Daenerys ve Jon... Geçmişten bugüne


#1

Bu sıralar analiz, paralellik, kontrast konularına biraz ilgim var, belki dikkatinizi çekmiştir.
Bilgisayar başında geçirdiğim vaktin çoğunu, bu yönde araştırmalar yaparak, yazılar okuyarak geçiriyorum. Sanırım teorilerden fazlasıyla sıkıldım; olacak şeyleri arastırıp konuşmaktan ziyade, yaşanmış şeyler hakkında yapılmış analizleri okumayı tercih ediyorum, dizi-kitap serisi farketmiyor.
Tabi en çok sevdiğim karakterler oldukları için, arastırmalarım daha çok Dany ve Jon ile ilgili oluyor.

Ve bu araştırmalar sonucu, bu iki karakterin dizinin başından beri hikayelerinde bir paralellik, bağlantılar ve çok az da olsa kontrast olduğunu anlatan bir yazıya denk geldim, ve çok hoşuma gitti. Ama biraz eksik de geldi, bu yüzden ek araştırmalar yaptım ve hatta ilk sezondan başlayıp Dany ve Jon sahnelerini tekrar izledim, ve orjinal yazıya ufak tefek eklemeler yaptım, bazı konularda daha da derine indim.

Şu iki uyarıyı da yapmak isterim :
Bazı parallelikler için “Ama bunu Tyrion için de söyleyebiliriz”, “Ama bunu Arya da yaşadı”, “Şu karakter de böyle yaptı” falan filan diyebilirsiniz, ama burada önemli olan büyük tabloda ortaya çıkan sonuçtur, tek tek parallelikler değil. Birçok karakter arasında çeşitli paralellikler, bağlantılar var ama bu yazı bunun ötesinde bir durumu el’e alıyor. Eğer başka karakterlerin de başından beri paralel giden bir hikayeleri, bir “storyline”ları olduğunu düşünüyorsanız, siz de bir yazı yazıp bunu paylaşın.

İkinci uyarım ise, lütfen bana bazı paralellikler için “Ama bu ikisi birbirinden çok farklı olaylar” demeyin, bunu ben de biliyorum, ama burada olaylar incelenmiyor veya Dany ve Jon’un eylemlerinin altından yatan sebep de incelenmiyor, burada incelenen şey tüm bunların vardığı nokta, ortaya çıkan sonuç, özet. O yüzden lütfen, rica ediyorum, olay veya eylem analizine girmeyin.

Umarım ortaya iyi bir analiz yazısı çıkarabilmişimdir. Shall we begin?


1.SEZON

1.Bölüm :

Dany ve Jon hikayenin en başında dışlanan, hor görülen, özgüven problemleri olan karakterler olarak tanıtılıyorlar. Kendilerini yaşadıkları yere ait hissedemiyorlar.

Birde bir kontrast var bu bölümde; Jon piç olduğu için Kral Robert’ın şerefine verilen ziyafetin dışında kalıyor, Catelyn onun varlığının bir hakaret olacağını düşünüyor. Bu Jon’u mutsuz ediyor tabi, öfkelendiriyor da.

Dany ise tabi ki, doğal olarak kendi düğününe katılmak, orada olmak zorunda. Ve bu da onu mutsuz ediyor.

Biri bir ziyefette yer almak isterken, diğeri istemiyor ve bu iki duruma da özellikle birileri sebep oluyor (Catelyn – Viserys).

Bir diğer paralellik ise, Jon ulu kurdunu buluyor, Dany’ye ise ejderha yumurtaları veriliyor.
Bunun ikisi için de özel anlamları var. Kendisi için de bir ulu kurt olduğunu gören Jon için bu çok anlamlı, bu durum onu hep olmak istediği bir Stark yapıyor.
Ejderha yumurtaları ise Dany için çok anlamlı, hanedanının sembolü olan ejderhaların yumurtalarının ona hediye edilmesi çok özel onun için. İlk defa Viserys’e değil, ona veilen büyük bir hediye bu. Onca dışlanmışlık, değersizlik hissi ile geçen yıllar ve nihayetinde bir mal gibi satıldığı gün, ona kendini gerçekten bir Targaryen gibi hissetmesine sebep olan bir hediye bu.


2.Bölüm :

Bu bölümde, Drogo Dany’ye tecavüz ederken, Dany gözlerini etraflarına yanan mumlar konmuş ejderha yumurtalarından ayırmıyor. Gayet açık bir şekilde onlardan güç aldığı, onlara tutunduğu gösteriliyor.
Dany onlara bakarken sahne değişiyor ve bir ateş görüyoruz, o ateşin başında ise Jon’u.
Burada elbette Jon’un gerçek kimliğine bir gönderme var, ilk mesaj bu.

Diğer mesaj ise, Dany’nin gelecekte Jon’dan güç alacağı, ona tutnacağı ile ilgili. Aynı şekilde Jon’un da Dany’den güç alıp ona tutunacağını da söyleyebiliriz.

Şunu da eklemek gerekir ki, ikisi de o noktada mutlu değiller. Dany’nin durumu ortada, Jon ise Gece Nöbetçilerinin çok da dürüst, onurlu, iyi adamlardan oluşmadığını görüyor ilk kez.
Özetle, bu noktada bir mutsuzluk, hayal kırıklığı teması var, başlangıçta ise bir güç alma teması var. Bunları birleştirince ortaya çıkan mesaj gayet açık.


3.Bölüm :

Daenerys’in bir Khaleesi gibi davranmayı öğrenmeye başladığı bir sahne izliyoruz ve bu şekilde saygı kazanmaya başladığını görüyoruz.
Hemen sonraki sahne ise Benjen ve Jon sahnesi, ve Benjen Jon’a “Bir adam hakettiğini alır, ama hakettiğinde alır” diyor.
Yani peşpeşe gelen bu iki sahne arasında çok hoş bir bağlantı var.
Ek olarak, daha sonra Jon öncesinde kavga ettiği Gece Nöbetçisi adaylarına olan yaklaşımını değiştiriyor, onlara kılıç kullanma konusunda bildiklerini öğretiyor ve bu şekilde saygılarını kazanmaya başlıyor.

Özetle, Dany ve Jon bu bölümde yaşadıkları yere, içinde bulundukları topluluğa uyum sağlamaya başlıyorlar, nasıl davranmaları gerektiğini öğreniyorlar, ve saygı kazanıyorlar.

Bir diğer sahnede Tyrion’u, Jeor Mormont ve Üstat Aemon ile konuşurken görüyoruz ve Üstat konuşmanın sonunda “Kış geldiğinde hazır olmazsak, Tanrılar yardımcımız olsun” diyor.
Sahne değişiyor, ejderha yumurtalarını görüyoruz, sonra Dany ve Drogo’yu. Dany karnındaki çoçuğun erkek olduğunu düşündüğünü, bunu bildiğini söylüyor Drogo’ya ve sahne bitiyor.
Tekrar Sur’a dönüyoruz. Yine Tyrion’u görüyoruz ama bu kez Jon’un yanında. Vedalaşıyorlar, hatta Tyrion “Ya kış gidecek ya da ben. Kışın gitmeye niyeti yok” diyor.

Şimdi burada Dany ve Jon arasında direkt bağlantı yok, ama bir bağlantı var ve bu durum Tyrion ile sağlanıyor.

Bu bağlantılı üç sahnede o kadar önemli mesajlar verilmiş ki…

Öncelikle, Akgezenler ile ilgili olaylarda Dany’nin ejderhalarının ve tabi Dany’nin de büyük bir rol oynayacağı mesajı var.
Jon’un da büyük bir rol oynayacağının mesajı var, Tyrion’un yer aldığı iki sahnedeki konunun kış olmasıyla veriliyor, vurgulanıyor bu mesaj.

Bu sahnelerde Dany ve Jon arasında bağlantıyı sağlayan karakterin Tyrion olması ise, ileride bu kez cidden bu ikisi arasında bir bağlantı sağlayacak, bir köprü kuracak kişinin Tyrion olacağı mesajı da var. Ki öyle oldu da.

Ve son mesaj, Tyrion’u yeniden Kuzey’e getirecek şeyin kış olması. Aslında hafiften bir ironi var burada. Tyrion “Ya kış gidecek ya da ben. Kışın gitmeye niyeti yok” diyor; evet kışın gitmeye niyete yok, işte tam da bu yüzden Kuzey’e yeniden gidecek, gidiyor, ve Dany ile birlikte. Bir diğer esas olay da bu.

Bu üç sahnenin müthiş bir matematiği mi var desem? Ne desem bilmiyorum ama çok iyi gerçekten.

Bunların dışında bir şey daha var. Ben biraz zorlama ya da fazla dolaylı buluyorum ama böyle bir düşünce olduğu için, yazmak mecburiyetindeyim.
Dany-Drogo sahnesinde, yukarıda da dediğim gibi, Dany karnındaki çoçuğun erkek oldugunu düşündüğünü, hatta bunu bildiğini söylüyor. 45-50 saniyelik sahnede tek konu, tek söylenen de bu zaten, sanırım biraz da yüzden dikkat çekmiş.
Kimileri bunun Jon ve Dany’nin gelecekte sahip olabilecekleri çocuğun erkek olacağının mesajı olabileceğini düşünüyor. Bu sahne tek başına elbette böyle bir anlam taşımazdı ama yukarıda anlattığım bağlantılı üç sahneden biri olması böyle düşündürmüş.


4.Bölüm :

Jon ve Sam’in tanıştıkları sahnede, Sam korkak olduğunu söylüyor ve Jon Sur’un korkaklara uygun bir yer olmadığını da söyleyerek onu gerçekle yüzleştiriyor.
Hemen sonraki sahnede, Jorah, Ned Stark’ın onu sürgün etmesinden bahsedip yakınıyor ve Dany ona “Ama köle sattın” deyip gerçekle yüzleştiriyor.

Tabi buna “gerçekle yüzleştirmek” yerine “gerçeği yüze vurmak” da diyebilir. Sam zaten Sur’un korkaklara uygun bir yer olmadığını biliyor, Jorah ise Ned tarafından neden sürgün edildiğini, ve işte bu gerçekler yüzlerini vuruluyor.

Bu sahneler peşpeşe geldiği için ilgi, dikkat çekiyor. Bu tip paralelliklerin, benzerliklerin bir anlamı da yok zaten, ki her paralelliğin bir anlamı olacak diye bir şey de yok. Tek başına hoş bir durum, peşpeşe gelen sahnelerde yaşanması ise enteresan ama büyük tabloda, yani söz konusu tüm sezonlardaki paralelliklerin incelendiği bir yazı ise, işte orada önemli bir yeri var. İlgili karakterlerin arasındaki bağı güçlendiriyor.

Bir diğer sahne geçişinde bu kez Dany ve Jon gerçeklerle yüzleşiyorlar, veya yüzlerinie vuruluyor, ya da öğreniyorlar. Ne derseniz deyin, önemli olan tam olarak bu değil, önemli olan, bir gerçekle karşı karşıya kalmaları ve tabi yine bunun peşpeşe gelen sahnelerde yaşanması, aksi hale üzerinde bile durulmazdı.

Her neyse! Önce Jon, Alliser’ın anlattığı Sur’un Ötesindeki gerçek kış ve zorluklarla ilgili gerçekleri öğreniyor; hemen ardından Dany, Jorah’nın söyledikleri sonucu, Viserys’in onu asla ev’e götüremeyeceği gerçeğiyle yüzleşiyor.

Yani sonuç olarak ikisi de çok istedikleri bir şey ile ilgili bir zorluk, olumsuzluk öğreniyorlar, anlıyorlar. Dany için Westeros’a gitme isteği, Jon için ise Korucu olup Sur’un Ötesinde keşiflere çıkma isteği.

Bunların dışında, bu bölümde hem Dany, hemde Jon onlara kötü davranan kişilere karşı ayaklanıyorlar veya meydan okuyorlar. Yine ne derseniz deyin, konu burada bir süredir onlara kötü davranan kişilere karşı bir hamlede bulunmaları.

Jon kimsenin Sam’e dokunmamasını sağlayarak Alliser’a bir nevi meydan okuyor.
Dany ise hayatında ilk kez Viserys’in şiddetine karşılık veriyor, ona vuruyor.


7.Bölüm :

Bu bölümde, yine peşpeşe gelen sahnelerde, ikisi de çok istedikleri bir şeye kavuşuyorlar.
Jon yeminini edip bir Gece Nöbetçisi oluyor.
Dany ise nihayet Drogo’dan istediği sözü alıyor : 7 Krallık, ev’e dönüş.

Bu iki durumda enteresan olan ise şu : Jon’un Gece Nöbetçisi serüveni arzu ettiği şekilde başlamıyor, korucu olarak atanmıyor. Dany’nin ise ev’e dönüş serüveni (Khal Drogo ile) istediği şekilde başlamayacak (yağmalama, tecavüz, katliam).

Daha da enteresan olan ise, içinde bulundukları ve istemedikleri şekilde başlayan durumların sonunda çok farklı bir noktaya ulaşacak; Jon Lord Kumandan’ın kâhyası iken sonunda Lord Kumandan olacak, Dany ise onu ev’e götürecek olan Drogo’nun yerini alacak. Yani bir nevi takip eden değil, takip edilen, lider konumuna yükselecekler.


8.Bölüm :

Bu bölümde çok ayrı ve enteresan bir olay var, bizi başka bir sezonun bölümüne götürecek bir şey.

Robb, Üstat Luwin’e sancaktarları çağırma emri verdikten sonra, Theon ona “Korkuyor musun?” diye soruyor ve Robb titreyen ellerini gösterip “Öyle görünüyor” diye cevap veriyor, ve Theon buna karşılık “Güzel… Bu aptal olmadığını gösterir” diyor.

Tanıdık geldi değil mi?
Evet, Dany ve Tyrion.
6.sezonun son bölümünde neredeyse aynı konşma Dany ve Tyrion arasında geçiyor.
Yani bu sayede senaristler Robb-Dany bağlantısı kuruyorlar.

“Ama bir dakika. Robb-Dany ne alaka?” diyorsunuz değil mi? Bizim konumuz Jon-Dany.

Şöyle söyleyeyim… 6.sezonun son bölümünde ne oluyor başka?
“The King in the North!”

Jon, Robb gibi Kuzey’in Kralı ilan ediliyor, hatta iki sahne birbirine çok benziyor.

Yani senaristler 6.sezonun 10.bölümünde Dany ve Tyrion arasında geçen bir konuşma ile bizi 1.sezonun 8.bölümüne, Robb’a götürüyorlar. Sonra Jon’un “Kuzey’in Kralı” sahnesiyle bizi bir kez daha Robb’a götürüyorlar. Aynı bölümde iki kez Robb aklımıza geliyor, önce Dany ile, sonra Jon ile.

Yani bağlantı esasında Dany ve Jon arasında ama Robb üzerinden kuruluyor.

Peki bunun anlamı ne? Ya da bir anlamı var mı?
Hiçbir fikrim yok, zaten bu yazının amacını aşıyor bu biraz, sonradan tartışabiliriz bu konuyu.
Tek düşüncem… Allahım, sonları Robb’a benzemesin. Amin.


9.Bölüm :

Seçimler… Aşk/Sevgi – Görev/Yapılması gereken…

Dany ve Jon bu bölümde bir seçim yapmaları gereken bir durumla karşı karşıya kalıyorlar.

Jon Robb’un bir orduyla güneye yürüdüğünü öğrenince, onun yanına gitmek istiyor. Fakat Üstat Aemon ile konuştuktan sonra fikri değişiyor, sevgi yerine görevi seçiyor.
Dany ise Drogo’nun gitmesine (ölüme) izin vermek yerine onu tehlikeli bir şekilde (Mirri Maaz Duur’un yapacağı kara büyü ile) hayatta tutmak istiyor, onu bırakamıyor. Yani yapması gerekeni değil, aşkı seçiyor.
Bu noktada ek olarak bir kontrast da var yani.


10.Bölüm :

Dany ile başlıyoruz… Yaptığı düşükten sonra (ya da her neyse) uyanıyor ve bebeğinin öldüğünü, Drogo’nun yaşayan bir ölüye dönüştüğünü ve Mirri’nin ona aslında yardım etmediğini, ihanet ettiğini, kandırdığını öğreniyor.
Hemen sonraki sahnede, Jon Nöbette kalma fikrinden vazgeçip (Ned’in ölüm haberi sonucu) Robb’un yanına doğru yola çıkıyor.

Yani ikise de önceki seçimlerinden bir nevi “memnun olmama” durumuna geliyorlar. Herhalde ikisi de o noktada diğer seçeneği seçmiş olmayı diliyordur.

Ama nihayetinde, bu bölümde, ikisi de sonunda yapmaları gerekenı yapıyorlar.

Dany, hayatta tutmaya çalıştıgı Drogo’yu bu kez yüzüne yastık bastırarak kendi elleriyle öldürmek zorunda kalıyor.
Jon ise, arkadaşları sayesinde, çok geç olmadan Sur’a geri dönüyor. Bu seçimi bir önceki gibi Robb’u yalnız bırakmak anlamına gelmiyor sadece, Ned’in ölümünün intikamını almaktan vazgeçmek anlamına da geliyor.

İkisi için çok ağır, zor, acı seçimler ama nihayetinde yapılması gerekeni yapıyorlar.

Tabi ayrıca söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama, ikisi de çok sevdikleri birini kaybediyorlar (Drogo -Ned).

Birde ilginç olan, bu bölümde Dany ve Jon’un sahneleri sürekli birbirini takip ediyor, aralıksız, ki yukarıda anlattığım gibi, benzer bir durum yaşıyorlar. Her anlamda paralellik var bu bölümde.

Bölümün ve tabi sezonun sonunda ise Jon, Lord Kumandan Mormont ve Gece Nöbetiçileri ile Sur’un Ötesine doğru yola çıkıyor.
Bir sonraki sahnede Dany Drogo’nun cenaze ateşine girip ejderhaları “uyandırıyor”.

İkisi için yepyeni bir hayatın başlangıcı, ilk adımı bunlar. Yeni bir sayfa açılıyor hayatlarında, sonrasında ikisinin de hayatları eskisi gibi olmayacak ve kişilikleri de ciddi anlamda bundan sonra gelişecek. İkisi için de her şeyin başlangıcı aslında… Dany’nin ejderhalarına sahip olmasından, Jon’un Sur’un Ötesine geçmesinden sonra olacaklar… Dany ve Jon’un gerçek hikayeleri bundan sonra başlıyor.




2.SEZON

1.Bölüm :

Dany Kızıl Boşluk’da, aşırı sıcak bir havada zorlu bir yolculuk ediyor.
Jon’un yolculuğu ise Sur’un Ötesinde, çok soğuk bir havada geçiyor.

Burada yolculuk paralelliğinin yanı sıra, buz ve ateş’e bağlayabileceğimiz soğuk ve sıcak kontrastı da var.
Şu noktada bir ufak bir parantez de açmak isterim. Dizinin başından beri Buz ve Ateş teması Jon ve Dany ile yansıtılıyor, her şekilde. Sanırım bu durum herkesin dikkatini çekmiştir.

Devam edelim…

Dany kötü durumda olan yoldaşlarına, küçük halkına yardımcı olamamanın çaresizliğini yaşıyor, liderliğin zorlukları ve sorumlulukları ile karşı karşıya kalıyor ve halkı için güç ve umut olması gerektiğini öğreniyor. Jorah Mormont ise bu noktada onun güç, destek aldığı kişi oluyor.
Öte yandan Jon, Craster’a karşı biraz dik başlı davranıyor, uyarıya rağmen onun kızlarına/karılarına merakla bakıyor ve sonrasında Jeor Mormont onunla sert bir konuşma yapıyor. Jon’a bir gün kumandan olmak istiyorsa, takip etmeyi öğrenmesi gerektiğini söylüyor.

Burada hem bir paralellik, hemde bir kontrast var. Paralellik ikisinin de liderlik ile ilgili bir şeyler öğrenmeleri. Hatta aynı zamanda insanlara yardım edememenin çaresizliğini de yaşıyorlar.
Kontrast ise tabi ki liderlikle ilgili; ikisi de bu konuda bir şeyler öğreniyorlar demiştik ama Jon’un eğitimi teorik, Dany’ninki ise pratik, yaşayarak öğreniyor.

Bunun dışında, ikisinin de yanında, önemli bir konumda, bir Mormont olduğunu da not edelim.


2.Bölüm :

Bunu aslında yazmayacaktım çünkü direkt Dany-Jon bağlantısı değil, ama sonuna ufak ve hoş bir not ekleyeceğim. Ortada bir paralellik ve net bir bağlantı olmasa da, bence yazmaya değer, o yüzden yazayım dursun.

Bu bölümde Jon ve Jorah’nın çaresizliklerinde bir paralellik var.
Gilly konusunda Sam’e yardım edemeyeceği için üzülen, çaresiz hisseden bir Jon görüyoruz.
Öte yanda ise Dany’ye yardımcı olamayan, kendini çaesiz hissedem bir Jorah.

İkisi de en çok sevdikleri, en yakın oldukları kişiye yardım edemiyorlar o noktada. Ama genel olarak ikisi de söz konusu kişiler için ellerinden gelen her şeyi yapmaya hazır iki insan, ve bir nevi koruyucu kimliği de taşıyorlar.

Hoş olan şu… 7.sezonda, Sam Jorah’ya yardım ediyor, onu kurtarıyor. Dany ise Jon’un yardımına koşuyor. Yardım alanlar, desteğe ihtiyacı olanlar, bu kez yardım edenler oluyor, ve herhangi birilerine de değil.


10.Bölüm :

Herkes biliyor bunu ama elbette eksiksiz bir yazı olması için yazmam gerekiyor.

Dany’nin Ölümsüzler Evi’nde gördükleri…
Demir Taht’a dokunacakken bir ses duyuyor, ejderha sesi ve onu taki edip kendini Sur’un Ötesinde buluyor.

7.sezonda bu kısımlar yaşandı. Dany Demir Tahtı almaya çok yakınken Jon’un Akgezenler konusundaki yardım çağrısına kulak veriyor, Akgezenler sorununu ön planda tutuyor ve Demir Taht hedefini bir kenara bırakıp Kuzey’in yolunu tutuyor.

Bunların mesajı, yani özetle Dany ve Jon’un bir araya gelip güçlerini birleştirecekleri mesajı 2.sezonun sonunda verilmiş. Hatta Jon’un bir Targaryen olduğu mesajı bile var : Ejderha sesi = Jon’un çağrısı.

Tabi o zamanlar bu mesajları analamak herhalde bir imkansızlıktı diyebiliriz.

Geriye tek bir şey kaldı bu arada, Dany’nin daha sonra kocası Drogo ve oğlu Rhaego’yu görmesi. Bunu yorumlamakta zorluk çekiyoruz, iyimser düşünceler de var, kötümser düşünceler de. Ben bir iyimser düşünceye daha denk geldim bu yazı için araştırma yaparken. Kimsenin 7.sezonu izlemeden ortaya atamayacağı türde bir düşünce.

Drogo ve Rhaego’nun tamamen sembolik olduğu, Drogo’nun Jon’u, Rhaego’nun ise Dany’nin Jon’dan doğacak oğlunu işaret ettiği söylenmiş.

Ben bu düşünceyi destekleyen bir argüman daha sunacağım.
Dany Ölümsüzlerin Ev’inde “çıktığı o yolculukta” Drogo ve Rhaego’nun yanındayken, sonlara doğru Rhaego’ya bakıyor birkaç saniye ve sonrasında tekrar Drogo’ya dönerek “Güneş Batıdan doğup, Doğu’dan batana kadar. Nehirler kuruyana, dağlar rüzgarda yaprak gibi savrulana kadar…” deyip gidiyor.

7.sezonda Dany’nin çocuk sahibi olup olamayacağı konusu üzerinde ne kadar durulduğunu siz de biliyorsunuz. Ve Mirri’nin anıldığını da hatırlarsınız özellikle. Jon Dany’ye “Kim sana çocuk sahibi olamayacağını söyledi?” diye sorduğunda, Dany “Kocamı öldüren kadın”demişti. Mirri’nin anıldığı bir diyalog olması bence Dany-Drogo-Rhaego sahnesinde Dany’nin söyledikleri (Mirri’nin sözleri) ile bağlantı kurmak içindi, bir gönderme, bir işaret.




3.SEZON

10.Bölüm :

Bu bölümde hem Dany, hemde Jon omuzlarda taşınıyorlar.

Jon Yabanıllardan kaçtıktan, daha sonra Ygritte onu birkaç ok ile vurduktan sonra Kara Kale’ye dönüyor ve arkadaşları onu omuzlarına alıp içeri taşıyorlar.
Dany’yi ise özgürlüklerine kavuşmalarına vesile oldugu köleler omuzlarında taşıyor.

Bu iki olay elbette birbirinden çok farklı, ama biz zaten burada olay analizi yapmıyoruz değil mi? Biraz daha derin bakıyoruz. En fazla, biri çok hoş bir durum ile, diğerinin ise tam tersi pek hoş olmayan bir durum ile gerçekleşmiş olması, birinin acı içindeyken, diğerinin yüzünde ne yazık ki en fazla 2-3 kez gördüğümüz o kocaman gülümsenin olması sonucu, burada aynı zamanda bir kontrast var diyebiliriz.

Ve bundan fazlası var, hoş bir detay, esas olay.
Jon’u omuzlarında taşıyanlar, onu Gece Nöbetinin Lord Kumandanı konumuna, liderliğe taşıyacak kişiler.
Dany’yi omuzlarında taşıyanlar ise, onu Kraliçeliğe, liderliğe yükselten kişiler.

Ki ek olarak “seçilmil kişi” imajı da doğuyor bunun sonunda. Sevgi ve saygı kazanarak hakettikleri konuma ulaşan ulaştırılan iki insan.




4.SEZON

9.Bölüm ve 10.Bölüm :

İkisi de çok büyük bir hüzün, ve birde bizzat yapmadıkları bir şey sonucu suçluluk hissediyorlar.

Jon Ygritte’in yasını tutuyor, ve içten içe onun ölümünden sorumlu, suçlu hissediyor. Sadece ölümünden değil, onu terkederek ona yaşattığı acıdan, ve tabi olayların bu noktaya gelmesinden de.
Dany ise Drogon tarafından yakıldığı söylenen kız için suçluluk duyuyor, bu olay onun canını yakıyor.

İkisi de çok zor bir şey yapıyorlar. Dany çocukları olarak gördüğü ejderhalarından ikisini, başka bir masum daha zarar görmesin diye zincirliyor. Jon ise sevdiği kadının bedenini yakıyor.
Ki burada genel olarak da bir paralellik var Dany’nin zamanında bizzat Drogo’nun cenaze ateşini yaktığını düşünürsek.

Ve ikisi de o noktada çok belirsiz bir geleceğe doğru yürüyorlar. Kısacası, 4.sezonun sonunda ikisinin de hayatında yeni bir sayfa daha açılıyor.




5.SEZON

Öncelikle bu sezon için genel olarak şunları söyleyelim :

İkisi de hep dışlanmış bir grubu (Yabanıllar-Köleler) bir topluma/topluluğa dahil etmeye çalışıyor ve böylece binlerce yıldır devam eden durumları değiştirmek için mücadele ediyorlar. Her iki olayda da iki taraf uzlaşmaya yanaşmıyor, ve elbette ikisi de güçlü bir muhalefet ile de karşı karşıya kalıyorlar. Sonunda ikisi de ölümle burun buruna geliyor, ki Dany kurtulsa da, Jon hayatını kaybediyor.

2.Bölüm ve 3.Bölüm :

2.Bölümde, yargılanmaya bekleyen bir Hapiya’nin Oğulları üyesini öldürerek kanunlara karşı geldiği için eski köle Mossador, Dany tarafından ölüme mahkum ediliyor. Mossador merhamet dilese de, Dany kararından dönmüyor.

Bir sonraki bölümde ise Jon emirlerine karşı gelen ve hatta ona hakaret eden Janos Slynt’i ölüme mahkum ediyor. Janos merhamet dilese de, Jon kararından dönmüyor.

Yani peşpeşe iki bölümde Dany ve Jon kendi gruplarından birini ölüme mahkum ediyorlar. Ve ikisi de merhamet çağrısına yanıt vermiyorlar çünkü lider olarak sarsılmaz bir duruş sergilemeleri ve yasalar/kanunlar konusunda da sağlam bir temel inşa etmeleri gerektiğini biliyorlar, ki bu yüzden de hüküm iki olayda da herkesin gözleri önünde gerçekleşiyor.


5.Bölüm :

Üstat Aemon Sam’den Dany ile ilgili haberleri öğrendiğinde onun yapayalnız olmasına, yanında onu koruyup yön verecek bir ailesi olmamasına üzülüyor. “Bu dünyada yalnız bir Targaryen olmak, korkunç bir şeydir” diyor ve tam bunun üzerine Jon geliyor.

Burada elbette Jon’un gerçek kimliğine bir gönderme var. Ama sadece bu değil. Üstat Aemon’un önceki sözlerini, Dany’nin yanında bir ailesi olmaması ile ilgili hüznünü ve endişesini düşünürsek, Jon’un o söz konusu yalnızlığı gidereceğinin mesajı da var, Dany’yi koruyacağının, ona yön vereceğinin. Dany’nin de Jon için aynı şeyleri ifade edeceği mesajı da olabilir, aile özlemi, aidiyet hissi Jon’un da hayatının gerçeklerinden sonuçta. Yani Dany ve Jon’un birbirlerine iyi gelecekleri, aile olacakları mesajı verilmiş. Ki 7.sezonu izledik, bu yönde ilerlediklerini gördük.

Bunun dışında, bu bölümde ayrıca Jon zor bir durum ile ilgili Üstat Aemon’dan tavsiye istiyor, Dany ise Misssandei’den zor bir durum ile ilgili tavsiye istiyor. Ve Üstat Aemon da, Missandei de özetle aynı tavsiyeyi veriyorlar : İçgüdülerini takip et, başkalarının ne dediğini düşünme, doğru olduğunu düşündüğün şeyi yap.

Ve bunun üzerine Dany ve Jon hapsettikleri kişileri özgür bırakıp, onları amaçlarına giden yolda birer müttefik, yardımcı haline getiriyorlar. Bu kişiler Jon için Tormund, Dany için ise Hizdahr.




6.SEZON

3.Bölüm :

Dany Vaes Dothrak’a getiriliyor ve Dosh Kaleen tapınağında Kraliçe kıfayeti çıkarılıp, yerine sıradan Dothrak kıyafeti veriyorlar. Bu bir nevi ona özetle söylenen “Sen busun, bir Khal’ın dulu, fazlası değil” durumunun vurgusu.
Jon ise Gece Nöbeti Lord Kumandan’ı pelerinini çıkarıp Edd’e veriyor; artık Lord Kumandan değil, hatta Gece Nöbetçisi bile değil.

Bunlar ne anlama geliyor? İkisi de başladıkları yere dönüyorlar. Jon sadece Jon, Dany sadece Dany.

Tabi kontrastlık da var… Jon kendi isteğiyle sahip olduklarını geride bırakıyor, Dany ise buna zorlanıyor.


3.Bölüm (devam) ve 4.Bölüm :

Jon 3.bölümde diriliyor ve bu yüzden ona bir tür Tanrıymış gibi bakıyorlar.
4.bölümde ise yanan tapınaktan sağ salim çıkan Dany’ye bir tür Tanrıçaymış gibi bakılıyor.

Bunun dışında dördüncü bölümde ikisi için de bir hiçlik vurgusu, bir aşağılama var.
Ramsay’nin Jon’a gönderdiği mektupta birkaç kez “Piç” yazıyor.
Dany ise Khalların hakaretlerine maruz kalıyor.

Ama benim özellikle dikkatimi çeken her iki durumun da bana ilk sezonun ilk bölümünü hatırlatması.

1.sezonun ilk bölümünde Jon’u her şeyden önce Ned Stark’ın piçi olarak tanıdık ve tamam, bu gayet doğal, ama fazlasıyla bu şekilde fazlasıyla öne çıkarılma durumu vardı. Ulu kurtları bulduğunda, Cat’in onun ziyafete katılmaması gerektiği kararında, Tyrion ile konuşmasında… Jon’un neredeyse her sahnesinde, belki de her sahnesinde piç kelimesi geçti ya da buna alaycı bir gönderme yapıldı.
O zamandan beri Jon için hiç bu kadar piç vurgusu yapılması, bu kadar aşağılanmadı.

Dany için ise… İşte tapınakta Khal Moro’nun sözleri : “… Seni sırayla skeceğiz. Sonra kansüvarilerimize sktireceğiz. Sonra senden bir şey kalırsa da atlarımıza s*ktireceğiz.”
Hiç yabancı gelmiyor değil mi? Viserys hemen hemen aynı şeyleri söylemişti, ilk sezonun ilk bölümünde.

Yani yine bir başladıkları yere dönme vurgusu var ikisi için de.


5.Bölüm :

Dany Vaes Dothrak’dan, Jon ise Sur’dan ayrılıyor. İkisi de bir savaşa doğru yürüyorlar.


6.Bölüm ve 7.Bölüm :

Altıncı bölümde Dany Dothraklara bir konuşma yaparak onları denizi aşıp 7 Krallığı fethetme konusunda ikna ediyor.
Yedinci bölümde ise Jon Yabanılları Kuzey’i geri alma konusunda yanında savaşmaya ikna ediyor.
Yani ikisi çok uzun zamandır tanıdıkları toplulukları güçlerine katıyorlar. Yabanıllar ve Dothrakların barbar, medeniyetsiz, vahşi olarak bilinmeleri de ayrı bir paralellik Dany ve Jon’un hikayelerinde.


9.Bölüm :

Ikisi de düsmanlarına karşı savaşıp zafer elde ediyorlar.
Bu düşmanlarla kişisel diyebileceğimiz bir hesaplaşmaları da var. Boltonlar Robb’u öldürüp Kışyarı’nı Stark’lardan alan hane. Köle Tacirleri ise Dany’ye anne diyen köleleri yeniden zincire vurmak isteyen insanlar.


10.Bölüm :

Jon çocukluğundan beri bir Stark olmayı diliyordu, hatta dizide konusu açılmasa da (karakterlerin derinine inilemediğinden) Jon’un Kışyarı Lordu olmak, Robb’un yerinde olmak gibi bir hayali de vardı. Ve bu bölümde hayali gerçekleşiyor, hemde fazlasıyla (Kuzey’in Kralı).

Dany ise çocukluğundan beri en büyük hayali olan Westeros’a, ev’e doğru yola çıkıyor. Hemde geçmişte tahmin bile edemeyeceği bir güçle.




SON SÖZ :

İkisinin de hayatlarında yeni bir sayfa daha açıldı, yepyeni bir serüven başladı. Ve bu serüveni birbirlerinden habersiz ve binlerce kilometre uzakta değil, birlikte yaşayacaklar, ki yaşayamaya başladılar da. Artık Dany’nin serüveni ve Jon’un serüveni değil, Dany ve Jon’un serüvenini izliyoruz, ve bu noktaya geleceğimizin mesajı, ilk sezondan itibaren bu iki karakter arasında bağ kurularak verilmiş.



Bonus gifler :smile:



Ek olarak :

Aratırma yaparken, yabancı forumlarda Dany ve Jon’un, Tudor hanedanından Henry VII ve eşi Yorklu Elizabeth’e benzetildiklerini okudum birkaç kez. Tabi bizim hikayede erkek-kadın rolleri değişiyor, yani Dany Henry, Jon Elizabeth oluyor. Ben pek tarih bilmem, o yüzden burada bu konunun derinine de inmeyeceğim.
Tek söyleyebileceğim şu : Tudor hanedanının amblemi kırmızı bir gül, York hanedanının amblemi ise beyaz bir gülmüş.
6.sezon yayınlanmadan önce, oyuncular Time dergisi için poz verdiler ve çok enteresan fotoğraflar çıkmılştı ortaya çünkü kullanılan aksesuarlar canlandırdıkları dizi karakteri ile uyumluydu.
Ve şu fotoğrafa bakın :

Kırmızı gül. Beyaz gül.

Elbette bunun konumuz içinde pek bir anlamı yok ama çok hoş geldi bana ve bunu da eklemek istedim.




Oh, bitti sonunda.
Umarım güzel bir yazı olmuştur. Okuduysanız, teşekkürler; okumadıysanız canınız sağolsun :smile:


Ölümsüzler Evindeki görüler (Dizi)
Sansa Stark X Jon Snow Birlikteliğinin (JONSA) Öngörüleri, Paraleller, İpuçları # 1
Night King'in Kazanma Olasılığı Üzerine /Eski Bölümler Hakkında Detaylar
#2

Yaaa yaziyi giflerle “süslemistim” ve hepsi silinmis kendiliginden, ilk paylastigim zaman vardi.
Bunun disinda yazim hatalari yapmisim ve düzeltmek istiyorum ama olmuyor, “personel bu yazinin düzenlenmesini kilitledi” diyor.
@bekircem yardimci olur musun? Neden böyle oldu? :confused:
O gifleri bulmak için o kadar ugrastim… :frowning:

Edit : En yukarida, yazinin basinda, sol üstte 1 yaziyor ve kalem isareti var ya (düzenle isareti)? He iste bence ona tiklayip okuyun yaziyi, gifler falan orada görünüyor.
Böyle çok düz oldu yaa, hiç hosuma gitmedi :smile:


#3

Ben de diyorum bu kız neden bunca zaman sessiz. :slight_smile:

Yazına iki uyarını dikkate alarak cevap verdiğimi bilmeni isterim. Öncelikle emeğin için çok ama çok teşekkür ederiz. Dizi referanslarını sevmem, bilirsin ama evet, karakterler (bilhassa Jon-Dany arasında) benzer sahneler ve tecrübeleri paylaşıyor ve bunlar hoş nüanslar olarak karşımıza çıkıyor. :slight_smile:

Özelden söylemiştim, tekrar okudum ve fikrim değişmedi. :smiley:

Şimdi bu iki sahne benim de zaten izlediğimde aklıma diğer sahneleri vs. getirmişti. Bence de hoş bir ayrıntı. Lakin burada Jon-Dany arasında değil Jon ve Dany’nin Robb ile paralel bir sahnesi var. Ortak payda Robb diye küme gibi ikisi arasında bağ kuramazsın. :slight_smile:

Yani Robb ve Jon; Dany ve Robb arasında paralel sahneler diye yazı yazacak olsak Robb’un bu sahnelerini ekleriz kafadan. Jon ve Dany olması için Jon’un da ‘korku’ ile ilgili ve Dany’in de 'westerosun kraliçesi!" gibisinde bir sahnesi olması gerekirdi ki paralellik vs. olsun.

Vay bak bu kısma hiç böyle bakmadım, cidden güzel yakalamışsın. :slight_smile:

Şahsi fikrim; yıkık bir Kızıl Kale, kar ile kaplanmış, demir tahta yaklaşıyor… Yani bir kış gelmiş, savaş olmuş ve mücadele bitmiş… Sonra bizimki tahta dokunacak kadar yaklaşıyor ama o tahta oturamıyor. İki sahne arka arkaya geldiği için (başka türlüsü de olamazdı zaten, 2 sahne gördük topu toplam.) ilk geldiğinde yaptığı mücadele olarak görüp sonra Sur’a gidişi olarak yorumlaman olağan, hatta doğru da olabilir elbette ama ben dediğim gibi, kalenin hali, kışın KL’ye de gelmiş olması ve savaştan çıkmış olması gibi şeylere takıldım, onlar boş yere eklenmiş ayrıntılar değil sonuçta. Dany geldiğinde daha kış KL’ye gelmemişti, savaşırken de. Kuzey’e Kışyarı’na giderken gelmişti. Bu yüzden ben Dany’nin (özür dilerim senin açından) sağ kalıp tahta geçebileceğini sanmıyorum. Elbet taht Jon’un hakkı olduğu için asıl o geçecek, o da kraliçesi olacak şeklinde de yorum yapabiliriz. :slight_smile:

Drogo ve oğlu sahnesine gelirsek… Söylediğin şekilde olma olasılığı oldukça ihtimal dahilinde, sonuçta senaryo sızmasına gerek yok, hamile olacağını biliyoruz (ay bir de adamlar sağ gösterip sol vuruyor, kızı hamile yapmıyorlarmış, trollemişlermiş bizi :smiley: ), haliyle yorum tuttu gibi görünüyor. Diğer yandan ölecek ise zaten Drogo ve oğluna kavuşacak. Zaten orada da öyle bir “kavuşma” kısmından bahsetmiyor muydu?

Belki ama pek katılmıyorum, daha çok Dany’nin köle sahnesi ile Jon’un Piçler Savaşındaki sahne birbiri ile aynı anda hem benzerlik hem de zıtlık içeren sahne. :slight_smile:

Gül bilgisi hoşuma gitti, güzel bir ayrıntı. Ellerin dert görmesin. Teşekkür ederiz. :slight_smile:


#4

vallahi yalan yok biraz uzundu okuyamadım.isten fırsat bulursam okuyacam.simdilik verdim favı gectim sonucta emek var.emege saygimiz sonsuz.biz babadan (Jaime) boyle ogrendik :grin:


#5

Mesajın geçmişini inceledim. Sistem eklediğin görselleri silmiş. Sebebini henüz ben de bilmiyorum, bilgisayara geçince bakarım ama eski sürüme döndürdüm. Düzelmiş olması lazım.


#6

Bir tanesi hariç başka gifler görünmüyor.


#7

Biraz uzun olmuş ama kısa sürede okuyacağım,üstünkörü bakabildim o yüzden net bir şey söylememeliyim ama güzel bir yazıya benziyor.


#8

Tesekkür ederim. Gerçekten o sekilde bakilmasi gerekiyor çünkü bunlar olay karsilastirmasindan ziyade durum, anlam karsilastirmalari.

Ama dikkat ettiysen ben o kisimda paralel kelimesini kullanmadim, “bag” dedim hep. Paralellik yok çünkü. Yazinin basinda da belirttigim gibi, sadece paralellikler degil, yani ayni bölümlerde veya pespese gelen bölümlerde yasanmis olaylarin benzesmesi degil, ayni zamanda verilen mesajlar (foreshadowing gibi), kontrastlar ve iki karakter arasinda kurulan baglardan da bahsediyorum bu yazida.
Burada Dany ve Robb arasinda bag kurulmus, ek olarak Jon ve Robb arasinda da bag kurulmus (6x10’da). Bunlarin ayni bölümde gerçeklesmesi ise Robb üzerinden Dany ve Jon arasinda bag olusturuyor. Paralellik yok.

Emilia Clarke ve yanilmiyorsam bir yönetmen bu kisimlarin gerçeklestigini söylemisler 7.sezonda.
Ama söylememis olsalar bile, Kizil Kale’nin yikilmis ve kisin gelmis oldugunu göstermeleri de aslinda yine Akgezenler tehlikesinin kapida oldugunu vurgulamak için olabilir. Yani Dany neden Taht’a dokunmuyor sorusunun cevabini bu sekilde de vermis olabilirler ek olarak. Dany’yi Tahti geride birakmaya iten sebebin vurgusu. Aksi halde zaten bir kronoloji sorunu oluyor. Yani oldugu gibi yorumlarsak… Akgezenler Kral Sehrine kadar gelmis, savasilmis, Kizil Kale yikilmis ve ondan sonra Dany duydugu sesi takip edip Kuzey’e gidiyor… Bu biraz tuhaf yani degil mi? Dizide gerçekten bu sahnelerin kronolojik bir sirasi var, aksi halde ortaya anlamsiz bir durum çikiyor.

Benim yazdiklarimdan zaten bunun aksi bir anlam çikmiyor, öyle bir anlam çikarmaya da çalismadim :smile:
Ki beni biliyorsun, Dany’nin hayatta kalma sansini düsük oldugunu düsünen biriyim.
Yani tahti alacak mi, tahta kim oturacak konusuna girmedim, yaklasmadim bile bu yazida.

Ama harbiden trollük olur bu :smile: Sag gösterip sol vurmak degil, amatörce bir sasirtma çabasi olmus olur. Insallah öyle bir sey yapmazlar. Hani Dany ve Jon’un çocugu olmasini istememden de degil he, sadece gerçekten öyle bir durumda D&D’yi ben bile savunamam yani :smile:

Yok bahsedilmiyor. Aksine onlarin ölmüs oldugunu, gördüklerinin gerçek olmadigini, onlara kavusamayacagini gayet iyi bilen bir Dany var.

Orada görsel açidan bir parallelik var sadece, fazlasi degil.
Buradaki paralellik, anlam ise onlari tasiyan kisiler tarafindan liderlige yükselecek olmalari, ki Dany zaten o noktada öyle bir durumda. Birde dedigim gibi iste “seçilen kisi” benzerligi var. Jon bildigimiz bir seçim sonucu Lord Kumandan oluyor, Dany ise özgür biraktigi köleleri pesine takmiyor, onlari öyle bir seye zorlamiyor ama onlar Dany’yi anneleri, Kraliçeleri olarak görüp pesinden gidiyorlar.

Okudugun için tesekkürler :slight_smile:
Okuyan ve okuyacak herkese de tesekkür ederim.
Okumayanlar ise… Yazi uzun evet, göz korkutuyor :smile: Ama komple bir yazi da degil aslinda, kisim kisim (bölüm bölüm, sezon sezon) inceledim, o yüzden o kadar da zor degil bence okumasi :smile:


#9

Evet ama ister paralel de ister bağ, fark etmiyor;sen yine Robb üzerinde hat çekerek ikisi arasında bağ kurmaya çalışmış oluyorsun, ortak payda yine Robb. O olmasaydı o bağ kurulamayacaktı. Onların bağı Robb ile aynı şeyi yapmış olmak. Neyse, ben kendi fikrimi söyledim. :slight_smile:

Evet, doğru olabilir. İlk önce kuzeye oradan da KL’ye geçen bir sahne yapılabilirdi de benim dediğim gibi olsaydı.

Göster göster ama sonra yok öyle bir şey demek… İğrenç bir şey olur. Biliyorsun ki ben de zaten ikisi arasındaki şeye karşıyım kan bağı yüzünden ama ben bile yuh yani ama yani olayına geçerim. :smiley:

Garip öyle hatırlamışım. :smiley:

Jon’u arkadaşları, Dany’i de köleleri yükseltiyor diyorsun? Yani evet olabilir. :slight_smile:

Ne demek her daim. :slight_smile:


#10

Ee tamam, ben de Robb üzerinden diyorum. Ortak payda demissin, evet iste. Bir ortak nokta var, dolayisiyla bir bag, baglanti var. Tekrar söyleyeyim, ayni bölümde gerçeklestigi için bu durumu yaziya ekledim. Eger farkli bölümlerde olsaydi, üzerinde durulmazdi.

Hadi ama! Game of Thrones izliyoruz :smile:
Bak benim ablam mesela biraz senin gibidir, yani dizi veya film de olsa, kurgu diyemez, bu yüzden ben Jon-Dany iliskisine “Iyyy” demesini bekliyordum ama demedi ve sordugumda da “Game of Thrones! Bu hikayenin içinde bu durum normal gibi bir sey, o yüzden takilmiyorum, o dünyanin içindeymisim gibi yorumluyorum” dedi.
Yoksa kimse enseste hos bakmiyor, ben de gerçek hayatta olsa hala-yegen iliskisine bu sekilde yaklasmam ama Game of Thrones dünyasinda farkli bir durum var.


#11

Okurken aklıma absürt bir kuram geldi.

Aslında Azor Ahai Jon ve Dany’nin çocuğudur. Ancak tabiki ebeveynleri o çocuktan buldukları güç sayasinde Zafer kazanırlar. Zafer birndvi bebek sayesinde olmuş olur .p

Bence bu iki karakterin en büyük ortak yanı ikisinin de diyara ilişkim çok güçlü bir iddiası olmasına rağmen kendilerini bağlayan sorumluluklar yüzünden bir türlü diyara odaklanamamaları. Ancak diyarı korumak için kral olmak değil, diyarı koruyarak kral olma olayını yaşayacaklar.


#12

Öyle bir düsünce var zaten biliyor musun? Yani Buz ve Atesin sarkisi = Jon ve Dany’nin bebegi.
Tabi simdi yine birileri çikip “Ama Jon buz sayilmaz” diyebilir ve ben yine bunun sembolik bir durum oldugunu anlatamam, deli olurum :smile:


#13

Aslında Dany de melez sayılır. Blackwood tarafından :D. Daha önce konuşmuştuk. Dany ateş tarafı yoğun olan buz ve ateş Jon ise buz tarafı yoğun olan buz ve ateş. Gerçi tamam Dany’nin buz yönüne dair fazla gönderme Yok şimdilik. Ancak dizide es geçilse de kitapta olabilir bazı şeyler. O Egg çok önemli bir şahıs. Heriftrn neler çıkmış. Tam bir yumurta gerçekten


#14

Evet, konusmustuk, taktin sen de buna :smile:
Ama dogru, Dany’de, bana göre az da olsa Ilk Insan kani var.
Fakat bu konuda olaya sembolik baktigimiz için bunun önemi yok. Yani kan’a bakilmiyor burada, bakarsak zaten Jon konusunda çeliskiye düseriz biraz. Buz ve Ates tamamen sembolik olmali, karakterlerin basindan beri yansittiklarina uygun olmasi gerek. Dolayisiyla Buz Jon’dur, Dany ates.


#15

Aslında gene sembolik oluyor. Daha önce dediğim gibi Dany’de olan az bir miktar değil yarı yarıya. Çünkü Betha ile olan evlilik sonrası iki nesil ensest gitmiş. Yani bir de nasıl Dany’de buza dair tek bir şey bile yoksa Jon’da da ateşe dair tel bir şey Yok. :D.

Bana böyle yorumlayınca daha güzel geliyor ancak tabi bu yorumu gözden öokarsak da öyle zaten birnebi.


#16

Valla kan, DNA konusuna hiç girmek istemiyorum, sadece yari yariya demek biraz fazla geliyor bana :smile:

He olay biraz bu iste.

Bu arada ben hep Buz ve Atesin birçok seyi simgeledigi görüsündeydim, ama kimileri aksine tek bir sey simgeledigini düsünürdü. Geçenlerde Martin’in bir röportajini okudum, bunun birçok seyi simgeledigini söylemis, Dany ve Jon da bunlardan biri.


#17

Bu aslında bir iddia değil. Genetik olarak kesin olan bir durum :smiley:


#18

@Starkgaryen

Hani daha önce bu serinin güllerinin savaşından esinlendiğini söylemiştik. Güllerin savaşı sonunda bildiğiniz üzere savaşan iki hanedanın armaları birleşmiş, Tudors hanedanı kurulmuştu. Seride sızan görsellerden birisi de ejderli kurtlu arma. Zaten her şeyin başı muhtemelen Starkların Targaryenleri indirmek istemesi.

Her neyse o paylaştığın farklı gülleri ihtiva eden fotoğraf var ya, Dany’nin elinde tuttuğu kırmızı gül Lancester hanedanının arması. Jon’un elinde tuttuğu beyaz gül ise Yorkların arması.

Ha bence sadece tesadüf olma ihtimali yüksek :smiley:


#19

O zaman bunlara ek üzücü bitane atim bende sana


#20

Elinize sağlık, gerçekten çok güzel hazırlamışsınız.