Buz ve Ateşin Savaşı "Gece'nin Kralı" ve "Azor Ahai"

asoiaf
uzun-gece
nightsking
azorahai

#1

Bugün aklıma bir konu geldi; 5000 yıl önceye, Uzun Gece’ye gidip iki efsanevi kişiliğin birbiri ile olan olası bir bağlantıyı tartışmak istiyorum.

Hepiniz Gece’nin Kralı ve Azor Ahai’nin hikayesini biliyordur, tekrar etmeye gerek yok diye düşünüyorum.

Şimdi efsanelere göre AA; Uzun Gece’yi sonlandırdığına inanılan kahraman iken Gece’nin Kralı da Sur’da 13 yıl bir Öteki olan karısıyla hüküm sürmüş bir korkusuz bir kral/savaşçı/lord kumandan. Görünüşte ise bu ikisi tamamen birbirinden bağımsız, etkileşimsiz iki farklı figür hatta efsanelere bakacak olursak aralarında zaman farkı da var (50 yahut 200 yıl, çok da değil aslında.).

Şimdi bizim dikkat etmemiz gereken nokta şu aslında; efsanelerin geçtiği söylendiği zaman ve şekle çok da rağbet etmemeliyiz. Bunu GRRM ve HBO zaten öyle yahut bu şekilde bize gayet net şekilde ifade etmiş.

Hatırlamayanlar için HBO açıklaması (Uzun Gece dizisi için):

“Taking place thousands of years before the events of ‘Game of Thrones,’ the series chronicles the world’s descent from the golden Age of Heroes into its darkest hour. And only one thing is for sure: from the horrifying secrets of Westeros’s history to the true origin of the white walkers, the mysteries of the East, to the Starks of legend … it’s not the story we think we know.

Özetle, Kahramanlar Çağının en karanlık saatlerini, GoT’tan binlerce yıl öncesini; Westeros’un korkunç gizemlerini ve tarihini; WW’lerin kökleri, DOĞUNUN GİZEMLERİ ve Stark efsanesini konu alacak… BİZİM DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ GİBİ BİR HİKAYE DEĞİL. diyerek olaya son noktayı koyuyor.

Ejderhaların Dansı kitabında SAM POV

Elimizdeki en eski tarihler, Andallar’ın Batıdiyar’a gelişinden sonra yazılmış. İlk İnsanlar, sadece kayalara kazınmış hiyeroglifler bırakmış. Dolayısıyla; Kahramanlar Çağı, Alacakaranlık Çağı ve Uzun Gece hakkında bildiğimizi düşündüğümüz her şey, bazı rahiplerin o vakitlerden binlerce yıl sonra tuttuğu kayıtlardan geliyor. Hisar’da bütün bunları sorgulayan aliüstatlar var. Bu eski tarih kitapları, yüzlerce yıl hüküm sürmüş krallarla ve henüz şövalyeler bile yokken binlerce yıl at sürmüş şövalyelerle dolu . Hikâyeleri biliyorsun; Mimar Brandon, Symon Yıldızgöz, Gece Kralı… senin, Gece Nöbetçileri’nin dokuz yüz doksan sekizinci Lord Kumandan’ı olduğunu söylüyoruz ama bulduğum en eski liste altı yüz yetmiş dört kumandan gösteriyor. Listenin hangi vakitte yazıldığına bakarsak…”

HBO ve Sam’in ifadelerini en güzel kanıtlayan şey ise dizinin geçeceği söylenen zaman dilimi. Efsanelere göre 8 bin yıl önce olduğu söylenen Uzun Gece; GRRM’in Uzun Gece dizi ile ilgili yaptığı açıklaması ile gerçek tarihini gözler önüne seriyor.

“There’s no King’s Landing. There’s no Iron Throne. There are no Targaryens — Valyria has hardly begun to rise yet with its dragons and the great empire that it built,” George R.R. Martin told [Entertainment Weekly] back in November. “We’re dealing with a different and older world and hopefully that will be part of the fun of the series.”

“KL yok, Demir Taht yol, Targaryenler yok. Valyria; ejderhaları ve büyük imparatorluğu, yeni yeni yükselmeye başladı… Başka ve en eski dünya ile karşı karşıyayız ve umarım serinin eğlenceli kısmı bu olacak.”

Valyria, serinin geçtiği dönemden 5 bin yıl önce var oldu ki GRRM başka açıklamalarında da dizinin 5 bin yıl öncesinde geçeceğini vurguladı.

Yani kitaplarda bizlere efsanelerin sunuluş şeklini kafanızdan atın; lakin şu oldu, bu oldu gibi şeylere takılmayın çünkü onların doğru bilgiler ifade etmediğini görüyoruz. Sadece ama sadece ANA HATLARA değinmeniz gerekiyor. Nedir bunlar?

Uzun Gece, Valyria, Azor Ahai, Gece’nin Kralı/Kraliçesi, Starklar, Şafak İmparatorluğu, Sur, Gece Nöbeti, Anlaşma, Yaratıklar, Son Kahraman, Ormanın Çocukları, Ejderha Camı, Ejderhalar, Mimar Brandon, Kışyarı İnşası, Ejderha Çeliği

5 bin yıl öncesinde yaşadığı ve var olduğu bilinen kesin olan şeyler bunlar ve efsane haline gelerek bu gerçekliğin üzerine eklemeler/masalsı anlatımlarla sonraki nesillere ulaşmış.

Şimdi benim tartışmak istediğim kısım şu.

Buz ve Ateşin savaşı, gözlerimizin önünde cereyan ederken; iki tarafın da kazanmak adına tüm güçlerini ortaya koyacağı gayet açık. İki taraf da birbirine üstün gelmek isteyecektir zira şahsi fikrim Buz ve Ateş (yani aslında Karanlık ve Aydınlık) doğanın temel iki dengesi ve güçleri de birbirine eşit olmak zorunda. Zaten bu ikisi arasındaki savaşın yarattığı dengesizlik yüzünden olduğu tahmin edilen(GRRM’in sihirsel bir etki olduğundan bahsetmişti sanırım) mevsimlerde düzensiz geçişler görüyoruz.

  • Bir yandan R’hllor taraftarları var iken diğer yandan açıktan ya da gizliden de Büyük Öteki taraftarları da var.
  • Bir tarafta R’hllor ordu toplarken(muhtemelen Dany’nin de aracılığıyla), diğer yandan Büyük Öteki de ordu topluyor.
  • İki tarafın da “diriltme” gücü var, yani “wight” yaratabiliyorlar.
  • Essos temelde sadece yazın hakim olduğu bir yer iken kuzey ve ötesi de sırf kışın hakim olduğu bir yer, yani bir nevi tarafların kamplaşma alanları gibi.
  • Bir taraftan “ateş” ile özdeşleştirilen Targaryen gibi bir hane varken diğer yandan “buz” ile özdeşleştirilen “Stark” hanesi var ki iki hanenin kanında da güçlü büyüsel miraslar mevcut.
  • Bir taraf büyüleri için kaynak olarak “ateş” kullanırken diğeri “buz” kullanıyor (muhtemelen ejderhalardan kaynaklı).
  • Bir tarafta ateş ejderhaları var ama şu ana kadar diğer tarafta buz ejderhaları görmedik ama bu asla görmeyeceğimiz manasına da gelmiyor, yani yüksek ihtimal ile zaten buz ejderhaları bu evrende mevcut ama ateş ejderhaların aksine çok ender görülüyor ve dahası yaşadıkları yer zaten insanların gelip gittiği bir bölge değil; gidip de hayatta kalanlar zaten gördüklerini rapor etmiştir. Bu konuda kitaplardan işaretler için: Buz ve Ateşin Şarkısı "Buz Ejderhaları" başlığını okuyabilirsiniz.

Bilhassa son iki madde ile birlikte “doğanın dengesi” mantığıyla, birinde olanın diğerinde de olması doğal bir “mecburiyet” gibi görülüyor. Çünkü ortada zaten binlerce yıldır süren bir savaş var ve birinin hala kazanamama sebebi bu birbirlerine olan güç dengelerini bir türlü yıkamamaları.

Şimdi son madde, bizim asıl tartışma konumuz ve başlığın ismini açıklayan cinsten.

- “Ateş” tarafının Azor Ahai’si vardı ise (şampiyonu olarak) bu durumda “Buz” tarafının da Gece’nin Kralı (şampiyonu) olması çok mu mantıksız ve ihtimal dışı bir çıkarım olurdu?

