Arya'nın Yüzsüz Adamlar'a Giden Yolu


#1

Merhaba arkadaşlar bir süre önce açtığım bir başlıkta yakın zamanda Yüzsüz Adamlar Tarikatı üzerine bir inceleme de bulunacağım sözünü vermiştim. Biraz geç oldu ama yine de sözümde durayım. Aslında bu tarikat hakkında fikirlerim oldukça karışık olduğundan dolayı konu da karışabilir. Bu başlıkta öncelikle Arya’nın bu örgüte nasıl katıldığını ve Braavos’a olan yolculuğunu inceleyeceğim. Devam yazılarında ise daha derinlere ineceğim. Konu bir analiz konusu olacağı için şimdilik teorilere pek girmemeyi düşünüyorum. Aslında yakın zamanda seriyi tekrardan okumaya başlamıştım bu tür analizleri olabildiğince doğru yapabilmek için ama fazla dikkatli okuyunca çok yavaş ilerlendiği için analiz işini sonraya bırakmaktan vazgeçtim. Belki kitapları tekrardan bitirdikten ve düşüncelerimi toparladıktan sonra yeni bir analiz yaparım ama buna daha çok zaman var. Merak edenler için bir önceki başlığım:

Ayrıca Yüzsüz Adamlar’ın Arya ile aralarındaki ilişkinin bir başka incelemesi için @YeniAy_Ottoman ın şu konusunu da okumanızı öneririm. Bence oldukça ilginç noktalara değinilmiş.

Oldukça uzun bir yazı olacağı için konuyu EN AZINDAN iki parçaya ayıracağım. Söylenecek başka bir şey kalmadığına göre başlayalım.

Her şeye en başından başlayalım. Yüzsüz Adamlar’dan ilk olarak Robert’ın konseyinde bahsedildiğini görüyoruz.

"Braavos’ta Yüzsüz Adamlar denen bir topluluk var," dedi Üstat Pycelle.
“Onların ne kadar pahalı olduğuyla ilgili bir fikriniz var mı?” diye şikâyet etti Serçeparmak. "Onlara ödeyeceğimizin yarısıyla paralı askerlerden kurulu küçük bir ordu alınır. Üstelik sıradan bir tüccar için geçerli bu. Bir prenses için kim bilir ne kadar isterler."

1- Örgüt oldukça pahalıya çalışıyor.
2- Örgüt hedefin kim olduğuna bağlı olarak fiyatta değişiklikler yapıyor.

"Siz ayrıldıktan sonra onları Yüzsüz Adamlar’ı tutmamaları için ikna etmek bana düştü. Bunun yerine Varys, prensesin işini halledenin lord ilan edileceği haberini her yere yayacak."
Ned tiksintiyle dolmuştu. “Yani kiralık katillere unvan veriyoruz artık.”
Serçeparmak omuz silkti. "Unvanlar ucuz. Yüzsüz Adamlar çok pahalı. Doğrusunu isterseniz, Targaryen kızına, sizin o şerefle ilgili sözlerinizden daha çok yardım ettim. Bırakın lordluk hayaliyle sarhoş olan birkaç paralı asker onu öldürmeyi denesin. Büyük ihtimalle yüzlerine gözlerine bulaştıracaklar ve Dothraklar’ın gözü her zamankinden daha fazla kızın üzerinde olacak. Yüzsüz Adamlar’dan biri gitseydi, kız şu an gömülüyor olurdu."

3-Örgüt işini oldukça iyi ve temiz bir şekilde yapıyor.

Ve biliyoruz ki örgüt işini yaparken sadece hedefi öldürüyor ve bunu bir kaza gibi gösteriyor.
Peki bu örgüt için Arya’yı bu kadar önemli yapan nedir? Üst üste travmalar yaşamış ve son zamanlarda zihinsel olarak pek sağlıklı diyemeyeceğimiz Arya nasıl oldu da kesinlik ve temizliğin bu kadar önemli olduğu bu tarikata katılabildi? Jaqen neden Arya’nın Yüzsüz adamlar için önemli olduğunu düşündü? Hadi bunu anlamaya çalışalım.

images%20(22)

Jaqen’ı ilk olarak Kralların Çarpışması’nda Sur’a giden kafilede görüyoruz. Kendisi kara hücrelerde tutuluyor ve yanında Rorge ve Isırık denen iki kişi daha var.

