Bilmecenin Kendisi "Sfenks"

O gün, üstadın son iyi günlerinden biriydi. Daha sonra, vaktinin çoğunu kaptanın kamarasında, kürklerin altında uyuyarak geçirmişti. Ara sıra uykusunda mırıldanıyordu. Uyandığında, ona bir şey anlatmak zorunda olduğunu söylerek Sam’i çağırıyordu ama Sam onun yanma vardığında üstat ne söyleyeceğini unutmuş oluyordu. Unutmadığı zamanlarda da karmakarışık şeyler anlatıyordu. Göreni belli olmayan rüyalardan, yakılması mümkün olmayan mumlardan ve kırılmayan yumurtalardan bahsediyordu. Sfenksin bilmececi değil bilmece olduğunu söylüyordu, bu her ne anlama geliyorsa. Sam’den, Rahip Barth’ın yazdığı bir kitabı okumasını istiyordu; Barth’ın kitapları, Kutsanmış Baelor’un saltanatı sırasında yakılmıştı. Üstat bir keresinde ağlayarak uyanmıştı. “Ejderhanın üç başı olmalı,” diye inlemişti, “ama ben, o başlardan biri olamayacak kadar yaşlı ve kırılganım. Onunla olmalıydım, ona yol göstermeliydim ama bedenim bana ihanet etti.”

Sifenks bilmececi değil, bilmecenin kendisi…

Üstat Aemon, hastalığı sırasında gel gitler yaşarken bu sözü söylüyor ve haliyle bizde ne demek istediğine dair bir merak uyandırıyor. Sam, Hisar’a varıp Alleras ile tanışınca onun bu bahsi geçen kişi olup olmadığını merak ediyor.

Bu isim Sam’i şaşkına çevirdi. “Sfenks bilmecedir, bilmececi değil,” deyiverdi. “Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?”
“Hayır. Bir bilmece mi?”

Sam bu soruyu biraz düşündü, neyi ne kadar anlatması gerektiğini merak etti. Sfenks bilmecedir, bilmececi değil. Üstat Aemon’m bahsettiği Sfenks bu olabilir miydi? Muhtemel görünmüyordu.

Peki, bu kişiye neden Sfenks deniyor?

"Bu bir bilmece mi?” diye sordu Roone. “Sfenksler daima bilmecelerle ve hikâyelerle konuşur.”

“Bilmece yok.” Alleras şarabını yudumladı.

Alleras’a “Sfenks” adını veren Tembel Leo’ydu. Bir sfenks, biraz şu biraz da buydu: Bir insanın yüzü, bir aslanın bedeni, bir şahinin kanatları. Alleras da aynıydı: Babası Dornelu’ydu, annesi kara derili bir Yaz Adalı. Alleras’ın teni tik ağacı kadar koyuydu ve gözleri, Hisar’ın ana kapısında duran yeşil mermer sfenkslerin gözleri gibi oniksti.

Sifenksler, asoiaf evreninin neredeyse her yerinde bulunması muhtemel heykellerdir. Efsanelere göre bu canlılar, bilmecelerle konuşmasıyla nam saldığı için “bilmececi” olarak bilinirler.

Kızıl Kale’nin Küçük Konsey odasında Valyria tarzı (insan başlı, ejderha vücutlu) sifenks vardır. Ayrıca Volantis’in Kara Duvar’ın kapılarında da sifenks vardır. Tyrion, Utangaç Bakire’ye giderken yolda yine bir tanesine rast gelmiştir. Hisar’da yeşil mermerden yapılma bir sifenks vardır. Aeron, akşam gölgesi içmeye zorlandıktan sonra rüyasında Euron’un emrine boyun eğip diz çöken sifenksler, krakenler vb. şeyler görmüştür.

Sifenkslerin görüntüsü bir nevi Kimera’yı anımsatır, onlar da sifenks gibi birden fazla canlının birleşiminden oluşur. Tıp terimlerinde kimera; bir insanın kendi vücudunda başka bir insana ait maddeler barındırmasıdır. Örneğin Canavar lakaplı Blackfyre bir kimeradır. Kimera da asoiaf evreninde varlığı bilinen bir canlıdır. Elbette sifenks gibi efsanedir. Üstat Barth’a göre Valyria’da kan büyüleriyle kimera türünde canlılar üretmek için deneyler yapılırmış. Yani bu yönden bakarsak gerçekliği ola bir efsaneye benziyor.

Peki, Aemon’ın kast ettiği Alleras mıydı? şurada bu soruyu soran birine verilen cevaba göre hayır.

Her şeyden önce Aemon’un Alleras’ı tanıma imkanı olmadığı için onu kast ediyor olamaz, kendisi Hisar’da sadece bir senedir var. Dahası akla ilk gelen bu seride genelde yanlış cevap olacaktır (muhtemelen) diye düşünerek kafamızı başka şeylere de çevirmek faydalı olur.

Hisar’daki Sfenkslerin biri kadın diğer erkek kafalı olmasından dolayı GRRM’in Alleras’ın aslında Sarella olduğuna vurgu yaptığını düşünüyor ki Alleras ismi bile tersten okunuşu olduğu düşünülür ise gayet güzel bir noktaya parmak basmış. Yani aslında Aemon, onu kast etmemiş olsa da Sarella da bir çeşit sfenks ve kendisi bir bilmece.

Lakin biz Aemon’un kast ettiği bilmece olan sfenksi arıyoruz.

Yorumun sahibi Aemon’un bahsettiği Sfenks’in Valyria sfenksi olduğunu söylüyor, öyle düşünüyormuş. Aslında adamın Valyrialı olduğu; ejderhalar ve kehanetler hakkında konuştuğu söylenir ise mantıklı… Diğer yandan hasta iken bunların biraz da bilinç dışı sayıkladığı için GRRM’in -Aemon’dan bağımsız; onun ağzını kullanarak- bize bir şey için işaret gönderdiğini düşünebiliriz bir ihtimal.

Valyria sfenksleri; insan başlı, ejderha vücutludur. Yine de burada birden fazla yorum olabileceğini düşünüyor.

Yarı ejderha yarı insan… yani yarı Targaryen olan, melez birine gönderme olabilir. Bu kafadan bize Yarı Targ-Yarı Stark olan Jon’u anımsatıyor. Diğer yandan BR de bu tanıma giriyor ki kendisi tam bir bilmece, diyebileceğimiz gizemli bir adam.

Dung ve Egg kitabından şu altındı dikkat çekici.

“Lord Kankuzgun’un kaç gözü vardır?” Egg, bilmeceyi Eskişehir’de duymuştu. 1000 göz ve bir göz.

Sfenkslerin olduğu bir şehirde, sfenks gibi olan BR için uydurulan bu bilmece, ister istemez “acaba” sorusunu sorduruyor.

Dans kitabında ise Tyrion ve Illyrio bir Valyria sfenksine denk geliyor.

Ertesi akşam, yolun kenarına çömelmiş devasa bir Valyria sfenksiyle karşılaştılar. Sfenks bir ejderhanın bedenine ve bir kadının yüzüne sahipti.

“Bir ejderha kraliçesi,” dedi Tyrion. “Hoş bir alamet.”

“Kraliçenin kralı yok.” Illyrio, üstünde bir zamanlar ikinci bir sfenksin durduğu, pürüzsüz taştan yapılmış kaideyi gösterdi. Kaide şimdi yosunlarla ve çiçekli sarmaşıklarla kaplıydı. “At efendileri heykelin altına ahşap tekerlekler yerleştirdiler ve onu Vaes Dothrak’a götürdüler.”

Bu da bir alamet, diye düşündü Tyrion, ama bu düşünce az önceki kadar umutlu değildi.

Ejderha Kraliçesi olarak tarif ettiği Valyria Sfenksi, büyük ihtimal ile Dany’yi temsil ediyor. Bahsedilen “kral” ise “Viserys” olarak yorumlanmış, arkadaş tarafından. Zira “Çekçek Kral” lakabı verilmişti kendisine ve Drogo, Viserys’e tahta arabaya binmesini teklif etmişti. Yani iki kral da tahta tekerlekli bir araba ile Vaes Dothrak’a götürüldü. Bilmece olan sfenks Dany ve onun AA olduğuna işaret, olabilir demiş. Elbet ben biraz yorum katıp AA’nın kendi varlığı ve amacının bir bilmece olduğuna işaret eden bir söz olduğunu düşünebiliriz çünkü mantıken Dany AA ise zaten ortada bir bilmece yok; AA’nın olması beklenen vazifesi bellidir, bilinmezliği yok ama misal eğer kuramlar doğruysa ve AA’nın gerçekten kurtarıcı olmadığı gerçeği varsa, o zaman bilmece haline gelir.

Elbet genel olarak bahsedilen sfenksin belirli bir kişi hakkında olmadığı, sadece genel olarak ortada çözülmesi gereken bir bilmece olarak Valyria sfenksinin işaret edildiği yorumu da yapılmış. Ben de bu görüşteyim. Bu bilmecenin, ejderhalara nasıl hükmedeceği bilmecesinin çözümü olabileceği şeklinde düşünülüyor.

Aemon’un konuşmalarının sırasına bakarsanız eğer…

Göreni belli olmayan rüyalardan, yakılması mümkün olmayan mumlardan ve kırılmayan yumurtalardan bahsediyordu. Sfenksin bilmececi değil bilmece olduğunu söylüyordu.

İlk kısmı “gönderilen” rüyalar olabilir; kehanet içeren- ejderha rüyaları gibi… bahsettiği mumların “cam mum” olduğu açık ve kırılmayan yumurtalar da muhtemelen fosilleşmiş ejderha yumurtaları; dany’nin elinde olanlar dışında vardır herhalde başka ama görür müyüz bilmem… sonuncusu da sfenks. Yani bahsettiği şeylerin hemen hemen hepsi “ejderhalar” ile ilgili olduğu için bahsedilen bilmece ejderhaların güçleri, eğitilmesi ve Targların gerçekten büyü olmadan nasıl kontrol edebildikleri ile ilgili bir şey olabilir.

Dany bile 3 ejderhaya sahip olmasına rağmen onları eğitmeyi ve sürmeyi bilmemekte, onlar hakkında neredeyse hiçbir şey bilmemekte ki kendisi de bunu söylüyor. Biraz deneme yanılma yöntemi biraz da içgüdü ile hareket ediyor.

Aemon’un kardeşi Prens Daeron’un ejderha rüyaları olduğunu ve bunların onu korkuttuğunu biliyoruz. Duncan’ı ve ölecek olan Baelor’ı görmüştü. Duncan ayrıca ejderhaların bir gün geleceğini söylemişti, bunu da görmüştü. Egg de buna inanıyordu hatta Kral Aerys’in bu konuda bir kehanet okuduğunu da söylüyordu ve hatta kendi yumurtasının belki çatlayacak olan ejderha olduğunu düşünüyordu ama çatlamayan bir yumurta… yani Aemon’un sözleri gibi. Yaz Kalesinde çatlatılmak için uğraşılan ama çatlamayan yumurtalar… (o yumurtalara ne oldu ki?) Ejderha rüyalarının kardeşlerini mahvettiğini söylemişti, Aemon.

Cam mum meselesi malum… Her üstat olmaya aday kişi bir gece cam mumla kalıyor ve yakmaya çalışıyor; muhtemelen onun anısını hatırladığını düşünüyor. Targ olduğu için yakabileceğini düşündüğünü ama yapamayınca hayal kırıklığına uğradığını falan…

Daemon II Blackfyre da ejderha rüyaları görüyor…

“Onu rüyamda gördüm. Bu soluk beyaz şato, sen, bir yumurtadan fırlayan bir ejderha, hepsini rüyamda gördüm, tıpkı bir zamanlar kardeşlerimin öldüğünü gördüğüm gibi. Onlar iki yaşındaydı ve ben sadece yedi yaşındaydım, bu yüzden bana güldüler, ve öldüler. Şimdi yirmi iki yaşındayım ve rüyalarıma güveniyorum. "

Bu rüyanın yorumu herkesçe farklı yorumlanıyor elbette, BR bile farklı yorumluyordu. Bu konuyu tartışmak isteyen varsa: Daemon Blackfyre’ın Ejderha Doğumu Kehaneti

Yani her şey ejderhalar ile ilgili olunca bu sözün özü de ejderha ile ilgili olmalı diye düşünmüştük.

Valyria’da ejderhalar tılsımlar ve büyülü borularla kontrol edilirdi ama GRRM’e göre Targlar, Batıya gelince buna ihtiyaç duymadı. Peki ama neden? Ben her daim Targların bir çeşit warg gibi ejderhaları ile bağ kurduklarını düşünmüşümdür; Starkların ulu kurtlarıyla bağ kurması gibi… Bu yüzden de ejderha rüyaları görüyor bazıları, Starkların warg olup kurt rüyası görmesi gibi ama tamamen benzer değil; birinde kehanet içerikli iken diğeri özünde rüya değil, hayvanın içine girme… GRRM neden kurt-köpek deri değiştirenler için “warg” kelimesi uydurma gereği duyduğunu merak ediyorum. İskandinav mitlerine dayanıyor bu kelime; Fenrir, Skoll ve Hati’ye işaret eden kurt manasına gelen bir kelime kökeni var. Warglar ayrıca lotr’da tehlikeli bir kurt türüne verilen isimdir. Yani GRRM burada hususi olarak “kurt” warglamayı özel görüyor gibi… Dikkat edilir ise Stark çocuklarının onları kontrol etmesi, itaat ettirmesi için hususi bir şey yapmasına gerek yok; aralarındaki bağ ile işi çözüyorlar, Targların aynı şeyi yaptığını düşünüyorum.

Yani özetle Sfenksin kendisi bilmece derken sürücü-ejderha arasındaki bağ ve kontrol etme meselesi ile ilgili bir şeye işaret ediliyor olabilir.

İlk Targlar bu bilgiye vakıftı ve bilgiyi sakladı ama zamanla sonraki nesiller unuttu ve Aemon bunu düşündüğü için Sam’e Üstat Barth’ın kitabını okumasını istedi.

Siz ne düşünüyorsunuz?

4 Likes

Sam istese de bunu bulamaz ki. Baelor o kitabın Altı Krallik’takı tüm kopyaları yaktirdi. Hisar eğer Duvar gibi bağımsız değilse Sam o kitabı orada bulamaz.

Sam da bunu dedi… Hisar’ın bir şekilde kitabı sakladığını düşünüyorum, sonuçta bilgiye aç insan bunlar. Hisarın altındaki gizli mahzendeki olabilir; Pate’in oraya girmek için anahtarı va eve Sam da onun altındaki odada kalıyor. Birlikte bir şeyler bulacaklar gibime geliyor.

O kitabı görmeyi isterim. O kitapla ilgili iki farklı teori duydum ben. Biri Duvar’da, biri de Dorne’da olduğunu söylüyordu.

Duvarda görmek güzel olurdu; Jon öğrenirdi bir şeyler, malum lazım olacak. :slight_smile: Aslında Jon’un 3 ejderha ve 1000 adam dilediği bir sözü var, 1000 adamı aldı sonrasında Stannis’ten. :slight_smile:

1 Like

1 tane ejderha ile idare etmek zorunda kendileri

1 Like

İlla ki aslında :smiley: Ama 3 ejderha ile tanışmaya güzel foreshadowing. “ Ejderham olsun” şeklinde değil de savaşta kullanmak için istiyordu daha çok. :slight_smile:

1 Like

3 başlı ejderhayı da 3 ejderha olarak yorumlarsak ona aslında her zaman sahipti :blush:

1 Like

Çok mantıklı.:+1::+1::+1::+1::+1::+1::+1:

1 Like