Buz ve Ateşin Şarkısı: "Mitler, Efsaneler ve Demonik Varlıklar" - 2

asoiaf
fantastik-edebiyat
grrm

#1

Herkese merhaba, Buz ve Ateşin Şarkısı: "Mitler,Efsaneler ve Demonik Varlıklar" - 1 başlığının 2. bölümü ile karşınızdayım.

İlk bölümde evrenimizdeki mitlerde, efsanelerde geçen Karanlık Dünya’nın asoiaf’taki Daimi Kış Toprakları; buradan çıkan demonik varlıkların “öteki” olarak neden adlandırıldığı ve Buz ve Ateşin Şarkısının asıl mahiyetinin ne olduğu, bize “mitik” olarak ne anlattığına kısaca değinmiştik.

Bu bölümde ise bu Karanlık Dünya’dan(Daimi Kış Toprakları) çıkan demonik varlıkların asoiaf yansımalarına bakacağız. Elbette bunun için ilk önce mitlerde bu yaratıkların özelliklerine bakmamız gerekiyor.

Demonik varlık nedir? Sorusuna yeniden değinmeye gerek yok, ilk bölümde ayrıntısına kadar yer verdim, bu yüzden kafa karışıklığı olmaması ve neyden bahsettiğimi anlamak için okumadıysanız ilk bölümü okumanız gerekiyor.

Dev

image

  • Devler, her zaman olmamakla birlikte genellikle erkek olarak düşünülürler ve çoğunlukla yamyamlık özelliği gösterirler.

  • İskandinav mitinde Ymir adlı bir buz devi yaratılır ve tüm buz devleri de ondan türer. Onun soyundan türüyen bir insan bir dişi devle evlenir ve bu devden Odin, Vili ve Ve adında üç oğlu olur; bu üçü daha sonra Ymir’i öldürür ve cesedinden dünyayı meydana getirirler. Loki’nin ebeveynlerinden biri de devdir.

  • Eski İran kültüründe devler, şeytanlar gibi ateşten yaratılmıştır; aslı amaçları insanları aldatıp yoldan çıkartmaktır. Siyah renkli, çirkin ve kötü görünümlü devler hilekardır.

  • Zerdüşt inancında dev, kötü ruh karşılığı kullanılmaktadır; devler, Ehrimen(kötülük ilahı)'in emrindedir.

  • Devlerin iyi ya da kötü olanları vardır, bununla beraber aynı dev hem iyi hem kötü (gri) özellikler de gösterir.

  • Devler, genelde kötü özellikler gösterseler de tıpkı Simurg gibi kahramana yardım etmeleri nedeniyle her zaman bütünüyle olumsuz ya da kötü bir tip olarak kabul edilmezler.

  • Develer, çok iri cüsseli, büyük, devasa bir insan gibi görünürler ama şekil bozuklukları da vardır. Yeraltı karanlığı, ormanlar, dağlardaki büyük mağaralar ve su kaynakları gibi yerlerde yaşarlar.

  • Devler, tüm demonik varlıklar gibi demirden korkar ve vücutları tüylerle kaplıdır.

  • İyi koku alırlar (bilhassa insan kokusunu) ve büyük ve güçlü olarak nitelendirilirler.

  • Efsanelerde devler, genelde insanlarla savaş halindedir. Devler, insanın karşısında çaresiz kaldığı ve sürekli mücadele etmek zorunda olduğu doğanın gücünün simgesidir ve yarattığı korku efsanelere aktarılır.

ASOIAF evreninde de hem Westeros hem de Essos tarafında bir çok dev hikayeleri, efsaneleri vardır. Sur ötesinde hala bu devlerin kalan son çocukları yaşamaktadır. İnsan ve dev ırklarının melezlendiğini iddia eden hikayeler de anlatılır (misal Garth Yeşilel) ve devler, genelde kötücül özellikleriyle anılırlar ve insanlar, onların insan eti yediğine inanır. Bir çok karakter, devler ile savaşta öldürülmüştür. Yani insan ve devler sürekli savaş halindedir. Vücutları kıllarla kaplıdır. Devlerin mağara, orman gibi yerlerde yaşadıkları söylenir (hem Doğu hem Batı’da.). Kadınlarından bahsedilmişse de ağırlıkta erkeklerini gördük. Bu, şu ana kadar anlatılan mit ve efsanelere uygun ilerleyen yaşanmışlıklar.

Beşinci kitapta Jon Snow, Wun Wun isminde, et yemeyen ve oldukça olumlu özellikler gösteren bir dev ile tanışmış(aslında et yememesi bir nevi onun iyi olduğuna işaret etmek istemiş gibi) ve arkadaş olarak onu, Kara Kale’de tutmaktadır. Dizide ise Wun Wun, Kışyarı’nın alınmasında kahramana yardım eder ve bu uğurda ölür. Ayrıca devler, Yabanıllar ile işbirliği halindedir. Bu da devlerin yer yer olumlu özellikler gösterip, kahramana (yahut insanlarla işbirliği yaptığına dair) yardım ettiği efsanelerine uygun ilerleyen bir kurgu.

Devlerin, doğanın gücünden korkan insanın onu nesnelleştirerek efsanelere aktarması olduğunu göz önüne alırsak; insanın, doğa ile olan mücadelesini, zorluklarına ve engellerini dev ile simgeleştiriyor ve onunla efsane ve masallarda sürekli olarak mücadele ediyor. Yani dev-insan mücadelesi aslen insanın doğa ile mücadelesi ve korkusudur. Bu durumda Walton Stark’ın perili ormanda devler tarafından öldürülmesi, onun doğa ile mücadelesini kaybettiği şeklinde yorumlanabilirken Dorren Stark’ın hükmü boyunca sürekli olarak devlerle savaşması da onun yine doğa ile savaşması olarak görülmeli. Tormund Devfelaketi, bu namı gençken öldürdüğünü iddia ettiği devle olan mücadelesi sonrası almıştır ve onun da söylediği gibi kulağa “dev yavrusundan” daha güzel gelmektedir çünkü doğaya karşı savaşıp, zafer kazanmış bir insan; güçlü insandır. Her şeyden önce doğanın gücüne karşı hayatta kalmıştır.

Peri

  • Periler, genellikle dişi olarak ifade edilir ve çok güzel olduklarına vurgu yapılır. Erkekleri de vardır.

  • Hem iyi hem kötü yahut ikisi birden olabilirler.

  • Periler, Musevi miti olarak Hz. Adem’in ilk karısı olan Lilith’in çocukları olarak anılırlar.

  • Periler, insan ruhunun olağanüstü güçlerini simgeleyen varlıklardır ve karmaşık bir doğaları vardır.

  • Perilerin diyarı da Karanlık Dünya algısı ile örtüşür; peri, bu dünyaya hem yakın hem uzak kendi aleminde yaşıyordur.

  • Göründüklerinden daha güçlüdürler. Periler, siren ve lamia gibi kötü mitik varlıklarla da benzetilirler. Dünya’da yaşayan ve insanlarla ilişki kurabilen varlıklardır.

  • Guiley, kitabında periler için; cennet ve dünya arasında sıkışıp kalmış ölü pagan ruhları, ölülerin ruhlarını koruyan gardiyanlar, eski ataların ruhları, Lucifer (yani şeytan) ile birlikte gökten düşüp Tanrı tarafından elementle alakalı mekanlarla bağlantılı olan doğa ruhları, ŞEKİL DEĞİŞTİREBİLEN veya yarı insan yarı canavar olan doğaüstü varlıklar olduklarını ve son derece küçük ve ilkel insan ırkı olduğu yönünde görüşler belirtir. Periler, büyülü güçlere sahip, cadılıkla ilişkilendirilebilen özelliklere sahip ve bazen düşmüş melekler bazen de demon olarak kabul edilen varlıklardır.

  • Periler, masallarda suyla alakalı mekanlardadır. Peri, sudan çıkar. Ormanlarda da bulunurlar. Perilerin bir diyarı vardır. İyilik özellikleri daha ön plandadır. Bunun dışında cin gibi zarar veren varlıklar olarak tasavvur edildiği masallar da vardır. Yani kötülük yapanları da vardır.

  • Bu kısımlar aslen Türk efsane ve masallarında geçerli olmakla beraber muhtemelen diğer kültürlerde de benzer şeyler vardır; masallarda mezardaki ölü kızları yerler, bir adamdan hamile kalıp yarı insan yarı yılan çocuk doğurur, orduları vardır, bir oğlanı baştan çıkartıp kandırmaya çalışır. İnsanlarla evlenip aile kurabilirler.

  • Bilhassa batı kültüründe periler, ilk dönemler çocuk boyutlarında ve bazen de insan kadar uzun görünüyordu. Bazıları sivri kulaklar, perdeli eller, deforme olmuş yüzler ve yeşil-mavi renkli derilere sahip olabiliyordu.

  • Bazı periler çok tehlikeliydi, öyle ki insanlar onlardan korktuğu için isimlerini ağzına almaz; küçük insanlar, iyi insanlar, komşular gibi ifadeler kullanırdı. Bir insan bebekten hoşlanırsa onu çalıyor ve hastalıklı bir değişime uğratırlar. Danslarını ya da hazinelerini sizlerle paylaşırlarsa beraberinde lanet de vardır.

  • Avrupa’da bazı insanlar, perilerin insanlardan önce yaşadığına ve Keltler tarafından sürüldüğüne inanır. Taş silahlara karşı demir kullanan insanlar tarafından. Demirden korkarlar.

ASOIAF evreninde “peri” kısmını doğrudan karşılayan bir demonik varlık olmamakla beraber bu özellikleri kısmen veya çok yakın karşılık gösterebilecek iki varlık türünden bahsetmek mümkündür; Ötekiler ve Ormanın Çocukları.

Ormanın Çocukları

Ormanın Çocukları, asoiaf’ta peri kelimesini karşılamaya en yakın demonik varlık türüdür. Çocuk gibi görünürler, kabuklu kahverengi derileri vardır. Kulakları büyüktür. Gözlerinin yapısı karanlıkta da rahat görmelerini sağlıyor. Taştan aletler kullanırlar, doğa ile uyumlu olduklarından insanlara benzer şehirler inşa etmeseler de kendi diyarları, gizli şehirleri olduğu efsanelerde anlatılır. Ayrıca yine Avrupa kültüründe anlatıldığı gibi insanlar tarafından topraklarından sürülmüş, onlarla savaşmışlardır. Büyü yetenekleri vardır ve bazılarının ŞEKİL DEĞİŞTİREN oldukları bilinir. Yani warg. İnsanlarla uzun süre ilişkide, onların dünyasında da yaşamışlarsa da sonrasında kendi kabuklarına çekilip efsaneleşmişlerdi. Ormanlık alanlarda yaşarlardı. Seri ve kitapta da ağırlıkta dişi formlarını gördük.

Ormanın Çocukları, doğa ile uyumlu yaşayan; doğa ruhları olarak kabul edilirse… doğanın bir parçası ve insanlar için bir dış tehlike olma özelliklerine sahipler. Nitekim İlk İnsan ve Çocukların savaşmış olması buna bir işarettir. Lakin birbirini yenemeyen bu iki tür, sonunda anlaşma yaparak barış yapmıştır. Görüyoruz ki doğa-insan ilişkisi de gerçekten de İlk İnsan ve Ormanın Çocukları ilişkisi gibi; birbiri ile mücadele içinde ama birbirini yok etmiyor/edemiyor. Yer yer uyumlu hareket etmek zorunda kaldıkları anlar geliyor, bazen ise herkes kendi kabuğuna çekiliyor.

Ötekiler

Ötekiler, daha çok “ölüm” ve “korku” ile insanın öteki olarak tabir edilişinin; ölüm korkusunun vücut bulmuş hali olarak asoiaf’ta karşımıza çıksa da bazı noktalardan peri ile bağlantılı özelliklere sahipler.

Öncelikle insan görünümünde ama uzun boylu ve çok güzel olarak anılan ölümcül canlılardır. Beyaz tenleri, yıldız kadar mavi gözleri ve mavi renk kanları var. GRRM, Ötekileri “peri”, “elf” gibi ve “insan olmayan” buzun yaşayan hali ifadeleriyle tanımlıyor. Yani su(donmuş hali buz) elementi ile bağdaştırılmış canlılar. Bu da düşmüş melek ve elementle bağlantılı ve aslen doğa ruhu olan varlıklardır, Ormanın Çocukları gibi. Kökenlerini daha bilemediğimiz için bu konuda bir bağ kuramıyoruz. Kendi alemleri, diyarları vardır ve orada yaşarlar; Daimi Kış Toprakları. Efsanelere göre de Ötekiler gibi Ormanın Çocukları ve devler de ilk çağda burada yaşamışlardır. GRRM, buzu intikamcı olarak ifade ettiği için Ötekileri, intikamcı ruhlar olarak kabul edebiliriz. Bu yönden Ötekilerin, doğanın ve döngünün bir parçası olarak kabul edersek; doğaya ve döngüye karşı savaşıp onu bozan insanlara karşı “intikam” duygusu ile hareket ettiği düşünülebilir.

Dizi ve kitapta da Ötekiler, bebekleri çalar. Daha doğrusu bunu anlaşma yaptığı bir insan aracılığı ile yapar; Craster isimli bir insan, hayatta kalmak için doğan erkek bebeklerini verir, öncesinde de hayvanlarını verirmiş. Perilerde olduğu gibi hoşlandığı bebeği kaçırma şeklinde olmasa da bir çeşit kurban güdüsü ile bebekleri aldıkları ortada. Kitaplarda böyle bir olay kesinlik kazanmasa da dizide alınan bu bebekler, hastalıklı bir değişime uğratılarak Öteki’ye dönüştürülür.

Lilith-Lamia gibi bir dişi Öteki, Gece’nin Kralını cinsel olarak baştan çıkartır ve evlenir.

İkinci bölümün sonuna geldik, üçüncü bölümde demonik varlıkların asoiaf yansımasına devam edip; ejderha ve canavarlar üzerinde duracağız. İnşallah beğenmişsinizdir. :slight_smile:

Bu tablo içindekiler tablosu içerir.

Yazı serisinin devamı: Buz ve Ateşin Şarkısı: “Mitler, Efsaneler ve Demonik Varlıklar” - 3


Buz ve Ateşin Şarkısı: “Mitler, Efsaneler ve Demonik Varlıklar” - 3
#2

Güzel olmus, bu da güzel olmus, emegine, ellerine saglik.

Martin bu olayi nasil ele alacak çok merak ediyorum. Seninle çok konusmustuk bunu, hatirlarsin; hani büyük bir olay bu ve dizide bu sekilde açiklandiysa uydurma degildir dedik, ama bir yandan da Azor Ahai olayi falan… Westeros’daki Ormanin Cocuklari, Westeros’a gelen Ilk Insanlardan korunmak, kurtulmak amaciyla bu irki yarattiysa, Azor Ahai’li olay tam olarak ne falan filan derken, kafalar bayagi karismisti :smile:
Gerçi düsününce, Azor Ahai’nin tam olarak kime karsi savastigini, yani nasil demonik varliklara karsi savastigini bilmiyorduk degil mi? Gece’nin Aslaninin yaratiklari diye biliyoruz, tasvir yok.
Westeros’daki Uzun Gece - Azor Ahai’li “Uzun Gece”… Bu iki olay, aralarindaki bag (benzerlik) ve bir yandan da çeliskiler benim beynimi yakiyor.

Devamini merakla bekliyorum, ejderhalar! Tam benlik.
Canavar deme ama, “they are not beasts for me” :smiling_face_with_three_hearts: :wink:


#3

Teşekkür ederim. :smiling_face_with_three_hearts:

Seride de bu konuda ciddi çelişkili bir nokta var aslında. Şimdi bu bebekleri kitaplarda da dönüştürdüklerine inanma sebebimiz Gilly’nin annesinin gelen Ötekiler için “Gilly’nin kardeşleri” demesi. Öyle değil mi? Fakat ben her daim bu kadının, bunu nasıl bildiğini sorgulamışımdır. Öncelikle Craster bile tam olarak ne olduğunu biliyor sanmıyorum çünkü Ötekiler, onun için bir çeşit ilah. İlahını sorguya çekemezsin. Onlar da sana gelip hesap vermez, açıklama yapmaz. Bu, o kadının kendi çıkarımı olabilir, diye düşündüm. Sonuçta o bebekler dönüştü ise gelip “anne” diyecek halleri yok. Ne şekilde bu kadar kısa sürede büyüdükleri de merak konusu elbet.

Diğer yandan çelişkili kısım şu; Craster buraya yerleştiğinden beri üreyip duran bir yaratık. Hayat tarzı ortada. Bu Ötekiler ile ilk anlaşma yaptığı zaman bebek yerine “hayvanları” veriyormuş ama sonra bebekleri vermeye başlamış. Hayvanları ne yapmışlar ki? Bebekleri niye en başta almadılar?

