TWOIAF Çevirisi (ROBERT'IN İSYANI EKLENDİ!)


#41

Uçarak gezinmiyor abisi korktuğu için ejderhaya dokunamamıştır ve gelmeye gerek duymasın diye para vermiştir


#42

Hatıra Septinde minareler var. :slight_smile:


#43

Bir tek benim dikkatimi çekmemiş o demek ki. xd


#44

maegor intihar etmiş vay anasını sayın seyirciler…


#45

BÖLÜM XIII - I.JAEHAERYS

[spoiler]Jaehaerys, 48 FS yılında, diyarın amcası I.Maegor’un zalimlikleri, Yüksek Septon’un öfkesi ve isyancı lordların ihtirasları yüzünden paramparça olduğu bir zamanda tahta çıktı ve on dört yaşında Yüksek Septon tarafından babasının tacı ile taç giydirilirip, annesi Kraliçe Alyssa’nın naipliği ve Diyarın Korucuyucu ve Kral Eli olan Baratheon hanesinden Lord Robar’ın rehberliği ile birlikte hükümdarlık dönemine başladı. Öncelikli olarak ilk işi kız kardeşi Alysanne ile evlenmekti ve bu evlilik verimli bir evlilik oldu.

Tahta çıkmak için yaşı genç görülse de, Jaehaerys daha genç yaşında hükümdar vasıflarına sahip olduğunu etrafına gösterdi. Mızrakta ve yay kullanmakta yetenekli, ortalama üstü bir savaşçı ve doğuştan yetenekli bir at binicisiydi. Aynı zamanda ejderlorduydu da. Ejderhası, bilinen ejderhalar arasında Balerion ile Vhagar’dan sonraki en büyük ejderha olan, taba ve bronz renkli devasa yaratık Vermithor’du. Hem fikirlerinde hem de eylemlerinde azimli bir yapıda olan Jaehaerys, her zaman en barışçıl çözümleri aramış, yaşının ötesinde bilgelik sahibi olmuştur.

Güzel ve neşeli olduğu kadar çekici ve bilgili olan Kraliçe Alysanne de, en az kral kadar diyarın sevgisini kazanmıştır. Bazıları kendisinin diyarı en az kocası Kral Jaehaerys kadar yönettiğini söyler ki bunda haklılık payı da vardır. Birçok lordun kıskançlık içinde karşı koymasına rağmen, İlk Gece Hakkı’nın Kral Jaehaerys tarafından kanunen yasaklanması, kraliçenin isteği doğrultusunda gerçekleşmiştir. Ayrıca Gece Gözcüleri, Karkapısı kalesinin adını kraliçenin onuruna Kraliçekapısı olarak yeniden adlandırmışlardır. Bu jesti yapmalarının sebebi de, Kraliçe’nin büyük ve aşırı derecede maliyetli olan Gece Kalesi’nin yerine yapılan Derin Göl kalesi için Gözcüler’e hazineden mücevherler vermesi ve askeri gücü zayıflamaya başlayan Gözcüler’in gücünün yeniden artmasını sağlayan Yeni Armağan’ın kazanılmasındaki etkin rolünden ötürüdür.

Yaşlı Kral ile İyi Kraliçe Alysanne, kırk sekiz yıl boyunca evli kaldılar ve evlilikleri, çok sayıdaki çocukları ve torunları ile birlikte çoğunlukla mutlu ve mesut geçti.


98 FS yılında yapılan Büyük Turnuva

Kral ile Kraliçe arasında iki büyük tartışma kayıtlara geçmiş olsa da, bu tartışmalar sonucu oluşan uzaklaşmalar bir veya iki yıldan uzun sürmemiştir. İkinci Kavga olarak isimlendirilen tartışmanın nedeni, 92 FS yılında Jaehaerys’in vefat eden ilk oğlu ve varisi Prens Aemon’dan olma kız torunu Rhaenys’i atlayıp, ikinci büyük oğlu Cesur Baelon’a Ejderkayası’nı verme kararıdır. Alysanne, erkeğin bir kadına üstün görülmesinde bir mantık görememiş ve Jaehaerys kadınların işe yaramaz olduğunu düşünüyorsa, kadına da ihtiyaç duymaması gerektiğini belirtmiştir. Çift arasındaki soğukluk zamanla geçse de, Kraliçe’nin ölümünden sonra Yaşlı Kral’ın üzüntüsü ve kederi son nefesine kadar konseyinde hissedilmiştir.

Jaehaerys’in en büyük aşkı Alysanne iken, en büyük dostu Rahip Barth idi. Alt tabakadan doğma hiçbir kimse açık sözlü ve dahi Rahip Barth kadar krallık içinde yükselememiştir. Kendisi sıradan bir demircinin çocuğu olup genç yaşta Yediler hizmetine verilmişti. Ancak zekası sayesinde adından söz ettirmiş ve zamanla Kızıl Kale’nin kütüphanesinde görev alıp kralın kitaplarından ve yazmalarından sorumlu olmuştur. Orada Kral Jaehaerys ile tanışmış ve kısa sürede sonra da Kral Eli olarak atanmıştır. Soylu birçok lord bu durumu şüphe ile karşılasa da ve Yüksek Septon, Rahip Barth’ın inancına yönelik kuşku dolu sorular yönetse de, Barth kendini onlara kanıtlamak ile kalmamış fazlasını gerçekleştirmiştir.

Barth’ın desteği ve nasihatları ile Kral Jaehaerys, kendisinden önce veya sonra gelen kralların toplamından daha fazla reform yapmıştır. Dedesi Kral Aegon, Yedi Krallık’ta yasa olarak eski krallık döneminden kalma geleneklerin ve törelerin devam etmesi yönünde karar vermişti ancak Jaehaerys Kuzey’den Dorne sınırına kadar geçerli olacak olan birleştirilmiş tek bir kanunname oluşturmuştur. Bunun yanında Kral’ın Şehri’nde de büyük gelişmeler yaşanmıştır. Kuyular ile atık suların düzenlenmesi gerçekleştirilmiştir ki Barth’a göre içme suyu ile atık suyun birbirine karışmaması şehrin sağlığının korunması açısından çok önemliydi. Bundan da öte Arabulucu Kral Jaehaerys, Kral’ın Şehri ile Menzil’i, Fırtına diyarını, Batı topraklarını, Nehirova’yı ve hatta Kuzey’i birbirine bağlayacak devasa yol ağı çalışmalarına başladı. Yolun yapımı aynı zamanda bölgeler arasındaki seyahat süresini azalttığı için, diyarın kaynaşmasında büyük önem taşımaktadır.Yüzlerce kilometre uzaktaki Kara Kale ile Sur’a kadar uzanan Kral Yolu bu yollar arasında en önemlisidir.

