Altın Mürettebat'ın Westeros ve Aegon VI Targaryen'e Çıkaracağı Sorunlar

Merhabalar, bugün önemli olduğunu düşündüğüm ama forumda pek bahsi geçmeyen bir konu ile karşınızdayım. Aegon’un güçlerinin en önemlisi ve en büyük desteğini inceleyerek ileride çıkacağını düşündüğüm bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.

images (22)

Altın Mürettebat’ın on bin askeri az olsa da çoğu sürgün lordlar ve şövalyelerden oluştuğu için az olsa da kaliteli bir ordu. Güç olarak Aegon’a katkıları oldukça fazla. Kazanacakları birkaç küçük zafer ile diğer orduların da kendi saflarına katılmasını sağlayacaklar.

Ama çok büyük bir sorun da var. Onları kaliteli yapan şey aynı zamanda onların en büyük dezavantajı: Sürgün ama bir zamanlar güçlü insanlar olmaları.

Altın Mürettebat özgür birliklerin en iyisiydi. Bir
asır önce, Değersiz Aegon’ın piç oğlu Acıçelik tarafından kurulmuştu. Aegon’ın Muhteşem
Piçleri’nden bir diğeri Demir Taht’ı meşru üvey kardeşinin elinden almaya çalıştığında,
Acıçelik ayaklanmaya katılmıştı. Bununla birlikte, Daemon Karaateş, Kızılçimen Çayırı’nda zail
olmuştu ve isyanı da onunla birlikte ölmüştü. Fakat Kara Ejderha’nın mücadeleden sağ çıkan
takipçileri diz çökmeyi reddetmiş ve Dar Deniz’in karşı tarafına kaçmıştı. Kaçanların arasında
Daemon’ın küçük oğulları, Acıçelik, yüzlerce arazisiz lord ve karınlarını doyurmak için kısa
zaman sonra kılıçlarını satmak zorunda kalan paralı askerler vardı. Bazıları Hırpani Sancak’a,
bazıları ikinci Oğullar’a, bazıları da Bakirenin Adamları’na katılmıştı. Acıçelik, dört bir yana
dağılan Karaateş Hanedanı’nın kuvvetini görmüş ve sürgünleri bir araya toplamak üzere Altın
Mürettebat’ı kurmuştu.
O günden bu güne, Altın Mürettebat’ın adamları Münazaralı Topraklar’da yaşamış ve
ölmüşlerdi. Myr, Lys ya da Tyrosh adına anlamsız küçük savaşlarda dövüşmüş ve babalarının
kaybettiği diyarın hayalini kurmuşlardı.
Onlar sürgündü ve sürgünlerin oğullarıydı, mülksüz bırakılmış ve affedilmemişlerdi… ama hâlâ zorlu dövüşçülerdi.

Yukarıdaki alıntıda gördüğünüz gibi bu adamlar babalarının kaybettiği diyarın hayalleriyle yaşıyorlar. O toprakları da şüphesiz geri isteyeceklerdir. Ki sadece bu da değil.

Ördek’in babası, zamanında Acı Köprü’de bir zırh ustasıydı. Ördek,
kulağında çelik şıngırtısıyla doğmuş ve erken yaşta kılıç oyunu oynamayı öğrenmişti. Lord
Caswell, iri ve parlak bir delikanlı olan Ördek’i gözden kaçırmamış ve ona garnizonunda bir
mevki teklif etmişti ama delikanlı bundan fazlasını istemişti. Caswell’in cılız oğlunun; yaver
çömezi, yaver ve sonunda şövalye oluşunu izlemişti. “O çocuk, basık suratlı sıska bir yılandı
ama yaşlı lordun dört kızı ve tek oğlu vardı. Bu yüzden kimse o çocuğa karşı laf söyleyemezdi.
Diğer yaverler, talim avlusunda ona parmaklarını değdirmeye bile cesaret edemezlerdi.”
“Lâkin sen o kadar korkak değildin.” Tyrion bu hikâyenin nereye gittiğini kolayca
görebiliyordu.
“Babam, on altıncı isim günümde benim için bir uzunkılıç yaptı,” dedi Ördek, “fakat
Lorent kılıcı çok beğendi ve onu kendisi için aldı. Benim kahrolası babam ona hayır demeye
cesaret edemedi. Ben şikâyet ettiğimde, Lorent yüzüme karşı, ellerimin kılıç değil çekiç
tutmak için yaratıldığını söyledi. Ben de gittim, bir çekiç aldım ve Lorenti o çekiçle dövdüm,
iki kolunu ve kaburgalarının yarısını kırdım. Bu olaydan sonra Menzil’i terk etmek zorunda
kaldım
, hızlı bir şekilde. Suyu geçip Altın Mürettebat’a gittim.

Ördek şu anda Altın Mürettebat’ın bir parçası değil ama mürettebatta Ördek’inkine benzer hikayeleri olan insanların olduğunu tahmin etmek zor da değil. Ördek gibi insanların da intikam istediği bazı lordlar var.

“Delikanlı, bu Franklyn Çiçek.”
Prens, kumandanı başıyla selamladı. “Çiçek bir piç ismi. Hudutlar’dan gelmişsiniz.”
“Evet. Annem Şıra Kalesi’nde çamaşırcıydı, lordun oğullarından birinin tecavüzüne
uğrayana kadar.
Bu durum beni bir çeşit kahverengi elmalı Fossoway yapıyor.”

Franklyn’in Fossoway Hanesi için hiç olumlu hisler beslemediğini anlamak zor değil. Üstelik adam sıradan bir asker değil, üst düzey bir komutan. İstekleri değerli olacaktır.

Takdimleri Sör Franklyn yaptı. Paralı askerlerden bazıları, Çiçek gibi piç isimleri
taşıyordu: Nehir, Tepe, Taş. Diğerleri, Yedi Krallık tarihinde büyük yeri olan isimlere sahipti;
Griff; iki Strong, üç Peake, bir Mudd, bir Mandrake, bir Lothson ve bir çift Cole saydı.

Bu soyisimleri gerçekten güçlü avamlar ve haliyle toprakları da güçlü. Bu toprakları isterlerse bu cidden sorun haline gelir.

Hatta bu konuda sadece toprak sahipleri ile değil, kendi içlerinde de çatışabilirler. Örneğin Strong Hanesi de Lothston Hanesi de zamanında diyarın en büyük kalelerinden biri olan Harrenhall’a sahiptir. Bu kale için aralarında çekişme yaşama ihtimalleri de yok değil.

Marq Mandrake altın kafataslarından oluşan bir zincir de takmıştı. Adamın
çiçek bozuğu yanağında, köle dövmesinin yakılarak çıkarıldığı yerde bir delik vardı.

Bu adam da üst rütbede komutanlardan biri ve zamanında köle olacak kadar aşağıya düşmüş ve büyük acılar çekmiş. Bu adamın öfkesinin ne kadar büyük olacağını tahmin edebilir misiniz?

Evsiz Harry savaşçı gibi görünmüyordu. Tıknazdı. Kocaman yuvarlak bir kafası, yumuşak
gri gözleri ve kafasındaki kelliği kapatmak için yana doğru taradığı ince saçları vardı.
Strickland bir kamp sandalyesine oturmuş, ayaklarını bir leğen tuzlu suyun içine sokmuştu.
"Ayağa kalkamadığım için beni bağışlayın,” dedi selamlama olarak. ‘Yürüyüşümüz yorucuydu
ve benim parmaklarım su toplamaya meyilli. Bu bir lanet.”
Bu zayıflığın göstergesi. Yaşlı bir kadın gibi konuşuyorsun.

Bu bildiğimiz bir şey olsa da tekrar hatırlayalım: Harry Strickland zayıf bir adam ve eğer mürettebat üyeleri eski intikamlarını almayı isterlerse bu adam onları durduramaz. Jon Connington da mürettebatın tam anlamıyla başında olmadığı için onun da yönetimi güçsüz kalacaktır.

“Şeytan Yolu’nda ölmektense Batıdiyar’da ölmeyi tercih ederim,” dedi Peake.
Marq Mandrake güldü, “Ben yaşamayı tercih ederim,” diye karşılık verdi. “Araziler ve büyük
bir kale kazanmayı tercih ederim.”
Franklyn Çiçek kılıcının kabzasına vurdu ve “Birkaç
Fossoway öldürebildiğim sürece ben varım.”
dedi.

Marq Mandrake demek istediğim şeyi gayet iyi bir şekilde belirtmiş. Bu adamın istediği arazi ve kalelerin şimdiki sahipleri bu konu hakkında ne düşünecek? Eğer o toprakların sahipleri Aegon’u desteklemezse orayı rahatlıkla Marq’a verebilirler ama ya Aegon’u desteklerlerse? O zaman da toprakları alabilecek mi?

Aynı durum Franklyn için de geçerli. Adam Fossowayleri öldürmek istiyor. Fossowayler Aegon’u desteklerse bu isteğini gerçekleştirmek konusunda sorun yaşayacaktır.

“Ama ejderhalarımız yok,” dedi Jon Connington. “Şu olası müttefikleri kendi tarafımıza çekmek için,
onlara önerecek başka bir şey bulmalıyız.”
“Altın ve araziler, geleneksel teşviklerdir.”
“Keşke altımız ya da arazilerimiz olsaydı. Altın ve arazi vaadi kimileri için yeterli olabilir ama
Strickland ve adamları, en iyi arazileri ve kaleleri, yani sürgüne gönderilen atalarından çalınan
yerleri kendileri için isteyecekler.
Olmaz.”

Bu sorunun Jon Connington’ın da farkında ama şimdilik bunu büyük bir sorun olarak görmüyor. Daha sonradan bu problemi evlilik ile çözmeyi düşünüyorlar ama Aegon sadece bir kişi ile evlenebilir ve Jon da gri hastalığı kaptıktan sonra hiçbir kadını yanına yaklaştırmayacak.

Ve dediğim gibi, sürgünlerin eski topraklarının şu anki sahipleri de destek verirse sorun çıkacak.

Tüm saydıklarımı özetlemek gerekirse sürgünlerin istediği topraklar yüzünden o toprakların şu anki sahipleri eğer sürgünlerden ve isteklerinden haberleri varsa asla Aegon’u desteklemezler ve ona güç kaybettirirler. Daha da kötüsü, eğer haberleri olmaz ve Aegon’u desteklerlerse o zaman Jon Connington ciddi bir ikilemin ortasında kalacak ve ne karar verirse versin bu durum iç karışıklığa neden olacak. Bu iç karışıklığın sonuçlarını tahmin edebilirsiniz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Sürgünlerin istediği topraklar Aegon ve Jon Connington’a ciddi sorunlar çıkaracak mı?

5 Beğeni

Mudd olayı ilginç. Bunlar binlerce yıl önce tükenmişti. Ayrıca tüm Nehir onlarındı galiba. Çok büyük bir sorun çıkarır çıkaracaksa.

Genel olarak yazıya katılıyorum.

1 Beğeni

Güzel bir noktaya parmak basmışsın.

Ama o sürgün lordların istedikleri toprakların şuanki sahipleri, onların mevcut güçleri, hangi tarafta yer almaya meyilli olduklarına göre bu sorunun cevabı çok değişir. Ama şuanda gördüğümüz seride ağırlığı olan ciddi ailelerle bu tarz temel husumetlerin yaşanmıyor olması. Gerek Dorne gerek Hightowerlar, Tyrell ailesi falan böyle çakışan çıkar tarzı bir şey ortada yok.

Ama ben öyle ya da böyle Aegon’un demir tahtı alacağını düşünüyorum. Martin ikinci ejderha dansından bahsetmişti ve demir taht Sörsiinin elinde dururken Targaryenlerin kim kral olacak diye dövüşmeleri saçma olur biraz. Bu yüzden taraflardan birisi demir tahtı alır. Şuanda tahta en yakın aday da Aegon. Hem dans için mis gibi de bahane. Düşünsene senin ejderlerin var, haneim tek varisiyim diye takılıyorsın ama sen gelene kadar Yiğenin tahtı almış, sana da Dragonstone da senin olsun halacum ahahahaaj diyor. Kan çıkar valla. Son savaş da muhtemelen Kuzeydeli Jon’un iki tarafım arasını bulmaya çalışöası üzerinden şekillenir.

Bu arada biraz konu dışı yaptık ama mahzuru olmaz herhalde söslle

1 Beğeni

Gerçekten Mudd olup olmadığını bilemiyoruz, tıpkı diğerlerini bilemediğimiz gibi. Ama bu soyadı seçmesi o toprakları istediği anlamına gelir. İşin kötü yanı, nehir Beş Kral’ın Savaşı’nda çok yıprandı ve karşı koymakta zorlanırlar. Yine karışır oralar.

Sorun şu ki bu haneler güçlerini o küçük hanelerden alıyor. Küçük haneler etkilenirse bunu büyük hanelere de sıçratırlar.

Her şeyi geçtim, kara propaganda. “Şu ejder meşru lordların topraklarını sürgünlere veriyor.” söylentisi kaç lordu Aegon’a katılmaktan alıkoyar? Bundan bahsetmeyi düşünmüştüm ama unutmuşum.

Ben de. Ben bu karışıklıkların Aegon tahtı aldıktan sonra çıkacağını düşünüyorum. Sürgünlerin istedikleri toprakların sahipleri Aegon’a destek verir ve Aegon tahta geçerse şeklinde kurguladım kafamda.

Aegon menzili ikiye bölecek deniyor genelde teorilerde, ben de buna katılıyorum. Kazandığı takdirde (ki tahtı kazanacağını düşünüyorum aksi halde boş bir hikaye olur bence) kaybeden hanelere fatura çıkarılabilir.

Fırtına ve taç toprakları lordlarının bir kısmı hala stannis’e bağlı, Belki bunların topraklarını ayarlar sürgün tayfaya. foote hanesi mi tam emin eğilim ama fırtınalı bi hanenin toprakları batılı bir haneye verilmişti karasu savaşı sonrası

Ejderhaların Dansı v2’de Aegon bu sebeple ihanete uğrayabilir.

1 Beğeni

GRRM gibi bir adam iç karışıklık olmadan rahat yazamıyor, yani bahsettiğin sorunların ortaya çıkması çok olası. Zaten bu birliğin geçmişten gelen ciddi bir kini vs. söz konusu; adamlar eve dönüyor ama maraba olmak isteyeceklerini sanmıyorum yoksa zaten çoktan dönerlerdi. Yani söylediğin atalarına ait kale ve araziler; intikam almak istedikleri lordlar ve oğulları gibi nice hesaplaşma söz konusu olacaktır ki “okuyucu” açısından da olması gerekir ve Aegon’un kitap sonunda muvaffak olamayacağından emin olduğumuz için de onun düşüşünde pay sahibi olacak bir şeyler, birileri olması gerekir aksi halde tahta sonunda sahip olması gereken kişi Aegon olur.

Gerçi Dany gelene kadar tahta geçer, Dany bundan hoşlanmaz savaş çıkar diye düşünüyorsunuz çoğunluğunuz, gayet mümkün elbet. Yine de çok emin değilim, aslında Aegon meselesini fazla kurcalamadığımı az önce idrak ettim. :smiley: Lakin bunun yeri burası değil sanırım?

Şimdilik şunu diyebilirim özetle; Aegon’un düşüşünde Altınlar pay sahibi olacaktır ama Dany, tahtı alır mı almaz mı orası tartışmalı.

Sürgün tayfa bunu kabul etmek istemeyebilir. Onlar atalarının topraklarını isterler, hakkı olarak gördükleri toprakları. Muhtemelen Jon Connington da senin düşündüğün gibi düşünüyor ama dediğim gibi, pratikte yürümez.

Varmak istediğim noktalardan biri de burası. Ejderhalar ve yanma korkusu da yeterli bir motivasyon elbette ama bunun da etkileri olacaktır.

Bu Altın Mürettebat konusu böyle düşünmemizin sebeplerinden bir tanesi. Yukarıda da belirttiğim gibi arazileri sürgünlere vermek için ayırdılar, yani araziler vermek müttefik çekmek için seçenek değil. O sebeple evlilik ve unvan verme yöntemine başvurmaları gerekiyor. Unvan verme Tarly gibi avam lordları motive edebilir ama azam lordları ancak evlilik ile motive edebilirler. Yani Aegon Dany geldiğinde evli olacak, evli olmazsa Daenerys gelmeden önce zaten ölecek.

Altın mürettabatın yanı sıra Yüce rahibin de aegon u destekleyeceğini düşünüyorum

1 Beğeni