A REBEL OF STORMS (Hikaye yazılan kitaptan sonrasında geçmektedir.)

WESTEROSUN YENİ HİKAYESİ

Kitap 1: A REBEL OF STORMS (FIRTINALARIN İSYANI)

Prologue

Hava bulutluydu. Güneşin varolmayışı her zaman içinde karanlık bir duygu yaratmıştı . Bir yok oluşa doğru ilerliyormuş gibi hissetti okulun kapısından içeri girerken. Okulun girişindeki kabartmalar,heykeller, tablolar ihtişamı sergiliyor ve bir maziyi hatırlatıyor Üstat Helman’a. Tabloda Jon Targaryen’in 2.Şafak Savaşı sırasında Öteki Kral’ ı Işık Getiren’le parçaladığı an resmedilmişti. Merdivenlere yönelirken ayağındaki ağrının acı verdiğini hissetti, mırıldandı:

-İlaçlarımı aksatmamam gerekirdi. En azından kulaklarım rahat.

İlaç yan etki olarak Helman’ın güçlü kulaklarında duyma kaybı yaratıyordu. Merdivenleri çıkmayı bitirdikten sonra Gareth’in odasına gidip “Westerostaki İsyanların Genel İncelemesi” adlı kitabı almaya karar verdi. Yine mırıldanarak:

  • Eskiden olsa Gareth’in bir isyan çıkaracağı bile düşünülebilirdi. Yükselten Ned sağolsundu.

Mırıldana mırıldana merdivenleri çıkmayı bitirip odaya doğru yönelirken güçlü kulakları sesler duymaya başladı. Odaya yaklaştıkça sesler artıyor. Duydukları karşısında şaşkın bir ifade alıyordu, yüzü.

  • Beş senedir burdayız, beş senedir arkadaşız hedefimiz tek bu yolda ölüme var mısınız?

Bu ses çok tanıdık gelmişti, Helman’a içerdekiler topluca varız,dediler ki. Biri,yine tanıdık bir ses :

  • Harold’ı Baratheonların başına getirebilirsek işler doğru yolunca ilerler ama bu iş olmazsa en az bir on sene yeni birfırsat beklememiz gerekebilir.

Başka bir ses:

  • O kadar beklemeyeceğiz bu iş kesinlikle olacak, yemin ediyorum size bana güvenin.

Başka bir ses daha:

  • O zamanda planladığımız gibi elimizde çok güçlü yeni bir iddaa olacak ve bir bir amaçlarımıza ulaşacağız. Neyse hadi çıkalım son iki gün okulda diplomalarımızı alıp mezun olmamıza sadece iki gün kaldı.

Helman’ın ayakları titriyordu. Bu da neydi yerinden kıpırdayamıyordu. Kapı gıcırtılı bir sesle açılmaya başladığında sanki bir ömür geçmişti. Sanki binlerce okçu yaylarındaki oku serbest bırakıp Helman’ın üzerine fırlatmıştı.

Kapı açıldığında, Gareth şaşkınlıkla:

  • Helman, diyebildi.

Helman, büyük bir telaşla:

-Lordlarım.

Aralarından biri sert bir hareketle Helman’ı içeriye sokup kapıyı kapatıp:

  • Helman neler duydun?

Helman :

-Hiçbir şey Lordum, hiçbir şey

Gareth :

  • Ne yapmalıyız?

Arkadan biri öne çıkıp hançerini çıkardı ve :

  • Yapılacak şey belli, dedi.

Helman :

  • Size öğrettiğim onca şeyden sonra Lord William bana bunu mu layık gördünüz?

Biri :

  • Helman haklı William

Helman :

  • Teşekkür ederim Lord Ronald.

Ronald:

  • Onu böylece öldürürsek suçlular araştırılır. İntihar süsü vermekte fayda var. Gareth şu dolabındaki Sonsuz Uyku ilacını getirebilir misin ?

güzel hikaye :smiley:

hikaye güzele benziyo ama anlatırken biraz daha derinlere inebilirsin mesela betimleme yapmamışsın pek .olay anlatarak bı yerde tıkanırsın araya betımlemeleri serpiştir tadından yenmez

Güzel olmuş :slight_smile:

Yorumlarınız için sağolun arkadaşlar :slight_smile: Size şeyi sormak istiyorum bazı olaylar var ki arada geçen bunları bildireyim mi? Yoksa hikaye ilerdikçe mi öğrenilse daha iyi olur?

aralara kondur birer birer bence böylece hem çok açıklamışta olmazsın.kilit noktayı finalde anlattınmıydıda tamamdır

Sağol Rickard Hikayenin 1.BÖLÜMÜ birazdan geliyorrrr!!!

Bölüm 1: Tyrion Lannister (Casterly Kayası Lordu – Batının Muhafızı)

Tyrion; penceresinden dışarıya bakakaldı. Bulutlar batan güneşin önüne set çekiyorlardı. Batan güneş Tyrion’a kendini anımsattı. Bulutlar; güneşin önünde sanki ona veda edermişçesine hüzün hüzünlü duruyorlardı. Tyrion’un gözünden bir damla yaş aktı o an mazinin verdikleriyle.

Lannisterların başında sözde Tyrion bulunsa da artık birçok meseleyi Henry kendi başına hallediyordu. Böyle bir veliahdı olduğu için Tanrılara şükretmeliydi Tyrion ama onlarla arası pekiyi değildi. Uzun süredir yanı başında nöbet tutan karısı Sansa ’ya bir şey söyleyecek oldu. Ama gözlerindeki acıyı görünce bir an konuşmaktan vazgeçti. Ama devam etti, zorlukla:

  • Sansa artık dinlemelisin, diyebildi.

Sansa; hüzünlü gözlerini Tyrion’un gözlerine iyice diktikten sonra:

  • Sen böyle durumdayken dinlenmek olmaz, dedi.

Tyrion :

  • Hadi ama sen dinlemeye çekilirken bana Henry’i çağır da onunla şöyle konuşalım biraz.

Bu Sansa içinde iyi bir fikirdi. Gözleriyle Tyrion’u onaylayıp bir kedinin masumluğuyla odadan çıktı.
Ona da yılların acı dolu yükü ağır gelmeye başlamıştı.
Birazdan içeriye Henry girdi. Bu sefer içinden ister istemez Tanrılara şükretti. Harika bir oğuldu o. Fiziki olarak dedesi Tywin Lannister’ı anımsatan bu uzun boylu, sarışın, yeşil gözlü genç Lannister harikasını zirvelerin ötesine çıkarabilecek her türlü özelliğe sahipti. Birçoklarına göre kılıçta ve mızrakta Jaime dayısından yaşına göre çok iyiydi. Savaşçılıkla kalmamış siyaset ve ekonomide okudukları ve tecrübeleriyle de kendini geliştirmiş bu delikanlı ayrıca babasının tüm siyasi dehasına sahipti. Annesinden yani Stark atalarından tarafından kendine miras kalan tek özelliğiyse (Tyrion ve Sansa bu konuda hemfikirdi.) onurlu biri oluşuydu.
Odaya girer girmez babasını alnından öptü. Babası son 1 yıldır kendini bu odaya kapamış, son 1 aydır da hasta yatağında yatıyordu. Üstatlar temiz hava eksikliği demişlerdi ancak temiz havada Tyrion’a iyi gelmemişti. Kısaca baabsına halini hatırını sordu. Babasını tanıyordu. Bir şeyler söyleyeceği kesindi. Kendi de merakından susuverdi. Tyrion :

  • Ben konuşurken sözümü kesme Henry anlaştık mı?

Henry gözleriyle babasını onayladıktan sonra Tyrion devam etti:

  • Ben bu dünyada çok şeyler yaşadım, Henry. Sende artık büyüdün ve gerçek bir lider oldun birçok konuda benden iyisin bu son anlarımda sana ancak biraz daha tecrübelerimden edindiğim bilgilerle sana yardımcı olmayı başarabilirim. Bu gördüğün gözler kendi babasını öldürdüğünü gördü, bu gözler iki oğlunun birbirini katledişini gördü.

Tyrion’un vicdan azabından olsa gerek gözleri kızarmış, acısı artmıştı. Henry teskin etmek için lafa
girecek oldu. Tyrion durdurup sözüne devam etti:

  • Aynı zamanda verdiğim kararların acılarından bazılarını şimdi hissetmeye başladım. Krala Edmure Tully’i Kral eli yapmasını söylediğimde çok farklı şeyler düşünüyordum ama hata yapmışım. Bir insan bu kadar yeteneksiz nasıl olur anlamıyorum. Adama haftalar önce hasta yatağımdan Edmure’a kuzgunlarımı yolladım. Bu Baratheon Kardeşlerin arasındaki meseleye el atması için beni dinlemediği belli oluyor ki işler çığırından çıkmaya başlamış Harold’ın güçlü bir orduyu oluşturduğunu bununla Gazap Burnu’nda toplandığını haber aldım. 15.000 adamı olduğu söyleniyor. Lord Edric Baratheon ya hasta yatağından bir şey yapamıyor ya da yapmak istemiyorum. O yaşlı çekiççinin küçük oğlunu daha çok sevdiğini her zaman belli etmişti ama bir gelenek var o yıkılmamalı. Harold, Rufus’tan küçük ve böyle bir hakkı yok. Bu geleneğin yıkılması olur Harold yenerse bu tüm Westeros’ta yeni acılar demek. Birçok küçük delikanlı lordluk peşine düşüp maceracılarla Westeros’u yeni acıalrın içine sokabilir. Bu dediğimi unutma ve tüm kararlarını buna göre al, Henry. Hakkı olmamasına rağmen birçok Baratheon sancaktarı Harold’ı destekliyor. Ama haberlere göre sağduyulu Akşamyıldızı Lordu Steven Tarth’ın Rufus’u kendine getirdiği söyleniyor. Tarth’dan gemileriyle yola çıksa 5000 askeriyle Fırtına Burnunda Rufus’un birlikleri ve destekçi sancaktarıyla birleşse 18-20 bin arası asker eder. Henry dediklerimi iyi duydun umarım. Bundan sonra istihbarat bilgilerini Üstat Dermott’tan direk sana yollamasını iste ve şu düşüncelerimle de ilgili olarak Kral Ned Targaryen’e Edmure Tully’i azletmesi gerektiğini yerine seni Kral Eli ilan etmesini isteyen bir mektup yollattım. Sana sözüm bu kadar Henry; diyebildikten sonra Tyrion kalbinde inanılmaz bir acı hissetti. Nefesi tükeniyordu. Ölüme giderken kalbine yine acı düşmüştü. Gözleri kapanırken Eddard ile Jaime’yi gördü. Yine durun diyordu.

iyi gibi devam et hikayene bide tyrion garibanım hasta yataandamı olceedin sen :smiley: