Arya Stark ve Siyah Kuğu

asoiaf
arya-stark
black-swan

#1

Herkese selamlar, bir ara gözüme ilişen ama çok da üzerinde durmadığım bir yazı görmüştüm yabancı forumlarda; sakura da geçen bana onları yeniden hatırlattı ve bu sefer üzerinde durmaya karar verdim. Burada sizinle bu meseleyi tartışmak istiyorum.

Aslında sizin de bildiğiniz gibi GRRM’İN BÜYÜK BEŞLİSİ’nden biri olarak anılan Arya’nın gelecek olaylardaki “kilit” rolü tam bir “gizem” barındırıyor. Jon, Dany, Bran hatta Tyrion’u ön görmek çok kolay ama Arya bu olayın neresinde? Çünkü bu beşlinin hikaye ve Diyar’ın gidişatında önemli etkileri ve rolleri olacağı yazar tarafından ifade edildiği için KİLİT BEŞLİ olarak da anılıyor. Ben aylardır Arya’nın rolünü ön görmek için incelemelere bakıyorum, düşünüyorum; bazı okuyucular birer noktasından tutup benzer şeyi yapmaya çalışmış ki aslında bir nevi yapbozun parçalarını bulup, bir araya getirme işine benziyor bu.

Bu yapbozun parçalarını okumak isterseniz; Arya Stark ve Yüzsüz Adamlar 'The Valkyrie' , Arya Stark ve Braavos 'Ay' ve 'Su' , Yüzsüz Adamlar ve Ötekiler ve Ay "Buz ve Ölüm" (Sanırım gözden kaçırdığım bir başlık yok. Devam.)

Genel olarak buz tarafı kötü; ateş tarafı iyi; o zaman bu beşlinin hepsi ateş tarafında, buzun karşısında olacak şeklinde bir düşünceye de sahibiz. Bunun böyle olmadığı görüşündeyim ama şimdilik çok bu kısma girmek istemiyorum.

Öncelikle size bizim evrenimizde olan bir kuramdan bahsedeceğim. Buna Siyah Kuğu Kuramı deniyor. Nedir bu? Açıklayalım. Aslında Black swan theory - Wikipedia bu kısımdan da okuyabilirsiniz ama ben ilk paragrafı Türkçe’ye çevirmeye çalışayım(doğrusu hiç uğraşmayıp işi google çeviriciye emanet ediyorum :stuck_out_tongue: ).

Siyah kuğu teorisi veya siyah kuğu olaylarının teorisi, sürpriz olarak ortaya çıkan, büyük bir etkiye sahip olan bir olayı tanımlayan ve çoğu zaman uygun olmayan bir şekilde rasyonelleştirilmiş olan bir metafordur. Terim, kara kuğuların olmadığı varsayılmış eski bir deyişe dayanıyor - kara kuğular vahşi doğada keşfedildikten sonra farklı bir ders öğretmek için yeniden yorumlanmış bir deyişe dayanıyor.

Teori Nassim Nicholas Taleb tarafından açıklanmıştır:

Tarih, bilim, finans ve teknolojideki normal beklentilerin ötesinde, yüksek profilli, tahmin edilmesi zor ve nadir olayların orantısız rolü.

Sonuçta ortaya çıkan ender olayların olasılığının bilimsel yöntemlerle hesaplanamaması (küçük olasılıkların niteliği nedeniyle).

İnsanları hem bireysel hem de toplu olarak belirsizliğe ve nadir görülen bir olayın tarihi meselelerdeki büyük rolüne bağlayan psikolojik önyargılar.
Felsefedeki daha önceki ve daha geniş “kara kuğu problemi” nden (yani indüksiyon probleminden) farklı olarak, Taleb’in "kara kuğu teorisi" yalnızca büyük büyüklük ve sonuç beklenmedik olaylarına ve tarihte baskın rolüne işaret eder. Aşırı aykırı olarak kabul edilen bu tür olaylar, toplu olarak normal olaylardan çok daha büyük roller oynarlar.

Özetle Siyah Kuğu= Beklenmedik büyük bir olay, etki, olayını ifade etmek için kullanılan bir terim.

Bu kısmı da açıkladığımıza göre geçelim Arya ile olan bağına.

Arya Stark’ın “Kuğu” ile bir bağlantısı olduğunu düşünülmekte. Bu hem yukarıda bahsettiğim “kuram” meselesinde hem de bir nevi “güzel bir kuğuya dönüşen çirkin ördek yavrusu” hikayesinde.

SİYAH KUĞU

Kralların Çarpışması’nda Yoren ve kafile ile yolda iken tırmandığı bir ağaçta Yüzler Adası olduğunu düşündüğümüz bölgeye bakarken kuğular görüyor ama bilhassa “siyah kuğular” görüyor.

Gökyüzü kuşlarla doluydu, daha çok kargalarla. Bu kadar uzaktan, sazlık çatılara konmuş karasinekler gibi görünüyorlardı. Doğuda, dünyanın yarısını kaplıyormuş gibi görünen Tanrı Gözü güneşte dövülmüş masmavi bir kalkan gibi parıldıyordu. Bazı günler, çamurlu kıyılar boyunca ağır ağır yol alırlarken (Gendry insanlarla karşılaşabilecekleri yollardan geçmek istemiyordu ve Al Turta’yla Lommy bile bunun ne kadar mantıklı olduğunu kavrayabilmişlerdi) gölün kendisini çağırdığını hissediyordu Arya
Ağacın tepesinden, kuzeydoğuda ağaçlarla kaplı bir ada olduğunu görüyordu. Kıyıdan yirmi beş metre kadar açıkta üç siyah kuğu yüzüyordu. Nasıl da huzurluydular… kimse savaştan bahsetmemişti onlara. Yakılan kasabalar, katledilen insanlar umurlarında değildi. Kıskanan gözlerle kuğuları izledi Arya. Bir yanı kuğu olmak istiyordu, diğer yanı kuğu yemek.

Bu alıntıda önemli olan asıl şey yukarıda bahsettiğim gibi “3 SİYAH KUĞU” görüyor olması. Aslında siyah kuğuyu, Avrupalılar 1697’li yıllara kadar bilmiyorlarmış, zaten bir nevi ilk bahsettiğim kuramın çıkış temeli de biraz da burası sanırım. Yani özünde bu hayvanlar oldukça ender bir tür… Haliyle Orta Çağ döneminde geçen bir fantastik evrende de “ender tür” olduğunu çıkarmak güç olmayacaktır, evrenin de bir nevi Avrupa’nın farklı bir versiyonu olduğunu düşünürsek. Yani yazarın, sık görülen beyaz kuğu yerine “siyah kuğu” eklemesi, öylesine olmasa gerek diye düşündürüyor.

Daha sonraki kitapta (3. kitap) Arya, Sancaksız Kardeşlerden bazıları ile Lady Ravella Smallwood ile tanışır. Kendisi Arya’ya iyi davranır, yıkar ve kıyafetler giydirir.

Bu sefer, ilk seferden de kötüydü; Leydi Smallwood, Arya’nın tekrar banyo yapması için ısrar etti, bunun yanı sıra saçlarını kesip taradı. Bu seferki elbise bir çeşit lila rengiydi ve küçük bebek incilerle süslenmişti, elbisenin tek iyi tarafı; o kadar inceydi ki, kimse Arya’dan bu kıyafetle at sürmesini bekleyemezdi. Ertesi sabah kahvaltı ederlerken Leydi Smallwood, Arya’ya bir pantolon, kemer, tunik ve maral derisinden yapılmış demir çivili bir yelek verdi. “Oğlumun kıyafetleriydi,” dedi. “Yedi yaşındayken öldü.”

“Çok üzüldüm leydim.” Arya birdenbire kadın için üzülmüş ve utanmıştı. “Palamutlu elbiseyi yırttığım için de üzgünüm. Güzeldi.”

