Buz ve Ateşin Şarkısı 'Ejderhalar'

buz-ve-ateşin-şarkıs
ejderhalar
dragons

#1

Uzun bir aradan sonra tekrar bir kuram ile karşınızdayım. Tarzımı artık öğrendiğiniz için kendimi tekrara girmeyeceğim. Bu konu benim de uzun süredir ‘ihtimal’ dahilinde bulundurup, savunduğum bir kuram ama bu videodakinin aksine ben olayı Essos ile sınırlandırmıştım.

Şimdi diyeceksiniz ki “Ne diyorsun? Anlamadık.” Tamamdır, hemen konuya gireceğim. Fakat ilk önce ejderhalar ve Valirya Çeliği hakkında kendi fikrimi yazmak istiyorum. Benim fikrim de ekli olduğu için %50 ben %50 Greyarea’nın kuramı olacak bu başlık.

Valirya İmparatorluğu

Şimdi bildiğiniz üzere ejderhaların ortaya çıkışı ve Valirya Çeliği olarak anılan kılıçların varlığı- ismi üzerine - Valirya dönemine bağlanmıştır. Yani net tarih sanırım tam belli olmasa da en fazla 5 bin yıl öncesine dayandırılıyor.

Valiryalılar ortaya çıktıktan sonra hızla yükselmişler ve ejderhalarıyla kendilerinden çok daha eski olan hatta hala günümüzde varlıklarını korumaya başarmış imparatorlukları bir bir fethetmeye başlamışlardır. Ayrıca “büyü” işinde çok ileride olmaları da bir kenara not düşülmesi gereken bir nokta.

Valirya’da büyüler “Kan ve Ateş”'e dayalıdır.

“Eski Valyria’nın ejderha lordları, ejderhalarını tılsımlarla ve büyülü borularla kontrol ederdi.” Dany POV

Nitekim ben bunu her daim oldukça ilgi çekici bulmuşumdur, çünkü çoban diye adlandırılan adamlar bir anda büyü öğrenip, ejderhalara biniyor ve büyük bir imparatorluk kurmaya güç yetiriyordu. Bu, basit bir örnek ile açıklamak gerekirse, bir anda gelişmiş bir alfabe ve dil bilgisine sahip yazı düzenine sahip olmaya benziyor, sanki yerden ot gibi çıkmış yahut gökten indirilmiş gibi. Böyle şeylerin bir geçmişi, başlangıcı ve süreci olmak zorunda. Haliyle Valiryalılara ejderhalara binmeleri için büyüleri öğreten başka biri yahut birileri olduğu görüşündeyim. Bu kişi/ler kim derseniz; kökleri Şafak İmparatorluğu dönemine uzanan bir çeşit tarikat gibi bir şey olabilir, kesin şu diyemem ama böyle bilgiler elit bir öbek insanın elinde bulunan şeylerdir, herkesle paylaşılmaz. Aynı Yüzsüzlerin yüz değiştirme bilgilerini kendileri dışında kimseyle paylaşmaması gibi. Onlar bunu kimlerden öğrendi ki? Onlara da biri öğretmiş olmalı. Muhtemelen Valirya’da öğrendiler.

Elbet bir parantez açıp başka bir noktaya değinmek de gerekiyor. Buz ve Ateşin Dünyası kitabında yazdığına göre Valirya’nın kendi tarihi notlarında Valirya’lılar ejderhalardan türediklerini ve kanatlı ejderhalarla akraba olduklarını iddia ettiği yazmakta. Görünüşleri de buna işaret etmektedir ki görünüş meselesinin gizemi hala çözülememiştir. Yani belki de çoban falan değillerdi, anlatıldığı gibi… Belki bunların kökleri de Şafak İmparatorluğuna uzanıyordur yahut çok başka bir şeye, bilemiyoruz.

Peki, bu kanaate nasıl nail oldum? Bunun için de efsanelere bakmak gerekecek.

Azor Ahai ve Işıkgetiren Efsaneleri

Efsaneler çeşitli ve çelişkili de olsa o dönemlerde Azor Ahai ve kutsal ateşle dövülmüş Işık Getiren kılıcı beni ister istemez düşünmeye sevk etti. Efsaneler olduğu gibi kabul edilemez, çünkü geçen zaman üzerine çok fazla gerçek dışı bilgiyi de katmıştır. Bu yüzden efsanelerde en doğru olduğunu inandığını, ortak noktalara odaklanmak iyidir. Bu da AA, Uzun Gece ve Kılıç.

Şimdi kılıcın kutsal ateşle dövüldüğü biliniyor ve çok sıcak olduğu, kırmızı renkte olduğu da… AA’nın bu kılıcı kimin üzerinde kullandığını bilmiyoruz. Onun sadece karanlığa karşı savaşmak için yükselen bir kahraman olduğu söyleniyor; Kan İmparatorunu mu yoksa Gece’nin Aslanı’nı mı öldürdü? Yahut başka birini? Kim onu kahraman seçip, bu yola soktu? Bilgimiz yok. Fakat Stannis’e anlatıldığına göre tek başına da savaşmamış. Uzun Geceyi nasıl sonlandırdığını da bilmiyoruz. Efsane’de sonlanması onun eylemlerine bağlansa da bu kısım çok karanlık. Dedim ya kimi öldürdü de sonlandırdı? Çünkü efsaneye göre Uzun Gece’nin sebebi kız kardeşini öldüren bir adamın ‘kan ihaneti’ idi; Gece’nin Aslanı (Gece’nin Kralı aklıma geldi. :wink: ) buna öfkelenip Uzun Gece’ye sebep oluyor ve yaratıkları dört bir yana saçılıp, insanları cezalandırmaya başlıyor. Sonra bir AA ve kılıçtan bahsediliyor ama ötesi yok.

Şimdi ben Uzun Gece vs. meselesine değinmiyorum, benim odaklandığım kısım Işık Getiren isimli kılıç. Bu kılıç sıradan bir kılıç olsaydı eğer bu kadar adı anılmazdı ve dövmek için de bu kadar uğraşılmazdı. Sihirli bir kılıç, sihir barındıran bir kılıç. AA birkaç kez başarısız olduğuna göre daha önce böyle bir kılıç dövülmemiş; ya birileri ona akıl verip böyle bir kılıç dövmeye çalıştı yahut kendi demircilik ve büyü bilgisini harmanlayıp böyle güçlü sihirli bir kılıç dövmek ve kendi amacı için kullanmak istedi (muhtemelen bu 2. çünkü kılıcın ikinci kırılışında ne yapacağını bilmediği yazıyordu ama sonra bir yolunu buluyordu.) ve nitekim başardı da.

Kan, kutsal ateş, büyü ve çelik. Kılıcı yaparken kullandığından emin olduğumuz bileşenler bunlar.

Peki, bu kutsal ateş nedir?

Bir tapınakta dövdüğü söylendiği için tapınakta yanan bir kutsal ateş olduğu düşünülüyor. Aslında bir tapınakta yanan ATEŞ bana ister istemez R’hllor inancını anımsatıyor. Melisandre’ye sorsak ateşin kendisi zaten kutsaldır. Bu R’hllor inancının (haliyle Büyük Öteki’nin) Şafak İmparatorluğu dönemine kadar uzandığının bir işareti de olabilir. Zaten Melisandre ve diğer Kızılcıkların inandığına göre de AA, R’hllor’un savaşçısı, onu seçen kişi.(AA’nın 2. gelişi için söylenen bir söz bu ama ilki için de bunu söylemek güç olmasa gerek.).

Nitekim şu başlığa göz atabilirsiniz. Yüzsüz Adamlar ve Ötekiler

Unutmayalım ki Şafak İmparatorluğu efsanevi bir ülkedir ama Yüzsüzlerden tutun Assahi yazıtlarına kadar varlığından söz edilir. Tam kesin zaman veremesek de İlk İnsanların Westeros’a gelmesinden çok önceleri var olmuştur.

Şimdi ateşin kutsallığı meselesine geri dönelim. Bizim bildiğimiz kadarıyla yeryüzünde sihir barındıran yegane ateş Ejderha Alevidir. Bunun dışında okunup üflenip kutsallaştırılan bir ateş kaynağı yok, nitekim içinde sihir de yok?

Basit bir ateş ile bu kılıcı dövse elimizde basit bir çelik olmaz mıydı? Böyle basit bir çeliği soğutması da kolay olmaz mıydı? Olurdu. Fakat basit bir ateş değil, haliyle basit bir kılıç olmadığı için soğutma işlemi de diğer basit kılıçlarda olduğu gibi su ile olmuyor hatta hayvan kanıyla da olmuyor.

Bu arada dikkat çekmek istediğim çok önemli bir kısım var. Efsanede kılıcı Nissa’nın kalbine sapladığından kanın ve kadının gücü, cesaretinin vs. ÇELİĞE aktığını, geçtiğini yazıyor. Oysa biz biliyoruz ki Kahramanlar Çağında bile Westeros’ta daha BRONZ kullanılıyordu silah yapmak için, çelik değil. Demek ki bu imparatorlukta çelik ilminde ilerleme kaydedilmiş.

Uzun lafın kısası bu kutsal ateş olarak kabul edilen ateşin EJDERHA ATEŞİ olduğunu düşünüyorum. Ve Işık Getiren kılıcı, sonraki emsallerinden bir tık fazlası olsa da temelde dövülen ilk ejderha çeliği kılıçtır. Hatırlatırım ki bu kılıçlarla WW öldürüyoruz. Belki ilk AA’nın da amacı sadece bu yaratıkları öldürüp, yok etmekti? (Fakat bu kadar basit bir şey olması zor, kılıç diğer emsallerinden bir tık fazlası diyorum. Sürekli ısı yayan, kırmızı bir kılıç. Çok özel birini öldürmek istemiş olabilir. Fakat Uzun Gece sonrasında yeniden kapıya dayandığına göre çok da başarılı olmuş denemez, geçici süre defetmiş.)

Burada bir parantez açıp kan meselesi ile ilgili bir iki şey demek istiyorum.

Valirya gibi Melisandre de büyüleri için kan ve ateş kullanıyor. Muhtemelen bu Asshai ve R’hllor takipçileri için de geçerli olan bir şey. Asshai’de bazı büyüler öğrenen Miri de kan büyüsü yapmıştı.

Melisandre’ye göre Kral Kanında Güç Vardır. Bu her kral kanı için geçerli midir yoksa kanında büyü olan kral ve soyları için mi geçerlidir? Şahsen 2.ye daha bir ağırlık veriyorum. Nissa Nissa’nın kanı ile tamamlanan Işık Getiren kılıcını unutmayın. Kanında büyü mü vardı ki? Sıradan bir insanı kullanamaz mıydı AA? Hayvan kanı hiçbir işine yaramamıştı. Bu kadarını biliyoruz.

Valirya Çeliği - Ejderha Çeliği

Devam. Kan ve Ateş.

Peki, Valirya Çelikleri neyden yapılıyor? Şimdi Valirya Kıyameti ile yok olan bu bilgi eksikliği yüzünden çok bir şey bilmiyoruz ama bileşenlerini aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz.

Ejderha Ateşi, büyü ve çelik. Bir ihtimal belki ejderha camı da kullanılıyordur, kesin değil. Çünkü genelde siyah rengi verenin bu olduğu düşünülüyor.

Unutmayın ki Valirya Çeliği bilgisi yine belli bir kesimin elinde bulunan bir bilgi idi, bu doğrudan yazmaz ama buna dair işaret; kıyamet sonrası bu bilginin yok olmasıyla anlaşılıyor. Biz biliyoruz ki başta Targaryen ve Valeryon olmak üzere bir çok ejderha lordu ailesi bu kıyametten kurtuldu ama bilgi yok oldu, herkesle paylaşılan bir bilgi olsaydı o zaman bugün hala Valirya çeliği dövülüyor olurdu.

Her ne kadar bu çeliğe Valirya çeliği dense de başat bileşenlerin en başında ejderha alevi geldiği için Ejderha Çeliği olarak da anılabilir ama sanılanın aksine - yukarıda değindiğim gibi- bu çeliğin bilgisi Valirya ile birlikte var olmuş bir bilgi olduğu kanısında değilim, her ne kadar isim patentini Valiryalılar almışsa da.

Elbet şöyle bir soru da sorulabilir; madem öncesinde biliniyordu neden bir sürü ejderha çeliği kılıç vs. yok şu an, o dönemlerden kalma? Valirya yıkılalı 300 yıldan fazla oldu ama kaç tane Valirya kılıcı elimizde? Ya o kılıçların yapım sırrı? Şafak İmparatorluğu bilmem kaç bin yıl önce var olmuş, yok olmuş bir ülke, aradan geçen binlerce yılda kılıçların kaybolması kaçınılmaz olduğu gibi Valirya’ya asla ulaşmadığını da bilemeyiz. Sonuçta büyüyü, ejderhaları bağlamayı ve doğal olarak bu kılıçları dövmeyi de birileri öğretmişti, yukarıda bahsettiğim gibi. Hem bilginin sınırlı bir elit kesim tarafından Valirya’da olduğu gibi elinde tutulduğunu ve öyle seri üretime geçilen kılıçlar olmadığını da düşünüyorum. Belki birkaç tane özel kişi için yapılmıştır AA sonrası yahut hiçbir zaman yapılmamış, bilgi kayıt altına alınmış ve saklanmıştır. İhtimaller çok fazla.

Bunun dışında kim demiş ki Valirya öncesinde Westeros’ta ejderha çeliği yoktu?

Valirya çeliğine ejderha çeliği denmez, denemez diyenler de çıkabilir… Aslında denir ve denmiş diyebiliriz, bunu video kuramında değineceğim. :kissing_heart:

Gelelim şimdi video kuramına.

Westeros’ta Kahramanlar Çağında Ejderha Var mıydı?

Video kuramının temeli bu soruya oturuyor ve kısaca EVET denerek buna dair işaretler veriliyor. Nitekim benim kuramımda da belirttiğim gibi Valirya öncesi; Şafak İmparatorluğuna kadar ejderhaların varlığını götürme imkanımız olabilir.

Greyarea, genel olarak çağların ve zaman dilimlerinin anlatıldığı gibi olmadığını, bazı şeylerin sandığımızdan daha geç yahut erken dönemlerde olmuş olabileceği üzerinde duruyor, bu konuda video yapmıştı ama açıkçası çok ilgimi çekmediği için tamamını izleyip, çevirmedim. Fakat bize anlatılan zaman dilimlerine güvenmemek gerektiğini seriye bakarak da anlayabiliriz zaten.

Devam.

Zaman Sorunsalı

Bildiğiniz üzere HBO, yan dizi konularından birinin başlangıç düğmesine bastı; 10 bin yıl öncesine gidileceği söyleniyor. GRRM, daha yönetmenin, oyuncuların, çekim yerlerinin hatta ismin dahi daha belirlenmediğini söylemekle beraber onun isim tercihinin UZUN GECE olduğunu da eklemişti. Yani WW’lerin ve doğal olarak Starkların, İlk İnsanların köklerine değinen bir dizi olması ihtimal dahilinde ki başka ne olacaktı 10 bin yıl öncesinde, değil mi? :slight_smile:

GRRM’in bloğundaki açıklaması.

Aslında burada dikkat çeken kısım GRRM’in İlk İnsanlar hakkında anlatılan sözlü tarihin doğru olduğunu varsaymamız ile ilgili bir cümlesi; Hisar üstatlarından bazıları bahsi geçen süreden daha az bir zaman önce yaşanılanların gerçekleştiği yönünde. Yani 8 değil 6; 10 değil 5 bin yıl önce gibi. Yani burada işaret edilen nokta bize sunulan zaman dilimlerinin gerçekliğinden şüphe etmemiz gerektiği…

Bu yüzden efsanelere ve geçen zaman dilimlerine pek de güvenmemek akıllıca olur, GRRM bile böyle diyor ise. Misal seriye bakacak olursak Uzun Gece’de İlk İnsanlar mücadele etti ama Yandell’in ağzından yazdığı Buz ve Ateşin Dünyası kitabında Son Kahraman gidip Ormanın Çocuklarını buluyor, bu bir dönüm noktası oluyor ve Gece Nöbetçileri ile birlikte ww’lere karşı savaşılıp uzun gece sonlanıyor hatta kitapta 2 kere Kışyarın’da bu konuda yapılmış bir şarkı söyleniyor.(Bran’ın lordları misafir ettiği ziyafette ve sArya’nın düğününde.) Sur’un Uzun Gece bittikten sonra yapılmaya başlandığı söyleniyor ama diğer yandan Gece Nöbetinin WW savaşında başı çektiği de yazıyor. Üstüne 13. Lord Kumandan hikayesinde WW olduğu söylenen bir kadının Sur’un tepesinden gülümsemesi, içeri girmesi ve yaşanan diğer olaylar da söz konusu. Gece’nin Kralına karşı savaşan Sur Ötesindeki Kral’ın borusu ve mücadelesi bile kendi içerisinde soru işaretlere sahip. Haliyle yazan her şeye çok güvenmeyip, ana hikayeye odaklanmak daha sağlıklı olur gibi.

Dizi için resmi açıklamaya da bir göz atarsak, sandığımızdan daha farklı bir hikaye ile karşılaşacağımızdan emin olabiliriz.

“Taking place thousands of years before the events of ‘Game of Thrones,’ the series chronicles the world’s descent from the golden Age of Heroes into its darkest hour. And only one thing is for sure: from the horrifying secrets of Westeros’s history to the true origin of the white walkers, the mysteries of the East, to the Starks of legend … it’s not the story we think we know.

Özetle, Kahramanlar Çağının en karanlık saatlerini, GoT’tan binlerce yıl öncesini; Westeros’un korkunç gizemlerini ve tarihini; WW’lerin kökleri, DOĞUNUN GİZEMLERİ ve Stark efsanesini konu alacak… BİZİM DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ GİBİ BİR HİKAYE DEĞİL. diyerek olaya son noktayı koyuyor.

Uzun Gece konusuna değindiklerine göre ve Doğu’yu da işin içine kattıklarına göre ilk Uzun Gece; Gece’nin Aslanı ve ilk AA meselelerine kadar değinecekler… Yahut bunların hepsi aslında aynı olabilir mi? Yani şu an gelen Uzun Gece 3. değil de 2. olamaz mı? Son Kahraman aslen AA olabilir mi? Unutmayın, HİKAYE SANDIĞIMIZ GİBİ DEĞİL diyorlar.

Erimiş Siyah Taşlar

Kurama dönersek; Aegon’un Fethinden önce de ejderhaların Batıdiyar’da dolandığına dair işaretler olduğunu söylüyor video; Valirya’nın yükselişinden hatta Andal istilasından önceye kadar…

Şimdi Westeros’ta ERİMİŞ SİYAH TAŞLAR olduğunu ve bunların da sadece Ejderha Aleviyle yapıldığını biliyoruz; aynı Valirya yolları ve Volantis’in Siyah Duvarı gibi.

İlki Eskişehir’de Savaş Adası’nda bulunan Hightower Kulesi. Kulenin yükseldiği yapının temeli ERİMİŞ SİYAH TAŞtan bir labirent kaledir. Burasının yapımı hakkında üstatların çeşitli fikirleri varsa da(Labirent Yapıcı denen birileri tarafından yapılmış olması gibi; kalenin labirent özelliği yüzünden muhtemelen.) bizim dikkatimizi çeken kısım bu taşın yapımının Valirya ve ejderhalara dayandırılmasıdır.

Valirya işi erimiş siyah taş meselesinin özü şudur; hiçbir kırma, şekillendirme işlemi olmadan ejderha aleviyle taş eritilir ve şekil verilir, böylece diğer binaların yapımında görülen çatlak, iz, işaret vs. bulunamaz. Sanki biri eliyle şekil verip kurutmuş gibi bir havası var diyelim.

Ve büyük ihtimal ile Ejderha Kayası da aynı şekilde ejderha aleviyle yapılmıştır. Kesin böyle diye bir söz yok ama burası Valiryalıların yaptığını biliyoruz. Sonuçta bu adamların bina inşa etme yöntemi erimiş siyah taş… Buna işaret de var zaten.

“Ejderhalar canlanamaz. Artık sadece taştan oyulmuşları var çocuğum. Çok eski zamanlarda adalarımız büyük Özgür Valyria Bölgesi’nin en batı noktasıydı. Bu kaleyi de Valyrialılar yaptı. Onlar, taşa bizim bilmediğimiz yöntemlerle şekil verirlerdi. Bir kaleyi savunabilmek için iki duvarın birleştiği her noktada bir kule olmak zorundadır. Valyrialılar, kalelerinin korkutucu görünmesi için bu kuleleri ejderha şeklinde yaptılar. Yine aynı sebeple kale duvarlarının mazgallarını sade yapmak yerine gargoylelerle donattılar.”

Westeros’taki kaleler arasında Ejderha Kayası dışında kalesini gargoylelerle süslemiş bir kalenin daha olduğunu vurgu yapılmış videoda; Kışyarı.

Hikayeye göre (ki GRRM’e göre kesin yaşadığı yaşamadığı belli olmayan bir kişiden bahsediyoruz.) Kışyarı, Mimar Brandon tarafından Kahramanlar Çağı’nda inşa edilmiştir, aynı Sur’un kendisi gibi. Elbette şimdiki halinden çok başka bir görünüme sahipti; sadece İlk Kule ve yeraltına devasa bir mahzen yapılmıştı. (En azından kaleden günümüze ulaşan en eski parçası bu ikisi, belki ilk kale uzun gece’de yıkılmış ve sadece bu ikisi günümüze gelmiş de olabilir.) İlk Kule, gargoylelerle süslü. Elbette mahzen mezarların girişinde de ulukurtlar vardı ve mahzen mezar da ulukurt heykelleri ve kral/lordların heykelleri var.

Kışyarı, her yöne dağılmış taş duvarlardan, kulelerden, avlulardan ve tünellerden oluşan gri bir labirentti bir çocuk için. Kalenin daha eski bölümlerindeki koridorlar öyle garip eğimlere sahipti ki hangi katta olduğunu şaşırabilirdi insan. Üstat Luwin, kalenin taştan canavar bir ağaç gibi dallanıp budaklanarak büyüdüğünü söylerdi. Dalları kalınlaşıp birbirine dolanmış, kökleri yeryüzünün derinliklerine kadar inmişti.

Videoyu yapan ablamız, Kışyarı’nın yapımında belki de ejderhaların yahut onlarla ilgili bir şeyin kullanılmış olabileceğini düşünüyor. Şahsen bunu dayandırdığı şeyin gargoyle etkeni olması iddiayı baya zayıf kılan bir durum olsa da neden sadece Kışyarı ve Ejderha Kayasında mevcut olduğu, temelinden almış gitmiş.

Westeros’ta Ejderhalara İşaret ve Son Kahraman Hikayesi

Son Kahraman ile ilgili 2 hikaye; Yaşlı Dadı ve Buz ve Ateşin Dünyası kitabı.

Yaşlı Dadı

“Andallar’ın gelişinden, kadınların Dar Deniz’in ötesindeki Rhoyne şehirlerinden kaçışından önceydi bunlar. O zamanlardaki krallık, İlk İnsanlar’ın krallıklarıydı ve onlar da diyarı ormanın çocuklarından almışlardı. Ama ormanın çocukları sık ormanların içinde, ağaçların arasındaki gizli şehirlerinde ve boş tepelerde yaşamaya devam ettiler, ağaçların üzerindeki yüzleriyle nöbet tuttular. Soğuk ve ölüm dünyayı kaplarken, çocukları bulmaya kararlı son kahraman, insan ordularının kaybettiği şeyleri kadim büyülerle geri alabileceğini umarak ölü topraklara girdi. Yanında kılıcı, atı, köpeği ve bir düzine dostu vardı. Ormanın çocuklarının gizli şehirlerini asla bulamayacağını düşünüp umudunu kaybettiği ana kadar yıllarca aradı. Dostları birer birer ölmüştü. Ve atı ve köpeği. Kılıcı öylesine buz tutmuştu ki kullanmaya kalktığında ellerinde parçalandı. Ötekiler kesilen ellerinden akan kanın kokusunu aldılar ve yanlarında tazı büyüklüğündeki ölü örümceklerle sessizce izini sürdüler…”

Üstat Yandell

Uzun Gece’nin nasıl sona erdiğini yine efsanelerin bize anlattıklarından öğreniyoruz. Kuzeyde söylenene göre, Ormanın Çocukları’ndan yardım istemek için son bir kahraman yanında yol arkadaşları ile birlikte yola düşer. Anlatıcıya göre ya bu kahramanı yol arkadaşları terk eder, ya da yol arkadaşları karşılaştıkları devler, dirilmiş ölüler ve Ötekiler ile yaptıkları mücadelede tek tek yaşamlarını yitirirler. Tek başına kalan kahraman Ak Gezenler’in bütün çabalarına rağmen sonunda Çocuklar’ın olduğu yere varır. Çocuklar’ın sayesinde Gece Bekçileri bir araya toplanır ve Ötekiler’in buzlu Kuzey’e kaçması ve sonsuz kışın bitmesi ile sonuçlanan Şafak Savaşı’nı kazanırlar. Şu an, aradan altı bin yıl(ya da Gerçek Tarih’e göre sekiz bin yıl) geçmesine ve yüzyıllardır Ormanın Çocukları veya Ötekiler görülmemiş olmasın rağmen, diyardaki insanları korumak için yükselmiş olan Sur’da Gece Gözcüleri’nin yeminli kardeşleri görevlerini devam ettirmektedirler.

Sam’in Ötekiler hakkında bulduğu bilgiler. Dikkatli okuyun. :slight_smile:

“Ejderhacamından bahsedildiğini gördüm. Kahramanlar Çağı’nda, ormanın çocukları Gece Nöbetçilerine her yıl obsidiyen hançerler verirmiş. Ötekiler hava soğuduğunda geliyor, hikâyelerin çoğu bu hususta hemfikir. Ya da Ötekiler geldiğinde hava soğuyor. Bazen kar fırtınaları sırasında ortaya çıkıyorlar ve gökyüzü açıldığında eriyerek yok oluyorlar. Işıktan ve güneşten saklanıyorlar ve geceleri görünüyorlar yahut onlar göründüğünde gece çöküyor. Bazı hikâyeler, onların hayvan cesetleri sürdüğünü söylüyor. Ayılar, ulu kurtlar, mamutlar, atlar; hayvan ölü olduğu sürece ne sürdüklerinin önemi yok. Minik Paul’u öldüren Öteki, ölü bir at sürüyordu, yani hikâyelerin bu kısmının gerçek olduğu ortada. Bazı kayıtlar devasa buz örümceklerden de bahsediyor. Onların ne olduğunu bilmiyorum. Ötekiler’e karşı verilen bir mücadelede ölenler yakılmalı; aksi takdirde ölüler, Ötekiler’in köleleri olarak yeniden canlanıyor.”

“Bütün bunları biliyoruz. Soru şu; onlarla nasıl savaşacağız?”

“Hikâyelere inanacak olursak, Ötekiler’in zırhı sıradan bıçaklara karşı dayanıklı,” dedi Sam “ve kendi kılıçları, her çeşit çeliği parçalayacak kadar soğuk. Bununla birlikte, ateşten korkuyorlar ve obsidiyene karşı savunmasızlar.” Tekinsiz Orman’da yüzleştiği Öteki’ni hatırladı. Sam onu Jon’un yaptığı ejderhacamı hançerle bıçaklandığında, Öteki eriyip yok olmuştu. “Ötekiler’i ejderhaçeliği ile katleden son kahramandan bahseden bir Uzun Gece kaydı buldum, iddiaya göre Ötekiler, ejderhaçeliğinin karşısında duramıyor.”

“Ejderhaçeliği?” Jon kaşlarını çattı. “Valyria çeliği mi?”
“Benim de ilk düşüncem buydu.”

Benim kuramımda bahsettiğim EJDERHA ÇELİĞİ isimlendirilmesi ve VALİRYA’DAN ÖNCE BU KILIÇLARIN VAR OLMASI meselesini yakaladığınızı sanıyorum. :wink:

Yani Valirya öncesinde yaşanmış bir Uzun Gece ve WW’lerden birinin ejderha çeliği ile öldüren SON KAHRAMAN. Bu bizim AA mı yoksa? :smiley: Belki AA 3. defa gelecektir? Neyse konu bu değil.

Yani dikkatinizi çektiğini sanıyorum. Valirya var olmadığı için ortada Valirya çeliği diye bir şey yok ama EJDERHA var olduğu için EJDERHA ÇELİĞİ diye bir şey var. Eğer ejderha olmasaydı, BRONZ kılıç dövülen bir dönemde ÇELİK ne ayak? Ejderha ismi ne ayak? Nasıl olabilir ki? Değil mi? Şimdi efsaneler ve zaman sorunsalı meselesini daha iyi anladığınızı farz ediyorum. Fakat pekiştirmesi için şunu da yazalım.

Elimizdeki en eski tarihler, Andallar’ın Batıdiyar’a gelişinden sonra yazılmış. İlk İnsanlar, sadece kayalara kazınmış hiyeroglifler bırakmış. Dolayısıyla; Kahramanlar Çağı, Alacakaranlık Çağı ve Uzun Gece hakkında bildiğimizi düşündüğümüz her şey, bazı rahiplerin o vakitlerden binlerce yıl sonra tuttuğu kayıtlardan geliyor. Hisar’da bütün bunları sorgulayan aliüstatlar var. Bu eski tarih kitapları, yüzlerce yıl hüküm sürmüş krallarla ve henüz şövalyeler bile yokken binlerce yıl at sürmüş şövalyelerle dolu. Hikâyeleri biliyorsun; Mimar Brandon, Symon Yıldızgöz, Gece Kralı… senin, Gece Nöbetçileri’nin dokuz yüz doksan sekizinci Lord Kumandan’ı olduğunu söylüyoruz ama bulduğum en eski liste altı yüz yetmiş dört kumandan gösteriyor. Listenin hangi vakitte yazıldığına bakarsak…”

Yani olayı toparlar isek eğer bize aktarılan olaylar ve zamanlarında ciddi çelişkiler ve uyumsuzluklar var; ejderhalar ve ejderha çeliğinin varlığı bronzdan silah yapan westeros’ta Kahramanlar Çağı’nda biliniyor ve kullanılıyor; Son Kahraman böyle bir kılıç ile bir Öteki öldürmüştür. Son Kahraman’ın AA ile de bir çeşit bağlantısı olduğu/olabileceği konuşulan şeyler arasında.

Bu arada Valirya çeliği özelliği gösteren ve çok öncesinde yapıldığı bilinen/iddia edilen bir kılıç daha var; Şafak. Bunu sadece özel çelik bilgisi ile ilgili pekiştirme yapmak için ekledim, üzerinde duracağım bir konu değil.

Ek bir bilgi daha; ateş ejderhaları dışında efsanelerde yer alan bir ejderha türü daha vardır; BUZ EJDERHALARI. Yaşlı Dadı da böyle hikayeler anlatırmış nitekim.

Efsaneye göre;

Buz ejderhalarının Titreyen Deniz ve Beyaz Atık arasında dolaştığı söylenir. Bildirildiğine göre, Valyria’nın ejderhalarından çok daha büyüktürler ve soluk mavi kristalin gözleri, uçsuz bucaksız kanatları ve soğuktan nefesi olan canlı buzdan yapılmıştır.

Buz Ejderha tanımı sizce de size WW’leri anımsatmadı mı? GRRM’e göre WW’ler canlıdır ve buzdandır, farklı bir yaşam türüdür. Sur’un bir buz ejderhası üstüne yapıldığı kuramları ister istemez sürekli aklıma geliyor, sizi bilmem ama Sur yıkılınca altından böyle bir şey çıkmasını bekliyorum. Hatta ilginç nokta ise bu ejderha türünden bahsedilen povların hepsi Jon’a ait ve Sur ile ilişkilendirilmiştir.

Kuramın sonuna geldik, sizin fikirleriniz nelerdir? Her ne kadar konumuz Westeros’ta Ejderhalar Vardı ise de konunun bağlantılarının genişliği dolayısıyla uzun gece, aa, son kahraman gibi yerlere de uğramadan edemiyoruz. Yani tartışılacak çok konu var. :wink:


#2

Yine döktürmüşün de kıymet bilen yok.Keske teori ile ilgili yorum yapsam ama cehalet esigini henuz gecemedim.Emege saygıdan ötürü yorum yaptım :grin:


#3

Bana kalırsa zaten bu Azor Ahai ve son Kahraman’ın aynı olması, gecenin Aslan’ı, Işık’tan kadın gibi şeylerin aslında aynı olayın farklı versiyonları olması kesin olarak doğru olan bir şey. Zaten efsane dediğimiz şeyler de böyledir. Geçmişte bir olay olur ancak farklı halklar kültürlerine göre olayı farklı şekillerde yorumlarlar. Bence zaten Azor Ahai’nin aslında son kahraman olması ve bunların hepsinin aynı efsanenin farklı versiyonları olması aksi iddia edilemeyecek bir iddia.

Valyria öncesi Valyrialımsı yapılara gelince, buz ve ateşin dünyasında Yandel 3. Bir ırktan bahsediypr ve insanlar öncesi bu yapıların 3. Irkla ilgisi olabileceğini söylüyor. Sadece Yüksek kule değil,mesela deniztaşı tahtı da benzeri şekilde insanlar gelmeden bile önce oradaydı. Bu gizemli ırkın pek çok yerde bulunmuş ve birtakım halklara bazı şeyleri öğretmiş olması bence olası bir durum. Bu halk bence Altın İmparatorluk halkı olabilir. Yalnız Işık’ta (Westeros’un en batısındaki ada) yaşayan demirdoğumlular deniz taşı tahtına adaylıklarını koydukları vakit Batı’da güzel bir kıta var bizi seçin oraya gidelim diyorlardı. Ayrıca şu Quaithe sürekli ortaya çıkıp Dany’e Asshai’ye git deyip duruyordu. Belki orada Yüzüklerin efendisindeki ölümsüz topraklara benzeyen bir bölge olabilir. Ayrıca sonra bu ölümsüz topraklar aracılığıyla gelişmiş bir medeniyetin kurulması (Numenor-Valyria) sonra o medeniyetin Yok olması ancak bazılarının kaçması ve başka ülkelerde yeni krallıklar kurmaları falan. Olur mu olur

Bence Buz ejderhaları ayrı bir tür. Deniz ejderhaları gibi. Zaten bu kapsamda 3 boru var, Joramun’un borusu(muhtemelen buzla ilgili) ejderbağlayıcı boru ve Celtigarlarda bulunan Deniz canavarı çağırmaya yaradığı söylenen boru


#4

Eyvallah. Kitaplar bitsin o aydınlanmayı yaşarsın, merak etme. :smiley:

Üzerinde çok düşünmedim ama Gece’nin Aslanı Gece’nin Kralı; şu ışık kadın da adamın kraliçesi olabilir mi diye düşündüm… Yani kadının gözleri yıldız mavisi renginde ışıldıryor, bembeyaz teni vs. var nereden baksan biri onu görünce ilk ışık gibi bir şey zanneder herhalde, bilhassa gece gördüğünde; gece feneri gibi kadın. Bu durumda kan ihaneti nereden geliyor? Elbette doğru olduğunu farz edersek; stark tarafında bir ihanet oluyor? Buna dair hiçbir bilgi işaret de yok daha. Neyse ana konu bu değil. :smiley:

Artık bir 3. tür var mı yok mu bilemem, seride gözüme çarpan bir şey olmadı. Diğer insanlardan -görünüş olarak- farklı olan bir tek Valiyalılar var ve bu görünüşe sahip insanların bir dönem çobanlık yaptığına inanmakta zorlanıyorum da…Elbette gerçek bir ejderhadan doğduklarına da inanmıyorum, o işin efsane kısmı ama bir bağlantıları olduğu da kesin. Bu WW’ler ve Valiryalılar çok eski iki türün kalıntıları olabilir mi acaba, diyorum. Buz ve Ateş ikilisinden bahsediyoruz sonuçta. Evet çok afaki konuşuyoruz ve dayandıracağımız bir şey de yok.

Lakin şundan eminiz ki Valirya öncesi de ejderhalar ve ejderha çeliği varmış ve Westeros’ta bu çelik Son Kahraman tarafından (bir ihtimal başkaları tarafından) Uzun Gece’de kullanılmış. Benim sürekli kafamı şu bulandırıyordu; 1. uzun gece essosta oldu ve aa tarafından defedildi, tamam ama neden 2. uzun gece için aa gerekmedi ve şimdi aynı yerde yine gelen 3. uzun gece için bir aa gerekiyor? 1.de aa lazım idiyse 2.de neden yoktu? Gerek yoktu ise aa neden ortaya çıktı ve yine bekleniyor? Eğer 1. uzun gece ile 2. uzun gece aslında aynı zaman diliminde meydana gelmiş ve bahsi geçen kahramanlar aynı kişiyse durum mantıklı olabilir.

Asshai ve Şafak imparatorluğu ne alaka peki? Misal Five Forts denen ve her biri 10 bin adam alan kulelerin yapım şekli de Erimiş Siyah Taş imiş. Ejderha olmadan nasıl yapabilirsin bunları? Kökeni Şafak İmp.'ğuna kadar gittiği söyleniyor. Yaratıklara karşı savunma amaçlı yapıldığı iddia ediliyor.

Aslında Sur ve Five Forts konum olarak birbirine çok uzak ama insan şunu merak ediyor; ilk WW’ler aslen batıdiyar’da kuzeyde ortaya çıkmış ve önüne kata kata Essos’a kadar gelmiş olabilir mi? Biz neden ilk kafadan essos diyoruz çıkış yeri için? Kalelerin bulunduğu kısım imparatorluğun sınırlarını koruma maksadıyla çekilmişe benziyor. Bak essosun öncesini değil kalan o kısma çekilmiş, son savunma hattı gibi. Ve elbette ateş ejderhaları kullanılmış olması gerek eğer yapım zamanı söylendiği döneme denk geliyorsa. Yani ilk uzun gece batıdiyar ve essosu kapsayan bir alana yayılmış olması çok daha ihtimal dahilinde, çünkü bir de her bir bölgede bununla mücadele etme şekilleri ile ilgili bazı efsaneler var; kimi şarkı söylemiş kiminde maymun kuyruklu bir kadın sayesinde haklamışlar vs. vs. vs. Yani özünde herkes kendince bir mücadele bulunmuş ve AA’nın mücadelesinin tek başına yapmadığını, yanında birilerinin var olduğunu Stannis bize aktarıyor, ona da muhtemelen Melisandre aktarmıştır.

Nereden bakarsak bakalım ilk uzun gecede; stark, son kahraman, ormanın çocukları, essos, ejderhalar(belki hem ateş hem buz), ejderha çelikleri ve ejderha camlarının ve büyünün olduğu bir savaş, Uzun Gece hikayesi söz konusu.


#5

Yi Ti efsanesine göre zaten öyle. Bu ikisi evli ve Tanrı imparatorlar onların soyundan geliyor. 7 Tanrı imparator var ve her Tanrı imparator biraz daha güçsüz oluyor. En son Tanrı imparator zamanında ihanet oluyor ve hain kantaşı imparator 8. İmparator olarak geçiyor tahta. Işık’tan kadın dünyayı terk ediyor ve geçenin Aslan’ı salıyor mahlukatlarını.

İşte dediğim gibi o 3. Irk Valyrialılara bilim teknik falan öğretmiş olabilir. Zaten böyle olan sadece Valyrialılar değil, Hightowerlar da millet Avcı toplayıcıyken şehir inşa ediyor. Hightowerlar ve Targaryenler benzer genetik özelliklere sahip.

  1. Uzun gece ve 2. Uzun geceyi ilk defa senden duyuyorum .s benim bildiğim tek bir uzun gece oldu ve muhtemelen küresel bir savaş oldu. Savaşın önderi de farklı kültürlerde farklı şekillerde isimlendirildi

Ben şahsen kuzey yoluyla essos ve Westeros’un birleştiği hikayesine daha yakınım .d


#6

Beynim çorba oldu.

Bu çok ilgimi çekti ama :

Ben bunu gözden kaçirmisim ve genel konu ile ilgili tüm bakis açimi hafiften baltalayan bir bilgi bu.
Ejderhalarin hep var oldugunu tahmin ediyorum, Valyrialilar kesfetmeden önce de ama ben tarihte onlara hükmedenlerin hep Valyrialilar oldugunu düsünmüsümdür. Simdi eger AA’nin hikayesindeki kutsal ates ejderha atesi ise, AA herhalde bir ejderha bulup “suraya bir üflesene bir zahmet yaa” demedi, o ejderha üzerinde bir kontrolü olmasi gerek.
Ama bir yandan da çok saçma… O kutsal ates ejderha atesi ise, bildigin Valyria çeliginden kiliç olur iste, daha ne diye karisina sapliyor kilici? Teoride buna deginilmis ama beni ikna etmedi verilen cevap.
Birde ejderha kontrolü konusu var, hani bir ejderhanin atesini kullanip kiliç dövüyorsa, illa ki o ejderha üzerinde kontrolü vardir. Ee madem öyle bir sey var, ne diye kiliç yapmaya ugrasiyor? Hadi bunlari geçtim, basitçe aklima su geliyor, ejderhasi olan adam niye dünyayi fethetmeye çikmaz (söz konusu olaylardan öncesinde), ya da neden bu tarihte anlatilmaz?

Tamam binlerce yillik bir hikaye ve hikayeler, degisime ugrayabilirler, unutulan, silinen kisimlari vardir ama ejderha detayi silinir mi? Gerçekten ejderha atesi ise o kutsal ates mesela ve Martin bunun hikayede silinen bir detay oldugunu söylerse, bu biraz zorlama olmaz mi?

Son Kahraman, AA… Ben bu ikisini hiçbir zaman, hiçbir sekilde bagdastiramadim çünkü hikayeleri o kadar farkli ki. Hani yanlis bilgi, yanlis aktarim bile sanki bu farki kapatamaz gibi geliyor bana.

Son Kahraman’in kilici… Bir yanda kilicinin soguktan parçalandigi söyleniyor, diger yanda ejderhaçeliginden kiliçla savastigi, ki bu bomba bilgi yani, silip atamazsin. O dönemde, Westeros’da ejderha çeligi (Valyria çeligi) bir kiliç, her seyi geç, bu bile kafa karistiriyor.

Harbiden ne düsünecegimi bilmiyorum. Kafam karisti.


#7

Qohor’da Valyria çeliğinin sırrının halen daha bilindiğine dair söylentiler var ve bunun için insan kurban edildiğine dair. Peki Nissa Nissa’yı öldürürken ne demişti?

Seni ne kadar çok sevdiğimi unutma…

Feda edilen insana karşı duyulan bağlılığa göre kılıcın seviyesi artabilir, birnevi arşa çıkıp ateş bile saçabilir belki.

Ayrıca aslında çılgınateş de büyülü ateş. Belki Qohorlular çılgınateşle bir şeyler yapıyordur ama Valyria çeliği gibi keskin olmuyordur. Zaten dünyada çok az Valyria çeliği var.


#8

Çok teşekkürler ufkumu açan bu teori için.
Nasıl olduğu anlaşılamayan ve soru işaretlerini artıran bazı konulara bence güzel bir cevap olmuş.
Tabi hala sorular mevcut ama benim kafamda ki aslında herşey Şafak imparatorluğuna bağlı, ta o zamandan kalma bir çekişmenin/ savaşın bugünde devam ettiğine dair fikrime bazı cevaplar almış oldum
:grinning::grinning:
Belki Valyrialılar Şafak İmp.'ndan kaçan (bir sebeple ve aynı braavosa kaçanlar gibi ama köleler değil) büyüyü bilen bir zümre idi. O zamandan kalma bir savaşı devam ettirebilmek için yeni bir yere geldiler. Ve Valyrialılar dediklerimiz de aslında bu insanlar ve belki de asıl valyrialılar olan çoban bunların madenlerde çalıştırdıkları kölelerdi. Yüzsüz adamların bu denli Valyria nefretinin altında belki bu sebep de bulunuyordu.

Dünyanın yuvarlaklığından dolayı westeros ve essosun kuzry kutbu noktasında birleştiği teorileri zaten var o yüzden Sur ve Five Forts aynı amaca hizmet ediyordu ki bu da başka bir soruyu akla getiriyor; Şafak İmp. sınırları Westerosa kadar uzanıyor muydu? Eğer öyleyse ki galiba öyle ejderhaların westerosta çok daha önceden var olduğu iddiası doğrulanır. Bu arada mimar brandon gibi efsanevi kişilerinde aslında şafak imp. insanları olduğunu söyleyebiliriz. Mesela Mimar Brandon gerçekte Şafak imp. baş mimarı olabilir :grinning::grinning:


#9

O ikisinin evli olduğunu biliyorum, ben diyorum ki bu kişiler aslen Gece’nin Kralı ve Kraliçesi olabilir mi? İhtimal yüksek vs. demiyorum elbette sadece sorguladım. :slight_smile:

Hightower, Dayne ve Valiryalılar… İlk iki hanenin melezlendiğine şüphe yok, çünkü zırt pırt aynı özelliklere sahip kişiler çıkmıyor, köklerinde var ama bir şey. GRRM, onların Valiryalı olmadığını; İsveçlilerin mavi gözlü olduğunu ama her mavi göz sahibi olanın İsveçli olmadığını söylemişti. İtirazımız yok buna, zaten bu haneler var iken Valirya yoktu.

Benim sorguladığım bir diğer kısım da Valiryalıların görüntüleri… Yani bu kadar güzel görünmelerini ne sağladı? Hep mi böyle idiler yoksa büyüler vs. ile uğraşa uğraşa böyle değiştiler mi? Yoksa zaten bahsi geçen 3. ırk meselesinde hayatta kalanlar bu bölgedeki halka evlenip şimdiki hale geldi?

Aslında Valiryalılar ve WW’lerin çok ortak noktası var; ayna gibiler, bilirsin ayna yansımayı tersten gösterir.

Valirya lordları ateş ile ilişkili, gümüşe yakın sarışın saçları, eflatun yahut çivit mavisi gözleri var, uzun zarif boyları var saçları… Çok güzeller hatta erkeklerin kadınlardan daha güzel olduğu söylenir.

WW? Onlar da buz ile ilişkili ve tam olarak aynı özelliklere sahipler; peri gibi güzeller, gözler buz mavisi, uzun boylu zarif duruyorlar, uzun beyaz saçları var ve tenleri de ona keza elbette ki bembeyaz buzun farklı bir yaşam türü olduğu için.

Elbette ateşli olanlar insana daha yakın ama buzlu olanlar insan olmaktan çok uzak ve görünüşe göre büyü gibi şeylerle bebek yaşta alınan çocuklarla üretilebiliyor ama bu demek değil ki diğer canlılar gibi ilişkiye girmiyorlar, hikayeler doğru ise gecenin kraliçesinin kumdandan ile birlikte olduğu biliniyor ama şu ana kadar da onun dışında dişi bir ww ne gördük ne duyduk.

İlk Uzun gece hikayelerde Essosta Şafak İmp. dönemine gidiyor, bu çok ama çooookkkkk eski dönemler, imparatorluk var mı ona bile şüpheyle yaklaşılıyor. İşte bana anlattığın hikaye… Batıda ise Son Kahramanın olduğu Uzun Gece ise 8 bin yıl öncesi, kimi üstada göre ise 6 bin yıl öncesine gidiyor.

Yani hikayelere bakacak olursak aralarında çok devasa zaman farkı var ama işte o zaman yukarıda sorduğum AA meselesi konusundaki tuhaflıklar ortaya çıkıyor. İlkinde gerekti 2.'de neden gerekmedi de 3.'de yine gerek duyuldu? İlki Essos kökenli şimdi niye batı kökenli? gibi gibi gibi fakat bu anlatılan 2 ayrı uzun gece aslen aynı dönemlerde yaşandı ise o zaman durum mantıklı oluyor. Yani küresel yaşanması daha olası.

Senin söylediğin olsaydı o zaman o kuleler imparatorluğun doğusuna inşa edilirdi, batısına değil. Çünkü tehdit doğrudan batıdiyarda kuzeyden çıkmışa ve doğu topraklarına kadar gelmişe benziyor, asssahi bölgesindeki ünlü diyar da bunlara karşı ejderhaları kullanarak sur gibi 5 devasa kule dikmiş, her biri 10 bin adam barındırıyormuş yanlış çevirmedim ise biraz yorulduğum için dikkat etmedim çevirirken.

Ayrıca hikayelerde uzun gece mücadelelerinde rhonna mıydı ne (nymerianın memleketi) bu bölgelerden bahsediliyor, yani yine bahsi geçen ülkenin batı tarafına denk geliyor. Yani pek olası görünmüyor.

Elbet biz kulelerin gerçekten uzun gece döneminde, bu yaratıklarla mücadele için yapıldığı hikayelerini doğru baz ederek yorum yapıyoruz ama başka türlü de ne diye 50 bin adamı içine alacak devasa sur gibi kuleler yapsın ki? Yani batıda normal şartlarda bu ülkeye böyle tedbir aldıracak güçte bir ülke halk vs. yok ve neden doğu kısmını boş bırakmış? Bundan dolayı hikayenin doğru olduğunu düşünüyorum.

Uykulu mu okudun? :smiley: Şöyle dinlenmiş zihin ile bir daha oku bak, berrak gelir her şey. :slight_smile:

İşin komik yanı bu kısmı daha önce okumuş olmama rağmen uyanamadım o zaman, ne alaka sorusunu soramadım. Videoda dank etti kafa. :smiley:

Fakat tekrar düşünmelisin; şimdi elimizde bir sihirli kılıç var mı? Var. Bütün hikayeler ve aktarıcılar ısı yayan kırmızı bir kılıçtan bahsediyor, değil mi? Evet.

Ejderha çeliği böyle değil ama çok dayanıklı ve keskin; üstüne hafif ama en önemlisi WW öldürüyor. İçinde ateşten bir parça barındırıyor ki ww öldürüyor, yoksa öldüremez ve en önemlisi WW’lerin ateşten çekindiklerini bildiğimiz için bu çeliklerin yapım amacının bu olduğu fikrine sahibim, yani amaç ww yok etmekti, nitekim uzun gecede son kahramana kadar kullanmışlar.

Fakat AA’nın kılıcı niye özel? Neden daha farklı? Niye Nissa’nın kanına ihtiyaç duydu? Bir açıklama ilk yaptığım açıklama, ilk ejderha çeliği kılıcı; mucidi aa’nın kendisi… Emsallerinden bir tık üstünde ama bununla tek amacı ww öldürmek olmayabilir, bunların efendisi ww’lerden daha güçlüdür herhalde, Büyük Öteki misal… Onu öldürmek istemiş ve bunun için böyle bir kılıca ihtiyaç duymuş olabilir. Yani onların gözünde bir ilah, ilahı öldürmeye çalışacağı için çok güçlü bir kılıca sahip olması gerekir. Bu bir ihtimal, hikayenin anlatılışına göre yaptığım çıkarım ki zaten sana daha önce de anlatmıştım.

Şimdi diğer ihtimal ise benim Nissa hikayesini sorgulamam. Bütün hikayelerin aktarım şeklinden şüphe ettik de niye bu kısımdan şüphe etmedik? Bir Nissa hiç olmamıştır demiyorum ama hikayede böyle bir rolü yoktur, daha farklı bir rolü de olabilir… Şimdi bakalım; R’hllor var, Büyük Öteki var. Ateş tarafı düşmanı yerle bir etmek istiyor, yok etmek istiyor ve kendine insanlar içerisinden bir komutan savaşçı kahraman seçiyor; bu kahraman da benim güçlü bir kılıç yapmam gerek diyerekten ışık getireni dövüyor ama neden herhangi bir kan değil de karısının kanı? Fedakarlık güç verir misali? İlahı bunu mu istemiş? Hem düşmanını yensin diye adam seç hem de kadınını feda et öyle güç verecem sana mı diyor? Haydi 1. kılıç için eyvallah; peki neden kehanetlerde bahsi geçen ışık getiren için yeni bir fedakarlıktan iz göremiyoruz? AA’nın ortaya çıkacağı ve Işık Getiren’i alevlerin arasından çekip çıkartacağı söyleniyor. İlki için gerekti de 2. için niye gerekmesin? Sırf bu kehanet yüzünden Mel. Stannis’e yaptığı kılıcı alevlerin içinden çıkarttı. Ha ilk seferki kurban etme meselesini de kendi kafasına göre yorumlayıp ekledi ama o başka, yemeyiz elbet onu. :smiley:

Elbet 2. ışık getiren meselesi 1. ışık getirenin kendisi de olabilir, yani sağda solda bir yerlerde olabilir kılıç hala, bu da bir ihtimal. Yine de AA hikayesinin aktarımını da tamamen sorgulamakta fayda var. Misal biz kahraman dedik ama Kan İmparatorunun seçtiği bir kahraman ya da oğlu hatta kendisi olmasın bu?

FM’lere göre Gece’nin Aslanı kim? Çok Yüzlü/İsimli Tanrı. Neyle bağlantılı bu? Ölüm ile. Bütün İnsanlık bu ilaha ait… Hikayede Gece’nin Aslanı, torunu olan Kan İmp.'nun yaptığı şeye öfkeleniyor ve Uzun Gece’yi getirip, yaratıklarını salıyor. WW’lerin sadece karanlıkta hareket ettiğini, gün ışığında muhtemelen güneşin sıcaklığı yüzünden güç kaybettiği yahut erir gibi öldüğünü tahmin edebiliriz. Soğukla da alaklılar. Ölüm de genelde soğukluka ve karanlıkla alakalıdır.

Yani AA, mantıken Gece’nin Aslanına ve onun yaratıklarına karşı savaşıyor, yanlış mıyım? Fakat bu hikayede kötü adam kimdi? Kız kardeşinin hakkını gasp edip, onu öldürerek “kan ihaneti” gerçekleştirmiş yani akraba katili olup lanetlenmiş bir adam; Kan İmp. AA ise ateş ejderhaları, ateşli bir kılıç ile karanlığa karşı savaşıyor? Anladınız mı anormalliği? :slight_smile:

Bu adam kendine niye Kan İmp. diyor? KAN VE ATEŞ! O 5 Kaleyi de ejderha aleviyle yapıldığı doğru gibi görünüyor, haliyle bu adamın hakimiyetinde yahut AA’nın veya ikisi, artık bu kısımlar karanlık. Yani ortada ejderhalara hükmeden birkaç kişi de olsa var. Yani AA ve Kan İmp. tarafların ATEŞ kısmını, Gece’nin Aslanı vs. de BUZ tarafını temsil ediyor.

AA nasıl yenmiş de uzun geceyi sonlandırmış? Başka hikayelerde gizli şarkı söyleyen bir halkın uzun geceyi sonlandırdığı yazıyor. Hikayeler çeşitli ve karmaşık, çelişkili ama belki tamamen yanlış değil; herkesin katkısı olabilir, tek başına bir mücadele yok.

Tahmin ediyorum ki Gece’nin Aslanını bir şekilde yatıştırmayı başardılar. BUZ VE ATEŞ arasında bir anlaşma sağlandığını, yaratıkların geri çekilip uzun gecenin sonlandığı(o gizli şarkı belki bir çeşit duadır.) fikrindeyim. Elbet tarihte yaşanmış tek bir UZUN GECE olduğunu düşünmeye başladığım için de ve SPİN OFF resmi açıklamasına bakarsak da gayet aynen o şekilde görünüyor; bu durumda bu işin içinde starklar ve ilk insanlar da var, belki onlar da tarafların gecenin aslanının adamlarıdır çünkü starkların buz ile temsil edildiğini buz isimli antik bir kılıçları olduğunu(bu arada görüyoruz ki ejderha çeliği olduğu için o dönemerde bronzdan ziyade ejderha çeliği olması muhtemel) biliyoruz. Elbet son kahramanın çelik ile ww kestiğini düşünürsek ve ilk insanlardan biri ise tamamen gecenin aslanı tarafı da olmayabilir, belki kontrolden çıkmıştır işler artık fazla karanlık o kısımlar.

Reed Hanesnin BUZ VE ATEŞE YEMİN EDERİZ sözlerini de unutmayın, demek bu ikisi ile ilgili bir şey olmuş geçmişte ve millet böyle yemin etmeye başlamış, bahsettiğim iki taraf arasındaki anlaşma sonucu olabilir. Fakat 8 bin yahut kaç bin yıl sonra taraflardan biri bir şekilde anlaşmayı bozduğu için ww’ler yeniden ortaya çıkıyor, belki ateş tarafı bozdu belki buz tarafı bilmiyorum. ateş daha ihtimal gibi, buz tarafı uzun zaman bir nevi hapis gibi bir hayat sürmüşe benziyor sur yüzünden, belki kandırılmıştır. Evet baya afaki oldu farkındayım bu kısımlar. :smiley:

Bir tapınaktaki ateşten bahsediyor isek belki o ateş zamanında bir ejderhanın alevinden oraya taşınmıştır, illa doğrudan ejderhanın kendisinden alması şart değil kanımca. Bu yüzden KUTSAL ATEŞ olarak anılıyordur, bir tapınakta yer alan kutsal bir ejderha ateşi. O zamanlar da ejderhalar büyülü olduğunu bilinen ve kim bilir kökleri vs. neye dayandırılan bir şey ki kutsal kabul edilmişlerdir.

Diğer yandan Kan İmp. üzerinde durmak gerek AA üzerinde değil. Ne malum amacın zaten yeryüzünü ele geçirmek olmadığı? Adam kız kardeşini öldürmüş, yerine geçmiş. Ortada açıkça bir hırs vs. var. Bir sonraki niyeti belki fetihlere çıkmaktı? Lakin uzun gece oldu.

Yalnız Valirya’da bir sürü ejderha sürücüsü vardı, burada muhtemelen bir tek Kan İmp.'undan bahsediyor olabiliriz. Yani sürme becerileri vs. yeni yeni elde ettikleri bir yöntem olabilir, tılsım ve büyülü borular kullanmışlar valiryalılar. O yahut bir iki kişi daha bilemiyoruz sayıyı, onlar daha bunu yeni keşfetmiş olabilir. Haliyle valiryadaki sürüsüne bereket ejderha saldırısını bir iki tanesi ile denk tutmamak gerek, tamam tek bir tanesi bile bir hayli güçlü ama essos devasa bir yer ve büyü, sadece onlara has bir şey olmasa gerek. Elbet biz tahminlerde bulunuyoruz. Ne olduğunu tam bilmiyoruz belki ama ne olmadığını da bilmiyoruz, bir düşünce girişim vs. pekala olmuş olabilir ve doğal olarak bir engel yemiş de olabilirler.

Ejderha kısmı Valirya öncesinden tamamen silinmiş bir şey değil aslında. Sen hiç bir üstadın yahut başka birinin, kitabın valirya öncesi ejderha yoktu diye yorum yaptığını okudun mu? Ben okumadım. Yani izlerini gördüğümüz gibi BUZ EJDERHASINDAN ve yaşadıkları yerden bile bahseden efsaneler söz konusu hatta ve hatta Yaşlı Dadı, Jon ve diğerlerine bu konuda hikayeler anlatırmış. Yaşlı Dadı’ya göre de hikayeler kendisinden çok önce var olan hikayeler, yani bir yerden gelmiş sonuçta. Bunun dışında erimiş siyah taştan yapılma Five Forts meselesi ve yapım sebebi ile ilgili hikayeleri ortada olduğu gibi (ki herkes bunların ejderha aleviyle yapıldığını biliyor o dönem) Sam’in bulduğu kayıtlardan ejderha çeliğinden ve ejderha camından bahsediyor; demek ki ejderhalar var ki ejderha ismi geçiyor. Nasıl ismi anılmıyor? Bir tek AA efsanesinde ismi geçmiyor diye hiç bir yerde geçmiyor, silinmiş kabul edemeyiz ki. Ateş meselesi dediğim gibi ejderhanın aleviyle tutuşturulmuş bir sunak vs. vardır tapınakta muhtemelen ve ondan yapmıştır, yoksa kılıç yapan adamın tapınakta işi ne? O tapınağın da R’hllor tapınağı olduğunu düşünüyorum, belki o zaman ismi farklıdır kızıl ilahın. Çok Yüzlü için bile bir sürü isim söyleniyor sonuçta.

Belki dedim zaten, kesin değil. Nitekim ejderha çeliği ile ww öldürdüğü söyleniyor, ışık getiren olması lazım idi o zaman elindeki ama kırmızı ısı yayan bir kılıç olsa kayda düşerdi herhalde. Bu durumda AA’ya yardım eden tiplerden biri olabilir yahut kendi bölgesinde kendi kendine mücadele veren bir kahraman.

Bunda kafa karıştırıcı bir kısım yok. Bu adam nasıl kahramana dönüştü? Topraklarını yitirmiş, ormanın çocuklarını bulup büyü vs. ile bunları geri alabileceğini ummuş ve arkadaşlarıyla yola düşmüş. Yol boyunca hepsi ölüyor ve kılıcı soğuktan buz tutup parçalanıyor, çocukların şehrini buluyor(bu arada şehir olarak bahsetmesi de ilginç, bir medeniyet kurmuşlar havası verdi.) ve yardım alıyor. Ondan sonra ww’ye karşı gece nöbeti ile birlikte savaş veriyor ve def ediyorlar. Yandell’in ve dadının hikayesi böyle. O bahsi geçmeyen arada neler oldu, kim biliyor? Kimlerle iletişim kurdular? AA ile? Yahut başkaları ile? Ejderha Çeliği verilmiş buna besbelli ki kullanmış kırılan kılıcı yerine, sonuçta taşla sopayla savaşmayacak bu oğlan(yahut kadın :stuck_out_tongue: ) kılıcı kırıldı diye. :smiley:

Onun içeriği çok bilinmiyor galiba, büyü geri gelmeden önce de yapılıyordu, ejderha doğduktan sonra bazı tılsımların işe yaramaya başladığı ve daha hızlı/çok üretime geçmeyi başardığını söylüyordu ateş kehanetçileri ki niye kendilerine kehanetçi demişler merak ettim. :smiley:

ejderhaların varlığı bilindiğine göre ve onlardan yapılma bir şey kullandığına göre zaten bilinen bir şey orada dolandıkları artık dolaylı yoldan söylenmiş. :smiley:

Dünya yuvarlak vs. konusu için bu yorumun üstüne çık ömer’e cevap vermişim, ben doğru olduğunu düşünmüyorum. :slight_smile:

Brandon bir Stark ama gerçekte yaşayıp yaşamadığı şüpheli biri dedi, GRRM. Zeki Lann gibi. Resmi açıklamalara göre de zaten bütün bildiklerimizi bir kenara atsa güzel olacak. :smiley:

Bu arada rica ederim. :slight_smile:


#10

Zannetmiyorum çünkü bunlar dünyanın başat güçleri. Yani tamamen karanlıktan ibaret olunması bence pek manalı olmaz.

Aynen onu ben de düşündüm zamanında. O 3. ırk ayrıca ötekilerin karşıtı olan ve insanlarla melezleşerek Valyrialı çıkarmış ırk oalbilir.

Aslında ondan pek emin değilim bir yerde sonra kayıtlar tamamen kayboluyor çünkü ikisi tamamen aynı şey olabilir çünkü iki kez büyük bir yıkım olduğuna dair bir şey hatırlamıyorum ama bence gene de düşünmeye değer bir bakış açısı.

Bak dizide İlk İnsanların gelişleriyle ilgili konuşurlarken insan neden gelir buraya diyordu bazıları. Jon ise bence bir şeyden kaçıyorlar diyordu. Tamam dizi kitap değil ama bazı şeyler kitaptan yararlanılarak tasarlanıyor bence ilki ilk insanların kaçmasını sağlarken diğeri de bizim uzun gece olabilir.

Batısı?

Burada Kuzeydoğu sınırları diyor. Üstelik mekan olarak da gerçekten Allah’ın unuttuğu yerlerde


#11

Gecenin Kraliçesi ve Kralının tamamen karanlık olduğunu nereden çıkarttın? Hikayelere bakarsak AA kahraman ve iyi; Gecenin Kralı ve karısı kötü… Fakat Uzun Gece’ye sebep olan olaya bakarsak ihanet ve kötülük ATEŞ tarafından gelmiş; Kan İmp. ve AA da gecenin aslanına ve yaratıklarına karşı savaşmış. İnsanların bakış açısına göre bakıyoruz hikayeye ama ufak şeyleri yakalarsak sandığımız gibi görünmediğini görüyoruz.

Yıkımdan bahseden yok hikayelerde zaten, sadece iki ayrı uzun gece olduğuna işaret eden iki ayrı hikaye var. Daha doğrusu bu hikayelerin iki ayrı zamanda geçtiğini düşündüren bahsi geçen imparatorluğun var olduğu dönem ile Son Kahraman dönemi arasında çok uzun yıllar varmış havası estiren şeyler olmasından kaynaklı, bu yüzden hikayeyi dinleyen insanlar iki ayrı uzun gece varmış gibi algılıyor ama bence TEK BİR UZUN GECE oldu ve küresel bazda gerçekleşti, her coğrafya da kendi mücadelesini bir şekilde verdi; Tufan hikayesi gibi, bu konuda da her kültür ve dinde hikayeler vardır.

Olabilir ama benim bahsettiğim gibi bu yaratıklar batıdiyar’ın kuzeyinden çıkıp doğuya gitmiş ise ki görünüş bana öyle izlenim veriyor, bu durumda daha da doğuya kaçmak varken yaratıkların anavatanına kaçmak pek akıllıca gelmedi.

Dorne tarafından Essos’a bağlayan köprü alandan geçerek gelebilirler(nitekim ilk insanlar da oradan geçmiş.) ve doğuya doğru ilerlerler, tam orada geçiş sağlanabilecek noktada da Beş Kale var. Sur vazifesi gördüğü her halinden belli olan. Senin söylediğin gibi doğu sınırı ile kuzey sınırı birbirine bağlı ise bu kalelerin ülkenin doğu sınırında olması gerekirdi, batı sınırında değil. Elbette yaratıkların kuzeyden geldiğini farz ederek konuşuyoruz ki kalelerin burada olması buna işaret bence. Kuzeyden geliyorlar ve bahsettiğin uç bağlantı olmadığı için Dorne tarafından geçerek gelmişler.


#12

Tywin, straklarin kılıcını buzu tekrardan eritip nasıl dövebiliyorlar ?:confused:

Özelliğini kaybetmezmi.


#13

Hayır. Mevcut çeliğin yapımı sırasında oluyor ne oluyorsa, ondan sonra da bu çeliğin eritilip yeniden şekil vermesini yapabiliyorsun eğer nasıl olduğunu biliyorsan, sanırım şu an o evrende de bunu bilen iki yahut üç kişi var, biri de Gendry’nin ustasıydı işte.


#14

Hayır kötülük demedim, karanlık dedim arada fark var. Yani gece ve gündüz, sıcak ve soğuk buz ve ateş gibi şeyler seride bu derece öne çıkarken neden her şey karanlıktan çıksın?

Bence de tek bir uzun gece vardı ama dediğim gibi bir algı göremedim ben. Yani gerçekten öyle bir algıyı nereden gördün ki? Geçmişte çok büyük bir uygarlık olduğundan mı? Yeterli değil bence illa bir uygarlık varsa çok daha eskide olmuştur diye bir şey yok.

Tersten falan mı görüyorsun anlamadım ki veya ben mi tersten görüyorum? Kabak gibi doğusunda zaten. Ha o kalenin Doğusunda kalan bölgeyi Yi Ti diye bellediysen orası Yi Ti değil.


#15

Konudan biraz kopmuşum olay neydi? :joy:

Büyük Şafak İmparatorluğu adı üstünde Şafak Çağı veya öncesinde var olmuş, ilahların ve çocukların yeryüzünde gezdiği söylenen bir döneme ait gizemli, efsanevi bir hikaye olarak anlatılır.

Son Kahramanın hikayesi ise Kahramanlar Çağında geçer. İlkinde insanlar batıya girmemiş iken. 2. de orada. Bu yüzden hep 2 ayrı uzun gece olduğu düşünüldü. Lakin evet, şimdi öyle düşünmüyorum.

[quote=“Symmachus, post:14, topic:11209”]
Ha o kalenin Doğusunda kalan bölgeyi Yi Ti diye bellediysen orası Yi Ti değil.
[/]

He ya Asshai’in kuzey Doğusu taraflarını orası sanmıştım, tamam. Bu durumda Gölge Topraklardan gelen tehdit için değil ise… Oradan gelmiş olabilir. :grimacing:


#16

Bence kahramanlar çağı da şafakda olduğu söylenen zaman kadar eski.

Ben de tam hatırlamıyorum.


#17

Yalnız ÇAĞ adı üstünde yaşanan döneme verilen isim yani; Demir Çağı, Tunç Çağı gibi. Eski derken iki dönem aynı dönem olamaz.


#18

Şafağın İmparatorluğu isim. Şafağın Altın İmparatorluğundaki şafak kısmının çağa yönelik olduğu bir yorum sadece.

Şafak çağı Ormanın çocuklaro ve İlk insanlar arasındaki anlaşma sonrası bitiyor. Essos neden Westerosdaki bir anlaşmayı umursasın?


#19

Şimdi anladım, yani bizim evrendeki gibi; nasıl her çağ aynı dönemde her coğrafyada yaşanmıyordu ise burada da x yerde Şafak Çağı yaşanırken y yerinde Kahramanlar Çağına geçilmiştir, haliyle aynı zamana denk geliyor diyorsun? Evet, bu şekilde yaklaşır isek efsanelerin geçtiği dönem arasındaki zaman sorunsalı kendiliğinden ortadan kalkar.


#20

Tabi kesin değil, Şafak çağı diğer kıtayla ilgili bir kavram da olabilir ama spekülasyona girmeyip bizim bildiğimiz şeylerden hareket edecek olursak evet kahramanlar çağı da şafak çağı da bizim kıtaya özgü.