TWOIAF Çevirisi (ROBERT'IN İSYANI EKLENDİ!)


#101

En nefret ettiğim krallardan biri, Siyah Ejderhaya fazla haksızlık yapıldı. Üstelik tahtta Ejderhaşövalyesinin piçinin oturmuş olması da ayrı bir acı.


#102

Niye sevmiyorsun ki adamı Dorne, u kan dökmeden k
attı bence savaştan hiç anlamasada çok iyi siyasetçi ve kraldı Renly ölmeseydi bu adam gibi iyi bir kral olabilirdi


#103

Yazarın yazma hızı yavaş olmasaydı şu konuları da detaylı bir şekilde değinseydi çok iyi olurdu. Her konudan 2-3 bölümlük film rahat çıkar.


#104

Renly’yi severim o ayrı ama bu adam Siyah Ejderha’ya fazlasıyla haksızlık yapmış birisi. Buradaki bilgiler de kazananlar tarafından yazıldığı çok bariz, MArtin diyordu zaten bir üstadın ağzından yazıcam diye. Normalde Acıçelik ve Daemon Blackfyre efsanevi ve çok sevilen adamlarken, Kötü Kral Daemon ve Kankuzgunu kötü adamlardı. Dunk ve Egg’in Öykülerinde anlayabilirsin karşı tarafın ne halt olduğunu.


#105

Bütün herşeyin altından Kankuzgun çıkıyor. Kendisi belki diyar için iyi şeyler yapmaya çalışan birisi ancak kişisel duyguları yaptığı icraatların temelini oluşturuyor. Martin World of Ice and Fire kitabını, Tommen’e hediye edilen bir kitap olarak yazmış bu yüzden yazılanların kraliyet taraflı olduğu bariz ortada. Çünkü krala hediye ettiğin kitabın içine Daemon’a haksızlık yapıldı taht onundu veya Robert tahtı Targaryenlardan çaldı diyemezsin. Bu Tommen’i de zan altında bırakır.
Satır aralarını incelediğimizde herşeyin altından Kankuzgun çıkıyor. Beşinci kitapta Bran’a, ‘‘Geçmişi değiştiremezsin, ben sürekli ağaçlardan sevdiğim bir kardeşe, nefret ettiğim bir kardeşe ve aşık olduğum kadına sesleniyorum ancak sözlerim onlara ulaşmıyor,’’ diyordu. Hala iç çatışma yaşadığı kesin yaptığı seçimler konusunda.


#106

[font=Verdana]Düzenlendi.


#107

Brynden Rivers ne oluyor da duvara gidiyor bir bilgi var mı o konuda ?


#108

V.Aegon, Aenys Karaalev’in Kankuzgun tarafından kandırılıp infaz edildiğini duyunca onu ölüme mahkum ediyor. Sonra da cezası Sur’a sürgün oluyor.


#109

Kanlıkuzgun,u hiç sevmem Daemon ile Acıçeliği severim dediklerin doğruysa o zaman silerim Daeron,u


#110

Burdan anladığımız kadarı ile kanlıkuzgun olmasaydı bu karaalev isyanı çıkmazdı ve kanlıkuzgun olmasaydı karaalav isyanı çıktığında başarılı olacaktı bi süreden sonra. Ne adammış vay be


#111

"Üstelik bazı lordlar bu yüzden Aegon’un büyük kardeşi Üstad Aemon’a gidip yeminden dönmesini ve tahta çıkmasını teklif etse de Aemon bu teklifi geri çevirdi. " Vay be kral olabilirdi adam…


#112

Abi sorma be ikinci yaşlı kral olurdu. Taht Aerys ve Rhaegar gibi mal ve alçaklara kalmazdı. Aemon adamdı da yeminine sadık kaldı.


#113
  1. Aegon’ın yalanları canıms… Naerys ve Aemon’ın piçi olsa keşke…

Piç olsa bile adam saygı hak edecek bir sürü iş yapmış neyini sevemedin.

Hayır herkes seviyor Ejderha Şövalyesini sana noluyor dkkdkdk

4.Aegon en iğrenç insanlardan birisi kitapta .s


#114

Daemon kadar adam değil ama. Açıkçası siyah ejderhayı seviyorum, kırmızı olanı değil.


#115

Cahillik çok kötü bir şey. Diğer krallarında Türkçeye çevirisi beklemek çok kötü…


#116

Kalan kralların çevirisini de bekliyoruz.


#117

V.AEGON

Tahta çıkan Beşinci Aegon’un ilk icraatı, Kral Eli Brynden Rivers’ı Aenys Karaalev’in katledilmesinden sorumlu olarak tutuklatması oldu. Kankuzgun, Aenys’i güvenlik konusunda kandırıp öldürmek amacı ile Kral’ın Şehri’ne çektiğini itiraf etti ve diyarın selameti için kendi kişisel onuru ayaklar altına aldığını belirtti.

Birçoğu bu itirafı onaylasa ve başka bir Karaalev’in ortadan kalkmasından memnun olsa da, Kral Aegon Kankuzgun’u Demir Taht’ın sözünün güvenini zedelediği için ölüme mahkum etti. Son bir şans olarak Aegon, Kankuzgun’a siyaha bürünüp Gece Gözcüleri’ne katılabilme teklifinde bulundu ve Rivers bu teklifi kabul etti. 233 FS yılının sonlarına doğru Sör Brynden Rivers Sur’a doğru yelken açtı ve kendisine bağlı olan Kuzgun Dişleri’nden iki yüz asker de onunla birlikte Sur’a gitti. Bununla birlikte Kral’ın kardeşi Üstad Aemon da Gece Gözcüleri’ne katılanlar arasındadır.

Aegon’un saltanatı üç yıl devam edecek olan sert kışın belirtileri ile başladı. Kuzey bu kıştan tıpkı yüzyıl önce, 130 ve 135 FS yılında görülen kış kadar etkilendi ve açlık belirtileri baş göstermeye başladı. Kral Aegon her zaman fakirin ve muhtacın iyiliğini düşündüğünden, Kuzey’e gönderilen tahılların ve yiyeceklerin akışını arttırmış ve hızlandırmıştır ancak diyardaki bazı lordlar tahtın gereğinden fazla iyilik yaptığını düşünmüştür.

Kral’ın iktidarı aynı zamanda Aegon prens iken sıklıkla işlerine burnunu soktuğu lordların haklarını ve ayrıcalıklarını ellerinden alması ile huzursuzluk yaşamıştır. Aenys Karaalev’in ölümü ile diyardaki Karaalev tehdidi sona erse de, Kankuzgun’un utanç verici ihaneti Dar Deniz Ötesi’ndeki sürgünlerin krallığa duyduğu nefreti kamçılamaktan başka bir işe yaramamıştı. 236 FS yılında, altı yıl sürecek olan uzun kış yaklaşırken, Dördüncü Karaalev İsyanı patlak verdi ve kendini Kral III.Daemon Karaalev ilan eden Haegon’un oğlu, arkasında Acıçelik ve Altın Birlik güçleri ile birlikte Demir Taht’ı ele geçirmek için Dar Deniz’i geçti.