Yoren, Arya’yı çocuğun üstünden aldı. Pantolonu ıslanmış olan Turta leş gibi kokuyordu. Arya üst üste darbeler indirirken çığlıklar atıyordu. Arya’nın elinden kılıcı kapıp, “Yeter,” diye kükredi kara kardeş. “Bu aptalı öldürmek mi istiyorsun?” Lommy ve diğerleri bağırmaya başladı. Yoren onlara döndü. “Çenenizi kapatın yoksa ben kapatırım. Sizi arabaların arkasına bağlarım ve Sur’a kadar sürüklerim.” Tükürdü. “Seni daha da beter ederim Arry. Benimle geleceksin, hadi.”
Herkes Arya’ya bakıyordu. Arabanın arkasına zincirlenmiş üç adam bile. Şişman olan sivri dişlerini birbirine vurup tısladı ama Arya onu görmezden geldi.

Burada onları Arya’yı gözlerken görebiliyoruz. Arya burada Al Turta ile dövüşüyor ve Syrio Forel’den öğrendiği su dansçısı tekniklerini kullanıyor. Bu belki Jaqen’ın dikkatini çekmiş olabilir ama üçlünün Arya’yı bunlardan daha önce de gözlediğini söyleyebilirim. Bu kavganın gerçekleşmesinden önce Al Turta ve Lommy Arya’ya Yumurtasurat ve Yumurtakafa diyorlar ve bu lakapları daha sonra Rorge Arya için kullanıyor. Yani en azından Rorge Arya’yı daha önceden gözlemliyor. İlerlemeye devam edelim. Kafile daha sonra bir handa dinlenmek ve banyo yapmak için duruyor ancak Arya kimliğini belli etmemek için banyo yapmıyor.

Delikanlı,” diye seslendi biri. Arkadaşça bir sesti. “Güzel delikanlı.”
Zincirlenmiş adamlardan biri konuşuyordu. Arya elini İğne’nin kabzasına götürerek temkinli adımlarla arabaya yaklaştı.
Adam elindeki boş bira maşrapasını havaya kaldırdı. “Bu adama biraz daha bira iyi gelecek. Bu kadar ağır zincirler insanı susatıyor.” Zincire vurulmuş üç adamdan en genç olanıydı. Güçlü ve yakışıklı görünüyordu. Her zaman gülümsüyordu. Yolculuk sırasında iyice kirlenip matlaşmış saçlarının yarısı kırmızı, yarısı beyazdı. “Bu adamın banyo yapmaya da ihtiyacı var,” diye ekledi Arya’nın ona baktığını görünce. “Senin gibi bir delikanlının da arkadaşa ihtiyacı var.”
“Benim arkadaşlarım var,” dedi Arya.
“Ben göremiyorum,” dedi burnu olmayan diğer esir. İri ve kısa bir adamdı, kocaman elleri vardı. Başı, kolları, göğsü ve hatta sırtı kapkara kıllarla kaplıydı. Adam, Yaz Adaları’ndan gelen bir kitapta gördüğü maymun resmini hatırlatıyordu Arya’ya. Yüzünün ortasındaki delik adama uzun süre bakmayı güçleştiriyordu.
Kel kafalı esir ağzını açıp devasa beyaz bir kertenkele gibi tısladı. Arya irkilerek geri çekilince adam ağzını iyice açtı, bir ağaç köküne benzeyen dilini dışarı çıkarıp sallamaya başladı. “Kes şunu,” diye bağırdı Arya.
“Hücre arkadaşlarını seçme özgürlüğün olmuyor,” dedi yakışıklı olan. Konuşma tarzındaki bir şeyler Syrio’yu hatırlatıyordu. “Bu iki beyefendi nezaket nedir bilmiyor. Bu adam onlar adına özür diliyor. Sana Arry diyorlar, öyle değil mi?”
“Yumurtakafa diyorlar,” diye karşılık verdi burunsuz esir. “Yumurtakafa Yumurtasurat Sopalıoğlan. Dikkatli ol Lorathlı. Sana kılıcıyla saldırabilir.”
“Bu adam yol arkadaşlarından utanıyor Arry,” dedi yakışıklı esir. “Bu adam, Özgür Şehir Lorath’tan gelen Jaqen H’ghar. Bu adamın kötü huylu yol arkadaşlarının adı Rorge –maşrapasını burunsuz adama doğru kaldırdı– ve Isırgan.” Isırgan iğne gibi sarı dişlerini göstererek tekrar tısladı. “Bir adamın adı olmalı, öyle değil mi? Isırgan konuşamıyor, yazamıyor ama dişleri çok keskin. Bu yüzden herkes ona Isırgan diyor ve o da gülümsüyor. Seni korkuttu mu?”
Arya arabadan uzaklaştı. “Hayır.” Bana zarar veremezler, dedi kendine. Zincirlerle bağlılar.
Yakışıklı adam maşrapasının içini gösterdi. “Bu adamın ıslanmaya ihtiyacı var.”
Burunsuz Rorge küfrederek boş bira maşrapasını Arya’ya fırlattı. Ellerine takılı demir halkalar yüzünden sakarca hareket ediyordu. Buna rağmen Arya kenara çekilmeseydi maşrapa tam kafasına isabet edecekti. “Bize bira getir sivilceli. Hemen!”
“Kes sesini!” Böyle bir durumda Syrio’nun ne yapacağını düşündü Arya. Tahta talim kılıcını çekti.
“Yakına gel,” dedi Rorge. “Gel de o kılıcı kıç deliğine sokup seni kanlı kanlı becereyim.”
Korku kılıçtan derin keser. Arya cesaretini toplayıp arabaya yaklaştı. Her adım bir öncekinden zordu. Dişi kurt kadar gözü kara, durgun su kadar sakin. Syrio’nun sözleri kafasında çınlıyordu, o asla korkmazdı. Arabanın tekerleğine dokunacak kadar yaklaşmıştı ki Isırgan zincirlerini şıngırdatarak ayağa kalktı ve Arya’ya doğru atıldı. Zincirler adamın ellerini Arya’nın suratından on santim geride durdurdu. Isırgan tısladı.
Arya adama vurdu. Küçük gözlerinin tam ortasına sert bir darbe.
Isırgan çığlık atarak geriledi. Kendini toparlayınca bütün gücünü zincirlere yükleyerek tekrar öne atıldı. Arabanın zeminine sabitlenen demir halkalara geçirilmiş zincirler iyice gerildi. Arya kuru ahşaptan çıkan çatırdama sesini duyabiliyordu. Isırgan’ın kollarındaki damarlar iyice kabarmıştı, kocaman elleri Arya’yı yakalamak için uzanıyordu. Zincirler bir kez daha engel oldu ve adam sonunda sırtüstü yere devrildi. Yanaklarındaki akıntılı yaralardan kan süzülüyordu.
“Bu delikanlıda akıldan çok cesaret var,” dedi Jaqen H’ghar.

Burada Jaqen Arya’nın cesaretini görüyor. Ayrıca güzel delikanlı (lovely boy) lafı Arya’nın bir kız olduğunu bildiğine işaret ediyor olabilir. Buradan sonra Altın Pelerinli’ler geliyor ve Arya onların kendisinin peşinde olduğunu sanarak hemen saklanıyor. Bu eylemi ile kendisinin önemli birisi olduğunu açıkça belli ediyor ve bunun Jaqen’ın gözünden kaçtığını sanmıyorum. Yolculuğunun devamını özetleyecek olursak Arya bir tavşan yakalayarak avcılıkta yetenekli olduğunu gösteriyor ve Amory Lorch’un adamları ile savaşırken Kışyarı diyerek kimliğini daha da belli ediyor.

Toparlayacak olursak Arya’nın şimdiye kadar yaptıklarından Jaqen onun Kışyarı’ndan, dövüşte ve avcılıkta iyi, cesur bir kız olduğunu ve Lannister’lardan kaçtığı çıkarımını yapmış olabilir. Amory Lorch ile olan çatışmadan sonra Arya Jaqen’ı bir daha görmüyor ta ki Jaqen, Rorge ve Isırgan Harrenhal’a gelene (Arya’yı bulmak için gelmiş olabilirler) kadar.

Güçlü ve kararlı bir el, pürüzsüz ve ılık bir taş gibi ağzının üstüne kapandığında, Arya rüyasında ormanda çılgınca koşan kurtları görüyordu. Kıvranıp debelenerek uyandı. “Bu kız hiçbir şey söylemeyecek,” diye fısıldadı kulağının dibindeki ses. “Bu kız dudaklarını kapalı tutacak. Kimse duymayacak ve dostlar gizlice konuşacak. Tamam mı?”
Arya deli gibi çarpan kalbinden fırsat bulup başıyla onaylamayı başardı.
Jaqen H’ghar elini çekti. Mahzen zifiri karanlıktı. Adamın yüzü sadece birkaç santim uzakta olmasına rağmen görünmüyordu. Ama Arya adamın kokusunu alabiliyordu; teni sabun kokuyordu ve saçlarına parfüm sürmüştü. “Oğlan kıza dönüşmüş,” diye mırıldandı Jaqen.
“Ben her zaman kızdım. Beni görmediğini sanmıştım.”
“Bu adam görür. Bu adam bilir.”
Jaqen’den nefret ettiğini hatırladı Arya. “Beni korkuttun. Sen artık onlardan birisin. Yanmana izin vermeliydim. Burada ne işin var? Git, yoksa Weese’i çağırırım.”
“Bu adam borcunu öder. Bu adamın üç borcu var.”
“Üç?”
“Kırmızı Tanrı’ya borçlusun tatlı kız ve hayatın bedelini sadece ölüm ödeyebilir. Bu kız ona ait üç can aldı, karşılığında üç can vermeli. İsimleri söyle, gerisini bu adam halledecek.”
Bana yardım etmek istiyor, dedi Arya içinden, aniden beliren umut başını döndürmüştü. “Beni Nehirova’ya götür. Çok uzakta değil, eğer iki at çalabilirsek…”
Jaqen parmağını Arya’nın dudaklarına götürdü. “Benden üç can isteyebilirsin. Ne daha çok, ne daha az. Üç ve işimiz biter. Yani bu kız iyi düşünmeli.” Yumuşakça Arya’nın saçlarını öptü. “Ve fazla zaman harcamamalı.”

Jaqen Arya’yı uyandırdığı sırada Arya bir kurt rüyasının ortasında. Eğer Arya uyurken bir kurt rüyası gördüğünü belli eden herhangi bir şey yaptıysa(Pek sanmıyorum ama bazıları uluma benzeri bir ses çıkarmış olabileceğini öne sürüyor.) bu Jaqen’ın dikkatini çekmiş olabilir. Daha önce Bran kendi povunda uykusunda uluduğunu söylemişti ancak cümleden kurt olarak mı yoksa insan olarak mı uluduğunu çıkartmak zor.

Yet he’d howled with them in the night and tasted blood in his wolf dreams.

He kelimesi insan olarak uluduğu izlenimini veriyor ancak yine de emin değilim. Bu konu üstünde durmamın nedeni Jaqen’ın Arya’nın bir warg olduğunu anlamış olma olasılığı. Zaten daha sonra Arya’yı bir büvet ağacı ile konuşurken görmesi (eğer böyle bir şüpheye sahipse) şüphesini güçlendirmiş olabilir.

Bu kadar yeterli miydi? Belki de eski tanrıların duyması için yüksek sesle dua etmesi gerekirdi. Belki daha uzun dua etmeliydi. Babası çok uzun süre dua ederdi bazen, hatırlıyordu. Ama eski tanrılar babasına yardım etmemişti. Bunu hatırlamak Arya’yı öfkelendirdi. “Onu kurtarman gerekiyordu,” diye azarladı ağacı. “Sana sürekli dua ederdi. Bana yardım edip etmemen umrumda değil. Bence istesen bile yapamazdın.”
“Tanrılarla alay edilmez kızım.”
Ses, Arya’yı irkiltmişti. Ayağa fırlayıp ahşap kılıcını çekti. Jaqen H’ghar karanlıkta öyle kıpırtısız duruyordu ki ağaçlardan biri gibi görünüyordu. “Bu adam bir isim duymaya geldi. Bir, iki ve sonra üç gelir.”
Arya kılıcının dikenli ucunu yere indirdi. “Burada olduğumu nasıl bildin?”
“Bu adam görür. Bu adam duyar. Bu adam bilir.”

Hatırlayacak olursak Arya’nın kör eğitimden geçmesini sağlayan da bu warglık yeteneği idi. Acaba Nazik Adam Arya’nın bir warg olduğunun zaten farkında mıydı hatta daha da ötesi bu körlük meselesi Arya’nın bu yeteneğini ortaya çıkartmak ve kullanmasını sağlamak için miydi gibi soruları akla getiriyor bu durum.

images%20(47)

Devam edecek olursak Jaqen Harrenhal’a geldiğinden beri Arya’nın hareketlerinden haberdar görünüyor. En azından artık Gelincik diye anıldığını ve nerede uyuduğunu bilecek kadar haberdar. Bir süre sonra Jaqen Arya’nın ismini bildiğini de belli ediyor.

“Bu adam görür. Bu adam duyar. Bu adam bilir.”
Şüpheli gözlerle Jaqen’e baktı. Onu tanrılar mı yollamıştı? “Köpek Weese’i nasıl öldürdü? Isırgan ve Rorge’u cehennemden mi getirdin? Jaqen H’ghar senin gerçek adın mı?”
“Bazı adamların birden fazla adı olur. Gelincik, Arry, Arya.”
Sırtı yürek ağacının gövdesine yapışana kadar geriledi. “Gendry mi söyledi?”
“Bu adam bilir,” dedi tekrar. “Stark leydim.”

İşin ilginç yanı Arya tüm kitap boyunca ismini sadece bir kere söylüyor ve onda da Gendry’ye, etraflarında kimse yokken. Yani eğer Gendry ismini ağzından kaçırmadıysa Jaqen Westeros’taki siyasi ortamı iyi biliyor. Büyük siyasi önemi olan Arya isimli bir Stark kızının kayıp olduğunu biliyor(Unutmayalım ki bu çok kişinin bildiği bir bilgi değil ve Lannister’lar bunu saklamak için ellerinden geleni yapıyor.). Daha önceki çıkarımlarından Arry’nin aslında Arya Stark olduğu çıkarımını yapmış olabilir.

Özetleyecek olursak Jaqen Arya’nın iyi bir dövüşçü, kimlik değiştirmede yetenekli, zeki ve cesur birisi olduğunu biliyor. Ama Jaqen’ın Arya’nın sırf bu özelliklerinden dolayı Yüzsüz Adamlar için uygun olduğunu düşündüğünü sanmıyorum ne de olsa bunlar dünyada gayet yaygın özellikler. Arya’nın yaygın olmayan özellikleri ise siyasi önemi ve bir Warg oluşu. Jaqen’ın Arya’ya referans parasını vermesinin nedeni bu özellikler gibi duruyor.

Biraz da Jaqen’ın bu referans parasını vermesi olayını inceleyelim. Jaqen Arya’dan kendisi ile birlikte Braavos’a gelmesini istiyor.

Arya’nın ağzı açıktı. “Sen kimsin?” diye fısıldadı, korkamayacak kadar şaşkındı. Bunu nasıl yaptın? Zor muydu?”
Adam sırıttı, parlak altın dişleri göründü. “Yeni bir isim almaktan zor değil, nasıl yapıldığını biliyorsan elbette.”
“Bana da öğret,” dedi heyecanla. “Ben de yapmak istiyorum.”
“Öğrenirsen benimle gelmek zorunda kalırsın.”
Arya tereddüt etti. “Nereye?”
“Çok uzağa. Dar Deniz’in karşısına.”
“Gelemem. Eve gitmek zorundayım. Kışyarı’na.”
“O halde ayrılmalıyız,” dedi adam, “çünkü benim de görevlerim var.” Arya’nın elini tutup avcuna bir sikke bıraktı. “Al.”
“Bu ne?”
“Çok kıymetli bir sikke.”
Arya sikkeyi ısırdı. Çok sertti, demir olmalıydı. “Bir at satın alacak kadar kıymeti var mı?”
“At satın almaya yaramaz.”
“O zaman ne anlamı var?”
“Hayatın ne anlamı olduğunu da sor, ölümün ne anlamı olduğunu. Bir gün olur da beni yine bulmak istersen bu sikkeyi Braavoslu herhangi birine ver ve ona şu kelimeleri söyle: Valar morghulis.”

Gördüğünüz gibi Arya reddediyor ve Kışyarı’na gitmesi gerektiğini söylüyor. Jaqen ona parayı veriyor ve eğer Braavos’a gitmek istersen bu parayı herhangi bir Braavos’luya ver diyor. Şimdi bu herhangi bir Braavos’lu meselesinin kesinlikle bir yalan olduğunu söylemek lazım. Braavos oldukça büyük bir ticaret şehri. Her kesimden ve her inanıştan insan var bu şehirde ve içlerinden bir kısmı kesinlikle yüzsüz adamları sevmiyordur ( Rhllor dininin takipçileri gibi). Doğrusu Jaqen’ın Arya’yı kandırdığı yolculuk sırasında belli oluyor zaten. Gemi mürettebatının bir kısmı Arya’dan özellikle uzak durmaya çalışıyor. Peki o zaman Jaqen Arya’ya neden parayı herhangi bir Braavos’luya vermesinin yeterli olacağını söylüyor. Çünkü eğer Arya buna inanırsa parayı gördüğü ilk Braavos’luya parayı verecektir diye tahmin ediyorum. Arya Kışyarı’na gitmesi gerektiğini söylüyor yani bir gemiye binmek zorunda çünkü yol boyunca her yere yayılmış bir savaş var ve kuzeyin tek girişi olan Moat Cailin de tam bu sıralarda demiradamlar tarafından ele geçirilmiş durumda. Tam olarak ne zaman ele geçirildiğini bilmiyorum ama yaklaşık zamanlar. Harrenhal’a en yakın liman ise Tuz Çukuru ve şansa bakın ki tam Arya Tuz Çukuru’na vardığı vakit orada bir Braavos gemisi var.

Adam, Arya’ya bezgin bir gülümseme verecek kadar durdu. “Bu kadırganın adı Titan’ın Kızı, Özgür Şehir Braavos’tan.”

Şimdi ama Arya Tuz Çukuru’na varmadan önce çok dolandı diyor olabilirsiniz ama Arya’nın Jaqen’a söylediklerinden dolayı Jaqen Arya’nın Tuz Çukuru’nda olmasını bekleyecektir. Ve Tuz Çukuru’nda bir Braavos gemisi olmasıysa başlı başına şüphe uyandırıcı. Öncelikle Tuz Çukuru büyük bir liman değil. Westeros gemileri bile oraya pek fazla uğramıyor. Bir Braavos gemisinin uğramasıysa sürekli gerçekleşen bir olay değil. Bir de Tuz Çukuru zaten yağmalandı, bir ticaret gemisi burada ne iş yapmayı umabilir ki? Devam edersek geminin rotası ise ayrı bir hikaye. Kaptanın söylediğine göre gemi Tuz Çukuru’na şuradan geliyor:

Ve Tuz Çukuru’nun yeri ise şurası:

Ve Tuz Çukuru’ndan direkt olarak Braavos’a döneceğini söylüyor. Peki neden en azından biraz ticaret için hemen yolunun üstündeki Tuz Çukuru’ndan çok daha büyük bir liman olan Martı Kasabası’nda durmuyorsun ki?

Yani neden bir ticaret gemisi küçük bir liman için yolunu uzatırken hemen yolunun üstündeki büyük bir limanı es geçiyor ki? Bu oldukça mantıksız görünüyor tabii eğer Titan’ın Kızı Tuz Çukuru’na ticaret yapmaya gelmediyse durum ayrı. Hayır gemi oraya Arya’yı bulmaya gelmişti.

Arya gemide başka kimse kendisi ile konuşmadığı için vaktinin çoğunu kaptanın oğlu Denyo ile birlikte geçiriyor. Denyo’nun tek yaptığı ise durmadan Braavos’u övmek ve Braavos’un harikalarından bahsetmek. Unutmamak lazım ki bu noktada Arya hala Braavos’a gitmek istemiyor. Deniz yoluyla Doğugözcüsü’ne gitmek istiyor. Gemide kalmayı istiyor. Sanki Denyo Arya’nın bu fikrini değiştirmeye çalışıyor gibi duruyor. İlginç olan bir diğer nokta ise Braavos’a vardıkları zaman kaptan birden daha endişeli görünmeye başlıyor. Arya bunu kaptanın kendisinden kurtulmak istediğine yoruyor. Gümrük memurlarının gemiyi kontrolünden önce suya bir tekne indirtip Arya’yı o tekne ile gönderiyor.

Arya yolculuk boyunca, kaptanın sık sık mürettebatıyla şakalaştığını görmüştü ama kaptan kaşlarını çattığında, adamlar ondan bir fırtınadan kaçarmışçasına uzaklaşıyordu. Kaptan şimdi de kaşlarını çatıyordu. “Yolculuğumuz sona erdi,” dedi Arya’ya. “Biz Chequy Limanına gideceğiz; Deniz Lordlarının gümrük memurları ambarlarımızı incelemek için gemiye çıkacak. En az yarım gün bu işle uğraşırlar, hep böyle yaparlar, fakat sen onların keyfini beklemek zorunda değilsin. Eşyalarını topla. Suya bir tekne indireceğim ve Yorko seni karaya çıkaracak.”

Gördüğünüz üzere kaptan Arya’yı Braavos’a kaçak olarak soktu. Ama hani Arya’nın Braavos gidebilmesi için sikkeyi herhangi bir Braavos’luya göstermesi yeterliydi. Deniz lordunun gümrük memurlarının Yüzsüz Adamlar’a iyi gözle bakmadığı belli. Braavos Jaqen’ın iddia ettiği gibi birleşik bir şehir değil aksine bir çok farklı grup var. Çok Yüzlü Tanrı inancı o kadar yaygın bir inanç bile değil. Siyah ve Beyaz’ın Evi sadece iki rahibe sahip. Arya zaten bize tapınağın hiçbir zaman dolu olmadığını söylüyor. Peki eğer Çok Yüzlü Tanrı inancı bu kadar küçük bir inanç ise rastgele bir gemi kaptanının bu inanışta olma olasılığı nedir? Özetleyecek olursak Arya Tuz Çukuru’na gittiği zaman normalde pek fazla geminin olmadığı bu limanda bir gemi vardı. Ve dünyadaki o kadar şehir arasından bu gemi bir Braavos gemisi çıktı. Ve geminin kaptanı Braavos’taki o kadar inanç arasından Çok Yüzlü Tanrı takipçisi çıktı. Bunun şans olması imkansız.

images%20(19)

Hayır, sanki bütün bunlar Jaqen tarafından ayarlanmış gibi görünüyor. Peki bütün bunlarda Rorge ve Isırgan’ın bir rolü var mı? Syrio bu işe karışmış olabilir mi? Bunları da bir sonraki yazıda inceleyeceğiz diyelim.

Yazıyı şimdilik burada bitirmeye karar verdim. Yazının tam ortasında iki videoluk bir seri çevirmeye söz verince geciktirmek istemedim :D. Bu yazıda daha önce videolarını çevirdiğim YouTube’dan Preston Jacobs kanalından, redditten ve Westeros.org sitesinden faydalandım. Hatta neredeyse tamamen Preston’ın videolarından diyebilirim ancak katılmadığım fikirlerini eledim ve bu yazı biraz daha özet gibi oldu. Bu yazıda genel olarak çıkarımlarda bulunduk ve işin teori kısmına pek girmedik. Her neyse umarım okurken keyif almışsınızdır. Yazı hakkındaki fikir ve eleştirilerinizi yorumlar kısmında görmek isterim.


#2

Burada bence emin oldu. şüphelendiği yer Arya’nın Kuzeye yolculukları sırasında Lannnister saldırısı olacağını önceden görüp milleti uyardığı bölüm olduğunu düşünüyorum.

Arya da Bran gibi rüyasında garip sesler çıkarıyor. Braavosta balıkçının kızları ona uykusunda hırladığını söylemişlerdi.

Yüzsüz adamların Braavos demir bankası ile bağlantılı olduğu ve Arya ile yakından ilgilenmelerinin nedenlerinden birininde bankanın Arya ile ilgili bir planı olabileceğine dair bir teori okumuştum.


#3

Bak bu noktaları atlamışım iyi hatırlattın. Bunlar da oldukça önemli noktalar bence. Demir Banka ile bağlantılı olduklarına dair teoriler var ama emin değilim. FM konusu oldukça karmaşık bir konu ve sanırsam hakkında en çok fikir değiştiğim konu olabilir.


#4

Benim için gene de bir ihtimal Arya’yı bir B planı olarak cepte tutmak isteyebilirler. Demir bank borçlarını öyle ya da böyle tahsil etmesiyle meşhur korkunç bir banka. Kış rüzgarlarında çok yüksek bir ihtimale Sarya’ya da sahip olacaklar.Neler yapacaklarını kestirmek kolay değil ama bir kaç noktada fikir edinmeme yardım ediyor açıkçası. Yani Arya Ned Stark’ın kızı annesi bir Tully onlar için desteklenecek ve tamamen onların kontrolünde bir prenses çok işlerine yarar.
Tabii FM ile bağlantıları hiç olmaya da bilir.


#5

Sanmıyorum, farkında değillerdir bence ama Valyrie meselesinde haklıysam ve bu kızın peşine en başında hususi düştüler ise o zaman bir ihtimal bekliyor olabilirler. Nazik Adam “bunu nasıl bildin?” sorusunu sormuştu, ihtimal kafasına not etmiş ve gözlemlemeye devam etmiş olabilir. Uykusunda garip sesler ve hareketler yaptığını söyleyenler vardı.

Üstte de söylediğim gibi, bu adam bu kızın peşine hususi düştü diye düşünüyorum. Syrio falan meselesine kadar gider bu iş. İkisinin aynı kişi olduğuna ikna oldum neredeyse… O hantal ve beceriksiz kral muhafızın onu öldürecek kadar becerikli olmadığını sonralardan öğreniyoruz çünkü, nasıl? Marg. meselesinde…

Öyle demiyor aslında, BENİ BULMAK istersen diyor ama aslında onu verdiğinde adamların Arya’yı Braavos’a götüreceğini biliyor, yani kızı resmen bile isteyen oraya gönderiyor, kendisini bulmaya değil.

Hmm aslında ilginç bir nokta. Elbette bir ticaret gemisinin sattığı ve satın aldığı ürünlere göre uğrayacağı yerler vardır, diye tahmin ediyorum ama bir vadi’de de illa ki sattığı ürünü alacak adamlar vardır.

Bu konuda pek emin değilim, aksine FM’ler de aynı Braavos halkı gibi Valyria’dan kaçan kölelerden oluşuyor ve şehrin kuruluşu ile aynı tarih/süreye sahip. Yani onlarla beraberdi. Kaçak olarak soktuğunu sanmam, o zamanlar bizdeki gibi değil ki pasaport kontrolü yapacak değiller. İsteyen gelir, gider.

Tapınağın az kişi barındırması, müritlerinin azlığından vs. değil… Onların sürekli dışarılarda iş peşinde koşmasından kaynaklı. Hele ki ejderha doğumu sonrası… Bu adamlar cidden Büyük Öteki için çalışıyor ise baya meşgul olmaları gerek, her ay ay karardığında toplanıyorlar ve toplantı yapıyorlar, ne konuşuyorsunuz ki? Şunu öldürdük bunu öldürdük mü? Hayır.

Kaptan fm takipçisi miydi? Hatırlayamadım.


#6

En azından bu konuda şüpheleri olduğunu düşünüyorum. Şüphelenmelerine yetecek kadar ipucu var ne de olsa ellerinde.

İkisinin aynı kişi olmasında ziyade bağlantıda olabileceklerini düşünüyorum ben.

Doğru ama sanki kaptan onu özellikle memurlar gelmeden gönderiyor gibi. En azından ben okurken öyle bir izlenim edinmiştim diyeyim. Bildiğim kadarıyla zaten bir çok kişi FM’nin Braavos yönetimi ile arasının iyi olmadığını düşünüyor ki seride de bu yönde noktalar var diye hatırlıyorum hepsi aklıma gelmese de.

Öyleydi diye biliyorum yani en azından sempatizandır. Zaten başka türlü neden Arya’yı götürsün ki? Bir de valar morghulis yaygın bir deyiş olsa da valar doaheris lafı Many Faced God takipçilerinin sözü.


#7

Evet, şüphe için yeterince kanıt var; gözlem yetenekleri üst seviyede olduğundan ve sanmam ki warg nedir, hiç duymamış olsunlar, soru işareti olmuştur.

Deniz Lordu’nun sağ kolunun bir FM ile iş tutup, ta Westeros’a gelmesine aklım yatmaz. Ayrıca bu adam ne oldu da artık sağ kol değil? Öldürülmüş olmasın? Misal bir FM tarafından ve şimdiki adam yerini almış? Nitekim bunun için adam öldürülür.

Syrio’nun dövüşünü tekrar okursan adam harika bir dövüşçü, tahta kılıçla tüm askerleri hakladı. Geriye Kral Muhafızı kaldı ama bizimki onu yenemez miydi? Çok mu iyi bir dövüşçü? Syrio, ona “bir şövalye için çok ağırsın.” diyordu, kendisi ise çok ama çok hızlıydı.

Margaery hemen anladı. “Dövüşle yargılama? Loras yaralı, olmasaydı beni…”

“Loras’ın altı erkek kardeşi var.”

Margaery, Cersei’ye baktı, sonra elini çekti. “Bu bir şaka mı? Boros bir korkak, Meryn yaşlı ve hantal, sizin kardeşiniz sakat, diğer iki şövalye Dorne’da ve Osmund bir Karakazan. Loras’ın iki erkek kardeşi var. Dövüşle yargılama olursa, müdafim olarak Garlan’ı istiyorum.”

Ne diyor, Marg? Meryn yaşlı ve hantal… O kız bile bunu görüp bilebiliyorsa… Sence Syrio’yu yenme şansı var mı?

Ben öyle izlenim hiç edinmedim, dediğin şeyi de hiç okumadım. FM köken olarak Braavos ile yaşıt(kurumsallaşma manasında, yoksa kökler daha eskiye gidiyor.). Onlar -bence- bir nevi Braavos’un koruması aynı zamanda, en azından ejderhalara karşı. Bu adamların Valyria kıyameti ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum, Nazik Adam bunu ima eden bir cümle kurmuştu. Fakat şu bir gerçek, FM’den herkes ama herkes korkar. Çünkü ne ve kim olduğunu iyi biliyorlar. O adam, gayet mantıklı bir gerekçe sunuyor; “yarım gün süren bir iş, senin beklemen gerekmez. Gelmen gereken yere geldin, seni oğlum karaya çıkartır.” Ben olsam ben de beklemek istemez, inmek isterim. Ben onun adamı değilim ki işim yok onlarla.

Bu iki söz de sadece FM’ye ait. Dizide önüne gelen kullandı. Braavos’un alayı sempatizan bence. Bu yüzden o demir sikkeyi, ona değil de başka Braavosluya verseydi, o da onu buraya getirirdi. Braavos ve FM’nin biyolojik bir bağı var; korkuyor ve saygı duyuyorlar.