“Evet çocuğum. Sen de öylesin. Cesur ol.”

Peki bu ablamız kimdir? Aslında önemli olan onun doğduğu hanesi. Kendisi Swan Hanesinde doğmuştur. Hanenin arması da bir o kadar ilginçtir.

image

Mücadele eden siyah ve beyaz iki kuğu. :slight_smile:

Yani Arya 2. kitapta 3 siyah kuğu görüp onlardan biri olmayı dilerken 3. kitapta; arması mücadele eden siyah-beyaz iki kuğu olan Swan hanesinden bir kadınla tanışıyor.

Bizim için dikkat çekici diğer nokta; Arya’nın gittiği Braavos’taki Yüzsüzlerin tapınağının ismi de Siyahın ve Beyazın Evi’dir; giydikleri kıyafetler de aynı şekilde siyah ve beyazdır. Arya burada her ay karardığında gizli kimliğinden çıkıp yeniden doğarak buraya geri döner.

Siyah-Beyaz genelde karanlık ve aydınlık mücadelesi olarak lanse edildi seride; bu yüzden, kuğular meselesini de belki Arya’nın içindeki karanlık-aydınlık kısımların mücadele etmesi şeklinde yorumlayabiliriz yahut ileride karşısında olacak bir "düşman"ı ifade eden bir çeşit foreshadowing de olabilir. Bir başka yorum olarak da 3 siyah kuğu; hikayeye etki edebileceği 3 ön görülemez, büyük etkiyi de ifade ediyor olabilir.

Kendisinin geldiği ve geleceği son nokta “ruhsal” olarak gayet net bence. (Burada kasıt “kötülük” ve “kötü karakter” değildir. Bu karanlık = kötülük denklemini asoiaf evreninde iken kapı dışında bırakmanız gerekir.)

Yine Arya’nın Ned’in çocukları arasında görüntü ve karakter olarak farklı olan olduğu da aşikar.

SU DANSI

Su Dansı, Braavos’ta kullanılan özel bir kılıç dövüşü tekniğidir ki Syrio Forel tarafından Arya’ya öğretilmiştir. Arya’nın bir balerin gibi tek ayak/parmak üzerinde durmayı öğrenme çabaları yahut bir balerin gibi sessiz, süzülürcesine; yürümeyi öğrenmesi gibi şeyler bir nevi SU gibi olmayı öğrenmesidir de aslında. Yani bir “kuğu” olarak "su"da yüzmeyi bilmesi gerekir.

Odasına geri dönerken El Kulesi’nin sarmal merdivenlerinde kızı Arya’yla karşılaştı. Kollarını açmış tek ayağı üstünde dengede durmaya çalışıyordu. Sert ve pürüzlü taşlar çıplak ayağını sıyırıyordu. “Arya, ne yapıyorsun?”

“Syrio bir su dansçısının tek ayak üstünde ve sadece parmaklarıyla yere basarak saatlerce durabileceğini söylüyor.” Dengede kalabilmek için kollarını çırpıyordu.

Ned gülümsedi. “Hangi parmakla?” diye dalga geçerek sordu.

“Herhangi bir parmakla,” diyerek yanıtladı Arya. Bir ayağından diğerine geçmek için zıpladı ve tam düşecekken dengesini yeniden sağladı.

Daha sonraki kitaplarda da su dansçılığına vurgu yapan başka bir alıntı.

Bacakları sıskaydı ama güçlü ve esnekti, her geçen gün biraz daha uzuyordu. Kız buna memnundu. Bir su dansçının uzun bacakları olmalıydı. Kör Beth su dansçısı değildi ama sonsuza dek Beth olarak kalmayacaktı.

Sonunda, dizlerine kadar gelen, leş gibi kokan bir suyun içinde buldu kendini. Keşke Syrio’nun söylediği gibi su üstünde dans edebilseydi. Bir daha ışık göremeyeceğini düşünmeye başlamıştı. Yüzünde rüzgârı hissettiğinde hava tamamen kararmıştı.

ÇİRKİN ÖRDEK - GÜZEL KUĞU

Hepiniz çirkin ördek yavrusunun hikayesini bilirsiniz. Hayata çirkin bir ördek olarak başlayan kuğu, herkesçe “çirkin” olarak kabul edilir ve dışlanır. Lakin bir gün öyle bir şey olur ki çirkin ördek büyüdüğü zaman çok güzel bir kuğuya dönüşür ve herkesi kendine hayran bırakır.

“Kuğu” motifinin bir de bu yönü olduğu düşünülüyor ki aslında seriyi dikkatli okuyan herkesin bunu fark ettiğinden eminim.

Arya en başından beri kendisini “çirkin” kabul ediyordu ve Sansa ve Jeyne onun uzun yüzü ile dalga geçip “At Suratlı” hakaretlerine maruz bırakıyordu. Hatta yanından geçerken kişneme sesleri de yapılıyordu. Arya’nın deyişine göre annesi de Sansa gibi güzel elbiseler giyip, saçlarını tarar ise ablası kadar güzel olabilirdi. Çünkü bildiğiniz gibi bizim Arya, erkek gibi giyinen, üstü başı hem kir çamur olan; yara kabukları ve kuş yuvarı gibi saçları ile gezen bir kız ki gören de onu hep erkek sanıyordu.

Lakin Jon ve Ned her daim onun güzel olduğunu söylemiş; babası kız kardeşi Lyanna’ya benzediğini ifade etmişti ki onun da çok güzel bir kız olduğu söylenir. Diğer yandan macerası boyunca büyürken(Leydi Smallwood gibi) bazı kişiler de onun “güzel” olduğuna vurgu yapmaya başlamıştır. Misal en son Nazik Adam’dan yüzünün güzelliğine vurgu görmüştük.

Kuğu ve güzellikle ilgili bir referans bağlantısı da var aslında seride.

Arianne, Ser Balon’un pelerin iğnesine dokundu; kavga eden iki kuğu arması. "Her zaman kuğulara düşkün olmuşumdur, başka hiçbir kuş onların yarısı kadar güzel değil.

“Sizin tavuskuşlarınızı buna itiraz edebilir.” dedi, Ser Balon.

“Olabilir.” dedi. " Fakat tavuskuşları kibirli ve gururlu kuşlardır, tüm o şahane renkleriyle… Bana beyaz kuğunun huzurunu, siyah kuğunun güzelliğini ver."(6. Kitap)

Bonus olarak Kuğu Şarkısı

Eski Yunanistan’da kuğuların genelde hayatları boyunca sessiz kalıp, ölüm anında çok güzel şarkı söylediği inancından gelen bir mecaz/deyim haline gelmiş ve “ölüm” ile bağdaştırılmıştır.

Ayrıca Swan kelimesi “şarkı söyleyen kuş” ve “melodi, şarkı” gibi manalara da geliyormuş ki Arya ismi hem “soyu bayan” hem de bildiğimiz operadaki arya manasına da geliyor. Yani isimlerin manaları da bağlantılı görülüyor.

Stark çocuklarının kuşlarla etkileşimi/referansına dikkat çekilmiş: Jon “karga”, Arya “kuğu”, Bran “kuzgun” ve Sansa “küçük kafes/evcil kuş” (Evet, Robb ve Rickon hariç, ailenin hakiki piçi bu ikisi galiba. :stuck_out_tongue: )

Kuğu, karga ve kuzgun kuşları hem beyaz hem siyah renklerde (yahut beyaz olmasa bile siyah dışındaki renklerde) nadiren de bulunabilmektedir. Bazı okuyucular Arya’nın gördüğü 3 siyah kuğu/kuşun Jon, Arya ve Bran da olabileceğini düşünüyor.

