Daenerys ve Hükümdarlığı

image

İnsanlar, genelde sadece Çalıkuşu, Savaş ve Barış gibi romanları okuyarak hayata dair bir şeyler öğreneceğini; o kitabın kişi/lere bir şeyler katacağını düşünür. Fantastik ve bilim kurgu türleri ise daha çok hayal gücünü besleyen ve eğlendiren türler gibi görür ve kişi/lere bir şey katmaz… Bu yanlış bir bakış açısıdır. Bir yazar, yazdığı tür ne olursa olsun kişi/lere hayata dair şeyler öğretebilir; kişi/ler okuduğu kitaptan -anlamasını bilirse- bir şeyler kapabilir…

GRRM’in ASOIAF evreni “kişiler ve kalpler” konusunda insanlara çok şey öğreten, insana dair güzel şeyler anlatan biri seri diye düşünüyorum. İyi okuduğumuz zaman insanların hırslarını, kalplerini ikiye bölen seçimlerle karşı karşıya kalmalarını ve ön yargılarının onları ve yaşadıkları evreni nasıl şekillendirdiğini bize anlatıyor. Zaten GRRM de insan kalbine dair yazmayı sevdiğini söylemişti.

Bu seride en düzgün görünen karakterin bile yanlışları ve günahları olduğunu görüyoruz; en kaba ve antihero dediğimiz karakterlerin bile yeri geldiğinde güzel yanlarını ve sevaplarını görüyoruz (tamam Euron ve Ramsey gibiler bu resmin dışında gibi görünüyor ama onların iç dünyasına girmediğimiz için neyden ne kadar emin olabiliriz?).

Bu yazıda Dany’nin ağırlıkta ön yargılarına değinmek istiyorum; onun bakış açısındaki soruna… Elbette bunun, kendisinde ve hükümdarlığında yaratabileceği olası sorunlara.

Ön yargı, seride en çok işlenen konu; neredeyse tamamı bunun üstüne kurulmuş bir bozuk düzen var. Köylüler aşağı tabakadır ve onlara verilenden fazlasını hak etmezler; cüceler ve piçler sapkın türlerdir; Sur suçlulardan oluştuğundan şeref onlarda ne gezer? Yeminin bozan bir Kral Muhafızı’nın kıymeti nedir? (Jaime’nin Deli Kral olayı) O yemin bozmayla 500 bin insanın hayatını kurtarsa bile mi peki? Dorne sinsidir ve uzak durmak en iyisidir; Kuzey kaba saba yarı vahşilerdir; Yabanıllar tecavüzcü ve katillerdir. Öyleler mi? Köle sahipleri şeytandır… Bu şekilde liste uzar.

Ön yargı, kutuplaşmaya ve kutuplaşma adaletsizliğe ve tabii olarak da bozuk bir düzene kapı açar. Zira birileri, ön yargılarına dayanarak sizin neyi hak edip etmediğinize karar veriyordur. Kötü Çark budur ve ancak ön yargı yok edilerek, bu çark parçalanır. Aksi her davranış, çarkın daha güçlü şekilde dönmesine neden olan şeydir.

Dany, kendisi bizatihi hayata olumsuzuklarla başlamış bir karakter; Viserys’in sürekli olarak alaya alındığı ve horlandığı bir ortamda hırçınlaşması ve psikolojisinin olumsuz etkilenmesi sonucu; tüm öfkesini kardeşine kustuğunu şahit olduk. Onun hayat hikayesinin gelişimini okumak isteyenler: Daenerys Targaryen'ın Hikaye Gelişimi

Bir çok Dany hayranı için bu karakter bir simge haline gelmiş vaziyette; bilhassa kölelik gibi insanlık dışı bir eyleme karşı başlattığı isyan buna başat neden, elbette nazik bir kalbinin olması gibi hoş insani diğer noktaları da var. Şüphesiz Dany’yi güzel kılan şeyler bunlar.

Şahsen ilk POV’daki Dany’i son POV’lardaki Dany’den daha çok seviyorum çünkü elimizin altında daha masum ve daha hassas bir Dany var. Lakin eşinin ve oğlunun ölümünden; ejderhaların doğumundan sonra Dany’nin yavaştan değişmeye başladığını ve ilk başlardaki o hassas kalbinin sertleştiğini görüyoruz. Aslında yaşadıkları kayıplar düşünülür ise bundan daha doğal bir süreç olamayacağı aşikar. Bu durum sadece Dany’e has değil; Arya ve Jon gibi karakterlerde de gözlemlediğimiz bir şey.

Dany’e dönersek… Fatih gibi Essos’ta fetihlere başladığını görüyoruz. Astapor’da gördükleri “köle” meselesinde taşma noktası oluyor. Aslında öncesinde kölelik ile ilgili kesin ve net düşünceleri yoktu ama acı çektiğini düşündüğü insanlara yardım etmeye her daim eğilimliydi. Lakin garip bir şekilde -istemeden de olsa- bazı acıların sebebiydi de… Örneğin; Drogo’nun sağa sola saldırıp, şehir/kasabaları yerle bir etmeye başlama sebeplerinde motive kaynağı Dany’e ve oğluna olan suikast ve Dany’nin Drogo’yu Batıdiyar saldırısı için ikna etmesiydi.

“Ve Drogo’nun oğlu Rhaego, dünyanın tepesine çıkacak aygır. Onun için de bir hediyem var. Ona, annesinin babasına ait demir koltuğu vereceğim. Ona Yedi Krallık’ı vereceğim. Ben, Drogo, khal, bunu yapacağım.”

Sesi yükseldi ve gökyüzüne çıktı. “Khalasar’ı alıp batıya, dünyanın bittiği yere gideceğim. Daha önce hiçbir khal’ın yapmadığını yapacak, ahşap atların üstünde tuzlu kara denizi geçeceğim. Demir giysili adamları öldürecek, taştan evlerini yerle bir edeceğim. Kadınlarına tecavüz edip çocuklarını köle yapacağım ve onların kırık dökük tanrılarını Dağların Anası’nın önünde diz çöktürmek için Vaes Dothrak’a getireceğim. Ben, Bharbo’nun oğlu Drogo, yemin ediyorum. Dağların Anası’nın önünde, yukarıdaki yıldızların şahitliğinde, yemin ediyorum.”

Bundan sonra saldırılar başlıyor… Dothraklar da Essos’un kalanı gibi insanları köleleştiriyor ve onları satıyor. Çocuk, kadın demeden öldürüyor.

Kasaba ateşe verilmişti. Kara dumanlar çevreyi bulandırarak mavi gökyüzüne çıkıyordu. Süvariler kuru çamurdan yapılmış yıkık duvarların arkasında bir ileri bir geri hareket ederek, dumanın arasından görebildikleri sağ kalmışları kamçılarıyla bir araya topluyorlardı. Ogo’nun khalasar’ındaki kadınlar ve çocuklar, yenilgilerine ve esir düşmüşlüklerine rağmen sessiz bir gururla yürüyorlardı. Onlar artık birer köleydi ama bundan korkmuyormuş gibi görünüyorlardı. Kasaba halkı için durum farklıydı. Dany onlara acıyordu çünkü dehşetin nasıl bir şey olduğunu hatırlıyordu. Kararmış ve ifadesiz yüzleriyle anneler ağlayan çocuklarının ellerinden tutmuş, sendeleyerek yürüyorlardı. Aralarında çok az erkek vardı. Sakatlar, korkaklar ve büyükbabalar.

Konuşması bittiğinde Drogo’nun kaşları çatılmıştı. “Savaşların sonunda böyle olur. O kadınlar artık bizim kölemiz ve onlara canımız ne istiyorsa yaparız.”

Bu kısım bence çok manidar… Dany, Drogo’nun khasarının gelişini gören bazı aptal kasabalıların “yardım” geldiğini düşündüğünü tahmin etmesi… ama gelen daha fazla ölümdü.

Ogo ve oğlu, Viserys’in taçlandırıldığı ziyafet sırasında Drogo’yla beraber yüksek sırayı paylaşmışlardı ama orası Vaes Dothrak’tı. Dağların Anası’nın eteklerinde bütün khalasar’lar kardeşti ve düşmanlıklar bir kenara bırakılmak zorundaydı. Otla kaplı arazide durum farklıydı. Khal Drogo, Ogo’yu yakaladığında Ogo’nun khalasar’ı kasabaya saldırıyordu. Atların toprak duvarlar ardında yarattığı toz bulutunu görünce Kuzu İnsanlar’ın ne düşündüğünü merak ediyordu Dany. Belki birkaçı, genç ve aptal olanlardan, tanrıların onları duyup yardım gönderdiğini, kurtulduklarını sanmıştı.

Elbette Dany bu olandan bitenden; kölelerden zevk almıyor, aksine bu duruma çok üzülüyor ama Demir Taht’ı ve Batı’yı istiyor ise bu ölümlerin de gerekli olduğunu söylüyor. Lakin taht için “ödediğin beden” sözü üzerinde düşünmeye değer.

Öncelikle bedeli ödeyen gerçekte kim? Bu olaylar olurken Dany’nin kimi öldü bu saldırılarda? Neyini kaybetti. Kimseyi. Ölen hep masumlardı, yani Dany tahtı alsın diye bedeli masumlar ödedi.

Diğer yandan Dany’nin “manevi” olarak ödediği bedel elinin kana bulaşması ve masumlar üzerine bir taht kurması mı? Temelde yine bedeli asıl masum halk ödemiş oluyor ama Dany, ayrıca ruhundan da parçalar koparmış olmuyor mu? Özünde ne kadar iyi olursan ol; masumlarla yıkadığın tahta oturmak seni ne kadar iyi biri kalmanı sağlar?

Köleler, diye düşündü Daenerys. Khal Drogo onları nehrin alt bölgesine, Köle Koyu’ndaki kasabalardan birine götürecekti. Ağlamak istiyordu ama güçlü olmak zorundaydı. Bu bir savaş. Savaşlar böyle olur. Bu Demir Taht için ödediğin bedel.

Daha sonra tecavüze uğrayan kadınların çığlıklarına daha fazla katlanamaz ve her gördüğü kadını, Dothrakların elinden kurtarmak için kendine “köle” olarak alır.

Bu kölelerden biri de Mirri. Biz onu genelde Dany’e ihaneti yüzünden tü kaka bellemiştik ama üzerinde düşünür isek ne kadar ihanet olduğu tartışılır. Dany bakış açısıyla baktığımız için her olayı onun gözüyle yorumlama eğiliminde olmamız olağan aslında. Lakin Mirri’nin sözlerine bakmamız yerinde olur, onun bakış açısıyla… Mirri meselesi Dany’nin yanlış bakış açılarından ilkini yansıtıyor, en azından önemli olan ilkini.

Bu kadın köle efendisi değil; köle edilmiş bir kadındı ve onu köle eden de Drogo, Dany ve halkı idi… İnsanları öldürüldü, çocuklar katledildi… Ailesi ve sevdikleri artık yok. Dany de böyle biri ve ne yapmak istiyor? İntikam. Mirri niye intikam almak istemesin ve bunu yapınca adı “ihanet” olsun? Ve dahası Dany, oğlunu öldüren asıl kişinin Jorah olduğunu bilmesine rağmen tüm suçu Mirri’ye atıyor; Mirri’nin “asıl bedelin oğlun olduğunu biliyordun, aksini söyleyerek kendine yalan söyledin.” dediğinde bile Dany itiraz etmedi. Hatta “arkaya dönersem kaybolurum” sözü, bu gerçekle yüzleşmekten çekinmesini ifade ediyor.

Oğlunu Sör Jorah’ın öldürdüğünü biliyordu Dany. Ne yaptıysa sevgi ve sadakat yüzünden yapmıştı ama bebeğini hiçbir canlının girmemesi gereken bir yere sokup karanlığa yem etmişti. Sör Jorah da bunu biliyordu. Solgun yüzü, boş gözleri, topallaması her şeyi anlatıyordu.

Dany tanrıkadınına döndü. “Hayatın bedelinin ancak ölümle ödenebileceğini söylemiştin. Attan bahsettiğini düşünmüştüm,” dedi.

“Hayır,” dedi Mirri Maz Duur. “Bu sizin kendinize söylediğiniz bir yalandı. Bedelin ne olduğunu biliyordunuz.”

Biliyor muydu? Gerçekten biliyor muydu? Dönüp arkama bakarsam karanlığın içinde kaybolurum. “Bedel ödendi,” dedi Dany. “At, bebeğim, Quaro, Qotho, Haggo ve Cohollo. Bedel ödendi ve ödendi ve ödendi.” Minderden kalktı. “Drogo nerede? Bana onu göster tanrıkadını, maegi, kan büyücüsü, her neysen. Bana oğlum karşılığında ne aldığımı göster.”

Mirri’nin sözleri… Dany’nin oğlunun insanları artık küle çeviremeyeceğini söylemesi… Sahip olduğu her şeyin elinden alındığını ve hayatın bir değeri kalmadığını ve aslında Dany’nin bunlara sebep olduğunu ve kurtardığı şeyin ne olduğunu sorgulamasını görüyoruz. Ve evet, Dany bunlara özünde hiç itiraz edemiyor zira edecek bir şey yok. Mirri haklıdır, ortada bir ihanet söz konusu değildir; evet, belki Dany’yi kandırmış diyebilirsiniz ama Dany de düşman bellediği kişilere yalan söyleyip, kandırmaktan çekinmedi; Lekesizlere sahip olma şekli ve Yunkai’ye saldırdığı zamanın örnekleri bize bunu gösteriyor. Mirri yapınca niye tü kaka oluyor? Bu şekilde bakmak yanlış bir bakış açısıdır.

“Onlar tapınağımı yaktı, hataları buydu,” dedi iri, düz burunlu kadın hafif bir sesle. “Bu, Yüce Çoban’ı kızdırdı.”

“Bu tanrıların işi değil,” dedi Dany sertçe. Dönüp arkama bakarsam karanlığın içinde kaybolurum. “Beni kandırdın. İçimdeki çocuğu öldürdün.”

“Dünyanın tepesine çıkacak aygır şehirleri yakamayacak. Khalasar’ı insanları küle çeviremeyecek.”

“Seni korudum,” dedi Dany ızdırap içinde. “Senin hayatını kurtardım.”

“Kurtarmak mı?” Lhazareenli kadın yere tükürdü. “Üç atlı birden üstüme çıktı. Bir erkeğin bir kadını aldığı gibi değil, arkadan, bir köpeğin dişi bir köpeği aldığı gibi. Siz yanımdan geçerken dördüncüsü içimdeydi. Beni nasıl kurtardınız? Tanrımın evinin yandığını gördüm. Orada iyi adamları iyileştiriyordum. Evimi yaktılar. Yollarda yığın yığın kesik kafalar vardı. Ekmeğimi pişiren fırıncının koparılmış başını gördüm. Daha üç ay önce ölügöz ateşinden kurtardığım çocuğun bedeninden ayrılmış kafasını gördüm. Atlılar kırbaçlarını sırtlarına indirirken ağlayan çocukları duydum. Tekrar söyleyin bana, siz neyi kurtardınız?”

“Hayatını!”

Mirri Maz Duur zalim bir kahkaha attı. “Khal’ınıza bakın ve her şey gittikten sonra kalan hayatın neye benzediğini görün.”

Sonrasını hepimiz biliyoruz; Drogo’nun ölümü ve ejderhaların doğumu. Buraya kadar Dany’nin istemeden de olsa Taht için böyle şeylere sebep olduğunu gördük; niyeti kimsenin acı çekmesi ya da ölmesi değildi ama Demir Tahtı da istiyordu. Eğer gerekli ise her şeyi yapabileceğini düşünebiliriz. Lakin olayları değerlendirirken çok da doğru bir bakış açısına her daim sahip olamadığını; bazı ön yargılarla hareket ettiğini de gördük. Bu yüzden Mirri, Dany’nin gözünde bir haindi; haklı bir intikam talebi olan bir mağdur değil.

Üçüncü kitapla beraber Astapor’da Lekesizleri alışına şahit oluyoruz. Kölelik, insanlık dışı bir eylemdir; şüphesiz ve bu muhakkak sona erdirilmesi gereken bir düzen. Herhalde buna katılmayan bir zihniyet günümüzde kalmamıştır?

Sorun şu ki toptancı bir bakış açısı her şeyi mahvediyor. Dany için “köle efendisi” demek bir nevi şeytan gibi bir şey. Köle sahibi hiçbir insana sevgi besleyemediği gibi Meeren halkından da hiç hoşlanmıyor. Zira onlar kötüdür ve kötüler yok edilmelidir. Yazıya nasıl başlamıştım? Birileri ön yargıları ile sizin ne hak edip etmediğinizi karar verdiğinde, bu Bozuk Çark dönmeye devam ediyor. Dizide bunu sonlandırmaya çalışan sözler söylemesine rağmen Dany, bu bozuk düzenin işlemesini sağlayan çarklardan biri olarak seride ilerlemeye devam ediyor. İronik yanı ise Dany, kölelik gibi kötü bir düzeni yok istemesine rağmen buna sebep verenlerden biri… Evet, kölelik ortadan kalksa bile bozuk düzen devam etmeye mahkum. Batıda da bozuk bir düzen var ve orada kölelik yok.

Robert, Dany ve bebeğini öldürmek istediği zaman Ned’in tepkisini biliyorsunuz; kızın masum olduğunu, daha çocuk olduğunu ve bir bebeği öldürmekte onurlu bir şey olmadığını söyleyerek Robert’ı aksi yönde ikna etmeye çalışmıştı. Lakin köle sahibi olduğu için 12 yaş üstü çocuklar, Dany için öldürülmeyi hak eden kötü insanlar olarak kabul görüyor; kadın erkek demeden her köle efendisi için geçerli bir bakış açısı bu…

“Lekesizler!” Dany askerlerinin önünde dörtnala koştu, gümüşi altın saç örgüsü arkasında uçuyordu, çanı her adımda çınlıyordu. "İyi Ustaları öldürün, askerleri öldürün, tokar giyen ve bir kamçısı olan her adamı öldürün ama on iki yaşın altındaki hiçbir çocuklara zarar vermeyin ve gördüğünüz her kölenin zincirlerini kırın.”

Selmy’den Ned’in yaptığını duymasına rağmen Dany’nin Ned’de onur ne gezer, dediğini ve yaptığı iyi bir şeyin geçmişteki kötü şeylerini temizleyemeyeceğini söylemişti. Şüphesiz Dany’nin Ned ve Starklara bakış açısı -ailesine sebep oldukları zararı düşünürsek- olağan… Lakin ilk hamlenin Targaryenler tarafından atıldığını bilmiyor mu? Hiçbir şeyi bilmiyor ise abisinin Stark kızını kaçırdığını ve olayları tetikleyen fitili ateşlediğini biliyor. Yanlış anlama olmasın, burada Dany’nin bakışını tamamen yanlış bulmuyorum; ben olsam ben de aynen bu şekilde tepki verirdim. Sonuçta neyi ne kadar bildiğini de bilmiyoruz ve Viserys’in sürüsüne bereket abartılı ve yanlış şeyler de anlattığına şüphemiz yok.

Özünde iyi biri olduğunu bilsem bile ben, yaşadığım acıya bakar ve buna sebep olanlardan intikam almak isterdim ama bu, benim tavrımı ve ileride bu konuda atacağım eylemleri tamamen aklayıp paklamıyor işte. Yani anlamak ve hak vermek; onaylamak ve yapılan şey/leri aklamak demek değildir.

Astapor’da olanlar bununla bitmiyor. Eski köleler, hayatta kalan eski efendileri köleye çeviriyor; 12 yaş altında hayatta kalmış o çocukların her birini yeni Lekesizler yapıyorlar ve sözde köle efendileriyle savaşıyorlar ve Dany’den yardım istiyorlar. Dany ise Meeren’de işler karışık olduğu için Yunkai ile savaşmak istemeyip, yardım talebini geri çeviriyor ama her şey yolunda gitseydi; yardım edeceğini biliyoruz. Madem kölelere karşıyız ve köle efendileri kötü; neden Astapor’da olanlara müsaade ediyoruz?

Bu olanlara sebep olan “eski köleler” Eski köleler yeni köle efendisine dönüşürse ne olur? Yeni kötü adamlar mı? Yoksa zaten hep kötü adam mıydı? Ya da iyi ve kötü şeyler yapmaya muktedir "insanlar"dan mı bahsediyoruz?

Zavallı bir umuttu bu. Çivit Yıldız’ın kaptanı bir Qarthliydı, yani Dany, Astapor’u sorduğunda adam bol bol ağladı. “Şehir kanıyor. Ölü adamlar caddelerde çürüyor, her piramit silahlı bir kamp, pazarlarda ne yiyecek var ne de köle. Ve o zavallı çocuklar! Kral Satır’ın eşkıyaları Astapor’daki bütün soylu çocukları yakaladı, satılacak yeni Lekesizler yaratmak için. Eğitimleri yıllar sürecek gerçi.”

Meeren’e dönersek eğer… Köleler de saf masum mağdur değil özünde. Savaş sırasında çalıyor, tecavüz ediyor hatta öldürüyorlar.

Ayrıca nasıl “yapacağın bir şey yok” sözünü kurabilir bir insan; tüm bunlara sebep sen değil misin? Bir şeyler yapmak zorundasın. Evet, bir insan olarak hata yapıp, günah işleyebilirsin ama yaptığın şeyin sorumluluğunu alıp düzeltmek için uğraşmaz isen ortada bir pişmanlık yok demektir ve kişi, samimiyetsiz görünür. Her şeyden önce korkaklıktır zira kaçıyorsundur. Dany sık sık “arkama dönersem karanlıkta kaybolurum” derken, aslında yaptıkları ve dönüştüğü şeyle yüzleşmekten korkup kaçtığını gösteriyor.

Dany’yi en çok şaşırtan şey hiç şaşırmamış olmasıydı. Bir zamanlar korumaya çalıştığı Lhazarlı kız Eroeh’i ve onun başına gelenleri hatırlarken buldu kendini. Yola çıktığımda Meereen’de de aynı şey olacak. Dövüş çukurlarından gelen, öldürmek üzere büyütülmüş ve eğitilmiş olan köleler, şimdiden asi ve kavgacı tavırlar sergiliyordu. Şehrin artık onlara ait olduğunu düşünüyormuş gibi görünüyorlardı, şehirdeki her adamın ve her kadının da öyle. Bu kölelerden ikisi Dany’nin astığı sekiz kişinin arasındaydı. Yapabileceğim başka bir şey yok, dedi Dany kendine. “Benden ne istiyorsunuz kaptan?”

Ailesi, kardeşi ve annesi öldürülen eski bir köle efendisi çocuk vardı; Dany’den cezalandırılmalarını istemesine rağmen saldırı günü yapılan her suça genel af çıkardığı için Dany o gün ki kimseyi cezalandırmadı ve oğlan, kıza tabi olarak düşman oldu.

Tozun ve ölümün üstüne inşa edilmiş bir şehrin kraliçesiyim. Dany’nin delikanlıyı reddetmekten başka bir seçeneği yoktu. Yağma sırasında işlenmiş bütün suçlan kapsayan bir genel af ilan etmişti. Efendisine karşı ayaklanan köleleri de cezalandırmayacaktı.

Şimdi… Eski köleler, şehir ve içindeki insanlar onlara aitmiş gibi hareket ediyor; yani bir nevi yeni efendilermiş gibi… Çalıyor, öldürüyor ve tecavüz ediyor… Bu insanlar çok masum ama köle efendileri şeytan mı? Zamanında köle sahibi oldukları için, bunlara maruz kalmaları adalet mi? Bence durum öyle değil. Her köle sahibi ve köle yaratan kötü ve şeytan ise Drogo da böyle biri idi ve çok kısa sürse de Dany de böyle biriydi… Kendi Valyria halkı da böyle idi ama hiç kötülediğini görüp duymadık bunu.

Bir diğer olay… Meeren’i yöneten kişilerin 170 küsur idi sanırım; o sayıda çocukları çarmıha germesi karşılığında aynı sayıda efendiyi çarmıha germesi için adam talep etmesi… Sorun şu ki bu adamları seçenler yine Meeren’i yönetip, o çocukları oraya çivileyen kişilerdi. Dany özünde çocuklarla ilgisi olmayan kişi/leri öldürdü ve bunu sorgulamaya pek yanaşmadı hatta adalet olarak gördü; çünkü onların kölesi vardı, bu yeterli bir sebepti.

“Bunu biliyor. Ben de öyle.” Dany, Astapor’daki Ceza Meydaninı gördüğünde hissettiği dehşeti hatırladı. Ben de en az o kadar muazzam bir dehşet yarattım ama bunu kesinlikle hak etmişlerdi. Adalet, acımasız da olsa adalettir.

Özetle Dany’nin toptancı bakış açısı; adaletli kararlar vermesinin önüne geçtiği gibi kendisine yeni düşmanlar yaratıp, adaletsiz bir düzenin ilerleyişine neden olmaktan başka bir işe yaramıyor. Ön yargı ile yaklaştığı tüm bu insan/lara gram sevgi beslemediği gibi ölmelerinde de bir sakınca yok, 6. kitapta büyük bir kıyım yapacağını düşünüyorum.

Peki, Batıya geldiği zaman ne olacak? Orada köle yok. Köle efendisi yok. Lakin İşgalci’nin Köpekleri var. Stark, Baratheon, Lannister, Arryn ve Tully… İsyan sırasında liderlik edenlerin hepsi şu an ölü ama haneler varlıklarını sürdürmeye devam ediyor…

"Şimdi kadınlardan oluşan bir hane. Kan isteyen öfkeli ve yaşlı kadınlar. Kadınlar unutmaz. Kadınlar affetmez.”

Unutmaz ve affetmez, diye düşündü Dany ve ben Batıdiyar’a döndüğümde, bunu İşgalci’nin köpekleri de öğrenecek.

Bu iyi bir tavsiyeydi. “Evet, bunu yapın.” Batıdiyar. Ev. Ama Dany buradan ayrılırsa Dany’nin şehrine ne olacaktı? Meereen hiçbir zaman senin şehrin değildi, diye fısıldadı Viserys’in sesi. Senin şehirlerin denizin karşısında. Yedi Krallık’ta. Düşmanların seni orada bekliyor. Sen onlara kan ve ateş ikram etmek için doğdun .

İyi bir hükümdar, yönetmeye talip olduğu insanları tanımalı ve varsa tüm ön yargılarından da onları tanıyarak kurtulmalı; bütün halkını benimsemeli ve değer vermelidir. Kontrolsüz duygular ve intikam odaklı olaylar sadece başkalarına ve uzun vadede de kendisine zarar vermekten bir işe yaramaz… Zira ön yargı, nefret doğurur ve nefret de yeni düşmanlar yaratır; düşman ise savaş ve ölüm demektir. Maalesef Dany’nin şu ana kadar yaptığı ve görünüşe göre bundan sonra yapacağı da bu. Biri şu kıza toptancı bakış açısından kurtulmasını söylemek zorunda.

Ejderhaların anası, diye düşündü Daenerys. Canavarların anası. Dünyanın üstüne ne saldım ben ? Ben bir kraliçeyim ama yanık kemiklerden inşa edilmiş tahtım bir bataklığın üstünde duruyor. Dany, ejderhaları olmadan, değil Batıdiyar’ı geri kazanmak, Meereen’i elinde tutmayı nasıl umut edebilirdi? Ben ejderhanın kanıyım, diye düşündü. Eğer onlar canavarsa, ben de öyleyim.

Ya siz ne düşünüyorsunuz?

5 Likes

Ne yaparsa yapsın o hep benim gönlümün kraliçesi.:slight_smile: Yobaz bir dany fanıyım ben :slight_smile: Neyse aldırmayın. Genede ben güveniyorum dany’e o delirmicek güzelce demir tahta oturup kardeş kardeş yönetecek herkesi. :joy::sweat_smile:

Ehehhee ya delirme kelimesinden hoşlanmıyorum, kötü eylemler yapınca neden delirme oluyor ismi? Maegor gibi birine dönüşür en fazla, babası Aerys gibi olsun istemem.

1 Like

Maegor tuhaf bir targaryen kralı geçen buradan bir arkadaş sayesinde öğrendim ejderhanin oğulları diye bi hikaye varmış okudum pdf den full hic bilmedigim bir suru şey varmış mesela aenys blackfyre verene kadar 13 yaşından beri dark sisterı o kullanmış sevende var sevmeyende ben aslında maegor gibi de olmasını istemem ama bu senin yazdığın kırmızı kapı olayı eger o kapı açılınca farklı şeyler olursa bilmiyorum zalimleşebilir de

bence dany iyi bir yönetici değil. olayları hep kendi perspektifinden değerlendiriyor ve iç sesinde kendisini haklı çıkarmaya çalışıyor. tabi bu onu haklı yapmıyor doğal olarak. iyi eğitim alamaması, sıkıntılı bir çocukluk geçirmesi bunlara büyük etken. bir hükümdar en önce yönettiği halkı, coğrafyayı tanımalıdır. tarih bilgisine vakıf olmalıdır. dany gücü eline geçirdiğinden beri bize ışık vermiyor bi türlü. günlerini toz pembe işlerle geçiriyor. ejderha kraliçesi, yedi krallığın meşru sahibi olan kızımız bir paralı askerle fingirdiyor sürekli. hükümdarlık sadece oturup halkı dinlemekle olmuyor maalesef. aç bir kitap oku yav bir bak bakalım şu ejderhalar nedir nasıl yönetilir veya köle körfezi tarihi, bu insanlar ne yer ne içer ne sever ne sevmez bir öğren. ben batıdiyar’ı fethedeceğim demekle olmuyor bilgi topla kendi hanedanın ve diğer büyük hanedanlıklarla ilgili. yanında diyarın son 50 yılının ayaklı tarihi cesur barristan var sabah akşam soru yağmuruna tutması gerekiyor ama malum ona da inanmıyor targaryen aleyhine söz söylediğinde. işgalci’nin köpekleri diye bir şey tutturmuş sanki atası fatih aegon farklı bir iş yapmış gibi. intikam almak istemesi kadar doğal bir şey olamaz ama bunu çocukca “hepsini yakacağım” tarzı değilde biraz daha ihtiyatlı, soğukkanlı bir şekilde düşünse, planlasa bize de itici gelmez. babası milleti yakıyor kızı da “ben de ben de” diyor. umarım işgalci’nin köpekleri seni de ham yapar danycim.

En iyi örneği yazar bize veriyor zaten. lord kumandanımız jon günlerini araştırmakla, mum ışığında geç saatlere kadar kitap karıştırmakla geçiriyor, bin türlü sıkıntı içerisinde nöbet gibi gelirsiz, güçsüz bir kardeşliğe çareler buluyor ve bir krala hayati derecede önerilerde bulunuyor. yeri geliyor kral ile ters düşüyor, tartışıyor ve sözünü esirgemiyor ama en sonunda istediğini alıyor. herkesi dinliyor, bir şeyler kapmaya çalışıyor ve tecrübeleniyor. kısaca günden güne pişiyor. ve bunu yanında ona iyi tavsiyeler verecek insanlar olmadan yapıyor. hatta her işine karşı çıkan kardeşlerine karşı yapıyor.

dany böyle giderse yine tüm sorunları ejderhaları ile çözecek ve ona verilmiş bu inanılmaz 3 hediyenin gücünden mahrum kalırsa mahvolacak. keşke herkesin ejderhası olsaydı hayat çok kolay kolurdu.

5 Likes

Sadece “kırmızı kapı” meselesi değil aslında. Dany’nin hikaye başlığını okursan göreceksin ki o yöne doğru ister istemez evrilmiş vaziyette. Bir de ben foreshadowing olduğunu düşündüğüm bir cümle kuruyor ilk kitap sonunda Dany…

“Ben Fatih’in ve Maegor’un kanıyım…!” İntikam yemini ettiğinde bu sözleri söylüyor. Şimdi ben çıkar atalarımdan iyi yönde şan yapmış kişilerin kanından olduğumu gururla söylerim ama kötü nam yapmış birini de alıp “onun da kanıyım” demem. Maegor zalim bir adamdı ve bu yönüyle anıldığı gibi Demir Taht’ın üstünde öldü/öldürüldü. Ölüm şekli de muamma.

  1. kitapla beraber Dany, Astapor ile başlayarak Fatih gibi fetihlere başlıyor; 3 ejderha ve az sayıda ordusuyla. Aynı Aegon gibi bak, onun da elinde az bir ordu ve 3 ejderha vardı. Tyrion bile onun Fatih’in memeli hali olduğunu söyledi bu fetihleri ve ejderhaları yüzünden. Lakin Dany “Ben Maegor’un kanıyım!” da dedi. O cümleyi ima olarak alırsak ve ilki gerçekleştiğine göre 2. de gerçekleşecektir… Maegor gibi zalimleşecek ki zaman zaman “ejderha uyandı” dediği zaman gerçekten zalimce davranıyor.

Dany’nin başlangıcı baba Fatih ama sonu oğul Zalim gibi bitebilir. GRRM’in karakterler arası paralellikler yapmayı sevdiğini hatta bazı tarihi şeyleri tekerrür ettirdiğini görebiliyoruz. Dany, seri sonunda Demir Taht’a oturmuş ama biri/leri tarafından yahut kendi kendini öldürebilir. Dans 2 olacak deniyordu misal; Siyahların kraliçesi de kısa bir süre tahta oturup, öldürüldü. Yani Dans 2 olacak biliyoruz, bu durumda bu iki durumu/olayı birbirine karıştırıp sunabilir GRRM.

Bilmiyorum neden ama karanlık yönleri ağır basan karakter anlatımlarını seviyorum, bu yüzden Arya ve Jon’un da bu yönlerinin ağır basacağını ümit edip okumak için bekliyorum :smiley:

Mevcut haliyle Dany kesinlikle iyi bir hükümdar değil ve yönettiği Diyar’ın zaten kan ve ateşle yıkandığını görüyoruz. Evet, eğitim almaması gibi şeyler çok büyük etken ve ben şahsen “ortalama” da olsa yönetme ışığı olduğunu düşündüğüm biri… Lakin dediğim gibi “ortalama” bir yönetici olur, en fazla bir tık fazlası olur ama öyle çok parlak olmaz ama iş, fetih yapmaya vb. şeylere gelince kız dedesini aratmıyor, o yönden hakkını yememek gerek.

Aemon; kötü insanların iyi kral; iyi insanların kötü kral olduğu görülmüştür, demişti. Dany bu cümlede “iyi” insan olarak “kötü kraliçe” kısmını karışıyor bence.

Dany’nin aşık olması ve sevgilisi ile takılmasında yadırgancak bir şey yok; olağan ve olmaması için bir sebep görmüyorum. Her insan gibi aşk meşk istiyor ama genel anlamda bakarsak evet; milleti dinlemek dışında hususi yaptığı çok bir şey yok gibi bir imaj çiziyor ama hak yemeyelim; pek beceremese de ticari anlaşmalar yapmaya çalıştı ve üstüne çiftçilik gibi şeyler deniyor ama Dany, ikna kabiliyeti olan biri olmadığı gibi büyük krizlere çözüm üretebilecek kapasiteye sahip biri de değil.

Dany’nin eline her şey tıkırında bir Diyar ver, sorunsuz yönetir ama problemli bir Diyar ver, eline yüzüne bulaştırır. Bu yüzden ortalama bir yönetici olabilir ondan dedim.

Söylediğin gibi Meeren halkını ve tarihini öğrenmesi gerek; burada kraliçe olmayı öğreneceğini, burayı yönetemez ise 7 krallığı asla yöntemeyeceğini söylemişti; bunu iyi anlamış güzel ama Meeren’i de yönetmek için gerekli şeyleri yapamıyorsun ki; halkı kazanamadın her şeyden önce. Soylular, o kadar kötü duruma düştü ki kendilerini köle olarak sattılar ve Dany, bunu “özgür seçimleri” olarak yorumladı ve üstüne bundan vergi alıyor. Hani köleliğe karşıydın? Sıçtı sıvadı her şeyin ama her defasında “midem kalkıyor” tarzı tepkiler vermesini biliyor köleliğe.

Boynuna zincir takmamış bir insan “köle” olmak istiyor ise bu “özgür seçim” midir? Kölelik insanlık dışı bir eylem değil midir? Şeytani bir şey tabiri caiz ise? Hangi aklı başında bir insan kendine bunu yapar? Kimse. Lakin ölüm ve yaşam arasında bir seçim sunuyorsan ona özgür seçim denemez; seçeneksizlik denir. Bu soylular ya ölecekti ya da köle olarak yaşayacaklardı. Kölelik, ölümden daha tatlı göründü gözlerine.

Batıdiyar hakkında da bir şeyler bilmiyor ve öğrenmesi gerekir ama pek yanaşmıyor… Oraya gittiğinde de eğitim almaya meraklı olacağını sanmam; tek odak noktası taht olacaktır. Sorunu işte bu… özünde umursamıyor, halkı kazanmak için hiçbir şey yapmıyor.

Jon çok ayrı bir şey ya, hastayım bu oğlana. :heart_eyes: Gerçekten imkansızlıklar ile boğuşup duruyor; krizlere sorun üretiyor, geceleri öyle rahat rahat uyumuyor; sürekli çözüm aramakla uğraşıyor, çalışıyor… Adam lazım, adam buluyor; yemek için altın lazım altın buluyor; Yabanılları ikna ediyor, Stannis gibi bir admaı ikna ediyor; savaşmaktan anlıyor,yönetmekten anlıyor, senin kralın totoşunu kurtardı biliyorsun demi? Dehşet Kalesinde tuzak vardı onun için, Jon çevirdi yolunu orada “alamazsın kaleyi” diye. Adam da sağladı ona.

Hükmetmeyi iyi bilen, o tahta oturmayı hak eden kişi bence ama işte… kim hak ettiğini alıyor ki? :smiley: Jon’un eline Dany’nin imkanlarını verin, size birleşik bir krallık ve refah versin. :slight_smile:

1 Like

Bunların olmasının sebebi Dany’nin yönetmenin ne kadar zor olduğunu hala anlayamamış olması. Dany hem kız hem de sürgünde olması nedeniyle yönetim hakkında hiçbir şekilde eğitimi yok. Ve kendini Yedi Krallık yönetimine eğitmek için secebilecegi en yanlış yeri secti: Kölelik düzeninin yeni kaldırıldığı bir şehir. Böyle karmaşık sosyolojik durumda olan bir yeri yönetmek bırakın Daenerys’i, Tywin’in bile yönetemeyeceği bir bölge (Gerci Tywin köleliği geri getirerek bu sorunu cozerdi). Çevresindeki herkes ona bunu anlatmaya çalışıyor ama ısrarla duymayı reddediyor. Eğer Meeren’den giderse dediği gibi arkada bir kaos bırakacak ama kalırsa da daha iyi olmayacak. Bu işin içinden şehri yakıp yıkmadan çıkması çok zor görünüyor. Zaten Dothrak Denizi’nde ufaktan delirmeye basladi (Cimenlerle konusuyordu). Dizideki gibi bir savaşla bu problem çözülmeyecek. Köle Körfezi şehirleri muhtemelen kitap sonuna çıkamayacak.

1 Like

Her ne kadar Batı’da kalabilseydi de yönetici olarak yetiştirilmeyeceği için durum temelde farklı olmayacaktı ise de “kız” olduğu için Doğu’da eğitim almamış değil; Viserys de almadı o eğitimi. Malum yetim/öksüz iki çocuk sadece yemek ve başını sokabilecek yeri bile zor buluyordu. Vis’in aldığı yegane eğitim okuma-yazma ve Valyria dili ve 7 yaşına kadar sağdan soldan ne öğrendi ise… Onları da Dany’e aktardı zaten.

Tywin ise sorunu kökten güzelce çözerdi ya; köleliği getirmesine gerek yoktu, bildiğin acımasız bir adam olduğu için rehine aldıkları çocukların kellesini gönderir sonra da piramitleri yerle bir ederdi.

Söylediğin gibi kalması ya da gitmesinin çok büyük bir fark yaratacağı yok, aksine yapacağı tek şey kaldı; bütün köle efendilerini yakmak, piramitleri yok etmek gibi büyük bir yıkım. Özetle Meeren’i ve önde gelenleri küle çevirmek.

Denizdeki konuşma “ateş” kaynaklı ama…Kendi iç hesaplaşması ve kimliğini bulması üzerine güzel bir POVdur. :slight_smile:

3 Likes

Var evet o tip foreshadowing olacak sözleri umarım olmaz belkide hepsi psikopata bağlar buyuk bir yikim goruruz:)

Yıkacaksın Sur’u; Ötekiler herkesi öldürecek “mutlu son” :smiley: Dizi sonunu görünce böyle bitseydi dizi, mutlu son olurdu benim için. :stuck_out_tongue:

1 Like

tabi ki aşık olacak ama bir paralı askerle olması mantıklı iş değil. bu adamlara dünyada kimse güvenmiyor sadece işlerine geldiği gibi kullanıyorlar. bunun için de haklı sebepleri var. bir paralı asker sadece parayı düşünür ve ihanet etmeleri hiç şaşırılacak bir şey değildir. yarın bir gün büyük oyuna girdiğinde batıdiyarlıların bu konu hakkında iyi düşünmeyeceğini biliyoruz. zaten tüm ordusu, ejderhaları vs. batıdiyarda iyi karşılanmayacak. avrupa için moğollar neyse batidiyar için dany o. bir değil iki değil her yönden eksi yazıyor kıza sahip oldukları.
eğer barristan savaştan sağ çıkar ve dany dothrak desteği alırsa barristan muhtemelen onu uyaracaktır. dany’nin buna cevabı ne olacak merak ediyorum. tahminen intikam, işgalci’nin köpekleri zırvalarını geçirecektir içinden. savaş bu diyecektir.

kesinlikle doğru. kralım şu an yoluna devam ediyorsa jon sayesindedir. jon’da bir cevher olduğunu gördü ve tavsiyelerine kulak verdi. stannis çoğunuzun gözünde katı, inatçı ve sadece kendi bildiğini okuyan bir adam gibi olsa da aslında öyle değil. değerli bir adam gördü mü ondan yararlanıyor. bir kralda olması gereken en önemli özelliklerden biri diye düşünüyorum.
misal fırtına toprakları desteğini aldıktan sonraki konseylerde lordların çoğunun yalaka olduğunu söylemişti davos’a ve onun fikirlerini istemişti.

aman aman sakın vermeyin o imkanları. bizim çocuk yokluk içinde sıkıntılarla yoğruluyor ve daha iyi oluyor. ejderhası olan sapıtıyor gerek yok o canavarlara🙂

ned ve üstat luwin’i tebrik etmek gerek çocukları gerçekten iyi eğitmişler. biri savaş kaybetmedi diğeri de gerçekten iyi bir yönetici ve savaş işine girdiğinde de aynı başarıyı muhtemelen görürüz.

1 Like

Kalp, söz dinlemez ki… Bir süre direniyor aslında ama pek, beceremiyor. Aemon’un söylediği gibi “Aşk, vazifeyi öldürür.” :slight_smile: Diğer yandan da bana ihanet eder mi diye korkuyor ve özünde Kraliçe Dany’yi sevdiğini de biliyor. Daario’nun ne olduğuna ve ne yapabileceğine dair kör değil aslında ama işte kumar oynuyor, riske giriyor. Umut ediyor. He umudu yerle bir olacak, o kesin.

Daario konusunu mu?

Evet, “değerli” bir adamı görüp tanımak ve faydalanmak hükmeden biri için olmazsa olmaz bir özelliktir; Stannis bu özelliğe sahip, bu yüzden kardeşlerinden kat ve kat daha iyi bir hükümdar ama işte aşırı katı ve sevimsiz halleri yüzünden çok ekside adam. Huysuz insanı kimse sevmez ki.

Ejderha gerekmez ya, ordu-mal mülk desteği gibi şeylerden bahsediyorum. Jon’un zaferler kazanmak için, güç sahibi olmak için ejderhalara ihtiyacı yok, kendisi yeter. :smiley:

Evet, Luwin ve Ned’i cidden tebrik etmek şart; cevherleri işlemesini bilmişler. :slight_smile:

Jon’un Sur savunması bile başlı başına savaş konusunda dizideki gibi salak duruma düşmeyeceğinin göstergesi. Ameon bile eğer Jon olmasaydı şu an Mance burada şarabını içiyor olurdu, dedi. Sur’u Jon sayesinde ellerinde tuttular.

1 Like

Simdiki halinden milyonlarca kat güzel olurdu:) Birde euron var o manyak acba ne yapacak adam ortalığı birbirine katıyor ve bir targaryen yada blacfyre daha varmıdır henüz görmediğimiz öyle bir yazı daha okumuştum

hayır. dany eğer dothrak desteği alırsa barristan bu medeniyetsizleri batıdiyar’a götürme konusunda uyaracaktır. o zaman ne gibi bir tepki verecek meraktayım.

jon iyi bir liderlik örneği gösterdi ama kabul edelim ki sur’u savunmak ile bir meydan muharebesi, kuşatma aynı şeyler değiller. sonuçta sur dev bir buz kütlesi ve karşındakiler de zırhsız, düşük silahlı yabanıllar. ve hepsi aynı anda saldırmadılar mance öncü kuvvet gibi bir şey yolladı. jon’da büyük ışık var tabi savaş konusunda da.

Anladım, muhtemelen söyler; Lekesizler için de itiraz etmişti ama elbette ki dinlemeyecektir.

Elbet birebir değil, daha çok “kale savunması” şeklinde oldu; lakin bunu yapabilen birinin muharebe meydanında da bundan daha az başarı sağlamasını beklemem elbet. :slight_smile:

1 Like

Bu söylem üstelik yanlış bir söylem. Dany’nin soyu Maegor’a değil Aenys’e dayanıyor. Bundan daha garip bir cümle kuramazdi Dany

3 Likes

Evet, o da var ama özünde hepsi akraba olduğu için “aynı kanı” taşıyorlar. Biz de misal ata diyoruz geçmiş Türk liderlerine vs. doğrudan bir kan bağımız yok ama soydaş olunca “ata” deyip, geçiyoruz. Bir de bu aile zaten. :slight_smile:

1 Like