Buz ve Ateşin Şarkısı "Dördüncü Ejderha"

ejderhalar
fire-and-blood
dragons

#41

Hocam şimdi yaşanmamış olan olaylar üzerinden çıkarım yapıyorsun. Ha bu yapılabilir ama karakterin böyle bir yönünün olması gereklidir. Benim dediğim şu Jon neden Targlığını ve meşru olduğunu insanlara kanıtlamaya çalışsın? Jon bu zamana kadar Tahta geçmek isteyen adam değil krallığı kurtarmak isteyen adam rolündeydi. Yani Jon’un isteği niye kendini kabul ettirmek olsun. Eğer bu olacaksa önemli olan diyarın bakış açısı değil yani diyar onca şey yaşandıktan sonra Jon’un meşruluğunu tartışacak hali kalacak mı. Şimdi tartışma olmayan bazı olaylar üzerinden yapılan bazı çıkarımlara döndüğü için daha bize bir şey verilmeden konusmak anlamsız.


#42

hayır demek istediğim bu değildi. hani mesela ikisi de birbirinin değerini gördü ama dany jon’a değil,jon dany’ye diz çöktü. jon diyarı’ın yarısını elinde tutarken,dany daha sadece bir taht taliplisiyken.neden? Büyük savaşta asıl güç dany’nin elinde çünkü.


#43

Dizideki Jon/Dany ilişkisini herşey bittikten sonra yapsalardı daha güzel olurdu. En azından Davos’a söylemetmeselerdi ikisi arasındaki çekimi


#44

Ben sadece durum özetlemesi yaptım olayı açıklamak için.
Dany neden Jon’a diz çöksün? Jon’un asla o yönde bir amacı, talebi olmadı ki.
Canım bak, Büyük Savaş’da insanlığın gücünün çoğu Dany’ye ait olacak ama bu diz çökme meselesinin falan bununla alakası yok. Dany zaten öncesinde gücünü bu savaşa katma kararı aldı, zaten Jon’a söz verdi, artık o savaş Dany’nin de savaşı ve önceliği oldu. O durumda gerçekten Jon’un diz çökmesi, Dany’nin 7 Krallığın Kraliçesi olduğunu kabul etmesi bir fark yaratmıyor, fazladan bir şey kazandırmıyor bu Jon’a. Diz çökse de, çökmese de Dany savaşta tum gücüyle yer alacak. Ama buna rağmen, bunu bildiği halde Jon “diz çöküyor”.
Bunu Dany’nin gücü için yapsa, mesele güç meselesi olsa, ilk başta yapardı. Dany başından beri çok güçlü, hatta o zaman daha güçlüydü, üç ejderhası vardı.
Konu güç ise, Jon neden ilk başta diz çökmedi?


#45

işte ayça abla ve benim saçma işlendi dediğim yerde tam olarak orası. cersei’ye artı zeka fulleyip jon’u değişik bir şey yaptılar bu diz çökme meselesinde. ne kral gibi, ne lord gibi bir şeydi.
ama jon tam olarak neden diz çöktü dany’ye. cevabını önceki sahnelerde verdiler:






görüldüğü üzere jon hislerinin yanında mantığıyla da karar verdi diz çökmeye. çünkü dany güçlüydü, ejderhaları ve güçlü bir ordusu vardı. diyelim ötekileri yendiler, e jon diz çökmedi hala işgalci ve isyancı konumunda.ne olacaktı? dany lannisterlara yaptığı gibi ikinci bir ateş tarlası yapabilirdi. yani jon’da torrhen gibi halkı için de diz çökmeye karar verdi. bu da ne olursa olsun dany’nin gücüyle birebir bağlantılıdır. tamam romantik bir zemini yok değil ama sadece senin dediğin gibi çok zayıf bir zemin oluyor.


#46

Aah Tanrım. Aynı argümanı Ömer özelden sundu ve bunun ne kadar mantıksız olduğunu ona açıklamayı bitirdim ki…

Ona yazdığımı kopyalayıp yapıştıracağım :

Tormund ile konuşması… Aaaahhh vurun beni, harbiden. Diz çökmesini buna mı bağlıyorsun? Yaa Dany savaşacağım diyor, birlikte yeneceğiz diyor, Jon’un o noktada diz çökmesi veya çökmemesi hiçbir seyi değiştirmez. ITTIFAK SAĞLANDI. Jon orada diz çökmese, Dany çekip gidecek değil. Kızın o noktada artık diz çök talebi bile yok. Ama Jon yine de yapıyor. Neden?

