Stark ve Martell Aptallığı


#1

Evet Stark ve Martell hanedanları gerek kendi aptallıkları, gerek çevrelerindekilerin aptallıkları ve beceriksizlikleri sonucu işleri batırmakta birbirleriyle yarışıyorlar. Üstelik birbirlerine hiç benzemiyorlar. Biri en kuzeyde diğeri en güneyde. Buradan anlıyoruz ki fazla sıcak da fazla soğuk da beyne iyi gelmiyor.

Starklar

Stark’ların son üç nesline bakalım.

Rickard Stark: Son üç nesilden ilki. Prens tarafından kızının kaçırılması ve kral tarafından oğlunun alıkoyulması üzerine Targaryen - Stark gerginliğine karşı önlem alıp akılcı davranmak yerine; lakabı deli kral olan paranoyak bir adamın sarayına tedbirsiz gitmesi sonucu kral tarafından öldürülüyor.

Brandon Stark: İkinci nesil. Babasından daha da beter. Kız kardeşinin kaçırılmasına kızıp lakabı deli kral olan paranoyak kralın sarayını basan bir dengesiz. Sonuç babasıyla aynı.

Eddard Stark: İkinci nesil. Büyük ihtimalle en beceriksiz kral ellerinden biri. Başkentteki taht oyunlarına ayak uyduramıyor. Düşmanın açığını bulduğunu ve ona saldıracağını gidip kendisine söyleyen, ama ne saldıran ne kaçan ne de rehin alınabilecek aile üyelerini tehlikeden uzaklaştırabilen biri. İş işten geçtikten sonra da başkentte yaşayan en güvenilmez adama (üstelik bana güvenmemen yaptığın en doğru hareketti diyen bir adama) güvenip her şeyini kaybediyor ve sonu babası ve ağabeyi ile aynı oluyor. Farklı bir dönem, farklı bir kral ama sonuç aynı.

Benjen Stark: İkinci nesil. Üst üste gelen garipliklere, Akgezen söylentilerine ve surun ardına gönderilenlerin “normal” bir şekilde dönmemesine rağmen tehlikenin boyutunu kavrayamayan ve aynı babası gibi yeterince önlem almadan tehlikeli bir yere giden ve bir daha dönemeyen biri.

Lyanna Stark: İkinci nesil. Eğer kaçırılmadıysa ki muhtemelen öyle. Aşk uğruna koca yedi krallığı yıkacak olaylar zincirini başlatan iki kişiden biri (diğeri Rhaegar Targaryen). Yine sonuç ölüm…

Robb Stark: Üçüncü nesil. Meydanlarda kazandığı savaşı masada kaybeden biri. Tabi annesinin ve dayısının da yardımlarıyla. Gerçekten bir kralın kaybedebileceği her şeyi kaybetti ( topraklarını, kalesini, evini, kardeşlerini, elindeki önemli bir esiri, baş düşmanını yakalama fırsatını, ordusunun yarısını, müttefiklerini, kardeşim dediği adamı, annesini, kurdunu, canını, savaşı). Kuzeyi kaybeden kral…

Jon Snow ( Ya anne tarafından ya da baba tarafından Stark, her ihtimalde yarı yarıya Stark kanı taşıyor): Üçüncü nesil. Surun Lord Kumandanı olan, ama aynı kardeşi gibi o da kendi adamlarının aleyhine döndüğünü fark edemeyecek kadar burnunun ucundakileri görmekten aciz biri (Üstelik Melisandre’nin uyarılarına rağmen). Sonuç: Kendi adamları tarafından arkasından bıçaklanarak öldürüldü!

Üç nesil. 0 eceliyle ölüm, hatta 0 savaşta ölüm. Lyanna ve Benjen hariç hepsi taht oyunlarında başarısız olup ummadıkları bir anda katledildiler. Bu zeka ile 8000 sene koca Kuzey’i nasıl ellerinde tuttuklarına “insan gerçekten hayret ediyor”.

Marteller

Burada Doran Martell gibi zeki bir adamın etrafındakiler yüzünden düştüğü duruma acıyorum.

Doran’ın ilk planı: Viserys (Az da olsa Martell kanı var ve doğrudan Martelllerle ve planlarıyla ilgili) - Arianne evliliği. Viserys’ın yapması gereken: Hiç bir şey! Sadece oturup beklemek. Viserys’ın yaptığı: Drogo gibi psikopat bir barbarı doğmamış çocuğunu katledip karısını elinden almakla tehdit etmek. Sonuç ölüm tabi ki.

Doran’ın ikinci planı: Oberyn’ı kralın şehrine gönderip orada gözü kulağı olmasını sağlamak ve başkentte dönen entrikalara müdahil olabilmek. Oberyn’ın yaptığı şey: Dağ gibi bir adamın karşısına ölümüne dövüş için çıkmak ve üstüne tedbirsiz davranmak. Sonuç yine ölüm.

Doran’ın üçüncü planı: Quentyn - Daenerys evliliği. Quentyn’ın yapması gereken: Dany’ye ulaşıp evliliğe ikna etmek. Quentyn’ın yaptığı: İkna edemeyip üstüne bir de ejderha çalmaya çalışmak! Görüldüğü gibi ölümün üzerine koşarak gitmek konusunda çıtayı baya bir yükseltiyor, Viserys ve Oberyn’ın yaptıkları bile yanında solda sıfır kalıyor. Sonuç kesinlikle ölüm.

Doran’ın dördüncü planı: Bütün planlar batınca en azında Dorne’un geleceğini belirsizlikten kurtarmak için Arianne’yi varis olarak hazırlamak. Arianne’nin yapması gereken: Viserys ile aynı şekilde oturup beklemek. Arianne’nin yaptığı: İsyan ile babasının koltuğundan indirip yerine geçmeye çalışmak! Sonuç: Ellerindeki Lannisterlara karşı en önemli koz olan Myrcella’nın ölüm tehlikesi atlatıp yüzünden yaralanması.

Kum Yılanları’nın yaptıkları: Doran engellemese, Lannisterlara karşı savaş açmak, suikast düzenlemek, taht kavgası çıkartıp Lannisterları savaşa çekmeye çalışmak gibi, zaten zor durumda olan Dorne’u iyice sıkıştıracak işlere girişmeyi planlamak.

Doran’ın hatası: Planlarıyla ilgili etrafındakilere yeterince bilgi vermemek.

Evet özet olarak Starklardan da beter durumdalar, hatta Starklarınki aptallıksa bunlarınki delilik. Doran’ın gayet tehlikesiz planlarına rağmen, Drogoya ölümcül atar yapmak, Dağ ile ölümüne dövüşmek, ejderha çalmak vb. ile kendilerini çeşitli fantastik yollarla öldürtmeyi başarmış durumdalar.

Bu durumda olan iki hanenin seriyi nasıl soyları tükenmeden tamamlayacaklarını öğrenmeyi merakla bekliyorum…


#2

Kardeş içimdekileri yazmışsın resmen sonuna kadar katılıyorum


#3

insanın başına ne geliyosa iyi niyetten geliyor azizim… sonuçta bu karakterlerden hiçbiri başına ne geleceğini bilmiyorlardı… onlara göre kararları o an için doğru kararlardı… Doran hariç katakulliden anlamıyo hiçbiri… e o konuda tüm Lannisterlar doktora yaptığı için sonuç böyle zaten…


#4

İyi niyetli olmak ile aptal olmak farklı şeyler. Tyrion da iyi niyetli ama aptalca bir hareketini pek görmedik. Kendine kurulan tuzak yüzünden zor durumlara düştü ve elinden geleni yaptı, Oberyn’ın dikkatsizliği olmasa gayet iyi bir hamleyle kurtulup, Tywin’i ve Cersei’yi de hileci ve iftiracı konumuna düşürecekti.

Tam tersi olarak da Cersei kötü niyetli, kurnaz ama yeterince zeki değil bu yüzden kendi kazdığı kuyuya düştü.


#5

şahsen Eddard Stark’ın da Doran Martell’in de, Jon Snow’un da aptal olduğunu düşünmüyorum… belki Robb Stark… o da belki… ama bak demin de dedim; istisnasız tüm Lannisterlar bu manipülasyon ve katakulli olayını çok iyi beceriyo, ki o yüzden hayattalar… lakin hiçbirinin de sonu iyi olmayacak! :smiley:


#6

Rickard Stark’ın saraya gidişini aptallık olarak yorumlamışsın. Ancak tersinden bakarsak Lakabı deli kral olan birinin davetine cevap vermemek çok daha farklı sonuçlar doğurabilirdi. Konsey tarafından vatana hainlikle suçlanabilirdin. Ve oğlunun esir tutulması da cabası. Alabileceğin hiçbir tedbir bulunmuyor. Elin kolun bağlı. Oğlunu ve varisini kurtarmak için ölüm pahasına saraya gidiyor. Ama kimse Kralın bu kadar ileri gideceğini tahmin edemezdi.

Eddard Stark kısa sürede çok iyi bir Kralelliği yapmıştır. Daha önce Kralın dediğine karşı çıkan ve kavgaya varacak derecede tartışmıştır. Doğru bildiğinden asla vazgeçmemiştir. Merhamet, onur gibi şeyler kimine göre aptallık olarak gözükebilir elbette. Renly yanına gelip darbe planını açıkladığında Eddard yine doğru olanın Stannis’in başa geçmesini ona söylüyor. Ve herzaman doğru olanı yapıyor. Yanlış yollarla doğruya değil, doğru yollarla doğruya gitmeye çabalıyor. Ve bulunduğu ortama göre bir iki gömlek fazla geliyor haliyle. Etrafındaki insanlara bakarak “neden sen de adi, şerefsiz olmadın” düşüncesi bana göre yanlıştır.

Benjen ve Lyanna için olayın iç yüzünü bilmeden bir şey demek aptallık olur. Benjen ve Lyanna diğer kardeşlerine oranlar daha fazla zaman geçirdiler. Birbirlerine sırlarını paylaşacak kadar. Rhaegar olayının iç yüzünü Benjen’ın bildiğini düşünüyorum. Ama biz hala bu olayın iç yüzünü bilmiyorum. Belki kehanetten dolayı, belki kaçırılma, belki de kaçmadır. 3 veya daha fazla sonuçlu bir durum. O yüzden bunun için söylenecek daha fazla söz yok.

Robb Stark aptal değildi. Zeki bir çocuktu. Ve savaşta kazandığını masada kaybetti. Ama masa derken politika kastedilmiyor burada. Masa altından iş çevirmek kastediliyor. Tıpkı Frey ve Lannisterların yaptığı gibi. Boltonların yaptığı gibi. Babası ona nasıl öğrettiyse çocuk o şekli alırmış. Ve Eddard’ın Robert’ı Jon Arryn’ı varken Robb’un kimsesi yoktu. Bu kadar yanlız olmasaydı belkide şarkılara konu olan isyan türevinde savaşlar görebilirdik.

Jon Stark ise Surda birleştirici rolünü oynuyor. Düşmanları birleştiriyor ve asıl düşman için savaşmaları yönünde onları kaynaştırmaya çalışıyor. Her iki taraftan da bazılarının istemeyeceği bir düşünce. Ve kişisel düşmanlarının artması çok şaşırtmamalı. Ama bütün adamlarının tek bir bütün olarak ve ağlayarak onu bıçaklamaları… bu biraz kafa karıştırıcı. Durum tam olarak net değil. Bir çok teori var. Ve çoğu teoride Nöbetçilerin kendinde olmadığı görüşü var. Bir şey söylemek için çok erken.

Gördüğüm kadarıyla Visery’inin suçunu Dorne’a yüklemişsin. :stuck_out_tongue:

Oberyn’ın yaptığı şeyi dizi sever veya kitapsever birçok kişi aptallık olarak değerlendiriyor. Bence kaçırdığımız birşey var.
Oberyn Dağın karşına ilk çıktığı andan itibaren zaten ölümü göze alarak çıkıyor. Ama amacı öldürmek değildi. Amaca adaletin sağlanmasıydı. İlk ağızdan, halk önünde bir itiraf. Bu kanıt ile Dağ hakettiğini bulacaktı. Belki de emri verenin Tywin olduğunu söyleterek Lannisterların başını savaş suşundan ezebilecekti. Arenada verdiği mücadele Tyrion için değildi. Elia ve çocukları içindi. Bütün Dorne’un beklediği adaleti sağlamak için oradaydı. Doran’ın onu farklı planlarla yollaması bir yana onun istediği şey de adaletti. Haksızlığa uğramış birisinin adaleti sağlamak için neyi göze aldığını gözler önüne seriyor. Bu olay Oberyn’a bir kez daha bağlanmamı sağladı.

Quentyn’ın verdiği teklif, bulunulan zaman içinde Dany için en iyi teklifti. Doğal müttefik olarak sayılan Dorne senin ayağına kadar geliyor. Ve sana Westeros’a çıkmak için bir şans veriyor. Verebileceklerinin en iyisi. Dahiyane bir plan. Ama reddediliyor. Ve bunun sonunda Quentyn, bütün Dorne’un yükünü omuzlarında hissediyor. Bir şey yapma gereği duyuyor. Geriye eli boş dönmek istemiyor. Ve aptallığı yapıp ejderha çalmaya çalışıyor. Dikkatli okunduysa birini kendine bağlayabiliyor. Ama diğeri hesaba katılmamış bir zamanda onu yakıyor.

Bulunan Westeros durumunda en sevdiğim iki haneyi seri sonunda Kuzey ve güney olarak iki ayrı birer krallık olarak göreceğimize inanıyorum. Soyları tükenmesinin aksine. Çünkü Westerosta bir nevi dışlamış, farklı kültürleri belirgin bir şekilde göze çarpan iki hane ve yönettikleri topraklar mevcut. Bu bağlamda bağımsızlıklarını uzun zaman önce foruma yazdığım gibi inanıyor ve umuyorum.


#7

Tamamen katılıyorum.Diyarın en köklü ve en onurlu iki hane üyelerinin daha aklı başında kontrollü davranmaları gerekiyor.


#8

@“Emilio Toland” quentyn dany için en iyi teklif değildi, en iyi teklif aegon targaryen’ın teklifi olurdu. 50 bin mızrak hikayesi bile yalan. aynı anda aegon targaryen olayları da martell’ler tarafından bilinmesine rağmen quentyn dany ile evlenmek isteyebiliyor. hadi tamam evlillik teklifini yaptın ikna edemedin. dany kaybolduktan sonra niye ejderhaları çalmaya çalışıyorsun. hizdahr tutuklanmış bi bekle gör bakalım dany dönecek mi. belki döndüğünde quentyn’e evet diyecek hizdahr öldürülecek vatana ihanetten. niye hırsızlığa girişiyorsun. adamları da onu engellemeye çalışmasına rağmen rüzgarla savrulanlarla birlik olup dany’ye ihanet ediyor. viserion’u etkisi altına almadı bence. ejderhalar zaten sürekli insanlar tarafından besleniyorlar o yüzden insanlara alışkınlaar. viserion sadece yemeğe odaklandı ama rhaegal aynısını yapmadı. zaten bağlamış olsaydı rhaegal’e karşı çıkardı viserion. drogon dany çığlık attığında hemen yanına gelmişti.


#9

Ned Stark, Robert’ın ölümünde Renly’nin darbe planını kabul etmeliydi. Çocuklar rehin alınacak ve Lannisterların eli kolu bağlı olacaktı. Kuzey ve Baratheon ittifakı ile Stannis tahta geçecekti :frowning:


#10

Nedle brandon ölmeyi haketi petyrin sevdiği kadını sırf nehir topraklarının gücü için elinden alanlar onurlu değil bence


#11

Sence Renly Stannis’in tahta geçmesine izin verir miydi?


#12

Bence verirdi ya. İstemese bile tahta geçmek için edeceği isyanın sonuçsuz olacağını bilirdi bence.


#13

Olayların nasıl bir süreçte geliştiğini bildiğimiz için, yapılan hareketler bize mantıksız gelebilir. Ancak olayları oluş zamanında ve karakterleri de nasıl bir yapıda ve ortamda geliştiklerini irdelemek gerek.

En baştan başlayalım;

Rickard Stark. Kendisi Deli Kral’ın kral olduğu dönemi de, prens olduğu dönemi de biliyor. Aerys sonuçta hep böyle deli biri değildi, hatta gelecek vaadeden bir prensti. Bunun yanında Rickard, savaşkanlıktan ziyade işleri diplomasi ile çözmeyi isteyen bir yapıdaydı. En büyük oğlunu Nehirova’ya damat yapması da bunun kanıtı. Ayrıca diyarın tamamının gözleri prens Rhaegar’ın üzerindeydi. Aerys’in gidip gelen zihninden bıkan herkes bir an önce tahta çıkmasını istiyordu. Böyle bir durumda Rickard direkt olarak kraldan gelen bir çağrıyı reddedip, diyarı kaos içine sokmayı istememesi karakterine uygun bir davranış. Sonuçta 14 yaşında bir çocuk değil Robb gibi. Bunun yanında kimse Rhaegar’ın Lyanna’yı neden kaçırdığını bilmiyor. Ve Rhaegar’a karşı halk tarafından büyük bir sevgi var. Herşey muallakta olduğu için gelen çağrıyı cevaplaması ve neler olduğunu anlamaya çalışması olağan duruyor.

Tek hatası belki Brandon’ın Kral’ın Şehri’ne gitmesini önlememesi ki bunu yapabilirmiydi bilmiyorum.

Brandon’a gelirsek, kendisi zaten fevri davranan bir karakterde. Bu tür kimselerin seride fazla yaşamadığına çoğu kez şahit olduk. Kız kardeşine yapılanı öğrendiğinde ailesinin onurunu korumak adına Rhaegar’ı düelloya davet etmesi, kış vaktinde geride kalan ailesi için ölüme yürüyen Kuzeyliler kadar anlaşılır bir durum. Kendisinin de başarılı olacağını düşündüğünü sanmıyorum şahsen, ani öfke ve fevrilik ile kendi sonunu hazırladı. Ve tabi babasının da.

Ned Stark, zaten taht oyunlarından anlamayan bir kimse. İşlerin içinde olmak da istemiyor. İsteseydi çok önceden Kral Eli olurdu. Üstelik Kral’ın kendisi Kuzey’e kadar bizzat at sürüp onu El ilan edeceğini bildiğinde bile hayır diyeceğini söylüyor. Catelyn onu ikna etmeseydi, kabul etmeyecekti belki de. Bunun yanında eski dostunu yüzüstü bırakmak da istemiyor haliyle.

Ancak yaptığı hata herkesin hemfikir olduğu gibi Cercei’ye zaman vermesi. Bunun sebebi elbette çocuklarına olan sevgisi. Kardeşlerini nasıl kaybettiğini, Jon Snow’un nasıl büyüdüğünü göz önüne alırsak, çocuklar için herşeyi yapabilecek biri Ned. Öyle bir yufka yüreklilikte. Targaryen çocukları deşilmiş bir şekilde Robert’a gösterildiğinde ilk karşı çıkan ve Tywin’in cezalandırılmasını isteyen yine Ned. Aynı zamanda Robert’ın o anki gaddarlığına da şahit olan yine Ned. Çocukların o şekilde ölmesindense, kaçmalarını söylemesi, o yufka yüreklilikteki bir adam için normal. Ancak taht oyunu oynayan biri için normal değil. Elbette ki bu da onun sonu oldu. Vicdan sahibi olduğu için.

Benjen Stark’ın Akgezenlere inanmaması kadar normal ne olabilir? En az 8000 yıldır görülmeyen, hikayelerde geçen, çocukları korkutmak için uydurulduğu düşünülen birşeye sırf birisi tırlatmış birşekilde çıkıp ben gördüm dedi diye savaş kararı alınabilir mi? Ki kendisi yıllardır Sur’un kuzeyine akınlar yapmış usta bir asker. Başına ne geldiğini bilmiyoruz. Bir aptallık göremedim ben.

Lyanna olayını da tam bilmiyoruz. Kendisi mi gitti, kaçırıldı mı? Belki de olayların bu derece büyüyeceğini tahmin etmemiştir. Sonuçta işleri çığrından çıkartan Deli Kral’ın idam fermanı ile Robert’ın öfkesi.

Robb Stark’a gelirsek, 14 yaşında birçok kimsenin kazanamayacağı ve göremeyeceği şeyler gördü. Adeta Genç Ejder’in Stark versiyonu. Bolton’ların birşeyler karıştırdığı belliydi ancak bunu öngörebilmesi çok zordu. Bunun yanında gördüğü kurt rüyalarının da kendisini korkutması, bundan dolayı uykusuz kalması, ani öfke nöbetlerine kapılması elbette ki karar yetisini köreltmiştir. Herkes tarafından Westerling olayı akıl almaz gelse de, Jon Snow’un annesi tarafından nasıl hor görülerek büyüdüğünü bildiğinden, aynı kaderi başka bir çocuğun yaşamaması adına Jayne’i eş olarak alması bana karakterine uygun geliyor. Sonuçta Ned Stark’ın oğlu.

Jon’a gelirsek, yine yaşça küçük olduğu halde büyük sorumluluklar yüklenen bir karakter. Herşeyden önce gelecek olan tehlikenin farkında. Stannis ensesindeyken, ne ona karşı gelebiliyor, ne Komutanlık vasfını yerine getirebiliyor ne de aklındaki planı tam anlamı ile uygulayabiliyor. Yabanileri kargaların istediği gibi Sur’un kuzeyine sürse, Akgezenlere buyrun bizi öldürün demekten bir farkı olmayacağının o da farkında. Bekçileri, Stannis’in peşinden süremeyeceğinin de farkında. Bu yüzden tek başına, yanında yabanilerden oluşan bir grupla ayrılmak aptallık ise, kendilerinin bilmemkaç katı fazlalıkta olan ve az önce öldürdükleri adam uğruna ölmeye yemin etmiş adamları Jon’u katlettikleri an karşılarına alan bir Gözcü’ler birliği Jon’dan daha aptaldır. Yapmaları gereken Jon’un gitmesine izin vermek ve yeni bir komutan seçmekti.

Kuzey herşeyden önce kana ve onura bakar. Rickard’tan Jon’a kadar bütün hepsi karakterlerine ve onurlarına uygun şeyi yaptılar. Sonuçları kötü mü oldu? Evet. Ancak o an için kendilerince doğru olanı yaptılar. Lord Cragan Stark siyahlar taraftarı olmasına rağmen Kral Eli olarak yaptığı ilk iş, onursuzca öldürülen Kral II.Aegon’un yani baş düşmanının intikamını almak oldu örneğin.

Martell’lere gelirsek;

Doran’ın ilk planı, Oberyn’in ayaklarının yere basmasını sağlamak adınaydı. Yoksa Oberyn Kral’ın Şehri’ne arkasında ordu ile yürüyecek kadar fevri biriydi. Viserys’i ile kendi kızının evliliği ve olası geri dönüşte Viserys’i destekleyecek olması Viserys tarafından bilinen bir plan değil. Anlaşma Viserys daha küçükken imzalandı. Viserys Dorne’un kendisi için ayaklanacağını akrabalık açısından düşünüyor. Tıpkı Demir Adalar ile Menzil’in ayaklanacağını sanması gibi. Ayrıca Viserys’in annesinin tacını satacak duruma gelmesi ve Golden Company’nin onunla dalga geçmesi zaten tahta ulaşamayacak olduğu bilincini yerleştiriyor zihnine. İntikam, nefret, öfke, kıskançlık. Danny’yi daha erken niye doğmadın diye suçlaması bile bu hislerin ve aşağılanmışlık duygusunun bir yansıması. O yüzden de IIyrio’nun ayak oyunlarında bir piyon oluyor.

Oberyn’in tek olumsuz yanı, içinde yıllardır birilen nefret. Kız kardeşini çok fazla seviyordu ve vahşi bir şekilde öldürülmesi Oberyn’in pervasızlığını daha da arttırdı. Yine aynı şekilde Doran’ın onu Viserys hamlesi ile sakinleştirme çabası da zamanla etkisini kaybetti. Doran kardeşinin kendine hakim olabileceğini düşündü ancak yanıldı. Dizidekinin aksine Oberyn eline mızrağını aldığında ölümü kabul ederek çıkmıştı alana. Yıllardır içini kemiren intikam duygusundan ve öfkeden kurtulmanın tek yolu ya Dağ’ı öldürmek, ya da ölmekti. O ikisini de başardı.

Üçüncü planın gizliliği, Arianne’in kendi planını devreye sokmasına neden oldu. Bildiğimiz üzere Dorne’da veraset en büyük çocuğa cinsiyet ayrımı yapılmaksızın geçer. Ancak Doran’ın Quentyn ile birşeyler çevirmesi, ailesine karşı güvensiz olan Arianne’i paranoyaya itiyor ve kendisinin yerine Quentyn’in getirileceğini sanarak kendince hamleler denemeye itiyor. Sonuçta ortada birşeyler dönüyorken, sorulara cevap alamıyorken, oturup gelin doğuştan hakkım olan tahtı alın demesini bekleyemeyiz değil mi? Üstelik Doran’ın onca olaya rağmen hiçbirşey yapmadan durması da, ona karşı çıkılmasını körüklüyor. Doran’ın ben çimen gibiyim, yılanı saldırana kadar gizleyen benim demesi karizma bir laf ama o lafa kadar diyardaki herkes hatta biz bile Doran’ın tırsak biri olduğunu düşünmüştük. Herşeyden bilhaber olan kendi çocukları neden düşünmesin?

Quentyn ise, dediğim gibi Dorne’un başına geçemeyecek. Babasının ona verdiği basit bir görev var. Dany’yi bul evlen. Ancak Dany’nin hangi zorlukları aştığını, kendi elleri ile yeni bir krallık kurduğunun farkında değil Quentyn. O ben ona teklifi getirdiğimde, direkt kabul edecek sanmanın rahatlığı içinde. Dany onu reddedince de hiç ummadığı birşey oluyor. Ve babasının ona verdiği görevi yerine getirememenin oluşturacağı hayal kırıklığı, bütün bir hanenin yıllardır beklediği intikam arzusu, hepsi bir anda yok olup gidecek eğer birşey yapmazsa. O da eve eli boş dönmektense,- ki hakkında hiçbir bilgisi yok- en azından ejderhalardan biri ile dönme fikri kendisini cezbediyor. Yaptığının yanlış olduğunun o da farkında ancak ailesini hayal kırıklığına uğratmamak için de ölümü bile göze alacak kadar gururlu. Çünkü öyle yetiştirilmiş.

Doran ise, sözün yayılacağını bildiğinden, kendi çocuklarına bile bilgi vermiyor. Barristan bile evlilik anlaşmasının onca süre nasıl gizli kaldığına hayret ediyor.

Bana göre yapılanlar ‘‘aptallık’’ değil. Herkes büyüdüğü yaşadığı, geliştiği şekilde kendi karakterine göre karar veriyor. Elbette farklı sonuçlar, kendileri için kötü sonuçlar doğuyor. Ancak bu demek değil ki aptallar.

Yine aynı şekilde seride en akıllı olarak gösterilen kişilerden biri olan Tywin neden elinde arbalet olan ve yıllardır hor gördüğü oğluna gider yapar ki? Ya da Tyrion Jaime’ye tokat atıp bir sonraki görüşmemizde elimizde kılıçlar olacak der ki? Ya da Jaime, kılıç eli olmamasına rağmen, kral onu yemininden azledebilecekken ve Batı Toprakları’nın tamamına hükmedebilecekken, artık hiçbir onuru kalmamış bir grup şövalyeler birliğine komutan olmak ister ki?

Serinin güzel yanı, karakterlerin gelişiminden ziyade, karakterlerin oluşum aşamasının güzelce anlatılması ve sonrasındaki seçimlerin yine bu oluşan karaktere göre yapılması. Herkesin gri olduğu bir dünyada saf beyaz ve saf siyah olmak zordur. O yüzden neredeyse bitik hale gelen Starkların, Baratheonların ve Lannisterların aptal olduklarını düşünmüyorum.


#14

Stark hanesi her ne kadar favori hanem olsada insan sevdiklerini de eleştirebilmeli manasında güzel ve doğru bir yazı olmuş.


#15

Yukarıda Cypon’ın dediği gibi Ned 15 yıl önceki çocukları hala unutamamış, atlatamamış travmasını. Kendi olduğu çağdan daha olgunca davranıp çocukların bir suçu olmadığını da biliyor. Onları kurtarmak için kendi canını tehlikeye atıyor. Bu aptallık değil onurdur. Sürekli onur aptallıktır saçmalığını söylemeyi de bırakın, onur önemli bir şey.


#16

Zeka ile ilişkilendirmek, onur gibi kavramların tersi anlamına şerefsizlik demek yerine onursuzluk demek bir hayli gülünç.

Bunlar yine de 2 haneye özgü şeyler değil. Yönetmek, idare etmek yalnızca zeka işi değildir zaten. Bu eksiklikleri göz ardı etmek, hem seri içinde hem de burdaki yorumlara yansıyacaktır, yansıyor. Örneğin başlığın ana fikri doğru olsaydı Tywin’nin Lannister Hanesi yeryüzünün 3’te 1’ini sarı kırmızıya boyaması gerekirdi. Ama Tywin’nin mezarından kokular yükseliyor. Daha iyi örnek Targaryenler. Fatihtiler, kaybettiler sürüldüler, aptal mı diyeceksiniz yoksa detayları gerçekten araştırıp anlamaya mı çalışacaksınız?.. Zeka süsüverilmek istenen diğer hanelerin her birinde bahsi geçen benzer olumsuzlukları, kral olup hiçbir haneye hükmedememeyi ve savaşın getirdiği hiçliği görememek bana stadyumdaki tribünlerini hatırlatıyor.

Stark ve Martelllar’ın ortak özelliği, “normal şartlarda”, kendi topraklarında diğer hanelere karşı yenilgisiz oluşları. Toprağın yapısı, iklim, yaşayış vs. hepsiyle ilgisi var. Nasıl ki yaz şövalyeleri engebeli veya kumlu arazide, çok yağışlı veya aşırı güneşli bir yerde zorlanıyorsa; Stark ve Martell yöneticileri de Kralın Şehrinde yönetirken zorlanır. Bunları aptallık olarak tanımlamak, 8.000 yıllık süren yönetimleri anlamamanıza neden olur. Normal şartlarda zaten Kralın Şehri’nde yönetmek gibi beklentileri de yoktur, sevmezler. Uzak durmaya çalışırlar…


#17

Kuzey’i Kaybeden Kral benim YouTube’daki nickim :smiley: Starklar hakkında söylemlerinde haklısın. Severim Stark hanesini ama aptal olduklarını inkar etmiyorum. Martell hanesinde ise yanılıyorsun gibi. Dorne’un Büyük Planı aslında göründüğü gibi değil. Cesur Dostlar Doran’a çalıştığına göre Septleri yağmalayıp Cersei’ye kefaret yürüyüşü yaptırdılar. Tywin Lannister’ı yavaş yavaş işleyen ve aşırı acı çektiren bir zehir verdiler ama Tyrion’ın Tywin’i öldürmesiyle bozuldu bu. Doran’ın amaçlarında birisi Dorne kanunlarını tüm Westeros’a yaymak bence. Bunun tutacağına inanıyorum. Dorne’un da yönetiminden tut, adalete, ticarete kadar her şeyi kapsıyan bir kanunu var. Targaryenların kökünü kazayacaklar gibi. Yani Quentyn’i Dany’nin peşine gönderirken onun başarısız olmasını istediği apaçık orta da. Kesinlikle Arianne’nin bala geçmesini istiyor. Quentyn’i gönderdiği görev tamamen Yronwood hanesini şaşırtmak amacıyla yapılmış gibi geliyor. Yronwoodlar daha çok Andal kanı taşıyanlardan. doran yakınına aldığı hanelerin hepsinin nymeria gibi rhoyna ana soyundan gelenler olmasına dikkat ediyor.


#18

Starklar şu yönden aptal herkesi kendileri gibi onurlu sadık güvenilir sanıyorlar
Ama değil kimse onlar gibi olamaz tecrübe ve bilmek ayrı şeydir Starklar tecrübesiz ban göre aptallık yapanlar Brandon ve Ned Stark, birazda jon un eleştirisine katılıyorum, diğerleri yapması gerekeni yaptı
Martellere gelirsek bence çok fazla bekledi Doran Martell sonuç yavaş yavaş kaynayan ve sabrı tükenen ikinci soy nerdeyse Dorn un başına belayı açacaktı. Yine onun zekası kurtardı Dorn u
bana göre Dorn daha büyük aptal çünkü fazla beklediler ve bence çokça da fırsat geçmişti ellerine ama yok sustular oturdular Tywin in yaptığını yapmaya çalışıyorlar ama o kadar cesurcada hareket edemiyorlar neden bilmem
herkes Tywin in düşmanlarını savaş meydanında da, kızıl düğünde de nasıl yendiğini biliyor. Onlar sadece kızıl düğün planı bir şekillde hareket ediyorlar ama kimse yapanın onlar olduğunu bilmiyor yada ne yaptıklarını… bu bana göre intikam değil Dorn gibi bir yer ona hükmeden aile tamam arkadan iş çevirerek düşmanını yener ama diğer düşmanlarına da ayağınıza denk alır mesajıda verir bu yoksa intikamda boştur bence


#19

Benjen ve Jon meselesine tam olarak katıldığımı söyleyemem. Gerçi Jon’u sevdiğim için savunma güdüsü de olabilir. :smiley: Starklar konusunda söylenen şeylere katılıyorum, yani şöyle baktığımızda çoğu nesillerde bir mallık var hanelerin, sırf Stark ve Martellere has değil.

Benjen ve diğerleri WW konusunda bir bilgi sahibi değillerdi, hiçbir korucu bunları görüp de anlatacak kadar sağ yaşamadı. Ölü korucular Sur’da canlandıkları zaman bazı şeylerden emin oldular ama evet, öncesinde gariplikler sezmiş olsalar dahi ne olduğunu bilmiyorlar. Kayıp 3 korucudan 1’si döndükten sonra(kaçtı) idam edildi. Yani Benjen neyini aramaya gitti ki bunların? Öldüler yani… Yabanıllara dahi katılsalar sana ne? Bunu öğrenmek için niye kendini riske ediyorsun? Sur ötesinde kayıplara karıştın mı ‘ölü’ kabul edeceksin, bitti gitti. Mormont için de aynı şey geçerli; 3 tanesinden 2’si ölü döndü, demek Benjen de öldü gitti, ne 300 adamı alıp gidiyorsun? Zaten toplasan kaç adamın var?

Jon aslında kimlerin kendisine karşı olduğunun vs. gayet bilincinde idi; lakin kimsenin onu bıçaklayacağını düşünmedi, nitekim Yabanıllar ile bir olup, Güney’e at sürmeye karar vermese idi kardeşi için bıçaklanmazdı da. Melisandre söylediği halde diyorsun ama bu kadının güvenilmez olduğu aşikar… Bilhassa onun açısından. Kadın kırmızı ilahı için insan yakıp duruyor ve “Kız kardeşin sana dönecek.” dediği halde söylediği her şey yanlış çıkıyor… Lakin şu bu ölecek demeye gelince kadın nokta atış yapıyor, bravo kendisine.

Lyanna konusunda haklı olduğunu söyleyemem; isyanı çıkartan bu ikisinin gizli kapaklı ilişkisi vs. değildi; Deli Kral’ın başta Lord Stark ve oğlu olmak üzere Arryn ve başka lordların varislerini, akrabalarını öldürmesiydi. Yoksa kim takar prens kuzey lordunun kızını kaçırmış, sahip çıksın kızına derler… Millet kendi hanesinden/bölgesinden olmayan bir kız için kılıç çekecek değil.

Martell konusunda da haksız sayılmazsın; Doran sır küpü, insanlara neredeyse hiçbir şey anlatmıyor ve haliyle onlar da kendi kuruntusu ile hareket ediyor. Aşırı kaçıyor, sonunda -onca olan bitenden sonra- anlatmaya karar veriyor bir şeyler en azından.

Viserys bu haneye dahil edilemez… O bir Targ. Kaldı ki Arienne ile nişanlı olduğunu dahi bilmiyordu. Bilse Dothraklar ile uğraşmazdı bile. Doran da ne bekledi ki bunca zaman? Oğlan büyümüş koca erkek olmuş, totoşunun kılı ağırsın diye mi bekliyordu?


#20

Bir atı nallamak için kaç Dornelu gerekir?
Beş tane. Bir nalı çakmak, dördü atı ters çevirmek için.