Dağ Adamları'nın Sur Ziyareti

Jon Snow, Stannis ile pazarlık yapıp ona Dağ Adamları’nı kazandırma yoluna gitmişti. Alys Karstark’ın düğünü sırasında 2 Dağ Kabilesi adamı Sur’da hazır bulunuyordu.

Yaşlı Flint ve Norrey’e, yüksek masanın hemen altında itibarlı yerler verilmişti. Her iki adam da Stannis’le birlikte yürüyemeyecek kadar yaşlıydı; kendi yerlerine oğullarını ve torunlarını göndermişlerdi. Fakat düğün için Kara Kale’ye gelmekte tez davranmışlardı, Sur’a sütanneler de getirmişlerdi. Norrey kadını kırk yaşındaydı ve Jon’un o güne kadar gördüğü en büyük göğüslere sahipti. Flint kızı on dört yaşındaydı ve bir erkek çocuk kadar düz göğüslüydü ama yeterince sütü vardı. Val’in Canavar dediği bebek, iki sütanne arasında serpiliyor gibi görünüyordu.

Stannis ile savaşa gidemeyecek kadar ihtiyar olan Dağ Adamları, yerseniz eğer Alys’in düğünü için (nereden duydular bilemiyorum artık) Sur’a tez vakitte gelmişler. Jon’un süt anne aradığını duyunca da iki tane getirmişlerdi.

Jon bunun için müteşekkirdi… ama kır saçlı yaşlı savaşçıların, tepelerden aşağı sadece sütanne getirmek için indiğine bir an bile inanmamıştı. Her iki adam da savaşçılarla birlikte gelmişti; Yaşlı Flint beş, Norey ise on iki adam getirmişti. Savaşçıların hepsi hayvan postları ve çivili deriler giymişti, kışın yüzü kadar korkutucu görünüyorlardı. Kimi uzun sakallara, kimi yara izlerine, kimi de her ikisine birden sahipti. Kuzeyin eski tanrılarına ibadet ediyorlardı, Sur’un ötesindeki özgür insanların ibadet ettiği tanrılara. Lâkin şimdi burada oturuyor ve denizin ötesinden gelen kırmızı tuhaf bir tanrının kutsadığı evlilik şerefine içki içiyorlardı.

Elbette Jon, onların geliş sebeplerine hiçbir şekilde inanmıyor ama nedenini de bir türlü çözemiyor. Adamlar gelirken savaşçı getirmekten geri durmamış ama aslında tehlikeli zamanlar olduğu düşünülür ise yanında birkaç adam getirmelerinde sıra dışı bir durum da yok ama bu iki ihtiyar adamın, bu kar ve soğukta ne diye Sur’a gelme kararı aldığı, burada ne aradıkları -şimdilik- açığa çıkmış bir şey değil.

Jon, Yabanılları almaya karar verdiğinde Bowen gibi adamları dışında bu ikisini de çağırtıp durumu açıklamıştı. Elbette Yabanıllar ile ilgili hoş sözleri olmadı ama Jon’un 100 “rehine” alacağını öğrenince “Kış Krallarının” da bunu yaptığını ve eğer onları memnun etmezlerse çocukları başsız geri gönderdiklerini söyleyerek, bunun olabileceğini söylediler. Jon da onlarla konuşmayı “Ben hala Eddard Stark’ın oğluyum…” diye bitiriyor.

“Bizi düşündüren onların çocukları değil. Biz babalardan korkuyoruz.”

“Tıpkı benim gibi. Bu yüzden rehine konusunda ısrar ettim.” ilen, sizin sandığınız gibi herkese güvenen bir aptal değilim… inandığınız gibi yarı yabanıl da değilim. “Yaşları sekizle on altı arasında değişen yüz erkek çocuk. Her şeften ve kumandandan bir oğul alınacak, geri kalanlar kabile tarafından seçilecek. Çocuklar; yaver ve yamer çömezi olarak hizmet verecek. Bu sayede, kendi adamlarımız diğer vazifeler için serbest kalacak. Çocuklardan bazıları bir gün siyahları giymeyi tercih edebilir. Bundan daha tuhaf şeyler oldu. Geriye kalanlar, atalarının sadakati için rehin tutulacak.”

Kuzeyli adamlar birbirlerine baktılar. “Rehineler,” dedi Norrey. “Tormund buna razı oldu mu?”

Ya olacaktı ya da insanlarının ölümünü izleyecekti, diye düşündü Jon. “Buna kan parası dedi ama ödeyecek.”

“Evet, neden olmasın?” Yaşlı Flint bastonunu buza vurdu. “Kışyarı bizden erkek çocuklar istediğinde, verdiğimiz rehineler için ‘vesayet altına alındı’ derdik ama onlar rehineydi ve zarar görmezlerdi.”

“Babaları Kış Kralı’m hoşnutsuz etmeyen çocuklar zarar görmezdi,” dedi Norrey. “Diğerleri eve döndüğünde, boyları bir baş kısalmış olurdu. Şimdi bana söyle evlat… şu yabanıl arkadaşların bize ihanet edecek olursa, gereken şeyi yapabilecek misin?”

Bunu Janos Slynt’e sorun. “Tormund Devfelaketi beni denememesi gerektiğini biliyor. Sizin gözünüzde acemi bir çocuk olabilirim Lord Norrey ama ben hâlâ Eddard Stark’ın oğluyum.”

Pekala, hatırlarsanız Büyük Kuzey Komplosu diye bir şey var. Robb’un varis olarak Jon’u meşrulaştıracağını annesine söylediğini ve düğün öncesi varislik meselesini diğer lordlara açıp, belge imzalattığını biliyoruz.

Bu iki Dağ adamı, komploya dahil olarak; Jon’un da varis olduğunu bilerek Sur’a gelmiş olmasın? Başka türlü aklıma mantıklı bir şey gelmiyor. Mantıken hayatları boyunca kaç kere Sur’a gelip, haftalarca kalacak şekilde (hem de bu yaşlı halleriyle) ziyarette bulunmuşlar?

3 Likes

Bence de öyle. Bu yaşlı halleriyle ziyaretlerinin en mantıklı açıklaması bu.

1 Like

Ben hep önce Kışyarı’nı alır, sonra Robb’un vasiyetinden söz ederler diye düşünmüştüm ama buraya kadar geldiklerine göre basit bir göz atma ve değer bulup bulmama şeklinde değil de acep Sur’da her şey düzene binince mi kral olduğunu söyleyecekler, merak ettim.

1 Like

Mantıklı. Jon Kışyarı’nı ele geçirmeden önce onu desteklemeleri. Savaşı kazandıktan sonra Jon’un güvenini kazanmış olacaklar ve bu işlerine gelen bi durum

Aslında bende hep Kuzey’de bizim tahmin etmediğimiz kadar ordu toplanır diye düşündüm. Bir ordu Güneyden, Boğaz’ın girişinde Lord Bolton tarafından bırakılmak zorunda kalan 700 adam, başlarında Lord Cerwyn’in adamı vardı. Bir ordu bizzat Boğaz’da Leydi Mormont ve Lord Reed tarafından, bir diğeri de doğudan Manderly’lerin ve Rickon’un topladığı ordu. Hepsi Jon’u Kış Kralı olarak ilan edebilir ve Rickon’u da tıpkı dizide Sansa’ya olduğu gibi Kışyarı Lordu yapabilir. Hem Stark soyu güvenli kalır hem Jon kral olur

He sen biraz politik çıkar diyorsun… Belki. Ben ondan ziyade ona göz kulak olmak ve tartmak için diye düşündüm. Stannis’in adamları nasıl ikna ettiğini merak etmişimdir hep; Yabanıla benzeyen tipler bunlar ve kolay ikna olmuşlar gibime geldi; bilmiyorum. Komplo olunca zaten ikna olmuş olmuyorlar, sadece Stannis yemi yutmuş oluyor tabi.

Yabanılları da say; en az 15-20 bin Yabanıl olacak hatta muhtemelen daha fazlası da olabilir. Bunun yarısı savaşabilse, tamam. 200 kadar dev de var.

Robb kral iken kardeşlerini “lord” ilan etmedi, böyle bir şey olduğunu sanmıyorum kitapta. Dizide Sansa’ya kıyak olsun diye idi o. Mantıken Kışyarı, Kış Kral’ının “sarayı”; yönetim merkezi. Adam oranın kralı iken lordu olur mu? Kraliçesi ne olacak o zaman? Anlatabildim sanırım. Kral varken, Lord/Leydi yok yani.

2 Likes