NK hikayesinde sorduğumuz ve cevap veremediğimiz çok soru var, biliyorsunuz.

Neden NK hedef alındı? NK’nin güçleri neydi? NQ ve NK yıllar boyunca neler yaptı da kimse gıkını çıkarma gereği bile duymadı(misal Stark kralları? Mance için hemen harekete geçmeyi düşünen bir Stark, NK ve Öteki olan karısı için harekete geçme gereği duymadı mı bunca zaman? gibi.). Kurban verdikleri söyleniyor, ne kurbanı? Kadın zaten Öteki değil mi? Sur madem öteki geçirmiyor ki Soğuk El sahnesi bize bunu gösterdi; o zaman bu NQ nasıl geçti?

Beni bu başlıkta asıl ilgilendiren soru “NK neden hedef alındı ve neler yaptılar?” sorusu.

Gece’nin Kralı sizce “buz” tarafının şampiyonu olup, “ateş” tarafının şampiyonu ile kıyasıya bir mücadeleye girişmiş olabilir mi? Sonunda yenişemeyince “Buz ve Ateşin Anlaşması” imzalanmış olabilir mi? Yani tarihte bahsi geçen anlaşma belki de bu iki taraf arasındaki anlaşmadır? 5 bin yıl öncesinde bahsediyoruz. Reed Hanesi’nin neden “Buz ve Ateşe yemin ederiz.” dediklerini de böylece açıklamış oluruz.

Siz ne diyorsunuz?


#2

Bana mantıklı geldi aslında


#3

Güzel konu olmuş bende ilgimi çeken birkaç şey hakkında yorum yapayım.

Buz ve Ateşin sürekli bir çatışma halinde oldukları mevsimlerin düzensizliğinden anlaşılıyor. Seride kışların artık sert geçmediği biliniyor. Stark çocuklarının hiçbiri sert bir kış görmemiş. Buz ve Ateşin kavgasını bir arabulucunun çözeceği belli aslında Farklı kültürlerde farklı adlar alsada ben genel olarak kurtarıcı olarak düşünüyorum. Ne buzun Şampiyonu ne de ateşin şampiyonu olan bir arabulucu olarak tasvir ediyorum bu kahramanı.

NK ve NQ konusuna gelince anlatılanlara bakılırsa NQ tüm gece nöbetini büyü ile etkisi altına almış. Bu kadar çok insani kontrol etmek için güçlü büyülerin olması gerekir Mel’in bile bu kadar büyük olmayan büyüler için Ateş tarafına kurban verdiğini düşünürsek. NQ da Buz tarafına kurban vererek insanları güçlü bir büyü altına alarak kontrol etmiş olabilir zaten Bran POV’unda insan kurbanı vardı.

NQ’nun Sur’un ötesine geçmesi bence garip değil. Seride “Ötekiler Sur’un ötesine geçemez” dendi mi hatırlamıyorum ama Ölülerin geçmeyeceği geçiyordu. Martin de zaten Ötekilerin ölü olmadıklarını Onların yaşamın farklı bir boyutu olduğunu söylemişti. O yüzden Ötekiler’in Sur’un ötesine geçtiklerini düşünüyorum. İlk kitaplarda Sur’a yakın köylerdeki balıkçılların Öteki gördükleri geçiyordu.

Birde NK nın güçlerini bilmiyoruz ama Ötekilerin güçlerinin de kurbanla olduğunu düşünüyorum çünkü Creasterın Karıları Sam e bebekleri almadan önce Ötekilerin koyun ve köpekleri aldıklarını söylüyordu. Birde Creaster kendini ötekilere istediklerini vererek dindar bir adam olarak tanımlıyor.

Onun dışında Güzel konu olmuş farklı şeyleri birbirine bağlamamış. Tartışma olmasıda fikir sunmayı kolaylaştırmış.


#4

Sadece yemin ve denge konusuna yorum yapmak istiyorum.

