Dany’nin Rüyası “Ateş ve Kan”

Aslen şurada yayınlandı: Dany’nin Rüyası “Ateş ve Kan”

İlk kitabın sondan bir önceki Dany POV’u, düşüğün getirdiği ateşli rüyası ile başlıyor. Daha önce çok kere okudum ama yumurta çatlatma konusunun ötesinde dikkat kesildiğim bir rüya olmamıştı. Lakin geçenlerde bir kere daha bakınca biraz daha ilginç olabileceğini düşündüm. Birlikte tartışmak hoş olur, diyorum.

Kanatlar, hummalı rüyalarını gölgeliyordu. “Ejderhayı uyandırmak istemezsin, öyle değil mi?”

İlk cümle bu. Manidar başlamış çünkü bu cümle, Dany’nin Viserys’in söylemesinden korktuğu cümle… Bu sözü söylediği zaman Viserys, onu dövmekle tehdit ediyor ve sonunda dövüyordu. Yani rüya, Dany’nin korkusuyla başlıyor ama Viserys artık ölü, bu yüzden bu cümleden korkmasına gerek yok.

Buna rağmen gerçekten de bir ejderha uyanacak…

Yüksek taş kemerlerin altındaki uzun koridorda yürüyordu. Arkasına bakmıyordu. Arkasına bakmamalıydı. Önünde bir kapı vardı. Uzaktan minicik görünüyordu ama bu kadar mesafeden bile kırmızı olduğu seçilebiliyordu. Daha hızlı yürüdü. Çıplak ayakları yerde kanlı ayak izleri bırakıyordu.

“Ejderhayı uyandırmak istemezsin, öyle değil mi?”

Uzun koridoru, Dany’nin hayat yolculuğu olarak düşünebiliriz (aklıma nedense Aşık Veysel’in uzun ince bir yoldayım, türküsü geldi. Hayatı temsil eden bir cümleydi bu). Arkasına bakmıyor, bakmamalı çünkü yaptığı hatalar/yaşadığı acı ve karanlık şeyler geçmişinde duruyor, bakarsa kaybolur bu acıların içinde; bana göre Dany’nin psikolojisini sağlam tutma çabasının formülü asla ama asla arkaya bakmaması ama arkada sadece bunlar yok rüyada. Yolun sonundaki kapı kırmızı renkte. Bu da Dany’nin ev hasretini simgeliyor.

Ayağının çıplak olması zaten bu evde yaşarken çıplak ayakla çimenlerde koşturmasına gönderme olabilir, yani onun çocukluğuna bir gönderme yapılmış olabilir ve kan muhtemelen onun düşük yaptığına; bebeğini kaybettiğine dair bir işaret. Elbette hemen arkasından yine o korkusunu tetikleyen cümleyi duyuyoruz. Aslında bu bir tehdit idi Dany’e zamanında, unutmayın. Lakin bu rüyada, bunun Dany için bir tehdit olduğundan şüpheliyim. Bize olabilir. 

Toprak ve ölüm kokan parlak Dothrak denizinin üstündeki güneşi gördü. Rüzgârın hareket ettirdiği otlar su gibi dalgalandı. Drogo onu güçlü kollarının arasında tutuyordu. Bacaklarının arasını okşuyor, onu açıyor ve sadece kendisine ait olan ıslaklığı uyandırıyordu. Güpegündüz gökyüzünde beliren yıldızlar yukarıdan onlara gülümsüyordu. “Ev,” diye fısıldadı Drogo onun içine girip tohumlarını boşaltırken ama yıldızlar aniden kayboldu. Dev kanatlar mavi gökyüzünü süpürdü ve dünya alev aldı.

“Ejderhayı uyandırmak istemezsin…”

Dany, çocukluğundaki evi yitireli çok olmuştu ama Drogo ve khalasarı; bu Dothrak denizi, toprakları artık onun yeni evi idi ve Drogo da ailesi, lakin ejderha ateşi Drogo ve evi dahil her şeyi yakıp yok etti.

Burada biraz durmak istiyorum. Dany öylesine bir rüya görmüyor. Atalarından bir çok kişinin sahip olduğu ejderha rüyalarını görüyor. Bu rüyalar, onu gören kişiye (kullanmasını bilirse) yol gösterir. Lakin Aemon’a göre kardeşlerinin felaketi de olmuştu ama şahsi fikrim, muhtemelen bu rüyalardan korkmaları ve Egg gibi takıntılı hale gelmelerinden kaynaklı bir felaket idi. Sonuçta bu da bir güç ve bu gücü korkmadan benimsemeli ve kontrol edebilmelisin yoksa kontrol edemediğin her güç, senin felaketin hale gelir. Aslında Melisandre de benzer şeyleri ima eden bir söz söylemişti kendi POV’unda; gücün doğası hakkında vs.

Kuzey güçlerine bakar isek yeşil rüyalar vb. türleri Büvet Ağacı aracılığı ile kuzey ilahları tarafından gönderiliyor, inanılan bu. Jon’da gördük ki onun rüyaları BR tarafından gönderiliyor.

(Muhtemelen bu eski ilahların alayı eski yeşil görenler. Onları ilah gibi kabul etmişler zamanla diye düşünüyorum; ağaçlarla bütünleştikleri için zira Çocuklar, ağacın kendisini ilah görüyor. Bu yüzden isimleri ve sayıları da bilinmiyor. Yüzleri yok.)

Özetle kehanet içerikli rüyaları gönderen biri/leri var; bu ejderha rüyaları için de geçerli olsa gerek. Melisandre kendi ilahının ateşler aracılığı ile kendisiyle konuştuğuna inanıyor, ejderha rüyaları da özünde bir yerde ateş sonuçta ki bol bol ateş görüyoruz.

Tamam, uzatmadan varmak istediğim nokta… Bu tamamen bir yorumdur, çok kesin deliller var falan diyemem, bir şeyler beni böyle düşünmeye itti… R’hllor ya da her kim ise Dany’yi kullanan biri var. Rüyaları gönderen. Onun ateşin şampiyonu olduğu fikrinden de yola çıkar isek Dany’nin çocuğundan tut, kocasına kadar her şeyi ondan uzaklaştırıp, kendisine yaklaştırması gerekiyor. Bir koca ve bir çocuk, Dany’nin olduğu yerde saymasına neden olurdu.

Dikkat eder iseniz Drogo, aslında Dany için bir ev olmuş ama dev kanatlar ki bu ejderha; Drogo’yu yani Dany’nin ev kabul ettiği kişiyi ve fazlasını, Dany’nin kurduğu küçük dünyasını yakıp yok ediyor ateşle. Artık Dany’nin ateşle bütünleşmesine, ejderhanın gelini/annesi- alevlerin gelini olmasına engel hiçbir şey ve kişi kalmadı.

Sör Jorah’ın yüzü süzülmüştü ve hüzün doluydu. “Rhaegar son ejderhaydı,” dedi ona. Taş yumurtaların köz gibi kıpkırmızı olduğu sobanın üstünde yarı saydam ellerini ısıtıyordu. Şeffaf ve rüzgârdan daha etkisiz teniyle bir an oradaydı, sonra kaybolmaya başladı. “Son ejderha,” diye fısıldadı ve yok oldu. Dany arkasındaki karanlığı hissetti, kırmızı kapı hiç olmadığı kadar uzaktaydı.

“Ejderhayı uyandırmak istemezsin…”

Drogo sahnesinden sonra soba üstünde(ateş) yumurtaların ısıtılma sahnesi gelmesinin büyük ihtimal ile Dany’ye ne yapması gerektiğini gösteren şey olduğunu düşünüyorum.

Bunun dışında kırmızı kapının daha da uzağa gitmesi ve arkadan gelen karanlık yakınına gelmiş ki hisseder mi olmuş? Bu kısım önemli bence çünkü karanlık, Kebir Öteki’nin hükmünün sürdüğü zamandır ve ölümle bağdaştırılır. Ölüm yakınında, evi uzağında?

Cümle yavaştan şekil değiştirmeye başladı. Artık tehdit ve sorudan ziyade “ejderhayı uyandırmak istemezsin…” diye ve sonrasında Viserys’i görüyoruz ve o sahne de aynı cümleyle bitiyor.

Viserys çığlıklar atarak önünde duruyordu. “Ejderha asla yalvarmaz fahişe. Ejderhaya emir veremezsin. Ben ejderhayım ve taç giyeceğim.” Erimiş altın mum gibi akarak yüzünü kapladı. Etinde derin yarıklar açılıyordu. “Ben ejderhayım ve taç giyeceğim!” diye ciyakladı. Parmakları bir yılan gibi atılıp göğüs uçlarını yakaladı. Gözleri patlayıp irin gibi yanaklarından aşağı akarken bile parmakları göğüs uçlarını sıkıyor, buruyordu.

“Ejderhayı uyandırmak istemezsin…”

Drogo, ejderha yumurtaları ve sonra Viserys’in ölüm şekli ve sözlerinin geldiği sahne. İlk aşama biraz alakasız ve ne diye buraya konmuş ki? diye düşündürüyor. Aklıma ilk gelen şeyi yazacağım.

Viserys, bir ders. O kibirli, beklemeyi bilmeyen biriydi; kontrolsüz duyguları ile hareket ediyordu. Viserys’in sık sık ejderhası uyanıyordu ve uyandığında zalim bir karaktere dönüşüyordu. Bu zalimlik, kibir ve duygularını kontrol eksikliği ona erimiş bir taç kazandırdı. Bence bu kısım Dany için bir uyarı. Viserys’e bak, ejderhanı zırt pırt uyandırıp durma, onun gibi kontrolsüz davranma yoksa sonun onun gibi olur Dany… Bu yüzden mi “ejderhayı uyandırmak istemezsin…” diye duyuyor, cümle bu yüzden mi şekilde değiştirdi? Zira artık tehdit olmaktan çıkıp bir uyarı cümlesi haline geldi.

Kırmızı kapı çok uzağındaydı ve arkasından gelen buzlu nefesi hissediyordu. Nefes onu yakalarsa ölümden daha beter ölecekti biliyordu. Karanlıkta tek başına sonsuza kadar inleyecekti. Koşmaya başladı.

“Ejderhayı uyandırmak…”

Kapı çok uzağında duruyor ve buzlu nefes arkasında… Viserys sahnesi öncesi ve sonrasında bunu görmek, yukarıdaki yorumu destekleyen bir sahne olabilir. Karanlık ve buzlu nefes; Büyük Öteki’ye Melisandre tarafından atfedilen bir şeydir. Karanlığın Lordu, Buz’un Ruhu, ölüm…vb. diyor onun için ki ölüm de soğuk ve karanlıktır, şeklinde ifade edilmişti zaten. Benerro’nun uyarısına göre Dany’nin felaketi için uğraşan düşmanlar vardı, elbette bunlar en başta efendiler olarak önümüze çıkıyor ama onun bahsettiği asıl düşmanlar, muhtemelen daha tehlikeli olanlar. Eğer Dany, AA ise o zaman buz tarafı onu yok etmek için harekete geçmiş olmalı.

Karanlıktaki buzlu nefes, ölümün onu artık fark edip peşine düştüğünü gösteriyor olabilir mi? Mirri, kara büyü yaparak ölen birini ölümün kapısından döndürdü ki bu da yeraltı dünyasının kapısını açıp, ölümün gölgelerini içeri davet ederek vs. oldu. Yani mantıken Kebir Öteki, burayı ve içeri girdiği zaman da Dany’yi gördü? Onun kim olduğunu öğrendi ve harekete geçti? Rüya, onu bu konuda uyarıyor olabilir mi?

Cümle yeniden şekil değiştiriyor. Artık bir eylem haline geliyor. Ejderhayı uyandırmak…

İçindeki sıcaklığı hissediyordu. Rahminde bir ateş yanıyordu. Oğlu uzun boylu ve gururluydu. Bakır renginde teni, badem şekilli lila gözleri vardı. Dany’ye gülümsedi. Ellerini onun ellerine doğru uzattı ama ağzını açtığında dışarı alevler boşaldı. Dany, göğsünün içinde yanan kalbini görebiliyordu. Birdenbire kayboldu. Mum alevine kapılmış bir pervane gibi küle döndü. Dany çocuğu için ağladı. Göğsünü emecek tatlı bir ağzın umudu için gözyaşı döktü ama yaşlar tenine değer değmez buharlaşıyordu.

“Ejderhayı uyandırmak…”

Oğlunun yetişkin halini görüyor ve oğlu, yanarak ölüyor. Göğsünün içinde yanan kalp, Stannis’in kişisel alevli kalp armasını anımsatıyor ki R’hllor’u temsil eden bir arma bu çünkü R’hllor’un isimlerinden biri ateşin kalbidir. Haliyle bu bende R’hllor’ın Dany’yi seçip, sahiplendiği izlenimini oluşturuyor ama bedelini ödedi; oğlu ve kocası ve fazlasını kaybetti. Yani AA olduğuna bir işaret daha denebilir.

Solgun kral kıyafetleri giymiş hayaletler koridorda sıralanmıştı. Ellerinde alevlerden yapılmış kılıçlar tutuyorlardı. Gümüş saçları, altın saçları, platin beyazı saçları vardı. Gözleri opaldi, ametistti, turmalindi, yeşimdi. “Daha hızlı,” diye bağırdılar. “Daha hızlı, daha hızlı.” Koştu. Ayağını bastığı taş eriyordu. Bir çığlık atıp kendini ileri attı. Sırtına bıçak gibi bir ağrı saplandı ve teninin açıldığını hissetti. Yanan kanın kokusunu duydu. Kanatların gölgesini gördü. Ve Daenerys Targaryen uçtu.

“Ejderhayı uyandırmak…”

Ve artık ejderha uyanıyor. AA olduğuna bir işaret daha görülebilir. Ellerinde alevli kılıçlar ve solgun kıyafet giymiş krallar. Bakkalon’u anımsattı bu kısım; o da elinde kılıç tutan solgun görünümlü bir çocuktu. Bunlar da solgun kıyafetler giymiş, ellerinde alevli kılıçlar tutan krallar.

Muhtemelen bunlar onun ataları; saç renkler ve olağan dışı göz renkleri buna işaret ama değişik bir durum daha var. Targaryenlerin genelde çivit gözleri ya da lila gözleri olduğunu gördük, bunun dışında sadece Alyssa Targaryen’ın (Jae-Alysanne kızı) bir gözü lila iken diğeri yeşil idi. Ametist, Opal, Turmal ve Yeşim gözler tanımı bana Şafak İmparatorluğunun krallarını/kraliçelerini anımsatıyor. Bildiğimiz kadarıyla son 300 senedir bu göz renklerine sahip Targ kralları da olmadığı gibi Targlar, Özgür Kale Valyria’da kral vb. değillerdi, mantıken orada öyle bir unvan da yoktu.

Eeee bunlar ne atası o zaman? İlk Uzun Gece’ye uzanıyor gibi iş… İlk AA’ya…

Bunlar bizim kızı gazlıyorlar, hızlanmasını söylüyor ki arkadan gelen ölümü ve karanlığı anımsayın, ondan kaçması gerekiyor ve ayrıca artık bir ejderhaya dönüşmesi gerekiyor ki dönüşüyor. Ayağını bastığı taş, eridiğine göre artık kendisi bir ejderha alevi olmuş. Kanatları çıkıyor ve Dany, artık uçuyor Bu seride uçmak önemli ve dikkate değer bir olay ve manaya sahip. 

Bence Dany’nin içindeki gücün uyandığı anı görüyoruz, evrim geçiriyor ve uçuyor. Muhtemelen cenaze ateşine girip yanmasına engel olan şey bu an. Ejderha ateşi haline gelip bastığı yeri eritmek, kanatları çıkması ve uçmak… Cenaze ateşine girdiğinde de “ATEŞ BENİM” diyordu. Rüya ile oldukça uyumlu ama evet, yanmaması sadece bir kereliğine mahsus bir olaydı. Sonuçta Dany, gerçekten de kanatları olan, ateşten yaratılmış bir ejderha değil, bir insan ama özel bir insan.

Önündeki kırmızı kapı açıldı. Artık çok yakındı. Çok yakın. Koridor bulanıklaştı. Peşindeki nefes geri çekiliyordu. Ayağının altındaki taşlar yok olmuştu. Dothrak denizinin üstünde uçuyordu. Yükseğe, daha yükseğe. Yeşil otlar rüzgârıyla dalgalanıyordu ve kanatlarını gören bütün canlılar korkuyla kaçışıyordu. Evin kokusunu duyuyordu. Evi görebiliyordu. İşte oradaydı. Tam şu kapının arkasında. Yeşil tarlalar, büyük taş evler ve onu sıcak tutacak kucaklar. Oradaydı. Hızla kapıyı açtı.

“…ejderha…”

Evine ulaştı, kapı açıldı. Aslında Dany, olması gereken kişiye dönüştü, o bir ejderha oldu, gücünü topladı. Dothrak denizi üstünde uçmaya başladı, yükseğe ve daha yükseğe çıkıyor. Onu gören ondan korkuyor ve kaçıyor… Eve ulaşır ise onu sıcak tutup, kucaklayacak evi vs. var.

Bakın kısım çok önemli. Şimdi… Kırmızı kapı neydi? Dany’nin evi ama aslında Dany, gerçek dünyada düşük yapıyor ve ciddi manada ölümle burun buruna. Yani aslında Dany, ölüm-kalım savaşı veriyor. Peşinden gelen karanlık ve soğuk nefesli ölüm, onu yaşamdan kopartıp, öldürmeye çalışıyor, eğer rüyasında bu karanlık ona ulaşsa idi Dany, %100 ölmüş olacaktı, asla bir daha uyanamayacak ve onun hikayesi ilk kitap sonunda bitmiş olacaktı.

Bu yüzden Dany, o kırmızı kapıya koşuyor, o kapı aslında onun evinden ziyade hayata tutunma kapısı; oraya vardığında karanlık nefesi ondan uzaklaşma sebebi bu, Dany’yi parmakları arasından kaçırdı, artık ölüm topraklarından çıktı, Dany ölüm ile olan savaşını kazandı. Yaşadığı evrim/dönüşüm, bunu sağladı. Güçlendi.

Cümle bu yüzden yeniden değişti “ejderha” oldu, artık dönüşümü tamamdır. Dany bundan sonra hedefini gerçekleştirmek için harekete geçebilir. Yapması gereken şeyi biliyor.

Başka bir dikkat çekmek gereken nokta da var kanımca. Dothrak denizinin üstünden uçması, sürekli yükseke çıkıyor olması ve onu gören herkesin korkup kaçması, bana göre Dany’nin Essos’ta başına gelenlere bir FS. Uçtu uçtu ve uçtu… Yüksele ve daha yükseğe. Onu görenler korktu, kaçtı ve ayağını bastığı yere ele geçirdi. Tamam, biraz abartılı oldu ama demek istediğimi anladınız, az biraz edebiyat katayım dedim. 

Zırhı kadar kara bir aygırın sırtındaki ağabeyi Rhaegar’ı gördü. Miğferinin ince göz aralığının içinde alevler ışıldıyordu. “Son ejderha,” diye fısıldadı Sör Jorah zayıf sesiyle. “Son, son.” Dany ağabeyinin siyah cilalı miğfer siperini kaldırdı. Miğferin içindeki kendi suratıydı.

Bundan sonra, çok uzun bir zaman, sadece acı vardı. İçindeki ateş ve gökyüzündeki yıldızlar.

Küllerin tadıyla uyandı.

Rüya’nın sonu. Rhaegar olduğunu düşündüğü kişi kendisi, Son Ejderha kendisi. En azından rüyasında ve kendi gerçekliğinde böyle. Küllerin tadı ile uyanması da rüyasında gördüğü ateş ve küllerin etkisi.

Bağlantılı olduğu için cenaze ile devam ediyorum.

Drogo’nun Cenazesi

image419×624 84.7 KB

İlk Jhogo gördü. “İşte,” dedi fısıltıyla. Dany başını kaldırıp baktı. Doğudaydı. Görünen ilk yıldız kıpkızıl yanan bir kuyruklu yıldızdı. Kan kırmızısı, ateş kırmızısı, ejderhanın kuyruğu. Bundan daha güçlü bir işaret bekleyemezdi Dany.

Bu yıldız, çoğu kişi tarafından ejderha olarak yorumlandı. Muhtemelen de ejderhaların doğumuna ve ayrıca AA’nın doğumuna alamet olmak için geldi. Ölümsüzlerin iddiasına göre onu, Dany’yi kendilerine getirsin diye gönderen kendileri.

Bunun öncesinde Dany ve Mirri arasında geçen şu kısım ilginç geldi.

Tanrıkadını ağaç yığınına sürüklenip Drogo’nun eşyalarının yanına bağlanırken çığlık atmıyordu. Dany kendi elleriyle kadının üstüne yağ kavanozunu boşalttı. “Bana öğrettiğin bütün dersler için teşekkür ederim Mirri Maz Duur.”

Kadının saçlarından ve elbiselerinden yağ damlıyordu. “Çığlıklarımı duymayacaksın,” dedi Dany’ye.