Harbiden Ülkü, neden? Artık Dany’nin yardım etmesini sağlamak için diz çökmesi gerekmiyorken, Jon neden diz çöktü?

Bana hiç “İşte Büyük Savaş sonrası şöyle olur böyle olur yoksa…” diye gelmeyin. İkisi de o noktada bu durumu aşmış.
Kanıt mı?
Ilk karşılaşmada :
Dany (Jon’un Krallığı, diz çökmemesi falan üzerine) : Bu açık bir isyandır.

5.bölumde:
Jon : Kusura bakmayın Majesteleri ama sizin izninize ihtiyacım yok. Ben Kralım.
Dany : okay

Birde bunun üzerine, 6’da Dany’nin bizzat Akgezenler tehlikesini gördüğünü ekle.
Harbiden artık aşıldı o 7 Krallık, diz çökme konusu. Jon ve Dany her açıdan çok ayrı bir noktadalar, kapandı bitti o konu.


#47

bak ne yazmışım sorduğun sorunun cevabı daha ilk cevap verdiğim gönderide vardı zaten

ikinci bir nokta “diyarın onun meşruluğunu tartışacak hali yok demişsin” nasıl tartışılmasın hemen ona buyur tahta geç mi diyecekler,
o diyecek
-ben targ ım, hak bende
-aa öylemi buyur taht senin

böylemi olacak tabi ki tartışacaklar tabiki kanıt bekleyecekler

zaten tartışmanın çıkış noktası dediğin yer
işte henüz birşey olmadığından gözlem, temmenni, yada kendince mantıklı bulduğumuz noktadan hepimiz birşeyler yazıyoruz


#48

uzatmak istemiyorum. serinin sıkça söylenen bir sözü yazıp bitiriyorum. ‘‘kelimeler rüzgardır!’’


#49

Ne güzel tartışıyorduk, gayet düzgün bir şekilde, argüman alışverişinde bulunuyorduk. Uzattığımız da yok mesela, yeni başladık, kaçıncı yorum bu? 4-5?? Kestirip atmasaydın keşke. Soruya cevap verseydin mesela, hani harbiden göremediğim, kaçırdığım bir nokta varsa anlardım belki. Ama böyle yeni başlamış, seviyeli bir sohbet, tartışma lank diye kesilince, sorulan soruya cevap verilmeyince ben ne düşüneceğimi bilemiyorum.
“Kelimeler rüzgardır”… Ne anlam çıkarmam gerek bundan?


#50

Sanırım Dany’nim sözüyle alakalı. Kelimeler rüzgardır, gelip geçici vs vs.


#51

Evet de, bu konuda ne anlam çıkarmak gerek? Lafı bıraktı gitti kız, merak ettim :joy:


#52

Şair diyor ki, Dany’nin ittifak lafına fazla güven olmaz. Bunlar geçici şeylrr sonuçta. Önemli olan, olan şeyler.

Bence yani.


#53

Ooo hayır, bunu demiyordur. Hayır. İnşallah bunu demiyordur.
:joy:
Kız NK’yı birlikte yeneceğiz sözü verdi, bu kelimeler mi rüzgar olacak? Anlamıyorum.


#54

ömer’in dediği gibi. sadece geç olduğu için ikimizde daha uğraşmayalım diye bıraktım. :slight_smile:


#55

Hocam şu var şimdi her ne kadar söz verilmiş olsa da bu kızın bir hırsı, bir amacı var ve bu belli noktalarda dikkatin dağılmasına sebep olabilir.


#56

@Symmachus @Cassiopeia
Nasıl yani? Cidden mi?
Dany’nin Jon’a verdiği söz tamamen NK ile ilgili, bu sözünü mü çiğneyecek diyorsunuz?
Yani kızın ejderhası gitti, NK’dan en az Jon kadar, hatta belki daha fazla nefret ediyor.

