Asoiaf ve Uğultulu Tepeler


#1

Uğultulu tepeler benim her zaman en sevdiğim kitaplardan olmuştur. Geçenlerde tekrar okurken hikayenin Asoiaf’la oldukça benzer noktaları olduğu dikkatimi çekti. Biraz araştırma yaptıktan sonra bu konuda bir kaç teori buldum. Bu konuyu da birazı o teorilerden, birazını da kendi düşüncelerimden yazmaya çalışacağım. Teori linkleri:
https://www.reddit.com/r/asoiaf/comments/1q3jjo/spoilers_all_speculation_the_literary_inspiration/
https://somethinglikecats.tumblr.com/post/148681437006/petyr-baelish-and-wuthering-heights-part-1
https://somethinglikecats.tumblr.com/post/148663679991/petyr-baelish-and-wuthering-heights-part-2

Şimdi konuya şöyle bir giriş yapmak istiyorum. Grrm bir söyleşisinde bir fanla arasında geçen konuşmayı anlatıyor. Fan -bir kadın- seride romantizm olduğu söylendiği için kızıyormuş,çünkü seride mutlu son olmadığı için aldatılmış hissediyormuş. Martin buna karşılık: Romeo ve Julliet,Rüzgar Gibi Geçti ve Uğultulu tepeler kitaplarını öne sürerek,bu kitapların hepsinin romantizm türünde olduğunu söylemiş. Sonra da kendisinin romantizm’i sevdiğini ve serinin de romantizm içerdiğini belirtmiş. Şimdi burada önemli olan Martin’in öne sürdüğü kitaplar. Link:

Konunun bundan sonrası adı geçen kitaplarla ilgili büyük spoiler içerecek.Okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız,devam etmeyin lütfen!!

Hepsi de sonu pek mutlu bitmeyen,aslında Martin’in acı-tatlı final olayına yakın biten kitaplar. Romeo ve Julliet’te ikisi de ölür ama aileler arasındaki kavga biter.
Rüzgar gibi Geçti’de Scarlett’in en yakın arkadaşı ölür,kendisi ve kocası ölen kızlarının yasındadır, Sonra kocası Rhett Butler onu terk eder.Ama Scarlett bu kadar olaydan sonra kocasına olan aşkını nihayet farketmiş ve kocasını eve döndürmek için çabalamaya karar vermiştir.
Uğultulu tepelerde de baş karakterler ölmüş,sonunda iki kuzen birbirleriyle evlenmeye karar vermiş,olayların geçtiği ev terkedilmiş ve daha huzurlu olan diğer eve taşınılmıştır.
Şahsi fikrim bu 3 kitaptaki aşk hikayesi de seride yer alıyor. Romeo ve julliet=Rhaegar ve Lyanna,
Scarlett ve Rhett’ten emin değilim belki de henüz görmediğimiz birileridir. Uğultulu Tepeler’i de bu teori altında açıklayacağım şimdi.
UĞULTULU TEPELER VE ASOİAF
Roman dan biraz bahsetmek gerekirse:

Uğultulu Tepeler adlı bir malikanenin sahibi Bay Earnshaw eve 6 yaşlarında nereden bulduğu belli olmayan çingene bir çocuk getirir ve kendi çocuklarıyla birlikte büyütmek ister. Çocuğun adı bilinmediği için çocuğa Heathcliff diye hitap etmeye başlarlar. Heathcliff evin kızı Catherine’le çok yakındır ancak evin büyük oğlu Hindley’le birbirlerinden nefret ederler. Bunlar biraz büyüdüklerinde evin sahibi ölür ve evin efendisi Hindley olur.Hindley’de Heathcliff’e artık evin hizmetçisi gibi davranmaya başlar,onu döver, hakaret eder. Ama Heatcliff Catherine’e olan aşkından dolayı sesini çıkarmaz. Bu arada biraz uzaktaki evdeki çocuklarla Catherine giderek yakınlaşmaya başlar Hatta çocuklardan erkek olan Edgar Linton kıza kur yapmaya başlar. Bu Catherine’in de hoşuna gidiyordur ve bu biri kız diğeri erkek çocukların yanındayken tamamen farklı biri gibi davranıp Heathcliff’i unutuyordur. Bir gün evin dadısıyla konuşurken Heathcliff’i farketmez ve bir kaç yanlış şey söyler. Heathcliff bunları duyar duymaz evden kaçar ve 3 yıl yok olur. Bu arada Catherine Edgar’la evlenir. Ve Heathcliff 3 yıl sonra çok zengin ve intikam hissi dolu halde geri döner.

Hikaye size bir yerden tanıdık geldi mi? Heathcliff ve Serçeparmağın Hikayesi ne kadar da benziyor değil mi? Ayrıca Catherine-Catelyn ve Edgar-Eddard şeklinde bir paralellikte var. Devam edelim:

Heathcliff’in geri dönmesi Catherine’in aklını karıştırmıştır. Ama mutlu da etmiştir, her ne kadar Heathcliff’e karşı karmaşık hislere sahip olsa da aynı zamanda onun için bir kardeş,eski bir dost gibidir. Heathcliff önce Hindley’i kumarla büyük borca sokarak Uğultulu Tepeler’e Hindley’in yanına yerleşir. Ve intikam planlarına başlar. Edgar’ın kardeşi İsabella’yı, Catherine’in İsabella’ya yaptığı bütün uyarılara rağmen kandırıp,kaçırır ve evlenir. Ama evlendikten sonra kızcağızı sık sık döver. İsabella bir ara artık dayanamaz ve oradan hamileyken başka bir yere kaçar. bu arada Catherine Edgar’dan hamiledir ve doğurmak üzereyken ölür. Aynı adı verdikleri bir kızları olur. Annesiyle karışmasın diye kıza Cathy derler. Catherine’den kısa bir süre sonra abisi Hindley’de ölür ve geriye 5 yaşlarında çok sevimli Hareton adında bir çocuk bırakır. Heathcliff hileyle Uğultulu Tepeler’i ele geçirmiştir ve Hareton’u kendi evinde sığıntı yapmıştır. Hindley’e olan bütün kinini çocuğu kaba saba,okuma yazma bile bilmeyen, cahil biri olması ve bundan gurur duyması için ortaya dökmüştür.Yıllar sonra çocuklar büyür. ve Edgar İsabella ölmek üzere olduğu için yeğenini almaya gider. 13 yaşındaki Cathy merak ettiği için Kayalıkları görmek için evden kaçar ve yolda Hareton’la karşılaşır. Hareton onu bir süre gezdirdikten sonra Uğultulu Tepeler’e götürür. Heathcliff evde yoktur.
Cathy’nin peşinden Dadı Nelly-aynı zamanda başından beri olaylara şahit olan kişidir.- oraya gider ve kızı hemen oradan götürmek ister. Bu arada Hareton’un evin beyinin oğlu olmadığını öğrenen Cathy ona hizmetçi muamelesi yaparak Hareton’u sinirlendirir. Sonra bu çocuğun kendi 1.dereceden kuzeni olduğunu öğrenince bunu kabul etmek istemez ve bu arada babasının ‘gerçek’ kuzenini getirmek için gittiğini söyler. Böylece Heathcliff durumu Hareton’dan öğrenir ve kendi oğlunu almak ister.

Heathcliff ve Baelish hikayeleri kadar karakter olarakta benziyorlar -belki Baelish daha soğukkanlı ve insanlara karşı daha sempatiktir o kadar.- ikisi de para kazanmayı bilen, kurnaz ve ince bir zekaya sahip, entrika ve intikam alma konusunda yükses ihtisas sahibi, olayları planlama-hayata geçirme-ileriyi görme gibi konularda oldukça yetenekli insanlar.
Ayrıca Catherine’in öldükten sonra hayaletini gördüklerini söyleyenler var ki buna bizde hikaye sırasında bir kaç kez ucundan rastlıyoruz. Ben bu hayalet olayının seriye Catelyn’in Leydi Stoneheart olarak katılmasında bir payı var mı, merak ediyorum açıkcası.
Küçük Cathy çok güzel, biraz kibirli, biraz neşeli, aynı Sansa gibi masum hayalleri olan bir kız.Ayrıca aynı Sansa gibi bir karakter gelişimine sahip.
Hareton’da aynı Jon gibi gerçek haklarından mahrum edilmiş ama bundan haberi bile yok, habersizce babasının günahını çekiyor. Ayrıca jon’un piç olmasından kaynaklanan aşağılanması ve ezikliği, Hareton’da cahil olduğu için geçerli. Hikaye de kaba saba biri olmasına rağmen,Heathcliff’in yok edemediği bir karakter güzelliğine, üzerini yabani otların bürüdüğü bir soyluluğa ve zekaya sahip,kıvırcık saçlı,çok yakışıklı bir çocuk.(Kendisi kitapta ki favorimdir :smile:)
Ayrıca Cathy Hareton’u aynı Sansa’nın Jon’a yaptığı gibi dışlayıp, kuzeni olarak kabul etmiyor. Cathy’nin ne kadar sıcakkanlı olduğunu farkederseniz, biraz kibirli olması dışında Hareton’u bu kadar dışlamasına,bu kadar antipati duymasına hiç bir sebep yok. hatta Nelly bu ilk karşılaşmayı şöyle anlatıyor:
Hareton’ın çiftlik yanaşması yerine konmaktan duyduğu öfke geçmiş, kızın üzgün halinin etkisinde kalıp ona acımıştı.(jon gibi merhametli işte :slight_smile:) Atı kapının önüne getirdikten sonra, köpek kulübesinden de paytak bir köpek yavrusu getirip onu kızın eline tutuşturdu, sonra da kötü bir şey amaçlamadığını söyleyerek susmasını rica etti. Cathy yakınmayı bırakıp dehşet, korku içinde Hareton’ı süzdü, sonra tekrar ağlamaya başladı.
Bu zavallı çocuktan hoşlanmayışına gülümsemekten kendimi alamadım. Hareton, güçlü kuvvetli, sağlam bir gençti ama, çiftlikteki günlük işlerine uygun bir şekilde, kırlarda tavşanların, çeşitli av hayvanlarının ardında koşanlardan farksız giyinmişti. Ben yine de onun babasından çok daha yüksek, daha üstün bir insan olduğuna inanmıştım. Güzel şeyler kimi zaman çalılar arasında kaybolur. Bunlar orada uygun koşullar altında iyi ürün verebilecek değerli toprağın bulunduğuna işarettir. Heathcliff ona maddi anlamda eziyet etmiyordu anlaşılan, çünkü oğlan cesur görünüşüyle insanda böyle bir izlenim uyandırmıyordu. Heathcliff’in ölçülerine göre çocuğun bu türden eziyet etme isteğini uyandıracak kadar korkak, ürkek bir hali yoktu. Heathcliff kötülüğünü oğlanı kaba saba bir hayvan gibi yetiştirerek gösteriyor olmalıydı. Ona okuma yazma öğretmemişlerdi. Heathcliff’e zarar vermeyen yolsuzluklarına kimse karşı çıkmamıştı. Doğru yola doğru bir tek adım atması sağlanmamış, fenalıklarının önüne hiçbir yasak konmamıştı.

Hareton aynı Jon gibi çabuk öfkelense de merhametli ve cesur bir çocuk. Neyse devam(son kısım uzun olacak biraz,lütfen sabredin):

İsabella’nın oğlu Linton, hastalıklı zayıf bünyeli bir çocuktur. Cathy’le kaldığı bir günde birbirlerinden çok hoşlansalar da babası onu alınca Uğultulu Tepeler de babasının baskısı altında zorlu bir hayat sürmeye başlar. Edgar kızı Cathy’ye oğlanın nereye gittiğini söylemez. Bir kaç yıl sonra Nelly ve Cathy yürüyüşe çıktıklarında Heathcliff ve Hareton’la karşılaşırlar. Cathy Heathcliff’i hiç tanımadığı için Nelly’nin itirazlarına rağmen Uğultulu Tepeler’e kuzeni Linton’u görmeye gider. Cathy bu arada Hareton’dan hoşlanmamaya devam ediyordur ve Heathcliff’e bu çocuğun gerçekten kuzeni olup olmadığı sorar. Linton hastalıklı bir çocuk olduğu için Cathy’yle etrafı gezmekte gönülsüz olunca Hareton Cathy’ye etrafı gezdirmeye başlar. Bir süre sonra Cathy Hareton’a kapının üzerinde ne yazdığını sorar ve Hareton okuyamadığını söyler. O sırada yanlarına gelen Linton Hareton’la dalga geçer ve Cathy’de güler. Hareton sinirlenip gider. (bu arada kapının üstünde HARETON EARNSHAW yazıyor)
Daha sonra Nelly Cathy’e oraya gitmeyeceğine dair söz verdirtir ama Cathy Nelly hastayken tekrar gider. orada kapıdan girerken Hareton atını durdurup yazıyı artık okuyabildiğini söyler ve heceleyerek okur. Cathy sayıları sorunca Hareton onları öğrenemediğini söyler ve cathy yine dalga geçer ve oraya diğer kuzenini görmeye geldiğini söyler. onlar içerdeyken Hareton gelip Linton’u koltuktan atarak artık orada onun oturacağını söyleyip kovar onları. sonra linton sinir krizi geçirip cathy’yle kavga eder ama sonra barışırlar. bu arada Linton’un ne mal olduğunu farkedemeyen Cathy ona aşık olduğunu zanneder ve gizlice mektuplaşırlar. (tanıdık geldi mi?) nelly mektupları bulup yakar. sonra heathcliff olaya el atıp cathy ve nelly’i tuzağa düşürerek uğultulu tepeler’e hapseder. sonra cathy’yle linton’u zorla evlendirir. bu arada cathy’nin babası da ölür. cathy’nin tüm malları kocasına yani aslında heathcliff’e geçer. heathcliff cathy’e linton ölmek üzereyken ikisini bir odaya kilitleyip bakıcılık yaptırır .bu arada doktor filan çağırmaz hiç,bir süre sonra linton’da ölür. cathy Uğultulu Tepeler de bambaşka bir insan olur. eski neşesi,inancı olmayan tek yapabildiği çaresizlikten hakaret edip,ağlamak olan bu yüzden sürekli dayak yiyen biri olur.bu arada Hareton’a sürekli kızar dalga geçer hatta bir ara Hareton kitaplarını çaldığı için-hareton kızı etkilemek için olabildiğince cahilliğinden kurtulmaya çalışır ama ters teper- okumasıyla dalga geçer ve kızdırır onu. sonra Hareton kitapları yakar ve onunla hiç konuşmaz tekrar. bu arada heathcliff’e bir şeyler oluyordur,dünyayı umursamamaya, sürekli dalıp gitmeye başlar. cathy bir süre sonra Hareton’la sürekli uğraşmaya,onu bir türlü rahat bırakmamaya başlar ama Hareton ara sıra kızmak dışında bir şey yapmaz. Hareton bir ara yaralanıp mutfakta oturmak zorunda kaldığında kız nelly’ye sürekli aşağı inip iş yaptırarak mutfağa inmek için bahane arar. bir süre sonra barışırlar ve birlikte vakit geçirmeye başlarlar. Cathy tüm içtenliğiyle Hareton’a bişeyler öğretir.**heathcliff öldüğünde bütün mirası Hareton ve Cathy’ye kalır.İkisi de tekrar evlerini ele geçirir ve evlenirlar. sonra Uğultulu Tepeler’i kapatıp Edgar’ın evine taşınırlar. **

Heathcliff’in aynı Baelish gibi herşeyin arkasındaki mimar olduğuna dikkat edelim. İnsanları parmaklarında oynatıyor. ayrıca isabella ve oğlu Linton,Lysa ve oğlu Robert olarak seriye yansımışlar. zaten linton bölümlerini bir okusanız bir de açıp alayne povlarında ki küçük robert’i okusanız yaşları dışında aynı karakter sanırsınız. aynı zayıflık,aynı yersiz özgüven. cathy/alayne’e davranışları bile aynı.
bunun dışında cathy’nin Uğultulu Tepeler de yaşadıkları bana biraz da sansa’nın kızıl kale de yaşadıklarını hatırlatıyor. ayrıca Linton’ı hiç tanımadan aşık olduğunu sanması ve gizlice işler çevirmesi ilk kitaptaki sansa’yı çok güzel özetliyor değil mi?
Baelish’in Sansa’yı Vadi’de yarı zorla tuttuğunu ve robert’a bakıcılık yaptırdığını biliyoruz. ayrıca aynı linton’un heatcliff’ten korkması gibi robert’ta ondan korkuyor. aynı Heathcliff’in Linton’a tiksintiyle bakması gibi o da robert’a bazen tiksintiyle bakıyor.
Baelish’in de amacı bir nevi intikam alıp aile evlerini ele geçirmek.Nehirova’yı zaten ele geçirdi şimdi Sansa üzerinden Kışyarı’nı ele geçirmeye çalışıyor. yani aynı Heathcliff gibi önce aşağılandığı yeri ele geçirdi şimdi de Kışyarı’nın,Catelyn’in gelin gittiği yerin peşinde.
iki kitap arasında birebir benzerlik olacak diye bir şey yok ama oldukça göze çarpan paralellikler var. yani baelish’in sansa’ya takıntısı,heathcliff’in Cathy’ye olan tiksintisiyle aynı olacak diye bir şey yok. martin heathcliff’in anne Catherine’e olan takıntısını Sansa’ya da bölüştürmüş. aynı şekilde jon’un illa Baelish’in yanında sığıntı olmasına gerek yok,onun asoiaf’ta kendi hikayesi var. önemli olan dışlanmış ve yalnız olması,bir şekilde farklı olması,hakkının yenmiş olması.
kitabın sonunda cathy en başta hiç hoşlanmadığı kuzeniyle evlenir, ve olayın merkezinde ki evi kapatıp daha sıcak daha aile evi olan eve geçerler. Yani Jon ve Sansa evlenirse kışyarı’nı bırakıp daha sıcak bir yere gidebilirler. muhtemelen krallığın yeni merkezine.
Son olarak Uğultulu tepeler adını rüzgarın orada kayalıkların içinden geçerek uğultuya benzer sesler çıkarmasından alır. Asoiaf’ta bununla ilgili referanslar var:

‘‘Kar’ın üstünde rüzgâr canlı bir yaratık gibiydi. Issız ormanlardaki kurtlar gibi uluyor , sonra onları kandırmak istermişçesine tamamen yok oluyordu.’’(taht oyunları Catelyn povu)

‘‘Zemin buzluydu ve kırık kaya parçaları insanın bileğini burkmak için bekliyordu. Rüzgar vahşice uluyordu. Sesi kurt gibi,diye düşündü Sansa,Hayalet bir kurt,dağlar kadar büyük.’’ (kargaların ziyafeti-Alayne povu)


#2

uğultulu tepeleride listeme almam lazım galiba :smiley:


#3

jane austen kitapları,jane eyre romanı gibi klasikleri seviyorsan bunu da seversin bence :slight_smile: ama bunun biraz daha karanlık bir altyapısı var onlara göre.


#4

aşk ve gurur okudum sadece ve sevmiştim
birazda ben populer kültür kitaplarından değilde ağır doyurucu kitap istiyorum
şuan zaman çarkı okuyorum o bitince diğer okuduğum kitapları kesinlikle beğenmeyeceğim bunun şansı olabilir


#5

oldukça akıcı bir dili var.çoğu klasik gibi insanı sıkmıyor. sürekli bişeyler oluyor. hikaye başladığında son kısım haricinde olayların çoğu olmuş bitmiş biz hikayeyi nelly’nin,edgar’ın evine heathcliff’in kiracısı olarak gelen bey’e anlatmasından öğreniyoruz. bence seversin,şu ana kadar tavsiye ettiklerimden olumsuz yanıt aldığım olmadığı hiç :slight_smile:


#6

inş karamazov kardeşleri bir okuyamadım klasik olarak onda da sürekli hristiyanlığa övgüden sıkıldım
inş aldım listeme teşekkürler <3


#7

Ben yabancı bir yerde bu kitaptan bahsedildiğini ve Jon/Arya benzeşmesi gördüm; merak edip aldım ve okudum. Açıkças genel olarak seri ile hiçbir bağ kuramadım ama kitap güzel, okuyun ama biraz iç karartıcı :grin:


#8

arya’yı nasıl bağdaştırmışlar anlamadım.-link verebilir misin?- cathy aynı sansa gibi çünkü. gerçi arya biraz cathy’nin annesine benziyor. o ele avuca sığmazlık,öfke ve fevrilik konusunda.
bence catelyn/petyr/eddard olayı çok benziyor. cathy karakter olarak sansa,belki biraz daha serti,hareton belki hikaye bakımından pek benzemiyor ama ben biraz kişiliğini biraz da çektiği zorlukları benzetiyorum.


#9

Aylar oldu canım ya, ağırlıkta Jon’a bağlanmıştı aslında ama dedim ya bence genel olarak hiç alakası ilgisi yok ama güzel bir klasik okumuş oldum :slight_smile: