Martin bize her şeyi söylüyor


#183

Toplamış etrafına embesilleri, kaybetirecekler kıza. :stuck_out_tongue: Çağırsın kıyak yaparım ben ona :smiley: Ama Jon oturacak tahta, o köşeye geçsin anlamam :smiley:

He yani dizide çok uçuk sahneler mi beklemeliyiz diyorsun? :smiley:

Sakin kalmayı beceremiyon Duyguuuuuu, ismin Duygu diye mi ne? :smiley:

Başka ne dedim ki onun için? Bir daha bak, kim kabul edecek ki onu? 7 ayrı krallık olur bunlar yine deyince işine gelir vs. dedin. Yooo bak ben asla diziden konuşmuyorum, biliyorsun(bir yukarıdaki konu istisna ki zaten pişman oldum, ne zaman dizi konusuna girsem pişman oluyom girmeyecem ya bir daha :smiley: ); okurken belki sen kendi kafanda diziyi de baz aldın… Lakin ben kitaptaki durumlardan bahsediyorum.

Ben ilk bunu dedim, sen Cersei dizideki gibi kraliçe olacak diye düşünüyorum, dediğinde.

YeniAy: Cersei bir Lannister olarak Barth adına hükmedemez çocukları olmadan. Barthlar bir kere yok olduğu zaman da Demir Taht’a kim oturacak meselesi karışmaya başlar. Lakin Cersei tahtı bırakmamak için de her şeyi yapar, orası kesin… Lannister Hanesi dışında hiçbir destekçisi olmadıktan sonra; sağdan soldan düşman kapısına dayandıktan sonra nasıl 7 Krallığın Kraliçesi olarak hükmedebilir ki? O zaman biz bir 7 krallıktan bahsedemeyiz artık; parçalanmış ve bağımsızlığını kazanmış 7 ayrı krallıktan bahsedebiliriz.

Sonra sen bunu yazdın: Is zaten o noktaya gidiyor bence kitapta. Dizide zaten öyle. Ve diyarin parçalanmis olmasi aslinda Cersei için avantaj biliyor musun? Hepsi ayri takiliyor, öyle yapmasalar, birlesip Cersei’nin üzerine giderler.

Sonra da böyle demişim: Dizide yahut kitapta 7 krallığın bağımsızlığını ilan etmesi Cersei’nin işine gelebilecek bir şey değil bence çünkü yöneteceğin bir 7 krallık yok ise nereyi yönetiyorsun? Kralın Şehrinin Kraliçesi misin sen? İyi, oyalan o zaman orada çocuk gibi. :smiley: Menzil sana yemek göndermesin, açlıktan geber. Euron tayfası denizleri yağmalasın, oradan da babayı alırsın. Zaten Targlar resmen şehre atlama üssü olan Ejderhakayasına çökmüş(çökecek yani), gelen geçen gemileri onlar bile engeller. Yani Renly bayrak açtığında Menzil yiyecek yollarını kesti diye şehirde açlık vardı.

Ben dururum, benim için önemli bir konu, sonuçta Cersei cephesi, seride önemli ana konulardan birini oluşturuyor. :smiley:

Tamam işte, sonra eklemişim yoruma “Kraliçe kraliçedir, diyor isen eyvallah.” dedim. :smiley: Lakin benim edindiğim izlenim “7 krallığın kraliçesi” meselesi idi ki zaten oldu da yani… Cersei orada bu soruyu sorduğunda “Tüm diyara hükmedecek kraliçe ben olacağım, değil mi?” diye sormadı… O küçük kız prens ile evlenip kraliçe olma hayali kuruyordu; o tarz bir kraliçe idi… Maggy ne dedi? “Evet, olacaksın. Bir süre… Sonra bir başkası gelecek…”

Cersei şu an kendini zaten “kraliçe olacaksın” kehanetinin gerçekleştiğine ve 'öteki kraliçe’nin de Marg. olduğuna inanıyor.

Düşün diyeceğim ama düşünsek bile elimize hiçbir şey geçmiyor… Eskiden en gizemli karakterin LF olduğunu düşünürdüm, fikir değiştirdim. Serinin en gizemli ve bilinmeyen karakteri Jaqen H’gar. :slight_smile: (böyle bir başlık mı açsak; forum üyeleri için olan En’ler gibi ? :smiley: )

Tamamen desteksiz olmaz aslında; ikisi de Braavos’tan geldiği için ‘bir ihtimal’ denebilir ama mantıken bir Yüzsüz Adam ile arkadaş olmayacağın için ihtimal çok düşük. Syrio neden Batıdiyar’a geldi? Bu konuda kitapta hiç bilgi yoktu, değil mi? Hatırlamıyorum. Viki’ye baktım bir bilgi girilmemiş bu yönde. Elin Braavoslusu, İki Kılıç; neden şeref duyduğu vazifesini bırakıp yabancı topraklara gelir? Ya kovuldu ya da öldü? :wink: Çok eminin olmasam da Jaqen ve Syrio aynı kişi, görüşü üzerinde daha çok duruyorum.

Ben de o olduğunu anlamamıştım, sen gibi nette konuşulurken öğrendim. Nasıl görüldüğünü unutmuşum. Anahtarı istiyor, çırak ihanet ederek anahtarı getiriyor ve ilginçtir bak; aynı Arya’nın ileride öldürdüğü ilk adam(vazife olarak) gibi zehirli para ile öldürüyor, dikkat ettin mi buna? :slight_smile: Garip bir durum mu bilmiyorum ama ilgimi çekti; Nazik Adam, Arya’nın taktiğini sonradan anlamıştı; ilk önce hırsızlık yaptığını sandı idi…

Dur bakayım bulacak mıyım konuları.

PATE: “Ejderhamı istiyorum.”

“Elbette.” Sikke ortaya çıktı. Simyacı, Rosey’nin onu Pate’le tanıştırdığı gece yaptığı gibi, sikkeyi parmak kemiklerinin arasında dolaştırdı. Ejderha hareket ederken sabah ışığında pırıldadı ve simyacının parmaklarına altın bir ışıltı verdi.

Pate ejderhayı adamın elinden kaptı. Avcunda altının ılıklığını hissetti. Sikkeyi ağzına götürdü ve ısırdı; adamların böyle yaptığını görmüştü. Doğruyu söylemek gerekirse, altının tadının nasıl olması gerektiğini bilmiyordu ama bir aptal gibi görünmek istemiyordu.

Ayaklarının altındaki kaldırım taşları hareket etmeye başladığında Pate ara sokağın yarısını yürümüştü. Taşlar kaygan ve ıslak, diye düşündü ama sebep bu değildi. Göğsünde çekiç gibi vuran kalbini hissedebiliyordu. “Neler oluyor?” dedi. Bacakları suya dönüşmüştü. “Anlamıyorum.”

“Ve asla anlamayacaksın,” dedi üzgün bir ses.

Kaldırım taşları Pate’i öpmek için yukarı çıktı. Pate yardım istemek için bağırmaya çalıştı fakat sesi de zayıflıyordu.

Pate’in son düşüncesi Rosey oldu.

ARYA: Yaşlı adam, bütün sikkeleri sayıp tatlarına baktıktan sonra, bir parşömenin üstüne bir şeyler karalıyor, parşömeni mühürlüyor ve kaptana veriyordu.

Nazik adam, Siyahın ve Beyazın Evi’nde çirkin kızı bekliyordu, tapınağın havuzunun kenarına oturmuştu. Çirkin kız adamın yanma oturdu, havuzun kenarına bir sikke koydu. Sikke altındı, bir yüzünde bir ejderha, diğer yüzünde bir kral vardı.

“Batıdiyar’ın altın ejderhası,” dedi nazik adam. “Bu sikkeyi nereden buldun? Biz hırsız değiliz.”

“Çalmıyordum. Adamın sikkelerinden birini aldım ama ona bizim sikkelerimizden birini bıraktım.”

Nazik adam anladı. “Adam, o sikkeyle ve kesesindeki diğer sikkelerle yaşlı adama ödeme yaptı. Kısa bir zaman sonra yaşlı adamın kalbi durdu. Böyle mi oldu? Çok üzücü.” Rahip, altın sikkeyi alıp havuzun içine attı. “Öğrenecek çok şeyin var ama umutsuz olmayabilirsin.”

Fazla gizemli fazla bilinmeyen… Gözümüzden bir şey kaçırıyoruz acaba… Ben de yabancı forumlara bir bakayım, bulursam bir şey yazarım inşallah.

Tamamdır, yani Yüzsüz Adamları Çok Yüzlüye tapar iken kapılarına onun yüzü yerine gece ile bağlantılı ay yüzü işlemişler ve kapının biri Büvet ağacı… Biz bunların sadece Valirya ile bağı var sanıyorduk ama bakarsın kuzeyle de bağı çıkabilir. :stuck_out_tongue:

Siyah geceyi; beyaz gündüzü mü işaret ediyor acaba? O zaman sadece o ay ne? Yani gece tarafında güneş; gündüz tarafında ay yahut tersi şekilde işlemek gerekmez miydi? Böyle bile olsa Yüzsüzler ile ne ilgisi olabilir böyle bir şeyin?

Onun Lyanna’ya benzettiğine dair bir işaret görmedim aslında; yani gördü, gülümsedi sonra ağlamaya çemkirmeye başladı… “Seni görüyorum.” dediği sırada gördü, anladı vs. ise bir şey diyemem elbette ama sen de bir yerde haklın; Lyanna’yı görmüş ise(ki ben bazen düşünmüyor değilim; kaçarken karşılaşmış olabilirler, yollarının üstü çünkü ve tahminler doğru ise Rhaegar bu kadınla sık görüşüyor) uyanmıştır işe… Fakat orada “Bana benim kederim yeter, seninkine de ihtiyacım yok…” diyor… Arya’nın kederini vs. görüyor; kayıplarını ve kaybedeceklerini(sonrasında anası kardeşi öldü zaten ki olacakları söylemişti öncesinde) galiba… Bu kadını bir daha görür müyüz acaba? :slight_smile:

:upside_down_face::rofl:

Uzun Gece’den sonra bağlantı kurulamaz diye bir şey yok bence… İlla o sırada olmaz gerekmez kanısındayım. Ötekiler ‘gece’ ve ‘ölümle’ bağdaştırılan yaratıklar ve Yüzsüzler de ‘ölüm’ hediyesi veren; bir çeşit ölüm ilahına tapan hizmetkarlar. Yani ilahlarının çok ismi vs. var ama onlar ağırlıkta ‘ölüm yüzü’ üstünde duruyorlar. Nazik Adam da geceden korkmaması gibi şeyler(bir bulsam güzel olacak aslında) söylemişti, Mel. tarafı ise geceyi Büyük Öteki’ye bağlıyor. Dini yönden bağlantısı var aslında.

İlk Yüzsüz Adam ilk ölüm hediyesini veren kişi, doğru ama bu yüz değiştirme tekniklerini vs. öğreten kim?

Yüz Değiştirme Ayini :stuck_out_tongue:

Bana yüzü getir,” dedi nazik adam. Küçük kız cevap vermedi ama taş zemine sürtünen terliklerin fısıltısı duyuldu. Nazik adam, Kedi’ye bir kadeh uzattı ve “Bunu iç,” dedi. Kedi, kadehi bir dikişte boşalttı. İçtiği şey ekşiydi, limon gibi. Kız, binlerce yıl önce, limonlu kek seven bir kız tanımıştı.
Hayır, o ben değildim. O Arya’ydı.
“Oyuncular yüzlerini hilelerle değiştirir,” diyordu nazik adam, “büyücüler, gözü aldatan yanılsamalar yaratmak için ışığı, gölgeleri ve nefsi kullanır. Bu sanatları öğreneceksin lâkin bizim burada yaptığımız çok daha derin bir iştir. Zeki insanlar hileleri fark edebilir ve yanılsamalar keskin gözlerin önünde erir, fakat senin takmak üzere olduğun yüz, doğarken sahip olduğun yüz kadar gerçek ve berktir. Gözlerini kapalı tut.” Kız, saçlarının, nazik adamın parmaklan tarafından geri itildiğini hissetti. “Kımıldama. Kendini tuhaf hissedeceksin. Başın dönebilir ama hareket etmemelisin.”
Sonra, yeni yüz eski yüzün üstüne çekilirken hafif bir hışırtı duyuldu. Deri, kızın yüzüne sürtündü, sert ve kuruydu ama kızın kanını emdikçe yumuşadı, esnekleşti. Kızın yanakları ısındı, kızardı. Kız, kalbinin çırpındığım hissetti ve uzun bir an boyunca nefes alamadı. Taş kadar sert eller boğazını sıkıyordu, onu boğuyordu. Kız, saldırganın kollarını tırmalamak için kendi ellerini yukarı kaldırdı ama orada kimse yoktu. Kızın içi korkunç bir dehşetle doldu, kız bir ses duydu, kör edici bir acı eşliğinde gelen berbat bir çatırdama sesi. Gözlerinin önünde bir surat yüzüyordu; ağzı öfkeyle çarpılmış, şişman, sakallı, zalim bir surat. “Nefes al çocuk,” dedi rahip. “Korkuyu soluğunla dışarı çıkar. Gölgelerden kurtul. Adam ölü. Kız ölü. Kızın acısı bitti.

İlk dikkatimi çeken şeyler;

  1. İlk önce bir şey içirdi.
  2. Oyuncular ‘hile’ ile yüzü değiştirir, dedi. Bildiğimiz makyaj vs. herhalde. Oyuncu deyince nedense aklıma ilk Varys, geldi. Malum eski oyuncu ve oyuncu olarak tanımlanıyor.
  3. Büyücülerin gözü aldatan yansımalardan faydalanıyor ki Melisandre de aynen bu şekilde Mance’nin görüntüsünü değiştirdi.

Arya’ya bunları öğreteceğini söyledi ama kendi sanatları hakkında pek bir bilgi vermedi, aslında sırrı tam olarak paylaşmamış. Öyle al tak geçir gitlik bir durum değil sanırım dizide gördüğümüz gibi.

Saraydan kaçtıktan sonra…daha açlık vs. yok. En fazla korku var ama sonra korkusu da kayboluyor. Syrio/Jaqen muhabbeti ile ilgili olabilir mi acaba diye düşündüm… Kızı en başından beri takip ediyor da olabilir? Jaqen’in hep Arya’yı kollamak gibi bir havası varmış gibi gelirdi bana; ayrıca kızı resmen Yüzsüz Adam yoluna soktu… Yanındakiler ile birlikte 3 adamı kurtardı diye 3 can alabilirsin falan dedi… En başta kendi hayatını kurtarması için yardım istemedi mi bu? Bu adamın istediği zaman kolaycana kaçabileceğini konuşmadık mı? Nazik Adam ‘işaretlenmemiş’ adamların canını almayız biz, demedi mi? Neye göre kafasına göre işaret çaktırıyor? Gerçi bunlar için işaret de kişi gelcek dua edecek o şekilde… Lakin gelen dua eden herkesin arzusunu yerine getiriyorlar mı?


#184

Hayir, alakasi yok :smile:
Fancfiction oldugu belli olan senaryolarda çok uçuk seyler var. Saçmaliklarla dolu. O yüzden bir tarafimizla gülüyoruz bunlara.
“Bu gerçek senaryo olabilir” denilen senaryolar ise, daha akla uygun geliyor, bu yüzden mantikli görünüyor. Beklentileri veya tahminleri karsiliyor, “Ben de böyle düsünüyordum” dedirtiyor.

:smile: Ben gayet sakin bir insanim aslinda ama sen delirttin beni malum konuda. 7.sezonu hiç izlememis veya yarim yamalak izlemis gibi konustun. Harbiden bak. Su planlarin yapildigi sahneleri falan yeniden izle, ne demek istedigimi anlayacaksin.
Neyse, kapatalim bu konuyu.

Baktim zaten. Konunun açildigi yoruma kadar gittim ve sonraki yorumlarda bu konuya dair kisimlari okudum tekrar, ondan sonra yazdim.
“7 Krallik onu kabul etmez” konusundan da bahsettik ama benim o avantajdan bahsetmemin temelinde bu yok.

Diziden girdik konuya ama kitaba geçtik, evet. Ben de zaten kitapta da Cersei’nin tahta oturacagini düsünüyorum ama iste parçalanmis bir diyar, bagimsiz takilan bölgeler olur dedim, biraz dizideki gibi. Ve “Aa ama bak, bu bir yandan da avantaj. Cünkü bagimsiz takilmazlar ise, birlesip Cersei’ye saldirirlar büyük ihtimalle.” falan diye ekledim öylesine aklima gelince.
Varsayim, fikir… Olay bundan ibaret :smile:

Yaa tamam ama parçalanmis, bagimsiz takilan bölgeler olacagini düsündügüm için, zaten Cersei kabul etmek gibi bir durum olmaz. Kuzey mesela, bagimsiz olursa, Cersei’nin tahta oturmasini niye umursasinlar ki?

Hee sen de özetlemissin iste konuyu.
Ben “7 Kralligin bagimsiz takilacak olmasi Cersei için süper bir sey” demiyorum ki. Kötü bir durum, birçok dezavantaji var genel olarak. Ama hani bir ayaklanma, savas açisindan bakinca, bunlarin bagimsiz takilmasi bir yandan da avantaj olur dedim.
Bardagin dolu tarafini görmek gibi bir sey benim yaptigim. Ve o dolu dedigim taraf, bardagin 4’te 1’idir anca. Ben o bagimsizligin, parçalanmisligin Cersei için bastan sona iyi oldugunu da söylemiyorum ki.

Bu konuyu da kapatalim mi? Lütfen :smile:

Ben kisaca “Kraliçe” olarak bakiyorum olaya.
Cünkü detaya girersek, “Prens veya Kralla evlenip Kraliçe olmak…” gibi seyleri katarsak isin içine, o zaman bambaska bir yola gireriz. Genç ve güzel Kraliçe, her seyden önce Cersei’yi Kraliçe yapan adami elinden alacak veya öldürecek sonucu çikar. Ee dolayisiyla da Cersei bu yüzden Kraliçeligini kaybeder, o adamin düsüsüne veya onu kaybedisine bagli olarak.
Böyle bir sey su noktada mümkün mü? Veya mümkün olacak gibi duruyor mu?

Iyi fikir bence.

Desteksiz derken bunu kastediyordum iste :smile: Yani düsünce var tamam, öyle çok mantiksiz da sayilmaz, ama bir temeli yok. “Ikisi de Braavos’tan geliyor” argümani yeterli degil sanki.

Yeterince soru yokmus gibi, birde bunlari ekle! Bravo! … :joy:

Yok valla hiç hatirlamiyorum.
Hatta Arya-zehirli para olayini da hatirlamiyorum. Yani hatirliyorum ama detayini hatirlamiyorum.
Bu yüzden söz konusu kisimlari ekleyip hafizami tazelememe yardimci oldugun için tesekkür ederim :slight_smile:

Bir ara yeniden seriye baslamistim ne güzel; Taht Oyunlari ve Krallarin Carpismasini okudum, sonra devam edemedim. Etmem gerek.

Büvet agacini sadece Kuzey’e de baglamamak gerek. Bu agaçlardan tüm Westeros’da varmis zamaninda.
Buradan yola çikarak mistik, dini bir bag kurulacaksa da, çok ters olur.

Kapiyi, ay yüzü oymasini henüz arastirma firsatim olmadi, o yüzden o konuda yazdiklarina bir cevap veremeyecegim ama sundugun argümanlar, ihtimaller aklimda :slight_smile:

O bir tahmin, bir olasilik zaten. Yani net bir sey yok ortada, sadece baglantilar kurulmus o sekilde.
“Ben Yaz Kalesinde kedere doydum” gibisinden laf ediyor ya? Buradan yola çikilarak bir cevap elde edilmeye çalisilmis.
“Yaz kalesi”, “keder” bizi Rhaegar’a götürüyor. O felaketin yasandigi zaman dogdu Rhaegar biliyorsun. Ee Rhaegar da akillara Lyanna’yi getiriyor. Arya Lyanna’ya benziyor… falan filan…
Yasli cadi da iste bu sekilde bir baglanti kurup kederleniyor olabilir diyorlar. Tabi o Arya-Lyanna benzerliginden yola çikip, Yaz Kalesi kalesi felaketine bagliyor olayi. Yani onun kafasinda tam tersi sekilde isliyor.

Senin bahsettigin gibi, bu kadinin daha önce Lyanna ile karsilasmis olmasi ihtimali de var, gayet mümkün.

Umarim, ben çok seviyorum Yüce Yürek Hayaletini. Her seferinde ortaya çözülmesi gereken kehanetler atmasi da ayri bir mesele tabi :smile:

Bilemiyorum. Bana bu tür konularda baglanti temelde olur gibi geliyor.

Ona bakarsan, Cok Yüzlü Tanri inancinin her dinle baglantisi var.
“Ölüm yüzü” üzerinde duruyorsan… Bunun temeline bakmak lazim. Niye bunun üzerinde duruyorlar bu adamlar? Cevabi biliyoruz; olay Valyria madenlerinde çalisan kölelere dayaniyor.
Yani zaten bu "ölüm yüzü"nün bilinen bir temeli var. Dolayisiyla bunu Ötekilere baglayamayiz.

Öyle olmasin zaten :smile:
Dizide yüzü takiyorlar, komple beden de degisiyor. Hiçbir açiklamasi yok bunun.

Kitapta gerçekten çok daha acayip bir olay. Cözemiyorum. Ama sanki o yüzde canli bir seyler varmis gibi. Takiyorsun ve seni ele geçiriyor, "sen"in önüne geçiyor; ama öte yandan kontrolü de yitirmiyorsun.

Ben komikligine yazmistim ama onu, ciddi degildim :smile:

Valla bilmiyorum. Takip mi ediliyor? Cok ayri bir olay mi?
Bizim Dany’ye de Quaithe yapiyor bunun bir benzerini. Genelde Dany onu görüyor da aslinda ama, bir keresinde yanilmiyorsam Quaithe’nin sesi Dany’yi uyandiriyor ve kalktiginda odada kimsenin olmadigini görüyor.
Gicik oluyorum bu tiplere. Cik insan gibi konus degil mi? Hep bir gizem, hep bir acayip laflar.
Neyse. Quaithe bence cam mum kullaniyor, bu sekilde Dany’nin karsisinda beliriyor birden, rüyasina giriyor veya sesini duyuruyor.
Arya’nin duydugu sesler kime aitsa artik; o kisi de cam mum mu kullaniyor acaba?


#185

Olur yav sorun yok :smiley:

Kısacası bu gidişte kitap Diyar, 2. bir Fatih Aegon vakasına ihtiyaç duyacak diyoruz ve konuyu kapatıyoruz. :smiley:

Aslında Renly’nin planı tam da bu idi, Marg. ile; hatırlıyorsun değil mi? Kızın resmini Ned’e gösteriyordu da “Lyanna’ya benzemiyor mu?” diye sormuş ve olumsuz cevap alınca keyfi kaçmıştı; tabi Ned mana verememişti. Robert ölmese idi belki de kehanette ki ‘kraliçe’ bizim Marg. olacaktı. :stuck_out_tongue:

Böyle bir sey su noktada mümkün mü? Veya mümkün olacak gibi duruyor mu?

İlk başta kraliçe olmasına sebep olan kişi kral idi ama o öldü ama hala kraliçe; nasıl? Sahip olduğu 3 çocuk sayesinde. Tommen şu an Marg. ile evli… Yani oğlunun karısı, oğlunu ondan alıp tüm gücünü makamını ele geçirip her şeyi kaybetmesine neden olabilir ki bu tehlike hala mevcut; Marg. tam da bu niyetle hareket eden 2. bir hırslı kraliçemiz. Nitekim Kevan öldürülmese idi Kaya’ya gönderecekti Cersei’yi… Yani kehanet yine gerçekleşmenin eşiğinden dönmüş değil mi? Zaten en başından beri de Cersei, bu kraliçenin Marg. olduğuna inanmış halde. Nedeni şaşırtıcı değil.

Olaya bu şekilde bakınca Marg. aracılığı ile en az 2 kere makamını kaybetme tehlikesiyle karşılaşmış bu kadın; acaba kehanette ki gerçekten bu kız olabilir mi? Biz kesin ‘Dany’ diyoruz aslında ama ihtimalleri tamamen silip atmayalım. Gerçi Tommen öyle yahut böyle ölecek; Marg. konumunu kaybedecek… Sanırım ihtimal pek bir düşük.

Yeterli değil zaten ama tamamen afaki de değil, bunu demek istedim. :slight_smile:

ahahahahha sorularımızı bir köşeye yazalım da cevapları bir şekilde buluruz inşallah :stuck_out_tongue:

Ben de başlayım diyorum ama okuyacağım bir sürü kitap var daha. Ara ara işte bir şey ararken bakıyorum yahut Jon’u özleyince :smiley:

Prens, evlenmiş ise bunu yol üzerinde giderken bu kadının da şahitliğinde Büvey ağacının altında yapmış olabilir, diye düşündüm. Yedi inancına göre evlendiğinden şüpheliyim çünkü bu adam gizli saklı iş yapmasının yanı sıra -bence- değil sadece üstatlara rahiplere de güvenmiyordur. Hele ki bu güney komplosu içerisinde yer almışlarsa ve o da bir şekilde isyanı sezmiş ve bu Harrenhal meselesini ayrıntı öğrenmek için düzenlemişse.

Brienne-Jaime sahnelerinde görebiliriz diye düşünüyorum, Sancaksızlar ile görüşüyor çünkü bu kadın ve onlar da hala onun yaşam alanında geziniyor.

Yani kuruluş anında mı demek istiyorsun?

Tamam işte ama bu ‘ölüm’ hediyesi vs. yüz değiştirme vs… bunları birinden bir şekilde öğrenmişler. “Bütün insanlar ölmeli!”

Neden tüm insanlar ölmeli? Bunlar ilk önce köle efendilerini öldürmekle yola çıkmışlar, ne ara tüm insanlara döndü mesele? Yüz meselesini nasıl öğrendiler?

Heee kitapta beden değişmiyor, değil mi? Sadece yüz? Yok yav, erkek kılığına girer ise değişmesi gerekmez mi? Değişmiyor ise o zaman kadınlar sadece kadın; erkekler sadece erkek yüzlerini mi alıyor? Çok fazla kadın suikastçı yok, tercih de etmiyorlarmış ama bir sürü kadın yüzü var?

Al sana bir sürü soru daha :smiley:

Ben ciddiye aldım :stuck_out_tongue:

Bence de onu kullanıyor; çünkü biri söylemişti forumda, mum yanıyor falan demenin yan sıra mevcut durumdaki halleri görüyor ama o haller değişti demişti… Yani grifin geliyordu ama vazgeçti ve döndü gibi… Kehanet ise gördükleri o zaman geldiğini görmemesi gerekirdi…

Cam mumların bu söylediklerini yapma gücü var; bu durumda her kim ise ve etrafta değil ise söylediğin gibi bunları kullanıyor olsa gerek… Lakin Syrio’nun söylediği sözleri söylediğine göre takip eden Syrio(Jaqen)?

Bakalım…

Jaqen(Syrio?)+cam mumlar+sihirbaz üstat+hisar+Arya?

Gerçi Arya’nın üstat ve hisar ile bağı yok. Fakat Jaqen’in Arya dahil tüm bunlarla bağı olması garibime gidiyor işte.

Bu arada Jaqen ve Syrio meselesinde bir iki şeyden bahsetmişler; Ned, kara zindanlardaki 3 kişiyi alabilirsin diyor Yoren’e(net hatırlamıyorum da öyleymiş işte); FM olan Syrio ise Arya’nın etrafında olmak adına asıl Jaqen’ı öldürüp yerini alıyor; yanındaki iki kişi bu yüzden ondan çok korkuyordu ve ne dese yapıyordu(dikkat edersen Arya’ya zarar vermek isteseler de veremiyorlardı onun yüzünden ama o gidince palazlanmaya kalktılar). Jaqen’in Arya’nın her şeyini bildiğine göre de Syrio olması mantıklı kaçıyor ama neden onun peşinden gidiyor vs. buna mana veremiyoruz işte.


#186

Her seye ragmen, hala Kraliçe olmasina sebep olan kisi esasinda Kral’dir. O 3 çocugun prens, prenses veya kral olmasina sebep olan da Kral’dir nihayetinde.
Öte yandan, ben genç ve güzel kraliçe kehanetinin, Cersei’nin tüm çocuklarini kaybettikten sonra gerçeklesecegini düsünüyorum.
Maggy’nin kehanetlerinde kronolojik bir siralama olduguna dair bir sey yok. Cersei soru soruyor, kadin cevap veriyor ve bu cevaplar kehanet özelligi tasiyor. Cersei hiç soru sormasa, Maggy takir takir kendi siralasa kehanetleri, o zaman bir kronolojiden bahsedebilirdik ama öyle bir durum da yok su noktada.

Ek olarak; “Daha genç ve daha güzel bir kraliçe gelecek” cümlesi benim için çok önemli. Bu cümle bende net bir sekilde, zaten kraliçe unvanina sahip olan birinin söz konusu oldugu algisi, izlenimi yaratiyor. Sansa buna uygun degil, Margaery buna uygun degil; an itibariyle sadece Dany buna uygun.

Birde mesela “Marg Tommen ile evli oldugu için yeni kraliçe o, ve bu sayede Cersei’nin her seyini elinde aliyor” açiklamasi bana çok basit geliyor. Ben çok daha büyük bir olay bekliyorum.

Iste Güney Komplosu olayi kesin degil, dolayisiyla su noktada bir varsayim oluyor söylediklerin.

Kim düzenlemis olabilir Harrenhal turnuvasini? Rhaegar mi??

Daha da öte. Nasil desem? Öteki bir ilah ise mesela, direkt zaten bu din “ondan dogmustur”.
Halbuki Cok Yüzlü Tanri inancinin ne sekilde ortaya çiktigini biliyoruz. Valyria madenlerinde çalisan kölelerin farkli farkli Tanrilara dua ettigini duyan, gören bir adamin “Aslinda tek tanri var ama birçok yüze sahip” diye ‘aydinlanmasi’ ile basladi her sey :smile:

Valar Moghulis… Valar Dohaeris…
Ve bütün insanlar hizmet etmeli.
Bu da var simdi.

Ilk Yüzsüz Adam, ilk ölüm hediyesini verdiginde, yani tanrinin enstümani olarak bir kölenin ölüm duasini gerçeklestirdiginde, yüz degistirdi mi? Bunu net olarak bilmiyoruz. Daha sonra bu ölüm hediyesini efendilere verdiginde, yüz degistirme olayi var miydi? Bunu da net olarak bilmiyoruz.
Yüzsüz Adamlar, Cok Yüzlü Tanri’nin hizmetkarlaridir. Onun yeryüzündeki enstrümanlaridir. Bu yüzden aslinda o adamlar "Yüzsüz Adam"dir; kendilerine ait özel bir kimlikleri yoktur, tek kimlikleri vardir : Cok Yüzlü Tanri’nin hizmetkari.
Ve Tanri’nin belirli bir yüzü yokken, onun hizmetkarinin nasil olsun?
Benim yaptigim çikarim bu; esasinda “Yüzsüz Adam” tanimi buna dayaniyor.

Yüz degistirme olayi ise, daha sonra, “Yüzsüz Adamlar tarikati” diye bir sey yavastan ortaya çiktiginda gelmis olabilir. Bir tarikatlasma var çünkü, sen de kabul edersin. Ilk basta bir inançti, bir ideolojiydi ama zamanla mensuplari git gide artan, bir inanca sahip suikastçi toplugu, tarikat haline geldi.
Yüz degistirme becerisi bundan sonra baslamis, ve gelismis olabilir. Ki o dönemde evrende büyü hiç olmadigi kadar yaygindi. Tabi bir yandan da, son ejderhanin ölümü ile birlikte gücü azalan büyüyü de hesaba katmak lazim bu noktada. O zaman ne yaptilar? Nasil devam ettiler? Büyünün, az da olsa, mevcut gücü yüz degistirmeyi mümkün mü kiliyordu?
Cok soru, yine çok soru :smile:
Yüz degistirme olayinin tam olarak nasil gerçeklestigine dair daha fazla bilgi sahibi olsaydik, bu sorularin hepsine degil belki ama çoguna cevap bulurduk.
Ama iste sorun su ki, çözmeye çalistigimiz olayin temelini de tam olarak kavrayabilimis degiliz çünkü elimizde bilgi kirintilarindan ve sansliysak, ipuçlarindan baska bir sey yok.

Yok yok, kitapta da degisiyor, yani öyle olmali. Yoksa çok saçma olur, komik olur hatta :smile:
Demek istedigim suydu… Dizide yüzü çikarip takiyor, hop beden degisiyor. Pek üzerinde durulmamis, bunun nasil gerçelestigi açiklanmamis, o yüzden biraz düsününce çok basit görünüyor.
Ama mesela Arya’nin ilk yüz degistirigi kismi paylastin ya sen yukarida? Cok az bilgi var fakat yine de öyle basit bir sey olmadigi da belli. Tam olarak ne oldugunu, ve nasil oldugunu anlayamasak da, çok acayip bir sey oluyor yani, onu hissediyoruz okurken.
Adam Arya’ya tuhaf hissedecegini, basinin dönecegini söylüyor. O sert ve kuru yüz (deri), Arya’nin kanini emdikçe yumusuyor, esniyor. Arya bir sicaklik hissediyor, kalp atislari hizlaniyor, bir an nefes alamiyor. Tas kadar sert ellerin bogazini sarildigini, boguldugunu hissediyor. Kör edici bir aci esliginde berbat bir çatirdama sesi duyuyor.
Ve tüm bunlar bittiginde, adam ona “Gölgelerden kurtul. Adam ölü. Kiz ölü. Kizin acisi bitti” diyor. Bu çok önemli. Benim anladigim kadariyla, Arya yüzünü aldigi kizin yasadiklarini hissediyor yüz degistirme sürecinde.

Budur iste. Dizide malesef bu yogunluk (diyeyim) yok, ki olmamasini da anliyorum aslinda ama yine de basit görünüyor iste. Gerçi dizide hiç yüz degistime anini da görmedik, hep takilan yüzü çikarma anini gördük sanirim. Arya ve Jaqen vedalastiginda, Jaqen’in de yaptigi aslinda buydu daha çok. Bilemiyorum.
Neyse ama kitaptan verdigin o kisimda iste yukarida siraladigim seyleri hissediyor Arya, ve bu basit degil iste. Burada sadece yüz degistirme degil, fiziken bambaska birine dönüsme durumunu görüyorsun. Hatta sadece fiziksel degil, yüzü alinan kisinin anilarina, korkularina da sahip oluyorsun. O kisiye dönüsüyorsun.
Umarim Martin bu olayi biraz daha detayli bir sekilde de yazar; yani Arya’nin o an hissettiklerinin disinda, disaridan bakinca o degisim sirasinda neler oldugunu okudugumuz bir kisim da ekler. Ayrica bunun nasil mümkün oldugunu da anlatmasi, açiklamasi gerek tabi, bunu kesin yapmali.

Aynen! Cok mantikli.
Cam mumlar sayesinde insanlari izliyor, duyuyor ve planlarini bu sekilde Dany’ye aktariyor, kehanetmis gibi.
Bu kadina git gide güvenmemeye basladim. Zaten “Hiçbirine güvenme” demesinde var bir sey, Aslan’a (Tyrion) güvenilmez mi yaa? :smile:

Orasi karisik iste :smile:
Bambaska biri de olabilir. Arya’yi ta Syrio’dan kiliç egitimi aldigi zamanlardan beri takip eden biri.
Düsük bir ihtimal tabi, yani kim olabilir ki diyorum ama, öte yandan söz konusu cam mum olunca… Bu ihtimali de bir kösede tutmak gerek. Zaten Arya duydugu sesin kime ait oldugunu bile anlayamiyor.

Valla artik kim kimin yüzünü aldi bilemem ama o iki adamin Jaqen’dan korkmasi bence kesinlikle bir yüz degistirme olayina sahit olmalarindan kaynakliyor.
Yoksa o iki vahsi ve iri yari adam, Jaqen gibi ince yapili birinden neden o kadar çekinsin?

Syrio olmasini çok isterim. Ama Meryn Trant’dan nasil kurtuldu? Kaçti mi? Mümkün aslinda. Hem Meryn de “Dansçiyi elimden kaçirdim” diye anlatmaz, Syrio’nun bir önemi de yok ki esasinda.

Syrio ise eger, neden Arya’nin pesinden gidiyor?
Bence bunun cevabi Syrio’nun hayatinda gizli olabilir, tabi bilmedigimiz kisminda. Bu adam Bravoos’un ilk kilici idi, ne oldu da kendini 7 Krallikta buldu? Bence cevap burada ve bundan sonrasinda gizli.


#187

Yanlış. Hala kraliçe olmasına sebep olan şey; O KRALIN çocuklarının annesi olmasındandır. Stannis ve Eddard başarılı olup, o çocukların Robert’ın çocukları olmadığını kanıtlayabilseler idi artık kraliçe kalamazdı; yahut daha önce söylediğim gibi, çocuklar ölürse kraliçe olarak kalamaz. Misal bak, Renly ve Marg. evli idi ve bu da onu kraliçe yapıyordu, değil mi? Lakin Renly öldü ve Marg’ın hiçbir çocuğu yok. Bu onu hala kraliçe yapıyor mu? Yapmaz. Joff ölünce kraliçe kalabildi mi? Hayır. Tommen ölse Marg hala kraliçe olur mu? Olmaz.

Ben sadece sorguladım “acaba olabilir mi?” diye ama genel olarak bence de Dany…

Varsayım, doğru ama ben baya baya doğru çıkacağından eminim.

Lord Whent… Harrenall Lordu düzenlemiş, genç bir lordluk bunların ki öyle biliyorum. Bu adamın kardeşi Oswell mıydı ne; Rhaegar’ın Kral Muhafızı ve en yakın arkadaşı… Kardeşini ziyaret ettikten kısa bir süre sonra Lord Whent turnuva yapacağı duyurusunu yapmış. Varys de zaten en baştan beri bu turnuvanın Prens ve İsyancı Lordlar için paravan vazifesi olacağına dair söylentiler duymuş ve krala söylemiş; gerçi Varys’ın amacı zaten en başta bozuk olabilir ama böyle bir ziyaret sonrası duyuru yapılması şüphe çekiyor. Üstüne dediğim gibi nispeten yeni bir aile… 300 yıllık, Fatih dönemine denk gelmiş kuruluşları… http://awoiaf.westeros.org/index.php/House_Whent

Diyar’da konuşulan; zamanının en büyük turnuvasını karşılamak için bu ailenin o kadar çok zengin olmadığı yönünde; parayı gizli bir ev sahibi karşılamış; o kişi prens olabilir deniyor.

While most believed House Whent was displaying their wealth and splendor, some believed the Whents lacked the funding for the prizes and were instead supported by a “shadow host”;

Şimdi şöyle bir şey de var… Bu R’holler ve Büyük Öteki inancı, diğer inançlarla beraber, uzun zamandır iyi kötü etrafta gezinen bir inanç. Gerçi tarihte nereye kadar götürebileceğimize dair bir bilgi olmasa da ben çok geriye götürebileceğimizi düşünüyorum. Neden?

A prophecy found in ancient books of Asshai claims that after a long summer an evil cold darkness shall fall on the world. Azor Ahai, wielding the sword Lightbringer, shall be reborn to combat this darkness.

Şu kehanet meselesindeki KÖTÜ SOĞUK KARANLIK meselesi binlerce yıllık kadim bir bilgi… Kızılcıklar kötü adamlarına Büyük Öteki diyor ve soğuk, ölüm ve gece ile bir tutuyor… Onun alametleri yani… Valirya madenlerindeki ilk FM ise “aydınlanma!” yaşıyor ve tek bir ilaha tapmaya başlıyor… Sonuçta bu bir hikaye anlatımı ve ayrıntılara girmeden -edebi şekilde- anlatılıyor. AYDINLANMA/FARK ETME meselesi her şekilde gerçekleşmiş olabilir… Nitekim kızılcıkların ilahı bile bunlara ateşlerden vs. imgeler gönderiyor; güçlü yeşil görenler rüyalara imgeler sokuyor vs… Büyük Öteki neden farklı olsun tüm bunlardan?

Düşünsene; Valiryalılar ateş ile bağlantılı insanlar; Büyük Öteki ise ölüm, soğuk ve karanlık ile bağlantılı… Madenlerde çalışan tüm bu köleler Valiryalılardan ve büyülerinden nefret ediyor… Ateşe(R’hllor’a) karşı savaşıyor isen işi sağlama alıp içeride de adamın olsun istemez misin? Sur ötesine hapsedilmiş bir halde, elindeki buz adamlarınla mı her şeyi halletmek için uğraşırsın? Birden fazla plan yapmak gerekmez mi? FM’ler truva atı misali Sur’un gerisinde sana çalışan adamlar olsa misal? Ateş ve onu temsil eden herkesten ve her şeyden nefret ediyorlar… Ölüm’e tapıyorlar… Tek İlah’a tapıyorlar… (Mel de Rhllordan başka ilah yok dese de Büyük Ötekinin varlığını kabul ediyor ve yok edilmesi gerekilen bir düşman olarak görüyor.)

Elimizde kanıtlar yok ama mevcut bilgiler ile bir şekilde bağlamak çok da imkansız değil, yine de kesin FM ve Ötekiler arasında bağ var demiyorum, sadece olasılık var ve çok da imkansız değil, demek istiyorum.

Bu adamların Westeros oyunları ile iç içe olduğu bir gerçek bence, tam içeride görünmüyorlar ama bir ayakları da burada işler çeviriyor… Arya bunları terk ettikten sonra bir daha görmeyiz diye bir şey yok bence misal.

Ejderhaların varlığı ile Yüzsüz Adamların yüz değiştirme becerilerinin paralel olduğunu sanmıyorum. Yani bu adamlar her daim bu şekilde yüz değiştiriyorlardı bir noktada öğrendikten sonra. Yoksa şu ana kadar bir çok yüzsüz kişi yakalanabilirdi.

Kimliksizliklerinden dolayı da ilk Yüzsüz Adam denilmiş olabilir ama aynı şekilde bu isimle ne zaman anıldıklarını da bilmiyoruz… Yani misal ben olsam senin dediğin mantıkla “Kimliksiz Adam” gibi bir isim kullanırdım, gerçi kulağa hoş gelmiyor ama olsun. Hoş onlar zaten daha güzel bir isim bulmuşlar; “No one” Bence bu, senin dediğin şeye işaret ediyor; isim yok, geçmiş yok, kimlik yok; kendilerine ait yüzleri olmadığı için de Yüzsüz Adam deniyor.

Kitabı yeniden okurken bu adamların isminin geçtiği yerlere iyi bakmak gerek; anlatılanlara bakıp gösterilen şeyleri görmezden geliyoruz bence :smiley:

Evet, öyle oluyor… Anılar, kimliğinden ufak parçalar ve sesi… Böylece karaktere bürünebiliyorlar. :slight_smile:

En önemlisi Arya aynı hissediyor ve görünüyorum diyor ama dışarıdan bakan öyle olmadığını görüyor… Yani kendisi görmüyor değiştiğini?

Umarım daha fazla bilgi gelir, baya gizemli bir tarikat bunlar.

GRRM, Tyrion’u ‘Good Villian’ olarak tanıtmış, yine de tam güvenmesin bence. :smiley:

Fakat cam mum o zamanlar yanmıyordu? Daha ejderha doğmamıştı. Şimdi dank etti kafama. :stuck_out_tongue:

Ohaaa dur…bulmuş olabilir miyim? Yok yaaa katılmazsın şimdi bana… Lord Bloodrevan olabilir mi? diye şey ettim. Hani senle bir ara onun KL ile olası bağlantısını konuşmuştuk… Kedi… Gizli Tüneller… Domuz… :smiley: Nitekim Arya o sesi, yanlış hatırlamıyorsam o daha önce Varys ile Yargıç’ın konuşmasını duyduğu gizli tünellere giderken duyuyordu. Onu da oraya kedi götürdü. Cam mumlar olmadığına göre etrafta gerçekte kimse yoksa sesini başka kim duyurabilir bu şekilde? Güçlü bir Yeşil Gören? (Unutma, KL’de Büvet Ağacı da var.)

Yani… birbirleri ile önceden dolaşan biri değildi, zaten adam FM niye dolansın bunlarla? Zindanlarda ne gördüler de korksun ki? Zaten burnunun ucunu göremiyorsun o kara zindanlarda… Bu durumda korkmalarını sağlayacak bir şey yapmış olmalı; bu da o adam FM olduğu için olsa olsa birini öldürüp yüzünü almasıdır, diye düşünmeden edemiyoruz.

Kaçmıştır. Adam yüz değiştirdiği için de yakalanması imkansız zaten.

Ölmüş bence, ben sana söyleyeyim. Misal Braavos’a kadar gitmişim… Arya olsam Syrio’yu bir soruştururum yani. :slight_smile:

Şimdi Syrio denen emminin dediğinden doğru anladım ise oldukça prestijli ve talep gören bir vazifesi var; bir yandan adamı korumak zorunda olduğu için tehlikeli diğer yandan kıskananı da çok olsa gerek; yerini almak için… FM’ye bir dua çak, işini bitirsin… :stuck_out_tongue:

Veee cevap bu herifte olabilir; Qarro Volentin. Şimdiki İlk Kılıç bu imiş. :slight_smile:


#188

O çocuklarin prenses, prens veya kral olmasini saglayan da Robert ama.
Stannis ve Ned, onlarin Robert’in çocuklari olmadigini kanitlayabilselerdi, bu durum o çocuklarin unvanini elinden alirdi. Cersei ise Kral’a ihaneti yüzünden belki öldürülür, belki sürgün edilirdi ama nihayetinde Kral’in esi oldugu için mesela, ne bileyim “Eski kraliçe” falan derlerdi. Ne olursa olsun, Cersei Robert’in Kraliçesiydi yani.

Cocuklarin prenses, prens, kral olmalari, Kral babalarina bagli. Cersei’nin kraliçe olmasi da.

Renly’ye gelirsek… Yaa onun kralliginda zaten sorun var. Adam kendi kendini kral ilan etti, hiçbir hakki yoktu. Mesru Kral degildi Renly, dolayisiyla zaten en basinda Margaery nasil Kraliçe olsun? Devaminda Tyrell’lerin Lannister’larin yaninda yer almasi falan durumlarina hele hiç girmiyorum. Stannis’den Renly’nin intikamini almak isteyip Lannister hanesinin yaninda durdular ama bunu yaparak bir sekilde Renly’yi hain, sahte Kral da ilan ettiler. Margaery’nin onun karisi olarak sahip oldugu Kraliçe unvani yanlisti zaten, iyice resmilesti.

Margaery Joff ölünce kraliçe kalamadi çünkü esasina bakarsan, evlilik “kagit üstünde” kaldi. Joff dügünde öldü, evlilik tam anlamiyla gerçeklesmedi, gerdek gecesi falan. Bir iki saat anca evli kalmislardir :smile:
Tommen’a gelirsek… Yaa simdi bu zaten ufacik çocuk, o yüzden gerdek olayi falan olmadi, bir süre de olmayacak. Ama öte yandan, belli bir süredir öyle ya da böyle devam eden bir evlilik var. Yani en azinda Joff-Margaery evliliginden daha geçerli duruyor simdilik.
Neyse, Margaery ve evlilikleri gerçekten çok yanlis bir örnek. Dogru düzgün evliligi yok ki kizin. Hiçbir hakki olmayan, kendini kral ilan eden bir adam. Dügün günü ölen bir adam. Ve bir çocuk. Iste Margaery’nin evllilikleri!

Kral ölse de, esi hala Kraliçedir. “Dul Kraliçe” derler, onu derler, bunu derler, farketmez. Kraliçe figürü hala odur.
Ama, Kral ve Kraliçenin oglu (yeni kral) evlenirse, onun karisi Kraliçe olur (yani aslinda Margaery su an kraliçe, bir sekilde). Cersei “Valide sultan” durumunda :smile: Ve bence kehanette bahsedilen kesinlikle böyle bir kraliçelik degil.

Ben bu konuda Varys’in düsüncesinin veya aldigi duyumlarin dogru olma ihtimalinin daha yüksek oldugunu düsünüyorum.
Bence Rhaegar babasini tahttan indirmek için plan yapiyordu ve bu turnuvayi paravan gibi kullanmak istedi. Babasinin halinden ve yaptiklarindan rahatsiz oldugu biliniyor. Üç Disli Mizrak’a gitmeden önce de, Jaime’ye “Geldigimde konseyi toplayacagim. Bir degisim sart” falan diyor; bunun bence isyanla ilgisi yok, babasinin yönetim sekli ile ilgisi var. Yani isyan çikmasaydi da, Rhaegar o konseyi toplardi.

“Güney Komplosu” teorisinin temelinde Hisar var, degil mi? Simdi diyelim ki Rhaegar öyle bir duyum aldi, süpheleri var; neden cevaplar bulmak için bir turnuvaya ihtiyaci olsun? Ama aksine lordlari kendi tarafina çekmek için, “bu böyle gitmez” demek için diyarin neredeyse tüm lordlarinin katilacagi bir turnuvaya ihtiyaç duyar.
Bu arada “Güney Komplosu” da bence dogru bir isim degil :smile: Isin içine komple Güneyi katiyor bu. Halbuki bu teorinin temelinde Hisar var, ve birde Higtower hanesi mi? Baska??

Nerede yaziyor bu?

Ben aksine, Walter Whent çok zengin bir adam diye biliyorum. Zengin ve gösteris yapmayi seven bir adam.
Barristan Dany’ye “Lord Whent zengin oldugu kadar açik elliydi” demisti. Yani bu adam zengin ve savurgan diye biliniyor zaten.
Nispeten yeni, 300 yillik bir aile olabilir ama bunun cidden bir anlami var mi ki? Kimler nereden nereye geliyor.
Yeni bir hane, onlardan önce Harrenhal’e sahip olan hanenin hizmetkarlari falan ama, sonunda Harrenhal onlara verilmis. Minisa Whent, Nehir Topraklari lordu Hoster Tully ile evlenmis.
Tyrell hanesi de mesela Gardener hanesinin kayhalariymis ama sonraki durumlarina bak.

Wuuuu… Sen olayi nerelere götürdün, nerelere çektin böyle??
Sebep?? :smile:
Biraz zorlama olmus sanki. Hangi birine yorum yapsam, onu da bilemedim.
Valyrialilari atesten dolayi R’hllor’a baglamak… Kölelerin onlardan nefret etmesi, bu yüzden Büyük Ötekinin kölelerden birine “mesaj göndermesi”… Içerde adamlarinin olmasini istemesi…
Neden? Niye?
Valyrialilar R’hllor için mi savasiyor? Neden Büyük Öteki onlara karsi önlem almak istesin? Valyrialilarin kendi inanci, tanrilari vardi; ejderhalarina verdikleri isimlerin birkaçi onlarin inandiklari Tanrilarin ismi. Balerion, Vhagar, Meraxes, Syrax… Bunlar hep Valyria tanrilarinin ismi ve ne yazik ki isimleri disinda baska bir sey bilmiyoruz.
Yani R’hllor ile alakalari yok zaten Valyrialilarin, ve sirf ates yüzünden bir bag kurmak da epey zorlama oluyor.
Üç kere okudum yazdiklarini ve yok yani, olmuyor, bir anlam çikaramiyorum :confused:

Ejderhalarin varligi derken, onlarin sayesinde büyününün evrendeki gücünü kastettim. Ve amacim yüz degistirme olayinin büyü ile mi, ve nasil, ne kadar güçlü bir büyü ile gerçeklestigini falan filan sorgulamakti sadece.

Bilmiyorum, wiki’de ilk ölüm hediyesini veren adam için “Faceless Men” yaziyor. Ilk Yüzsüz Adam diyor.

Evet, olay bir kisinin yüzünü almak degil sadece, basbayagi o kisi olmak. Sadece onun görünüsüne sahip olmuyorsun, onun anilarina da sahip oluyor. O oluyorsun ama kendini de kaybetmiyorsun.

Insallah daha fazlasini ögreniriz bu konuda. Benim çok ilgimi çekiyor, çok merak ediyorum bu olayi.

Harbiden mi? Valla bundan daha iyi bir tanimlama olamaz Tyrion için :smile:
Güvensin, ben Tyrion’a kefilim :wink:

Heee… Oldu o zaman… :smile: Cam mum teorisi çöp :smile:

:joy: :joy: :joy:
Bir “Ohaaaa” da benden, ama zannedecegin sekilde degil :smile:
Benim de aklima geldi bu ama söylemeye çekindim, “Ne alaka” dersin diye, ve alakayi nasil anlatirim diye düsününce tikandim, hiç yazmamaya karar verdim :smile:
Cidden yani cam mum olayi degilse, ya da Arya korkudan, açliktan dolayi gaipten sesler duymuyorsa, geriye tek olasilik kaliyor; Üç Gözlü Kuzgun.
Ama neden? Iste ben tam da burada tikandim :smile:

Kim ölmüs? Syrio? Anlamadim bu kismi.

Hmmm. Yani bu durumda ne oluyor? Syrio, zaten Syrio olmayabilir mi?

Qarro Volentin… Cevap bu adamda olabilir evet, eger Syrio’nun yerini alan o ise. Belki arada baska bir adam daha vardir, elimizde Ilk Kiliç’larin listesi yok sonuçta.


#189

Ben de çok yanlış olduğunu sanmıyorum, var bir şeyler yani. Katılıyorum. Lakin tam olarak senin gibi düşünmüyorum. Benim şahsi fikrim şu şekilde… Kesin demiyorum elbette…

Rhaegar zaten halk tarafından sevilen biri; Cersei’nin anısı bile buna işaret eden güzel bir alamet. Bu adamın isyan çıkarmasına hiç gerek yok. Babası ile arasının limoni olduğu da bir gerçek ama Selmy mi diyordu; “Babasının ne olduğunu sonlara doğru olsa da prens de gördü.” Yani bu cümleden anladığım, sanki öncesine kadar bir tolere etme, sabır etme gibi şeyler var… Şimdi baba yani, ister istemez -ne kadar zeki olursan ol- duygusal yaklaşırsın, kötü gözle bakamazsın.

Rhaegar bir şekilde isyanın kokusu aldı ve bu turnuva aracılığı ile bu lordların toplanmasına vesile oldu. Çünkü başka şartlarda olsa birbirlerine gidip gelmek yahut tek bir yerde toplanmak çok dikkat çekerdi ama bu kadar büyük ve önemli bir turnuvada şüphe çekmeden bir araya gelip sohbet edip, komplo kurabilirlerdi. Turnuvayı Lord Whent düzenlediğine göre belki bu adam da o isyancı lordlara yanaşıp planlarını öğrenmeye çalışmış olabilir, prensin emriyle. Haliyle işin içinde ne var ne yok ne şekilde gerçekleşecek diye öğrenip önlem almak istemiş olabilir. Babasını tahttan indirme arzusu ne zaman ortaya çıktı bilemem; İsyan öncesi yahut sonrası? Öyle ya da böyle onu indirmeye niyetlendiğine emimin senin gibi… Elbette öncesinde söylediklerim biraz afaki kaçıyor, destekleyecek bir şey yok. Emin olabileceğimiz tek şeyler(o da %100 kesin olmamakla beraber); Turnuvanın, prensin emriyle yapıldığı ve babasını (isyan öncesi yahut sonrasında) tahttan indirmeye niyet ettiği.

Güneyli Komplosu diyelim o zaman. :smiley:

Hightower, Hisar, Arryn, Nehirova, Fırtına Toprakları ve bir söylentiye göre Demir Adalar… Bir de kuzey. Karşıda ise Dorne, Menzil ve sadakati sallantılı olan Lannisterlar var. Tywin’in Jaime’yi Lysa ile evlendirmek istediğini unutmayalım, tüm bu nişanlanma meselesi ortaya çıktığında.

Ben bir ihtimal belki İnanç da bu işin içinde olabilir, diyorum.

Viki’deki Harrenhal Turnuvası başlığından aldım. Selmy ne biliyor ki Duygu? :smiley: Adam turnuvayı ve şaşasını gördü… haliyle “zengin ve eli açık” yorumunu yapar, ben olsam ben de böyle derdim. Selmy’e sorsak Jon’un anası Ashara der, kesin. :slight_smile:

Hadi ya? Ben baya oturttum kafamda. :smiley: Şimdi Valiryalılar elbette ki ona tapmıyorlar, bunu demek istemedim. Büyük Öteki Valiryalılara karşı önlem manasında böyle bir şey yapmıyor zaten, iddiam bu değil(yalnız unutma AA için ejderha kanı taşıyan ve ejderhaları uyandıracak biri olarak bahsediliyor aynı zamanda ve binlerce yıldır bilinen bir kehanet. Valiryalılar da ejderha kanı ve ejderhaları var.) Fakat bunların büyüsü kan ve ateşe dayanıyor aynı R’hllor takipçilerinin büyüleri gibi… AA’nın önüne geçmek, truva atı misali kullanmak için FM gibi bir yapılanma çok işine gelebilir… Büyük Öteki ise ATEŞ ile ilgili her şeye düşman olsa gerek, çünkü yaratılışı gereği soğuk/buz ve Yaşlı Dadı’nın söylediğine göre bu WW’ler sıcak olan her şeyden nefret ediyor.

Yani olaya Valirya ve bilmem nelerin inançları bazında yaklaşma, TEMSİL ettikleri şey olarak yaklaş.

Tamam, Nazik Adam anlatırken de o şekilde söylüyor. Adamlar kendilerine en çok “No one” olarak mı yoksa “FM” olarak mı anıyor? FM olarak, doğal olarak bizim İLKİMİZ şeklinde başlar hikaye… Ha kesin böyle demiyorum ama bence bu şekilde. Çünkü o zaman bu kişi aydınlanma yaşayınca “Ben İlk FM’yim!” dememiştir yani, kendine bir isim bulma zahmetine girmeyi bırak ihtiyaç duymamıştır. Örgütlendikten vs. sonra isim işine girer insanlar genelde.

Evet. :smiley: Bak bir hareket çekerse Tyrion,Dany seni ejderhalarına yem yapar. :smiley:

Kendi kendimizi çürütüyoruz. :smiley:

Aklın yolu bir demek. :smiley: Jaqen’ın Arya’yı neden takip ettiğini çözdük de bunu da çözeriz. :smiley:

Bir şey soracağım, bir Yüzsüz Adamın tarikatını terk etme gibi bir durumu olabilir mi? İmkansız mı sence? Yahut x kişinin bunların yeteneklerini öğrenmesi mümkün olmaz mı? Çünkü aynı anda hem Kan Kuzgun’un hem Jaqen’ın Arya’ya göz kulak olmasını yahut yönlendirmesi, niyetleri neyse artık, işin içinden çıkılamıyor. Bu ikisi bağlantılı olabilir mi? Çünkü genelde bir FM ne yapar? Ağırlıkta suikast düzenleyen adamlar, hırsız değiller, istihbaratçı hiç değiller… Bu durumda Jaqen neden Hisar’a sızdı? Tam da Güneyli Komplosu dediğimiz olayın merkezine… Şüpheli değil mi?

Bence asıl Syrio, Braavosta öldü; gelen kişi kim ise onun yüzüyle KL’ye girdi. Adam FM ise zaten en başta Syrio hiç değildi. :stuck_out_tongue:

Arada belki başka bir adam olabilir elbette ama Syrio en fazla ölene yahut tekme yiyene kadar bu vazifede bulunur; KL’de iken yeni geldiğini farz edebiliriz… Yani sanki arada yeni bir adam sokacak bir zaman yok gibi. Kaldı ki Syrio gizemi çözülecekse Braavos’ta bir şekilde illa anahtar kişilerden biri bu adam yani. :slight_smile:


#190

@Starkgaryen Az önce Arya’nın POV’unu okurken Nazik Adam’ın şu sözüne denk geldim…

“Çok Yüzlü Tanrı.”

“Ve çok isimli,” demişti nazik adam. “Onun adı Qohor’da Kara Keçi’dir, Yi Ti’de Gece Aslanı ve Batıdiyar’da Yabancı, ister Yedi’ye, ister IşıkTanrısı’na, ister Ay Ana’ya, ister Boğulmuş Tanrı’ya, isterse Büyük Çoban’a tapsın, sonunda bütün insanlar onun önünde eğilir. Bütün insanlık ona aittir… aksi takdirde, dünyanın bir yerinde sonsuza kadar yaşayan bir halk olurdu. Sen sonsuza kadar yaşayan bir halk biliyor musun?”

“Hayır,” demişti Cat. “Bütün insanlar ölmeli.”

Efsanelerde Uzun Gece’de bu Gece Aslanı ve yaratıkları yeryüzüne saldırmıyor muydu? Melisandre de Büyük Öteki’yi ölüm ile bağdaştırıyor; Yüzsüzler Ölüm’e tapıyor… Bilmiyorum pek bağ kuramadın ama bir bağları olabilir, bu sözleri okuyunca biraz daha emin olur gibi oldum. :stuck_out_tongue:


#191

Gene mi bu konu :sweat_smile:


#192

Yaa ama simdi Yüzsüzlerin ölüme taptigini söylemek de biraz fazla degil mi?
Ölümü bir hediye olarak görmek ayri, ölüme tapmak ayri bence. O hediyeyi de zaten arzu edene (kendisi için veya bir baskasi için) veriyorlar sadece.
Ölüme tapsalar ölmek onlarin da kendileri için arzu ettikleri bir sey olurdu, ama Jaqen’i hatirla, Arya onun ismini söylediginde, kiz vazgeçsin diye resmen yalvarmisti, korkmustu.

Nazik Adam’in verdigi isimlerde Gece Aslani var, fakat Yedi’den Yabanci, Qohor’dan Kara Keçi falan da var; sadece Gece’nin Aslani’nin üzerinde durmak ne kadar dogru olur? Birde unutmamak gerekir ki, Gece’nin Aslani efsaneye göre, Ametist Imparatoriçe ile erkek kardesi arasinda kan ihaneti oldugu için yaratiklarini yeryüzüne saliyordu. Yani insanlari birbirlerine yaptiklari kötülük için bir nevi cezanlandiriyordu, ortaya çikan anlam genel olarak bu.


#193

GRRM bir röportajında Arya ve 3 ölüm ile ilgili bir soru soruldu. GRRM’de ateş yüzünden ölmek üzerelerdi, buna dikkat etmelisiniz demişti. Bence gözardı edilemez. Bu buz ateş akgezen şeylerinin arasında bir yerde duruyor olma ihtimalleri çok yüksek yüzsüz adamların. Ayrıca bunların en büyük ateş imparatorluğunu yok ettiklerini(çok büyük ihtimal) hatta Targaryenler Westeros’u fethederken bile karşı asker yolladıklarını(yani Bravoos daha doğrusu) unutmamak lazım.


#194

Hangi 3 ölüm?

Ben bir bag kuramiyorum.

O nasil olmus? Nasil yok etmisler?


#195

8- Harrenhal’da Jaqen Kızıl Tanrı’dan bahsetmişti ve Melisandre’de Kızıl Tanrı’ya tapıyor. İki kavram da R’hllor’u mu karşılıyor? Arya’nın eğitimi sırasında R’hllor pek önemliymiş gibi gözükmüyordu.
– (Martin bir süre düşünür)Çalınan üç ölümden bahsederken şunu hatırlamalısınız ateş yüzünden ölmek üzereydiler. Bu önemli.

Kesin bir şey değil, ama bu yüzsüz adamlar köle mahzenlerinde ortaya çıkıyor ilk olarak. Arya kendisine bu hikaye anlatılırken peki köle efendilerine karşı bir şeyler yaptılar mı dediği zaman olabilir ama bu başka bir hiakye cevabını alıyor. Yani direkt olmasa da Valyria’nın yok oluşunda bu yüzsüz adamların neredeyse kesin olarak bir parmağı var. Ama bana göre muallakta olan bu parmağın boyutu.

Bir yanda R’hollor inancının ölümün kendisi olarak tanımladığı, ölümün simgesi olan yaratıklar var. Bir yandan ise bizatihi olarak tek tanrı diye ölümü benimsemiş olan bir grup. Aslında mesele sadece bu da değil, ben tüm inançların bir bağı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu eski mitoloji tüm dinlerde var ama sadece tüm dinler bu geçmiş olayları farklı şekillerde yorumluyor. Birisi Azor Ahai diyor, öbürü Yi-Tİ’den gelen kahraman… Bence bu dinlerarası ilişki ve bizzat ölüme tapan din dikkate alınırsa ortaya ilginç şeyler çıkıyor.


#196

???

Yani biraz uçuk bir fikir bence bu. Koskoca bir kiyametten bahsediyoruz, Valyria’yi ciddi anlamda parçalayan, adalara bölen, her canlinin hayatini yitirdigi bir felaketten… Ilk Yüzsüz Adamlar, Ejderha Lordlarina karsi bir seyler yaptirlarsa bile, bu kadarini da yapmis degillerdir. Her seyin bir siniri var :smile:
Yanlis hatirlamiyorsam, efendilerinin ölümünü dileyen köleler varmis ve dualari kabul olmus, yani birkaç efendi öldürülmüs, baska da bir sey yaptilar mi bilmiyorum. Bundan ve tabi ileride Valyria’ya karsi asker göndermek disinda daha fazla ne yapmis olabilirler, ondan da emin degilim zaten.

Ben de bu sekilde düsünüyorum asagi yukari. Hatta ben direkt “Bu hikayede Tanri varsa, R’hllordur, ve birde onun düsmani olarak gösterilen Öteki” diyorum.
Ama hani Yüzsüz Adamlar ile, “ölüm” olayindan dolayi, Öteki arasinda bag kurmak bana pek dogru gelmiyor, temelsiz bir düsünce gibi geliyor hatta. "Ölüm"ün bir nevi kanit olarak sunulmasi yetersiz, hatta yanlis görünüyor bana.
Ayça’ya bir keresinde bahsetmistim; Cok Yüzlü Tanri inancinin nerede, nasil ve ne sekilde ortaya çiktigina bakarsak, Öteki ile hiçbir alakasi yok zaten. Yani inancin temelinde Öteki yok. Bir adamin, Valyria madenlerinde, kölelerin farkli farkli tanrilara ettikleri dualari dinlerken “aydinlanmasi” ile ortaya çikan bir inanis bu. O yüzden bu adamlar sirf ölümü benimsedi diye, ölümü bir hediye gibi görüyorlar diye, Öteki ile aralarinda bag kurmak bence yanlis, yetersiz bir argüman. Dedigim gibi, inanisin temelinde yok Öteki.


#197

Hatırlarsan Harrenhal bölgesinde Arya Jaqen ve üçü ölmek üzereyken onları kurtarmıştı ve Jaqen aferin sana şimdi benden sana 3 ölüm demişti, Martin bu ölümle ilgili önemli olan şeyin ateş yüzündem ölmek üzere olduklarını söylüyor. Buraya dikkat etmeliymişiz. Üstelik bu R’hollor ve yüzsüz adamların bağı var mı sorusu üzerine geliyor. R’hollor inancında ateş çok önemli ve onun zıttı olan ölümü temsil eden soğuk. Burada ölümü kutsallaştıran bir grup var ve ateş yüzünden ölmek üzere olmayı önemsiyorlar. Özellikle ateş denmesi bebi çok kıllandırıyor.

Aslında çok kompleks düşünmeye gerek yok. Bunlar madenlerde çalışıyorlar. Madenlerde yaptıkları bir ayarlama büyük bir çküşü beraberinde getirmiş olabilir. Zaten sever Amerikalılar böyle şeyleri.

Şimdi şu var, burada iddia edilen yüzsüzler ötekilere çalışıyor meselesi değil, iddia edilen yüzsüzler de ötekiler de ölümle bağlantılı olduğu meselesi. Zaten ben de direkt ikisi emre amade demiyorum sadece bir ilişki var diyorum.

Öte yandan ben R’hollor dininin de doğru olduğunu düşünmüyorum. Evet buz ve ateş ikileminden doalyı gerçeğe en fazla yaklaşan din belki de ancak gene de doğru değil yani o R’hollor ötekisi tam olarak gerçek ölümle uyuşmuyor.
Ayrıca Valyria kıymaetinden R’hollor rahibelerinin sorumlu olduğuna dair söylentiler de var

Bir de benim her zaman dikkatimi şu çekmiştir,

Bi,r kere ölen tekrar ölmez, yeniden doğar daha güçlü.

Bu bana direkt olarak Ötekileri çağrıştırıyor. Şimdi ne alaka diyeceksin evet bir alakasını bilemeiyorum boğulmuş tanrıyla ama sadece benzerliği ilginç buluyorum.


#198

Hee tamam, keske bastan böyle anlatsaydin :smile: Enteresanmis, ben bunu bir düsüneyim. Hatta varsa, bu söylesinin linkini paylasirsan çok sevinirim, o kismi iyice okumak isterim.

Bilemiyorum, bana çok asiri geliyor, dedigim gibi, her seyin bir siniri olmali.
Volkanik bir bölgeydi orasi; 14 Alev çok büyük bir volkan zinciriydi, yanilmiyorsam yüzlerce km boyunca uzaniyor. Gayet dogal afet de diyebiliriz yasanana felaket için. Bir patlama digerini tetiklemis olabilir, o sekilde devam etmistir.
Hani fantastik bir seri diye her olayda özel bir sey aramak da gerekmiyor bence.
Cidden yasanan o felakete bir grup insanin sebep olmus olmasi ihtimali, Asoiaf için bile, bana çok asiri, çok uçuk görünüyor.

Iste bu bag bana yetersiz görünüyor, hatta ben bir bag olarak da görmüyorum bunu.
Yüzsüzler Ötekilere çalismiyor ama aralarinda bir iliski, bir bag var falan… Iyi de nasil yani? Bunu açmak gerekiyor, detaylandirmak, temellendirmek gerekiyor, “ölümle baglantili” demek yetmiyor.

Bana gerçek gibi geliyor ve sebebi buz ve ates olaylari falan da degil. Bu dinde ölü bir insani büyü yapmadan, sadece dua ederek ve Son Öpücük denilen olayi (agzini atesle doldurup ölmüs kisinin cigerlerine o alevli nefesi üflemek) uygulayarak diriltiyorlar. Ve enteresan olan ne biliyor musun? Her seferinde is’e yaramiyor. Tüm rahiplere Son Öpücük ögretiliyor, ayni sekilde, hatta uyguluyorlar, deniyorlar ama iste her seferinde olmuyor. Neden?
Isin içinde büyü olsa, o büyüyü dogru sekilde yaptiginda, her seferinde is’e yaramasi gerekir ama öyle olmuyor iste. Thoros’a Son Öpücük ögretildiginde ve bunu o zamanlar uyguladiginda, bir sonuç elde edememis ama nedense simdi yapabiliyor. Nasil yapiyor peki? Arya soruyor ve Thoros sadece dua ettigini söylüyor, hatta o bile bunun nasil gerçeklestigini tam olarak anlayamiyor.
Elbette bunun disinda alevlerde görülen, oldukça önemli imgeler de var. Bunlari Mel de görüyor, Thoros da, Benerro da, Moqorro da… Hepsi R’hllor rahibi/rahibesi.

Uyusmuyor derken?

Önemli bir söz bence de, tabi genel baktigin zaman. Demir Dogumlular açisindan bakarsak, gayet net ortada ne anlama geldigi ve pek bir önemi yok :smile: Ama cidden hikaye bazinda degerlendirirsek, bo$ bir söz degil bence de. He bana direkt çagristirdigi bir sey yok tabi su an ama benim de dikkatimi çekiyor yani bu.


#199

Aslında sizin iddia ettiğinizle bunun arasında pek fark Yok, çünkü burada ateşler çıkartan özel güçlere sahip Tanrı’lardan bahsetmiyoruz. Sadece bir grup insanın yaptığı bazı numaralar yoluyla bir felaketi tetiklemiş olma ihtimalleri var. Misal nükleer çalışmaların bir grup insan tarafından sabote edilmesiyle dünyanın sonu gelebilir. Aynı mantık.

Şimdi demek istediğimi tam anlatamadım, ben ötekilerle yüzsüzler bağlantılı demiyorum. Yani iki grup organize şekilde hareket etmiyorlardır. Birbirlerini muhtemelen tanımıyorlardır. Ancak kesin gerçek bu ikisinin de ölümle bağlantılı olduğu. Birisi ölümün zaten sembolü öteki de ölümü tanrı olarak addediyor. Şimdi bu Evren’de ölüme mistik bir anlam yüklenmiş durumda. Ölüm gerçekten Tanrı mı? Ölüm sadece ölüm mü? Ölüm bir kişi mi yoksa birden fazla kişinin yönettiği bir hesap mı? Bilmiyoruz ama orada ciddi etkisi olan bir güç var. İki topluluk da birbiriyle alakasız gözükmesine rağmen bir şekilde bu güçle bağlantılı. Yani bir yapbozun birbirini tanımayan farklı parçaları olarak görebilirsin.

Aslında Thoros güzel bir örnek. Çünkü Thoros’un bir özelliği var, bu adam dindar değil. Bildiğin baba zoruyla imamhatip okumuş mezun olunca patlama yaşamış Muzaffer bu. Anlık bir duygusallık ve bir anda işe yarıyor. Hayatını buna adamış onlarca R’hollor rahibi bunu yapamıyor ama bir kafir yapıyor öyle mi? Val’ın çok güzel bir lafı var, büyü kabzasız kılıçtır. Yani büyü var ancsk herkesim kullanması mümkün değil. Nasıl kullanılacağını öğrenmek de. Son öpücük gibi bazı ritüeller olsa da bu herkesde işe yaramıyor. Dinin en önemli olayı imandır ama Thoros’dan anlıyoruz ki imanla da ilgisi Yok. Yani bir ritüel yapıyorlar ama bu ritüel olduğunu düşündükleri şey değil. Aşağıdaki örmekle daha net açıklayacağım

Şimdi eski Yunan’da dağlara çıkan rahipler gerçekten tanrılarla konuştuklarını iddia ediyorlarmış. Ancsk günümüzde anlaşılmış ki aslında o dağın basıncından mı, yoksa oradaki bir uyuşturucudan mı(burayı tam hatırlayamadım) hayal görüyorlarmış ama bunu gerçek sanıyorlarmış. Bu som öpücük ritüeli de aşağı yukarı bunun gibi. Bir şeyler yapabiliyorlar ama bu sadece kendi başına farklı bir ritüel. Nunu Ateş saywsinde yapıyoruz onların yanlış yorumu. Ayrıca GRRM’nin bir dini kayırması da pek doğru gelmiyor bana.

Yani konuşmanın başında bahsettiğim o bir güç vardaki güç tam olarak onların düşündüğü gibi değil. Mitoloji, nitelik falan çok farklıdır. Misal sadece örnek veriyorum, şaf kötü olmayabilir iddia edildiği gibi ya da artık R’hollorcylad nasıl düşünüyorsa çok farklı olabilir.

Demirdoğumluların çok ilginç bir mitolojisi var. Tuz taht falan onlar gelmeden önce de oradaymış. Üstatlar nu tarz insan öncesi yapıları yapanların başka bir gizemli ırk olduğunu söylüyor.

Öte yandan Aerion POV’u çok ilginç. Euron’u görüyor, yanında beyaz bir hatun ve Demir tahtın kılıçları tüm bilinen Tanrı’ları deşmiş.


#200

Ölümü Tanri olarak görmüyorlar. Ölümü, aci bir hayatin merhametli sonu gibi görüyorlar ve bu yüzden mesela ölmeyi dileyen bir insanin dilegini gerçeklestiriyorlar, ve bunu iste Yüzsüz Adamlar dedigimiz kisiler yapiyor, Tanri’nin hizmetkarli, Tanri’nin yeryüzündeki vücut bulmus hali gibi olarak.
Jaqzn örnegini vermistim Ayça’ya; hatirlarsin sen de, Arya onun ismini söylediginde Jaqen korkmustu, resmen baska bir isim söylemesi için Arya’ya yalvarmisti. Bence bu önemli.

Iyi güzel de, nasil yapiyor? Thoros nasil insan diriltebiliyor?
Dedigim gibi, ortada büyü yok. Adama soruyorlar nasil yaptigini, ben sadece dua ediyorum diyor.
Iman falan filan, iyi hos da, söyle bir sey de var… Thoros ilk kez Beric’i dirilttigi zaman, ritüel sirasinda, bunun is’e yarayacagini düsünmüyormus çünkü daha önce denemesine ragmen basardigi, veya birinin basardigina tanik oldugu bir sey degilmis. Ama olaya bak ki, Beric’i diriltiyor. Ve bu olaydan sonra Thoros epey inançli birine dönüsüyor, hatta yanindakiler de R’hllor’u Tanrilari kabul ediyorlar. Bundan sonra Beric yine ölüyor, Thoros bu kez de inançli bir adam olarak ritüeli gerçeklestiriyor ve yine is’e yariyor.
Büyü yok. Sadece dua var, ve Son Öpücük ismi verilen, agzini atesle doldurup ölü bir insanin cigerlerine o alevli nefesi üfleme ritüeli var (tüm rahiplerin ve rahibelerin hayatlarinda en az bir kere denedigi ama her zaman is’e yaramayan bir ritüel).
Gördügün gibi, Thoros dindarken de basardi, degilken de basardi. Her seferinde, ona rahip egitimi aldigi sirada ögretildigi sekilde gerçeklestirdi ritüeli. Geçmist yapmis, basaramamis.

Verdigin örnege gelirsek… O rahiplerin baslarina gelen sey açiklanmis, her sey kafalarindaymis, halüsinasyon, hayalmis. Fakat bizim olayimizda ortada ölüp dirilen bir insan var. Farki anliyorsun degil mi?

O taht yagli siyah tastan yapilmis, Hightower kalesinin temelindeki ana kalede kullanilmis taslara benziyor, ve o ana kale de mesela daha Ilk Insanlar Westeros’a gelmeden önce vardi. Demir Adalardaki taht’da ve Hightower kalesinin temelindeki kalede kullanilan bu siyah tasi bazilar Valyrialilara bagliyor, çünkü onlar da bu siyah tastan yapilar insa ederlermis (Volantis’deki siyah duvar gibi) fakat hem taht, hem de kale onlarin tarzinda degil, birde yanilmiyorsam tarih konusunda sIkIntI vardi. Neyse, bunlar daha çok Lorathli Mazemaker’larin elinde çikmis gibi görünüyor, özellikle de Hightower kalesinin temelinde kale. Birde efsaneye göre, bu Mazemaker’lar deniz canavarlari (bir çesit deniz kizlari, deniz aygirlari, ve “selkies” denen, ne oldugunu tam anlamadigim baska bir efsanevi yaratik) tarafindan öldürülmüs, yok edilmis. Enteresan degil mi? Hele ki Gri Kral’in efsaneye göre bir Merling ile (su bir çesit deniz kizi dedigim) evlendigini düsünürsek. Yani biraz dolayli da olsa, efsaneler sayesinde, siyah yagli tas konusunda usta olan Mazemaker’lari bir sekilde Deniztasi Tahtina baglayabiliyoruz.

O gerçekten ilginç, o kadar düsündüm ama nasil yorumlayacagimiz hala bilemiyorum :smile:


#201

Bu biraz bence yorum meselesi. Yani Arya’ya tek bir tanrı vardır ölümdür dendiğini ya da tüm tanrılar ölüme çıkar dendiğini net biçimde hatırlıyorum. Ama benim asıl argümanım tanrı olarak görmeleri değil ölümle kurmuş oldukları bağ. Ölüm onlar için birincil öncelikli ve gerisi önemli değil bu başka bir tartışma konusu.

Şimdiye kadar Melisandre’yi saymazsak ne odluğuu ya da olmadığını bildiğimiz büyücü türleri Greenseerler. Greenseerlerin çok çalışmayla olunmayacağı, doğuştan bu yeteneğe sahip olunması gerektiğini biliyoruz. Thoros da benzeri biçimde özel olarak bu yeteneğe sahip olarak dopmuş olabilir. Çünkü sizin de dediğiniz gibi inanç bu noktada belirleyici bir şey değil. İnançlıyken veya inançsızken pek fark etmiyor.

Ama sizin dediğinizi doğru varsayalım, R’hollor Sancaksız Kardeşliğe yardım ederek ne yapmaktadır, nereye varmak istemektedir? Ayrı bir tartışma konusu.

Mazemaker???
Hatırlayamadım buz ve ateşin dünyası elimde nerede geçiyor onu söyleyebilir misin bir inceleyim

Bunun dışında ben böyle eski bir ırk oldığunu ve bunun Valyria kökenli değil daha çok he Valyria’nın hem de bu eski yapıların ve Hightower Dayne gibi Valyria özelliği gösteren ailelerin oluşmasında rol oynadığını düşünüyorum. Çünkü çok eski tarihlerden bahsediyoruz ve bu eski tarihlerde Valyria gelişmiş bir medeniyet değildi.

Aslında absürt geldiği için çoğu insan kabul etmiyoe ama bu Euron’un aklarla ittifak kurarak demir tahta oturacağı ihtimalini benim gözümde güçlendiriyor. Bir de akgezenler ortaya çıktığı zaman o kadar kştabın üstüne kurulu olduğu demir taht önemsizleşecek. Bu iki mücadele böyle bir kurguyla güzelce birleşir.


#202

Tamam, anladim ben seni :grinning:

Sen Mel’in de bir Yesilgören olabilecegini söylüyordun yanilmiyorsam; ve simdi Thoros da mi?
Bak R’hllor rahibi/rahibesi olarak sadece Mel ve Thoros yok bu hikayede, Benerro ve Moqorro da var. Bunlar da alevlerde imgeler görüyorlar, özellikle de Moqorro’nun alevlerde gördügü, hikayenin gelecegi ile alakali çok önemli imgeler var. Bu kisilerin hepsi R’hllor’cu. Bunlari nasil açiklayacagiz? Hepsinin özel yetenegi oldugunu, bu yetenekle dogduklarini mi söyleyecegiz? Hepsinin R’hllorcu olmasi bir tesadüf müdür?

Farketmiyor diyorsun ama önceki yorumunda, Thoros’un ölü diriltmeyi basarmasi konusunda “Çünkü Thoros’un bir özelliği var, bu adam dindar değil” dedin.
Yani farkediyor mu, etmiyor mu senin için? Pek anlamadim :smile:

Orasini bilemem. Sancaksiz Kardeslik’e mi yardim ediyor? Yoksa hedefledigi bir seye ulasmanin yolu Sancaksiz Kardeslik’den mi geçiyor?
Cidden orasini bilemeyiz. Benim zaten konum bu degil. Ben sadece “$u seride Tanri varsa, R’hllordur” düsüncemi, ölü diriltme (büyüsüz) ve ateslerde görülen, gelecekle ilgili önemli imgeler, rahipler/rahibeler üzerinden anlatmaya çalisiyorum basindan beri. R’hllor’un amaci falan filan, bunlar çok ayri meseleler.

Dayne’lerin Valyria özelligi gösteren bir aile oldugu nereden çikti, ben de onu anlamiyorum. Ashara’nin mor gözleri, Gerold’un bir tutam gümüs saçi yüzünden resmen öyle bir algi olustu. Martin de dedi, Dayne hanesinin Valyrialilarla alakalari yok.

Bu arada Hightower hanesi de mi Valyria özelliklerine sahipmis??

Euron’u Öteki ile bagdastiran teoriler, düsünceler var, ama ben gerçekten bu konuda ne düsünecegimi bilmiyorum henüz. Hiç üzerinde durmadim, o yüzden ne söylesem yanlis olur simdi, sirf yorum yapmak için yazmis olurum.