Binlerce yıl önce ortaya ilk çıktıkları gibi yeniden ortaya çıkıp-üreyemediler mi ki Craster denen adamın bebeklerine ihtiyaç duysunlar bu sefer? Bir sürü soru ve cevap -şimdilik- yok. :slight_smile:

Tasvir yok, doğru. Biz ww olduğunu düşünüyoruz çünkü Uzun Gece’de ortada dolanıp ölüm saçan yegane canlılar onlardı. Gece’nin Aslanı da FM tarafından ölüm ilahının isimlerinden/yüzlerinden biri olarak tabir edildiği için ölümün elbette ölüm getiren hizmetkarları olsa gerek. Yine de köken olarak neye dayanıyor bilemiyoruz elbette.

PERİ başlığı altındaki özelliklere bakarak gerçekten de Ormanın Çocuklarının “değişim” geçirmiş halleri olabilir belki. Kuramlar “insanlar” üzerinden değil bunların değişim geçirdiği üzerinden ilerliyor. :slight_smile: Periler için çocuk gibi görünenler ve insan gibi yetişkin görünenler de var diyor. Çocuk görünümlüler Ormanın Çocukları ise yetişkin insan görünümünde olan “güzel” olanlar da Ötekiler olabilir. Burada yazmadım galiba ama periler ilk başlarda öyle çok güzel tasvir edilmezmiş, sonradan (sanırım Rönesansla beraber) güzel tasvir edilmeye başlanmış. Yani bu bakış açısına da uyuyor aslında; önce çok da güzel görülmeyen çocuksu tiplerde Ormanın Çocukları, daha sonra insanlarla olan savaşı kazanmak için bir şekilde dönüşüm yaşamayı başarıp Öteki’ye dönüşen; uzun boylu ve elf gibi güzel görünümlü canlılara dönüşüyorlar.

Gerçi böyle olmasını istemem de kurgunun yahut dizideki gibi ama olasılık dahilinde olduğu için peri mitine uyarladım olayları. :slight_smile:

ehehe ama Dany, kitaplarda onların canavar olduğunu kabullendi. :stuck_out_tongue: “Onlar canavar ise ben de canavarım.” :slight_smile:

Canavar, genel bir tanım olacak ama daha çok “kurt” ile ilişkili ama her şey olabilir, cins bir isim. Ejderha da canavardır, kurtlar da yahut krakenler de. :slight_smile:


#4

Aslinda ben erkek çocuklarindan önce hayvanlari verdigini hiç bilmiyordum. Simdi baktim biraz, bulamadim da, nerede yaziyor bu?

Bence üreyemiyorlar. Ki zaten dizide gösterildigi sekilde yaratildiysalar, kesinlikle üremiyorlar.
Soru çok evet, ve bence Martin ana seride vermeyecek bu cevaplari. Biraz zor verir zaten, çorba etti hikayeyi, onu toparlasin bana yeter. Yan kitap çikarir belki bunun için, ömrümüz yeterse, hem onun hem bizim :smile:

Evet iste baglantiyi biz kuruyoruz, dogal olarak, ama belki de çok baska bir seydi AA’nin savastigi seytani varliklar.
Belki de Ormanin Cocuklari onlardan esinlenip Ötekileri yaratti :smile::stuck_out_tongue_closed_eyes:

Harbiden “degisim” olur yani, tirnak içinde. Esasinda “evrim” :grin:
Valla bilemiyorum, dönüsüm mü? Dizideki gibi bir durum mu? Cok baska bir sey mi? Insallah ögrenecegiz.

Dizideki açiklama, AA olayindan dolayi bize çeliskili, “bu da ne simdi?” seklinde geliyor. Ama AA’nin savastigi varliklar baskaysa eger, Martin bizi keklediyse o konuda, dizideki açiklama ile bir sorunum kalmaz.

Dany ve biz (Danyciler) diyebiliriz, siz diyemezsiniz :sunglasses: :smile:

Biliyorum, biliyorum, saka yapiyorum :grin:


#5

Ya geçenlerde gene gördüm, okudum da neresinde hatırlayamadım. Özel olarak aramam gerek canım, bulunca atarım sana inşallah bakalım. Bazen benim beyin de duruyor neyi nerede okuduğumu hatırlayamaz olabiliyorum. Hayvanların ne olduğunu söylüyor hata, keçi gibi bir şeydi.

İnsan gibi, Ormanın Çocukları gibi hep var olan bir şey ise zaten özel bir açıklamaya gerek olmayacaktır ama bir şeyin bir şeye evrilmesinden oluşturuldu ise büyüyle, bir şeyler açıklamalı. Dizide belki değinir.

Ben üremedikleri konusunda senin kadar emin değilim; dişi bir öteki varlığını duyduk. Bunların dişileri, çocukları ya kendi ülkelerinde, diyarında yaşıyor dışarı çıkmıyor da askere giden erkekler gibi sadece erkeklerini gönderiyorsa? Aksini söyleyecek kesin bir işaret görmedim.

Hmmm. Lakin WW zaten Uzun Gece’de var olan bir düşman; AA’nın dövüştüğü yaratıklar da Uzun Gece’de var olan bir düşman. İki ayrı yaratık var demek yerine ikisi de aynı demek, benim kafama daha yatkın geliyor. :slight_smile:

Haliyle dizideki açıklama acayip çelişkili ve imkansız kılıyor olayları. Söylemiştim dizi, zaman darlığı yüzünden hikayeyi kolaya kaçarak anlatma yöntemiydi. Sok ejderha camını insana ww olsun, sok gene ölsün. :smiley:

aha aha aha aha aha aha aha aha

:crazy_face:


#6

Öyleyse, evet, olabilir. Ama degilse… Bunlar bana soguk, donuk ve dolayisiyla gelismeyen varliklar gibi geliyor. Vampirler gibi iste! Bahsetmistim. Vampirler hamile kalabilir mi? Hamile birakabilirler mi? Hayir.
Zaten söyle düsün… Ölüm nasil hayat verebilir?

