Bir Krallığın Kaderi: Jon ve Sansa


#21

evlilikleri tamamlanmadı iptali kolay olacaktır.-yüce septon a ulaşmaları biraz zor bence-eğer jon biraz melisandre’nin sadece tek bir din gerçektir diğerlerinin evlilik yemin gibi konularda hükmü yoktur felsefesini kendine örnek alırsa sansa’yı kuzey tanrılarının takipçisi olarak gösterip en azından kuzey’in gözünde evliliği yok sayabilir bence

aynı fikirdeyim bence de LF o dev zaten gerçek bir devi tek başına öldürmesi biraz yürek ister :smile:


#22

o yüzden Hisar dedim ya bende zaten kayıtlar orada tutuluyor o kayıtlardan sildirecek
ve ben yüce septonun bu evliliğin iptalinde sorun çıkaraceğını sanmıyorum
Lannesterları takmıyorlar gördük
evlilik tamamlanmadı
Sansa evlenirken hem reşit değildi hem evliliğe onay veren akrabası yoktu (bu ne derece lazım bilmiyorum ama reşit olmadığından gerekli olmalı )
Adı aileden birinin ölümüne karıştı
yani septonun yerinde ben olsam bu kadar şeyden sonra iptal ederdim evliliği :stuck_out_tongue::smiley:


#23

kayıtlardan sildirse de bişey değişmeyebilir nikah dini ritüellerle yapılmış bir nikah ve bu nikahın bir sürü şahidi vardı tüm diyar zaten tyrion ve sansa 'nın evli olduğunu biliyor bence tyrion un bir kere evlenmiş olması ve o evliliğin tamamına ermiş olması ve kızın hala yaşıyor olabilme ihtimalinin-bence kesinlikle arya nın gördüğü denizcinin karısı hatta grrm in dediği tyrion un uğruna yaşamak istediği şey kızı lanna olabilir- evliliği geçersiz kılması çok yüksek bir ihtimal


#24

işte o yüzden başka din dedim başka dine geçecek o din evlilik tamamlanmadı iptal ediyorum bu evliliği diye hisara bildirecek sonuç evlilik iptal
artık bende o kadının Tyrion nın ilk eşi olduğunu düşünüyorum


#25

dediğin şekilde olabilir ama yukarıda da dediğim gibi evlilik kendiliğinden din değiştirmeye filan kalmadan tyrion’un zaten evli olduğu gerçeğiyle iptal olma olasılığı da fazla


#26

aynen iptal için çok sebep var


#27

Yok, öyle bir şey yapmanıza gerek yok. Benim onları verme sebebim; argümanlarınız arasında zaten bu konu başlıkları olduğu için konuyu parçalara ayırmayalım, o kısımları orada konuşalım; çok daha fazla kişi o konuda fikir belirttiği için forumun amacına da daha uygun olur, düşüncesi ile verdim. :slight_smile:

Evet, muhtemelen söylediğiniz gibi olduğu için net algılamadım sizi. Son cümlenizden başlayayım; herkes okuduğunu farklı yorumlayabilir mi? Bu çok mümkün bir şey, lakin yorumlama var; yorumlama var; sıklemen rengini morun bir tonu olarak yorumlayabilirsiniz yahut pembenin bir tonu olarak; ikisi de çok yanlış olmayacaktır misal… Lakin turkuaz rengini yeşilin tonu diye yorumlayamazsınız, çünkü halis mulis her açıdan mavi rengin tonudur. Örnek size biraz garip kaçtı ise özür dilerim, basit bir örnek ile açıklamak daha iyi olur diye düşündüm. Burada değinmek istediğim nokta siz x konusunda yola çıkarak -imkan vermediği halde- konuyu her yana ve herkese çekemezsiniz. Haliyle Jon ve Ygritte meselesinde bu ilişki/yakınlaşmayı Dany’ye yorumlayamazsınız, bu çok saçma olur. Çıkmaz yani böyle bir şey. Aynı şekilde Sansa’ya da yoramayız; kızıl saç yüzünden. Bu durumda Cat dahil önceden tanıdığı tüm kızıl saçlı kadınlara yorabiliriz. Hatta Jon, Val’i baya çekici ve güzel buluyor; kendisi sarı saçlı, ne diyeceğiz? Cersei’ye mi bağlayacağız olayı?

“Jon gözlerinde ateş ve korkuyu görebiliyordu. Tek bir hareket ve bitti. dedi kendine.Nefesindeki soğuğun kokusunu alacak kadar yakındı. Benim olduğumdan daha büyük değil. Ondaki bir şey ona Arya’yı anımsatmış, oysa görünüşleri hiç benzemiyordu. O da bunun farkında görüyorsun, görünüş benzemiyor; hatta ben olsam ilk aklıma Sansa gelirdi, çünkü saçları kızıl. Ve benim saçları kızıl olan bir kız kardeşim ve babamın karısı var. Aklına bile gelmedi.

Sonrasında mukayese devam ediyor. Ygritte izledi ve bir şey söylemedi. Yaşının sandığından daha fazla olduğunu fark etti; belki 20 yaşında… ama yaşına göre kısa, çarpık bacaklı, yuvarlak yüzlü, küçük elli ve yassı burunlu. Kabarık saçları her yönden çıkmıştı. Orada oturmuş ve çömelmişken tombul görünüyordu ama bu kadar yün ve deri tabakasının altında Arya kadar sıska olabilirdi.

Bu konuşma da senin bahsettiğin o hoşlanma/ilişki başlama meseleleri zamanından… Sen diyorsun ki Arya’dan çok Sansa ile ortak noktası var ama Jon için Arya ile çok ortak noktası var. Sansa’nın tek ortak noktası kızıl saçlar…

"Ygritte ısrar etti. “Beni çaldın. Hırsız o gece parlaktı.”
“Seni çalmak istemedim.” dedi, Jon. “Bıçağımı boğazına dayayıncaya kadar senin bir kız olduğunu dahi bilmiyordum.”
“Bir adamı öldürürsen, niyetin o olmasa bile, adam hala ölüdür.” dedi, Ygritte inatla. Jon daha önce onun kadar inatçı biriyle tanışmamıştı, küçük kız kardeşi Arya dışında. O hala benim kardeşim mi? diye merak etti. Hiç kardeşim olmuş muydu? "

Ayrıca Jon, onu saçları yüzünden güzel görmüyor. Aşağıdaki alıntıyı görürsen gayet açık bir halde hala Arya ile mukayese ediyor.

“Yabanıllar, Ygritte’i kızıl saçları yüzünden büyük bir güzellik olarak görüyor gibiydi çünkü kızıl saç, aralarında ender görünüyordu ve bunu ateş tarafından öpülmek olarak niteliyorlardı. Bu da onu şanslı olması gerektiğini işaret ediyordu. Şanslı olabilirdi ve kesinlikle kırmızıydı ama Ygritte’in saçları o kadar dağınıktı ki Jon, saçlarını sadece mevsim değişimlerinde mi fırçaladığını sormaya niyetlendi.”

"Diğer dağınık saçlı kız Arya idi, eskiden birlikte yaşarken elleriyle saçlarını karıştırırdı. "

"…Ygrittle, ona Arya’yı anımsattı, elbet Arya daha genç ve muhtemelen daha inceydi. Ygritte’in giydiği kürk ve derilerin altında ne kadar ince ya da tombul olduğunu söylemek zordu.

Umarım argümanın temelsizliğini anlatabilmişimdir. Uzun lafın kısası Ygrite ve Jon arasındaki yaşanmışlıkların Sansa ile uzak yahut yakın hiçbir bağı yok.

Sansa, Robb ile yer değiştirse idi o zaman Robb ile Arya arasında… diyerek bir argüman mı sunacağız? Tekrar bakalım.

Robb, Gece Nöbetçileri taraf tutmaz. (İlk seferinde Jon, Robb için kaçmaya yeltendi ve geri getirildi; gece nöbetinin bir parçası olarak kardeşinin savaşında taraf tutamayacağı ile ilgili bir sürü laf dinledi Mormont’tan… Buna ithafen)

Bran, Rickon ve Sansa, Çocuğu öldür ve erkeğin doğmasına izin ver. (Bunların hepsi yaşça kendisinde küçük çocuklar Jon’un gözünde. Bu üçünü toplu olarak hatırlıyor; Robb’u ve Arya’yı ayrı olarak hatırlıyor; bu ikisi ile en yakın çünkü… Sıralamaya bakar isek bu üçü arasında yakınlık sıralaması da verilmiş aslında; Bran, Rickon ve en az Sansa ile yakın. Lakin hepsi de kardeşi ve doğal olarak hepsini seviyor.)

Arya, Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow. (İşte burada bu sözün ciddi bir mana içerdiğini söyleyebiliriz ama konu Sansa olur mu olmaz mı, olduğu için girmiyorum bu kısma. Zaten bu sözün temel olayı Jon’un ailesi hakkında kimliğinin bilinmemesi ile ilgili üstü kapalı ima.)

Hemen arkasından da Ramsey’in sözlerini hatırlıyor ve sonra Arya’yı kurtarmak için plan değişikliğine gidiyor. “Mance için, onuna birlikte Kışyarı’na gelen altı fahişenin derilerinden sıcak bir pelerin yaptım. Karımı geri istiyorum… karımı geri istiyorum… karımı geri istiyorum…”

Ama jona bir leydiyle nasıl konuşması gerektiğiyle ilgili bişeyler öğreten sansa bu sözü ona daha önceden söylemiş olabilir ygritte söylüyor ama jon bize ilk olduğuyla ilgili bi bilgi vermiyor bu sözün bence daha büyük bi sırrı var .

Şimdi bu oldukça afaki bir iddia, biliyorsunuz değil mi? Yazar belirtmiş ise vardır, belirtmemiş ise yoktur; bu kadar basit bir durum. Yazmadığı, belirtmediği halde “söylemiş olabilir çok önce” demek, “inşallah söylemiştir” demek gibi okunuyor. Sansa ne diye Jon’a bir leydi ile nasıl konuşulacağını anlatmak için böyle laflar etsin? Jon nasıl konuşacağını bilmiyor mu? Mağara adamı mı bu oğlan? Herkes öğrenmiş o mu öğrenmemiş Kışyarı’nda?

Bu söz sizin dediğiniz gibi bir Sansa ile bağlantılı olsaydı o zaman Arya yerine Sansa olurdu o cümlede…

Hiç hatırlamıyorum. Bulursanız yazın lütfen. Hangi kitap ve kaçıncı Sansa POV’u belirtir iseniz bir bakarım.

Sansa’nın kardan Kışyarı inşa etmesini ben, evini özleyen bir kız olarak yorumladım. Sonuç olarak uzun zamandır esir hayatı yaşıyor, ailesine olanlarda az buz sorumluluğu yok sonuçta; yıllar sonra rahatça yasını, özlemini yaşayabileceği özgür bir ortam buluyor ve uzun zamandır ilk kez evini anımsatan karlar ile karşılaşıyor. Haliyle evini özleyen herkesin yapmak isteyeceği şeyi yapıyor; kardan bir Kışyarı inşa ediyor.

Kışyarı şu an yanmış vaziyette, Ramsey/sArya düğünü için orasını biraz toparladılar… Jon evini geri aldığı zaman orayı kendisi inşa edecektir, Sansa’lık yahut başka birilik bir durum yok diye düşünüyorum. Zaten Sansa Kışyarı’na dönene kadar ohooo

Sansa doğan çocuğuna Jon adını verecek ise tamam, bir argüman olarak kabul edebilirdim ama öyle bir şey demez; onun için Robb, Rickon ve Bran ile Arya var… Jon bile oğlu olsa ilk akla gelen isim Robb idi…Çünkü erkek kardeşleri arasında en çok ona düşkün.

Jon, beş kitap boyunca Sansa’yı toplamda 3 kere anladı; ilki 3. kitap sonlarında kardeşleriyle toplu şekilde; ikincisi son kitap; “Kışyarı kardeşim Sansa’nın hakkı.” dediği sahne ve sonuncusu da yukarıda verildi zaten, yine kardeşleriyle toplu halde. Jon’un Sansa hakkında hiçbir düşüncesi yok, aaa dur yanlış olmasın; var… Kışyarı’nı terk etmeden önce Arya’ya söylüyordu…

“Mutlaka birini bulursun,” dedi Jon. “Kral Toprakları gerçek bir şehir, Kışyarı’ndan binlerce kez büyük. Kendine talim yapacak birisini bulana kadar avlularda eğitim yapanları izle dikkatle. Sürekli koş, at sür ve iyice güçlen. Ve ne yaparsan yap, asla…”

Arya cümlenin devamını biliyordu. İkisi aynı anda söylediler.

“Sansa’ya… asla… söyleme!”

Bu son cümleyi Arya, Braavos’taki bir sahnesinde daha hatırlıyordu ki aslında konu ile de alakasız bir şeydi, neden hatırladı ki? diye düşünmüştüm… Sonra yazarın Sansa için “güvenilmez anlatıcı” dediği mesele ortaya çıkınca anlam kazandı. Yazar, ipucu bırakmış. Bunun için bu başlığa gelmeni tavsiye edeceğim. Sansa ve Hayali Öpücük

Konuyu toparlar isem Jon’un Sansa hakkında fikrini üstü kapalı belirttiği tek bir sahne var o da bu; açık seçik onu güvenilmez biri buluyor.

Yazarın Sansa karakteri için zeki dediğinden şüphem var(kendisi her şeye kolay kanan, saftirik biri çünkü. Saftirik derken embesil manasında söylemiyorum), onun hakkında fikirlerini dillendirdiği söyleşilerini bulmaya çalıştım geçenlerde ama bulamadım bir türlü. Bulursan bana yolla, lütfen. Bir tek işte ‘güvenilmez anlatıcı’ dediği yazıyı buldum.

Kızsal şeyleri seven kızları aptal bulma meselesi değil, Jon’un kıza bakış açısı onun gibi kızlara olan ilgisizliğini göstermek amacıyla eklenmiş bir şeydi. Unutma ki POVlar karakterlerin gözlerinden, onun algıladıkları şekilde yazılıyor. Böyle kızlar Jon için ‘sıkıcı’ bu kadar basit… Hoşlandığı iki kız ise vahşi, ölümcül ve kendisini korumak için bir başkasına ihtiyaç duymayan kişiler. Hesabı sen yap.

Orjinaline baktım gerçekten hatalı çeviri. Böyle hatalar var, bu tek değil. KRALİÇELERİN BABASI diyor orjinalinde ama kraliçe diye çevrilmiş Ned’in Cat ile konuştuğu pov’da… Arya “Jon’a yalancı demelerine izin vermem” diyor ama “kendisine yalancı denmesine izin vermeyecek” diye çevirmişler; kılıç deniyor ama bıçak demişler… saçma hatalar çeviriler var. Bu yüzden bazen ingilizce mi okusam hem geliştiririm kendimi diye düşünüyorum ya. :smiley:

Anlayamadım, bu yüzden bir cevap yazamıyorum.

Bir şeye çok yoğun odaklanır isek olayları olduğundan farklı görmeye başlarsın ama… sırf görmek için görürsün, bu da yanlış sonuca çıkartır seni… Sansa’nın evlendirilmesi konuşulmuş ve sonra Jon’a atlamış; şimdi baksak Jon’dan önce gelen başka bir karakter için de önemli bir mesele olmuştur, bunu da Jon ile olan bir ilişkiye vs. yorabilir miyiz? Yoramayız, tevafuk der geçeriz. :slight_smile:

Bu arada ne tür yazıyorsun? :slight_smile:

Sonradan Duygu uyandırdı beni zaten, Lynara anası mıymış neymiş oğlanın… Neyse tarihsel kişiler arasında benzerlik arıyor isek Jon’un İyi Kral’a benzediği söyleniyor. :smiley: Yine de birkaç özellik dışında bir şey çıkmıyor aslında. Tarihte Jon Stark diye de bir karakter var misal. İsime takılarak bakmayın, yazar bir noktadan sonra isim uydurma konusunda kendini aşıyor zati. :stuck_out_tongue:

Hangi pov söyler misiniz? Bir bakayım, hatırlamadım çünkü.

İshal mi? Dany ishal mi olmuş? :stuck_out_tongue: Neyse genel olarak hatırlamadım. O yüzden üstüne yorum yapamam. Fakat Hayalet meselesi sadece Jon ile bağdaştırılamaz; Yüce Yürek Hayaleti var misal… Theon da Kışyarı Hayaleti olarak tanımlıyor kendisini… Aslında bununla ilgili güzel bir ima var 1. kitabın Arya POV’unda(yerini hatırlamıyorum ama sanırım KL’ye gittiklerinde idi); Arya çocukluklarını hatırlıyor, Rickon daha doğmamış, mahzen mezarda Jon ve Theon hayalet rolü yapıyorlardı, una bandırmışlar kendilerini falan korkutuyorlardı bunları. Robb, Jon ve Theon tezgahlamıştı olayı… Yine de dediğiniz gibi olsa bile bunu Jon ile bir ilişki yaşamaya yormak ne kadar doğru ki? Ona bakar isek Jon, Nymeria’ya kadar warglıyor rüyasında, izliyor görüyor vs. Arya hayalet göndermeleri yapıyor Jon ile ilgili… Tek başlarına bir şey ifade etmiyor, başka destekleyecek şeyler gerekir.

Anlar gibi oldum sanırım ama bu durumu yine yazarın hiçbir şekilde belirtmediği bir olayı kurgulayarak Sansa ve Jon meselesine bağlamak ne kadar doğru? Yukarıda “hiçbir şey bilmiyorsun” lafının geçmişte Sansa’nın Jon’a söylediğini iddia etmekle aynı şey… Var olmayan argümanlar uydurmaktır bu… Üzgünüm ama temelsiz.

Sansa evlenmeyecek; evlenemez… Tyrion ile hala evli. Zaten LF’nin de gerçekte böyle bir niyeti olmadığından eminim. Haydi diyelim ki bir şekilde boşanma işi hal oldu; niye evlilikten kaçsın? Bu Harry denen oğlan bu kıza kılıç verecek; Kışyarı’nı alma gücü verecek… Evini geri isteyen biri salak mı kaçsın? Kaçacak ise şimdi kaçsın Sur’a; Jon’a… Sansa tehlikede de değil, istemediği bir şeyi yaptırmıyor LF; kızı ikna etti. İstemese idi istemiyorum derdi, iş biterdi.

Rica ederim. :kissing_heart:


#28

önce genel bir cevap vermek istiyorum:burada yazdıklarım reddit te olsun başka mecralarda olsun bir çok insanın konuştuğu şeyler,ben Ankara da öğrenciyim ailem Gebze de yaşıyor o yüzden kitaplarım yanımda değil ama özellikle jon povlarını defalarca okuduğum için örneğin reddit te paylaşılan bir şeyi ‘evet böyle bir şey var benimde dikkatimi çekmişti’ diyebiliyorum.o kadar yazdığım şey içinde cevabından gerçekten çok az emin olduğum sadece şu arka arkaya gelen pov meselesi var onu da birçok teori de gördüğüm için yazdım.ama gerçekten çok zorlama bulduğum şeyleri almadım.benimde evet olabilir dediklerimi aldım yazarımız değişik bir yazar olduğu için ben açıkcası kesin şöyledir diyemiyorum teori sonuçta şu zamana kadar kaç teori çöpe gitti.çoğu bizim yorumlamalarımız.Açıkcası ben Jon’un ötekilerin tarafına geçmesini çoğu teoriden daha olası buluyorum mesela. senin arya-jon çevirinde ki ipucuc dediğin şeyler bazılarımız çok şey ifade ediyor ama bazılarımız içinde hiçbir anlamı yok mesela sadece yorumluyoruz

hepsini bi başlık altında toplamak istediğim için böyle yazdım.başlıklı haliyle bile çok karmaşık oldu zaten keşke tek bi yerden çeviri yapsaydım ama yukarıda da dediğim gibi çok zorlama olan şeyler vardı ben’evet olabilir’dediğimi aldım.

öyle demiyorum sadece hoşlanmaya başladığını kesin olarak anladığımız yerde genelde catelyn ya da melisandre için çok nadir kullanılan ama Sansa için bir çok defa kullanılan bir tanımlamayı söylüyor.orayı tekrar okursan kızın şarkı söylemesi duygularını kabartıyor ama ateşin kızın saçlarına yansıması direk cinsel olarak etkiliyor.benim tek aldığım nokta burası sansa-ygritte için,yoksa ygritte tamamen Sansa diyemem. kızkardeş konuşmasını sen kendi konunda belirttiğin için tekrar yazma gereği duymadım Val’dan etkileniyor ama gerçekten hoşlanıyor mu okurken de pek anlamadım açıkcası

işte burası tamamen yorumlama ben farklı anlıyorum sen farklı anlıyorsun,bak şimdi:'Leydi’nin tüylerini tarayıp kendi kendine şarkı söyleyen Sansa’yı düşündü.hiç bir şey bilmiyorsun Jon Snow’
sonra arya yı düşünüyor ondan sonra gelen arya’yla ilgili hatırladığı cümle de ramsay’in mektubundaki ‘gelinimi istiyorum’.ayrıca verdiğin örneklere bayılıyorum :smile: elma armut filan.ama robb la arya yı değiştirsek yine kesinlikle arya-ygritte bağlantısı diyemeyiz.

jon gilly le ilk tanıştığında adını soruyor.kız 'gilly’deyince 'güzel bir isim’diyor ve ardından bir leydi adını söylediğinde böyle cevap vermesi gerektiğini Sansa’dan öğrenmişti diye devam ediyor.ben nasıl yorumlandığına dair örnekle açıklamak istediğim için 'söylemiş olabilir’dedim.

öncelikle Sansa doğacak çocuğuna Jon adını vermeyecek eddard bran rickon diye belirtiyor.sansa%20willas
cersei’nin Sansa’ya elbise diktirmek için ölçülerini aldığı pov da tyrion’la evlendiği pov’un bir öncesinde o sırada robb henüz ölmemişti.
kışyarı’nı kardan inşa etmesi de yüce yürek hayaletinin Sansayla ilgili kehanetini birlikte düşünürsen anlam kazanır.zaten bu foreshadowing demiyorum bu ortak bir noktaları hiç ortak bişeyleri olmadığı iddia edildiği için koydum.

Sansa’nın 'güvenilmez anlatıcı’olmasıyla-ki bu kitapta bize anlattığı bazı şeylerin aslında onun için doğru olsa bile yanlış bilgi olabileceğini gösteriyor teoride de belirttiğim alayne’nin jon’u asırlardır düşünmediğini belirtip aslında piç kimliğini onun üzerinden tanımlaması buna bir örnek mesela-jon’un onu güvenilmez bulması arasındaki bağlantıyı anlayamadım açıkcası. sansa ilk kitaplarda saftirikti evet cersei bile onun yaşındayken öyleydi hatta jon bile ilk kitapta öyleydi yazar çocukluğu ve yetişkinliği tecrübe bakımından bir çok kez ayırıyor kitapta ama karakter gelişimi sansa’nın ne kadar zeki biri olduğunu gittikçe daha çok gösterir şekilde ayrıca Sansa bir stark kafasının entrikaya basmaması aile genetiğinde var sırf bu yüzden onu aptal olarak tanımlıyorlar kitapta ama Sansa entrikanın neler doğurabileceğini birçok kez birinci elden test etti bu kızın tek rolü kings landing tarafındaki olayları görmemizi sağlamak olsaydı yazar onu oradan hiç çıkartmazdı,ayrıca Sansa’nın arya’nın kılıcını söyleyebilecek olması onun güvenilmezliğini göstermez.bunlar kardeş yahu hangimiz en ufak şeyi ispiyonlamadık hemde bunlar zıtlıklarından dolayı çekişiyorlar sürekli.

myrcella yı hiç tanımıyor Jon o yüzden böyle kızlar sıkıcıdır diye tanımlaması biraz saçma bence orada kızın saf saf bakıp sırıtmasını aptalca buluyor.Sansa kargaların ziyafetinde robert la aşağı inerken Alayne olarak Sansa’nın korkak bir kız olduğunu belirterek özeleştiri yapıyor ve bir piç kadar cesur olması gerektiğini söylüyor.burada aslında Sansa artık daha fazla ‘kırılgan bir leydi’ olmak istemediğini belirtiyor ve kendini bence yavaş yavaş kabuğundan çıkartıp içinde ne kadar cesur zeki olduğunu ortaya dökmeye başlıyor.ilk 3 kitap boyunca 7’ye tapan güneyli bir tully kızı görürken kings landing ten kaçtığı povlardan itibaren eski tanrılarla daha ilgili kuzey’e daha bağlı cesur güçlü bir kuzeyli stark kızı görüyoruz.Sansa hatalarından fazlasıyla ders çıkarttı bence.ayrıca ben Jon’unda güvenilmez anlatıcı olduğunu düşünüyorum aslında senin arya -jon teorine baktığımızda ikimizde düşünüyoruz farklı sebeplerle

ejderhalarla dans ta leydi dustin ve theon starklardan biri olmak istediklerini söylüyor.burada daha çok theon u ve jon u ele alırsak ikiside stark ailesine ait olmak istiyor çünkü starklar seri boyunca ideal aile olarak gösteriliyorlar. jon val’la olası evliliğini düşünürken aklında çizdiği hayal ned ve catelyn’in oluşturduğu stark ailesine çok benziyor.ama rhaegar ve Lyanna’nın hikayesi tüm seriyi tüm karakterleri etkiliyor zaten bu yüzden tekrar onlara paralel bir ilişki olması arya-jon veya jon-dany biraz fazlalık olur BENCE. robert-lyanna birlikteliği gerçekleşmemiş bir birliktelik mesela eğer olsaydı çok farklı seyredebilirdi hikaye, robert yazarın özenle yazdığı karakterlerden biri az gözükmüş olmasına rağmen hala hikayeye etkisi hissediliyor bu yüzden Gendry ve Arya çok olası bence.aynı şekilde Ned ve Catelyn’in birlikteliği Stark ailesi dışında koca bir seriyi etkilemiyor zaten olağandışı şartlar altında yapılmış bir evlilik ve paraleli olabilecek jon-sansa evliliği bir çok ironiye gebe olabilecek bir evlilik-catelyn in kendi torunları ve Jon’un çocukları arasında olabilecek miras kavgasından korkması,Sansa’nın Jon’a karşı tavrı gibi-…ayrıca rhaegar-lyanna savaşı başlatan sebep ama eddard ve catelyn büyük ihtimalle jon ve Sansa’nın yapacağı gibi savaş sırasında politik bir evlilik yapıyorlar ve Savaş’ın sonucuna büyük katkıları oluyor.

bu birçok jon-sansa teorisinde olan bir şey sadece benim düşüncem değil ayrıca konumuz zaten evlilik olduğu için aradığımız ipucu da evlilik üzerine oluyor.
ütopik şeyler yazmayı seviyorum.başka bir zaman diliminde başka şartlar altında olan hikayeler ama hiçbirinin sonunu getirebiliyormusun diye sorarsan hayır çünkü kendimi çok yeterli bir yazar olarak göremiyorum ve hevesim gidiyor :blush:

katılıyorum tarihe baktığımızda bir çok şey çıkıyor zaten bu örnek böyle bir şey gerçekleşirse mantıklı olabilecek bir örnek

jon’un Val ı Tormund’u bulmak için gönderdiği sanırım

ejderhalarla dans taki son povunda bi meyve yedikten sonra ishal oluyor-ama bu sesi meeren de bir terasta otururken kendini yalnız hissettiği bir kısım varda orada da duymuş olabilir bulursam yazarım-.hayalet kısmı içinde ‘hayalet bir kurt’ sık kullanılan bir şey değil ayrıca sadece dany ve Sansa böyle bişey duyduğu için ilginç.ve mahzen de ki hayalette theon yoktu.

kurgu değilki tuhaf olan bir şeyi en mantıklı şekilde yorumluyoruz ben hikaye gibi yazarak kendi düşündüğümü anlatmaya çalıştım.

Sansa nın gidecek sığınacak bir yeri yok cersei’nin yanında olduğu gibi.Harry’yle evlenemeyecek zaten çünkü yüce yürek hayaletinin kehaneti kışyarını ve Sansa yı anlatıyorsa -bence öyle-Sansa kışyarında hala bakire olacak.tyrion zaten evli olduğu için evlilikleri geçersiz zaten.sadece işin ortaya çıkmasına bağlı.sansa tehlikede cersei onu aratıyor peşinde ödül avcıları var daha devamı yazılmadı povların ama ya jon vadi yi yanına çekmek için Vadi’ye gelecek ya da Sansa Jon’un yanına bişekilde gidecek bence


#29

Zayıf ve saçma GRRM ergenler için yazmıyor kitapları


#30

buna bakacak olursak Jon aslında bana göre birçok Targeryan kralına benziyor.
Fatih gibi fatih olacak ilerde bence, Beolor gibi inançlı, 5. Aegon gibi halktan ve halkı seviyor adil , Meekar gibi sabırlı
bunlar ilk aklıma gelenler benim yanlışım olabilir tabiki benim fikrim


#31

ERGENLİK kısmını ne için söylediğini anlamadım.benim içinse ben ortaokul ya da lise öğrencisi değil üniversite öğrencisiyim ergenliğim bayağı geride kaldı. aşk ve evlilik gibi konular her serinin olmazsa olmazıdır ki evliliklerin savaşların sebebi olarak ya da sonucunu belirleyerek önemli bir yer tuttuğu bir seriden bahsediyoruz.bizim konuştuğumuz olabilecek birlikteliklerin seriyi nasıl etkileyeceği ki profil resmindeki Stannis bile Jon ve Val’i kendi çıkarları için evlendirmek istiyor.o zaman o da ergen.Tolkien -ki fantastik edebiyatın babasıdır-kendi kitabını mutlu bir aşk hikayesiyle bitirdi. yeryüzündeki hangi destana hikayeye bakarsan bak %90 ında aşk hikayesi vardır.kadın ve erkek ilişkisi ilk yaratılıştan itibaren herşeyin başı ve sonu olmuştur.ki aşk ve insanlar arası ilişkiler taht oyunların da savaşlardan daha fazla yer kaplar bu da onu diğer fantastik serilerden ayıran en önemli özelliğidir. ha ergenliği jon dany arya ve sansa için söylüyorsan kitabı atlayarak okumuşsun derim çünkü kitabın yazarında belirttiği kesin olan 5 ana karakteri varki-bence daha fazla-bunların 4 ü ERGEN zaten kitap ERGENLERİN üzerine kurulu sonucu ERGENLER belirleyecek. @YeniAy_Ottoman’ın başka bir konusunda yazarın dediği gibi’varsın 12 yaşında dünyayı fethetsin’
Geri kalan karakterleri çöpe atamayız tabi kitap yine yazarın dediği gibi jon ve dany dan ibaret değil ama hepsi sadece yardımcı karakter olarak kalacak-Stannis,theon,euron,catelyn vb.- kitap ŞİMDİNİN ERGENLERİNİN GELECEĞİN LİDERLERİNİN HAYAT HİKAYESİ,BİR NESİL DESTANI,ONLARIN İLİŞKİLERİNİN AŞKLARININ SAVAŞLARININ HİKAYESİ teorinin zayıflığına gelince teorilerin %90 ı ispatlanmadığı için böyledir.dizide açıklanana kadar R+L:J varsayımdan öte birşey değildi ki hala inanmayan bir çok insan var.bu konu hakkında reddit,quora ve birçok yabancı mecrada tartışıldı azımsanamayacak kadar teori yazılıp çizildi ve ben sadece aklımda kalanları toparlayıp yazdım.son olarak Sen belki kitabı aksiyonlar savaşlar entrikalar için okuyorsundur ben insanların arasındaki ilişkiler için okuyorum-mesela catelyn’in jon’dan nefret ediyor olması benim çok sevdiğim bir ayrıntı,cersei’nin yersiz özgüveni insanlara tepeden bakışı ve jaime’yi kullanıyor olması da öyle aynı şekilde jon ve Stannis’in ,euron ve victarion un konuşmaları da-.Benimle aynı fikirde olmayabilirsin ama bunu söylemenin güzel yolları var eleştiri herkesi geliştirir ama sen saygısızlığı tercih etmişsin.


#32

Böyle bir şey hatırlayamadım, tam olarak hangi sahne biraz daha açarsanız ben doğrudan gidip bakabilirim… Yani şarkı söyleme meselesinden mi bağ kurdunuz Ygrite ve Sansa arasında ortak nokta var, meselesinde, yanlış mı anladım yine?

Hayalet ile ilgili bir konuşmaları vardı, bildiğin Yabanıl tarzı flört ettiler. Tormund da yanlarındaydı hani. Elbet sadece hoşlantı ve etkilenme söz konusu… Hatta birkaç kez “ona sahip olabilirdim ama yeminime sadık kalmayı seçtim.” diyor.

Bir yorumlama ama doğru yorumlama ve yanlış yorumlama diye bir şey var. Şimdi Bran, Rickon ve Sansa deyip “Hiçbir şey bilmiyorsun, Jon Snow.” dedi, deriz o zaman. Aksi halde Bran ve Rickon için araya ne girdi? Robb ve Arya için bir söz var iken bu ikisi için niye yok? diye sorarım… Kaldı ki zaten eşleştirmeleri yanlış yaptığın kitabı açıp baktığında aşikar olarak önüne serilecek. Şöyle bir durum var; her bir karakter için sarf edilen söz karakter isimlerinden önce geliyor, sonunda değil. Böylece sen gibi yanlış yorumlama diye böyle yapmış yazar. :joy:

Gece Nöbetçileri taraf tutmaz demiş ve Robb’u düşünmüş… Çocuğu öldür ve erkeğin doğmasına izin ver, demiş ve diğer üç kardeşini düşünmüş… Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Kar. demiş ve Arya’yı düşünmüş… En sonunda da Ramsey’in ‘gelinimi bana geri ver’ sözünü üç kere tekrar ediyor ki kafasına çok taktığı belli; kararını veriyor ve harekete geçiyor. Kaldı ki yani bu karar anı Arya ile ilgili; odak noktası Arya, ana karakter Arya, alması gereken karar Arya ile ilgili; aynı mektupta yazdığı gibi Jon yine Arya’yı içinde barındıran bir karar alması ve bunun ızdırabını yaşaması gerekiyordu ve yazar bunu yapmış ama ilk tasarladığından farklı şekilde… Hal böyle iken araya Sansa nasıl sokuluyor anlayamadım, Sansa ile ilgili bir olay planlanıyor ise bunu olması gerektiği gibi bir çağrışım ile yapar, düşündürür… Nasıl Ygrite-Arya benzeşmesi üzerinden iki kere dolaylı olarak Sansa’ya bağladınız ise işi yine Arya meselesi üzerinden iki kere dolayılı olarak Sansa’ya bağlama çabası var. Karakterlerin rollerini çalmayın demiştim. :smiley: Misal benim kuram başlığında hiç Sansa yahut başka bir karakterden rol çalma gereği duyduğumu gördünüz mğ? Daha doğrusu kuramın asıl sahibinin? Yok, çünkü gerek yok; her şey önüne serilmiş, 5 kitap boyunca dünyanın ipucusu var, zorlanmadan sırf birbirleri için kullandıkları cümleler vs. kanıt diye sunulmuş. Sansa’da ise hiçbir şey yok; Jon’u ağzına iki kere aldı; birinde “o piç, üvey kardeş” sözü Kışyarı’nda diğeri de ailesinden kala kala Jon kaldığına inandığı ve piç olduğu için Jon’u görsem yeniden ne güzel olurlu bir cümle.

Anladım ama söylediğim gibi işte… Varsa vardır, yoksa yoktur; söylenmiş ise söylenmiştir söylenmemiş ise söylenmemiştir; yazar, bunu açık seçik yazar. Misal Tyrion’un babasını öldürüşünü ve Sansa’nın onla ne zaman evlendiğini öğrendiğini bilmiyoruz; Sur’a döndükten bir süre sonra olsa gerek ama bize yansıtılmadı. Lakin sonraki yazanlardan görüyoruz ki öğrenmiş ama ilginçtir Sansa’nın evliliği hakkında hiç yorum yaptığını görmedik ama Tyrion meselesinde babasını nasıl öldürmüş olabileceğine kafa patlatıyor. Neyse.

Ah bak Sansa’nın ismi 4 kere geçmiş, ben bu kısmı unutmuşum. :slight_smile: Gerçi düşünür iken hep diğer kardeşleriyle düşünüyor, tek değil; dikkatinizi çekerim. :stuck_out_tongue:

Sur’un ötesinde sihir varmış gerçekten, diye düşündü. Aklında kız kardeşleri vardı. Onları dün gece rüyasında görmüştü. Sansa şahit olsa ağlamaya başlar, bu görüntünün harikulade olduğunu söylerdi. Arya heyecanla çığlık atar, her şeye teker teker dokunmak isterdi.

Sansa ile ilgili kehanette “Kardan bir kalede katledilen bir dev” diyor… Kışyarı’nı yeniden inşa etme ile ilgili bir kehanet değil bu; kardan bir kalede öldürülecek bir devle ilgili… Çoğu okuyucu bu kehanetin Tatlı Robin ile olan münakaşada gerçekleştiğini düşünüyor ve her kehanetin çok önemli olmadığı fikrini ileri sürüyor, şahsen böyle bu kanıda değilim; evine döndüğü zaman dizideki gibi bir LF ölümü gerçekleşir, bu herifin ölümü Starkların elinden olur, diye düşünüyorum.

Cersei onun yaşında iken saftirik miydi? Kız çok daha genç yaşında en yakın arkadaşını öldürüp, kuyuya attı ya hu! Böyle birine saftirik diyemezsin.

Jon’un Sansa için ne anlam ifade ettiğine parmak basıyorum sadece; Sansa -ona en az yakın olmakla beraber- Jon’un kardeşi ve her kardeşi gibi onu da seviyor ama ‘güvenilmez’ biri olduğunu da düşünüyor ki bazı şeyleri ondan saklaması için Arya’yı uyarıyor… Yani Jon, Sansa’nın ona buna laf taşıma huyu olduğunu, oyun bozanlık yaptığını, bazı şeylerin içine güzelce ettiğinin gayet bilincinde ki gördük zaten, diğer başlıkta babasının planlarını Cersei’ye taşımasından haklı olduğunu gördük, burada tartışmaya gerek yok yeniden.
Sonradan Arya’nın da o sözü -bana göre- alakasız bir anısında hatırlaması Sansa’nın gelecekteki rolüne ve bürüneceği karaktere vs. yazarın bir göndermesi… Doğrusu ne olduğunu merak ediyorum, kendisi söylemiş zaten; okuyucunun daha anlayamadım ufak dokunuşlar bunlar, diye… Kimisi kafayı çatlatacak falan diyor ama bu çok kolay tahmin edilen bir şey gibi geliyor, bu yüzden daha farklı bir şey olsa gerek diye düşünüyorum.

Yalnız Arya da çocuk ve Stark olmasına karşın ‘zeki’ olarak tanımlanan biri ki Jon bile Arya’nın zekasını çok kez övmüştü. Entrikaya basması gerekmez Sansa’nın kafasının ama yavaş yavaş basacak, LF öğretir, ona. :smiley: Yalnız Sansa ölene kadar da KL’de kalacak değil, kurgu gereği bir noktadan sonra ya ölmeliydi ya da uzaklaştırılması gerekirdi; şimdi düşünsene Joff öldürüldü; Tyrion suçlandı… Cersei kızı yaşatır mıydı? Jaime onu da kaçırmak için uğraşabilirdi aslında ama o zaman sonu Essos’a gitmek olmaz mıydı Tyrion gibi ve kurgu gereği Sansa’nın orada işi yok, aksine hiçbir işe yaramaz orada… Haliyle yazar oldukça basit ve kestirme bir çözüm ile LF’nin eliyle onu aldı ve Vadi’ye götürdü, şimdilik sessiz sedasız takılıyor orada ve Sansa’nın gözüyle çok önemli ve gizemli bir karakter olan LF’nin entrikalarını öğreniyor, onu daha iyi tanımaya başlıyoruz. Yani Sansa şu ana kadar iki ayrı bölgede olan bitenler hakkında bize güzel bir pencere vazifesi gördü, iyi ki de gördü; yoksa nasıl öğrenecektik LF’yi? :slight_smile:

Ben karakterlerin bakış açısı ile konuşuyorum; Jon için güvenilmez ki uyarıyor, çünkü hemen gidip öteceğini biliyor. Öttüğünü de biliyoruz, yapısında var. Ben Arya’nın yahut diğer Stark çocuklarının gidip birilerine bir şey öttüğünü daha görmedim, okumadım. Kaldı ki uyarma gereği duyuyor ise bunu daha önce çok kez yaptığı içindir, bir iki kere yapsa vs. eyvallah kimse böyle bir şey demez ama demek ki alışkanlık olmuş.

Zıtlık meselesi bahane; Jon bir şey yapsa onu da satar. Belki yapmıştır da ama anlatılmadığı için daha küçük yaşlardaki hallerini bilmiyoruz.

Sana saçma olabilir, unutma biz karakterlerin bakış açısına göre konuşuyoruz; Jon karakterinin gözünde Myrcella sıkıcı bir kız ve onun tipik bir leydi ayarında olduğunu da biliyoruz.

Şimdi daha cesur olmak başka bir şey Arya gibi; Val gibi; Ygritte gibi olmak çok başka bir şey; Sansa hala leydiliğini korumaya da çalışıyor… “Bir leydinin silahı nezaketidir.” Onun silahı bu, arada oturaklı laf sokar, daha cesur konuşur ama o kadar… Yani Marg gibi olabilir en fazla yahut Cersei gibi ama yukarıda saydığım üç kişi gibi olamaz; Sansa o kulvara ait değil, leydiler kulvarına ait; cüretkar olur, korkmaz artık o kadar ki büyüyor, korkmasın artık yani insan alışmalı bazı şeylere.

Neye göre? Söylediği hangi söz yalan yanlış yahut hatalı bir anının ürünü? Hem ben kendi fikrimi yazmadım; Yazar diyor ki “Sansa, güvenilmez bir anlatıcı.” Konu kapanmıştır, üstüne söylenecek tek söz “neden?” sorusu üzerinden olur…

Bence o aile hemen hemen mutlu tüm aile tablosuna benziyor, bunu sadece Cat ve Ned diyemezsin; diğer aileler çok mu farklı oluyor ki? Ha Jon 6 çocuk yapmak istiyor ise bak o zaman benziyor, denebilir. :smiley:

Arya ve Gendry? Sen onları yakıştırabilirsin elbette, Robert’ın hayali oğlu aracılığı ile gerçekleşmesi vs… Ben daha çok 2. bir Ned ve Robert arkadaşlığı gibi görmüştüm. Çünkü Arya babasının kızı; Gendry de tip olarak babasının oğlu hatta Renly’yi de katabiliriz çünkü Brienne ona çok benzetmişti ki Renly de Robert’ın gençliğine benziyormuş… Kısaca iki kardeş birbirine benziyor… Benim yorumumda da Robert’ın “senin kızın benim oğlum var, evlendirelim” meselesini Gendry ve Sansa ile olabileceği yönünde(olur vs. manasında değil bu da olabilir manasında).

Ned ve Cat evliliği gibi politik bir evlilik gerçekleşip bir aşka dönüşebilir Jon ve Sansa meselesi? Bu da başka bir yorum, benim yorumum da Jon ve Arya aşkı ile yarım kalan Rhaegar ve Lyanna aşkı kaldığı yerden devam eder; Arya boşa halasına benzemiyor, herhalde? diye düşünüyorum.

Yine de söylediğime geliyor ama… Bir şeyin çok kişi tarafından çokça dillendirilmiş olması onu gerçek yapmaz, mantıklı da yapmaz. Sen ‘evlilik’ noktasına odaklanırsın bir başkası ‘aşk’ kelimesine bir diğer başkası da çok daha ayrı bir konuya odaklanır. Bak böyle şeyler aslında kuramı destekleyecek 1. derece işaretler bulamamaktan kaynaklı zorlama argüman üretmeye giriyor; afaki, temeli olmayan, sekizgen köşeyi yedigen köşeye oturtmaya çalışmak gibi bir şey…

Hevesin gitmesin, yazdıkça kendini geliştireceksin; bir anda olmaz böyle şeyler ama ne yaparsan yap yazdığın şeyin sonunu getir; şıp sevdi gibi olma, kendine de yazdığına da değer ver. Fakat en önce gerçekten yazmak istediğini şeyi bul, üzerinde araştır, genel hatlarını/iskeletini çıkart ve kolları sıva… Şunu yazayıp yok şunu yazayım olmadı bunu da yazayım şeklinde konudan konuya atlama sakın. Çok görüyorum böyle yapanlar var, hatalı bir yaklaşım. Asla vazgeçme ha, eğer yazmayı seviyorsan. :slight_smile: Lakin bak ben gibi de yapabilirsin, ilk olarak kısa hikayeler ve hayran hikayeleri yazarak kendimi geliştirdim ve elbette bir sürü roman okudum, ondan sonra roman yazmaya başladım.

Unutmaz isem bir bakayım. Ya bu Val’ın ‘gece kraliçesi’ olabileceğine dair bir kuram vardı. :smiley: Aklıma o geldi, gerçi katıldığım bir iddia değil elbet.

Mahzende vardı ya, öyle hatırlıyorum; Jon ile una bulanmıştı diye hatırlıyorum. Nerede okuduğumu bir hatırlasam bakacam hikayeye tam ama neyse…

Kuram tartışıyor isek var olan bilgiler üzerinden çıkarım yapacağız, temenni ve düşünceler üzerinden tartışacak isek bile olmamış bir şeyden bahsediyoruz.

Öncelikle Tyrion benim bildiğim Tywin’in Yüce Rahibe verdiği hediyeler vs. ile evliliği geçersiz kıldı, yani evli falan değil.

Kaldı ki evli olduğunu kabul edelim; bu Sansa ile olan evliliği geçersiz kılmıyor. Fatih dahil birden fazla eş alan Targ kralları var ki Dany bile kendine 2 koca almaktan bahsediyordu. Hatta ilk Jorah söyledi iki koca alabilirsin falan diye…

Jon, Vadi’yi yanına çekmek için Vadi’ye gelmeyecek; elinde 200 dev ve binlerce Yabanıl var, artık kuzey lordları var… Vadi aklına gelse şaşarım, o derece. Kaldı ki Robb zamanında yardım etmeyen Vadi, şimdi de yardım etmez ki LF, kızı evliliğe ikna etmek için “Harry sana kılıç verecek, Kışyarı’nı kurtarmak için…” diyordu, yani Vadi’yi harekete geçirmek için Sansa’nın onla evlenmesi gerekiyor yoksa niye Vadi totoşunu kaldırıp gitsin Stark için dövüşsün? Kendi lordlarını öldürdüklerine inandığı Lannisterlar için bile bir şey yapmadı, hala yapmıyorlar… Ned salak mıydı ki gitti Cat ile evlendi acele bir şekilde? Yahut Lord Tully kafadan zoru mu vardı ki kızını yaşlı bir adama karı diye verdi? Bu evrende kılıç istiyor isen o bölgenin azam lordu yahut varis ile evlenmen gerek.

Haliyle öyle yahut böyle Arryn Karstar yahut Arya için söylenmiş olan kehanetin Sansa için ilgi alakası yok; yukarıda Sansa gelecek kaçacak diyordun şimdi Jon gelecek Sansa’ya diyorsun, bu biraz fazla çelişkili. Madem sığınacak yeri yok niye en başta Sansa için söylendi o kehanet diyorsun ki?


#34

ortak nokta değil yaa :sweat_smile: :sweat_smile:

demeye çalışıyorum ki jon’un kızdan hoşlanmaya başladığını hissettiği ilk yerde genelde serideki kızıllardan çoğunlukla sansa için kullanılan 'ateşin saçlarına yansıması’kısmı jon’u etkileyen ilk yer.daha önce kıza karşı hiçbir ilgisi yoktu arya’ya benzettiği zamanlarda öyle bir ilgisini görmedik.

yorumlamam yanlış olabilir tabii ki bunu itiraf etmekten hiç bir şekilde utanç duymam.ama senin yazdığın şekilde sadece ygritte ve arya bağlantısını çıkarabiliyoruz o kısımdan ki paragrafın bütünlüğü açısından zayıf kalıyor bence.-böyle de olabilir ben bunu kesinlikle reddetmiyorum.-'hiç bişey bilmiyorsun’u başka şekilde arya yla ilişkisini kuramıyorum sadece.onun jona dediğini zannetmiyorum çünkü zaten gayet samimiyetle jon diyor.ama sansa demiş olabilir çünkü jon snow u sık kullanıyor.bütün kardeşleri içinde bi söz kullanmak zorunda değil jon.o an zihninde bence arya yla en çok bağlantı kurduğu cümle '‘gelinimi istiyorum’‘kısmı çünkü Arya daha çocuk.ve o an ona çok yakında kışyarında-jon öyle zannediyor-.diğerlerinin hepsinin öldüğünü düşünüyor büyük ihtimalle.’‘jon onların hiçbirine bir zarar gelmesini istememişti ama geldi.şimdi sadece jon kalmıştı’'kısmından anlıyoruz bunu.bence bu kısım tamamen yorumlama,sen istediğini düşünebilirsin :thinking:

öyle olmuyor işte.sansa sandor’un onu öptüğünü düşünüyor ama gerçekte böyle bir şey yok.bazen herşey okuduğumuz gibi olmuyor.yine jon’u asırlardır düşünmediğini söylüyor ama piçliğini jon üzerinden gerçekleştiriyor ,jon arryn in ölümünde serçeparmağın parmağı olabileceğini kim tahmin etmişti ki-. senin dediğin fantastik olmayan bir seride olabilir chick-lit tarzı bişeyde olabilir mesela herşeyin olduğu gibi görünmesi… ama fantastik serilerde biraz değişik oluyor bu durum zaten grrm bunu çok başarılı kullanıyor.jon’un sansa’yı sadece 4 kere düşündüğüne inanmıyorum bu yüzden.yukarıda anlattığım ‘anon’ örneğinden de oldukça eminim bundan.

kehanet sansa’nın vadi de kışyarı’nı inşa etmesiyle bağlantılı.iki kısım da kışyarı’nın akıbeti ile bağlantılı bence.sansa jon la birlikte kışyarını yeniden inşa ettirecek bence parayı da lf den bulurlar büyük ihtimalle.kalan yazdıklarınla aynı fikirdeyiz zaten.

bu kanıtlandı mı ki ben teori zannediyordum :hushed: cani olmakla saf olmak arasında büyük bir fark var.cersei rhaegar la kendisinin resmini çizmişti,onunla evlenip bebek yapmayı kraliçe olmayı düşlüyordu ve rhaegar ı hiç tanımıyordu aynı sansa’nın joffrey i tanımadığı gibi.bi kaç kere kendinden 'küçük aptal bir kızdım’diye de bahsediyor-evet cersei yapıyor bunu :laughing:-

sen sansa dan nefret ediyorsun o yüzden kafanda onunla ilgili şeyleri büyütüyorsun sanki biraz.sansa arya’nın yaptığını onaylamayacaktı çünkü asi kızkardeşinden yeterince çekiyordu mordane e söylerdi kesin söylemezdi demiyorum ama bunlar kardeş yahu.sen kardeşlerinle evde ne kadar birbirinize dürüst adil davranıyorsunuz bilemiyorum dünya genelinde ki kardeşlerin %95 i birbiriyle kavga eder sataşır en ufak şeyi ispiyonlar ya da koz olarak kullanır.jon’un ki zaten böyle bir şeydi çünkü kışyarındaki herkes gibi kızkardeşlerin anlaşamadığını biliyor.ama sen kızı vatan haini ilan ediyorsun,jon’un aklındaki sansa -4 kere bahsettiği yerde de- çok naif özel bir yerde tıpkı diğer kardeşleri gibi.çok yakın olmasalar da jon’un ona güveneceğini adım gibi biliyorum.ghost ta jon u kaç kere sattı o da mı güvenilmez :smile: diğer başlıkta tartışdığımız konu için gördük demişsin ama ben onda hala kendi düşüncemdeyim :joy: evet arya alakasız bir anısında hatırlıyor ama oradaki konu da sansa’nın güvenilmezliği değil jon’un kılıcı aarya ya verdiği anı arya’nın hatırlaması hatta bu kısım bence iki kızkardeşin jon için karşı karşıya geleceğine bir işaret de olabilir illa bir anlam ararsak.

jon arya yı güzel diye de övüyor ama biliyoruz ki çocukken öyle değildi-gittikçe güzelleşiyor mu evet-
sansa cersei ve ekürileri tarafından bir çok kez aptal olarak nitelendirilse de aslında zeki bir kız olduğunu -hatta tyrion dan sonra zekasına en çok atıf yapılan kişi olabilir :joy:-bir çok kişi onayladı hatta lf bile.sansa sadece çok saf dünyadan bihaber büyümüştü bence.zaten diyorum ki king s landing ten çıkamaz yargılanır ölürdü.yaşamazdı buraya kadar.vadi de büyük olaylar oluyor ve sansa öğreniyor onunla birlikte bizde öğreniyoruz.

bu ne şiddet bu ne celal :joy: çok taraflı bakıyorsun sanırım sansa-arya meselesi seni çok etkilemiş o yüzden hırsını karakterden alıyorsun.jon böyle olaylardan çok etkilenen biri robb un dediği bile çok dokunmuş sen kışyarı lordu olamazsın piç doğumlusun diyor ya.öyle olsa bahsi geçerdi zaten

ben zaten yazarın dediğini biliyorum ama sen güvenilmez kısmını çok yanlış alıyorsun karakter olarak demiyor yazar biz okuyucuların okudukları şeylerin her zaman aynı olmadığını belirtiyor orada.öpücük meselesi gibi.ya da sansa’nın alayne’yi jon üzerinden oynaması gibi ama asırlardır düşünmüyorum diyor.-sanki biraz kendine yalan söylüyor sansa dolayısıyla bize de-jon’un güvenilmezliği de jon povlarında üstü kapalı anlatılan şeyler var bazıları direk jon un kendisiyle ilgili o an okuyup geçiyoruz ama aslında önemli şeyler yazarın bıraktığı ufak dokunuşlar.‘anon’ meselesi bunlardan biri okuyup geçtik ama anlamadık olayı.

cat ve ned diyemem sadece buraya bakarak jon un bir stark olmak istediği bir gerçek ve bildiği tek aile de ned ve stark ailesi.mance in oğlu ve craster’in oğulları için ben ve robb gibi kardeş olarak büyürlerdi diyor.hatta bence mance in oğlu kendisi craster in oğlunu theon kendi oğlunu da robb olarak canlandırıyor o an kafasında

bence aralarında sadece arkadaşlık yok ama senin düşüncelerine de saygı duyuyorum ne olacağını ikimiz de bilmiyoruz :blush:

olabilir tabii ki itiraz edemem senin düşüncelerin.:grinning:

hayır bir mantığı var aslında ama ben anlatamadım bir türlü karışık biraz.konu jon ve sansa nın evliliği olduğu için ardarda gelen povları genelde böyle bir konunun üstüne geliyor.willas la evliliğin konuşulmasından sonra jon povu olması gibi.

okumayı küçüklüğümden beri çok severim ama benim sıkıntım kitabımın edebi bir değeri olsun istiyorum,wattpad hikayeleri gibi hikayeler yerine-tabi burda genelden değil piyasadaki anlatım bozukluğu dolu olan çok satanlar dan bahsediyorum- bir derinliği olan hikaye olsun istiyorum.ama kendi kendimi tatmin edemiyorum bir türlü belki 30 umdan sonra bir kitap yazabilirim ama şu an yeterince iyi görmüyorum kendimi ama denemeye çalışmaya kendimi geliştirmeye devam edeceğim :blush: desteğin için çok teşekkür ederim :kissing_closed_eyes:

gece kraliçesi değilde ötekilerin ajanı olduğuna dair bir teori vardı bence öyle birşey de çıkabilir

taht oyunlarının sonuna doğru arya muhafızların elinden kaçıyor seyisi öldürdükten sonra bu anıyı düşünüyordu sanırım

bilgi var zaten en yüksek ihtimal neyse onu tartışıyoruz,senin teorinde de orta da kesin bir şey yoktu ama olayları yorumlama vardı.her teori veya kuramda böyledir.

birden fazla eş targaryenlere özgü ensest olayı gibi.tyrion’un ilk karısı diyarda sadece söylentiden ibaret lf tyrion jaime den başka kimse doğru dürüst konuşmuyor.bence tywin evliliği kendi kafasında yok saymış kıza iftira attıktan sonra.

yabanıllar düzenli bir ordu değil stannis çok az sayıyla onbinlerce kişilik orduyu dağıtıyor.hem ötekilere karşı savaşacaksa tüm diyara ihtiyacı var ve vadi hem erzak hem ordu yönünden kritik kuzeyli lordlara hiç girmiyorum bile zaten yeterince yara aldılar.

ötekiler meselesi stark meselesi olmuyor yalnız.waymar royce vadidendi hatırlatırım.

ben iki şekilde buluşabilirler dedim sen doğru düzgün okumayıp bana bulaşıyorsun.diğerini inkar edip buna yönelmedim. diğeri de bir teori sadece.


#35

Ara sıra Sansa’nın aklına gelmesi demişsin ama Sandor’un Sansa’nın aklına geldiği zamanlar Jon’un Sansa’nın aklına geldiği zamanlardan çok daha fazla. Ve Serçeparmak ile kaçtıktan sonra karşılaştığı erkekleri, ona romantik anlamda yaklaşmaya çalışan bir kaç kişiyi Sandor’a benzetiyor sürekli.

Tazı’nın gerçekten yaptıklarından pişman olmadığını düşünüyorsanız kitabı tekrar okuyun bence. Kargaların Ziyafetinde Sessiz Ada’da ki Kıdemli Kardeş Sandor için; “Yaptığı şeyleri buradan bile duyardık; hem iyi, hem kötü olanları. Eğer duyduklarımızın yarısı bile doğruysa, Sandor işkence görmüş yaralı bir ruhtu. Hem insanlarla, hem de tanrılarla alay eden bir günahkardı.Hizmet etti ama hizmetinde onur bulamadı. Dövüştü ama zaferden tat alamadı. Acısını bir şarap denizinde boğmak için içti. Ne sevdi, ne sevildi.” demişti.

Bu konuda sana katılıyorum. Gerçekten kötülük yapmış onca karakter sevilirken,Sansa’nın aşırı gereksiz bir nefret alması haksızlık.

İkinci kitapta Joffrey Sansa’ya vurulmasını emrettiğinde, Meryn Trant Sansa’yı döverken Tazı durması için “Yeter.” demişti. Kendi pelerinini filan örtmüştü kızın üstüne. Şimdi normal bir kişiden bahsetseydik ne var bunda diyebilirdik ama Tazı’dan bahsediyoruz. Efendisine sadık olan bir köpek, kendini böyle tanımlıyor. Orada Joffrey Cersei’yi bile dövdürtse çıkıp engel olmaz. Karaktere göre değerlendirmek gerekiyor.

Sandor’u savunmam bittiğine göre (Gözü yaşlı bir SanSan shipperım evet…) ben gerçekten Jon Ve Sansa arasında romantik bir ilişki gelişeceğine hiç ihtimal vermiyorum. Arya ve Jon’u da desteklememe rağmen o konuda sunulan argümanlar daha ikna edici, yani ben çoğu yerde Jon ile Sansa arasında bir bağ kuramadım. Ama şöyle olabilir mesela, grrm öyle bir şey yapar ki, bir bakmışız kitabın sonunda Sansa ile Jon evlendi. Ama bu da birbirlerine aşık oldukları için değil tamamen stratejik bir amaç için olabilir.


#36

teori ler hep böyle zaten,bazılarına çok şey ifade ediyor bazılarına hiç bir şey.düşüncelerine saygı duyuyorum.sansa sandor u da 8 defa falan düşünüyor diye biliyorum.genelde şu öpücük olayında. zaten jon u göründüğünden daha fazla düşünüyor bence aynı şekilde jon da.biz farketmeden geçebiliyoruz mesela yukarıda yazdım sansa jon’u asırlardır düşünmemiştim diyor ama piç kimliğini jon üzerinden şekillendiriyor.ben o ilk konu heyecanıyla çoğunu tam olarak anlatamadım diye düşünüyorum zaten :grinning:

ben kişisel olarak insanların ikinci bir şansı hakettiğine inanıyorum ama çocuk katilliği bambaşka bir şey o çocuk ona hiçbirşey yapmamıştı o çocuğun yaşayacak hayatını çaldı bence.sansa benim bebişim olduğu için yakıştıramıyorum da ama sonuçta grrm kitabı benim için yazmıyor :wink:

sandor’un sadakatini karasu da gördük,yeter dedi ama yetersiz kaldı joffrey kızı soyup küçük düşürdü günün kahramanı tyrion du-joffrey’in nefret ettiği tyrion-.bunlar benim düşüncelerim ama ikna etmek için filan söylemiyorum eleştirin için teşekkür ederim :blush:


#37

Neyse, ortak nokta değil vs… o zaman fos yani o da alaksız şeyler. :smiley:

Bu arada baya paragraf olmuş yazdıklarımız artık; 2. paragrafçı arkadaşım olmaya doğru gidiyorsun. :smiley:

Jon, Ygritte ile tüm ilişkisi boyunca onu Arya ile mukayese etti. Sadece ilk karşılaşmasında aklına gelen bir şey değil, Arya/Jon kuram başlığında da bu kısma değinildi zaten. Hatta kuramı yazan kişi de “İki kere bedenlerini kıyaslıyor, düşünüyor. Garip bir şey bu.” demiş; yorumlara baktığımda da “İlkin olan biriyle kardeşini kıyaslamazsın, ben kıyaslamadım hiç.” gibisinden şeyler söylemişler ki temelde çok haklılar. Neyse konuyu dağıtmayalım.

Haliyle o çıkarım ben doğru kaçmıyor… Gelelim senin şu İLK ARZU meselesine… Sen sanki meseleyi HOŞLANMA gibi algılamızsın ki orada “başka şeyleri kabartma…” tabiri hoşlanmak değil, konuşturma şimdi beni. :smiley: Başka bir şey o, anla yani…ki onu arzuladığı ilk bölüm burası…

Jon bir gece uyandığında, Ygritte’i ona yaslanmış ve kolunu göğsüne atmış halde bulmuştu. Uzunca bir vakit öylece yatmış ve kasıklarındaki gerginliği umursamamaya çalışarak kızın nefes alıp verişini dinlemişti, Korucular ısınmak için sık sık hayvan postlarını paylaşırdı ama Ygritte’in istediği tek şeyin sıcaklık olmadığından kuşkulanıyordu Jon. O geceden sonra kızı uzak tutmak için Hayalet’i kullanmıştı

Ondan sonra senin söylediğin paragraf geliyor. Ardından bu paragraf… yine aynı POVda…

Jon atını yavaşlatıp yürütmeye başladığında Ygritte de onun yanında yola koyuldu. Kız, Jon’dan üç yaş büyük olduğunu iddia etmesine rağmen ondan on beş santim kısaydı; ama kaç yaşında olursa olsun Ygritte minik ve zorlu bir şeydi. Onu Çığlık Geçidi’nde yakaladıklarında, Taşyılanı kız için “mızrak karısı” demişti. Ygritte evli değildi ve silah olarak boynuz ve büvet ağacından yapılmış kıvrımlı bir kısa yay tercih ediyordu, buna rağmen “mızrak karısı” onun için uygundu. Jon’a kardeşi Arya’yı hatırlatıyordu biraz, Arya daha küçük ve ihtimalle daha sıskaydı gerçi, Giydiği kat kat kürkler ve deriler yüzünden Ygritte’in ne kadar dolgun ya da ne kadar zayıf olduğunu söylemek zordu.

Bundan sonra birlikte olmaya başlıyorlar ve sonraki POV’da da işte mukayeseler devam ediyor.

“Hiç istemeden öldürdüğün bir adam da isteyerek öldürdüğün adam kadar ölüdür,” demişti Ygritte inatla. Jon onun kadar inatçı biriyle hiç karşılaşmamıştı, belki kardeşi Arya dışında. O hâlâ benim kardeşim mi? diye merak etti. Peki kardeşim miydi?

Neyse sonra böyle gidiyor işte… Sonrasında ayrılmalarını gerektiren olaylar yaşıyor vs. derken kız ölüyor malum…

Şimdi ben senin mantığı pek çözemedim; “Hiçbir şey bilmiyorsun, Jon Snow.” Bu Ygritte’in Jon^'a sözü ve o paragrafta Jon, Ygritte’in sözlerini hatırlıyor. Ondan önce söylenen sözler de başkaların ona söylediği sözlerdi; çocuğu öldür, Aemon’ın lafı; gece nöbeti taraf tutmaz lafı da Mormont söylemiş olabilir yahut diğerlerinden biri ama söylendi yani(amcası da demiş olabilir, kimdi hatırlamıyorum ama söylendi bu söz defalarca zaten)… Yani çocuğu öldür sözünü 3 kardeşiyle; gece nöbeti taraf tutmaz sözünü Robb ile çok mantıklı bağını kurduk da Hiçbir Şey Bilmiyorsun sözünü Arya ile bağını mı kurmaya çalışıyoruz? :stuck_out_tongue: Sana o an mantıklı gelmeyen cümleler, daha sonraki kitaplarda mantıklı gelir. O sözün ne anlatmaya çalıştığına dair uzun uzuya konuşulabilir yani; kafadan 2 şey söyleyebilirim sana ve böyle olduğuna da inanıyorum zaten ama bunu yazıp da konuyu Sansa meselesinden çıkarmak istemiyorum.

Yine “Hiçbir şey bilmiyorsun, Jon Snow.” lafını Sansa zamanında Jon’a söylemiş olabilire geldik… Olabilir ile olmuyor kuramlar; kitaba bakarsın, elde bir bilgi vardır, ondan çıkarım yaparsın… Yazar demediği sürece öyle böyle diyemezsin. Yoksa ben de öyle böyle diye sürüyle şey ortaya yazarım… Söz Yabanıl kadına ait, o söylüyor; başka hiç kimse ona bu sözü söylemiyor; aaa dur özür dilerim söylüyor; Melisandre bu cümleyi kullanıyor ve aynen Jon Snow diye hitap ediyor hatta onu bir ara Ygritte sanmıştı, şimdi Jon Melisandre’ye aşık yahut ilişki mi yaşayacak? diye çıkarım yapacağız? Onun da saçları ateş gibi kızıl, doğal olmayan bir kızıllığı varmış.

Bütün kardeşleri için bir söz söylemek zorunda yahut değil meselesi değil bu; YAZAR, tüm kardeşleri için bir söz söyletmiş orada bir küme yapmış…Olay benim nasıl yorumladığım ve düşündüğüm değil yani, ne varsa onu diyorum sana… Yapılmış bir şeyi de “yok, hayır; yapılmamış.” diye iddia etmek, artık fazla zorlamaya girmez mi? Yani bu şekilde nasıl bir konu tartışabiliriz ki? O zaman ben de aynısını sana yapayım, hayır deyim; öyle dememiş, onun için dememiş; yazılmamış ama böyle demiş olabilir… diye senin gibi yazayım. Olmaz böyle şey. Var olanı yok sayıp, olmayanı var gibi yazacak isen burada biz bu tartışmayı sonlandıralım; sen; fecr ve senin gibi bu kuramın çıkmasını isteyen arkadaşlar ile sohbet edip, birbirinizi mutlu edin? Hangisini istiyorsun? Saygı duyacağım.

O karımı geri istiyorum sözü de zaten Arya meselesi; zaten o koca paragraf komple Arya meselesi; Jon öldüğüne inandığı kardeşlerini (gerçi Sansa’nın hayatta olduğunu biliyor aa bak hiç kaile alıp Sansa ne hallerde, nerede diye düşünmüyor bile…)hatırlıyor, onlarla ilgili son anıları muhtemel… Sonra elinde kalan son kardeşe odaklanıyor; en sevdiği kardeşi… Ondan sonra da “onu da yedirmem kimseye” havası ile planı değiştirip, yeminin bozuyor.

Ya hu sen neden böyle zorlama yapıyorsun ki her şeyi? O zaman komple kuram yalan, boş, şüpheli; çünkü hepsi karakterler üzerinden söylenen sözler, düşüncelerle ilgili gerçi o bile değil ya neyse…

Sandor meselesi için sana başlık verdim, bir kere girip okudun mu? Yazarın sözlerini inceledin mi? O Sansa’nın durumuna özel bir şey; onun için planladığı şeyler olduğunu söylüyor adam zaten, kasıtlı yapıldı o diyor…

Jon’u “asırlardır düşünmüyor” herhalde asırlar geçmedi, uzun zamandır aklına gelmediğini söylüyor… mecaz…Tyrion’u düşünmesi de “Lannister konusunun” açılması üzerineydi…Yani durduk yere x karakter üzerinde düşünmeye başlamazsın, onu çağrıştıracak bir şey yaşarsın. Ben fantastik roman yazıyorum, nasıl yazıldığını biliyorum… Yalnız bak sana güzel bir yorum alıntısı vereyim, Duygu çok güzel açıklamış. Şimdi ben “Jon, Arya’nın öldüğünü nereden çıkartıyor? Sansa ve Tyrion meselesini hatta Robb’un ölümünü ne zaman öğreniyor? Bunlar yazılmamış, sadece -sonradan- bildiğini biliyoruz ama yazar bize bunu yazmamış. Neden? Bunlar yazılması gereken önemli şeyler. Bence eksiklik.” dedim ve o da güzel bir açıklama yaptı.

Biraz uzun bir açıklama, bilesin.

Jon’un Sansa ile Tyrion’un evlendigi an’i yazmamasi bence atladigi bir sey degil.
Ne olabilir mesela? Aklima iki ihtimal geliyor.
Birincisi… Basindan beri bize yansitilan Jon-Sansa iliskisini ele alalim; bu ikisi serinin basindan beri ayni haneye mensup iki yabanci gibiler. Bütün Jon povlarinda Sans, bütün Sansa povlarinda ise Jon, iki elin parmaklarini geçmeyecek kadar az anilmislardir belki de. Dolayisiyla okuyucular, bu iki karakter arasinda bir bag kuramiyor. Mesela Arya ve Jon’u biz ne kadar bir arada gördük? 3-4 Pov, belki o kadar bile degil ama bu ikisi arasinda çok büyük bir bag var, Martin en basta bunu gösterdi ve sonradan da her firsatta vurguladi. Mesela evlenen kisi Sansa degil de Arya olsaydi, Martin bunu kesinlikle yazardi çünkü okuyucular olarak Jon’un bu habere verecegi tepkiyi bilmek isterdik, hatta çok merak ederdik ama Sansa’nin evlenmesi… Yani ! Olaylari böylesine analiz etmesek, belki Jon’un o haberi aldigi an’i okumadigimizi hiç farketmezdik bile. Hiçbir sekilde Jon ve Sansa arasinda bag kuramiyoruz, Martin öyle bir bag yaratmadi. Yani tamam, her ne olursa olsun “kardesler” ama bu bizim için sadece bir bilgiden ibaret, bu kardesligin bizim gözümüzde pek bir önemi yok.
Diyecegim o ki, Sansa’nin Tyrion ile evlendigini ögrenen Jon’un tepkisini yazmak, buna yer vermek, yukarida söylediklerime ters düsebilirdi, Jon Povlarinin yapisina, ruhuna, her neyse, uymayabilirdi. Anlamli durmazdi, hatta belki de sirf yazilmasi gerektigi düsüncesi ile yazildigi hissini de verebilirdi.
Jon’un verebilecegi tepkiyi düsün mesela! “Piç” kelimesinin anlamini ögrendigi andan beri ona sirtini çevirmis, onu hor görmüs Sansa’nin, az çok tanidigi ve hakkinda iyi seyler düsündügü Tyrion ile evlendigini ögreniyor… Bence biz Jon’un ne tepki vereceginden emin olmayisini okurduk burada. Yani Sansa’ya karsi ne hissettiginden emin bile olmayan Jon, onun Tyrion ile evlendigini ögrendiginde nasil bir tepki verebilir? Ne düsünecegini bilmezdi. Martin’in iç düsünceler ile bile anlatamayacagi bir belirsizlik, bir karmasa içinde olurdu Jon. Yani illa ki bir seyler hissederdi, ama o hissettigi sey kelimelere dökülemezdi. Ve biz hiçbir sekilde o hissi, o duyguyu alamaz, anlayamazdik. Bu noktada yani anlamsiz olurdu.

Ikincisi ihtimal ise, roman yazmanin matematigi ile alakali olabilir. Biz serideki kronolojiyi çözmekte zorlaniyoruz ama Martin elbette hangi olaylarin es zamanli gerçeklestigini falan çok iyi biliyor. Jon’un Sansa’nin evlendigini ögrendigi zaman, Martin’in Jon vasitasiyla Sur’da önemli ve tüm bir Pov’u kaplayacak, tek odak noktasi olmasi gereken bir olayin yasandigi bir zamani anlatmasina denk geliyor olabilir. Dolayisiyla Sansa’nin Tyrion ile evlendigi haberini “o” Pov’a entegre etmek mümkün olmayabilir.
Sonraki Pov’da yapsa mesela, nasil olur?.. Jon zaten ögrenmistir (önceki pov’da anlatilan olayin yasandigi gün veya günler içerisinde ama Martin o pov’a bunu entegre edememistir), biliyordur, ama mesela Lord Kumandan odasinda tek basina otururken tekrar o an’a döner, yani haberi aldigi an’i hatirlar (Martin bunu arada yapiyor biliyorsun). Böyle olabilirdi, ama sorun su ki, bu olayi hatirlamasini ve o an’a geri dönmesini tetikleyen bir sey olmali ve Sansa-Jon iliskisini düsününce, bunu yapmak kolay degil. Yukarida dedigim gibi, söz konusu kisi Arya olsa, hiç sorun olmazdi…

Bu, kehaneti nasıl yorumladığın ile ilgili bir şey… Kehanetler, nereye çekse oraya giden şeylerdir… Haklı da çıkabilirsin haksız da… Yarım haklı da çıkabilirsin… Yalnız parayı LF’den bulurlar lafı tüm ciddiyeti alıp götürüyor, kehanet yorumlamasında… Mesele bu değil zaten ama o da çok para verecek biri ya :smiley:

Bu sayfayı yine Duygu (Starkgaryen) hazırladı, kehanetleri ona soracaksın, onun ilgi ve uzmanlık alanı diyebilirim.

http://viki.gameofthronestr.com/Rüyalar_ve_kehanetler#Y.C3.BCce_Y.C3.BCrek_Hayaleti.27nin_r.C3.BCyalar.C4.B1

Ne kuramı? O öldürdü, kuram değil. :smiley: O kız o cadının yanından evine hiç dönemedi. :smiley:

Şimdi saf biri cani olabilir mi? Cani biri saf olabilir mi? Bu nasıl mümkün olabilir ki? :smiley:

Karakterlerin kendilerini “Küçük aptal kız.” olarak görmesi mümkün; Arya da aynı şeyi söylüyor ama biliyoruz ki aptal bir kız asla olmadı. Cersei sevdiği ile evlenecek hayalleri kurduğu için herhalde kendini o şekilde yorumladı; görüyoruz ki hayatı hiç hayal ettiği gibi olmadı; Sansa’da kendisini görmesi çok olası zaten…

Sen de Sansa’yı çok seviyorsun ve bu kuramın gerçek çıkmasını istediğin için olan biten her şeyi çarptırıyor, döndürüyor; hataları/günahları aklamaya çalışıyor, mantıksızlığı mantıklı hale getirmeye çalışıyor ve de üstüne var olanı yok sayıp, olmayan şeyi var gibi göstermeye çalışıyorsun. Yani daha önceki yorumumda söylediğim gibi sekizgen köşeyi yedigen köşeye oturtmak için uğraşıyorsun ama oturmuyor, oturamaz; bir yerleri kırıp dökmen gerekir bunun için… Siz Sansa severler hep böyle misiniz?

(Sana senin argümanınla cevap vereyim dedim. Ben insanlar ile bir konu tartışır iken karşımdaki kişinin x karakterini sevip sevmediğine bakarak yorum yapmam, senin bu yaptığın gibi argüman sunmam. Ned konusunda da baya ağır laflar ettim ama çıkıp ‘sen Ned’den nefret ediyorsun!’ demedin, sebep? Aksine Ned’i de çok severim ama bak, sevdiğim karakterlere bile yeri geldiğinde ağır laf söyleyebiliyorum; salaklık ise salaklık diyorum misal… Daha Sansa için bir olumsuz lafını görmedim… Aksine ihanet değil, hata hata o diyerek aklamaya çalıştın; fecr de aynı şeyi yapmıştı ilk konuştuğumuzda hatta o daha saçma bir şekilde savundu. Şimdi bu şekilde yorum yapacak ise yine tartışma değil münakaşa olur ortada, konudan sapılır. Sanırım Sansa’nın 1. kitaptaki olayları üzerinden konuştuğumuz için Sansa’dan genel olarak nefret ettiğim görüşüne hakim oldun ki biraz ağır bir iddia, Cersei’yi sevmem ama nefret etmem yahut Tywin’i… Yahut Frey’i… Nefret abartılı bir kelime… Lakin 1. kitaptaki Sansa ile dizideki Sansa’yı hiç sevmiyorum, orası doğru. Yine lakin… sonraki kitaplarda; en çok da Vadi maceralarından sonra kendisine karşı nötr hale geldim ve yavaştan sempati bile duyuyorum. 6. kitaptaki Harry sahnelerini bekliyorum misal, okumaktan zevk alacağımı düşünüyorum.)

Diğer yandan konuya dönersek; neden kendi görüşünü ve benim görüşümü karakterler arası ilişkiye sokuşturmaya çalışıyorsun ki? Senin x konusundaki görüşünün yahut benimkinin y karakteri için ne değeri var ki? Hiç! Yazar için değeri ne? Hiç! Hala anlayamadın bu kısmı. :smiley:

JON KARAKTERİ İÇİN SANSA -İSPİYONLAMA ÖZELLİĞİ ÇOKÇA OLDUĞU İÇİN- GÜVENİLMEZ BİR İNSAN… bunu diyorum; Bran yahut Rickon onlarla gitse “Onlara da sakın söyleme” demezdi, çünkü onların karakter yapısı öyle değil… Lakin JON İÇİN SANSA KARAKTER YAPISI BÖYLE… Jon’un gözünden, onun düşüncesi BENİM DEĞİL. Benim yahut Senin düşüncen değersiz bu oğlan için hatta yazar için. Anlatabildim mi? :slight_smile:

Ha kendi düşüncemi mi merak ediyorsun? Söyleyim; Jon, Sansa’ya güvenir ise salaktır, o kadar net. Şimdiki hali için bile geçerli bu, sadece o çocuk hali için geçerli değil. Hele yazarın açıklamasından sonra Sansa ile ilgili daha eminim…

Arya’nın güzelliği ile ilgili bakış açısını hep “kendi görüşü” ile gördük; Arya’ya göre Arya güzel bir kız değil. Hatta Braavos’ta Nazik Adam yüzünün güzel olduğunu söylese bile hala güzel görmüyor kendini… Arya, halasına benziyor ve halası çok güzel bir kız olarak tanımlanıyor… Jon ise Arya’yı ‘güzel’ görüyor. Cat gibi bir karakter için güzellik tanımı; güzel kıyafetler giymek, yüzünü temiz tutmak ve saçını taramak… Lakin Jon için tanımın bu olmadığı aşikar çünkü o, bunların ardındaki güzelliğe bakıyor; kirli kıyafet gigiyormuş, saçları taramıyormuş önemsemiyor… Ygritte aynen Arya gibi; vücudundan tut, saçlarının karmaşasına kadar; ikisi de saçlarını taramıyor misal… Ayrıca çarpık dişler gibi bir betimlemesi var, yani Sansa gibi birinin yanında çirkin kaçacak biri; hatta yanında kimse olmasa bile kusurlu göreceğimiz biri ama Jon gülümsediğinde çarpık dişleri sorun olmuyor diyor, sonra başka şeylerine odaklanarak kusurlarının yok olduğunu falan söylüyor; yani buradan Jon için güzellik algısının nasıl olduğunu net görebiliyoruz ki güzellik algısı da kişiden kişiye değişir zaten. :slight_smile: Misal Yabanıllar için de Ygritte kızıl saçları yüzünden güzelmiş ama bizim tarafta değil.

Af buyur? :joy: Beyinsiz demiyorum kıza asla, o kadar da değil. Aptal olduğunu da düşünmüyorum(1. kitapta aptaldı) ama Tyrion’dan sonra zekasına en çok vurgu yapılan kişi cümlesini görünce ister istemez gülüyorum yani… :smiley:

LF “sen salaksın” demesini bekleyemezsin zaten. O adamın kullandığı 5 kelimenin en az 3’ü yalan ya hu! Tamam dediğim gibi salak ve aptal değil kız ama referans olarak da LF’yi verme yani, başka bir şey ver. :stuck_out_tongue:

Heee geldin mi şimdi benim dediğime? :rofl:

Kendine bu konuda niye yalan söylesin? 5 kitap boyunca kaç kere Jon’u düşündüğünü yahut andığını gördük? 1 kere, o da senin söylediğin cümle. Yukarıda ne güzel dedin; “öyle olsa bahsi geçerdi zaten” Çok da önemli bir şey değil zaten, çünkü Jon ile Sansa yakın değiller, düşünmesi için bir sebebi yok… Misal bak Vadi’de ikendi sanırım, Sansa kardeşleri ile karda oynadığı zamanı hatırlıyor; Robb’a sarılışına kadar vs. ama o anıda Jon yok…

Yazarın söylediği şeyi okudun ise ‘güvenilmez anlatıcı’ sözünün Sansa meselesi ile ilgili özel bir planlama olduğunu vs. görürsün zaten. Şimdi bunu “tüm okuyucular için”'e çevirme rica edeceğim… Adam x kişi için diyor sen tümü için diyorsun…

Here’s a really particular question (which I realize means it probably won’t get asked in a general interview): In A Storm of Swords, there is a chapter early on where Sansa is thinking back to the scene at the end of A Clash of Kings when The Hound came into her room during the battle. She thinks in the chapter about how he kissed her, but in the scene in A Clash of Kings, this actually didn’t happen. Was that a typo or something? —Valdora

It’s not a typo. It is something! [Laughs] ‘‘Unreliable narrator’’ is the key phrase there. The second scene is from Sansa’s thoughts. And what does that reveal about her psychologically? I try to be subtle about these things.

My question is - what do you think the significance of her memory lapses is?

GRRM asks: “What does that reveal about her psychologically?” What do you think?

Anon meselesine girme, hala ne anlatmak istediğini tam anlayamadım. :smiley:

Theon ne alaka? En sevmediği adam…

Bir oğul sahibi olmak Jon Kar’ın düşlemeye cesaret edemediği bir şeydi, hayatını Sur’da geçirmeye karar verdiğinden beri. Adını Robb koyabilirim. Val, ablasının oğlunu yanında tutmak ister. ama çocuğu Kışyarı’nda büyütebiliriz, Şebboy’un oğlunu da. Sam yalan söylemek zorunda kalmaz. Şebboy için de bir yer bulu ruz, Sam yılda birkaç kez gelip onu ziyaret eder. Mance’in ve Craster’ın oğulları kardeş olarak büyür, bir zamanlar benim Robb’la büyüdüğüm gibi.

Doğru. :slight_smile:

Rica ederim, merak etme yazmaya devam et, istediğin seviyeye geleceksin inşallah. :slight_smile:

Bence ikisi de değil ama Val’ın karakter olarak rolü ne bu hikayede, merak ediyorum. Yani şu ana kadar elle tutulur bir etkisi yok.

Aaa çok teşekkürler, Theon da var sanıyordum, aklımda öyle kalmış. :smiley:

Sen olmayan bilgilere var, var olanların kimisini yok sayar oldun yukarıda… Sansa söylemiş olabilir, diyorsun; demediği şeyi temenni ile söylemiş olabilir demek var olan bilgiye mi giriyor?

Benim çevirdiğim kuramda ise hepsi bilgilere dayanıyor; kitaptan konuşmalar ve olayları yazıyor ve onları birbirine bağlayıp yorumluyor… Fakat olmayan sözleri varmış gibi yorumlama yoktu; x karakteri için söylenmiş bir şeyi sanki onun için söylenmemiş gibi davranmak yoktu… Fark bu.

Tyrion’un evliliği biliniyor ama, LF bile bir kere Sansa’ya anlattı(çarptırdı elbet) hatta emin değilim ama Tyrion da şöyle bir bahsetmişti ona sanırım. O zamanlar Tyrion 13 yaşlarında ve Targlar hala hükümdar; LF ise bir çocuk. Olan biten bu şeyler-konuşulmuyor, bilinmiyor ise- nasıl bilir LF? Demek ki çok dillendirilmeyen ama bilinen bir şey.

Diğer yandan ensest meselesinin Targlara özgü olmadığını Jonnel Stark örneği ile göstermiş oldun, sanırım? Targlar yapınca ilahlar kabul ediyor başkası yapınca kabul etmiyor durumu yok bence çok evlilikleri… Craster da hem ensest hem çok evlilik yapıyor ki karıları olarak tabir ediliyor; yani insanlar öyle kabul ediyor. Mesele çok evliliğin hoş görülüp görülmediği; görülmüyor muhtemelen ama bu, 2. ve sonraki evliliklerin kabul edilmediği manasına gelmiyor işte.

Ötekiler meselesi başka…Biz Kışyarı için konuşuyoruz; yani 7. kitaba kadar Sansa Vadi’de mi kalacak diyorsun? :smiley:

Ben ilk yazdığın şeye bakarım; başlığı açıp okuduğumda özel bir harita bile koymuştun, gözümden mi kaçtı; aynı yorum içerisinde bu 2. olasılığı dillendirdin mi? Yoksa 31 yorum bekledikten sonra mı dillendirdin?

Genel olarak Sansa, Tazı’yı korkutucu bulan biriydi ama son karşılaşmalarında bıraktığı pelerine-üşüdüğü için- sarılmış, daha sonra pelerini saklamış, üstüne zaman zaman gözleri Tazı’yı aramış ve “keşke burada olsaydı” yahut “beni tecavüzden Tazı kurtardı, serçeparmak, değil.” diyerek olumlu düşünce ve anılar aktarmıştır. Hatta “Bir şarkıyla bir öpücük aldı ve bana kanlı bir pelerinden başka bir şey bırakmadı.” sözü bile sanki terk edilmiş sevgili havası verdi.

Moreta12: I understand, I’ve heard your opinion on that. In ACOK, it seems that the relationship between the Hound and Sansa had romantic undertones. Is that true?

GRRM: Well, read the book and decide for yourself.
Moreta12: I’ve read the book and I’ve debated those particular scenes with a few others. Half say that it’s romantic and half say it’s platonic. I’ve taken the romantic stance.

GRRM: It could be very different things to each of those involved, mind you.


#38

bu ne demek şimdi ???
ben asla benimle % 100 aynı fikirde olan insanla sohbetten hoşlanmam ki konuya dahil değilken niçin adım geçti onu hiç anlamadım
var olanı yok saymıyoruz Senden başka forumda Arya diyenide görmedim % 100 haklıda olabilirsin ama bu şekilde hoş değil yaptığın
senle bu Arya konusunda konuşmayacağım tartışmayacağım dediğim için dahil bile değilim adım geçiyor hemde ithamlarla
Ben Sansadan vazgeçmedim hala diyorum Jon un sevdiği Sansa diye çünkü birine kardeşim dediysen o kardeşin olur Jon sansaya hiç bir zaman kardeşim demedi Arya yı istemiyorum çünkü ona kardeşim dedi öyle davrandı öyle sevdi benim midem başka türlüsünü kaldırmaz
Şuanda Sansa kuzeninin evinde iken Aryanın nerede olduğu belirsiz bu bile bana çok şey anlatıyor
Neyse sakinleşiyorum dahil değilsem konuya dahil etmeyin beni rica ediyorum


#39

Biraz alıngan kişilikte bir insanız sanırım? Sana ya da diğer Sansa/Jon destekçileri ile ilgili bir ithamda bulunmadım; “Var olanı yok sayıp, olmayanı var gibi yazacak isen burada biz bu tartışmayı sonlandıralım” cümlesinden sonra gelen cümleden(tek başına yazıyor olsa) bunu çıkarmanı anlayabilirim bir yerde ama öncesinde kurulan cümle ile bir bağlantı kurarak yorumlasan güzel olurdu sanki? Burada bahsettiğim durumu daha ne şekilde açabilirim bilmiyorum da…Kısacası senin anladığın şeyi demedim, deyim geçeyim. Seni gören de bir şeyle suçladım, hakaret ettim falan sanır, bir daha adını anmam merak etme tamamdır. Özür dilerim.

Arya’yı istemiyorsun çünkü Sansa’ı daha çok seviyorsun hatta belki de Arya’yı hiç sevmiyorsundur, baya saçma şeyler söylemiştin onun hakkında… Onu da geçtim Sansa için de kaç kere kız kardeşim diyor, sen kitapları bir kere daha oku. Zaten toplasan 4 kere Sansa’yı anıyor yahut düşünüyor. Şimdi ona da kız krdeşim dedi diye Jon ile birlikte olmasını istemediğini söyleyecek misin? Söylemeyeceksin çünkü dediğim gibi sebebi Arya’ya kardeşim demesi değil, Sansa odaklı bir durum o kadar.


#40

alınganlık değil ben aynı şeyi yapsam sende kızardın
alakam olmayan bir tartışmada dışardan sadece izliyorum ve adım geçiyor hoş değil neresinden tutarsan tut

öncelikle Aryayı sevmiyor değilim sezarın hakkı sezara ama Aryada yanlışlarla dolu biri ve sen sadece Sansanın hatalarını görüyorsun ,
ne olursa olsun gidip prensle kavga etmesi yanlıştı sonra Sansanın eteklerine saklanmak istedi Sansa izin vermedi diye kızıyorsun
senin yanlışlarından biride bu mesela
daha 11 yaşında kız biranda nişanlısı ve kardeşi arasında kaldı Arya madem o kadar iyiydi niye ablasını öyle iki arada bıraktı işte ben buna kızıyor bunu görüyorum
gelelim cümlendeki SAÇMA sözcüğüne buna senin benim yada bir başkasının hakkı var mı ?
kimse bir diğerinin fikri için Saçma diyemez!!! Anlamadığım yer oluyor ben anlamadım oturtamadım diyorum mümkünse o kişi ile tartışıyorum asla kavga değil, asla onu küçümsemiyorum
madem saçma seninde Aryayı bu derece savunman saçma geliyor. Örnek vermek için yazdım seninde hoşuna gitmedi değil mi bu saçma kelimesi

kardeşim demedi demedim

Sansaya kardeş gibi davranmadı Sansa da ona
işte o noktada ayrılıyoruz
ben birini sevsem aşık olsam ona gidipde canım cicim kardeşim olamam uzak ve mesafeli olurum hatta varlığı kızdırır beni
bunlar hangi iki karakter arasında var sorarım sana


#41

Diğer ithamlarına hiç cevap yazmıyorum bile… Kısır döngüye sokuyorsun, hele Sansa dedik mi delirmeye çıldırmaya başlıyorsun. Bu yüzden seninle Sansa konusunu konuşmayı kestim.

Sen daha yazdığın cümleyi bilmiyorsun.

çünkü birine kardeşim dediysen o kardeşin olur Jon sansaya hiç bir zaman kardeşim demedi Arya yı istemiyorum çünkü ona kardeşim dedi

Jon’dan Stannis’e: “Kışyarı, kız kardeşim Sansa’ya ait.”

Sur’un ötesinde sihir varmış gerçekten, diye düşündü. Aklında kız kardeşleri vardı. Onları dün gece rüyasında görmüştü. Sansa şahit olsa ağlamaya başlar, bu görüntünün harikulade olduğunu söylerdi. Arya heyecanla çığlık atar, her şeye teker teker dokunmak isterdi.

Bu başlıkta da sana son yazışım. Üstüne laf söylenecek bir şey yok çünkü.