“Duyacağım,” dedi Dany. “Ama istediğim çığlıkların değil. Yalnızca hayatını istiyorum. Bana söylediklerini hatırlıyorum. Hayatın bedeli ancak ölümle ödenir.” Mirri Maz Duur ağzını açtı ama bir şey söyleyemedi. Dany, maegi’nin donuklaşmış kara gözlerindeki aşağılamanın kaybolduğunu fark etti. Gözlerinde korkuya benzer bir şeyler vardı. Artık güneşin tamamen batmasını ve ilk yıldızın görünmesini beklemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı.

Kadının üstüne yağı boşalttığında Mirri, onu yakarak öldüreceğini biliyor ama korkmuyor ve “çığlık atmayacağım” diyerek, o zevki ona yaşatmayacağını söylüyor ama Dany’nin cevabı karşısında korkmaya ve endişelenmeye başlıyor. Az önce nasıl öleceğini biliyordu ve korkmaz, meydan okur iken niye şimdi korksun ki? Sanırım Mirri, Dany’nin ne yapmaya çalışacağını anladı ve bu da onu korkuttu çünkü hatırlar iseniz daha önce de Dany’nin oğlunun ölmesi gerektiğini zira dünyanın üstüne oturacak aygır olup, her yeri yakıp yıkacağını söylemişti. Yani Mirri, ejderhaların doğacağını anladı derim.

Isı dalgası kızıl kanatlarını şiddetle çırpıp havaya çarparak Dothraklar’ı geri itti. Sör Jorah bile çekilmişti ama Dany kıpırdamadan olduğu yerde duruyordu. O ejderhanın kanıydı, ateş onun içindeydi.

Dany ateş yığınına bir adım daha yaklaşırken bunun gerçekliğini çok daha önce anladığını fark etti. Sadece sobanın ısısı yeterli değildi. Alevler düğün gecesinde dans eden kadınlar gibi önünde kıvrılıyordu. Dönüyorlar, şarkı söylüyorlar, turuncu, kırmızı, sarı duvaklarını savuruyorlardı. İzlemesi korkunç ve bir o kadar güzeldi. Dany alevlere kucak açtı. Teni kızarmıştı, parlıyordu. Bu da bir düğün, diye düşündü. Mirri Maz Duur susmuştu. Tanrıkadını onun bir çocuk olduğunu söylemişti ama çocuklar büyürdü, çocuklar öğrenirdi.

Dany için bu cenaze bir düğün O ejderhanın kanı ve ateş onun içinde.

Bir adım daha attı. Ayaklarının altındaki kumun sıcaklığını sandaletlerinin tabanından bile hissediyordu. Bir zamanlar yaşlar akan yanaklarından, göğüslerinden, bacaklarının arasından ter süzülüyordu. Sör Jorah arkasından bağırıyordu ama artık önemli değildi. Önemli olan tek şey ateşti şimdi. Alevler fevkaladeydi. Hayatında gördüğü en güzel şeylerdi. Her biri kızıl, turuncu ve sarılara bürünmüş, dumandan pelerinler giymiş büyücülerdi. Kızıl ateş aslanları, sarı devasa yılanlar, mavi alevden yapılmış boynuzlu atlar gördü. Balıklar, tilkiler, canavarlar, kurtlar, parlak kuşlar ve hepsi birbirinden güzel çiçekler veren ağaçlar gördü. Dumandan vücuda gelmiş, mavi alev yeleli dev gibi gri bir aygır gördü. Evet sevgilim. Evet güneşim ve yıldızım. Şimdi atına bin. Şimdi atını sür.

Ateşe bu kadar hayranlıkla bakınca aklıma Selys geldi, ne yalan. Jon da kadının ateşe aşkla baktığını, Melisandre istese seve seve kendini ateşin kollarına atacak gibi göründüğünü söylemişti. Aslında ateşe tapanlar için şaşılacak bir durum değil. Belki daha bilmiyor ama Dany de artık R’hllor’ın müridi. Lakin bir mürit olmaktan çok daha fazlası olduğunu söylemem gerekir. Daha sonraki kısımlarda değineceğim, ipucunu Dany, yukarıda verdi aslında. 

Yanaklarının, bacaklarının vb. terlemesi sıcaktan ama bir yandan da doğum yapan bir kadının terlemesi gibi sanki. 

Bu kısım için bilindik yorumun dışında bir yorumum yok. Bilmeyenler için bu gördüğü hayvan simgelerinin Batıdiyar’da yollarının kesişeceği haneler ve kişiler olduğu söyleniyor. Hemen hemen hepsinin o ya da bu şekilde kişi yahut hane olarak karşılığı olabilir. Unutmayın ki R’hllor, alevler aracılığıyla müritlerine bir şeyler gösteriyor. Bunların her biri imge bence, yorumlanması gereken imgeler.

Aslanlar, çoğul olduğu için Lannister kardeşleri başta olmak üzere bütün Lannisterler kast ediliyor muhtemelen.

Sarı yılanlar, bir ihtimal Kum Yılanları olabilir. Kum, sarı renktir sonuçta. Renklere takılmaz ise aklıma Deniz Yılanı denilen Valeryon geliyor ama o öldü, lakin onun piç kardeşi şu an denizlerde korsanlık yapıyor(muş).

Aslında cidden renklere takılmamak gerek, ateşin içinde ne kadar çok çeşit renkler görülebilir ki? Kızıl, turuncu ve sarı renkler görebiliyor ve mavi alev de vardır. Haliyle hepsini böyle görüyor.

Bu durumda Vadi’deki Lynderly Hanesini de sayabiliriz ihtimal arasında? LF’nin dostuymuş bu hanenin lordu. Kale ismi de Snakewood.

Tek boynuzlu at… Akla ilk şu Kuzeydeki yabanilerin yaşadığı adayı getiriyor ama oradaki atları görmesi çok da önemli olmasa gerek. Lannister’lara bağlı arması bu atlardan olan bir hane var; Brax Hanesi. Başkaları da var; yine Lannister’a bağlı Doggett Hanesi, Barthlara bağlı Rogers Hanesi, Vadi’den Wydman Hanesi ki armasında sadece at yok, ayrıca kırık bir çark, kale, aslan ve yılan da var, bir de bir sürü mızrak. Herhalde en manasız arma bunun ki. Her şeyden bir şey olsun, demiş.

Tilki ilk akla Florent’leri getiriyor, belki gizli Targ destekçileridir? Mavi çiçek çemberi ortasında tilki yüzü var armada. Bu hane, Tyrell’erin hakimiyetinden hoşlanmayan ve kanlarının kahyalardan daha soylu olduğunu iddia eden köklü bir hane. Bu yüzden Targlar geldiği zaman yanlarında yer almaları şaşırtıcı olmazdı. Hele ki Tyrell Hanesi şu an evilik ile Lannisterlarla ittifak yapmış iken, onların yerlerini almak için güzel bir fırsat olur.

Kurtlar zaten akla Starkları getiriyor. Parlak kuşlar bilemeyeceğim artık, hanesinde kuş olan herkesi işaretleyin işte. 

Çatlayan bir taşın sesini duydu. Ağaçlardan, çalılardan ve otlardan kurulu yığın hareket etmeye, kendi içine doğru çökmeye başlamıştı. Köz haline gelmiş odun parçaları Dany’nin üstüne düşüyordu. Dany kıvılcımlar ve küllerle yıkanıyordu. Alevlerin arasından başka bir şey daha düştü, zıplayarak, yuvarlanarak gelip ayağının dibinde durdu. Kırılmış, üstünden dumanlar tüten, altın damarlı, kıvrımlı bir taş parçasıydı. Dünya bir kükreme sesiyle doldu. Kadınlar ve çocuklar hayret dolu çığlıklar atıyordu ama ateş duvarının arkasındaki Dany onları güçlükle duyabiliyordu.

Drogo’yu aygırına atlayıp gittiğini görünce bu kısım geliyor. İlk yumurta çatladı ve ilk bebek doğdu; Dany’nin ayaklarının dibinde, ilk ağlama sesi bir kükreyiş.

Hayatın bedeli ancak ölümle ödenir.

Muhtemelen Egg’in yapmaya kalktığı şey de buydu ama pek işe yaramadı.

Şimşek gibi gürültülü ve keskin ikinci çatlama sesi duyuldu. Duman Dany’nin etrafında dönerek, kıvrılarak yükseliyordu. Cenaze ateşi bir kez daha sallandı. Dany ürkmüş atların bağrışlarını, Dothrakların korku ve dehşet dolu çığlıklarını duydu. Sör Jorah onun adını haykırıyor, lanetler okuyordu. Hayır, demek istedi ona. Hayır güzel şövalyem, benim için korkma. Ateş benim. Ben Daenerys Fırtınadadoğan. Ejderhanın kızı. Ejderhanın gelini. Ejderhanın annesi. Göremiyor musun? GÖREMİYOR MUSUN? Alevleri ve dumanı yerden on metre yükseğe püskürten bir patlamayla ateş yığını tamamen çöktü. Dany korkusuzca alev fırtınasının içine yürüyüp çocuklarını çağırdı.

İşte en sevdiğim kısım… EJDERHANIN GELİNİ, EJDERHANIN KIZI, EJDERHANIN ANNESİ… Dany ÇOCUKLARINI ÇAĞIRDI.

Şimdi geldik en civcivli kısıma. Yorumuma hak verirsiniz vermezsiniz, beğenirsiniz beğenmezsiniz ben bilmem ama en başından beri yazıp çizdiğim; olan biten her şey bana göre Dany’nin bu ateşle buluşma anına yolculuk idi.

Bazılarına garip gelecek ama Dany, burada R’hllor ile evlendi. Bu bir düğündü. Aynı zaman da bir gerdek gecesi. Ayrıca bir hamilelik ve doğum anı. Bu olan biten her şey bu söylediklerimi karşılayan ögeler içeriyor. Dothraklar için özel-önemli günler gece vakti gökyüzünün altında yapılır ve tüm bu yaşananlar, gerçekten özel bir geceye denk gelmişti; kuyruklu yıldızın ilk göründüğü anda…

Öncelikle rüyasında gördüğü etrafı ateşe veren dev kanatlı ejderha, bana göre R’hllor’ı temsil ediyor. Bilmiyorum ama ateş ile bu kadar içli dışlı anlatılan bir ilahın(?) ve Dany’nin ataları olduğunu düşündüğümüz ama “krallar” ve “göz renkleri” ayrıntıları bize bu tiplerin Valyria öncesine (muhtemelen) Şafa İmparatorluğu zamanına uzanan, o dönemde yaşamış kişiler olduğuna dalalet tipte insanlar görmemiz… Söyler misiniz R’hllor’ın ejderha olması çok mu saçma kaçardı? Gerçek kanatlı olanı değil, büyük büyü güçleri olan bir ejderha lordu…

R’hllor, Drogo’yu ve oğlunu; kendi dünyasında; rüyada yakıp her şeyi küle çevirdi. Dany’nin dönüşmesi, evrimleşmesi için gerekeni yapıp onun içindeki ejderhayı uyandırdı ve elbette uyarıları da vardı, Ölüm’ün pençesinden kurtardı. Ne yapması gerektiğini de öğretti.

Daha sonra gece vakti Drogo’nun cenazesi yapıldı ki dikkat çekilen 2 nokta var. Cenaze gecesi geldiğinde gökyüzünde “ejderhaları” temsil eden bir kuyruklu yıldız görüldü ve Dothrak geleneğine göre bütün önemli şeyler gece çöktüğünde, yıldızlı gökyüzünün altında meydana gelir ki bu düşünce yüzünden Dany, Drogo’yu dışarı çıkarıp birlikte olmuş ve hamile kalmıştı.

Şimdi Dany, ateşi yaktı ve içeri girdi. Ne dedi?

Dany alevlere kucak açtı. Teni kızarmıştı, parlıyordu. Bu da bir düğün, diye düşündü.

Yeni kocasına kucak açıyor. Bu bir düğün, dedi. Ne ile düğün bacım? Kiminle evleniyorsun? Ateşle. R’hllor ile. Tenindeki kızarıklık ve ter mecazi olarak ayrıca gerdek anını ve doğum anını da temsil ediyor, olabilir, sonuçta ateşle evlenip gerdeğe girdi Dany.

Sonrasında söylenenler ve olanlar, bunun ateş ile olan düğün ve gerdek olduğunu kanıtlıyor aslında.

Ejderhanın kızı; ataları ejderha, tabii olarak ejderhanın kızı oluyor.

Ejderhanın gelini; hangi ejderha ile evlendi ki bunu söylüyor? R’hllor’un ejderha olduğuna bir işaret daha?

Ejderhanın anası, çocukları.

Evet, Dany ateşle evlendi ve yeni eşinden de 3 çocuğu oldu. Bu kızın karnında bir çocuğun hayat bulmaması olağan aslında. Kocası sağ olsun, izin vermiyor. Bu işin şakası aslında ama ciddiyet payı var. Bir çocuk, Dany’yi amacından saptırabilir ve onun için planları olan R’hllor’ın veya adı ne ise, buna izin vereceğini sanmıyorum.

Haydi size başka bir alıntı daha ekleyim, Ölümsüzlerden. Bu sefer bu cümle size daha manidar gelecek, eminim. Benim de bunun bu manaya geldiğini anlamam (yahut düşünmem) Dany’nin bu ejderhanın gelini sözünü gerçek anlamda görmem ile oldu.

…ejderhaların anası… ateşin gelini…

Bakın burada yine bir ateş ve gelin muhabbeti olmuş. Ateş kim? R’hllor.

Bir de ekleme yapmak istiyorum. “Evlilik” muhabbeti kafa karıştırabilir. Bu ciddi manada, geleneksel bir evlilik değil elbette ki… Örnek vermek gerekir ise Bran’a yedirdikleri lapa ile onu ağaçla evlendireceklerini söylemişlerdi. Bu “evlilik” güçleri ve olduğu şeyle bütünleşme; gücünün kaynağı ile bir bütün olma meselesi. Aynı şekilde Varamyr POV’da da kurt-warg ilişkisi bir “evlilik” olarak ifade edilmişti, mantık yine aynı; iki tarafı da sonsuza kadar değiştiren bir olay. Dany’nin R’hllor ile olan evliliği meselesine de bu şekilde bakmak fayda sağlar.

Yorum doğru çıkar ya da çıkmaz ama bu şekilde düşünmek çok hoşuma gitti ve ilk fark ettiğimde heyecanlandırmıştı. 

Yazı burada sonlanıyor, her zaman ki gibi fikirlerinizi beklerim.

4 Likes

Çok güzel bir yazı olmuş öncellikle ellerine sağlık.:upside_down_face:

Sadece ev hasreti değil bence, bu kapı Dany’nin umutlarını da temsil ediyor. “İyi olan şeyler” gibi kodlamış bu kapıya aklında, güzel ve mutlu olarak sayılabilecek çok az anıyı temsil ediyor, Dany bu yüzden orayı evi olarak benimsiyor ve seviyor.

Çok mantıklı bir görüş bu.:thinking:

Mirri bir büyücü ya hani, acaba bir şekilde Drogo ve Dany’nin oğlunu öldürmesi gerektiği malum olmuş olabilir mi? Dany’nin oğlu dünyaya yıkım getirecekti ve Mirri buna engel olduğunu söyledi mesela. Dediğin gibi Dany’nin önündeki "engeller"den kurtulmak amacıyla bu kadın kullanılmış olabilir mi? Mirri’nin tapınağı ve öldürülen insanların intikamından daha öte, bu yıkım Mirri’ye “Eğer görevini yapmazsan dünyanın sonu bu olur.” demek mi acaba? Mirri Rhaego’nun ne olduğunu biliyordu, nelere yol açacağını da söyledi çünkü.

Bu durum Dany’nin yanmamasını çok güzel açıklıyor aslında… R’hllor Dany’i koruyor. Çünkü onu gelini seçiyor, ona ejderhaları yani çocuklarını veriyor. Aslında bu daha farklı bir açıya çeviriyor olayı. Dany neden yanmadı, ejderhalar nasıl doğdu gibi değil. R’hllor ejderhaların doğumuna yardımcı oluyor, onun sayesinde Dany yanmıyor. Asıl soru neden Dany? Neden onu seçti? AA olduğu için mi? Onun için planı nedir?

Evet aslında, bunun da büyük bir büyü olduğu çok belirgin. Dany bildiğim kadarı ile karnında bir çocuğu büyütebiliyor ama çocuk ölü doğuyor. Karnında yaşayan bir çocuk her seferinde nasıl ölebilir? Bu tek sefer oldu aslında -son kitapta da düşük yapmış sanırım tam bir kesinliği olmasa da bir çocuk daha öldü diyebiliriz- ama Dany de çocuk sahibi olamayacağını dillendiriyor, tek çocuklarının ejderhaları olduğunu biliyor.

Daha önce de söylemiştin, çoğu şey rüyasıyla malum oldu diye. Rüya ona çok şey anlattı aslında. Çocukların olmayacak ama bambaşka bir canlıya analık edeceksin, gücünü toplayacaksın, uçacaksın. Kocan ölecek ama ateşin gelini olacaksın, bir khaleesi olmaktan çok daha önemli bir görevin olacak. Dany bunları bilerek uyandı, ateşe de böyle yürüdü… Zaten her şeyini kaybetmiş gibiydi, Jorah o yüzden ateşe yürüyüp kendini yakmak istediğini düşündü ama Dany kaybettiği şeylerin fedakarlık olduğunu biliyordu. Bu açıdan ilk kitabın son iki Dany POV’u harikulade diyebiliriz…

1 Like

Sağ olasın. :slight_smile:

Evet, katıldığım bir yorum. Lakin GRRM’in bir açıklaması var, başka bir şeyler de çıkabilir altından. Sandığı kadar iyi olmayan bir şeyler. Daenerys ve Kırmızı Kapısı

Belirteyim de haksızlık olmasın; bu fikre kendim kapılmadım, takip ettiğim Greyarea bir başka youtuber ile (ismi hatırlamıyorum) podcast yaparken duymuştum, mantıklı gelmişti.

Sanmıyorum. Büyücü olmak ile kahin olmak aynı şey değil.

Yani… düğün yapıyor isen karını korursun ve gerdeğe girersin; haliyle dediğin gibi bir kereliğe mahsus yanmaz.

Dany, R’hllor’un şampiyonu bence. İsmine ne derseniz deyin. :smiley:

Bu seriye ilk başladığımda bu AA ve buz-ateş arasındaki savaşa çok geleneksel bir bakış açısıyla yaklaşıyordum, haliyle AA herkesi kurtaran bir kahraman idi. Ben de dedim, bütün işi Jon yapar iken son dakika gelip, nasıl o AA olup, kahramana dönüşebilir ki? Bu çok saçma. GRRM bizi yemliyor mu?

Zaman geçtikçe, incelemeye devam ettikçe ve başkalarının da fikirlerini gördükçe AA’nın tüm insanlığı kurtaran kahraman olmadığı sadece kendi tarafının kahramanı olduğu fikri doğdu. Ateşin tarafının. Sonuçta her lider, kendi tarafının kahramanıdır.

Ya aslında buna sebep olacak hastalıklar falan var da fantastik bir evrende olduğumuz için bunu, bu şekilde yorumlamak daha doğru olacaktır.

Evet, aynen bu şekilde. Jorah her şeyini kaybeden birinin öleceğini sandı ama Dany, her şeye yeni başladığını bilerek oraya girdi. Ateşle evlenmek, kutsanmak, vaftiz olmak ve yeni çocuklarına ve gücüne sahip olmak için.

Ben de Dany’nin bu iki povunu bu yönden seviyorum.

1 Like

Arkadaşlar,

“evlilik” meselesi biraz kafa karışıklığı yaratabilir diye anlamanız için bir örnek ekledim. Aslında ilk yazdığımda ekleyecektim ama kafamdan uçmuş.

Bir de ekleme yapmak istiyorum. “Evlilik” muhabbeti kafa karıştırabilir. Bu ciddi manada, geleneksel bir evlilik değil elbette ki… Örnek vermek gerekir ise Bran’a yedirdikleri lapa ile onu ağaçla evlendireceklerini söylemişlerdi. Bu “evlilik” güçleri ve olduğu şeyle bütünleşme; gücünün kaynağı ile bir bütün olma meselesi. Aynı şekilde Varamyr POV’da da kurt-warg ilişkisi bir “evlilik” olarak ifade edilmişti, mantık yine aynı; iki tarafı da sonsuza kadar değiştiren bir olay. Dany’nin R’hllor ile olan evliliği meselesine de bu şekilde bakmak fayda sağlar.

Olası.

Ben şeyi merak ediyorum. Ateş tarafının müdafisini Dany varsayarsak ki bu konuyla beraber bu çok mümkün. Buz tarafının müdafisi ise başka bir karakter olduğunu varsayalım. Bu ikisi arasında siyah buzdan zırhı ve alevli kılıcıyla bir çeşit denge unsuru taşıyan Jon nasıl anılacak ? Oynayacağı rol seride ne olarak geçecek acaba ? Bu arada Jon’un buz ve ateş tarafında yapılacak olası bir antlaşmada nasıl rol oynayacak o da belli değil. Nasıl iletişime geçecek ki ? Bunlar hiç söz konusu dahi olmayabilir.

Jon konusu olduğu için burası çok da doğru bir yer değil tartışma için. Onun hikaye gelişimi ile ilgili olduğu için Jon Snow’un Hikaye Gelişimi uygun olabilir, oradan cevap vereyim.