Buz wightları sandığımız gibi değil…!

Aslen şurada yayınlandı: Buz wightları sandığımız gibi değil…!

Hepimiz Soğukel ile 3. kitabın Bran POV’unda tanıştık. Kendisinin kimliği muamma olsa da Ormanın Çocuklarına göre uzun zaman önce öldürülmüş; Gece Kalesi’indeki sihirli Kara Kapıyı ve nasıl açıldığına bildiğine göre en az 200 hatta çok daha yaşlı olması muhtemeldir.

Soğukel’in bir buz wigth’ı olduğunu biliyoruz ama diğer örneklerine nazaran gözleri mavi değil; konuşuyor, düşünüyor ve fazlasını yapabiliyor. Lakin yüzünü göstermemeyi tercih ediyor.

Aynı şahıstan ayrıca öğreniyoruz ki Sur’u geçemiyor çünkü o bir yaşayan ölü.

“Neden seninle gelmedi?” Meera, Şebboy’u ve bebeği gösterdi. “Onlar seninle gelmiş, o neden gelmedi? Neden onu da Kara Kapı’dan geçirmedin?”

“O… o geçemez.”

“Neden?”

“Sur. Sur’un sadece buz ve taş olmadığını söyledi. Sur’a işlenmiş tılsımlar var… eski ve güçlü tılsımlar. Soğukel, Sur’un ötesine geçemez.”

Asla “ölüler” ya da “ww” şeklinde bir ayrım yapılmadı gerçi ama Soğukel bir buz wightı olduğuna göre en azından bu türün Sur ötesine geçemediğini görüyoruz. Bu ww için de geçerli mi emin değiliz aslında çünkü hikayelere inanacak olursak Gece’nin Kraliçesi geçmişti. Gerçi onun kim ve ne olduğu %100 kesin de değil.

Lakin şöyle bir gerçek var ki ölüler de geçti.

image

“Othor,” dedi Sör Jaremy Rykker. “Hiç şüphe yok. Ve bu da Jafer Flowers.” Ayağıyla cesedi çevirdi ve beyaz suratlı ölü adam, mavi, masmavi gözleriyle gökyüzüne bakmaya başladı. “Bunlar Benjen Stark’ın adamları. İkisi de.”

(Othor) Elleri haricinde bütün derisi süt beyazına dönmüştü. Elleri tıpkı Jafer’in elleri gibi kapkaraydı. Kurdeşen gibi bedenine yayılmış ölümcül yaralarını sertleşmiş kuru kan plakaları örtüyordu. Ama gözleri açıktı. Safir kadar mavi gözleri gökyüzüne dikilmişti.

Gördüğünüz gibi gözleri yaratıkların mavisinde ve bu ikisini alıp, oraya soktular ve gece de saldırıya geçtiler. Yani çoktan dönüşmüş görünüyorlardı, sadece hareket etmediler ve içeri sokulana kadar beklediler. Bu durumda Soğukel, yalan mı söyledi?

Sanmıyorum. Sonuçta kapıyı açmak için Sam’e ihtiyaç duydu ise bile pek tabi Bran’ı almak için yukarı kendi de çıkardı, demek ki yalan değil. O zaman bunlar nasıl geçti?

Aslında bazen en doğru cevap en basit gerçeklikte yatar… Onlar gerçekten ölü olduğu için.

Beric, Cat ve Soğukel hatta büyük ihtimal ile Melissandre geçmişte ölmüş ve buz/ateş büyüsü ile yeniden diriltilmiş; bu şekilde konuşan, hareket eden ve kendi iradeleri olan canlılar. Yani eski hallerinden çok farkları da yok. Lakin ya diğerleri?

Bir WW’ye ejderha camı ya da Valyria çeliği ile saldırırsan ölüyor… Beric birden fazla kez katledildi, keza Cat de gayet öldürülebilir ki Soğukel için de bu geçerli olacaktır. Bir ihtimal belki buz wightlarını öldürmek daha zor olabilir ama açıkçası bunun için bir sebep de göremiyorum.

Konuya gelirsek… Sam POV’unda Minik Paul de görünüşte bir wight olmuş ve Gilly’e ve Sam’a saldırmıştı.

Minik Paul, Sam’e doğru hareketlendi. Sam, sırtı ahşap duvara yaslanana kadar geri çekildi. Sabit tutabilmek için hançeri iki eliyle birden kavradı. Yaratık ejderhacammdan korkuyormuş gibi görünmüyordu. Belki de ejderhacamının ne olduğunu bilmiyordu.

Düşünmek, dua etmek ya da korkmak için vakit yoktu. Samwell Tarly öne fırladı ve hançeri Minik Paul’un sırtına sapladı. Paul onun geldiğini görmemişti bile. Kuzgun bir çığlık atarak havalandı. “Sen öldün!” diye bağırdı Sam yaratığı hançerlerken. “Sen öldün, sen öldün.” Hançerledi, bağırdı, tekrar ve tekrar, Paul’un siyah pelerininde büyük yırtıklar açtı. Bıçak, yünün altındaki demir zırhın üstünde parçalanırken etrafa ejderhacamı kırıkları saçıldı.

Buna rağmen, yaratığın kıskacı gevşemedi. Sam’in son düşünceleri, onu seven annesine ve hayal kırıklığına uğrattığı babasına aitti. Paul’un kırık dişlerinin arasından yükselen dumanı gördüğünde, uzun salon Sam’in etrafında fırıl fırıl dönüyordu. Sonra ölü adamın yüzü alev aldı ve eller gitti.

Sam ciğerlerini havayla doldurdu ve bitkin bir halde yana yuvarlanarak Paul’den uzaklaştı. Yaratık yanıyordu, sakallarından kırağı damlarken sakallarının altındaki eti kararıyordu. Sam kuzgunun çığlığını duydu ama Paul hiç ses çıkarmıyordu. Yaratık ağzını açtığında dışarı sadece alevler çıktı. Ve gözleri… Gitti, mavi ışıltı gitti.

Eğer dikkatli okuduysanız ejderha camı hiçbir işe yaramadı. Hatta ateş verildiğinde bile canı yanmamış; ses çıkartmamış sadece yanarak yok olmuştu. Yani canı da yanmıyor. Lakin en önemlisi bedeni yanarken gözlerindeki mavi ışıltı kayboldu ama yanmaya da devam etti, tamamen tükenmemişti.

Şimdi 5. kitaptan Varamyr’e gidiyoruz. Kendisi ölürken kendini kurtlarından birinin içine atıyor ve buz wightlarının geldiğini görüyor; bedenini çalmaya çalıştığı kadın, anında ayağa kalkıyor ve Varamyr’in içinde olduğu kurda bakıyor. Sadece o değil, diğerleri de…

Aşağıdaki şeyler hareket ediyordu ama yaşamıyordu. Birer birer, başlarını tepedeki kurtlara doğru kaldırdılar. Son bakan, bir zamanlar Thistle olan şeydi. Yün, kürk ve deri giymişti. Bunların üstüne, o hareket ettikçe çıtırdayan ve ay ışığında pırıldayan bir kırağı pelerini geçirmişti. Parmak uçlarından soluk pembe buz saçakları sarkıyordu; donmuş kandan ibaret on uzun bıçak. Ve eskiden gözlerinin olduğu yerde, soluk mavi bir ışık titriyordu.

O mavi ışık, kadının kaba yüz hatlarına, hayattayken hiç sahip olmadığı tüyler ürpertici bir güzellik veriyordu.

Beni görüyor.

Aynı şahsın deri değiştirenler için şu sözünü de hatırlayalım.

Onu, yanında sessizce yürüyen beyaz ulu kurtla gördüğü anda, Kar’ın ne olduğunu anlamıştı. Bir derideğiştiren, başka bir derideğiştireni her zaman hissedebilirdi.

Konuyu toparlar isek eğer bizim Sur ötesinde gördüğümüz zombi gibi etrafta gezinen yaratıklar, aslında dirilmiş insanlar değil; onlar hala ölü ama bedenleri, bir elbise gibi bir başkası tarafından warglanarak giyiliyor ve besbelli ki bunu yapabilen kim ise çok güçlü zira aynı anda binlercesine hükmedebiliyor ve onların gözünden görebiliyor. Beden kullanılamaz hale geldiğinde de Paul’da olduğu gibi bedeni bırakıyor; bu yüzden yanarken mavi gözler yok oldu, warglamayı kestiği için.

Varamyr’i görebilmesi de bu yüzden, kim ise bu en kötü ihtimal ile bir deri değiştiren ama yüksek olasılıkla bir yeşil gören yeteneklerine sahip. Kimdir bu derseniz? Geçmişte binlerce Kara Kardeş’i garip büyülerle hakimiyeti altında tuttuğu bilinen bir kişi tanıyoruz; Gece’nin Kralı. Yaşlı Dadı’ya göre o, gündüzleri sıradan biri adamdı ama gece çöktüğünde, geceleri hüküm sürerdi. Kankuzgun’u olabilir mi? Yahut daha muhtemel olan şey; Yeşilgören yeteneklerine sahip bir Öteki. İnsanlar ve Çocuklarda bu yetenek varsa ise neden Ötekilerde olmasın?

Bu yüzden ejderha çeliği ya da camı yahut başka bir silah, bunları öldüremiyor çünkü zaten ölüler; ölüyü bir kere daha öldüremezsin ve ölü oldukları için de Sur’u geçirmek mümkün oluyor. Zira tılsım/büyüler, sadece yaşayanlar için geçerli. Yani Soğukel gibi buz büyüsüyle diriltilmiş kişiler ve Ötekiler için. Unutmayın ki Soğukel de bir kara kardeş olmasına rağmen geçmişte öldüğü için ettiği yemin ile Sur’a bağlanmasını sağlayan tılsım etkisini yitirdi; bu yüzden kapıyı açamadı, artık o kardeşlikten değil. Dirildiği zaman aynı şey Jon için de geçerli olacak…

Ölüleri, bir WW’nin hükmettiğine dair bir işaret sayılacak şu alıntıyı da eklemek istiyorum. Ölü korucuların saldırdığı sırada Jon, havanın bir anda soğuduğunu fark ediyor, öyle ki soğuktan titriyor. Hava ölüler gelince değil Ötekiler gelince soğur; demek ki bu ölüler gerçekten ölü ve bir WW tarafından warglanıyor.

Buna rağmen sızmış olmalıydı. Uyandığında bacakları uyuşmuştu ve mum çoktan eriyip bitmişti. Hayalet arka ayaklarının üstünde kapıyı tırmalıyordu. Jon, hayvanın boyunun ne kadar uzadığını fark edince şaşırdı. “Hayalet, ne var oğlum?” diye seslendi hafifçe. Ulu kurt başını çevirdi, dişlerini gösterip hırlayarak Jon’a baktı. Bu hayvan çıldırdı mı? diye düşündü Jon. “Hayalet, benim,” diye mırıldandı korktuğunu belli etmemeye çalışarak. Ama titriyordu. Hem de şiddetle. Hava ne zaman bu kadar soğumuştu?

6 Likes

Forumda okuduğum teoriler arasından şu ana kadar en sevdiğim buydu sanırım. Yazar ateş ve buz tarafını birbirinin yansımasıymış gibi veriyor. Bu yüzden ateş wight’inin iradesinin olup da buz wightinin olmaması kulaga saçma ve adaletsiz geliyordu. Şimdi her şey mantığa oturdu. Bir şey de ben ekleyeyim: Muhtemelen bu diğer yeşil gören gücünü demir ağacından alıyor (Bunu Geek teoriden duymuştum. Tam böyle demiyordu gerçi. Nasilini aciklamiyordu. Bu teori acikliyor)

2 Likes

Duyduğum en mantıklı teorilerden birisi
Bu arada demir ağacı ne?
Kitapları okudum ama hatırlamıyorum.

Wightlara uzun süredir takığım. İlgini çekerse bunlara da bak: Qarth ve Asshai; Ölmeyen İnsanlar? Çeviri kuram ama ve ilk çevirdiklerimden bu yüzden cümle düşükleri falan olabilir.

Beğenmene de sevindim. :slight_smile:

Siyah renkli sert bir ağaç türü; Ned’in kaçağı idam ettiği kütük bundandı misal. Mahzen mezarların kapısı, Arya’nın bavulu gibi bazı şeylerin bunlardan yapıldığını biliyoruz. Tanrıkorusunda da bir sürü var ve baya eskilerdi sanırım. Sert ve dayanıklı olduğu için güzel eşya yapılır bundan. Kuzeye has bir tür gibi görünüyor, daha başka yerde görmedik.

Evet, onun bu iddiasını hatırlıyorum. İlk dinlediğimde mantıklı gelmişti ama asoiaf’ı keşfettikçe ihtimal vermez oldum.

Temel mantığı “her şeyin karşıtlığı” olurdan çıkıyordu. Yani nasıl buz varsa ateş var; tabiri caiz ise iyiler büvet ağacı kullanıyor ise kötüler siyah demir ağacı kullanıyordur gibi bir düşünceye dayanıyor olsa gerek ama aslında bu, asoiafın ruhuna çok aykırı bir iddia. Neden?

Öncelikle asoiaf’da taraflar gri renktedir ve (örneğin) ne Lannister ne Stark tarafı tamamen iyi ve kötü değildir; iyi ve kötü şeyler yaptıklarını gördük iki tarafın da… Bu yüzden buz tarafı da ateş tarafı da ne iyi ne kötü. GRRM zaten “karanlık lordlara artık ihtiyacımız kalmadı” diyerek, seride (dizideki gibi) NK çıkmayacağının işaretini vermişti.

Bu yüzden x tarafı büveti; y tarafı demir ağacı kullanır, diye bir şey olmaz.

Diğer yandan demir ağaçlar hakkında seride neredeyse hiçbir bilgi ve işaret yok. Sihirli güçleri olan bir tür değil. Lakin Büvet Ağaçlarını özel yapan şey; sonsuza kadar yaşama kapasiteleri olması ve sürekli büyümeleri; kökler, yer altında adeta birbirine girip, her yeri kaplıyor. Bu yüzden bir ihtimaldir ki tüm dünyaya ulaşıyor olabilir. Hatta bazı okuyucular FM’lerin evinin altında da Büvet Ağacı olduğunu, en azından köklerinin oraya kadar ulaştığını; Kara Havuz’un siyah renkte olmasının nedenini bu ağaç kökleri olduğunu, Kışyarı’ndaki kara havuzun da aynı siyah renkte olduğunu söylediler. Özetle havuzu siyahlaştıran Büvet Ağaçları imiş, diye düşünüyorlar. Böylece Batı dışında bir yerde bulunmayan Büvet ağaçlarının, nasıl olur da denizin ortasındaki bir adalar birliğinde FM’nin kapısını ve koltuklarını süslediğini açıklayabiliriz. Bildiğimiz kadarıyla kimse Büvet Ağacı ihracatı yapmıyor, onlar kutsal ağaç; eski inanç sahibi insanlar öfkeden deliye döner.

Son olarak da Ötekiler de Kuzey’in güçlerinin bir parçası özünde; oraya aitler ve Kuzey Güçlerinin “ateşten” nefret ettiğini biliyoruz. Eski ilahların hakimiyet alanında “buz büyüsü” geçerli yani, kalan kısımda “ateş büyüsü” Bu ağaçlara “güçleri olan” herkes erişebilir. Sanal ağ sistemi gibi düşün; imkanın varsa erişim sağlarsın.

1 Like

Eline sağlık, güzel bir yazı olmuş

Aklına yatmayan bir şey var. Bir deri değiştiren, başja bir deri değiştireni görebiliyor ise Varamyr nasıl o Wight’a birinin deri değiştirdiğini anlamadı. Wight’a baktığında onun da bir deri değiştiren olduğunu anlayabilirdi. Yazdıklarının tümü bana mantıklı geliyor ama bu kısımı bir türlü uyduramadım. Jon için söz konusu mu bu bilmiyorum ( Bu yeteneklerini iyi kullanmayı bilmediğinden dolayı) ama Jon Kara Kale’ye gelen Wightlardan anlayamaz mıydı? Bir de bu Wight’ları kontrol eden kişi neden insanlara deri değiştirmeyi tercih etmiyor :smiley: . Ben olsam Daenerys’i bulup onu warglardım. Bran bunu yapabiliyorsa o hayli hayli yapamaz mı?

Çok sağlam ağaçlar bunlar. Bu ağaçlardan yapılan kalkanlar bayağı sağlam oluyor. Forrester ailesi var bu ağaçları işleyen ve iyi eşya yapan. Seride öyle önemli yere sahip değildi görebildiğim kadarıyla. Fazla bir olayı olacağını da sanmıyorum bu ağacın.

İçinde Soğukel olan teoriler çok güzel olmuyor mu? Karakter o kadar gizemli ki… Her neyse ben fazla uzattım, Saygılar.

Teknik olarak karşında deri değiştirenin kendisi değil; wargladığı yaratık/insan var. Seni beni görse; öyle mi değil mi anlar ama warglanmış bir şeyden nasıl anlayabilir ki?

Varamyr, kadının bedenini ele geçirmek istedi ama beceremedi çünkü ne kadar güçlü olursa olsun yaşayan bir insanın bedenini ele geçirmek güçtür; hayvan bile ilk aşamada seninle mücadele eder ama Hodor, yarım akıllı bir canlı. Bu yüzden Bran, onu warglayabildi. Yani “zihin gücü” ile alakalı.

Bir de bu Öteki’nin bir ihtimal canlı insan warglama gücü olmayabilir de bilemiyorum. Lakin becerebilse bile on binlerce “elbiseyi” kukla gibi kullanıp, dövüştürmek; bir kaç insanı zoraki şekilde ele geçirip zar zor idare etmekten daha kolaydır. Ayrıca bu şahıs kim ise “orduya” ihtiyacı var; üç beş adama değil.

2 Likes

Geçen gün bu konuyla ilgili bir soru sorduğumda aslında yeterli bir cevap vermiştin ama kafamda pek oturtamamıștım. Biraz dizinin de etkisi var tabi orada wightlar tek kılıç darbesiyle yok oluyorlar. Kitapta bu wight öldürmek biraz daha zorlu. Gerçi buna Samwell Tarly’nin bakış açısından baktığımız için de zor gelebilir. Bilemiyorum. Neyse bu konu soruma biraz daha açıklayıcı olmuş. Daha memnunum ama emin değilim çünkü bunlar kesin değil.

Bir de aklıma takılan başka bir şey var. Sam’in ejderhacamı hançerini Minik Paul’un bedenine hiç saplayamamıș olması gibi bir ihtimal olabilir mi ? Ejderhacamının Minik Paul’un zırhının üstünde parçalandığını okuyoruz. Hançer yarıklar açtı diyor ama hançer neden parçalanıyor anlamadım. Daha öncesinde Sam kendi ejderhacamı hançeriyle bir WW öldürürken parçalandığını ( veya yok olduğunu tam hatırlamıyorum ) okuyoruz ama aynı şey wightlar için de mi geçerli bilemiyorum.

Sam birden fazla bıçaklıyor ama anlaşılan sonuncusu demir zırha denk geldiği için parçalara ayrılıyor. WW’de doğrudan etine girdi ve öldürdü. Muhtemelen onların zırhları da cam ve kılıçtan onları koruyor, önlemlerini almışlar yani ama açıkta kalan kısımları var.

Jon da o kadar adamı kesti biçti ama ölmedi yahut Jafer’in kafasını kesmelerine rağmen hareket etti. El bile hareket ediyor. Dizide sok Ejderha camını ölsün ama kitapta zaten ölü olduklarından ölmüyor. Sadece yanıp da beden kullanılamaz hale gelince duruyor. Bran’a saldırdıklarında Çocuklar da ateş kullanmıştı, onların ejderha camı var ama kullanmıyor dikkat edersen.

white walkers - #54763739 - ekşi sözlük bunu üç yıl önce yazmıştım.

Benzer düşünüyoruz yine, ufak tefek nüanslar dışında kafama yatan güzel teori. Kalemine sağlık.

Sağ olasınız efem, teşekkür ederiz. :slight_smile:

1 Like

Bu forumda en başarılı bulduğum teori bu sanırım. Hortlamali.

Bu doğru değil. Dany bu ağacın meyvesinden yapılan bir içki içip goruler görmeye başlıyor. Qarth büyücüleri ve Euron da içiyor. Euron zorla Aeron’a icirdiginde o da görü görmeye başlıyor. Yani var belli bir güç.

4 Likes

Konusu geçmişken o mükemmel kısmı tekrardan okuyalım istiyorum.

Buharsaçlı Aeron baktı. Kafatası tepesi gitmişti. Kargagöz’ün altındaki artık metaldi. Büyük, uzun bir tahttı. Kırılmış kılıçlar, ucu keskin demirler vardı ve hepsinin ucundan kan damlıyordu. Uzun mızrakların üstünde tanrıların cesetleri duruyordu. Bakire oradaydı ve Baba, Anne, Savaşçı, Yaşlı Bilge, Demirci, hatta Yabancı bile oradaydı. Pek çok tuhaf ve yabancı tanrıyla yan yana asılmışlardı, Büyük Çoban, Kara Keçi, Üç Başlı Trios ve Bakkalon’un Soluk Çocuğu, Işık Tanrısı, Naath’ın Kelebek Tanrısı ve daha niceleri. Ve ileride şişmiş ve yeşil yengeçler tarafından yiyip bitirilmiş Boğulmuş Tanrı, Kızıl Deniz Atı’yla beraber çürüyordu, hala saçlarından su damlıyordu.

2 Likes

Teşekkürler efem. :star_struck:

Bu bir görüş kesin bir bilgi değil. Demir Ağaçlar, şu ana kadar sadece Westeros coğrafyasında görüldüler. Sert ve siyah renkte.

Akşam Gölgesi, Ölümsüzler Sarayı’nın bahçesinde yetişen siyah kabuklu bir ağaçtan yapılıyor. Yaprakları mürekkepsi mavi renkteymiş, bunlardan yapılıyor.

Demir ağaçlarının mavi yaprak veya vb. bir şeyi olup olmadığına dair hiçbir betimleme yapılmadı. Çok kere de karşımıza çıktı aslında.

Biri siyah diğeri siyah kabuklu diye betimlenince bazı okuyucular ikisinin aynı ağaç olduğu görüşünde birleşti ama birinde mavi yapraklar var iken diğerinin böyle bir şeyi olup olmadığına dair bir bilgi resmi olarak olmadığı için, şu an bu ikisinin aynı ağaç olduğunu kesin olarak söyleyip, üstüne kuram yapamayız.

O zaman şunu diyeyim: Siyah ve Beyaz’in Evi’nin kapısının bir yarısı büvet, diğer yarısı demir ağacından yapılma (yanlış hatırlamıyorsam öyle) Kapının bir yarısını gücü olan ağaçtan yapıp, diğer yarısını olmayan ağaçtan yapmak saçma olur.

1 Like

Demir değil abanoz ağacından yapıldı.(Eğer Demir ağacıyla abanoz aynı ağaç ise cahilliğime ver.:slightly_smiling_face:)

Sol Kapı Büvet Ağacı’ndan, Sağ Kapı Abanozdan yapılmıştır.

1 Like

Abanozun mu gücü var acaba? Ben FM olsam kapının diğer yanını gücü olmayan ağaçtan yapmazdım.

2 Likes

Abanoz, ayrıca Yi Ti Tanrısı olan Gecenin Aslanı’nın oturduğu tahtın yapıldığı ağaç.

"Onun arkasında aslan başlı bir adam vardı, abanozdan oyulmuş bir tahtta oturuyordu."

2 Likes

Şu ana kadar bir şey çıkmadı. Alya’nın belirttiği gibi Ölüm ilahı da o ağacın üstünde oturuyor ama öne çıkan bir özelliği yok gibi.

Yalnız bir dakika puhaaaaa

Şimdi… Bu kapının bir tarafı beyaz bir tarafı siyah… Ev’deki her şey gibi. Haliyle beyaz kısmı Büvet ağacı oluşturur iken Abanoz da siyah kısmı oluşturuyor. Ağacın içi siyah.

image

Gördüğünüz gibi içi siyah bir renk. Bu yüzden bazı ülkelerde bu isim siyah manasında kullanılırmış. Akşam Gölgesi ağacı aslında bu mu diye merak ettim ama onun kabuğu siyah idi. Yine de abanoz ağacı bu seride belki siyah kabukludur ama yine tamamen olasılık ve belkiler üstünde gidiyoruz, bilemiyorum ki ama siyah renkli bir ağaçtan yapılan tahta ölüm ilahını oturtmaları çok uygun.

2 Likes

Arya Stark ve FM Tapınağı'ndaki Tanrılar, konusunda Bakkalon’a değindim. Eğer tahmin ettiğim gibiyse, Euron, Kantaşı İmp. olmuyor mu bir nevi? ASOIAF ve And Seven Times Never Kill Man!, Bu hikayede de Bakkalon var.

1 Like

Başlığını görmüştüm detaylıca okuduğum zaman dönüş yapacam :blush:

Okudum. Yani olabilir. Ölümle ilişkili Tanrı’yı daha öldürmüş. Şu detay da var. Moqorro’ya göre Boğulmuş Tanrı da Kebir Öteki’ye hizmet ediyor. Euron onu da öldürdü. Işık Tanrısı’nı da öldürdü diyor. Harbi ilginç bir kısım bence.

1 Like