TWOIAF Çevirisi (ROBERT'IN İSYANI EKLENDİ!)


#61

Bundan sonra Aegon geliyor ama, herhalde Kraliçe olan Rhaenyra’yı da görürürz diye umut ediyorum.


#62

en sevdiğim hikayenin kilit noktasını bi solukta okudum…

çevirenlere çok teşekkürler…

beyler rica etsem biraz daha hızlı olabilir miyiz? daha robert var, kuzeyin kralları var… sabırsızlıkla bekliyorum sizleri…


#63

Rhaenyra’yı kraliçe olarak kabul etmiyorlar üstatlar. Daha doğrusu tahtın hakimi olarak kabul etmiyorlar. Dedesi zamanında toplanan konsey erkek veliaht varken kız başa geçemez kuralını çıkarmışlardı. O yüzden veraset gereği Aegon kral kabul ediliyor.


#64

Biliyorum ama ne kadar süre olduğunu hatırlamıyorum ama yine de kraliçe olmuştu. O yüzden görebiliriz diye umut etmiştim sadece.

Cevabın için teşekkürler.


#65

çeviri için teşekkürler.


#66

Çeviriyi, yapan kişi başka forumda. Buradan şikayet etmek gereksiz…

Rhaenyra ayrı paylaşılmayacak… Dans’ın bütün hikayesini arayan @Rhaegar Targaryen ve @Lanre’nin çevirdiği Yeşiller ve Siyahlar veya Prenses ve Kraliçe’yi okusun. Dans başından sonuna denk ayrıntılı şekilde anlatılıyor.


#67

Yine efsane olmuş çevirenin paylaşanın eline sağlık :smiley:


#68

BÖLÜM XV - II.AEGON

[spoiler]Şarkıcıların ve Munkun’ın ‘’Ejderhaların Dansı’’ diye isimlendirdiği savaş, tarihteki savaşların en kanlısı, en acımasızı ve en kötü çeşididir keza Dans, kardeşler arasında çıkan bir savaştır. Viserys’in karşı çıkılamaz Rhaenyra tercihine rağmen Prens Aegon, annesinin ve Küçük Konsey’inin ikna çabaları sonunda daha babasının cesedi bile soğumadan, kralın tacını alıp başına taktı. Ejderkayası Prensesi Rhaenyra bu haberi öğrendiğinde öfkesinden kudurmuştu. Kendisi o zamanlar, Prens Daemon’dan olma üçüncü çocuğunu doğurmak üzere Ejderkayası’ndaydı.

Doğum gerçekleştikten sonra Rhaenyra savaş hazırlıklarına başladı. Prenses’in ve Kraliçe’nin de kendi akrabaları ve diyardaki lordlar içinde destekçileri vardı. Ve iki tarafında ellerinde ejderhalar vardı ki bu felaket habercisiydi. Diyarın daha önce hiç olmadığı kadar kana bulanması ve haneler arasında oluşan yaraların yıllarca iyileşmemesi de bu felaketin somut kanıtıdır.

Mantar’ın iddialarına göre Kraliçe Alicent, kocasının ölümünü içkisine kattığı ‘’bir tutam zehir’’ ile hızlandırmıştır. Ancak Dans’ta akan ilk kanın, Viserys’in gerçek varisinin Rhaenyra olduğunu ve onun taç giymesi gerektiğini söyleyen yaşlı Hazine Başı Lord Beesbury’e ait olduğu konusunda bütün tarihçiler hemfikirdir. Karşı görüşlü Lord Beesbury’nin nasıl öldüğü konusunda ise fikir ayrılıkları vardır. Bazıları, açıklaması sonrasında kara hücreye atıldığını ve burada hastalanıp öldüğünü iddia ederken, bazıları da Kraliyet Muhafızları’nın Kumandanı Sör Criston Cole’un-ki kısa süre sonra ‘’Kralyaratan’’ lakabı ile anılmaya başlayacaktır- toplantı masasında Lord Beesbury’nin boğazını kestiğini söyler. Mantar’a göre ise Cole, Beesbury’yi camdan aşağı fırlatmıştır ancak Mantar’ın o sırada Ejderkayası’nda Rhaenyra’nın yanında olduğunu belirtmemizde fayda vardır. Nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin bu ölüm, yaşacak birçok ölümden sadece ilkiydi. Velakin bu ölümler içinde en çok yürek sızlatanı, Rhaenyra’nın oğlu Lucerys Velaryon ile Aegon’un varisi Jaehaerys’in ölümleridir.

Luke Velaryon’un ölümüne Fırtına Burnu’ndaki birçok kişi şahitlik etmiştir ve anlatılanların büyük çoğunluğu da birbiri ile uyumludur. Lord Borros’un desteğini almak adına annesi tarafından görevlendirilen Lucerys, kaleye vardığında karşısında Prens Aemond Targaryen’ı buldu. Aemond Lucerys’ten yaşça büyük, daha güçlü ve daha zalim olmasının yanında dokuz sene önce gerçekleşen tartışma sonunda Lucerys’in onun bir gözünü kör bırakmasından ötürü prense karşı aşırı derecede bir nefret duyuyordu. Lord Borros Aemond’un intikamını Fırtına Burnu içinde almasına izin vermemesine rağmen, kale dışında olacakların umrunda olmadığını belirtti. Böylece Prens Aemond Vhagar’ın sırtına atladı ve Arrax isimli genç ejderhası sırtında kaçan Lucerys’i kovalamaya başladı. Prens ve genç ejderhası fırtınalı hava yüzünden uçmakta zorluk çekti ve ikisi de Fırtına Burnu kalesinin görüş menzili içinde denize çakılarak hayatını kaybetti.


Prens Lucerys ile ejderhası Arrax’ın ölümü

Söylenilene göre Rhaenyra oğlunun ölüm haberini aldığında yıkılır ancak Lucerys’in üvey babası Daemon Targaryen kadar değil. Prens Daemon’un, Lucerys’in ölüm haberini aldıktan sonra Ejderkayası’na gönderdiği mektupta; ‘’Göze göz, dişe diş, oğula karşılık oğul. Lucerys’in intikamı alınacak,’’ yazmaktaydı. Sonuçta kendisi ‘’Şehrin Prensi’’ydi ve hala bile Kral’ın Şehri’ndeki umumhanelerde ve eğlence mekanlarında birçok arkadaşı vardı. O arkadaşların başında da Beyaz Kurtçuk Mysaria geliyordu. Mysaria, Prens’in intikamını alması adına tarih tarafından Kan ve Peynir olarak bilinen bir vahşi ile fare avcısını kiralık katil olarak tuttu. İşi gereği fare avcısı, Maegor’un gizli tünelleri hakkında herşeyi biliyordu. Kızıl Kale’ye bu tüneller vasıtası ile sızan Kan ve Peynir, Kraliçe Helaena ile çocuklarını ele geçirdiler ve II. Aegon’un eşine acımasız bir tercih hakkı sundular: Hangi çocuğunun ölmesine karar verme hakkını. Kraliçe gözyaşı döküp yalvardı hatta kendi canını almalarını söyledi ancak hiçbiri işe yaramadı. Sonunda dudaklarından dökülen isim, olacakları anlayamayacak kadar küçük olan en genç oğlunun adı, Maelor oldu. Ancak Kan ile Peynir, Kraliçe dehşet içinde çığlık atarken Maelor yerine Prens Jaehaerys’i öldürdü ve verdikleri sadece tek bir oğulun öleceği sözünü tutarak Prens’in kesik kafası ile birlikte şehirden kaçtılar.

Bu uzun ve kanlı savaşta işlenen cinayetler sadece bu ikisi ile kalmadı. Jaehaerys’in ölümü ne kadar acıklı olsa da, ondan kısa süre sonra ölen Maelor’un ölümü ise daha beterdir. Kraliyet Muhafızları’ndan Sör Rickard Thorne Maelor’u gizlice güvende olacağı Eski Şehir’deki Hightower Kalesi’ne götürme emri aldı ancak Acıköprü yakınlarında bir grup çete tarafından durduruldular. Maelor, Acıköprü’de çete üyelerinin her birinin prensi kendine ganimet olarak almaya çalışması sonucu çıkan arbedede parçalara ayrılarak can verdi. Lord Hightower intikam almak ve olanların hesabını Leydi Caswell’den sormak için gelip Acıköprü’yü ateşe verdiğinde Leydi Caswell ise kendi çocuklarının hayatı için af dileyip lendisini kalesinin surlarına astı.

Bu iç savaş sırasında Kraliyet Muhafızları arasında bile anlaşmazlıklar oluşmuştur. Sör Criston Cole, Sör Arryk Cargyll’i, ikiz kardeşi Sör Erryk’in kılığında Ejderkayası’na sızması için görevlendirdi. Oraya Rhaenyra’yı veya onun çocuklarını öldürme amacı ile gitmişti. Ancak o bunu yapamadan ikiz kardeşler Sör Erryk ile Sör Arryk tesadüfen Ejderkayası’nın avlusunda karşı karşıya geldiler. Şarkıcıların söylediklerine göre iki kardeş kılıçları birbiri ile çarpışmadan önce birbirlerine duydukları sevgiyi itiraf etmişler, kalplerine sevgi ve görev aşkı ile bir saate yakın dövüşerek, en sonunda gözleri yaşlı, birbirlerinin omuzlarında can vermişlerdir. Mantar’a göre ki yazdıklarına göre kendisi bu düelloya tanık olmuştur, gerçekte olan şarkılardaki olanlardan daha vahşicedir. İki kardeş de birbirini vatan hainliği ile suçlamış ve dakikalar içinde birbirlerini ciddi derecede yaralamışlardır.

Ejderkayası’nda bunlar olurken, Sör Criston Cole kraliyet toprakları içinde hala Rhaenyra’ya sadık olan ‘’siyah lordları’’ cezalandırmaya karar vermişti. Rosby, Stokeworth ve Duskendale Sör Criston’a boyun eğdi ancak Hilebaz Yuvası’ndan Lord Staunton, Cole’un yaklaştığını çoktan haber almıştı. Savaşmak yerine kendisini kalesine hapsetti ve Ejderkayası’na bir kuzgun gönderip yardım dilendi.

Ve yardım elli beş yaşında olmasına rağmen tıpkı gençliğindeki gibi korkusuz ve azimli olan Prenses Rhaenys’ten ve onun ejderhası Meleys nam-ı diğer Kızıl Kraliçe’den geldi. Ancak Cole’un da yanında ejderhalar vardı. II. Aegon’un kendisi Güneş Alevi sırtında, kardeşi Tek Göz Aemond ise, hayatta olan ejderhalar arasındaki en büyük ejderhanın, Vhagar’ın sırtında savaş alanına geldi.



Prenses Rhaenys ejderhası Meleys üzerinde Kral II.Aegon’a ve ejderhası Güneş Alevi’ne saldırıyor

Söylenir ki, Prenses Rhaenys nam-ı diğer Hiç Olamayan Kraliçe düşmanlarından hiç çekinmemiş. Attığı savaş narası ve kırbacının şaklaması ile birlikte Meleys’i direkt düşmanlarının üzerine uçurmuş. Bu savaştan zarar görmeden ayrılan tek ejderha Vhagar ve sürücüsü Aemond oldu. Güneş Alevi sakatlandı, II. Aegon’un ise neredeyse vücudunun yarısı yandı, kalçası ve kaburga kemikleri kırıldı. Daha kötüsü, ejderha ateşi yüzünden sol kolundaki zırhı eriyip etinin kaynadı ve kolunu kullanamaz hale geldi. Rhaenys’in bedeni ise birkaç gün sonra Kızıl Kraliçe’nin cesedi yanında bulundu. Prenses’in bedeni ejderha ateşinden kararmış, tanınamayacak bir hale gelmişti.

Aegon bir sene boyunca, aldığı korkunç yaralarının iyileşmesi münasebeti ile tecrit altında yaşadı ancak savaş tüm şiddeti ile devam ediyordu. Kral Aegon’un kız kardeşine göre birçok avantajı olsa da, sahip olduğu ejderha sayısı bu avantajlar arasında değildi. Savaş başladığında, Aegon’un elinde savaşabilecek erginlikte dört ejderha vardı. Ancak kız kardeşi ise sekiz tane ejderhaya sahipti ve elinin altında henüz sahipliği kazanılmamış ejderhalar da vardı: Kraliçe Alysanne’in Gümüşkanat’ı, Sör Laenor Velaryon’un gururu Deniz İsi ve Kral Jaehaerys’ten beri sahiplenilememiş Vermithor. Bunların yanında henüz evcilleştirilmemiş üç ejderha daha vardı: köylülerin söylediklerine göre Targaryenların adaya gelmesinden çok önceleri bile ada etrafında gezdiği söylenen Yamyam isimli ejderha ki Munkun ile Barth bu konuya şüphe ile yaklaşmışlardır, insanlardan çekinen ve okyanustaki balıklarla beslenen Gri Ruh isimli ejderha ile koyun sürüleri içinden koyun çaldığı için Koyun Hırsızı diye adlandırılmış düz, kahve renkli ejderha. Prens Jacaerys, bu ejderhalardan herhangi birini evcilleştirip binebilen kadın veya erkeğin, doğumu ne olursa olsun soylu olma şerefine erişeceğini bildirdi.

Birçok kişi Ejderkayası’ndaki ejderhaları evcilleştirmeyi denedi. Sahipsiz ejderhalar içinde en tehlikelileri hiç şüphesiz vahşi olanlardı ki en son sahiplik kazanılan ejderhalar da onlar oldular. Yeni ejderlordlarından biri Kabuk köyünden gelen Marilda’nın ejderhayı kazanması için büyük oğlu Alyn ile onunla birlikte gelen küçük oğlu, soylu Addam’dı. Marilda çocukların Leanor Velaryon’un çocukları olduğunu açıklaması birçoklarını şaşırtsa da, Lord Corlys sorgusuz sualsiz çocukları Velaryon hanesinin koruması altına aldı.

Addam, Laenor’un ejderhası Deniz İsi’nin sahipliğini kazandı. Abisi ise Koyun Hırsızı’nı eğitmeye çabalarken, ömrü boyunca bacağında ve sırtında taşıyacağı yanık izlerine sahip oldu.

Koyun Hırsızı, en sonunda Isırgan isimli gayri meşru, adı kötü anılan bir kız tarafından evcilleştirildi. Kız yaratık kendisine alışana kadar her gün ejderhayı koyun eti ile beslemişti. Ejderha ile kız savaşta rol alsalar da, Isırgan’ın sadakati, cesur Sör Addam kadar sarsılmaz değildi. Kız ile Prens Daemon’un sevgili olması, Rhaenyra ile Daemon’un evliliğine son darbeyi vurdu. Isırgan-ki Prens sıklıkla kızı Isırık diye çağırırdı- Daemon’dan ve Rhaenyra’dan daha uzun süre hayatta kalsa da, Isırgan ile Koyun Hırsızı savaş sona ermeden ortadan kaybolmuş, yıllar sonra bile nerede oldukları hakkında bir bilgi edinilememiştir.

Ancak bütün ejderha sürücüleri içinde en kötüleri, şövalye ilan edildikten sonra Beyaz Ulf adını alan Ayyaş Ulf ile, yine şövalye ilan edildikten sonra Sert Hugh adını alan güçlü ve kalıplı bir demir ustasının piç oğlu Çekiç Hugh’tur. Gümüşkanat ile Vermithor’un sahipliğini kazanma onuru ile yetinmeyen ikili, aynı zamanda lordluk ve zenginlik kazanma arzusundalardı. İlk başlarda Rhaenyra adına savaşmalarına rağmen Birinci Tumbleton Savaşı’nda lordluk kazanma amacı ile müttefiklerine ihanet ettiler. Sonrasında ise İki Hain olarak adlandırılan ikili yıllarca arkalarından lanet okunan kişiler olarak kalmışlardır. İkisi de kendilerine müteşekkir olan kişiler tarafından öldürülerek sefilce bir ölüm yaşadı. Biri içtiği şaraptan zehirlenmiş, diğeri de Cesur Jon Roxton ile kılıcı Yetim Kılan ile öldürülmüştür.

Dans sırasında gerçekleşen savaşların sayısı kolayca hesaplanabilecek seviyede değildir ve diyarın yarısından fazlası bu çatışma neticesinde taraflara ayrılmak zorunda kalmıştır. Kimi lordlar Aegon’un kendisine sancak olarak seçtiği üç kafalı altın ejderha sancağını taşırken, o lordların yakın komşuları ise Rhaenyra’nın Targaryen bağına itafen üç başlı kırmızı ejderhası, annesinin Arryn bağına itafen Arrynların ay ve kartalı ile merhum kocası Laenor’a itafen Velaryonların deniz atının üzerine işlendiği üçe bölünmüş sancağını taşıyordu. Kardeş kardeş ile, baba evladı ile savaşmış, bütün diyar bu savaş yüzünden kan ağlamıştır.

İster Kral, isterse Kraliçe adına birçok lord tarafından birçok ordu bir araya getirilmesine rağmen iki taraf içinde de kraliyet güçlerine komutanlık edebilme yeteneği sadece Prens Daemon Targaryen ile Prens Aemond Targaryen’da vardı. Aemond, Rhaenys ve Meleys ile savaşılan Hilebaz Yuvası Savaşı sonrasında II.Aegon ile Güneş Alevi’nin ağır derecede yaralanmasından ötürü Naip Prens ve Diyarın Koruyucusu ünvanını aldı. Başına abisinin tacını-Fatih Aegon’un yakut kakmalı Valyria çeliğinden yapılma tacını- taksa da, kendisini asla ‘’kral’’ olarak isimlendirmedi.

Ancak bu durum yeşiller için talihsiz bir durumdu keza Aemond savaş konusunda deneyimsizdi ve aşırı derecede cesur hamleler yaparak ordusunu etkili kullanamıyordu. Prens Daemon o vakitler Harrenhal’u kontrolü altına almıştı. Bu yüzden Aemond büyük bir saldırı ile Harrenhal’u rakibinin elinden almayı plandı ve böylece Kral’ın Şehri’ni savunmasız bir şekilde bıraktı. Aemond Harrenhal’a gelip kaleyi boş bulduğunda rakibinin korkusundan kaçtığı düşüncesi ile sevinç naraları attı ancak sevinci uzun sürmedi. Aemond Harrenhal yolunda iken, Daemon ile Kraliçe Rhaenyra ve onun ejder sürücüleri çoktan Kral’ın Şehri üzerinde daireler çiziyordu. Altın Pelerinliler Aegon taraftarı üstlerine ihanet edip, Daemon’un safında yer alararak çok az kan döküp şehri ele geçirdiler. Şehrin düşüşünden sonra Sör Otto Hightower, Lord Jasper Wylde(Katı karakteri yüzünden Demir Sopa diye isimlendirilmiş Kanun Başı) ile Lord Rosby ile Lord Stokeworth(Rhaenyra’ya ihanet edip taraf değiştirdikleri için) idam edildi. Kraliçe Alicent tutuklanıp hapsedildi ancak hala Hilebaz Yuvası’nda aldığı yaralardan müzdarip II.Aegon ile sağ kalan çocukları Lord Larys Strong ile birlikte gizli geçitleri kullanarak kaleden kaçmayı başladılar.

Ejderhaların Dansı sırasında diyar tamamen kontrolden çıkmıştır ancak ejderhaların çoğunun yaşamını yitirdiği yer Kral’ın Şehri’dir. Şehir Prens Daemon’un kurnazlığı sayesinde kansız bir şekilde Rhaenyra’ya boyun eğdi ancak Birinci Tumbleton Savaşı sonrasında şehirde huzursuzluk baş gösterdi. Şehir’den üç yüz km uzaklıktaki Tumbleton en vahşi şekilde yağmalanmış, binlerce asker yanarak binlercesi de nehri yüzerek geçmeye çalışıp boğularak can vermişti. Kızlara ve kadınlara defalarca tecavüz edilmiş, ejderhalar ise ölen insanların cesetleri ile beslenmişti. Lord Hightower’ın Prens Daeron ve İki Hain’in yardımı ile kazandığı savaş şehirde korku dalgası yaratmış, halkın tamamı sıranın kendilerinde olduğu konusunda hemfikir olmuştu. Rhaenyra’nın kendi askerleri bile korkudan dağılmış, böylece şehrin savunması sadece dört ejderhaya kalmıştı.

Ejderhaların oluşturduğu korku ve onların varlığı Çoban’ın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kim olduğu konusunda tarihte hiçbir bilgi olmamasına rağmen kimileri Çoban için bir dilenci, kimileri ise kaçak bir hayat yaşayan Sefil Yoldaşlardan bir mürid olduğunu iddia etmektedir. Çoban, vaazlarına ilk Tamirci Meydanı’nda başladı ve ejderhaların dinsiz Valyria’dan gelen iblis tohumları olduğunu ve insanların sonunu getireceklerini haykırdı. Bu vaazlar zamanlar yüzleri ve binleri bir araya getirdi. Korku öfkeye, öfke de kan dökme arzusuna dönüştü. Ve Çoban çıkıp asıl kurtuluşun şehrin ejderhalardan temizlenmesi ile gerçekleşeceğini ilan ettiğinde binlerce insan onun sözünü dinledi.

130 FS yılının beşinci ay dönümünün yirmi ikinci gününde Tek Göz Aemond ile Daemon Targaryen son savaşlarına doğru yürüdüler. Aynı günde ise Kral’ın Şehri’ni ölüm ve kaos kapladı. Kraliçe Rhaenyra, Lord Corlys’i vatana ihanet ile yargılanmak üzere alıkonulmuş torunu Sör Addam Velaryon’un kaçışına yardım etmesi yüzünden tutuklattı. Deniz Yılanı’nın sadık askerlerinin bir kısmı Tamirci Meydanı’ndaki isyana katıldı, bir kısmı ise surları aşıp Deniz Yılanı’nı kurtarmaya çalışırken yakalandı ve idam edildi. Kraliçe Helaena ise Maegor’un Kalesi etrafındaki mızrakların üzerine düşerek can verdi. Kimileri bunun bir intihar kimileri ise cinayet olduğunu düşünmektedir. Ve o günün akşamında şehir, Çoban’ın toparladığı güruh tarafından ateşe verildi ve topluluk, içindeki bütün ejderhaları öldürme niyeti ile Ejder Çukuru’na yürüdü.


Ejder Çukuru baskını

O gece Ejderkayası Prensi Genç Joffrey Velaryon, ejderhası Tyraxes’i kurtarma amacı ile annesinin ejderhası Syrax’a binmeye çalışması sonucu ejderha ile birlikte yere çakılarak hayatını kaybetti. Bu düşüşten ejderha da sağ çıkamadı. Ejderhaların ölümünden sonra halk arasında birbirinden farklı dedikodular ve hikayeler türemiştir. Kimileri gözü dönmüş güruhun, kimileri Çoban’ın, kimileri de Savaşçı’nın kendisinin ejderhaları öldürdüğünü söylemektedir. Gerçek hangisi olursa olsun, toplanan kalabalık kapıları kırıp büyük kubbenin altına girdi ve ejderhaları zincirlenmiş halde buldu. İçer giren insanların toplu halde alevler içinde yok olduğu o kanlı gecede onlarla birlikte beş ejderha da can verdi. Böylece Dans’ın başlangıcı ile birlikte varolan ejderhaların yarısı ölmüş oldu. Ancak savaş hala devam ediyordu. Kısa süre sonra Rhaenyra şehirden kaçmak zorunda kaldı.

Savaş ne ejderhaların ne de prenslerin ölümü ile değil, kralın ve kraliçenin ölümü ile sonra erdi. Rhaenyra ölen ilk kişi oldu. Kocası Prens Daemon, Prens Aemond ile girdiği mücadelede ölünce, Velaryon hanesi Rhaenyra’nın aleyhine döndü. Kral’ın Şehri bir kez daha II.Aegon’un hakimiyeti altına girdi ve Kraliçe elinde tek bir kuruş bile olmadan, başındaki tacı satarak Ejderkayası’na ulaştı. Ancak kaleye vardığında karşısında yaralar içindeki II. Aegon’u ve onun ejderhası Güneş Alevi’ni buldu.

Orwyle’ın söylediklerini baz alan Munkun’ın yazdığı ‘’Gerçek İtiraflar’’ kitabında yazılana göre Kral’ın Şehri düştüğünde Larys Strong kralın kaçıp saklanması gerektiğini düşünmüş. Zekice bir hamle ile Strong Aegon’u Ejderkayası’na, Rhaenyra’nın asla bakmayacağı tek yere göndermiş. Altı ay boyunca Rhaenyra ve müttefikleri Kral’ın Şehri’nde iken Aegon Ejderkayası yakınlarındaki bir balıkçı kasabasında yaralarının iyileşmesini beklemiş. Ve o süre içinde Güneş Alevi sakatlanmış kanatları yüzünden havada hantal ilerlemesine rağmen Kırıkkıskaç Noktası’na ulaşmış. Bu saklanma süresince hem ejderha hem de Aegon, iyileşip güç toplamaya başlamış. (Güneş Alevi’nin bu seyahati sırasında Gri Ruh isimli vahşi ejderhayı öldürdüğü söylenir ancak birçok kimsenin iddiasına göre ejderhayı Yamyam öldürmüştür).

Kral Aegon, Ejderkayası’ndaki birçok kişinin savaşta kaybettikleri çocukları, kocaları, kardeşleri münasebeti ile Rhaenyra’ya karşı kin beslediğine şahit oldu. Onları kendi tarafına çekerek kısa sürede Ejderkayası’nı fethetti ve herkese diz çöktürdü. Tabi Prens Daemon’un on dört yaşındaki kızı Baela Targaryen ile onun genç ejderhası Aydansçısı dışındaki herkese. Baela kendisini yakalamaya gelen askerlerin elinden kurtulup ejderhasına ulaştı ve Aegon kale etrafında ejderhası ile tur atıp muzzaffer bir şekilde kalenin avlusuna konmaya hazırlanırken, prenses ve ejderhası Kralı karşılamak üzere havaya yükseldi.

Aydansçısı, Güneş Alevi’ne göre daha küçük boyutlu olsa da, ondan daha hızlı ve daha atikti. Üstelik ejderhanın kendisi ve sırtındaki prenses de cesaretten yoksun değildi. Ejderha Güneş Alevi’ne üzerine doğru pike yaptı ve üzerine gelen ateş onu kör edene kadar rakibi ısırıp pençe savurdu. İki yaratık birbirlerine dolanmış halde sırtlarında efendileri ile birlikte yere çakıldı. II. Aegon son anda ejderhası üzerinden atlasa da, bu atlayış iki bacağının birden kırılmasına neden oldu. Baela ile Aydansçısı ise daha hazin bir sonla yüzleşti. Yere çakılan ejderhası üzerinde onlarca kemiği kırılan ve bilinçsizce yatan kızı öldürmek amacı ile kılıcını çeken Alfred Broome’u, Sör Marston Waters durdurmuş ve Baela’yı Üstad’ın yanına götürerek hayatını kurtarmıştır.

Bu büyük mücadeleden Rhaenyra’nın haberi yoktu, ancak bunun önemi de kalmamıştı. II.Aegon, kız kardeşine duyduğu nefret, kırılan bacaklarının verdiği ızdırap ve neredeyse ölmek üzere olan ejderhasının verdiği acı içinde, herkes tarafından Genç Aegon olarak bilinen Rhaenyra’nın sağ kalan tek oğlunun gözleri önünde kız kardeşi Rhaenyra’yı ejderhası Güneş Alevi’ne yedirdi. Böylece Diyarın Neşesi, Yarım Yıllık Kraliçe 130 FS yılının onuncu ay dönümünün yirmi ikinci gününde vefat etti.


Rhaenyra ölümü ile yüzleşiyor

Rhaenyra’nın kardeşi Aegon da ondan sonra fazla uzun hayatta kalamadı. Rhaenyra’nın ölümü ve Genç Aegon’un Kral’ın eli altında olmasına rağmen, birçok kişi II.Aegon’a karşı savaşmaya devam etti. Her ne kadar Kral’ın Rhaenyra’ya yaptığı gibi bir misilleme yapacağı korkusunda olsalar da savaşmaya devam ettiler ve ne kadar güçlü olduklarını kanıtladılar. Lord Borros Baratheon, emrindeki güçleri birleştirip Rhaenyra’nın geride kalan son birliğinin üzerine yürüdüğü vakit, II.Aegon’un durumu tersine çevirebilme şansı vardı ancak Lord Borros Kral Yolu Savaşı’nda öldürüldü ve onun ölümü ile birlikte ordusu dağıldı. Ve Lord Borros’u mağlup eden genç Nehirova lordları ki kendileri Delikanlılar olarak bilinir, Lord Stark ordusu ile birlikte Kral Yolu’ndan aşağı doğru inerken, Kral’ın Şehri’ne bir taş atımlık mesefedelerdi.

O vakit Lord Corlys Velaryon -zindandan çıkarılıp affedilmiş ve sonrasında Aegon’un Küçük Konseyi’ne kabul edilmişti- Aegon’a teslim olup Sur’a sürgün gitmeyi kabul etmesini önerdi. Kral bu öneriyi reddetti ve Genç Aegon’un destekçilerine uyarı mahiyetinde, yiğenin kulağının kesilmesi emri verdi. Sonrasında kendisi için yapılmış tahtırevanın üzerine çıkıp dairesine götürüldü ve yol boyunca içmesi için kendisine bir bardak şarap verildi.
Refakatçiler Kral’ın dairesine varıp tahtırevanın perdelerini araladıklarında, Kral’ı ağzından kan akar halde ölü buldular. Böylece Kral II.Aegon’un sonu da kendisine hizmet eden kişinin elinden oldu.

Parçalanmış, darmaduman olmuş diyar Kral’ın ölümünün sonrasında da yaralarını sarmaya uğraşacak olsa da Ejderhaların Dansı sona ermişti. Şimdi ise diyarın önünde, Sahte Şafak, Kurt’un Saati, naiplerin iktidarı ve Yıkılmış Kral’ın saltanatı vardı.[/spoiler]


#69

Keşke "Dance Over Harrenhall"dan resim koysalardı Lucerys’in ölümü kısmı çok kuru.


#70

Targaryenlerden iyice soğumaya başladım :slight_smile:


#71

doğru yoldasın varol :smiley:

Yaşasın BLACKFYRE RUHU!


#72

Twoaf’ın olumadım Kurt’un Saati derken neyi kast ediyor?


#73

O zamanki Stark lordunu sakinleştirebilmek için kısa süreliğine kral eli yapıyorlar çünkü Stark hala ölen kraliçe tarafında.Kral eli oluncada düzeni getirmek için sert tedbirler alıyor ve kimsede karşı çıkamıyor.
Bende willastan duymuştum o daha ayrıntılısını anlatabilir


#74

Awoıaf’tan baktım Cregan Stark’ın icraatlarıymış :smiley: Teşekkürler :smiley:


#75

Bütün ordular birbirini parçalarken, Kış Kurtları adındaki grup dışında Kuzey ordusu hiç zarar görmüyor. Sonra, Kings’ Landing’e gelinceye kadar, savaş bitiyor, Rhaenyra falan ölüyor. Gelince de kimse bir şey diyemiyorlar.


#76

II.Aegondan sonra gelen targenyan kralların çevirisi var mı? Varsa onlar ne zaman yayınlanır?


#77

Haftasonu diyordu arkadaş, bakalım.


#78

BÖLÜM XVI - III.AEGON

[spoiler]


Genç Kral III.Aegon

Amcası İkinci Aegon’un ölümünden sonra Genç Aegon’un 131 FS yılında tahta ‘’Üçüncü Aegon’’ olarak çıktığı vakit bütün diyarın var olan sıkıntıların sona erdiğini düşünmesi gayet doğal bir durumdu. Üçüncü Aegon’un destekçileri, İkinci Aegon’un son ordusunu Kral Yolu Savaşı’nda yenip Kral’ın Şehri’ni tamamen kontrolleri altına almışlardı. Velaryon donanması Demir Taht’a birkez daha hizmet edebilir, Deniz Yılanı genç krala yardım edip yol gösterebilirdi. Ancak bu umutlar boşa çıktı ve bu dönem Sahte Şafak dönemi olarak isimlendirildi. İkinci Aegon ölmeden önce Dar Deniz ötesine paralı askerler kiralamak adına elçiler göndermişti ve o askerlerin geri gelip ölen kralın intikamını alıp almayacağı muallaktaydı. Batı’da Kızıl Deniz Canavarı ve onun emrindeki yağmacılar Güzel Adaları ve batı kıyı şeridini yağmalamışlardı. Daha da beteri, -ilk olarak 130 FS yılındaki Bakire Günü’nde Eski Şehir’deki toplanan üstadlar tarfından ilan edilmişti- sert kış kendini göstermeye başlamıştı ve altı uzun ve korkunç yıl boyunca sürecekti.

Yedi Krallık’ın hiçbir bölgesi, Kuzey kadar kışı ciddiye alamazdı keza bu uzun ve sert geçeceği belli olan kışın yarattığı korku, Kış Kurtları’nı Lord Roderick Dustin’in sancağı altında toplamış ve Lord Dustin de onlara Kraliçe Rhaenyra adına savaşarak ölme sözü vermişti. Üstelik onların ardından Lord Cregan Stark’ın sancağı altında toplanmış Kuzey’in bekar, yaşlı, evsiz, çocuksuz erkekleri ile genç çocuklarından oluşan büyük ordu, kendilerini feda edip şanlı bir şekilde ölümü tadarak ve geride bıraktıkları yakınlarının kışı sağa salim atlatmalarını umarak Boğaz’ın güneyine yürümüşlerdi.

Ancak II.Aegon’un zehirlenmesi bu umudu onların ellerinden alıp götürdü. Bu yüzden aklında farklı bir düşünce olan Lord Stark, emrindeki ordusunu Kral’ın Şehri’ne sürdü. Lord Stark ölen kralın destekçileri olan Fırtına Burnu’nu, Eski Şehir’i ve Casterly Kayası’nı elinin altındaki ordu ile ezip cezalandırma niyetindeydi ancak Lord Corlys çoktan Kaya’ya, Fırtına Burnu’na ve Eski Şehir’e elçiler gönderip barış talebinde bulunmuştu. Altı gün boyunca Küçük Konsey, Lord Corlys’in başarılı mı yoksa başarısız mı olacağını bekledi ve diyar, Lord Stark Küçük Konseyi avcunda tutarken altı gün boyunca olası daha fazla savaşın korkusu ile titredi. Daha sonraları bu döneme ‘’Kurt’un Saati’’ adı verilmiştir.

Yine de Lord Stark’ın asla vazgeçmeyeceği tek bir şey vardı, o da Kral II.Aegon’a ihanet edip onu zehirleyenlerin gerekli cezayı almasıydı. Zalim, kanun tanımayan ve adaletsiz bir kralı meşru bir savaşta öldürmek makul bir durumdu. Ancak bir kralı zehir kullanarak iğrenç bir şekilde katletmek apayrı bir şeydi ve bu ihanet Yediler’in emirlerine direkt olarak saygısızlıktı. Korku içindeki on bir yaşında olan Kral III.Aegon, Lord Stark’ı Kral Eli yapmaya ikna oldu ve Cregan, III.Aegon’un adına yirmi iki kişiyi tutuklattı. -Bunların içinde Düztaban Larys ve Corlys Velaryon da vardır-

Cregan Stark sadece bir gün Kral Eli makamında kaldı ve gün boyunca yargılamalara ve infazlara başkanlık etti. Sanıkların çoğu Kenar Mahalle’den Sör Perkin’in izinden giderek siyaha bürünmeyi kabul etti. Sadece iki sanık, kralından ayrı yaşamayacağını söyleyen Kraliyet Muhafızları’ndan Sör Gyles Belgrave ile eski hanelerden biri olan Strong hanesinin yaşayan son temsilcisi Düztaban Larys idamı seçti.

İnfazların bitimi ile birlikte Lord Stark Kral Eli makamından istifa etti. Tarihte Lord Stark dışında hiçkimse ne bu makama bu kadar kısa süre sahip olabilmiş ne de bu makamdan bu kadar gönüllü bir şekilde ayrılabilmiştir. Kendisi, emrindeki birçok vahşi Kuzeyli askeri güneyde bırakıp evine, Kuzey’e döndü. O askerlerden bazıları Nehirova’da dul kalan kadınlar ile evlendi, kimileri paralı asker olarak güneydeki lordların emri altına girdi, kimileri ise eşkiyalığa soyundu. Böylece Kurt’un Saati sonra eriyor ve Naiplerin iktidarı başlıyordu.

131 FS yılında tahta çıkması ile 136 FS yılında reşit yaşa gelerek tahtı devralması arasında geçen beş yıl boyunca diyar, Yediler Konseyi tarafından yönetilmiştir. Bu naipler arasında sadece Baş Üstad Munkun bütün naiplik dönemi boyunca konseyde kalmıştır. Diğerleri ya vefat etmiş, ya görevden kendi istekleri ile ayrılmışlar ya da koltuklarından olmuşlardır. Bu naiplerden en meşhuru, 132 FS yılında yedi gün boyunca komada kalıp yetmiş dokuz yaşında hayata gözlerini yumarak bütün diyarı yasa boğan Deniz Yılanı’dır.*

Aegon’un naiplik dönemi kargaşaları ile ünlüdür. Özgür Şehirler’den eli boş dönen elçilerden biri olan Sör Tyland Lannister, II. Aegon’un kraliyet hazinesini sakladığı yeri söylemeyi reddettiği için Kraliçe Rhaenyra’nın işkencecileri tarafından kör edilip sakat bırakılmasına rağmen III.Aegon’un Kral Eli olarak görev aldı ve görevini gayet iyi bir şekilde ifa etti. Ancak 133 FS yılında Kış Ateşi’ne yakalanıp vefat etti.

İşler Yıldızmızrağı, Dunstonbury ve Akkoru lordu olan Unwin Peake’in önce naip sonra ise Kral Eli olması ile daha da kötüleşti. Kendisi Birinci ve İkinci Tumbleton Savaşı’nda önemli rol oynamıştı ve ilk naipler arasına seçilmemesine içerlemişti. Ancak kısa sürede gittikçe daha fazla güç kazanması bu içerlemeyi yok etti. Kraliçe Jaehaera’nın intiharından sonra Kral Aegon ile kendi kızını evlendirmeye çalıştı ve rakiplerini güçsüz düşürmek çabası içinde elinden geleni ardına koydu.

Deniz Yılanı’nın torunu olan Lord Alyn, Kral Eli’nin baş rakibiydi. Lord Corlys öldükten sonra naiplik konseyinde boşalan koltuk kendisine teklif edildiyse de Lord Alyn bunu reddetti ve Basamaklar’a yelken açtı. ‘’Meşe Yumruk’’ lakabını Basamaklar’da kazandığı büyük deniz savaşından sonra aldı ancak yeni yeni yayılan bu ünü, kendisi Kral’ın Şehri’ne döndüğünde anlaşmazlık çıkardı. Kral Eli, Basamaklar’ın kontrolünü ele alıp, Racallio Ryndoon’un korsan krallığına bir son verme niyetindeydi ancak Velaryon’ların donanması kraliyet donanmasının büyük bölümünü oluşturduğu için, onlardan geriye kalan filo Basamaklar’ı ele geçirecek kadar güçlü değildi. Meşe Yumruk’un şanı ve ünü kazandığı zaferler ile daha da arttı ve Lord Peake’in itirazlarına rağmen naipler Lord Alyn’i onurlandırıp hediyeler bahşettiler. Ancak sonunda Kral Eli, Lord Dalton Greyjoy yağmalarını geri verip saldırılarına son vermeyi reddedince, Meşe Yumruk’u Kızıl Deniz Canavarı’ı ile ilgilenmesi adına Batı Toprakları’na göndermeye naipleri ikna etti. Bu görev sonunda Lord Alyn’in yenilmesi hatta ölmesine kesin gözü ile bakılıyor olsa da, bunun yerine bu görev Meşe Yumruk’un altı büyük seferinden ilki oldu.

Bütün bunlar yaşanırken, yönetmek için çok küçük olan III.Aegon bir piyondan farksızdı. Melankolik, suratı asık ve çok az şeye ilgi gösteren bir yapıdaydı. Her zaman siyah giyer ve günlerce hiçkimse ile tek kelime bile etmediği zamanlar olurdu. Gençlik yıllarında sahip olduğu tek arkadaşı Dans sırasında tahta talip gösterilen ancak şimdi kralın arkadaşı ve hizmetçisi olan Soluksaç Gaemon’du. Lord Peake iktidara geldiğinde Gaemon kralın günah keçisi haline geldi ve krala verilemeyen cezaların acısı Gaemon’dan çıkarıldı. Sonraları Soluksaç Gaemon kralın çeşnicisi oldu ve kral ile güzel kraliçesi Daenaera Velaryon’a düzenlenen zehirle suikast teşebbüsü sırasında zehirlenerek öldü.

Leydi Daeaera Meşe Yumruk Alyn’nin kuzeniydi ve Basamaklar’da Alyn’in safında yer alıp hayatını kaybeden, Alyn’in kuzeni Daeron tarafından büyütülmüştü. Aşırı derecede güzel olan Daenaera, 133 FS yılında düzenlenen büyük baloda Prenses Rhaena ve Baela tarafından Kral Aegon’a sunulan yüzüncü bakireydi. Bu balo, konseydeki naiplerin Lord Peake’in kralı kızı ile evlendirme çabalarını engellemelerinden sonra Kral Eli tarafından düzenlenmişti. Ancak Peake ısrarından vazgeçmedi ve kralın son sözünü söylemesinden sonra da işler içinden çıkılmaz bir hal aldı.

Lordun çabaları sonuçsuz kalınca ve diğer naipler ile kral evlilik kararına karşı olunca, öfke içindeki Lord Peake konseyi Kral Eli makamından istifa etmekle tehdit etti. Böylelikle konseye evlilik kararını kabul ettirebileceğini düşünmüştü ancak konsey hoşnut bir şekilde istifasını kabul etti. Sonrasında konsey El olarak Lord Thaddeus Rowan’ı atadı.

Naiplik yıllarında Aegon’un tek mutluluğu genç kardeşi Prens Viserys’in geri dönüşüdür. Bütün diyar Viserys’in Geçit Savaşı’ında katledildiğini düşünüyordu ve kral da kardeşini geride bırakıp ejderhası Fırtına Bulutu’nun sırtında kaçtığı için kendini asla affetmemişti. Ancak Viserys, ölü yada diri olarak para edeceğine inanıldığı için Lys’teki tüccar prensler tarafından gizlenip rehin tutulmuştu. Viserys’i Lys’te bulan Meşe Yumruk oldu. Lord Velaryon’nun Viserys için verdiği fidye inanılmaz miktarlardaydı ve sonraları bu miktar tartışmalara sebep olmuştur. Ancak prensin özgür kalışı ve evine geri dönüşü ile birlikte- güzeller güzeli Lys’li eşi Larra Rogare ile birlikte- kendisi Aegon’un tamamen güvendiği tek kişi haline geldi.

Sonunda, naiplerin ve Lord Peake’in iktidardaki gücünü kıran Larra Rogare ile onun zengin ve ihtiraslı ailesi oldu. Krallık içinde rol oynasalar da bu rolleri çabucak ortaya çıktı. O zamanlar Rogare Bankası Demir Bank’tan çok daha büyük bir bankaydı ve kralı kontrol etmek için düzenlenen ayak oyunlarının içinde yer aldılar ve sonunda işledikleri suçlardan çok daha fazla ile suçlandılar. Son naiplerden biri ve aynı zamanda Kral Eli olan Lord Rowan, Rogare Bankası ile suç ortaklığı yapmakla suçlandı ve bilgi almak adına işkenceye tabi tutuldu. Lord Rowan hapis tutulurken bir şekilde onun makamını ele geçiren Sör Marston Waters Leydi Larra’nın kardeşlerini tutuklattıktan sonra askerine Leydi Larra’yı da tutuklamalarını emretti. Ancak kral Aegon ile kardeşi Viserys Leydi Larra’yı teslim etmeyi reddedince Waters, Maegor Kalesi’ni yandaşları ile birlikte on sekiz gün boyunca abluka altına aldı. Kurulan komplo sonunda ortaya çıkınca Sör Marston kralın emri ile Rogare ailesi ile Lord Rowan’ı hedef gösterenleri tutuklamaya çalıştı ancak Waters, yeminli kardeşlerinden biri olan Sör Mervyn Flowers’ı tutuklamaya çalışken Sör Mervyn tarafından öldürüldü.

Yeni naipler ve El atanana kadar Kral Eli görevini devralan Munkun’un hizmetleri sayesinde düzen tekrar kuruldu. Naiplik dönemi, kralın on altıncı isim gününde, kralın Küçük Konsey odasına girip naipleri ve Kral Eli Lord Manderly’yi görevlerinden azletmesi ile sona erdi.

Naiplik Dönemi’ni, Yıkılmış Kralın saltanatı izledi keza Aegon’un kendisi yıkılmış haldeydi. Küçüklüğünden beri melankolik olan kral, neredeyse hiçbirşeyden zevk almaz, kendini odasına kitleyip günlerce inzivaya çekilirdi. İnsanlarla temas kurmaktan da hoşlanmazdı, üstelik bu insanlara güzel kraliçe Daenaera da dahildi. Kraliçe çiçek açmış olsa da, kral ile aynı yatağa girmeleri uzun bir süre aldı. Ancak evlilikleri iki erkek ve üç kız çocuk ile kutsandı. En büyük erkek çocuk olan Daeron Ejderkayası Prensi ve varis ilan edildi.


Aegon’un naipler ile birlikte Kral Eli Lord Manderly’yi azlettiği an

Her ne kadar Dans’tan sonra diyara barış ve huzur getirmek için çabalamış olsa da Üçüncü Aegon’un konseyindeki akrabalarına ve lordlarına güvensizlik duyduğu aşikardı. Kendisindeki bu tek kusura, herkese karşı soğuk duruşa sahip olmasaydı, iktidarı belki de çok farklı sonuçlar doğurabilirdi. Kardeşi Prens Viserys ki kendisi son dönemlerde El olarak görev almıştır- doğuştan cazibe ve etkileyicilik sahibi olmasına karşın karısının kendisini ve çocuklarını terk edip Lys’e geri dönmesi ile birlikte acımasızlaşmıştır.

Ancak yine de Aegon ile Viserys diyarı gayet yetenekli bir şekilde yönetti. Bu süre zarfında karşılarına tek bir sorun çıkmıştır. O da İkinci Tumbleton Savaşı’nda öldürülen ancak cesedi tanımlanamaz halde bulunan II.Aegon’un kardeşi Cesur Daeron olduğunu iddia eden sahtekarların ortaya çıkışıdır. Prens’in cesedinin tanınamaz oluşu sahtekarların ortaya çıkmasına ön ayak olmuştur. Ancak o sahte prenslerin taklitçi oldukları kesin bir şekilde halka gösterilmiştir. Aegon’un ejderha korkusu olmasına rağmen ki annesinin canlı canlı bir ejderha tarafından yenildiğine tanıklık ettiği için korkması gayet normaldir, ikili tekrar ejderhalara sahip olmaya çalışmışlardır. Ejderha ismi bile Aegon’u dehşete düşüyor olsa da, ejderhaların tahta karşı çıkanları bastırmak için kullanılabilecek en iyi araç olduğu konusunda kardeşi ile hemfikirdi. Viserys’in önerisiyle ellerindeki birkaç yumurtayı büyüleri ile canlandırmak üzere Essos’tan dokuz büyücü çağrıldı. Ancak bu çaba büyük bir başarısızlık ve hayal kırıklığıyla sonuçlandı.


Targaryen ejderhalarından günümüze kalan yagene şey, Kara Dehşet Balerion’un kafatası

Aegon’un saltanatının başlangıcında hala hayatta olan dört ejderha vardı. Bunlar; Gümüşkanat, Sabah, Koyun Hırsızı ve Yamyam’dır. Ancak III.Aegon, 153 FS yılında son Targaryen ejderhasının kendi saltanat dönemi içinde ölmesinden ötürü ‘’Ejderfelaketi’’ olarak hatırlanmıştır.

Yıkılmış Kral’ın saltanatı, III.Aegon’un, -aynı zamanda Şansız Aegon olarak da bilinir- otuz yedi yaşında veremden ölmesi ile sona erdi. Birçokları kralın çocukluğunu yaşayamadan olgunlaştığını söylemiştir. Melankolik kral asla sevecen olarak hatırlanmasa da ondan kalan mirası, evlatlarının gölgesinde kalacaktı.

*Lord Corlys Baela ve Rhaena Targaryen’ın çevirdiği entiralar sayesinde kellesini kurtarmıştır. İkili Aegon’u Lord Corlys’ın makamını geri verdiğini belirten bir ferman çıkartmaya ikna etmiş, aynı zamanda Kara Aly Blackwood da Lord Stark’ın Aegon’un fermanını uygulaması karşılığında onunla evlenmeyi kabul etmiştir. [/spoiler]


#79

Nihayet :slight_smile: bende bunu bekliyordum. Sağol çikolata :slight_smile:


#80

Epsilon zahmet edip çıkarsa keşke de bizde okumak için sürünmesek böyle