktu!

‘‘Yoksa canımı yakacağından mı korkuyorsun küçük prens? Söz veriyorum acımayacak’’ dedi kız.

‘‘Seni çelimsiz !’’ diyen Quentan bir mızrak darbesiyle kızın kılıcını düşürdü ve devam etti:

‘‘Unutma, ben kaçmadan önce Altın Mürettebatın kaptanıydım. O kadar kolay lokma değilimdir, hah !’’

Kız, prensi başıyla onayladı. Ardından prens tebessümle arkasını döndü ve ilk adımını attığında, yerdeki kız arkasında gelip boğazına hançerini dayadı.

‘‘Kendinden emin olan, geyikleri avlayabilir, ejderhaları dize getirebilir ama bir yılan onu sinsice zehirlediğinde elinden sadece çaresizlik gelir, tenakuzda olun prensim, her zaman işinize yarayacaktır.’’ Utançtan kızaran Quentan hemen kızı ittirdi.

‘‘Aferin, aferin güzel savaştı ve sakın aranızda aşk denen saçma şeyin başlamasına izin vermeyin çocuklar’’ Prenses Elleria’nın bu sözüne iki gençte kıpkırmızı kesildi.

[align=center]***[/align]

Güneşmızrak, tıpkı Kara Dehşet Balerion’un yaşadığı günlerdeki gibi çok sıcaktı. Ve tıpkı o günlerdeki gibi asi ve özgür…

Prenses Elleria, Dorne şarabını yudumlarken bir yandan daha dışarıyı seyrediyordu. Uçsuz bucaksız sonsuz sarının ortasında ki muazzam yemyeşil Dorne Bahçeleri cennetten bir köşe gibiydi. Quentan yorgun bir şekilde odaya girdiğinde annesi hala dikkatlice etrafı seyretmekteydi. Kuş sesleri, çeşmeler ve evet kesinlikle Dorne’u özel yapan birçok şey var. Marteller, Baratheon hükmündeki iç savaşlardan olabildiğince kaçınmış ve rakiplerinin tarlaları yanar, askerleri ölürken, Dorne güçlü kalmıştı.

Quentan nihayet annesine seslendi:

-Prenses Elleria ? Anne!

Elleria tüm bunlardan bezmişçesine oğluna döndü:

  • Üstat sana gelen kuzgunlardan haber verdi mi?

  • Hayır, ama kara kanatlar; kara haberler diye bir deyiş duymuştum.

''Şen Kral, Kral Eli Velaryon’un kellesini almış ‘’ Elleria, Quentan’a; gelen kâğıdı uzattı.

-Fırtına Barışı süresince kraliyet, haydutlar ve hırsızlar dışındaki ilk kez bir soyluyu idam ediyor.

-Ve… Son kez de olmayacak.

-Savaşacak mıyız?

-Biz mi? Hayır, burada Dorne’da biz sadece olanları izleriz, Kızıl Dağlar’ın ardında olacak Dorne’a sıçramayacak. Yıllardır böyle yaparız.

-Belki de kendimizi yenilemek gerekir.

-Burada işler Essos’ta ki gibi yürümez Quentan, yakında anlayacaksın.

Elleria eliyle kapıda duran kıza gir işareti yaptı. Quentan, bunun avluda kılıç salladığı kız olduğunu anladı. Kız elinde bir küçük çuvalla içeri girdi. Annesine bu da kim der gibi bir mimik yaptı. Elleria duruma açıklık getirdi:

-Eğer sabrın yetseydi elindeki kâğıdın tamamını okurdum oğlum. Fırtına Barışı’na gelen bu uğursuzluğu unutmak için başkentte bir turnuva düzenleniyor. Ve bizim de buna katılmamız gerek. Ve o kız, evet, şaşkınsın. Kum yılanlarını duymuş muydun?

  • Bekle bir dakika, Kum Yılanları’nın sadece efsaneden ibaret olduğunu sanıyordum.

  • Ejderhaların, büyücülerin ve tanrıların olduğu bir diyarda efsane diye bir şey yoktur. Kum Yılanları başta, atalarımızdan Kızıl Yılan diye bilinen Oberyn Martell’in piç kızlarında oluşan bir gruptu. Kral Stannis zehirlenince diyar anladı ki Lannisterlar yenilseler de onlar uzun vadede asla kaybetmezdiler. Oberyn bunu gördü ve kızlarından oluşan bu birliği büyüttü. Gayesi Dorne’daki prens ya da prensese hizmet etmek olan bir suikastçı birliğine dönüştürdü. Ve bir çok başarılı suikast gerçekleştirdiler. Seni avluda ‘’benzeten’’ kızın adı, Myriah Kum; ya da birlik içindeki adıyla Myriah Kanlıhançer.

  • Bekle bu kıza nasıl güvenebiliriz öylece?
    Myriah elindeki çuvalı yere boşalttı ve içinden Quentan’ın başına ödül koymuş olan Altın Mürettebat kaptanın’ın kellesi çıktı. Kız sevimli bir tebessüm etti:

-Bu yeterli mi prensim?

Quentan etkilenmiş bir şekilde:

-Seninle galiba çok eğleneceğiz Myriah.
[align=center]


[/align]
Ertesi günün şafağında Marteller, turnuvaya teşrif maksadıyla Dorne’dan ayrıldılar.

[color=#ffffff]II.BÖLÜM ‘‘TURNUVA’’[/color]

[color=#ff9933]DAMON LANNİSTER
[/color]
Damon ve Lannister maiyeti başkente geldiklerinde epey yorgun gözüküyorlardı. Büyük ailelerin çoktan geldikleri belliydi. Lannisterları karşılamaya Küçük Konsey’den birkaç lord gelmişti. Kral Elinin çok yoğun olduğunu ve bu yüzden gelemediğini söylediklerinde Damon, onları duymazdan geldi. Bu açıkça bir bahaneydi, Lannisterlar eski ihtişamlardan yoksun bir aileydiler. Baratheon saltanatının onlara hediyesiydi bu.

Lannisterlar kendilerine tahsis edilen konağa geldiler. Damon’un muhafızları at arabasının kapısını açtılar. Sırasıyla eşi Bethy, annesi Ashales ve güzelleri güzeli ablası Johanna büyük bir zarafetle arabadan indiler. Damon yaverine ve muhafızlara gerekli direktifleri verirken:

-Her ihtiyacınız karşılanacak, şehirde adım attığınız vakit muhafızları da yanınıza alacaksınız. Turnuva saatler içerisinde başlayacak. Diğer soylularla tanışmak isterseniz Altınhan’a geçin. Benim Kızıl Kale’de küçük bir işim var.
Bethy kocasının ilgisizliğinden mütevellit hoşnut değildi. Leydi Ashales yaşlılığa yenilip hemen konağa çıktı. Johanna dev şehirde yalnız başına kalmak istemedi:

-Lordum bırakın ben de sizinle geleyim.

-O halde Bethy, sende ablam ve bize katılır mısın?

-Elbette lordum, elbette.

Üçü beraber Kızıl Kale’ye doğru yol aldılar. Yürürken Bethy eşine küçük sorular yöneltti ancak Damon, bunları ruhsuzlukla cevaplayınca, Bethy susması gerektiğini anladı. Güzel bir kadındı Bethy. Kızıl Tully saçları, mavi gözleri, kış kadar beyaz teni, oldukça güzel bir vücudu ve hanım hanımcık bir leydiye yakışan tavırları. Damon’a âşıktı. Damon ona değildi. Ama yinede Bethy’e değer veriyordu. Eşiyle evleneli bir yıl olmamıştı henüz. Johanna ise bir Lannister güzelliğine sahipti. Uzun altın saçları, küçücük elleri, insanın içini ısıtan bir sesi vardı. Ya Damon? İşte o tam bir Lannister aslanıydı. Yeşil gözler, orta uzunlukta sarı saçları, keskin zekası ve ölümcül bir sessizliği…
Şehirdeki halk gözlerini dikmiş geçenleri izliyordu. O sırada Kralmeydanı’ndan geçen İki kardeş tüm halkın dikkatini çekebilecek kişilerdi.

Damon ve yanındakiler Kızıl Kale’ye giderken yolda bu iki kardeşle karşılaştılar. Bu iki kardeş ejderha ailesinin üyeleri Daerys ve Daeron’dan başkası değildi. Daerys atılgan davrandı:

-Aaa altın saçlı Lannisterlar, siz Lord Damon olmalısınız. Ben Leydi Daerys Targaryen.

Damon memnuniyetini dile getirirken kızın güzelliği karşısında biçare bakakaldı. Bu uzun sürmedi ve Damon boğazını temizleyerek yanındakileri tanıttı. Daeron Targaryen ise küçük bir selam verip Kızıl Kale’ye doğru gitmeleri gerektiğini kız kardeşine hatırlattı. Damon ise bunu bir fırsat olarak gördü:

-Biz de Kızıl Kale’ye gitmek maksadıyla yürüyorduk. Biz eşlik etmek ister misiniz?

Johanna kardeşinin bu davetinden hoşlanmadı ancak lordu olduğu için ses de çıkarmadı. Kralmeydanı’nda karşılaşan iki ailenin üyeleri birlikte Kızıl Kale’ye doğru yola koyuldular. Yolda Daerys ve Damon’un gizli bakışmaları neyse ki Bethany Lannister tarafından görülmedi.

Kızıl Kale’ye girdiklerinde Damon izin alarak bu kafilenin yanından ayrıldı. Onun asıl yolculuğu El Kulesineydi. El Kulesi’nin şekilsiz ve zorlayıcı merdivenlerini bir bir adımlarken sonunda kapıya ulaştığını gördü. Muhafızlardan izin isteyip içeri girdi. Çiçeği burnunda Kral Eli Cleos Baratheon’un masa başında bir şeyler imzalarken buldu. Bu hengâmenin içinde yine de Cleos ona cevap verdi:

-Konseydekilere sizi karşılaması için emir vermiştim. Umarım bu konuda gücenmemişsinizdir. Zira yeni bir kral eli olarak birikmiş bir sürü lanet kâğıt parçasına imzalamam gerekiyor.

-Ah tabi lordum. Sizin kasıtlı olarak gelmeyeceğinizi düşünecek değilim ya!

-Bahse varım aklından geçti. Ne düşündün hanene leke sürdüğümü falan mı? Emin ol bunu yapacak olsam daha yaratıcı yollardan denerdim.

-Sonunda konuşmamızın ciddiyetinin artması beni sevindirdi lordum. Lord Velaryon’un idamı diyarda ses getirdi.

-Lord Mathis Velaryon bir haindi. Bir kaynağa krallık hazinesinde para aktarıyordu. Bu kaynağın kim olduğunu bulmaya çalışıyorum.

-Eminim ki bu kaynağın Lannisterlar olduğunu düşündünüz değil mi?

-Elbette düşündüm Damon, yanıldığımı onaylaman gerekir öyle değil mi?

-Ne düşündünüz lordum hanenizi dolaylı yollardan çökertmeyi çalıştığım mı? Emin olun ben de bunu yapacak olsam daha yaratıcı yolları denerdim. Ve bir Lannister’ın altına ihtiyacı olduğunu söylerseniz, söylediğiniz herkes size bir kahkahayla karşılık verecektir. Ayrıca Kızıl Kale’de Targaryen olmasına izin vermeniz çok ilginç?

-Sen de biliyorsun ki ailelerimizin bir anlaşması var.

-Kızılejder Antlaşması, Fırtına Barışı’nı başlatan antlaşma öyle değil mi?

-Yüce üstatlarımızın yanlış bir isim vermişler bu döneme. Evet diyarda bolluk ve bereket var ancak hanedanımız çöküntü içerisinde. Biz Baratheonların sözleri, Öfke bizimdir. Ailemizin adını taşıyan herkese çocukluğunda: ‘’Bırakın kışın karları, kayanın altınları, düzlüklerin çayırları onların olsun öfke bizimdir. ‘’ diye öğütlerdik. Büyük savaşçılardık, ama bu barış dönemi bize bir lanet gibi çöktü. Fırtına Barışında kaç tane komutan-kral çıkardık, hiç ! En büyük vasfımız savaşçılığımızken şimdi o vasıf kaybolmak üzere. Son yüz yılımız ağabeyim Harys gibilerle dolu. Bu döngüyü değiştirecek kişi merhum ağabeyimiz Robert’tı. Ancak ölümünün üstünde yıllar geçti ve gizemi hala aydınlanmadı. Son yüz yirmi yıl diyarın bereketi, Baratheon krallarının lanetidir.

Kral Eli Cleos Baratheon bu sözleri Damon’a söylediği için bir an pişmanlığa düştü. Masadan kalkarak,

-Hadi bakalım Lannister, kazanmam gerek bir turnuva beni bekliyor.
[size=medium]
[/size][color=#ffcc33]CLEOS BARATHEON[/color]

Sör Cleos turnuvanın finalinde kendinin olmasını çok istemiş ve bunun için gayret etmişti. Üç kral muhafızı, iki Vadi şövalyesi ve yarı final turunda ise Lord Daeron Targaryen’i atından düşürmüştü. Cleos hiç olmadığı kadar formundaydı. Atının üstündeki Cleos etrafa göz gezdirdi. Şen Kral Harys Baratheon ve arkasında duran yaveri sürekli kralın kadehini Arbor şarabıyla doldurmakla görevliydi. En yüksekte bulunan kral ve onun altında diyarın azam lordlarına ayrılan şeref locası vardı.

Başta oturan Dorne Prensesi Ellaria Martell. Yanında geveze ve yaşlı Güney Muhafızı Harral Tyrell. Fırtına Toprakları’ndan uzaktan kuzenleri olan orta yaşlı ve bilge Lord Edward Baratheon. Vadinin genç ve yakışıklı Lordu Roberion Arryn. Tullyler’in güler yüzlü ve güçlü lordu, Serwyn Tully. Gümüş kafalı Ejderhakayası Lordu Daeron Targaryen. Essos’un Yağmacısı ünlü korsan Terryard Greyjoy, Kuzeyin soğuk ve heybetli lordu Rodrik Stark ve en sonda yer alan Batı Muhafızı Damon Lannister…

İzleyiciler Sör Cleos’tan yana tezahürata başlamışlardı. Cleos Baratheon, boynuzlu çelik miğferini kontrol etti. Siyah atının üzerinde karşıdan gelen beyaz atlı, turuncu güneş armalı zırhıyla göz alan Quentan’a doğru sürdü. İki savaşçı turnuva meydanının tam ortasında karşı karşıya geldiler. Mızraklardan birisi rakibin üzerinde kırıldı ve onu atından düşürdü. Kalabalık şaşkındı ama kazanan tarafa tezahürat etmeyi eksik etmediler. Sör Cleos yerdeyken, kalabalığın miğferini çıkarmış Prens Quentan’a ettikleri tezahüratı ve Şen Kralın kahkahaların işitti. Şu lanet Lord Lannister’ı görmek istiyorum. Acaba düştüğümde gülüyor muydu? Damon ise o sıralar yanındaki lordlarla konuşuyordu. Yaverleri Cleos’un atını götürürken şövalye yavaşça doğruldu.

İşte şimdi turnuvaların en merak edilen yerine gelinmişti. Şampiyon Prens Quentan’ın bir leydiyi güzellik kraliçesi seçmesi gerekliydi. Prenses anne Ellaria, oğlunun hamlesini dikkatle izliyordu. Atının üstündeki Dorne Prensi yavaşça atını seyircilere doğru sürdü. Ve diyarın en güzel çiçeklerden yapılma Güzellik Kraliçesi tacını Gümüş Leydi’ye Daerys Targaryen’e uzattı. İşte şimdi ilginçleşiyor. Daerys bu tacı alıp kafasına taktığında, seyirciler de bir derin oh çektiler ve tezahüratlar bu sefer Gümüş Leydi’ye idi.

Sör Cleos ise üzerini değiştirmek üzere çadırının yolunu tuttu.

Cleos’un zırhı görkemliydi. Geyik boynuzu işlemeli çelik katman zırh, çelik boynuzlu miğferinin yanında Valyria harikası kılıcı Fırtınagetiren muhteşem bir uyum yakalamıştı. Akşama doğru Kızıl Kale’nin büyük salonunda bir ziyafet olacaktı. Buna da hazırlanmak icap etti. Siyah üzerine sarı desenli bir giysi tercih etti. Siyah çizmeler ve el rozetiyle çok şık görünüyordu. Ancak bu onun pek umurunda değildi. Yaverine zırhını teslim ettikten sonra Kızıl Kale’deki ziyafete hazırdı. Ve istikametini Kızıl Kale’ye çevirdi.

Ziyafet salonu büyüktü zira katılım çok yüksekti. Cleos kral ağabeyinin yanında kendine ayrılan yere geldi. Gülüşmeler ve şakalar gırla giderken, elinde kadehiyle doğrulan Daeron Targaryen söz aldı:

-Majesteleri, lordlarım ve leydilerim! Fırtına Barışı’nın bu kutlu gününde yüce kralımıza izin verirlerse söyleyeceklerim var.

Şen Kral nadiren elinden kadehini bırakırdı. Ve bu da anlardan biriydi. Dikkat kesilmiş şekilde, Targaryen Lordu’na bakıyordu.

-Sizi dinliyorum Lord Daeron.

-Müteşekkirim majesteleri. Bugün ki turnuvada şampiyonumuz Prens Quentan’ın da tescillediği üzere diyarın en güzel kadınlarından birisi kız kardeşim Daerys’dir. Kız kardeşim tarihten hoşlanır, ve sizin hanedanınızın tarihine çok hayrandır. Dolayısıyla size de! Size iyi bir eş olabileceğini düşünüyorum majesteleri eğer siz de uygun görürseniz tabi.
Ziyafet masasındaki soylular yanında kim varsa fısıldaşmaya başladı. En sonunda elinde yeni dolmuş şarap kadehiyle ayağa kalkan Şen Kral Harys Baratheon:

-O halde lordlarım ve leydilerim sizleri yüce kralınızın yeni izdivacı nedeniyle kadeh kaldırmaya davet ediyorum! Müstakbel eşim olacak Leydi Daerys’e !
Kadehlerini kaldırıp sonra kafaya diken davetliler yerlerine oturdular. Tam da bu sırada hiç içilmemiş bir kadeh yere düştü. Çok geçmeden bunun Damon Lannister’a ait olduğu anlaşıldı.

[color=#cc6633]ELLARİA MARTELL[/color]

Prenses Ellaria Martell, evlilik haberinden sonra kale balkonuna çıkıp şehri izleyen Damon Lannister’a yaklaştı. Genç Lord Lannister, Ellaria’yı fark edince ona seslenmeyi de ihmal etmedi. Ellaria Martell, genç lordun şehri seyredişine eşlik ederken:

-Bu evlilik sizin için zor olmalı Lord Damon.

-Ona âşık değilim, onu daha bugün gördüm, ona âşık olmuş olamam, olmamalıyım.

-Yedi Krallıkta aşk uğruna neler yapılmadı ki öyle değil mi?

-Ya Dorne’da neler oldu?

-Dorne romantik âşıklar için harika bir mekândır. Çölün ortasında yükselen kalemiz Güneşmızra…

-Ancak ben kocanızı kastetmiştim. Evliliğiniz ilk yıllarında öldü ve tekrar evlenmediniz. Ona sadakatle âşık olmalısınız.

  • Kocam, Özgür Şehirlerden bir denizciydi. Gençliğimizde tanıştık ve evlendik. Bana âşık olduğunu söylerdi. Genç bir kız olan ben ona inanırdım. Evliliğimizin üstünden bir sene dolmamışken ben Quentan’a hamileydim. Gebeliğim dolasıyla ilişkiden uzak duruyorduk. Bir gün Güneşmızrak Ahırları’nda seyisin karısıyla beni aldatırken buldum. Beni fark etmediler. Ben onun çocuğuna hamileydim ve bu sebeple sevişemediğimizden o bu lanet ihtiyacı başkasında karşılıyordu. Bense Kum Yılanları’na emir verdim ve yine bir gün ahırlara giderken kocam sevişeceği kadını bir muhafızımla birlikte olurken gördü. Nasıl bir duygu olduğunu bilmesini istemiştim. Ardından o muhafız sandığı suikastçım onu kısmı felç zehriyle zehirledi. Seyisin karısı serbest bırakıldı ve Essos’a sürüldü. Kocam ise o ahırda önce aletini kaybetti. Ardından Kızıl Dağlar’da bir yılan çukuruna atıldı. Onu hiç özlemedim.

-İçimi aydınlatan bir aşk hikâyesi değildi Prenses hazretleri.

  • İçini aydınlatmak mı hah! Amacım bana yanlış yapıldığında neler yapabileceğimi göstermekti. Senin daha zeki olduğunu düşünürdüm Damon Lannister. Diyardaki dedikodulara göre Baratheon saltanatından hoşnut değilmişsin.

-Bu bir sır değil Prenses Ellaria, ancak bir sırdan haberim var. Lord Velaryon sizin adamınızdı. Ve Kral Eli olarak kraldan çok size hizmet etti. Ancak nedenini anlayamıyorum. Bu teşebbüsünüzü onaylıyorum ve size müttefiklik çağrısı yapıyorum.

-Beni yakaladın Lannister ancak ben zaten bir ittifakın içerisindeyim.
Bu ikili konuşurken içeriye Gümüş Lord Daeron Targayen girdi:

-’‘Prenses Ellaria yeni müttefikimizin bir Lannister olacağını düşünmemiştim.’’ Damon şaşkındı:

-Kız kardeşinizi Şen Kral’a gelin verirken bu ittifakı zedelediniz lordum.

-Ve kardeşime âşık bir lord daha çıktı karşımıza. Siz evlisiniz Lord Lannister kız kardeşimi metresiniz mi yapacaktınız yoksa?

-Şen Krala gelin gitmesinin adil olduğun mu savunuyorsunuz yani!?

-Adalet mi ? Yapma Lannister, Beş Kralın Savaşı’nı duymuş olmalısın. Kral I. Stannis adaleti tesis etmek için kayanın aslanlarının soyunu kurutmak üzereydi. Ancak adalet naraları atan kral, bir hain tarafından zehirlendi. Tanrıların adaleti olsaydı, adalet uğruna uğraşan Baratheon Kralını korumaları gerekirdi. Adalet görecelidir. Kız kardeşime gelince içerideki adamımız Kral Eli’ydi. Bu kozumuzu kaybettik, ve yeni kozumuz yine yüksek bir konumda olmalı.

  • Ve o kozumuz kardeşiniz Daerys…

İki erkeğin tartışması ittifakı zora sokmak üzereyken Prenses Ellaria durumu yatıştırdı. Damon Lannister’ın soruları vardı ilki ve en önemlisini yöneltti:

-Bu ittifakımızın amacı nedir peki?

Daeron Targaryen araya girdi:

-Hanedanım isyancılar tarafından devrildiğinde, atalarından Lord Tywin Lannister’ın ihaneti Targaryenlara bir taht borçlanmanıza neden oldu. Ve bir Lannister her zaman borcunu öder. Şimdi geri ödeme vakti Batı Muhafızı Lord Damon Lannister.

[b][color=#cc6633]QUENTAN MARTELL

[/color][/b]Turnuva şampiyonu Quentan Martell, leydiler tarafından yoğun ilgi görüyor ve müstehcen şakalara maruz kalıyordu. Lord Dondarrion’un kızından bir gecelik ahlaksız bir teklif dahi almıştı. Ama bunu önemsemedi. Gözü başka bir kadını arıyordu. O kadın ziyafet masasında oturuyordu. Yanı boş olan Daerys Targaryen’in yanına oturdu. Ve hiç durmadan söze atıldı:

-Leydim ?

-Merhaba Prensim, Turnuvadaki yeteneğiniz ve cesaretiniz bütün kadınların gözlerini kamaştırdı.

-Çok incesiniz leydim, inanın bana Köle Körfezindeki dövüş çukurlarında dövüşmek daha zordu. Ama böyle güzel leydilere rastlamak çok güçtü.

-Dar Deniz’in ötesindeki hikâyelerinizi dinlemeyi çok isterdim lordum ancak belki başka zaman.

-Tabii ki, bu arada size verdiğim tacın uğurlu geldiği aşikâr, yakında kraliçe olacaksınız.

-Aaa taçtan söz etmişken. Ziyafette bu tacı takmak gelenektir ancak kötü bir hırsız tarafından çalındı. Üzgünüm prensim.

-Hırsız mı? Benim daha iyi bir tahminim var.

Quentan neşeyle izin isteyerek Kızıl Kale’de Marteller için ayrılan özel daireye girdi. Odada kimse yoktu. Yatağının üstünde Güzellik Kraliçesi’nin tacını ve üstünde bir not olduğunu fark etti. Notu eline aldı:

[align=center]Yılanlar bu günlerde hırsızlığa başladı. Belki de sadece kıskanç yılanlardır bu hırsızlar…
[/align]
Quentan notu yerine bıraktı ve odaya balkondan sızan Myriah’a baktı. Myriah kısık sesle ve bir utanç edasıyla Quentan’a doğru yürümeye başladı:

-Belki de sadece âşık yılanlar hırsızlık yapıyordur, prensim.

Quentan Martell; siyah uzun saçlı, güzel yüzlü narin ve ölümcül Myriah’a yöneldi:

-Sadece benden daha güçlü bir kadına âşık olacağımı bilmem gerekirdi. Seninle tanışalı çok olmadı, ilk görüşte aşka inanmam ama senin o ilk gülüşünde kesinlikle bir şeyler olmalı.

Myriah, iltifatla karışık bu itiraf neticesinde Quentan’ın dudaklarına yapıştı. Kızıl Kale hanedanların entrikalarıyla sarsılırken, iki genç tüm bunlardan uzakta yaşamlarının en mutlu gecelerini geçirdiler…


#2

GÜNCELLEME NOTLARI

    1. Bölüm eklendi. (22.06.2017)
    1. Bölüm eklendi. (23.06.2017)

#3

Güzel olmus, begendim :slight_smile:
POV’lari merakla bekliyorum.
Bu versiyonda Robert Lyanna’sina kavusmus mu? :smiley:


#4

Çok teşekkür ederim :slight_smile:
Şimdi Baratheon saltanatı başlatan olay Robert’ın İsyanı ve bu isyanı tetikleyen birincil neden Robert’ın, Lyanna’ya aşkı. Lyanna Stark yine ölmekte, Robert yine aynı Robert aşık, sarhoş, öfkeli. Cersei ile evli. Kraliçe Reformları döneminde ise Kraliçe Argella, I. Robert’ın tarihe geçen ‘’ Birileri onu benim elimden aldı ve bıraktığı boşluğu yedi krallık bile dolduramadı’’ sözlerine istinaden (her ne kadar kitapta böyle bir söz olmayıp sadece dizide işitilse de) Yaslınöbet’e, Robert’ın naaşı defnedilirken, Stark’larla anlaşılıp Lyanna’nın naaşı da Kralmuhafızları’nın koruduğu bir kafileyle Ağlayan Şehir’e Kral Robert’ın yanına defnediliyor.


#5

Anladim, tesekkürler cevap için :slight_smile:

Valla böyle farkli versiyonlar, hayranlarin yazdiklari falan hosuma gidiyor, ki siz gerçekten güzel bir giris yapmissiniz. Geçmise de gidersiniz umarim, sizin bu versiyonda Jon, Dany, Tyrion, Arya, Sansa falan filan, onlara neler oldu merak ediyorum :slight_smile:


#6

Öykü kendi konusuna odaklansa da malum yerlerde göndermeler ve hicivler düşünüyorum. Kral Stannis’in saltanatı tam olarak Karasu Savaşı’nı kazanmasıyla başlıyor. Öykünün ilerleyen bölümlerinde oralara, hikayenin adının nereden geldiğine hepsine değineceğim. Kafamda son bir şeyleri de oturtup, yazmaya başladım. Hazır olduğunda yayınlayacağım. Ancak Eğer isterseniz bonus kısım gibi bir şey yapıp tıpkı Kavram Sözlüğü’nde olduğu gibi Buz ve Ateşin Şarkısı serisi karakterlerine neler olduğunu yazabilirim. Ancak benim isteğim, o hikayenin nasıl sonlandığını okuyucunun özgür hayal gücüne bırakmak ve Kralların Laneti serisine odaklanmak.


#7

Valla ben bu tarz yazıları çok seviyorum. Bilen bilir forumda daha önce de hayali bir seri vardı. Bir Baratheon kadını hakkında. Sonunda Renly kral olmuştu falan. Heyecanla bekliyorum.


#8

Leydi Baratheon’du galiba değil mi ? Enelya Baratheon’u anlatıyordu zannımca. O da güzel bir seriydi. Bilmiyorum bakalım kalite açısında o raddeye gelebilir miyim


#9

Evet evet Enelya olması lazım. Ama erkenden bitirme :smiley:


#10

Doğunun muhafızı vardı oda çok güzeldi.
Jon Arryn in büyük oğlu stannis in himayesinde yetişiyor ve 5 kralın savaşında vadi stannise katılıyordu.
Vadinin akıbetini merak ediyoruz,
Devamını bekliyoruz Loren kardeşim.


#11

Keşke Lyanna Robert’ın yanına defnedilmeseymiş. Sonuçta kadın istemiyormuş. Argella seni sevmiştim ama biraz soğudum şu an.


#12

Argella her ne kadar muazzam bir kraliçe olsa da sonuçta oda bir Baratheon. Hanesi adına kararlar almış, doğru yanlış bilemiyoruz. Bu kurgu eğer sizlerin hoşuna giderse, kısaca değindiğim; İkizlerin Savaşı, Kraliçe Reformları gibi olayları öykülemeden ‘lore’’ tarzında anlatmayı düşünüyorum.


#13

Yazar sizsiniz, patron sizsiniz, nasil uygun görürseniz öyle olsun :smiley:

Merakla bekliyorum, ilhaminiz bol olsun :slight_smile:

EDIT : @“Queen Arianne” Bence Argella’dan önce buna müsaade eden Stark lorduna “kizmaliyiz” :smiley:

@“Loren Lannister” Stark’lar var degil mi? Yoksa sizin versiyonda da sanssizliklari sürdü ve soy kurudu mu? Kuzey Stark’siz olmaz :smiley:


#14

Çok çok çok teşekkürler :slight_smile:
Peki siz okur olarak Kavram Sözlüğündeki hangi olayın detaylıca anlatılmasını isterdiniz ?

EDİTE CEVAP:
@Queen Arianne
@Stargaryen
Büyük hanelerde konum değişmesi yok. Yukarıda yazmıştım. Sadece, Lannisterlar eski ihtişamından uzak, Marteller geçmişteki savaşlardaki tarafsızlıkları nedeniyle oldukça güçlendiler. Tabi bunda Quentan’ın Essos’taki bağlantıları da etkili. Stark lorduna kızmayın çünkü Kraliçe Argella diyarda çok sevilen ve saygı duyulan bir karakterdi. Yine de Argella’nın böyle bir karakter olmasını abartı bulabilirsiniz, saygı duyarım.


#15

@“Loren Lannister”

Aa evet öyle yazmistiniz, pardon :confused:
Yok ben abartili bulmadim Argella’yi, öyle “komiklik” olsun diye yazdim zaten onu, hani simdiden yorumlara baslamisiz gibi falan filan :smiley:

Kizilejder Savasi, Kizilejder Antlasmasi ve Ikizlerin Savasini merak ettim en çok, bunlar hakkinda detay isterim :slight_smile:


#16

En çok merak etdiğim şey Daenerysin ejderhalarına nolduğu?


#17

@Stargaryen
@argos
İlk bölümü yayınlama telaşem bitsin ardından o kısımlarında dahil olduğu Krallın Laneti serisi için geniş bir lore hazırlayacağım :slight_smile:


#18

Emek harcamışsın @Loren Lannister arkadaşım ve oldukça özenli ve güzel yazmışsın, düşünmüşsün. Tebrikler ve devamını bekliyorum :slight_smile:

Bir-iki önerim var, eğer değerlendirmek istersen. Kıtaların “barış” sonrası siyasi durumlarını merak ettim. İnternetten boş Westeros & Essos haritası bulup siyasi durumu gösterebilirsin. Bir de internetten dizi-film soundtrackları bulup ekleyebilirsin. Hoşuna giderse tabii, bunlar benim zevkim :slight_smile:

Birde arkadaşların da belirttiği gibi “eski” kahramanlara ne olduğu merak konusu :slight_smile:


#19

@“Loren Lannister” her hanedan için bir soy ağacı yapmayı düşünür müsün? Ben şahsen Martelllerin kimin soyundan geldiğini merak ettim. Arianne’e ne oldu Trystane ve Myrcella evlendi mi gibi.


#20

@Queen Arianne Bu ciddi bir emek ister. Ve kendi öyküme odaklanmama engel oluşturur. Onun yerine ilerleyen vakitlerde taht oyunları serisinin karakterinin akıbeti ne oldu gibi bir lore yazacağım. Öylesi uygun olur mu ? Merak etme Martelleri atlamam :slight_smile: