Biz de Kendi Şarkımızı Yazmaya Başlayalım

Evet arkadaşlar düşündüm ki hepimiz Buz ve Ateşin Şarkısı ile yaratılan fantastik dünyanın içinde yaşar olmuşken neden aynı evrende kendi “şarkımızı” yazmayalım aramızda fantastik türe hakim çok yaratıcı insanlar olduğuna eminim denemeye bile değer gördüm şahsen :slight_smile:

Yalnız isteğim hepimizin her mesajında yalnızca 1 cümle katkı yapması. Çünkü öyle oldu mu hepimiz eşit payla yaratıcılığımızı katarız öylece hepimizin şarkısı olur diye düşünüyorum.

İlk deneyimimizde istediğimiz gibi olmasa da yeniden başlarız önemi yok yeter ki her bir konuşma cümlesine kadar çok yavaş gidelim bence çok sağlam temelli bir kurgu yakalayabiliriz :slight_smile:

Uzun yazın en sıcak gecelerinden biri, yeni doğan bir çocuğun feryadıyla yankılanıyordu.

Bunun cıvımamasını ve devam etmesini istiyorum. Lütfen alttakilerde düzgün devam ettirsin. Forum bu aralar pek aktif değil ve böyle bir şeye ihtiyacımız var.

Ses en arkadaki çadırdan geliyordu ve 20 bin kişilik kamptaki herkesin kulağında işitiliyordu.

Ben öyle umuyorum ve acele gitmenin de manası yok uzun vadede tamamlanacak bi hikaye gibi düşünülsün herkes kendinden katsın birşeyler.

Maester Gawen, çocuğa kederli gözlerle bakıyorken önce haykırışları, sonrasında çalmaya başlayan davul seslerini işitti.

Kral ve kafilesi sonunda bize katılıyor, diye düşündü. Hizmetlilere çocuğu yıkamalarını ve annesini de gömebilmeleri için arka taraftaki mezarlıkta mezar kazmalarını emretti.

Henüz bilmiyorlar, diye düşündü haykırışları dinlerken Maester Gawen; Lord Heron henüz bilmiyordu.

Rp projesi mevcut , şuan yapım aşamasında bittiğinde çok iyi bir sistem çıkacak ortaya sizden istenen biraz sabır. :slight_smile:

Lord Heron kralı karşılamak için çıkmıştı ve bu gece kral için büyük bir ziyafet verilecekti. Söylemek zorundayım, dedi kendi kendine.

Basit şeyler yazmazsan sevinirim.

Çadırdan çıktı, herkes ziyafet alanına doğru hareket ediyordu.

Yanmakta olan kamp ateşleri ve gökyüzündeki dolunay geceyi aydınlatıyordu. Eşinin bulunduğu çadıra doğru uzun adımlarla yürürken tek bi düşüncesi vardı bi oğlu, varisi olmuştu.

Rp projesinin Bayaası tamamlandı arkadaşlar.
Ama bir huzursuzluk vardı üstünde. Hiç atamadığı bir huzursuzluk. Ve perdeyi araladı…

Çadırdan Maester Gawen’i çıkarken gördü ve Master Gawen “Konuşmamız gerekiyor, Lordum” dedi.

Maester Gawen kendisi doğmadan önce bile ailesine hizmet etmekte olan; alnı kırışıklarla, göz altları çukurlarla, kafası yalnızca bir tutam saçla dolu bu yaşlı üstat, onun için hiç tanımadığı babasından da yakındı.

Haren bir şeylerin ters gittiğini üstadın gözlerinden anlamıştı ve üstadın elleri omuzlarındayken ağzından çıkanları duymamış olmayı diliyordu çadıra doğru hareketlenirken.

Aynı ana tekrar gittiğinde bu kez Maester Gawen’in elleri 15 yaşında, Dayne’lere özgü gümüş sarı saçları omzunda zayıf fakat yaşıtlarına göre uzun bir çocuğun omuzlarındaydı. O gün annesinin öldüğünü öğrendiği gündü.

Annesi kısa ve zayıftı, tıpkı karısı Rosienne gibi. Çiçek hastalığından ölmüştü ve Haren o gün hanesine layık bir lord olacağına dair söz vermişti, ne pahasına olursa olsun.

Çadıra girdiğinden önce Septa Dolora’yı gördü adeta gerçeği görmeyi en sona bırakmak istercesine. Sonra yanan mumları gördü, tütsü kokusunu içine çekti, Septa’nın hıçkırıklarını ve Gawen’in iç çekişini arkasında işitti. Rosienne ise üzerine örten beyazlar kadar beyaz yüzüyle orada uzanmış yatıyordu.

Bu gerçek miydi? O anı tekrar mı yaşıyordu? Eliyle karısının alnındaki birkaç tel saçı düzellti; kızıl, yumuşak ve güzel kokulu. Sanki uyuyor gibiydi ve sabah olduğunda yeniden uyanacaktı. Ama annesi uyanmamıştı ve karısı da uyanmayacaktı.

İşte zihni tam bu düşüncelerle doluyken bir ağlama sesi, içten, yangılı bi ağlayış duydu. Kafasını çevirdiğinde Septa Mya’nın emzirdiği bebeği gördü; oğlunu.

En yakın yere oturdu ve derince bir nefes aldı. “Mya oğlumu getir.” Mya bebeğin ağzından göğüslerini aldı. Bebek yeni yıkanmıştı ve kundaklanmıştı.

Küçük, savunmasız ve tamamen Heron’ın sorumluluğunda. Sevinç ve üzüntüyü aynı anda hissedemediğini fark etti. İçinde az önce oluşan bir boşluk, gözlerinde dışarı taşmak isteyen seller vardı; ama bir an o boşlukta oğlunu görüyordu ve dudaklarında bir gülümseme yaratmak istiyordu.

Kim bilir bu kadar aradan sonra devam ettiren çıkabilir. Belki sen de buradasındır Mertcim, he?