TWOIAF Çevirisi (ROBERT'IN İSYANI EKLENDİ!)


#21

Sadece fikrimi söyledim kızmayın.


#22

Valyrialılar çok iğrenç bir toplulukmuş ya. :smiley: Okuduktan sonra Dany’ye sevgim arttı yeminle.


#23

Tartiscak ne varki?? Bu bilgiler iki kitap icin asiri fazla.seri baska yere gidiyor.
ayrica ben seriyi az çok gerceklige yakinligini seviyodum.ama olaya iyice büyü sokuldu.bu kitabin okunmasindaki en büyük etken taht oyunlari ve kehanetlerdir.akgezenler ve ejderhalar serinin elitleri.ama seri basinda ovvv fena etcek dedigimiz ejder ve akgezenler tirt cikti.

Seri sonunda iki tanri savasirsa sasirmayalim .d


#24

BÖLÜM XI - I.AEGON

[spoiler]Birinci Aegon, Yedi Krallık’ı yirmi yedi yaşında fethetmişti ancak şimdi karşısında bu henüz birleştirilmiş krallığın yönetilmesi gibi yeni bir mücadeleyle karşı karşıydı. Savaşkan olan bu krallıklar, kendi başlarına bırakıldıklarında çok az bir süre barış içinde yaşadıkları için, onları tek bir kral emrinde toplayıp yönetmek olağanüstü yeteneklere sahip bir kişinin başa çıkabileceği bir şeydi. Bu yüzden Aegon’un olağanüstü, azimli ve ileri görüşlü bir yönetici olması, diyar için bulunmaz bir talihti. Her ne kadar Aegon’un Westeros’u birleştirme düşüncesi tahmin ettiğinden zor ve masraflı olsa da, bu düşünce gelecekteki yüzlerce yılın seyrini değiştiren bir düşünceydi.


Demir Taht

Lannisport ve Eski Şehir’in ihtişamına rakip olup onları geçecek kraliyet şehrinin, basit yapılı Aegon Kalesi etrafında yükseleceğini öngören yine Aegon’du. Kral’ın Şehri dışarıdan çamurlu, pis kokulu ve kalabalık bir yer gibi görünse de her zaman hareket doluydu. Karasu Nehri üzerine yüzen tahtadan yapılma bir sept alt tabakadan insanlara hizmet verirken, kısa süre sonra Visenya Tepesi’ne Yüksek Septon tarafından gönderilen para ile çok daha büyük yeni bir sept yapıldı. Bir zamanlar sadece balıkçı teknelerinin görüldüğü yerde şimdi Lannisport’tan, Eski Şehir’den, Özgür Şehirler’den ve hatta Yaz Adaları’ndan gelen ticaret gemileri görülmektedir. Bu durum elbette ki ticaret rotasının Dunskendale ile Bakire Havuzu’ndan Kral’ın Şehri’ne kaymasına neden olmuştur. Aegon Kalesi’nin kendisi de zamanla büyüyüp genişledi ve ilk kurulan çit duvarını aştı. Bu yüzden on beş metre uzunluğunda yeni bir tahtadan kale inşa edildi. Bu kale Aegon’un, Targaryenlara ve varislerine yakışır görünüşteki Kızıl Kale’nin inşa edilmesi adına verdiği emir ile 35 FS’da yıkıldı.

10 FS’da Kral’ın Şehri gerçek manada bir şehir haline geldi ve 25 FS’da ise Beyaz Liman ile Martı Kasabası’nı geçip diyarın en büyük üçüncü şehri konumuna geldi. Ancak geçen onca zamana ve gelişime rağmen şehrin etrafında sur inşa edilmemişti. Belki Aegon ve kız kardeşleri, ejderhaları olan bir şehri kimsenin kuşatmaya cesaret edemeyeceğini düşünmüşlerdi. Ancak 19 FS’da Yaz Adaları içindeki Uzun Ağaç Kasabası’ndaki binlerce kişinin korsanlar tarafından köleleştirilip şehrin bütün zenginliğinin yağmalandığı haberi kulaklarına geldi. Bu sıkıntılı haber neticesinde ve Aegon ile Visenya’nın her zaman şehri olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, Aegon şehrin etrafına sur inşa edilmesi emrini verdi. Baş Üstad Gaven ve Kral Eli Osmund Strong bu projenin başına atandı. Aegon surun, şehrin ilerideki genişlemesinin de göz önüne alınarak inşa edilmesini ve Yediler’i onurlandırmak adına şehre, yedi büyük girişin inşa edilmesini emretti. Proje ertesi sene başladı ve 26 FS’da tamamlandı.

Şehrin kendisi ve refah seviyesi yükseldikçe, diyarın da refah seviyesi yükselmeye başladı. Bunda elbette ki Fatih’in, kendisine yeminli vassallarının ve alt tabakadan halkın saygısını kazanmasının da payı büyüktür. Fatih, zaman zaman Kraliçe Rhaenys tarafından alt tabakadan halkın ihtiyaçları hakkında yardım almıştır. Rhaenys’in, kız kardeşi Visenya’nın aksine şarkıcılar ve şairler ile arası iyi olduğu için, o şarkıcılar ve şairler Targaryenları öven şiirler, şarkılar yazmış ve bu şarkıları diyarın her bir ucuna taşımıştır. Bu şarkılar Aegon ve kız kardeşlerini övme amacı ile yalanlarla dolu olsa dahi Rhaenys bu durumdan şikayetçi olmamıştır.

Ayrıca Rhaenys diyarı sağlamlaştırmak adına, uzak haneler arasında evlilikler ayarlamıştır. Bu yüzden Rhaenys’in 10 FS’da Dorne sınırları içinde vefat etmesi, iyi kalpli ve güzel kraliçeye hayran olan bütün diyarda bir öfke selinin oluşmasına neden olmuştur.