İşgalciler, Karasu Körfezi’nin güneyine, Massey Burnu’na demir attılar ancak çok az hane onlar için ayaklandı. V.Aegon, yanında üç erkek evladı ile onları karşılamak için Karasu Nehri’ne at sürdü. Gezgin Nehir Köprüsü Savaşı’nda Karaalevler ağır bir yenilgi aldılar ve III.Daemon, Aegon’un ‘’Egg’’ iken yaverliğini yaptığı ve Aegon tahta çıkınca Kraliyet Muhafızı yapılan Sör Uzun Duncan ile girdiği birebir dövüşte hayatını kaybetti. Acıçelik bir kez daha yakalanamadan kaçtı. Birkaç yıl ortadan kaybolsa da, sonraları Tyrosh ile Myr arasında çıkan savaşta yer aldı. Sör Aegor Rivers vefat ettiğinde altmış dokuz yaşındaydı ve söylenir ki tıpkı yaşadığı gibi, elinde kılıcı ve dudaklarında meydan okuma sözleri ile hayata gözlerini yumdu. Ancak Karaalev hanesine hizmet etme ve koruma arzusu ondan sonra Altın Birlik’e geçmiş, ondan kalan intikam mirası Birlik tarafından sahiplenilmiştir.

V.Aegon’un saltanatı süresince bundan başka birçok savaş baş göstermiştir ve Benzersiz Kral, biri bitip biri başlayan isyanlar neticesinde istemeden de olsa zırh kuşanmak zorunda kalmıştır. Yerel halk içinde çok sevilse de, Kral Aegon’un diyar içinde epey bir düşmanı vardı. Aegon yaptığı sayısız reformlar ve yerel halka daha önce sahip olmadıkları koruma ve yeni haklar bahşetmesi diyardaki lordların hoşuna gitmedi ve zaman zaman lordların açıkça krala meydan okumalarına sebebiyet verdi. Bunların içinde en ağırı, Kral V.Aegon için, ‘’ Tanrıların bize verdiği hakları ve özgürlükleri elimizden almak isteyen eli kanlı zalim kral,’’ sözüdür.

Aegon’un yaptıklarına karşı gelişen bu direncin Aegon’un sabrını zorladığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Özellikle bu uzlaşıların sıklıkla tekrarlanmasından ötürü kralın omuzlarındaki baskı gün geçtikçe daha da artmıştır. Birbirini izleyen muhalefet sesleri yükseldikçe, Majesteleri kendini muhalif ve inatçı lordların arzularına ister istemez boyun eğmek zorunda kalmıştır. Tarih ilmi öğrencisi ve kitapları çok seven bir kişi olan V.Aegon’un sıklıkla, eğer Fatih Aegon gibi ejderhaları olsaydı, bütün diyarı yeniden yapılandırıp barış, refah ve adalet dolu bir Westeros yaratabileceğini söylediği bilinmektedir.

İyi kalpli kralın öz evlatları bile ellerine güç geçtiğine babalarına baş kaldırmıştır. V.Aegon, Kuzgun Ağacı Kalesi Lordu’nun neşeli kızı olan ve sonraları siyah gözleri ve kuzgun karası saçlarından ötürü Kara Betha olarak çağrılan Leydi Betha Blackwood ile severek evlenmişti. 220 FS yılında evlendiklerinde gelin on dokuz, Aegon ise yirmi yaşındaydı ve veraset sırasında kimsenin olmaması, bu evliliğe kimsenin karşı çıkmamasını sağlamıştı. İlerleyen yıllarda Kara Betha Aegon’a üç erkek evlat(Duncan, Jaehaerys, Daeron) ve iki kız evlat (Shaera ve Rhaelle) verdi.

Benzersiz Kral Aegon(arkada), ve çocukları Duncan, Jaehaerys ve Daeron (soldan sağa),

Ejder kanının saf tutulması amacı ile Targaryen hanesi içindeki kız ve erkek kardeşlerin birbirleri ile evlendirilmesi çok eski bir gelenekti lakin, V.Aegon bu tür ensest birlikteliklerin iyilikten çok kötülük getirdiğinden emindi. Bu yüzden de çocuklarının evlilikleri için, onları Yedi Krallık’ın en güçlü lordları ile nişanlandırarak hem iktidarını güçlendirmeyi, hem de yaptığı reformlarda onların desteğini almayı umdu.