Bütün bu reformların yanında kimilerine göre Kral Jaehaerys ile Rahip Barth’ın en büyük başarısı Yediler ile uzlaşmasıdır. Sefil Yoldaşlar ile Savaşçı’nın Evladları Maegor dönemindeki kadar faal olmasalar da ki bunun sebebi Maegor’un sert tedbirleri ile sayılarının düşmesidir, hala varlıklarını sürdürüyorlardı. Üstelik örgütlerini yeniden canlandırmak arzusu ile yanıp tutuşmaktalardı. Daha vahimi ise, Yediler’in geleneksel olarak kendilerine bağlı olanları sadece Yediler tarafından yargılanabilir oluşu bazı sorunlar ortaya çıkarmış ve birçok lord, bazı ahlaksız rahiplerin çıkar karşılığında vaaz vermesi hakkında şikayette bulunmuşlardır.

Yaşlı Kral’ın danışmanlarından birkaçı, bağnazlıkları ile diyarı tekrar kaos ortamına çevirmelerine izin vermeden, Yediler Militanları ile sert bir biçimde ilgilenilip yok edilmeleri gerektiğini konusunda görüş bildirmişlerdi. Geride kalanlar ise militanların, diyardaki herkes gibi adil bir şekilde yargılanmaları gerektiğini düşüncesine daha sıcak bakıyordu. Ancak Jaehaerys bunların yerine Rahip Barth’ı Eski Şehir’e göndermiş, orada Yüksek Septon ile Barth kalıcı bir anlaşma için masaya oturmuşlardır. Geride kalan birkaç Yıldızlar ve Kılıçlar askerlerinin kılıçlarını bırakmaları ve adaletli bir şekilde yargılanmaları karşılığında Yüksek Septon, Demir Taht’ın her zaman Yediler’i koruyup savunacağına dair Kral Jaehaerys’ten kutsal bir yemin etmesini talep etti. Ve böylece Taht ile Yediler arasındaki bu büyük sürtüşme sonsuza kadar kapanmış oldu.

Jaehaerys’in saltanatındaki bir diğer büyük sorun, basitçe çok fazla Targaryen’ın yani çok fazla olası veliahtın olması sorunudur. 101 FS yılında Cesur Baelon’un vefatı ile birlikte Jaehaerys ikinci kez evlat ve veliaht kaybetmenin acısını yaşadı. Yeni veliahtın kim olacağı sorununu çözmek adına Jaehaerys 101 FS yılında, tarihin ilk Büyük Konsey’ini kurarak sorunu diyardaki lordların oylamasına sundu. Çağrıya diyarın her bir köşesinden lordlar cevap verdi ve bu büyüklükteki bir toplantıya ev sahipliği yapabilecek kale sadece Harrenhal olduğundan, Konsey orada toplandı. İrili ufaklı lordlar emirlerindeki sancaktarlar, şövalyeler, yaverler, hizmetçiler ile birlikte Harrenhal’a geldiler. Dahası onlara demir ustaları, hizmetçi kadınlar,avcılar ve kervancılar da katıldı. Öyle ki yükselen çadırlar nedeni ile kalenin yanına kurulmuş Harrenton köyü diyardaki en büyük dördüncü şehir konumuna geldi.

Konsey’de on bir hak sahibi hakkında konuşulsa da, asıl tartışma iki büyük aday arasında gerçekleşti. Bunlardan ilki, Jaehaerys’in ilk oğlu Aemon’un en büyük kızı olan Prenses Rhaenys’in oğlu Leanor Velaryon, ikincisi ise Prenses Alyssa ile Cesur Baelon’un ilk oğlu Prens Viserys’dir. İki aday da taht için yeterli seviyede hak iddiasına sahip olsalar da, veraset yasası gereği öncelik Laenor’daydı. Laenor, yakın zamanda Deniz İsi adlı bir ejderha edinmişti. Bunun yanında 94 FS yılında ölen Balerion’un son sahibi olan Viserys ise, Targaryen soyadı taşıyordu. Diyardaki birçok lord Viserys’in erkek tarafından gelişini, Laenor’un kız tarafından gelişine yeğ tutmuşlardır. Aynı zamanda Viserys’in yirmi dört yaşında bir prens, Laenor’un ise henüz yedi yaşında bir çocuk olması da bu karar üzerine etki yapmıştır.


101 FS yılında toplanan Büyük Konsey’den bir kesit

Bütün bu durumun yanında Laenor’un tek bir büyük avantajı vardı. Kendisi Yedi Krallık’ın en zengin lordu Lord Corlys Velaryon’un nam-ı diğer Deniz Yılanı’nın oğluydu. Deniz Yılanı lakabı ilk olarak Kraliyet Muhafızları’nın ilk Komutanı olan Sör Corlys Velaryon için kullanılmış olsa da, Lord Corlys’in lakabı ne kılıç ne de mızrak kullanma yeteğinden kaynaklı verilmişti. Bu lakabın verilmesinin sebebi yeni yerler aramak için çıktığı deniz yolculuklarından kaynaklıdır. Kendisi, Valyria kanı taşıyacak kadar eski ve Targaryenlardan bile önce Westeros’a gelen bir hanenin, Velaryon hanesinin bir bireyiydi. Deniz konusunda bilgileri olmaları sebebi ile o kadar fazla Velaryon amiral ve Donanma Başı olarak görev yapmıştır ki, o dönemde bu kurum ve rütbe aile içinde adeta ırsileşmiş durumdaydı.

Lord Corlys güneye ve kuzeye olmak üzere birçok yere yelken açmıştır. Bir keresinde Westeros’un kuzey ucuna giden bir geçit dedikodusunu araştırmak için gemisi ‘’Buz Kurdu’’ ile yola çıksa da, karşısına donmuş denizler ile devasa buz dağları çıkınca geri dönmek zorunda kalmıştır. Ancak kendisinin en büyük yolculukları, gemisi ‘’Deniz Yılanı’’ ile birlikte çıktığı yolculuklardır ki bu yolculuklar kendisine Deniz Yılanı lakabını kazandırmıştır. Westeros’taki birçok geminin Qarth’a kadar yolculuk edip baharat ve ipek ticareti yaptığı görülmüşse de, Lord Corlys daha da ileriye, efsanevi Yi Ti ve Leng topraklarına yelken açmış, hanesinin zenginliğini tek seferde iki katına çıkarmıştır.

Lord Corlys Deniz Yılanı üzerinde dokuz büyük yolculuk yapmıştır ve son seferde, Corlys gemisini altın ile doldurup aynı zamanda Qarth’tan yirmi kadar gemi satın alarak onlara en iyi ipekleri, baharatları ve filleri yüklemiştir. Bazı gemiler denizde kaybolsa ve filler geri dönüş yolunda hastalanıp ölseler de, Üstad Mathis’in ’’Dokuz Yolculuk’’ adlı eserine göre Velaryon hanesi belirli bir süre boyunca Lannister’ları ve Hightower’ları geçerek diyardaki en zengin hane olarak kalmıştır.

Corlys Velaryon dedesinin ölümünden sonra Akıntı İzi Lordu oldu ve edindiği zenginliği kullanarak, efsanelere göre Deniz Kralı olarak adlandırılan deniz tanrısı tarafından Valeryonlara verilen ve Akış Ormanı Tahtı’nın olduğu, yıllardır Velaryon hanesinin antik kalesi olan rutubetli ve küçük Akıntı İzi kalesi yerine Yüksek Akış adlı yeni bir kale yaptırdı. Akış İzi’deki doğudan gelen deniz ticaretinin artması ile birlikte Kabuk ve Baharat Köyü kurulmuş, ticaretin merkezi bir süreliğine Kral’ın Şehri’nden Akış İzi’ne kaymıştır.

Lord Corlys, şanı, itibarı ve zenginliği ile oğlu Laenor’un tahttaki hakkını desteklemesi ile birlikte Lord Ellard Stark ile Boremund Baratheon da Laenor’un destekçisi oldular. Sonra onlara Lord Blackwood, Lord Bar Emmon ve Lord Celtigar da katıldı ancak sayıları yine de azdı. Oylama aleyhlerine gerçekleşti ve üstadların yazılarında tam bir sayı vermemelerine rağmen, söylencelere göre Büyük Konsey’de her yirmi kişiden sadece biri Laenor adına oy vermiştir. Böylece son toplantıya katılmayan kral, oylama sonucunda Viserys’i Ejderkayası Prensi ilan etti.

İktidarının son yıllarında Kral Jaehaerys, Sör Otto Hightower’ı El ilan etti ve Sör Otto, bütün ailesini kendisi ile birlikte Kral’ın Şehri’ne getirdi. Gelenler içinde on beş yaşında Alicent adlı genç bir kız da vardı. Alicent zamanla Jaehaerys’in refakatçisi oldu ve krala kitap okuyup, yemek yedirdi, hatta yıkanmasında ve giyinmesinde yardımcı oldu. Kimilerine göre kralın, Alicent’i kendi öz kızı gibi gördüğünü söylerken, kimileri yakışıksız bir şekilde kız ile ilişkisi olduğunu söylemektedir.


I. Kral Jaehaerys ve Kraliçe Alysanne evlatları Prens Aemon ile birlikte

‘’Arabulucu’’ ve ‘’Yaşlı Kral’’ olarak bilinen Kral I. Jaehaerys, 103 FS yılında Leydi Alicent ona yakın arkadaşı Barth’ın yazdığı ‘’Olağandışı Tarih’’ kitabını okurken kendi yatağında hayata gözlerini yumdu. Vefat ettiğinde altmış dokuz yaşındaydı ve diyarı elli beş yıl boyunca bilgece yönetmişti. Westeros’un tamamı, hatta Dorne halkı bile bu derece adil ve iyi olan kralın arkasından ağıtlar yakıp göz yaşı döktü. Kralın külleri biricik eşi Kraliçe Alysanne’in yanına Kızıl Kale’nin altındaki mahzene gömüldü ve diyar onlar gibisini bir daha göremedi. [/spoiler]


#46

son cümle Aegon için de söylenmemiş miydi?? jasfjasljflajg

Teşekkürler cypon.
Teşekkürler çukulata.
Sen hep Kış Kralı olacaksın. tşk


#47

sağol arkadaş çeviri gayet güzel olmuş çeviren siteye teşekkürler.


#48

Eyvallah :smiley:


#49

Ellerine sağlık kardeş çok güzel olmuş


#50

çok teşekkürler beyler epsilon çeviri yapmayacak galiba. rica etsem kış kırallarını da çevirir misiniz?

beyler tüm resimleri kullanıyor musunuz?


#51

@yapmeyaw13 konuyu @Çikolata arkadaşımız değil fd’den Cypon çeviriyor. Teker teker her konuyu çevirecek. Merak etmeye gerek yok.


#52

Şu krallar bitse de İsyan çevrilse gerçi o kadar uzun değildi isyan kısımı galiba biraz okumuştum ing olarak


#53

Yok isyan yeterince ayrıntılı bence, ben de okudum.

Bir de kitap şuan epsilon dışında bir yayınevi tarafından çevriliyor diye duydum, yayın haklarını onlar almış.


#54

Şimdi okudum.valla böyle bir kraldan sonra olanlar hiç yakismadi .ddd
Tesekkurler cikileta


#55

Bu kraldan sonra beynine Tolos’lularla ateş ettiğim Viserys çıkıyo tahta.


#56

Ama bu kral da Aenys gibi bir adamdan çıkma şimdi. xd


#57

aenys’ AEGON’dan çıkıyo.
JAEHAERYS aenys’den
viserys JAEHAERYS’den
aegon3 DAEMON TARGARYEN’DEN

bu ne ya, on numara adamlardan, gerizekalılar. Gerizekalılardan on numara adamlar çıkmış.

İşte akraba evliliğinin zararları.


#58

Dostum hayal ürünü bunlar.koyver gitsin bosver


#59

Çeviri yapan ve yayınlayan arkadaşların hepsine çok teşekkür ederim. Sizin sayenizde hem merakımız gidiyor hem de diğer konular için merakımız daha da artıyor. Bunların hepsinden 1 sezonluk dizi çıkar.


#60

BÖLÜM XIV - I.VISERYS

[spoiler]I.Jaehaerys’in uzun ve istikrar dolu saltanatından sonra Viserys, ağzına kadar dolu bir hazineyi ve büyük babasının elli yılı aşkın iyi niyetli ve barışçıl yönetimini miras devralarak tahta çıktı. Targaryen hanesinin en güçlü olduğu dönem I.Viserys dönemidir. Kıyamet’ten bu yana, ilk kez hanedeki prenslerin ve prenseslerin sayısı bu denli fazlalaşmış ve diyarda var olan ejderhaların sayısı 103 FS ve 129 FS yılları arasında ayyuka çıkmıştır.


Demir Taht’a oturmuş Kral I.Viserys

Hanedan üyeleri arasında gerçekleşecek olan büyük ‘’Ejderhaların Dansı’’ ayaklanması Viserys’in saltanatı döneminde kök salmaya başlasa da, kralın ilk dönemlerindeki baş sorunu kardeşi Prens Daemon Targaryen’dı. Daemon dakikası dakikasına uymayan ve çok alıngan bir yapıda olması ile birlikte cesur, pervasız ve tehlikeli biriydi. I.Maegor gibi Daemon da on altı yaşında şövalye ilan edildi ve bunun onuruna I.Jaehaerys’in bizzat kendisi tarafından Valyria çeliğinden dövülme Kara Kızkardeş ile ödüllendirildi. Kendisi Büyük Konsey’de abisi Viserys’in en azılı destekçilerinden biriydi ve Konsey kararı sonrası Corlys Velaryon’un oğlu Laenor’un tahttaki hakkı için donanma toparladığı dedikoduları yayıldığında, kendisine yeminli kılıçlardan ve askerlerden oluşan küçük bir ordu bile toparlamıştı. Kral Jaehaerys kan dökülmesini önlemişse de, birçok kişi Daemon’un meseleyi kılıçla çözmek için hazırda beklediğinin farkındaydı.

97 FS yılında Daemon, Vadi’nin antik kalelerinden biri olan Taşyazı kalesinin varisi Rhea Royce ile evlendi. Bu evlilik politik olarak getirisi olan bir evlilikti ancak Daemon ne Vadi’yi ve ne de eşini bir türlü kabullenemediği için ayrılmak zorunda kaldılar.

Bu verimsiz evlilik sonucunda, Viserys kardeşinin boşanma ricasını kabul etmese de, onu konseyine çağırıp hükmetme sorumluluğunu omuzlarına koydu. Daemon sırası ile Hazine Başı ve Kanun Başı makamında oturdu ancak asıl rakibi Kral Eli Otto Hightower’dı. Uzun uğraşları sonunda abisi Viserys’i Kral Eli’ni kovmaya ikna etse de, abisi onu 104 FS yılında Şehir Gözcüleri’nin komutanlığına atadı.


‘‘Şehrin Prensi’’ Daemon Targaryen Şehir Gözcüleri ile birlikte devriye gezerken

Prens Daemon Şehir Gözcüleri’nin silah envanterini ve antrenmanlarını geliştirip düzene soktu ve onlara altın rengi pelerinler vererek, günümüzde kadar gelen ‘’Altın Pelerinliler’’ lakabının oluşmasını sağladı. Sıklıkla şehri devriye gezen askerlerine eşlik ettiği için kısa sürede en tehlikeli öksüzlerden, en zengin tüccarlara kadar herkes ile haşır neşir olmuş, bu sayede genelev ve eğlence yerlerinde kulaktan kulağa yayılan bir kötü şöhretin sahibi olmuştur. Daemon’un liderliğinde şehirdeki suç oranı hızlı bir şekilde düştü ve kimileri bunun sebebi olarak Daemon’un acımasız cezalar vermeyi çok sevdiğini dile getirmiştir. Ancak onun yönetiminden çıkar sağlayanlar ise Daemon’u çok sevmiştir. Böylece kısa süre sonra Daemon şehirde ‘’Kenar Mahalle Lordu’’ olarak bilinir hale geldi. Daha sonraları Viserys’in onu Ejderkayası Prensi yapmamasından ötürü, ‘’Şehrin Prensi’’ olarak çağrılmaya başlandı. Şehirdeki genelevler içinde, çok solgun derili olan ve bu sebepten ötürü onu tanıyan diğer fahişeler tarafından ‘’Beyaz Kurtçuk’’ olarak çağrılan Mysaria isimli Lys’li bir dansçı kız ile tanıştı ve kızı eş olarak yanına aldı. Daha sonraları kız Daemon’un Muhbir Başı olarak görev almıştır.

Kimilerine göre Daemon’un Büyük Konsey’de abisi Viserys’in tarafını tutmasının asıl sebebi, abisinin kendisini varis olarak ilan edeceğine olan inancından ötürüdür. Ancak Viserys’in aklında hali hazırda bir varis vardı: Prenses Rhaenyra; eşi Arryn hanesinden Kraliçe Aemma’dan olma ilk evladı. Rhaenyra 97 FS yılında doğdu ve Viserys kızının bebekliğinden beri onun üzerine titredi. Kızını kendisi ile bile birlikte her yere götürmüş, hatta izleyip öğrenmesi için konsey toplantılarına bile getirmiştir. Bu sebepten ötürü konsey de Rhaenyra’yı benimsemiş hatta bağlılıklarını bildirmiştir.

Şarkıcılar Rhaenyra’ya yaşının ilerisinde zeki ve bilge olduğu için ‘’Diyarın Neşesi’’ lakabı takmışlardır. Rhaenyra, on yedi yaşında ejderlordu oldu ve Valyria inancındaki tanrılarından biri olan Syrax’ın ismi verilen dişi ejderhanın sahipliğini kazandı.

105 FS yılında Kraliçe nihayet Kralın ve kendisinin uzun zamandır beklediği erkek bir varis dünyaya getirdi ancak Kraliçe doğum sırasında hayatını kaybetti ve Baelon isimli bebek ise ancak bir yıl yaşayabildi. Bu olay neticesinde Kral Viserys, etraftan gelen varisin kim olacağı baskılarından bıkıp, 92 FS’daki ‘’İkinci Kavga’’ örneği ile 101 FS’daki Büyük Konsey kararlarını hiç sayarak resmi olarak kızı Rhaenyra’yı Ejderkayası Prensesi ve tahtın varisi ilan etti. Bu kararın şerefine büyük bir kutlama tertiplendi ve kutlamaya katılan yüzlerce lord, babasının dizi dibinde oturan prensese biat etti. Prens Daemon ne törene katıldı, ne de prensese bağlılığını bildirdi.

105 FS yılı hakkında belirtmemiz gereken bir olay daha vardır ve bu da Sör Criston Cole’un Kraliyet Muhafızları’na katılışıdır. 82 FS yılında Kara Liman’dan Dondarrion’ların servisinde bulunan bir kahyanın oğlu olan Criston, Viserys’in tahta çıkışı şerefine Bakire Havuzu’nda düzenlenen turnuvada meydan dövüşünde birinciliği, mızrak yarışında ikinciliği elde ederek ile dikkatleri üzerine çekti.

Siyah saçları, yeşil gözleri ve yakışıklılığı ile kadınların ilgisi çeken Sör Cole, en çok Prenses Rhaenyra’nın ilgisi ile karşılaşmıştır. Prenses çocukça bir ilgi ile Cole’a bağlanarak, onu ‘’Beyaz Şövalyem’’ diye isimlendirip, Sör Cole’un kendisinin yeminli koruması olması için babasına yalvardı ki Kral da bunu kabul etti. Bu olayla birlikte Cole her zaman prensesin yanında oldu ve onun adına turnuvalarda yarıştı. Daha sonraları kimilerine göre prensesin Sör Criston’da gözü olduğu söylense de bu durumun tamamen doğru olduğu konusunda şüpheler vardır.

Kral Viserys’in, Sör Otto Hightower’ın da teşviki ile, Sör Otto’nun kızı ve Yaşlı Kral’ın bakıcısı Leydi Alicent ile evlenme kararı ile durumlar daha da karışık hale geldi. Tahtın varisliğini elinde bulunduran Rhaenyra, babasının yeni eşini sevgi ile karşılar ve diyarın büyük çoğunluğu bu evliliği kutlar iken, Vadi’de ve Akıntı İzi’nde aynı sevinçten eser yoktu. Söylenene göre Vadi’de evlilik haberini alan Prens Daemon, öfke içinde haberi kendisine getiren hizmetçisini kırbaçlatmış, Akıntı İzi’nde ise Lord Corlys ile Prenses Rhaenys ise Kral tarafından reddedilen kızları Laena’yı teselli etme uğraşındaydı.

Kral Viserys ile Alicent’in evliliği, Prens Daemon ile Deniz Yılanı arasında bir ittifak kurulmasına neden oldu. Tacın kendisine kalmasını uzun süredir bekleyen Daemon, son evlilikle birlikte doğan prensler ile veraset kanuna göre çok geride kalması neticesinde, kendi krallığını kurma düşüncesinde karar kıldı. Ve bunun için Daemon ile Corlys Velaryon’un ortak bir noktası vardı. Bu nokta ise, Volantis’e karşı birleşip ittifak kuran Lys, Myr ve Tyrosh’un oluşturduğu kimi zaman ‘’Üçlü Otorite’’ olarak da bilinen ‘’Üç Kızkardeşin Krallığı’’dır. Bu birliktelik Yedi Krallık tarafından başta onaylansa da, kısa süre sonra diyarın başına korsanlardan ve yağmacılardan çok daha büyük sorunlar açmıştır.

Savaş 106 FS yılında başladı ve savaşa Deniz Yılanı donanmasını getirirken, Daemon Caraxes ile emrindeki askerler ile Daemon’un sancağı altında toplanan gezgin şövalyelerden oluşan ordusunun başında liderlik yeteneklerini gösterdi. Kral Viserys de savaşa katkıda bulunmuş, altın ve erzak yardımı yapmıştır.

İki yıl boyunca sayısız zafer kazanan Prens Daemon, Myr’lı prens Amiral Craghas Drahar’ı nam-ı diğer Yengeç Besleyen’i birebir mücadelede öldürdü ve 109 FS yılında kendisini Dar Deniz’in Kralı ilan etti. Kral Viserys bu haberi aldığında kardeşine ‘’beladan uzak durması’’ şartı ile tacının kendisinde kalabileceğini bildirdiği söylenir. Ancak Daemon’un bu krallık ilanı çok erken verilmiş bir ilandı ne yazık ki. Üçlü Otorite ertesi sene yeni bir donanma ile ordu kurdu ve Dorne da Daemon’un bu yeni kurulmuş minik kralığına karşı Üçlü Otorite’nin yanında savaşa dahil oldu.

107 FS yılında Alicent, Aegon ismi verilen bir erkek çocuk dünyaya getirdi ve Kral en sonunda o hep istediği erkek çocuğa sahip oldu. Aegon’dan sonra Helaena, Aegon’un gelecekteki müstakbel eşi dünyaya geldi. Ondan sonra ise Aemond isimli bir erkek çocuk daha. Erkek evladların dünyaya gelişi ile veraset işleyişi hakkındaki soruların tekrar gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Ki bu sorular sadece Kraliçe tarafından değil, Aemma’nın evlatları yerine kendi kanından birinin tahta çıkması için yanıp tutuşan Kraliçenin babası Kral Eli tarafından da. 109 FS yılında Sör Otto haddini aşınca, Viserys Sör Otto’yu görevden alıp Kral Eli olarak o zamana kadar Kanun Başı olarak hizmet veren Lord Lyonel Strong’u Kral Eli ilan etti. Viserys’e göre tartışılacak hiçbirşey yoktu; varis Rhaenyra’ydı ve aksi yönde tek bir kelime dahi duymak istemiyordu. Üstelik 101 FS yılında gerçekleştirilen Büyük Konsey’den çıkan ‘’erkek tarafı kadın tarafından daima üstündür’’ kararı ortada iken.


Kral Viserys’in erkek çocukları;Aegon, Daeron, Aemond (soldan sağa)

Günümüze kadar ulaşan mektuplar ve yazmalar sayesinde, ‘’Kraliçe’nin tarafı’’ ve ‘’Prenses’in tarafı’’ olarak bilenen oluşumlarla ilgili bilgilere sahibiz. 111 FS yılındaki turnuva sağolsun ki bu oluşumlar basitçe Yeşiller ve Siyahlar olarak nitelendirilmiştir. Bize söylenene göre bu turnuvada Kraliçe Alicent göz alıcı güzellikte yeşil bir elbise giymişken, Rhaenyra ise varisliğine ve Targaryen hanesinin sancağına atıfta bulunarak kırmızı ile süslenmiş siyah renkli bir elbise giymiştir. Bu turnuva aynı zamanda Dar Deniz’in Kralı olan Daemon Targaryen’in savaşlarından geri dönüşüne tanıklık etmiştir. Ejderhası Caraxes’in sırtında iken başında olan Daemon, tacı yere indiğinde çıkardı ve abisinden önünde diz çökerek sadakatinin bir işareti olarak abisine doğru uzattı. Viserys Daemon’u ayağa kaldırarak tacı ona geri verdi ve iki yanağından Daemon’u öpüp sarıldı. Aralarında ne kadar sürtüşme olursa olsun, Viserys kardeşini her zaman sevmişti. Turnuva alanındaki izleyiciler bu durumu alkışlarken, kalabalık içinde en çok sevinen, cesur amcasını seven Rhaenyra olmuştu. Belki de gereğinden fazla seven diyebiliriz ancak bu konuda elimizdeki kaynaklar tutarsızdır.


Daemon Targaryen tacını Kral Viserys’e sunarken

Bu sevgi dolu birleşmeden sadece birkaç ay sonra Daemon Yedi Krallık’tan sürgün edildi. Ancak sebep neydi? Sebebin ne olduğu konusunda kaynaklar arasında büyük ölçüde farklar vardır. Bazıları, Runciter ve Munkun gibi, Kral Viserys ile Kral Daemon’un tartıştığını, Daemon’un da bu yüzden şehri terk ettiğini yazar. Kimileri ise Kraliçe Alicent’ın ve elbette ki Sör Otto’nun telkinleri ile Kral Viserys’i Daemon’un diyardan gönderilmesi konusunda ikna ettiğini söyler. Ancak elimizdeki iki kaynak bu sürgünün sebeplerini daha açık bir şekilde yazmıştır.

Rahip Eustace’in ‘’Birinci Viserys’in Saltanatı ve O’ndan sonra gelen Ejderhaların Dansı’’ adlı eseri, rahip tarafından savaşın bitişinden sonra kaleme alınmıştır. Kitabının ağır ve akıcı olmayan bir üslubu olmasına rağmen Eustace, kitabında Targaryenlar ve olaylar hakkında gayet kendinden emin ve kesin yargılarda bulunmuştur. Mantar’ın yazdığı ‘’Mantar’ın Şahit Oldukları’’ kitabı ise bambaşka bir konudur. Doksan santim boyunda, olağan dışı büyüklükte bir kafası olan Mantar, zeka geriliği olduğu düşünülen bir saray soytarısıydı. Bu yüzden konseydeki ve saraydakiler onun yanında serbestçe konuşmuşlardı. Kendisinin yazdığı kitabın iddiasına göre yazılanlar, kendisinin sarayda bulunduğu yılları kapsamakta ve bilmediğimiz isimler ile birlikte Mantar’ın ihanet, komplo, suikast ve gizli buluşma hikayeleri ile doludur. Rahip Eustace ile Mantar’ın yazıları çoğunluklar birbiri ile uyuşmuyor olsa da, şaşırtıcı bir şekilde bu konuda uyuşuyor gibi görünüyor.

Eustace’e göre Sör Arryk Cargyll, Prenses Rhaenyra ile Daemon’u aynı yatakta yakalamış, Viserys de bu yüzden kardeşini sürgüne göndermiştir. Mantar’a göre ise, Rhaenyra Sör Criston Cole’a göz dikmiş, ancak şövalye, yemininden ötürü Prensesi reddetmiştir. Bunun sonrasında amcası prensese, Sör Criston’un yeminini bozabilmesi için sevişme sanatı öğretmeye gönüllü olduğunu ve prenses sonunda şövalyeye yaklaşıp ki Mantar’a göre Sör Cole yaşlanmış bir rahip kadar iffetli bir kişiydi, kendini açıkladığında şövalye korku ve iğrenme ile karşılık vermiştir. Viserys sonrasında olanları duymuş ve Daemon’u sürgüne göndermiştir. İki hikayeden hangisi doğru olursa olsun, bizim kesin olarak bildiğimiz şey, Daemon’un Leydi Rhea ile boşanmasını sağlar ise Rhaenyra ile evlenebileceğini söylemesi, Viserys’in bu teklifi reddedip, Daemon’u ölene kadar Yedi Krallık’tan sürgün etmesidir. Daemon diyardan ayrılıp Basamaklar’a geri döndü ve savaşlarına devam etti.


‘‘Diyarın Neşesi’’ Prenses Rhaenyra

112 FS yılında Sör Harrold Westerling’in vefatı ile birlikte Sör Criston Cole onun yerine Kraliyet Muhafızlığı Komutanlığı’na atandı. Ve 113 FS yılında Prenses Rhaenyra reşit oldu. Bu senenin öncesinde birçokları prensesin sevgisini kazanmak için çabalamış (bunların içinde Harrenhal varisi Sör Harwin Strong da vardır. Kendisi ‘’Kemikkıran’’ olarak ünlenmiş ve dönemin en güçlü şövalyesi olarak nitelendirilmiştir), hediyeler yağdırmış (Casterly Kayası’nda ikiz kardeşler Sör Jason ve Sör Tyland Lannister gibi), güzelliğine şarkılar bestelemiş, ve hatta prensesin uğrunda düellolar bile yapılmıştır (Lord Blackwood ile Lord Bracken’ın oğullarının yaptıkları düello gibi). Hatta ve hatta halk arasında prensesin Dorne Prensi ile evlendirilip iki diyarı birleştirileceği bile konuşulur olmuştu. Kraliçe Alicent ile babası Sör Otto, doğal olarak prensese her ne kadar küçük olsa da Prens Aegon’u layık görüp teklif ettiler. Ancak iki kardeş asla birbirleri ile anlaşamazdı ve Viserys, eşinin bu evliliği sevgiden çok politik hırslarından dolayı istediğinin farkındaydı.

Bütün adayları bir kenara iten Viserys, yüzünü 101 FS yılındaki Büyük Konsey’de rakibi olan Laenor ve onun anne-babası olan Deniz Yılanı ile Prenses Rhaenys’e döndü. Laenor iki taraftan da ejder kanı taşımaktaydı ve hatta kendisine ait Deniz İsi diye adlandırılmış muhteşem parlaklıkta gri-beyaz renkli bir ejderhası vardı. Dahası bu evlilik 101 FS yılında birbirlerine karşı duran iki tarafı bir araya getirebilecek bir evlilikti. Ancak ortada tek bir sorun vardı: O da, on dokuz yaşındaki Laenor kadınlardan çok kendi yaşıtı olan erkeklerle birlikte olmayı sevmesiydi. Ve Laenor hakkında o yaşına kadar tek bir kadına bile el sürmediği söylenir. Ancak bu konuda Baş Üstad Mellos’un sözleri tarihe geçmiştir, ‘’Ne olmuş? Benim de balıklarla aram iyi değil ancak önüme koydukları zaman yerim.’’

Rhaenyra’ın aklında ise çok daha farklı düşünceler vardı. Belki Eustace’in belirttiği gibi içinde Prens Daemon ile evlenme ümidi vardı ya da Mantar’ın yazdığı gibi Criston Cole’u ayartmak vardı. Ancak Viserys bu düşüncelerin hiçbirini duymadı keza, bütün itirazlara rağmen Kralın belirttiği tek şey, eğer Rhaenyra bu evliliği kabul etmez ise, tahtın kime geçeceğini tekrar gözden geçireceğiydi. Ve sonra Sör Criston Cole ile Rhaenyra arasında son bir tartışma oldu ve bugün bile bu tartışma sonrasındaki ayrılma kararının Sör Criston tarafından mı yoksa Rhaenyra tarafından mı alındığı bilinmemektedir. Prenses, Sör Criston’ı son bir kez daha mı ayartmaya çalıştı? Ya da en sonunda ona olan aşkını ilan edip kendi düğünü öncesinde onunla birlikte kaçmaya ikna mı etmeye çalıştı?

Birşey diyemiyoruz. Yine aynı şekilde Cole Prensesi terk ettikten sonra Rhaenyra’nın kendini Sör Harwin Strong’un kollarına atıp bekaretini kaybedip kaybetmediğini de bilmiyoruz. Mantar’ın kendisi şövalye ile prensesi aynı yatakta gördüğünü iddia etmektedir ancak kendisinin söylediklerine güvenilmeyeceği göz önüne alındığında gerçekte olanın ne olduğu konusunda birşey söylenilemiyor. Bizim kesin olarak bildiğimiz şey, 114 FS yılında Prenses Rhaenyra ile yeni şövalye ilan edilmiş Sör Laenor evlendi ve geleneksel olarak kutlama turnuvası yapıldı. Bu turnuvada Rhaenyra’nın şampiyonu Kemikkıran iken, Sör Criston ilk defa Kraliçe Alicent adına bir turnuvada yer alıyordu. Turnuvada yer alanların onayladıklarına göre gazap dolu gibi görünen Cole önüne gelen bütün rakiplerini yendi. Karşısına çıkan Kemikkıran’ın köprücük kemiği ile dirseğini kırdı ve bu olay Mantar’ın Criston’a ‘’Kırıkkemik’’ lakabını takmasına neden oldu. Ancak turnuvadaki en ağır yarayı Sör Harwin Strong değil, Laenor’un şampiyonu, Öpücük Şövalyesi olarak tanınan yakışıklı şövalye Sör Joffrey Lonmouth aldı. Sör Joffrey meydandan üzeri kendi kanı ile kaplı ve bilinci kapalı bir şekilde sürüklenerek çıkarıldı ve altı gün hayata tutunabildi. Leanor ise acısından gözyaşlarına boğuldu.

Turnuva sonrasında Sör Laenor Akıntı İzi’ne gitmek üzere ayrıldı ve kimileri evliliğin tamamına erip ermediğini merak etmeye başlamıştı. Rhaenyra Ejderkayası’nda, kocası ise Akıntı İzi’nde olduğu için çoğu zaman birbirlerinden uzaktalardı. Her ne kadar diyar varis için endişeleniyor olsa da, istekleri kısa sürede yerine geldi. 114 FS’nın sonlarına doğru Rhaenyra, Jacaerys adı verilen ve ailesi ile arkadaşları tarafından Jace diye çağırılan (Sör Laenor’un önerdiği Joffrey ismi değil), sağlıklı bir erkek evlat dünyada getirdi. Ancak, Rhaenyra ile Laenor’un ikisi de ejder kanındandı ve Sör Laenor kanca burunlu, yapılı, beyaz-gümüş renkte saçları ve mora çalan gözleri ile Valyria mirasına sahip ise, neden Jacaerys kahverengi saçlı ve basık burunluydu? Birçok kişi meraklı gözlerle bir çocuğa bir de şimdi Siyahlar’ın şefi ve Rhaenyra’nın dibinden ayrılmayan yeminli koruması Sör Harwin Strong’a baktı.


Prenses Rhaenyra’nın erkek evlatları; Jacearys, Joffrey ve Lucerys (soldan sağa)

Rhaeyra, Lucerys ile Joffrey isimli iki erkek çocuk daha dünyaya getirdi. İki çocuk da sağlıklı, iri yapılıydı ve Rhaeyra ve Laenor’un sahip olmadığı kahverengi saça ve kalkık buruna sahipti. Yeşiller arasında söylenenlere göre çocuklar kesinlikle ve kesinlikle Kemikkıran’ın çocuklarıydı ve birçoğu ejderha bile süremeyeceklerinden şüphe ediyordu. Ancak Viserys’in emri ile her çocuğun beşinin başına birer ejderha yumurtası koyuldu ve her yumurta çatlayıp Vermax, Arrax ve Tyraxes isimli üç ejderha hayat buldu. Görünüşe göre Rhaenyra’yı varis olarak kalmasını isteyen Kral, etraftaki söylencelere kulak tıkayıp aldırış etmemiştir.

120 FS yılında o yılı Kızıl Bahar Yılı (236 FS yılındaki Kızıl Bahar ile karıştırılmamalı) olarak adlandırılmasına yol açan dört trajedi meydana geldi ki bu trajediler Ejderhaların Dansı’nın kaynağıdır. Bu trajedilerden ilki, Laenor’un kız kardeşi Laena Velaryon’un vefatıdır. Bir zamanlar Viserys’e eş olarak düşünülen Laena, 115 FS yılında Daemon’un eşi Leydi Rhea Vadi’de avlanırken ölünce, Prens Daemon Laena ile evlendi. (Bu sırada Daemon, Basamaklar’da sıkılmış, tacından vaz geçmişti ve ‘’krallık’’ ortadan kaldırılana kadar Daemon’dan sonra beş farklı kişi Dar Deniz’in Kralı ünvanını sahiplenmiştir.)

Laena Daemon’a Baela ve Rhaena isimli iki kız çocuğu verdi. Kral Viserys önceleri kendisinden izinsiz tertiplenen bu evliliği duyduğunda sinirlense de, Küçük Konsey’in itirazlarına rağmen Daemon’un kızlarını 117 FS yılında konseye sunmasına izin verdi. Belli ki Kral, olan herşeye rağmen küçük kardeşini seviyordu ve belki de baba olmanın kardeşinin içindeki öfkeyi bastıracağını düşünmüştü. 120 FS yılında Laena tekrar hamile kaldı ve Daemon’a hep arzu ettiği erkek evladı verdi. Ancak annesinin rahminden çıkarılan çocuk çarpık, özürlü doğmuştu ve doğumundan kısa bir süre sonra vefat etti. Laena da çok geçmeden ölen evladının peşinden gitti.

Ancak o sene daha büyük ağıtlar yakan Laena’nın ebeveynleri Lord Corlys ile Prenses Rhaenys’ti. Daha kızlarının acısı geçmemişken, erkek evlatlarının da ölümü ile yüzleştiler. Bütün kaynaklarda ortak olan nokta, Laenor’un Baharat Kasabası’ndaki bir pazara katılmak üzereyken öldürüldüğüdür. Eustace katil olarak Laenor’un arkadaşı ve kimilerine göre sevgilisi olan Sör Qarl Correy olduğunu söyler. Laenor’un onu başka biri için bırakacağını öğrendiğinde kılıçlar çekilir ve Laenor katledilir. Sör Qarl olay yerinden kaçar ve bir daha onu gören olmaz. Diğer yandan Mantar ise, çok daha karanlık bir hikaye anlatır: Prens Daemon, Rhaenyra kendisine kalsın diye Correy’e para verip Laenor’u öldürtmüştür.

Üçüncü trajedi Alicent ile Rhaenyra’nın çocukları arasında çıkan çirkin tartışmadır. Tartışma, ejderhasız Aemond Targaryen’in merhum Laena’nın ejderhası Vhagar’ı kendisi için almaya çalışması sırasında çıkmıştır. İtişmeler, Aemond’un Rhaeyra’nın çocuklarına ‘’Stronglar’’ diye dalga geçmesi ile yumruklaşmaya dönüştü ve yumruklaşma da, Prens Lucerys’in çektiği bıçağını Aemond’un gözüne saplaması ile son buldu. Sonrasında Aemond, Tek-Göz Aemond olarak tanındı ancak Aemond, Vhagar’ı kazanmayı başardı (Aemond sonraki yıllarda kaybettiği gözünün intikamını almıştır ancak bu intikam diyarın kan ağlamasına neden olmuştur).

Viserys arabuluculuk yapmaya çalışsa da, en sonunda Rhaenyra’nın çocuklarının kökenini sorgulayan her kim olursa dilinin koparılacağını duyurdu. Sonrasında bir daha tartışma yaşanmaması için Alicent ile çocuklarının Kral’ın Şehri’ne dönmesine emretti. Sör Erryk Cargyll ise Ejderkayası’nda kalıp, Harrenhal’a geri dönen Sör Harwin Strong’un yerini alarak Rhaenyra’nın yeni yeminli koruması oldu.

Son trajedi ise Lord Lyonel ile varisi olan Sör Harwin’in ölümüne yol açan Harrenhal yangınıdır. Artık yaşlanan ve bitkin Viserys elini diyarın yönetiminden çekmişti ve Lord Lyonel’ın ölümü ile El’siz kalmıştı. Bu arada Rhaenyra ise hem kocasından, kimilerine göre hem de sevgilisinden olmuştu. Kimileri bu yangının sadece basit bir kaza olduğunu söyler. Ancak bazıları daha acı bir olasılıktan bahsetmektedir. Bazıları Kral’ın araştırmacılarından biri ve aynı zamanda Lord Lyonel’ın en küçük oğlu olan Düztaban Larys’in Harrenhal’a sahip olabilmek amacı ile bu yangını düzenlediğini söyler. Bazı tarihçiler ise yangının Prens Daemon’un işi olduğunu ima etmektedir.

Kral yeni bir El seçmek yerine, eskilerden birini, eşi Alicent’in ısrarı ile, Eski Şehir’den Sör Otto’yu geri çağırıp yeniden El ilan etti. Rhaenyra ise merhum kocasının yasını tutmak yerine sonunda amcası Prens Daemon ile evlendi. 120 FS’nin sonuna doğru Daemon’a bir erkek evlat bile verdi ki çocuğun adı Fatih’in hürmetine Aegon olarak konuldu (Kraliçe Alicent’in bu durumu öğrendiğinde öfkeden kudurduğu söylenir çünkü kendisinin en büyük oğlu da Fatih’in ismini taşımaktaydı. İki Aegon da sonraları Büyük Aegon ve Genç Aegon olarak anılmaya başlanmıştır). 122 FS yılında Rhaenyra ikinci erkek evladını, Viserys’i doğurdu. Viserys abisi Genç Aegon veya diğer üvey kardeşleri gibi güçlü ve yapılı olmasa da, zeki olduğu aşikardı. Ancak kimileri çocuğun beşiğine koyulan ejderha yumurtası çatlamamasını kötü bir işaret olarak algılamıştır.

Ve böylece iki taraf arasındaki çatışmanın gelişimi, 129 FS yılında I.Viserys’in ölümüne kadar devam etti. Oğlu Büyük Aegon kız kardeşi Helaena ile evlendi ve Helaena dünyaya Jaehaerys ve Jaeheara isimli ikiz çocuk dünyaya getirdi (Jaehaera söylenene göre çok garip bir çocukmuş, diğer çocuklardan çok daha yavaş büyümüş ve diğer çocuklar gibi ne ağlar, ne de gülümsermiş). 127 FS yılında ise Maelor adında bir başka erkek evlat doğurdu. Akıntı İzi’nde ise Deniz Yılanı hastalandı ve yataklara düştü. Hayatının kış dönemini yaşayan Viserys ise, 128 FS yılında bir hükme karar verirken kendini Demir Taht’ta yaraladı. Yara tehlikeli bir şekilde iltihaplanınca, Üstad Mellos’un ölümünden sonra onun yerini alan Üstad Orwyle, Kralın iki parmağını kesmek zorunda kaldı. Bu durum ne yazık ki hastalığın yayılmasını önleyemedi ve 128 FS yılı bitip 129 FS yılı başlarken, Viserys gittikçe kötüleşmeye başladı.

129 FS yılının üçüncü ayının üçüncü gününde, Kral yatağında Jaehaerys ve Jaehaera’ya büyük büyük büyük dedelerinin ve onun kraliçesinin Sur’un arkasındaki mamutlar, devler ve yabaniler ile savaşının hikayesini anlatırken, kendini yorgun hissetti ve torunlarına hikayenin bittiğini söyleyerek uykuya daldı. Ve bir daha uyanamadı. Viserys, Yedi Krallık tarihinin en ihtişamlı yıllarında yirmi altı yıl hüküm sürdü ancak bu saltanat boyunca kendi ailesinin çoğunun ve ejderhaların tamamının ölümüne neden olacak sorunların tohumlarını ekti.[/spoiler]