Bakılması gerektiğini düşündüğüm şeyler


#1

Burada yakın zamanda hazmedilmesi gerektiğini düşündüğüm eserler paylaşmayı düşünüyorum. BUnların bir kısmını, Litarature tayfasında bulunan kişilerin tavsiyesi ile okudum, bir kısmını ben kendim keşfettim, bir kısmı ise resemn kucağıma geldi. Burada her düşünce, her fikir, her dönem, her tür ve tema için, o içeriğin gelişimini, ana fikrini, yapısını ve tarihini en güzel şekilde sunan eserleri paylaşmayı düşünüyorum. bunu yapmamın sebebi ise, kendini geliştirmek isteyenin, kendini, aksine açması, dışına dökmesi gerektiğini düşünmemdir.
Akşam güzelce bir liste ile başlayıp genişleteceğim.

İlk olarak tabii ki de kurgulardan başlayacağım.
Anlatacağım türler: Fantastik, Genç fantastik, Gotik korku, 20yy. korku, Modern korku, romantik, Gizem/polisiye, Bilim kurgu olacaktır. Tabii bunların içinde de bazı alt-türler olacağından, bunu dökmesi zor olacaktır.


#3

Şimdi, kurgu eserleri içinde, en güzel işlenebilecek öykülerin fantastik eserler üzerinden işlenebileceğine inanıyorum. Bunun temelinde, bir hikayeyi anlatmak için yaratabileceğimiz en fazla aletin verildiği türler. Gerçekci bir roman yazılmak istendiğinde, elimizdekilerin sayısı çok daha kısıtlı olacaktır. 1062 anadolusunda mecha ve lazerli adamların dolaşması gibi şeyler eklenemeyecek, he kısıtlı malzemelerle güzel şeyler aratmak, nazarımca daha ulu bir iştir, ama bunun konumuzla pek bir ilişkisi yok. Fantastik eserler, üstüne yeni şeyler eklemekle kalmıyor, var olan yapıları da değiştirmemize olanak sağlıyor. Kimse bir fantastik evren içinde bulunan fantastik ögelerin gerçekçiliğini sorgulayarak bir yere gelemez, ama bu ögeleri irdeleyerek çok güzel sonuçlara, teorilere, ilhamlara kaynak oluyor. Bu noktada güzelce değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi insanların bir şeyi kategorikleştirmesini biraz saçma buluyorum. En çok aranan şeklinde kategorikleşmesi, o işin o tema içerisinde rahat bulunabileceği manasına gelmiyor. Veya bir işin kökeninin direkt olarak belirlenebilmesini de ben çok saçma buluyorum. Fantastik Tolkien ile başlamıştır, büsbütün bir yalandır. Modern fantazi Tolkienle başlamıştır da yalandır, bunlar aldatmacadır. Dickensın kitapları da fantastiktir bir noktada, ama modern fantastik dediğimizde, bakmamız gereken isim, türkiyede neredeyse bilinmeyen güzel bir insan:
Baron Edward John Moreton Drax Plunkett, Dunsany baronluğunun lordu.
bu abimiz bir avcı, bir asilzade, bir düşseverdir. Kitapları antik dönem ve ortaçağ mitolojisini, döneminin anlatım teknikleri ile harmanlamıştır. Bizzati olarak Tolkiene bir ilham vermişliği yoktur, yakın dönemlerde çalışmalara başlamışlardır. Ama Lovecraft gibi yazarları en çok etkilemiş yazarlar arasındadır. Mistik betimlemelerin arasına az ve öz diyalog sıkıştıran, okuyuculara kesinden çok yorumlanabilir bilgiler sunan güzel bir yazardır. Kusuru da boldur ama, Tarihin önemli bir kısmı bu şahıstır.
Önerebileceğim eserleri(Türkçe okumadım maalesef, sanıyorum ki yok da): The King of Elfland’s Daughter, The Gods of Pegāna. Bu iki kitap açıkcası, güzel bir başlangıç çünkü arketip olarak ilk fantastik eserler. Fantastik evren yaratımı, ve fantastik ırk yaratımını burada görebiliriz. Masallar, Tarih ve mitoloji unsurları ile beslendiği için de, asla bizden tamamen kopmuş hikayeleri yoktur, psödöevren mantığı ile çalıştıklarından da çok mistik bir yapıdadır. Güzeldir bu eserler.

Şimdi bu noktada LotR ve ASIOAF gibi eserleri zaten duyduğunuzu var sayarak devam ediyorum.

ikinci kişimiz benim çok sevdiğim, ve uzun ömürler dilediğim birisi olan Michael Moorcock. 1950lerin anrşist genci, elinde gitarı, yanında birası, ağzında sigarası ile mahallesinin kızlarının hayellerini süsleyen bir kötü kıç, Aynı zamanda çok derin ve kaplamsal bir anarşizm anlayışına sahip, genç zamanlarından bu yana düşüncelerini iyice rafine etmiş harika bir insan. Kendisi küçük hikayeler yazıp bunları dergilerde paylaşarak geçirdi vaktini. Yazdığı eserler pek tabii, çok derin şeyler işlemiyordu, ama insanlar eğlendiği için daha da fazlasını yazıyordu. Sonra aklına Elric of Melniboneu yazmak geldi, ve bu aslında modern fantastik eserlerin iliğine kadar işlenmiş bir düşünceyi doğurdu.

Ben hep Elric karakterinin kökenlerini Fin mitolojisi kahramanı Kullervoda arardım. İkisi de kusurlu kişilikler. Pek tabii kusurlar ve zorluklardır hikayeyi zenginleştiren. Ama ikisinin de kusuru öyle bir noktada ki onların kötü adamlar ile arasında çok az fark vardır. Kullervo kendi öfkesini yenememiş, ve bunun ile kendi sevdiklerine, düşmanlarına verdiği zararın kat be katını vermiş birisidir. Elric de böyle, kendi dostlarına ve sevdiklerine karşı tehlikeli olan, kendi kusurlarını reddeden, ve bundan ötürü acı çeken bir karakter. Herkesin kötü gördüğü bir ülkeden gelen, ülkesi kadar hastalıklı ve zayıf olan, ülkesini seven ama nefret eden bir kral, bir büyücü, bir savaşçının hikayesini yazarak kendini de edebiyat dünyasına yazdı. Çok ilginç dillemalar, çok zayıf ama derinlikli bir dünya tasarımı, Moorcock’un kaos, düzen, anarşi ve çoklu evren tasarımı ile harika bir seridir. Hatta bir tek bu seri de değil, diğer serileri(İster çoklu evren, ister bağımsız hikayeleri olsun) çok muhteşem bir macera yaşatır bizlere. Ithakinin çevirileri eh, ve bence seriyi çok yanlış bir yerden çevirdiler, bu yüzden gidin önce 5lemeyi okuyun çünkü çok daha iyiler.
Bu noktada kısaca Robert E Howarda değinmek istiyorum, kendisine Lovecraftta değineceğim çünkü ikisi de birbirlerinden esinlemişlerdir. Ama şunu söylemek kafi olacaktır, Moorcock ile çok benzer anlatım tarzları vardır, ve kendisinin evren tasarımı ve karakter gelişimi Moorcock’un ilerleme tarzına sahiptir. Conan aslında çok güzel bir seridir. Westernları da öyle tabii.
Tabii bu devam edecek, çok fazla konuşmam gereken kişi var, kendimi sınırlarsam 30 isim var, sınırlamaz isem 67 isim var. Bu noktada ne yapcağıma karar verene kadar buyrun.