Kara Betha’nın yardımı ile 237 FS yılında Aegon’un evlatları daha çocuk yaşta iken hepsi büyük lordların varisleri ile nişanlandırıldı ve kutlamalar yapıldı. Evlilikler tamamına erse idi, bu diyar için çok iyi sonuçlar getirebilirdi. Lakin Majesteleri kendi kanından olanların inatçılığına ve baş kaldırısına maruz kaldı. Betha Blackwood’un çocukları inatçılıklarını annelerinden almıştı ve tıpkı babaları gibi iş eş bulmaya geldiğinde kalplerine göre karar verdiler.

Aegon’a karşı çıkan ilk evladı, en büyük oğlu ve Ejderkayası Prensi ile tahtın varisi olan Duncan oldu. Duncan Fırtına Burnu’nun sahibi Baratheon hanesinin en büyük kızı ile nişanlanmış olmasına rağmen, 239 FS yılında Nehirova’ya giderken tanıştığı ve kendisine Eskitaşlı Jenny diyen garip, gizemli ve cana yakın bir kıza meftun oldu. Her ne kadar kızın kendisi yıkıntıların arasında gezip kendini uzun süre önce ortadan kalkmış İlk İnsan Kralları’nın soyuna dayandırsa da, yerel halk bu tür söylenceye gülüp geçmiş, kızın yarı deli bir köylü kızı olduğu yada daha kötüsü bir cadı olduğu konusunda ısrar etmiştir.

Aegon’un yerel halk ile dost olduğu ve hemen hemen bütün çocukluğunu onlar arasında geçirdiği doğrudur ancak Demir Taht’ın varisinin annesi ve babası bile belli olmayan biriyle evlenmesine izin vermek Aegon’un bile onay veremeyeceği bir davranıştı. Majesteleri bu evliliğe engel olabilmek için herşeyi göze aldı ve Duncan’a Jenny’den vazgeçmesini emretti. Prens babasının inatçılığına sahip olduğu için bu emri yerine getirmeyi reddetti. Üstelik Baş Septon, Baş Üstad ve Küçük Konsey biraraya gelip Kral Aegon’a baskı yaparak oğlunu taht ile Jenny arasında seçim yapmaya zorlamalarına rağmen, Duncan geri adım atmadı. Jenny’den vazgeçmektense tahtaki varisliği reddederek Ejderkayası Prensliği ile birlikte velihatlığı küçük kardeşi Jaehaerys’e devrettiğini ilan etti.

Ancak bu karar bile ne barış ortamını koruyabildi ne de Fırtına Burnu’nun dostluğunu geri kazanabildi. Duncan’un reddettiği leydinin babası, Fırtına Burnu Lordu olan Lord Lyonel Baratheon nam-ı diğer Gülen Fırtına, gururu incildiğinde kolayca yatıştırılabilecek bir karakterde değildi. Kısa süren ancak kanlı olan ayaklanma, Kraliyet Muhafızları’ndan Sör Duncan’ın Lord Lyonel’i birebir dövüşte mağlup etmesi ve Kral’ın en genç kızını Lord Lyonel’in varisi ile evlendirme sözü vermesi ile sona erdi. Anlaşmanın bir nişanesi olarak Prenses Rhaelle Lord Lyonel’ın ve onun eşine hizmet etmesi amacı ile Fırtına Burnu’na gönderildi. Eskitaş’tan Jenny –ki nezaketen Leydi Jenny ile çağırılmıştır- eninde sonunda saraya kabul edildi ve bütün diyardaki yerel halk tarafından özellikle sevilip sayıldı. Kendisi ve Prensi, ki Prens Duncan’a bu olaydan sonra Yusufcuk Prensi lakabı takılmıştır, yıllar boyu şarkıcıların dillerinden düşmemişlerdir.

Böylece Ejderkayası Prensi, Prens Jaehaerys oldu ve Aegon’a meydan okuyacak olan sıradaki prens de ta kendisiydi. Her ne kadar Kral Aegon yerel halk arasında geçirdiği yıllar dolayısı ile Valyria geleneklerinden olan ensest evliliklere karşı nefret duygusu edinmişse de, Prens Jaehaerys daha gelenekçi bir yapıdaydı ve daha küçük yaşta iken kız kardeşi Shaera’ya aşık olmuş, onunla evlenme hayalleri kurmuştu. Prensin bu arzusu Kral ve Kraliçe tarafından öğrenildiğinde, Kral Aegon ile Kraliçe Betha, hemen iki çocuğunun kaldığı odaları ayırmış olsa da, bu ayrılık sadece prens ile prensesin birbirlerine duyduğu tutkuyu daha da ateşler hale getirdi.

Prens Jaehaerys her ne kadar abisi kadar inatçı olmasa da, Duncan’ın kendi aşkının peşinden gidip babasına ve konseye meydan okuması sonucunda konseyin ve Aegon’un Duncan’ın isteğine boyun eğmesi genç prensin gözünden kaçmamıştı. 240 FS yılında, Duncan’ın evliliğinden bir yıl sonra, Prens Jaehaerys ile Prenses Shaera nöbetçileri atlatıp gizlice evlendi. Evlendiklerinde Jaehaerys on beş, Shaera ise on dört yaşındaydı. Kral ile Kraliçe olanları öğrendiğinde evlilikleri çoktan tamamına ermişti. Bu yüzden Aegon’un elinde bu durumu kabullenmekten başka birşey kalmadı. Jaehaerys Nehirova Lordu’nun kızı Celia Tully ile, Shaera ise Yüksekbahçe varisi Luthor Tyrell ile nişanlanmıştı. Bu yüzden Kral birkez daha gururu incinmiş ve kızgın soylu lordlar ile uğraşmak zorunda kaldı.

Kardeşlerinin yoldan çıkmış davranışlarını kendine örnek alan en genç prens Daeron bile aynı konuda babası ile tartışmaya girdi. Arbor’dan Leydi Olenna Redwyne ile dokuz yaşında iken nişanlanmasına rağmen 246 FS yılında, prens on sekiz yaşına girdiğine bu nişanı tanımadığını ilan etti. Prensin kısa süren hayatına bakıldığında, bu tanımamazlığın nedeni başka bir kadın değildi keza Prens vefat edene kadar bekar bir yaşam sürdü. Doğuştan asker olan ve turnuvalar ile dövüşler arasında gezen prens, arkadaş olarak yanında Sör Jeremy Norridge’ı tutuyordu. Genç ve cesur olan Sör Jeremy ile Prens Yüksekbahçe’de yaverlik döneminden tanışıyorlardı ve o zamandan beri birliktelerdi. Prens Daeron bu konuyu babasına açtı ancak kendisi 251 FS yılında Fare, Şahin ve Domuz’a karşı ordusu ile girdiği savaşta öldürüldü ve Aegon’u çok daha büyük bir keder ile başbaşa bıraktı. Sör Jeremy de Prens Daeron ile birlikte vefat etti ancak isyan sert birşekilde bastırılıp isyan edenler ya kılıçtan geçirildi ya da ibret-i alem için asıldı.