Her ne kadar saltanatı şan içinde başlamış olsa da, Birinci Dorne Savaşı Aegon’un ilk büyük yenilgisi oldu. İlk Dorne Savaşı 4 FS’da başladı ve yıllarca süren trajediler ve dökülen kanlar sonunda 13 FS’da sona erdi. Bu savaşta birçok felaketler yaşandı; Rhaenys’in vefatı, Ejderha Öfkesi’nde geçen yıllar, katledilen lordlar, Kral’ın Şehri’nde ve hatta Kızıl Kale’nin içinde gezen suikastçiler…

Ancak bütün bu trajediler, olağanüstü bir şeye neden oldu: Kraliyet Muhafızlarının Yeminli Kardeşliği’nin kurulmasına. Aegon ve Visenya Dornelu lordların kellerine para ödülü koyduğunda, birçoğu öldürüldü ve bu yüzden Dornelu lordlar da kendilerine katiller ve casuslar kiraladılar. 10 FS’da, Aegon ve Visenya Kral’ın Şehri sokaklarında saldırıya uğradı ki eğer Visenya ve Kara Kızkardeş olmasaydı kralın kendisi bu saldırıdan sağ çıkamayabilirdi. Bu olayın yaşanmasına rağmen kral hala etrafındaki korumaların kendisini koruması adına yeterli seviyede olduğuna inanıyordu. Ancak Visenya kralın bu fikrini değiştirdi. Söylenene göre Aegon korumalarını işaret ettiğinde Visenya belindeki Kara Kızkardeş’i çeker ve korumalar adım bile atamadan Aegon’un yanağına bir çizik atar ve ‘’Korumaların yavaş ve tembel,’’ der.

Kraliyet Muhafızlığı’nın kurallarını koyan Aegon değil, Visenya’ydı. Yedi Krallık’ın Lordunu koruyacak olan yedi şampiyon şövalye. Visenya, Muhafızlığın yeminini Gece Gözcüleri’nin yeminini model alarak oluşturdu. Bu yüzden şampiyonlar krallarını koruma adına hayatlarındaki bütün herşeyden vazgeçmeyi göze alacaklardı. Aegon bu şampiyonların seçilmesi için bir turnuva yapılması gerektiğini söylediğinde Visenya, seçileceklerin sadece kılıç kullanmada iyi olmalarının yetmeceğini, aynı zamanda koşulsuz bir sadakate sahip olmaları gerektiğini belirtmişti. Bu yüzden kral, Kraliyet Muhafızları’nın ilk üyelerinin seçimlerini Visenya’ya bıraktı ve tarih bize gösteriyor ki, kralın bu tercihi bilgece bir seçimdi. Seçilen iki muhafız kralı korumak adına can verdi ve kalanları da hayatlarının sonuna kadar onurlu bir şekilde krallarına hizmet ettiler. Beyaz Kitap, yemini eden her şövalye gibi onların da adını sayfalarında taşımaktadır: ilk Lord Kumandan Sör Corlys Velaryon, Sör Richard Roote, Mısır Tarlası Piçi Sör Addison Hill, Sör Gregor Goode ile Sör Griffith Goode kardeşler, gezici şövalye Sör Kuklacı Humfrey ve beyaz pelerini sırtına geçirecek birçok Darklyn’den ilk olan Sör Robin Darklyn, nam-ı diğer Kara Robin.

Danışmanlarını çok önceden belirlediği için, Fatih Aegon sıklıkla diyarın günlük yönetim işlerini kız kardeşlerine ve güvendiği danışmanlarına bıraktı. (Birinci Jaehaerys döneminde bu danışmanlık Küçük Konsey kurumuna dönüşmüştür.) Böylece Fatih kalan zamanında, diyarı birleştirmeye uğraşmış, varlığı ile vassallarına korku salmayı amaçlamıştır. Yaklaşık altı ayda bir kral, kraliyet şehri olan Kral’ın Şehri’nden sülfür, kükürt ve deniz tuzu kokan o çok sevdiği Ejderkayası’na uçar, ancak kalan diğer altı ayda ise kendini diyarın ilerlemesine adardı. Hayatının geri kalanını diyarı karış karış gezerek geçirdi ta ki 33 FS tarihinde yaptığı son gezisine kadar. Ne zaman Eski Şehir’i ziyaret etse, Yüksek Septon’un Yıldızlı Sept’ine gidip hürmetlerini ve saygısını sunmuştur. Aynı şekilde birçok büyük hanenin kalelerini ziyaret etmiş,(Son yolculuğunda Kışyarı’na bile uğramıştır.) birçok alt sınıf lordun, şövalyenin ve hatta hanın çatısı altında uyumuştur. Aynı zamanda kralın peşinden birçok kişi de bu yolculuğa katılmıştır. Öyle ki bir gezisinde, bin kadar şövalye kralın peşinden gelmiş, birçok lord ve leydi gezisinde ona eşlik etmiştir.

Bu gezilerde krala sadece şövalyeler, lordlar ve leydiler değil aynı zamanda rahipler ve üstadlar da katılmıştır. Kralın yanında sıklıkla altı adet üstad olur ve kral vereceği kararlarda daha adil olsun diye ona yerel kanunlar ve geçmiş krallıkların gelenekleri hakkında tavsiyeler verirlerdi. Aegon bütün diyarı tek bir kanun hükmü altında toplamak yerine, farklı bölgelerdeki farklı geleneklere ve dinlere saygı gösterip eski krallıklardaki olduğu gibi bir yargılama şekli getirdi. Birinci Dorne Savaşı’nın sonuçlanmasından 37 FS’daki Aegon’un vefatına kadar olan dönemde diyar barış içinde yaşadı ve Aegon diyarı hoşgörü ve irfan ile yönetti ve arkasında iki evladını, Rhaenys’ten olma Prens Aenys’i ve Visenya’dan olma genç Prens Maegor’u ‘’varis ve varis yedeği’’ olarak bıraktı.


Fatih Aegon’un tacı

Fatih Aegon doğduğu yerde, o çok sevdiği Ejderkayası’nda hayata gözlerini yumdu. Doğrulanan söylencelere göre kral, Boyalı Masa Salonu’nda torunları Aegon ve Viserys’e yaptığı fetihleri anlatırken dili sürçer ve yere düşer. Üstadlara göre Ejder, felç geçirerek hızlı ve acısız bir şekilde hayata gözlerini yumar. Fatih’in bedeni tıpkı kendisinden önceki Targaryenlar ve Valyrialılarda gelenek olduğu üzere Ejderkayası’nın avlusunda ateşe verildi. Ejderkayası Prensi ve Demir Taht’ın varisi Prens Aenys, babasının ölüm haberini aldığında Yüksekbahçe’ydi ve haberi alır almaz ejderhasının sırtına atlayıp babasının tacını devralmak için Ejderkayası’na uçtu. Ancak Fatih Aegon’dan sonra Demir Tahta oturan hiçbir kral, diyarı onun kadar iyi ve etkili yönetemedi.[/spoiler]


#25

Çok iyi oldu bu Twoiaf bence.


#26

Ben biraz Fransız kaldım konuya özür dilerim :frowning: Ayrıca bir sorum olacak; ne zaman çıkacak bu kitap ve Epsilon mu çevirdi kitabı ?


#27

Yaş ve akıl muhabbeti daha uzayacak mı acaba?


#28

Çeviriler gayet iyi ve paylaştığın için teşekkürler.


#29

Emeğine sağlık. Çok yararlı bir paylaşım oldu benim için.


#30

BÖLÜM XI - I.AENYS

[spoiler]Ejder Aegon altmış dört yaşında vefat ettiğinde, tek başına sahip olduğu iktidarı ve saltanatı Dorne halkı dışında bütün Westeros tarafından kabul edilmişti. Kral, saltanatı boyunca diyarı akıllıca yönetmiş, halkına iyi davranmış, Yüksek Septonlara her zaman hürmet göstermiş, iyi hizmette bulunanları ödüllendirmiş ve yardıma ihtiyacı olan vassallarına yardım etmiştir. Ancak bu barış dolu iktidar hüküm sürse de, muhalefet kazanı içten içe kaynamaya başlamıştı bile. Aegon’a boyun eğen lordların çoğunun kalbinde hala o eski günlerin, büyük hanelerin kendi bölgelerini bağımsızlık içinde sorgusuz sualsiz yönettiği zamanların özlemi yatmaktaydı. Bazılarının kalbi ise savaşta kaybedikleri için intikam alma arzusu ile doluydu. Ve birtakım kimseler ise Targaryenları, kardeşleri ile evlenen ve bu ensest ilişkilerden gayri meşru veliahtlar dünyaya getiren canavarlar olarak görüyordu. Aegon ve kız kardeşlerinin ve elbetteki ejderhalarının gücü karşıt düşünceler içindekileri bastırmaya yetmiş olsa da, aynı şey onların çocukları için ne yazık ki söylenemez.


Kral I. Aenys Demir Taht’ta otururken

Aegon’un biricik Rhaenys’den doğma ilk oğlu Aenys, 37 FS yılında, otuz yaşındayken tahta çıktı. İnşaat halindeki Kızıl Kale’nin salonunda büyük bir törenle taç giydi ve başına babasının taktığı yakut kakmalı Valyria çeliğinden taç yerine, kendisi için yapılan şatafatlı altın tacını taktı.

Babası ve Visenya’dan olma erkek kardeşi Maegor savaşçı yapıda olmalarına rağmen Aenys onlardan çok farklı bir karaktere sahipti. Dünyaya zayıf ve hasta bir bebek olarak geldi ve ilk yıllarını hastalıklı bir şekilde geçirdi. Bu yüzden Aenys’in, savaşçı görünüşlü Fatih Aegon’un gerçek oğlu olmadığı dedikoduları yayılmaya başladı. Kraliçe Rhaenys’in birçok yakışıklı şarkıcı ve oyuncu ile içli dışlı olması münasebeti ile çocuk aslında başkasından da olabilir gibi görünüyordu. Ancak hastalıklı çocuğa Civa isminde yavru bir ejderha verildiğinde bu dedikodular sona erdi. Ve ejderha büyüdükçe Aenys de büyüdü.

Yine de Aenys, hayalci, simyaya meraklı, şarkıcıların ve oyuncuların koruyucusu olarak kaldı. Daha da önemlisi başkaları tarafından kabul görmeye aşırı derecede aç olması kararsız kalmasına, yaptığı seçimlerde bir diğer tarafı üzebileceği korkusu nedeniyle teredüt içine düşmesine yol açtı. Ve bu kusur, Aenys’in iktidarını gölgelemiş, saltanatının erken ve yüz kızartıcı bir şekilde sona ermesine neden olmuştur.

Fatih’in ölümünün üzerinden çok geçmeden Targaryen iktidarına yönelik isyanlar ortaya çıkmaya başladı. Bu isyanlardan ilki, kendisinin Kara Harren’in torunu olduğunu iddia eden Kızıl Harren isimli bir haydutun başlattığı isyandır. Kale hizmetçilerden birinin yardımı ile Kızıl Harren hem Harrenhal’u hem de kalenin lordu Lord Gargon’u( Tarihte Lord Gargon, İlk Gece Hakkı’nı kullanmak için bütün evlilik törenlerine katılmasından dolayı ‘Misafir Gargon’ olarak anılır) ele geçirdi. Kalenin içindeki tanrı korusunda Lord Gargon’u hadım edip kan kaybından ölmesi için orada bıraktıktan sonra Kızıl Harren kendini ‘’Harrenhal’un Lordu ve Nehirlerin Kralı’’ ilan etti.

Bütün bu olaylar Kral, Tully hanesinin kalesi Nehirova’yı ziyaret ettiği zaman gerçekleşti. Ancak Aenys ve Lord Tully bu isyan ile ilgilenmek için yola çıkıp kaleye vardıklarında, Harrenhal’u bomboş buldular. Gargon’a sadık olan her bir kişi kılıçtan geçirilmiş, Kızıl Harren ve çetesi haydutluğa geri dönmüşlerdi.

Targaryen hükmüne karşı arkasında binlerce adam toplayan ve kendine ‘’Akbaba Kralı’’ diyen bir Dornelunun isyan etmesinin hemen ardından Vadi’de ve Demir Adalar’da da isyanlar baş gösterdi. Baş Üstad Gawen’in yazdıklarına göre, kendisinin halk tarafından çok sevildiğini düşünen kral, bu isyan haberleri karşısında donup kalmış. Ve bu şok içinde kral yine kararsız bir şekilde harekete geçti. İlk başta, kendi kardeşi olan Lord Ronnel’i hapseden gaspçı Jonos Arryn’e karşı Vadi’ye gönderilecek ordunun başına geçti ancak Kızıl Harren’in ve adamlarının Kral’ın Şehri’ne sızabileceği düşüncesi ile bu karardan bir anda vazgeçti. Kral o kadar kararsız kaldı ki, bu isyanlar ile nasıl başa çıkılması gerektiği konusunda Büyük Konsey’i toplamaya uğraştı. Ancak şükürler olsun ki diğer lordlar isyana karşı vakit kaybetmeden harekete geçti.

Taşyazı’lı Lord Royce, emrinde topladığı ordusu ile birlikte Jonos Arryn’in askerlerini yok edip, Jonos Arryn ve yandaşlarını Eyrie’ye hapsetti. Ancak bu hareket kalede hapis edilmiş Lord Ronnel’in, kardeşi Jonos tarafından Ay Kapısı’ndan atılarak katledilmesine yol açtı. Yine de Kara Dehşet Balerion’un(Maegor küçüklüğünden beri Balerion’a sahip olmayı arzulamış ve babasının ölümü ile birlikte bu arzusuna kavuşmuştur) sırtında yardıma gelen Prens Maegor için Eyrie ‘’ulaşılmaz’’ bir yer değildi. Janos ve yandaşlarının hepsi Prens Maegor’un elinde can verdiler.

Bu arada Demir Adalar’da kendisinin Kral Lodos’un reenkarnasyonu olduğunu iddia eden isyancı, Lord Goren Greyjoy tarafından kolayca alt edildi ve hainin kellesi mızrağa oturtulup kral Aenys’e gönderildi. İsyanın bastırılması ile Aenys, Lord Goren’e bu hizmet karşılığında ne arzu ederse etsin kabul edileceğini bildirdi. Lord Goren ise diyarı dehşete düşürerek Yediler inancının Demir Adalar’dan çıkarılmasını istedi.

Akbaba Kralı’na gelecek olursak, Martell hanesi kendi sınırları içinde gezinen bu küçük ayaklanmayı kaale bile almadı. Bunun yanında Prenses Deria, Martell hanesinin sadece barış içinde yaşamayı arzu ettiğini ve bu isyanın bastırılması için ellerinden geleni yapacaklarını bildirse de, isyanın bastırılması Dorne sınırında ikamet eden lordlara kaldı. Başta, sınır lordlarının topladığı ordu, kendisine Akbaba Kralı diyen hainin topladığı ordu ile boy ölçüşemez sayıdaydı. Kral’ın başlarda kazandığı savaşlar takipçilerinin artmasına neden olmuş ve ordusundakilerin sayısı otuz bine kadar çıkmıştır. Kral’ın sonu karşısına çıkacak her orduyu yenebileceğine inandığı bu büyük ordusunu ikiye bölmesi ile başladı. Ordusunu bölmesinin bir diğer nedeni de yiyecek kaynaklarının kıt oluşundan kaynaklıdır. Ordunun ikiye bölünmesi ile birlikte sınır lordları ile eski El Orys Baratheon harekete geçti ve isyanı defetti. Özellikle Vahşi Sam Tarly için, kaçan Akbaba Kralı’nın peşinden gidip yol üzerinde öldürdüğü Dornelu askerlerden dolayı elindeki Valyria çeliğinden dövülme kılıcı Yürekfelaketi’nin ucundan kabzasına kadar kıpkırmızı kanla kaplandığı söylenir. Bu kovalamacadan dolayı isyana ‘’Akbaba Avı’’ adı verilmiştir.

Son bastırılan isyan ise, ilk çıkan isyan oldu. Hala peşinde birçok kişinin olduğu Kızıl Harren, Aenys’in Kral Eli Lord Alyn Stokeworth tarafından köşeye sıkıştırıldı. Mücadelede Harren Lord Alyn’i öldürse de, El’in yaveri tarafından öldürüldü ve isyan sona ermiş oldu.

Diyarda barış tekrar kurulduktan sonra kral, tahta yönelik ayaklanmış düşmanları ve isyancıları bastıran her bir lorda ve şampiyona teşekkürlerini sundu. En büyük ödül ise Aenys’in kardeşi Prens Maegor’a bahşedildi ve Maegor abisi tarafından Kral Eli ilan edildi. O an itibari ile bu hareket bilgece bir seçim olsa da, kısa süre sonra bu karar Aenys’in sonunu hazırlayacaktı.

Hanedan kanının saflığını korumak için aile içi evliliklerin yapılması Valyria halkı tarafından kabul görmüş uzun zamandır süregelen bir gelenekti. Ancak bu gelenek Westeros’un alışık olduğu bir adet değildi ve Yediler İnancı tarafından nefret edilen, yasaklanan bir eylemdi. Ejder Aegon ve kız kardeşlerinin evliliği sorgusuz sualsiz kabul edilmişti ve Prens Aenys ile Donanma Başı’nın kızı olup anne tarafından Targaryen kanı taşıdığı için Aenys ile kuzen olan Alyssa Velaryon’un 22 FS yılında evliliği de bir sorun çıkarmamıştı. Ancak bu gelenek Targaryenlar tarafından devam ettirilmek istendiğinde sıkıntılar gün yüzüne çıkmaya başladı.

Kraliçe Visenya, Maegor ile Aenys’in en büyük çocuğu olan Rhaena ile evlendirmesini kararlaştırdı ancak Yüksek Rahip bu karara şiddette çıkınca Maegor Rhaena yerine Yüksek Rahip’in yiğeni, Hightower hanesinden Leydi Ceryse ile evlenmek zorunda kaldı. Aenys’in, Rhaena’dan sonra sırasıyla Aegon, Viserys, Jaehaerys ve Alysanne adlı dört evladı daha dünyaya gelirken, Maegor’un evliliği meyvesiz kaldı. Kardeşinin Vaella ismi verilen ve çocuk yaşta ölecek olan bir başka evladının dünyaya gelmesi ile, iki yıldır El olan Maegor, belki de kıskançlık içinde kaldı ve bütün diyarı şok ederek 39 FS yılında Harroway hanesinden Alys’i ikinci eşi olarak aldığını duyurdu. Düğün töreni Kraliçe Visenya tarafından aile içinde yapıldı. Ancak halkın tepkisi o kadar fazlaydı ki, Aenys sonunda tepkilere dayanamayıp kardeşi Maegor’u Pentos’a sürgün göndermek zorunda kaldı.

Aenys, Maegor’un sürgünü ile sorunların çözüleceğini düşünüyor olsa da, Yüksek Rahip hala hoşnut değildi. Hatta halk tarafından mucizeler gerçekleştirdiğine inanılan Rahip Murmison’un yeni Kral Eli olarak atanması bile, aradaki sorunları tam manası ile tamir edemedi. Ve Aenys’in 41 FS yılında, Maegor’un sürülmesi ile Ejderkayası Prensi ilan edilen oğlu Aegon ile en büyük kızı Rhaena’yı evlendirmesi durumu daha da kötüleştirdi. Yldızlı Sept’ten daha önce hiçbir kral için söylenmemiş bir suçlama konuşması yükseldi ve krala direkt olarak ‘’Canavar Kral’’ denildi. Böylece bir zamanlar diyarda Aenys’e sevgi besleyen ne kadar dindar lord varsa Aenys’e düşman kesildi. Hatta buna yerel halk bile katıldı.

Rahip Murmison, evlilik törenini yönettiği için rahiplikten azad edildi ve yaklaşık iki hafta sonra şehir içinde gezerken, ayaklanan bağnaz Sefil Yoldaşlar tarafından yakalanıp vahşice katledildi. Savaşçı’nın Evlatları Rhaenys Tepesi’ne yığınak yapmaya ve tepedeki Rhaenys adına yapılan septi, kralın güçlerine karşı koyabilecek bir kaleye çevirmeye başladılar. Buna ek olarak bazı Sefil Yoldaş müridleri kalenin duvarlarını aşıp kraliyet odalarına sızarak kralı ve ailesini öldürmeye kast ettiler. Kraliyet Muhafızları’nın şövalyelerinin cesareti sayesinde bu teşebbüs sonuçsuz kaldı ve ailenin hayatı kurtuldu.

Bütün bu sorunlar karşısında Aenys ailesini yanına alıp şehirden kaçarak güvenli Ejderkayası’na yerleşti. Orada Visenya ona, ejderhasını alıp Yıldızlı Sept ile Hatıra Septi’ni ateşe vermesini, ayaklanmaya ateş ve kan ile cevap vermesini öğütledi. Ancak bir türlü ne yapacağına karar veremeyen kral hasta düştü. 41 FS yılının sonuna doğru neredeyse bütün diyar Aenys’in aleyhine döndü. Binlerce Sefil Yoldaş müridi sinsi sinsi yollarda gezip kralın destekçilerini tehdit ederken, düzinelerce lord Demir Taht’a karşı ayaklandı. Aenys henüz otuz beş yaşında olmasına rağmen Baş Üstad Gawen’e göre neredeyse altmış yaşında biri gibi görünüyordu. Üstad kralın iyileşmesi için umutsuzca çabaladı.

Gösterişli Kraliçe Visenya, hasta kral ile bizzat ilgilendi ve bir süre kral iyileşir gibi oldu. Ancak oğlunun ve kızının çıktığı yıllık gezi münasebeti ile uğradıkları Crakehall Kalesi’nin taht alehine ayaklanlar tarafından kuşatıldığı haberini aldığında aniden yere yıkıldı ve haberi aldığının üçüncü günü vefat etti. Tıpkı babası gibi onun da naaşı eski Valyria geleneklerine uygun olarak Ejderkayası’nda ateşe verildi.

Visenya’nın ölümünün üzerinden biraz zaman geçtikten sonra, Kral Aenys’in bu ani ölümünün sebebi olarak Visenya olduğu söylencesi yayıldı ve kraliçe için akraba ve kral katili yakıştırması yapıldı. Herşeyden öte Visenya her zaman Aenys yerine Maegor’u seçip onu üstün tutmamış mıydı? Kendi evladının başa geçmesini hiç arzulamamış mıydı? Peki ya o zaman neden nefret ediyormuş gibi göründüğü yiğeninin/üvey evladının iyileşmesi için o kadar çabaladı? Visenya için birçok şey denilebilir ancak merhamet duygusuna sahip bir kadın olduğu hiç görülmemiştir. O yüzden bu sorular ne kolayca göz ardı edilebilir ne de kolayca cevaplanabilir.[/spoiler]


#31

Robertın isyana da bir gelsek on numara olacak


#32

Az kaldı Targ krallarından sonra o. Aerys bölümünde de geçecek tabi. xd


#33

Çikolata yirim seni


#34

90 gün sonra değiştirecem bu nicki. :frowning:


#35

Heycenla bekliyoruz bir de çeviri bitip pdf haline getirdin mi tadından yenmez


#36

BÖLÜM XII - I.MAEGOR

[spoiler]Birinci Meagor, kardeşinin ani ölümünden sonra 42 FS yılında tahta çıktı. Kendisi çoğunlukla ‘’Zalim Maegor’’ ismi ile anılır ki bu ‘’zalim’’ lakabına gayet layık işler yapmıştır. Öyle ki Demir Taht’a ondan daha zalim başka bir kral oturmamıştır ve saltanatı kan ile başlayıp yine kan ile bitmiştir. Tarihçilerin bize anlattıklarına göre Maegor, savaşı ve mücadeleyi seven bir yapıdadır ancak şiddete ve öldürmeye olan eğilimi, uzman olduğu söylenen bütün yeteneklerinin de ötesindedir. Bugün bile bazı kimseler Maegor’un zorbalık iktidarının kısa sürdüğü için şükretmektedir. Yoksa kaç soylu hane sırf Maegor istedi diye yok olur giderdi kimbilir?

Aenys’in yakılışından kısa bir süre sonra Visenya Vhagar’ın sırtına atlayıp, sürgündeki Maegor’u Yedi Krallık’a geri çağırmak için Pentos’a uçtu. Maegor Balerion’un sırtında Dar Deniz’i geçerek Ejderkayası’na geldi ve kısa süre sonra abisinin altın tacı yerine, babasının yakut kakmalı Valyria çeliğinden tacını başına taktı.

Baş Üstad Gawen, veraset yasası gereğince, krallığın Maegor’a değil, Aenys’in büyük oğlu Prens Aegon’a geçmesi gerektiğini belirtip durumu protesto etti. Maegor’un bu protestoya cevabı ise Baş Üstad’ı vatana ihanet ile suçlayıp, Karaalev ile tek hamlede kellesini almak oldu. Bu olaydan sonra çok az kimse Aegon’un tahttaki hakkını savunur oldu. Kuzgunlar Yedi Krallık’ın dört bir yanına uçup yeni kralın taç giydiğini ve kendisine sadık olanlara adalet, kendisine karşı çıkan hainlere ise ölüm getireceğini bildirdi.

Maegor’un düşmanlarının başını Yediler Militanları -Savaşçı’nın Evlatları ve Sefil Yoldaşlar- çekmekteydi ve bu grubun krallık ile mücadelesi Maegor’un saltanatı boyunca sürmüştür. Kral’ın Şehri’nde militanlar Hatıra Septi ile henüz tamamlanmamış Kızıl Kale’yi ele geçirmiş durumdalardı. Ancak Maegor, Balerion’un sırtında korkusuzca şehrin ortasına doğru uçtu ve Visenya Tepesi’ne Targaryen hanesinin üç başlı kırmızı ejderha sancağını dikti. Binlerce asker Maegor’un diktiği bayrak altında toplandı.

Sonra Visenya, Maegor’un saltanatını yok sayanların kendilerini kanıtlaması gerektiğini söyleyip Yediler Militanları’nın hepsine meydan okudu. Bu meydan okumaya karşılık Sör Damon Marrigen’den nam-ı diğer Dindar Damon’dan geldi ve eski adetlerden biri olan Yediler Yargısı yapılmasında karar kılındı. Sör Damon ile altı Savaşçı’nın Evladı’na karşı kral ve altı şampiyonu kılıç kuşanacaktı. Mücadelenin sonucunun krallığın geleceğini şekillendirdiği için söylenceler ile hikayeler farklı farklı ve çelişkilidir. Ancak bizim kesin olarak bildiğimiz şudur ki, Kral Maegor Yediler Yargısı sonunda ayakta kalan son savaşçıydı ancak rakibi olan son Savaşçı’nın Evladı ölmeden önce kafasına ağır bir darbe alıp bilincini kaybederek yere düştü.

Maegor yirmi yedi gün boyunca komada kaldı. Yirmi sekizinci günde Kraliçe Alys Pentos’dan geldi. Yanında ‘’Kule’den Tyanna’’ diye hitap edilen Pentoslu güzeller güzeli bir kadın getirmişti. Tyanna, Maegor’un sürgünü sırasında kral ile yakınlaşmıştı ve kimileri aynı şekilde Kraliçe Alys’in de Tyanna ile ilişkisi olduğu dedikodusunu yaymıştır. Kraliçe Visenya Tyanna ile tanıştıktan sonra, Maegor’un destekçileri rahatsız olsa da, komadaki kralın bakımının sadece Tyanna tarafından yapılacağını buyurdu.

Yediler Yargısı’ndan otuz gün sonra kral, şafağın söküşü ile birlikte uyandı ve şehrin surlarına doğru yürüdü. Binlerce kişi sevinç gösterilerinde bulundu. Tabi bu kalabalığın içinde sabah duası için Hatıra Septi’nde toplanmış Savaşçı’nın Evladları’ndan kimse yoktu. Sonra Maegor Balerion’un sırtına atladı ve Aegon Tepesi’nden Rhaenys Tepesi’ne doğru uçup ikazda bile bulunmadan Kara Dehşet’in alevlerini militanların üzerine püskürttü. Hatıra Septi’nin alev alması ile birlikte bazı militanlar septten çıkıp kaçmaya çalışsa da, Maegor’un hazır ettiği okçular ve mızraklı birlikler, kaçanların hepsini tek tek avladılar. Söylenir ki sept içinde yanan ve ölenlerin çığlıkları şehrin tamamında yankılanmış ve üstadların iddiasına göre şehir, olayın sonucunda oluşan kasvetli havadan bir hafta boyunca kurtulamamıştır.


Hatıra Septi’nin ateşe verilişi

Ancak bu Maegor’un Yediler Militanları ile giriştiği savaşın sadece başlangıcıydı. Yüksek Septon hala Maegor’un iktidarını tanımadığını bildirirken, Maegor gittikçe daha fazla lordu kendi safına katıyordu. Taşköprü savaşında o kadar çok Sefil Yoldaşlar militanı öldürülmüş ki, Mander Nehri’nin yüz yirmi metre boyunca kandan kıpkırmızı aktığı söylenir. Bu olaydan sonra savaşın gerçekleştiği köprünün ve köprünün ait olduğu kalenin adı Acıköprü olarak değiştirilmiştir.


Taşköprü Savaşı

Daha büyük bir savaş ise Karasu Nehri yakınlarındaki Büyük Çatal’da yapıldı. On üç bin Sefil Yoldaş ile Taşlı Sept’te toplanmış yüzlerce şövalye ve Nehirova bölgesindeki isyancı lordların katıldığı büyük isyancı ordusu kralın ordusuna karşı savaştı. Kanlı savaş gece yarısına kadar sürdü ve savaşın kesin galibi Kral Maegor oldu. Kral ejderhası Balerion’un sırtında savaştı ve yağan şiddetli yağmura rağmen Kara Dehşet’in alevleri düşmanları için ölümcüldü.

Yediler Militanları, Maegor’un saltanatı boyunca kralın en amansız düşmanı oldu. 44 FS yılında Yüksek Septon’un şüpheli ölümünün ardından gelen yeni Yüksek Septon daha ılımlı ve Yıldızlar ve Kılıçlar’ı dağıtacak kadar etki altına alınabilir bir karakterde olsa da, hali hazırda süren şiddetin azalmasına çok az etki etti.

Maegor’un Yediler Militanları ile olan mücadelesi, kendisine varis kazanma çabası ile yaptığı yeni evlilikler sebebi ile daha da büyüdü. Ancak ne kadar kadınla evlenirse evlensin veya ne kadar kadınla yatarsa yatsın varissiz kaldı. Kendisine özellikle doğurganlığı kanıtlanmış dul kadınlar alsa da, onlardan doğan çocukların hepsi özürlü doğdu. Kolu, bacağı olmayan, kör, çift cinsel organ ile dünyaya gelen bebekler… Kimilerine göre Maegor’un deliliğinin başlangıcı da, ilk özürlü çocuğunun dünyaya gelmesi ile başlamıştır.

Maegor’un iktidarı süresince ona ün katacak tek icraatı, 45 FS yılında tamamlanan Kızıl Kale’dir. Kalenin yapımına Kral Aegon zamanında başlanmış, Kral Aenys zamanında yapıma devam edilmiş ancak kalenin tamamlanışını gören Kral Maegor olmuştur. Kendisi, babasının ve abisinin planlarının da ötesine ulaşıp, büyük kalenin içine etrafı hendek ile çevrili bir kale daha yaptırmış ve bu kaleye sonraları Maegor’un Kalesi denilmeye başlanmıştır. Daha da önemlisi Kızıl Kale içinde gizli tüneller, sahte duvarlar ve tuzaklı kapılar ile yollar yapılmasını emreden yine Maegor’dur. Maegor’un evladsız kalışı, kendisini Kızıl Kale’nin yapımına daha da çok önem vermesine neden olmuştur. Kayınbabası Lord Harroway’i yeni Kral Eli olarak atamış ve kale tamamlanana kadar diyarın yönetimini onun ellerine bırakmıştır.

Ama Maegor’un saltanatından beklenileceği gibi , kendisinin en büyük başarısı yine korku dolu bir sonla bitti. Kale tamamlanır tamamlanmaz, kral kalenin yapımında çalışan bütün taş ustalarını, marangozları, zaanatkarları olağanüstü bir ziyafete davet etti. Üç gün süren bu eğlencenin ardından bütün davetliler, ziyafet salonunda kılıçtan geçirildiler. Böylece kalenin bütün sırları sadece Maegor’a kalmış oldu.

Sonunda, Maegor’un yaptığı yanlışlar, Yediler İnancı ile kendi öz ailesinin iş birliği yapmasına neden oldu. 43 FS yılında Maegor’un yiğeni Prens Aegon, yasa gereği kendisine ait olması gereken tahtı geri almak için isyan etti ve bu isyan Tanrı Gözü Altındaki Savaş olarak bilinen savaş ile son buldu. Savaş sonunda Aegon vefat etti ve geriye eşi ve kız kardeşi olan Rhaena ile ikiz kız çocuğu kaldı. Ejderhası Civa da bu savaşta öldürüldü.

45 FS yılının sonuna doğru Maegor, yeni Yüksek Septon’un sözünü dinlemeyip kılıçlarını bırakmayan isyankar Yediler Militanları’na karşı yeni bir mücadele başlattı. O zamanki kraliyet envanterine baktığımızda, bir sonraki sene kral, kaçak Savaşçı’nın Evlatları’na ve Sefil Yoldaşlar’a ait olduğunu söylediği en az iki yüz kafatasını başkente getirmiştir. Ancak birçok kişi o kafataslarının yanlış zamanda yanlış yerde bulunmuş alt tabakadan halka ait olduğuna inanmıştır. Bu yüzden gün ve gün diyar Maegor’dan uzaklaşıp kralın aleyhine dönmeye başladı.

44 FS yılında Kraliçe Visenya’nın vefatı Maegor’un saltanatı içinde önemli bir yere sahiptir. Kraliçe kendi oğlu olan Maegor’un doğumundan itibaren onun en büyük destekçisi ve müttefiki olmuş, Maegor’un abisi Aenys’i her alanda geçmesi için ve Maegor’un arkasında bırakacağı mirası sağlamlaştırmak için elinden geleni yapmıştır. Kraliçe’nin ölümü sebebi ile oluşan karışıklık içinde Aenys’in dul eşi Kraliçe Alyssa, yanında çocukları ve Visenya’nın Valyria çeliğinden dövülme kılıcı Kara Kızkardeş ile birlikte Ejderkayası’na kaçtı. Alyssa ile Aenys’in Aegon’dan sonraki oğlu Prens Viserys, kralın yaveri olarak Kızıl Kale’de tutulduğu için, bu kaçışın cezası ona kesildi. Prens dokuz gün boyunca Kule’den Tyanna tarafından sorgulandıktan sonra hayatını kaybetti. Kral, oğlunun ölüm haberini duyup naaşını almak isteyeceğini düşündüğü Kraliçe Alyssa’nın geri dönebilme ihtimalini göz önünde bulundurarak, prensin işkenceden dolayı neredeyse paramparça olmuş naaşını iki hafta boyunca kalenin avlusunda bekletti ancak kraliçe geri dönmedi. Viserys öldüğünde henüz on beş yaşındaydı.

48 FS yılında Rahip Moon ile Sör Joffrey Doggett-ayıca Tepelerin Kızıl Köpeği lakabı ile de tanınır- Sefil Yoldaşları bir kez daha kralın üzerine sürdü ve bu kez Nehirova da onların safında yer aldı. Maegor’un kraliyet donanmasının amirali olan Lord Daemon Velaryon da kralın alehine dönünce, onunda birlikte birçok büyük hane Lord Velaryon’un yanında yer aldı. Maegor’un zalimlikle dolu iktidarı katlanılamaz duruma geldiği için diyar bu iktidarı bitirmek amacı ile ayaklanmıştı. Bütün ayaklanan lordları tek safta birleştiren ise, Aenys ile Alyssa’nın sağ kalan tek oğlu on dört yaşındaki genç Prens Jaehaerys’ti. Jaehaerys direkt olarak Fırtına Burnu Lordu tarafından desteklenmiş, bunun neticesinde de Prens Jaehaerys onu Kral Eli ve Diyarın Koruyucusu ilan etmiştir. Kardeşinin bu ayaklanmasını öğrenen Kraliçe Rhaena -Maegor Aegon’un ölümünden sonra Rhaena’yı eş olarak almıştır- Maegor uyurken Karaalev’i çalıp kendi ejderhası Rüyaateşi’nin sırtında şehri terk etmiştir. Hatta ve hatta Kraliyet Muhafızları’ndan iki şövalye bile Maegor’u terkedip Jaehaerys’in safına katılmıştır.

Maegor’un bu duruma tepkisi yavaş ve karmaşık oldu. Görünüşe göre uğradığı bu ihanetler ve belki de bir zamanlar ona yol gösteren annesinin artık olmayışı onu abisi Aenys kadar çökmüş, kırılmış halde bırakmıştı. Jaehaerys’e karşı sancaktarlarını Kral’ın Şehri’ne çağırsa da gelenlerin çoğu küçük lordlardı ve onlar ile Jaehaerys’e karşı koyamayacağı aşikardı. Gecenin ilerleyen saatlerine, Kral’ın Şehri’ne gelen lordlar Konsey Odası’ndan ayrıldı ve Maegor’u düşünmesi için odada yalnız bıraktılar. Ertesi sabah kral, üzerindeki cübbesi kandan sırılsıklam olmuş ve bilekleri Demir Taht’ın keskin kılıçları tarafından boydan boya yarılmış halde ölü bulundu.


Demir Taht üzerinde ölü bulunan Kral I. Maegor

Böylece Zalim Maegor’un saltanatı da sona ermiş oldu. Kralın ölümünün sebebi hakkında birçok teori vardır. Şarkıcıların söylemlerine inanır isek kralı Demir Taht’ın kendisi öldürmüştür. Bazıları Kraliyet Muhafızları’ndan şüphe ederken, bazıları ise katliamdan kurtulan ve Kızıl Kale’nin gizli yollarını bilen taş ustalarından birinin kralı öldürdüğünü iddia etmektedir. Ancak bütün bu düşünceler içinde akla en yatkın olanı, yenilgiyi hazmedemeyen kralın kendi canına kıydığı düşüncesidir. Gerçek ne olursa olsun, altı yıldır diyarı kaplayan korku ve dehşet dolu iktidar en olası şekilde, Maegor’un ölümü ile son buldu. Ondan sonra tahta çıkacak olan yiğeni ise, bütün saltanatı boyunca Maegor’un Yedi Krallık’ta açığı yaraları iyileştirmek için çabalayacaktı.[/spoiler]


#37

Anlamadım Maegor sürgünden Balerion’la birlikte döndü diyor. Ejderhayla mı Essos’ta dolaşıyordu yani.


#38

Neden olmasın lol.

/20char


#39

Evet. Aenys bölümünü okumadın sanırım? Ağabeyi onu sürgün ediyordu. O da ejderhasıyla gidiyordu Essos’a tabi.


#40

Garip geldi biraz koca ejderhayla dolaşması.