Edit : Valla bak anlamadım olayı, yemin ederim :smile: Cidden soruyorum yani


#57

Alıntıladığın sahneyi izlediğimde siye çektim. Tormund’a söyletmişler bir de… Geçmişe şöyle bir dönüp Tormund efendiye döndüğümüzde “biz diz çökmeyiz, ölmek hiç sorun değil.” havasında konuşuyordu ve şimdi “bak kaçımız öldük” havasına girmiş, sırf Jon’a bahane versinler diz çöksün diye, peh peh peh, dedim. Ne gereği vardı DD, kızı açıp saçsaydınız size bahane olurdu diz çökmesine. Zaten gemide niyetli gitmiş, kafayı koymuş en başta…DD saçma sapan işlere imza attığı resmen mahvetti seriyi ve 7. sezon bu yüzden en nefret ettiğim ve iğrendiğim, midemin kalktığı sezon olarak anılarımda yer edindi. Resmen şiddetli bir nefretim var 7. sezona ya, alt tarafı dizi ama yani ne yapayım… Neyse ya bu dizi olayına neden girdiniz yine? Konu bu değil. Ben dizi referansını bir şeyi açıklamakta kullanmak adına verdim, siz gene olayın dizisinde diz niye çöktü çökmedi tartışmasına girmişsiniz. Hemen hazırsınız ha :slight_smile:

Bu konuya yorum yapmayacağım. Ana konuya döneyim.

Aegon, olduğunu iddia ettiği kişi dışında hiçbir özelliği olmayan bir çocuk. Poposunu koyabileceği bir tahtı ya da kafasına takabileceği bir tacı yok. Geçmişte bir başarısı yok. Gemideki adamlar dışında “kalben” ona bağlı olup, takip edeni yok. Kendini kanıtladığı bir şey yok. Aslında Stannis’e benziyor ama Stannis ile kıyaslarsak kalifiyesiz elemana kaçıyor.

Jon kim? Rhaegar’ın ve Lyanna’nın oğlu… Yarı Stark, Yarı Targaryen… Güçlü bir warg… Gece Nöbeti’nin Lord Kumandanı… (büyük ihtimalle de olacak şeylerden biri) Yabanılların takip ettiği kişi(kralları kabul ederlerse şaşmam)… Kuzeyin Kralı… Adam 7 krallığın meşru kralı… bakın KRAL diyorum prens ve varis değil. Meşru olarak doğdu ise eğer dedesi ve babası öldüğünde ve kardeşleri… kendisi doğrudan “kral” olarak doğdu. Kral Muhafızları boşuna orada beklemedi, Lyanna için kalmadılar yani. Jon’un yaptığı savaşlar, kazandığı mücadeleler ve kendini defalarca lider ve savaşçı olarak kanıtlamış bir geçmişi var. Kardeşi Bran çok güçlü bir warg ve yeşil gören. Savaşta kilit noktalardan birinde olacak bir kişi. Dahası kuzey hanelerinin alayı Jon’u tanıyor ve Ned’in oğlu olarak -diğer Stark çocukları gibi- seviyor, sayıyor. Bu yüzden Stannis onu kullanmak istedi. Ayrıca kardeşleri vasıtasıyla Nehirova’yı kuzeye -yeniden- bağlayabilir. Bu durumda Nehirova kralı da olur ve onların ordusuna da sahip olur. LF denen parazitten kurtulurlarsa Vadi; gerek Starklara olan saygı ve sevgiden; gerekse Lannisterlara duyulan tiksintiden (bu sefer önlerinde LF ve Lysa gibi bir engel olmadığı için) kuzey ile birleşebilir yahut en kötü ihtimal ile “maddi manevi destek” verebilir, ittifak yapabilir. Çünkü uzun süre savaştan uzak dursalar da artık kaçamayacaklar, herkes tarafını seçmek zorunda kalacak ve kimsenin tek başına savaşabilecek yahut tarafsız kalabilecek lükse sahip değil. Jon zaten halihazırda Dany ile denk biri. Bir ejderhası eksik. Onu da alır zaten. O şu an eksik diye denksizlik diye bir şey mi oluyor? Bence olmuyor. Dorne görünürde üç ejderhası olan Aegon’a karşı denk görünmüyordu ama bir tane ejderhayı kraliçesi ile birlikte Dorne çöllerine gömdüler ve Aegon bir daha saldırmaya cesaret edemedi. Dorne’un ordu gücü olarak da öyle muazzam bir güç sahibi olmadığı biliniyor. Hani ejderhasız denk olunmuyordu?

Yermek ve küçümsemek için söylemiyorum ama… yetersiz geliyor yine de onca orduyla denklik meselesi diyorsanız… Dany’nin gücü sadece ejderhalardan geliyor. Onlar olmasaydı en başta Lekesizlere sahip olamazdı. Paralı askerleri ve Dothrakları da yanına toplayamazdı. Ejderhaları öldüğü anda yanında sadece Lekesizler kalır. Çünkü paralı askerler paranın ve Dothraklar güç sahibi olanın peşinde dolanır. Dany’nin ejderhalarından biri en kötü Westeros’a geldiğinde mevta olacaktır, aslında buna işaret sayılabilecek bir durum da gördük Tyrion POV’larından birinde(şu satranç taşı meselesi.) Bu şahsi fikrim, ejderhaların yenilmezlik görüşüne ciddi bir psikolojik darbe oluşturur ve Dany’nin düşmanlarına karşı ciddi bir umut yayar. Sonra gelsin arkası kesilmeyen saldırılar, millet sırf ejderhaları öldürmeye odaklanırsa şaşmam. Bunun dışında paralı askerler… Cersei tayfası onları satın almak için uğraşırlar (bilhassa ejderha ölümü sonrası) ve Dany’ye ciddi ihanet ederler. Tyrion zaten bir tanesi ile anlaşma yaptı bile. Batıya gelene kadar da denizde zaten adamları ölür bunun, hiçbiri denizci değil ki. Vic’in gemileri bile denizde kayboldu, yok oldu, çok iyi denizci olmalarına rağmen. Kehanetler de ortada, ciddi hezimetler ve ihanetler görüp maddi manevi yıpranacak. Özetle avuç dolusu askeri gücü olan Dany’nin (Meeren savaşını da katın) sonunda elinde bir avuç askeri kalır. Başka türlüsü zaten ilk dakikadan herkesin üstüne çöker ve her şeyi ele geçirir. Böyle bir şey olsa olsa dizide olur ama DD bile bunu yapmak istemediği için öyle yaptılar böyle yaptılar evirdiler çevirdiler salak bir duruma soktular kızı ve Tyrion’un zeka seviyesi de düştü malum ve sonuç ortada… Kitaplarda bu en azından mantıklı ve tatmin edilecek şekilde işlenecektir.

Ben Jon’un -mitolojik olarak- Buz ve Ateşin Şarkısı olabileceğini düşünüyorum; kanında buz ve ateşin gücü/büyüsü. Bir yanında ulukurtlar ve warg yeteneği; diğer yanda ateş ejderhalarına da hükmedebilme yeteneği. Hatta buz ejderhası çıkarsa bir ihtimal onu da kontrol edebilir. R’hllor ve Büyük Öteki tarafları arasındaki görüşümü biliyorsunuz. AA yahut Buz’un şampiyonu kahraman falan değil, olsa olsa kendi kahramanları ama arada kalan insanlık için bir şey ifade etmiyor. Jon ise işte bu arada kalan insanlık için asıl kahraman, denge… Buz ve Ateşin evliliğinden doğma bir “vaat edilmiş prens/kral” ne derseniz deyin ismine. Biliyorsunuz ki bu evrende evlilikler ya barış yapmak için ya da kılıç sahibi olup savaşta yanında dursunlar diye yapılır. Jon iki tarafın evliliğinden “barış” olsun diye doğmuş biri bana kalırsa. Kesin demiyorum bu söylediklerime elbette, ben böyle olabileceğini düşünüyorum hatta bence daha iyi bir kurgu olur. Bu şekilde GRRM’in “gri taraf” felsefesine de uygun kaçıyor, öbür türlüsü klasik bir iyi-kötü savaşı oluyor ki bu seride şu ana kadar bunu görmedik. Yani ben ve benim gibi düşünenler haklı çıkarsa mitolojik olarak zaten Jon, Dany’den de fazlası… çünkü bu durumda Dany ateşin kahramanı olarak savaş ve ölümün bir parçası olacak ve sadece ateş tarafını memnun eden bir sonuca vesile olacak ama Jon, barış ve yaşamın bir parçası olacak ve vesile olacak.

Benim konumla hiç alakası yok sizin konuştuklarınızın. Ben Bran’ın Kışyarı’ndan çıkmış bir ejderha görmüş olabileceğine dair bir kuram başlığı açtım. Ve şahsi fikrim bunun “buz ejderhası” olabilmesi üzerinde durdum. Bunu Bran veya Jon kullanabilir yahut kimse kullanmaz. Bu kısıma işaret çok yok, elbette Jon’un sık sık buz ejderhalarından bahsetmesini göz önüne almazsak.

Sizin konuştuğunuz ne? :slight_smile: Ben asla Jon’un ejderha sahibi olmayacağını söylemedim, aksine sahip olacağını söyledim. Yahut ben asla Jon bir ejderha sahibi olmaz ise Dany ile denk olamaz demedim. Görüyorsun çok farklı konulara değiniyoruz :slight_smile:


#58

Okaaaaayyyy… Oldu o zamaaann…
:smile: :smile: :smile:


#59

dünden beri yazmayayım diye kendimi tuttum ama
karakterleri çok küçümsemiş yada gereksiz (Jon u ) yüceltmişsin ilerisi için her şey bittikten sonra dedikleri doğru olur ama son durumda malesef durum tam tersi
Aegon ne olursa olsun kimliğini kanıtladığından(Jon Cor. un ve Varys’in şahitliği ) ve Fırtına Burnunu feth etiğinden şuanda Jondan belki 3 0 önde hiç kusura bakma, Dorn uda ardına alırsa 5 0 öne çıkar çıkar. Çünkü herkes onun meşru olarak doğduğunu biliyor, sahte olduğunu da kimse düşünmez,

bu dediğin kitabın şu son halinde zaten iptal

gelelim bu kısma
Meşru olarak doğduğunun kanıtı yok henüz, biz öyle umuyoruz
ama kral olarak doğduğu kısmı da yarı doğru.! Çünkü Tahta çıkmadan, ve kral olduğu ilan edilmeden doğan çocuklar prens ve kral arasında bir yerde kalır, ünvanları prenstir ama henüz kral değillerdir. Kral olmaları için ya tahtlarına oturacaklar yada ilan edilecekler.

Jon son durumda hala Ned Stark’ın piçi ve Yabanılları duvarın bu tarafına geçirmiş lord kumandan, kuzey dahil Westerosta kimse ona aa ne güzel yabanıllardan bir ordu kurdun afferim sana demez, tam tersi rahatsız olurlar bundan.
Aslından Jon un Aegona nazaran başarısı yok, tek başarısı Yabanıllarla savaş sonrada onları içeri alması,bunu da diyar küçümser kesinlikle ama Aegon ise Fırtına burnunu aldı

Nehirova ve vadi durduk yere Jon u destekleyip sen kralsın demezler. Bu bölgeler onun ailesini tahttan indirmiş. "Ben gerçek kralım benim için savaşın diyecek " bu iki bölgede savaşalım mı diyecekler mümkün değil. Nehirovayı, Frey ve Lannesterlardan temizlerse onlar belki geçer ama vadi ne sebeple ardına düşecek. Robb u desteklemek istediler ama Rob vadi lordu ile kuzendi. Targeryan bir prens- kralı niye desteklesinler hemde yabanıllarla gelen…

bak işte bizde Jon ejderhaları olacak derken tam bunu diyoruz. Jon un şuanda ordu kuracak ne insan ne malzeme kaynağı yok !!! ordusuz bir krala da kimse itaat etmez. işte denklik dediğimiz bu


#60

Hayırdır, dünden beri tekrar tekrar okuyup dilini mi ısırıyorsun yahut tüm gün ve gece aklında yazdıklarımı evirip çevirip durdun mu? :smiley: Hayır yani, ne diye dünden beri kendini zor tutuyorsun ki? Dayak mı atacağım sana? Gördüysen ve katılmıyorsan, vaktin de varsa yaz gitsin işte. Alemsin ya. :joy:

Bak ben kendimi zor tutumuyorum, hemen yazıyorum. :stuck_out_tongue:

Hangi karakteri yerin dibine soktum? Jon’u nasıl yücelttim? Yani siz en başından beri Jon, halasının karşısında ezik diyerek oğlanı küçümsemiş, Dany’i yüceltmişsiniz şöyle ejderhası var, böyle ordusu var ama Jon’da bir halk yok, diye… Siz böyle yazınca oluyor ama ben yazınca küçültme/yüceltme oluyor ve eleştiriyor musunuz bunun için beni? O da ilginç.

Öncelikle ben kimseyi küçümsemedim yahut yüceltmedim, ne ise onu söyledim. Jon’un unvanlarını saydım, bu yüceltmek mi? Yazdıklarımın her biri doğru şeyler. Aegon’u da küçültmedim, bir özelliği yok ki oğlanın. Neyi var yani? “Ben Aegon Targaryen, Rhaegar’ın ve Elia’nın oğlu, meşru Demir Taht kralı.” bu kadar yani. Savaşıp kendini kanıtlamışlığı yok, bir avuç adam dışında kalben kendine bağladığı kimse yok, kendini kanıtlama ihtiyacı hissetmesi de zaten elle tutulur bir başarısı olmaması, birebir mücadele edip kazanmışlığı bile yok, dahası Tyrion’un gazına gelip koşa koşa Westeros’a gitti, kolayca yönlendirildi. Yanındaki adamların desteği ile (muhtemelen Blackfyre soyundan geldiği için aslında) 10 bin kişilik bir ordusu var. Dorne’u ikna edebilirse kimliği konusunda da evet, Dorne da ona katılır(olur sana 20 bin ordu, Robb 25 bin ile gayet güzel geliyordu, heba etmezse orduyu o da baya şey başarabilir ama savaş taktiği meselesinde Dany’den çok farklı olduğunu sanmam, yanındaki askeri danışmanlara daha çok güvenmesi gerekir.) ama zaten o kadarını iyi kötü Stannis de yaptı. Ben boşa demiyorum benziyorlar Stannis ile. :slight_smile: (Zaten karakterlerin alayı ucundan mucundan benzer özelliklere sahipler, hoş aslında bu açıdan.)

Aegon ve Jon’u karşılaştırır isek elbette ki Jon daha meziyetli ve üstünlüklere sahip. Aegon ve Dany dersen, Dany daha üstün kaçıyor. Fakat biz burada sadece “ordu” gücünü katmıyoruz, en azından ben üstünlük olarak “ordu” ile sınırlandırmıyorum yahut ejderha sahibi olmakla. Bunu siz yapıyorsunuz ve ben, bunu hatalı buluyorum. Bu yüzden size “Dorne” örneğini verdim.

Aegon’un Fırtına Burnunu almasını, nasıl Jon’dan en az üç sıfır öne çıkmasını sağlar, bilemedim. Aegon’un Fırtına Burnu varsa ve üstüne Dorne’a kendini “kral” kabul ettirebilirse, bu ciddi bir artı ve kazanım elde etmeye gider. Diğer yandan Jon? Kışyarının ve kuzeyin kralı. Aegon, bir adet krallığın kralı olarak kendini kabul ettirmiş oluyor, Jon da ama Aegon’un aksine, Jon’un hükmedeceği alan kalan 6 krallığın büyüklüğünde devasa bir coğrafya. Nehirova ise şu an Lannister’a karşı hezimete uğramış olmasına rağmen “kalben” Starklara bağlılığını sürdürüyor, şartlar oluştuğunda zaten yeniden bağlılıklarını sunarlar. Vadi meselesine tekrar değinmiyorum, muhtemelen “ittifak” olayı olur.(Bu arada nedir bu hala “tahta geçmek için denklik gerek” yorumu? Ben şu anki mevcut halleri için yorum yapıyorum, böyle demir tahta oturur oturmaz yorumu değil. Her şey bittiğinde alayında ne ordu ne ejderha kalır be… Jon, ben Targım peşimden gel Nehirova, Vadi olayı değil bu. Şu anki kimliği ile olacak olabilecek şey.) Aldı mı 7 krallığın üçünü arkasına? Bir de sahip olduğu güç, meziyet ve diğer şeyleri de ekleyelim Jon’a… Aegon, nasıl üç beş sıfır basıyor Jon’a, matematiğini yapamadım.

“meşru” doğumun kanıtı olmadığının farkındayım ama öyle değil ise tahta geçemez, tahta geçemeyecek ise prensin oğlu doğmasının bir manası da yok, balıkçının oğlu olmasından farkı yok demektir… yegane önemli aile bağı Stark, demektir. Fakat Rhaegar’ın oğlu… Prens geneevlere bile gitmeyen bir adam, sevdiği kadından piç mi peydah edecek? Neyse. Biz “meşru” olduğunu farz ederek yorum yapıyoruz.

Kalan yorumuna gelince.

Aegon, olduğunu iddia ettiği kişi dışında hiçbir özelliği olmayan bir çocuk. Poposunu koyabileceği bir tahtı ya da kafasına takabileceği bir tacı yok. Geçmişte bir başarısı yok

bu dediğin kitabın şu son halinde zaten iptal

Bana hem bu yorumu yazıp, hem de nasıl “kral olmak için şöyle şöyle olmak zorunda.” diyebiliyorsun ki? :smiley:

Stannis ve Renly, kendilerini kral ilan ettiklerinde Demir Tahtta mı oturdular? Viserys, kendini kral olarak lanse ederken Westeros’ta mıydı? Daenarys bile abisi için “Hiç hüküm sürmedi ama o Yedi Krallığın Kralı idi.” demiş, onu meşru kralı, kendisini de onun varisi ilan etmişti. Şimdi de yedi krallığın meşru kraliçesi olduğunu iddia ediyor. Aynı şeyi şu an Aegon da yapıyor.

Ayrıca “yorumlama” şeklini garip buluyorum. “Prens ve kral olmak arasında bir yerde olurlar.” böyle bir şeyi nereden çıkardın? Tarihte böyle bir örnek var mı? Yarı Kral Yarı Prens bir kişilik tanıyor musun? Bir insan ya kraldır ya da prens yahut hiçbiri; bunun ortası yok; taht oyunu bu. :wink:

Hayır, siz bunu(benim dediğimi) demiyorsunuz. Siz karakterlerin durum, şart ve yaşantılarının getirdikleri şeyleri denkleştiriyorsunuz ama bunu yapınca da karakterleri denksiz hale geldiğini iddia ediyorsunuz. Yani çıkış noktanız bozuk.

Anlatmaya çalışayım. Yeniden.
Erkek egemen bir zihnin olduğu bir toplumda kadından ne hükümdar olur, ne savaşçı ne de komutan vs. Onun işi erkeklerini her şekilde memnun edip, çocuk doğurmaktır. GoT da böyle bir evren(istisnayi bir iki olay hariç). Bu yüzden Dany zaten kafadan eksiden başladı hayata. O taht sıralamasında ilklerde bile değil. Abisi; abisinin üç çocuğu, abisi Viserys ve sonra kendisi geliyor. Kısacası bu kız asla kraliçe olmak için doğmadı ve yetiştirilmedi. Viserys’in karısı olacak, bebek doğuracak sonradan, niyet buydu ama gördük ki Viserys bunu ordu sahibi olmak için gitti Dothrak khal’ı ile evlendirdi. Yargıç bile ufak tefek ve hayatta uzun süre kalamayacağı bir kız gördü. Dany’nin başlangıç şekli Aegon’dan da kötüydü. Kocası ölene kadar da zaten hiçbir şeyi yoktu. Savaşmayı dahi bilmiyor. Ejderhaları olmasa ölür gider ya da esir edilirdi. Bir kadın olduğu için! Dany, ejderhalara sahip olduğunda bile öyle hemen adam yerine konmadı, sadece ilgi çekti ve bazıları küçül salak bir kız gördü; eline şeker verip ejderhalarını alabileceklerini sandılar ama yer mi, yemez. Hala bir lider, kraliçe yok insanların gözünde bak, ejderha olmasına rağmen. Sonra… Bizim kız verdi püsküyü Astapor’a, aldı 10 bin lekesizi başladı fetihlere. Ondan sonra ciddiye alındı, diz çöktüler yahut karşı saldırıya geçtiler. Paralı askerler katıldı, Dothraklar sırf bu yüzden yine diz çökecek. Sonuç olarak Dany, hayata en az eksi bir hatta belki eksi ikide başladığı için ve bir kadın konumunda olduğu için (hayat şartları, imkanları vs. ortada olduğu için) ona “güç” verecek bir şeye ihtiyacı vardı. Dany için bu, ejderhalar oldu. Yani Dany’yi Dany yapan, ejderha oldu, öbür türlü unutulmuş değersiz birine dönüşürdü. Zaten Dany bile ejderhaları olmasaydı(tüm bu yaşanmışlıklardan sonra) aklını yitirebileceğini düşünüyordu.

Fakat görüyoruz ki Aegon’un 10 bin adam elde etmesi için ejderhasına gerek yoktu, Fırtına Burnunu almak için (hiç fetih edilmemiştir) ejderhasına gerek yoktu. Dahası kendisi bir erkek, zaten insanların gözünde konumu belli; umutlar ona bağlanmış, kral olsun diye doğduğundan beri her şeyi yapan tayfaları var. Bir ihtimal ejderha kayasını da alacaktır, onun için de ejderhaya gerek yoktu. He verirsek buna ejderha, gücüne güç katar, orası ayrı ama gücünün kaynağı ejderha olmaz. (Fakat Dany için güç kaynağı bu, yapabileceği bir şeyi yok çünkü.) Kimse bunu sevmese, desteklemese ejderhası olsa ne olur? Yakar yıkar yok eder ama o kadar, yönetemez(Bak Dany’e Meeren’i aldı ama yönetebiliyor mu? İzin veriyorlar mı? Sırf yönetebilme umuduyla sevmediği bir adamla evlenmek zorunda kaldı. Meeren’in gücü Dany’e denk mi? Denklmiş demek. Denklik ejderha sahibi olup olmamak değil, demek.). Fakat sevildin mi inanıldın mı desteklendin mi ejderhan olmasa da topraklar ele geçirir ve yönetirsin.

Jon’un ordu kuracak kaynağı yok… Neye göre? Ejderhası olmadığı için mi? Ordusu az diye birilerine denk değil?. “fiziksel güç” olarak belki tamam(aslında az ordu var diye de denk değili kabul etmiyorum, hayatın gerçeğine uymuyor) ama “konum” olarak… bunu kabul etmem. Ordu sahibi olmak için ejderhaya sahip olmak gerekmediğini görüyoruz, ejderhaya fazla anlam yüklüyorsunuz bunu eleştiriyorum sürekli.

Ne diye Dorne, ejderhayı yendi? Aegon niye vazgeçti? Saldırmadı bir daha? Niye Dorne fiziksel güç yerine barışçıl yöntemle krallığa dahil edildi? Dorne’un 10-15 bin adam dışında ne gücü vardı? Kum ejderhası var da biz mi bilmiyoruz? Dorne sularında krakenler geziniyor, onları kontrol ediyorlar da biz mi bilmiyoruz? Siz en önce kendi içinizde bu “dorne” olgusuna cevap verin. Bu Dorne, nasıl ejderhaları olan targaryenleri alt etti? Diz çökmedi? Hani ejderha her şeydi? Denklikti? Neden Fatih’e bir kraliçe ve bir ejderhaya mal oldu bu Dorne macerası? Niye sonrasında en az 60-70 bin adama mal oldu? Niye Dorne, her defasında bunları öptü? Nasıl?

Haydi bir kadın figürü daha örnek verelim. Cersei… Onun sosyal konumun da Dany’den farkı pek yok. Peki, yönetiyor mu? Evet. Peki, gücünün kaynağı nedir? ÇOCUKLARI. Onları kaybederse yönetebilir mi? Hayır. “Kralın çocuklarını doğur, kimse sana denk olamasın.” diye bir iddia da bulunabilir miyiz? Hayır. Çünkü her karakterin(bu bizler için de geçerlidir.) hayat şartları vs. farklıdır. Seni şanslı yapan ya da şansız yapan bunlar aslında.

Her karakteri lütfen kendi yaşam şartları ve sosyal konumları çerçevesinde değerlendirin ve bu şartlar aynıymış gibi davranıp çözümleme yapmayın.