258 FS yılında, Esos’ta Aegon’un saltanatına karşı yeni bir ayaklanma baş gösterdi. Bu ayaklanma, kaçaklardan, sürgünlerden, kiralık askerlerden ve korsanlardan oluşan dokuz kişilik bir grubun İhtilaflı Topraklar’daki Taç Ağacı altında bir ittifak kurması ile başladı. Dokuzlar Grubu, gruba üye olan her bir kişinin sahip olduğu hak iddialarını destekleyeceklerine dair yemin ettiler. Bu dokuz kişi arasında Karaalev hanesinin son üyesi ve Altın Birlik’in komutanı Canavar Maelys de vardı. Ve elbette ki Dokuzlar Grubu’nun onun adına kazanmaya yemin ettiği topraklar Yedi Krallık topraklarıydı. Bu anlaşma Prens Duncan’ın kulağına geldiğinde Prens, Dokuzlar Grubu’nun başlarındaki taçların dokuz kuruşa satıldığını söyledi ve bu söz dilden dile yayıldı. Bu sözden dolayı kısa süre sonra Dokuzlar Grubu, Westeros içinde ‘’Dokuz Kuruşluk Krallar’’ olarak bilinir hale geldi. Her ne kadar ilk olarak Essos’taki Özgür Şehirler’in Dokuzlar Grubu’na karşı silahlanacağı ve üstlerine yürüyüp onların toprak kazanma rüyalarını sona erdirecekleri düşünülse de, yine de Maelys ve müttefiklerinin yönlerini Yedi Krallık’a dönebilecekleri ihtimaline karşın hazırlıklar yapıldı ancak Kral, gruba karşı herhangi bir girişimde bulunmayıp diğer amaçlarına yöneldi.

Bu amaçların başında da ejderhalar geliyordu. Aegon yaşlandıkça, daha da fazla Westeros’un Yedi Krallık’ın üzerinde bir ejderha ile uçma hayaline gömülür oldu. Bu amaç uğruna eldeki son ejderha yumurtalarına dualar okuyan rahipler, yumurtaları büyü ile çatlatması için büyücüler ve yumurtaların gizemini çözmesi için üstadlar tuttu. Her ne kadar Aegon’un arkadaşları ve danışmanları onu bu takıntısından vazgeçirmeye çalışsa da, Kral sadece ve sadece ejderhaları olur ise, onların sağlayacakları güç ile aklındaki reformları yapabileceğine, diyardaki gururlu ve inatçı lordları dize getirebileceğine kendini inandırmıştı.

Aegon’un saltanatının son yılı, nasıl ejderha üretilebileceğinin yazılı olduğu antik Valyria yazmaları arayışı ile geçti ve söylenir ki Kral Gölge Diyarı Asshai’a kadar heryere Westeros’ta olmayan gizli bilgileri edinebilmesi umudu ile resmi görevliler yollamıştır.

Bu ejderha sahibi olma rüyası, sevinç ile birlikte büyük bir keder de getirdi. 259 FS yılında kral en yakınlarını, ilk büyük torununun yani Prens Jaehaerys’in çocukları olan Aerys ile Rhaella’nın Rhaegar ismini verdikleri erkek evladın doğumunu kutlama vesilesi ile en sevdiği kale olan Yaz Kalesi’ne çağırdı.
Yaz Kalesi’nde maruz kalınan bu trajediden çok az kişi sağ kurtulmuştur ve kurtulanlar da gördüklerini bir daha ağızlarına almamışlardır. Gyldayn’ın ölmeden önce kaleme aldığı son Tarih yazmasında birçok ipucu olsa da, kaza eseri kitabın sayfalarına dökülmüş olan mürekkep, birçok detayı bizden saklamaktadır.


Yaz Kalesi’nin yok oluşu,

                             --------------------------------------------- 

BAŞ ÜSTAD GYLDAYN’IN TARİH YAZMASINDAN
…ejder kanı biraraya getirildi…
…her ne kadar Kral’ın kendi rahibi uyarmış olsa da Yediler’i onurlandırmak amacı ile yedi ejderha yumurtası…
…alev üstadları…
…çılgınateş…
…alevler kontrolden çıktı… çok şiddetli… o kadar sıcaktı ki…
… yandı, ancak Lord Kumandan’ın cesare…


#118

…ejder kanı biraraya getirildi… burda nasıl ejder kanı biraya getirilmiş yani kimlerin


#119

dostum resimler kırık tekrar yükleyebilirsen seviniriz.


#120

resimleri yükledim