Ki onun da dizideki NK’nin karsiligi olabilecegi fikrini vermistin, hala bayiliyorum bu fikre, insallah dogru çikar.
Neyse yani demek istedigim, eger dizideki açiklama dogru olan ise, Ormanin Cocuklari bir kadini da dönüstürmüs olabilirler.

Ben onu sakasina söylemistim zaten :grin:

Martin’in versiyonu farkliysa ve tabi AA, Essos falan filan içeriyorsa, dizide hiç bu konulara girilmedigi için bu sekilde açiklanmis da olabilir. Zaten dizinin kurgusunda bu açiklamanin hiçbir sorunu yok, biz isin içine kitap serisindeki efsaneyi, AA’yi katinca tuhaf buluyoruz, ama iste dizide zaten bu konulara girmediler ki. Dizi içinde sIkIntI degil, olur da Martin ayni açiklamayi yaparsa, o zaman sIkIntI :joy:


#7

“buz” ifadesi yüzünden sana öyle izlenim veriyor. Buz ise donuktur vampir gibi, üremez etmez vs. şeklinde. Hele Twilight serisinden sonra böyle izlenim edinmek daha doğal. (onda bile bir vampir, insan kadını hamile bırakabildi ki tüm vampir efsanelerinde vardır bu) :smiley: Fakat GRRM bu şekilde işlememiş de olabilir olayı.

Netice itibari ile bunlar vampir değil, buzdan yapılma “yaşayan” canlılar. Bu “canlı” ifadesi bence çok önemli. Yaşam nedir? Can sahibi olmak nedir? Bunu sor kendine. Ejderhalar için de ateşten yapılma, canlı yaratıklar deniyor. Ateş sıcak diye de “ürer” kanaati ediniyoruz. Yani aslında kafamızdaki önyargılar bunlar.

Şimdi Buz Ejderhalarından bahsediliyor bu seride, hatta Titreyen Deniz tarafından binlerce yıldır var olduklarına dair hikayeler anlatılıyor. Ben seri bittiğinde ciddi bir tane göreceğimize inanıyorum, biliyorsun. Zaten “denge” bunu gerektiriyor; ateş ejderhası var ise buz ejderhası da vardır. Karanlık varsa ışık; ölüm varsa yaşam vardır. Hayat çiftler-zıtlıklar üzerine kurulu olduğuna göre olmama şansı yok. Nitekim anlatılan hikayelere göre tasvirleri birebir Ötekiler gibi, yani bu tasvirleri de Essoslu denizciler yapıyor, oraya gidecek kadar manyak olup yarı deli-donmuş-ölü geri dönebilenler ve şansa bak ki birebir Ötekilerin özelliğini yansıtacak şekilde ifade ediyorlar? Hem de diğer özelliklerine kadar.

Hikayeleri için buraya bakabilirsin: Buz ve Ateşin Şarkısı "Buz Ejderhaları" (Arkadaş her şey için de bir başlık açmışım. :rofl: )

Şimdi diyeceksin ki Yeniay, nereye varmaya çalışıyorsun? Basit. Buz Ejderhaları -emsalleri gibi- ölümsüz olmadığına; sadece birkaç yüzyıl yaşayan yaratıklar olduğuna göre binlerce yıl boyunca varlıklarını ancak ve ancak aynı ateş ejderhaları gibi “yumurtlayarak” yani “üreyerek” devam ettirmek zorundalar. Ötekilerin birebir aynı özelliğine sahip bu canlılar ürüyor ise Ötekiler hayli hayli ürer ki bu da bana Ötekilerin, bir şeylerden devşirilme yerine bildiğin insan, dev, ormanın çocukları gibi her daim var olmuş, doğada evrimle oluşmuş ayrı bir yaşam topluluğu olduğu görüşünü destekler nitelikte bence.

Nitekim dişi olan Ötekinin var olması ve karşı tarafı “cinsel” yolla baştan çıkartabilecek biri olması da canlılık ve topluluk oldukları görüşünü destekler mahiyette diye düşünüyorum. Yani kimse buz kütlesini çekici bulup onla yatmaktan zevk almaz, yani cidden buz kütlesinden ne farkı olacak senin dediğin gibi olsa? Fakat duyguları olsa, arzuları, şehveti vb. şeyler… O zaman karşında diğerlerinden farklı olarak sadece soğuk vücudu olan ama duyguları, arzuları olan farklı bir yaşam türü olur ve onunla üreme şansın da olur. Her şeyi geçtim “kanları” var. Kan akıyor bunlardan, mavi renkte hem de. Soğuk ama var ve akıyor. :smiley: Kan hayatın göstergesi zaten.

Ölüm Nasıl Hayat Verir? sorusuna cevap aslında bu iki başlıkta da yazıyordu. Yani aslında “ana konu” zaten bu “bakış açısı” meselesi değil mi bu iki yazıda da anlatılan? GRRM bile buna değindi aslında, bakış açısına göre olayların farklı manalar kazanacağını…

Yani onlar “ölüm” değil. :smiley: O senin bakış açın, o Melisandre’nin bakış açısı, o karşısında ne olduğunu anlayamayan, korkmuş insanların bakış açısı… bilmiyorlar, anlamıyorlar ve korkuyorlar.

Onlara sorsan kendilerini “ölümün vücut bulmuş hali” olarak mı tanımlayacaklar? Ölüm nasıl yaşar ki? Ölüm ölümdür. Bunlar “yaşayan” canlılar. Öldürme becerisi olan canlılar, aynı hayvanlar gibi, aynı devler gibi, aynı insanlar gibi. Anladığından eminim. :slight_smile:

Ablamızı sabırsızlıkla bekliyoruz. :smiley: Naomi’nin yan dizide, NQ’yi oynayacağını düşünüyorum ama seride de bekleriz yani. :slight_smile:

Dizideki açıklama da kendi içinde anormal çelişkiler içeriyor ama girmeye gerek yok fazla. Kafadan şunları diyebilirim; çocuklar, sağdan soldan sürüsüne bereket yetişkin insanları kaçıracak(insanlar da sessiz kalacak)… alayına ejderha camı sokacak ve dönüştürecek. DONMUZ ATEŞ bir de bu, ateş… Ateş ile buz adam yaratıyor(!) Sonra aynı madde ile git öldür. Ötekiler şimdi neden bebek kaçırıyor? Adam bir parmak çakıyor bebeği dönüştürüyor. Bir dokunuyor şahıslar aracılığı ile koruma büyüsünü kaldırıyor. Adamın parmağı çok sihirli, bebek yerine kendisi gibi zamanında yetişkinleri kaçırıp dönüştürebilirdi. Yahut işte o ejderha camı ile, muhtemelen o dağ vardı ya, daimi kış topraklarını ayıran dağ… oranın altından çıkıyor olabilir diye düşünüyorum.

Kısaca serideki açıklama bundan daha derin olmalı yoksa GRRM patlar ki bu adam kendini patlatmaz böyle. :smiley:

EKLEME: @Starkgaryen buldum kurban meselesini.

“Kendim için değil, bebek için korkuyorum. Eğer kızsa sorun yok büyüdüğünde onunla evlenecek. Ama Nella, bebeğin erkek olduğunu söylüyor. O altı kez doğurdu böyle şeyleri bilir. Craster erkek bebekleri tanrılara veriyor. Beyaz soğuk geldiğinde bunu yapıyor. Beyaz soğuk artık sık sık geliyor. Önceleri onlara koyunları veriyordu, hem de koyun etini sevmesine rağmen. Koyunlar bitti. Sırada köpekler var. Onlar da bitince…” Gözlerini indirip karnına baktı.

Şimdi biraz düzeltme yapmam gerek. Benim aklımda yanlış kalmış; bebeklerden önce şeklinde değil. Adam anlaşma yaptığından beri Ötekilere bebekleri veriyor ama bilhassa son zamanlarda sık sık geliyorlar ve illa ki bir şey talep ediyorlar; doğan erkek bebek olmadığı için (isterse kızları da verir aslında) koyun, köpek vs. diye gidiyor. Erkek bebek olunca da onları -kurtulmak ve ileride bela olmasın diye- kurban olarak veriyor. Misal kız dişi doğursa idi adam hayvan vermeye devam edecekti.

O zaman soru şu; hayvanları ne yapıyorlar? Hayvanlara yaptıkları şeyi bebeklere de yapıyor olmaları gerek. Yiyorlar mı diye düşünmüyor, değilim. :smiley:

Bir de Craster’ın şu söylediği de ilginç, kendisinden zaten “anlaşmaya eğilimli” olduklarını da görüyoruz ama bu istenirse daha geniş çaplı olabileceği izlenimi veren bir söz.

Craster Kalesinde kaldıkları süre içinde bir saldırı olmamıştı. Ne yaratıklar ne de Ötekiler tarafından. Craster olmayacağını söylemişti. “Dindar bir adamın böyle şeylerden korkmasına gerek yok. Bir zamanlar etrafı koklamak için geldiğinde bu kadarını Mance Rayder’a da söylemiştim. Beni hiç dinlemedi, kılıçlarınız ve kahrolası ateşlerinizle siz kargalar da dinlemediniz. Beyaz soğuk geldiğinde bunların size hiç faydası olmaz. O zaman size sadece tanrılar yardım edebilir. Tanrılarla bir an önce uzlaşsanız iyi olur.”


#8

Var midir?
Valla Twilight’da vampir Edward insan Bella’yi hamile birakinca millet güldü, alay etti “Kalbi atmayan, dolayisiyla damarlarinda kan dolasmayan, tüm organlari, hücreleri ölmüs bir varlik nasil hamile birakabilir?” diyerek.

Benim okudugum vampir efsanelerinde de hamile birakabildiklerine denk gelmedim ben.

Vampir olduklarini söylemiyorum zaten, sadece bana vampirleri hatirlatiyorlar :smile:
Hani mesela Martin, Ormanin Cocuklarini yaratirken Perilerden ilham aldiysa, esinlendiyse, ayni hesap.
Kabul edersin ki zaten bahsettigim benzerlikler gerçekten de benzerlik. Sogukluk unsuru, insan avlamak, ürkütücü ve çekici güzellik.
Benzetiyorum, çagrisim yapiyor sadece.

Üreme konusunda ise, evet, Ötekiler nihayetinde birer canli ama… donuk canlilar yaa, onlar “ölüm”, yani hayatin tam tersi. Onlarin olusumu bu, dogasi bu. Martin’in buz tanimini okuyunca birde mesela, Ötekilerin hamile biraktiklari/kaldiklari fikri bana çok ters geliyor. Hayat verdikleri fikri çok ters geliyor.
Yaniliyor olabilirim, iddiam yok zaten, ama iste kafamda oturtamiyorum.

He iste ben hiç bu sekilde bakmiyorum olaya :grin:
Denge olayi, okay ama bu, ejderha türü konusunda da bir denge olacagi anlamina gelmez. Sonra ipin ucunu kaçiririz. Cünkü mesela deniz ejderhalari diye bir efsane de var, ya o da gerçekse, buna denge getirecek sey nedir?

Açmissin valla… Senin her konuya ilgi duymana hayranim zaten :smile:

Oooo! Onun için baska bir dedikodu var, bilmiyor musun?
Hazir ol… Naomi’nin rolü Zeki Lann olabilirmis :grin:
Evet evet, dogru okudun. Zeki Lann’in esasinda ataerkil toplumda zeki, güçlü ama ciddiye alinmak, bir konuma sahip olmak için erkek kiligina girmis bir kadin oldugu söylentisi var.

Belki de Craster esasinda ne istediklerini anlayana kadar hayvanlari aldilar, “bu salagin bir gün verecek hayvani kalmayacak, o zaman kavrayacak olayi” diye sabrettiler, zaten baska isleri de yok, eglence olmustur :smile:

Bu arada aklima sey geldi… Simdi dizide Ötekiler bebekleri aliyor ve aninda dönüstürüyorlar, biz de tabi “Bebek Öteki mi oldu simdi? Sonra büyüyor mu normal sekilde? Daha mi hizli büyüyor Öteki olunca?” seklinde deli sorularla bogustuk.
Diyorum ki, acaba esasinda bebekleri alip bildigin büyütüyor mu bunlar? Yetiskin olduklarinda mi dönüstürüyorlar? Kitapta bu sekilde mi acaba? Yoksa orada da bebek mi dönüstürüyorlar, ve yine kafamizda deli sorular mi olusacak?
Hani böyle bir sey ise, dizide neden bebek dönüstürülüyor seklinde gösterildigini de anlariz, “sonuçta bebek alinacak, büyüyecek falan, ondan sonra dönüsecek seklinde gösteremezlerdi” deriz ve sorular yok olur, konu kapanir.
Düsünsene, alinip Ötekiye dönüstürmek için büyütülen bebekler. Öteki Lekesizler :smile:


#9

Ya zaten “vampir” olarak efsane var da denemez tam olarak bence, Dracula üzerinden romanlaştırılmış bir mesele bu. Gerçi çok ayrıntılı araştırmadım amaaaa ilk vampir dediğimiz şahıs, alayının kökü LILITH efsanesidir. Diğer isimlerinden biri de Lamia. Cadılık meselesi de buna dayanıyor bir yerde. İlk şeytan olduğunu iddia eder bazı efsaneler, ağırlıkta albastı gibi doğum yapmış kadınları ve yeni doğan çocukları öldüren bir kötü ruh olsa da kan içme meselesi de var bunda. Lilith ilk vampir protitipi denebilir ve kendisinin çocukları vardır, doğum yapmıştır. NQ’nin bundan esinlendiğini savunan birini görmüştüm. :slight_smile:

GRRM buz için “intikam” demedi mi? Lilith, intikamcı bir ruha sahip; çocukları öldürme meselesi bu yüzden. NQ, cinsel olarak baştan çıkarıyor ki Lilith de bunu yapıyor. Biraz benzeşen kısımlar var.

Bunun dışında vampir kurgularında Twilight öncesinde de çocuk sahibi olan vampirler oldu; Vampir Akademisi buna örnek güzel bir seridir; Dhampir deniyor hatta melezlere. :smiley:

Anladım, anlamadım değil zaten, ben de diyorum ki tamam, öyle benzetiyorsun ama sonuçta vampir değiller haliyle doğrudan bağlantı kurmamak gerek ki bebe yapan vampirlerimiz de var. :slight_smile:

Anlıyorum seni ama bak sen hala kafandaki buz ve ölüm “ön yargısına” göre fikir beyan ediyorsun. Sen bir kurgu yapsan bu şekilde yapardın ama GRRM, bu şekilde mi yaptı?

Bak şimdi buz, dediğimiz şey “donmuş sudur” Duygu. Su ise hayattır. Donmuş su, yağan yağmurdan daha elzemdir çünkü yeraltı suları bu şekilde dolar ve insanların asıl su kaynağı da buradan gelir, yağan yağmurların baraj doldurması “geçici” bir kaynaktır. Suyun donuk olması onun hayat içermediği manasına gelmiyor. Kardelen güzel bir örnektir buna. :slight_smile: Bunun dışında buz parçasını alıp incelediğinde molekülleri, atomları vs. donmuş, kıpırdamaz, hareketsiz, gelişmeyen bir halde değildir. Soğuk iklimlerde yaşayan insanların devasa boyutlarda olmasını bir sorgula misal. Ötekiler de normal bir insandan uzun çünkü soğuk iklimin canlısı. Buz Ejderhaları da ateşin 3 katı deniyor çünkü soğuk iklimin canlısı.Daha kolay büyüyorlar, daha kolay gelişim gösteriyorlar; ateş tüketir unutma. Buz ise muhafaza eder. Yani “korur.” Aemon bunu 2 kere söyledi. Muhafaza etmeyi donup gelişmemek gibi algılar isen hata yaparsın. Yani özetle elimizdeki tüm göstergeler bir canlının, soğukta daha iyi gelişim gösterdiği yönündedir. Arap atları bile minik, batılıların atları büyük; sıcak eritiyor canlıyı, soğuk kapasitesine ulaşmasına yardım ediyor. Minilmeyi gelişim olarak görüyor isen o başka elbet :smiley:

Bunun dışında Ötekilerin “ölüm” olduğunu söyleyenler de onları düşman gören, korkan ve anlamayan insanlar. Yani adamlar önüne geleni öldürünce doğal olarak “ölüm” olarak addediliyorlar ama mahiyetleri ölüm değil ki. GRRM hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi diye biliyorum. Önüme çıkanı öldürerek gitsem herkes beni de ölümle bağdaştırır, doğal olarak. Lakin ölümle bağdaştırılıyor olmam benim üreme kapasiteme halel getirmiyor. :smiley:

Haliyle zaten “yaşayan” bir canlının “yaşam” meydana getirmesi kadar doğal bir şey var mı? Aksini düşünmek biraz garip kaçar asıl. Burada anahtar kelime “hayat” sahibi “yaşayan” canlılar olarak tabir edilmesi. Hayat sahibi yaşayan canlılar da ürer.

Ötekiler ile ilgili çok fazla karşılaşma yok zaten; giriş povu ve Sam’in karşılaştıkları povu oku, iyi oku; gayet yaşayan bir toplumun bir üyesi izlenimi verecek sana, ben geçen okuduğumda bunu biraz daha gördüm. Bilhassa ölüm anına odaklan.

Canı yanıyor, acıyı durdurmaya çalışıyor, kanı akıyor, ölüyor ve acıdan çığlık atıyor. Dalga geçiyor, gülüyor. Yaşayan bir canlının yapması gereken her şeyi yapıyor yani. Bir de dişisi erkeklerle yatıyor. Yani cinsel arzusu olan bir canlı nasıl üremez? Nasıl donuk olur? Anne Rice’ın vampirleri donuktur misal gerçekten, o işi yapamazlar :smiley: Çünkü Anne Rice onları geleneksel manada “ölü” olarak işlediğinden ölü olanda öyle iş olmaz diyor. :stuck_out_tongue: Onların farklı hazları vardır, kan içmek öldürmek gibi. Ötekiler ölü değil, o yüzden o iş oluyor. O iş oluyorsa ürüyor. :stuck_out_tongue:

Serinin ismi BUZ ve ATEŞİN şarkısı, ELEMENTLERİN ŞARKISI değil. :slight_smile:

Bizim bu seride sorunumuz YAZ-KIŞ arasındaki dengesizlik; YAZ-KIŞ-SONBAHAR-BAHAR arasındaki değil. Niye bu iki mevsim yok mu? Var ama hiç odak noktası olmadığı gibi sorun da değil. Millet hayat boyu bir iki kere kış görmüş ölüyor, essos insanı ise hayatında hiç kış görmemiş öyle ölüyor, Lekesizler gelsin, hayatında kar görmüş müdür? Dillerinde öyle bir kelime bile yoktur eminim. Anladın?

Ayrıca buna dair de sürüsüne bereket işaret var. Haydi dizide para yok deyip Viserionu öldürüp buz ejderhasına benzer bir şey yaptılar da kitaplarda para sıkıntısı yok, zaman sıkıntısı da… Ayrıca bizim GRRM buz ejderhalarını seviyor, BUZ EJDERHASI masalını boşa yazmadı, asoiaf öncesi yazdı. Orada ateş ejderhaları da var misal. Yine orada bile yaz-kış/ateş-buz çatışmasını yazmış adam ya ama bu sefer “buz” gözüyle yazmış; ateş kötü adam.

Buz ve Ateş Ejderhası bir madalyonun iki yüzü gibi. Gece ile Gündüz gibi. Biri olmadan diğeri nasıl olur? Ayrıca ciddi haksızlık da olur.

Seriyi seviyorum ne yapam :smiley:

Bu kısmı şu yüz ifadesiyle okudum:

Özet

Yok, yanlış anladın. :smiley:

Şimdi bu emmi anlaşmayı yapmaya başladığı andan itibaren; doğan erkek çocuklarını veriyor. Bu ne zaman başladı - bilmiyoruz-. Sandığımızdan daha geç başlamış olabilir yani daha üç beş yıllık bir şey olabilir. Bilinmiyor.

Craster neden erkek çocukları veriyor da kız çocukları vermiyor? Adam sapık, kız çocukları yatmak için kullanma derdinde. Erkekler ise onun için tehdit. Erkek doğduğu zaman hiç mutlu olmadı, bu kısmı oku bak. Kız olmasını istiyordu.

Neyse. Zaman zaman ww’ler geliyormuş, erkek bebek var ise erkek bebek yoksa hayvanlarını veriyormuş. Son zamanlarda ise sık sık gelir olmuşlar, neden sıklaştırdılar bilinmiyor ama bebek yerine hayvanları vermiş, koyunları vermiş, onlar bitince köpeklerini verecekmiş ama doğan çocuk erkek olursa ki olacağını biliyordu, o zaman erkeği verip, kurtulacakmış.

Özetle Craster, onlar erkek çocuk istedi diye erkek vermiyor kanımca. Sonuçta kız bebek de erkek bebek gibi dönüşebilir, dönüştürüyorlar ise. Adamın da 19 karısı var ve daha bir o kadar büyümeyi bekleyen kızları da var. Yani elinde hiç erkek bebek olmasa kızları vermemekte diretecek adam.

Bebek yoksa hayvan alan bu Ötekiler, dönüştürmek için alsaydı ww olmuş bir hayvan biraz komik olurdu. Bunlar niye hayvan alıyor? Bebek yok, der dönerdi yahut umurum değil kız da olsa erkek de olsa o bebeği istiyorum, lazım… derdi. Fakat öyle yapmadılar, hayvan ya da insan fark etmeksizin ne sundu ise aldılar ve gittiler. Ne yapıyorlar? Forumdan bir arkadaş işte kan kurbanı olarak kullanıyor olabilirler, fikrini attı ve bana mantıklı geldi. Diğer yandan yiyor da olabilirler mi acep? diye merak ettim.