Reed Hanesi sadece buz ve ates üzerine yemin etmiyor ki, ediyor mu? Benim bildigim, o yeminde sadece buz ve atesten bahsedilmedigi. Su ve toprak, demir ve bronz, ates ve buz… Yeminin tamami bu.
Tabi nihayetinde bu yeminde bir denge unsuru, mesaji var. Elbette sadece buz ve ates adina yemin etseler, çok daha enteresan olurdu (özellikle bu konuda) ama bu haliyle de önemli.

Zaten Meera ve Jojen kardesler, evrende dengenin önemini sadece bu yeminle yansitmiyorlar.
Benim kitap serisinde en sevdigim diyaloglardan biri sudur (zaten Meera ve Jojen’in muhabbetlerine bayiliyorum) :

Meera : Yukarı ve aşağı. Sonra aşağı ve yukarı. Sonra yine yukarı ve yine aşağı. Senin şu aptal dağlarından nefret ediyorum Prens Bran.
Bran : Dün onları sevdiğini söylüyordun.
Meera : Ah, seviyorum. Lord babam bana dağları anlatmıştı ama şimdiye kadar bir dağ görmemiştim. Onları anlatamayacağım kadar çok seviyorum.
Bran : Daha demin onlardan nefret ettiğini söyledin.
Meera : Neden ikisi birden olmasın?
Bran : Çünkü ikisi farklı şeyler. Gece ve gündüz ya da buz ve ateş gibi.
Jojen : Eğer buz yanabiliyorsa, sevgi ve nefret çiftleşebilir. Dağ ya da bataklık, hiç fark etmez. Toprak bütündür.
Meera : Bütün.

Neyse, diyecegim su ki, bu denge meselesinin çok önemli bir yeri var, çözüm de buna bagli olacak. Serinin adi Buz ve Atesin sarkisi zaten :smile: “Sarki” buz ve atesi simgeleyen veya buz ve atesin ta kendisi olan ne varsa onlarin birlesiminden ortaya çikan bir sey degilse nedir? Hatta sadece birlesme mi? Hayir ek olarak çarpisma. “Sarki”'da da az iki ve zit anlam oldugunu düsünüyorum ben.

Biraz konu disina çikmis olabilirim, özür dilerim.


#5

Murat’ın yorumuna bak da feyiz al. :smiley:

Aslında “kış” görmemiş. Kuzey hep soğuk ve karlı ama oranın da kendine göre bir mevsimi var. Sanırım Jon ve Robb sadece kış görmüşler ama onlar da hayal meyal hatırlıyor. Tyrion bir iki kere görmüş. Elbette “sert” dediğimiz bir kış değil.

Benim de temelde iddiam bu zaten.

Buz ve Ateşin şampiyonları var; bunlar, iki tarafın kazanması ve hakimiyet kurması için uğraşıyor. Yani biri “bitmeyen yaz” getireceğim diye uğraşırken diğeri “bitmeyen kış” getirmek istiyor.

İki taraf da birbirini kötü ve düşman kabul ettiği için de Melisandre, AA’nın mutlak kurtarıcı/iyi gibi lanse ediyor çünkü insanlık, ancak “buz” tarafı kaybederse kurtulacak; bir ihtimal onların tarafından baksak da “ateş” tarafı kaybedince her şey yoluna girecek gibi görünüyordur herhalde. Yani bakış açılarına göre değişiyor.

İşte ben de diyorum ki iki tarafın da hakimiyet kurması iyi bir şey değil, o zaman bu iki tarafın savaşına son verip, bir nevi “barış” sağlayacak 3. bir unsur olmalı. Senin de bahsettiğin kişi. Bu da başka başlığın konusu zaten. :smiley:

NQ’nin bir Öteki olarak sıradan insanlara hakimiyet kurabildiğine işaret eden bir şey yok. Ne şimdiki Ötekiler ne de efsanelerde NQ’nin buna yapabilme gücüne dair işaret, uygulama görmedik. Olsa idi zaten bu kadar savaşa gerek var mıydı? Alayına hakim olurdu. Bir de Sur’da tahminim 10 bin adam var, o dönemler. Zaten Sur’daki en kalabalık olunan sayı 10 bin imiş, bir dönem görmüş yani eskilerde.

Efsaneye göre bunu NK yapıyor, bu yüzden kendisinin war/yeşilgören olduğunu düşünüyorum. Bran’dan gördük, insan warglanabiliyor.

Bahsettiğin “kurban” ederek “büyü” devşirmek mümkün, zaten sanki buna işaret eden şeyler var gibi de; Craster meselesi… Lakin efsaneye göre “Ötekilere kurban verildiği öğrenilince, ismi siliniyor tarihten.” Çünkü çok kötü bir şey gibi kabul etmişler ki bu garip zira senin de sonra belirttiğin gibi zaten kuzeyin alayı kurban veriyor, ağaçlara. Yani onlar için “korkunç” bir şey olmadığı gibi gayet “olağan” bir ayin. Bu yüzden efsanenin bu kısmında yanlış ve garip bir aktarma var. Öteki’yi kadın almasına sinirlenip ismini silmiyorlar da kurban vermesine mi sinirleniyorlar? :smiley: Sanki olağan olan bu kurban anormal gibi. Oysa tersi olması lazım gibi görünüyor.

Sonra düşündüm aslında bunu; wight geçemiyor, Soğukel bir wight. Öteki geçirmez kesin, diye bir ifade geçmesi sanırım. Ben genelde wight geçemiyor ise onun efendileri olan ww’ler hayli hayli geçemez, dedim. LAKİN…

@Starkgaryen canım senle tartışmıştık bir ara bunu. Aklıma geldi… Şimdi dikkatinizi çeker ise Sur ötesinde ölen herkes muhakkak diriliyor. Dizide olduğu gibi bir ww aracılığı ile olmuyor bu, orada olmasına gerek yok. Yani Sur ötesinde baskın, hakim bir büyü gücü var; kimse bu “buz” tarafın başındaki… Hatta wightları warglıyor da bence.

Lakin Sur’un gerisine gelince bir şey olmuyor, yani güçleri Sur’da son buluyor; aynı yasanın ve 7 krallığın vs. her şeyin Sur’da son bulması gibi. Orada kralların vs. yasası geçersiz kalıyor, deniyor. Garip şekilde buz büyüsü de geçersiz kalıyor gibi.

Demek istediğim şu; WW’ler bir ihtimal Sur’u geçebiliyorlar AMA güçleri yok oluyor, kullanamaz hale geliyor. Yani al bir ww’yi at Sur’un öteki yanına, güç müç sıfır oluyor. Kadın Öteki bu şekilde geçmiş olabilir ve haliyle zaten sahip olmadığı bir güçle bir şey yapamaz Sur gerisinde. NK’nin güçlerine ihtiyacı var bu durumda. Adamın yeşil gören olabilme ihtimalini de güçlendiriyor bu durum o zaman.

Niye? Diğer mesele konusunda fikrin yok mu? :grin:

Doğru, tek başına “buz ateş” demiyor, kalan kısmı da o. :slight_smile: Benim “içerik” olarak “buz ateş” ilgimi çekti “seri ismi” yüzünden ve zaten tüm savaşın ikisi arasında geçmesi yüzünden.

Seride genel konu gerçekten de “denge”; bozuk denge var, o zaman bu denge yeniden oluşturulmalı. Savaş, dengeyi bozuyor, o zaman barış olmalı. Barış olursa denge olur, denge olursa her şey daha iyi olur. Savaş karşıtı bir adam için güzel bir bağlama noktası olur, serinin sonu için.

Lakin biz “ateş” ve “buz” tarafından bakar isek olaya; iki tarafın da bir şampiyonu olması yine bu “denge” konusu gereği “doğal bir mecburiyet” doğruyor işte. Bu yüzden AA varsa NK de buzun şampiyonu olabilir, demek istedim. Hatta illa biri olmak zorunda, diyorum. Çünkü aksi halde olay şuna benzer; x tarafı güçlü bir silah yaratmış, y tarafı da bu silahı yaratabilir ama yaratmamayı seçmiş. Eeee, o zaman savaşı nasıl kazanacaksın? Savaş hile ile, güçlü silahlar ile dengeyi kendi lehine çevirerek kazanırsın, öbür türlü “senin ejderhan var, benim yok; savaşma, adaletsizlik oluyor.” saçmalığına döner, malum bazı arkadaşlar böyle argümanlar kullanıyor. :smiley:

Bir de “yemin” konusu gene benim dediğime geliyor aslında. Reed kardeşler “biz yeşile daha yakınız, hala hatırlıyoruz.” diyorlar… Yani 5 bin yıl önce ne oldu ise hala hatırlıyor olabilirler işin kökünü… Bu “denge” meselesine bu kadar vurgu yapmaları… “buz ve ateş dengeli olmalı” düşüncesinden kaynaklı olsa gerek.

Su olmadan toprak hayatta kalamaz; toprak olmadan su zaten maddesel olarak barınamaz ve bu ikisi olmadan bitki yetişmez ve onlar olmasa canlılar olamaz. Ateş olmadan buz; buz olmadan ateş var olabilir ama bu ikisinden birinin yoksunluğu su ve toprağı ve içinde var olan her şeyin yoksunluğuna yol açacak bir döngü oluşturur. Kaldı ki buz da donmuş sudur; su olmadan en temel yapı taşı yok olur ama ateş olmadan da yine tek başına şimdiki hayat olmaz. Her şey birbirine ve birbiri ile olan dengeye bağlı. Lakin doğrusu demir ve bronz bağlantısını kuramadım. :smiley: O da edebi olsun diye mi eklenmiş ne? :smiley: Gerçi Stark krallarının taçları demir ve bronzdan idi değil mi? Kış şartlarına dayanan sağlam madenler diye? Belki bu biraz bağlantılıdır kuzey halkı ile etkileşim meselesine.

Biraz karışık gelebilir yazdıklarım. :stuck_out_tongue:


#6

Aslında biraz da uyuz etmek için yazmıştım onu :joy::joy:


#7

Sonra gelirsin bana “canım sıkıldı, yok mu okuyacak kuram?” Diye. :smirk::smirk::smirk::hocho::hocho::hocho::wolf::wolf::wolf:


#8

Ciddi misin ama ama :broken_heart::frowning: Vay beee


#9

Azor Ahai konusunu, ne şekilde, ne açıdan olursa olsun konuşmaktan usandım sadece.


#10

Gecenin Kralını konuş o zaman :joy::joy::joy:


#11

Benim tatlı,hımbıl,güzel kralicem bu aralar suskun,canı sıkkın gibi.Dizinin yayın tarihi yaklaştı belki bundandır.Sebep buysa şayet,onu anlıyorum ve aynı duyguları paylaşıyorum.Konusmaktan bıktık gari,icraat istiyoruz.Yaptıgımız tahminlerin ne kadarı tutacak ne kadarı fosss çıkacak merakla bekliyoruz.Kitaplar ahirete kaldı,dizi ile teselli olmak istiyoruz.Bu arada aldıgım son duyumlara göre ilk fragman True dedective’'in final bolumunden once yayınlacakmıs yani 24 subatta.Umarım bu haber gonullerin kralicesini azcıkta olsa mutlu eder.I love you Duygu.We love you Ayça.


#12

Olabilir, biraz tatsız Duygu, ben de farkındayım aslında. :slight_smile:

Az bir şey kalmış fragmana, güzel bir şey olur inşallah :slight_smile:

Teşekkürler efem, biz de sizi seviyoruzzzz :slight_smile:


#13

Yok yaa iyiyim aslında, sadece @Miro’nun dediği gibi, bazı şeyleri konuşmaktan bıktım, birde kendimi açıklamaya çalışmaktan da bıktım, basit bir şey söyleyip alaycı veya ters bir tepki almaktan da yoruldum.
Șu dizi başlasın, ne olacaksa olsun artık.


#14

Bence sen “sonu” için baya baya gerginsin, böyle bir yanın izlemek için sabırsızlanıyor ama diğer yanın malum bir şey olabilir diye geriliyor. Sakin sakin, dizi sonuçta. :slight_smile:

Bu arada aşk olsun, ben hiç senle alaycı konuştum mu? :pleading_face:


#15

Yok kız o kadar ciddiye almıyorum, ben onu dizi başlasın, ne olacaksa olsun, sonra bir süreliğine çekip gidebilirim anlamında söyledim.
Alaycı şeysini senin için demedim :kissing_closed_eyes:


#16

Gitme kı :smiley:

:smiling_face_with_three_hearts::smiling_face_with_three_hearts::smiling_face_with_three_hearts::smiling_face_with_three_hearts::smiling_face_with_three_hearts: