Oyun Anıları


#201

Papaya suikast düzenledim ama ne yazık ki bir sonraki papa Cermen İmp. çıktı yani hiç bir şey fark etmedi.Başladım Avrupanın dört bir yanına suikastçılar göndermeye rakip tüm Cardinal ve Priestleri öldürüyorum yeterli sayıda Cardinal olunca bıraktım suikastleri ve kendi adayımı papa yaptım artık dinden çıkarılma gibi bir derdim kalmadı.O arada Sicilya üzerine yürüyorum güneyden doğru amacım adamları yenip Milan’ı rahatlatmak.Orta Avrupa’da ise güçlü bir ordu yok diye tek bir ordu ile dolaşıyorum kendime güvenerek tabi bir yere kadar oldu ordum yıprandı Cermenler sıkıştırdı bir kale kuşatmasında çok büyüük zayiatlar vererek kazandım bir nevi Pirus zaferi elimde ordu kalmadı hepsi şehir savunmaları için geliştirdiğim milisler ,Fransızlar son bir hamle ile Marsilya tarafında büyük bir ordu toplayıp Toulouse kuşattı hayır orası düşerse düğüm çözülecek her yerden asker yetiştiriyorum hem kuzeye ,hem orta Avrupaya hem güneye hayır ilginç olan Portekizliler keşif yapıyor Britanya adası etrafında çıkarma yaparsalar işim yaş sadece 5 tur gibi kısa bir dönemde geldiğim komedi duruma bak,ama hala güçlüyüm Papaya sözüm geçiyor Cermen İmp dinden çıkarılmış,Viyana’ya bir haçlı seferi düzenlemesini istedim tıpış tıpış kabul etti hatta kalemi kuşatan Fransa bile katıldı sefere tüm sorunlarım bir anda çözüldü neredeyse şimdi haçlı seferi süresince eski gücüme kavuşmam gerekiyor,daha sonra Amerika keşfedilince orada koloni kurucam.


#202

Fifa günlükleri adlı programımın 6. Ve özel bölümü ile karşınızdayım. Bugün maalesef bir maç değil, gerilim hikayesi anlatacağım.

Uzun zamandır hayalini kurduğum 5. Lige çıkmamla düşmem bir olmuştu. Dün sabah tekrar çıkmayı başardım ve mükemmel bir yol izledim. Arka arkaya 6 galibiyetle 4. Lige çıkmayı garantilemiş, title almama 1 puan kalmıştı. 2 mağlubiyet ve 1 galibiyetten sonra 1 maç kala ligi bitirdim ve 4. Lige yükseldim. Bunları yapana kadar tabi saat çok geç olmuştu ve ben de oyunu kapattım.

Yeni transferler yapmam gerekliydi. Forvete kanatlara iyi adamlar gerekiyordu. Telefona indirdiğim mobil uygulama ile takımımı her saniye izleyip, transfer yapma şansına sahip oluyordum. Sol kanat için Reus, sağ kanat için Di Maria ve forvet için de Suarez’e teklif önerdim. Suarez dışında digerlerine çok yüksek teklifler geldigi için onlara fazla yuklenmedim. Ancak suarez kaçırılmayacak bir fırsattı. 70.000 buy now fiyatı, 20000 ise en az verilebilecek teklif fiyatı. Son 18 dk kala 30000 bastım. 5 dk kalana kadar kimse yokken. I anda baskaları da fiyatı arttırmaya başladı. 35k 40k 45k 50k 55k derken son olarak 60k bastım ve son 10 saniyeyi heyecanlı bir bekleyişle geçirdim. Suarez’i çok uygun bir fiyata almıştım. Ama bir terslik vardı. Kadroma ekleyemiyordum. Expired yazması gereken yerde completing yaziyordu saatler geçmesine rağmen. Tüm hayallerim yıkılmış, 60000im bosa gitmişti.

Oyunu bırakma düşüncelerim aklımda tilki gibi dolaşırken biraz önce tekrar bakmamla oyuna geri donmem bir olmuştu. Suarez’i takıma koyabiliyordum. Artık önümde kimse duramazdi. Beşiktaş JK çok büyük isler yapacaktı.


#203

Fifa Günlükleri adlı programımın 7. bölümü ile tekrar karşınızdayım. Öncelikle bahsetmek istediğim bir konu var, geçen bölüm yere göğe sığdıramadığım, aman aldık şimdi önümüzde kimse duramaz dediğim Suarez beklentilerini karşılamadı. Beşiktaş’ım ikinci bir Quaresma vakası yaşadı. Ben de sattım. Bundan da kısaca bahsetmek istedim.

Şimdiki bölümümüzde ise ne bir galibiyet sevinci, ne bir kahramanlık öyküsü veya bir geridönüş anlatacağım. Bu bölümde sizlere hayat dersi vereceğim. Uzun zamandan beri hayalini kurduğum 4. ligi title alarak bitirmiş, 3. lige çıkmış, arka arkaya 4 galibiyet alarak ilerliyordum ki şanssızlık beni tekrar buldu ve 3 maçlık mağlubiyet serimi başlattı. Ben umudumu kaybetmeden kadroyu hazırladım, rakip aramaya koyuldum.

Ultimate Team oynayan veya takım kurma hayali olan herkes takımına; Ronaldo, Messi, İbra, Neymar koymak ister. Bu hayal bu oyunda imkansız değil, parayla Fifa points alıp paket açarak illa ki birinde Neymar’ı Messi’yi çıkarırsın çok uğraşırsan. Veya para biriktirirsin alırsın ki bu biraz imkansıza kaçıyor. Ben realist bir insan olarak bunlardan ziyade en son nokta olarak takıma Reus, Götze, Schweinsteiger, Di Maria gibi biriken parayla alınabilecek adamları almaktan yanayım. Ama bana öyle bir rakip geldi ki, hani kurduğum hayallere koymaya hakkım yok o adamları. Forvette İbra, solunda Ronaldo, sağında ona keza çok iyi bir oyuncu; defansta Marcelo, Thiago Silva… Kanatta Lucas… Ağzım açık bakmaktan ss almayı unuttum adamın kadroyu.

Şimdi diceksiniz ki he salak herif üstte bahsetmedin mi zaten paket açarak alınır, imkansız değil diye. Onlar Rare Gold kart dediğimiz oyuncuların ham özelliklerinin olduğu kartlar. Bu adamda inform dediğimiz milyarda bir çıkarabileceğiniz kartlar var. Bu kartlarsa ham özelliklere +5, +10 ekleyebiliyor her birine.
Mesela bu linkteki ham Ronaldo; http://www.futhead.com/14/players/335/cristiano-ronaldo/
Bu linkteki inform Ronaldo; http://www.futhead.com/14/players/14456/cristiano-ronaldo/

Neyse ben üç kul bir elham okudum maça başladım. Arkadaş hızlı başladı tabi bir zahmet o kadroyla. Daha dk 4’de Zlatan’la koyuyor benim kaleye. Şaşırmıyorum, zira birazdan daha çok şaşırıcam. Taktiği Defansif yapıp başlıyorum. Biraz süren kısa paslaşmalardan sonra öyle muazzam bir ara pas çakıyorum ki Diego Costa’ya yapıştırıyor uzak köşeye, dk 10’da 1-1 oluyor. Tabi her güzel şey çabuk biter, biliyoruz. Santra vuruşundan sonra Lucas ile öyle muazzam çalımlar atarak ilerliyor ki, ardında gelen golü farketmiyorum çalımların etkisinden. Hakkıyla alıyor maçı 2-1’e. Bende umutlar asla bitmez bilirsiniz. Yine bir öncekinin benzeri bir ara pas’ı Eto’o alıyor ve şık bir gol atıyor. Evde Eto’o bitmemiş naraları atıyorum. Dk 16’da beraberliği yakalayıp, ilk yarı sonuna kadar dayanmaya çalışıyorum.

İkinci yarı biraz daha zorlu geçeceğe benziyor. Zaten başlar başlamaz daha dk 49’da Ronaldo ile bir kafa golü yiyorum. 3-2 gidiyor maç. Yalnız rakipte bir gariplik var ki her gol attığında salıyor biraz oyunu. Çalım atmayı falan kesiyor. Önceki goller gibi atarım umuduyla aradan bir arapas veriyorum ama adamımı bulmuyor. Dk 67’de karambolde çok hoş bir gol atıyor Zlatan ile ve 4-2 yaparak arayı açıyor. Kaybedecek hiç bir şeyim yok, taktiğimi Defansiften Ultra Ofansife alıyorum. Şimdi onlar düşünsün.

Resmen tek kale oynuyorum maçı. Kanatlardan ilerliyorum, topu kaptırıyorum ama tekrar kapıyorum derken ikinci yarıda Diego Costa yerine maça soktuğum Balotelli ile çok iyi bir arapas veriyorum yerden Hernandes’e. Sahne hala aklımda, Ceza sahasına girerken sol arkasında bir defans, biraz aşağıda başka defans, onun biraz aşağısında az gerisinde Eto’o. Bu şut çekeceğimi düşünerek kayıyor ancak ben ondan önce davranıp topu aşağıdaki Eto’o’ya yolluyorum. Öyle bir vuruyor ki sağdan, top sol direk ve üst direğin kesişimine çarpıp içeri giriyor ancak hakem düdüğünü çalıyor golden saliseler öncesinde ve Hummels’e veriyor kırmızı kartı. Penaltı kazanıyorum ama bir golü de kaybediyorum. Ya bunu da kaybedersem? Hernandes kullanmak için topun başına gelse de ben Balotelli’yi alıyorum. Ah Balotelli sen yok musun sen?? Aldığım ilk maçta Hattrick yapan, paranın hakkını her kuruşuna kadar alan, hatta fazlasını hak eden koca yürekli çocuk. Heading özelliği en az forvetim olmasına rağmen en çok kafa golü atan Liverpool ülkü ocakları reisim. Sol üst köşeye atıyor, kaleci de aynı köşeye ancak Balotelli affetmez, golü yazıyor haneme ve dk 89’da 4-3 yapıyorum.

Son +3’de taktik değiştiriyor. DÜŞÜNÜN KOSKOCA DÜNYA DEVİ BEŞİKTAŞ’IMIZDAN KORKUYOR… Kısa paslaşmalarla zaman geçirerek maçı aynı skorla almayı başarıyor. Ben maçı kaybetsem de ondan daha büyük bir ders çıkarıyorum. Rakibini hiç bir zaman küçümseme, daha da önemlisi ondan hiç bir zaman korkma…


#204

Abi zaten o kadroyla o ligdeyse o adamdan hayır gelmez. :smiley:


#205

Ehem ehem… Sonunda indirdiğim CK2’de epik bir yenilgalibiyet aldım…

Robert’s Rebellion


“Ned Reyiz, kafamızı keseriz.”

dediiiiiik ve Ned reyizle başladık… İlk işim Lannister’ları yanımıza almak için Cersei ile Benjen’ı evermek (xd) oldu :d. Tabii bi işe yaramadı, Tywin’i nasıl çağıracağımı bilmiyordum savaşa…

Her neyse bu sırada Cat bir lordumun veliahtı olan kızını öldürmeye çalıştı… O kız dışında soylarında kimse yoktu, yani kız ölünce veliaht ben olacaktım. Ama bu komplo ortaya çıkmıştı, ve Lord’lar falan sorun yapabilir heralde ben oyunda yeniyim diye kızı idam ettirmeye kastettim. Sonra dedim ki Tully’leri kaybedeceğime 3-5 lordu kaybedeyim… Neyse ki hiç sorun çıkartmadılar, dedim Catelyn kızım bak bir daha böyle bir şey yaparsan aaazına vururum… Bir daha sorun olmadı…

Her neyse, bütün sancak beylerimi çağırdım. Yaklaşık 28-29k’lık orduları var, 6k da benim, Robert’ın da toplam 35-40k’ya yaklaşıyor, bütün adamları çağırınca; Vadi ise apayrı bir olay Bronz Yohn’un 7 K ordusu var, onun dışında kitapta adı bile geçmeyen/geçse de yer kaplamayan hanelerin 22-23k orduları var, bunlar hep beraber takılıyorlar, ve etrafta gezinip Targaryen avlıyorlar… İlk başta Menzil askerleri, 300-400 kişilik ordularla 1000-2000 kişilik orduları oyalıyorken 5-6 k’lık ordularla TAAAAK! tek tek bizi gebertiyorlardı. Bronzgate civarındaki muharrebede ciddi bir yenilgi aldık ve Arryn kuvvetlerinden 10K’lık bir grup yokoldu. Onlarda ise, 22K’lık adamlardan yaklaşık 13K kurtulmuştu. Sonra Robert bu heriflerle, bir savaş yaptı. Mace Tyrell mi ne bir Lord’ları öldü… Sonra Robert ile Denk geldik, ve Rhaegar’ın üstüne gittik, Rhaegar’a saldırmak üzereyken arkamda kalan 6 bin kişilik ordum 20k’lık Aerys ordusu tarafından kuşatılmıştı… Napıcağımı şaşırdım… Ve gördüm ki Robert 16K, Rhaegar ise 11 K askeri olan orduları vardı, Robert’ın bana ihtiyacı yok diye, Aerys’e saldırdım… Ama yine bir sorun çıktı, Ben yoldayken Hanesini bile bilmediğim bir lord Jon reyize saldırıyordu. Jon’un ordusu 8K bile dğeilken bu Targaryen’ci 11K Kişilik bir IronThrone ordusu yönetiyordu. Aerys de çoktan benim 6 binliği dağıtmıştı, hiç uğraşmadım Aerys ile doğrudan Jon reyize saldıran herife gittim. Herifi esir aldım, ve 125 Gold’a geri saldım.

Bir süre Robert’ı göremedim, Ardından savaş görünümünü açtığımda Robert’ın tarafında katılan bir iki Menzil lordu gördüm, En dikkat çeken Randyl Tarly idi. Bu olaydan sonra Menzil’in üstüne koyu bulutlar indi, savaştan çıktı gibi bir şey demek galiba bu, orada hiç ordu görünmüyordu… Sonra bir baktım Robert’ın oğlu doğmuş. Dedim noluyo a*k. se-kimsin de Lyanna’ya ihanet ediyosun.

Heyecanla savaş nasıl acağımı öğrenirken çocuğun annesinin Lyanna olduğunu gördüm. Lyanna kurtulmuştu. Rhaegar da ölmüştü.

Bu sırada Benjen’in karısı Cersei hamileydi. Savaş da bitmişti. %70 idi olayımız. Aerys ise 3K’lık ordusuyla orada burada geziniyor, 12-13 kişilik orduları birleştirip bir ordu yapmaya çalışıyordu. Ben de zaten sinirli olan Vasalların harcını indirip, bir anda kuzeye ışınlandım :d (Farkettim ki, mesela fırtına topraklarındayken; orduyu silip geri açtığında Kuzey’e gidiyorlar)

Burada iş koptu. Greatjon birinin sadakatini satın almaya kalkıştı. Ben de onu zindana attım. Nasıl adamı sur’a göndericem diye ararken, dövüşle yargılama isteği geldi… Adamın şampiyonu Mors’du. adama baktım, bayaa bi yeteneği var ama benim daha çok var. Bir de Ice vardı tabii… Başladık çeliklerin dansına.

Öldüm.

Benjen idim artık, uzun zamandır beklediğimiz çocuk ise kız doğmuştu. Üst üste iki darbe yemiştim. Bu sırada Robert ile çocuğu ölmüştü. Ne ara oldu bunlar bilmiyorum. Sonra farkettim ki ben artık Targaryen tarafındaydım. Noluyo a*k demeye kalmadan, Stannis’in ordularıyla savaşıp %-82 olan şeysiyi %-49’a kadar indirdim. Sonra birden Benjen öldü.

Küçük kızı Sansa idim, bir şeyler bir şeyler ben Lyanna oldum, Sansa ise Cersei ile birlikte Kaya’ya gitti.

Lyanna ile, kalınca dedim başlarım böyle oyuna, bir Sur’a adam yollayamadık diye oyunu kaybettik AQ dedim ve oyunu kapattım. Şuan sur’a nasıl adam gönderilir ona bakıyorum :d

ne kadar anlaşılmaz, ne kadar iyrenç, ne kadar gıcık bir yazı olmuş ya. Sanki ingilizce bir şeyi translate ile çevirmişim gibi olmuş cümle düzensilerim xd


#206

Ahahaaha okuduğum en komik ani :))))

asiri sacma xd


#207

Fifa günlükleri adlı programımızın 8’inci bölümüyle karşınızdayım. İki gün önce yaptığım bir maç vardı, shout box’da çok kısa bahsettim, anca fırsat buluyorum buraya yazmak için burda da çok kısa bahsedicem çünkü fazla hatırlamıyorum.

Aynı gün düştüğüm 3. ligde bir maçımda ilk yarıyı 4-0 geride kapattım. Umutsuzluk bir virüsçesine etrafıma yayılmıştı. En azından daha fazla gol yiyio rezil olmayım dercesine maça başladım. Yediğim ilk iki gol kornerden olduğu için savunmamda bir endişe vardı topu yine dışarı atarlar diye. Hepsini bi yere atarsak, rakibim güzel de oynuyordu. Önümde duran koladan bir yudum aldım ve kendimi silkeledim. (Kola içtiğim hiç bir maçta yenilmedim arkadaşlar totem haline geldi bu.)

Bir zamanlar rakibimde görüp bana attığı iki golle gönlümde yer edinmiş, hemen maçın ardından aldığım Nasri belki de hayatının maçını oynayacağından habersiz dk 60’da ilk golünü attı. 4-1 içimi az da olsa rahatlatmıştı. 4-1 kere maşallah diye espriler yaparak kendimi rahatlatmaya çalışırken dk 63 ve yine Nasri. 4-2 yapmıştım bile. Belki de beraberlik olabilirdi ha? Meşin yuvarlak, her an her şey olabilirdi dimi?

Yanlış hatırlamıyorsam Cavani’yi çıkarıp Eto’o’yu soktum oyuna. Ya da maçın başından beri Eto’o oyundaydı bilemiyorum. Ancak dk 70’de çok şık bir kafa golüyle 4-3 yapmıştı oyunu. Rakibimin şaşkınlığından yararlanarak bir gol daha atabilirim diye düşünüyordum ki savunma kapandı adeta. Dk 90 ve hakem +2yi gösterdi. Kale vuruşunu yaptım, sağ kanattan muhtemelen Jesus Navas hızlı bir koşu çıkardı. Ortasını açtı ve içerde muazzam bir yerde bekleyen Nasri aynı muhteşemlikte bir kafa golüyle hat trick’e imza attı. Kendisinin 3 takımının 4. golünü attı ve beraberliği getirdi. 1 puan da olsa evimize yenilgi almadan döndük.


#208

Ya gitti güzelim Save dosyası daha çok yapacaklarım vardı.


#209

Game of thrones oyunu kötü olmuş gerçekten , oyuna Rhaegar ile başlayacaktım fakat Stannis karakterine sempatim olduğu için onunla başladık. Rhaegar Targeryen Fırtına Burnu topraklarına saldırıyordu , yaklaşık 20000 kişilik bir donanmamız vardı , Rhaegar Ve askerlerini bir süre oyaladık Eddark Stark Kuzey sancaktarlarıyla geldi ve savaşı kazandık. sonra Robert ile birlikte 40000 kişilik bir ordu İle Birlikte Ejderha Kayasına saldırdık , savaşta Eddark Stark Ve kuzey sancaktarlarıda vardı yaklaşık 20000 kişilik ordusuyla , savaş sırasında Rhaegar Targeryen Ve Robert Öldü , Lyanna Stark Kurtuldu , sonra politik evlilik yoluyla Lyanna Stark İle Evlendim. Aerys Ve Mace Tyrell ordularını birleştirerek Kuzeye Saldırdılar benim haberim yoktu , Eddark Stark öldü , Benjen Stark esir düştü , Aerys teslim olup ihanetimi kabul etmemi söyledi , Aerys Kralın şehrin 'deydi , bende orduları alıp kuzeye saldırdım , Mace Tyrell Ve ordularıyla karşılaştık , savaşı kazanmıştık Mace Tyrell Öldü. Kuzeyin Başına Mecburi Olarak Benjen Stark Geçti ve Catelyn Tully ile evlendi. vede Lyanna Stark 'dan çoçuğum Oldu Çoçuğun Adı Joffrey Olmuştu , çoçuk Erkekti , Jon Arryn ile ittifak yaparak ordularımızı birleştirdik , Hoster Tully ilede ittifak yaparak ordularımızın sayısı üçe katlandı Benjen Stark Kuzey sancaktarlarını alarak ordularını bize kattı , Lannister Hanesi ile müttefiklerimi birleştirdim , Kralın Şehrine Dalmadan Önce Benjen Stark Ve Catelyn Tully ikilisinin Robb Stark adında çoçukları oldu. Beş hane birleştik ve kralın şehrine saldıracaktık , kuşatmayı kazanarak Kralın Şehrini Aldık , Aerys Ve Hoster Tully Savaşta Öldü , diğer tüm haneler bağlılık yemini ettiler , Kralın Sağ kolu olarak Jon Arryn 'ı Seçtim. Varisim Joffrey Olmuştu , Targeryen çoçukları tahtta isyan edebilirdi o yüzden onları öldürdüm. Elia Martell 'in Canını Bağışladım.


#210


Aegon’un Fethi. (Resim alıntı.)

Daha önce zevkine Westeros’u sürekli fethettiğim için; oyuna 8003 civarı bir zamanda başladım.
İlk işim, Aenys’i Sör Vhagar’ın eğitimine vermek oldu. Böylelikle onunla formidable fighter olarak oynayacaktım.
Maegor doğmamıştı henüz. Ama Visenya’nın ikiz çocuğu olmuştu. Bir kız bir erkek. Erkeğin adını Maegor koymuştum anıya ithafen.

Her neyse, buralar sıkıcı.

İşte şimdi oyuna başladım. Pentos’a ejderha hakkı ile savaş ilan ettim. Pentos anında diz çöktü. Ardından aynı anda lys myr ve tyrosh’a savaş açtım. Myr diz çöktü. Lys ve Tyrosh savaş meydanına çıkma ahmaklığında bulundu.

Bu sırada Aenys hastalanıp öldü. (Ne zaman savaş açsam ölüyo zaten gerizekalı çocuk ya. Yani inanır mısınız, ne zaman savaş açsam savaşı kazandığımda Aenys’in öldüğünü farkediyorum. Var mı böyle saçmalık?)

Ama böyle olacağını önceden tahmin etmiştim. Maegor’a Blackfyre’ı verdim. Zaten çok az martial etkisi vardı ve Meydan muharebesinden çok kale kuşatması yaptığım ve balerion ile 1 saniyede kaleleri aldığım için pek işime yaramıyordu.

Maegor’a Blackfyre’ı verdikten sonra. Lys, Tyrosh , Myr, Braavos, Astapor, Yunkai, Meereen, Dothraki Sea, Norvos falan filan Ashai’ye kadar her yeri aldım neredeyse. Ashai’yi de gizemli görünsün diye bıraktım. Sonra bilmediğim bir nedenden ötürü Vadideki lordlar savaş ilan etti. Ve sefere çıktım. Visenya ölmüştü. Dark Sister artık, Maegor’daydı ve onun özellikle ejderha yumurtasına sahip olmamasını sağlıyordum. Vadide savaşa çıkarken ambitions kısmında “Obtain a Valyrian Steel Sword” yazıyordu. Ve bu sefer sırasında Corbraylardan aldığım Forlorn Lady ile bu ambitions’ı yerine getirdim. Kılıcı Kızıma verdim. Ardından, Tekrar obtain a valyrian steel sword ayarladım. Ve 60’lı yaşlarda valyria kılıcı bulmak için bir yaşlı adam geliyor. Bazılarınız bilir. Herneyse o adamla da bir valyria kılıcım oldu.

FAlan filan feş mekan, Aegon öldü ve Balerion boşa çıktı. Maegor’da 3 kız kardeşinde 1 valyria çeliği kılıcı vardı. Oğlumuz Rhaegar ise Formidable fighter olmuştu. O formidable fighter olur olmaz karımı idam ettim ve onun kılıcı Rhaegar’a geçti. Sonra depresifken idam ettim ve Rhaegar’da dört tane valyria çeliği kılıç oldu. Çocuk 18 yaşındayken balerion’u sürmüştü. ARtık o kadar rahatım ki keyfe bağlı olarak milletin ünvanları çalıyorum alsjfklajsglka sonra da adamları savaşta eziyorum müthiş bir rahatlama. iaslifasşgaş nasıl bir fantazin var demeyin. Benim yerimde olsanız siz de yapardınız…

Neyse yine iğrenç yaızlmış güzel bir anı. Siz bir şey anlamadınız tabi (:(( Neyse. Yakında ciddili yazmayı öğrenicem ve çok seviceksiniz.


#211

BF3

Ben ve 3 kişilik ekibim Grand Bazaar bölgesinde şiddetli bir çatışmanın içerisindeydik

kemaldoruk Mühendis
Egoist Sıhhiye
Ben Sıhhiye
Ve Rısa Mühendis idi

Rakibin bayraklarını indirip kendi bayrağımızı koymak gibi bir amacımız vardı. Savaştığımız cephede çok kanlı dövüşmeler yaşanıyordu ve aksiyon bir saniye olsun eksilmiyordu.

A B C D ve E bayrakları vardı A B ve C aynı doğrultudaki üç bayraktı ama D ve E uzaktaydı ( A ve E uzakta olan bayraklar olabilir hatırlamıyorum)

ekiple a b ve c yi ele geçirip kalan iki bayraktan birini alıp savaşın seyrini değiştirmeyi düşünüyorduk.

Pazarı bölen uzun dar sokağa girdik karşıda Ruslar bizi bekliyordu şiddetli çatışmalar sonucunda A yı alıp B ye ilerledik lakin orada aşırı müdaheleyle karşılaşıp geri çekilmek zorunda kalmıştık başımıza bombalar yağıyor keskin nişancıların dürbünlerinden yansıyan ışıklar gözümüzü alıyordu.

O ara Egoist ve Kemaldoruk düşmüştü, gidip ikisini kaldırdım ama bu sefer de ben vurulmuştum kemaldoruk beni kurtarıp geriye çekilmişti bir dükkanda sıkışmıştık egoist ile rısa karşı saldırı içerisindeydiler

daha sonra destek bir kaç support askeri gelince sağlık kutularıyl onları destekleyip taarruza geçtik avluya açılan bir kapısı olan yere düşman üs kurmuştu ( radio beacon)

oraya el bombalarımızı sallayıp takımca girdik ve içeride ki herkesi katledene kadar durmadık ben bir tanesine bıçağımı sapladıktan sonra vurulmuştum ve o hengame de ölüp gitmiştim. Kemaldoruk ve manganın yanında doğar doğmaz üçüncü hedef olan c ye gittik bizi orada da zırhlı taşıt bekliyordu ağır kayıflar vermeden geri çekildik daha sonra Rısa ve diğer mühendislerin yardımıyla o engeli de aşık c yi aldık.

Kanlı çatışmalar devam ediyor uzun vadede keskin nişancılar atışlarını üzerimize yapıyordu. Düşman ha bire b ya da c yi alıyor bizi durmadan pazara çekiyordu ben de ekibimi gözden ırakta olan d ye sürdüm ve d yi alınca düşman kuvvetlerini iki yerden bölecek avantajı elde etmiş olduk.

Ölüp ölüp dirildiğimiz bir çok can aldığımız yakın mesafe çatışmalarla dolu bir round yaşamıştık savaşı kazanmak ise herkesi mutlu etmişti
[img]BF3

Ben ve 3 kişilik ekibim Grand Bazaar bölgesinde şiddetli bir çatışmanın içerisindeydik

kemaldoruk Mühendis
Egoist Sıhhiye
Ben Sıhhiye
Ve Rısa Mühendis idi

Rakibin bayraklarını indirip kendi bayrağımızı koymak gibi bir amacımız vardı. Savaştığımız cephede çok kanlı dövüşmeler yaşanıyordu ve aksiyon bir saniye olsun eksilmiyordu.

A B C D ve E bayrakları vardı A B ve C aynı doğrultudaki üç bayraktı ama D ve E uzaktaydı ( A ve E uzakta olan bayraklar olabilir hatırlamıyorum)

ekiple a b ve c yi ele geçirip kalan iki bayraktan birini alıp savaşın seyrini değiştirmeyi düşünüyorduk.

Pazarı bölen uzun dar sokağa girdik karşıda Ruslar bizi bekliyordu şiddetli çatışmalar sonucunda A yı alıp B ye ilerledik lakin orada aşırı müdaheleyle karşılaşıp geri çekilmek zorunda kalmıştık başımıza bombalar yağıyor keskin nişancıların dürbünlerinden yansıyan ışıklar gözümüzü alıyordu.

O ara Egoist ve Kemaldoruk düşmüştü, gidip ikisini kaldırdım ama bu sefer de ben vurulmuştum kemaldoruk beni kurtarıp geriye çekilmişti bir dükkanda sıkışmıştık egoist ile rısa karşı saldırı içerisindeydiler

daha sonra destek bir kaç support askeri gelince sağlık kutularıyl onları destekleyip taarruza geçtik avluya açılan bir kapısı olan yere düşman üs kurmuştu ( radio beacon)

oraya el bombalarımızı sallayıp takımca girdik ve içeride ki herkesi katledene kadar durmadık ben bir tanesine bıçağımı sapladıktan sonra vurulmuştum ve o hengame de ölüp gitmiştim. Kemaldoruk ve manganın yanında doğar doğmaz üçüncü hedef olan c ye gittik bizi orada da zırhlı taşıt bekliyordu ağır kayıflar vermeden geri çekildik daha sonra Rısa ve diğer mühendislerin yardımıyla o engeli de aşık c yi aldık.

Kanlı çatışmalar devam ediyor uzun vadede keskin nişancılar atışlarını üzerimize yapıyordu. Düşman ha bire b ya da c yi alıyor bizi durmadan pazara çekiyordu ben de ekibimi gözden ırakta olan d ye sürdüm ve d yi alınca düşman kuvvetlerini iki yerden bölecek avantajı elde etmiş olduk.

Ölüp ölüp dirildiğimiz bir çok can aldığımız yakın mesafe çatışmalarla dolu bir round yaşamıştık savaşı kazanmak ise herkesi mutlu etmişti


#212

Çok yakında Fifa Günlükleri adlı programımın ikinci sezonuyla sizlerle olucam. İlk bölüme kadar esen kalın mutlu kalın…


#213

Beni sigaraya başlatan oyun

Kesinlikle yalan değildir gece saatlerinde(hatta sabah karşı) yurtta atlet sigara ve arabesk üçlüsü ile çok yük taşıdım.


#214

Birader bende bir an fotoğraf yüklenirken Max Payne sandım

Beni başlatsa başlatsa bir o başlatır sigaraya. Ki başından kalkamamışlığım derin acılar çekmişliğim vardır max payne sayesinde


#215

.d.d bekliyoruz


#216

Fifa Günlükleri adlı programımın ikinci sezonunun ilk bölümüyle karşınızdayım. Bildiğiniz üzere ilk sezon anlatımlarımı Fifa14 üzerinden oynadığım maçlar ile yapıyordum. Okulların açılması ve Fifa15’in çıkmasıyla birlikte 14 üzerinde ilgi ve oynayan kişi sayısı azaldı. Ben de oynamayı azaltarak bitirdim diyebilirim. Kadromu oturttuktan sonraki süre içinde biriken paramla Di Maria ve Agüero’yu aldım ve onlarla da fazla maç yapma fırsatım olmadı.

Ara verdiğim süre içerisinde gerek forum içinde @“King at the Wall” ile gerek özlenen kişilik @Velaryon ile yaptığım konuşmalarda yeni Fifa’nın çok iyi bir oyun olduğunu farkettim. Herkes övüyordu ve ben de GTAV’i bi altı ay erteleyerek :SSSSSS Fifa15 almaya karar verdim. Ve nihayet ultimate team takımımın logosunu ŞANLI BEŞİKTAŞ’ımızın logosu yapabilecektim. Formalar da var tabi :wink:

Single Player ile birkaç maç yaptıktan sonra daha adını ilk kez duyduğum oyuncularla online maç yapmaya karar verdim. Oyuna alışmaya, adapte olmaya çalışıyorum bu arada. Ve bugün sizlere meşhur geri dönüş hikayelerimden birini anlatıcam…

Online maçlara başladım ama kendime de pek güvenim yok. Oyunun oynanışı Fifa14 ile çok farklı. Daha da güzelleşmiş, daha zevkli olmuş ama biraz da zorlaşmış gibi. Neyse rakip belli oldu ve oyuna başladım. Karşımdaki kişi gayet iyi oynuyor, paslar başarılı, ataklar sağlam. Daha 14’de 1-0 yapıyor maçı. Şaşırmıyorum, çünkü gayet doğal. Lakin daha sonra çok şaşıracağımın da farkında değilim. Derken 22’de 2-0 yapıyor durumu. Ben de yaptığım atakları arttırıyorum ama zaman geçtikçe. Oysa tempoyu düşürmüyor ve 42’de 3-0 yapıyor durumu. İlk yarı sonlanırken ben acaba şeref golü atabilir miyim diye düşünüyorum.

İkinci yarı başlıyor. Rakibim biraz rahatlamış gibi ama ben hala gerginim. Bir gol atarsam salıcam kendimi o atmaya devam etsin. Ama yememeliyim. Arka arkaya yaptığım atakların ardından 69’da 3-1 yapmayı başarıyorum. Şık bir arapasla topu ağlara gönderiyor oyun başlangıcında açtığım paketlerin birinden çıkan Nielsen. Oyun başlar başlamaz hemen bir atak daha gelişiyor ve 3-2 yapmayı başarıyorum dk 71’de. Beraberlik olur gibi duruyor. Online maçlarımdaki ilk puanımı kazanabilir miyim diye içimden geçirirken yine seri bir atak yapıyorum ve 75’de beraberliği sağlıyorum. Bu zamana kadar mikrofonunun açık olduğunu farketmediğim rakibim bi anda lanetler okumaya başlıyor. Çarşı delicesine tezahürat yapıyor tribünden.

Galibiyet çok uzak değil diye geçiriyorum içinden. Kendimi en az Biliç kadar karizmatik hissediyorum. İçimdeki Fatih Terim konuşuyor bi yandan. That’s the football, it’s the football. Güzel bir atakla What can i do sometimes diyor ve 4. golümle ağları dalgalandırıyorum. İçimin en ücra köşelerindeki Yılmaz Vural delicesine turluyor sahayı. Stadyum yıkılıyor taraftarların delicesine sevinçleriyle. Ve hakemin son düdüğüyle bu kahramanlık öyküsü tarih kitaplarında önemli bir yer ediniyor…


#217

@“Dolorous Edd” Özledik be. Geldi gönlümün efendisi.


#218

Az oynamadım şu oyunu. Ne de çok eğlenceliydi be.


#219

Sayende sabaha karşı o üçlüyü ben de yapacak hale geldim. Bu oyun ne ya hiçbir özelliği yok ama saatlerce aralıksız oynatıyor. :S


#220

Fifa15 orjinal mi ???