Yazı birden fazla başlıktan yararlanılarak hazırlandı: Arya "the singing bird" Stark - General (ASoIaF) - A Forum of Ice and Fire - A Song of Ice and Fire & Game of Thrones ve (SPOILERS EXTENDED) Black Swans and Arya Stark - an interesting passage : asoiaf


#2

Eine sağlık abla. Dikkat çekici bir konu olmuş. Arada gerçekten de bağlantılar varmış gibi duruyor ama belli belirsiz. Mesela Arya’nın tanıştığı şu leydinin hanesi aşırı detay ve küçük bir bağlantı ve özellikle aranmazsa dikkat çekmeyecek bir nokta. Ama dediğim gibi bir şeyler var gibi duruyor. Ve bu arada evet ailenin asıl piçleri Robb ve Rickon. Alacağın olsun GRRM.


#3

Ya ben böyle teorilerde olayın varmak istediği yeri anlamıyorum :pensive:


#4

Biliyorsunuz ki seride çok gizemli noktalar hatta karakterler var. Okurken biliyorsunuz ki bu kişi/lerin yahut bahsi geçen örgütler olsun, olaylar vs. olsun; ileride bir şeyde ciddi bir rol oynayacak, etki sahibi olacak, bir şey var yani, sezinliyorsunuz… Lakin GRRM işte öyle bir şeyler yapıyor ki sen onu bir türlü ön göremiyor yahut azıcık ucundan yakalamak dışında bir şey yapamıyorsun.

Yabancı forumlarda okuduğum doğru aktarılmış ise GRRM’in bazı şeylere erken forshadowing yapmasından dolayı pişmanlığı olduğu söylenmekte. Haliyle bazı konularda daha dikkatli olmaya başladığını düşünüyorum.

(Bazı okuyucuların seride olacakları doğru tahmin edebildiğini ve bu yüzden artık kuramları okumadığını-çünkü etkilenmek istemiyor; işaretleri koyduğu için değiştirmeyi de doğru bulmuyor zira tatmin edici olmaz, insanları kandırmak da olur bu demişti- GRRM’in ağzından duyduğumuz için, “pişmanlık” hissi doğru olsa gerek. Çünkü “gizem” bir kitabın olmazsa olmazıdır, kolay tahmin edilebilirliği istemeyiz.)

Arya meselesi de bunlardan biri bence ama bu, işaret olmadığını göstermiyor. Kilit 5’linin hem kendilerini hem Diyar’ı değiştirecekleri yazar tarafından söylendi. Lakin gel gör ki yakaladığımız işaretler resmi tamamen de göstermiyor, sürekli olarak portrenin sağı solu, yani daha çok çevre manzarasını ortaya iyi kötü çıkartıyor ama resmin ortası; asıl olayı gösteren bir şey daha tam olarak ortaya çıkmadı.

Bu yüzden Arya meselesi ile ilgili açtığım başlıklara dikkat eder iseniz (Valkyrie, Siyah Kuğu, Braavos ve Su gibi) net bir olaya bağlanmak yerine, yukarıda bahsettiğim “manzara” resmini ortaya koyan, yani atmosferi-havayı ortaya çıkartan şeyler.

Bu atmosfer-havadan kendimin ne çıkardığına, yani nasıl bir “olay” olabileceğine dair bir fikrim var, doğru yahut yanlış, GRRM kitaplarını yazıp yayımlayana kadar bilemeyeceğiz elbette ama tartışmaya değer, aklıma gelen tek şey oldu. Sizler de vakti gelince fikirlerinizi ifade edersiniz, belki fikir çarpışmasından yeni bir fikir doğar. :slight_smile:

Bu başlığın ifade etmek istediği şey ise genel olarak Arya’nın “büyük etkisi olacak” şeyler yapacağına dair Siyah Kuğu motifiyle GRRM’in işaret vermiş olması.

Nitekim kendisinin Arya hakkındaki geçmiş açıklamaları ve kilit beşli konusundaki sözleri göz önüne alınırsa, beklendik bir olay; bu da seride, yazarın sözlerini doğrulayan kanıt görevi görüyor.