Margaery ile ilgili anlamadığım bir nokta


#1

Şimdi henüz belli değil mi yoksa benim mi anlamamam bilmiyorum ama Margaery gerçekten Cersei’in yattı dediği kişilerle yatmış mı ve hala bakire mi anlamadım. Bir de bazı olayları kaçırıyorum ben. Sonra başka yerlerde anlıyorum size de oluyor mu?


#2

Karışık olay örgüsü ve düzgün bir zaman çizelgesi olmadığı için normal bir durum.

Şimdi bu Margeary yattı mı olayında şöyle bir durum var, Margeary’nin Pycelle’den ay çayı istediği söyleniyor. Ay çayının ise tek bir işlevi var. Ancak buna kesinlikle inanmıyorum. Normalde bir insanın başına böyle bir şey gelse saray gibi her yerde kulak olan bir mekanda Lannister yavşaklığıyla bilinen bir adamı geçtim kendi kuzenine söylemeye bile tırsması lazım. Hayır ay çayının tekeli Pycelle’de değil ki. Bunların da bir sürü Maester’ı, onu bunu falan olması lazım. Olmadı kılık değiştir git yol kenarındaki bir septten getirt. Cersei bu adam hakkında yalancı şahitlik yaptırtıyor.

Ama Margeary tedavi edild ve bakire olmadığı ortaya çıktı. Margeary akıllı bir kız ben nişanlıyken biriyle ilişkiye girdiğini pek düşünmüyorum ama evlenmeden önce yapmış olabilir. Ya da Myr’li kadının dediği gibi Renly ile yatmış olabilir bilemiyoruz.

Öte yandan Cersei soylu kadınların at üstünde bindikleri için kızlık zarlarının küçük yaşlarındayken yırtıldığını, dolayısıyla gerdek gecesinde kanamanın genelde köylü kadınlara mahsus olduğunu düşünmüştü bir keresinde. O septalar biraz daha ayak takımından gelmiş gibi duruyordu. Yani bakire olmaması meselesi attan dolayı zarın yırtılmasıyla ilgili de olabilir ve septalar bunu düşünmemiş olabilirler. Tabi bunun haricinde zarın yırtılmış olmasını kontrol etmekten başka bir yöntem biliyorlar mı anlamak için bilmiyoruz.


#3

ben bu olaya farklı bakıyorum bence hala bakire yada lezbiyen Margeary
çünkü yüce septa 2 kraliçeyi suçlayıp yargılayarak halka ve krallığa ben kraldan daha güçlüyüm mesajı vermek istedi kısmende verdi. Eğer halk Margeary yi bu kadar sevmeseydi ona da yapmadıklarını bırakmazlardı ama bir defa suçlamış oldular güven ve sadakatini kaybetmemek için (malum onlardan besleniyorlar ) Margeary yi yalandan bırakmış oldular ama daha önceden yalandan yada gerçek suçlamalarını geri çekemediler hem şahit vardı hemde kendilerini daha kötü gösterirlerdi.
Ay çayı meselesi cidden tuhaf Margeary yada etrafındakilerin salak olması lazım

daha basit yol var evli karı koca olur aralarında o evli kadın kendine gibide ister

buna ihtimal vermiyorum o zaman bakire demezdi Tyreller sonuçta kocası olmuş onla yatmış niye saklasınlar ki yani saklamaları için sebep yok
o Myr li kadın kimin ajanı ise iyi doldurdu Cersei yi


#4

Kraliçenin dudakları gerildi. “Son zamanlarda Leydi Margaery’nin yanında çok fazla vakit geçiyorsun.”

“Evet. Evet. Ben… Kraliçe Margaery, Sör Loras’ın başına gelenler yüzünden perişan. Majesteleri Kraliçe’ye uyku ilaçları ve… bazı iksirler veriyorum.”

“Şüphesiz. Söyle bana, Lord Gyles’ı öldürmeni küçük kraliçemiz mi emretti?”

“Ö-öldürmek?” Yüce Üstat Pycelle’in gözleri haşlanmış yumurtalar kadar büyüdü. “Majesteleri buna inanıyor olamaz… Lord Gyles öksürük yüzünden öldü. Ben… Kraliçe Margaery asla… onun Lord Gyles’a karşı bir kini yoktu, Kraliçe Margaery neden onun…”

“…ölmesini istesin? Tommen’ın konseyine yeni bir gül ekmek için tabii ki. Kör müsün yoksa satın mı alındın? Rosby onun yolunda duruyordu, o da Rosby’yi mezara soktu. Senin yardımınla.”

“Majesteleri, size yemin ederim, Lord Gyles öksürüğü yüzünden öldü.” Pycelle’in ağzı titriyordu. “Ben her daim tahta ve diyara sadık kaldım… ve La-Lannister Hanedanı’na.”

Pycelle korkuyla iki büklüm oldu. “Ay çayı,” diye fısıldadı. “Şey… şey için…”

“Ay çayının ne işe yaradığım biliyorum.” işte bu kadar.

Karakazan bıyığının ucunu çiğnedi. “Onları iş üstünde yakalamalıyız.”

“Nasıl? Qyburn’ün gözleri gece gündüz Margaery’nin üstünde. Kızın hizmetkârları benim sikkelerimi alıyor ama bana önemsiz havadislerden başka bir şey getirmiyor. Kızın kapısının dışındaki kulaklar sadece şarkılar ve dedikodular duyuyor. Şu âşığı henüz kimse görmedi.”

“Margaery öyle kolayca yakalanmayacak kadar akıllıdır,” dedi Leydi Merryweather. “Margaery’nin kadınları, onun kale duvarlarıdır. Margaery’yle uyurlar, onunla dua ederler, onunla kitap okurlar, onunla dikiş dikerler. Margaery, kuş avına gitmediği ya da at gezintisine çıkmadığı zamanlarda, küçük Alysanne Bulwer’la şatoma gel oynar. Etrafta erkekler varken, Margaery’nin yanında rahibesi veya kuzenleri olur.”

“Ara sıra eşlikçilerinden kurtuluyor olmalı,” diye ısrar etti kraliçe.” Sonra aklına bir fikir geldi. “Margaery’nin leydileri de bu işin bir parçası olabilir… hepsi olmasa da bazıları.”

“Kuzenleri mi?” Taena’nın sesi kararsızdı. “Kızların üçü de Margaery’den daha küçük ve daha masum.”

“Bakire beyazları giymiş iffetsiz kızlar. Bu sadece onların günahlarını daha sarsıcı yapar. İsimleri utançla anılacak.” Kraliçe, zaferin tadını ağzında hissedebiliyordu.

Mavi Ozan’ın itirafı geliyor.

Kara hücrelerde bile, şarkıcının ağzından inkâr, dua ve merhamet yakarışlarından başka bir şey alamadılar. Çok geçmeden, şarkıcının kırık dişlerinden çenesine doğru kan boşalıyordu ve adam koyu mavi pantolonunu üç kez ıslatmıştı ama yalanlarında hâlâ ısrar ediyordu. “Yanlış şarkıcıyı almış olmamız mümkün mü?” diye sordu Cersei.

“Her şey mümkün Majesteleri. Endişelenmeyin. Gece bitmeden itiraf edecek.” Qyburn zindanlarda kahverengi yünlüler giyiyor ve siyah bir demirci önlüğü takıyordu. Mavi Ozan’a döndü, “Muhafızlar sana sert davrandıysa özür dilerim,” dedi. “Maalesef hepsi nezaket yoksunu.” Sesi nazikti, şefkatliydi. “Senden sadece gerçeği istiyoruz.”

“Size gerçeği söyledim,” diye hıçkırdı şarkıcı. Demir prangalar onu soğuk taş duvara yapıştırmıştı.

“Biz işin aslını biliyoruz.” Qyburn’ün elinde bir ustura vardı, keskin kenarı meşale ışığında hafifçe parlıyordu. Qyburn şarkıcının giysilerini kesmeye başladı, sonunda adamın üstünde mavi çizmelerinden başka bir şey kalmadı. Cersei, şarkıcının bacaklarının arasındaki kılların kahverengi olduğunu görünce neşelendi. “Küçük kraliçeye nasıl zevk verdiğini anlat,” diye emretti.

“Ben asla… ben sadece şarkı söyledim, şarkı söyledim ve ut çaldım. Kraliçenin leydilerine sorun. Onlar her zaman yanımızdaydı. Kraliçenin kuzenleri.”

“Kızların kaçıyla yattın?”

“Hiçbiriyle. Ben sadece şarkıcıyım. Lütfen.”

“Majesteleri,” dedi Qyburn, “belki de bu zavallı adamın yaptığı tek şey, Margaery diğer âşıklarını eğlendirirken onlara şarkı söylemekti.”

“Hayır.Lütfen. O asla… Ben şarkı söyledim, sadece şarkı söyledim.”

Şafak söktüğünde şarkıcının mavi çizmeleri kanla doluydu ve adam sonunda konuşmuştu; Margaery’nin kuzenleri Mavi Ozan’a ağızlarıyla zevk verirken, küçük kraliçe onları izliyor ve kendi kendini okşuyordu. Diğer zamanlarda, Margaery şehvetini diğer âşıklarıyla tatmin ederken Mavi Ozan onlar için şarkılar söylüyordu. Kraliçe, “Diğer âşıklar kim?” diye sordu ve sefil Wat; Uzun Sör Tallad, Lambert Turnberry, Jalabhar Xho, Redwyne ikizleri, Osney Karakazan, Hugh Clifton ve Çiçek Şövalyesi isimlerini telaffuz etti.

Cersei bundan hiç memnun olmadı. Ejderha Kayası kahramanının adına leke sürmeye cesaret edemezdi. Ayrıca, Sör Loras’ı tanıyan insanların hiçbiri buna inanmazdı. Redwyne ikizleri de bu işe karıştırılamazdı. Arbor donanması olmadan, diyarın Euron Kargagöz ve demiradamlardan kurtulması mümkün değildi. “Yaptığın tek şey, Margaery’nin odasında gördüğün adamların isimlerini söylemek. Biz gerçeği istiyoruz!”

“Gerçek.” Wat, Qyburn’ün ona bıraktığı tek gözle Cersei’ye baktı. Eskiden ön dişlerinin bulunduğu deliklerden kan kabarcıkları çıkıyordu. “Ben… yanlış hatırlamış olabilirim.”

“Horas ve Hober bu işin bir parçası değiller, öyle değil mi?” “Hayır,” dedi şarkıcı. “Değiller.”

“Sör Loras’a gelince… Margaery, yaptığı şeyleri ağabeyinden gizlemek için büyük zahmetlere girmiş olmalı, bundan eminim.”

“Doğru. Şimdi hatırladım. Bir keresinde, Sör Loras onu ziyarete geldiğinde, ben yatağın altına saklanmak zorunda kaldım. Margaery bana,
ağabeyim asla öğrenmemeli,
dedi.”

“Bu şarkıyı diğerine tercih ederim.” Büyük lordları bu işin dışında bırakmak en iyisiydi. Fakat diğerleri… Sör Tallad vasıfsız bir şövalyeydi, Jalabhar Xho bir sürgün ve bir yalancıydı, Clifton küçük kraliçenin muhafızlarından biriydi. Ve Osney, tatlıyı tamamlayan üzüm tanesiydi. “Gerçeği söylediğin için kendini daha iyi hissettiğini biliyorum. Bunu Margaery duruşmaya geldiğinde de hatırlamak istersin. Eğer yine yalan söylemeye başlarsan…”

Yüce Rahip

“Bütün insanlar günah işler, krallar ve kraliçeler bile. Ben de günah işledim ve bağışlandım. Lâkin itiraf olmadan, bağışlanma da olamaz. Kraliçe itiraf etmiyor.”

“Belki de masumdur.”

“Değil. Kutsal rahibeler onu muayene etti ve bakire olmadığına dair ifade verdi. Kraliçe, rahmindeki zina meyvelerini öldürmek için ay çayı içti. Kutsanmış bir şövalye, kraliçe ve kuzenleriyle cinsel ilişki kurduğuna dair kılıcının üstüne yemin etti. Kraliçeyle yatan başka adamlar da olduğunu söyledi ve bazıları kudretli bazıları da mütevazı adamlara ait pek çok isim zikretti.”

Marg. bakire değil ise değildir, at vs. bilmem ne ile olacak iş değil o; Cersei’nin söylediği o olay sadece batıl inanç… Batı kültüründe sanırım geçmişte böyle bir şey vardı gerçekten, hatta yan binerlerdi bindiklerinde, erkek gibi binmezlerdi.


#5

Cersei, bakire değil. İlk yaptığında batıl olup olmadığını kanamadan anlayabilirdi bence :/. Ama böyle düşündüğüne göre batıl inanç değil.


#6

Bana sorarsanız Margaery ve Cersei’in arasındaki fırtınayı Varya çıkardı. Kaç kitaptır ortada yok birden en son King’s Landing’de ortaya çıkıyor. Ne kadar iyi kılık değiştirdiğini de biliyoruz. Gizli gizli körükledi ateşi. Rosby’yi filan da o öldürdü bence.